Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

638. Dergah Sohbeti — Gusül Abdesti Hükümleri, Deccal ve Kardeşlik Hukuku

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 638. Dergah Sohbeti — Gusül Abdesti Hükümleri, Deccal ve…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenize hayırlı eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gününüzü hayırlı eylesin. Hayırlığınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Büyük abdestsiz gezmenin günahı veya belası var mıdır? Büyük abdest dediğimiz şey kusul abdesti. Herhalde değil mi? Bunu yazan kimse bu taraftan öbür taraftan mı bilmiyorum da. Kusul abdesti farz. Bir kimse kusul abdestsiz dolaşırsa attığı her adımda günah yazılır. Kasıtlı bir şekilde. Kusul abdesti dolaşırsa attığı her adıma da sevap yazılır. İnsan fark etmez bunu. hadîs-i şerifte kul mizana getirilir, esabı kitabı görülür, gir cennete denir, kul şaşırır. Der ki ben cennetlik ne amel işledim ki? Böyle bir amel istememiştim ben. Bizim görmediklerimiz bunlar, fark etmediklerimiz.

Mesela bir kimse kusul abdestini alsa yürüse, kusul abdesti bozuluncaya kadar her adımına Cenâb-ı Hak ona sevap yazar. Bir kimse abdestini alsa, normal abdesti, her adımına Cenâb-ı Hak ona sevap yazar. Çayları için, için alın çaylar. Ben de kahve içeceğim, alın çaylarınızı. Allâh Allâh, yok mu? Normal böyle cerdet tamam mıhmafi. Birkaç gündür pert zaten sıkıntı yok. Hep Cafer’den kaynaklandı. Öyle. Tamam. Neydi hadîs-i şerif? Unuttuklarınızdan, uykuda olandan, deliden sorumluluk kalkıyor. E tamam, delilik var mı? Var. Unutkanlık da eklenmiş şimdi. O da var mı? Var. Bir tanesi yetiyor zaten. Elhamdülillah, bir sıkıntı yok. Sorumlu değiliz. Normal bir kimse abdestini almış olsa, normal abdesti de dolaşmış olsa bu noktada, her abdesti attığı adımda, yaptığı işlerde helal olduğu müddetçe hepsine de sevap var.

Ama kusul abdesti farz. Hanefi’ye göre kusul abdestinin farzı iki. Bir, ağzına burnuna su vermek. İki, vücudu komple yıkamak. Onu diğer mezhepler üç demiş, ağzı burnu ayrı uzu olarak göstermiş. Hanefiler ağzı burnu tek uzu olarak göstermişler. Farklılık buradan. O yüzden kusul abdesti, ha niyet etmek var, yok kusul abdestinden önce normal abdest alıyormuş gibi abdest almak var, üzerine kusletmek var. Bunlar işin şeyleri. Ne o? Sünnetleri. Ben kolay olanını, farzını söylüyorum. Kusul erkekler için, gençler var şimdi, öğrensinler hem. Eğer şehvetle bir kimseden meni gelirse, erkekler için, onun kusul farz olur. Kadınlar için de, şehvetle bir ıslaklık söz konusu olursa onlara da farz olur. Cinsel ilişki farz olur.

Erkeğin cinsel organı, kadının cinsel organına girse, üçte biri dahi girse, yine farz olur. Normalde, çok özür dilerim, meni gelmese dahi farz olur. Kimisi böyle soruyorlar, çünkü internetten oradan buradan meni gelmese de, ondan sonra farz mıdır diye, evet meni gelmese de ne yapacak? O kimse kusletecek. Hem kadın hem erkek. Çünkü cinsel uzuna kadının da erkeğin erkeklik organına girerse, ona da ne olur? Onun da kusul şart olur. Gençler için bu geçerli, herkes için geçerli de gençler için, şehvetle aktı kusul, şehvetle akmadı. Kendiliğinden geldi, o kusul gerektirmez. O normalde onun adı mezidir, o sadece abdesti gerektirir. Allâh niçin yaratmış cinleri, melekleri, insanı ve diğer bütün alemdeki nedeni?


2. Bölüm

Neden? Bunun nedeni, niçini arıyoruz ki? Allâh tanınmaklığı sevmiş, tanınmaklığı sevdiği için bütün alemleri yaratmış. Deccâl nedir hocam ve en önemlisi niye var ve nasıl gelecek? Bu dabbe de kimdir, onun işi ne, ne zaman gelir? Bunların geleceği, bunların çıkacağı hadîs-i şeriflerle sabit. Deccâl nedir dediğinizde Kur’ân ve Sünnet’in dışındaki her şey Deccâl ve deccaliyettir. Ne zaman gelecek? Var zaten. Eksik değil ki. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında sahabeden bir kimse, böyle bir adacıya fırtınaya tutuldular, bir adaya çıktılar. Bir adaya çıkınca orada prangalara bağlı bir kimseyi gördüler. Ona dediler sen kimsin? O da ben deccalim dedi. Uzun bir hadîs bu.

Mekke’den Medine’ye hicret edecek bir peygamber çıkacaktı. O çıktı mı? Evet. babasız olacaktı. O babasız mıydı? Evet. halkı onu sürecekti. Halkı onu sürdü mü? Evet. orada savaşlara katılacaktı. Savaşlar oldu mu? Evet. Böyle sorular sordu sahabelere. Sahabeler de cevaplar verdiler. Onun Deccâl olduğuna dair ibare var. Ve bunu geldiler. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine aktardılar. Ve Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri onun Deccâl olduğunu işaret etti. Şimdi diyeceksiniz ki o gördükleri Deccâl mıydı? Evet. E şimdi çıkacak olan Deccâl mı? Evet. Bakın Allâh zaman içerisinde zaman, mekan içerisinde mekan yaratır. Buna normalde tayyi mekan, tayyi zaman derler ya eskiler.

Bunu bugünkü tabirle ben perdeden perdeye geçmek olarak nitelendiriyorum ya. Bir perdeden bir perdeye geçmek. Cenâb-ı Hak bu tip halleri sahabelerine de gösterdi. Sahabeler belki de bilmem kaç yıl sonra gelecek olan deccalı farklı bir perdede gördüler. Biz bunu böyle de yorumlayabiliriz. Ve gördüklerini getirdiler. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine söylediler. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri onun Deccâl olduğunu da teyit etti, tahsikledi. Öyle olunca normalde sahabelerin görmüş oldukları o şey Deccâl mıydı? Evet. Ama zaman içerisinde ayrı zaman, mekan içerisinde ayrı mekan noktasında bunu böyle yaşayabilir mi bir kimse? Evet. Zaman zaman zikir halakalarında Deccâl ile mehdi de görülür mü?

Evet. Bazı dervişler deccalı görürler mi? Evet. Mehdi görürler mi? Evet. Bu normalde deccalı da mehdi görmek dervişlik içerisinde beşinci makamlıdır. Beşinci makama gelen bir kimse deccalı da mehdi de görür. Bir müddet sonra Deccâl da mehdi de farklı boyutlarda, farklı şekil şemallere geçer ama bu ayrı. O daha zamanı gelmediğine işaret. Zamanı gelmediğinden. Onun oradaki o rumuzu zamanı gelmediğinden daha. O zamanı gelmediğinden elleri de ayakları da prangalı, boynunda bukağı var. Her zaman var. 33 tane Deccâl çıkmadan kıyamet kopmaz. Hocam şeytanın hikayesini anlatır mısınız? Kimdir nedir nedendir sonra ona ne olacak? Herkes dışarıdaki şeytanı arar. Şeytan bizim içimizde. Siz onun hikayesini boş verin.


3. Bölüm

Nefsinizin hikayesine bakın. Bu ne? Bizim kendi içimizde Kur’ân ve Sünnet’in dışındaki isteklerimiz. Ona bakın siz. Yeni ameliyat olmuş birinin açık yarasına su değmemesi gerektiğinde ve o kişi gusül abdesti alması gerektiği hallerde nasıl gusül abdesti alması gerekir? O normalde yaraları kapatıp üzerine mest edebiliyorsa yarayı kapatıp üzerine mest edecek. Şimdi böyle yaraların üzerine kapatıp gusle edecek, yıkanabilecek şekilde teknoloji ilerledi. bunu nereden anlıyorum? o en son ben safra kasisi ameliyatı olduğumda böyle yapıştırıcı, böyle tuhaf bir şey verdiler. Onu yapıştırıyorsun altına su geçirmiyor mesela. O kimse böylece gusle edebiliyor mu? Evet. O böyle duruyor mesela. Ondan sonra çıkar onu.

Üzerine mest ettikten sonra onu çıkardıktan sonra yine guslün bozulmaz. Sebeb? Özürlü hükmündesin. Oraya su değmemesi lazım. Doktor kesinlikle yasakladı. Buraya su değmeyecek dedi. Oraya yapıştırdın veya sardın onu su geçirmezi. Guslün ettin. Oraya normalde ya bu sargıyı çıkarınca gusül tekrar almamız gerekir mi dediğinde gerekmez. O çünkü özür giriyor işin içerisine. Gusül abdest alırken kıbleye doğru dönmek caiz midir? Eğer normalde önünüzde bir sütre var ise kıbleye doğru dönebilirsiniz. Önünüzde bir sütre yok ise bir sütre oluşturursunuz. Çünkü bir kimse üryan bir şekilde kıbleye dönmesi uygun değil. O yüzden banyolarınız, gusül alacağınız yerler çok büyük olmasın. Biz de şimdi böyle salon kadar banyo yapmaya başladılar.

İçine yatak at yat uyu. o böyle bir gösterişe girdi insanlar. Allâh muhafaza eylesin. Bu İslam kültürü değil. Bir kimsenin yıkanacağı yer şey olacak. En fazla iki kolundan büyük olmayacak. Eğer öyleyse küçültecek banyoya o kimse. Gusül edeceği yer. Büyük mü? O zaman edeb yerlerini örtcek. Kadın erkek. Bakın iki kolunu böyle uzattı. İki kolundan fazla mı? Evet, edeb yerlerini örtcek. Ama iki kolundan normalde azsa o zaman edeb yerlerini örtmesine gerek yok. Sorular bitti. Ben bir teşekkür etmek istiyorum. Bu normalde Salı günü ilk misafirimiz geldi. Salı, çarşamba ondan sonra misafirler gelmeye devam etti. Perşembe gelmeye devam ettiler. Perşembe günü zaten burada dersteydik. Cuma günü daha büyük yoğunlukta geldiler.

Cumartesi de onlar Karayolu’yla gelenler oldu değil mi? Cumartesi de geldiler. Yaklaşık Türkiye dışından 38 kişi miydi? 38 tane misafirimiz vardı. Tabi cuma günü tekke de, cumartesi günü kapalı spor salonunda, pazar günü Çanakkale’de üç gün üst üste yoğun bir program oldu. Perşembe bugün dersi de koyarsak dört gün çok üst üste yoğun bir program oldu. Ama güzel oldu hamdolsun. Burnumuz kanamadan, bir aksaklık yaşanmadan, bilebildiğim kadarıyla hamdolsun programlar bitti. Misafirler de gayet mutlu bir şekilde evlerine, yurtlarına döndüler. Kappahşiler dönemediler daha. Onlar İstanbul’da, uçakları bir daha tehir olmuş herhalde. Yarın sabah mı gidecek uçaklara? Yarın sabah kaçta? Uçakları on mürde.


4. Bölüm

Uçakları on mürde. Yarın sabah eğer bir daha tehir olmazsa, geldiler gidemiyorlar. O yüzden yarın onlar gidecekler ama İstanbul’da. İstanbul’da Allâh razı olsun Erdoğan, İsa, Ertan, Erkan adamı mâşâAllah Şeyh Efendi’nin ayaklarını yerden kestiler. Şeyden beri, pazartesinden beri İstanbul’da dolaştırıyorlar. Ben gezmedim o kadar daha İstanbul’u. MâşâAllah onlar gezdiriyorlar elhamdülillah. Allâh razı olsun hepsinden. Ama genel olarak misafirler umduklarından, beklediklerinden daha yukarıda, daha üst seviyede bir misafirlik gördüler. Daha üst seviyede programlar gördüler. Daha üst seviyede bir böyle organizasyon gördüler. O yüzden hem Vakıf’taki, Tekke’deki, hem yönetim olarak, hem arkadaşlar olarak, hem Çanakkale, ondan sonra Gelibolu’daki program.

Ondan sonra Allâh razı olsun Halit’in orada üst seviyede bir program hazırlaması hamdolsun yüzümüzü ağırttı. buradaki hem Bursa’daki salıdan itibaren salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi gerçekten böyle bugüne kadar yaklaşık benim dergâh hayatım 30 yıllık. 30 yılın hemen hemen en zirve bir programı olduğu. Kalabalık bir misafir topluluğu, organizasyonda bir aksama olmadı. Tabii bu organizasyonda en önemli şey yemektir, vasıtadır. Onların getirilip götürülmesidir, gezdirilmesidir. Bu konuda hiçbir aksaklık olmadı. Tekke’deki arkadaşlar üstün gayret sarf ettiler. İsmail nerede bizim İsmail? İsmail araçlarla Allâh razı olsun üstün gayret sarf etti. bu konuda profesyonel bir şekilde araçları tahsis edip böyle her şey saatinde, dakikasında böyle hiç üzülmeden, araba beklemeden, işimizi en fazla kolaylaştıran en önemli unsurlardan birisi oldu.

Tabii Tekke’deki yemek programı, oradaki misafir ağırlama, oradaki programlar yüzümüzü arttı. Arttı kapalı spor salonu. Gerçekten diyebilirim ki bugüne kadar olan Ender programlardan biri oldu. Bu konuda Hüseyin Aga ve Bursa ekibi gerçekten güzel bir çalışma yapmışlar. Hepsini de tebrik ediyorum. ben Hüseyin’e dedim ki boş yer görmek istemiyorum dedim, yok satmalıyız dedim. Gerçekten geri dönmüşler. Şimdi ben her ne kadar cep telefonumu böyle saklamaya çalışsam da uçan kuşa gitti gene cep telefonum. Bu bir taraftan iyi, bir taraftan sıkıntılı. Boyuna mesaj çekiyorlar. geri dönmek zorunda kaldık. Yok belimiz ağrıdı hocam özür dileriz hakkınızı helal edin. Gitmek zorunda kaldık, dönmek zorunda kaldık.

Kimisi yok yer ayırıyorsunuz, böyle yer ayırmak olmaz. biz beklediydik burada bu kadar. Şu bu baktım, iyi biz bayağı yok satmışız Cumartesi gün. O yüzden gayret gösteren, katılımda bulunan, gelen bir toz dahi olsa ortalıkta. Bir toz kadar hizmet eden de olsa hepsinden de Allâh razı olsun inşâAllah. Cuma gün tekke bütün arkadaşlar oradaydı, doluydu. Bu da önemli bir şey. normalde gerçekten misafirler dolu dolu bir program yaşadı. Üstüne şey tabiri caizse gelibolu kaymak oldu artık misafirler için. Gerçekten Halit Hoca da gelibolda üst düzey bir program yaptı orada. Ondan sonra arkadaşlar Allâh razı olsun mevlevâniyi doldurdular. Böyle kalabalık bir şekilde gerçekten misafirlerin hepsi de bu konuda memnun bir şekilde ayrıldılar.


5. Bölüm

Tabiri caizse ağlamaklı bir şekilde gittiler. Söyleyecek bir sözleri kalmadı. O yüzden bütün emeği geçen. İster tekke de olsun, ister burada olsun, ister gelibolda olsun. İster şimdi İstanbul’da devam ediyor hâlâ da. İstanbul arkadaşlar hizmet ediyorlar oradaki Şeyh Efendi Hazretlerine ve yanındaki misafirlere. Allâh hepinizden de ayrı ayrı razı olsun. Cenâb-ı Hak inşâAllah nice böyle büyük güzel programlar yapmayı nasip eylesin. Bu arada tabi ben Cumartesi günü, akşam, semaze, mıtırban hepsini topladım bir helâllaştım ama benim böyle bir programların içerisinde girerken ben biraz fazla heyecan yaparım kendi kendime. Öyle bir şey aksamasın, bir şey böyle eksik kalmasın diye. Fazlaca heyecan yapar, fazlaca strese girerim.

Gerçekten strese girerim. Bu yıllardan beri ben de böyle. Bunu da kaybetmek istemiyorum zaten. Şeyh Efendi geleceğinde de Allâh rahmet eylesin ben böyle strese yapardım kendi kendime. Bizim günler öncesinden başlardık. Nerede ne yapacağız, nerede nereye yapacağız, nereye ne koyacağız. Yemek nerede inecek, çorba nerede içirecek, sabah kahvaltısı nerede olacak, akşam yemeği nerede olacak, sohbet nerede olacak. Biz böyle günler öncesinden şey yapardık. Ne o? Strese girerdik biz. Hamdolsun ben bu streslerden rahatsız değilim. Ama o arada da ben biraz böyle agresifleşiyorum, fazla disiplin oluyorum. Biraz sertleşiyorum herhalde. Böyle aksaklık, eksiklik bir şey olacak diye bütün radarlar açık oluyor böyle.

Ardından da hasta oluyorum zaten. şey olarak bitti mi ben de bir şey oluyorum. Tabiri caizse diyorum tamam bitti ne olacaksa olsun diyorum. Öyle bir gidiyor ben de. Allâh’ın bayılısını eylesin inşâAllah. Şey olarak güzel bir programdı. Ama velakim bu arada tabi eğer kardeşlerden birisinin gönlünü incittiysek, kırdıysak, üzdüysek, böyle bize karşı bir gönül koyduysa ondan özür dileğim. Ondan helallık alayım. O yüzden de bu konuşmayı yapmak istedim. Şimdi güzel programlar çıkar, güzel şeyler olur. Ama kardeşlik hukuku önemli. Bir kardeşin gönlünü kırmak istemeyiz, onu üzmek istemeyiz, onu incitmek istemeyiz. Program olur bir daha inşâAllah. Ama o kardeşlik kaybetmek istemeyiz. bizim için, benim için dervişlik önemlidir.

Her yerde hata kusur olur. O hatalar telafi edilir, hatalar düzeltilir. Ama biz dervişlik hukukunu, dervişlik kaybetmemeye gayret edelim. O yüzden eğer bir kardeşin ayağına bastıysak, incittiysek, ne bileyim gözünün üstünde kaşın var dediysek, yok şurası olmadı, yok burası olmadı dediysek, gönül koyan varsa ciddi ciddiyim. Öyle şey değil, helalleşelim onlara inşâAllah. Bekliyorum bu konuda birisi bir şey söyleyecekse söylesin. Tekrar söyleyeyim, gönlünü incittim, kırdım, üzdüm, ayağına bastım, kolunu kırdım, gözünü çıkardım, kulağını kopardım. Olur mu olur? İnsanlık hali. Birisinin bir şeysi varsa söylesin. Biz bu noktadan inşâAllah helalleşmenin yolunu arayalım. Bu sadece buradaki arkadaşlara değil, herhalde yayınlanıyor galiba değil mi şey?


6. Bölüm

Bu yayını duyan bütün herkes için geçerli. Çevre, il, ilçe, kaza her ne var ise. Derse gidip gitmediğimiz bizde gönül bağı olan bütün herkesi geçerli. İncittiysek, kırdıysek, üzdüysek özür dileriz. Helalleşmemiz gerekirse helalleşemez. Ben yine de haklarınızı helal edin diyorum. Haklarınızı helal edin. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun inşâAllah. Allâh sizlerden razı olsun. Allâh sizlerden razı olsun. Yarın cuma, yarın inşâAllah Gemlik’te olacağız. Harun nerede? Harun’a Gemlik’in adresini bir ilan et. Gemlik’teki program bir sene belediyemiz lazım. Mikrofon buraya gel. Cemil gelmedi mi? Bu seneki program Gemlik Belediye Binası’nın giriş katında sosyalleşen merkezi var. Orada Cemil Meriç Kültür Merkezi.

Geçen sene yapılmış olan Kapalı Spor Sonu’nun karşısında geniş bir cadde var. Onun sol köşesinde. 200 metre kadar ilersinde. Adres var. Mahalle adresi var. O çok güzeldi işte. Cep telefonundan, o reklamlardan oku. Yok mu yanında cep telefonu olan? Sen biliyor musun adresi? Aa tamam geldi Bilal. Gel Bilal gel. Heee tamam. Tamam. Ad adresi bildir. Hamidiyye Mahallesi, Irmak Sokak, No 138. Kameraya dön. Hamidiyye Mahallesi, Irmak Sokak, No 138. Gemlik Belediyesi, Cemil Meriç Kültür Merkezi’nde inşâAllah. Çevre yolundan da tarif edeyim efendim. İtfaiye Binası’nı geçtikten sonra lambalardan sola girdiğinizde 50 metre ileride göreceksiniz. Bir de geçen sene ki Harun abim dediği gibi Kapalı Spor Sonu’nun karşı aralığından girdiğinizde direkt ileride zaten öne çıkacak inşâAllah.

Tamam. Bu önümüzdeki cuma, bu cuma gemlikte bir dahaki cuma da İzmit’te. Onu da Cemil ilan etsin şimdi inşâAllah. 27 Aralık Cuma akşamı saat 8.20’de Sabancı Kültür Merkezi İzmit. Bekleriz inşâAllah. Inşallah. Selamun aleyküm. Aleyküm selâm. İki tane böyle bir programımız kaldı inşâAllah. Bu sene normalde Şeba Rus dışarıda çok yapmak istemedik. Seneye de herhalde böyle giderse yine aynı olabilir. O yüzden arkadaşlar bu konuda haklarını helal etsinler. normalde tabii Cemil veya Erdoğan Tekirdağ’da yaptı. Bu arkadaşlar normalde Bursa’dan bir dergâh olarak bir talepleri yok. Ondan sonra Tekirdağ’daki Şeba Rus programını İzmit, İstanbul ve Tekirdağ Semazen Mıtırban ekibi yaptı. O yüzden onlar organize ettiler.

Semih de o işin başında Seymen. Gemli’yi de Semih organize ediyor inşâAllah. Yine İzmit, İstanbul. Öyle mi yapıyorsunuz Semih’i? Tekirdağ’dan da var mı? Yok. O zaman İstanbul, İzmit olarak mı yapıyorsunuz? O normalde Gemlik programını da inşâAllah yine oranın bu noktada organizasyonunu Semih yapıyor. İnşâAllah İzmit’i de Semih yapacak. Semih yapacak derken organizasyonun başında olacak. Böyle böyle arkadaşlar da kardeşler de kendi bulundukları alanlarda yetişecekler inşâAllah Allâh’ın izniyle. Malum Çanakkale’de Mevlânâ Kültür Merkezi’nde her cuma Çanakkale kendi kendine orada zaten semaya devam ediyor. Ta başladığı günden itibaren her cuma orada Mevlânâ Kültür Merkezi’nde devam ediyor. Böyle yolunuz düşer o taraflara giderseniz bu tip ziyaretler şeydir, evladır.


7. Bölüm

Hem oradaki arkadaşlar kendilerini yalnız hissetmezler. oralara gidip destek olmak, bir gidip orada semaya izlemek, sohbeti izlemek güzel olur. Bu tip şeylerde edep oraya gittiğinde bir şeye karışmamaktır. Önceden böyle bilgisik yaparlardı. Böyle Merkez’in dervişi böyle bazen nefsine uyar böyle bilgisik yapar. bu işi biz biliyoruz başka bilen yok gibisinden. Bizde genelde olmaz böyle şeyler ama böyle misafirliğe gidildiğinde oranın işine karışılmaz. İzlenir, destek çıkılır. Orada ne bileyim dua edilir, desteklenir, gelinir. Bu güzel şeylerdir. Mesela şimdi Gemlik’te olacak. Gemlik’te de kim yapacak? İzmit ve İstanbul ekibi yapacak. Ona destek olmak, onları ziyaret etmek, oradaki programı desteklemek bunlar önemli şeyler.

Kardeşlik hukuku çünkü bu. bir dakika hafta nerede? İzmit’te olacak. İzmit’teki programı desteklemek, oraya gitmek, orada bulunmak, oraya çalışmak bunlar önemli şeyler. Dergahlar kardeşliğin tesis edildiği yerlerdir. Herkes bir şeyhe bağlı, herkes bir dergahta. Herkesin amacı, maksadı, hedefi bir. O yüzden böyle ayrılık, gayrılık, senlik, benlik, onluk girdi mi işin içerisine tadı bozulur, senkarizasyon bozulur, lezzeti bozulur. Allâh’ıma fazla eylesin. Herkes kendi bulunduğu yerde gayret edecek, çalışacak, koşturacak. Orada yetmedi bir şey olursa etraftan, yandan, oradan, buradan, nazının geçtiği yerlerden ne yapacak? Yardım isteyecek onlardan. Paylaşacak. Örneğin diyecek ki mesela Semih Gemlik’te program yapıyor. bir şeyse eksikse onu tamamlamaya çalışacak.

Arkadaşlar, kardeşler de onu tamamlamak için ne yapacaklar? Gayret edecekler. nerede program var? İzmit’te. Gönüllülük esası. İzmit’te mesela bir semazenin birisi telefon açıp mesela Semih kardeş, eğer semazede ihtiyaç varsa ben hazırım. ne izlene ihtiyaç varsa ben hazırım. gudumuza ne ihtiyaç varsa ben hazırım deyip o kimse gidebilir. Bunlar böyle bir izne bağlı şeyler değildir dergahların içerisinde. Herkes kardeş çünkü. O normalde örneğin ayda bir Çanakkale’ye gidiyoruz. Gelibolu’ya gidiyoruz. Gelibolu’da Sema var. Orada program var. O kimse mesela olabilir mi kimse açar Halit’e. Halit kardeş böyle böyle eğer ben örneğim, semazenin ihtiyaç varsa ben gelebilirim tek başıma. Veya şunu yapabilirim, bunu edebilirim diye kardeşler birbirlerine destek çıkacaklar.

Birbirlerine bu noktada yardımcı olacaklar. Kardeşliklerini tesis edecekler. Dervişlik uzun nefesi bir yol. Uzun seneler gerektiriyor. O yüzden bir yıllık, üç yıllık, beş yıllık, on yıllık değil. Ben böyle yeni dervişken yıllarını vermiş yirmi yıllık, otuz yıllık dervişleri gördüğümde kendi kendime derdim ki ya benim nefsim buna yetecek mi? Ben yirmi yıl bu dergahta kalabilecek miyim? Ben görürdüm mesela Çorumlu Hacı Mustafa Efendi’den dersi. Adam dervişliğine devam ediyor. Kırşehir’de bir Mustafa abimiz vardı ya ben anlatırdım ya size. Çorumlu Hacı Mustafa Efendi’den önce Hacı Ali Aydar Efendi’den dersi. Hacı Ali Aydar Efendi’den dersi. Hacı Ali Aydar Efendi vefat etmiş. Ardından Çorumlu Hacı Mustafa Efendi’ye bağlanmış.


8. Bölüm

O vefat etmiş. Ardından Nefşeli Abdullah Efendi’ye bağlanmış. yaşlıydı o. Ondan sonra ama ben ona baktığımda derdim, gıpte ediyordum ben. Diyordum ki ya yıllarını dervişliğe vermiş adam. Ve yıllarını dervişlikle geçirmiş. Bir cömert, bir cömert de Allâh rahmet eylesin. Misafir, perver. Kimsenin gelinin, kimsenin gönlünü kırmaz. İki oğlu vardı. Oğlunun birisi MHP. Bugün için MHP. Önceden milliyetçi, MHP’di. Evet, Milliyetçi Çalışma Partisi’ydi. Ta Türkiye’nin şehrinden itibaren aile olarak orada MHP’li. Bizim Mustafa amca da MHP’liydi. Ondan sonra ama böyle dervişlikle yorulmuşlar. Oğlunun bir tanesi Kırşehir İl Başkanlığı yapmış. Deden dönem il başkanlığını devam ettirmiş. Ondan sonra gelinleri vardı iki tane hiç unutmam.

O gelinler, o adamı uçuruyorlardı böyle. Ben hayrandım adama. Oğulları yanında böyle tabiri caizse böyle ip gibi dururlardı. Çocuklar hanımlarına laf bile söyleyemiyorlar babalarına edebinden, korkularından. Adam böyle gelinlerini evlat böyle almış koltuğunun altına. Benim nazarımda örnek bir kayınpederdi gelinlere göre. O gelinlere birisi gözünün üstünde kaşın var desin mümkünse. Ama o gelinler Mustafa abinin misafirlerini ayakta uçuruyorlardı. Öyle misafirperverlerdi. Allâh rahmet eylesin. Şeyh efendi bir şeye gideceğiz zaman, hacca gideceğiz zaman kanserdi ondan sonra uğradık. Böyle biz gelmezden önce kendilerinin hiç haberi yok. Ben yolda dedim Mustafa amcaya bir uğrayalım mı? Uğrayalım Mustafa efendi dedi.

Böyle konuşamıyor. Kafasını kaldırmış. Demiş misafir geliyor hazırlık yapın. Biz gittik her şey hazır. Böyle kendinden geçik. Ben başına gittim huuu dedim tak açtı gözünü. Şeyh efendi geldi dedim. Böyle kalkacağım diye uğraşıyor. Şeyh efendi yatırdı dedi yat. Zaten 3-4 gün sonra vefat etti. Bir zikrullah yaptık orada başında. Elhamdülillah helallaştık. Benim son görüşümdü benimle. Şeyh efendi’nin de son görüşüydü. Biz o eski dervişleri görünce ben kendi kendime derdim ki acaba ben de böyle olabilecek miyim? Bir 20 yıl bir 30 yıl dergahta durabilecek miyim? Dergahta durmak zor bir şeydir çünkü. Kolay bir şey değildir. Mesela orada bir de hafız vardı. Şimdi ismi aklıma gelmiyor. Bizim o Mustafa ağabey ile tartışıyorlardı.

Hafız demirelciydi çünkü. O da şey görmüş. Hacı Ali Haydar Efendi’yi görmüş. Ramazanlarda o öyle Kur’ân’ı tersten okuyor. Hacı Ali Haydar Efendi Kırşehir’e gelir. Ondan sonra bütün Ramazan boyunca Kırşehir’de geçirir. Her akşam o hafızın arkasında hatimle teravi kılarlarmış. Hacı Ali Haydar Efendi böyle yapıyor diye Çorumla Hacı Mustafa Efendi de aynı yapmış. Şeyh’inin yolundan gidiyor. O da her zaman her Ramazan gelir Kırşehir’e. Kırşehir’de o hafızın arkasında namaz kılarlarmış. Teravi, hatimle. O hafızı Şeyh Efendi Bayındır’a getirdi. Biz tabi, فَالَمَنْ نُهُ يَمَا اَنْ بَعْشِنْدَ زِكُرْلًا آمِنْ يَمَا اَنْ صَوْلًا زِكُرْلًا Otur zikrullah, kalk zikrullah. Adam bizde Bayındır’da iki gün misafir oldu.

Üçüncü gün Şeyh Efendi geldi. Abdullah Efendi benim yakamı kurtar bir buradan dedi. Ne oldu dedi o? Wallahi de billahi de sahâbeler bu kadar zikrullah yapmıyorlar dedi. Ben kurtar beni buradan, bunların yakasından deyince bir utandım, bir utandım bir şey mi yaptık diye. Bir utandım. Şeyh Efendi de onu getirdi. Bizim hepsini tabi hiç kimse bizde Kur’ân-ı Kerim okumasını bilmiyoruz biz. Bilmiyoruz. Kur’ân-ı Kerim okumasını bilmiyoruz. Bize göndermiş hiç olmazsa sende mi hiç? Banta oku bu namaz dualarını. Ya nereye okuyacak adam? Biz yemeğe başlıyoruz zikrullah. Bitiriyoruz zikrullah. Ondan sonra namazın başı zikrullah, sonu zikrullah. Hadîs sonunda bir esma, had ardından iki, üç. Zaten böyle yakasını açıyor zaten böyle.

Gidiyor adamcağız geriye doğru. Yapacak bir şey yok. Biz o zamanlar öyleyiz. Dedik ki kurtar yakamı. Bir utandım, böyle baktım. Ondan sonra ne diyecek diye. Vallahi de billahi de dedi sahâbeler bu kadar zikrullah yapmıyorlardı dedi. Dedim elhamdülillah ya. Kusurumuz bu olsun dedim. O da çok eskiydi. O yüzden tabi eskimek mi önemli? Yol yürümek mi önemli? Muhakkak herkese de önemli. Ama insana nefis nerede vuracak belli olmaz. Cenâb-ı Hak cümlemizi ayaklarını sağlam basanlardan eylesin. Nefsine uyup geriye dönenlerden eylemesin. Heva hevesine uyup ne oldum delisi olanlardan eylemesin. Adem’in yolunu tutsun. Kendi nefsini hatalı görsün. Şeytanın yolunu tutmasın. Kendisini hatasız kusursuz eleştirilere kapalı bir noktada kendini görmesin inşâAllah.

Cenâb-ı Hak nefsimize ve şeytana uyanlardan eylemesin. Lâ ilâhe illâllah. Lâ ilâhe illâllah. Hak Muhammedün Resûlullâh. el-Fâtiha. el-Fâtiha. el-Fâtiha.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Nefs, Sünnet, Şeyh, Dergâh, Tekke. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı