Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dervişlik, Sufilik ·

Mürşid-i kamil dervişlerini Kur’an ve sünnetle nefis mücadelesine çağırır, heva hevesin yoluna değil

Mürşid-i kamil dervişlerini Kur'an ve sünnetle nefis mücadelesine çağırır, heva hevesin yoluna… — Mustafa Özbağ Efendi'nin dervişlik ve sûfîlik üzerine sohbeti.


Yoksulluk ve meşakkat içinde yaşayan hakiki mürşitler, hakiki âlimler ve hakiki dervişler dünyalık menfaatlere tamah etmezler. Mala, mülke ve makama aldanmadıkları için gösterişe değer vermezler ve fakr ile sabır içinde yaşarlar. Bu nedenle onların dergahlarına ve hiziplerine çok rağbet edilmez, çünkü orada şatafat, para ya da dünyevi mevki yoktur.

Mürşid-i kamil dervişlerini Kur’an ve sünnetle nefis mücadel Hakkında

Manevi tarikat içerisindeki makamlar ve mevkiler böyle gözle görülür bir şekilde dağıtılmaz. İcazet verme konusunda da rüyada görüş ve hâl-i kalp esas alınır. Uzaktan yazarak makam ve mevki talep edenler, aslında bu yolun manasını anlamış değillerdir. Çünkü mürşit olmak büyük bir sorumluluk taşır ve bunu anlayamayan kişileri seçmek ileriki sıkıntıların kaynağı olabilir.

Bir insanın karakteri ve güvenilirliği zorluk anında ortaya çıkar. Savaşta memleketini terk eden, ailede sıkıntı olduğunda giden ya da bir toplulukta zorluk gördüğünde ayrılan kişi tekrar aynısını yapacaktır. Böyle bir kişi ne ailede ne iş yerinde ne de dervişlik yolunda güvenilir değildir. Eğer birisi bir kez yanlış yaptıysa ve tövbe etmezse, o tekrar aynı yanlışı yapacaktır.

İstikameti düzgün, disiplinli ve Kur’an ile Sünnete bağlı dergahların dervişleri az olur. Çünkü bu yollarda makam, mevki ve devlet dairesinde yerleştirme yoktur. Ancak bazı tarikat cemaatleri devlet dairelerini parsellemişler ve kendi adamlarını yerleştirmişlerdir. Bir grup çıktığında yerine başkası giremektedir, ve bu durum sürekli değişim ve çekişme yaratan bir sistemin işareti olmuştur.

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürşid, İcâzet, Sabır. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı