1. Bölüm
Gününüze hayırlı eylesin. Âmin. Gecenizi hayırlı eylesin. Âmin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Âmin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’e hak ve hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Âmin. Hakk’ı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Âmin. Rabbim bütün ümmet-i Muhammed’i dirilsin. Âmin. Ümmet-i Muhammed’e özgürlüklerini nasip eylesin. Âmin. Ve yeryüzünde kelime-i tevhid sancağını dalgalandırmayı nasip eylesin. Âmin. Rabbim Siyonist, İsrail’i yerle eksan eylesin. Âmin. Destekçilerini yerle eksan eylesin. Âmin. Müslümanların başında olup gizli gizli Beni İsrail’le, bu Siyonistlerle, bu Deccalistlerle anlaşanlar da Cenâb-ı Hak ümmet-i Muhammed’in üzerinden sıyırsın atsın.
Âmin. Hepsini de helak eylesin. Âmin. Hepsini de ipliğini pazara çıkarsın. Âmin. Hepsini de yüzlerimize bakacak yüzleri kalmasın. Âmin. Rabbim hepsinden güçlerini ellerinden alsın. Âmin. Kuvvetlerini elinden alsın. Âmin. Onları dağıtsın. Âmin. Onları para kendine eylesin. Âmin. Müslümanları da bir ve beraber eylesin. Âmin. Müslümanları uyanıklık nasip eylesin. Âmin. Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye sımsık yapışmayı nasip eylesin. Âmin. Ejmeyin. Bir sohbetinizde adamlar da mehir isteyebilir demiştiniz. Mehri isteyebilecek adamlar kimlerdir? Latife’den söyledim onu ya. Allâh sizin iyiliğinizi versin. Ama öyle özgüven patlaması yaşar bir kimse. İsteyebilir der ki ben evet kadın der ki ona beni kendine nikahla.
Evet seni nikahlarım ama sana verecek olduğum mehri ver. Hayretten benim geçimimi sağla diyebilir yani. Ne olacak? Zikirullah’a gelirken arkadaşlar namazı arabada kılıyorlar. Sorduğumda zikir en büyük iştir ayetiyle cevap verirler. Bu yaklaşım doğru mu? Araç içinde hangi hallerde namaz kılınır? Her türlü halde namaz kılınır. Adam namaz kılıyor. Vay namaz kılmak da mı suç olacak? Adam araçta namaz kılıyor. İyi. Yolda giderken öldü. Namazın vakti girdi. Yolda giderken adam öldü. Namazdan sorumluluk kılmayacak mı Cenâb-ı Hak? Kılacak. Öyle mi? Millet namazını kılsın ya. Sufilikte sonunu düşünerek mi hareket etmek lazım? Yoksa sonunu düşünmeden mi hareket etmek lazım? Kur’ân ve Sünnet ise söz konusu olan şey, sonunu düşünmene anlamı yok.
Sizin bazı sohbetlerinizden sonra acaba Üstad’ın burada ne demek istedi diye düşündüğümde bu düşünceme gerek bir insan veya bir şey üzerinden cevap gelmesi, surete bürünmesi normal mi? Normal. Anlattıklarınızın birileri üzerinde bu şekilde tecellisini gördüğümde nasıl davranmam, ne yapmam gerekiyor? Bir şey yok. Tefekkür et. Allâh’ı zikret. Bir araştırmacı sarımsağın beyine zarar verdiğini söylüyor. Sarımsak verebilir de sarımsak veriyor ama. Bizim bildiğimiz sarımsak doğal antibiyotiktir. Sizin görüşünüzü öğrenebilir miyiz? Sohbette başladığınızdan kısa bir süre sonra vehavete katılıp ister istemez uykumuz geliyor, kendimizi sıksak da yine uykumuz geliyor, bundan kurtulmanın yolunu öğrenebilir miyiz?
2. Bölüm
Allâh’ı zikretmeye devam edeceksin. Sarımsakla alakalı böyle bir araştırma olabilir. Bir bilgim yok. Yakaza halinin şeytani mi yoksa rahmani mi olduğunu nasıl anlarız, ayırt ederiz? Kur’ân ve Sünnet’e uygunsa rahmanidir. Kur’ân ve Sünnet’e uygun değilse şeytanidir. Bilgisayar açılmıyor. Bakıyorum bakıyorum boyuna basıyorum. Ondan sonra bir türlü henüz daha açma başarısını gösteremedik. Herhalde biz yeni bir bilgisayar olmak zorunda kalacağız galiba. Buna dokunmayınca bir şey olmuyor. orada günlerce bir yerde dursa çalışıyor. Bir sıkıntı yok. Hiç de kapatmıyor. bir oda. Ama böyle bir odam bu dışarı çıkınca ayarı bozuluyor. Altyazı M.K. Bu akşamki dersimiz aslında Zikrullah’dan yüz çevirenlerden yüz çevirmekle alakalıydı.
Oku Senayet-i Kerime. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Âmîn. Meâlen kim Allâh’ın zikrinden yüz çevirirse sen de onlardan yüz çevir. Onlar dünyaya dalmış dünyanın heveâ hevesine kanmış kimselerdir. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Yüz çevirmek. Kim Allâh’ın zikrinden yüz çevirdiysen yüz çevirirse sen de onlardan yüz çevir. Onlar dünyaya böyle kaymışlar, dünyaya meyletmişler, dünyayı önemsemişler. Burada bu akşam üzerinde durmak istediğim şey yüz çevirmekle alakalı. Tabi burada zikir geniş bir alan. Kur’ân-ı Kerim’i içine alır, iman etmeyi içine alır, İslam’ın hükümlerini, imanın hükümlerini içine alır. Oturup bir de bizim yaptığımız gibi zikrullahı da içine alır. Biz bunun hepsini de içine alan genel manada.
Ama bizi ilgilendiren burada bir de oturup Allâh’ı zikretmekle alakalı. Burada mesele şu bir kısım ehli sûfî böyle yolunu dinlemeyen, yola karşı olan veyahut da zikrullah’a karşı olan kimselere bir şey tebliğ etmemişler hiç. Konuşmamışlar bile. Şimdi o konuşulmamasına baktığımızda sanki tebliğden uzak duruluyormuş gibi algılanıyor. Bu aynı şey İslam için de geçerli. bir kimse İslam’la alakası kalmadığı gibi İslam’a düşman. Bir kısım kardeşler veyahut da Müslümanlar o noktada kendilerince o insanların hidayetine vesile olmak için uğraşıyorlar. böyle ısrar ediyorlar, onlara anlatıyorlar ve ısrar etmeleri sıkıntılı zaten. Veyahut da bir kimse zikrullahı terk etmiş, dergahı terk etmiş, kendine başka bir yol bulmuş, ona ısrar etmeye çalışıyorlar.
Buradaki anlatmak istediğim şey o benim. bir kimse heva hevesini ilah edinmiş, nefsaniyetini ilah edinmiş, dünyayı kendisine ilah edinmiş, dünyanın heva ve hevesine kapılmış, şan ve şöhretine kapılmış artık o böyle dinle alakalı bir şey duymak istemiyor. O böyle zikrullahla alakalı bir şey duymak istemiyor. Kendisini bu noktada iyice dünyevileştirmiş. Bir kısım kardeşler, sûfîler veyahut da Müslümanlar bu kimselerin hidayete ermesine vesile olması için onlara bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Ama bu böyle bunu yapmaya çalışırken kendi nezdinde dinini kendi nezdinde yolunu küçültücü bir hareket yapıyor. Çünkü âyet-i kerimede peygamberine diyor ki Cenâb-ı Hak kim zikrinden yüz çevirirse sen de ondan yüzünü çevir.
3. Bölüm
Bu aslında korkutucu bir nokta. Neden korkutucu bir nokta? o yüz çeviren için korkutucu bir nokta. Veyahut da kendisini İslam’la böyle müşerref etmeyen, dinle alay eden, dindarlarla alay eden, Kur’ân ve Sünnet’e tabi olmamış, Kur’ân ve Sünnet’le alay eden, Veyahut da zikrullahdaki şekil şemalden dolayı zikrullahla alay eden, zikirlerle alay eden kimseye biz hala da gidip ona bir şey anlatma telaşının içerisinde olduğumuzda burada vahye ters davranmış oluyoruz. o zikre sırtını dönmüş, yüz çevirmiş, o Kur’ân’a yüz çevirmiş, o Sünnet seniye yüz çevirmiş, o Allâh’ın zikrine yüz çevirmiş, senin onunla bir bağın yok. Bu kim olursa olsun sen de yüz çevireceksin ondan. Bu annen olabilir, bu baban olabilir, bu eşin olabilir, bu çocukların olabilir, bu kim olursa olsun, bu akrabaların olabilir.
Nasihat edebilecek noktada iseler, nasihate alabilecek noktadalarsa sen nasihat et veya sana dinle alakalı, zikirle alakalı, yolla alakalı bir şey soruyorlarsa sen nasihat et. Veyahut da nasihate açık bir kimse ise, nasihate açık bir topluluk ise sen onlara nasihat et ama nasihate açık değil ise bu noktada din ve dindarlarla alay ediyorsa, hatta düşmanlık besliyorsa ve normalde düşmanlığını önünde tutuyorsa ona söylenecek bir söz yok, ondan yüz çevireceksin. Şimdi Allâh, yüz çevirin diyor peygamberine. Bakın burada ancak kafirlere yüz çevrilir. Demek ki bir kimse Allâh’ın zikrinden yüz çevirdiyse o kimse küfür ehli. bir kimse zikrullah’a düşmansa kafirdir diyorum ya, bir kimse zikredenlere de düşmansa o da kafirdir. bir kimse namaza düşman, namaz kılanlara düşmansa kafirdir.
Bir kimse Kur’ân ve sünnete düşmansa kafirdir. Bir kimse sünnet-i seneyi reddediyorsa kafirdir. Yüz çevir diyor Cenâb-ı Hak bundan, bunlardan yüz çevir. Ya bunlarla dostluğunu devam ettiremezsin, bunlarla arkadaşlığını devam ettiremezsin, ettiremezsin. Bu kimin ne oluyorsa olsun Cenâb-ı Hak Hz. Nuh’a dedi ki sakın arkana bakma. Arkasında Nuh eşiyle oğlunu bıraktı veya Lut Aleyhisselâm’a dedi ki sen onların içerisinden ayrıl. Gitti eşi. Demek ki senin eşin olabilir, senin çocukların olabilir, senin annen baban olabilir. Eğer ki o Allâh’ın zikrinden yüz çevirdi ise, Kur’ân’dan sünnet-i seneden yüz çevirdi ise burada emir var. Diyor ki, Peygamber ne söylüyor hem bide? Onlardan yüz çevir. Çünkü onlar dünya hayatını ebedi gördüler.
Onlar dünya yaşantısının, dünyanın şatıatına düştüler. Onlar normalde dünyanın gösterişine düştüler. Onlar malın peşine düştüler. Onlar normalde kendilerince kafalarının çok çalıştığını düşündüler. Onlar çok zeki. Onlar çok kafaları çalışıyor. Onlar çok akıllı. O yüzden onların dinle uğraşacak zamanları yok. Bu ister siyasetçi olsun, ister bürokrat olsun, bunun adını ne koyarsanız koyun. O kimse zikre sırtını döndüyse, zikrullah ve zikre yüz çevirdi ise senin onunla dost olman mümkün değil. Senin onunla bir yol yürümen mümkün değil. Emir katli çünkü. Diyor ki ne? Onlardan yüz çevirin. Ve Âyet-i Kerime çok net. Ey Muhammed, zikrimizden yüz çeviren ve dünya hayatından başka hiçbir şey istemeyen kimseden sen de yüz çevir.
4. Bölüm
Emir net. Tevil götürmeyen bir şey. Bakın tevil götürmeyen bir şey. Çünkü o zikrullah’a sırtını dönmüş, oraya yüz çevirmiş. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden hadîs-i şerifte de kalbi Allâh’ın zikrinden uzak ve gaflette olan kişi harabe bir eve benzer. Tirmizi de. O çünkü onun kalbi zikrullah’tan uzak. Onun kalbi zikirle bağlantısı yok onun. Dikkat edin kardeşler. Burada normalde bir müslümanın bir müminin durması gereken yol. Müslüman mümin vakarlıdır. O vakarından bir şey kaybetmez. Bu dini bir vakardır. Bu dini bir vakar. Sen müslümansın, sen sufisin. Bir kimse Allâh’ın zikrinden yüz çevirdiyse senin onunla dostluk yapman, arkadaşlık yapman Allâh adına en aşağılık bir şey. Benim eşim zikrullah’a karşı, senin eşin zikrullah’a karşıysa yüz çevirmek zorunda kalacaksın.
O yüzden diyorum ki evlenirken doğru insanlarla evlenin. Heva hevesinize uymayın. Yarın öbür gün evlendikten sonra kimisi ben örtüye karşıyım. Örtünmek yok. E ne oldu? Ben örtüye karşıyım diyen kadın kâfir oldu. Erkeğin onun nikahında tutması mümkün değil otomatikman çünkü küfre düştüğünden eşi boş oldu. Eşi boş oldu. Ben yaptığınız bu zikrullah’a karşıyım böyle bir ibadet yok. Gitti. Bay bay. İmanı gitti. Ve bir de bunlarda anlatırken, nasihat ederken ısrar etmek de yanlış. Çünkü o kimsenin küfrüne sebep oluyorsun. Bir de işin o tarafı var. Nasihat istese, anlatsan anlatacaksın ona. Ama yok, nasihat istemiyor senden. Direkt karşı çıkıyor. Direkt karşı çıkınca küfre giriyor. Şimdi bazen zaman zaman derviş kardeşlerden 37-38 yıl olmuş.
Duyuyoruz bunları. Eşim zikre karşı. Erkeklerden duyuyorum bunu. Kadınlardan da duyuyorum. İçim cız ediyor. Ya eşim zikre karşı dediğinde küfre düştü otomatikman. Kadın karşıysa kadının nikahı düştü otomatikman. Erkek karşıysa yine aynı otomatikman nikah düştü. Allâh muhafaza eylesin. Çünkü Allâh’ın zikrine karşı çıkamazsın. Bir kimse oturmuş Allâh diyor. Sen ona karşı çıkamazsın. Diyemezsin bunu. Bilmiyorsan ya bu yaptığınız ibadet nedir diye sor. Sormuyor. Cehalet almış başına gidiyor. Kendi aptallığını, kendi cehaletini görmüyor. Kendi akılsızlığını, akılılık görüyor. Kendi cahillini ilim ehli olarak görüyor. Cahillini görmüyor. Ve ona diyorsun ki ya bir ölçü getir buna. Yok ölçü. Karşı ama.
Çarşı her şeye karşı. Ne yazık ki bu hale geldi ve insanlar bu noktada çok acı bir şey. Nikahsız yaşıyorlar. Nasıl nikahsız yaşıyorlar? nikah kıydılar. Evlenirken bir hoca efendi geldi. Onun dini nikahlarını kıydı. Veyahut da kendileri dini nikahlarını kıydı. Tamam mı? Tamam. E sonra? E sonra Kur’ân’dan bir hükme karşı çıktın. Yok saydın. Veya bir mütevatil hadîs-i şerif. Veya hatta hadislerden bir kısmını inkar ettin. Şimdi dese ki bu zayıf hadîs. Dese ki bu mevzu hadîs. Dese ki bu haber-i vahid. hadislerin kendi içerisindeki tasnifleri var. Bunlardan birisini söylese. Diceksin ki ya tamam mâşâAllah ilim ehli. Hadîs konusunda iyi bir ilim tahsil etmiş. Hadisleri tasnif edenlerden o da bir ilim öğrenmiş.
5. Bölüm
Bu mevzudur. Bu haber-i vahittir. Bu geldisinde, ravilerinde bir tane sıkıntı vardır. Var bunlar hadîs ilminin içinde. Eyvallâh. Bunu söylese tamam. Böyle hadîs yoktur. Ya kardeş sen yoktur deme. Bu konuda ne bilgin var da yoktur dedin. Bu konuda ne kadar ilmin var dedin yoktur dedin. Veya hatta böyle bir peygamber olamaz ya. Ya böyle deme. E bunu normalde böyle olunca farkında değil insanlar. İnsanların nikahları düşüyor. Veya hatta sizin Müslüman olarak gördüğünüz herhangi bir cemaate herhangi bir tarikata bağlı olduğu halde. Eğer normalde onun böyle kendi almış olduğu dini eğitimin dışında bir kimseyi gördüğü anda onu da reddediyor. Yapma canım kardeşim ya. Bırak cemaatçılık etme, tarikatçılık yapma, şeyhçilik yapma.
Kur’ân Sünnet neyse ona tabi olsa. Acı bir şey. Ve bugünkü Müslümanlar kendi Müslümanlıklarına bakmıyorlar. Bir başkasının Müslümanlığını eleştireceğim diye uğraşıyor. Bir başkasının dini anlayışını eleştireceğim diye uğraşıyor. Bırak canım kardeşim ya başkasıyla uğraşma. Başkasının yoluyla da uğraşma. Gavurlar bitti, Yahudiler bitti, kafirler bitti, münafıklar bitti, mürtetler bitti, Sabataistler bitti, dönmeler bitti, dinsizler, imansızlar bitti. Müslümanların bir tek işi var. Cemaat kavgası, tarikat kavgası, şeyh kavgası. Müslümanların başka işi gücü yok. Ona mı rabıta edeceksin, buna mı rabıta edeceksin? Paraları nerede? Müslümanların düştüğü hale bak. Müslümanların düştüğü hal bu. Bir aylarca rabıta kime yapılacak?
Öğlenemi, diriyemi? Kime? Kime? Onu tartıştı bütün ülke. İsrail cayır cayır yanıyor. Filistin cayır cayır yanıyor. İsrail cayır cayır Filistin’i yakıyor. Cayır cayır bütün bölge ülkelerini ateşe vermiş. Ülkede tartışılan konulara bak. Ülkede tartışılan konular. Aylarca biz hangi şeye rabıta edeceğiz? Onu tartıştık. Hadi ölüye rabıta edelim. İyi, ölüden önceden ölüsü de var, onun da öncesinin de ölüsü var, onun da öncesinin de ölüsü var. O zaman gerek yoktu, ölüye rabıta edecektik. O zaman Çorumlacı Mustafa Efendi’ye de gerek yoktu, Abdullah Gürbüz Efendi’ye de gerek yoktu, Hacel Haydar Efendi’ye rabıta edilirdi, ona da gerek yoktu, Hacı Bekir Baba vardı, ona da gerek yoktu. O zaman Tanta’ya icazet aldığı yere rabıta edecektin ama ülke yokluk var, yoksulluk var, dinsizlik var, fuhuş var, kumar var, her türlü rüşvetler, her türlü alevere, daleverenin içerisinde gömülmüş, gömülmüş.
Ülke Müslümanları bunlarla uğraşacağına, kime rabıta edilir, bununla tartışıyor. Tam o bitiyor, bu sefer ümmetin malı çıktı bir taraftan. O ne kadar almış, bu ne kadar almış, bir de ümmetin parası diyor. Ümmetin parası senin cebinde ne ama duruyor diye kimse sormuyor. Hiçbir kimse sormuyor, ümmetin parasıymış, devlet gitsin el koysun paraya, ümmetin parası diyorlar. Bunu da sormuyor hiç kimse. Bunu da söylemiyor. Memleketin tartıştığı konular, Müslümanların tartıştığı konular, İsrail cayır cayır Ortadoğu’yu kana bulamış, çocuk dinlemiyor, kadın dinlemiyor, genç dinlemiyor, Hussisi bir de çocukları katlediyor. Hussisi çocukları katlediyor. Ümmet her şeyi bırakmış, her şeyi bırakmış. Ümmet birbirine düşmüş, birbiriyle uğraşıyor, birbiriyle uğraşıyor.
6. Bölüm
Zikir yapanlara düşmanlık yapacağım diye uğraşıyor. Kur’ân Sünnet’i yaşayacağım diye uğraşanlarla, onlara düşmanlık yapacağım diye uğraşıyor. Asıl düşmanı unutuyor. Asıl düşman şeytan, asıl düşman gavurlar, kafirler, asıl düşman Sabataistler, masonlar, asıl düşman bir ülkeyi sömürenler, asıl düşman faiz, rantçılar. Bu faizciler kim? Asıl düşman bunlar. Asıl düşman rüşvetçiler, ihalelerde kayırmacılık yapanlar. Asıl düşman adaletsiz davrananlar. Asıl düşman hukuksuz davrananlar. Asıl düşman belediyenin ve kamunun parasını çökenler. Asıl düşman bunlar. Müslümanlar tek vücut olması lazım, bunlarla mücadele etmesi lazım. Dininiz bunları emrediyor. Dinimiz bunları emrediyor. Biz bırakmışız. Biz zikrullah’a düşman olanları bırakmışız, zikrullah yapanları düşmana adletmişiz.
Biz Kur’ân’a düşman olanları bırakmışız. Kur’ân’ın yolunda gideceğim diyenlere düşmanlık yapıyoruz. Ne acı bir işe. Bırak kardeş, senin cemaatin en üstün cemaat olsun, senin tarikatın en üstün tarikat olsun, senin şeyhin zamanın kutbu lazım olsun. Eyvallâh ya, ne yapma sen Müslümanlarla uğraşıyorsun. E tabii rüşvetçiye laf söylerse belli ki yerlere laf gidecek olur mu? Kafasındaki sarını sıyırırlar onun. Üstündeki cübbesini sıyırırlar. O çünkü kamu mallarına böyle böyle çökülüyor denildiğinde, kamu mallarına çökenler bu adam çok fazla konuştu. Sizin şeyhiniz çok sivri, dili çok sivri deyip perde hissederler. Şeyhiniz doğru söylüyor ama sivri dilli o yüzden işleri olmaz. Olmaz. Müslümanca konuşan, mümince konuşan, sufice konuşan dili kesilmesi lazım.
Bir operasyona tabi tutulması lazım. Nasıl olsa Müslümanlar bölünmüş parçalanmış zaten bir operasyona tabi tutulsa, vay be böyle bilmiyorduk ya. Bu da böyleymiş der. Çıkar Müslümanlar çok kolay. Sonra bir tane kalkıncı gibi bir adam getirirler, herkes onu tabi olur. Sıkıntı yok. Müslümanlar bu halde tam ahir zaman, tam ahir zaman. Adamın eşi zikrullah’a karşıymış ya. Adamın eşi zikrullah’a karşı. Adamın eşi zikrullah’a karşı. Kadının eşi zikrullah’a karşı. Adamın eşi örtünmeye karşı. İyi. Ya nasıl nikahın duracak karşı olunca? Sen kimle evlendin ya? Sorduk Müslüman. Nasıl karşısın kardeşim? Bir Müslüman kadın örtüye nasıl karşı olur? Bir Müslüman erkek zikrullah’a nasıl karşı olur? Karşı olduğun anda nikahın gitti.
Nikah gitti ya. Önemli değil. Bu haldeyiz. Âyet-i Kerim açık. Kim Allâh’ın zikrinden yüz çevirirse sen de ondan yüz çevir. Âyet açık. Âyet çok açık. Bütün üç dört tane tefsire baktım. Ne demiş? Öyle ya. Farklı bir şey söylemişler mi diye. Çünkü Âyet-i Kerim ağır. Direkt yüz çevir diyor. Direkt yüz çevir deyince söyleyecek bir şey kalmıyor. Allâh bizi muhafaza eylesin. O yüzden canım kardeşlerim evlilik yaparken, kızlarınızı evlendirirken, oğullarınızı evlendirirken, Kur’ân ve sünnetin emrettiği şekilde davranın. Eğer gelin olarak aldığınız kız örtüye karşıysa, örtünmeye karşıysa Âyet-i Kerim açık. Yüz çevirin diyor. Kızını verdiğin kimse, kızını evlendirdiğin kimse, ben örtünmesini istemiyorum.
Benim konumum kaldırmaz. Ben örtüye karşıyım diyorsa. Verme kardeşim kızını. Verme. Git tertemiz bir Müslüman bul, ona ver kızını. Git kendini teklif et. Bu işin ahireti var çünkü. Bu işin ahireti var. Allâh cümlemizi muhafaza eylesin. Ve bir kimse, bir de böyle dinle alakalı şeylere karşıysa, bırakın bir şey anlatmayın. Açık konuşuyorum. Bir böyle inceden nasihat ettin, karşı bırak. Israr etme. Eşin de olsa ısrar etme. Çocukların da olsa ısrar etme. Çünkü isyan ettirirsin, küfre düşürmüş olursun. Allâh muhafaza eylesin. Tatlı bir şekilde nasihat et. Oldu oldu. Olmadı. Pılını pırtını topla. Baştan konuş. Baştan anlat. Baştan söyle. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden daha birçok âyet-i kerime var.
Bununla alakalı son âyet-i kerime. Allâh’ın gönlünü İslam’a açtığı ve Rabbinden bir nur üzerine olan kimse, kalbi katılaşmış olan kimse gibi midir? Kalplere Allâh’ın zikrine karşı katılaşanların vay haline. onlar apaçık bir sapıklık içindedir. Kalbi zikrullah’a katılaştıysa o apaçık bir sapıklık içindedir. O sapkındır. O delalettedir. Onun tövbe edip geri dönmesi gerekir. Tecdidi iman gerekir. Yok o sapkınlıkta diretiyorsa, o sapkınlıkta sapkınlığını dayatıyorsa etrafa, o zaman ondan yüz çevirmek farzayın olur. Rabbim cümlemize hidayet eylesin. Cümlemizin eş ve çocuklarına hidayet eylesin. Rabbim bizi sapkınlardan eylemesin. Cenâb-ı Hak sapıklardan eylemesin. Rabbim bütün ümmet-i Muhammed-i Kur’ân ve sünnet-i seneye sımsıkı yapışanlardan eylesin.
Cenâb-ı Hak bizleri muhafaza eylesin. Katından korusun, katından muhafaza eylesin. Katından affettiği kullarından eylesin. Âmîn. Âmîn diyen dillerimizi, nar-ı cehennemden azad eylesin. Âmîn. Üç ihlas, bir Fatiha-i Şerife. ya amin ya Rabbi hasıl olan sevabı peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamber efendilerimizin ruhlarına cihar-i yâr-ı güzin efendilerimiz Ebu-bekir Sıddık Ömer-ül Faruk Osman-ı Zin-nüreyn Ali-el-murtaza radiallâhu an hazretlerinin ruhlarına Aşere-i mübeşşerenin evladı Resûlullâh, zevce-i Resûlullâh, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin, yetmiş iki şehadanın, şehid-i kerbelanın, bütün şehadanın, tüm ashabı Resûlullâh hazretlerinin ruhlarına imamımız İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam-ı Aliki, İmam-ı Hanbeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına ayrı ayrı hediye edik vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi haberdar eyle ya Rabbi Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife Âmîn Lâ ilâhe illâllah Hak Muhammedün Resûlullâh, cemiyye-i enbiya-i ve-l mursalin vel hamdülillahi Rabbi’l-animin el-Fâtiha ma salavat Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammeden ve ala alimuhammed Âmîn Hecmen Destûr
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
Ek kaynaklar:
- Kur’ân-ı Kerîm: Necm 53/29-30; Kehf 18/28; Furkân 25/43; Tâhâ 20/124; Zuhruf 43/36; Nûh 71/26-27; Hûd 11/81.
- Tefsir kaynakları: Taberî, Câmi’u’l-beyân, Necm 53/29 tefsiri; Kurtubî, el-Câmi’; İbn Kesîr, Tefsîr; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili.
- Zikirden yüz çevirme ve gaflet: Tâhâ 20/124; Zuhruf 43/36; Tirmizî, Deavât, Hadis No: 3377; Gazzâlî, İhyâ’u ulûmi’d-dîn, gaflet ve zikir bahisleri.
- Dünya hayatına aldanma: Hadîd 57/20; Âl-i İmrân 3/185; Buhârî, Rikâk; Müslim, Zühd ve Rekâik.
- Sûfî edep ve sohbet sınırı: Kuşeyrî, er-Risâle; Hucvîrî, Keşfü’l-mahcûb, sohbet, zikir, edep ve ehil olmayanla mesafe bahisleri.
Ek kaynaklar (devam):
- Kur’an: En’am 6/68; ayetler hakkında batıla dalanlardan yüz çevirme uyarısı.
- Kur’an: Nisa 4/140; Allah’ın ayetleriyle alay edilen mecliste oturmama.
- Taberi, Camiu’l-beyan, Necm 53/29 tefsiri.
- Fahreddin er-Razi, Mefatihu’l-gayb, Necm 53/29; dünya bilgisinin sınırı.
- Kuşeyri, Letaifu’l-işarat, Necm 53/29; gaflet ehlinden yüz çevirmek.
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Kalb, Sünnet, Şeyh, İcâzet, Râbıta, Salavât. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı