Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

670. Dergah Sohbeti — Ahzâb 35: İslâm’ın On Temel Vasfı ve Zikrullah

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 670. Dergah Sohbeti — Ahzâb 35: İslâm'ın On Temel Vasfı…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Aleyküm selâm. Allâh gecenizi hayırla eylesin. Âmîn. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırla eylesin. Âmîn. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed’e hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Âmîn. Hakkı, hak bilip, hak yolunda mücadele eden ve yaşayan, batılı, batıl bilip, batılı karşı cihâd eden kullarından eylesin. Âmîn. Rabbim beni İsrail Yahudilerini, bu siyanistleri yerle yeksan eylesin. Âmîn. Onları kahriperişan eylesin. Âmîn. Doğu Türkistan’a özgürlük nasip eylesin. Âmîn. Tüm dünyadaki Müslümanlara özgürlük nasip eylesin. Âmîn. Hepsini bir bayrak altında toplanmayı nasip eylesin. Âmîn. Rabbim kafirleri ve destekçilerini dağıtsın. Âmîn. Onların güçlerini yerle yeksan eylesin. Âmîn.

Ecmain. Elleme çalsın. Demek ki sohbetten haberi yoktur. Bu akşamki dersimiz 31. nasihat, Ahzab 35. âyet. Eudubillahi mineş-şeydânirracîm Bismillahirrahmanirrahîm Ashab 35. âyet. Müslüman erkeklerle Müslüman kadınlara, mü’min erkeklerle mü’min kadınlara, withat eden erkeklerle withat eden kadınlara ve nic written every Singletaif. allow me not to mislead fo mi idi İtaat eden kadınlara, sâdık erkeklerle sâdık kadınlara, sabırlı erkeklerle sabırlı kadınlara, Allâh’tan hakkıyla korkan erkeklerle, hakkıyla korkan kadınlara, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlara, oruç tutan erkeklerle, oruç tutan kadınlara, iffetlerini koruyan erkeklerle, iffetlerini koruyan kadınlarla, Allâh’ı çokça zikreden erkeklerle, Allâh’ı çokça zikreden kadınlara şüphesiz ki Allâh mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.

Tabi bizi ilgilendiren son kısım Allâh’ı çokça zikreden erkeklerle, Allâh’ı çokça zikreden kadınlar. Ama velâkin bu âyet-i kerime hemen hemen İslam’da ibadetle alâkalı genel kaideleri koyma noktasından önemli bir âyet-i kerime. Hemen hemen bunda on ayrı ayrı başlıklar var. Tabi birinci başlık o Müslüman erkeklerle Müslüman kadınlara. Âyet-i keriminin böyle inzal olmasına sebep birçok bazı sebebi nücl açısından söylenenler var ama birisi Ümmü Seleme’ye ait. Bu Ümmü Seleme normalde sadece erkekleri ilgilendiriyor bu din. Sadece erkeklere hasmı diye böyle bir Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine bir soru yöneltiyor. Yine başka bir rivayette yine Ensardan kadın Ümmü İmâre her şeyin erkekler için olduğunu görüyorum.

Kadınların herhangi bir hususta anıldıklarını görmüyorum deyince Cenâb-ı Hak hemen bu âyet-i kerimeyi inzal eyledi ve Peygamberin üzerine Müslüman erkeklerle Müslüman kadınlara dedi. normalde kadınları da ilgilendiren bir ibâre çıktı orta yere. Tabi bunlar Müslüman kadın ve Müslüman erkek deyince bunlar İslam’a girmiş. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlühü diyerekten iman etmiş Müslümanlara. Normalde din bu noktada Allâh’ın hükmünü kabul etmiş, Allâh’ın hükmünü boyun eğen hem erkeklere hem kadınları kapsıyor. Ve ikinci âyet-i kerimede de Mü’min erkeklerle Mü’min kadınlara. ilk önce Müslüman dedi, sonra Mü’min dedi. Müslümanla Mü’mini ayrıştırdı. Müslümanla Mü’mini ayrıştırması ne demek?


2. Bölüm

Bir kimse kelime-i şahadet getirdi, o kimse Müslüman oldu. Ama burada Mü’min kadın, Mü’min erkek deyince o zaman onlar İslam’ın emirlerine bağlı, İslam’ın kaidelerine sımsıkı yapışmış, İslam’ın emrettiklerini yerine getirmeye çalışan kimseler. O zaman Müslümandı, İslam’ın emirlerini yerine getirmeye başlayınca o Mü’min sıfatıyla sıfatlandı. Üçüncüsü, itaat eden erkeklerle itaat eden kadınlara. İtaat, o zaman o kimse Müslüman ve o kimse Mü’min ve Mü’minlikte de artık Allâh’a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Başka bir âyet-i kerimede kim Allâh ve Resulüne itaat ederse kurtuluşa ermiştir. Bu âyet-i kerimeler mucibince burada Mü’minliğin bir vası da itaat etmek.

Neye? Kur’ân’a, neye? Sünnet’e, neye? Sizden olan emir sahiplerine itaat etmek. Neye? Kur’ân’a, neye? Sünnet-i seneye ve hatta başka bir âyet-i kerimede Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri size bir şey emrettiyse sizin bu konuda yapacak bir şeyiniz kalmamıştır. peygambere itaat ile alakalı. Dördüncüsü ne? Sadık erkeklerle sadık kadınlara. O zaman o kimse her konuda Kur’ân ve sünnet-i seneye sadık kaldığı gibi normaldi çünkü itaatin üzerinde de bir de sadık kalmak var. Bir şey de sıfkıyet, bir şey de samimi olma, ihlaslı olma ve o ihlasını, o samimiyetini, o sadıklığını kaybetmeme. Bu noktada bütün her şeyine sadık bir kul olma, sadık bir sûfî olma, sadık bir eş olma, sadık bir evlat olma, normalde sadık bir kardeş olma.

Artık o kimse de sıfkıyet söz konusu. Normalde itaat etti ardından o itaatinde sadık kaldı. bir zorluk geldi, bir sıkıntı geldi, bir bela geldi, bir müsibet kaldı. O dostluğunda sadık, eşliğinde sadık, çocukluğunda sadık, anne babalığında sadık, dervişliğinde sadık, kardeşliğinde sadık. O kimse vefasızlardan değil, o kimse orası burası oynayanlardan değil, zorluğu görünce çekip gidenlerden değil, bir düdük evine kapananlardan değil. Yok bugün ben hasta oldum, yok bugün belim ağrıdı, yok sırtım ağrıdı, yok başım ağrıdı, yok bugün buradan buradan esiyor ben hasta olabilirim. Ben bir yere gitmeyeyim öyle bir şey yok. Kur’ân Sünnet dairesinde o kimse hem itaatkar hem sadık ve aynı zamanda da beşincisi devam ediyor.

Sabırlı erkeklerle sabırlı kadınlara ve bütün bunların üzerine bütün bu hadiselerde sabretmek. Sabırlı kimse. normalde Kur’ân-ı Kerim’de imtihanlar bellidir. Kur’ân’da Cenâb-ı Hak korkuyla imtihan eder insanı, açlıkla imtihan eder, yoklukla imtihan eder, yakınların ölümüyle imtihan eder. Bir öyle bir ticarette durgunluk, ürünlerde bozukluk veya az gelme. mavla imtihan eder, canla imtihan eder, eşle imtihan eder, anne babayla imtihan eder, dervişlik yolunda imtihan olur, her şeyle bir şekilde imtihan olur. Avam bunu imtihan gözüyle bakar. Avamın gözünde bu imtihandır. Sufilerin gözünde bunlar imtihan değildir. Bunlar Cenâb-ı Hak’ın hediyesidir. Onun başına bu tip şeyler gelir, o bunlarla mücadele eder, bunlara sabreder, onun makamı derecesi artar.


3. Bölüm

Ve muhakkak o sıkıntılarla o kimse kemale erer. O problemlerle o kimse kemale erer. eşinden imtihan olur, öyle hanım laf söyledi, küüt bir tokat olmadı veya küfret diyor olmadı. Veya anne babasının yaşlığına denk gelirdi, cennetlik olmazsa burnu sürtülsün diyor. Kimse onun anne babaya yaşlığına denk geldi, onlara yok moruk, yok ihtiyar dedi, yok onlara görüp gözetmedi. Babasına isyan etti, anasına isyan etti, imtihanı kaybetti. O yüzden normalde, avam için bunların hepsi de imtihandır. Ama bir kimse, sûfî için annesinin babasının yaşlılığı cennet yoludur. Sûfî için eşi cennet yoludur. Sûfî için çocuğu cennet yoludur. Sûfî için hastalık cennet yoludur. Sûfî için varlık, yokluk, sıkıntı, ürünün az olması, ticaretinin az olması, karın az olması gibi bu tip insanı sıkıntıya sokan şeylerin hepsi de nedir?

Cennet yoludur. Hepsi de Allâh’a vuslat yolunda birer normalde sebeptir. Veya sağlığınla alakalı bir sıkıntı olduğu isyan etmeden ona sabretmek. İsyan etmeden sabretmek ve onu güzellikle karşılamak, onu normalde Allâh’tan bir hediye olarak görmek. Bu tedaviyi reddetmek değil. Allâh’tan bir hediye olarak görüp başına gelen sıkıntılarda sabretmek. Namazda sabretmek, oruçta sabretmek, haşta sabretmek, dervişlikte sabretmek. Yanındaki ayağına bastı haydi isyan Allâh, isyan derviş böyle yapar mı? Ya gelip de 9-15 terenin seni çapacak değil ya. Burada dergahda oturuyorsun sen ne imtihanın olacak senin dervişin birisi gelecek ayağına çapacak seni. Veya basacak birisi öte git biraz diyecek kafanı düzgün sallamıyorsun diyecek.

Bir şey diyecek bahane bulacak laf söyleyecek sana öyle. Ama düşünce şu ya ben dergaha gittim herkes oradaki sütlümen değil kardeşim. Herkes eşkiyadı buraya geldi evliya olmuyor. Eşkiyalıktan evliyalığa dönüyor herkes. Ben bazen soruyorum ya içinizde medreseden gelmen var mı diye yok. Bazen de üstüne hamdolsun diyorum ya. E şimdi normalde birisi bizden diyemez ki ya ben önceden eşkıya değildim diye. Var mı içinizde eşkıya olmayan öncesinde? Öncesinde bak mâşâAllah herkesin öncesi eşkiyalıktan gelme. Güzel bir şey bu. bunu böyle nakız gördüğümü düşünmeyin. Zaten önemli olan o zor olan iş o eşkiyalıktan evliyalığı döndürmek. Sıkıntı olan o zaten önceden kırıyordu, döküyordu, vuruyordu, kızıyordu, küfrediyordu, hakaret ediyordu.

Kimse ona laf söyleyemiyordu. E dergaha girdi derviş oldu. Ulan önüne gelen laf söylüyor şimdi. adam derviş değildi herkes ipe dizilir gibi diziliyordu. Adam derviş oldu evdeki hanım bile laf söylüyor. Hem de nasıl söylüyor. Önceden ağzı çıkmazdı, mıkı çıkmazdı. Derviş olunca bir değişti ortalık. Öyle. Dervişlerin büyük bir çoğunluğu yaşar bunu. Kadındalarda erkeklerde. En güzel örnek bende var. Geldi bir gün dedi ne olursun dedi bana müsaade et ne olur dedim. Ya dedi hatun öyle laf söylüyor ki dedi ya. Ben müsaade et dedi ya ben bir içeceğim ya dedim. Olur mu şey yapma etme yok. Sen çekiyor kafaya bir gidiyor eve güm kapıya. Hop bir bağırıyor çağırıyor. İki gün sonra yalvarıyor hanımı. Mustafa Efendi ne olursun bunu ele al.


4. Bölüm

Ne kadar namık adama laf söylemedik laf bırakmadın. Ne diyeyim adama ben. Derviş olunca öyle imtihan başlıyor. Evden başlıyor, çocuktan başlıyor, herkesten başlıyor. Anne baba bile önceden laf söylemez. E derviş olunca laf söylüyor. Ya diyorum bu adam her gün içip geliyordu bir şey diyebiliyor muydunuz? E diyemiyorduk. E şimdi neden diyorsunuz? Diyor. İmtihan bunlara sabretmek. Sabır geniş bir mesela. Allâh bizi oradan imtihan eylemesin. Altıncısı Allâh’tan hakkıyla korkan erkeklerle hakkıyla korkan kadınlara. bu artık Allâh korkusu. Yalnız şimdi bazı korkular vardır insan korktuğundan kaçar öyle değil mi? Uzaklaşır. Bir şeyden korkar insan. Bir şeyden korkun depremden korkar, yangından korkar, selden korkar, zalim bir idareciden korkar, zalim bir patrondan korkar, zalim bir kocadan korkar, zalim bir kadından korkar, zalim bir çocuktan anne baba korkar, çocuk zalimse annesi babası ondan korkar ve korktuğu şeyden insan enteresan bir şekilde kaçar.

Korktuğundan kaçmak hayvani bir güdüdür. Bu hayvani bir güdüdür. Çok özür dilerim. Hayvanlar da korkularından kaçarlar. Kuş avlanmaktan korkar, kaçar. Balık avlanmaktan korkar, kaçar. Geyik avlanmaktan korkar, kaçar. Ormanda bir yangın çıkar, bütün hayvanlar kaçar. Deprem olur, deprem olmazlar önce hayvanların büyük bir kısmı depremin olacağını ilahi bir frekans alırlar, kaçarlar hayvanlar. Bakın hayvanlar da kaçar. Çok enteresan bir şeydir. İnsan Allâh’tan korkar, ama Allâh’tan kaçmaz. Müslüman, mümin Allâh’tan korkar, enteresan bir şey ama Allâh’tan kaçmaz. Korkarsa daha Allâh’a yakınlaşmaya çalışır. Allâh’tan korkarsa Allâh’la dost olmaya çalışır. İnsanda hayvani güdi var ise, güdi var ise o Allâh’tan korkarak Allâh’tan da kaçar.

O kafirdir, o münafıktır, o mürtettir. O dinden uzaklaşır o. Ama mümin ise Allâh’tan korkarsa Allâh’la dost olmaya çalışır. Ama mümin ise Allâh’tan korkuyorsa o Allâh’a yaklaşır. Ve Hadîs-i Şerif süt çıktığı memeye girmedikçe Allâh korkusundan ağlayan kimse de cehenneme girmez. o kimse Allâh’tan korktuğunda Allâh’tan korktuğu için ağlar ise o kimse de normalde ne yapıyor? Ne yapıyor? O kesin cennete gidiyor. Hele başka bir Hadîs-i Şerif’te bir tenhada Allâh korkusuyla akıtılan iki damla gözyaşının karşılığı cennettir der. Hatta başka bir Hadîs-i Şerif’te melek bir böyle çok örneğin altın kasede veya böyle bir mücevheratın içerisinde Allâh için akıtılan gözyaşını getirir o kimse cehenneme girecekinde o iki damla gözyaşını onun cehennemine atar cehennem söner o esnada.

O kimse ateşten kurtulur. Allâh için akıtılan gözyaşı bu kadar kıymetli ve Allâh’tan hakkıyla korkan erkekler ve hakkıyla korkan kadınlar o korkması onu Allâh’a daha da yaklaştıracak çünkü. Allâh’la dost edecek onu. Yedincisi sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlara. Buradaki sadakadan bu âyet-i kerimelerde genelde hep sadaka olarak geçer. İnsana farz olan zekattır birinci derecede. Bir kimse ticaret mallarından örneğin 40’ta 1 senede bir sefer zekat vermekle mükelleftir. O kimse farz olan bu zekatını verdiği müddetçe vazifesini yerine getirmiştir. Bunun üstü ne olur? Mesela o kimsenin örnekliyorum 400 milyarı var. 400 milyarından 1 milyar o kimse 40’ta 1 olarak zekat verdi. Vazifesini yerine getirdi.


5. Bölüm

Üzeri ne olmuş oldu? Üzeri nafile olmuş oldu. Hadîs-i şerif Buhari Müslüm’den her sabah yeryüzüne iki melek iner. Biri Ya Rabbi infak edip iyilik edenin malının yerine yenisini ver der. Diğeri de Ya Rabbi cimrilik edenin malını telef et diye dua eder. Bir kimse zekatını düzgün hesaplayıp vermezse bu meleğin, ikinci meleğin duasının tecelliyatını yaşar. Ne olur? Onun malı telef olur. Hem Müslümansın hem müminisin hem de paranın malının zekatını düzgün hesaplayıp vermiyorsun. İkinci melek dua ediyor. Bunun malı helak olsun. Öbürkü de zekatını vermiş. Birinci melek ona dua ediyor. Ya Rabbi onun verdiğinden aslında 700 mi istiyor? Bazı şeylerde 1000 mi istiyor? Fazlasını ver diye. O da ne yapıyor?

O da dua ediyor. Sadaka veren erkekler yine başka bir hadîs-i şerifte ey Ademoğlu infak et. Ey Ademoğlu infak et. Sana da infak bu dünyada, sana da infak olunsun. infak et, sana da infak olunsun. İnfak edersen sen de infak bulursun. Ne ekersen onu biçersin. İnfak edersen sana da infak edilir. Bu infan hem maddi tarafı var hem de manevi tarafı var. Manevi tarafı var. Sen infak ettin maddi tarafı. Sen 3 kuruş, 5 kuruş veya zekatını verdin veya zekata muktedir değilsin bir sadaka verdin. Bir infak ettin bir şeyi. İnsan ilmini de infak eder. Bir kimsenin bilgisi vardır. Bilgisi de infakın içerisine gider. Kuvveti infakın içerisine girer. Duası infakın içerisine girer. Dua etmek. Mümin kardeşine dua etmek.

Onun bir sıkıntısı var. Sıkıntısına dua ediyorsun. Görüyorsun elinden bir şey gelmiyor senin. Öyle ya. Elinden bir şey gelmiyor. Dua et hiç olmazsa. Dua da bir infaktır. Onun yanında bulun. Hasta git ona infak et. Git yanında bulun geçmiş olsun de. Ameliyat olacak bir kimse ameliyat olmuş. Telefon aç git yanına geçmiş olsun de. Bir ihtiyacın var mı de. Bu da infaktır. Hatta yaşlı bakılacak kimsesi yok. Git ona bak. Bu da infaktır. Infak edersen infak bulursun. Hem dünyevi hem uhrevi olarak. Sekizincisi oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlara. Cenâb-ı Hak Âyet-i Kerime’de geçmiş ümmetlere farz kılındı gibi oruç size de farz kılındı buyurdu. o zaman bir kimsenin namazdan oruçtan kaçması mümkün değil.

Zekattan kaçması mümkün değil. Bakın bunlardan mümkün değil. Bir kimse kasten namazı terk ediyorsa. Bakın kasten namazı terk ediyorsa o kimsenin imani zayıflığı vardır. Allâh muhafaza eylesin. Veya kasten o kimse hacca gitmiyor. Kasten oruç tutmuyor. Şafiye göre bunlar küfür. Hanefiler imanla ibadeti ayırmışlar. O yüzden küfür dememişler. Ama normalde öyle hanefi alimleri var. Bunları çok tehlikeli görmüş. Bakın çok tehlikeli görmüş. Ama böyle biz safları seyretmeyelim, safları sıkılaştıralım düşüncesiyle biz namaz kılmayan, oruç tutmayan, zekat vermeyen kimseleri siz kafirsiniz demiyoruz. O çünkü Lâ ilâhe illâllah Muhammed’e Resûlullâh demiş. İman etmiş. Onu biz iman etmiş olarak kabul ediyoruz.


6. Bölüm

İmam Maturi de aynı noktadadır. Hanefilerden İmam Muhammed, İmam Yusuf da aynıdır. O nokta, Serahsi aynı noktadadır. Bazı hanefi iştahat eden alimlerin bir kısmı var. Bunlar çoğunlukta değiller. Tehlikeli noktada konuşanlar. Ama o yüzden oruç tutmak bu manada her Müslümanın üzerine farz. Eğer sağlığı sıkıntılı değilse. Kimisi şeker hastası. Örneğin o tutmaması onun farz. Said tutmayacak mesela. Tuttun mu geçen sene? Bu sene ne yapacaksın? Allâh gerin. Ameliyat da oldun. Kaç parmak gitti şimdi? İki oldu. İki mi oldu? Daha sekiz tane var diyorsun. Allâh hayırlı şifa versin inşâAllah. Öyle iki olmuş da ardından sekiz tane daha var diyor kendince. Fazla bir sıkıntı görmüyor yani. Rabbim şifalandırsın inşâAllah.

Şimdi mesela bu tip şeker hastalarının tutması uygun değil. Bana da diyorlar tutma diye. Ama benimki o kadar şeyin tehlikeli noktada değil yani. En fazla 350-400 oluyor 450 oluyor. Komaya girmedim o komaya giriyor. En son komaya girdin değil mi? Tabii. Allâh’ıma fazla eylesin. Şimdi böyle olunca mesela o kimse tutmayacak. Veyahut da hamileler. Veyahut da lohusalar. Veyahut çok zayıf kimseler. Çok yaşlı kimseler. Yolculuğa çıkanlar. Yolcular. Bunlar tutmak zorunda değil. Olmaz mı? Evet. Ve oruç tutanları söylüyor. Ve bir çok hadîs-i şeriflerde de oruç bir terbiye aracı. Sabırla alakalı sıkıntıyı giderme aracı. Nefisle mücadele etmede en önemli ibadetlerden birisi. Ve en makbul ibadetlerden birisi.

Dokuzuncusu iffetlerini koruyan erkeklerle iffetlerini koruyan kadınlara. Burada iffet denilince bizde sadece cinsel suçcular aklımıza geliyor. iffet dediğimizde örneğin bir kimsenin cinsel suç işlemesi gelir genelde bizim toplumumuzda. Ben bugün buna farklı bir pencere aralamak istedim. iffet sadece cinsel suç değildir. Muhakkak bir kimse namusunu koruyacak muhafaza edecek. İffetini koruyacak. Bunu böyle zayıf görme veya küçümseme değil. Ama iffet sadece bu noktada değil. Mesela hadîs-i şerif böyle bir kimse sağlıklı, güçlü, kuvvetli böyle bir çalışıyor kendince çalışkan bir kimse. Sahâbe diyor ki bu kimse keşke diyor bu çalışmalarını Allâh yolunda cihâd ederken yapsaydı diyor. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem onlara cevap veriyor.

Eğer bu adam küçük çocuğu için çalışıyorsa Allâh yolundadır. Yaşlı anne babası için çalışıyorsa Allâh yolundadır. Nefsinin iffetini korumak için çalışıyorsa Allâh yolundadır. Nefsinin iffetini korumak için çalışıyorsa Allâh yolundadır. Allâh yolundadır. Ancak tefahur ve övünmek için çıkmışsa şeytan yolundadır. o kimse nefsinin iffetini koruması ne demek? namuslu bir hayat yaşayacak. Hiç kimseden bir şey istemeyecek. Kendini ayağa düşürmeyecek. Dilenmeyecek. Çünkü aynı başka bir hadîs-i şerifte de bir grup insan geliyor. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinden bir şeyler talep ediyorlar. Allâh Resulü veriyor. Bir daha talep ediyorlar bir daha veriyor. Bir daha talep ediyorlar bir daha veriyor.


7. Bölüm

Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri. Ve verilecek bir şeysi kalmıyor Hz. Peygamberin. Sonra herhalde onlar bir daha istediler ki Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurdu. Yanımda bir mal olsa bunu sizden ayrı olarak kendim için biriktirecek değilim. Kim iffetli davranır istemezse Allâh onu iffetli kılar. Kim iffetli davranır istemezse bir şey istemiyorsun sen. Halini birisine açmıyorsun, arz etmiyorsun. Söylemiyorsun durumunu kimseye. Şenlillah demiyorsun. Cenâb-ı Hak seni iffetli kılıyor. Kim istina gösterirse Allâh da onu gani kılar. Kim sabırlı davranırsa Allâh ona sabır verir. Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha geniş bir ihsanda bulunulmamıştır.

Sen sabırlı davranırsan Allâh seni sabırlı kılıyor. Sen kimseye boyun bükmüyorsan Allâh seni gani kılıyor. Allâh seni gani kılıyor. Bu o kimsenin Allâh’a güvenmesiyle alakalı bir şey. Rabbim bizi onlardan eylesin. 10. Allâh’ı çokça zikreden erkeklerle Allâh’ı çokça zikreden kadınlara şüphesiz ki Allâh mağfiret ve büyük mükafat hazırlamıştır. Bunu Allâh affetsin ben 10 madde halinde böyle bunu anlatmaya çalıştım. Çünkü şu hadîs-i şerif aklıma geldi. Geçmiş ümmetlerden 10 tanenin birisini yapmazsa onlar helak oluyorlardı dedi. Birisini yapmazlarsa. Oysa ahir zamanda onun dedi birisini yapacaklar Allâh onları affedecek dedi. Şimdi bu hadîs-i şerif aklıma gelince sıraladım 10 madde bu. Ya dedim bu 10 madde bu. birisi şimdi iman etti ben Müslümanlardan oldum dedi.

Cenâb-ı Hak onun sonunda cennetlik edecek. Muhammed ümmetinin özelliği. Bu Muhammed ümmetine has bir şey. O kimse Lâ ilâhe illâllah Muhammed’in Resûlullâh dediyse sonunda cennete girecek. Bakın sonunda o cennete girecek. 10 tanenin birisini yaptı. İman etti. İman ettiyse o kimse sonunda cehennemde azabını çektikten sonra Allâh-u Alem bilemeyiz. Cenâb-ı Hak belki de başka bir sevabı hayırı iyiliği vardır. Allâh affeder. Direkt cennete girer. Orası Allâh’ın bileceği bir iş. Ben oraya hükmetmek noktasında değilim. Ama normalde bu 10 maddenin yaptığı o kimse. O zaman Cenâb-ı Hak ne yaptı? Allâh mağfiret ve büyük mükafat hazırladı ona. Mağfiret af demektir. Allâh onu affetti ve onu bir de affetmenin üzerine bir de ne yaptı?

Mükafatlandırdı. Bizi ilgilendiren, sufileri ilgilendiren, bu geceyi ilgilendiren ne? Allâh’ı zikir. İbn Abbas. İbn Abbas. Allahu Teala buradaki zikirle namazların ardından sabah akşam ve yatakta yapılan zikri kastetmektedir dedi. Bu âyet-i kerimeyi tefsir ederken. İbn Abbas diyor ki, Allahu Teala buradaki zikirle namazların ardından sabah akşam ve yatakta yapılan zikri kastetmektedir. Namazların ardından 33. Subhanallah 33. Elhamdillah 33. Allahu Ekber. Sufiler için namaz arkasında tevhiddir filan böyle zikir bir evrat var. diyor Hz. Abbas efendimizin, Abbas efendimizin oğlu Abdullah diyor ki, sabah akşam ve yatakta yapılan zikri kastetmektedir. Yatakta bir de sabah akşam yaptın, sabahlı akşamlı gündüz vakti namazlardan sonra bir de yattığın yerde de Allâh’ı zikrettin.


8. Bölüm

Yattığın yerde başladın tevhid çekmen, tevhidle uyudun. Veya esman varsa Allâh esması, hu esması, hay esması, hak esması, üstadın sana sayısız bir virt çek demiş, sen o virti sayısız çekerekten yattın. Bütün geceyi zikirle geçirmiş gibi sevap aldın. Sabah uyanır uyanmaz, Allâh’ı tekrar tesbih ettin, zikrettin ve geceyi normalde bütün ibadet uyurken, sen geceyi ibadete geçirmiş gibi sevap aldın. Yine bir hadîs-i şerif, Ebu Davud İbn-i Mace Nesai Hakim bunu nakletmiş, kim uykudan uyanıp hanımını da uyandırır ve ikisi birlikte iki rekat namaz kılarlarsa, Allâh’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar sınıfına kaydedilirler. siz şimdi erkekler olarak kalktınız sabah namazına ve ondan sonra sabah namazına eşiniz de uyandırdınız, kalk namaz vakti dediniz, kafanıza bir tane çelikten bir muhafaza alın.

Veya göğsünüze böyle bir çelikten bir siperlik alın, her an her şey olabilir, sabah namazına kaldırıyorsun hocam, hatta evdekileri namaza kaldırıyorsun, çoluk çocuk, bir de ezan okuyorsun veya kavmet getiriyorsun sabahleyin, Allahu Ekber evde, bunu söyleyin yatak odasını kilitleyin kendinizi, her türlü tacize uğrayabilirsiniz, sen nasıl beni uyandırdın diye. O yüzden bazıları böyle söyleyince tebessüm ediyor, o benim veya hanım seni uyandırdı. Böyle hanımı uyandırıyor adamı, adam bir de küfür ediyor kadına. Kadıncağızın biri söyle dedi, benim dedi eşim dedi, ben onu sabah namazına kaldırınca bana hakaret ediyor, küfür ediyor dedi, dedim kaldırma, dedim yapma. Namaza küfür etmiyormuş, kadına küfür ediyormuş, dedim o namazdan dolayı nikah dedim gidecek neredeyse, Allâh’ım vaz eylesin, Rabbim korusun, o hale geldik, bakın o hale geldik. hangi birimiz çocuklarımızı sabah namazına kaldırma cesareti var?

Çok acı bir şey. Hangimizin eşlerini sabah namazına kaldırma, kadın erkek önemli değil, cesareti var. Kendimizi kaldırdığımızda mutlu oluyoruz. Diyoruz ki oh elhamdülillah ya sabah namazına uyandık, kalktık, kıldık. Şöyle bir hane halkı düşünebiliyor musunuz? sabah imsak vakti girmiş, herkes ayağa kalkmış, abdestler alınmış, birisi namaz vakti girince kadar böyle bir hale geldik. Abdestler alınmış, birisi namaz vakti girince kadar böyle bir Yasin-i Şerif okuyor evde, bir Kur’ân-ı Kerim okunuyor, hayal yapıyor. Sabah ile çatır çatır şakır şakır herkes sabah namazını kılıyor. Evin adamı dönüyor sonra bir imanlık ediyor bütün herkese, sonra evin adamı dönüyor onlara bir kısa tevhid çektiriyor hane halkına.

Sonra evin hanımı hemen böyle akşamdan hazırlamış, böreğini çöreğini neyse hafiften ısıtıyor, kahvaltı hazırlıyor, herkes kahvaltısını yapıyor, işe gidiyor herkes. Murtaza, hayal benimkisi. Ben cennetten bahsediyorum. Hayal ile eşen müziksiz dans edermiş, ayışında olursa daha romantik olurmuş. Ben hayalini kurayım, birisi bakarsın der ki ya böyle bir hayal vardı adamın, evde ben bunu icra edeyim der. Şimdi gece birisi ders yapmaya kalksa, öyle üç bin beş bin tevhid çekecek erkek veya kadın, evde kıyamet kopar be. Kadın der ne oldu hatta mırıldansa bir kimse kendi kendine kadın onun tespih çektiğini görmese, sen kimle konuşuyordun beni kimle aldatıyorsun der. Öyle gece hanımdan ayrılacak bir kimse, ben gece namazı kılayım veya biraz zikrullah yapayım, tespih çekeyim.


9. Bölüm

Bir binte sonra kadınlar problem çıkarır. Erkekler de çıkarır kadına problem. Adam diyecek lan gelin ben burada yatıyorum, senin benimle beraber yatma, benimle beraber yatma, benimle beraber yatma, benimle beraber yatma, ben burada yatıyorum, senin benimle beraber yatman nafile ibadet gel buraya Allâh onun da sevabını verir, kadın bozacak durumunu. Ama kim uykudan uyanıp hanımını da uyandırır ve ikisi birlikte iki rekat namaz kılarsa, Allâh’ı çok zikredenlerden olacak. Rabbim bizi onlardan eylesin. Son hadîs-i şerif. Hadisi kutsi bu. Hz. Peygamber’e naklediyor sallallâhu aleyhi vesselam. Allâh-u Teala Hazretleri diyor ki ben kulumun hakkımdaki zannı gibiyim. O beni zikrettikçe ben de onunla beraberim.

O beni zikrettikçe ben onunla beraberim. O beni zikrettikçe ben onunla beraberim. Bu muhteşem bir müjde. O yüzden tekrar tekrar dönüyorum ben bunu bir daha söylüyorum. Kendime de ben bunu söylüyorum. Diyorlarım bu Mustafa Özbağ, sen onu zikrettikçe onunla berabersin. Kim beni zikrederse ben de onu zikrederim. Âyet-i Kerime. Bu muhteşem bir müjde. O beni içinden zikrederse ben de onu içimden zikrederim. Öyle otobüste, trende orada burada gidiyorsunuz veyahut da çarşıda dolaşıyorsunuz bir işiniz var. Yolda yürürken içinizden Allâh’ı zikrediyorsunuz. Yalnız bu içinden zikretmek, kafayı sallamak değil. Bu içinden zikretmek senin zikrettiğini hiç kimse anlamayacak. Hafi zikir budur. Sen elini böyle tespih al, yolda giderken böyle kalbin üzerine vay ne zikir ehlisin ya.

Veya 99’lu çıkar elinde böyle, ne kadar zikir ehlisin ya, böyle değil. O kimsenin üzerinde bir emare yok, Allâh’ı zikrediyor ama. Hafi zikrullah. O hafi zikrullah da senin üzerinde zikir emaresi yok. Ancak zikir ehli senin zikrettiğini anlar. Sen çarşıda orada burada Allâh’ı zikrede zikrede yürüyorsun. Kalbinde Allâh’ın zikri olduğu müddetçe nereye gidersen git. Şeytan seni ablukası altına alamaz. Sen zikrettiği müddetçe hatta kalabalık yerlere gittin, çarşıydı orasıydı burasıydı. O zikir varsa sen de daha büyük sevap aldın. Daha fazla sevap aldın. Diyor ya, siz öyle bir zaman gelecek ki çarşı denilen yerler olacak diyorum. Çarşı denilen yerler. Oralara gittiğinizde diyor orada diyor şeytanlar çok dolaşır.

Orada diyor Allâh’ı zikrederseniz böyle çok büyük sevabı vardır manasında Zişerif var. siz de öyle kalabalık çarşıya filan gittiniz orada Allâh’ı zikrettiniz. Hafi olarak çok büyük sevabı var. O beni bir cemaat içinde zikrederse ben de onu daha hayırlı bir cemaat içinde zikrederim. Bir cemaatte zikrullah yaptın, cemaatte zikrullah yaptın. Veyahut da bir cemaata sohbet ettin, Allâh’ın Kur’ân Sünnet tarihisindeki hakikatlerini anlattın. Birine tebliğ ettin, öyle ya cemaatle veya cemaatle namaz kıldın. Yarın cemaatle cumaya gittin. Daha hayırlı bir cemaat içerisinde, daha iyi bir cemaat içerisinde seni zikrediyor. Kim? O şayet bana bir karış yaklaşacak olursa ben ona bir zira yaklaşırım. Eğer o bana bir zira yaklaşırsa ben ona bir kulak yaklaşırım.


10. Bölüm

Kim bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. Kim bana şirk koşmaksızın bir arz dolusu günahla gelse ben de onu bir o kadar mağfiretle karşılarım. Rabbim bizi gece gündüz kendisini zikreden kullarından eylesin. Her daim Allâh’ı zikirle, Cenab-ı Hakk’ın sıfatlarını müşahade ile geçiren kullarından eylesin. Zikri dilden kalbe, kalpten sırra, sırdan ruha erdirdiklerinden eylesin. Cenâb-ı Hak her halimizde ilmel yakin, hakkel yakin, aynel yakin sırlarına ulaştırdıklarından eylesin. Kalbimize ilham eylesin. Kalbimize basiret nurunu ikram eylesin. Cenâb-ı Hak bizim ferasetimizi, basiretimizi açsın. Hak ve hakikati bize öğretsin. Hak ve hakikati bize göstersin. Âmîn diyen dillerimizi nâri cehennemden azad eylesin.

Ejmayın. Birkaç soru var. Bunlarda inşâAllah vakit kalmışken cevaplandıralım. Bu akşam dağıtılan şekeri suya koyup çoğaltıp içebilir miyiz her gün? Çoğaltıp içebilirsiniz. Allâh şifa versin inşâAllah. Bir dervişin başka bir dervişe hakkını helal etmemesi o kişinin dervişine zarar verir mi? Helalleşecekler. Helal etmiyorsa diyecek ki hakkını bana helal et. Ne yapmam lazım? özür dilerim, af dilerim diyecek. Ondan helallik dileyecek. Dervişler de birbirlerinin haklarını helal etsinler inşâAllah. Bir evde hane halkının habersiz olarak babanın cebinden para almalarının adabı nasıl olmalı? Bu haram. Bunun adabı mı olur? Bir insan babasının cebinden para alamaz. Ondan habersiz. Veya eş, kocasının cebinden para alamaz.

Ondan habersiz. Olur mu öyle şey? Allâh muhafaza eylesin. Bunlar doğru şeyler değil. Çocuklarınızda böyle şeyler öğretmeyin. Adam saydı parasını, bin lira para var, durdu orada. Sen içinden yüz lirasını aldın. Ertuş’un adam bir saydı, dokuz yüz lira. Ne diyecek eşine ve çocuklarına? Diyecek ki hanginiz oldunuz? Hırsız kim? Aynı şey, erkekler içinde geçerler. Erkek kalktı eşinin parasından aldı. Eşinin, örneğin bir kira geliri var babasından kalmış veya babası bir harçlık vermiş veya annesi bir harçlık vermiş. Kadının kendi parası veya kadın çalışmış. Çalışıyor bir yerde, iş yapıyor. Adam da kalkıyor, onun parasını alıyor. Hırsızlık. Adam da şunu diyemez yani, benim bu parada hakkım var. Nereden hakkım var kardeşim ya?

Babanın evinden mi getirdin? O da hırsızlık. Veya orada çalışan bir kimse. Ne dediydi o? Benim maaşımı ödemez diye düşündüm. Öyle dediydi değil mi? Nasıl düşündün dedim bir daha söyle. Benim maaşımı ödemez diye düşündüm. Çalışan eleman. Gelen çeki cebini almış. O çek de dön. Çekin sahibi de, işlerin patronunu arıyor. Selamun aleyküm, aleyküm selâm. Yok ben çeki ödeyemedim. Çeki ödeyemedim deyince haydi çek, elemandan çıktı. Dedim ne yaptın, anlat bana. Dedik ki benim maaşımı ödemez diye düşündüm. Hırsızsın sen dedim. Dergahı terk etti tabi. Şimdi muhalefet edeceğim diye uğraşıyor. Dedim nasıl böyle bir şey yaparsın? Ödemez diye düşündüm. E dedim normalde çek tahsil olsaydı ne olacaktı? Var mı sana borcu?


11. Bölüm

Yok dedi. Dedim var mı sana borcu? Yok. Çeki tahsil etmiş olsaydı ne yapacaktın? Dedim seninki düpedüz hırsızlık. Allâh muhafaza eylesin. Hiç kimsenin parasına, puluna, elini uzatmayacaksınız. Hiç kimsenin. Bu babanız da olabilir. Onun parasına elini uzatılmaz. Çocukların anne ve babalarının evinde yemeleri, içmeleri, bakın yemeleri, içmeleri, hatta çocukların anne babanın evinden salçadır, peynirdir, zeytindir bir şey götürmeleri caizdir bunlar. Evlenmiş oğlun hiç önemli değil. Anne babasının evinden götürebilir bunları. Evlenmiş kızın önemli değil. Anne babanın evinden bunları götürür hanefiler de caizdir bu. kızın evlenmiş senin salçası kalmamış. Anne babanın iznine ihtiyat çok. Gelir salçayı alır.

Kız ve erkek çocuklar hepsini almayın. Annenize babanızı da bırakın az bir şey. Sıkıntı çıkmasın. Problem çıkmasın. Veya bir tencere lazımmış tencereyi almış. Alacak. Kız babaları düşünsün biraz daha fazla çalışsınlar. Erkek babaları da düşünsün biraz daha fazla çalışsınlar. Alacak çocuklar. Bak bunu caiz görmüş hanefiler. Bunda bir sıkıntı yok. Bak bunda bir problem yok. Ama cebinden para almak, kasasından para almak yok. Baba erkek evladına şunu diyebilir. Oradan yüz bin lira getir bana. Erkek evladına diyebilir bunu. Git benim adıma bir trilyon borçtan gel. Erkek evladına diyebilir bunu. Öyle ya adamda hayırlı evlat vardır. Erkek evlat. Öyle ya erkek evladın da hayırlısı önemli. öyle erkek evlat var.

Babası iki tane kurban kesmiş o babasına sövüyor. Erkek evladı var o kimsenin. öyle olacağına on tane kızı olsa daha iyi adam için. şimdi de o tarafı var. Her erkek evlat da hayırlı değil. Ama hayırlısına denkeldin ya zor böyle bir şeyler ama birisi acı acı gülüyor bazıları böyle. Görüyorum onların acı acı güldüklerini. Allâh onların da evlatlarını hayırlı eylesin. Öyle hayırlı eylesin ki Cenâb-ı Hak onları böyle dünyada cennet nimeti gibi yaşatsın inşâAllah. Allâh herkese hayırlı evlat nasip eylesin. Kız erkek önemli değil. Önemli olan hayırlı evlat olması. Cenâb-ı Hak cümlemize hayırlı evlatlar nasip eylesin. Zürriyetlerimizi hayırlı eylesin. Ejmeyin. Kur’ân ve sünnet dışında olan eylemler ve düşünceler bidat ise örneğin şiş burhanını nasıl değerlendirmek ve görmek gerekir?

Burhanın ortaya çıktığındaki durumuyla ve çıktıktan sonra sürdürülmesindeki durumunu nasıl değerlendirmeliyiz? Hz. Ali’r raddullahu anh hazretlerinin normalde ok battıydı ayağına. Dedi ki namazda çıkarın. Allahu Ekber namaza durdu. Namazda oku çıkardılar ayağından selam verdi. Dedi ki oku çıkarın dedim namazda. Çıkarmadın mı? Çıkardık ya Haymir el-Mevmin dediler. Bunlar sahabelerin üzerinde kerametler. Mesela sahabelerin kimisinin kılıç mesela yediği halde kan çıkmazdı. Veya oklanırlardı. Oklandıklarından düşmezlerdi. Cenâb-ı Hak onların normalde gelirlerdi. Tabiri caizse Çanakkale’de milletin üzerinden saçma kurşun çıkardıkları gibi ok çıkarılardı sahabelerin üzerinden. Veya hatta mesela zehir buhranın sahibi Hz.


12. Bölüm

Ebû Bekir efendimizdir. Yılan ısırdı, zehirledi onu. Yılan ısırdı, zehirleyince Hz. Ebû Bekir efendimiz o zehirden herhangi bir şey görmedi, zehirlenmedi. Nakşibendilerde zehir buhranı vardır. Hz. Ebû Bekir efendimizdendir. İyi bir nakşibendi, mürşidi zehir buhranlığı yapması lazım. Örnek, tabi bunlar şimdi tasavvuf tarikat, bunlar lav edildiğinden yasaklandığından bunlar sanki dini İslami değilmiş gibi görünüyor. Şiş buhranı da sanki İslami değilmiş gibi görünüyor. Örneğin kılıç burhanı İslami değilmiş gibi görünüyor. Sahabeden bir kimse savaş meydanında, bacağı koptu komple. Savaş bitti, normal bacağı yerinde zannediyor, atından inerken bacağının kesildiğini o zaman anladı. Kütük gibi düştü yere.

Öyle savaştı ama. O yüzden bu tip evliyaların üzerinde, velilerin üzerinde görülen harikulade haller keramet sınıfına geçer. Keramet de haktır. Hem sahabede görülmüş, hem tabiinde görülmüş, hem tebae tabiinde görülmüş. Hem İmam Azam, hem İmam Şafi, hem İmam Maliki, hem İmam Muhammed dört mezhep imamının dördü de hatta 33 mezhep imamının 33’ü de keramete hak görmüşler. Keramet hak. Şiş buhranı da bir keramettir. Kılıç burhanı da bir keramettir. Ateş burhanı da bir keramettir. Zehir buhranı da bir keramettir. Kerametler müminlerin üzerinde tecelli ettiyse haktır. Ama keramet veya bu olağanüstü haller mümin olmayanların üzerinde tecelli ederse istidraştır. O yüzden şiş buhranı sahabelerin üzerinde bir çoğu var oklarını namazda çıkartmışlar, oku hissetmemişler, çıkmış kan akmamış.

Kimisi yaralarını dağlamak, yarayı dağlamak kılıç yarası var, ok yarası var, dağlanması lazım. Allâh Resulü bazı hadîs-i şeriflerde dağlamayı uygun görmemiş ama dağlamışlar sahâbeler. Demek ki o dağlamayla o uygun görmediği dağlama aynı noktada değil şifa niyetine dağlamışlar örneğin. Ve namazda dağlatmışlar kendilerini. Demişler ki namazda dağlayın, dağlamak ne demek, ateşi normalde o kimse kılıcını veya bıçağını veya hatta demiri ateşte kızdırıyor, yaranın üzerini basıyor, coz diye. İbrahim Aleyhisselâm ateş yakmadı. Onun üzerinde görüne mûcize var. Geçmiş peygamberlerin üzerinde görülen mûcizeler Ümmet-i Muhammed’in velilerinin evliyalarının üzerine keramet olarak zuhur eden, haktır. O yüzden kılıç burhanı da bu mânâ da haktır veya şiş burhanı haktır, ateş burhanı haktır.

Bunun üzerinde herhangi bir şek şüphe olmaz. Rabbim bizleri Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’ye sımsık yapışanlardan eylesin. Üç İhlâs bir Fatiha-ı Şerife. Bunun üzerinde herhangi bir şek-şüphe olmaz. Rabbim bizleri Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye sımsık yapışanlardan eylesin. Âmin. Üç, İhlâs bir Fâtiha-i Şerîfe. Âmin. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş Peygamber Efendilerimizin ruhlarına. Âmin. Cihâriyâ Rügizîn Efendilerimiz Ebu Bekir Sıddık, Ömer-ül Faruk, Osman-ı Zin Nûreyn, Ali-el Murtaza Rıdallâhu An Hazretlerinin ruhlarına. Âmin. Aşerîn-ü Beşerîn, evlâd-ı Rasûlullah, Zevce-i Rasûlullah, İmâm-ı Hasan, İmâm-ı Hüseyin, yetmiş iki şühedânın, Şehid-i Kerbelân’ın, bütün şühedânın, tüm Ashab-ı Rasûlullah Hazretlerinin ruhlarına.

Âmin. Al-Fatiha. known to those whom We praise as Muhammad A AA Bed Muhammad Aalli Muhammad Mohammed Muhammad Can We Can customers It is Altyazı M.K.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, Kalb, Sünnet, Sabır, Tesbîh, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı