Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Ahirzaman ve Mehdi — Sayfa 4

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Ahirzaman ve Mehdi(499) — Sayfa 4/5

İslâm’da bir suçtan iki ceza olur mu?

İslâm’da bir suçtan iki ceza yoktur. Şerîat hükmüne göre cezâlandırılan bir kişi, âhirette o suçtan tekrar cezâ almaz. Bu dünyada cezâsını çektiyse mesele biter. İki ceza uygulamak kapitalist ve deccâlist sistemlerin yöntemidir.

Kaynak: 516. Dergah Sohbeti — Yakînlik Mertebeleri, Sûfîlik Anlayışı ve Sünnete Bağlılık

Hz. Mehdî Hakkında ne söylendi?

Mehdî Aleyhisselâm inşallah zuhur edecek. Âhir zamanın son diliminde — bir rivayette yedi gün, bir rivayette yedi yıl, bir rivayette kırk yıl. Bu konuda mütevatir derecede hadîs-i şerîfler var. Bu hadîs-i şerîfleri reddetme noktasında değiliz. Ama Mehdîcilik oynayıp "Mehdî çıkınca hallolacak" deyip Kur’ân ve Sünnet mücadelesi vermeyenleri kınıyoruz. Biz her platformda Kur’ân ve Sünnet’in yaşanması ve yaşatılması için gayret edip mücadele etmekle yükümlüyüz.

Kaynak: 534. Dergâh Sohbeti — Antidepresan Bağımlılığı, İstigâse Tartışması ve Sûfîlerin

Mehdi beklentisi ve ümitsizlik nedir?

Hristiyan dünyası İsa aleyhisselâm’ın tekrar yeryüzüne ineceğine inanıyor, onu Mesih olarak nitelendiriyor. Musevîler de bir Mesih’in geleceğine inanıyor. Hindular, Taoizm… Uzak Doğu inançlarından Batı’ya kadar bütün herkes mehdinin geleceğini söylüyor. Bu beklenti gün geçtikçe hem hız kazanıyor hem de geniş kitlelere ulaşıyor.

Kaynak: 544. Dergâh Sohbeti – Seyr-i Sülûk, Emaneti Ehline Vermek, Mehdi Beklentisi ve E

Mehdî ve Deccâl Meselesi nedir?

Okulda din kültürü öğretmeni Mehdî ve Deccâl’in yalandan ibâret olduğunu söylüyormuş. Hem Mehdî ile alakalı hem de Deccâl ile alakalı mütevâtir derecesinde hadîs-i şerîfler var. Mütevâtir derecesindeki hadislerden dolayı bir kimse Mehdî ve Deccâl’i inkâr ederse, Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem Hazretleri’nin hadislerini inkâr etmiş olur. Bununla alakalı eski ahitte (Tevrat) ve yeni ahitte (İncil) de ibâreler var.

Kaynak: 566. Dergâh Sohbeti — Mehdî-Deccâl Meselesi, Filistin ve Dergâh Bağışlama Âdâbı

Deccâl’in gayrimeşrû çocukları neler yapar?

Ancak Deccâl’in gayrimeşrû çocukları Deccâl’in olmadığını söyler, saklar, gizler. Ancak Deccâl’in gayrimeşrû çocukları Mehdî ve Mehdiyetin olmadığını söyler. Deccâl ve gayrimeşrû çocukları hadis inkârcılığı yapar, mezhep inkârcılığı yapar, tasavvuf inkârcılığı yapar. Başka kimseler yapmaz.

Kaynak: 566. Dergâh Sohbeti — Mehdî-Deccâl Meselesi, Filistin ve Dergâh Bağışlama Âdâbı

İslâm dünyasına yapılan sistemli saldırılar nelerdir?

İslâm dünyasının içerisinde önce tarîkatların ve sûfîliğin üzerine gittiler. Medrese ulemâsı tarikatları ve sûfîliği savunmadı. Savunmadılar çünkü meselenin nereye gideceğini göremediler. Savunmayınca sıra medreselere geldi. Medreseler saldırılınca iş işten geçti. Medresesinden sonra sıra mezheplere geldi. İnsanlar mezhepsizliği savunmaya başladılar.

Kaynak: 566. Dergâh Sohbeti — Mehdî-Deccâl Meselesi, Filistin ve Dergâh Bağışlama Âdâbı

Müslümanların aşacağı engeller nelerdir?

Müslümanların aşacağı o kadar çok engel var: bir eş engeli, iki çocuklar engeli, üç aile-sülâle engeli, dört toplum engeli, beş sistem engeli, altı dünya üzerindeki global gâvur sistemi engeli. Bir kimse gerçekten îmân edip îmânını yaşamaya gayret etmeye başınca önüne o kadar putlar sıralanıyor ki.

Kaynak: 566. Dergâh Sohbeti — Mehdî-Deccâl Meselesi, Filistin ve Dergâh Bağışlama Âdâbı

Hadislerden Kur’ân’a uzanan saldırılar nelerdir?

Ben otuz yıldan beri söylüyorum: bir gün bu insanlar Kur’ân-ı Kerîm’i değiştirmeye çalışacaklar, sıra oraya gelecek. İslâm dünyası hadîs-i şerîfleri ve sünnet-i seniyyeyi savunamadı. Bu acı bir şey. Hadîs-i şerîfleri savunmak, sünnet-i seniyyeyi savunmak ‘gericilik, yobazlık, bilimden uzak’ algılanıyor.

Kaynak: 566. Dergâh Sohbeti — Mehdî-Deccâl Meselesi, Filistin ve Dergâh Bağışlama Âdâbı

Fransa’nın Kur’ân’ı değiştirmeye dair tutumunu nasıl değerlendiriyor?

Bakın Fransa’dan ses geldi: ‘Âyet-i kerîmeleri Kur’ân’dan kaldıralım’ diyorlar. Biz Fransa’ya kızıyoruz ama Fransa dönse bize dese ki: ‘Siz bunları Millet Meclisi’nde tartışmadınız mı bundan seksen yıl önce?’ Söyleyecek hiçbir lafımız yok. Tartıştılar mı? Evet. Ezanı Türkçe okuttular, millet karşı çıkabildi mi? Hayır.

Kaynak: 566. Dergâh Sohbeti — Mehdî-Deccâl Meselesi, Filistin ve Dergâh Bağışlama Âdâbı

Filistin meselesi ve Müslümanların hâli nedir?

Filistin’de İsrail devlet terörü işliyor. Müslümanlar katlediliyor. Yeni değil bu; var hep. İsrail bir öldürür birkaç bin kişi, Birleşmiş Milletler kınayabilirse kınar, kınayamazsa sinesine çeker. Halkı Müslüman olanların halkın gazını almak için bir iki kınama söylerler.

Kaynak: 566. Dergâh Sohbeti — Mehdî-Deccâl Meselesi, Filistin ve Dergâh Bağışlama Âdâbı

Suûd müftüsünün İsrail ile savaşmanın câiz olup olmadığını nasıl değerlendiriyor?

Suûd müftüsü İsrail ile savaşmanın câiz olmadığına dâir fetvâ verdi. Bu devletlerin İsrail’e karşı çıkması demek kendilerine karşı çıkması demek. Yemen devletini İngilizler kurdu, Suûdî’yi İngilizler kurdu, İsrail’i İngilizler kurdu. Kim kime karşı çıkacak?

Kaynak: 566. Dergâh Sohbeti — Mehdî-Deccâl Meselesi, Filistin ve Dergâh Bağışlama Âdâbı

Müslümanların denizin üzerinde köpük gibi olmaları ne anlama gelir?

Hadîs-i şerîfte buyruluyor: ‘Denizin üzerinde köpük gibi olacaksınız.’ ‘Az mı olacağız yâ Resûlallah?’ ‘Çok olacaksınız ama denizin üzerindeki köpük gibi olacaksınız, bir ağırlığınız olmayacak.’ Bir ağırlığımız yok. Üç gün beş gün ‘Kahrolsun İsrail’ diye bağırırız, kahrolur o da.

Kaynak: 566. Dergâh Sohbeti — Mehdî-Deccâl Meselesi, Filistin ve Dergâh Bağışlama Âdâbı

Kudüs için özel ordu teklifi neden verilmiştir?

Yıllardan beri söylüyorum: bağımsız bir Mehdî ordusu kurulsun. NATO’ya, CENTO’ya hiçbir yere bağlı değil, gönüllülük esasına dayalı. Müslümanlar zekâtlarını bu orduya versinler — çünkü cihâd eden kimseye zekât geçerlidir. Bu ordu kendi silahını kendisi alsın, kendisi yapsın. Bugün iyi bir gelişme oldu: bir emekli istihbârat albayı ‘Türkiye Kudüs için özel ordu kurmalı’ demiş. Yıllardan beri söylüyorum, şimdi dinlemişler hamdolsun.

Kaynak: 566. Dergâh Sohbeti — Mehdî-Deccâl Meselesi, Filistin ve Dergâh Bağışlama Âdâbı

Dergâh Bağışlamada İsim Okuma Meselesi nedir?

Bütün pîr efendiler söylemişlerdir: dergâhta râbıta edilecekse bir tek şeyhe edilir, rûhâniyetine bağışlanacaksa isim olarak şeyhin bağışlanır. Bütün derviş kardeşlerin rûhâniyetine bağışlıyoruz zaten. Bağışlamada bir kimse bile bile buna devam ediyorsa, dergâhın âdâb ve erkânına riâyet etmiyorsa, o dergâhtan değildir.

Kaynak: 566. Dergâh Sohbeti — Mehdî-Deccâl Meselesi, Filistin ve Dergâh Bağışlama Âdâbı

Şuna dikkat ediyoruz: Adı "benim adımdan olacak", annesinin adı "benim annemin adından", babasının adı "benim babamın adından olacak" buyurulmuştur?

Mehdî’nin geleceğine îmân ediyoruz, inanıyoruz; bir Mehdî gelecek, kabul ettik. Bu konuda tereddüdümüz yok. Ama şuna dikkat ediyoruz: Adı "benim adımdan olacak", annesinin adı "benim annemin adından", babasının adı "benim babamın adından olacak" buyurulmuştur. Sonradan nüfusa gidip mahkemeye verip isim değiştirmekle bu iş olmuyor. Birçok kimseyi Mehdî yapmaya çalıştılar: Adnan Oktar’ı, Fethullah Gülen’i Mehdî yaptılar. Necmettin Erbakan’a bile Mehd, diyorlar. Bedîüzzaman Said Nursî kendi kitaplarında "beklenen Mehdî ben değilim" diyor; ama arkasından gelenler "oydu" diyorlar. Adam kitabında "ben değilim" demiş; "tevâzu yaptı" diyorlar. Bu konuda kargaşa çok. Asılsız bilgiler var. İnternetten uğraşmayın; gidin bir hadîs kitabı alın evinize. Tirmizî alın, Ebû Dâvûd alın, Müslim alın, Riyâzü’s-Sâlihîn alın, Kütüb-i Sitte alın. İnternetteki bilgilerde çarpıtma çok fazla; adam ilave ediyor, çıkarıyor, kafasına göre yorum yapıyor. Ben kendi sağlığımda Mehdî’yi göreceğime inanıyorum. Cenâb-ı Hak bize inşallah onu bahşetsin, biz ona yetişelim. Ama bir tarih verebilecek noktada değilim; kaderi araştıran, gaybı araştıran, on yıl sonra ne olacak diye bakan bir kimse değilim.

Kaynak: 574. Dergâh Sohbeti — Seri Sülûk, Dervişliği Ranta Çevirmek, Kader ve Mehdî Mese

Def vurmak caiz midir?

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, Hz. Âişe annemize sormuştur: "Filanca kimsenin nikahını kıydınız mı? Peki def vurdunuz mu?" Hadîs-i Şerîf’te "Defsiz nikah nikah değildir" buyurulmuştur. Hz. Peygamber "Ensâr defi severdi" demiştir.

Kaynak: 590. Dergâh Sohbeti — Def Vurmak, Mehdi Meselesi ve Şeytanın Suretleri

Eğlencenin caiz olduğu yerler nelerdir?

Eğlencenin caiz olduğu yerler: Düğünlerde, kına gecelerinde — harama düşmeden, erkekler kendi aralarında, kadınlar kendi aralarında Bayram günlerinde — bayram adı üstünde bayramdır Milli günlerde — milli baytamlarda eğlenmek caizdir

Kaynak: 590. Dergâh Sohbeti — Def Vurmak, Mehdi Meselesi ve Şeytanın Suretleri

Sema etmenin caiz olması nedir?

Hayber fethedildiğinde Habeşistan’dan Hz. Cafer radıyallâhu anh gelmiştir. Hz. Peygamber çifte müjdeye sevinince Hz. Cafer’in alnından öpmüş; Hz. Cafer sevinmenin verdiği sarhoşlukla hem kendi etrafında hem Hz. Peygamber’in etrafında dönmeye başlamıştır. İmâm Gazâlî’nin İhyâ’sında sema ile alakalı ayrı bir bölüm vardır; sema etmek caizdir.

Kaynak: 590. Dergâh Sohbeti — Def Vurmak, Mehdi Meselesi ve Şeytanın Suretleri

Nikah kıyma ve imam meselesi nedir?

Hür, akıl-bâliğ olan herkes kendi nikahını kendisi kıyabilir. Biz Hristiyan değiliz; Hristiyanlarda nikah ancak papazın eşliğinde kıyılır. İslam’da nikah kıyması için bir imama ihtiyaç yoktur. "İmam kıymazsa nikah olmaz" düşüncesi Hristiyan adetidir; kim onlara benzemek isterse onlarla haşrolur.

Kaynak: 590. Dergâh Sohbeti — Def Vurmak, Mehdi Meselesi ve Şeytanın Suretleri

Her dönemin Mehdisi ve Deccali nedir?

Gerçek Mehdi gelinceye kadar Mehdi’nin vazifesini yapacak çok Mehdiler gelir. Aynı şekilde gerçek Deccal çıkıncaya kadar Deccal’ın vazifesini yapacak deccaller de çıkar. Her dönemin, her ülkenin, her şehrin, her mahallenin, her evin ve her bireyin içinde Mehdi’nin vazifesini yapacak bir tarafı ve Deccal’ın vazifesini yapacak bir tarafı vardır.

Kaynak: 590. Dergâh Sohbeti — Def Vurmak, Mehdi Meselesi ve Şeytanın Suretleri

Mehdi hadisleri nelerdir?

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hep ahir zaman meselelerini söylüyordu; sanki kıyamet ertesi gün kopacakmış gibi hadisler vardır. Çünkü perdede görüyor, yarın olacakmış gibi oluyor. Bu velilerin veliliklerine eksiklik değildir.

Kaynak: 590. Dergâh Sohbeti — Def Vurmak, Mehdi Meselesi ve Şeytanın Suretleri

Def vurmak, Mehdi meselesi ve Şeytanın Suretleri konusunda ne söylendi?

Mehdi: Def Vurmak, Bendir ve Eğlencenin Hükmü Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, Hz. Âişe annemize sormuştur: "Filanca kimsenin nikahını kıydınız mı? Peki def vurdunuz mu?" Hadîs-i Şerîf’te "Defsiz nikah nikah değildir" buyurulmuştur. Hz. Peygamber "Ensâr defi severdi" demiştir. Sonradan gelenlerin bir kısmı def vurmanın caiz olmadığına fetva vermiş, bir kısmı haramdır demiştir. Ama Ramazan bayramı sabahı Hz. Ömer davul vuranları susturmak isterken Hz. Peygamber "Dur ya Ömer, onlar 30 gün Ramazan orucu tuttular; bugün eğlenmek onların hakkıdır" buyurmuştur. Eğlencenin caiz olduğu yerler: Düğünlerde, kına gecelerinde — harama düşmeden, erkekler kendi aralarında, kadınlar kendi aralarında Bayram günlerinde — bayram adı üstünde bayramdır Milli günlerde — milli bayramlarda eğlenmek caizdir Sema Etmenin Caiz Olması Hayber fethedildiğinde Habeşistan’dan Hz. Cafer radıyallâhu anh gelmiştir. Hz. Peygamber çifte müjdeye sevinince Hz. Cafer’in alnından öpmüş; Hz. Cafer sevinmenin verdiği sarhoşlukla hem kendi etrafında hem Hz. Peygamber’in etrafında dönmeye başlamıştır. İmâm Gazâlî’nin İhyâ’sında sema ile alakalı ayrı bir bölüm vardır; sema etmek caizdir. Hz. Peygamber Mekke’den Medine’ye hicret ederken Medine’liler ellerinde mazharlar, ilahi söyleyip def vurarak karşılamışlardır. Hz. Peygamber bundan rahatsız olsaydı ikaz ederdi. İslam’da Nikah Kıyma ve İmam Meselesi Hür, akıl-bâliğ olan herkes kendi nikahını kendisi kıyabilir. Biz Hristiyan değiliz; Hristiyanlarda nikah ancak papazın eşliğinde kıyılır. İslam’da nikah kıyması için bir imama ihtiyaç yoktur. "İmam kıymazsa nikah olmaz" düşüncesi Hristiyan adetidir; kim onlara benzemek isterse onlarla haşrolur. Hanefîlere göre akıl-bâliğ, hür, mahcur ve kısıtlı olmayan bir kadın da ailesinden izinsiz nikahını kıyabilir. Hz. Ali radıyallâhu anh böyle kıyılan nikahları feshetmemiştir. Şâfiîlerde ise velinin izni şarttır; bir Şâfiî erkek veya kadın velisinin izni olmaksızın evlenemez. Mehdi Meselesi: Levh-i Mahfuz, Tecelliyat ve Her Dönemin Mehdisi Her velinin kendince görmüş olduğu haller ve rüyalar vardır. Bu halleri doğrudur; ama meselenin içine girdiğimizde kaderle ve levh-i mahfuzla alakalı konulara girmemiz gerekir. Levh-i mahfuzdan gelen levhalar, o levhalara olan tecelliyat, gösterilen hallerin hangi noktasına ulaşıldığı — bunların hepsi ayrı ayrı konuşulması gereken şeylerdir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hep ahir zaman meselelerini söylüyordu; sanki kıyamet ertesi gün kopacakmış gibi hadisler vardır. Çünkü perdede görüyor, yarın olacakmış gibi oluyor. Bu velilerin veliliklerine eksiklik değildir. Her Dönemin Mehdisi ve Deccali Gerçek Mehdi gelinceye kadar Mehdi’nin vazifesini yapacak çok Mehdiler gelir. Aynı şekilde gerçek Deccal çıkıncaya kadar Deccal’ın vazifesini yapacak deccaller de çıkar. Her dönemin, her ülkenin, her şehrin, her mahallenin, her evin ve her bireyin içinde Mehdi’nin vazifesini yapacak bir tarafı ve Deccal’ın vazifesini yapacak bir tarafı vardır. Hz. Mevlânâ Mesnevî’sinde der ki: "Bir şeyhin elinden tuttuysan, senin Mehdin odur." Çalışın kardeşim! Neden işin kolay tarafına bakıyorsunuz? Mehdi siz olun! Allah yolunda nefsinizle cihat edin, şeytanla cihat edin. Bu ülkede son 10 yılda fuhuş %757, uyuşturucu %637, suç işleme %430, çocuklara cinsel istismar %500 küsur artmıştır. Biz hâlâ Mehdi bekliyoruz. Bediüzzaman’ı Mehdi ettiler, Fethullah Gülen’i Mehdi ettiler, Erbakan’ı Mehdi ettiler, Erdoğan’ı Mehdi ettiler. Kandırılıyoruz, aldatılıyoruz. Dört Mezhep İmamının Tasavvufla İlişkisi Dört mezhep imamının dördü de ehl-i tasavvuf-tu; hiçbirisinin tasavvufa karşı herhangi bir aksi fetvası yoktur. İmâm-ı Âzam hazretleri buyurmuştur: "Son iki yılım olmasaydı Nu’man helak olmuştu." Bu son iki yıl bir üstada bağlanmasıyla alakalıdır. Eşler Arası Küslük ve Kibir Küstürenler kibirlilerdir. Allah kibirlilere buyuruyor: "Seksen yıl öteden cennetin kokusunu dahi alamazlar." Kibir gizli şirktir. Müslümanın Müslümana küslüğü üç gündür; bir insan eşine günlerce nasıl küs kalabilir? Küsmek zayıflık alametidir. Bir adam küser mi karısına? Bir kadın küser mi kocasına? Bu millete heriflik öğretmek lazım bir de. Otuz yıldır konuşmayan karı-kocalar var; aynı evde yaşıyorlar ama herkes kendi yemeğini kendisi yapıyor. Hadîs-i Şerîf: Şeytanın İnsan Suretinde Görünmesi Ebû Hureyre radıyallâhu anh anlatıyor: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni Ramazan zekatını korumak için vazifelendirdi. Bir kişi gelip yiyeceklerden toplamaya başladı, onu yakaladım. Üç gün üst üste geldi; son gelişinde yakaladım ve "Seni Peygamber’e götüreceğim" dedim. O da dedi ki: "Sana bir şey öğreteyim: Âyetü’l-Kürsî’yi oku; bir malın etrafında, evin içerisinde, kendine okursan şeytan ve cinlerin musallatından muhafaza olunursun." Bıraktım onu. Hz. Peygamber geldi ve sordu: "Onu tanıdın mı? O üç gündür gelen şeytandı." Şeytanın Giremeyeceği Suretler Şeytan ve kafir cinler insan suretine, kadın suretine, çocuk suretine, hayvan suretine girebilir. Ancak şu suretlere giremezler: Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ve Âdem aleyhisselâma kadar tüm peygamberlerin sureti Aşere-i Mübeşşere’nin ve dört halifenin sureti Mürşid-i kâmillerin ve halis velilerin sureti Beytullah’ın sureti Pir efendilerin şekli ve sureti Hüccetli Rüya ve İntisap Nereden ders alırsanız alın, kimi şeyh görürseniz görün; muhakkak hüccetli bir rüya görmeniz gerekir. Hüccetli rüya, şeytanın giremeyeceği suretlerle birlikte o şeyh efendinin görünmesidir. Sen görmesen dahi orada görenler olması lazımdır; bu hüccettir, delildir. Rüyanda gör, git teslim ol. Rüyanda gördün mü? Gördün. O zaman otur dosdoğru; dilini tut, gözünü tut, kulağını tut, kalbini tut, istikametini doğrult. Ruhlar aleminde birbirlerini tanıyıp sevenler bu dünyada da birbirlerini tanıyıp sevecekler. Bu işin manevi metafizik boyutu budur.

Kaynak: 590. Dergâh Sohbeti — Def Vurmak, Mehdi Meselesi ve Şeytanın Suretleri

Devletin beş temel görevi nedir?

Devlet odur ki tebaasının namusunu, tebaasının aklını, tebaasının dinini, tebaasının canını, tebaasının malını korumakla vazifelidir. Devlet budur, devletin ana görevidir. İnsanlar kendi kendilerine anarşi çıkarmasınlar diye devlet bunları teminat altına alır.

Kaynak: 598. Dergâh Sohbeti — Rüya Adâbı, Peygamberlik İddiası, Haramlarla Mücadele, Meh

Ruhlar âlemi ve dünya hayatının hikmeti nedir?

Ruhlarımız yaratıldığında Allah cennete veya cehenneme gideceğimizi biliyordu. Peki dünya hayatının buradaki önemi nedir? Şahitlenmeniz için gönderdik diyor. Kendi kendimize şahit oluyoruz. Âyet-i Kerîme’de diyor ki: "Eğer biz sizi doğrudan ruhlar âleminden cennetlik-cehennemlik ayırmış olsaydık, siz derdiniz ki bizi dünyaya göndereydin, biz cehennemlik amel işleyenlerden olmazdık."

Kaynak: 598. Dergâh Sohbeti — Rüya Adâbı, Peygamberlik İddiası, Haramlarla Mücadele, Meh

Mehdî meselesi nedir?

Tarihte Mehdî İlan Edilenler. Herkes bir şey söylüyor. Madem gezip dolaştığını biliyorlarmış da, ne gidip tanışmıyorlar, göstermiyorlar? Ben sûfî hayatla tanıştığımdan beri 30 yıldır dinlediğim şeyler. Bana Mehdî olarak lanse edilenler: Bir — Bedîüzzaman Saîd Nursî. İki — Süleyman Demirel. Üç — Menzil’deki Muhammed Raşit Erol. Dört — Adnan Oktar. Beş — Necmettin Erbakan. Altı — Tayyip Erdoğan. Yedi — Fethullah Gülen. Mahmûd Efendi’nin cemaatinden birisi Mahmûd Efendi için diyor. Her şehre gitseniz kendince bir Mehdîsi var. Gına geldi artık.

Kaynak: 598. Dergâh Sohbeti — Rüya Adâbı, Peygamberlik İddiası, Haramlarla Mücadele, Meh

Mehdî muhakkak zulhur edecek mi?

Evet, Mehdi’l-Resûl çıkacak. Ne zaman çıkacağını bilmiyoruz. Zuhur edecek. Bir hadîs-i şerîfte "Kıyamete yedi gün kalsa da o zuhur edecek" buyruluyor. Belki de kıyamete yedi gün kala zuhur edecek, belki de yetmiş yıl varken. Bunu bütün peygamberler Âdem’den itibaren söylemişler. Bütün peygamberler ümmetlerini Mehdî ile müjdeleyip Deccâl ile korkutmuşlar.

Kaynak: 598. Dergâh Sohbeti — Rüya Adâbı, Peygamberlik İddiası, Haramlarla Mücadele, Meh

Mehdî beklemek yerine yürümek nedir?

"Mehdî çıktı, evlerinizi bırakıp gidebilecek misiniz? Sıcak yataklarınızı bırakıp gidebilecek misiniz? Gül kokulu çocuklarınızı koklamadan gidebilecek misiniz?" Mehdî çıksa ne olacak? Halimize hamd edip bulunduğumuz yerde Allah için çalışanlardan olalım. Peygamberler alkışlasın seni. Melekler alkışlasın seni. Bekleme hiçbir şey. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sancağını gördüğün yere kadar yürü. O sancak önde, sen arkada yürü. Yürümekle gidiyor bu işler.

Kaynak: 598. Dergâh Sohbeti — Rüya Adâbı, Peygamberlik İddiası, Haramlarla Mücadele, Meh

Mehdî ilan edilen kimseler ve ümmet-i Muhammed’deki Mehdî beklentisi geleneği nedir?

Tarihte Mehdî ilan edilen kimseler ve ümmet-i Muhammed’deki Mehdî beklentisi geleneği

Kaynak: 598. Dergâh Sohbeti — Rüya Adâbı, Peygamberlik İddiası, Haramlarla Mücadele, Meh

Müseylemetü’l-Kezzâb nedir?

Müseylemetü’l-Kezzâb — Hz. Peygamber döneminde yalancı peygamberlik iddia eden kimse

Kaynak: 598. Dergâh Sohbeti — Rüya Adâbı, Peygamberlik İddiası, Haramlarla Mücadele, Meh

Mehdî Aleyhisselâm’ın gelmesiyle ilgili neler söyleniyor?

Anket yapmışlar: Türkiye’nin yüzde yetmişi Mehdî Aleyhisselâm’ı bekliyorlarmış. "Gelince nasıl anlayacağız? Alâmetlerinden mi, kerâmetlerinden mi? Türkiye’den çıkacağını, hatta geldiğini ve çocuk yaşlarda olduğunu söyleyenler var. Ne diyorsunuz?" Mehdî’ye Allah Resûlü yardım etsin diye dua ediyorum. Vakti saati gelince her şey olur.

Kaynak: 603. Dergâh Sohbeti – Gizli Şehvet, Evlilik Teşviki, Gönül Yarası ve Sevgide Şik

Deccal nedir?

Deccal nedir dediğimizde, Kur’ân ve Sünnet’in dışındaki her şey deccal ve deccaliyettir. Sahâbelerden bir grup, fırtınaya tutulup bir adaya çıktıklarında prangalara bağlı bir kimseyi gördüler. O kimse "Ben deccalim" dedi ve sahâbelere sorular sordu. Sahâbeler geri dönüp Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e aktardılar; Hz. Peygamber onun deccal olduğunu teyit etti.

Kaynak: 638. Dergah Sohbeti — Gusül Abdesti Hükümleri, Deccal ve Kardeşlik Hukuku

Deccalın neden içten kaynaklandığını nedir?

Allah zaman içerisinde zaman, mekân içerisinde mekân yaratır. Sahâbeler belki de yüzlerce yıl sonra gelecek olan deccalı farklı bir perdede gördüler. Zikir halkalarında beşinci makama ulaşan dervişler deccalı da Mehdî’yi de görebilirler. Otuz üç tane deccal çıkmadan kıyamet kopmaz. Herkes dışarıdaki şeytanı arar; asıl şeytan bizim içimizde, nefsimizdir.

Kaynak: 638. Dergah Sohbeti — Gusül Abdesti Hükümleri, Deccal ve Kardeşlik Hukuku

Fitne zamanında oturmak mı, mücadele mi?

İki Yol Var. Ya sen Allah’ın emrettiği gibi peygamberlerin yolundasındır, ya da tâğûtun, zulmün, küfrün yanındasındır; ikisinden biri. Fitne zamanında bir kimse evinde oturabilir mi? Evet, oturabilir. Hata yapmış olmaz. Ama bir kimse "ben Kur’ân ve Sünnet mücadelesi vereceğim, hak ve hakikat yolunda yürüyeceğim, Allah’ın dinine yardım edeceğim" diyebilir mi? Evet; bu büyük cihattır.

Kaynak: 646. Dergah Sohbeti — Rüyada Görmek, Fitne Zamanı, Kıyafet ve İman Mücadelesi

Cenâb-ı Hak’ın kâinatı yeniden yaratması ne anlama gelmektedir?

Cenâb-ı Hak bütün kâinatı her an yeniden yaratıyor.

Kaynak: 654. Dergah Sohbeti — Gayret, Geçmişe Takılmamak, Sevgi Ortaklığı ve Diyanet Mes

Cebel-i Tarık ne yapmış ve bu ne anlama gelir?

Cebel-i Tarık ne yapmış? İspanya’ya bütün askerleriyle geçince ilk yaptığı şey: bütün gemileri yaktırmış. Askerlerine şunu vermiş: "Başarısız olursak hep şehit oluruz. Başarılı olmaktan başka şansımız yok." Ve İspan, ya da İspanya komple İslâm oldu.

Kaynak: 655. Dergah Sohbeti — Radikal Kararlar, Nefis Mücadelesi, Gönül Birlikteliği ve

Şu anda Türkiye kendisine bir saldırı olmadan İsrail’le savaşırsa doğru yapmamış olur mu?

Türkiye Cumhuriyeti devleti gaza gelip, oyuna gelip, tezgâha gelip İsrail’le sonu gelmeyecek bir savaşa katılmasın. Böyle bir şey yapılacaksa bir Mehdî ordusu kurulsun. O Mehdî ordusu bütün dünya Müslümanlarına açık olsun. O Mehdî ordusuna bütün İslam alemi katılsın. Ama şu anda Türkiye kendisine bir saldırı olmadan İsrail’le savaşırsa doğru yapmamış olur. Bundan sonra "Mehdî çıktı, Mehdî şunu yaptı, bunu yaptı, yok orada dolaşıyor, yok burada dolaşıyor" gibi Mehdî ile alakalı algı operasyonlarına hiç kimse bakmayacak. Bunu kullanabilirler. Mehdî zuhur ettiğinde mümin olan herkes bunu görecek, duyacak, tanıyacak. Kimse bu manada aldanmaya gelmesin.

Kaynak: 660. Dergah Sohbeti — Mehdiyetle İlgili Uyarılar, Ekonomik Tedbirler ve Evlilik

Türkiye Cumhuriyeti devleti İsrail ile savaşırsa ne olur?

Türkiye Cumhuriyeti devleti gaza gelip, oyuna gelip, tezgâha gelip İsrail’le sonu gelmeyecek bir savaşa katılmasın. Böyle bir şey yapılacaksa bir Mehdî ordusu kurulsun. O Mehdî ordusu bütün dünya Müslümanlarına açık olsun. O Mehdî ordusuna bütün İslam alemi katılsın. Ama şu anda Türkiye kendisine bir saldırı olmadan İsrail’le savaşırsa doğru yapmamış olur.

Kaynak: 660. Dergah Sohbeti — Mehdiyetle İlgili Uyarılar, Ekonomik Tedbirler ve Evlilik

Mehdî zuhur ettiğinde müminler ne yapar?

Mehdî zuhur ettiğinde mümin olan herkes bunu görecek, duyacak, tanıyacak. Kimse bu manada aldanmaya gelmesin.

Kaynak: 660. Dergah Sohbeti — Mehdiyetle İlgili Uyarılar, Ekonomik Tedbirler ve Evlilik

680. Dergâh Sohbeti — Sebaat, Sabır ve Zikrullah: Enfâl Sûresi 45. Ayet Tefsiri konusunda ne anlatılmaktadır?

680. Dergâh Sohbeti — Sebaat, Sabır ve Zikrullah: Enfâl Sûresi 45. Ayet Tefsiri, iman edenlerin toplulukla karşılaştığında sebaat etmeleri, sabırlı olmaları ve Allah’ı çokça zikrederek kurtuluşa erme konusunu ele alır. Ayet, sebaat ve sabırın zaferin anahtarı olduğunu, bu değerlerin zikrullah yolunda kurtuluşa ermek için temel olduğunu belirtir.

Kaynak: 680. Dergâh Sohbeti — Sebaat, Sabır ve Zikrullah: Enfâl Sûresi 45. Ayet Tefsiri

686. Dergah Sohbeti | İslam Dünyasının Durumu, Sıfatî Tecelli ve Din Samimiyettir?

1. İslam Dünyasının Durumu — Denizin Üzerindeki Köpük

Soru: Geçen yılki sohbette Suriye’de Mehdî ordusu kurulmalı, en tehlikeli grubun Hazar Yahudileri olduğunu söylemiştiniz. Bugünkü Suriye’yi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dünya üzerinde Müslümanların hakkını, hukukunu koruyacak, kanını durduracak herhangi bir güç yok — askerî, siyasî, ekonomik olarak tam teşekküllü bir güç yok. İslam ülkelerinin başındaki devlet başkanları üç aşağı beş yukarı İngiliz-ABD-İsrail ortaklığı tarafından atanmış olanlardır.

Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor: "Âhir zamanda Müslümanlar kalabalık olacaklar ama denizin üzerindeki köpük misali olacaklar; bir ağırlıkları olmayacak." Ve "Nasılsanız öyle idare olunursunuz."

Bozulmanın Anatomisi

Son 200 yıldır içimizden âlimleri satın aldılar: Afgânî gibi, Abduh gibi Mason ulema koydular içimize. Onların yetiştirdiği, dışı Müslüman içi bozuk kimseler siyasetçilerle ortak hareket ederek dinî anlayışımızı değiştirdiler. Bir Müslüman cihat etmeyi düşünemez hâle geldi.

Kaynak: 686. Dergah Sohbeti | İslam Dünyasının Durumu, Sıfatî Tecelli ve Din Samimiyetti

Değişim-Dönüşüm Fırtınası nedir?

Değişim-Dönüşüm Fırtınası 50 yıl önce Hicaz bölgesinde Shakira’nın konserini düşünebilir miydiniz? Türkiye’de de düşünemezdiniz. Öyle bir değişime dönüşüme tâbi tutuluyorsunuz ki her şeyinizi değiştiriyorlar: evlerinizi, kıyafetlerinizi, dini algınızı, kültürünüzü, yemeğinizi, eğitiminizi. Anneleriniz babalarınız o değişimi satın aldı, siz de onlardan alarak satın aldınız. İçinizden birisi çıkıp "Kur’ân bunu söylüyor, sünnet bunu söylüyor, ben böyle yaşayacağım" deyince anneniz, babanız, sülaleniz, çevreniz sizi dışlıyor. O dışlanmayı göğüsleyebiliyorsanız imanınızı kurtarabiliyorsunuz. Kurban ve Değişim Kurbanınızın başında durmak sünnet, kendinizin kesmesi sünnet. Ama değişim-dönüşüm: "Vekâletle kurban kesebilirsiniz — kime? Sabancı’ya." Bayramın birinci günü kurban geldi sana, parçalanmış vaziyette. Biz kendimiz kesiyoruz, birinci gün bitmiyor işimiz. Değişim dönüşüm devam ediyor. Diyanet ve Laiklik Anayasa Mahkemesi karar vermiş: Diyanet İşleri Başkanlığı lâik bir kurumdur, bir dine dayalı kurum değildir. İçinde ateistin de, Hristiyanın da, Yahudinin de barındırır. İmam ateistmiş — olabilir. İçki içen imamlar var, eşcinsel imamlar var. Bozulma başladıysa durduramıyorsunuz; fermuar gibi devam ediyor. Biz değişime-dönüşüme itiraz ediyoruz: Kur’ân ve Sünnet dairesinde duracağız, imamların ictihâdı dairesinde duracağız, ilk sûfîlerin yolunda duracağız. Bu yüzden biraz radikal, biraz sert, biraz dik geliyoruz. Umurumda değil.

Kaynak: 687. Dergah Sohbeti | Mürşidin Tevazusu, Hû Zikri, Ebû Tâlib’in İmanı ve Değişim

Yalnızca idareci değil; aynı zamanda o milletin manevi omurgasını tutan, adaleti ve merhameti birlikte yaşatan bir şahsiyet olmak zorunda mıdır?

Devlet başkanı hem devletine hem milletine hem topraklarına rahmet olmalıdır. Yalnızca idareci değil; aynı zamanda o milletin manevi omurgasını tutan, adaleti ve merhameti birlikte yaşatan bir şahsiyet olmak zorundadır.

Kaynak: Devlet başkanı hem devletine hem milletine hem topraklarına rahmet olmalıdır

Risale-i Nur’dan gelen dostlarımız neden bu zaman tarikat zamanı olmadığını söylüyor?

Bu zaman tarikat zamanı değildir. Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.

Kaynak: Ülkemiz dahil bütün dünya sistemi şeytana çalışıyor

Aşure günü ne anlama gelir?

Aşure denilince aklıma şeytana ve deccali sisteme karşı bir duruş, bir karşı duruş olarak aklıma geliyor. Çünkü hani tevhit yolunda ilerleyen peygamberler ve onların ümmetleri aşura günlerinde kurtuluşa ermişler. Salih Aleyhisselam bir aşure gününde, Eyyup Aleyhisselam bir aşure gününde, Yusuf Aleyhisselam bir aşure gününde, Yunus Aleyhisselam bir aşure gününde, Musa Aleyhisselam bir aşure gününde, İbrahim Aleyhisselam bir aşure gününde, Adem Aleyhisselam bir aşure gününde Cenabı Hak onları felaha çıkarmış, onları kurtuluşa erdirmiş, onların dualarını kabul etmiş ve tevhit sancağı yere düşürmeden onlar yürümüşler. Ve aynı aşure gününde Hzreti Muhammed Mustafa’nın da sancağı dimdik durmuş ve aynı aşure gününde şehitlerin seri başı, şehitlerin bu nokt,da en kutsal noktasında olan Hzreti Hüseyin efendimiz şehit olmuş.

Kaynak: Yezid ve yezidi düşüncesinde olanların gerçek yüzlerinin ortaya çıktığı gündür a

Aşure günü neden yezid ve yezidi düşüncesinde olanların gerçek yüzlerinin çıktığı gündür?

O yüzden bir aşure günü Yezit ve Yezidi düşüncesinde olanların gerçek yüzlerinin çıktığı gündür. Çünkü aşurede toplanır. Eğer aşureyi tam manasıyla anlamaya çalışır, onu yaşamaya çalışırsak bilin ki zamanın yezidileri, bilin ki zamanın deccalistleri bundan rahatsız olacaktır. Ve aşure günü dendiğinde ben ümmetin veyahut da bu topluluğun tek vücut olduğu, bu vücut nasıl parmağı acırsa bütün vücudun acırsa bu topluluğun da birisinin bir acısı var ise o topluluğun o acıyı çekmesi olarak geliyor aşure günü.

Kaynak: Yezid ve yezidi düşüncesinde olanların gerçek yüzlerinin ortaya çıktığı gündür a

Müslümanların da o aşure gününde firavunlaşmış sistemlerin, firavunlaşmış beyinlerin zulmünden kurtulacağına inanıyorum mudur?

Müslümanların da o aşure gününde firavunlaşmış sistemlerin, firavunlaşmış beyinlerin zulmünden kurtulacağına inanıyorum. Ve nasıl Firavun’un zulmünden Musa Aleyhisselam ve inananlar kurtulduysa bir aşure günü. Evet. Müslümanların da o aşure gününde firavunlaşmış sistemlerin, firavunlaşmış beyinlerin zulmünden kurtulacağına inanıyorum.

Kaynak: Bir aşure gününde Müslümanların firavunlaşmış sistemlerin zulmünden kurtulacağın

Kıyametin asılı durması ne anlama gelir?

Kıyamet öyle asılı duruyor, biz onu çekiyoruz kendimize doğru. Biz asılıyoruz, kıyamete doğru gidiyoruz. Biz gidiyoruz. Biz istiyoruz onu.

Kaynak: Nefes III — 28 Ekim 2017 Sohbeti

İslam’ın kendi içindeki öğretisi nedir?

İslam hiçbir zaman anarşiyi öngörmez ve İslam dünyasında eline silah almış örgütler var ise bu örgütler dolaylı veya direkt olarak dünya üzerindeki deccal sisteminin uşaklarıdır. Deccal sisteminin uşakları. Hangi dini fraksiyon adı altında toplanırlarsa toplansınlar bunların hepsi de ya dünya üzerinde Amerika’nın, CIA’nın, MOSSAD’ın, KGB’nin, MI-6’nın elindedir; başka bir şey yoktur. İslami mücadele sistemi çünkü Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden örnek alınacak.

Kaynak: Nefes III — 10 Haziran 2017 Sohbeti

Allah’ın adil davrananları sevdiğini nereden anlıyoruz?

"Allah, dininizden dolayı sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı engellemez. Çünkü Allah adil davrananları sever." (Mümtehine ayet 8)

Kaynak: Nefes III — 10 Haziran 2017 Sohbeti

Necran Hristiyanlarına ne tür bir örnek verilmiştir?

Bir kimse sizinle savaşmıyorsa sizi yurtunuzdan atmaya kalkmıyorsa size adil davranıyorsa sizin yapacağınız çok fazla bir şey kalmaz orda. Buradan adam Avrupa’ya çalışmaya gidecek, orda Alman devletini yıkmaya çalışacak. Ne hakla ya. Bunu din adına yapamazsın, ne hakla. Sen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşısın sen, din adına burada devleti yıkmaya çalışamazsın. Ne hakla ya ne hakla? Sen din adına bir yerlerde bomba patlatamazsın, ne hakla patlattın ya?

Kaynak: Nefes III — 10 Haziran 2017 Sohbeti

İslam’da tebliğ ve nasihatın önemi nedir?

Din tebliğdir, din nasihattir. Mus’ab bin Umeyr Medine’ye ibadet etmiyorsunuz, gittiğinde Medine’de oruç tutmuyorsunuz sizler veya inanmıyorsunuz, diye Mus’ab bin Umeyr orda savaş mı ilan etti Medine’de? Tebliğ etti, nasihat etti. Hazreti Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Medine’ye hicret ettiğinde Medinelilerle savaş mı yaptı? Kılıç mı çekti Medinelilere? Ok mu attı Medinelilere? Medine’nin içinde Musevi’si de vardı İsevi’si de vardı müşriği de vardı. Ne yaptı, Medinelilerle savaştı mı? Kılıç çekip ben burada devlet mi kuracağım, dedi Medine-i Münevvere’de?

Kaynak: Nefes III — 10 Haziran 2017 Sohbeti

Mana aleminde tecelli eden şey nedir?

Hani Musa aleyhisselam Tur-i Sina’da "Seni görebilir miyim?" dediğinde O, "Şu dağa bak, oraya tecelli edeceğim, ona dayanırsan ancak görürsün." manasındaki şey mana aleminde öyle tecelli etmez. Mana aleminde Cemalullah’ın kendi içsel boyutundan boyutuna, dalgadan dalgaya, perdeden perdeye her devamlı daha da mükemmeliyete doğru geçiş olduğundan Allah’ın dostları velileri ve peygamberler bir an önce o tarafa doğru kulaç atmak isterler.

Kaynak: Nefes III — 9 Temmuz 2016 Sohbeti

Rüya ile mana alemi arasında nasıl bir ilişki vardır?

Rüya bunlardan birisine bir ölçüdür. Mesela o kimse rüya görür, rüyasında Cenâb-ı Hakk ona hitap eder. Rüya görür; rüyasında Cenâb-ı Hakk’ın sıfatsal olarak bir zuhuratına, bir tecelliyatına aşina olur ve o kimse o rüyadan uyanmak istemez, o halden geçmek istemez, o halden uyandırılmak istemez. Hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de buyurmuştur ya: "Uyuyanı uyandırma." O esnada o, bu noktada manevi hal içinde olabilir.

Kaynak: Nefes III — 9 Temmuz 2016 Sohbeti

Dünya ile mana alemi arasında nasıl bir geçiş vardır?

Bu dünyada batın yönünden tecellinin her şeyi kuşatması gibi, ahirette de bu kuşatıcılık hem zahir hem de batın boyutta olur. Bu dünyada bir kimse zaman zaman metafizik olarak batın boyutuna geçer. Zaman zaman işte az önce bahsettiğimiz gibi sufilerce hal veya rüya dediğimiz veya yakaza hali dediğimiz haller olur. Bunlar zaman zamandır. O kimse ne yazık ki gözünü açtığında veya kendine geldiğine yine bu zahir boyutta gözünü açar.

Kaynak: Nefes III — 9 Temmuz 2016 Sohbeti

Mana halinden zahir aleme dönmek ne anlama gelir?

Yine çocukları eteğinden tartar, bu lazım, yine eşi der ki bu lazım, yine der ki arkadaşları bu lazım veya şu yapılması lazım, bu yapılması lazım. Dünyanın ahval-i şeriatı o kimsenin üzerinde tecelli eder ve o kimse o mana halinden zahir aleme düşer yine ve zaman içerisinde o mana halini hep yaşamak ister ama mana hali normalde devamiyet kesp etmez yani bir kimse aşk haline her daim sahip olmaz, olamaz çünkü.

Kaynak: Nefes III — 9 Temmuz 2016 Sohbeti

Mana halinden zahir aleme dönmekle ilgili bir benzetme var mı?

Bu neye benzer? O kimsenin demir dövüleceği zaman ateşin içerisine sokup yumuşatılıp dövüldükten sonra cosstak soğuk suyun içerisine katılmasına benzer. Siz uçarsınız manadan manaya, perdeden perdeye geçersiniz ama sabah olur, sabah olduğunda siz cosstak dünyayla karşı karşıya kalırsınız. İşte ödenecek faturalar vardır, ödenecek işçilikler vardır, ödenecek vergiler vardır, yapılacak işler vardır, edilecek işler vardır, siz cosstak dünyaya dönersiniz.

Kaynak: Nefes III — 9 Temmuz 2016 Sohbeti

Mana geçiş esnasında neler yaşanabilir?

Dünyaya döndüğünüzde de bir cozurtu çıkar. Siz sohbete gelirsiniz, ne güzel semalar olur, sohbetler olur, zikirler olur kendinizden geçersiniz, dışarı çıkarsınız, bir telefon elektriğin kesildi, cosstak dünyayla karşı karşıya kalırsınız. Çünkü buradaki mana kesintilidir. Burada dünya devamiyetlidir, mana ara aradır. Bunu ne kadar çok çoğaltmak isterseniz isteyin, bir an gelir sizin bu mananız ne olur? Bir makas atılır ve siz cosstak anında dünyaya dönersiniz. Bu sefer de şoka uğrarsınız. Hani bir şeyler karşı karşıya kaldığınızda bir an böyle tabiri caizse şaşkınlaşırsınız ya, aynı şeydir.

Kaynak: Nefes III — 9 Temmuz 2016 Sohbeti

Mana geçişinde neden bir şok yaşanabilir?

Dünyanın içinde de yaşarken siz hızla işte x yere yetişmeye çalışıyorsunuzdur ama köşeden şeyhinizi görüverirsiniz bir anda. Cosstak kalırsınız, ne olduğunuz bilemezsiniz, gideceğiniz yeri unutursunuz, yapacağınız işi unutursunuz, gerçek miydi, değil miydi diye düşünürsünüz, o oradan tebessüm eder size. Kalırsınız, ne yapacağınızı bilemezsiniz. Veyahut da evden hanım size demiştir, iki kilo pirinç al, iki kilo şeker al. Siz iki kilo pirin, iki kilo şeker almak için marketin kapısına gidersiniz. Marketin kapısında bir bakarsınız ki tam ineceksiniz, Hazreti Pir orada. Ne alacağınızı, ne almayacağınızı karıştırırsınız, ne yapacağınızı da karıştırırsınız, ne yaptığınızı bilemezsiniz, nereye gittiğinizi de bilemezsiniz. Sonradan zaman geçer, devran döner, bir bakarsınız siz, arabayı nereye bırakmıştım, dersiniz. Ondan sonra arabayı bıraktığınız yeri hatırlamaya çalışırsınız. Hatırlarsınız arabayı bıraktığınız yeri, bir koşarsınız, bir bakarsınız ki arabayla aranızda beş kilometre olmuş. Yürümüşsünüz haberiniz yok veya yürütülmüşsünüz veya başka bir perdeden başka bir perdeye geçmişsiniz, başka bir yere gitmişsiniz, başka bir yerdesiniz. Nerede olduğunuzu bilemezsiniz, cosstak kalırsınız orda. Kimseye de anlatamazsınız bunu, kimseye de söyleyemezsiniz, kimseyle de paylaşamazsınız. Bizim doktora söylerseniz, bizim doktor şizofrenik teşhis koyar, der ki şizofrenik bu mesele, der. Neden? Aldığı eğitim bu. Böyle bir şey olmaz mümkün değil, der. Bu şizofreni teşhisi, der, dayar size uyuşturucuları.

Kaynak: Nefes III — 9 Temmuz 2016 Sohbeti

Mana alemi ile dünya arasındaki fark nedir?

Bu alemdeyken herkes bir şeyin olması için ol der, bu şey zihinlerinde ve hayallerinde olur. Çünkü bu alemde ayan-ı sabiteler kevni olarak zuhura gelmeyebilir.

Kaynak: Nefes III — 9 Temmuz 2016 Sohbeti

Ahiretteki insan durumu bu dünyadakine benzemektedir mi?

Her ikisi de isimlerle veya insan suretinde bir araya gelse de ahiretteki insan durumunu bu dünyadakine benzemez. Ahiretin düzenlenişi içinde ruhani hakikat cismani-hissi hakikate hâkim olur. Dünyanın yoğunluğuna rağmen biz bunu tattık. Buna göre bir kimse aynı anda birçok yerde olabilir, avam ise bunu sadece rüyalarda tadabilir.

Kaynak: Nefes III — 18 Haziran 2016 Sohbeti

Bir kimse aynı anda birçok yerde bulunabilir mi?

Bir kimse aynı anda birçok yerde olabilir, avam ise bunu sadece rüyalarda tadabilir. Az önce dedik ya. Sanki önceden okumuşum gibi oldu, değil mi? Dosya indirilsin, dedik de bu kadar da demedik. Bak, hem ağzımızdan çıkartıyor hem de kendi kendimizi hayrette bıraktırıyor sonra. Ağzımızdan çıkanı da önümüze getiriyor.

Kaynak: Nefes III — 18 Haziran 2016 Sohbeti

Bir kimse aynı anda birçok bedende bulunabilir mi?

Aynı anda aynı beden. Bir başkasının bedene girmek değil, bir başkasının bedenine giremezsiniz. Bir başkasının kalbinden geçenleri hissedebilirsiniz, bir başkasının aklından geçenleri hissedebilirsiniz, bir başkasının kalbindeki ilmi alabilirsiniz, bir başkasının aklındaki ilmi alabilirsiniz, bir başkasının dilini alabilirsiniz, bir başkasının kalbinden ne geçiyorsa hepsini de rabıtanıza alıp hepsini de kalbinize düşürebilirsiniz, bir başkasının gördüğü rüyaya aşina olabilirsiniz. Bir başkasının gördüğü hale aşina olabilirsiniz; bir başkasının yaşadığı ana, hale aşina olabilirsiniz. Cenâb-ı Hakk’ın izni ilahisiyle, onun izniyle. Aynı anda 3 yerde, 5 yerde bulunabilirsiniz; on yerde, elli yerde, yüz yerde bulunulabilirsiniz. Aynı anda bir suretiniz Medine-i Münevvere’de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kabri şerifinin başında dua ederken bir suretiniz Beytullah’ta sema ede ede tavaf edebilir. Bir suretiniz arş-ı alada oturup Allah’ı zikredebilir, bir suretiniz normal zikrullah halakasında oturup Allah’ı zikredebilir, bir suretiniz başka bir

18 Haziran 2016 Tarihli Sohbet

zikrullah halakasında oradaki zikrullahta bulunabilir. Hatta o zikrullahı aynen görebilirsiniz ama bunların hepsi de tek surettedir yani sizsinizdir o ama oradaki kıyafetleriniz farklı olabilir; oradaki suretiniz, şekliniz farklı olabilir. Bunlar olabilir. Bu farklılıkların da hepsini de görebilirsiniz. Evet. Bir suretiniz hac yapıyordur, oradaki hactakiler görebilir. Hactakiler onun hac yaptığını görür, ümredekiler onun ümde yaptığını görür, ümre yaptığını görür, tavaf edenler onun tavaf ettiğini görür. Bunlar mümkün hepsi de.

Kaynak: Nefes III — 18 Haziran 2016 Sohbeti

Bir kimse aynı anda değişik zamanlarda bulunabilir mi?

Aynı anda değişik zamanlarda. Zikrullah halakasında oturduğunuz anda, Âdem aleyhisselamın yaşadığı bir zamanda Âdem aleyhisselamın hayatına vakıf çocuklarıyla olabilirsiniz. Âdem aleyhisselamla görüşebilirsiniz, Âdem’in konuşabilirsiniz. Aynı anda Âdem aleyhisselamla konuşurken aynı anda, aynı perdede Şit aleyhisselamla da Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle de konuşursunuz. Bunların hepsi de seyr-i sülukta olması mümkün olan şeyler. Seyr-i süluku olmayan bir mürşidin mürşidliği sorgulanır bu sebeple. Böyle bir soru geldiğinde de -çok af edersiniz- apışır kalır o zaman böyle bir hali yaşamadıysa. Aynı anda aynı enstantaneleri yaşayabilir mi bir kimse? Evet. Zaten yaşamış olsa onları aynı anda görmüş olsa onun halet-i ruhiyesi de farklı olur. O çünkü görüyormuşçasına, karşısında görüyormuşçasına yaşar onu. Sanki kendisi de yaşıyormuş gibi yaşar. O yüzden onun şehadeti, imanı kemale erer. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin elinden suların aktığını aynı anda kendisi de içer onun. İçtiği anda Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin o mucizesine iman eder, onun kafasında acabaymış diye bir şey kalmaz. Der ki, hakikat. Onu daha da sıkıştırırsan “İçtim.” der, çıkar. Neden? İçmiştir çünkü. İçmiştir. Aynı anda bunu yaşar mı? Evet. Uhud’u yaşar aynı anda. Yaşar. Ama bize bunların hepsini de söyletmiyorlar sufilere. Sebep? 1’incisi: Bir kısım şeyhler buna erişebilmiş değil, bilmiyorlar, seyr-i sülukları yok. Bir kısmı bu erişemeyip de söylemeyenler var, ilim olarak biliyorlar, söylemiyorlar. Söylememelerinin sebebi şu: Onlar da diyorlar ki yaşamadığını anlatma, yalancı olma. O yüzden susuyorlar. Bir kısmı da ilim olarak biliyorlar ama onlara laf söyleyecekler, kötülenecekler, onlara bu noktada laf atacaklar diye kınanmaktan korkuyorlar. Oysa bir kimse bir şeyi yaşıyorsa o haksa ayet-i kerime tecelli edecek: “Allah’ın dostları kınanmaktan korkmazlar.” Kınanmaktan korkmayandır Allah’ın aşıkları. Kınanmaktan korkma. Deli diyecekler, diyecekler, kendilerince uçuk bir adam diyecekler, diyecekler, böyle şeyler olmaz diyecekler, diyecekler, herkes diyecek onu. Diyen diyecek ama bu hak mı? Evet. Doğru mu? Evet. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri cinnileri gördü mü? Evet. İmana davet etti mi? Evet. Ayet-i kerime var: “İnsanlara

ve cinnilere peygamber olarak gönderildi.” diye. Şimdi bunu inkâr edeceğiz diye uğraşıyorlar. O yüzden aynı anda değişik zamanlarda mı? Evet.

Kaynak: Nefes III — 18 Haziran 2016 Sohbeti

Ahirette bir kimse kendi cennetini kurabilir mi?

Böylece insanlar kendi cennetlerini kurarlar. Dünyada kurun cennetinizi. İşinizi ahirete bırakmayın. Burada cennetinizi kurun, bir güzel tamam edin, gönül huzuruyla gidin. Böyle ara sıra bunaldığınızda, canınız sıkıldığında, Selamun aleyküm, deyin gidin evinize. Yoksa bu dünya

18 Haziran 2016 Tarihli Sohbet

yaşanmaz ya. İnsan daraldığında başını sokacak bir evi olmalı. Canı sıkıldığında gidip böyle cuş-u huruş içerisinde yaşayacağı bir yer olmalı. E cennetiniz yoksa yok ya yaşanmaz bu dünyada. Biraz inanaraktan söylüyorum. Nasıl benim ev? “Cennette saray efendim.” Öyle boş durmayın.

Kaynak: Nefes III — 18 Haziran 2016 Sohbeti

Cenâb-ı Hakk yeni bir peygamber göndermiş, o peygamberle dinini yenilemiş, tazelemiş. Bu ifade nasıl açıklanmaktadır?

Cenâb-ı Hakk yeni bir peygamber göndermiş, o peygamberle dinini yenilemiş, tazelemiş. O peygamber de dinini yeniledikten sonra vazifesini bitirip, göçünce arkadan gelenler bir müddet sonra yine azmışlar; sapmışlar; dünyevileşmişler. Bu Hazreti Musa’ya kadar devam etmiş.

Kaynak: Nefes III — 1 Kasım 2014 Sohbeti

İsa aleyhisselam sapkın Yahudileri tam olarak düzeltememiş. Bu durum nasıl açıklanmaktadır?

İsa aleyhisselam sapkın Yahudileri tam olarak düzeltememiş. Bunda tam anlamıyla bir başarı söz konusu olmamış ve İsa aleyhisselam da vazifesini tamamlayamadan bu dünyadan çekilmiş ve ardından Cenâb-ı Hakk Muhammed-i Mustafa’yı göndermiş sallallahu aleyhi ve sellem.

Kaynak: Nefes III — 1 Kasım 2014 Sohbeti

Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinden adalete, hakkaniyete dayalı bir din oluşturulmuş. Bu ifade nasıl açıklanmaktadır?

Allah, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinden dinini tamam etmiş. Ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ve Ona inanan ashab, dinin tam manasıyla oturması için -tabiri caizse-kendi zamanlarının delilleri olmuş ve onlar Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle beraber yirmi üç yıl gibi çok kısa zamanda dinin olması gereken bütün şartlarını yerine getirmişler.

Kaynak: Nefes III — 1 Kasım 2014 Sohbeti

Cem etme özelliğine sahip olan kimseye ne ad verilir?

Cem etme özelliğine sahip olan kimseye insan ve halife adı verilir. Gözbebeği insan için ne ise insan da Allah için o dur. Zira Hakk Teâlâ yarattıklarına onun aracılığı ile bakar ve rahmet eder. (Fusûs 13/49)

Kaynak: Nefes II — 16 Ocak 2016 Sohbeti

Âdem hem Hakk’tır ve de Halk’tır. Ve ondaki cem etme vasfından dolayı kendisine layık görülen Allah’ın halifesidir. Fusûs nedir?

Âdem Hakk’tır. Âdem Hakk’tırdan anladığımız şey, onun varlığı haktır, vardır yani var edilmiştir. Allah da Hakk’tır, Allah’ın varlığı haktır çünkü vardır, O sıfatlarıyla, fiilleriyle, efaliyle tecelli eder. Varlığı şek şüphe getirir mi? Hayır. Hak olan bir şeyin varlığından şek şüphe duyulmaz, haktır çünkü o. Âdem de bu noktada haktır, vardır yani. Biz o var olan bir şeyi yok hükmünde görmemiz mümkün değildir. İnsanın haktır denmesi, var neticesidir, o kimsenin varlığına işarettir bir veçhesiyle. Hak demek sizin dairenizde doğru demek aynı zamanda öyle değildi mi? Haktan ne anlıyorsunuz: doğru, haktan ne anlıyorsunuz: bu benim hakkım, diyorsunuz ya öyle değil mi? Bunu anlıyorsunuz. Bu noktada dini terminoloji açısından hak denildiğinde, bu kitap hak mı? Evet, var çünkü. Kur’an hak mı? Evet? Neden? Var çünkü. Bu direk hak mı? Evet. Neden? Var çünkü bu. Bakın, var bu. O zaman burada ister ferdi planda varlıkların, ister külli planda varlığın kendisi hak mı? Evet. Ferdi planda varlıklar dediğim hayvanlar, hayvanların içerisine çeşit çeşit, saymakla bitmez. Bütün hayvanlar âlemi hak mı? Evet. O hayvanlar âleminin içerisindeki bireysel varlıklar hak mı? Evet. Bunları reddetmek mümkün mü? Değil. İlmen, fennen bunları reddedebilir miyiz? Hayır. O zaman bu haktır. İnsan, âdem bir veçhesiyle bu manada haktır. İnkâr edilmesi mümkün mü? Hayır. İnkâr eden bir kimseyle ne deriz biz? Bu akli dengesini bozmuş. O yüzden âdem hem haktır yani varlığıyla, hem de halktır. Neden halktır? Çünkü o yaratılmıştır, bir şey onu yaratmıştır. Haktır, varlık açısından, halktır, yaratılma açısından. Cenab-ı Hakk bir şeyi hâlk etmiş. Eğer bir şey hâlk ediyorsa, bakın hâlk ediliyorsa o halktır, hâlk edilmiş. Allah hâlk eder. Allah kendi zatı noktasında hâlk edilmiş değildir. Allah haktır varlığı noktasında ama Allah hâlk edilmiş değildir, halk değildir. Allah hâlk eder yani yaratır, Allah yaratılmış değildir. İnsan bir veçhesi ile haktır, vardır çünkü bir veçhesi de halktır, yaratılmıştır. Bakın, yaratılmıştır. Bunu şimdi hani bir kısım Arabî’ye laf söyleyecek insanlar, söylemek isteyenler, insanı ilahlaştırdı diyor ya, hayır bak kendisi söylüyor, Fusûs’tan almış kardeşimiz. Ve ondaki cem etme vasfından dolayı kendisine layık görülen Allah’ın halifesidir. Ve insan bütün sıfatları, tecelli eden bütün sıfatları kendi üzerinde cem etmesinden dolayı Cenab-ı Hakk’ın halifesi hükmündedir. Allah’ın ne kadar sıfatı var ise insanın üzerinde hepsi de tecelli eder. İnsan bütün sıfatları cem etme ve bütün sıfatları cezbetme noktasındadır. Cem edebilmesi için cazibesinin olması gerekir, cezbetmesi gerekir. İnsanın üzerinde cezbetme özelliği vardır. İnsan bu cezbetme özelliğini zikrden alır bizim gibi zayıf kullar. 1- Ya seçilmiştir o kimse, seçilmiş olduğu için cezbedici ve cem etme özelliği Allah’ın ilm-i ilahisinden gelmiştir. O kimsenin gayreti yoktur peygamberler buna örnektir. Peygamberler seçilmiş insanlardır. Peygamberler seçilmiş insan oldukları için cezbedici ve cemedici özellikleri Cenâb-ı Hakk’ın kendi kudreti ilahisinden ve lütfundan verilmiştir. Tabi Arabî velileri de seçilmiş olarak görür. Arabî’ye göre veliler de seçilmiş insanlardır. Veliler de seçilmiş insan olmalarından dolayı cezbedici ve cem edici özellikleri onların da normalde Cenâb-ı Hakk tarafından hilkaten yaratılışta verilir. Burası benim katıldığım bir nokta değildir tam anlamıyla. Ben şuna inanırım, bir kimse cezbedici ve cemedici özelliğini Allah’a yakinlik, Allah’a kurbiyet noktasında çalışaraktan elde eder. Bir kimse yakin olmaya gayret eder, yakin olmaya gayret ettikçe cezbedici ve cemedici özelliği o kimsenin çalışmaya başlar. Cem edici özelliği çalışırsa o kimsenin, etrafında insanlar toplamaya başlar ama bu cezbedici ve cemedici bir özellik örneğin negatif noktada da kullanılır. Bir kimse şeytani olarak da cezbedici ve cemedici noktada toplanabilir. Onlarda şeytanın velileridir. Şeytanın velileri de cezbedici ve cemedici noktadadır ama negatiftir. Allah’ın velileri de cezbedici ve cemedici noktadadır ama pozitiftir. Cenâb-ı Hakk yolu koymuştur, dileyen gider dilemeyen gitmez. Dilerseniz Allah’ın yolunda gider, Allah’ın velisi olursunuz cezbedici ve cem edici noktada, dilerseniz şeytanın yolunda gidersiniz şeytanın cezbedici ve cem edici özelliğini üzerinizde toplarsınız. O zaman burada o kimse ya Allah’ın halifesidir ya da şeytanın halifesidir. Şeytanın halifeleri Allah’ın yolunun davetçileri değillerdir, onlar insanları Kur’an ve sünnete davet etmezler. Onlar insanları kendi benliklerine, kendi kimliklerine, kendi kişiliklerine, kendi otoritelerine davet ederler. Onlar, takılın peşime derler kendi yollarına davet ederler. Allah’ın velileri Kur’an ve sünnete davet eder. Allah’ın velilerinin kendi yolları yoktur. Onların yolları Cenâb-ı Hakk’ın koymuş olduğu peygamberi metot ve yoldur. O zaman kim Allah’ı severse Allah’ta onu sever. Allah onu sevince Cebrail’ine nida eder "Ey Cebrail ben filanca kulumu sevdim sen de sev." Cebrail gök halkına nida eder -hadis-i kudsi böyle- Gök halkı. Hadis-i kudsi bu, gök halkına nida eder der ki "Ey gök halkı, Allah filancayı sevdi. Sizde sevin." Melekler mümin kulların kalbine ilham eder derler ki "Allah filancayı sevdi, sizde sevin." Allah’ın velilerinin sevilmesinin perde arkasında yatan gerçek budur. Allah’ın velilerinin sevilmesinin perde arkasındaki gerçek budur. Bu gerçek: O velinin Allah’ı çok sevmesidir. O, Allah’ı çok sever. Bir kısım veliler vardır onların sevgileri Allah’ın sevgisindendir. Bu nedir? "Eğer siz azar saparsanız Allah yeniden öyle bir kavim yaratır, Allah onları sever onlarda Allah’ı sever." Bu nedir? Bu, bütün kavim azar saparsa Cenâb-ı Hakk öyle bir kavim getirir ki Allah onları sever onlarda Allah’ı sever. Bu bir kısım ulema tarafından Allah’ın bilinmeyen abdal kulları olarak nitelendirilmiş. Çünkü velilikte üç tecelliyattır, bir kısım veliler vardır ne kendileri bilirler veli olduklarını ne de bir başkası bilir. Bu en düşük kategorideki velilerdir. Bir çıt üstüdür: O kimse kendisini veli olduğunu bilir, kimse bilmez başka. Bunun bir çıt üstü vardır: O kendisinin veli olduğunu bilir, insanlarda onun veli olduğunu bilir. Bu en üst derecede ki velilerdir ki Allah dinini bunlarla ayakta tutar. Bunlar "O veliler mahzun olmazlar mahcup olmazlar, onlara bu dünyada da yarın ahirette de korku yoktur."

Kaynak: Nefes II — 16 Ocak 2016 Sohbeti

Mehdi nedir?

Mehdi; hidayete eren ya da hidayete vesile olan demektir.

Kaynak: Nefes II — 2 Ocak 2016 Sohbeti

Mehdi konusunda İslam’da ne tür bir inanç vardır?

İslam’da Mehdi tasavvurunun tamamen Yahudi ve Hristiyan kaynaklı olduğu söylenmektedir.

Kaynak: Nefes II — 2 Ocak 2016 Sohbeti

Mehdi inancı İslam’da nasıl kabul görmüştür?

Ehli sünnette Mehdilik bir inanç esası olarak kabul edilmiş değildir.

Kaynak: Nefes II — 2 Ocak 2016 Sohbeti

Mehdi inancı kelam alimleri tarafından nasıl değerlendirilmiştir?

Kelam alimleri mehdiliği imametle ilgili bir mesele kabul etmemişlerdir.

Kaynak: Nefes II — 2 Ocak 2016 Sohbeti

Mehdi inancı İslam toplumunda nasıl bir durumdadır?

Sizce? Bu yazı birçok alıntı içerir. Beklenen kurtarıcı üç ilahi dinde diğer dinlere göre çok daha gelişmiştir. İslam kültüründe bazı kimselerce kurtarıcı Mesih değil bununla beraber "Zulümle dolmuş dünyayı adaletle dolduracak" bir Mehdi de beklenmektedir.

Kaynak: Nefes II — 2 Ocak 2016 Sohbeti

Mehdi inancı İslam dininin hangi tarihsel gelişmelerle ilişkilidir?

Ahmet Emin, İbn Haldun ve Margoliouth’a göre Mehdi inancı, EMEVİ, ABBASİ çekişmelerinin tarihi ve psikolojik neticesidir. Yani sonuçta bunları böyle söyleyenler var ama Emevi, Abbasîlerden önce de bu inanışa sahip kimseler varsa bu İslam dinin içerisinde sadece Emevi-Abbasi çekişmesi olarak nitelendirilemez.

Kaynak: Nefes II — 2 Ocak 2016 Sohbeti

Mehdi inancı İslam dininde bir inanç meselesi olarak kabul edilir mi?

Her ne kadar bunu kelam alimleri, akaidciler kendilerince bunu imani bir esas olarak almamışlar. Almalarına da gerek yok zaten. Bakın, almamışlar, almalarına da gerek yok çünkü mehdi meselesi bir inanç meselesi değil. Bunun bir inanç meselesi olabilmesi için Kur’an da açık bir ayet olması gerekir. Bilhassa Hanefiler yani İmam-ı Azam hazretleri Kur’an da açık veyahut ta bu noktada Kur’an’ın direkt işaret ettiği bir şeyi inanç meselelerinin içine alır. O yüzden İmam-ı Azam olsun, İm, Maturidi olsun sonradan gelen Nesefi, sonradan gelen Sabuni bunu bir inanç meselesi olarak almaz ve Hanefiler Sünni kesimin büyük bir çoğunluğu, buna Şâfiî, Maliki, Hanbeliler de dahil, bu meseleyi bir inanç meselesi olarak almamışlar. İnanç meselesi olarak almadıklarından dolayı bunun üzerinde çok tartışma yapmaya da gerek görmemişler. Bu konuda hadisler var mı? Var. Bu hadisleri reddetmemişler, böyle bir kimse gelecek mi? El cevap: Gelecek. Bunun üzerinde çok böyle itina ile durmamışlar. Bunun üzerinde fazla durulacak bir mesele olarak görmemişler. Görmemeleri doğru mu? Evet. Sohbetleri takip eden etrafımızda eş dost ve arkadaşlarımızda bilirler ki ben bu meselenin üzerine fazla takılmam. Böyle bir hadisler var mı? Var. Geleceğine inanıyor musunuz? Evet, der çıkarım işin içinden. Bunu illaki bir saplantı ve takıntı haline alınmasını da istemem. Bizim yol yürüdüğümüz kardeşler bu manada bir mehdi gelecek, bir kurtarıcı gelecek, deyip de yan gelip yatmayacaklar. Mehdinin geleceğine inananlar, böyle bir şey gelecekse şimdiden onun geliş pozisyonunu, geliş zeminini oluştursunlar o zaman. Bu noktada kendi dairemde geleceğine inanıyor muyum? Evet. Bunu kardeşlerin içinden rüyalarında görenler var mı? Evet. Hallerinde görenler var mı? Evet. Kalplerine ilham olarak gelenler var mı? Evet. Bu konuda kendimce ve kardeşler adına manevi olarak bir şüphemiz var mı? Yok. Ama bu insanların Kur’an ve sünneti yaşama ve yaşatma mücadelesini vermekten geriye atmasın insanları. Durduğumuz nokta bu.

Kaynak: Nefes II — 2 Ocak 2016 Sohbeti

Zikirden yüz çevirmenin zararları nelerdir?

Zikirden yüz çevirmek sufiler için namaz, abdest, oruç, amellerden yüz çevirmek olduğu gibi aynı zamanda her daim Allah’ı zikretmekten yüz çevirmek. Günlük virdini yapmamak, Allah’ı her an gören işiten, duyan, bilen olarak tefekkür etmemek, bu hal ile yaşamamaktır ki, ona darlık bulaşır. Darlık bulaşması hem kalbine gelen ilhamdan hem kalbine gelen bilimden ve ilimdendir. Darlık gelir. Hem de zahiren darlık gelir ona, ticaretine darlık gelir, kazancına darlık gelir, bereketini bulamaz, önceden 1 lira ile 10 liralık iş yaparken, şimdi 10 liraya 1 liralık iş yapamaz zikrullahtan yüz çevirdiğinden dolayı. Çünkü Üstadı sevmek zikrullahtır, Hazreti Resulullah’ı sallallahu aleyhi ve sellemi sevmek zikirdir, Allah’ı sevmek zikirdir, insanlara yardım etmek zikirdir, insanlara muhabbet etmek zikirdir, yetimin başını okşamak zikirdir, fakiri doyurmak zikirdir, çıplak giydirmek zikirdir, muhtaç olana yardım etmek zikirdir, yolunu bulamayana yol tarif etmek zikirdir, bir kimseye, bir ota, bir ağaca, bir hayvana, bir varlığa yardım etmek zikirdir. Kim yardım ederse o, zikrullahın içindedir, kim bunlardan uzak olur geri dönerse o, zikrullahtan yüz çevirmiştir. Ona apaçık bir darlık vardır. Bu darlığı ister manevi olarak kalsın kalbi noktada, o kimse rüya görüyorsa rüyası eksilir, ilham geliyorsa ilhamı eksilir, o kimse hal görüyorsa hali eksilir, o kimse önceden kapının önünden gideni görüyordu şimdi göremez, orada oturanların kalbinden geçenleri anlıyordu, anlayamaz, onun kalbine ilim geliyordu, verilen sorulara cevap veriyordu, bu gelmez olur bu büyük bir darlıktır. Asıl darlık budur, sufiler öyle düşünürler.

Kaynak: Nefes II — 28 Mart 2015 Sohbeti

Peygamberlik neyin babasıydı?

O, hazreti peygamberden önce hikmetin babasıydı. Çünkü o bölgede ondan daha bilgisi yoktu ama bu yazıda belirtildiği gibi Cenab-ı Hakk peygamber olarak hazreti Muhammed-i Mustafa’yı seçmişti sallallahu aleyhi ve sellemi.

Kaynak: Nefes — 8 Kasım 2014 Sohbeti

Peygamberlik ne anlama gelir?

Peygamberlik, Allah’ın mesajını insanlara iletmek ve onlara hikmet, bilgelik, doğruyu öğretmek anlamına gelir. Hazreti Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem, peygamberliğinden önce de hiçbir yanlış yapmadı. O, peygamberliğinden önce insanlık dışı hiçbir davranışı yoktu. O, peygamberliğinden önce de şefkat, merhamet, sevgi, muhabbet, vefa, dostluk, arkadaşlık, kardeşlik, iyi insan olma noktasındaydı. Bu tamamiyetle insanlık adına eksik olan hiçbir şeysi yok idi, tamdı. O yüzden o insanlar O’nun peygamberliğine iman ettiler ve o hayatı boyunca insanlık dairesinin dışında bir zerre dahi hareket etmedi, bir zerre. İnsanlık ölçüleri, insanlık doğruları o kadar yücelerin yücesindeydi ki bir insanın ona takat getirmesi mümkün değildi.

Kaynak: Nefes — 8 Kasım 2014 Sohbeti

İslam’ın ütopyası nedir?

İslam’ın ütopyası, İslam dini yeryüzüne hâkim olacak ve bu durumda insanlar İslam dininin gerçeğini ve hakikatini yaşayacaklardır. Bütün dünya İslam olunca İslam’ın kalan yüzde yirmi beşi gerçek manada yaşanacak ve gerçek manada yaşanınca din yaşantı açısından tamam olacak. Din, hükümsel açıdan, hukuksal açıdan müteşabih ayetleriyle muhkem ayetleriyle din tamam oldu, algı ve yaşantı olarak tamam olmadı.

Kaynak: Nefes — 23 Kasım 2013 Sohbeti

İslam’ın yeryüzüne hâkim olacağını anlatan hadis nereden gelmektedir?

İslam’ın yeryüzüne hâkim olacağını anlatan hadis, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir hadisi şerifte der ki "Benden önce İslam’ın yüzde ellisi yaşandı, ben ve Raşit halifelerimin döneminde de yüzde yirmi beş yaşanacak, geri kalan yüzde yirmi beşi de ahir zamanın son döneminde -Mehdi âlâ resule işaret edilir, o zaman yaşanacak" denir.

Kaynak: Nefes — 23 Kasım 2013 Sohbeti

Mevcud olan bu alem var mı?

Allah bir alemi değil, içindekilerle beraber yarattı. Yaradılış işlemi bitti. Ya bitti diyeceğiz ya da bittiyi kabul etmeyeceğiz diyeceğiz ki Allah alemi yaratmayı murad edince bu muradını gerçekleştirdiğini söyledi. Yani yaradılış hala daha devam ediyor. Eğer devam ediyor diyorsak bu yaradılış daha bitmedi. Eğer yok, oldu diyorsak, yaratılış bitti. Bunu başkalarından duyarsınız da ben kendi gittiğim yolu anlatıyorum. Sonuçta Var. Şimdi eğer bitti dersek biz, buna alt açılım gerek. Alt açılım. Ben şunu şöyle açıklıyorum: minareye çıktı müezzin ezanı okudu. Müezzin ezanı okudu mu? Okudu. Bizde bir dinleme cihazı olsa, bin km öteye gitsek, biz müezzinin okuduğunu örneğin 4 dakika sonra duyacağız değil mi, 300 bin km/saat ya ışık hızı değil mi, bin km gidersek 3 de 1 zaman yani 1 saniyenin 3 de 1 zamanından sonra bulacağız öyle değil mi? 3 bin km üzerine gidersek 1 saniye sonra duyacağız. 300 bin km sonra 1 saniye sonra. 300 bin km. Burada size ders vermek gibi değil, mesele anlaşılsın diye uğraşıyorum. 300 bin km sonra duydu ama müezzin bir saniye önce "Okudum" dedi. Müezzin bir saniye önce okudum dediği ezanı duyan kimse bir saniye sonra "Duydum" dedi. Şimdi bunu düşünün. Müezzin 1 saniye önce "Okudum" dedi ama biz 1 saniye sonra "Duydum" dedik. O okuduğu anda yanı başında olsaydık her okuduğunu duyacaktık aramızda hiç zaman farkı kalmayacaktı ve anında "duydum" diyecektik. O zaman "ol" dedi oldu, ne zaman oldu? Olduğunu ne zaman duyduk? Arada ne kadarlık bir saniye geçti de bu bana gelinceye kadar? O zaman "ol" dediğiyle bugünün arasındaki geçen zaman beni tembelleştirmiş. Ben ona aşina olamamışım. Bir zaman farkı var. Cenâb-ı Hakk yaradılış esnasında, burada "oldu" dedik ya, başlangıcı belli. Bu yaradılışın başlangıcı.

Kaynak: Nefes — 2 Şubat 2013 Sohbeti

Muhammedîler için hayatın ne olmalıdır?

Muhammedîler için hayat komple Allah için. Onun için Ayet-i kerimede ne diyor: Ey Muhammed de ki, benim namazımda, orucumda, hayatımda, ölümüm de Allah içindir. Benim ibadetlerim ve hayatım Allah içindir. Ayet-i kerime. Muhammedîler için hayat Allah içindir. O zaman hayatın kendi içerisinde, kendi dairesinde Allah için olmayanlar var ise onun o yaptığı şey münafıklık oluyor. Şirk. Senin hayatının her anı Allah için olmalı.

Kaynak: Nefes — 26 Ocak 2013 Sohbeti

FIS liderliği Cezayir’de ne gibi sonuçlar doğurmuştur?

FIS liderliği Cezayir’de hata, yanlış ve eksik yaptılar. Seçimlere girmeyeceklerini ve yerel güç olarak dini bir güç olarak kalacaklarını düşünürlerken, anayasa ve hukukla iş yapamayacağını göremediler. Sonuç olarak Cezayir’de iç savaş çıktı. Bu iç savaş sonucunda çok kan döküldü ve FIS üyeleri ve mensupları dünya gündeminde anarşik hareketlere, terör hareketlerine girmiş bir hareket oldu. Başlangıçta sadece Kur’an’ı ve sünneti temel alarak yola çıkmışlar ama sonunda terör örgütü oldu.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 30 Mayıs 2020 Sohbeti

İslam dünyasında siyasi hareketlerin tarihsel gelişimi nedir?

İslam dünyasında siyasi hareketlerin tarihsel gelişimi, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlılar gibi devletlerin etkisiyle şekillenmiştir. Bu devletler, İslam medeniyetini oluşturmuş ve din ile medeniyetin iç içe geçmesini sağlamışlardır. Ancak son iki yüz yılda bu medeniyetin kendini yenileyememesi ve Batı medeniyetiyle uyum sağlayamaması, İslam dünyasında büyük sorunlara neden olmuştur. Bu durum, İslam’ın kendi dinî değerlerini koruyarak modernleşmeye çalışması gerektiğini göstermektedir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 30 Mayıs 2020 Sohbeti

İslam’ın modernleşmesi için hangi yaklaşımlar önerilmektedir?

İslam’ın modernleşmesi için, İslam’ın kendi dinî ilkelerine ve hukuklarına uygun şekilde yeniden şekillenmesi önerilmektedir. Bu yaklaşım, İslam’ın Batı normlarına göre modernleşmeye çalışmaktan ziyade, kendi dinî değerlerini koruyarak modern bir yapıya geçmesi gerektiğini vurgular. Bu süreçte, İslam’ın kendi tarihsel köklerine ve Kur’an ve sünnete dayalı bir içtihad yapılması gerekmektedir. Bu yaklaşım, İslam’ın Batı medeniyetiyle uyum sağlayamayacağını ve kendi dinî değerlerini korumaya devam etmesi gerektiğini göstermektedir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 30 Mayıs 2020 Sohbeti

İslam devleti nasıl olmalıdır?

İslam devleti, beş unsuru yerine getirmelidir. Bu unsurlar; can emniyeti, nesil emniyeti, akıl emniyeti, mal emniyeti ve din emniyetidir. İslam devleti önce tebaasının canını korur; ondan sonra neslini, namusunu korur; ondan sonra o kimsenin aklını korur; ondan sonra o kimsenin malını korur; ondan sonra o kimsyinin dinini korur. Birinci korumaya alınacak olan şey din değildir, önce insandır çünkü. Din insan içindir, insan din için değildir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 29 Şubat 2020 Sohbeti

Emevilerin İslam devleti olarak görülmesi neden tehlikeli olur?

Eğer -burada bir tehlike daha var- bir kimse Emeviler zamanını İslam devleti olarak görürse Hazreti Hüse-yin Efendi’miz ve Ehl-i beytin kıyamı, bu sefer İslam devletine bağyilik gibi olmuş olur ki Hazreti Hüseyin Efendi’mizi bu sefer bağyi hükmüne koyarız. Burada sıkıntı var, burada böyle büyük bir problem var. Birisi kalkar, Emevi saltanatını -ashabın deyişiyle- Emevi kötü krallığını İslam devleti olarak gö-rürse Hazreti Hüseyin Efendi’mizi ve Ehl-i beyti ve sonra Hazreti Hüseyin Efendi’mizin arkasından gidenleri ve Hazreti Hüseyin Efendi’mizi sevenleri sanki İslam devletine karşı çıkmış bağyi hükmüne koyar, bunda tehlike var. Buradaki bu büyük tehlikeyi, makamı ne olursa olsun görmeyenler Emevi krallığını veya sultanlığını İslam olarak görmeyecekler. Burada tehlikeli bir durum var çünkü.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 11 Ocak 2020 Sohbeti

Müslümanların vurulduğu üç nokta nelerdir?

Müslümanların vurulduğu üç nokta şunlardır: 1- Mekke müşrik devletinin başına geçmek, 2- Mekke müşrik devletinin hazinesinin başına geçmek, 3- Mekkeli müşrik kadınlarını kendine nikahlamak. Bu üç nokta, İslam’ın temel değerlerine aykırı olarak kabul edilmiştir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Aralık 2019 Sohbeti

İslam ümmeti uyanırsa ne olur?

Bir gün İslam ümmeti uyanır, İslam ümmeti dirilirse onların o emperyalistliğe dayalı, o sömürüye dayalı, o haksızlığa dayalı, o vahşiliğe dayalı, o acımasızlığa dayalı, o öldüren, yıkan, katleden, yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömüren sistemin sonunu ancak İslam getirecek. Onlar bunun farkında, Müslümanlar bunun farkında değil. Onlar bunun farkında ama Müslümanlar bunun farkında değil. İslam alemi bunun farkında olmadığından dolayı uyanamıyor. Bunda da ayrı bir ilahi hikmet vardır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 9 Kasım 2019 Sohbeti

Dini dünyaya alet edenler kimlerdir?

Ahir zamanda bazı kimseler çıkacak ve dini dünyaya alet edecekler. Dini dünyaya alet edecekler. Siz oturun şimdi kendi kendinize siyasetçileri, bürokratları, şeyhleri, alimleri tefekkür edin. Bunlar ne yapacaklarmış? Dini dünyaya alet edeceklermiş. Yani dinden geçinecekler. Dünyalıklarını dinden kazanacaklar ve dünya olarak, dünyalık olarak da dini alet edecekler bunlar. Bir kimse dünyası için dini alet ediyorsa hadis-i şerif onları anlatıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2269-2270. Beyitler Şerhi

Allah’ın ‘çok seven’ sıfatı ne anlama gelir?

Allah çok sevendir, az değil. Şimdi ‘çok seven’ dediğinizde bunun ucu bucağı yok. Bunun durduğu bir yer yok. Çok seven. Burayı hiç unutmayın. Allah çok sevendir. Yani bugün nereye giderseniz gidin bu ayet-i kerimeyi ‘çok sevendir’ böyle meallerde, böyle tefsirlerde bu kadar şey yapar, ‘çok seven’i anlatın bana. Çok seven bir Allah var. Bak Allah çok sevilendir demiyor, çok sevendir. Çok seven deyince biz onu aşıklık olarak anlarız çünkü çok sevmek aşıklıktır. O zaman Allah çok sevendir. Allah kullarını sever. Sen ‘Ya Rabbi.’ de sen tövbe et, sen ona yaslan, sen ona dayan. Çok seven bir Allah var.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2180-2189. Beyitler Şerhi

Kul bir günah işleyip tövbe ettiğinde Allah ne yapar?

Allah ‘Kulum günah işlediğini bildi ve Rabbinin bağışlayıcı olduğunu kabul etti, onu affettim’ buyurur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2180-2189. Beyitler Şerhi

Dilleri şekerden tatlı fakat kalpleri kurt kalplidir.” Ne yapacaklarmış?

“Ahir zamanda bazı kimseler çıkacak ve dini dünyaya alet edecekler. insanlara yumuşak görünmek için kuzu derilerine, kuzu postuna bürünecekler. insanlara yumuşak görünecekler. Onlar böyle yumuşak yumuşak konuşuyorlar, böyle tatlı tatlı, böyle badem bıyıkları var böyle, güzel böyle, ne kadar yumuşak konuşuyorlar böyle ne kadar tatlı konuşuyorlar. Iıııy!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2148-2150. Beyitler Şerhi

Yağmurun hikmeti ve niteliği hakkında ne söylenmektedir?

‘Bugünkü yağmurun hikmeti neydi? Bu yağmur, rahmet yağmurlarından mıydı, yoksa tehdit için mi yağıyordu? Pek yüce, pek azametli Allah’ın adaletinden miydi? Bu yağmur, bahara ait lütuflardan mıydı, yoksa afetlerle dolu güz yağmuru muydu?’ Tabii burada yağmurun niteliği sorgulanıyor. Hani bunu Hazreti Ayşe annemiz, ‘Bugünkü yağmurun hikmeti neydi?’ deyince, o günkü yağmurun bu manada niteliği sorgulanıyor. Yani demek ki yağmurun bir tarafı var: rahmet. Bir tarafı var: tehdit. Bir tarafı var: adalet. Yağmurun bir tarafı var, rahmet, yağmurun bir tarafı var tehdit, yağmurun bir tarafı da var adalet. Şimdi yağmura baktığımızda bizim o zaman farklı bir şey çıktı önümüze. Rahmet yağmuru mu, tehdit yağmuru mu, adalet yağmuru mu? Tabii bu normalde yağmura baktığımızda, hani rahmet olarak baktığımızda bereket diyoruz, eyvallah. işte uyarı-tehdit noktasında baktığımızda, bunu bir uyarı olarak göreceğiz veya normalde Cenab-ı Hakk’ın kahrının tecellisi olarak azap da olabilir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2060-2065. Beyitler Şerhi

Kıyametin ne zaman kopacağına dair bilgi nereden gelir?

Kıyametin ne zaman kopacağına dair bilgi ayet-i kerime ile sabit, Allah’a aittir. Birisi kıyamet hesaplar, kendi kendine hesaplıyor. Var ya hesaplayanlar şimdi, hesaplıyorlar. Kardeş, yorma kendini, kıyametin ne zaman kopacağını Allah biliyor. Bunu da ayeti kerimeyle sabitlemiş. Sen kendi kendine kıyamet hesabı yapma. Otur oturduğun yere. Kıyametin alametlerini anlat insanlara ama tarih verme. Yok 2035’te kopacakmış da, yok 2055’te kopacakmış da, yok 2070’de kopacakmış da…Nerden geldi bu bilgi sana? Bunu yapma, dinine laf söyletiyorsun sonra taş attırıyorsun dinine. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2020-2024. Beyitler Şerhi

Neden insani ruha galip olanlar, insani ruh olarak galip olanlar da bir yerde toplanıyorlar?

İnsani ruha galip olanlar, insani ruh olarak galip olanlar da bir yerde toplanıyorlar. “Sen şekerden tatlı bir hâle gelsen bile, o tat bazen senden gidiverir, Şeker yersiniz, öyle değil mi? Şimdi az önce işte lokma yapıyorlar, lokmanın bir tatlısı var. Bizimki tatlı denmez, yani şuruba bandırıp çıkarıyoruz, öyle oluyor, değil mi? Kim var lokmacı, gelmedi mi daha buraya lokmacılar. Şekere bandırılıp çıkarılıyor ama bir tad var değil mi üstünde? Mesela o kimse, o esnada o lokmayı yiyince bir tad alıyor değil mi? Şeker tadı alıyor veyahut da bal yiyorsunuz, bir şeker tadı alıyorsunuz veyahut da biz şimdi burda bir şeker dağıtsak, bir şeker tadı alacak veyahut da işte bir baklava yesek, matbahın baklavasından bir tat alacağız, öyle değil mi? Yani bir şeker tadı alacağız. Matbahın da reklamını yapayım şimdi. Güzel baklava yapıyorlar. Evet, şimdi o şeker tadını alacağız. Şimdi böyle bir, hani sen şeker yesen e tatlı bir hâle gelirsin ama o tad senden gider. O tatlıyı yedin, tatlının nefasetine, ağırlığına göre, işte yedikten sonra bir müddet sonra gitti, öyle değil mi? Kalıcı bir tat yok onda, yani o esnada yedin, gitti, bitti. Yani insanlarda da böyledir. Bazen manevi ruh, o kimsede kemale ermemiş, bazen manevi ruh onda galebe çalar. Galebe çalınca da o kimse bir tat alır. Hani gelir, zikrullaha, bunu böyle Allah affetsin, sufilik yolunda hep gördük bunu. Allah’ım, ne güzel zikrullah yapıyor, harika! ‘Çok hoşuma gitti, çok güzel, harika.’ Bir daha derse gelmiyor ama anlatıyor, güzel anlatıyor, “Gittim zikrullahlarına katıldım, çok hoştu, çok güzeldi,” veyahut da “Geldim sohbete katıldım, çok güzeldi, çok hoştu, harika.” Bu ne? Arkası gelmiyor ama bunun. Arkası gelmeyince işte o, böyle bir şeker dudağına bulaştı, tat aldı ama onu devam ettiremedi. Bunu böyle, hani çavuş, zakir arkadaşlar, birisine yolu, dersi, sufiliği anlatan arkadaşlar daha iyi anlarlar. Hani birisini yalvar yakar getirir derse, o derste de birisi böyle bir çıkıntılık yapmasın diye bir de dua eder kendi kendine, hatta korur onu. ‘Kiminle görüştürmeyeyim, ya bu işte falanca ağzının vavı yok, lafını bilmez, ondan uzak tutayım. Fişmanca, ulan olur olmaz her şeye laf söyler, bunu geri tutayım.’ Ben yaşarım, bunları yaşadıklarımı anlatıyorum ben. Ulan, öbürkü şimdi böyle dangadak, böyle sanki kırk yıllık dervişmiş gibi senin getirdiğin insan, ‘Bu işler böyle olmaz. Hâl görmek lazım…’ Öbürkü sorar, ‘Abi, hâl ne ya?’ Lan sana mı sorduk bu işlerin nasıl olacağını?’ Bir de onu korur, kollar o kimse, mecbur. Öbürkü de bakar şimdi böyle, ‘Görüyor musun, kimseyle görüştürmüyor getirdiklerini, kendine derviş topluyor.’ Lan, sen bir tane getir, sen de kimseyle görüştürme. O derdi dertlen.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1976-1979. Beyitler Şerhi

Doğru yolu tercih eden kişi neye yapışmıştır?

Doğru yolu tercih eden kişi o altın silsileye sımsıkı yapışmıştır. Sözüyle, fikriyle, düşüncesiyle, eylemiyle fiiliyatıyla, içiyle dışıyla o silsileye yapışmıştır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1960-1964. Beyitler Şerhi

Fesat âleminde ne olur?

Bu bozuk, fesat dediği bozuk bu dünya aleminde. Bu geçici alemde, bu sonuç itibariyle, bizim var gördüğümüz ama hakikatte olmayan bu alemde ne vücuda geldiniz ne de doğdunuz diyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1927-1931. Beyitler Şerhi

Hazreti Pir’in irfan damlasını denizlerine ulaştırmakla ilgili ne söylendi?

‘Ezelde bağışladığın, irfan katrasını denizlerine ulaştır.’ Ezelde dediği Hazreti Pir’in ruhlar aleminden önce. Ruhlar alemi yakın alem çünkü uzak alem değil. Ezelde, dediğinde ruhlar aleminden önce, henüz daha ruhlar alemi yaratılmazdan önce. Ben onu Arabice düşünüyorum. Ayan-ı sabite diyorum ona veyahut da Nuru Muhammedinin içinde. Henüz daha hiçbir şey varlığa bürünmemişken Allah tanınmaklığı sevdi ve bir şey yarattı. O yarattığı şey Allah’ı zikretti, Allah’a hamd etti, teşbih etti, tenzih etti. Allah bilinmeklikten hoşnut oldu ve diğer şeyleri yarattı. O bir şey yarattı ya, o kendi ruhundan ve nurundan yarattı, Hazreti Muhammedi Mustafa’nın ruhu ve nuru. O yüzden varlığın tamamında onun ruhu ve nuru vardır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1870-1879. Beyitler Şerhi

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları