Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

529. Dergâh Sohbeti — Güzel Ahlâk, Vicdan Azabı, Evlilik ve Zikrullah Dostluğu

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 529. Dergâh Sohbeti — Güzel Ahlâk, Vicdan Azabı, Evlilik…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi, gündüzünüzü hayırlı eylesin. Allâh ayınızı, yılınızı, nefeslerimizi hayırlı eylesin. Son nefeste cümlemize iman nasip eylesin. Her daim kendisini zikreden, kendisine kulluk eden, kendisine tövbeden, hakiki müminlerden eylesin inşâAllah. Dergahdaki kardeşlerim hariç dışarıdaki insanlarla sürekli sorun yaşıyorum. Sizin anlattığınız Sûfî hayatını da yaşayamadığım için iki yüzlü ve kötü bir insan olduğumu düşünüyorum. Ölmeyi bile istiyorum. Bu halde nasıl kurtulabilirim? Bir kimsenin ahlakı güzel ahlak olursa, o zaman içeride de dışarıda da kendisi için, kendi vicdanı için bir problem olmaz. Ama şunu unutmayın. böyle biz güzel ahlaklıyız da, dışarıda hiçbir problem yaşamayacağız.

Hiçbir sıkıntı olmayacak. Veyahut da biz bir dergaha girdik, bir Sûfî hayatın içindeyiz. bütün insanlar da öyle davranacaklar bize. bizim bütün problemlerimiz hal olacak, biz bir problem yaşamayacağız. Ve bütün insanlarla problem yaşamayacağız. Bu böyle bir şey yok. Çünkü İmam-ı Terimiz’in rivayet ettiği hadîs var ya, halkın eziyetlerine katlanmak. Biz insanların eziyetlerine katlanmayı bileceğiz. Bu bir güzel ahlak numunesi olacak. Biz eziyetsiz bir dünya, eziyetsiz bir hayat beklemeyin. Çünkü siz Sûfî ahlakın özelliklerini, Sûfî ahlakın güzelliklerini sergilerken, bu ama içeriden derviş kardeşlerinizden, ama ailenizden, ama sülalenizden, ama dışarıdaki diğer ilişkide bulunduğunuz kimselerden size karşı eksiklik noksanlık yapılacaktır.

Burada önemli olan sizin tavrınızdır, sizin tarzınızdır, sizin burada duruşunuzdur önemli olan. Bu nedir? Siz her halükarda Kur’ân ve Sünnet’e göre davranacaksınız. Bu Kur’ân ve Sünnet’e göre dediğimizde bunun yelpazesi biraz geniş. Kimisine şeriata göre davranırsınız, davranış biçimi olarak. Bu anında vakaya. Özür dilerim. Bu anında vakaya iştahat etmek gibi. Mesela örnekleyecek olursak bunu, kibirlenene kibirleniniz. Karşınızdaki bir kimse var, size kibirlilik yapıyor. Eğer ona tevazu gösterirseniz, o kimse kendi halinde daha da firavunlaşacak. Yok ona tevazu gösterilmez firavunlaşacaksa ne olacak? O kibirlenene, ona kibirleneceksiniz ki o kibirlenmenin ne olduğunu görecek. Olak ki tövbe eder.

Böylece o kibirlenene kibirlenerekten onun normalde kibir damarını kırmayı hedefleyeceksiniz. Ona kibirlenmekten kastınız bu olacak. Ama öyle kimse vardır. Siz o kibirlenince ona tevazu gösterirsiniz. O sizin gösterdiğiniz tevazuyla ne olur? Doğruyu bulur. Ama sizin gösterdiğiniz tevazudan doğruyu bulmuyor kendini. Kendini küçük dalların yaratıcısı gibi görüyor, mahtap bir şey zannediyor. Var mı bu toplumda böyle insanlar? Ona sûfî terbiyesiyle, sûfî ahlakıyla davrandıkça o kendini bir şey zannediyor. O daha da zannedecek, o daha da arttıracak. Bu daha tehlikeli. Neden? O kibirlendikçe firavunlaşacak, ahirete gidecek ona. O yüzden ona devamla hala da tevazuyla davranmanın bir anlamı yok. Eşler arasında dahil.


2. Bölüm

Öyle erkek kardeşler var ki evlerinde eşlerine, çocuklarına ondan iyi derviş yok, ondan başka bilen yok. Ondan iyisi yok, ondan güzeli yok, ondan tatlısı yok. Ondan fazla daha iyi derviş yok. Yok ya böyle değil. Çoluğuna, çocuğuna dervişim diye zulüm. Yok böyle bir şey. Bakaret, küfür. Bir de maneviyatı çok geniş. O kadar maneviyatlı ki. Ona da kibirlenmek. Türk kardeşim sen evde ne terör estiriyorsun? Bu nasıl bir dervişlik? Bu nasıl bir sûfîlik? Bu nasıl bir sünnet ahlakı? Ona da kibirlenmek. Ona da dur ya sen ne yapıyorsun demek? Birinin telefona çıkarardı da, ondan kaynattı. Senden de iyice yırttı. Normalde ona da kibirlenmek. Bunun gibi. Fakat bu sütle de bizler kendimiz Kur’ân ve sünnet tarihinde biz ahlakımızı güzelleştireceğiz.

Dışarıda aynı güzel ahlakla cevap veririz. Biz o güzel ahlaktan ayrılmamaya gayret edeceğiz. Burada kibirlenene kibirlenin demek, sövene sövün demek değil. Dövene dövün demek değil. Allâh muhafaza eylesin. Bunlarla bunu çıkarmayın artık. Biz ne olursa olsun, biz güzel ahlaklı davranmaya gayret edeceğiz. Dışarıda problemde yaşayabiliriz, içeride de yaşayabiliriz. Bakın dışarıda da yaşayabiliriz, içeride de yaşayabiliriz. Ama bunları güzel ahlakla, tatlılıkla savuşturmayı, güzel ahlakla, tatlılıkla karşılık vermeyi göreceğiz. O yüzden biz güzel ahlaklı davranırsak, inşâAllah kendimiz de iki yüzlülükten kurtulmuş oluruz. Dergahta burada zikrullah değil, evde terör estiriyor. Burada nur ala nur.

Sokağa git, Allâh muhafaza eylesin. Biz bunlardan olmayalım inşâAllah. Zikir ve tövbe ile işlenilen günahlardan temizleniyoruz. Peki bu günahlardan dolayı duyulan vicdan azabı nasıl giderilebilir? Vicdan azabının ilacı Allâh’ı çokça zikredip, tövbeye devam etmektir. Ne zaman ki o kimse o günaha hiç dönmedi? Bir daha. Üç ay, beş ay, bir yıl, iki yıl, üç yıl, beş yıl, yedi yıl, on yıl, ne kadarsa. Kalbinde o vicdan azabıyla alakalı o siyah leke ne zaman geçti, o zaman geçecek o. Bunun tedavisi Allâh’ı zikir ve tövbe ve salih iyi ameller işlemek. Bunun tedavisi bu. Yalnız böyle benim vicdanım rahatlandı, temizlendi, tertemizim. Bu noktayı da getirmeyin kendinizi. O acıyı hissedecek insan. Bunu yazan kardeş acıyı hissediyor.

Acıyı hissedecek. Bu acıyı hissedişi inşâAllah Allâh’ım onu tövbenin hakikatine götürecek. Bu acıyı hissetmek onu zikrullahın hakikatine götürecek. O acıyı hissedeceğiz. O sancağı, o sıkıntıyı, o sızıyı, o gönlümüzün daralmasını hissedeceğiz. Ve bir daha tövbe edeceğiz. O vicdan bizi rahatsız edecek, yaralacak. Bizim canımızı acıtacak. Her canımızı acıttığında tövbe edeceğiz. Her canımızı acıttığında secdeye gideceğiz. Her canımızı acıttığında aman diyeceğiz, tekrar geriye dönmeyelim. Allâh’ın zikrine sımsıkı yapışalım. Zikrullah alakalarından ayrılmayalım. Aman diyeceğiz. İyilerin yanında, salihlerin yanında olalım. Bir daha o yanlışlıklara düşmeyelim diyeceğiz. Hiç kimsenin nefis eminliği yok.


3. Bölüm

Öyle biz derviş olduk artık. Bir daha böyle kötülüklere düşmeyiz. Yanlışlıklara düşmeyiz. Sakın ha. Düşer insan. O yüzden zikrullah’a devam, zikrullah meclisine devam, salihlerle beraber olmaya devam, son nefese kadar. Öyle ya biz yaşımızı başımızı aldık. Hiç güvenmeyin. Ben bilmem kaç yaşına gelmiş insanların dergahta ayağını kaydığını görmüş insan. Adam böyle yok ya bundan sonra kırkından sonra da mı olur? 50’sinden sonra da olur. 60’sından sonra ayağı gözü, başı kayan, perişan olan insan gördüm ben. Bakın bir kimse bir dergahtan ayrılır, başka bir derga gider. Orada sımsıkı durur. Sıkıntı yok bunda. Gittiği yer gerçekten de bir Mürşid-i Kamil’in dergahıdır. Bunda bir problem yaşamaz. Bu haktır.

Bunu ehli tasavvuf böyle zikretmez, böyle söylemez hiç. Aman hiç kimse gitmesin diye. Alakası yok. ama nasıl Muhammed’i Mustafa’yı bırakıp da İsa aleyhisselâm’a giderse o kimse mürtet oluyor ya. Neden? O güneşi bıraktı ayağa gitti. Ayağı bıraktı yıldıza gitti. Hadîs-i şerif, şehre göçen insan bir daha köye göçemez. Hadîs-i şerif, siz daha büyüğünü bulmuşken küçüğüne gidemezsiniz. Siz şehre yerleşmişsiniz. Ben gideyim köye oturayım, köyde iki dönüm yerim var. Orayı içtireyim, kafamı dinleyeyim. Caiz değil bu. Bu tembel insanların, mücadeleden uzak olan insanların, bu ileriyi göremeyen insanların yolu. Böyle bir şey yok. Böyle bir şey yok. Ya göçmeyeceksin şehre? Oturacaksın oturduğun yere? Ya da göçtün mü oranın hakkını vereceksin?

Ya gidip bir dergaha girmeyeceksin? Bir sûfî topluluğa bulunmayacaksın? Gidip bir el tutmayacaksın? Ya da tuttun mu hakkını vereceksin ona? Gittin bir dergaha bağlandın, hakkını vereceksin. Hakkını vereceksin oranın. Hakkını vermezsen nimeten ankörlük etmiş olursun. Nimeten ankörlük etme, Allâh elinden alır. Ondan sonra bahanen çok olur senin. O bahaneleri çok dinledik biz, 30 yıl boyunca. Her gidenin bir bahanesi var kız. O haklıdır, şeyhine karşı haklıdır, zakirine haklıdır, dervişine karşı haklıdır. Onun hakkını savunan olmamıştır, onun hakkını veren olmamıştır. Anlat Allâh anlat. Dinle Allâh dinle. Sabah 3 dere kadar dinlemişim, 4 dere kadar dinlemişim ben. Dergahattan ayrılan bir tane haksız insan görmedin mi?

Dinler sen, herkes haklı. Yürü kardeşim ya. Şeyhin var mı senin var, yürü şeyhinin ağzına bak sen. Şeyhinin diline bak. Koşturacak alan var mı var, koş. Benim ayağıma çelme taktılar, iyi düş bir daha kalk. Benim ayağımın taşı aldı, ha sen düz toprakta koşacaksın, rahmanat mısın? Ayağını taş da alacak, ayağını toprak da alacak. Sen düz zannetceksin, yokuş aşağıya gideceksin. Yokuş aşağı diyeceksin, yokuş yukarı gideceksin. Sen düzgün hiçbir şey yok diyeceksin. Bir bakacaksın ki sulak bataklığa gir, düşmüşsün, düşmüşsün. Yürü kardeşim yürü. Yürü, durma. Nefsine uyma. Devam. Dergahta olmak hemen böyle her şeyi bir tamam etti demek değil. Ha, meseleyi toparlıyoruz. Vicdanın rahat olmasını istiyorsan, tövbeye, zikreye, salihlerle beraber olmaya devam.


4. Bölüm

Oradan geri durma. Varsınlar seni burada en sona atsınlar. Hiç kimse senin yüzüne bile bakmasın. Varsınlar senin varlığın yokluğun burada hiç belli olmasın. İşine devam et sen. Yoluna devam et. Küstahlık yapma. Cemaatine devam et. Sen zakirine küstahlık etme. Şeyhine küstahlık etme. Arkadaşlarına kardeşlerine küstahlık etme. Eşine küstahlık etme. Çocuklarına küstahlık etme. Akrabalarına küstahlık etme. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem’e küstahlık etme. Ya böyle sünnet mi olurmuş? Bir laf. Diyorum ahşerde. İnsanlar geldiler. Tam cennete girecekler. Bir adım kaldı. Söyledikleri bir sözden dolayı cehenneme gittiler. Tam cennete girecekler. Bir adım kalmış bakın. Söylediği bir sözden dolayı cehenneme gitti.

Tam cehenneme girecekler. Bir adım kaldı. Yapmış olduğu bir iyilikten, bir salih amelden dolayı söylediği bir sözden, iyi bir sözden dolayı cennete girdi. Eminlik yok. Küstahlık yapma hiç. Hiç kimseye. Bilgeçlik taslama hiç kimseye. Bunlar tecrübe. Bunlar tecrübe. Bakıyorum çok biliyordu o. Yıkıldı. Ondan iyi bilen yoktu. Eşine, çoluğuna, çocuğuna, etrafına çok biliyor ya. Eşini ağlatıyor, çocuklarını ağlatıyor. Çok biliyor çünkü. Eşi memnun değil, çocukları memnun değil. Arkadaşları memnun değil. Gitti. Çok iyi dervişti sözden. Gider. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden tövbeye, zikrullah alakasına, salihlerle beraber olmaya, üstadınla beraber ol. Bu kimseyi üstadım. Tutmuşum bir el. Sen onunla beraber ol.

Sen zikrullahını yap, sen yürü. Ha sen olacaksın, oldun da. Merak etme, rüyanda görürsün sen. Rüyanda görürsün. Senin şeyhin sana yetmezse rüyanda görürsün. Bu alem boş mu? Sahibi Allâh. Sahibi Allâh. Gelir atlının birisi, kemenliğini çıkarır. Atar kemenli, bindirir terkisine gider. Sahibi var bu alemi. Allâh muhafaza eylesin. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz’e zina ettiğini itiraf eden kadın en sonunda Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem tarafından rejim ettiriliyor. Bu kadın tövbe edip Allâh’a yalvarsaydı rejim edilmeden Allâh tarafından bağışlanmaz mıydı? Öyle olsaydı Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin rejim etmezdi. Biz dinin hukukunu, hükmünü Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinden ve Allâh celle celaluhu den iyi bilecek değiliz.

Kadın geldi dedi ki ben zina ettim. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki kimle ettin? Dedi ki filanca adamla, adamı çağırdılar. Adam dedi ki hayır böyle bir şey biz yapmadık. Kadına dedi ki bak bu yapmadım diyor git dedi. Ondan sonra kadın tekrar geldi. Dedi ki yaptık. Ben dedi o karnımda onun çocuğunu taşıyor. Dedi git doğurdu geldi. Doğurdu geldi. Kadın tekrar dedi ki beni temizle. Kadına dedi ki çocuğunu emdir. Çocuğunu emdirdi kadını iki buçuk yıl. Ondan sonra tekrar geldi. Dedi ki beni temizle. Bu sefer Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazreti onun akrabalarına sülalesine, köyüne, kavmine haber gönderdi. bunların akli dengelerinde bir problem var mı?


5. Bölüm

Olmayan bir şey oluyormuş gibi yapıyorlar mı? Böyle bir dengesizlik var mı diye. Böyle bir dengesizlik yok. Ondan sonra kadının recmetti. Sahabeler kerih bakacak oldular ona. Dedi ki hayır ona kimse kerih bakmasın. Cennetlik birini görmek istiyorsanız buna bakın. Namazını kendisi kıldırdı. Cennetlik birini görmek istiyorsanız buna bakın dedi bir de. Dinin hukuku bu. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazreti diyor ki kim birini haksız yere öldürülse onun öldürülmesi. Hangi evli erkek veya kadın zina ederse onun öldürülmesi haktır. Bu üçü hak. Bir de kim? Dininden dönen. Üçüncüsü dininden dönen kimse. Hadiste sabit. Sahi. Bunun üzerinde şeyh şüphe yapacak bir şey yok. Çünkü İslam hukukcuları normalde hukuka delil teşkil edecek olan hadisleri ayrı incelemişler.

Mütevatir noktasında bu. Bunlar mütevatir noktasında. Bütün ashab bundan haberi var ya. Öyle bir kişi söylemiş iki kişinin yanında söylenmiş şeyler değil. Umuma söylenmiş. Bütün sahabeye söylenmiş şeyler. Bir, haksız yere bir kimse bir kimseyi öldürürse. İki, bir kimse dininden dönerse. İslam’ı seçmek zorunda değil hiç kimse. Silah soruyla İslam’ı seçmek böyle bir şey yok. Dinde zorlamak yok. Sen onu zorla Müslüman etmek zorunda değilsin. Böyle bir şeyi de zorlayamazsın. Ama o Müslüman oldu mu oldu. O İslam dininden çıkamaz. Bunu bile bile kabul ediyorsun giriyorsun. Bunu bile bile kabul ediyorsun giriyorsun. Buradan geri dönüşün yok kardeşim. Üçüncüsü ne? Evli kadın veya erkek. Zina edersen onun da öldürülmesi hak.

Bakın, bir suç vardır toplumu ilgilendirir. Bir suç vardır bireyin kendisini ilgilendirir. Sadece bireyin kendi dairesindeki, özel dairesindeki bir şey ise bunlar tövbe, bunların had cezası yoktur. Had cezaları bellidir. Bir kimse açıktan eşkare içki içmesi, açıktan eşkare kumar oynaması. Bu noktada evli bir kimsenin mesela bunlar had cezası. Evli veya bekar kimsenin zina etmesi. Bekar olursa değne kuruluyor, evli olursa rejmediliyor. Toplumu korumakla mükelleftir. Din. Toplumu korumakla mükelleftir. Bir kimse gider birisinin o zaman malını çalar, tövbe edeyim düzelsin der. Bunun ucuk açık olur o zaman. Allâh muhafaza eylesin. Evli bir erkeğin veya bayanın lisedeki arkadaşlarıyla konuşması caiz midir?

Karşı cins ile. Samimi bir şekilde konuştuğunu öğrenen eşine boşanma hakkı doğar mı? Bundan boşanma hakkı doğmaz. Bunlar böyle edebe mungayir şeyler. Nasihat edilmesi, tembih edilmesi şeyler. Bunlardan kadınların da erkeklerin de uzak durması lazım. Erkekler bunu kendine bir hak olarak görmeyecek. Erkekler bütün bayanlarla görüşecekler. bunun kendilerine hak görüyorlar. Kadın görüşmeyecek. Erkeğe aram olan kadına da aram. Erkeğe farz olan kadına da farz. Erkekler bunu hak olarak görüyorlar. Yapmayın. Evinizin tadını bozmayın. Ağzınızın tadını bozmayın. Bunun kadınların da yapması uygun değil. Erkeklerin de yapması uygun değil. Uygun değil. Veya bazı derviş kardeşler kadınlarla fazla haşır neşir.


6. Bölüm

Onlara yol anlatacak. Onlara bir şey anlatacak. Yapma kardeşim. Yapma. Eşin rahatsız oluyor. Etrafın rahatsız oluyor. Yapma. Bu oyuna ne o? Telefonunda bir sürü kadın. Her gece onlarla mesajlaşacak. Onlarla görüşecek. Onlarla konuşacak. E ben bunlara Kur’ân Sünnet dairesinde âyet hadîs paylaşıyorum. Ya paylaşma. Bir başkasının kendine yapılmasını istemeyen şeyi başkasına yapma. Erkeğim diye ortanın tozunu dumanını katma. Eşinle ben âyet hadîs paylaşıyorum dese bir sürü adamla âyet hadîs paylaşsa ne yapacaksın? Yapma. Yıllar önce bir gün otobüste gidiyorsun. erkeğin birisi oradaki bayanı anlatacağım diye uğraşıyor. Âyet hadîs böyle. Bakıyorum tavır ve davranışlarına. Yazıyor kadına. Kendi kendime düşünüyorum.

Şimdi diyorum âyet ve hadisi dini istismar ediyor. Asıl istismar bu. Ona din tebliğ edeceğim derken yazıyor kadına boyuna. Ben de oturuyorum böyle arabanın otobüsün en sağ köşesinden. Baktım otobüste öyle. Bana dönse baksa söyleyeceğim lafı. Yapma. Âyet hadisle bir kıza yazılacağım diye uğraşma. Bu mendeburluğun dibi. Âyet hadisle bir erkeğe yazılacağım diye uğraşma. Bu mendeburluğun dibi. Dergahı, tarikatı, cemaati içinde bulunduğun grubu kullanarak bir kadına yazılacağım diye uğraşma. Bu mendeburluğun dibi. Bir kadına yazılacağım diye uğraşma. Bu mendeburluğun dibi. İçinde bulunduğun cemaatı bahane ederekten bir erkeğe yazılmaya çalışma. Bu mendeburluğun dibi. Bu semazenliğini kullanarakten, Mıtrıptaki hizmetini kullanarakten, dergahdaki hizmetini kullanarakten, buradaki dervişini kullanarakten bir kadına, bir kıza yazılmaya çalışan mendeburluğun dibi yapma.

Sen o semazen elbisesinin içinde bir adamsın. O elbiseye çıkınca adamlığın kalmaz sana. Millet senin elbisene bakaraktan sana temanna ediyor, sana iyi davranıyor. Yapma. Başındaki sikke, oradaki vazife ne göre sana davranıyor. Yapma. Yapma. Bunlar manevi tokadı gerektiren şeylerdir. Tokadı yersin, sesini 3 yıl sonra duyarsın oğlum. Tokadı yersin, sesi 5 yıl sonra gelir sana. Güvenme. Sen tokadı yersin, 10 yıl sonra sesini duyarsın. 10 yıl sonra hissedersin. Neden? Sen körsün çünkü. Sen sağırsın. Kör ve sağır olduğundan dolayı, kör ve sağırlığına göre 10 yıl sonra sesini duyarsın. Uyarılarımızı dikkate alın. Dikkate alın. Çünkü bir çok insanın gözyaşı var burada. Bir çok insanın alın teri var.

Zahiri olarak. Bir de işin manevi tarafı var. Bütün peygamberlerin, bütün sahabelerin, bütün pir efendilerin, bütün şey efendilerin duası var. Sana merhamet ediyorlar, şefkat gösteriyorlar. Sen bunu yanlış olarak değerlendirme. Bu halen başı boş değil, Allâh muhafaza eylesin. O yüzden evli erkekler, evli kadınlar, evli olup olmaması şart değil. Pekarlar için de geçerlik. Yasak kardeşim. Yapmayın. Facebook’ın da, Twitter’ın da, ne bileyim özel şeylerin de bir sürü erkeklerle konuşacak, atışacak, tartışacak, laflaşacak. Erkeklerin de, şeyin de, Facebook’ın da konuşacaklar, anlaşacaklar. Tartışacaklar. Gerek yok kardeşim yapmayın. Yapmayın. Otur bir tesbih lâ ilâhe illâllah çek. Otur bir tesbih lâ ilâhe illâllah çekmeyen sabaha kadar Facebook’ta takılıyor.


7. Bölüm

Dersini çekmiyor sosyal medyada dolaşmaktan. Otur dersini çek. Otur namaz kıl. Otur Allâh’ı zikret. Allâh’ı zikretmekten uzak, sosyal medyaya yakın. Allâh’a uzak, sosyal medyaya yakın. Allâh’a uzak. Ama sosyal medyaya çok yakın. Allâh muhafaza eylesin. Bak yine aynı minvalde, coşmuş millet bu gece. Evli olsun bekar olsun bir kimsenin karşı cinsi olan saplantısından kurtulması nasıl mümkündür? Allâh’ı çok zikretcek. Allâh’ı çok zikretmekten uzak, sosyal medyaya yakın. Allâh’a uzak, sosyal medyaya yakın. Allâh’ı çok zikretmekten uzak, sosyal medyaya yakın. Evli ise helalinden başkasına gözünü, gönlünü, kalbini kaydırmayacak. Sen evlendin mi kardeşim? Kaydırma gözünü, kalbini. Sen Allâh’ım de. Evliliğini sımsıkı tut.

Kadın erkek önemli değil. Gerçek önemli değil. Bekar mısın? Evlen kardeşim bir an önce. Bir an önce git evlen. Hem evlenmiyorlar, kadınlar da erkekler de. Bir sürü ölçüleri var, bir sürü istekleri var, bir sürü önemli meseleleri var. Neler var, neler var, neler var. Birisine araya girmeye, devreye girmeye korkar oluyor insan. Kriterleri var, var da var. Dolu. Ya dinlerken yoruluyor insan. Dinlerken yoruluyor. Bayanlar da aynı, erkekler de aynı. Dervişi de aynı, derviş olmayanı da aynı. O kadar çok kriterleri, o kadar çok özellikleri, o kadar çok ya her şey çok. Ve insanlar buna rağmen evleniyorlar ya, bir de işin o tarafı var. o kriterleri, o özellikleri, o ne bileyim, istenilenleri veya yapılacak olanları bakınca ben yoruluyorum, millet evleniyor.

Yok bir yıl nişanlı kalacak, yok iki yıl nişanlı kalacak, yok onun evi şöyle olacak, yok onun yastığı böyle olacak, yok fıstığı böyle olacak. Yok şurası şöyle olacak, yok Allâh’ım diyorum bu insanlar ne hale geldi ya. Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, sevdiriniz, nefret ettirmeniz, hadîs-i şerifi nerede kaldı bilmem. Çok basit, ben seninle evlenmek istiyorum, sen de kabul edersen evlenelim. Bu kadar basit. Bu kadar basit. Evlenmeyi düşünüyorsanız evlenelim. Bu kadar basit. Yok. bu kadınlar veya erkekler meselesi değil, herkes de var bu sıkıntı. Kolaylaştırmak yok. İşini soracak, ne kadar maaş aldığını soracak, evini soracak, evine bakacak. Bir de evine bakıyor. Ne kadar maaş alıyor onu soracak adama.

Ne kadar alıyor, nereden alıyor, nasıl alıyor, nerede yaşıyor. Onu arabayla gezdirebilecek mi? Onu haftada kaç sefer dışarıya yemeğe çıkarabilecek? Kriterlere bakın. Her sene ömreye götürebilecek mi? Onu hacca götürebilecek mi? Araba alabilecek mi ona? Bunlara ulaşan bir erkeğin yaşı zaten kırka gelmiştir. Bir kimse ev alacak, araba alacak, ev alacak. En kötü ev yüz elli milyar lira. Öyle evi de istemiyorlar. Öyle bir iki oda, bir salon da o evde oturulur mu? 180, 190, 200 metrekare ev lazım. Öyle evi olunca tabi bir de kadın lazım. E o eve bir de eşya lazım. Ya adam bunları elde edince seni ne yapsın zaten? Şimdi o tarafına bakmıyor. Aynı şey, erkekler için de geçerli. Kadın güzel olacak, boyu posu yerinde olacak, maaşı yerinde olacak.


8. Bölüm

Yoksa kayınpederinin malın ölkü yerinde olacak. Ulan adam sanki borsadan kağıt alıyor. Adam karının yeryüzünde dolaşan hazinesini arıyor sanki adam. Adam demiyor ki ben adam gibi adamlık yapar, hanımıma da bakarım, çoluğuma, çocuğuma da bakarım. Adam yeryüzünde dolaşan bir de karını arıyor. Şimdi o derse gelmiyor, en enteresan o. Adam bir de benden, bu kadın, boyu düzgün olacak yani, boyu yüksek olacak. Boyu böyle 1.70’lerde filan. Ben böyle ciddi ciddi, sahip de aşağıda bizim. Havlucu dükkanında oluyor. Bu geldi, selamın aleyküm, aleyküm selâm. Efendim, evlenmeye karar verdim dedi. Ben kalktım, dedim ya muhteşem bir karar vermişim. Gel dedim, annenden öpeyim bir seni. Evlenmeye karar verme kolay bir şey değil.

Ben o taraftan bakıyorum, o başka taraftan bakıyor. O bulunmayan hit kumaşıymış meğerse. Evlenmeye karar vermiş ya, herkes evlenecek onunla artık. Sırada herkes. Yalnız dedi benim dedi kriterlerim var, iyi. Ben o zaman anladım, bunun kafası yerinde değillerim. Kriterleri var. Kriterleri var. Ben de o kriterleri karşılayacak adamım sanki. Başladı sıralamaya. 1.70’den aşağı olmayacak. Ondan sonra böyle söyleyince boktum dedim. 1.70 olunca dedim, kiloda dedim, önemli bunu. Tabii dedi, ondan sonra. Dedim, 70 kilodan fazla olsun. Dedim 70 kilo 1.70’e uygun mu dedim ben. 5-10 kilo daha aşağı inse. Yok yok yeterli, önemli değil. 70’i aşmasın dedi. O an dedim şu dergâh neler yetiştiriyor ya. Esmer istemiyor.

Ama beyaz da istemiyor. Böyle buğday tenli mi dedim ben, biraz açığı dedi. Tamam. Ama buğday tenli biraz açığına mavi göz istiyor. Durdum buğday tenli mavi gözü hiç dedim ömrü hayatımda gördün mü? Yok görmedim ben. İyi, bir de çalışan olacak, maaşı düzgün olacak. Mümkünse ailesinin dahali vakti yerinde olsun. Böyle baktı baktım bak şimdi. Adam ciddi. Dedim oğlum fabrikalar iflas etti. Böyle bir mavi gözü istiyor. Fabrikalar iflas etti. Böyle bir şey yok. Zaten bulursam dedim ben varım burada dedim. Ama böyle bir kimseye. Böyle baktı bana şimdi bu. Ben oğlum dedim fabrikaya sipariş mi veriyorsun sen evlenecek. Ama o ciddiyetten o şeyden geri kalmıyor. bu böyle bir kimseyle evlenecek o kafaya koymuş.

Ondan sonra dedim valla. İnşâAllah dedim denk gelirse haber vereyim ben sana. Şimdi nasıl bir kimseyle evlendiğimi söylemeyeyim size. Allâh selametlik versin. İnsanlar bu hale geldiler. Bakın bu hale geldiler. Ondan sonra etrafa su salıyorlar artık. Din anlatacaklar etrafı. Bırakın kardeş evlenecek olan evlensin düzgün. Bekarlar su salmayın iki tarafı. Evleneceksiniz düzgün evlenin. Kız erkek hiç erim değil. Bayan mısın evet evlenmek mi istiyorsun. Birisi hoşuna mı gitti. Söyle babana. Peki baba beni filanca ile evlendir git söyle. Baban gitsin söylesin ona. Sünnet. Sünnet. Selamun aleyküm aleyküm selâm. Bizim kızımız sana talip. Evlenmek istiyorsanız gelin buyurun görüşün. Bu kadar. Anne baba çocuğunu evlendirmek zorunda.


9. Bölüm

Çocuk birini istiyor mu evet. Erkek kız istiyor mu istiyor. Evlendir kardeşim. Zora sokma. Olumsuzluklar varsa olumsuzlukları şöyle anlat. Peki böyle olumsuzluklar var. Evlenmek istiyor. Allâh yolunu açık etsin. Evlendin mi evlendin. Evine sahip çık kardeşim. Kız erkek hiç önemli değil. Eşine sahip çık kız erkek hiç önemli değil. Çoluğuna çocuğuna sahip çık kız erkek hiç önemli değil. Zulmetme birbirine. Şu dünyayı birbirinize zehir etmeyin. Bu hayatı evli olanlar birbirinize zehir etmeyin. Olmuyor mu. Boşanmak da hak. Allâh’ın hiç sevmediği bir helal. Ama bir helal. Otur de ki hanım bey bu olmuyor bak. Hadi biz tatlı bir şekilde bakalım oğlumuza. Bak sen bey ortalığı kırıyorsun döküyorsun yakıyorsun.

Olmuyor. Çocuklar senin ben babamdan gelirken çocukla gelmedim. İşin gücün rast gelsin. Veya erkek kadın olmuyor. Erkek desin ki hanım olmuyor bak. Gel bırak çocukları sen babandan sen çocukla gelmedin. Eyvallâh. Bak işine. Erkek o sorunumu alacak üzerinden. Veya ta kadınlar küçük çocuklar var. Diyecek ki bak sen çocuklara. Ben bütün masrafı karşılayayım. Eyvallâh. Birbirine zulmetmeye gerek yok. İş yeri açmak için banka kredisi çekmek caizidir. Bakın böyle sorular sorarsanız bana. Ben direk şunu söylerim. Darül harpte harbiyle müminin arasında faiz yoktur. Bunu televizyonlardaki oradaki buradaki fıkıh profesörleri böyle söyleyemezler bunu. Ama hanefiye göre darül harpte harbiyle müminin arasında faiz yoktur.

Harbi kim gayrim gayrim İslam olanlar. Hayır İslam olanlar. Banka. Türkiye Cumhuriyeti Devleti İslam Devleti mi? Hayır. İslam hukuku mu var? Hayır. O zaman buradaki bankacılık sistemi İslam hukukuna uygun mu? Hayır. O zaman ne olmuş oluyor? Harbi olmuş oluyor o kimse. Onunla arasındaki muamele faiz oluyor mu? Hayır. Devleti geçerli vergiydi, algıydı, SSK’ydı, oydu, buydu her türlü muameleler. Devlet bir ay ödeyemezsen ödeyemedim deyip de senin kara kaşına kara gözüne bakar. Evet ya bu sakallı faizden korkar. Bu kasti ödememezlik etmemiştir. Ödeyememiştir. Sana gecikme faizi bindirmeyeceğim demiyor. Kim olursa ne olur. Gecikme faizini çakıyor sana. Ve onu da helal görüyor. Bir kimse faizi normal görür, helal görürse o İslam değildir.

Bu kim olursa olsun. Devlet faizi kendine helal görüyor mu? Görüyor. İslam değil o. Zaten İslam olmadığını beyan ediyor zaten. Bu noktada bir sıkıntı yok. E o zaman bir kimsenin bankayla olan alışverişinde faiz olmuyor. Ama burada şerh düşüyor. Şerh düşüyor. Mümkün olduğunca uzak durun. Çünkü parmağınızı, serçe parmağınızı kaptırırsanız eliniz kolunuz gidebilir. Elinizi kolunuzu kaptırırsanız vücudunuz gidebilir. Faiz ve faizciler böyledir çünkü. Normalde mahalle arasındaki, sokak arasındaki, esnaf arasındaki faizciler de aynıdır. Onlar da aynı işimi yaparlar. Onlardan daha merhametlidir devlet ve bankalar. Çünkü onların, sokaktakilerin hiç merhameti yoktur. Gelir senin eşini rahatsız eder, çocuğunu rahatsız eder, evini rahatsız eder, kapının önünde durur.


10. Bölüm

Öyledir onlar. Onların ahlakları yoktur çünkü. Onların edebleri de yoktur. Onların disturları yoktur. Bunlar her türlü edepsizliği, her türlü distursuzluğu yaparlar. Allâh muhafaza eylesin. Ama bir kimse bunu yapıyor, buna bir şey demem. Hanefi hukuku noktasında. Tavsiyem şu, uzak dur. Mustafa abi ben Tuncay. Karaca Bey sizi bekliyoruz. Tuncay bu senin yazın değil. Yok benim yazın değil, ben yazdırdım. Yazdırdın, helalın var. Bakın abim de, Allâh’tan ben evliliğim yani. O kriterler bende yok. Senin evliliğin? Benim evliliğim zaman bana tacat başına yapmayacak. Senin kriterin de o evliliğin. Senin evliliğin? Benim evliliğim zaman bana taze fasulye yapmayacak. Senin kriterin de o evlenince sana taze fasulye yapmayacak.

Başka bir kriter yok mu? Yok abi. Ama hiç bir şey değilmiş seninki ya. Bak bunu da ilk defa duyuyorum. Evlendiğinde hanımı, onun evlenirse taze fasulye yapmayacak. Tek kriteri bu. Üstelerse bir daha ayağından atacaksın ona. Dövmezsin, ayağından atarsın. Kadına el kalkmaz, ayağından asılır diyorsun. Ayağından atarım. İki gün bir daha aç bırakacaksın. Allâh belanı versin. Allâh belanı versin. Sana aç bırakacaksın. Allâh bırakmıyor, sen bırakacaksın aç demek. Allâh reza kıkerim. O aç bırakmıyor, insanoğlu aç bırakıyor işte. Sana ayağından atsan için Allâh vermiyordur sana. Allâh kadınlar için diyor ki erkeklere, bunlar size Allâh’tan birer emanettir. Allâh’ın emanetini nasıl ayaktan atacaksın? Nasıl aç bırakacaksın?

Allâh’ın emanetini yemeyeceksin, yedireceksin, içmeyeceksin, içireceksin. Geymeyeceksin, giydireceksin. Allâh’ın emaneti. Sen ağıracaksın, onu güldüreceksin. Sen üzüleceksin, onu sevindireceksin. Sen acıyı çekeceksin, onu tatlı yaşatacaksın. Sen kıracaksan onu kırmayacaksın. Sen incineceksin, onu incitmeyeceksin. Ya anlamasın? Anlamasa anlamasın, Allâh’ın emaneti ya. Ben kapanmayacağım, kapanmayacak. Allâh sana bir emanet vermiş. Cenâb-ı Hak diyor ki emanetleri korumanız, yerli yerinde kullanmanız Allâh’ın hoşuna gider. Emaneti yerli yerinde kullanmamak, emaneti hıyanet etmek ne elamet idi? Münafıklık elameti. E kadınlarınız size Allâh’tan birer emanet mi? Emanet. O emaneti üzerseniz, kırarsanız, incitirsiniz.

O emaneti yerli yerinde olması gerektiği gibi muamele de bulunmazsanız, üzerinize münafıklık elamet olur. Bu nasıl dervişlik olacak o zaman? Allâh muhafaza eylesin. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri uzun müddet kadınlara dövülmesini yasakladı. Hazret-i Ömer radıyallâhu anh Hazretleri bir gün geldi dedi ki, ya Resulallah şu yasağı kaldır artık. Kadınlar dedi, kral kesildi başımızda dedi, ona tebessüm etti, kaldırdım dedi. Onu tebessüm etti, onun o haline. Allâh muhafaza eylesin. Hadîs-i şerif Mucibince Hazreti Allâh, kim beni anlarsa ben de onu anlarım. Kim beni bir mecliste anlarsa ben de onu daha yüce, daha hiyyalı bir mecliste anlarım. Sikrederim. Bununla alakalı müfessirlerin ortak bir tefsiri var.


11. Bölüm

Diyorlar ki, Allâh’ın bir kimseyi zikretmesi, onu anmasının en aşağı hali. Onun bütün günahlarını affetmesi, onu anmasının en aşağı hali. Bunlar müteşebi. Allâh’ın kulunu zikretmesi müteşebi. Bu müteşebi’nin üzerinde istediğiniz anlamı manayı mı? Kimi? Kimi? Yerleri. Bu yerdir. Bunlar yerdir, kimleri? Bunlar şeritleri. Bunlar siyahları, bu yerdir. Bu yerdir. Bu müteşabihin üzerine istediğiniz anlamı, manayı yüklüyebilirsiniz. Size ait olur. Umuma ait olmaz. Ama bu söylediğim genelde sahabelerin ve tabiinin tefsiri. Böyle olunca o zaman bir sahabenin ve tabiinin haddi aşmayan bu tefsirinde kalalım. Din olarak anlatacak olduğumuz şey. Bunun en altı neymiş? O kimseyi af muafret etmesi, temizlemesi.

Allâh’ın o kimseyi zikretmesi onun dostluk yolunu açması ona dost olması zikrettiği müddetçe o kimse Allâh onunla dosttur. Zikrettiği müddetçe bu zikrullahı devam ederse her devamlı dostluk perde perde tesbih tanesi gibi birbirine eklenir. İnşâAllah onu bu dostluk zikrullah bitince biter. Anlaşıldı mı mesele? Zikrullah esnasında duanın kabul olması, zikrullah esnasında bereketlenmesi, zikrullah esnasında harikulade haller yaşaması, zikrullah esnasında halinin açılması hep bunlar zikrullah da olur. O kimse çünkü burada tabiri caizse gölgeden dostluk kazanıyor, gölge değil. Zikrullah bir amele, bir şeye bağlı olan dostluk bu. Bir şey yapıyorsunuz, o şeye bağlı olan dostluk. Oruç tutuyorsunuz, oruç tuttuğunuzda hususi bir size dostluk perdesi açıyor.

Namaz kılıyorsunuz, size hususi bir dostluk perdesi açıyor. Namaz kıldığınız müddetçe, namaz esnasında namaz mü’minin miracıdır, namaz mü’minin miracıdır. Senin namazın miraç oldu. Namaz kılmazsa miraç olmadı. Oruçluğunun nefesi bana misgamber gibidir, oruçluğunun. Oruçlu değilse misgamber değil. Bir sebebe, bir hale bağlı bir şey. Kim zikrederse ben de onu zikrederim. Zikrullah’a bağlı bir hal. Kim tövbe ederse onun tövbesini kabul ederim. Tövbeye bağlı. O kimse zikrullah ettikçe, zikrullah ettikçe her zikrullah esnasında o zikrullah haline bağlı bir dostluk perdesi açıldı ona. Cenâb-ı Hak bizi dostluğunu perşinleyen kullarından eylesin inşâAllah. Ben yine zikr ile alakalı bir hadîs okuyacaktım ama bu hadîs olunca sohbetin sonu böyle oldu.

Hakkınızı helal edin. Âmîn. Âmîn. Altyazı M.K.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Kalb, Sünnet, Şeyh, Tesbîh, Mîrâc, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı