İnsan Allâh’ı Tanımak ve Bilmek İçin Yaratılmıştır
İnsan Allâh’ı tanımak ve bilmek için yaratılmıştır. Bu, hayâtın asıl gâyesidir. Kudsî hadîste Allâh buyurur: «Ben gizli bir hazîne idim; bilinmek istedim, mahlûkâtı yarattım.» Yâ’nî yaratılışın sebebi Allâh’ın bilinmesidir. İnsan diğer mahlûkâttan farklı olarak Allâh’ı «mârifet» derecesinde tanıyabilir. Bu, insanın asıl şerefidir.
«Bilinmek İçin Yaratıldım» — Kudsî Hadîs
«Bilinmek için yaratıldım» — kudsî hadîs olarak rivâyet edilen bu söz tasavvufun temel kaynağıdır. Allâh kendi bilinmek istedi; bu sebeple kâinâtı yarattı. Kâinât Allâh’ın isim ve sıfâtlarının tezâhürüdür. İnsan ise bu tezâhürü algılayıp Allâh’ı tanıyabilen tek varlık. Bu yüzden insan özel.
Mârifetullâh — Allâh’ı Tanımak
Mârifetullâh — Allâh’ı tanımaktır. Bu tanıma sâdece akılla değil; kalple olur. Akıl Allâh’ın varlığını anlar; kalp Allâh’ı tanır. Tasavvuf mârifetullâhın yoludur. Bilgi (ilm) ayrı, tanıma (mârifet) ayrı. Bilgiyi kitaplardan alırsın; tanımayı mürşidden, zikirden, ibâdetten alırsın.
İbâdet — Bilmek İçin Vâsıta
«Ben cinleri ve insanları ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım» (Zâriyât 56). İbn Abbâs bu âyetteki «ibâdet etsinler» ifâdesini «beni tanısınlar» diye tefsîr etmiştir. Yâ’nî ibâdet Allâh’ı tanımanın aracıdır. İbâdetsiz tanıma olmaz. Namaz, oruç, zekât, hac — hepsi Allâh’ı tanımanın yollarıdır.
Yaratılış Gâyesi — Unutulmamalı
Yaratılış gâyesi unutulmamalıdır. İnsan dünyâya gelir; bu gâyeyi unutur; başka şeylerin peşine düşer. Para, makâm, gösteriş, eğlence — bunlar yaratılış gâyesi değildir. Bunlar tâlîdir; aslî değildir. Aslî olan Allâh’ı tanımaktır. Mü’min bu sıralamayı bilmeli; ve aslî olana öncelik vermelidir.
Tanımanın Mertebesi — Sürekli Artar
Allâh’ı tanımanın mertebesi sürekli artar. Bir başlangıç vardır; sonu yoktur. Mü’min ömür boyu Allâh’ı tanımaya devâm eder; ve her gün biraz daha tanır. Sahâbe Hz. Peygamber’in yanında Allâh’ı tanırdı; sonraki nesiller velîlerden tanıdı. Modern mü’min de mürşidinden tanıyacak.
İnsanın Şerefi — Allâh’ı Tanıyabilmek
İnsanın asıl şerefi Allâh’ı tanıyabilmektir. Melekler de Allâh’ı tanır, ama mertebeleri sâbittir. İnsan ise mertebesini artırabilir. Bu yüzden insan meleklerden bile üstün olabilir — eğer Allâh’ı tanıma gayretinde olursa. Tersine, tanımazsa, hayvanlardan da düşük olabilir. İnsanın iki potansiyeli var.
Niyâz — Allâh’ı Tanıyan Bir Kul
Niyâz: «Yâ Rab, beni Seni tanıyan bir kul eyle. Yaratılış gâyemi unutturma; Seni bilmek için yaratıldığımı unutturma. Mârifetullâh mertebesinde yükselmemi nasîb et. İbâdetlerimin Seni tanımak için bir vâsıta olmasını sağla. Ömür boyu Seni tanımaya devâm etmemi nasîb et.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi mârifetullâh ehli kullardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Mârifet, Yaratılış, İbâdet. → Tasavvuf Sözlüğü