1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ramazanınızı mübarek eylesin. Oruçlarınızı mübarek eylesin. Ramazanın sonunda Cenâb-ı Hak’ın cemalullahına kavuşanlardan eylesin inşâAllah. Sınavı kazanırsam ilk maaşımla kuzu kesip dağıtacağım diye niyetlenen kimsenin bu adığından kimler faydalama bilir. Kestirilen bu kuzudan kimler yiyebilir, kimler yiyemez. Böyle nezir kurbanlarından bir tek nezir eden kimse yiyemez. Şahit yiyecek olursa yediğinin parasal karşılığı kadar tasattuk eder. diyelim ki bir kilo ondan yedi, bir kiloluk et parası tasattuk eder. Öylece yiyebilir. Ama öbür türlü nezir eden kimse nezretinden bir şey yemez. Okulumuzda din kültürü ve ahlak bilgisiz öğretmeni Mehdi ve Dercan’ın yalandan ibaret olduğunu söylüyor.
Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Hem Mehdi ile alakalı hem de Dercan ile alakalı mütevatir derecesinde hadîs-i şerifler var. Mütevatir derecesindeki hadislerden dolayı bir kimse Mehdi ve Dercan’ı inkar ederse Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini inkar etmiş olur. Bununla alakalı eski ahitte de yeni ahitte de ibareler var. eski ahit dedim, Tevrat yeni ahit dedim, İncil. Mehdi ve Dercan ile alakalı hem Tevrat’ta hem de İncil’lerde söz konusu haberler var. O yüzden bir kimsenin Mehdi’yi ve Dercan’ı yalandan ibaret demesi cahilliğindendir başka bir şey değil. Cahillik parayla değil. O yüzden normalde herkesin cahil olmaya hakkı var. Böyle uyduruk şeyler oluşturuyorlar.
Bu ne yazık ki ilahiyatlara karşı bir laf söylemek istemiyorum. Ama ilahiyatlarda ne yazık ki bu tip şeyleri söylüyorlar. Mehdi ve Dercan meselesiyle alakalı değil bu. gelecekle alakalı hadîs-i şeriflerinin üzerinde o kadar çok oynuyorlar ki ve bu hadîs-i şeriflerin üzerinde oynayarak hadislerin üzerinde. Oynamak dediğim değiştirmek değil. Onların karşı çıkıyorlar. Onları bu noktada problem haline getiriyorlar. Değişik hadiselerin içerisine giriyorlar. Ve böylece insanların hadîs-i şeriflerin üzerindeki inançlarını sarsmaya çalışıyorlar. Bakın kardeşler bunları normalde benden aşinadır duymaya. Ben 30 yıldan beri hadislerinin üzerinde çokça duruyorum. Bunların üzerinde laf söylememeye çalışan bir kimseyim. 30 yıldan beri de şunu söylüyorum.
Bu İslam dünyasının içerisinde önce önce tarikatların ve sufiliğin üzerine gittiler. Tarikatları ve sufileri altını çizerekten söylüyorum. Medrese ulaması savunmadı. Medrese ulaması tarikatları ve sufiliğin savunucusu olmuş olsaydı kendilerine sıra gelmeyecekti. Ama onlar hasistliklerinden, körlüklerinden, meselenin nereye gideceğini göremediklerinden, meselenin nereye gideceğini göremediklerinden savunmadılar. Savunmayınca sıra sıranın geldiği yer medrese oldu. Medreselere saldırınca bu gavur takımı ben onlara gavur takımı diyorum. Bunlar gavur. Direkt gavur. Bunlar normalde medreselere saldırılınca iş işten geçti. Ve ümmet medresesine sahip çıkamadı. Böylece zannettiler ki sadece medreseler kapanacak.
2. Bölüm
Medreseler bu meseleden sadece zarar görecek değil. Nasıl sûfî yapılanmaları lav edilince ardından fıkıhla alakalı mezhepsel duruşlar lav edildi. Ve medreseden sonra sıra mezheplere geldi. Ve insanlar önce mezhepsizliği savunmaya başladılar. Benim yeni sûfî olduğumda mezhepsizlik, mezheplere karşı laf söylemek mezhepleri yerin dibine getirmek geçtik sufili. Zaten bir kimsenin benim yeni sûfî olmaya çalıştığım zamanda ben sufiyim, ben dervişim, ben bir şeye hentisam ettim demek mangal gibi yürek lazımdı. Bildiğiniz mangal gibi yürek lazımdı. Bırak toplumdan tecrid edilmeye, ailenden tecrid ediliyorsun. Hâlâ daha var bu. Bu sufiliğin çilesidir. Ya bu sufiliğin çilesidir. Toplumdan tecrid edildiği yetmez.
Seni ailen de tecrid eder. Seni eşin de tecrid eder. Seni çocukların da tecrid eder. normalde bizim gerçekten müslümanların işi çok zor. Bu bizim müslümanların aşacağı o kadar çok engel var ki bir eş engeli var, iki çocuklar engeli var, üç aile sülale engeli var, dört toplum engeli var, beş sistem engeli var. Altı dünya üzerindeki globor gavur sistem engeli var. Ya bir kimse deyince gerçekten iman edip imanını yaşamaya gayret etmeye başlayınca önüne o kadar sıralanıyor ki putlar putçuklar. Etrafın öyle sıralı çevreli yok ki Deccâl var. Bir tane iki tane değil ki. demiş ya Mehdi ile Deccâl alakası yok diye. Bunlar Deccâl öğretisi. Ancak devli deccalıların gayrimeşru çocukları deccalın olmadığını söyler.
Evet. Deccalın gayrimeşru çocukları deccalın olmadığını söyler. Saklar, gizler. Ancak deccalın gayrimeşru çocukları Mehdi ve Mehdiyetin olmadığını söyler. Bunlar söylerler. Bakın Deccâl ve gayrimeşru çocukları hadisleri inkar eder. Onlar deccalın çocuklarıdır. Annesi babası Ahmet’miş, Mehmet’miş, Hasan’mış, Hüseyin’miş, George’muş. Önemli değil o. O deccalın gayrimeşru çocuğu o. Direkt ancak onlar hadîs inkarcılığı yapar, mezheb inkarcılığı yapar, tasavvuf inkarcılığı yapar. Ancak onlar yaparlar. Başka kimseler yapmaz. Onun manadaki annesi babası deccaldır. Evet. Onun inin mana olarak silsilesine deccalı görürsünüz. Allâh bizi affetsin. Âmîn. O yüzden normalde şimdi hadislere sıra, ben diyordum ki çok eski arkadaşlar bunlar hatırlarlar.
Bir gün bu insanlar Kur’ân-ı Kerim’i değiştirmeye çalışacaklar. Sıra oraya gelecek. Ben bunu söylediğimde bizim arkadaşların dışındaki kimseler bu mecnun bu deli bu böyle mezhup bir kimse bunun sözüne bakılmaz. Bunun sözlerine değer verilmez. mezhup ya bir hal görmüştür. Böyle nitelendiriliyordum ben. Bizim bazı Bursa’dan değil ama dışarıdan bazı derviş kardeşlerimiz de öyle nitelendiriyorlardı. Çünkü yolun nereye gittiğini bilmiyorlar. O bozulmanın nereye doğru gittiğini bilmiyorlar. Bozulma böyle birden bozmazlar seni. Bir inancı bir felsefeyi bir fikri bir dik duruşu bir çizgiyi birden bozmazlar. O zaman hemen anında tepki verir bir kimse çünkü. size bir kimse bundan bir kimseye bir topluluğa bir cemaata bu Kur’ân’da bazı ayetlerin değiştirilmesi lazım dediğinde sizi hiç dinlemez o insanlar direkt.
3. Bölüm
Ama siz ona yavaş yavaş girerseniz o sizi dinler. Önce dersiniz ki birisi uçtu kaçtı sufilikle alakalı Kur’ân ve sünnetle alakası olmayan bir laf söylemiştir. Veyahut da bir mezhupana bir laf söylemiştir. Ne bileyim coşmuştur bir laf demiştir. Demiştir bir şey. Hepimiz deriz hepimiz de böyle şeyler sudur eder. Hata kusur bizim için. Eğer hata kusur ise o lafın üzerinden bina eder adam. Bütün sufili batırır. Çünkü maksat orada sufili batırmaktır. Veyahut bir mezhebin içerisinde bir iştahat vardır zayıftır. Mezheb onu kullanmıyordur bile. Hiç kullanılmamıştır. Bakın Hanefi mezhebinde bulabilirsiniz, Şafi mezhebinde bulabilirsiniz. Mesela bir kimse namazı kasten terk etse tuzlu su içilir. Önce diyor hapsedilir.
Kılmazsa yine namaz tuzlu su içilir. Yine kılmazsa tuzlu su içerilerekten katledilir Hanefi’ye göre. Bir kimse namazı kasten terk ederse. Bin dört yüz yıldır hiç uygulanmamış. Bir kişi namaz kılmadığı için katledilmemiş. Ama fetva var mı? Var. Mesela evli, zina ederse rejmedilir ya. Bin dört yüz yıl içerisinde yedi tane veya sekiz tane var rejim cezası. Bunun zaten iki tanesi Osmanlı’da. Onlarda rejmedilenler, Fransız kadınlar. Siyasi. Altı yüz yıllık Osmanlı Devleti zamanında zinadan rejmedilen hiç kimse yok. Ama orada ceza var mı? Var. Normalde hadiste sabit mi? Evet. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri uygulamış mı? Evet. Ama normalde bir kimsenin normalde zina ettiğini dört tane erkek şahit gördü.
Birisi zina ettiğini dört tane erkek şahit gördü. Bir de tam zina fiilini görecek. Bu mümkün mü değil? Bir Müslüman pornografiyi yapar gibi, pornofilmi çeker gibi zina etmez ki bu mümkün değil. Bizim en adimiz, en ednağımız, en kötümüz yine öyle bir şey yapmaz. Yapmaz öyle bir şey. Bizim gençliğimizde kadından sarılmak, dolaşmak, yollarda öpüp koklaşmak büyük edepsizlikti, büyük saygısızlıktı, büyük namussuzluktu daha ilerisinde. Öyleydi. Bir kimse yanında eşine, normalde sevgilisine öyle sarılmaz, öpüp koklamazdı yollarda. Öyle yapan insanlar toplumun aşağı bayağı kimseleriydi. Bizim gençliğimizi söylüyorum. Şimdi kimseyi kastetmiyorum. Bizim gençliğimizden, benim gençliğimde öyleydi. Bayındır’da veya İzmir’de kolay kolay Bayındır gençler öyle bir şey yaşamazlar mümkün değil.
Bizden büyük birisi öyle bir şey yaşamaya kalktı, hiç kimse konuşmadı onunla. İsmini söylemeyeyim. Şimdi sohbeti izleyen Bayındırlılar biliyordur şimdi. Hacı Mehmet de anlamıştır zaten. Anladın mı Hacı Mehmet kim olduğunu? Sarmaş dolaş dolaşıyordu, askere gidecekti. Bizden büyüktü o ya. Adam Bayındır’da tutunamadı bir daha. Gövüştü gitti Bayındır’dan. Bildiğiniz Bayındır’da, Bahalis Bayındır’ın yerlisi, anası babası yerlisi, hiç kimse konuşmadı. Sohbeti kesti. Selamın sabahı kesti adamla. Ondan sonra askere gitti geldi, gövüştü Bayındır’dan. zina eden bir kimse böyle zina edecek. Dört kişi görecek onu. Zina fiilini de görecek, o zaman suçu sabit olacak. Ömürtülü itiraf edecek. Bunun gibi hukuki fetvalar var.
4. Bölüm
İşlenmiyor. şey olmamış hiç. İşleme konulmamış. İşleme konulması mümkün değil. Ama bunları, mesela bunun gibi şeyleri öne sürerekten mezheplerin üzerinde algı operasyonu yapıp yerle eksan ettiler. Adama şimdi diyorsan Hanefi’ye göre böyle siz Hanefi dinine mi mensupsunuz? Tövbe ya Rabbi ya. Bu cahillik. Bu dübedüz cahillik. iman buhar diyorsunuz, siz buhar dinine mi mensupsunuz? Bunları söyleyen gerçekten samimi söylüyorum bu konuda Ramazan mübarek günde. Bunlar Deccâl çocuğu bunlar. Bu cahillik değil, kasti yapıyorlar bunu. Ateistler yapıyor, dinsizler yapıyor, kim yapıyorsa yapıyor. Bir de fikir özgürlüğü var ya bu fikir özgürlüğü İslam’a saldırmak içindir. Müslüman’a saldırmak içindir. İslam’a ve Müslüman’a saldırmak içindir.
Yıllardan beri Müslümanların üzerinde, İslam’ın üzerinde böyle kelimelerle oynarlar. bir irtica furyası olur. bu irticacı kim? Müslümanlardır. Bir gerici damgası vardır. Bu kimdir? Müslümanlardır. Müslüman eşittir, irticacı, gerici, kafası, çalışmayan, yobaz. Ondan sonra teknolojiden, ilimden, bilimden geri kalmış bir varlık. Onların nezdinde böyle. Hala daha böyle. Hala daha böyle. Ben şimdi bakıyorum böyle bu ara medyaya bakıyorum. O yapılan tartışmalara bakıyorum. Ortalıkta dolaşan sözlere bakıyorum. Ortalıkta dolaşan tweetlere bakıyorum. Ortalıkta dolaşan ve kendi kendime diyorum ki ya değişme bir şey diyorum. Bakın değiş, bir partiden dolayı değil. Ama böyle damarım kabarıyor diyorum ki ya.
Ya özür dilerim, hakkınızı helal edin. AK Partililer AK Partiliyim diyemiyorlar. Savunamıyorlar, konuşamıyorlar. Dedim ki ya hiçbir şey değişmemiş. İşim siyaset değil, beni ilgilendirmiyor. adam şimdi Cumhurbaşkanı’nı çok seviyor değil mi? Savunamıyor adam onu. Onu savunamıyor. Çünkü öylesine saldırıyorlar ki. Bazen diyorum kendi kendime Allâh’ım diyorum ya. Bu kadar diyorum saldırının altında kalıyor insanlar diyorum ya. Birisi cesaretlenip de veya birileri cesaretlenip de bunun savunmasını yapamıyorlar. Bunun savunmasını yapamıyorlar. Böyle acı bir durumda ortalık. yani normalde o zaman içinde mezhefleri savunamadılar Müslümanlar. Sufiliği savunamadılar. Mezhefleri savunamadılar. Hadisleri savunamadılar.
İslam dünyası hadîs-i şerifleri savunamadı. Bu acı bir şey. İslam dünyası altını çiziyorum bunun. Hadîs-i şerifleri ve sünnet-i seneyi savunamadı. Hadîs-i şerifleri savunmak, sünnet-i seneyi savunmak gericilik, yol azlılık, bilimden uzak, teknolojiden uzak, ilimden uzak. Böyle algılanıyor, böyle söyleniyor. Siz daha hadîs var derken sahih değil o diyor. Çıkıyor işin içinden. Ben sen sahih değilsin. Deccan’ın çocuğusun deyince hiç alışar galmedik. Beklemedikleri bir tepki. Çünkü Müslümanlar pısırık, Müslümanlar sessiz. Müslümanlar hakkını, hukukunu korumayaktan uzak. Müslümanlar cesaretsiz. Müslümanlar bakıyorlar bugün iftarda ne yiyeceğiz? İftarda ne pişirmiş? Nerede iftar olacak? Yiyelim de uyuyalım.
5. Bölüm
Müslümanlar kendi hakkını, hukukunu koruyabilecek noktada değil. Ürkek, korkak, cesaretsiz. Acı şeyler bunlar. Düşünebiliyor musunuz? İptidai çadırlar, iptidai çadırlarda millet toplanmış, iftar edecek. İptidai çadırlarda. Hoş bunu da yapamıyordu önceden Müslümanlar. Şimdi Ramazan geldi, iptidai çadırlarda iftar etmek, Ramazan erzakları dağıtılması, teraviler kırılması mesele bitti. Orada burada iftarlar yapılacak, lüks restoranlarda iftar menüleri takip edilecek. Bunlar beyaz Müslümanlar için. Var ya beyaz Türkler. Bir de beyaz Müslümanlar var. O beyaz Türklerin üzerine ben beyaz Müslümanlar koydum. Onlar da beyaz Müslüman. Onlar gidecekler 200 liralık, 300 liralık, 400 liralık menülerde iftar edecekler.
Bilmem hangi şerbet önce, bilmem neden önce. bu Osmanlı şerbeti bilmem neden önce. Bu Osmanlı bilmem ne şerbeti bilmem neden sonra. Yok bu kuş kondu, yok bu kuş konmaz. Yok bu kelebek uçutturur, bu kelebek uçutturmaz. Bu da lazım canım. Müslümanlar her şeyin en iyisine layık, en güzeline layık. Bu haldeyiz yani. Nereden savunacağız ki biz? Bizim bunları savunmamız mümkün değil. Mümkün değil. E içimizden de böyle Kur’ân sünnet deyip, din diyanet deyip bir bürokrasiden, bir siyasetten oraya buraya gelenler biraz da cebellezi minel beşer yapınca oh değil mi keyfim? Harika. Harika. Müslümanlar böyle olunca da savunamaz hale geliyorlar. Savunmuyor. Tabii şimdi televizyonlarda da iftar programları, sahur programları, ne kadar Müslüman televizyonlar ya.
Yıl on bir ay her türlü fahşiyatı, fuhşiyatı döksünler. Ondan sonra Ramazan gelince bir saat hatta bir saat bile yok iftar programı, yarım saat iftar, yarım saat sahur, herkes Müslüman olur. Allâh bizi yeğden. E sonuç ne? Hadislere inkar. Sonuç ne? Bakın Fransa’dan sesi geldi. Ne? Âyet-i kerimeleri içinden kaldıralım diyorlar Kur’ân’dan. Şimdi Fransa’ya kızıyoruz biz, öyle değil mi? Herkes ver yansın çek uzansın Fransa’ya laf söyledi mi? Elin Fransa’sı dönse bize. Dese ki bize ne bağırıp çağırıyorsunuz? Siz bunları Millet Meclisi’nde tartışmadınız mı bundan 80 yıl önce? Siz ne bağırıp çağırıyorsunuz? Siz ne bağırıp çağırıyorsunuz? Bundan daha önce Millet Meclisi’nde bunları tartıştınız, Kur’ân-ı Kerim’den bazı ayetlerin kaldırılmasını söylediniz.
Hala daha o tutanakları açmıyorsunuz. Ama o tutanaklarda var mı? Bunlar var. Bize ne bağırıp çağırıyorsunuz? Kendi Millet Meclisi’nizde dahi bunları tartıştınız, konuştunuz dese, söyleyecek hiçbir lafımız yok. Var mı? Evet. Var mı? Evet. Tartıştılar mı? Evet. Ezanı Türkçe okuttular. Millet karşı çıkarabildi mi, savunabildi mi? Hayır. 30 yıl önce sıra Kur’ân’a gelecek derken sıra Kur’ân’a geldi. Şimdi hadislerin üzerinde inkar etmeleri gayet normal. Cemaatte teheccüh namazı kılınır mı? Diyanet camilerde böyle bir uygulama başlattı. Harika. Tüm nafileler cemaatte kılınabilir. Bunda bir beis yok. Herhalde Orhan Camii’nde başlatmışlar galiba. Mihraplı’da da başlatmışlar. Güzel bir şey. İnşâAllah.
6. Bölüm
Efendim? Ardından da hatim okuyorlarmış. Harika. Filistin’de İsrail devlet törrürü işliyor. Müslümanlar kat ediliyor. Kat ediliyor. Yeni değil ki bu. Bakın bunlar yeni değil. Bunlar bugünün meselesi değil. Bu var hep. İsrail bir öldürür birkaç bin kişi. Bir topraklara bir girer. Birleşmiş milletler kınayabilirse kınar. Kınayamazsa sinesine çeker. Hayat devam eder. Halkı Müslüman hükümetleri ve idareleri Müslüman olmayanlar Çıkarlar. Halkı Müslüman olanların halkın gazını almak için bir iki kınama bir iki laf söylerler. Dik önceden. Şimdi ona da gerek kalmadı. Suud Müftüsü İsrail ile savaşmanın caiz olmadığını İsrail ile savaşılmaması gerektiğine dair fetva verdi. Suud Müftüsü öyle fetva verir de el eser durur mu?
Durmaz. El eser de o fetvayı verir. Ürdün de verir. Bahreyn de verir. Birleşik Arap Emirlikleri de verir. Yemen de verir. Hepsi verir. E nereye karşı çıkacaklar İsrail’in orada devlet olmasına? ona karşı çıkması demek kendisine karşı çıkması demek. Bakın İsrail devletinin devlet olarak karşı çıkmak demek Osmanlı’nın bıraktığı tüm devletlerin kendisiyle tenakuz etmesi kendisine karşı çıkması demek. Yemen devletini İngilizler kurdu. Suudi İngilizler kurdu. İsrail’i İngilizler kurdu. Fransa’yı İngilizler kurdu. Suriye İngilizlerin, Irak İngilizlerin. Ürdün İngilizlerin. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuran İngilizler. Neye karşı çıkacak ki? Kim kime karşı çıkacak? Ya ne diyecek şimdi Suudular? Kahrolsun İsrail mi diyecek?
Ne diyecek İngiltere Kraliçemiz? Gel bakayım buraya diyecek. Sen nereye karşı çıkıyorsun? Seni kuran kim diyecek? E sensin Sayın Kraliçe. Altyazı M.K. Altını çiziyorum. Neydi ziyaretinin adı? İngiltere’deyim. İsim ne? Medya’ya sunulan isim Birleşik Krallık. Ne kadar güzel isim ya. Neymiş ziyaretin ismi? Birleşik Krallık. Hiç siz resmi söylemlerde bu ziyarete İngiltere olarak geçtiğini gördünüz mü? Duydunuz mu? Birleşik Krallık. Suud prensi demeyeyim prensesi. Bu kralın oğluymuş gibi duran var ya prenses. Ve o nereye gitti? Birleşik Krallığı ziyaret etti. O yüzden İsrail’in o yapmış olduğu terörü durdurabilecek, durduracak, ona karşı çıkacak şu anda dünya üzerinde bir devlet veya bir askeri güç, bir askeri oluşum yok İran dahil buna.
Yıllar önce arkadaşlara söylüyordum, İran’ın bağırgına bakmayın onlar İsrail’le dost diyordum perdenin arkasında. Onlar dost, danışıklı dövüş onlar. Dolaylı olarak dost İran kalkıp da İsrail’le savaşamaz, mümkün değil. Gılını kımıldatamaz. Bak İsrail gitti Suriye’de onun askeri birliklerini bombaladı bir şey oldu mu? İran ancak sünnilerle savaşır. Başka bir şey ya, Orta Doğu’da sünnilerle savaşır, başka kimseyle savaşmaz. Allâh muhafaza eylesin. Türkiye’nin ve Müslümanların duruşu nasıl olmalıdır? Türkiye devlet olarak nasıl davranmalıdır? Türkiye devlet olarak bir şey yapamaz ki. Müslümanlar da bir şey yapamaz. Denizin üstünde köpük gibisiniz. Hadîs-i şerif bu. Denizin üzerinde köpük. Hadîs-i şerif bu başka bir şey değil.
7. Bölüm
O zaman diyor az mı olacağız ya Resulallah? Müslümanlar az mı olacaklar? Çok olacaklar ama diyor denizin üzerindeki köpük gibi olacaklar. Bir ağırlıklar olmayacak. Bir ağırlığımız yok. çıkarız üç gün beş gün şimdi kahrolsun İsrail’de deniz bağırırız kahrolur o da. Şimdi yine söyleyeyim de yıllardan beri diyorum ben. Bir gelin. Bunu öneri olarak sunuyorum. Türkiye olsun başında. Bağımsız bir mehdi ordusu kurulsun. Bağımsız. NATO’muş, CENTO’muş, CENTO’muş hiçbir yere bağlı değil. Gönüllülük esasına dayalı. Müslümanlar cekatlarını bu orduya versinler. Çünkü cihâd eden kimseye de cekat geçerli ya. Allâh yolunda savaşacak, cihâd edecek olanların da cekat geçerli. Müslümanlar bu orduya cekatlarını versinler.
Gönüllülük esası. Bu ordu kendi silahını kendisi alsın, kendi silahını kendisi yapsın. Türkiye’ye genel kurmaya bağlı olsun. Harika. Aslında Suriye var ya şimdi yeni böyle açılan yerler. Bu iş için mümbit topraklar. Zaten Mehdi’nin ordusu da orada olacak. Tam yeri tam zamanı. Oradan o bölgeyi biraz daha genişleşsinler. Oraya bir mehdi ordusu kursunlar. O mehdi ordusu kendisi silahlandırsın. Zaten yeteri kadar silah var orada şu anda. Bilmem kaç bin tır gönderdi ABD. Tam bu mehdi ordusu serbest bırakılsın. Mehdi ordusu gitsin bu tırlara çöksün. Harika bir şey. Serbest olsun. Ciha’da gidecek olanlar gitsinler yazılsınlar, alsınlar pasaportlarını. Hep düzgün bir ordu kurulsun. Her şey ile. Allâh sizi inandırsın.
Böyle bir ordunun adı kursun. Allâh sizi inandırsın. Allâh sizi inandırsın. Allâh sizi inandırsın. Allâh sizi inandırsın. Her şey ile. Allâh sizi inandırsın. Böyle bir ordunun adı duyulsun. Eğer dünya ayağa kalkmazsa 50 kişilik, 60 kişilik, 100 kişilik, 1000 kişilik bir tane ordu kurulsun oraya. Yemin ediyorum dünya ayağa kalkar. Eğer o pis İsraililer, o siyonistler yattıkları yatakta rahat yatabilirlerse tam böyle onlar borda bereliler gibi yetiştireceksin. Operasyon 10 kişilik, 20 kişilik. Sızma rekat yapacaklar. Sızacak 10 tane İsrail askerini öldürsünler, gebertsinler. Bak dünya ayağa kalkar. Bir mehti ordusu lazım. Cenâb-ı Hak tez zamanda ihya etsin inşâAllah. Tez zamanda Cenâb-ı Hak bu orduyu hazırlatsın inşâAllah.
Tez zamanda bu orduyu da bizi de oraya asker eylesin. Başka türlü Müslümanların burnu hep kanacak daha. Ama bugün iyi bir gelişme oldu. Bir tane emekli istihbarat albay demiş ki Türkiye bir tane Kudüs için özel ordu kurmalı demiş. Han dedim içimden sevindim. Dedim yıllardan beri söylüyorum sakalım da var dinlemediler ama dedim. Şimdi dinlemişler hamdolsun. Bursa dışında bir şehirde zikrullah öncesi boyuşlama yapılırken dergahın zakiri filanca abimizin ruhuna diye ekleme yapılıyor. Bu durum uygun mudur? Zakirin derslerine devam edebilir miyim? Bunu sormuşlardı daha önce. Ben de bu sorulunca dedim ki bunu yapan bizim dergamızdan değildir başka dergahtandır başka bir derganın adabı Erkan’ı olabilir diye cevaplamıştım ama bizden çıktı bak.
8. Bölüm
Evet bizim dergamızda böyle bir adab Erkan yok. Bunu yapan her kim ise ya bilmediğinden yapıyordur cehalettir. Bilmiyorsa öğrenebilir halbuki herhangi bir yere derse gitse bunu da görebilir. Nefis başka bir şey değil bu. Biz dergaha girdiğimizden beri Şeyh Efendi’nin zamanında böyle bir şey hiç olmadı. Hiç böyle bir şey yapmadık. Bizim bu Hüseyin’in Adnan’dan kaynaklandığı böyle bir şey alıştırmadılar millete değil mi Adnan Hoca? Hiç okumadınız değil mi siz böyle zakirinizin de ruhuna diye? Bak ne zakirler yetişmiş haberimiz yok okutuyorlarmış. Bu uygun değil. Bunu normalde ben şimdi geriye sarıyorum ya tecrübe. Bir ağabeyimiz vardı bizim böyle. Sonradan duyduk biz bunu tabi benim ben oradayken böyle bir şey olmuyordu da ben oradan ayrıldıktan sonra şey yapmaya başlamış.
Ne oldu? Derste bir iki böyle bir kaç kişi böyle bağışlama yaparken okumuş ona. Bir iki kişi de kendisine baba dedirtmeye başlamış. Sonra hasbel kadar ben bir böyle Şeyh Efendi Allâh rahmet eylesin o bölgeye beraber gittiğimizde Şeyh Efendi derste gelmedi. Sen git Mustafa Efendi dedi ben gittim. Neyse bağışlama yapan kimse falan cevabımızın da ruhaniyetinde deyince döndüm. Şeyh mi oldu dedim ha. O ağabey de orada. Baştan al dedim bağışlamayı. Şimdi oradaki dervişler de hepsi de benim gibi bir şey oldu. Şimdi oradaki dervişler de hepsi de beni tanıyan bilen benim daha önce bulunduğum yer. Tabi ben baştan al deyince o bir daha baştan aldı. Ondan sonra tabi düzgün olanını söyledi. Dışarı çıkınca o ağabey dedi ki ya ben bunları böyle yapmayın diyorum dedi.
Dedim o zaman söyleseydin ağabey dedim ne söylemedin dedim yaparlarken. Ses yok tabi o zaten beni sevmezdi peki. Şimdi bir üstadın edebine adabına bağlı bir derviş tımsıkı bağlıysa bir zakirde bağlıysa derviş de zakirin arasında sıkıntı çıkmaz. Ama derviş bağlı da zakir tam böyle bağlı değil de nefsine uyuyorsa sıkıntı çıkar. Mesela benim bulunduğum yerlerde ben hiçbir dervişle benim aramda sıkıntı çıkmaz. Çıkarsa derviş nefsine uymuştur herhangi bir mesele de. Benim şeyhimle bağımda bir problem yoktur çünkü. Bana şeyhim ne derse ne yaptırırsa ben onu yaparım. Beni ilgilendirmez. Bizim bağışlamalar bellidir. Bunun dışında bağışlayan kimse veya bağışlatan kimse ya cahildir. Gerçekten cahildir bilmiyordur.
Ya da nefsine uymuştur. Bir çıtüstü şeyh olmuştur. Allâh muhafaza eylesin. Bir anı daha. Bunları yaşadık gördük biz. Suriye değil. Suriye’deki bizi misafirleyen bütün o zevat. Onların dil alışkanlığı. bir şey oluyor. Şeyh Mustafa diyor. Şeyh efendinin yanında biz tabi yerin dibine giriyoruz ama herkes ediyorlar. Mesela bir ağamız daha var. Ona da ismiyle. Söyleyeyim mi ismini? Ahmet Duran ağabeyimiz de var. Şeyh Ahmet Duran diyorlar ona da. Bana Şeyh Mustafa diyorlar. Şeyh efendi diyorum efendim bu sıkıntılı bunlar. Mustafa efendi oğlum. Bunların dil alışkanlıkları böyle. Bunlar herkese şeyh diyorlar böyle şeyde. Bunlar herkese şeyh diyorlar. Şeyh Mustafa diyorlar. Şeyh efendi diyorlar. Şeyh efendi diyorlar. böyle şeyde.
9. Bölüm
Bunlar önemli değil Mustafa efendi. Takılma bunu diyor. Peki efendim. Şeyh Mustafa gel. Şeyh Mustafa git. Şimdi araba var ya bende bir şey oluyor. bir yere gidecek. Şeyh Mustafa gidiyoruz. Biz gidiyoruz. Allâh rahmet eylesin. Ahmet Duran ağabey aynanın karşısına geçmiş. Haydarsın düzeltmiş sarını sarmış. Şeyh Ahmet Duran Gümüş Sivasi diyormuş. Şeyh efendi de arkadan geliyor. Böyle sesli düşünüyor. Bunu sesli düşündüğünü tabii. Şeyh efendi görünce batıyor. Şimdi üçümüz bir araya geldiğimizde. Mustafa efendi ne yapıyordu bu biliyor musun diyor. Bilmiyorum efendim dedim ben. Diyor sarını sarmış diyor. Haydarsın düzeltiyor. Şeyh Ahmet Duran Gümüş Sivasi diyor dedi. Eyvah. Ben döndüm. Böyle yapıyor Ahmet Duran ağabey. gittik gibisinden.
Dedim Duran ağabey ya dedi. İnanamadım hacı efendi öyle değil ya öyle değildi dedim. Dilindeki bu. Dilindeki bu öyle değil ama dilindeki bu. Allâh muhafaza eylesin. O ağabeyimiz de sonradan zaten kendini şeyh dedirttirmeye başladı. Bizim eskilerimiz bilir onu. O böyle bir yol açmaktır. Önemli değil öyle bir kimse özeniyorsa. Gensin şeyhlik yapsın sıkıntı yok. Allâh muhafaza eylesin. Dergahın adabına uyur. O yüzden normalde bunu bütün pire efendiler söylemişlerdir. Dergahta rabut edilecekse bir tek şeyhi edilir. O ruhaniyetine bağışlanacaksa isim olarak şeyhin bağışlanır. Bütün derviş kardeşlerinin ruhaniyetine bağışlıyoruz zaten biz. Bu bağışlamada bir kimse normalde bile bile buna devam ediyorsa bunda sıkıntı var.
Allâh muhafaza eylesin. Ben bunu geçenlerde bir sordular burada mı sordular tekke de mi sordular. Ben bu soruya dedim ki bizim dergahımızdan değildir o dedim. Bu böyle bizim dergahtan çıkınca benim öneme kanununca şimdi Allâh muhafaza eylesin. Gerçekten bile bile edep ve adaba riayet etmezse bir kimse dergahtan değildir. Bunu bir kimse bile bile bunu devam ettiriyorsa o dergahtan değildir. Dergan, adabı, erkanı bellidir. O zaman burada örneğim ben olmadığım zaman hadi ne olacak şimdi? Ne o? Hüseyin abimizin de ruhaniyetine. Hüseyin abi yok o hafta Adnan abimizin ruhaniyetine. Haydi Hüseyin abimi, Adnan abimi, Filanca abimi. Ondan sonra İzmir’de Mehmet abimizin ruhaniyetine. Efe’ler Hacı Erkan abimizin ruhaniyetine iş çağrından çıkacak.
Bu bizim dergâh ölçüsünde yok. Allâh muhafaza eylesin. Kim yapıyorsa o kardeşe söyleyin burada varsa onun o kardeşin arkadaşları. Çünkü şey yok. Kimin yaptığına dair bir isim bir yer belirtilmemiş. İyi ki belirtilmemiş. Bu kardeş inşâAllah tövbe etsin dönsün geri. İnşâAllah. Fatiha. Âmîn. Destûr.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Şeyh, Dervîş, Dergâh, Tekke. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı