Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm, Allâh gecenizi hayır eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gününüzünüzü hayırlı eylesin, ayınız, yılınız, ömrünüzü hayırlı eylesin. Gittiğimiz, ziyaret ettiğimiz yerlerde ziyaret ettiğimiz kimseler herkese selam söyledi. Cenâb-ı Hak onları da inşâAllah bizleri de katından muhafaza etsin, korusun inşâAllah. Bugün soru fazla, yine bir tane hadîs okuruz, hakkınızı helal ediyoruz. Geç kaldık ama Allâh’ım iyi etsin bizi de inşâAllah. Çocuklarınızı onların yaşayacağı zamana göre yetiştirin. Bu konuda nasıl bir yol izlemeliyiz? Biz onlara doğru Kur’ân ve Sünnet’i temel olarak verelim. Cenâb-ı Hak inşâAllah onları hayırlı bir yöne çevirecek. Ama normalde bu iş olarak, sanat olarak, ticaret olarak kendi mesela bir baba veyahut da ailenin büyüğü kendince kendisine bir iş tutturmuş, bir sanat tutturmuş.

O sanatla kendince bir yere kadar getirmiş. Ama çocuğunu daha ileri yönelik yetiştirme, daha donanımlı yapma, daha böyle etraflı yetiştirme de mümkün mü değil. Anne baba çocuğu orada kalsın istiyor mesela aynı noktada dursun istiyor. Bunlar hoş değil veyahut da ticaret yapıyor örneğin. Küçük dairede ticaret yapıyor, risk almıyor. Ama risk almayınca onun ticareti büyümüyor. Veyahut da bir çeşit değiştirecek orada büyük baba o çeşit değişikliğini göze alamıyor. onun yanına şunu da koyalım dediğinde bunu kabul etmiyor. Kendisi o eski noktada duruyor. Bunlar bunlarla alakalı Allâh alem. Bu tabi duruma konuma şehre orada ticaretin geldiği noktaya göre değişiyor. Mesela örneğin zaman zaman bizim derviş kardeşlerde doluyor.

Onlara yanında şunu yapın şunu şöyle yapsanız daha iyi olur. Bunu böyle yapsanız daha iyi olur. O kardeş saplantı halinde orada duruyor. Kendisini değiştirmiyor kendisini geliştirmiyor kendisini daha ileriye atacak konuma getirmiyor. Ama ürküyor ama korkuyor ama risk almıyor. Ama normalde bu noktada kendince saplantı halinde o noktada duruyor. Bunlarla alakalı bu çocukların üzerinde olduğu gibi bugünkü insanların üzerinde de var. ticaretini geliştirme, ticaretini büyütme veya bir sanat yapıyorsa sanatını daha ileriye götürme. Sanatını daha ileriye götürürken kendisinin icra ettiği sanatı bu kaportacı olur tamirci olur, boyacı olur, usta olabilir, marangoz olabilir, mobilyacı olabilir. Bunun gibi el sanatlarıyla alakalı bunu daha ileriye götürme.

Daha iyi yapma, daha güzel yapma, daha tertipli yapma, daha düzenli yapma, daha teknik yapma. Bunun gibi kendisini geliştirme daha ileriye götürme noktasında inşâAllah olması gereken şey. Bu dergâh için de geçerli. normalde bir kısmı mesela klasik eski öğretide kalıyor. Klasik eski noktada duruyor. Kendisini güncelleyemiyor. Kendisini güncelleyemeyince o da tıkanıyor. örneğim, bunlar örnekliyorum. Önceden böyle bir yer tutma. O yerde insanların toplanması yoktu benim dergaha girdiğimde. Evlerde toplanılıyor. Beş kişi, on kişi, yirmi kişi, otuz kişi, elli kişi. Benim dergaha girdiğimde öyleydi. camiye çıkmıyorlardı mesela. Ne bileyim böyle atılım yapmıyorlardı. Ben böyle baktım ettim beş altı ay böyle.


2. Bölüm

Ondan sonra üç beş ay izliyorum. Ama normalde mesela örnekliyorum şimdi bunlar. Allâh affetsin. Biz Şeyh Efendi geldiğinde Tire’ye gelirdi. Bayındır’a gelmezdi mesela. Bayındır’da şey, yeni yan. Ondan sonra bir de oradaki Zakir kardeş böyle şey yapardı. işte siz gelin ve hatta oraya gelmiyor. Gelmiyor bir şekilde. Böyle bir hegemanist yapı kurarlar. Şimdi mevzu başka yere kayacak. Normalde Zakirlerde bu tip şey vardır. Zakirlere alaşağı etmek için değil bu. Öyle bir hegemanist yapı oluşur kendiliğinden. Zakir onu kendi üzerinde göremez. Kendi üzerinde göremeyince böyle ki benim elimin altında olsun. Benim istediğim gibi olsun. Benim istediğim dairede olsun diye. Hegemanist bir yapı kurar. Eski Zakirlerde bu daha çok da yok.

Bu böyle bir içgüdüsel bu. Bunu böyle şey olarak nasıl söyleyeyim. Düşünerekten yapılmış bir şey değil bu. adım atacaksın onun izniyle atacaksın. bir yere gideceksin onun izniyle gideceksin. Bir şey yapacaksın onun haberi olacak. nefes alsan onun haberi olacak. Böyle bir hegemanist yapı. Örneklerim. Biz hepimiz de sokaktan gelmeye insanlarız. Zikrullah da ayağa kaldırmış. Kalktık ayağa. Hepimizin ayağı ağrıyor. Bir de altımızda tahtanın üzerinde Zikrullah yapıyoruz. Tahtanın üzerinde eski çaputlardan bir kilim var. O kilimin üzerinde Zikrullah yapıyoruz. Zaten ne diz kalıyor ne ayak kalıyor. Bizim Zikrullah yaptığımız yerde Bayındır’da. Biz milletin ayağı ağrıyor. Kimse sıfırdan dervişlikten gelme bir kimse değil.

Cami cemaatı değil. Oturmamış etmemiş herkesin dizi ağrıyor. Ayağı ağrıyor. Biz dedik. Kalktık ayağa. Ayakta Zikrullah’ı yaptık. Her yerde de böyle insanlar da vardı. Mesela oradaki Zakir’e yarancak. Abi Mustafa abi ayağı kaldırdı bize. Nasıl kaldırır ya o ayağı kaldıramaz. Neden ayağı kaldırması için nakip olması gerekir. O nakip değil ki daha. Beş kişiyiz orada on kişiyiz. Düşünebiliyor musunuz? Bunlar şeytani hastalık. Orada üç kişi ya. Burada bir şey oluşuyor daha. Ya sabret sakin ol. müdahaleci etmeye müdahale etmeye gerek. Ama Oral’ın abisi ya o. Ondan sonra işini gücünü bırakmış gelmiş. Bayındıra. abi hoş geldin hoş bulduk filan. Laf döndü dolaştı nasıl ayağı kaldırırsan. Hiç seslenmedim.

Hiçbir şey demedim ben. yanlış yapmışız eksik yapmışız bir şey demedim ben. Kaldırdım telefonu selamın aleyküm aleyküm selâm. Dedim hakkını helal et. Bir hatamız kusurumuz olduysa dedim. Biz dedim böyle böyle perşembe günü. Bak perşembe günü ders yaptık. Cuma gün. Adam geliyor bize neden ayağa kalktınız diyor. Dedim böyle böyle biz ayağa kaldırdım. Benim böyle bir şeye yetkim var mı yok mu bilmiyorum. Ama bizim buradaki arkadaşların hepsi de sokaktan gelme. Hatta sokaktan gelme demedim. Hakkınızı helal edin. Lafımı değiştirmeyeyim. Aynısını söyleyeyim. Biz hepimizden hepimiz dedim. Meyhaneden kalkmayın sana dedim. Bizim dizlerimiz ağrıyor. Biz de ayakta zikrullah yaptık dedim. Ama dedim isim de vermiyor.


3. Bölüm

Birileri geldi dedim. Bununla alakalı bize dedim laf söyledi. Benim şeyhim sen misin dedim o mu? Bir laf. Benim şeyhim kim dedim? Tabi biz o zamanda fitursuzuz biraz. Telefonda bana hiç unutmuyorum. Senin şeyhim bizik dedi bana. Böyle bir telefondayım mı? Bir telefon dondu. Sen dedi ayakta da otururken, havada, denizde, karada, yatarken, kalkarken nasıl istiyorsan dedi zikrullah yaptırın dedi bana. İstediğine ders yerin, istediğinden ders alın, istediğini çavuş eden, istediğini nakip eden. Bunu söylediğinde ben daha çömezim. İstediğini kovan, istediğini atan, istediğini alan dedi. Onun kendi şivesiyle söylüyorum. Böyle sıraladı. Bunu daha önce de başka bir meselede de sıraladıydım. Yine aynen sıraladı.

Bana zakirlik verirken de sıraladıydı onu. Anlaşıldı mı Mustafa Efendi dedi. Anlaşıldı mı? Anlaşıldı mı Mustafa Efendi dedi. Anlaşıldı efendim dedim ben. Selamun aleyküm, aleyküm selâm. Kapattık. Cuma geçti. Cuma ertesi yine ders alacak. Ben bu sefer ayakta başlattım. Hiç oturmadı. Önceden şeyleri ne o? Balışlamaları oturuyorduk. Üç tevhid vurup ayağa kalkıyorduk. Gene yaparım ben onu. Bu sefer ayakta başladık. Vur zikrullahı duvarlar yarılıncaya kadar. O söyleyen kimse, onu biliyorum ben tabi kim olduğunu. Söyleyen kimse böyle bizi takip ediyor. Gözümü yumuyorum, bizi takip ettiğini görüyorum. Nefsime mi uydum acaba diyorum ben. Çünkü o. Bu tip insanlar da iflah etmiyor hiç. Hiç iflah etmedi bizde o.

Ardından tabi cuma ertesi biz öyle dersi yaptık. Pazar günü gene geldi adam. Dermiştim kolay bir meslek değil. Pazar günü gene geldi. Dediler ki filanca abi gelmiş. Gelmiştir dedim ben. Gelmiştir. Memleket bizim bayındır. Mülmit yer. Köftesi güzel, böreği güzel, çöreği güzel. İnsanları güzel. Yemesi güzel, içmesi güzel. Gelmiştir dedim ben. Ondan sonra hani gitmeyecek misin? Vallahi haberim yok dedim. Şeyh efendimiz telefon açarsa bana git derse giderim. Ben de kenara yapıyorum. Neyse buluştuk bir namazdan sonra. Yine mevzu oraya getirdi. Benim şeyhim sen değilsin dedim. Ben dedim kafamın estiği gibi zikrullah yaptırırım dedim ben şimdi ona. İstediğim gibi zikrullah yaptırırım. İstediğim gibi davranırım dedim.

Senin problemin varsa, bir dervişlerin probleminin varsa. Şeyhlerin hemşehri dedim. Açar telefonunu dedim sorar ona dedim. Buradaki arkadaşlarım da dedim arkadaşlar da orada. Buradaki arkadaşlarım da bir problemleri varsa benimle alakalı dedim. Açarlar şeyhlerine söylerler dedim. Bitti. Bakın bitti. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden dergahta da vardır. Geleceğe doğru görmemen. Mesela bazen anlatırım ya dergaha girdim ben. Yemek daveti yok. Şeyh Efendi nerede? İkiz yerde. Herkes geliyor. Allâh’ım yarabbi. Bizim eve geliyorlar sıkıntı yok. Hadi o zaman bazı arkadaşlar var. Onlar da Anadolu köken. Atnanların evi. Hüseyinlerin evi. Allâh rahmet eylesin. Mehmet Reşber’in evi. Örneğin. Onlar şimdi Anadolu kökenli insanlarda birbirine yardımlaşma.


4. Bölüm

Birbirinden yardım alma. Birbirine destek olma. Orada bir yemek var. Oradan kaşık çatal bulunur gelinir. Ama başka yerde yok kardeşim. Adamın evinde bir takım kaşık çatal takımı var. 12 kişi. Bir geliyor 50 kişi. 60 kişi, 70 kişi, 80 kişi. 120 kişi. geliyor hepsini ağırlıyor mu bir daha Ali faktörü var. Bizim Ali Karadağ faktörü var bir de onu atamazsın kenara. Her şey biter. Ali Karadağ 10 kişi gelir. Sen dersin ki bitti. bundan sonra gelecek gidecek kimse yok. ardı kası kesilmiştir. Zil çalar. Ali Karadağ gelir. Hamdolsun. Bir de yanında o yalnız gelmez hiçbir zaman. Ali Karadağ’ın öyle güzel hoş. Ondan sonra tatlı sürprizleri vardır. En az 10 kişi, 5 kişi, 6 kişi toplar gelir. Gerçekten o öyle gurk tavuk gibidir.

Ali Karadağ etrafını toplar. Kimisini kamyonun içerisinde unutur. Adam 3-5 saat orada mahsur kalır. Kimisi ne bileyim garajın önünde ondan sonra 10 saat bekleyebilir. bekler geleceğim seni alacağım. Bir de adam 8 de oraya dikilir. 12 de 1 de alır. O zamanlar öyleydi. Şimdi onunla beraber dolaşanlar onun menkıbelerini anlatmıyorlar bana. O yüzden son menkıbelerden haberim yok. Bunlar eski menkıbeler. gelebilir bir de böyle bir şey var. E şimdi bu baktım götürmüyor bu iş böyle. bu böyle kalmış. Yok büyükşehirde bunu yaşamak mümkün değil. Biz hemen ölçüyü değiştirdik Bursa. Dedik ya herkes ondan sonra davetli olanlar gelecek. Herkes haline göre, durumuna göre 100 kişi ağırlayabilecek mi? Unutuldum herkes.

Bir dergahta çalkalanma oldu. Ama mecbur bunu yapmak zorundayız. Veyahut da mesela ilk böyle dergâh gibi yer tutan yer biziz. Evin haricinde hemen bir işaret fişeği patladı. dergâh bir tane olur. 2 tane dergâh mı olur? Şeyh misin? E bu var. Ben hiç kulağıma göre bile takmıyorum ben. Almıyor o yerler. Biz ilk dik kaldırımda bir yer tuttuk mesela kıyamet koptu. E dik kaldırımda mahsende rütübet var. Böyle normalde tuvalete girmek, kapı 1 metre var mıdı Hüseyin? O kadardı değil mi? Biz tuvalete eğilerekten giriyoruz. Kapıyı kaldıramıyorsun. Ondan sonra bir gün Adnan karga tulumba babasıyla amcalarını getirdi. Ondan sonra geldiler, oturdular şimdi. Tabi onların da o zaman için aşiret lideri Adnan’ın babası.

O zaman bir şey yapmıyordu. Oturdular şimdi. Tabi onların da o zaman için aşiret lideri Adnan’ın babası. Hakkını helal et. Aşiretin reisi o. Ondan sonra aşiretin lideri de o. Reisi de o. E şimdi Adnan geldi. Ufağa geldi. Onun ufağa geldi. Onun ufağa geliyor. Lan bu oğlanlar nereye gidiyor adam haklı? Ondan sonra. Nereye gidiyorlar bunlar? Bunlar önemli şeyler. Onlar geldiler. Neyse sohbetti. Zikrullah attı. Baktılar. Ondan sonra. Şimdi Adnan’ın babası kendisi burada yüzüne karşı böyle biraz belki de hafifseme. Allâh ondan razı olsun. Hemen o gece dedi ki bizim ilk yerel altından yeryüzüne çıkma anımız bizim. Dedi ki benim çarşıda Reyhan’da bir tane boş daire var. Kardeşler paylaşmışlar. Herkes bir dairede oturuyor.


5. Bölüm

O fazladan değil mi Adnan? Öyle durmuş. Paylaşılmamış o. Orada boş duruyormuş. Ondan sonra dedi ki alın kullanın onu. Biz böyle oraya kalın kullanın dedi ya. Biz yeri gördük. Yeni dağ sıfır. Ondan sonra. Ben kendi kendime gecelerce oturdum ağladım. Dedim ya Rabbi Allâh’ın senin dedim. Böyle günlerin de varmış. Ondan sonra biz mahzenden rutubetten şeyden kurtulduk. Bir yer daha oluyor bizde. İkinci bir yer daha oluyor. Şimdi bunu böyle menkıbe gibi anlatıyoruz. O günleri yaşayan insanlar bunun kıymetini ancak onlar bilirler. E şimdi bu böyle şey ne o? Dergahta da böyle saplantı halinde durmamak. İnsanların geldiği noktayı analiz etmek. Etrafı analiz etmek. Orada nasıl hizmet edebilir miyim? İstişaresini yapıp hizmeti daha ileriye.

İnsanları zikrullahı tanıtmayı dergahı tanıtmayı. Allâh’ı sevdirmeyi, Resulünü sevdirmeyi daha ileriye götürmek gibi. İnşâAllah gayretimiz olması lazım. Efendim malum 15 Temmuz’un yıldönümü yaklaştı. Tekrar meydanlarda nöbete çağırılıyor. Cemaat olarak bizde çıkacak mıyız? Bununla alakalı Cafer kardeşle bir küçük istişare yaptık. Gerekli görüşmeler, konuşmalar yapılıyor. Bizde 15 Temmuz’da sokağa çıkma saatimiz olan 11.30’da 12’de. Eğer böyle bir şey zannediyorum olacak bütün arkadaşları mümkünse Bursa’ya tekrar toplayıp Tekke’den Fomara meydanına kadar gece 12’den sonra böyle bir yürüyüş yapma. Fomara’da Kur’ân, dua yaptığımız gibi dağılma gibi bir planımız var. Öngörüşmeler yapıldı. Zannediyorum önümüzdeki hafta içinde bu kesinleşir, netleşir.

Sizce darbe tekrar olabilir mi? Böyle bir kuşku var. Başka bir paralel cemaat çıkar mı? Cemaatler devlet tarafından denetim altına alınmış mıdır? Sizce alınmalı mıdır? Türkiye’de her zaman için darbe olma riski vardır. Darbeden anladığınız illaki askeri darbe olması şart değil. Bu noktada bizim ne yazık ki sistemimiz, devletimiz darbeye açık. Bu ta Osmanlı’dan itibaren süre gelen bir şey. O yüzden belki de devamlı darbe bile oluyorduk. Biz farkına varmıyoruzdur. Darbe içinde darbe yaşanır. Onun içinde bir daha darbe yaşanır. Darbeler bitmek, tükenmek bilmeyen bir deniz dalgası gibi bizde olur. Ama bu noktada bizim yapabileceğimiz şey mümkünse Kur’ân, Sünnet, Vatan, Millet için tekrar mücadelemizi yapmak.

Bir de şunu unutmayın. Bir şey yapılırken bunu organize edenler, bunu dizayn edenler bir taşla çok kuş vururlar. Mesela 28 Şubat bir darbe miydi? Evet. 28 Şubat’da bir taşla çok kuş vurdular. Aynı şekilde 15 Temmuz’da da bir taşla çok kuş vurdular. bir darbe olmadı 15 Temmuz’da. 15 Temmuz’da bir darbe oldu. Darbeler, artçı darbeler şeklinde devam etti. Ve devam ediyor daha. Burası aslında konuşulmayan kapalı kalan yerler. Darbeler devam ediyor hala da Türkiye’de. Ama bunun sonucunda şunu söyleyebilirim size. Bundan asıl darbe yiyen Türkiye’deki bütün cemaatler ve tarikatlar. Bakın tekrar söylüyorum. Darbe yiyen asıl Türkiye’de bütün cemaatler ve tarikatlar. Sebep Türk halkı İslam darbe yedi.


6. Bölüm

Asıl darbe ile alakalı gözden kaçan şu. Asıl darbe ile alakalı gözden kaçan şu. İnsanlar bütün cemaatlere ve tarikatları, devletin bir kanadı, hükümetin bir kanadı da buna dahil. Devletin ve hükümetin bir kanadı da buna dahil. Bütün cemaatleri ve tarikatları ellerinde çünkü bir şey var, argüman var. Bu yeni FETÖ olabilir. Yeniden bir FETÖ çıkabilir mi? Çıkabilir. O zaman ne yapmamız lazım bizim? Bütün cemaatleri ve tarikatları silip atmamız lazım. Şu anda karşı karşıya kaldığımız asıl darbe bu. Zaten bu tarikatlara karşı zaten bu anlayış hakim. Bu anlayışı kırılmıyor yüzyıllardan beri. Sanki İslam dünyasının geri kalmasına, İslam dünyasının köhnelişmesine, İslam dünyasının kendisini yenileyememesine, İslam dünyasının gavurların karşısında yenilmesine sebep tarikatlar ve sûfîler.

Sanki sebep bu ve İslam dünyasının kendi içerisinde entelektüel gibi göründüğü, kendi içerisinde kurtuluş simidi gibi göründüğü bazı şahsiyetler, bu kendi bulundukları ülkede veya etrafındaki ne bileyim bir sepet elmanın içerisinde iki üç tane çürükten dolayı bütün elmaları çürük hükmüne koyup hepsini de reddediyorlar. Bunun arkasında çok önemli bir oyun var. Bunu mesela selefilik akımıyla yaptırıyorlar, vahabilik akımıyla yapıyorlar. Bunu mesela Mısır’daki Müslüman kardeşler akımıyla yapıyorlar. Bunu normalde örneğin Suriye’deki ismiyle İhvan-ı Müslüman olarak yapıyorlar. Bunu Pakistan’da başka bir cemaatin kananından yapıyorlar. Bunu Türkiye’de de farklı platformlarda bunu dile getiriyorlar.

Asıl darbe bunlar. Asıl bizi üzen, bizi inciten şeyler bunlar. Bir şey oldu bir topluluktan bir hırsız çıktı bütün topluluğu hırsız addetmek. Bu muaviye zihniyeti. Hem herkes muaviye zihniyetine savaş açıyor. Herkes Hazret-i Ali tarafları. Ama muaviye hukukunu istiyor. Muaviye Hazret-i Osmân radıllahu anh hazretlerini bir grup geldi çapulcu takımı Medine’yi ve Hazret-i Osmân efendimizin evini muhasara altına aldı. O çapulcuların içerisinden bir tanesi çıktı Hazret-i Osmân efendimizi şehit etti. Muaviye dedi ki bunların hepsini kılıçtan geçer. Kaç kişi? Beş bin kişi. O günkü o gün için muaviyeye bunu sordular mı sormadılar mı bilmiyoruz. burada iki üç bin tane çapulcu vardı beş bin tane senin tam tesisatlı askerin vardı Medine’nin dışında.

Neden sen onlara Hazret-i Osmân efendimiz şehit oluncaya kadar seyirci kaldın diye kimse bunu sormadı. Hazret-i Osmân efendimiz şehit olduktan sonra Hazret-i Ali efendimize dedi ki hepsini de bunların kılıçtan geçireceksin. Ya katili verecekler sana ya da kılıçtan geçireceksin. Hazret-i Ali efendimiz de dedi ki yok içindeki suçluyu vuracağız o suçluyu cezalandıracağız dedi. Muaviye dedi ki hepsini de cezalandıracaksınız. İyi. E şimdi hem muaviye hukukuna ve saltanatına karşı çıkacak din adına hem de muaviye hukukunu isteyeceksin. ne? Cemaatın birisi bir yanlışlık yaptı. Bütün cemaatler yanlışlık yapabilme adayı. Hukukta böyle bir şey mi var? İslam hukukunda böyle bir şey mi var? Sen suç işleyebilirsin, suç işlemeye meyallisin seni öldürüyorum ben.


7. Bölüm

Ne? Hangi hukukta var bu? Hepsi de FETÖ adayı olabilir. İyi camiler de FETÖ adayı olabilir. Camileri de kapatın yarın öbür gün. Diyanet de FETÖ adayı olabilir. Diyaneti de kapatın o zaman. Herkes bir FETÖ adayı olabilir dışarıda. Herkesi tutuklayın o zaman. Her namaz kılan FETÖ adayı olabilir. Neden olmasın ki? Bu hukuk değil. Bakın bu hukuk değil. Bütün cemaatleri, bütün tarikatları FETÖ adayı olabilir deyip de onları baskı altına almak. Onları ötelemek. Onları itmek. Onları tedirgin etmek. Zaten 200 yıldan beri devlet millet barışmamış, devlet millet düşman olmuş. Tam devlet millet dost olacak, devlet millet kaynaşacağı sırada bir FETÖ dalgasından devletle milletin arasını gene açmaya çalışılıyor ve açılıyor.

E tamam, bu FETÖ meselesinden inceleyip sık da dokuyamıyorlar. İnceleyip sık dokumaya kalksalar, o inceleyip sık dokucak olan hakim, savcısı, bilmem nesi o da zan altında kalıyor. O da FETÖ’den atılıyor sonra. E bu böyle bir keşmekeşlik doğuyor. Darbe içinde darbe, onun içinde darbeler doğuyor. Allâh muhafaza eylesin. Benim derdim hukuksuzluk. Başka bir şey değil. E şimdi hem sosyal platformlarda hem resmi bürokrat ağızlarda hem siyasi ağızlarda mesafeli duralım, FETÖ olabilir. İyi. Kimle mesafeli duracaksın? hükümet adına, AK Part adına söylenirse 15 yıldan beri sana oy atmış, senin peşine düşmüş, seninle beraber yemiş, seninle beraber içmiş, seninle beraber çile çekmiş ve seni sen eden en önemli olgu Türkiye’deki cemaatler ve tarikatlar. cemaatler ve tarikatlar AK Parti’yi desteklememiş olsaydı AK Part’a AK Part olur muydu?

Olmazdı. E şimdi bir kısım eller darbe içinde darbe yapıyorlar. Bakın darbe içinde darbe yapıyorlar. Uzak duralım. E uzak durun. FETÖ olabilirler. Herkes FETÖ olabilir karı. Herkes olabilir. Demezler mi bir insanı bir de? Ya sen oluncaya kadar neredeydin diye. E şimdi bir kısım. Bir kısım. Bir kısım. Bir kısım. Bir kısım. Bir kısım. Bir kısım. Bir kısım. Bir kısım. Yine çuvağ, bizim başımıza geçiyor Allâh muhafaza eylesin. Türkiye Avrupa Birliği’ne size girmeli midir? İlişkilerimiz ne yönde olmalıdır? Ya katsal papel de girsin. Bizimki karşılıksız aşk ya. Ben Türkiye’nin herhangi bir birliğe girmesinden taraftar değilim ama dünya siyaseti farklı yürür, farklı tecelli eder. Bunlar uzun meseleler.

Kendi evladına tecavüz eden ebeveynlerde insanlık alameti var mıdır? Bu gerçekten bir, bunun bir normalde psikolojik yapıdan bunu incelemek gerekir. normalde psikolojik yapıyı bakmadan bir kimseyi bunu, evet bu cezalandırılır. Ama bunun arkasında psikolojik bir şey vardır. Ayrı bir yapılanma vardır. Ben bunları yapan kimselerin psikolojik rahatsız olduğuna inanıyorum büyük bir çoğunluğunu. kedi kendi enceğini yiyecek zaman onu başkasının yavrusu olarak görürmüş. Kendi yavrusu olarak görmezmiş. Tecavüz ayrı bir psikolojik sendrom ama aile içi enses bir şekilde tecavüz ayrı bir, onun üzerinden farklı bir psikolojik problem. Bunu düz bir mantıkla tecavüz etti deyip de işin içinden çıkmamız biraz zor.


8. Bölüm

Çünkü böyle bir insan kendi evladını yapıyorsa bunu, bu mesela beyin gerisinde onu kendi evladı gibi görmüyordur, örnek. Eşinin kendisini aldattığını, eşinin kendisini aldataraktan çocuğu başkasından peydahladığını düşünebilir. Bunlar böyle gerçekten sıkıntılı, pisik, psikolojik sendromlar. Bu kişiler sorgusuz sualsiz cehenneme mi gidecekler? Biz böyle bu konuda bir kimseye direkt cehenneme gidecek gitmeyecek bir şey değil miyiz ama bir kimse bir kimseye tecavüz ettiyse zaten öldürülmesi hak oluyor onun. Bu noktada büyük günahı kebal işlemiş oluyor ve tövbe etmez geri dönmezse cehenneme gidecek. Bir insanın ailesine küsmesi nefsinden midir? Evet. Sürekli haram işliyorlarsa araya mesafe koymak uygun mudur? normalde bir kimsenin kendi ailesi onlara mesafe koymak hakkıdır insanın.

Ama mesafe koyduğun ona bir fayda sağlıyorsa mesafe koy, fayda sağlamıyor. O zaman mesafe koymadan ona nasihat etmeye gayret et. Bir sefer bizim derviş kardeşler şunu unutmayın hiçbir zaman. Annesine babasına kayınvadesine kayınpederine küsmek onlarla ilişkiyi koparmak onlarla kavga etmek onlarla tartışmak haklı olursanız dahi bu kesinlikle yasal. Bu dergahı derviş olanlar derviş olmaya çalışanlar bu dergahın çatısında olanlar asla ve asla anneleriyle babaları ile kayınvadeleriyle kayınpederleriyle ağız dalaşı yapmayacaklar. Kavga etmeyecekler tartışmayacaklar asla. Bizim kardeşlerimiz eşleriyle ağır tartışmalar ağız dalaşmalar yapmayacaklar. Buraya biz ne için toplanıyoruz ki? Biz neden geliyoruz buraya?

Kendimizi düzeltemedikten sonra ne işimiz var burada hep beraber bizim? Bunu bir sefer kendimize ölçü olarak alalım. ben çok üzülüyorum bir arkadaşımız bir kardeşimiz annesiyle babasıyla kayınvadesiyle kayınpederiyle tartışmış atışmış laflaşmış. Ya bu bir sûfî ahlakı değil. Değil. Haklı olsanız dahi. 10 dakika 15 dakika yarım saat 45 dakika 1 saat sabredin orada susun. Ondan sonra gideriz dedim müsaade iste. Ben müsaadeniz müsaade istiyoruz de al çoluğunu çocuğunu çık oradan. Tartışma kavga etme. Tartışma kavga etme. Senin büyüğün. Ya ama haksızlar iyi haksız olduğu zaman susmak zaten edeb. Annen baban kayınvadeden kayınpederin haksızken susmak kavga etmemek erdemlilik o. Eşinin karşısında sen haklıyken susmak erdemlilik.

Eşin haksız sana bir şey söylüyor. Susmak o esnada erdemlilik. Sen haklıyken sen güçlüyken gücünü göstermemek erdemlilik. Sen kuvvetliyken kuvvetini saklamak erdemlilik. Erdemlilik bu. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden kardeşlerden özel istirhamım. Bu halde olanlar var ise anne babalarıyla kayınvalide kayınpederleriyle aralarındaki problemi halledecekler. Eşleriyle olan problemlerini halledecekler. Küsmek gibi bir alışkanlığa sahip olmayacaklar. Karı koca da küsermiş mi ya? E biz küssüz 3-4-5 günden beri. Karı koca evin içerisinde nasıl küsüyorlar ya? Nasıl küsüyorlar ya? Bazen erkekler diyorlar. hanım benimle görüşmüyor 3-4 günden. Bir şey oluyor mu? Efendim diyor hanım 3-4 gündür görüşmüyor benimle.


9. Bölüm

Neden? Ben diyorum ki hanım sen muhakkak bir densizlik yapmışsın. Susuyor adam. Git diyorum özür dilerim. Ya bir kadın kocasına küser mi? Hadi arada bir nahuş bir şey oldu. 10 dakika, 20 dakika, yarım saat, bir saat öyle bir şey geçti. Bir sertlik oldu. Ve hatta anne baba çocuğuna küser mi? Çocuk anne babaya küser mi? Böyle bir şey olur mu? Bu nasıl bir anlayış? Evladın senin. Kavur koy. Rahatsızlığını belirt. Sıkıntıyı konuş. Ve annen baban söyle, anlat. Yumuşak yumuşak. Küsmek ne? Hatta ağzına 5 lira verdi de bana vermedi. Bunun için küsülür mü? Bırak ya. Yok ya onların damatları var. Biz yokuz zaten. Ya bırak elini ve ne yapıyorsa yapsın ya bırak. Kapat ört üstüne git. Allâh muhafaza eylesin.

Ben hakkınızı helal edin buradan rüya okumuyorum. O yüzden rüya yazmış bir kardeş. Eşimle ailem, annem babam ne zaman bir araya gelseler huzuzluk oluyor. Ne yapabilirim? Eşine söyleyeceksin ağzını dikecek anne babanın yanında. Hiç seslenmeyecek, hiç tartışmayacak. Hap yutmuş gibi böyle tebessüm ederekten gidecek. Annen baba laf söyleyecek, söyleyecek. Söyleyecek. Bu aralar sık sık sakal bırakacak mısın diye arkadaşlarımdan sorular alıyorum. Farklı farklı kişiler soruyor sakalımın seyrek çıktığını söylüyorum. Tasavvuta sakalın izinli bırakıldığını söylediğine sakal bırakmam için izin vermişsiniz. Biz öyle tasavvuta sakal bırakmak izinli diye bir şey ben söylediysem dahi haddi açmışımdır o zaman.

Sufiler rüyaya ehemmiyet verirler. Ben de sakal bırakmak istiyordum ama böyle cesaret edip bırakamamıştım. Sonra rüyamda oturmuşum berbere sakalımı toplatıyorum sakallı gördüm kendimi sakalımı toplatıyorum. Şeyh Efendi’ye telefon açtım selamun aleyküm selâm. Selam aleyküm selâm dedim rüyamda sakalımı toplatıyordum dedim şöyle topla böyle topla diye dedim. Sünnet sakal dedim bırakmışım dedim. Mustafa Efendi sakalını bırak oğlum. Peki efendim kapattık sakalımızı bıraktık hamdolsun. Rüya bu noktada insana bir hücret oluyor. Bunu söylemişimdir belki de izinse izin böyle ha biri kimse sakalını bırakır mı? Bırakıp hiçbir peygamberin taketmedi yüzünden. Ama bakın bir sakal o kimsenin bir misyon yüklendiğine işaret.

Başörtü bir misyon. Sakal bir misyon. Şimdi sakal peygamber taburlu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünneti harika öyle değil mi? Ben mübarek insan. O sakalı bıraktın elindeki tütün ne? Sakalını ne güzel bırakmışsın. Şimdi bana söylesin bir arkadaş. Sakalı sünnet sakalı olan bir kimseye sigara yakışıyor eline dudana diye. Sakalın var ne kadar güzel yalan gıybet dedi kodu iftira. Onun bunun hanımını ayartma. Bu nereden bu ne olacak? Bazen anlatıyorum ya İstanbul’da bir köprünün altında yol kırmızı ışık durdum. Bayan akşam böyle pencereyi tıklattı ben açtım buyurun dedim ben bir ihtiyacım var mı dedi bana. Şimdi ben de sufice bakıyorum meseleye. bizde sûfî edebiyatıdır bu kinaye yapmak. karşıdaki kimse adam açtır ben açım diyemez.


10. Bölüm

Gel sana yemek söyleyeyim de. Gel sana yemek söyleyeyim diyen kimse sûfî ahlakında benim ben açım benim karnımı doldurur. Demektir o kinaye yapmak. Bizde edebiyatta da vardır kinaye yapmak. Ben öyle bir şey zannıyla estağfirullâh bacı dedi bir ihtiyaç varsa sen söyle dedi. Böyle baktı ne böyle bir şey. Ben öyle bir şey zannıyla estağfirullâh bacı dedi bir ihtiyaç varsa sen söyle dedi. Böyle baktı ne bacısı dedi ya sen o acılardan değilsin o zaman. Pardon sen o sakallardan değilsin demek dedi. Ben o zaman anladım. Bir ağrıma gitti benim bir ağrıma gitti. Demek ki bazı sakallılar var böyle yollarda huuş yapan kadınlara gidiyor. Bir ağrıma gitti. Sünnet-i Resûlullâh adın ağrıma gitti. Ve Sünnet-i Resûlullâh’ı o hale düşürmeleri ağrıma gitti.

Yok. böyle sözü meclisten dışarı demeyeceğim. Bazı örtülü bayanlar var ya örtülü hükmünde değil çıplak hükmünde hadîs-i şerif gereği. Onlar örtülüdür ama çıplak hükmündedirler diyor neden içleri görünür. Neden vücut hatları bellidir. Ama onlar örtülü çıplaklardır diyor hadîs-i şeriften. Bir bayanın vücut hatı belliyse içi görünüyorsa hadîs-i şerif de diyor ki onlar örtülü çıplaklardır. Ya başında örtü varsa senin yapma. Yapma ya. Senin başında örtü var. gidip de böyle sevgili sarmaş dolaş birbirini yiyerekten gitme sokakta. Yapma ya. Yapma bu kadar dejenere etmeyelim. Bakın bu kadar dejenere etmeyelim. Yapma. Örtüsüz dahi olsan yapma ya. Yolda çok ağabeyane konuşuyorum hakkınızı helal edin ama belki de bu kadar ağabeyane konuşmamam lazım burada.

Ama gerçekten çok üzgünüm çok üzülüyorum. örtülü bir bayanın veya usturuplu giyinmiş bir bayanın. Ya mübarek insanlar. Ya Allâh’tan utanın. İnsanlardan utanın. Yollarda birbirinizi de sevişerekten gitmeyin yürümeyin. Bu kadar mı düştük ya? Bu kadar mı aşağıya indik? Bu kadar mı ahlakımız çöktü bizim? Biz bu kadar mı dip yaptık? kimin kızı yok ki? Kimin karısı yok ki? Kimin oğlu yok ki? Ya nereye kadar gideceğiz ki böyle? Ama Hadîs-i Şerif hemen aklıma geliyor. Sizler adım onlara uymadıkça kıyamet kopmaz. Onlar kim ya Resûlullâh? Hıristiyanlar ve Yahudiler mi? Evet. Adım. Adım adım uyuyor her şeyimiz. O yüzden sakal güzel bir sünnet. İnsanı korur muhafaza eder. Korur muhafaza eder. Ama gerçekten onu bir koruma, bir kalkan, bir muhafaza gibi görüyorsa.

Gerçekten onu bir peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin önemli bir sünneti gibi görüyorsa. Muhteşem bir şey. Ama sakalla sigara içeceksen, yalan söyleyeceksen, yemin edeceksen, gıybet edeceksen, küfür edeceksen, eşini döveceksen, çocuğuna zulüm edeceksen, anne babana küseceksen, anne babana zulüm edeceksen, kayınvagdana kayınpederine zulüm edeceksen, bırakma kardeşim sakalı ya yapma. Laf hazır çünkü. Bu sakallılar böyle yapıyor. Laf hazır. Bu namaz kılanlar böyle yapıyor. Laf hazır. Bu siz Mustafa abinizden, ondan bunu mu öğreniyorsunuz? Laf hazır çünkü. Hz. İpir demiş ya, taş atan değil demiş. Attıran bizden değil. Taş atan değil, attıran bizden değil demiş. Allâh bizi affetsin.


11. Bölüm

Zahiri ilimleri bırakıp çalışma ve gayretimi tasavvuf üzerine verdim. Bunu tam anlayamadık. Gazâlî’nin bu, Gazâlî uzun zaman zahiri ilimlerle iştigal eden son iki yılı. Bu iki yıldan önce Emevi Cami’sini, minaresini hapseder kendisini, riyazat yapar. Emevi Cami’sinde kendisini hapsedip riyazat yaptıktan sonra çıkar, bugüne kadar yazdıklarımı hepsini de reddediyorum da. İhyayı sonra yazar. Ondan sonra ihya yazar. Ve ondan sonra yazdığı, bugüne kadar yazdıklarımı reddediyorum, bundan sonra yazdıklarımı kabul edin manasında söyler. Ve ondan sonra zaten sûfî bir gazali çıkar ortaya. O yüzden bu kimse bizim zahiri ilim dediğimiz insanın günlük hayatında yaşayacağı dini, kaideleri öğrenmek değil. Öyle algılamayın.

Onunca, onunca zahiri ilim. Onun gözüyle baktım oradan. Bu neymiş bu? Berhetiye duası. Berhetiye mi? Bu bereket mi? Ali. İçimizde en okumuşun sensin. Berhetiye. İlk defa duydum. Saat on bir oldu ama şunları hızla geçeyim. İki yüz bin liraya ev aldık, tapuda rayiş bedeli yüz elli bin lira bildirdik. Bu konuda bir sıkıntı olur mu? Ha ben olmaz diyeyim. Zaten vergi dairesiyle başım dertte. Ondan sonra gideyim tekrar, sen vergiyi küçük düşürmekten, vergi dairesini devletin alacağını iç ettirmekte bir daha. Öyle mi? Ondan mı uğraşayım? Yaptığımız alışverişlerden dolayı kredi kartında bonus bürüküyor. Bunları kullanabilir miyiz? Kullanmıyorsanız bana bildirin. Ben bu kullanılacak yere sizi sevk edeyim.

Bir bayan boşanmış bir erkekle evlenirken ilk eşinle görüşmeni asla istemiyorum diyor. Ama eşi görüşmeye devam ediyor. Boşandığı hanımıya bu durumda şartı koşan bayanın nikahında bir problem olur mu? Olmaz. Eğer böyle bir şey görüşmeyeceksin, görüşürsen ben senden boşanırım dediyse boşanma hakkı doğuyor. Kişilerin çocukları kullanarak nereye gittiniz? Kiminle gittiniz gibi ardı kesilmeyen soruları çocukları sıkıştırarak sorduklarında aile olarak ne yapmalıyız? Bu durumdan çocuklar şikayet ediyorlar ve diğer kişiler kötüleyip, o bana böyle kötü davranır deyip anlattıklarında çocuklar kişilerden korkmaya başlıyor. Büyüktür deyip kırmak istemiyorum ama çocuğumun psikolojisinde kimsenin bozmasını istemiyorum.

Nasıl davranmamız uygundur? Büyüklere tatlı bir şekilde söyleyeceğiniz bu annen ise anne, çocuğun üzerine böyle gitme. Benden öğrenmek istediğin bir şey varsa bana sorup öğrenebilirsin. Baba, çocukların üzerine böyle gitmeyin. Öğrenmek istediğinizi bize söyleyin, biz söyleyeyim. Kız çocuklarına başlayacak olarak Kur’ân kursunda erkek çocuklarına da olacak mı? Bununla alakalı bir istişare yapacaktık ama tek gede bunu götürebilecek, bunu böyle yürütebilecek organizasyon olabilir mi, olamaz mı diye tereddüt edecekler. Tek gede bunu götürebilecek, bunu böyle yürütebilecek organizasyon olabilir mi, olamaz mı diye tereddüdüm oldu. O yüzden böyle bir kaldım. Bununla alakalı bir istişare yapacağız inşâAllah.


12. Bölüm

Tabii bu noktada da hemen buradan açılınca ilanı yapalım. Vakfımız bünyesinde kız çocuklarına yönelik hafta içi her gün 14-17.30 saatler arasında Tasavvuf Vakfı bayan temsilciliğinde Kur’ân-ı Kerim ve faaliyet kursu düzenlenecektir. Kurs 10 Temmuz pazartesi başlayacak olup detaylı bilgi irtibat numarasından alınabilir. 0-544-746-4779 kayıt için bayan sorumluya başvurulabilir teşekkürler demişler. Biz teşekkür ediyoruz, biz hürmet ediyoruz. Güzel bir çalışma. Bununla alakalı böyle bir altyapısı oldu bunun, oluştu. İstişareleri bitti. Bayan kardeşler bu noktada bu yeni bayanların kendi kültür merkezlerinde böyle bir çalışma başlatıyorlar. Kardeşlerin çocuklarının yaşı kaç olursa olsun. böyle orayısında çocuk bakıcı gibi görüp 3 yaşında çişini söyleyemiyorsun, 4 yaşında annesi bıkmış bakmaktan benim çocuğum da gelsin böyle bir şey de yapmayın.

Bunu o hale getirmeyin. İstismar etmeyin yani. Ama çocuklar böyle çişlerini söylüyorlarsa, sıkıntıları yoksa 5 yaşından yukarı. Çocuklarınızı buraya getirmeye gayret edin. Çocuklar büyük ise hiç önemli değil. 18, 19, 20. Buraya Kur’ân kursuna çocuklarınızı göndermeye gayret edin inşâAllah. Bursa içi veya dışında olsun erkek zakirlerin, bayanların işleyişlerinde görev ve sorumlulukları nedir? Örneğin ders, kurs açma ve kapatma yetikleri var mıdır? Bu konuyla alakalı çok soru gelmeye başladı, şikayet gelmeye başladı. Gene bunlardan birisi, kardeşler tekrar söylüyorum, genel meselelerde işleyişle alakalı bizde bayanlar ve erkekler ayrıdır. Birbirlerine karışmak, birbirleriyle bağlantı kurmak yoktur.

Dergahın anayapısı budur. Bayanların kendi içlerinde, kendilerine ait sorumluları vardır. Bunlar oradaki erkek zakire karşı sorumlu değillerdir. Bu erkek zakir eşleri dahi olsa. Tekrar bunun altını çiziyorum. Örneğin Cemil gibi mesela. İstişare edebilirler muhakkak. Konuşabilirler ama bayanların işleyişleri bayanlara aittir. Kurs açacaklar bayanlara aittir ancak erkekler oraya hizmet edebilirler. Bir ihtiyaçları varsa, ihtiyacını belirlerler. Bize halı lazım. Halı. Erkekler halısını tedarik etsin. Kilim lazım kilimini tedarik etsin. Çay lazım çayını tedarik etsin. Çorba lazım çorbasını tedarik etsin. Getirilecek götürülecek. Getirsinler götürsünler. Hizmet edebilirler. Hizmet. Bizim şuna ihtiyacımız var.

Emriniz olur. Biz onu yerine getirelim. Biz onu yerine getirelim. Bizim ben dergaha girdiğimden beri işleyiş böyledir. Erkek zakirler asla bayanların işlerine karışmaz. Ancak karışma etkisi şunda olur. Şeyh Efendi, Üstad bir halife atadıysa dergaha o halife dergahın tamamına karışır. Derse ki bu bizim halifemizdir. Dergahın tamamına karışır o. Ama Şeyh Efendi bu bizim halifemizdir demezse veyahut da özel bir görevle görevlendirmediyse kimse kimseye karışmaz. Bayanlar bir yere gidecekler. Zakirden izin almak zorunda değiller. Yaparlar programlarına giderler. Kurs açacaklar. Yaparlar programlarının kurslarını açarlar. Kapatıyorlar. Yaparlar programlarını kapatırlar. Mesela örneğin bayanlar burada ders yapıyorlar.


13. Bölüm

Biz buraya kapatıyoruz. Seni buraya kapatmaya yetkin yok. Neden? Burayı sen tutmadın. Burayı siz kendi başınıza da yapmadınız. Siz burada. Siz burada bu konuda yetkili değilsiniz. Örneğin şimdi bayanların orada bir şey var. Ne o? Özel yeri var şu anda bizde. Oraya bayanlara, tekkenin üstündeki yeri bayanlara ait yaptık. Bayanların kendi kursları var, kendi çalışmaları var. Sadece bana istişare ediyorlar benimle. şunu şöyle yapıyoruz, bunu böyle yapıyoruz, şöyle yapıyoruz. Bu zaten normal doğal hak olan bu. Şimdi oraya kalkıp da Adnan’ın, Cafer’in, Hüseyin’in. Ya bu kurs burada olmaz. Bunu kapattık. Bunu deme hakları yok. Karışma hakları yok. Bayanlar orada bir çalışma yapıyorlar. Yaparlar. Onlar buradaki örneğin Hüseyin’e, Adnan’a, Cafer’e sorumlu değiller.

Adapazam’da Cemil’e sorumlu değiller. Veya Tekirdağ’da Erdoğan’a sorumlu değiller. Ama Tekirdağ’da bir yer var orada toplanılıyor, orada ders yapılıyor. Kim tuttu orayı? Erdoğan tuttu. Kalkıp da şimdi orada Tekirdağ’ın, Zakir’in, ben burayı kapatıyorum, buraya çıkıyorum, buradan boşaltıyoruz. Deme hakkına sahip değil. Ama Tekirdağ’da, şimdi Tekirdağ’dan örnek veya Adapazarı’nda, bayanlar bir yer tuttular. Kaldırdı telefonu, selâmün aleyküm, aleyküm selâm. Efendim burada bir bayan kardeş, burada bize bir yer tahsil ediyor. Biz buraya geçiyoruz, müsaade ederseniz geçin. Oraya erkeğin kapatmaya hakkı yok. Veya hatta bir kadın kalktı. Ondan sonra oranın kim tanıyor orada onu? Yusuf Hoca’yı tanıyor kadın.

Yusuf Hoca’yı dedi ki Yusuf Hoca burayı dergâh olarak yaptım yapın. Ondan sonra burasını dergâh olarak ben verdim dedi. tamam Yusuf Hoca da orayı istişare etti. Orası dergâh oldu. Oranın bayan Zakir’i geldi, burayı kapatıyor. Deme hakkı yok. Bunlar farklı farklı şeyler. Mesela örneğin Polatlı’daki ders yapılan yer, bayanlar tuttular ilk önce. Bir yer tuttular, bir şey yaptılar. Orasıyla alakalı şey burada mı? Salim burada mı? Salim oranın evraklarını düzenle bir seyahat ettik gidemedik. Evraklarını düzenle gönder orayı. Örneğin oraya şimdi ben buranın erkek Zakir’iyim. Adamın oraya karışma yetkisi yok. Yok kardeş. Sen misafir sanatçı gibisin orada. Neden? E siz sonradan oluştunuz. Bunun gibi.

Anlatabildim mi ben burayı kapatıyorum. Öyle bir şey yok. Bu da var. Bu da var. Herkes haddini, hududunu, hakkını bilecek. Allâh bizi affetsin. Bu konunun böyle bir daha önüme gelmesini, gündeme gelmesini de istemiyorum. Bir laf bir sefer söylenir, iki sefer söylenmez, üç sefer söylenmez. Herkes alacak oldu dersini alsın, bu konu bitsin. Kamuda çalışmak değil. Bir de bunu kinaye yapıp da bizden ayrılarmış. Ne yapıyorlarsa yapsınlar. Kinaye de istemiyorum. Erkek kardeşler oradaki bayanların bir eksiği gediği varsa oraya hizmet edecekler. Bir ihtiyaçlar var. Otobüs tutulacak ona. Dediler ki bize bir otobüs tutun. Tak otobüslerini tutacaklar. Hizmet edecekler. Diyecekler ki biz filanca yere. Örneğin biz toplandık on tane bayan, yirmi tane bayan.

Biz üstadımıza gitmek istiyoruz, bize bir otobüs kiralayın. Biz sizin işinize karışmıyoruz, kiralamıyoruz. Bunun deme hakları yok. Bana mı sordunuz gitmeye karar alırken? Sana mı soracaklar? Sana mı soracaklar? Öyle bir şey yok. Allâh muhafaza eylesin. Kimse nefsine uymasın. Kamuda çalışmak değil, kurumun anlaşması gereği faiz ile çalışan bankadan banka promosyonu almak helal midir? Bak bunları helal midir, haram midir diye sormayın. Deyin ki caiz midir, değil midir? Anladınız mı? Darül harpte caizdir deriz. Sorunun soruş şekli bu. Darül harpte caizdir kardeşim, alacaksın. Bankada da bırakmayacaksın. Onu bankada bırakıraktan faiz imparatorluğunu yükseltmeyeceksin daha. Biz de ham sofu diyoruz ya, ben bankadan faiz almıyorum.

Ne yapıyorum? Bankaya bırakıyorum. Daha da kuvvetlendiriyorsun adamı. Al. Al ondan bir sevap bekleme. Götür bir fukaranın birisine ver. Ama ondan bir sevap bekleme. Sevap bekleme. Git birinin odununu, kömürünü al. Allâh bizi affetsin. Allâh bizi affetsin. Allâh bizi affetsin. Allâh bizi affetsin.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Sünnet, Şeyh, Aşk, Çile, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı