1. Bölüm
Allâhumme salli ala Seyyidinâ ve nebina Muhammed. Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Hayırınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. İtikafa girenlerin itikaflarını da Cenâb-ı Hak mübarek eylesin inşâAllah. Bu zikirle alakalı hadislere devam ediyorduk inşâAllah. Yine buradan birkaç tane hadîs okuyarak bu akşamı değerlendirelim inşâAllah. Biz genelde yıllardan beri bayramlara son on gün kalalım. Son on gün ders yapmazdık. Ramazan şimdi isteyen gelsin istemeyen gelmesin. İşi gücü olan işi gücüne gitsin. Hadi dedik ders yapalım yine. Allâh bizi affetsin inşâAllah. Muaz bin Cebel radıyallâhu anh hazretleri naklediyor. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki.
Cennettikler hiçbir şeye üzülmez. Ancak üzerlerinden geçip de içinde Allâh’ı zikretmedikleri bir ana üzülürler. Malum cennette üzüntü yok. Cennette elem, keder yok. Bu noktada cennet hayatında cennet hayatı elemsiz, kedersiz, üzüntüsüz bir hayat. Buradaki üzüntü hayıplanma gibi. Saçının başını yollayacak noktada değil. Cennet halkı, cennettekinler zikirsiz geçirdikleri zamana üzülecekler. Zikretmedikleri, zikirden uzak durdukları zamana üzülecekler. Başka hiçbir şeye üzülmeyecekler bu dünya hayatından. Dünya hayatıyla alakalı. Ancak keşke bu şu zamanda da, keşke bu zamanda da..böyle dünya hayatı gözlerinin önünden geçecek ya..cennetteyken siz dünya hayatında gözlerinizin önünden geçecek yaşadıklarınız.
Film şeridekini. şurada filanca yerde nasıl yap dedik, şöyle olduydum, böyle olduydum. Şurada şunu yaşadık, burada bunu yaşadık. Burada bunu konuştuk, burada bunu yap dedik, burada bu sohbet yap dedik. Onlar böyle film şeridi gibi cennettekinlerin gözünün önünden geçecek. Cehennemliklerin de gözünün önünden geçecek. Onlar da nerede ne yanlışlıklar yaptılar, eksiklikler yaptılar. Onlar da onu görecekler. Kendi kendilerine şahitlendirecekler, delillendirecekler. İyilerin gözünün önüne yapmış olduğu iyilikler gelecek. İyilik onları şehadet edecek. Kötülerin de gözlerin önüne kötülükler gelecek. Cennet hayatında, cennette yaşayan insanlar da kendilerince..işte diyecekler ki filanca yerde toplanmışız, Allâh’ı zikretmemişiz.
Veyahut da filanca yerden geçerken biz zikretmemişiz gibi..bunları da ne yapacaklar? Gözlerinin önünden geçirecekler. Ve cennet halkı, cennette üzüleceği tek bir şey var. Allâh’ı zikirsiz geçirdiği günler anlar. Burada bir enteresan adı Şerif’ten var. Taberani nakletmiş bunu. Kim Allâh’ı çok zikretmezse imandan uzaklaşır. Kim Allâh’ı çok zikretmezse imandan uzaklaşır. Burada o kimse Allâh’ı az zikredenler..Allâh’ı az zikreden bir kimse, zikrullahı terk eden bir kimse..şeytan musallat olur. Onun kalbine, onun gönlüne şeytan oturur. Başka bir hadîs-i şerifte, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki..kalpte zikrullah olmaz ise oraya şeytan oturur. Ta ki zikrullah başlayıncaya kadar.
2. Bölüm
Ve tabiri caizse kalbin kapısında bekler. Kalbin üstünde bekler. Kalbin etrafında bekler. Ta ki kalpte zikrullah kesilsin de oraya yerleşeyim, tekrar oturayım diye. Eğer kalpte zikrullah var ise Cenâb-ı Hak oraya tecelli eder sıfatlarıyla. Eğer kalpte zikrullah yok ise şeytan oraya musallat olur, şeytan oraya oturur. Şeytan yerleşir. zikrullahı az yapan bir kimse çok yapmazsa..zikrullahdan kesilirse, beri olursa oraya şeytan musallat olmaya başlar. Bakın, vallahi az zikredenler çok hata yapanlardır. Onlar çünkü kalpleri ilham almaz bu konuda. Ferasetleri kapanır. Etrafıyla olan diyalogları kesilir, bozulur. Bir kimse zikrullahı az yapıyorsa eşiyle, çocuklarıyla, arkadaşlarıyla, etrafıyla..diyalogu bozulur.
Etrafıyla olan ilişkileri bozulur. Kendisiyle olan ilişkisi bozulur. Kendisiyle dahil. Kendisiyle bir türlü anlaşamaz. Kendisiyle bir türlü mutlu olamaz. Çünkü kalp ancak zikrullah ile mutmain olacak. Zikrullah ile mutmain olacaksa, o kimse zikrullahdan uzaksa mutmain olamayacak. Mutmain olamazsa kabus hali olacak. Etrafa devamlı kusur, etrafta devamlı hata, etrafla devamlı..sıkıntılı bir zaman geçirmeye başlayacak. Etrafına kusur işleyecek. Etrafına hata yapacak. Etrafına yanlış davranacak. Sebebi ne? Zikrullahın onda az olması. Az zikrullah yapması. Temelli terk ettiyse zaten şeytanın oyuncağı olur. Hiç sıkıntı yok. Az yaptıysa o zaman o iman dairesinden uzaklaşması burada..bir müddet sonra o kimse imansızlıkla baş başa kalacak.
Bir müddet sonra küfre düşecek o kimse. Bir müddet sonra ne yazık ki daha büyük hatalara, daha büyük yanlışlıklara doğru yol gidecek. Allâh muhafaza eylesin. Bundan kurtulmanın yolu devamlı zikrullah. Bundan kurtulmanın yolu zikrullah halakalarında durmak. Bundan kurtulmanın yolu ehli zikirle beraber olmak. Ehli zikirle beraber olmak. Çünkü zikrin anahtarları var ya, başka bir hadîs-i kudside..zikrin anahtarı olan kullar vardır. O kullar ne yapar? Onlar görüldüğünde Allâh hatıra gelir. Onlar hemen sizi zikrullah’a teşvik ederler. O zikrullahla hemhal ederler sizi. Kimisi dünyanın anahtarıdır. Sizi hemen dünyalık bir şeylerin peşine koşar. Kimisi kadın anahtarıdır. biz ona toplumda farklı bir şeyler söylüyoruz ya, abi tabi olarak.
Kimisi dünya anahtarı, kimisi kadın anahtarı, kimisi kumar anahtarı. Kimisi içki anahtarı, kimisi heva heves anahtarı. Herkesin bir vazifesi var. Bazıları da zikrin anahtarıdır. Zikrin anahtarı. Siz zikrin anahtarı olmaya gayret edin. Ve zikrin anahtarı olan kimselerle hemhal olun. Onlarla oturup kalkın. Eğer zikrin anahtarı olan kimselerle hemhal olmaz onlarla oturmazsanız..heva hevese doğru, şeytaniyete, deccaliyete doğru yürürsünüz. Heva hevese ve şeytaniyete yürümektense..biz zikrullah ile hemhal olanlardan olalım inşâAllah. Yine bir hadisi kutsi. Yine taberanı nakletmiş bunu. Ey Ademoğlu, beni zikrettiğinde bana şükretmiş olursun. Beni unuttuğun zaman ise nimetine nankörlük etmiş olursun.
3. Bölüm
Demek ki kim Allâh’ı zikrederse..zikrullah, şükretmeyi de kendi şemşiyesinin altına alır. Bir kimse Allâh’ı zikretti. Zikrettiği müddetçe o şükredenlerden oldu. Zikrettiği müddetçe hamd edenlerden oldu. Zikrettiği müddetçe o Cenâb-ı Hak’ın nimetlerine nankörlük etmeyenlerden oldu. Ne zaman zikrullahı bıraktı? Zikrullahı bırakır, bırakmaz. O şükredenlerden değil, nankörlük edenlerden olur. Cenâb-ı Hak benim üzerime ne nimet verdi diye düşünen bir kimse nankördür zaten. Bir kimsenin görme nimeti, duyma nimeti, bir akletme nimeti..ondan sonra konuşma nimeti, üzerine vermiş olduğu..Cenâb-ı Hak’ın vermiş olduğu hususiyetler, insanı, insan olarak yaratma nimeti..biz Cenâb-ı Hak’ın hangi nimetini sayabiliriz?
Sayamayız. Hangi nimetini inkar edebiliriz? Edemeyiz. Bunun karşılığı ne? Karşılığı olmasa dahi bir tek Allâh’a zikir. Nimetlerin karşılığı, karşılık vermek mümkün değil, karşılık olarak da algılanmasın. Bunları normalde acziyetimizi bildiren, bu noktada Cenâb-ı Hak’a..hamd edişimizi bildiren en önemli ibadet, Allâh’ı zikir. Zikrettiğimiz müddetçe aynı zamanda da Allâh’a..Allâh’ın nimetlerine nankörlük değil, şükretmiş olacağız. Cenâb-ı Hak’ın nimetlerine nankörlük eden kimse, Allâh’ı zikretmeyen insanlar. Rabbim bizi onlardan eylemesin inşâAllah. Bu geceki dördüncü hadîs-i şerifimiz. İnsan üzerinden geçip de içine Allâh’ı hayırla almadığı her andan dolayı..kıyamet gününde pişmanlık duyar. Bunu da normalde Beyhakî rivayet etmiş.
İnsan üzerinden geçip de içine Allâh’ı hayırla almadığı her andan dolayı..kıyamet gününde pişmanlık duyar. O zaman Cenâb-ı Hak’ı her an hayırla yad etmek. Cenâb-ı Hak’ın üzerinde hüsnü zan beslemek. Her an yad etmek ve hüsnü zan beslemek. Eğer Cenâb-ı Hak’ın üzerinde her an hüsnü zan beslemek istiyorsa o kimse..her an zikirle hemhal olacak ve Cenâb-ı Hak’ı yad edecek her halükarda. Ve üzerinden geçen her günde, üzerinden geçen her zamanda..Allâh’ı yad etmeye ne yapacak? Gayret edecek. Allâh bizi öyle kullarından eylesin. Devamını zikrullah ile hemhal olan kullarından eylesin. Allâh izin verirse bir dahaki perşembe dersine Cenâb-ı Hak nasip olur gelirsek..zikir meclislerinde bulunmanın ve Allâh’ı zikretmek için..toplanmanın faziletlerini inşâAllah okuyacağız.
İnşâAllah onu ders yapacağız. Allâh’tan bir şey gelmezse inşâAllah. Nice oruç tutan vardır ki orucundan kendisine ancak açlık kalır. Ve nice gece ibadet eden vardır ki ibadetinden yanına ancak uykusuzluk kalır. Bu hadîs-i şerifi açabilir misiniz? Hz. Peygamber’in, sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bütün sözleri muhteşemdir. Bu da muhteşem sözlerinden bir numune. Oruç tutan kimse eğer ki, bir, orucun adabı erkanına riayet etmiyorsa..eğer bunu maddelendirecektim, vazgeçtim maddelendirmekten..bu adabı erkana riayet etmemek kendi içerisinde hemşerih ahkamlara..numaralandırılsak hem de taqva sûfîlik tarikat ahkamına..hem de hakikat ahkamına uymamakla sadece yememiş olur o kimseye. Yanında kârı, açlığı kalır.
4. Bölüm
Şerih ahkamı nedir? Bir kimsenin imsak başladığında oruca niyet edip..iftar vaktinde de iftar etmesidir. Bu zaman zarfında bir şeyden yememesi, içmemesi..cinsel ilişkide bulunmamasıdır. Bu şerih adab erkandır. Bir. İkincisi, o kimsenin orucun edep ve adab noktasında biraz daha ince..işte ahlakını düzgünleştirmesi, güzel ahlakla oruç tutmasıdır. Üç. Bu kimsenin hakikate uygun oruç tutmasıdır. Ve hakikat noktasında adap ve erkana uymadır. İmmer yakin, aynar yakin, hakker yakin noktasında yakinliğini daha da arttırıp..hakikat noktasında o kimsenin oruç tutmasıdır. Bu hakikat noktasında o kimsenin orucunu tutup ifa etmesidir. Bizden istenen şudur. Bu bizden istenendir. Bir. Biz orucun, şeriatın emrettiği şekilde..şerih hukuka uyaraktan orucu tutmamız.
Ama en önemli şey, bir adım içeri. Bizim tasavvuf dediğimiz veyahut da Kur’ân’ı tabirle..aynar yakin noktası dediğimiz noktada oruç tutmaktır. Bu da nedir? Bu o kimsenin güzel ahlakla orucunu tutmasıdır. Ağzından kötü bir söz çıkmadan..gıybetti, dedikoduydu, iftiraydı, mühtandı, yanlışlıktı, süizandı. Bunlardan dilini muhafaza etmesidir. Gözünü haramlardan koruması, elini haramlardan koruması..ayaklarını haramlardan koruması, dilini haramlardan korumasıyla alakalıdır. Eğer bir kimse güzel ahlak dairesinde orucunu tutmazsa..o zaman açlığı yanında kalır. Çünkü Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri..birçok Hadîs-i Şerif’te oruçlunun güzel ahlaklı olmasını..haramlardan uzak durarak oruç tutmasını öğütledi.
Bu bir müminin, bir Müslümanın en aşağıda yapması gerektiği bir şeydir. Eğer böyle oruç tutmazsa o kimse o zaman normalde kendisine aç, ancak açlık kaldı. O kimsenin acıkmış olması, aç durması o kimseye kar kaldı, bu kadar. O oruç o kimsenin üzerinde manevi bir lezzet, o kimsenin üzerinde manevi bir hal..o kimsenin üzerinde manevi bir oruç, oruç söz konusu olmadı. Bu o kimsenin ahlakıyla alakalı. Bu bütün ibadetler için geçerli. gece namazı kılmak çok önemli bir şey. Ama bir kimse gece namazında da, bu gece namazı kılan bir kimse..bunlara riayet etmiyorsa, güzel ahlaka riayet etmiyorsa..haram-ı helal-a dikkat etmiyorsa, insanları incitip kırıyorsa..insanlarla dilinden insanlar emin değilse..dilinden insanlar emin değilse, elinden insanlar emin değilse..o zaman o ne?
İbadeti ederse etsin. Onun ibadeti suyun üstlerine yazılmış yazı gibi olacak. Onun ibadeti kumsale yazılmış bir yazı gibi olacak. Bir dalga geldiğinde alacak, götürecek. Sebep? Çünkü o kendisini günah-ı kebalilerden uzaklaştırmadı. Oruç tuttu, ağzında küfür. Gece namazı kılıyor, ağzında küfür, ağzında salyalar akıyor. O kimse gelmiş buraya, dergaha derviş olmuş..küfür etmediği hiç kimse yok evde, etrafında. Neymiş de o çok sinirliymiş. Edebsizsin, ne sinirliliği? Edebsizsin. Böylesine çok sinirlendim deyince, iyi ben senden daha sinirliyim. Ben de küfredeyim sana, bakıyor gözümün içine. Ahlakını düzeltmiyor. Velev ki buraya geliyor. Bu daim mübarek bir şey. Buraya gelmeye devam etsin yine. Dersine de devam etsin.
5. Bölüm
Ümit ediyoruz, umut ediyoruz. Bir gün inşâAllah o da ahlakını güzelleştirecek. Ahlakını iyi bir ahlak sahibi edecek kendisine. İnşâAllah. Yine devam etsin ibadete, yine zekullaha devam etsin. Ama velakin kendisine çeki düzen versin. Hele derviş kardeşlerinin eşlerine karşı olan kaba davranışları gerçekten beni çok üzüyor. Çocuklarına karşı kaba davranışlar, eşlerine karşı kaba davranışlar. Anne babalarına karşı kaba davranışlar. Kayınvalide kayınpederlerine karşı kaba davranışlar. Etrafındaki insanlara kaba davranışlar bir dervişe yakışmıyor. Yakışmıyor. Etrafındaki arkadaşlarına kaba davranmak derviş kardeşlere yakışmıyor. Olmuyor. O üzerine oturmuyor o kimsenin. Zaten dergaha gelip gittiğini bilen bir kimse o kimsenin üzerine bir açık arıyor.
Zordur dervişlik. Herkes deveyi hamudunla götürür. Sen devenin üzerinden bir tane çulu elinden temizliyorsundur. Çulunu çalıyor derler. Ya anlatırsın ben onun çulunu temizlemeye çalışıyorum diyor. Yıllardır demez ki adam çulunu temizliyormuş demez. Hala der ki ya çulu çalarken gördüm ben onu da. Sen istediğin kadar anlat Allâh anlat. İstediğin kadar anlat ha. Dervişlik zor sanattır. Ben o yüzden sakal bırakan arkadaşlara derim ki dikkatli olun. Sakal bırakmışsınız dikkatli olun. Kadınlara bakmayın çocuklara fazla bakmayın. Gözünüze dikkat edin sözlerimize dikkat edin. Sakalınız var. Sakal çünkü dinin bir simgesi. Sen bu sakalı bıraktıysan dikkat edeceksin. Sakalı bıraktıysan dikkat edeceksin.
Başını örttüysen dikkat edeceksin. Dikkat edeceksin. Sakallı yanındaki eşi midir sevgilisi midir bilmiyorum. Örtülü bir bayan. yolda neredeyse sevişecekler. Böyle bir İslam yok. Böyle bir ahlak yok. Veya aynı şekilde arabanın içerisinde birbirine girecekler sanki. Ya böyle bir İslam yok. Böyle bir ahlakı sistem yok. Müslümanlar ne yazık ki gayri müslümlere özeniyorlar. Hadîs-i şerifte Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazreti diyor ya..siz adım adım uymadıkça kıyamet kopmaz. Kime ya Resulallah? Diyor ki Ehli Kitab’a. Ehli Kitab’a siz adım adım uymadıkça kıyamet kopmaz. Bizim sakallımız, örtülümüz..hani bu kelimeyi kullanmak istemiyorum ama muhafaza karımız..sufimiz, bir cemaatçımız, nerede ne olursa olsun..adım adım uydum.
Benim kafe kültürüm yok. Anlatıyorlar, diyorlar ki kafelere gitsen de..o örtülleri, o İslami noktada duranları bir görsen. Cenâb-ı Hak bizi uzak tutuyor diyorum ya. Allâh bizi muhafaza ediyor. Öyle yerlere gidip gelemiyoruz biz. İyi ki diyorum gidip gelemiyoruz. Habire ders var bizim Elhamdülillah. İyi ki gidip gelemiyoruz. Yoksa ne olacak? Yoksa insanlar o halde görünce temelli üzüleceğiz. Müslüman’ın diyenler öyle bir bozulmanın eşiğinde ki..Müslümanız diyenler öyle bir kendilerini dağıtmanın eşiğinde ki..bundan herkes nasibini alıyor. Herkes nasibini alıyor. Müslümanız diyen insanlar orucu terk etmişler, namazı terk etmişler..bundan 15-20 yıl önce vardı bunlar. Bunlar artıyor iyice. Sufili..bu noktadaki ehli tarikatı kötülemelerinin sebebi bu.
6. Bölüm
Sufiler kendilerince daha sıkı takvaya sarılmak, Allâh’tan sakınmak..Kur’ân ve Sünnet’e sık sık yapışmak, ahlaklarını ona göre..tanzım etmek noktasında gayret sarf ediyorlar ya. Bundan hoşlanmıyorlar. siz bu halinizle bir Müslümanın yanına gittiğinizde..Müslümanlar sizden içleri daralıyorsa bilin ki o Müslüman..o kimse görüntüde muhafaza yakar, görüntüde İslam..görüntüde mümin, görüntüde..ya bir kimse takvayı yaşamaya çalışan, Allâh’ı zikretmeye çalışan..haramlardan uzak durmaya çalışan, ibadetlerini yerine getirmeye çalışandan..içi daralır mı? Ondan sıkılır mı? Onunla beraber olmaktan uzak durmaya çalışır mı? Neden? Şeytan onun kalbinden vesvese veriyor. Mümin kimseye, derviş kimseden, sûfî kimseden uzaklaştırıyor onu.
İstemiyor onu. Onunla oturmak istemiyor, onunla beraber olmak istemiyor..onunla sohbet etmek istemiyor, onunla yol yürümek istemiyor..o yanına geldiğinde hemen bir an önce o gitsin diye bakıyor. Kalbi daralıyor onun, içi daralıyor. o ya nereden gelecek şimdi gelmese ya gene Zikrullah’a anlatacak bana. Ya bir görünmeyeyim ben şu adama ya. Ya bu kadın nereden gelecek gene şimdi gelecek, şimdi Zikrullah’tan anlatacak..haramdan, helaldan anlatacak kaldıysa öyle kadınlardan da erkeklerden de. Bunlardan içi daralıyor insanların. Neden içleri daralıyor? Çünkü kalplerinde nifak var. Çünkü kalplerinde münafıklık kol geziyor. Çünkü kalplerinde fitne kol geziyor. Çünkü kalplerinde dünya sevgisi kol geziyor.
Çünkü kalplerinde heva ve heves kol geziyor. Çünkü kalplerinde şeytan yerleşmiş, şeytanın hükmü geçiyor kalplerinde. Şeytanın hükmü geçiyor. E böyle olunca da bu sefer onların tuttukları uğruç havada kıldıkları namaz havada kalıyor. Kılıyorlarsa, yapıyorlarsa. Ve bugün geçtikçe de hızlanıyor. Gün geçtikçe de aradaki mesafe artıyor. İnsanlar hızla çünkü Kur’ân ve Sünnet’ten uzaklaşıyorlar. Sûfî hayattan uzaklaşıyorlar. Sûfî hayat bu sefer onlara acı geliyor. Ha siz gidiyorsunuz orada zikrullah yapıyorsunuz değil mi? Evet ha. Siz sapıtmışsınız ya. Ha o kafede sapıtmadı o. O kafede hatunlarla erkeklerle haşır neşir olurken orada kucak kucak dolaşırken o sapıtmadı. Orada telefonlar, revaçta o hadisleri tabi inkar edecek onlar.
Onlar lüks restoranlarda, lüks otellerin lobilerinde, lüks kahve içecek yerlerde dolaşırlarken tabi onlar hadisleri inkar edecekler. Tabi onlar sûfî bir hayatı inkar edecek. Neden? Biz diyoruz ki gösterişten uzak durun. Biz diyoruz ki aman kıyafet seçiminize dikkat edin. Fazla al beni kıyafetler seçmeyin. E neden? Biz diyoruz ki mütevazi olun, orta yolu bulun, orta yolda yürüyün. Eviniz de orta olsun, kıyafetiniz de orta olsun, yiğidiniz içtiniz de orta olsun. Bilmem adam elinden tuzu buradan atacak da gidecek orada biftek yiyecek 200 lira bir bifteye para verecek. Ne tuzu buradan omuzundan atmış da bilmem neymiş de ünlü markaymış da gidip de bir kimseye 50 liraya karnını doyurmaz birisinin.
7. Bölüm
Bilmem hangi restoranda, bilmem hangi yanarlı dönerli, bilmem hangi bifteye yer. o Müslüman da her şeyin iyisine layıkta. Lan fakir fukara iyisine layık değil mi? Ahlaksız adam. Gidip fakir fukaranın cebine bir 100 lira koysana, 200 lira koysana. Gidip bir fukaranın cebine bir yemek yedirsene ona. Üzerine bir üstbaş alsana. Unuttuk bunları. Şunları yapıyoruz şimdi. Bir pankart asılırsa örneğin Mustafa Özbağ’ın hayır kervanı. O zaman Mustafa Özbağ hayır yapıyor. Müslümanları gösterişe sürükledik. Böyle olunca ibadetlerin hepsi de yüzeysel kaldı. Namaz yüzeysel kaldı, oruç yüzeysel kaldı, zekat yüzeysel kaldı, sadaka yüzeysel kaldı, haç yüzeysel kaldı. Bilmem hangi firmayla, bilmem kaç yıldızlı otellerde, bilmem hangi lükslükte hacca gidecek. 30 bin dolar haç. 30 bin dolar. 30 bin dolara hacca gidiyorlar.
Ne diyor? Gidiyor musun bir de giderken? Allâh yolunda harcıyor canım harcasın. 30 bin dolar. 30 bin dolara bir fukaraya bir tane ev alırsın. 30 bin dolara bir fukaraya ev alırsın. Adam sana ömür boyu dua eder. Bir fukaraya ev alsan cennette ev alırsın kendine. Ama yok o normal hacca gidermiş mi? Gidemez o. Normal hacca gitmiş gitmeye çalışacak. 3 bin 500, 4 bin dolar, 4 bin 500 dolar. 4 bin 500 dolar. Bilemedin mi? 5 bin dolar. İşçi vizesiyle çalışacağım diyenler 3 bin 500’e mi gidiyor? Kaça gidiyor? Kaç? 3 bin 500 çalışacak olan işçi vizesi. 3 bin 500 lira çalışacak olanlar. 3 bin 500 lira. Otel grubu kaç para? 4 bin 500 dolar otel grubu. 4 bin 500 dolar. 5 bin dolar ya. 500 lira değilsin orada. 5 bin dolar. 30 bin dolara hacca gidiyor adam. 30 bin dolara.
E gidecek o Hilton’da kalacak. Hilton’da da kalmıyorlar artık. Hilton şey kaldı ne o? Gariban oldu Hilton. Yıkılacak ya. Hilton eskidi daha şimdi etrafında. Ne o? Zemzem Tower. Adı da Zemzem. Reklamlar güzel. Kabe’nin bahçesinde haç. Kabe’nin bahçesinde. Kabe’nin bahçesinde. Ve siz Beytullah’a bakmak için kafanızı kaldırdığınızda kocaman Zemzem Tower’u görüyorsunuz. Beytullah’ın kat kat üstünde. Zemzem Tower görünüyor. Orada haç yapıyorsunuz. Ya çalışmış o kadar adam ya orada haç yanmasın mı şimdi? He yapsın. Bu hale geldik. Bakın bu hale geldik. Adam Zemzem Tower’da ömre yapacak. Oradan namaza duracak. Önceden en yüksek yer bizim sık gittiğimiz zamanlar yıllar önce on yıl önce şeydi ne o? Hilton’du.
Hilton’un Jamaikan’dan bir mescidi vardı. Bir mescidi vardı. Beytullah’tan görünürdü. Haca amcalar o Jamaikan’dan namaza dururdu oradan. Evet. Şey efendiler oradan namaza dururlardı. Mibarek orada namaz. Mibarek neyle gitti? Mibarek Hilton otelinde. Mibarek Hilton’da. Ömre’ye hacca Hilton’da gidiyor. Yakışır ona. Ben böyle söyleyince de canı sıkılıyor onların. Diyor mu Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetleri sağ olsaydı girer miydi? İçeri. Hilton’dan içeri girerdi orada haç yapar mıydı? Oradan ömre yapar mıydı? Ölçü. Bu acı geliyor herkese. Bu herkese acı geliyor. Ya biraz daha vasıtını seç. Ortasını seç. Lükse gitme. Ortasını seç. Ortasını seç. E sûfî hayat tabii acı geliyor bu sefer.
8. Bölüm
Herkes rengarenk giyinirken, şatafatlı giyinirken, şatafatlı yaşarken sen öyle yaşamayacaksın. Acı geliyor. Adam iki trilyona villa alıyor. İki kişi yaşıyor. İki kişi yaşıyor. Diyorum bu villayı aldığından beri, villayı aldığından beri hiç diyorum on tane adam geldi de bir Kur’ân-ı Kerim okudunuz mu orada? Bir ders yaptınız mı ses yok. Bu villanıza dervişler toplandı mı ses yok. Fakir fukara toplandı mı ses yok. Nereye toplanacak zaten önüne bir tane askeriye gibi bir tane güvenlik. İnan kalkan bir tane şey koymuş ne diyorlar onun adına? Bariyer koymuş. Nereye girecek fakir fukara orada? Zaten fakir fukara oraya gidince kadar zaten 15 lira yol parası verecek. Nereye gitsin oraya? Diyorum doğduğunuz mahallede kendi evinizi yapsaydınız ya güzel bir şekilde.
Doğduğun mahallede bu ev burası kimin? Babanın evi. Yık yeniden yap. Ne güzel Cenâb-ı Hak sana bahşetmiş bak lütfetmiş sana zenginlik vermiş. Harika. Yık babanın evini. Güzel bir ev yap oraya. Güzel bir ev yap. Misafirlerin gelip gidebileceği, kalabileceği, annenin mutluluğu var. Babanın da kalabileceği. Bir ev yap oraya. Orada otur, mahallede otur. Ya arabanın da bir tane garaj yap ya yap oraya arabanın da garaj. Mahalle ne yap? Ya küçük geliyor yan tarafı al. Adama de ki gel ben sana bir tane daire alayım. Ben mahalleden dışarı çıkmak istemiyorum. Şu yerini bana sat ben sana buradan bir ev alıvereyim ya bir daire alıvereyim. Ben yapıvereyim sana. Ben bu mahallede büyüdüm. Bu mahallede ben serpildim.
Bu mahallede hayatım devam etti. Ben bu mahallede yaşamaya devam edeceğim ya. Bana yardımcı ol bu yan tarafı sat bana. Eyvallâh. Yaptır oraya güzel bir tane ev. Herkes senin kapını çalabilsin. Selâmün aleyküm aleyküm selâm. Ya hakkını ele al et senin yolunu gözlüyordum. Buyur kardeşim. Ya şu ilaçları alamadım da. İlacını al. Yardımcı olalım sana. Mahallede yardım edilecek olanlara yardım et. Biz bunu öğrendik. Biz bunu öğrendik. Ama şimdi adım biz gavurlara benziyoruz. Ne yapıyoruz? devasa biz Tokiler giriyor içeri. 300 bin lira 500 bin lira bir buçuk milyon lira evler yapıyor. Karşıdaki de bir buçuk milyonluk evde ben de bir buçuk milyonluk evdeyim. Eş derdi. Günaydınlar efendim günaydınlar canım.
Hayırlı işler yavrum. İkisi de çıt çıt Mercedes’den açtılar bindiler gittiler. E öbürkü hiç karşında 70 metrekarelik daire durur mu? Durmaz. Adam görecek şimdi. Öbürkünde de atıyorum Şahin var. E Şahinli olan ezilmesin. Mercedes’de olan üzülmesin. E biz ayıralım bunları ya. Ne yapalım? Şahincileri bir yere toplayalım. Mercedescileri bir yere toplayalım. Get dolaştı toplu. Zenginin fakirden haberi yok şimdi. Öbür türlü karşısında fukara insanı görünce giyinirken dikkat edecek. Ya bu mahalleye bu kıyafet fazla değil mi fazla almayayım. Bu mahalleye bu ayakkabı fazla değil mi fazla almayayım. Duyuyorum 600 bin lira 700 bin lira ayakkabı alıyorlarmış. 800 bin lira ayakkabı alıyorlarmış. Bir de ne dedi?
9. Bölüm
Bunu söyleyen kimse. Hacı baba bunlar ucuz indirimde olan dedi. Ne? İndirimi 800 bin lira. Bana böyle dedi. Oo sen dünyadan haberin yok ya dedi. Dedim yok. Dünyadan haberim yok benim dedim. Hacı baba sen nereden ayakkabı alıyorsun dedi. Ben en son dedim İzmir’e giderken Manisa’da dedim. Ayakkabı fabrikası olan bir dedim yer var. Girdim oraya dedim ucuzluktan aldım dedim ben. Ayakkabı 70 lira 80 lira 90 lira. Oradan aldım iki üçlük dedim onları giyiyorum ben dedim. Böyle baktı şimdi bana. Tuhafına gitti onu. Yok Hacı baba ya dedi sen şaka yaptın. Yok oğlum gerçek dedim ya. Gerçek dedim. 900 bin lira, bir milyon lira, bir buçuk milyon lira ayakkabı alıyorum. Kendi kendime ben düşünüyorum Allâh’ım diyorum ya. bunlar nasıl bir hayat yaşıyorlar?
Böyle bir hayat sistemi nerede var? İslam’ın neresinde var? Hangi İslam’da var? İnsan kendi kendine sorgulamalı. Allâh muhafaza eylesin. İbadetler özünden çıkınca o zaman o kimseye uykusuzluğu kalıyor. O zaman o kimseye ne yapıyor açlığı kalıyor. O zaman o kimseye normalde jimnastik gibi kalıyor. Özüne gel kardeş. Özüne gel. Haramlardan uzak dur. Birinci derecede haramlardan uzak dur. İkinci derece, ikinci derece. Şataattan, şatafattan, gösterişten uzak dur. Allâh bizi onlardan eylesin. Benim bunlara size anlatmamam lazım. Benim bunlara size anlatmamam lazım. İşin bir de bu tarafı var. Böyle gösterişten, şataattan, şatafattan uzak durun sohbeti bizim kardeşler için değil aslında. İşin gerçeği de bu.
Bizim en şatafatlımız, en gösterişli olanımız da gösterişsiz ve şatafatsız. İşin realitesi de doğrusu da bu. Bizde şatafatlı, gösterişli bir kimse yok ki bizim içimizde. Biz zaten belli bir fakir fukara, orta derecede bir cemaatiz, bir topluluğuz biz. Bizim içimizde çok zengin bir kimse barınmıyor bizde. Bizi beğenmiyor, tepeden bakıyor bize. Burası rutubet kokuyor, ter kokuyor. Gelmezler onlar, beğenmezler bizi. Bizde böyle yüksek bürokrat, yüksek böyle zengin kimseler, böyle kendini havalarda gören kimseler gelmezler, bizi beğenmezler. Bizden onlar uzak dururlar fersaf fersaf. Sebep biz onların kalemi değiliz. Garip insanlarız biz, garip bir topluluğuz biz. Bizim en zenginimizin aylık kazancı 10 liradır, 15 liradır.
En hali vakti yerinde olanımızın aylık kazancı o kadar. bir aylık kazancı 100 lira, 150 lira olan bir kimse yok bizim içimizde. O beğenip de gelmez zaten bize. O tibirlidir o, çok kafası çalışıyordur, çok uyanıktır, çok biliyordur. Her şeyden o sorumludur, o nerede gelecek, bir yere imtisap edecek de bağlanacak. Yok. Enteresan şeydir bunlar. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin etrafındakiler de 3 aşağı 5 yukarı öyleydi. Onlar da garip insanlardı. Dini zaten ilk önce garip insanlar kabul etti, fukaralar kabul etti. Mekke’nin müşrikleri, zengin müşrikleri kabul etmedi dini. Medine’nin zenginleri kabul etmedi dini. Kabul etmediler. Bu Cenab-ı Hakk’ın fıtratullahı. Ama çok zengin olan, böyle yüksek bürokratlarda olanlar bunlar sufiliği kabul etmezler.
10. Bölüm
Sûfîlik onlara acı gelir. Sûfîlik onlara tatlı gelmez. Onlar okurlar yalnız. Gidiyorsun bir yere karşılaşıyorsun böyle, ooo hocam ben Mesnevî’yi çok severim, okurum. Hemen iki üç tane beyi tokuyorlar, nereye gitsem de bana denk geliyor. Mıknatıs gibi çekiyorum sanki ben. Savcısına gidiyorum Mesnevî okuyor. Hakimine gidiyorum Mesnevî okuyor. Valisine gidiyorum Mesnevî okuyor. Zenginine gidiyorum Mesnevî okuyor. O kadar çok Mesnevî okuyorlar ki, bilgisayarlarında var, tabletlerinde var, cep telefonlarında var. Hemen bana birkaç beyi tokuyorlar. Ben diyorum Hz. Mevlânâ’nın şeyhi Şemseddin’in tebriziydi en son. Sizin şemsiniz kim acaba diyorum, kalıyorlar. Kimisi yolunu bulmuş. Biz şems olarak Mesnevî’yi görüyoruz hocam.
Ay ne kadar güzel. Tabii okuyor ya kendince, şems olarak Mesnevî’yi gördüm. Oku oku, dön oku, bir daha oku. Sana şunu şöyle yapıp, bunu böyle yap diye ne yapayım. Oku oku, dön oku, bir daha oku. Sana şunu şöyle yapıp, bunu böyle yap diye ne olacak. Beyitleri de kendi kafana göre anla, kendi kafana göre de beyitleri tefsir et, oldun sen şey. O mâşâAllah diyor, o zaman siz şems olmuşsunuz. Kalıyor. E diyorum Hz. Mevlânâ diyor ki, şeyhi olmayan şeyhi şeytandır. Üstadsız olmaz. Bir mürşide gitmen lazım diyor dedim. Ne yapacaksınız? Kalıyor. Ya bir gelip burada adam diz çökecek, olacak bir şey mi bu? Nefsi kabul eder mi? Etmez. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden ibadetlerin özüne ulaşma. İbadetlerin özüne ulaşırken üzerinde yapay olmama.
Ne yapılması gerekiyorsa onu yapma. Yoksa, Allâh muhafaza eylesin, insanlar aç veya susuz kalmış olacaklar. Veya da uykusuz kalmış olacaklar. Bu muhteşemmiş. Allâh bizi yarattı, her yerimizi Allâh’ımız yarattı, saçımızı da Allâh yarattı. Peki neden saçımızı kapatmamızı emrediyorum? Başka yerlerini de yarattı. Kadınlık veya erkeklik uzuvlarını da yarattı. Hadi hepsini de aç, çık bakalım her şeyi o yarattı. Denizi de o yarattı, balığı da o yarattı. Yahudileri dedi ki, Cumartesi günü balık tutmayacaksınız. Balık haram mı değil, gün haram mı değil, Cenâb-ı Hak onlarda öyle intihar etti. Allâh, Allâh’ın dini böyle. Allâh’ın dini bu. Allâh’ın dini bu. Allâh hükmediyor. Allâh peygamberlere kendini kanıtlamak için baldırını açardı.
Bu hadisten ne anlamarız? Cenâb-ı Hak peygamberlerine kendisini kanıtlamak için kendisinin var olduğunu göstermek için mahremini açtı, söz olarak. Yolculukta uyku için misvak kullanmayı önerir misiniz? Bunu her uykusuz kalmak istediğimizde yapabilir miyiz? Günlük verdiği önemini ve disiplini anlatır mısınız? Vallahi misvakla alakalı böyle benim illaki herkes de böyle olacak diye bir kaydı yok. Ama araba kullanırken uzun yolculuklarda eğer yalnızsam gerçekten misvağın öyle bir artık bana öyle oluyor. Belki de bir hikmeti diyeyim ben. Misvağı ağzımda tutuyorum, ağzımı misvakladıkça, misvak da ağzımda durdukça canavar kalmadı olsun, uyku gelmiyor. Bu böyle bir bende böyle tecelli ediyor. İnşâAllah kardeşlerde de öyle tecelli eder.
Günlük verdiği önemini ve disiplini anlatır mısınız? Günlük bir kimse virt almazdan önce nafiledir. Virt alırsa o kimse söz vermiş olur, vacip olur. Bir nafile söz verirseniz vacip olur. Allâh’ı zikretmektir. O yüzden zekirle alakalı hadisler, zikirle alakalı konuşmalarının sebebi de günlük virdin ehemmiyetiyle alakalı inşâAllah. Kim dua ederse iki Kur’ân hadmi, iki tevhid hadmi, yetmiş adet Yasin-i Şerif iki tevhid hadmi varmış, hastası da varmış. Ona inşâAllah hediye edecekmiş. Allâh kabul etsin inşâAllah. Lâ ilâhe illâllah. Fatiha. Fatiha. Âmîn.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Hamd, Kâbe. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı