Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Ahirete İman — Sayfa 4

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Ahirete İman(469) — Sayfa 4/5

Hz. Peygamber Efendimiz amcası Ebû Tâlib’i iman etmeden mi sevmişti?

Bu fıtrî bir şeydir insanın amcasını sevmesi. Ama bunun üstünde bir şey var: Ebû Tâlib onu çok muhafaza etti, çok korudu. Eğer iç âleminde onun dinini reddetmiş olsaydı ona düşmanlık yapardı. Reddetmediği gibi bütün kanatlarını onun üstüne serdi. Âyet-i kerîmede "Seni temiz bir silsileden getirdik" buyruluyor. Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) silsilesinde hiçbir müşrik yok. Silsiledeki birisine müşrik isnat edersen âyet-i kerîmeyi inkâr edersin. Bir tarafta Firavun’un son anda kalben îmân ettiğini kabul edenler var; öbür tarafta Ebû Tâlib’e "îmân etmedi, kâfir" deniyor. Bu tenâkuzdur. Mesele Ebû Tâlib değil — Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) nesebini ve tebliğini boşa çıkarmak noktasında bir hâinlik var orada.

Kaynak: 687. Dergah Sohbeti | Mürşidin Tevazusu, Hû Zikri, Ebû Tâlib’in İmanı ve Değişim

Müslümanlara karşı haksızlık yapıldığında ne yapılmalıdır?

Nerede Müslümanlara haksızlık, kanunsuzluk, hukuksuzluk yapılıyorsa nerede Müslümanların kanı, namusu, şerefi, haysiyeti, toprakları ayaklar altına alınıyorsa Cenabı Hak hepsini de kahrı perişan eylesin. >> İsrail’i ve gizli ve açık destekçilerini kahrı peri, perişan eylesin. >> Doğu Türkistan’a özgürlük nasip eylesin. Onların özgürlüklerini kısıtlayanları kahrı perişan eylesin.

Kaynak: 326. Mesnevi Şerhi (2283. Beyitten)

Ümmeti Muhammed’in özgürlüğüne ne denilmektedir?

Bütün ümmeti Muhammed’i özgürlük nasip eylesin. >> Dinlerini yaşamak, dinlerini haykırmak nasip eylesin. >> Kim yasaklarsa hepsini de kahrin. >> Rabbim cümlesini ve cümlemizi Kur’an ve sünnetesinde toplananlardan eylesin.

Kaynak: 326. Mesnevi Şerhi (2283. Beyitten)

Dünya hayatı ne demektir?

Bir avuntudan ibaret. Avunuyorsun burada aldanıyorsun. Bu dünya sanki sonuna kadar gidecekmiş gibi geliyor sana. Hele gençken böyle normalde işte 15 ile 45 arası sanki dünya hayatı hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor.

Kaynak: Lezzetleri yok eden ölümü çokça hatırlayın

Dünya hayatı neden gelip geçicidir?

Hoş bazılarının hayatı 40’ından sonra başlıyor da sonra 40’ından sonra hayatı başlatanlar da diyorum ki ne kadar ömrün kaldı ki? Ya Türkiye’de çünkü ölüm yaşı 60’ile 75 arası.

Kaynak: Lezzetleri yok eden ölümü çokça hatırlayın

Sen normalde doğruya harcarsan ve yanlıştan kendini kurtarırsan mıdır?

Sen normalde doğruya harcarsan ve yanlıştan kendini kurtarırsan, vermeyi Allah emrine göre ayarlarsan, o zaman için hem dünyada hem de ahirette sana beka billah hazinesinin kapısı açılır. Sana gani kapısı açılır. Sen elgani olursun. Gani sıfatı senin üzerinde tecelli eder. Çünkü ayet-i kerimede her ne harcarsanız Allah onun yerine yenisini verir der. Fazlasını verir. Sen bir harcarsın sana 700 verir. Sana 700. 000 verir sana 7 milyon verir. Sen bildiğin bir ilmi aktarırsın. Allah sana bilmediklerini öğretir. Senin kalbine ilham eder. Sen saçtıkça Allah sana verir ama doğru yere saçacaksın. Zerre-i miskal kıl dahi ince noktada yanlışa harcamayacaksın. Yanlışa harcamak yok. Batıla harcamak yok. Hev hevese harcamak yok. Ömrünü heva hevese harcama. Zamanını heva hevese harcama. İlmini heva hevese harcama. Şeyhliğine heva hevese harcama. Dervişliğini heva hevese harcama. Çavuşluğunu, zakirliğini heva hevese harcama. Yoksa bunun hesabını veremezsin. Semazenini heva hevese harcama. Mıtrbanlığını heva hevese harcama. Dervişini heva hevese harcama. Bir el tutmuşsun. Mübarek bir el. Kimin elini tuttun? Sen tuttun. O dervişliğini heva hevese harcama. Hesabını veremezsin. Yoksa sen küfranı nimet edenlere katılırsın. Senin nimetin küfür olur o zaman. Allah muhafaza eylesin. Gömert görünürsün ama Cenab-ı Hakk’ın sana vermiş olduğu nimetlere nankörlerden olursun. Sen zenginsin, içki masasına para harcarsın, pavyona para harcarsın. Sen helak olursun. Sen küfre vesile oldun. Sen yanlışa vesile oldun. Sen eksikliğe vesile oldun. Sen Kur’an ve sünnet-i seni yaşama ve yaşatma mücadelesi olmayan bir kimseye kalktın. Onlara tasadduk ettim dedin. Sülalede iyi tanınasın diye. Herkes seni iyi bilsin. Oo filanca cömert insandır. Kime ve yaptı cömertli? Ay yaşa berdüşe içkiciye kumarcıya yaptı. heva hevesine yaptı. Şeytana hizmet etti. Batıla hizmet etti. Deccaliyete hizmet etti. Başka bir yere hizmet etmedi. Çünkü Allah yolunda koşana veremez o. Çünkü Allah yolunda koşana verilecek olan ancak nurdur. Veren nurdur, alan nurdur. Veren mücahittir, alan mücahittir. O kimse veremez oraya. Neden? O kimse cimri. Çünkü neden o kimse müsrif? Neden o kimse küfre hizmet ediyor? Neden o kimse heva hevese hizmet ediyor? Neden o kimse nefsaniyete hizmet ediyor? Deccaliyete hizmet ediyor o. Allah muhafaza eylesin. Cömertliğin altı üstü sağı solu sınır Allah’tır. Kur’an ve sünnettir sınır. Başka bir şey değil. Allah muhafaza eylesin. O yüzden gafletle ve gaflete verilen her ne var ise ondan bir sevap beklenmez. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Doğruya harcarsan yanlıştan kendini kurtarırsan dünyada ve ahirette sana bekabil

Da mağlup olacaklar mıdır?

Kafirler mallarını insanları Allah’ın yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklar da sonra bu onlar için bir pişmanlık sebebi olacaktır. Sonra da mağlup olacaklardır. Kafirler toplanıp cehenneme sürükleneceklerdir. Yani normalde eee kafirler mallarını insanları Allah yolundan alıkoymak için harcıyor. Kafir, münafık, mürtet, müşrik, gayrimüslim unsurlar insanları Allah yolundan uzaklaştırmak için para harcarlar.

Kaynak: Kafirler mallarını insanları Allah’ın yolundan alıkoymak için harcarlar ve harca

Hak ve hakikati biliyorsa hakkı ve hakikati söylemesi, hak ve hakikatte direnmesi, hak ve hakikatte inat etmesi cihat mıdır?

Hak ve hakikati biliyorsa hakkı ve hakikati söylemesi, hak ve hakikatte direnmesi, hak ve hakikatte inat etmesi cihattır.

Kaynak: Hak ve hakikat noktasında direnmek cihaddır ama heva hevesinde inat eden cehenne

Hanginiz daha güzel bir iş ortaya koyacağını denemek için ölümü ve hayatı yaratan odur mu?

Eğer ölümü yok oluş ya da geçici bir odadan bir odaya geçiş olarak görürsek o zaman zaten kıyameti, mahşeri, cenneti, cehennemi, cemalullah’ı inkar etmiş oluruz. Yok ölüm bir yok oluş ya. Ölüm geçici bir odadan bir odaya geçiş ve her nefis ölüm denilen o perdeyi tatacak ama hayat devam edecek. Kıyamet gelecek. Kıyamet günü yaptıklarımızın karşılığı bize tas tamam verilecek. Ali. İmran ayeti 185. Hanginiz daha güzel bir iş ortaya koyacağını denemek için ölümü ve hayatı yaratan odur. Mülk suresi ayet 2. İman edip makbul ve güzel işler yapanları müjdele. Onlara içinden ırmaklar akan cennetler vardır. cennetler ki ne zaman meyvelerinden kendilerine bir ikram edilirse bu daha önce de dünyada yediğimiz diyecekler. Oysa bu onların aynısı olmayıp benzeri olarak kendilerine sunulacaktır. Orada onların tertemiz eşleri de kalacak ve onlar orada devamlı kalacaklardır. Bakara ayet 25. O zaman bizim hayatımız burada son bulmayacak. Ahsen-i takvim bahsinde az bir değindiğim buydu. Biz o zaman kıyametten sonra da ahsen-i takvim üzerine eğer biz burada. Allah’ı tanıma ve bilme, Allah’ı tanıma ve bilmede derinleşme, Allah’ı tanıma ve bilmede genişleme, Allah’ı tanıma ve bilme yolunda yürüyorsak o zaman kıyametten sonra da veyahut da ölüm denilen nesneden sonra da o yürüyüş devam edecek. Çünkü ahsen-i takvim üzerine yaratıldık. o güzellik, o güzelleşme, o derinleşme kıyametten sonra da üzerimizde devam edecek. Amma amama biz eğer ona iman edip iyi ameller üzerinde yürür ve onu tanımabilme noktasında durursak ahsen-i takvimliğimiz ahsen-i takvimliğimiz son bulmayacak. Halifeliğimiz de son bulmayacak. Bakın şunu unutmayın. Allah insana bir makam verirse o makamı ondan geri almaz bir daha. Allah’ın vaadi haktır. Bakın. Allah’ın vaadi haktır. Hiçbir peygamberin peygamberliği sonradan geriye alınmamıştır. Hiçbir velinin, mürşid-i kamilin, mürşid-i kamili ve velili sonradan geriye alınmamıştır. Cenab-ı. Hak eğer bir insana bir makam verdiyse. Allah verdiğini geri almaz. Bu. Allah’ın şanına yakışmaz. Bakın bu. Allah’ın şanına yakışmaz. Hiçbir peygamber yoktur ki peygamberliği geri alınmış olsun. Hiçbir mürşid-i kamil yoktur ki mürşid-i kamilliği geri alınmış olsun. O zaman. Allah’ı tanıma ve bilme noktasında, dairesinde, yolunda yürüyen bir kimseye bir makam sahibi olduysa o yüzden. Mustafa. Özbağ der, "Haller geçicidir. Makam kalıcıdır. Hal gelir geçer. Süslü genç kadına benzer hal. Süslü genç kadına benzer. Onun üzerinden süsünü aldığında gerçeği çıkar meydana. O yüzden makam kalıcıdır. Hal geçicidir. Bazen derim ya nice hal dervişleri gördüm ben derim bunu ama makam kalıcıdır. O yüzden dört kapı 40 makam sohbeti yapıyoruz. Makam kalıcı olsun diye halde takılıp kalırsanız o kabre girdiğinizde biter. Makam ehlinin makamı kabre girdikten sonra da devam eder. Kabre girdikten sonra da devam eder. Emmare, levame, mülhüme, mutmeyinne, radiye, mardiye, safiye bunların kalp halleri, kalp makamları. Bunların hepsi de derviş üzerinde önemli merhalelerdir. Önemli merhaleler. O yüzden o ahsen-i takvimlik devam edecekse o zaman o kimse bu dünyalık düşünmeyecek. Sadece sadece cennetlik de düşünmeyecek. O Allah’ı tanıma ve bilmede sonsuzluğu düşünecek ve bunun tabiri caizse biraz hoşgörün zevkini yaşayacak. O yüzden sufi, sufi kendisinin halifeliğini, kendisinin halifeliğini unutmayacak ve diyecek ki, "Ben ahseni-i. Tahkvim üzerine yaratılmış bir halifeyim. Benim bu halifeliğim ebedi devam edecek diye düşünerekten hayatını yaşayacak. Yeah.

Kaynak: Bu alemde Allah’ı tanıma ve bilme yolunda yürüyorsak ölümden sonra da o yürüyüş

Topluca zikrullah yapmak, zikrullah’ı cemaat ile yapmak fazileti sonsuzdur, sayısız mıdır?

Bu dünyada Allah’a itaat etmeyen, O’nu zikretmeyenler mahşer Hakkında Günahlarını hayra çevirir. O yüzden topluca zikrullah yapmak, zikrullah’ı cemaat ile yapmak fazileti sonsuzdur, sayısızdır. O yüzden cemaatle zikrullah yapmaya devam, Allah’ı zikretmeye devam. O yüzden Rabbim bizlerin gönlümüzü zikirsiz, evimizi zikirsiz, topluluğumuzu zikirsiz olanlardan eylemesin.

Kaynak: Bu dünyada Allah’a itaat etmeyen, O’nu zikretmeyenler mahşerde kör olarak haşrol

Kim Kadir Gecesi’ni iman ve ihlasla ibadet ederek geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır mı?

Kim Kadir Gecesi’ni iman ve ihlâsla ibadet ederek geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.

Kaynak: Kim Kadir Gecesi’ni iman ve ihlasla ibadet ederek geçirirse, geçmiş günahları ba

Ateş bu manada cezalandırıcı hükmünde değil midir?

Cehennem bu manada -tabiri caizse- bu dünyada kendini kirlilikten muhafaza etmeyen, bu manada kendisini cennetlik yola ram etmeyen… Hazreti Pir değişik yerlerde ateşin temizleyici olduğunu, nasıl bir pas tutmuş demiri ateşe tuttuğunuzda üzerindeki pasları temizlediğini ve böylece demiri taptaze hale getirdiği hatta ona bir de su verilirse çelik haline getirdiğine dair Fütuhat’ında, değişik yerlerde örnekler verir ve ateş bu noktada temizleyici hükmündedir. Ateş bu manada cezalandırıcı hükmünde değildir. Genel itibariyle bütün insanlık bir algıyla ateşi cezalandırıcı hükmünde görür. Buysa "Rahmetim gadabımı sarmıştır." bazıları onu "Aşmıştır." olarak çeviriyorlar. Değil. Rahmetim gadabımı sarmıştır, örtmüştür. Yani bir gadap var, o gadabın üzerinde rahmet örtmüş, rahmet onu sarmış, rahmet onu çepeçevre çevrelemiş. Sufiler bunun doğru noktada kullanılmasını isterler. Rahmet gadaptan aşmış değildir, sarmıştır. Sarmış demek onu çepeçevre çevrelemiş, onu bu noktada zapturapt altına almıştır. Sufiler bu cihetten hareket ederler ve ateşin aslında bir rahmet olduğunu söylerler. Oysa bütün insanlar cehennem ateşini bir terbiye edici, cezalandırıcı olarak görürler. Oysa sufiler cehennemdeki ateşi onu terbiye edici, cezalandırıcı değil; onu temizleyici olarak görür. Mesela halı yıkayan kadınlar örneğin halının üzerine… Şimdi gençler bilmezler bunu, şimdi halılar halı yıkamaya gidiyor. Önceden böyle dere kenarında, mahallelerde çeşmeler, köylerde belli yerler vardı veyahut da bir dere kenarına gider kadınlar, mahalle olarak toplanır, orda halıları yıkarlardı. Halıları yıkarlarken büyük bir tokmak vardı. O tokmakla vururlardı üzerlerine. Aslında dışarıdan bakıldığında tokmakla halıya vurulurken halı temizleniyor veyah, buğday döverler. Keşkeklik buğday dövmek buğdayı hafiften ıslatırlar, nemlendirirler, tokmak vardır, dibek taşı vardır, vururlar onunla, buğdayın üzerindeki kabuk gider ve altındaki saf bembeyaz buğday kalır. O saf bembeyaz buğdayla keşkeği yaparlar. Dışarıdan bakan kimse buğdayı neden dövüyorsun demez, buğdayın kafasına neden tokmak vuruyorsun demez, o buğdayı temizliyor çünkü.

Kaynak: Nefes III — 9 Temmuz 2016 Sohbeti

Bir kimse 80 yıllık bir ömür için ebediyen ceza altında durması Rahmet olan Allah’a uygun bir şey değil midir?

Cehennemde terbiye edici unsurlar terbiye vazifelerini yerine getirdikten sonra cehennem ehli için terbiye edici unsurlar biter. Cehennem hayatı devam eder. Tekrar söylüyorum bunu. Bunu cehennem hayatı bir gün sona erer, cehennem sona erer, olarak lafı taşıyorlar buradan. Bunu tekrar altını çizerekten söylüyorum. Cennet de cehennem de ebedidir ama cehennemdeki terbiye edici unsurlar veyahut da avamın diliyle cehennemdeki cezalandırıcı unsurlar, avamın diliyle cehennemdeki ateş, cehennemdeki ıstırap, çile -avamın diliyle- bir gün son bulur. Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın Rahmet, Rahim, Muin, Latif, Kerim gibi bilinen, bilinmeyen esma sıfatlarının hilafına bir şey değildir bu. Çünkü bir kimse 80 yıllık bir ömür için ebediyen ceza altında durması Rahmet olan Allah’a uygun bir şey değildir. Evet. O kimse 80 yıllık bir ömür yaşamış, 100 yıllık bir ömür yaşamış, 50 yıllık bir ömür yaşamış, imansız yaşamış, bunun için ebediyen cehennemde ceza çekecek dememiz Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine uygun düşmez. Cehennem hayatı devam eder, cehennem de devam eder. Cehennemlik ebedi, cehennemde yaşayacak olanlar ebediyen cehennemde yaşarlar ama ebediyen ceza çeker hükmü vermemiz mümkün değil. Sufiler bu manada cehennemdeki ıstırabın, sancının, cezanın bir gün biteceğine inanırlar bu iki tane hadis-i şerif mucibince.

Kaynak: Nefes III — 9 Temmuz 2016 Sohbeti

Ahirette diledikleri şeye "ol" demek ne anlama gelir?

Ne var ki ahirette diledikleri şeye "ol" demeleri yeterli olacaktır. Ol demeleri ile birlikte zahiri alemde kendi özleriyle var olurlar.

Kaynak: Nefes III — 9 Temmuz 2016 Sohbeti

Ötelerden bir "ol" kelimesi ne anlama gelir?

Evet, ötelerden bir "ol" kelimesi bu dünyayı da bu dünyanın içindekileri de kapsar. Ötelerden bir "ol" denilmesi.

Kaynak: Nefes III — 9 Temmuz 2016 Sohbeti

Cennet ve cehennem ne zaman görülebilir?

Ölmeden önce görürsünüz. Ölmeden gör orayı. Gör de topla kendini. Bir cehennemden bir enstantane gör, gör de topla kendini.

Kaynak: Nefes III — 18 Haziran 2016 Sohbeti

Ahirette takip edilecek bir şeriat var mı?

Ahirette takip edilecek bir şeriat olmadığına göre ahiretin bu dünyanın tersine çevrilmiş şekli olduğu gerçeği şeriatın bu dünyadaki fonksiyonunu açıklamada yardımcı olur.

Kaynak: Nefes III — 18 Haziran 2016 Sohbeti

Dünya ve ahiret arasında ne fark vardır?

Dünya ve ahiret arasında ne fark var? Bu dünyanın hukuku, bir şeriatı vardır; zahirendir. O şeriatının içinde de kendi içine dair bir hukuk var mıdır? Evet. Ahirette ters yüz etmeye gerek yok. Normalde yağmur yağamayacak belli, ortalık güneşlik. Birisi Yağmur yağsın, deyince, yağmur yağınca dünyanın normal hukukunun dışında mı bu? Dışında. Neyle açıklayacağız?

Kaynak: Nefes III — 18 Haziran 2016 Sohbeti

Rüyada ölüp dirilmek ne anlama gelir?

Rüyasında öldüğünüz mü doğru, burada yaşadığınız mı doğru? Abdülhalim nasıl gördün? "Babacım, rüyamda ölmeden hemen önce öleceğimi anlamıştım rüyamca, tabi o an için öldüm rüyamda. Film şeridi gibi geçmiş hayatım gözümün önünden geçiyordu. Sonra mahşer yerinde bir alana doğru ben gidiyordum; o yol üzerinde, gökyüzünde birkaç çeşit varlıklar vardı babacım. Onlar da mahşere doğru gidiyordu. Yol üzerinde bir tane şadırvan gördük babacım. Acaba dedim, zemzem suyu mu akıyor bundan, diye oraya doğru yöneldim, abdestimi aldım babacım. Rüyamı bu kadar hatırlıyorum babacım." Zemzem suyuyla abdesti aldın? "Evet babacım, öyle bir düşüncem vardı ama yapıp yapmadığımı hatırlamıyorum." Abdest alıp almadığını bilmiyorsun. "Bilmiyorum."

Kaynak: Nefes III — 18 Haziran 2016 Sohbeti

Berzah: İçin dış, dışın da iç olduğu bir alem midir?

İnsanlar bu dünyada Hakk’ın aynadaki görüntüleridir ama bu görüntüler ölümden sonraki ahirette ters döndürüleceklerdir. Berzah: İçin dış, dışın da iç olduğu bir alemdir. (Prof. Chittick Faith and Pratice Of İslam s:99)

Kaynak: Nefes III — 23 Nisan 2016 Sohbeti

"Allah insanı tersine çevrilen bir yaratılışta yaratmıştır." mıdır?

Ahirette takip edilecek bir şeriat olmadığına göre ahiretin bu dünyanın tersine çevrilmiş şekli olduğu gerçeği şeriatın bu dünyadaki fonksiyonunu açıklamada yardımcı olur. "Allah insanı tersine çevrilen bir yaratılışta yaratmıştır."

Kaynak: Nefes III — 23 Nisan 2016 Sohbeti

Ahiretin düzenlenişi içinde ruhani hakikat cismani-hissi hakikate hâkim olur mu?

Ahiretteki insan durumu bu dünyadakine benzemez. Ahiretin düzenlenişi içinde ruhani hakikat cismani-hissi hakikate hâkim olur. Dünyanın yoğunluğuna rağmen biz bunu tattık. Buna göre bir kimse aynı anda birçok yerde olabilir, âvam ise bunu sadece rüyalarda tadabilir.

Kaynak: Nefes III — 23 Nisan 2016 Sohbeti

Alem hep var olmuş mudur (ezeli) yoksa alemin bir başlangıcı var mıdır?

Alem hep var olmuş değildir. Başlangıcı vardır. Alem 14 milyar yıl ışık yılı yaklaşık zaman biçiyorlar. Bu tabi insan ömrü açısından bakıldığında insanın ömrü alemin yaradılışından itibaren geçen zamanla alakalı bir göz açıp kapatması kadar oluyor. Başlangıçtan bugüne kadar hesaplarsak bizim dünya hayatımız göz açıp kapatıncaya kadar. Çünkü bir mesafe koysanız bir başlangıç koysanız ve bugüne kadar 14 milyar yıllık bir zaman zarfı koysanız içerisindeki 14 milyar yıl ışık yılı bir zaman düzlemi bir metre koysanız, içinde insanın ömrü göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir zaman olmuş oluyor. Kâğıdın kalınlığı bile fazla oluyor. O zaman eğer alem hep var olmuşumdur, sorusunu cevabı: Hayır. Sebep? Çünkü bizim inancımıza göre, Allah bilinmez idi, bilinmekliği istedi, bir şey yarattı. Bu alemin başlangıcı bir şey yaratması, varlığın başlangıcı. Varlığın başlangıcı. Biz son dönem, ben 14 milyar yıllık bu alemi son dönem alem olarak görüyorum veyahut da alemlerin içerisinde bir alem olarak görüyorum ve bu alemin ilk olmadığına inanıyorum. Bu alemin ilk olmadığına, bizden önce de kim bilir sayısız alemler yaratıldığını. Cenâb-ı Hakk ezel, bu manada yaratması da ezel.

Kaynak: Nefes III — 27 Şubat 2016 Sohbeti

Tanrı evreni var olan bir şeyden mi yoksa yoktan mı yarattı?

Evet Cenâb-ı Hakk’ın iki yaratma şekli vardı, 1.si neydi? Yoktan yaratma. Yok nedir? Yok: varlıktır. Bir şeyin adı varsa kendisi de vardır. Bir şeyin adı yoksa kendisi de yoktur. Hiçbir şey yok iken O var idi. Burada yok olan: hiçbir şeydir. O zaman hiçbir şey, başlangıç olarak bir şeydir, o zaman bir şey yok iken O vardı. Allah bir şey yarattı. Bir şeyi yaratırken Cenâb-ı Hakk yaratma hadis-i kudsilerinde "Ruhundan ve nurundan" der. O zaman "yoktan" değildir. "Ruhundan ve nurundan bir şey yarattı" Ruhu ne manaya gelir bilemedik, çözemedik daha. Nuru ne manaya gelir bilemedik, çözemedik daha. Bilemeyişimiz, çözemeyişimiz Onun gerçekten ilahlığının ispatıdır. Onun ruhunun ve nurunun ne manaya geldiği Onun ilahlığının ispatıdır. Çözemedik çünkü. Ha demek ki Allah bir şeyi kendi ruhundan ve nurundan üfleyerekten yaratmış ama o bir şey ne, onu bilmiyoruz. Yaratmış olduğu o bir şey, buna cevher diyenler var, buna filozoflar, feylesoflar, kelamcılar, tefsirciler herkes bir şey söylemiş buna bu ilk yaratılan şeye. Ama en güzel isim, benim çok hoşuma gitti, İmam-ı Azam’ın koymuş olduğu isim: Bir şey. Buna Arabî, cevher diyor, işte bazıları, heyula diyorlar bu yaratılan şeye. O zaman Allah yokluktan değil, bizce, adını bildiğimiz ama kendisinin tecelliyatını bilemediğimiz, Cenâb-ı Hakk kendi ruhundan ve nurundan bir şey yarattı. Âdem’e de kendi ruhundan üfledi ya. Âdem’e de kendi ruhundan üfledi. O zaman Cenâb-ı Hakk bu alemi bu noktada kendi ruhundan ve nurundan bir şey yarattı. Bu yarattığı şey alemin başlangıcı olma ihtimali de var ama böyle bir zamansal boyutsal olarak yakalanması mümkün olmayan, biz bunun evvelin de evveli vardır, evvelin de evveli vardır, evvelin de evveli vardır diyerekten ta bu işin sonsuz bir şekilde evvelin de evveli vardır diyerekten gidebiliriz. Bu bizi yorar anlamsız bir şekilde götürür ama Cenâb-ı Hakk’ın yaratmaya başlangıcı, yaratmanın başlangıcı, kendi ruhundan ve nurundan bir şey yarattı. Bakın bu benim kendi inanışım, bunun ispatı yok, bu varlığın başlangıcında, bizim yaşadığımız bu alemin başlangıcından önce alemlerin var olduğu gibi aynı anda da başka alemlerin var olduğuna da inananlardanım. Öyle paralel evren falan meselesi değil öyle düşünmeyin. O kuantumcular böyle bir paralel evren meselesi çıkarttılar ya. Bu alemin içerisinde paralel evren, hiç kafamı yormadığım bir şey. Soruyorlar bana, var mıdır, vardır diyorum ben ama benim dediğim öyle bir şey değil. Nasıl milyarlarca insan var ise milyarlarca alem de vardır. Bizden önce nasıl milyarlarca insan geçtiyse bizden önce de milyarlarca alem geçmiştir. Bu alem 14 milyar yıl ise bundan önceki alemler de bilmem kaç milyar yıldır hatta o alemler var mıdır? Vardır. Var mıdır? Vardır. Devam ediyoruz.

Kaynak: Nefes III — 27 Şubat 2016 Sohbeti

Sevginin ilahi boyutu nedir?

Sevginin ilahi boyutu, Allah’ın kendi iradesiyle seçtiği, onu sevdiği ve onunla birleştiği kimselerin içine tecelli ettiği sevgidir. Bu sevgi, kimsenin kendi iradesiyle değil, Allah’ın iradesiyle gerçekleşir. Bu sevgi, kimsenin kendi iradesiyle değil, Allah’ın iradesiyle gerçekleşir. Bu sevgi, kimsenin kendi iradesiyle değil, Allah’ın iryadesiyle gerçekleşir.

Kaynak: Nefes II — 9 Ocak 2016 Sohbeti

Âşıklık ne anlama gelir?

Âşıklık, Allah’ın sevgisiyle birleşen, O’na âşık olan ve O’na karşı bir devrim niteliğinde olan bir durumdur. Bu âşıklık, dünyayı manivelasız ortalığı kaldırır, âlemi bir kargaşaya sürükler ve bu sevgi, kimsenin kendi iradesiyle değil, Allah’ın iradesiyle gerçekleşir. Bu âşıklık, bir anarşidir, bir devrimdir ve bu sevgi, kimsenin kendi iradesiyle değil, Allah’ın iradesiyle gerçekleşir.

Kaynak: Nefes II — 9 Ocak 2016 Sohbeti

Belkıs’ın tahtı nasıl yeniden yaratılmıştır?

Sorumuz ve konumuz bu kıssadan. Aslında Belkıs’ın tahtı Seba’dan Hazreti Süleyman’ın huzuruna taşınmış değildir. Arabî onun sadece yeniden yaratılıştan yararlandığını söyler. Hazreti Süleyman’ın huzurundakiler bir halüsinasyonun bir vehmin esiri de değillerdir.

Kaynak: Nefes II — 5 Aralık 2015 Sohbeti

Yeni yaratılış kavramı nasıl bir örnek verilmiştir?

Arabî Kur’an’daki Seba melikesi Belkıs kıssasında Vücûd aleminde sürüp gitmekte olan bu kesintisiz İFNA (yok olma) ve İBKA (yeniden yaratılma) ile ilgili çok güzel örnek bulunur.

Kaynak: Nefes II — 5 Aralık 2015 Sohbeti

Kötülüklerin yeryüzünden silinmesiyle ilgili bir örnek verilmiştir mi?

Yer yüzü İslam olur. Yeryüzü İslam olunca kötülük kalır mı? Kalmaz. Başka bir ayet-i kerimede “Müşrikler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.” der. O zaman yeryüzü kötülük sıfır noktasına ulaşacak mı? Evet. İşte kötülüğün ebedi olmadığına işarettir bunlar. Bunları böyle söylerken hadis veya hadis-i kudsi veya ayet ölçüsünde bunu naklediyorum. Tekrar söylüyorum, Allah nurunu tamamlayacak. Buradaki kasıt, iyilik tamam olacak kötülük yeryüzünden silinecek. Kötülük yeryüzünden silinince yeryüzü İslam olacak. Yeryüzü İslam olunca kötülük tecelli edecek mi? Hayır. Çünkü kötülüğün kökü yok. Çünkü kötülük ebedi değil. Çünkü küfür ebedi değil. Çünkü küfür Rahmandan ine gelen şey değil. Rahman’dan inen gelen şey ne? İyilik, güzellik, iman, Cenâb-ı Hakk’ın hakikati. Bu Rahman’dan inen gelen şey. Kötülükler ve küfür: gölge, karanlık. Bu sonlu, sonsuz değil. O yüzden iyi müminler kötülüklerle mücadele etmekle emrolundu. “Siz yeryüzüne gönderilmiş hayırlı bir ümmetsiniz. iyilikleri emreder, kötülükten nehyedersiniz.” iyiliği emreder, kötülükten nehyedersiniz. Siz yeryüzüne gönderilmiş en hayırlı ümmetsiniz çünkü. Yeryüzünü iyilikle emredince yeryüzünde kötülük kalmayacak. İman kötülüklerle mücadele etmektir.

Kaynak: Nefes II — 2 Mayıs 2015 Sohbeti

Hz. Peygamber’in bu derece yerdiği ve cehenneme gideceğini haber verdiği bu fırkaların müntesiplerinin iman noktasındaki durumları nedir?

Gazali "Onlardan bir fırka vardır ki kesinlikle cehennemliktir ve kurtuluşları yoktur. Bunlar ZINDIKLARDIR" der ve ilave ederek "Diğer bir fırka vardır ki onlar hesaba çekilmeden cennete gidecekler." diyerek uzlaşıcı bir yol izlerken, Bağdadi 72 fırka mensuplarının Müslüman mezarlığına gömülmemesi, cenaze namazlarının kılınmaması, kestiklerinin helal sayılmamasına kadar sert görüş sahibidir.

Kaynak: Nefes — 10 Ocak 2015 Sohbeti

Kurtuluşa eren fırkanın bir tane olup, geri kalanların hepsinin cehennemlik olmasını İslam’ın tanıdığı düşünce hürriyeti ile açıklamak pek tutarlı görünmemekte mi?

Evet. Ancak kurtuluşa eren fırkanın bir tane olup, geri kalanların hepsinin cehennemlik olmasını İslam’ın tanıdığı düşünce hürriyeti ile açıklamak pek tutarlı görünmemekte.

Kaynak: Nefes — 10 Ocak 2015 Sohbeti

Ahirete inanmak neden önemlidir?

Ahirete inanmak, imanın şartlarından biridir. Ahirete inandı isek biz, bu dünyadan öte dünyaya bir uyanışı gerçekleştirmiş oluruz ve ahireti eğer ki biz gözümüzün önünde görürsek o zaman biz dünyanın uykusundan uyanmış oluruz. Bu yüzden ahirete inanmak, bu dünyadan öte bir âlemin ve hakikatin var olduğunu göreceğimizi ve o zaman uyanacağını inanmamızı sağlar.

Kaynak: Nefes — 20 Eylül 2014 Sohbeti

Peygamberlerin kullandığı asa nasıl?

Peygamberlerin kullandığı asa üç aşağı beş yukarı öyle. Arkadaki asa gibi bak süsü müsü yok bak işte. Peygamberlerin kullandığı böyle.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2275-2278. Beyitler Şerhi

Musa Aleyhisselam’ın asası hakkında ne söylendi?

Musa Aleyhisselam’a diyorlar ya hani Cenab-ı Hak diyor ki Musa’ya, hadis-i kutsi: “ Ya Musa, elindeki nedir” diyor. Şimdi hiç olmazsa bir şeyhin, bir alimin bu hadis-i kudsi den haberi olması gerekir ki vardır. Meşhurdur bu hadis-i kudsi. Musa Aleyhisselam der ki, çünkü hadis kitaplarında da geçer bu. Musa Aleyhisselam der ki, “Ya Rabbi, ben bununla yırtıcı hayvanlara karşı kendimi ve koyunlarımı korurum.” Bununla hayvanlarıma yaprak, hayvanlara çobanlık yapıyor ya. Bununla hayvanlara yaprak döktürüm aşağı. Yaprak silkeliyor. “Buna yaslanırım. Buna dayanırım.” Hani öbür peygamberler diyor ya Musa Aleyhisselam, “Ya Mus, neden lafı uzattın? Cenab-ı Hak sana diyor, “Elindeki nedir?” dedi. “Elindeki nedir?” dedi. O da diyor ki, “Sevgiliyle bir kelime daha, bir kelam daha fazla etmek istedim. Beni neden hor görüyorsunuz?” dedi. Evet.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2275-2278. Beyitler Şerhi

Dünya malına karşı ne söylendi?

Oysa Allah katında hani bu böyle dünyaperestler dünyaya çok ehemmiyet veriyorlar ya dervişlerden işte para istiyorlar, mal istiyorlar, arsa istiyorlar, ev istiyorlar, araba istiyorlar, han istiyorlar, hamam istiyorlar. Milyon dolarları var. Daha milyon dolar olsun istiyorlar. Şatahat şatafat içerisinde yaşıyorlar. Evleri lüks, arabaları lüks, hayatları lüks. Lükse doymuyorlar ya. Bunlar normalde dünyaya gözünü dikmişler. Oysa Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi vessellem hazretleri buyuruyor ki “Allah katında dünya bir sineğin kanadı kadar bile değerli olsaydı Allah katında dünya bir sineğin kanadı kadar bile değerli olsaydı kafire ondan bir yudum su bile vermezdi.” Tirmizi geçiyor. Yani senin dünya malı için, dünya makamı için, dünya mevkisi için sen dinini istismar ettin. Ayetleri eğdin, büktün. Eğer dünya bu kadar kıymetli olmuş olsaydı, ayetleri eğip bükecek kadar kıymetli olmuş olsaydı, Cenab-ı Hak kafirlere bir yudum su bile vermezdi diyor. Dünya kıymetsiz olduğu için kafire, mümine, münafığa, mürtede dünyanın nimetlerini Cenab-ı Hak sunmuş. O yüzden dünya nimeti o kimsede bol olabilir ama velakin değerli olan ilahi nasiptir. ilahi nimettir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2275-2278. Beyitler Şerhi

Nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış yerler nerededir?

Nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış yerler, dünya menfaatlerine, şatafatına, şatahatına kanan kişilerin kapılarıdır. Bu tür yerlerde, para, pullar, makamlar dolaşıyorsa ortalıkta şatafatı, şatahatı yerindedir, gösterişi yerindedir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2269-2270. Beyitler Şerhi

Dünya ve ahiret hayatları arasında nasıl bir fark vardır?

Gördüğünüz, gözünüzle gördüğünüz bütün cihan, bütün evren olarak nitelendirdiğimiz her şey ve içindekiler hepsi de fanidir. Bunun içinde dünya olarak biz dünyada yaşayanlar olarak bu dünya da fanidir. Dünyanın üzerindeki yaşayanlar da fanidir. O yüzden bu dünya geçici olduğu gibi dünyanın nimetleri de geçicidir. Dünyanın zenginliği de geçicidir. Dünyanın fakirliği de geçicidir. Dünyanın makamı, mevkisi de geçicidir. Sonuç itibariyle bu dünya bitince bu dünyaya, bu dünyaya ait makam, mevki, mal, mülk ne varsa hiçbir şeyi yanında alıp götüremezsin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2241-2247. Beyitler Şerhi

Manen seni zengin eder, manen seni yücel midir?

Cenab-ı Hak seni manen ödüllendirir. Manen seni zengin eder, manen seni yüceltir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2234-2238. Beyitler Şerhi

Peygamberin ücret istememesi ne anlama gelir?

Sebe, ayet 47: “Ey Muhammed şöyle de: ‘Sizden herhangi bir ücret istemişsem sizin olsun. Benim ücret ve mükafatım yalnız Allah’a aittir. O her şeye şahittir.’ Hazreti Peygamberin üzerine iftira atmayın. Hazreti Peygamber de istedi demeyin. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri; Bizanslılar büyük bir ordu kurdular Arap müşriklerle beraber. Arap müşriklerin en büyük handikapı hep Bizanslılarla ortak çalışmalarıdır. Tarih boyunca Araplar müşriktir ya da müşriklerle beraber ortak çalışırlar ya da Bizanslılarla ortak çalışırlar. Onların Bizanslılarla ortak olmadığı Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri zamanı, Hz. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali zamanıdır. 6 aylık Hazreti Hasan efendimizin zamanını da koyalım. Bu kadar. Arapların, bu ırkçılık değildir, Arapların en büyük handikapı budur. Osmanlı’ya da Bizanslılarla ortak oldular. Osmanlılar, Osmanlı zamanında da! Şimdi de Gazze’de Bizanslılarla beraber davranıyorlar. Şimdi de! O yüzden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ancak o Bizanslılar, Arap müşrikler Bizanslılarla ortak büyük bir ordu kurdular. Müslümanları yerle yeksan etmek için, köklerini kazımak için. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, “Ordu daha Anadolu’dan yaya olarak çıktı. Allah Resulü hazırlıklara başladı. Bütün her yere haber gönderdi. Mücahitleri donatmak için insanlara dedi ki Müslümanlara, ne getirebiliyorsanız getirin. Kendi nefsine değil, kendine han hamam yaptırmak için istemedi bunu. Mücahitleri donattı. Tekrar söylüyorum, mücahit donatılacaksa her şeyimizi satıp mücahit donatmaya hazırız. Bu konuda sıkıntımız yok. O yüzden peygamber de istedi dediğiniz zaman Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem e iftira atmış oluyorsunuz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2230-2233. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnet mücadelesi ne demektir?

Kur’an’da onların bütün ihsanları hasretten ibarettir diye gaflet ehlini korkutan bir ayet vardır. Bu enfal 36. Allahu alem. Kafirler mallarını insanlarını Allah’ın yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklar da sonra bu onlar için bir pişmanlık sebebi olacaktır. Sonra da mağlup olacaklardır. Kafirler toplanıp cehenneme sürükleneceklerdir. Yani normalde kafirler mallarını insanları Allah yolundan alıkoymak için harcıyor. Kafir, münafık, mürtet, müşrik, gayrimüslim unsurlar insanları Allah yolundan uzaklaştırmak için para harcarlar. Şimdi görürsünüz. Filanca şarkıcı gelecek, filanca şirket sponsorluğunda…Filanca şarkıcı, türkücü sanatçı gelecek, dansöz gelecek. Ne? Filanca belediyenin sponsorluğunda. Yani o belediye sadece herkeste algı şu bu CHP yapıyordu. Değil kardeşim. AK Parti de yaptı, Refah Partisi de yaptı. Şimdi de Kültür Bakanlığı yapıyor. Yaptıkları sanat adı altında insanları Allah yoluna mı teşvik ediyorlar? Sanat diye bize yutturulan şeyler Allah yolu mu? Yani siz o konserlere Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sağ olsaydı müsaade eder miydi? Ama o konserler, o baldırı çıplaklar, o dansözler, o her tarafı meydanda olan o kadınlar, o erkekler, eşcinsel gibi dönmeler, onlar sanatçı adı altında bu ülkeye sokuşturuluyor ve bunu normalde muhafazakar bir parti yapınca hiç kimse bir söz, laf söylemiyor. Kardeş, haramlar mı değişti? Kardeş, Kur’an ve sünnet mücadelesinin tavrı tarzı mı değişti? Ne yapıyorsunuz? Dava dansöz davası mı? Dava benim dinime hakaret eden sanatçı kisvesinde olan ne idüğü belirsizleri alkışlama davası mı? Sen fakirin, fukaranın hakkını dansöze, donsuza mı veriyorsun? Kime veriyorsun? Vatandaş olarak bana sordun mu? Hadi ben kimseye oy vermiyorum. Bana sormasın. iyi. Oy verenlere sordun mu? Kime verdin o parayı? Allah yoluna mı verdin? Allah yolunda koşanlara mı verdin? Kime verdin? Kur’an ve sünnete hakaret eden, bu milletin değerlerine hakaret eden, eline fırsat geçince bütün salyasını akıtan, insanları sanatçı diye bizim önümüze getirdin, iki şarkı söyledi, üç tane türkü söyledi, yandan bacağını gösterdi, yukarıdan göğsünü gösterdi, gecelik bilmem kaç milyon aldı gitti. Aldı gitti mi? Aldı gitti. Allah da seni alacak götürecek. Evet. Parayı nereye harcadın kardeş? Sen kamunun parasını nereye harcadın? Devletin parasını nereye harcadın? Belediyenin parasını nereye harcadın? Kime harcadın? Sen zekatını kime verdin? Sadakanı kime verdin? Kime destek oldun? Kime yardım ettin? Hangi derneğe yardım ettin? Hangi vakıfa yardım ettin? Allah yoluna mı koşturuyorlar? Fisebilillah Allah için mi yaşıyorlar? Ne yapıyorlar? Yok! Sen eğer ki kafirliğe hizmet edene yardım ettiysen sen de kafirliğe yardım ettin. Kafirliğe yardım etmek küfürdür. Sen dansöze para verdiysen dansöze yardım ettin. Dansözden bir farkın mı kaldı? Sen eşcinsel bir şarkıcı çıkardın, onu destekledin, eşcinselliği destekledin. Allah’ın lanet ettiği bir fiiliyatı destekledin sen. Bunları konuşmuyor. Şeyhler, alimler, hocalar, hacılar konuşmuyorlar. Evet. Sen bir eşcinsel şarkıcı deyip çıkardın, eşcinselliğe hizmet ettin, destekledin, senin de eşcinsellikten farkın kalmadı. Evet. Destekledi çünkü. Kötülüğü destekleyen kötüdür.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2230-2233. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnet mücadelesinde ne tür davranışlar eleştirilmektedir?

Ayet-i kerime: “Kafirler mallarını insanları Allah’ın yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklar da.” Bakın ‘ve harcayacaklar da’ gelecek zaman. Devam ediyor ayet-i kerime. Harcıyorlar. Sen nereye harcadın? Sen kime oy verdin? Harcayana mı oy verdin? Harcamayana mı oy verdin? Sen kimi destekledin? Sen kimi alkışladın? Alkışladığınla berabersin. Sen alkışladığının destekçisisin, sen onunla berabersin. Sen onunla berabersin. Kendini başka bir yerde zannetme. Sen kendini başka yerde zannetme. Allah muhafaza eylesin. “Şu asinin adlü ihsanı onu padişahtan daha ziyade uzaklaştırır, göz- den düşürür ve ancak yüzünü kara eder.” Yani o padişah, o Allah sana lütfetmiş, sana ikram etmiş, sana ihsan etmiş, sana güç vermiş, sana para vermiş, sana mal vermiş, sana makam vermiş. Sen bunu nereye kullandın? Nereye harcadın? Eğer sen bunu padişaha düşman olanların yoluna harcadıysan sen padişahın gözünden düştün. Sen ancak yüzü kendi kendine yüzünü kara ettin. Sen ondan bir hayır hasenat bekleme. Ya? Sen onu iyi görüyorsun ama aslında hakikatte o kötü. Sen kendi kendine o asilere yardım ediyorsun, iyiIik yapıyorum zannediyorsun ama yok. Sen padişaha asi olanları normalde destekliyorsun. O yüzden iyi gördüğün şey senin gözünün şaşılığından, iyi gördüğün şey senin kalbinin karalığından, iyi gördüğün şey senin kalbinin körlüğünden. Çünkü sen normalde kör, karanlık bir kalbe sahipsin. Sen şaşı bir göze sahipsin. Neden şaşı bir göze sahipsin? Sen Allah düşmanlarına destek oluyorsun. Sen Allah düşmanlarıyla berabersin. Sen Allah düşmanlarıyla yanyanasın. Onları alkışlıyorsun. Allah muhafaza eylesin. O yüzden onu normalde Allah yolundaymış gibi görünen o, Allah beni affetsin, dini geçim aracı yapan veyahut da dini söylem yapmış ama fiiliyatta bir şey yok, sen onlara yardım ediyorsun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2230-2233. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnet mücadelesinde padişahın ihsanı nasıl değerlendirilmektedir?

O yüzden iyi gördüğün şey senin gözünün şaşılığından, iyi gördüğün şey senin kalbinin karalığından, iyi gördüğün şey senin kalbinin körlüğünden. Çünkü sen normalde kör, karanlık bir kalbe sahipsin. Sen şaşı bir göze sahipsin. Neden şaşı bir göze sahipsin? Sen Allah düşmanlarına destek oluyorsun. Sen Allah düşmanlarıyla berabersin. Sen Allah düşmanlarıyla yanyanasın. Onları alkışlıyorsun. Allah muhafaza eylesin. O yüzden onu normalde Allah yolundaymış gibi görünen o, Allah beni affetsin, dini geçim aracı yapan veyahut da dini söylem yapmış ama fiiliyatta bir şey yok, sen onlara yardım ediyorsun. Telefon açtılar bana. ‘Selamünaleyküm.’ ‘Aleykümselam.’ ‘Mustafa hocam, seni aramızda görmek isteriz.’ ‘Estağfurullah, buyurun?’ ‘işte filanca.’ Ben açık, daha açık konuşayım ya. ‘Erbakan hocamız iftara geliyor.’ ‘Evet?’ ‘Kervansaray’da iftar programımız var.’ ‘Allah razı olsun. Teşekkür ederim.’ ‘Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sağ olsaydı Kervansaray’da iftar eder miydi’ dedim. Bana telefon açan da eski dervişlerden. O ilk önce oradaki iftar bir de paralıymış. O: ‘Ya’ dedi, ‘Yanlış anlama hocam’ dedi. ‘Senin ücretini biz ödeyeceğiz.’ Dedim dur ya! Dedim dur. Ben başka bir şey söylüyorum. Sen başka bir şey söylüyorsun dedim. Ya ben Kervansaray’da yemek yemek istersem benim param var, dedim. Gider ben Kervansaray’da yemek yerim, dedim. iftar da ederim, dedim. Dur dedim, dur. Ben başka bir şey söylüyorum sen başka bir şey söylüyorsun, dedim. Ben diyorum ki dedim Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sağ olsaydı Kervansaray’da iftar eder miydi? Kaldı bana telefon açan. Dedim özür dilerim, hakkını helal et. Ben dedim bu programa katılamam. Dedi ki bana, ‘senin için dedi hocamızın masasında yer ayırdık.’ Allah razı olsun. Teşekkür ederim dedim. Dedim Bursa’nın herhangi bir varoş mahallesinde dedim sokaklara dedim sofraları kursaydınız, muhterem hocamız da oraya gelseydi dedim, orada bir iftar olsaydı. Öyle ya!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2230-2233. Beyitler Şerhi

Ahiret hayatına dair ne söylenmektedir?

Yani o insanlar genel olarak dünya hayatını ahirete tercih ederler ya! ibrahim, ayet 3: “insanların büyük bir çoğunluğu dünya hayatını ahirete tercih ederler.” Yani ahiret hayatıyla hiç karşılaşmayacaklarmış gibi hayat yaşarlar. O yüzden burada da o çalgıcı da zir ve bem perdeleri arasında geldim gittim der. Bunlar normalde musikide ince ve kalın perdelerdir. Veyahut da şimdi böyle benim çok nota bilgim yok. Mesela işte do kalındır ya, işte si de incedir. Onu da nereden biliyoruz? Bizim Ali’den biliyoruz. “Si’den gir, si’den.” der bizim neyzene. Yani ince ses. E bir de kalın ses var. O normalde işte o çalgıcı da diyor ki ince ve kalın seslerin arasından gittik. Normalde biraz musîki kulağı olan veya biraz böyle âlem koşturan kimseler musiki kulağı varsa veya şarkı söyleyenler genelde seslerine bakarlar. Eğer sesleri normal düzgünse “Si’den gel” o “Si’den gir.” der. Yüksek volümde söyleyecek, herkes Si’den söyleyemez. Genelde pesten söylerler. Konuşuyormuş gibi söylerler. O konuşuyormuş gibi şarkı söylüyorsa onda hiç ses yok. Hani bunun en tipik örneği Arif Susam’dır. Muhabbet eder şarkı söylüyormuş gibi yaparken, konuşur. O normalde o herkesin tarzı. Bu çalgıcı da diyor ki: “Biz diyor kalınla ince seslerin arasında gittik geldik.” Yani burada tabi bunu böyle düz mantıkla anlarsak, yani çalgıcı kalın ve ince seslerin arasında gitti geldi. Ama tabii ben böyle anlamıyorum çalgıcıyı. Çalgıcı diyor ki: “Ben dünya zevklerinin içerisinde dolaştım. Ahiret hiç yaşanmayacakmış gibi geldi bana. Bu tip manevi hallerden de haberdar değildim. Ben o eğlenceden o eğlenceye gittim. insanları eğlendirdim, insanları aşka getirdim. Ben çalgımla kemanımı ağlattım musîki bilgimle, öylesine şarkılar söyledim. Hem ağlattım hem güldürdüm. Hem zevklendirdim hem neşelendirdim. Ama ben ahiret hayatı veyahut da Allah sevgisini tanımadım.” Harç ederek yele vermek çünkü ömrünü boş ve geçici şeylere harcadı. Boşa harcadı ömrünü. Yele vermek demek o, bizim ayıp söylemesi Bayındır tabiri. “Parasını yele verdi.” Yani parasını boşuna harcadı. “Ömrünü yele verdi.” yani ömrünü boşuna harcadı. Veyahut da bir iş var, “Tarlayı yele verdi.” Yani tarlayı sattı, parası gitti. “Evini yele verdi.” Evini sattı, parası gitti veyahut da işte eşini, çoluğunu çocuğunu yele verdi. Yani eşine, çoluğuna, çocuğuna bakmadı. Yele vermek, boş bedavaya harcamak. Allah muhafaza eylesin. O yüzden çalgıcı da diyor ki: “Ben ömrümü yele verdim harç ederek.” Bu ne? Ayet-i kerime, Enam 32: “Dünya hayatı bir oyun ve oyalanmadan ibarettir.” O dünya hayatını bu oyun ve oyalanmada yele verdi gitti. Dünya hayatını bedavaya harcadığını söyledi. Bu ne zaman dank etti? O fena halini yaşayınca dank etti. “Asıl,” dedi, “âlem ötedeymiş. Asıl hayat ötedeymiş. Asıl zevk, asıl neşe Allah’la fena olmaktaymış.” dedi. Bu sefer döndü, kendince pişmanlıklarını sıralıyor. O normalde çünkü o pişmanlık, o fena halini yaşayınca insan o güne kadar yaşamış olduğu ömrünü ömürden saymaz. Der ki: “Bugüne kadar yaşamamışım.” Der ki: “Bugüne kadar heva heves içindeymişim.” Der ki: “Bugüne kadar ben kendimi düzgün Müslüman zannediyordum, öyle değilmişim.” Veyahut da bir kimse düşünün, o güne kadar bir mürşitle tanışmamış. O gerçekten mürşidi sevdi. Oturdu. Onun hayatı değişti. ibadet lezzeti değişti. Zikrullah lezzeti değişti. O manaya bakışı değişti. Hatta işte o güne kadar bir sürü laf duyduydu: “Bu mürşitler şöyle, şeyhler böyle, tarikatlar böyle, şunlar şöyle, bunlar böyle.” Bir sürü dedikodu, gıybet, iftira, kulaktan dolma sistem bir taraftan, insanlar bir taraftan, ne bileyim işte arsızlar, hırsızlar, namussuzlar, şerefsizler, din düşmanları, islam düşmanları herkes bir şey söylüyordu ama o esnada o bir yola girdi. Bir baktı ki kalbinde değişik pırıltılar var. Artık onun zikrullahı başka bir tatta, onun namazı başka bir tatta. Dedi ki: “Ya bugüne kadar ben hiçbir şey yaşamamışım!” Bu o kimse dergaha yeni girdi daha, bir şeyhle yeni tanıştı daha, bütün hayatının rengi değişti. Veyahut da bir müddet böyle orada yaşarken hiç böyle bir manevi haller yoktu, bir çarptı manevi hal onu, onu uyandırdı. Dedi ki: “Eyy ben kaç yıldır tarikatın içindeyim, dergahın içindeyim! Asıl hayat şimdiymiş. Ben bugüne kadar çelik çomak oynamışım. Ben bugüne kadar dergahın içerisinde ‘yok ben baba dervişim, yok ben ana dervişim, yok ben eski dervişim, yok biz ne şeyhler gördük, yok bizim kaçıncı mürşidimiz bu, ha öyle değilmiş!” Onu bir an yaşayınca, o zaman o kimse asıl hakikatin kapısını araladı. Hakikatin kapısını araladı. O zaman anladı. O zaman o hali yaşayınca, o güne kadar geçen ömrünü yele vermişim dedi. Bu tarikat hayatı da dahil buna. Bir kimse o hal ile hallenince, fena halini yaşayınca, isterse üstadında yaşasın; üstadında fena hali yaşasa, o güne kadar olan tarikat hayatını hayattan saymaz. Der ki: “Ben bugüne kadar çelik çomak oynamışım. Dervişmiş gibi davranmışım. Seviyormuş gibi görünmüşüm. Bu öyle değilmiş” der. Üstatta fena olsa. Bir çıt üstü: Sonra üstat ona der ki: “Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine gözünü dikeceksin. Her halinde sünnet-i seniyyeye tabi olacaksın. Her halinde! Her adımında, her sözünde.” Bu sefer o Peygamberde fani olacak. O Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de fani olunca bu ne demek, bunun en başlangıcı? Baktığı yerde Hazreti Peygamberimizi görecek sallallahu aleyhi ve sellem i. “Ben yanlış mı görüyorum?” diyecek. Bir daha bakacak başka yere, orada da görüyor. Dağa bakacak, komple dağ Hazreti Peygamber Efendimizin suretinde olacak. Uludağ üzerine geliyormuş gibi zannedecek. Hani diyecek, “ben karıştırıyor muyum acaba?” Yukarı çıkacak güneşe, güneşin rengi solacak. Güneş Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin suretine bürünecek. Göğe bakacak, gökte kocaman Hazreti Peygamber sureti. Bakın, bunları kitaplarda okumanız mümkün değil. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde fena olanların yaşadığı haller. Bak, bardağın içerisinde dahi onu görecek, içemeyecek suyu. Fena hali. O zaman o kimse diyecek ki: “Bugüne kadar yaşadığım tarikat hayatı, tarik, . . .

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2190-2198. Beyitler Şerhi

Dünya hayatına dair ne söylenmektedir?

Yani o insanlar genel olarak dünya hayatını ahirete tercih ederler ya! ibrahim, ayet 3: “insanların büyük bir çoğunluğu dünya hayatını ahirete tercih ederler.” Yani ahiret hayatıyla hiç karşılaşmayacaklarmış gibi hayat yaşarlar. O yüzden burada da o çalgıcı da zir ve bem perdeleri arasında geldim gittim der. Bunlar normalde musikide ince ve kalın perdelerdir. Veyahut da şimdi böyle benim çok nota bilgim yok. Mesela işte do kalındır ya, işte si de incedir. Onu da nereden biliyoruz? Bizim Ali’den biliyoruz. “Si’den gir, si’den.” der bizim neyzene. Yani ince ses. E bir de kalın ses var. O normalde işte o çalgıcı da diyor ki ince ve kalın seslerin arasından gittik. Normalde biraz musîki kulağı olan veya biraz böyle âlem koşturan kimseler musiki kulağı varsa veya şarkı söyleyenler genelde seslerine bakarlar. Eğer sesleri normal düzgünse “Si’den gel” o “Si’den gir.” der. Yüksek volümde söyleyecek, herkes Si’den söyleyemez. Genelde pesten söylerler. Konuşuyormuş gibi söylerler. O konuşuyormuş gibi şarkı söylüyorsa onda hiç ses yok. Hani bunun en tipik örneği Arif Susam’dır. Muhabbet eder şarkı söylüyormuş gibi yaparken, konuşur. O normalde o herkesin tarzı. Bu çalgıcı da diyor ki: “Biz diyor kalınla ince seslerin arasında gittik geldik.” Yani burada tabi bunu böyle düz mantıkla anlarsak, yani çalgıcı kalın ve ince seslerin arasında gitti geldi. Ama tabii ben böyle anlamıyorum çalgıcıyı. Çalgıcı diyor ki: “Ben dünya zevklerinin içerisinde dolaştım. Ahiret hiç yaşanmayacakmış gibi geldi bana. Bu tip manevi hallerden de haberdar değildim. Ben o eğlenceden o eğlenceye gittim. insanları eğlendirdim, insanları aşka getirdim. Ben çalgımla kemanımı ağlattım musîki bilgimle, öylesine şarkılar söyledim. Hem ağlattım hem güldürdüm. Hem zevklendirdim hem neşelendirdim. Ama ben ahiret hayatı veyah, . . .

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2190-2198. Beyitler Şerhi

Münafıkların dünya hayatına karşı iman eksikliğine neden olduğu nasıl açıklanmaktadır?

Metin, münafıkların dünya hayatına karşı iman eksikliğine neden olduğu konusunda, onların dünya hayatına karşı imanın eksikliğinin neslinin bozulmasına ve toplumun çökmesine yol açtığını açıklamaktadır. Münafıklar, dünya hayatına karşı imanın eksikliğine neden olanlar olarak, toplumun çökmesine ve neslinin bozulmasına sebep olmaktadır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2148-2150. Beyitler Şerhi

Münafıkların neslinin bozulmasına nasıl neden olduğu açıklanmaktadır?

Metin, münafıkların neslinin bozulmasına neden olduğu konusunda, onların neslinin bozulmasına ve toplumun çökmesine sebep olmalarını açıklamaktadır. Münafıklar, neslinin bozulmasına ve toplumun çökmesine sebep olmaları için, faiz, enflasyon, vergi ve diğer ekonomik faktörlerin etkisiyle neslinin bozulmasına neden olmaktadır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2148-2150. Beyitler Şerhi

Münafıkların neslinin bozulmasına neden olduğu ekonomik faktörler nelerdir?

Metin, münafıkların neslinin bozulmasına neden olduğu ekonomik faktörler konusunda, faiz, enflasyon, vergi ve diğer ekonomik faktörlerin etkisiyle neslinin bozulmasına neden olmalarını açıklamaktadır. Bu faktörler, neslinin bozulmasına ve toplumun çökmesine sebep olmaktadır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2148-2150. Beyitler Şerhi

Münafıkların neslinin bozulmasına neden olduğu toplumsal etkiler nelerdir?

Metin, münafıkların neslinin boz, neslinin bozulmasına neden olduğu toplumsal etkiler konusunda, faiz, enflasyon, vergi ve diğer ekonomik faktörlerin etkisiyle neslinin bozulmasına neden olmalarını açıklamaktadır. Bu faktörler, neslinin bozulmasına ve toplumun çökmesine sebep olmaktadır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2148-2150. Beyitler Şerhi

Münafıkların cezası nedir?

Münafıklar cehennemin en alt tabakasındadırlar. Nisa, ayet 145. "Kıyamet günü insanların en şiddetli azaba uğrayacak olanları münafıklardır." Ahmet bin Hanbel. Allah muhafaza eylesin. Amin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2120-2123. Beyitler Şerhi

İnsanın ölümüne ne dair bir açıklama vardır?

Güz yağmuru vurunca, işte sonbahar geldi, yaprak döküldü, kış geldi, "Selamünaleyküm, elveda" diyeceğiz, bu dünyadan göçüp gideceğiz. Bir güz yağmuru bize vuracak ama ne zaman vuracak, nasıl vuracak?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2041-2043. Beyitler Şerhi

Mahşer ne anlama gelir?

Mahşer ayrı bir hayat standardı. Mahşer, çünkü öyle, kimisine çok hızlı, kimisine çok yavaş. Kimisi hızla mahşerde yürüyüş alanını bitirip hesap yerine uğrayacak. Hatta bazıları hesap yerine uğramadan direkt cennetlik olacak. Bir hesabı görülecek olanlar var, bir de hesabı görülmeyecek olanlar var. Hesabı görülmeyecek olanlar da direkt ordan uyandıkları gibi hızla, onlar da maneviyatına göre, hızları da değişik.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2041-2043. Beyitler Şerhi

Hesap yerine uğramadan cennetlik olabilir mi?

Hatta bazıları hesap yerine uğramadan direkt cennetlik olacak. Bir hesabı görülecek olanlar var, bir de hesabı görülmeyecek olanlar var. Hesabı görülmeyecek olanlar da direkt ordan uyandıkları gibi hızla, onlar da maneviyatına göre, hızları da değişik.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2041-2043. Beyitler Şerhi

İnsanlar kabirden sonra ne yaşarlar?

Kabirden mahşere insanlar uyanacaklar. Mahşer ayrı bir hayat standardı. Mahşer, çünkü öyle, kimisine çok hızlı, kimisine çok yavaş. Kimisi hızla mahşerde yürüyüş alanını bitirip hesap yerine uğrayacak. Hatta bazıları hesap yerine uğramadan direkt cennetlik olacak. Bir hesabı görülecek olanlar var, bir de hesabı görülmeyecek olanlar var. Hesabı görülmeyecek olanlar da direkt ordan uyandıkları gibi hızla, onlar da maneviyatına göre, hızları da değişik.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2041-2043. Beyitler Şerhi

Dünya hayatının ziynetini ahirete tercih etmek ne demektir?

O zaman siz bu dünya hayatını isteyince dünyanın şatafatına, şatahatına kandınız, dünyanın debdebesine kandınız, dünyanın gösterişine kandınız, dünyanın altınına, makamına, mevkisine kandınız, dünyanın şakşakına kandınız. Ona kanınca da siz ahireti terk ettiniz. Ahireti unuttunuz. Oh, ne kadar güzel, etrafınızda pervane dönen hizmetkârlar, devasa lüks villalar, hanlar, hamamlar arabalar, katlar, yatlar, paralar pullar, havada uçuşuyor, hesabını bilmiyorsunuz. E böyle olunca dünya hayatının ziynetini, ahirete tercih ettiniz. Öyle olunca siz bu dünyaya ait olan gama ve neşeye bakıyorsunuz çünkü dünya hayatının ne gamı ne de neşesi sufi için büyütülecek bir şey değildir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2005-2011. Beyitler Şerhi

Dünya neden kan revan ve zulümle dolu?

Kalmadığından dolayı dünya kan revan ve zulümle dolu. Karanlığın içerisinde dolaşıyor. Ne Hristiyanı doğru Hristiyan ne Yahudisi doğru Yahudi ne de Müslümanı doğru Müslüman. Böyle olmayınca dünya kan gölü oldu, dünya zulüm yeri oldu. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1985-1987. Beyitler Şerhi

Cenab-ı Hak seni kıymetlendirdiğinde ne hissetmeliyiz?

Hamd edesin, şükredesin, sen onun normalde sana vermiş olduğu değerin kıymetini bunu idrak edesin, bunu bilesin. O değer, o kıymet karşısında hamdini ve şükrünü arttırasın diye seni değerlendirdi ama sen bunun hamdini, şükrünü bilemedin, gaflete düştün, sen şeytaniyete düştün, heva hevesine düştün, yavaş yavaş kendini uzaklaştırdın, farkında değilsin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1960-1964. Beyitler Şerhi

Dünya ve ahiret korkusunu kimlerden alır?

Dünya ve ahiret korkusunu, dünya ve ahiret kaygısını, dünya ve ahiret üzüntüsünü o arkaya atmıştır. O gerçek manada özgür, gerçek manada kurtuluşa erenlerdendir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1927-1931. Beyitler Şerhi

Dünya, para, mide ve kadın esiri olmak ne sonucu doğurur?

Dünyanın esiri olan helak oldu, dirhemin esiri olan helak oldu, midesinin esiri olan helak oldu, kadının esiri olan helak oldu. E şimdi neden helak oldu? O dünya sevgisinden dolayı helak oldu. Ya dirhem? O para sevgisinden dolayı helak oldu. Öbürkü? Midesinin esiri oldu. Çok yiyicek illa ki. Öbürkü de kadının esiri oldu. ‘Bu gece de mi ders var! Beni bırakıp derse mi gidiyorsun şimdi! Gitme kal’ Ulan adam evlenirken derviş de oldu, evlendikten sonra derste yok! Beni görünce diyor ki ya efendim, hakkını helal et, hanım çok zorluyor evde, gelemiyorum derslere.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1825-1840. Beyitler Şerhi

Allah yolunda can vermek ne anlama gelmektedir?

Şüphesiz ki Allah cihat eden müminlerin canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu Allah’ın Tevrat’ta, incil’de ve Kuran’da olan gerçek vaadidir. Allah’tan daha fazla kim ahdine vefa gösterir? Öyleyse yaptığınız bu alışverişe sevinin. işte büyük kurtuluş budur. işte o can vermek, koşmak, şehitlik yolunda yürümek ama bu bir sefer bakın o kimse şehit oldu, Cenab-ı Hak onu ne yaptı? Cennetin baş köşesine otutturdu. Bunun suficesini düşünün. Yani o kimse o zaman bir sefer can vermekle cennete gittiyse bir sufi nefisle mücadelede her gün can alıp vermede. Dünyayla mücadelede her gün can alıp vermede. Onun işi o yüzden zor diyorum. Her gün, her an, gönlümdeki putları yıkmak için savaştım. O şehitler ki bir kez canını verdi cenneti aldı. Ben ise nefisle mücadelede her nefeste öldüm dirildim.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1750-1752. Beyitler Şerhi

Allah’ın sevdiklerinin kalplerinde ne olur?

Allah’ın sevdiklerinin kalpleri yumuşak olur. Allah’ın sevdiklerinin kalbinde zikrullah olur. Allah’ın sevdiklerinin kalbinde tövbe olur. Allah’ın muhabbet besledikleri ancak Allah’ın yolunda olur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1712-1714. Beyitler Şerhi

Ahiret ekinini istersen ne olur?

Sen ahiret ekinini istersen ahiretlik ameller işler, ahiretlik amellerle haşır neşir olursan Allah diyor ki ben onu arttırırım. Allah en az birebir vermez, bire on verir, en az vermesi. Allah bire on verir, bire yüz verir, bire yedi yüz verir, bire sayısız verir. O verirken kimse onu hesaba kitaba tutamaz. O verdiklerinden sorumlu da değil.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1642-1649. Beyitler Şerhi

Ahiretlik çalışırsan ne olur?

Ahiretlik çalışırsan Allah seni mükafatlandırır ama sen dünyalık çalışırsan o zaman diyor ki ona dünyadan da veririz biz, burda arttırırız demiyor. Ahirette arttırıyor. Ahiret işini arttırdı. Onun keyfiyeti ile alakalı, kem’iyet yok, sayısallıkla yok orda.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1642-1649. Beyitler Şerhi

Ahiretlik ekin ne demek?

Ahiretlik ekin, ahiretlik. Şöyle yüzünüz gözünüz manada pırıl pırıl olsun. Duam bu. Her üstat sufileri ile övünmek ister. Sufileri ile övünmek ister. Boynunun bükülmesini istemez. inşallah, ahiretlik ekelim inşallah. inşallah. Söz mü herkesten? inşallah. Bütün kardeşler adına, sizin verdiğiniz sözü öyle kabul ediyorum. Allah bizi affeylesin inşallah. Ahiretlik ekersek ahiretlik biçeriz. Dünyalık ekersek dünyalık biçermez.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1642-1649. Beyitler Şerhi

Adem yeryüzüne gönderildiğinde ne amaçla?

Adem yeryüzüne ağlamak, inlemek mahzun olmak için gönderilmiş. Adem öyle gönderildiyse biz hayda hayda ağlamaktan gözümüzden asla ve asla hiç yaş eksilmemesi lazım.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1634-1638. Beyitler Şerhi

Adem’in ağlaması, utanması, dua edip yalvarması, pişmanlık duyması ve bu manada kederlenmesi neyi ifade eder?

Kelimelerden burdan kasıt, Adem aleyhisselamın ağlaması, utanması, dua edip yalvarması, pişymanlık duyması mağfiret dilenmesi ve bu manada kederlenmesi. Kelimelerden burdan kasıt bu. Hani Allah’a yalvarış kelimeleri, Allah’a dua kelimeleri, Allah’ı zikir kelimeleri, bunların hepsini Cenab-ı Hak Adem’e öğretti.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1634-1638. Beyitler Şerhi

Yeryüzü ne tür bir yerdir?

Yeryüzü öyle çok gülme yeri değilmiş, çok keyif yeri değilmiş. Yeryüzü ağlama yeriymiş, keder yeriymiş. Yeryüzü mahzun olma yeriymiş.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1634-1638. Beyitler Şerhi

Tövbe suresi, ayet seksen ikide ne söylendi?

Yaptıklarının cezası olarak bundan böyle az gülsünler çok ağlasınlar. Az gülsünler, çok ağlasınlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1634-1638. Beyitler Şerhi

Allah’a itaat edenlerin mükafatı nedir?

Kim Allah ve Resulüne itaat eder ve salih amel işlerse ona da mükâfatını iki kat veririz. Ayrıca biz onun için üstün bir rızık hazırladık. Demek ki ne yapacak? Allah ve Resulüne itaat edecek. Salih amel işleyecek ve Cenab-ı Hak ona iki kat mükafat verecek. iki kat mükafat verecek. Bunlar Allah’ın vadi hak, bunlar Allah’ın müjdesi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1628-1629. Beyitler Şerhi

Cahil ve gaflet ehli olanların ruhları nasıl davranır?

Cahil ve gaflet ehli olanların ruhları, içleri, nefisleri bu dünya zevkine, bu dünya şatafatına ve şatahatına aldanır ve onlara dar gelmez bedenleri. Ona bu dünya tatlı geldi çünkü. Eğer ebedi olan ahiret alemini tanısaydı, ebedi olan cennet hayatını tanısaydı, ebedi olan ebedi bir şekilde beraber olacağı peygamberlerin ruhaniyetlerini ve nuraniyetlerini tanısaydı ve ebedi olan Allah’ın nurunu ve sıfatlarını tanımış olsaydı, onun ruhuna beden dar gelecekti. O yüzden onları tanımış olsaydı hep tabiri caizse onun gözü ölüm kirişinde olacaktı. Diyecekti ki ölüm bana ne zaman gelirsen gel, yok böyle olmadıysa o zaman o kimseye, bu beden onun ruhuna dar gelmeyecekti. O çünkü kendince heva ve heves hayatın içerisinde yaşamaktan tat alacaktı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1525-1534. Beyitler Şerhi

Adem’in günahı üzerine nasıl bir tutum vardır?

Adem ise ‘zalemna enfüsena’ dedi, bizim gibi Hak’kın fiilinden ga- Ne dedi Adem? O işte ağaca yaklaştı, yok o elmaya yaklaştı, yok o buğdaydan yedi, yok işte varlık kökenini gördü, herkes bu konuda bir şey söylüyor ya, Cenab-ı Hak ona dedi ki yaklaşma bu bölgeye, yasak. Kimisi diyor ki bir bölge yasaktı, o bölgeye yaklaştı, herkes bu konuda bir fikir üretiyor. Çok bunun teferruatına girmesine gerek yok, Allah demiş ki buna bir şeye yaklaşma demiş. Ha tamam, bitti, bu kadar. Cenab-ı Hak hiç bir şey olmamış olsa, dese ki bu bölgeye yaklaşma, yaklaşmayacaksın. Adem normalde Allah’ın emrini bu noktada yerine getiremeyince dedi ki ben nefsime zulmedenlerdenim. Demedi ki bunu sen benim kaderime yazmışsın, ben bunu işledim. Demedi ki ben normalde benim alnıma yazdığını ben işledim. Benim ne suçum var demedi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1480-1490. Beyitler Şerhi

İnsan nefretliyse etrafına nasıl bakar?

Eğer nefret var ise o kimse o zaman nefret gözlüğü taktıysa nefretle bakar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1330-1339. Beyitler Şerhi

Kadın fuhuş yapmışsa ne söylersiniz?

Bir kadın fuhuş yapmış olsa kadın şunu der, herkes fuhuş yapıyor zaten.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1330-1339. Beyitler Şerhi

Kusurluysan etrafa nasıl bakarsın?

O zaman sen kusurluysan etrafa hep kusurlu bakarsın, hep kusur görürsün etrafta.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1330-1339. Beyitler Şerhi

Kendini görmeyenler ne yaparlar?

Kendini görmeyenler, kendini bilmeyenler, etrafta hep eksik ve kusur ararlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1330-1339. Beyitler Şerhi

Dünya neden hasta ve mahpus sayılır?

Dünya hasta ve mahpus olunca, hastanın fani olmasına şaşılır mı? O zaman dünya fani. Dünya fani olduğu için geçici, içerdeki her şey de geçici. insanlar da geçici, insanlar da fani. Hepimiz bu dünyada gelip geçici, birer faniyiz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1286-1296. Beyitler Şerhi

Ölümle yüzleşme ne anlama gelir?

Yani elimi ayağımı alana, yüzümün rengini uçurana, kuvvetimi giderene, çehremi bozana uğradım. Yani ölümle yüzleştim, ölümle karşılaştım. Ancak onlar bu insanları bu hale getirir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1263-1275. Beyitler Şerhi

Adem aleyhisselamın şeytandan üstünlüğü nedir?

Adem’in şeytandan üstünlüğü şu; Adem hatayı, kazayı kendi nefsine aldı. Dedi ki bunu sen emredip ben yaşadım demedi. Bu cebriye olurdu. Bunu sen yazdığın için yaşadım deseydi cebriye olurdu. Sen yazdığın için bu geldi benim başıma deseydi, farklı türlü baksaydı bu kaderiyle olurdu. Dedi ki bunu ben yaptım, sen bana buraya yaklaşma dedin, ben nefsime uydum yaklaştım dedi. Hatayı kusuru kendisine aldı. Şeytan kendisine almadı. Şeytan kendisine aldırmaz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1250-1263. Beyitler Şerhi

Ahiret ve cehennem hakkında ne söylendi?

Ey Müslüman, ey mümin! Bu dünya gelip geçici. insanlar gelip geçici. Asıl uğraşmanız gereken, asıl çaba sarf etmeniz gereken, ahiret âlemidir. Ahiret için yaşamaktır. Gelin kur’an ve sünnete sımsıkı yapışın. Kur’an ve sünnetin yaşanması ve yaşatılması için mücadele edin. Ölüm haktır ama elliyaşında ama atmış yaşında ama yetmiş yaşında ama seksen yaşında ama yüz yaşında. Kaç yıl yaşarsan yaşa, ölüm sana gelip bu dünyadan seni alıp götürecektir. Bu dünya ile işin zamanlıdır. Belli bir mesafesi vardır. O zaman, o mesafe bitince, bu dünyadan göçüp gideceksin. Nereye? Ebedi aleme. Ya ebedi alemde ebediyen cehennemde yaşayanlardan olacaksın ya da ebedi alemde cennette yaşayanlardan olacaksın ya da ebedi alemde Cemalullah’ı seyrederekten Cemalullah perdesinde yok olup gideceksin. Hiçliği bulacaksın, cemalden cemale, cemalden cemale, cemalden cemale geçeceksin. Yol senin. Ya cehenneme doğru yol alırsın, bütün günah ı kebairleri işleyerekten, bütün zulümleri işleyerekten ve kendi kendini zulme daldıraraktan, evet. Kendi kendini zulme daldırırsın. kendi kendini zulmün içerisinden çıkarmazsın. Allah sana hidayet etmez o zaman. Sen normalde eğer Allah’ın bu noktada hükmüne, hukukuna bakmazsan, Allah’ın hükmüne, hukukuna bakmazsan, sen hidayete eremezsin. Sonra da Allah’ı suçlarsın. Allah’ı suçlama. Cebriyeci olma. Allah büyük günahları ısrarla işlemeye devam edip tövbe etmeyen ve tövbe etmemekte ısrar edenlere hidayet eylemez. Allah zalimliklerine devam eden zalim bir hakim, zalim bir siyasetçi, zalim bir devlet başkanı, zalim bir belediye başkanı, zalim bir muhtar, zalim bir anne, zalim bir baba, zalim bir öğretmen, zalim bir komşu, zalim bir tüccar, önemli değil mesleği ve meşrebi, eğer o kimse zalimliğine devam ediyorsa, Allah ona hidayetle hidayelendirmez.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 992-1007. Beyitler Şerhi

Dünya sevgisi neden bir kötülüğün başıdır?

Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri hadis i şerifte buyurdu ki dünyayı sevmek, her kötülüğün başıdır. Hadis i şerif devam eder ya bir şeyi sevmen, seni başka şeylere karşı kör eder ve sağır eder der. Bir kimse bir şeyi severse, bir şeye aşık olursa, başka şeylere karşı kör ve sağır olur. Eğer sevdiğin dünya ise sen ahirete karşı kör ve sağır olursun. Eğer senin sevdiğin yok Allah ise o zaman dünyaya kör ve sağır olursun. Eğer senin sevdiğin, Allah’ın Resulü ve Allah Resulü’nün, Allah’ın ve Resul’ünün dostları ise sen diğer başka şeylere karşı kör ve sağır olursun ama yok sen dünyayı seversen, heva hevesini seversen, sen şeytanın vesvesesini seversen, sen ahirete Allah’a karşı, Resulüne karşı, Allah dostlarına karşı kör ve sağır olursun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 987-991. Beyitler Şerhi

Yoksulluk havası olan bir insanın dünya denizine batıp batmadığına dair ne söylendi?

İşte yoksulluk havası oldukça insan, dünya denizine batmaz, o denizin üstünde durur. Bütün bu dünya onun mülkü olsa, bu mülk gözünde hiçbir şey değildir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 987-991. Beyitler Şerhi

İmtihanın en zorudur ne demektir?

O çünkü sebepler dairesinde ne yazık ki son nefesini verinceye kadar bu dünyanın karanlığını, bu dünyanın zulmetini, bu dünyanın ne yazık ki sebeplerini yaşamak zorundadır ki bu imtihanın en zorudur. Bakın bu imtihanın en zorudur. Çünkü o, bir üveyik kuşu gibi sevgilisine koşmak ister, fütursuzca. Aslında o bir anka kuşu gibi kaf dağının arkasında, sevgilisiyle her an hemhal olmak ister. Ama gel gör ki kader onu bağlar, ayağını dünyaya ve bir serçe kuşun tuzağa girdiği gibi inim inim inler, dünya tuzağının içerisinde.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 910-916. Beyitler Şerhi

Ruh nereye gider?

Ruh da kendisine ait olan makama çıkar. Ruh mesela dünyada kalıcı olmaz veya ruh kabre gömüldüğünde oradaki kabirde kalmaz. Neden? Bu dünyaya ait değildir çünkü. Bu dünyaya ait olan bedendir. O zaman bu düny ya ait olan her şey aslına rücu edecek yine dünyada kalacak, bunun gibi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 870-887. Beyitler Şerhi

Dünya müminler için ne gibidir?

Dünya müminler için zindan, kafirler için cennet gibidir diyor ya bu da onun gibi bizim de ne yaparız biz de bu dünya zindanından her nefes alıp verdikçe, bizi bu dünyadan kurtuluşa doğru götürür. Aslında her nefes biz ahirete yaklaşmaktayız.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 870-887. Beyitler Şerhi

İnsanlar neden ölümü korkarlar?

Bize de ölüm gelir. Bu dünya anne karnı gibidir bize. Biz bu dünyada yaşarken kendi kendimize deriz ki ne kadar rahat bir hayat yaşıyoruz? Oysa bu dünyadan dışarı çıkmak ölüm ya, yani kabir alemi, yani mana alemi, yani cennet, yani arşı ala, yani levh-i mahfuz. Bir çıt dışarı, bir çıt dışarı çıkmak ölüm gözümüzde korkutur bizi. Oysa bu dünyada her gün ölüp ölüp dirilmekteyiz biz. Onca ızdırabın, onca sıkıntının, onca derdin, onca çilenin içerisinde binbir kez ölüyoruz ama dünyanın süsü, dünyanın şatafatı, dünyanın algısı bizi aldatıyor. Biz zannediyoruz ki biz bir cennet hayatı yaşıyoruz burda? Değil. Burası cennet hayatı değil. Burası La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyenler için cennet hayatı değil. Düşünebiliyor musunuz? Altı milyon Suriyeli evinden oldu. Nerde cennet hayatı? Ne kadar Iraklı evinden oldu belli değil. Ne kadar Pakistanlı, Afganistanlı, Keşmirli, Bangladeşli kimseler, nerelere göç ettiler bu dünyada belli değil. Günde kaç tane Müslüman öldürülüyor belli değil. Bunun çetelesi tutulmuyor. Bunun çetelesini tutan yok. Dünya Müslümanlar için cehennem hayatı. Her gün Suriye’de Müslümanlar öldürülüyor. Her gün Irak’ta Müslümanlar öldürülüyor. Her gün Filistin’de Müslümanlar öldürülüyor. Her gün herhangi bir islam ülkesinde Müslümanlar öldürülüyor, katlediliyor. Herhangi bir islam ülkesindeki Müslüman kadınların ırzlarına geçiliyor, tecavüz ediliyor, satılıyor, zorla tecavüz ediyorlar. Bosna’da yaptıklarını bütün islam ülkelerinde yapıyorlar. Irak’ta yaptılar. Küçücük kasabaların top sahalarına bütün kadınları topladılar, sırayla tecavüz ettiler. Suriye’de yaptılar, Afganistan’da yaptılar, Keşmir’de yapıyorlar, Filistin’de yapıyorlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 790-799. Beyitler Şerhi

Müslümanlar neden cehennem hayatı yaşıyorlar?

Dünya Müslümanlar için cehennem hayatı. Her gün Suriye’de Müslümanlar öldürülüyor. Her gün Irak’ta Müslümanlar öldürülüyor. Her gün Filistin’de Müslümanlar öldürülüyor. Her gün herhangi bir islam ülkesinde Müslümanlar öldürülüyor, katlediliyor. Herhangi bir islam ülkesindeki Müslüman kadınların ırzlarına geçiliyor, tecavüz ediliyor, satılıyor, zorla tecavüz ediyorlar. Bosna’da yaptıklarını bütün islam ülkelerinde yapıyorlar. Irak’ta yaptılar. Küçücük kasabaların top sahalarına bütün kadınları topladılar, sırayla tecavüz ettiler. Suriye’de yaptılar, Afganistan’da yaptılar, Keşmir’de yapıyorlar, Filistin’de yapıyorlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 790-799. Beyitler Şerhi

Yeryüzünü yaşamaya elverişli kılan kimlerdir?

Yeryüzünü yaşamaya elverişli kılan, yeryüzünü yaşanabilir hale getiren iyi insanlardır. iyiliklerdir. iyi insanlar ve iyilikleri yeryüzünü yaşanılır hale getirir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 746-749. Beyitler Şerhi

Müminin en fazla seveceği kimdir?

Mümin birinci derecede en fazla Allah’ı sever. ikinci derecede Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sever.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 725-726. Beyitler Şerhi

Kafirlerin siccin cinsinden olduklarını neden belirtmektedir?

Kafirler ‘siccin’ cinsinden olduklarından, dünya zindanına rahat rahat gelmişlerdir. Peygamberler de illiyyin cinsinden olduklarından, can ve gönül, iliyyine doğru gitmişlerdir. Bu sözün sonu yoktur fakat biz yine dönüp o hikayeyi tamamlayalım.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 644-653. Beyitler Şerhi

Kötülerin yazısı muhakkak siccindedir mi?

Mutaffifin, ayet 7: ‘Kötülerin yazısı muhakkak siccindedir.’ Sufilerin biraz böyle eşariliği, biraz böyle cebriyeye yakınmış gibi konuşurlar. Böyle orda ince bir perdede dururlar. Hz.Pir de de bu noktada ince bir perde var.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 644-653. Beyitler Şerhi

Kafirler ahiret işlerinde cebridir mi?

Kafirler de onlara da ahiret cebridir. Zor gelir onlara ahiret işlerini yapmak. O yüzden normalde kendi kendilerini o böyle ahiretle alakalı, kendilerine çok zor gelir her şey ama bir de başka bir cenahtan bakarsan onların ahiret hayatları yaşamaları da cebridir. Nasıl peygamberlerin dünyaya gönderilmeleri cebri ise kafirlerin de ahiret hayatını yaşamaları cebridir. O normalde ahiret hayatı mümine de cebridir. Herkes yaşayacak ama mümine ahiret hayatı ihtiyari gelir. ister ahiret hayatını. Kafir de dünya hayatını ister.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 640-643. Beyitler Şerhi

Kafirlerin ahiret hayatlarını yaşamaları cebridir mi?

Kafire ise cebridir. Mecbur yaşayacak ahiret hayatını. istemese de yaşayacak, nefret etse de inanmasa da yaşayacak ahiret hayatını ama dünya hayatı onun istediği bir yer. O dünya hayatını yaşamak istiyor. Bakın bu ihtiyari, burda dünya hayatını dünyanın tadını çıkara çıkara dibini çıkara çıkara yaşadığı için ahiret hayatını hiç sevmediği, hiç düşünmediği için cezalandırılacak ama mümin ise dünyada ahireti düşünerekten kendi ihtiyariyle, bakın kendi ihtiyari ile zorlama olmadan bir cebriye olmadan iman edip, islamın emrettiği şeyleri yaşamaya çalışacak. Öyle çalışıyor. Böylece ahireti onun ne oldu? ihtiyar i oldu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 640-643. Beyitler Şerhi

Peygamberlerin dünya hayatları mecburiyettir mi?

Peygamberlerin hepsine de dünya hayatı mecburiyettir. Aslında ona bakarsan bütün insanlar için dünya hayatı mecburiyettir yaratılanlar ama peygamberler dünya hayatı yaşamak istemezler. Onların da ahiret hayatları, kendi ihtiyaridir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 640-643. Beyitler Şerhi

Gerçek iman sahibi olanlar ne yaparlar?

Bilseler ki ebediyen cehennem yanacak orada, ve ebediyyen cennetin kapıları kapalı olacak. Yine de onlar ibadete devam ederler. Allah’ı tanımaya ve tanıtmaya ibadet ederler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 223-227. Beyitler Şerhi

Zina edenler tövbe etmezlerse ne olur?

Zina edenler tövbe etmezlerse, zina etmiş, hani böyle köpekler vardır ya cinsel ilişkiye girmiş, cima etmiş ve köpekler kendilerince utanırlar ama birbirlerinden ayrılamazlar. Sokaklarda dolaşırlar. Şimdi köpekleri de göremiyoruz artık biz de sokaklarda. Aynı diyor köpekler gibi haşrolunur mahşerde zina edenler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 114-120. Beyitler Şerhi

Dünya hayatı ve ahiret hayatı arasındaki ilişkiyi nasıl açıklayabilirsiniz?

Dünya hayatı, ahiret hayatının yanında birkaç saatlik bir zaman dilimi kalır. Birkaç saatlik bir dilim! Yani aslında dünya hayatı diye gördüğünüz çok uzun hayat, ahiret hayatı nisbetinde, birkaç saatlik, daha ilerisi! Güneşin samanyolunun etrafında dönüşünü yaratıldığından beri tamamlayamadığını biliyor musunuz? O zaman güneşin bir yılı daha tamamlanamadıysa, siz dünya hayatının, güneş yılına göre ne kadar zaman birimine tekabül ettiğini hesaplayabiliyor musunuz? Işığın hızı saatte kaçtı? Saniyede üçyüzbin.

Saniyede üçyüzbin kilometre hızla gidiyor. Dünya hayatına, ışık hızıyla bakarsanız, herhalde dünya hayatınız sizin bir saniye falan tutar mı? Tutmaz herde, saniyede üçyüzbin kilometre gittiğine göre tutmaz. Tutmaz!

Dünya hayatı dediğiniz şey. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin deyimi ile göz açıp kapatmak kadar. O zaman göz açıp kapatmak kadar olan bu dünya hayatını ve içinde yaşananları, Hz. Mevlana diyor ki bir hayalden gör bunu. Nasıl rüyanda kolun kırıldığında, uyandığında kolunun kırıklığının acısını hissetmiyorsan, bu dünya hayatı da böyle geçecek. Tabii bunu böyle algıladığınızda, böyle algılamaya başladığınızda, sizin için dünya hayatının, dünya yaşantısının hiçbir hükmü kalmıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 71-78. Beyitler Şerhi

Ahsen-i takvim nedir?

Sonsuz bir zaman dilimi. Peki! Şimdi insan sadece bu dünya ile alakalı değil, insanın bir de öte alem diye nitelendirdiğimiz ahiret hayatı var. O zaman insan için ahiret hayatının da bir sonu var mı? Yok. Ahsen-i takvim üzerine yarattı. Ahsen-i takvim dediğinizde o zaman sonsuz bir şekilde o takvim devam edecek.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Kendini Bilmek

İki Müslüman gurup birbirine savaş açtıysa ne yapılmalıdır?

İki Müslüman gurup birbirine birisi savaş açtı birisine, o savaş açılan kimse, onlar o savaşmaktan vazgeçinceye kadar savaşmakla emrolunur. Bir Müslüman topluluk bizim topluluğumuza savaş açtı, bizim onlara savaşla cevap vermek hakkımızdır, vermemiz gerekir. Onlar savaştan geri çekilirler ise biz onların aleyhine yol aramayız. Biz savaşmayız. İki Müslüman kardeş de ya araları bulunur ya da ilk savaş açana karşı taraf savaş açar ya da o kimse der ki ben seninle savaşmak istemiyorum ama hala da savaşmak istiyor.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Bencillikten Uzak Durmak

Savaş açanlar geri dönerse ne yapılmalıdır?

O savaş açanlar savaşlarından vazgeçerlerse biz de onları affederiz. İki Müslüman kardeş de ya araları bulunur ya da ilk savaş açana karşı taraf savaş açar ya da o kimse der ki ben seninle savaşmak istemiyorum ama hala da savaşmak istiyor. O zaman savaşmak mecbur olur. İşte eğer geri dönerlerse o Müslüman ne yapacak? Kinini yenecek, onları affedecek. Çünkü onlar af dilemişler, özür dilemiş. Af dileyen, özür dileyenin aleyhinde yol aranmaz ama af dilemezse özür dilemezse mücadeleye ve savaşmaya devam ediyorsa onunla savaşmak hak olur. Bakın onunla savaşmak halk olur ve eğer mücadeleden geri dönerler, savaşmaktan geri dönerler af dilenirlerse onlar affedilir.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Bencillikten Uzak Durmak

Dünya ve ahiret arasında nasıl bir ilişki kurulmalıdır?

Olsun i, ve i duna sımsıkı sabit durun. Yalnız sana ibadet eder yalnız senden yardım dileriz bu düstur fatiha’da söylediniz bu düstur sımsıkı yapışın, ve bilin ki Allah müminlerin velisidir dostudur Allah inananların yanındadır, ve ları başarıya ulaştırır ve Allah inananları menziline kavuşturur buna inanın dine maddesel bakmayın kendi nefsimiz, ve topluluğumuz için söylüyorum buraya dünyevi bakmayın. Bu topluluğa dünyevi olarak yaklaşmayın bu topluluğun sizin paranız da pulunu da makamında mevkisinde gözü yok bu topluluk. Sizden bir istemeyecek andırmayan da.

Kaynak: Regaib Kandili Sohbeti – 02.01.2025

Kıyamete kadar acısı sürecek 10 Muharrem, Hz. Hüseyin Efendimizin şehid edilişi nedir?

Kıyamete kadar acısı sürecek. konusunda Mustafa. Özbağ Efendi. ‘nin değerli sohbetlerinden derlenen bu içerik, kıyamete kadar acısı sürecek hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Kıyamete kadar acısı sürecek Hakkında Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretlerinin sağlığında. Bunlar yaşandı ardından Hz Ebubekir efendimiz geldi. Onun sağlığında da. Bunlar yaşandı ardından Ömer radıyallâhu anh. Hazretleri ardından Osman radıyallâhu anh. Hazretleri ardından. Hazreti Ali radıyallâhu anh. Hazretlerinin Hilafet deri döneminde bir problem yok. Aşure ayı ile alakalı aşure günü ile alakalı bir sıkıntı yok ardından haz Hasan Radıyallahu an. Hazretlerinin 6 aylık bir halifelik dönemi var. Sonra o halifeliğini. Muaviye adına halifelikten çekildi muaviye’nin, fakat. Yezit Bu esnada oğlu. Yezit biatları topluyor, ama hazr Hüseyin Efendimiz yezid’e biat etmiyor. Henüz daha. Muaviye sağ Bu arada bir kısım valiler Mekke Valisi Medine Vadisi yezid’e biat etmiyor. Henüz daha ne zaman. Muaviye vefat ediyor. Muaviye vefat edince artık. Yezit şiddeti arttırıyor. Herkesin kendisine biat etmesini istiyor kendisine biat etmede biat toplamada gevşeklik yapan valileri görevden alıp kendisine otomatikman gözü kapalı Hak hukuk tanımadan Hak hukuk tanımadan tekrar. Altını çiziyorum Hak hukuk tanımadan kendisine biat eden insanları vali olarak atamaya başlıyor. Bunlar yak deyince yakıyorlar yık deyince yıkıyorlar. Bunlar Normalde direkt Kur’ân, ve sünnete bağlı değil bunlar direkt. Yezide bağlı bu harâmmış bu helâlmi bu zulüm müş buna bakmadan. Yezide intisap etmiş biat etmiş. Vali, ve komutanlar atamaya başlıyor, ve zulüm de o zaman başlıyor zaten tabii hazre Ali efendimizin e sonradan devlet başkanlığı yaptığı küfe bu konuda önemli bir. Merkez orada herkes. Hazreti Ali efendimizi seviyor haz Hasan’ı seviyor E tabii Hasan radıyallâhu anh. Hazretleri orada halifeliği bıraktı, ama haz Hüseyin efendimizi. Hepsi de çok seviyorlar, ve Hz. Hüseyin efendimize 30.000’e yakın mektup gönderiyorlar gel biz sana. Biat edeceğiz diye. Hazreti Hüseyin. Efendimiz Yola çıkıyor, ve Yezit O esnada küfenin valisini değiştiriyor kızla yeni bir zalim bir vali atıyor o zalim valiye de diyor ki, yani rüştünü ispat edeceksin Hz Hüseyin’i durduracaksın, ve Kerbela’da Hz Hüseyin Efendimizi, ve yanındaki çocukları kadınları hiçbir şey dinlemeden haince hunharca hepsini de. Şehit ediyorlar bunun dersini biliyorsunuz yapmıştık muharremin 10 günü yukarıda vakıfta Bu dersi yapmıştık acı şeyler yaşanıyor İslâm dünyasında bir. Kırılma Noktası bu bakın. İslâm dünyasında kırılma noktasıdır bu hazet Hüseyin efendimizin, ve yanında çocukları torunları eşi kızları büyük bir çoğunluğu kılıçtan geçiriliyor. Zeynel Abidin hasta upuzun çadırda yatıyor. Hatta onu da öldürmeye geliyorlar çadırların içerisinde ehlibeytin kadınlarını soyuyorlar tecavüz ediyorlar öldürüyorlar cariye hükmünde satılanlar var, ve haz Hüseyin efendimizi de kılıçtan geçiriyorlar mübarek başını kesiyorlar, ve O hain hunhar. Katiller sıraya giriyorlar ben öldürdüm ben öldürdüm diye ehlibeyti orada. Tabiri caizse kıyamete kadar acısı sürecek bir katliam yaşanıyor şehit olan öldürülen 72 kişi toplam zaten 80 kişiler toplam 8,000 kişi karşılarında 3.000 kişilik. Ordu var bu 3.000 kişilik. Ordu bu 80 kişiyle savaşıyor şimdi buna biraz az bir şey değinmek zorundayım, ve hazre Hüseyin efendimizi baği, yani mevcut sisteme baş kaldıran baş kaldıran bir kimse olarak görüp. Şehit ediyorlar. Hani diyorlar ki Bir mevcut sistem vardı bu sistem islamiy di, ve o sisteme karşı o baş kaldırdı baş kaldırdığı içinde o öldürülmeyi hak etti. Bunu şimdi. Bugünlerde bunu çokça pompalıyor sebebi. İsrail katil siyonist. Zalim İsrail, ve onun destekçisi İslâm ülkelerinin başındaki zalim zalim devlet başkanları. İsrail’in yapmış olduğu soykırıma gözlerini kapatıyorlar kulaklarını tıkıyorlar hiçbir şey yapamıyorlar, çünkü satılmışlar. Eğer ki İslâm dünyasında mevcut devlet başkanlarına, ve sisteme bir kalkışma olursa siz de bayyi hükmüne girer öldürülürsün verdikleri mesaj bu bilhassa. Suut vahabisi bu mesajı veriyor, ve bu mesajı verirken de İslâm dünyası bedavadan ümreye gitmek bedavadan hacca gitmek. Olur mu olur biz bunların aleyhine konuşursak kırmızı çizgi yeriz ümreye gidemeyiz hacca gidemeyiz diye korkularından ya da. İngiliz soytarısı bunların ceplerini doldurduğunda, çünkü Vahabi Kur’ân da. İngiliz soytarısı dır, çünkü Osmanlı’nın bıraktığı yerlere de. İngiliz soytarısı kendi valilerine atamıştır kendi valilerine fiili valileri vardır Osmanlı’nın bıraktığı bütün devletlerde kraliçeye bağlı. İngiliz Buckingham. Sarayına bağlı milletin bilmediği valileri vardır o valiler direkt. Buckingham Sarayına bağlıdır oradan onlar böyle icazet. Alim geçinen cemaat lideri olarak geçinen tarîkat lideri olarak geçinen ehli tasavvuf olarak geçinen kimseler de. Vardır onların vakıfları. Londra’da kurulur. Londra merkezidir onların vakıflarına dokunulmaz onların vakıflarını asla incelemeye dahi alınmaz bakın yeni bir haber çıktı Ne oldu bir. Fransız okulur var o. Fransız okulu milli eğitime bağlı değil nereye bağlı. Fransız büyükelçiliğine bağlı, ve milli eğitim acizliğe. Bakın acizliğe bakın. Milli Eğitim O Fransız okulunu kapatamıyor bu ülkede imam hatipler kapatıldı bakın. Fransız okulunu kapatamıyor. Hadi kapatın o. Fransız okuluna. Türk öğrenci de alınmıyor. Hadi kaydedin bunu Türkiye Cumhuriyeti. Devleti’nin tebaası olan Bu millet. Biliyor muydu bilmiyordu bilmediğimiz daha çok şey var bilmediğimiz çok şey var, ama bunları konuşamazlar bizim gibi bir tane deli lazım konuşsak, evet konuşamazlar, çünkü cepleri onlardan dolduruluyor işte 10 Muharrem haz. Hüseyin efendimizin şehit edilişi yanında evlatlarıyla çocuklarıyla, yani bir babayı düşünebiliyor musunuz bir baba düşünün bir baba kendi evladı gözünün önünde şehit oluyor bir baba düşünün bir baba kendi evladı tecavüze uğruyor kendi gözünün önünde bir baba düşünün evlatları teker teker gözünün önünde şehit oluyor, ve Evlatlar nasıl bir evlat babasına gelen okları kendi üstlerine sipar ediyorlar. Oktan önce. Oktan daha hızlı Hüseyin’in çocukları Hüseyin’in önünde duruyor Oka onlar maruz kalıyorlar, ve teker 1in tane okçunun birden ok yağmuruna tutularak Tan. Şehit oluyorlar 80 kişiler bin tanesi birden ok yağmuruna tutuyor bini birden çadırlara varıncaya kadar çadırlarını yakıyorlar çadırların içerisindeki. Kadınlara kızlara tecavüz ediyorlar soyuyorlar bir baba düşünün bir baba düşünün kendi kızı. Üryan bir şekilde tecavüze uğrayıp soyulmuş, ve başı kesilmiş, ve üzerinde kandan görünmeyen bir evladı onu düşünün empati yapın empati yapın, ve teker teker oğullarınız, ve teker teker kızlarınız, ve teker teker oradaki kadınlar tecavüze uğrayıp orada öldürülüyorlar. Muharrem 10 Muharrem. Savaş bitiyor. Savaş denecek katliam bitiyor bazıları içlerinden merhamete geliyor kalanları öldüremiyorum. Cenabı Hakk’ın takdiri onları öldüremiyorum. Hazreti Hüseyin efendimizin başını kesiyorlar başını bir çuvalın içine koyup bir atın arkasına bağlıyorlar küfeye götürüyorlar bütün orada. Şehit olanların hepsini soyuyorlar üzerindeki elbiseleri alıyorlar hepsini çırıl çıplak bırakıyorlar hepsini çırıl çıplak bırakıyorlar, ve ertesi gün yakın bir köyden insanlar geliyorlar. Kerbelada onları gömüyorlar çıplak vaziyette.

Kaynak: Kıyamete kadar acısı sürecek 10 Muharrem, Hz. Hüseyin Efendimizin şehid edilişi

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları