Cumartesi, 13 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Tarih ve Siyer — Sayfa 15

Mustafa Özbağ Efendi - Tasavvuf Sohbetleri ve İslami İlimler

Table of Contents

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Tarih ve Siyer(1556) — Sayfa 15/16

Mısır’daki veya Filistin’deki oluşumlar ne şekilde anlaşılmalıdır?

Şimdi Mısır’daki veya Filistin’deki oluşumlar veyahut da Kuzey Afrika’daki oluşumlar ne yazık ki böyle dışarıdan bakılaraktan zor anlaşılabilir şeylerdir. Şimdi Osmanlı’dan sonra Osmanlı’nın parçalanması emperyalistler tarafından işte birçok devlet çıkrılması ve bütün kurulan devletler İslam’dan İslami kaidelerden ve hukuktan uzak bir devlet yapılanması… Yani düşüne-biliyor musunuz? Mısır Müslüman ama Mısır’daki devlet Müslüman değil veyahut da Cezayir Müslüman, devlet yapılanması Müslüman değil veya Fas Müslüman ama devlet yapılanması Müslüman değil; Suriye Müslüman devlet yapılanması Müslüman değil veyahut da Ürdün Müslüman; devlet yapılanması Müslüman değil veya Birleşik Arap Emirlikleri veyahut da İran ve Afganistan, Pakistan ve Türkiye. Hepsi de Müslüman ama devlet yapılanmaları Müslüman değil. Oradaki Müslümanlar bir de baskı altındalar. Hani de-dim ya, şimdi z kuşağı bunu bilmez, diye. Yani düşünebiliyor musunuz? Bir kimse, kendi ülkesinde kendi dinini yaşamaya çalışırken zulme uğruyor. Yani üniversitelerde başörtüsü ile üniversiteye girmek isteyen öğrenci üniversiteye giremiyor. Mini etekli bir kız üniversiteye giriyor, başörtülü bir kızı üniversiteye giremiyor. Ve onu radikalleştiriyor sistem radikalleştirip onu biçmek istiyor. Veyahut da işte ben bunu bizatihi yaşayan bir kimseyim. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesinde, Dokuz Eylül Üniversitesinde İlahiyat Fakültesinde dekanın odasında oturuyorum dekanın odasında. Buna bizatihi şahidim. Ve dekanının odasına gelen bir kız çocuğu İlahiyat Fakültesinde perukla geldi. Başörtüsü yasağı var o zaman için. Siz şimdi bunu laiklik adına veyahut da devleti koruma adına veyahut da devletin dindarlaşmaması adına bunu yapıyorsanız oradaki Müslümanlar farklı içtihatlar arayacak kendilerince. Ve Müslümanlar zaten dinlerini de tam olarak öğrenemiyorlar; dinlerini de tam olarak öğrenemiyorlarsa orada değişik aksaklıklar ve noksanlıklar çıkması, farklı fetvalar çıkması muhal. Yani şöyle düşünün bir Filistinli toprakları işgal uğramış, evleri yıkılıyor, dünya buna seyirci, herkes seyirci. O Filistinli yapabileceği son noktaya kadar yapmaya çalışıyor. Ve o bir bombalı intihar eylemcisi olmasına biz dışarıdan bakıyoruz, bu günah işledi, bu küfür diyoruz. Ama Filistin’de yaşadınız mı? Yaşamadığınız. Eşinize, gözünüz gibi baktığınız kızınıza tecavüz ederse ne yaparsınız? Bunlar -tırnak içerisinde-yani yöresel baskıların veyahut da belli devlet sınırlarında Müslümanlara yapılan baskıların, zulümlerin neticesinde çıkan şeyler. Bugün cihada bakış açımızı nasıl değiştiririz? Afganistan’daki bir Müslüman ne yapmalıydı? Rusya gelip işgal edince Afganistan’daki Müslümanlar ne yapmalıydı? On-ları konfeti ile mi karşılamalıydı? Irak’taki Müslüman ne yapmalı, Batılıları konfeti ile mi karşılamalıydı? Suriye’deki Müslümanlar ne yapmalıydı, Batı-lıları konfeti ile mi karşılamalıydılar? Sıkıntı burada. Yani ne yapacak şimdi Mısır’daki Müslüman Kardeşler komple örgüt olarak? Haksız, mesnetsiz, adaletsiz bir şekilde asılıyorlar.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslami düşünce, şûrayı kimlerden oluşturmak gerektiğini belirtir mi?

İslami düşünce, Kur’an’ın bir ayetine göre “ehlü’l-hal ve’l-akd” adı ve-rilenlere bağlama ve çözme gücüne sahip kişilere atıf yapar. Çağdaş me-tinlerde üç grubun rekabet halinde olduğu görülür.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslamcıların içindeki üç grup hangileridir?

1) Din adamları yani ulema; bunlar, İslamcıların hep ortadan kaldır-maya çalıştıkları ikili düzeni, ruhban ile cemaat arasındaki ikiliği yeni-den devreye sokarlar. 2) Cemaatin bütünü bu genel oyu haklı çıkarmaktadır ancak günü-müzde İslamcıların pek çoğu tarafından hiç sevilmeyen “Batılı demok-rasi” yi çağrıştırır. 3) İslamcı aydınlar, yani çağdaş İslam’ın aydınları ve militanları, sos-yolojik açıdan bakıldığında bunların hemen hepsi de “laik”tir. (E.Sivan, Radical İslam)

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslami devletin yöneticisi (emir) kim belirler?

İslami literatürde emirin belirlenmesinin somut usulleri ve emirin iktidarının kapsamı ve sınırları konusunda söylenen azdır. Oylama ve seçim birçok İslamcıya (İran’ı istisna tutalım) ümmetin birliğini zayıflatan, yalnızca Allah’tan hasıl olan bir şeyi nispileştiren, “insanileştiren” bir düşünce gibi görülür.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslami devletin emiri nasıl seçilecek?

Tabi emir nasıl seçilecek? Eşin doğrusunu söylemek gerekirse bizim önümüzde örnekler var. Bu örneklerden ilk örneğimiz Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hem peygamber idi Medine-i Münevvere’de, aynı zamanda devlet başkanıydı. O yüzden Hazreti Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Mekke döneminde bir devlet başkanlığı vazifesi yoktu ama Medine-i Münevvere’ye hicret ettiğinde peygamberliğinin yanına bir de devlet başkanlığı vazifesi çıktı ve peygamberlik görevinin yanı sıra da devlet başkanlığını da şahsında topladı.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslami devletin emiri nasıl seçilir?

Hazreti Ebu Bekir halife seçilinceye kadar olan kısa dönem içerisinde halife seçimi ile alakalı değişik görüşler çıktı. Mesela Hazreti Ebu Bekir radiyallahu anh hazretleri seçilmezden önce ensar kendi arasından bir halife seçmek istedi. Öyle olunca muhacirler de kendi aralarından halife seçimi ile alakalı bir kıpırdanma oldu. Bir kısmı Hazreti Ali Efendi’mizin halife olmasını istiyordu sahabelerden -tâbiri câizse- muhacirler. Bir kısmı Hazreti Ali Efendi’mize, bir kısmı Hazreti Ömer’e gitti, bir kısmı da Hazreti Ebu Bekir Efendi’mize gitti. Baktılar ki bilhassa Hazreti Ömer radiyallahu anh hazretleri bu meselede keskin bir içtihada sahip. Çünkü Mekke müşrikleri devletinde önemli vazife almış bir kimse Hazreti Ömer Efendi’miz. Devleti, devletçiliği bilen bir kimse. Muaviye’de aynı. Muaviye Mekke müşrik devletinde üst düzey yöneticilik yapmış bir kimse. Böyle olunca Hazreti Ömer Efendi’miz hızla Hazreti Ebu bekir Efendi’mizin adaylığının ortaya çıkarıp Hazreti Ebu Bekir Efendi’miz halife seçildi.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslami devletin devlet başkanında aranması gereken özellikler nelerdir?

Devlet başkanında aranması gereken özellikler var. Devlet başkanında aranması gereken özellikler -ben özellikle bir şey daha koymuşum oraya şimdi onu da gördüm- bu yöneticilerdeki koşullar konuşulmamış aslında. Erkek olması, yetişkin, sağlıklı olması gibi şeylerin yanında yani biz bunu böyle bu dairede tutarsak bizde bu meseleyi tam anlamıyla konuşmuş ol-mayız. Benim için erkek olması, İslam olması -ben kendimce söylüyorum-yetişkin, sağlıklı olması yeterli değil, benim için yeterli değil. Benim için devlet başkanının seçimle belirlenmesi önemli, yani atamayla olan bir devlet başkanı değil. Benim için seçimle belirlenen. Bu benim kendi şahsi düşüncelerim; öyle söyleyeyim ama ben bu düşüncelerimi de kendimce tespit ederken, ben bunu seçimle derken örneğin Hazreti Ali Efendi’mizin seçimle işbaşına gelmesi, Hazreti Osman Efendi’mizin seçimle işbaşına gelmesi, Hazreti Ebu Bekir radiyallahu anh hazretlerinin seçimle işbaşına gelmesi gibi hadiselerden, ilk halifelerin bu seçilme esnasındaki ölçütlerden hareket ederek bu kanıya varıyorum.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslami devletin devlet başkanının seçiminde serbestlik nasıl sağlanmalıdır?

İkincisi seçimin serbest olması. Yani o seçimdeki serbestliyetlik söz konusu olmalı. Ve bu serbest olması herkesin kendince, evet seçilecek olan-larda biz belli özellikler tespit edelim, o özelliklere uyan herkes o seçimleri katılabilmeli. Ve seçime seçmen olabilecek nitelikli herkesten katılmasını isteyelim; böylece herkes seçmeye katılsın ki yarın, öbür gün söyleyecek sözü kalmasın. Bu seçim değişik şekillerde olabilir, ben onun şekli ile alakalı çok önemli olarak görmüyorum.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslami devletin devlet başkanının seçiminde adayların özellikleri neler olmalıdır?

Bakın bunları siz farklı farklı kitaplardan toparlayabilirsiniz belki de ama benim kendimce toparlayabildiğim dört halife ile alakalı ve hadis-i şeriflerden toparlayabildiklerim bunlar. Ve mesela örnekliyorum bunu, halife adayları tarafsız bir kurul aracılığıyla da belirlenebilir ve o kurul tarafından seçime şunlar, şunlar, şunlar, şunlar katılabilir de denilebilir. O yüzden aday sınırlarının da olmaması gerektiğine inanıyorum, bir kişi de olabilir, bu bir grup da olabilir ancak adaylarda halife olma şartlarını taşımaları gerektiğine inanıyorum. Ve bunları da ben Raşid halifelerin yani dört halifelerinin seçim esnasında gözetilen kurallar neticesinde sonuca ulaşıyorum ve tabi bunda çok önemli unsurlardan birisi de o kimsenin Kur’an ve sünnet dairesinde bu çizgide olması önemli.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslam hukukçuları dört halife dönemini nasıl değerlendirmişlerdir?

İslam hukukçuları genel manada bu dört halife dönemini didik didik etmişler ve böylece dört halifenin nasıl uyguladığını, nasıl yaptığını ve nelere hükmedip nelere hükmetmediklerine bakmışlar.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Emirü’l-mü’minin hakkı olarak görülen bir şey nedir?

Kanun çıkarmak veyahut da bir şeye fıkhetmek bu hadiseden hareket ederek emirü’l-mü’mininin hakkı olarak görülmüş. Yani bir alimin bir şeyde içtihad etmesi o alimin hakkı olarak görünmüş, bir fıkıhçının bir meselede içtihad etmesi o fıkıhçının hakkı olarak görmüş.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Kur’an ve sünnetin yasaklamadığı bir şeyi geçici olarak yasaklayan halifeler ve yasaklayan fıkıhçılar neden bu şekilde hareket etmişlerdir?

Bu neden kaynaklanmış? Orada bir zarar görmüşler; o zarar gördükleri için Kur’an ve sünnetin serbest ettiği bir şeyi dahi o bölgede, o insanda zararlı olacak diye orada yasaklamalar olmuş.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Raşid halifelerin uygulamaları İslam dünyası için ne ifade etmiştir?

Böyle olunca raşid halifelerin uygulamaları İslam dün-yası için çok değerli olmuş. Ve onlar veliyyü’l-emir olarak müminlerin ken-dilerine itaat etmelerindeki yükümlülüklerini ve iyi tespit etmişler, İslamın özünü iyi anlamışlar ve bu içtihatlarıyla da Müslümanların önlerini açmış-lar.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Emirü’l-mü’minin aynı zamanda da ulemanın üstünde bir konuma ve duruma geçmesinin nedeni nedir?

Onlar çünkü kendi dönem-lerinde Kur’an’ı ve sünneti en üst seviyede kendilerince özümsediklerinden dolayı bu tip içtihadları yapmışlar, bu tip içtihadları yaparak hareket etmiş-ler. Böyle olunca emirü’l-mü’minin aynı zamanda da ulemanın üstünde bir konuma ve duruma geçmesi oluyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Hizb-i İslami programında yönetici-nin parti üyeleri tarafından nasıl görülmelidir?

Genellikle parti ne kadar radikalse emir figürü de o kadar merkezcidir. Çoğunlukla Hasan el-Benna’nın metinlerinin açımlanmasından ibaret olan “Hizb-i İslami”nin programında yönetici-nin parti üyeleri tarafından “ruhani bir liderlik” olarak görülmesi gerek-tiği yazılıdır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Ruhani bir lider olarak görüldüğünde değişik sıkıntılar neden çıkmıştır?

Zaman zaman bunların böyle gördüğü zamanlar olmuş, böyle ruhani bir lider olarak görüldüğünde de değişik sıkıntılar çıkmış. O değişik sıkıntılar çıktığında da bugün İran’da yaşandığı gibi -Allah muhafaza eylesin- prob-lemlerin önü arkası kesilmemiş.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Partinin radikalliği, radikal olup olmaması, seçilen halifenin radikal olup olmaması ne kadar önemlidir?

Partinin radikalliği, radikal olup olmaması, seçilen halifenin radikal olup olmaması değil; seçilenlerin ve onları seçen-lerin Kur’an ve sünneti ne kadar iyi anlayıp, ne kadar iyi uygulayıp uygula-madıkları bence önemli.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Müslüman Kardeşler Hareketi Cezayir’de ne tür bir hareket olarak kabul edilir?

Tabi her İslami düşünce sonunda devletleşmeyi kendisine yolda bir basamak olarak görür. Yani Müslüman ken-dince bir müddet sonra devletini kuracaktır ve devletini kurduktan sonra da oradaki hukuk sisteminden tutun, her şey bir İslam hukuku üzerine yürü-yecektir. Çünkü Mekke ve Medine süreçlerine baktığımızda süreç böyle ileri gelmiştir. Mekke’de bir devlet kurma düşüncesi yoktur. Medine-i Münevve-re’ye hicret edilir, Medine-i Münevvere’de baskılar ve savaşlar arttıkça islam güçlenir, İslam orda güçlenince sonuçta Medine Devleti kurulmuş olur ve bu burada devam etmez. Hazreti Ebu Bekir, Ömer, Osman zamanında Medine Devleti ne yapar? Orta Doğu’da, topraklarda yayılmaya başlar; zenginleşir; kuvvetlenir. Ve İslam her yönüyle icra edilmeye başlanır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 4 nİSAn 2020 Sohbeti

İslam önderi, Medine Devleti’nin kuruluşu öncesi ve sonrasında hangi sloganları ön plana çıkarmıştır?

İslam önderi, Medine Devleti’nin kuruluşu öncesi ve sonrasında “eşitlik, özgürlük ve adalet” türünden sloganları ön plana çıkarmıştı.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 21 Aralık 2019 Sohbeti

Kurulan İslam Devleti’nin kendisi neden sınıf-sal bir temele dayanmak durumundaydı?

Kurulan İslam Devleti’nin kendisi, eşyanın tabiatı gereği sınıf-sal bir temele dayanmak durumundaydı.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 21 Aralık 2019 Sohbeti

İslam ideolojisi eşitlik, özgürlük, adalet gibi kavramları nasıl ele almıştır?

İslam ideolojisi eşitlik, özgürlük, adalet gibi kavramları Kur’an sayfalarının satır aralarına gizlemekle ye-tinmiş; sınıfsal temeline uygun biçimde söylemler öne sürmüştü.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 21 Aralık 2019 Sohbeti

Hz. Muhammed döneminin geçici istikrar dönemi neden yerini Hz. Ebu Bekir – Ömer ikilisinin eliyle sınıfları kutsayan, toplumsal kat-manlaşmayı resmileştiren bir sisteme bıraktı?

Bu sebeple Hz. Muhammed döneminin geçici istikrar dönemi; yerini Hz. Ebu Bekir – Ömer ikilisinin eliyle sınıfları kutsayan, toplumsal kat-manlaşmayı resmileştiren bir sisteme bıraktı. (Faik Bulut, İslam Komün-cüleri Karmatiler)

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 21 Aralık 2019 Sohbeti

İslam’a dayalı bir sistem kurmak mümkün müdür?

Yani siz İslam’a dayalı bir sistem kuramazsınız, kurgulamazsınız. Yani siz İslam’a dayalı bir sistem kurmaya kalksanız sizi boğar dünya sistemi, zaten boğmuş Osmanlıyı.ndan önce Selçukluyu boğmuş, boğmuş. Âdem’in oğlu kendi kardeşini boğmuş, bu Âdem’den iti-baren devam eden bir mücadele.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 21 Aralık 2019 Sohbeti

Sınıfsal kutuplaşma nedir?

Kureyş aristokratlarının egemen olduğu Mekke ve Hicaz’daki sınıfsal kutuplaşmada en üstte efendiler-yönetenler, daha altta hür insanlar, ka-bile yanaşmaları olan mevaliler (azatlı köleler) ve köleleri görüyoruz. Evet, doğru. Şimdi de aynı. Diyebilir misiniz herhangi bir toplum bun-lardan oluşmuyor diye? Şimdi de aynı, şimdi de sınıfsal kutuplaşma var, aris-tokratlar bir yerde. Onlar aristokrat, onlar gazetelerin köşe yazarları, onlar yüksek bürokrat, onlar kendilerince halkın üstündeki sınıfta aristokrat sınıfı.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 7 Aralık 2019 Sohbeti

Osmanlı milleti yaratmak siyaseti ne zaman doğmuştur?

Osmanlı milleti yaratmak siyaseti, II. Mahmut zamanında ciddi olarak doğmuştur. Bu padişahın, tebaadaki din farkını camii, havra ve kiliselerine girdikleri zaman görmek isterim diye belirtir. Sultan Mahmut, devletin ırk ve dini farklı tebaasına serbestlik ile müsavat ile emniyet ve karşılıklı dostluk ile meze ve terkip edip tek bir millet haline sokmanın imkanına inanıyorlardı.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 30 Kasım 2019 Sohbeti

Türklerin ön planda olduğu ırkçı bir devlet fikri ne zaman pek yenidir?

Türklerin ön planda olduğu ırkçı bir devlet fikri, 3. yönetimde pek yenidir. Türklük siyaseti tıpkı İslam siyaseti gibi umumidir. Yazar kitabında uzunca anlatır. Sonuç olarak devletin menfaati, bütün Müslümanların ve Türklerin menfaatlerine aykırı değildir. Zira tebaa olan Müslümanlar ve Türkler devletin kuvvetlenmesiyle kuvvetlenmiş demek olduğu gibi diğer Müslüman ve Türkler de kuvvetli bir destek bulmuş olurlar.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 30 Kasım 2019 Sohbeti

Osmanlı Devleti’nin modeli nedir?

Osmanlı Devleti’nin modeli, Orta Asya’dan kopup gelme kültür, siyaset, askeri, hukuk bilgisiyle İslam’la harmanlayıp yeni bir medeniyet oluşturmak olmuştur. Bu topraklarda yaşayan herkesi Türk olarak kabul eder ve bu topraklarda yetmiş iki buçuk milletle dost olmaktır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 9 Kasım 2019 Sohbeti

Osmanlı’nın yıkılması sonrası İslam dünyasında devletler nasıl oluşmuştur?

Osmanlı yıkıldı, Osmanlı yıkıldıktan sonra koca bir İslam imparatorluğu dağıldı, sonuçta bir sürü devletçikler kuruldu. O devletçikleri oturdu o gün için İngil, ve yanındakiler; cetvelleri koydular; kendi ekonomik, siyasi, askeri, görüş ve düşüncelerine göre böldüler. Böldükten sonra farklı farklı bir sürü devletçik kurdular.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Siyasal İslam kavramı Batı tarafından nasıl tanımlanmıştır?

Bu siyasal İslam Batıda çıkış noktası, Batının siyasal İslam olarak nitelendirilmesi Osmanlı’dan sonradır. Osmanlı var iken Batının böyle bir söylemi yok. Sebep? Müslümanlar hak ve hukuklarını kendi içlerinde, kendi sistemlerinde hallediyorlar.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Tarih boyunca insanlar, hakikati ayırt edemediklerinden dolayı ne gibi sonuçlar doğmuştur?

Tarih boyunca insanlar bu tip hani iyiyi kötüyü ayırt edemediklerinden dolayı ve işin hakikatini bilemediklerinden dolayı işte zaman içerisinde Adem’den itibaren bu tip insanlar çıkmışlar. Bu tip insanlar insanların hem mesailerini hem paralarını hem canlarını hem mallarını heder etmişler. insanlar zamanlarını da heder etmişler ve bu tip insanlar tarih boyunca hep olmuş. Bundan sonra da olacaktır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2264-2265. Beyitler Şerhi

Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem vefatından sonra ne gibi olaylar meydana gelmiştir?

Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem vefat eder etmez hemen Müseylemetül Kezzap çıktı, peygamberlik iddia etti. Hatta dedi ki, “Ben yeni bir kitap getirmeyeceğim size.” dedi. Ama sizden dedi işte zekatı kaldırdım dedi. Şunu kaldırdım, bunu kaldırdım… Müseylemetül Kezzap ilk yalancı peygamberdir ama 1400 yıl içerisinde yalancı peygamberler hep çıktı. Hala daha şu anda islam dünyasında o kadar çok çoğaldılar ki yalancı peygamber. Bakın, o kadar çok çoğaldı ki insanlar onların yalancı peygamberlik yaptığının farkında değiller.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2264-2265. Beyitler Şerhi

Savaşmadan ölenler kimlerdir?

Savaşmadan ölenler, savaşı bırakmış, kafirlerle, israil ile, nefisle savaşmayı göz ardı eden, manevi yoksulluk çekenlerdir. Allah yolunda her şeyini feda ederler. Ölmeden önce ölenlerdir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2255-2263. Beyitler Şerhi

İslam’a göre savaş nedir?

İslam’a göre savaş, Allah yolunda her şeyini feda eden, manevi yoksulluk çekenlerin yapacağı bir şeydir. Savaşmadan ölenler, savaşı bırakmış, kafirlerle, israil ile, nefisle savaşmayı göz ardı edenlerdir. Allah yolunda her şeyini feda ederler. Ölmeden önce ölenlerdir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2255-2263. Beyitler Şerhi

Hendek olayında sahabelerin yemek yemeyeceği nedir?

Hendek kazan bütün sahabeler o sütten karnını doyurdu. Allah Resulüne geldi yine tas. Besmele çekti. Bir yudum daha içti.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2230-2233. Beyitler Şerhi

Ebu Hureyre’nin süt içme süreci nasıl anlatılmaktadır?

Ben diyor süte baktım. Ben diyor ağzıma bir lokma girmemişti. Bana ne kadar verecek diye bekledim, diyor. Hazreti peygamber ‘bismillahirrahmanirrahim’ dedi diyor, içti. Bana kalmayacak diye diyor içim sızladı. Aldı diyor bir daha içti. Besmele çekti bir yudum daha içti. içimden dedim ki diyor bitiyor. Bismillahirrahmanirrahim dedi diyor. Bir tane daha içti. Ondan sonra dedi ki diyor ya Ebu Hüreyre, Allah’ı zikret besmele çek, sen de iç. Ben bismillahirrahmanirrahim dedim diyor ben. Burası bana ait. Lak lak içti. Şimdi dedi arkadaşlarına götür.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2230-2233. Beyitler Şerhi

Hendek olayında kadınlar ve yaralılar için ne yapıldı?

Hendek kazan bütün sahabeler o sütten karnını doyurdu. Allah Resulüne geldi yine tas. Besmele çekti. Bir yudum daha içti. Ben gözümün önüne geleni söyleyeyim mi size? Orda, hadis-i şerifte, bir tas daha, bir yudum daha içti diyor. Evet. O yudumu aldı. Bereket olsun diye geri bıraktı. O yudum gitmedi midesine. Artsın bereket olsun diye o yudumu tekrar tasa bıraktı. Ebu Hüreyre naklederken diyor ki o bir yudum daha içti. Geri bıraktığını ona dahi göstermedi. Dedi ki şimdi kadınlara götür. Çünkü Hazreti Ayşe annemizin mescidi var orada. O da çadırını kurdu geldi. Kadınlar var. Onlar da geldiler. Savaşta yaralananlara bakmak için. Arkada bayanlar var çünkü savaş cephe gerisinde. Onlara da Ebu Hüreyre teker teker hepsini dolaştı, hepsinin karnını doyurdu, içirdi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2230-2233. Beyitler Şerhi

Peygamberin süt içme süreciyle ilgili ne anlatılmaktadır?

Hendek kazan bütün sahabeler o sütten karnını doyurdu. Allah Resulüne geldi yine tas. Besmele çekti. Bir yudum daha içti. Ben gözümün önüne geleni söyleyeyim mi size? Orda, hadis-i şerifte, bir tas daha, bir yud, içti diyor. Evet. O yudumu aldı. Bereket olsun diye geri bıraktı. O yudum gitmedi midesine. Artsın bereket olsun diye o yudumu tekrar tasa bıraktı. Ebu Hüreyre naklederken diyor ki o bir yudum daha içti. Geri bıraktığını ona dahi göstermedi. Dedi ki şimdi kadınlara götür. Çünkü Hazreti Ayşe annemizin mescidi var orada. O da çadırını kurdu geldi. Kadınlar var. Onlar da geldiler. Savaşta yaralananlara bakmak için. Arkada bayanlar var çünkü savaş cephe gerisinde. Onlara da Ebu Hüreyre teker teker hepsini dolaştı, hepsinin karnını doyurdu, içirdi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2230-2233. Beyitler Şerhi

Haber vericiden bihaber olmak ne anlama gelir?

Beni anlatmış. Çarpıyor. Sağlı sollu, sağlı sollu çarpıyor. ‘Haberlerin haber vericiden bihaberdir.’ Yani senin dinlediklerin, senin okudukların, senin vaazların, dinlediğin vaazlar hepsi de bir haber haberdir. Hepsi de haberdir. Şimdi de dinliyorsunuz, haberden ibaret. Ama sen bu haberleri getiren hakkın kendisinden bir haber isen vaaz eden o vaazın bilgisini veren Allah’tan bihaber ise şeyh sohbet ederken, nasihat ederken Allah’tan bihaber ise namaz kılan Allah’tan bihaber ise, sakal bırakan Allah’tan bihaber ise ve sen normalde bütün bu bildiklerini kendince ilah edindiysen, kendi bilgi potansiyelini ilahlaştırdıysan, aklını ilahlaştırdıysan, nam, orucunu ilahlaştırdıysan, haccını ilahlaştırdıysan, dervişini ilahlaştırdıysan, zikrini ilahlaştırdıysan ve üç beş hadis ezberlediğinde o hadis ezberini ilahlaştırdıysan veyahut da işte insanlara vaaz etmek, güzel şeyler söylemek için ilim öğrendiysen, o ilmini ilahlaştırdıysan, sen haber vericiden bihabersin. Çünkü bütün bu haberlerin sahibi Allah. Dinin sahibi Allah çünkü. Adem’den Muhammedi Mustafa’ya kadar gelen bütün dinler islam ve bütün dinlerin sahibi Allah ve bütün peygamberlerin sahibi Allah. Bütün velilerin, bütün dostların sahibi Allah. Varlığın sahibi Allah ama sen normalde eğer ki o haber vericiden bihaber okuyorsan, yazıyorsan, söylüyorsan ve kendince kendi bildiklerini ilahlaştırıp kendince kendini bir şey zannediyorsan o zaman sen bihabersin her şeyden. Allah muhafaza eylesin. Amin. Ve sen Allah’ı hakkıyla takdir edenlerden olmayacaksın. Sen Allah’ı hakkıyla bilenlerden olmayacaksın. Sen Allah’a hakkıyla yönelenlerden olmayacaksın. Sen Allah de ötesini bırak haliyle hallenmeyeceksin. Allah muhafaza eylesin. Amin. Oysa bütün her şeyin sahibi o. Ama sen her şeyin sahibi o iken sen onu bırakmışsın. Senin eline verdiği oyuncakları ilahlaştırmışsın. Sen birer oyuncak almışsın eline. O oyuncağı ilahlaştırmışsın ve o oyuncaklarla aldatıyorsun insanları. insanları kandırıyorsun. ‘Kale ya Resulallah’ diyorsun ama onu dinlemiyorsun. ‘Estuzu billah’ diyorsun. Çok güzel, belagatlı ama Kur’an’ı dinlemiyorsun. Kur’an’ı okuyorsun, Kur’an’a itaat etmiyorsun. Kur’an’ı dinliyorsun, Kur’an’a itaat etmiyorsun. Hadis-i şerifleri okuyorsun, hadis-i şeriflere itaat etmiyorsun. Ya yaşanmış mıdır ya? diyorsun. Allah muhafaza eylesin. O yüzden sufilik bilmek değildir, sufilik yaşamaktır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2203-2214. Beyitler Şerhi

Din adına yapılan katliamlar neden olur?

Hem de kıyasıya bir savaş, öyle bir savaş ki başlar uçar gövdelerin üstünden, hiç kimsenin umurunda olmaz ve din adına baş uçururlar. Hallacı Mansur’a yaptıkları gibi! Seyit Nesimi’ye yaptıkları gibi! Din adına katliam yaparlar ve ondan sonra otururlar ağlarlar biz bu katliamı nasıl yaptık diye!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2050-2055. Beyitler Şerhi

Ebu Cehil’i Utbe’si gördü mü?

Yani Görmedi; onlar kendi karanlıklarını hakikat olarak görüyorlardı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2050-2055. Beyitler Şerhi

Arabilerin kendi hakikatlerine koştukları nedir?

Burdan Arabi’ye geçiş yapayım. Hani Arabi için Arabi öyle der: “insanlar kendi hakikatlerine koşarlar.”

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2050-2055. Beyitler Şerhi

Hazreti Aişe Annemiz’in evlendirme ritüeli nedir?

Hazreti Aişe Annemiz, o naklediyor, Hazreti Abbas, Abbas’ın oğlu Abdullah’a naklediyor: “Aişe Radiyallahu Anh, yakını olan bir kızı Ensar’dan bir adam ile evlendirdi. Gelin götürüldükten sonra, (yani onlarda da gelin alma veya gelin götürülme ritüeli var. Gelin alma veya gelin götürülme ritüeli var.) Gelin götürüldükten sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve sellem geldi ve orada bulunanlara, “Genç kızı yani gelini damadın evine gönderdiniz mi?” buyurdu. Sahabeler, “Evet,” dediler. Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi ve sellem Hazretleri dedi ki dikkat edin buraya) def çalıp nağme ile şiir söyleyecek bir kızcağızı gelinle beraber gönderdiniz mi?” buyurdu.”

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1985-1987. Beyitler Şerhi

Peygamber zamanında tarikat var mıydı?

Soru şu, hocam ismi tarikat olarak yoktu. Evet, sen peygamber zamanındaki dini yaşamak istiyorsun, öyle değil mi? Evet.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1920-1921. Beyitler Şerhi

Velilerin hataları neden şeriat nazarında da hata sayılır?

Ben bir çıt daha ileri gideyim ya içimdekini söyleyeyim, hatta şeriat nazarında bile bunların hataları, kusurları vardır. Bunu şeyhim anlattıydı hem onu da anmış olayım, onu da yad etmiş olayım. Bilal Baba Hazretleri, Abdullah Efendi’nin Çorumlu Mustafa Efendi hazretlerinden önceki şeyhi, Antepli Bilal Nadir hazretleri kıra çıkmışlar dervişlerle beraber. Zikrullah yasak, her şey yasak ya, böyle bir şeye pikniğe çıkmışlar. Piknikte Allah’ı zikredecekler. Antepli Bilal Nadir hazretleri cumhuriyetin ilk dönemlerinde idamla, şeyden, ne o, irticai faaliyetlerden idamla yargılanmış, sonra beraat etmiş. Uzun yıllar cezaevinde kalmış bir zat, Şeyh efendinin bana anlattığı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1575-1585. Beyitler Şerhi

Velilerin hataları neden ‘hata’ ve ‘kusur’ olarak görülmez?

Hakikatte hata olan, hakikatte kusur gibi görünen şey, hata ve kusur değil. Buna örnek, daha ağır tabii, bu da ne? Hızır kıssası. Şeriatta hata mıydı çocuğu öldürmesi? Hataydı. Musa Aleyhisselam’a itiraz etmedi mi? Sen nasıl dedi günahsız, masum bir çocuğu öldürürsün! Gemiyi delmesi hata mıydı? Hataydı. Dedi ki sen nasıl gemisine insanların zarar verirsin? Hem bize iyilik yaptılar bizi gemilerine aldılar hem bir de sen onların gemisini deldin. Allah seni dedi Şeyh efendinin tabiriyle muzır mı yarattı dedi. Şeyh efendi öyle anlatırdı bunu bize. Allah seni muzır mı yarattı! Bir de sert konuşurdu böyle, Allah sizi mızır mı yarattı, seni mızır mı yarattı derdi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1575-1585. Beyitler Şerhi

Dinin hakikatini öğrenen Rum kayseri nasıl bir değişim yaşamıştır?

Ömer’den dinin hakikatini öğrendi. Din nedir? Allah nedir? Yaratılış nedir? Varlık nedir? Dinin hakikatini Ömer’den duyunca artık o böyle elçinin gönlünde bir parlaklık oluştu. Bir hakikati bir gönül kabul ettiyse o hakikati kabul eden gönül tâbiri câizse parlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1516-1524. Beyitler Şerhi

Osmanlı’nın devşirme sisteminin nasıl çalıştığı?

Osmanlı da devşireceğini böyle araştırıyordu ama bunlar ne zaman ki bozuldu Osmanlı battı. Şimdi, şimdi bütün İslam dünyası kan ağlıyor bakın. Rahat yüzü görmüyor, iki yakası bir araya gelmiyor İslam dünyasının. Sebep? Çünkü her türlü haramı, her türlü melaneti, her türlü yanlışı, her türlü eksikliği kabullendiler. Kur’an ve sünnet umurlarında değil insanların. Mevsimler değişiyor ya! Aralığın on beşi, sıcaklık yirmi iki derece. Aralığın on beşi! Otuz yıl önce Bursa’ya geldiğimde dedim ki ya ben nereye geldim! Belime kadar kar vardı, belime kadar kar vardı. Ben ilk defa öyle kar gördüm. Şimdi kar yağmıyor Bursa’ya. Evet! Yağmur yağmıyor, kar yağmıyor, insanlar düşünmüyorlar hiç. Hiç düşünmüyorlar bu bereketsizlik nereye kadar ve düşünebiliyor musunuz bir İslam toplumunda bir Müslüman bir beldede on yılda uyuşturucudan, uyuşturucudan tedavi görmek isteyenler yüzde bin sekiz yüz artmış ya! Yüzde bin sekiz yüz artmış! İslam memleketinde bu! Allah bizi affetsin. Bu neden? Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışmadığımızdan. Kur’an ve sünnete yapışmadığımızdan dolayı biz, kalbimizde feraset yok, kolumuzda güç kuvvet yok. Aklımız ne yazık ki düzgün çalışmıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1355-1370. Beyitler Şerhi

İslam dünyasında güç ve kudretin durumu nedir?

İslam dünyasında güç yok. İslam dünyasında hadis-i şerifte denizin üzerindeki köpük misali kalabalık ama güç yok, kalabalık akıl yok, kalabalık kudret yok, yok! Ben o yüzden diyorum, bakıyorum İslam dünyasına Kur’an ve sünnetin en iyi yaşandığı, algılandığı Anadolu yine. Ben İranlı Müslümanları, Pakistanlı Müslümanları, Afganistanlı Müslümanları, Ortadoğu Müslümanlarını, Balkan Müslümanlarını hacda, umre de değişik vesilelerle ziyaretlerde tanımlayıp analiz ettikten sonra bu sonuca vardım. Yani bakıyorsunuz, analiz ediyorsunuz, toplulukların kimisinin cesareti yok, cesareti yok! Yani toplum olarak cesaretli değiller, o millet olarak cesaretli değiller, korkaklar korkak! Cesareti yok, ölmeye korkuyor, savaşmaya korkuyor. O yüzden topluluklara baktığımda, devletlere milletlere baktığımda diyorum ki İslam yeniden Anadolu’da neşvu neva bulacak, burdan yeniden yeniden bir İslam medeniyeti doğacak. Ben buna canı gönülden çok inanıyorum, ben kendimce diyorum ki bu medeniyette senin de bir tuzun olsun. Seninde bir tuğlan olsun. Bu topluluğunda bir tuzu olsun, bir tuğlası olsun. Benim derdim bu. Yoksa İslam dünyaya hâkim olacak. Olacak! Bu vadedilmiş, bu vadedilmiş! O vaat edilen şey olacaksa benim onda bir tuzum olsun. Benim onda bir zerrece bir faydam olsun. Benim onun içerisinde zerrece de olsa bir tuğlam olsun. Benim bir toprak kırıntım olsun o İslam medeniyetinin içinde.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1355-1370. Beyitler Şerhi

Hristiyanların İslam düşmanlığı ne zaman başladı?

Hristiyan! Bu Hristiyanların Kabe düşmanlığı, bu Hristiyanların islam düşmanlığı yeni değildir. Hala daha düşmandır. Cenâb-ı Hak o yüzden ayeti kerimede: ‘Siz Yahudileri ve Hristiyanları kendinize dost tutmayınız, dost görmeyiniz.’ der. Bunların düşmanlıkları kadimdir. Bunların düşmanlıkları bitmez.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1310-1324. Beyitler Şerhi

Hz. Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem hazretleri, Cebrail aleyhisselam’la miraç hadisesinde ne yapmıştır?

Hz. Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem hazretleri, Cebrail aleyhisselam’la miraç hadisesinde Sidretü’l Münteha’ya kadar gelir ve Sidretül Münteha’dan sonra Cebrail Aleyhisselam der ki bundan sonra artık sen kendin yürüyeceksin. Bu benim yolum buraya kadar. Benim yerim buraya kadar. Ben Sidretü’l Münteha’yı bütün varlığın şekli ve şemale büründüğünün en üst makamı, son makamı, sınırı olarak görüyorum. Ondan sonrası artık şekilden şemalden, ondan sonrası artık böyle aklın erebileceği bir nokta değil. Sidretü’l Münteha’dan sonra aklın oraya ulaşması, aklın orda bir hüküm sahibi olması mümkün değil. Bu öyle bir sınır ki burda Cebrail aleyhisselamı akıl olarak, aklın en mükemmeli olarak nitelendirmiş olsak, onun da sınırı oraya kadar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1066-1075. Beyitler Şerhi

Emir denilince ne anlama gelir?

Emir denilince, hilafet denilince o zaman müminlerin emirinin veya bir devlet başkanının ahmak olmaması için tedbir alması için vazifelerini iyi bilmesi gerekiyor. O zaman vazifeleri ne? Meseleye islami açıdan baktığımızda, dini açıdan baktığımızda, Hz. Ali radıyallahu anh hazretlerinin bu konudaki sözünü baştan hatırlatalım. Ne diyor: ‘Allah’ın indirdikleriyle hükmetmek ve emanet yani devlet başkanı olarak görevinin gereğini yerine getirmek yani emaneti yerine getirmek, devlet başkanının işlevlerini, işlerini yerine getirmek, imamın görevidir. Bunu yaptığı takdirde, yani dinin emirlerini Allah’ın indirdikleriyle hükmettiği müddetçe, dinleyip itaat etmek, çağırdığında çağrısına uymak, müslümanların üzerine haktır’ demiş Hz Ali radıyallahu anh Hazretleri.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1055-1061. Beyitler Şerhi

Ashab-ı Kehf hikayesi hangi kültürlerde yer alır?

Hristiyan tarihine baktığımızda, ondan önce de yahudi tarihi var yani yahudi tarihine de baktığımızda ondan önce hint tarihi var veya baktığımızda böyle geleneksel olarak bu yedi uyuyanlar veyahut da mağarada uyuyanlar hikayesi eski kadim bir hikaye, biz onu Kehf suresinden okumamız mümkün. Kehf Suresi bize bununla alakalı net bir bilgi veriyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1018-1027. Beyitler Şerhi

Tarih boyunca kavimlerin harisliklerinden dolayı ne tür eylemler gerçekleştirmişlerdir?

Tarih boyunca bütün kavimler, o harisliklerinden, dünyaya olan harisliklerinden dolayı ejderha gibi ağızlarını açtılar. Ne peygamber tanıdılar, ne veli tanıdılar, ne evliya tanıdılar, ne sufi tanıdılar, ne Allah yolu tanıdılar, ne kuran tanıdılar, ne sünnet tanıdılar, ne peygamberlerin hikmetini ve yolunu tanıdılar ve ağızlarını açtılar onlar bütün ellerinden gelen zulümü, bütün ellerinden gelen haksızlığı, uğursuzluğu, arsızlığı yerine getirdiler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 948-955. Beyitler Şerhi

Nemrut’un ilahlık taslamak için ne tür eylemler gerçekleştirmiştir?

Nemrut ilahlık sevgilisiydi. O ilahlık, o tanrılık taslamak için ne hileler yaptılar. Neler yapmadılar ki! Kendisini göklere çıkarmaya mı çalışmadı o Nemrut, halkın önünde kendisini uçuracak hallerimi sokmaya çalışmadı. Yani rivayet edilir ki işte hususi kuşlar beslediler o kuşları böyle ete aşina ettiler ve bir sopanın önüne eti gösterdi onlara, baktı, dağların üzerine çıkarttırdı kendini, böyle bir taput gibi sandal gibi bir şey yaptırdı ve o kuşlarla beraber gökyüzüne çıkmaya çalıştı Nemrut. Halkın önünde yapmak istedi bunu kendisine bir ilahlık da taslatmak için yaptı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 948-955. Beyitler Şerhi

Firavun’un ilahlık taslamak için ne tür eylemler gerçekleştirmiştir?

Firavun ilahlık taslamak için ne hileler yaptılar. Neler yapmadılar ki! Kendisini göklere çıkarmaya mı çalışmadı o Firavun, halkın önünde kendisini uçuracak hallerimi sokmaya çalışmadı. Yani rivayet edilir ki işte hususi kuşlar beslediler o kuşları böyle ete aşina ettiler ve bir sopanın önüne eti gösterdi onlara, baktı, dağların üzerine çıkarttırdı kendini, böyle bir taput gibi sandal gibi bir şey yaptırdı ve o kuşlarla beraber gökyüzüne çıkmaya çalıştı Firavun. Halkın önünde yapmak istedi bunu kendisine bir ilahlık da taslatmak için yaptı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 948-955. Beyitler Şerhi

Hz. Muhammed i Mustafa’ya karşı yapılan zulümler nelerdir?

O Ebu Leheb neler yaptı? Öyle değil mi! o Ebu Cehil neler yaptı ve müşrikler Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’e neler yaptılar! Neden? Onların dünyaya olan harisliklerinden, dünya hırslarından, onların ilahlık düşüncelerinden dolayı her şeyi, ellerinden gelen her şeyi yaptılar ve bu dünyaya haris olan bu makama mevkiye haris olan, makam ve mevki için insanların yapmadığı çok afedersiniz rezillik kalmadı dünya üzerinde.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 948-955. Beyitler Şerhi

Firavun’un hile ve tedbiri neydi?

Firavun’un hile ve tedbiri işte buna benzer masallardandı. O kin güdücü, yüz binlerce çocuk öldürdü. Aradığıysa evinin içindeydi. Rivayet edilir ki yetmişbin erkek çocuk öldürdü. Bakın yetmişbin. Bazı rivayetlerde yediyüzbin, bazı rivayetlerde yedi milyon olarak geçiyor ama yani normalde o rivayetlerin hangisi ne kadar doğru bilinmez ama normalde yedi sene boyunca. Çünkü her müneccimler baktıklarında o kendisinin sarayını yerle yeksan edecek olan çocuğun yaşadığı söyleniyordu. Yaşadığı söylendikçe firavun, bütün ülkesindeki çocukları katletmeye devam ediyordu ve o işte o kin güdücü yüzbinlerce çocuk öldürdü, aradığı ise evinin içindeydi yani Cenab ı Hak bir şeyi takdir ettiyse, senin tedbirin o takdiri bozmuyor. Tedbir takdiri bozacak diye bir kaide yok.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 917-921. Beyitler Şerhi

Zinuas kimdir?

Bu Zunuas tarihte malum bir hayli ortalığı yakıp yıkan, cabbar insanlara zulmeden, insanları katleden, bu noktada şehirleri yakıp yıkan bir Yahudi padişah. Tabii tarihçiler bunu her ne kadar Yahudi olarak nitelendirirse de bazı tarihçiler onun Yahudi olmadığını, aslında putperest olduğunu fakat böyle insanlara Yahudiymiş gibi davrandığını veyahut da işte bu noktada tarihçiler de ikiye ayrılıyor. Şeye göre, hıristiyanlara göre, o bir Yahudi padişahtı. Yahudilere göre de o Yahudi de değildi. ismi bile yok Yahudi tarihçilerde ama putperestti.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 869-873. Beyitler Şerhi

Zinuas’ın yaptığı iş nedir?

Şehrin ortasına bir tane büyük büyük put dikmek ve şehrin ortasına dikmiş olduğu o puta, inananların secde etmelerini sağlamak.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 869-873. Beyitler Şerhi

Zinuas’ın yaptığı işin sonucu nedir?

Senin gördüğün ateş, içersi dedi cennet bahçesi ve baktılar ki ordaki insanlar, dışı ateş gibi görünen şeyin, içi güllük gülistanlık. Bu sefer halk kendi kendisini ateşe atmaya başladı. Çünkü dışı ateş gibi görünen, içi güldestesi gül bahçesi olan yere kim giriyorsa neşvu neva buluyordu, yeniden hayat buluyordu, Allah’ın bir mucizesini görüyordu ve ne oldu bu sefer? insanlar ateşe doğru kendini atmaya başlayınca zalim kafası böyledir, bakın zalim kafası, tağut kafası, kafir kafası böyledir. Baktılar ki hızla herkes oraya gidiyor, bu sefer Zinuas yani o Yahudi padişah askerlerine emretti, insanları ateşe göndermeyin, insanların önüne set çekin, onlar ateşe girmesinler diye set çekti.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 869-873. Beyitler Şerhi

Hz. Ömer halifeliğinde Hüzeyfetul Yamani’nin ne gibi bir durumu vardır?

Hüzeyfetul Yamani’nin önüne diz çöker, hüngür hüngür ağlar. Der ki o listede ben var mıyım yok muyum. Öylesine ağlar, öylesine ağlar, öylesine gözyaşı döker, Hüzeyfetül Yaman’i dayanamaz, o koca büyük sahabenin, o halifenin o halini görünce ciğeri dayanamaz. Der ki ey Emirel Müminin artık yeter, o listede sen yoksun der.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 869-873. Beyitler Şerhi

Şeybani Rai kimdir?

Ümmi bir veli. Ümmi, mektep medrese görmemiş ve imamı Şafii’nin şeyhi. E tabi imamı Hanbel’in de şeyhi aynı zamanda.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 854-864. Beyitler Şerhi

Hz. Ömer efendimizin zamanında kurtla kuzu barışının nasıl gerçekleştiği?

Hz. Ömer efendimiz zamanında Kudüs’te kurtla kuzu barış içerisinde yaşamış. Osmanlı zamanında kurtla kuzu barış içerisinde yaşamış ama şimdi görüyorsunuz, Filistin’de hergün Filistinlileri şehit ediyor israilliler, Yahudiler. Her gün! Dünya suskun! Ne beklenebilir ki zaten. Bir de işin en enterasan noktası o. Müslümanların başına bir şey geliyor, dünya suskun. E susacak tabii! Ne yapacak yani Yahudiler kalkıp da israil’i mı kınayacak veyahut da kalkacak gavur, gavuru kınar mı?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 845-854. Beyitler Şerhi

Eski zamanlarda dört anasırı erbaa olarak hangi unsurlar kabul edilmiştir?

Malum, eskiler dört anasırı erbaa derler; ateş, hava, su ve toprak.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 838-839. Beyitler Şerhi

Dört anasırı erbaa, varlığın hangi boyutunu temsil eder?

Bunlar, varlığın hemen hemen temelini teşkil eden maddesel boyuttur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 838-839. Beyitler Şerhi

Yahudi padişah neden ateşe itâb etti?

Hani sohbeti geriden bir özetleyeyim. Ne vardı? Bir Yahudi padişah vardı. Hendekler kurmuştu, hendeklere inananlara atıyorlardı. Sohbet buydu. işte o Yahudi padişah, ateşe itâb eyledi. Konu başlığı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 823-830. Beyitler Şerhi

Padişah ateşe yüz çevirip neden dedi?

Padişah ateşe yüz çevirip dedi ki: ‘Ey sert huylu! Tabiatındaki o ci- hânı yıkıcılık nerede?’

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 823-830. Beyitler Şerhi

Neden padişah ateşe itâb etmesinin sebebi anlatılıyor?

Bunu neden söyledi? Bunu söylemesinin sebebi şu. Çünkü hani ateşe atılan bir kız başlıyordu bağırmaya annesine, anne sakın putlara secde etme, ateşin içerisinde rahmet var. Ateş gül bahçesi gibi oldu. Sakın ha, bu zalim hükümdara, bu zal, dinsize uyup da ateşten korkup, ölümden korkup, imanından vazgeçme diye yalvarıyordu ve diyordu ki at kendini ateşe. Annesi, kızının bu feryadını duyunca o da ateş dolu hendeye kendisini atıverdi. Kendisini atınca, o da dışardan ateş gibi görünen o hendeklerin iman ehline gül bahçesi olduğunu, iman ehline bahar bahçesinin olduğunu gördü. Bu sefer o iki tanesi içeri girdi, başladılar ya bağırmaya, dışardaki diğer iman edenler, o zalim Yahudi padişahının askerlerinin onları zorla ateşe atmasını beklemeden, herkes o ateşin içerisine kendisini atmaya başladı ve her atan dışarda annesine, babasına, akrabalarına bağırıyordu. Gelin, burası dışardan ateş gibi görünse de içerisi gülbahçesi. Sakın imanınızdan taviz vermeyin. Sakın imanınızdan geri dönmeyin. Sakın zalim padişahların önünde eyilmeyin, sakın putların önünde eğilmeyin diye haykırıyordu ve bu haykırışları duyan müminler, kendiliklerinden ateşe kendilerini atmaya başladılar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 823-830. Beyitler Şerhi

Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’nin yönetimlerinde vali ve komutan değiştirme konusunda ne söylenmektedir?

Ne yaptı Hz.Ömer Radıyallahu Anh hazretleri? Hz. Ebubekir efendimizin valilerini değiştirdi mi, değiştirdi. Komutanı değiştirdi mi, değiştirdi. Hz. Osman radıyallahu Anh hazretleri halife oldu. Hazreti Ömer efendimizin valilerini değiştirdi mi, değiştirdi. Komutanlarını değiştirdi mi, değiştirdi. O valiler eksik miydi? O komutanlar eksik miydi? Halifenin hakkı var buna, değiştirir. Hz. Ali(r.a.) halife oldu. Hz. Osman Efendimizden kalan valileri değiştirdi mi, değiştirdi. Genelkurmay başkanına varıncaya kadar değiştirdi mi, değiştirdi. Değiştirdi! Birisi diye bildi mi ben Hz. Ebubekir efendimizin valisiydim. Beni değiştiremezsin dedi mi? Senin söylediğin sünnete uygun olacak, sünnete uygun olanı yap. Bak, benim gibi bir adamın birisi çıkar bunu söyler, kalırsın böyle. E ben şeyh efendi zamanda nakib i nükebbaydım. E şeyh efendinin zamanındaydı. Vefat etti kardeşim, öldü. Öldü! Sen bir şeyh buluncaya kadar, bir şeyhe intisap edinceye kadar, yeni bir şeyhe gidinceye kadar, sen dersi yaptır, herkezi muhafaza et, koru, tamam. Ee, sonra? Sonra bir sabah üveysi ol. Allah Allah!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 750-754. Beyitler Şerhi

Yahudi padişahlarının dinleri üzerindeki etkisi neden önemli?

Birinci padişahtan doğan kötü adete bu padişah da ayak uydurdu. Bir kimse bir yerde kötü bir adet oluşturur. Kötü bir adet çıkarır orta yere, arkasından gelenler o kötü adete devam ederler. Sebebi nedir bunun? Sebebi o kötü adetten ama bir padişahın ama bir devletin ama belli bir oligarşi sistemini elinde tutanların ondan faydalanması, ondan ne malandıkları müddetçe, ondan faydalandıkları müddetçe, o kötü adeti devam ettirirler ve o kötü adeti de bu acı bir şeydir, bunu böyle dinileştirirler. Bakın bunu dinileştirirler. Ne acıdır bu. Bütün inananların içerisinde bu tip kötü adetler çıkarırlar. Mesela din Hz. Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem hazretleri ve Kur’an-ı Kerim bu kötü adetlerle, sonradan ortaya çıkarılan bu bidatlarla mücadele eder.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 740-744. Beyitler Şerhi

Kavim kavim ne anlama gelir?

Cenab ı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri: ‘Ey insanlar hepiniz de Ademin çocuklarısınız. Kardeş olun. Bir tarağın dişleri gibisiniz. Birbirlerinize üstününüz yok. Takvaca üstün olan, Allah katında üstündür.’ buyurdu. Kavim kavim. Ya, ne bu kavim kavim? Kibirliler bir yerde. Kalbinde maraz olanlar bir yerde, marazlı. Kalbinde sıkıntı var, bir yerde. Hepsi toplanır onlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 718-720. Beyitler Şerhi

İngilizlerin Ortadoğu’da etkileri nelerdir?

Bunun üzerine kurguladılar Ortadoğu’yu. Bunun üzerine kurgulayaraktan mezhep ve sufi düşmanlığı ürettiler. Bunu Suudi Arabistan’da, Mısır’da, Cezayir’de, Suriye’de, Irak’ta, Fas’ta, Tunus’ta, ileri doğu Afrika’da… Her yerde uyguladılar. Ordaki insanları hem mezheplerinden kopardılar, hem meşreplerinden kopardılar. Aynı şeyi Türkiye’de de uyguladılar. Türkiye’de birinci derecede uygulamak, tekke ve tarikatların normalde kapatılmasıdır. Tekke ve zaviyeler kanunu. Ardından, tekke ve zaviyeler kanununun ardından, Türkiye’de Müslümanlara karşı, dini yaşayan insanlara karşı, yaşatma mücadelesi verenlere karşı, şedit bir mücadeleye giriştiler. Şedit! Öylesine şedit bir mücadeleye girdiler ki Türkiye’de Allah diyeni bırakmamaya gayret ettiler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 715-717. Beyitler Şerhi

İngilizlerin İslam dünyasına karşı ne tür bir strateji izledikleri?

Bakın, Ortadoğu’da mezhepleri bozdular ama insanların dini yaşantılarına karışmadılar. Fakat insanların mezheplerini bozdular. O yüzden şimdi orda insanlar üzerlerine bomba bağlayıp herhangi bir yerde kendisini patlatabiliyor. Onu durduracak mezhepsel bir öğreti yok. Başına bir tane ingiliz ajanı bir kimseyi koyuyor, alim, şöyle alim, böyle alim. Aslında ingiliz ajanı. ingilizlere çalışıyor. ABD başkanı kendisi söyledi, daişi bir önceki ABD başkanının kurduğunu. Başındaki adam kim o zaman? ABD ajanı daişin başındaki. Bakın ordan mezhepleri yok ederekten ne yaptılar? insanlar mezhepsiz oldu. Başında bir tane alim görünümünde bir kimse var. O fetva veriyor, iştihat ediyor. Şehit olacaksın, bombayı bağla, git camide patlat. O kimse Allahu ekber diyor, camide kendisini patlatıyor. Bu amaç, bu amacına ulaştı mı bu mesele? Ulaştı. Şimdi Suriye’de, Filistin’de, Irak’ ta, Yemen’de, Suudi Arabistan’da, Mısır’da, Fas’ta, Tunus’ta, Cezayir’de hepsinde de bombayı üstüne bağlayıp herhangi bir yerde patlatabilecek insanlar var mı? Evet, var. El- Kaide, Nusra yok işte böyle bir sürü isimler de buluyorlar. Bu isimleri bularaktan onun başına da bir tane adam koyup, Müslümanları bu noktada birbirlerine düşürüyorlar mı? Evet. Kimi öldürüyor Müslümanım diyen insanlar? Müslümanları öldürüyor. Ortadoğu’da yer yerinden oynuyor. Ortadoğu’da yer yerinden oynuyor. Günlük yaklaşık üçyüz kişi ölüyor. Bir tane Yahudi’nin kılına zarar geliyor mu? Gelmiyor. Hiç konuşuluyor mu? Hayır. Orta doğuda bulunan silahlar, hem devletlerin elinde bulunan silahlar hem de örgütlerin elinde bulunan silahlar. israil’e doğru dönmüş olsa israil diye bir ülke kalır mı? Kalmaz. Bunlar silahları kimlere yönlendirdiler? Birbirlerine. Kim, kimi öldürüyor şimdi? Müslümanlar birbirlerini öldürüyor. O ingiliz haini amacına ulaştı mı? Ulaştı ama mezhep farkından ama mezhepten dolayı ama herhangi başka bir şeyden dolayı, Müslümanlar birbirlerini katlediyorlar mı? Evet. Aynı anlayışı, dikkat edin, aynı anlayışı, Türkiye’ye taşıdılar. Türkiye’ye taşıdılar. Türkiye’ye taşırken de islami, Müslüman görünümünde taşıdılar. Müslüman görünümde taşıyan insanlar, Türkiye’de nelere karşı durdular? Sufilere karşı durdular. Dikkat edin, sufilere acımasızca saldıranlar varsa, sufilere acımasızca saldıranlar, mezheplere acımasızca saldıranlar, Türkiye’de adları, isimleri şeyh de olsa, hoca da olsa, profesör de olsa, diyanetçi de olsa, ilahiyatçı da olsa, ingiliz ajanıdır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 715-717. Beyitler Şerhi

Vezir böyle insanların dinlerini ifsad etmek için uğraşıyor mu?

Vezir böyle insanların dinlerini ifsad etmek için uğraşıyor, tezgah devam ediyor, oyun devam ediyor ve padişahla ikisinin arasında da devamlı haberler gelip gidiyor, birbirleriyle haberleşiyorlardı. Birbirlerinin yaptıklarından haberleri var çünkü amaçları hıristiyanlığı alaşağı etmek. Hıristiyanları alaşağı etmek, dini ifsad etmek. Amaçları bu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 458-467. Beyitler Şerhi

Padişahın vezire mektup yazarak ne ifade ettiği?

O padişah, vezire mektup yazdı, dedi ki artık şu gönlümdeki derdi, sıkıntıyı bitir. Şu hıristiyanları bir yele verelim, şu dindarları bir alaşağı edelim. Şu kuran ve sünnet dairesinde, din dairesinde duranların bir altını üstüne getirelim.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 458-467. Beyitler Şerhi

Yahudilerin hristiyanlara karşı nasıl bir tutumu vardır?

Yahudiler tarih boyunca hıristiyanları böyle hep yaktılar, yıktılar, erittiler. Hep öldürdüler, katlettiler, yağma ettiler. Namuslarına, mallarına, mülklerine tarih boyunca bu yahudiler nerede hristiyanı gördüyse öldürdüler. Kadınları varsa, kadınların ırzına geçtiler. Kızları varsa, kızlarını köleştirdiler. Kadınlarını köleleştirdiler. Haraç mezat sattılar, mallarına el koydular, haraç mezat sattılar. Hazinelerine el koydular, hazinelerini sattılar. Merkez bankalarına el koydu bu yahudiler, merkez bankalarının üzerinden bütün memleketleri sattılar, soğana çevirdiler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 325-338. Beyitler Şerhi

Tarih boyunca insanlara, adalet, hukuk deyince insanlar aldanırlar mı?

Her zalim, insanları kandıracak elinde bir şey bulundurur. Her aldatıcı, insanları aldatmak için insanların kıymetli gördüğü bir şeyle aldatır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 319-324. Beyitler Şerhi

Medine-i Münevvere’de dinin apaçık olması hakkında ne söylendi?

Medine-i Münevvere’de apaçıktı din. Saklı gizli yok. Düşman geliyor, düşman geliyor. Savaşalım, savaşalım. istişare ettiler apaçık. Hendek kazalım. Hendek kazdılar. Apaçık. Dinin hangi hükmü apaçık değil? Sen din mi anlatıyorsun, apaçık kardeş. Bak, gidin okuyun. Hz. Ali efendimiz radyallahuanh hazretleri ile Muaviye’nin arasındaki meseleyi. Apaçık. Saklı gizli yok. Muaviye’nin askerleri, Muaviyenin emriyle kur’an-ı kerim sayfalarını, kılıçlarının mızraklarının uçlarına taktılar mı? Evet. Kur’an’ın hükmünü istiyoruz dediler mi? Evet. Karşı çıkmalarının sebebi neydi? Adaletti istedikleri. Hukuk yok dediler. Meydanda. Abdülhamit Han’ın devrilmesi meydanda mı? Meydanda. Şimdi de müslümanları ne yapıyorlar? Kur’anla aldatmaya çalışıyorlar, meydanda. Dinle aldatmaya çalışıyorlar, meydanda. Meydanda! Gözünüzün önünde oluyor. Dervişleri, tarikatları dervişlikle, tarikatla aldatmak istiyorlar. Meydanda, meydanda, aldatmaları meydanda. O zaman biz müslümanlar, aldanmıyacağız. Biz müslümanlar, kur’an ve sünneti iyi öğreneceğiz. Biz müslümanlar, bileceğiz neyin ne olduğunu, bileceğiz. Dinde boşluk yok. Hiçbirşeyde.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 319-324. Beyitler Şerhi

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Osmanlı Devleti’nin savaş tazminatlarını ödedi mi?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulurken, Osmanlı imparatorluğu’nun bütün savaş tazminatlarını ödeme imzasını Lozan’da kim attı? Türkiye kırk yıl boyunca o paraları çatır çatır ödedi galip devletlere.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 223-227. Beyitler Şerhi

Osmanlı Devleti’nin savaş tazminatı borcu ne zaman ödenmiştir?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulurken, Osmanlı imparatorluğu’nun bütün savaş tazyminatlarını ödeme imzasını Lozan’da kim attı? Türkiye kırk yıl boyunca o paraları çatır çatır ödedi galip devletlere.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 223-227. Beyitler Şerhi

Osmanlı Devleti’nin yıkılmasıyla ilgili bir borç çıkardı mı?

Osmanlı Devleti yıkıldı, hem Osmanlı Devleti’ne bir borç çıkardılar. Bu borcu çıkarınca, o imzayı atanlar ne yaptılar acaba?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 223-227. Beyitler Şerhi

Cenabı Hak, Musa Aleyhisselam’a ne emir vermiştir?

Cenabı Hak, Musa Aleyhisselam’a emretti. Musa aleyhisselam, kavmi ile beraber, Firavun’un zulmünden kaçtılar. Firavun’un zulmünden kaçaraktan, bir rivayette, Sina çölüne gittiler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 80-93. Beyitler Şerhi

Yahudiler, Musa Aleyhisselam’a ne yapmaya başlamışlardır?

Yahudiler, Musa Aleyhisselam’a eziyet etmeye başlamışlardır. Yahudiler, Musa Aleyhisselam’a eziyet etmeye başlayınca, Hazreti Musa Tur i Sina’ya çıkıp, Allah’a yalvardı yakardı. Niyaz etti.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 80-93. Beyitler Şerhi

Cenabı Hak, Musa Aleyhisselam’a ne tür nimetler göndermiştir?

Cenabı Hak onlara cennetten bıldırcınla helva göndermeye başladı. Bir rivayet edilir ki oradan, ağacın dibinden, ağacın kökünden onlar her gün giderler, ordan bıldırcın ve helva alır yerlerdi ve böylece onlar ağacın dibinden her gün bıldırcın eti ile helva, pişmiş hazır yemek yemeye başladılar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 80-93. Beyitler Şerhi

Yahudiler, cennet nimetlerinden neden bıkmışlardır?

Yahudiler bu manada nankör insanlardır. Cenabı Hak o yüzden onları lanetlemiştir. Onlar Musa Aleyhisselam’a dediler ki yeter bizim yediğimiz içtiğimiz bu kadar. Biz bıktık bundan. Oysa yedikleri şey cennet nimeti olduğundan, dışkıları yoktu. Cennet nimeti olduğu için onlar küçük abdest, büyük abdest ihtiyacı duymuyorlardı. Yedikleri bıldırcın etinden ve helvadan dolayı suya da ihtiyaç duymuyorlardı. Hepsi gürbüzleştiler ve gençleştiler. Semirdiler tâbiri câizse, ve tâbiri câizse azdılar ve azınca da onlar bu sefer nankörlüğe doğru gittiler. Her azan nankörlüğe doğru gider. Her kıymet bilmeyen nankörlüğe doğru yol açar kendine. Nankörlük kapısını tıklatılır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 80-93. Beyitler Şerhi

Cenabı Hak, Yahudilerin nankörlüğünden dolayı ne yapmıştır?

Cenabı Hak onların o küstahlıklarından dolayı, onların o edepsizliklerinden dolayı, onların o nankörlüklerinden dolayı, cennet nimetini dünyadan kaldırıverdi. Gökten sofrayı kesiverdi Cenab ı Hak ve ertesi gün gittiler baktılar ki ağacın dibinde nimetler yok.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 80-93. Beyitler Şerhi

İmam Gazali’nin zamanında nasıl bir devlet vardır?

Gazâlîyenin o zaman Sokratın Eflatunun Aristonun bunu o kadar kendi fersepesine cevap vermenok tasındadır. Gazâlîyenin nereden bakcadığı zaman fersepi açıdan mı bakacağız gazaliyenin? Gazâlîyenin kelam açısından mı bakacağız? Gazâlîyenin hadi saçısından mı bakacağız? Çünkü gazalinin zamanında da Normalde hadi gibi algılanan sözler ortalıkta dolaşmaktadır. Mesela gazalinin zamanda tabiricay ise bir üniversite seviyesinde bir çalışma yoktur. Hemen hemen gazaliyo o zaman için Devlet onu bir üniversite kurulmasını, ve başına da geçirilmesini ister.

Kaynak: Gazali’den Sorular 1 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 13.12.2025

İmam Gazali’nin zamanında siyasi durum nasıl olur?

Neye karşı Devlet. Ona bir üniversite kurulbunun başına geçecekler de. O zaman gazaliyo baktığımızda o zaman siyasi olarak baktığımızda Devlet’in bir yamalı, mücud devletin. Veycud devleti tartışmamız lazım o zaman. Onun bağlı bulunduğu devleti tartışmamız lazım. Bağlı bulunduğu devlet ne kadar işlem ne kadar değil? İçlamın hangi noktasında duruyor? Fıkı hi kelamı, fıkı, ve kelam olarak siyaset olarak nerede duruyor? Bu ne de bakmamız lazım?

Kaynak: Gazali’den Sorular 1 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 13.12.2025

Gazali’nin yaşadığı dönemde çalkantılar nelerdir?

Gazali’nin dönemi böyle bir çalkan tılı bir dönem. Hemen içeride hem dışarıda. Hemen şihaşı çalkan tılar var. Hemen askeri çalkan tılar var. Pikri çalkan tılar var. Akide bir çalkan tılar var. Fesifik çalkan tılar var. Bunların içerisinde der gazaliyi. Gazâlînin bunlara etkilenmemesimi mümkün mü? Bümkün değil etkilenmişlerden. Sonuçta bunlara cevap yazarken de. Kendince bunlara inceleyip araştırmak zorunda kalmıştır. Ve o yüzden normalde şimdi Doğu İslâm düşüncesinde. Burada toplumlarında devletin toplumun, ve ekonomininin gelişim üzerinde. Nasıl bir rol oynamıştır dediğimizde. Evet, gazaliyi insan, ve devlet ilişkisinde. Devletin yanında saftutmuş bir kimseder. Bu benim kendi tesbetim. Bu ne eksik yanlış görebilir bir kimse. Çünkü benim en büyük bu konuda çok tethizlik, ve durdun bir şey vardır. Sen kimi ekmeğini yiyorsan onun kılıcını sallarsın. Ya ev uzarı gefarge bir kılıcın boyunnundadır. Kılıcın boyunnundadır. Kimsenin ekmeğini yemiyorsan. O zaman tabirimi hoş görün. Bütün… Hazret Osman Efendimiz’den tutundasaha. Bir de tabirimi hoş görsün. Kılıcın boyunnundaysa Hazret’e Osmanada gider yaparsın. Kılıcın boyunnundaysa muhabiyede gider yaparsın. Kılıcın boyununda da boyunundaysa yaparsın. Kılıcın boyununda değil de seni birisi gırtlandan tuttuysa o zaman seni gırtlandan tutanın kılıcını sallarsın. Bunu bir kenara koyun. Bir analiz. Gazâlî sonuçta devletten maaşalan bir alimdir. Gazâlî yalnız ihya yazdığında devletta olan ilişkisi bittiği zaman yazıştır. Bunda kenara bir not olarak alın. Böyle olunca evet gazali’nin veya gazali’den önceki abbasilerin, ve emeviler zamanında da insan devlet ilişkisi’nde bir. Kısım alimlerin hatta sahabelerin. Bunlar dokayalım içerisim. Bir kısım sahabelerin devletin yanında saftuttu. Görülmüş bir şeydir. Mesela işte muhabi’nin yanında saftuttan sahabeleri görebilirsiniz. Bakın muhabi’nin yanında saftuttan sahabeleri görebilirsiniz. Yiziden yanında saftuttan sahabeleri görebilirsiniz. Hazreti hüseyin efendimizin ortaya da bırakın sahabeler görebilirsiniz. Canımıza ciltan şeylerdir bunlar. Canımıza ciltan şeylerdir. Ama asabım yıldızlar gibidir. Sözünden dolayı dilimiz uzatamayız. Bir şey de diyemez. Açık açık konuşuyorum. Ama zaman içerisinde zaman içerisinde bütün devlet erkanının, ve devletlerin kendilerine meşhurutiyet sağlaması için bazı din. Adamlarını dinarınlarını etraflarında tuttukları bir vakadır. Firamının da yanında din adamları vardı. Ne mutluğin yanında da din adamları vardı. Bildiniz din adamları vardı. Yani iyi sağlının peygamberlinde karşı çıkan din adamlarıydı. Bir kısım beni isral peygamberlerin öldürülmesine fethva veren, ve öldüren grublarını içerisinde bulunan din adamları vardı. Bunlar mevcut devletlerin yanında saftuttmuş kimselerdir. Yahya aleyhisselâmın öldürülmesine fethva veren din adamlarıydı. Bunlar farklı şeyler değildi. Şimdi gazale de o gün için devletin maaşıyla tabiricayese rektörlük yapamdik kimse. O yüzden, ama genel. Olarak, mesela gazale de Türk Türkiye’ninisi. Şimdi burada toplumların kavimlerin karakteristik özellikleri çıkarmay edana. Mesela biz İngilizlerin deyimiyle konuşacağız. Orta asya dediğimiz bu İngilizlerin deyimidir. Onlara göre orta asyadır, çünkü onlara göre uzak doldur. İngilizler bunun isimleri koymuşlar. Biz de o isimler üzerinden yürüyoruz. Biz şunu diyemiyoruz. Türkiye’nin milletler. Türkiye toprağılıklar. Türkiye toprakları. Bunu diyemiyoruz biz İngilizler orta asya demiş. Orta asya diyoruz. İngilizler orta dolduruz. Orta dolduruz. İngilizler uzak dolduruz. İngilizlerle göre uzak. Biz de göre yakın. Ama biz. De İngilizliği sahnı İngiliz sömürgeciliğini kabul etmişiz ya. Onların terimlerini kullanıyoruz. Şimdi biz beş bin yıllık değil, yirmi bin yıllık değil. Nohtan itibaren. Nohun oğlundan itibaren. Biz Türk milletine baktığımızda Ocağraf ya da kim kendini Türkiye sediye ocağı Türk Türk. Bakın o Türk Türk. Ocağraf ya da zaten Türkler vardır. Arablar vardır. Yahudiler vardır. Türkler, Arablar, ve Yahudiler vardır. Normalde başka bir ırki yoktur orada. Sonra da böyle müşper çalamıştır. Müslürü ırktar çıkarmışları ortaya ver. Neyse, biz o topraklara baktığımızda. o topraklar da kööreti Devlettir birinci derece dolan. Desen ki insan bu devlet mi devletler? Çünkü devlet dolursa toplumda olur her şey de olur. Türkler de ki genel yapı budur. Şimdi o gün kültürtler de ki devlet yapısı insanı zulmetmeyenleri devlet yapısadır. Kadınlara, çocuklara, hayvanlara, ağaca, yeşile, insanların kazançlarından zulmetmeyen bir devlet vardır. Ve o devlet yapısı insanı ön de tutar. Fakat insanın ön de olması için devletin sağlam temeller üzerine kuruması gerekir. Deleneksel Türk düşüncesi budur. Devlet ön dedir. Ama devlet tapın olacak bir şey değildir. Devlet ilah değildir, tanrı değildir hiçbir zaman. Devlet insanlarını din dayatamaz. Normalde Türkiye’yi devlet sisteminde devlet kendi tavasına din dayatmaz. Hukuk koyar ortaya ra. Aslında Türk demek hukuk demektir. Biraz milliyetçilik tamarım kabardarla. Öyle görebilirsiniz. Bir çanamnı değil, ben milliyetçi bir insanı bulur. Bunun da ben inkar etmem. Ben milletimi severim. Ben en üstün örtürkün örkün örkün diğerinden değilim. Türk demek hukuk demektir. Adalet demektir. Türk demek insanlık demektir. Türk demek zalime, kafak Aldıran, başkaldıran demektir. Türk demek, haksızın değil. Haklı’nın yanında durmaktır. Türkler hiçbir zaman çok tanrılı bir dinesayet deyirler. Türkler tek tanrılı dinesayyetler. Türkler tanohun olundan itibaren nüsümanlarla. Türkler hiçbir zaman çok tanrılı inanışa sahip değildir. Tek tanrılıdır. Türkler olduğundan itibaren nüsümanlarla o yüzden İslâm’ı çok rahat kabul ederler. Mesela boşuna kadar pımaklar tırktır. Kalklar pımaklar tırktır. Bulgarlar tırktır. Macarlar tırktır. Onlar hazırın üstünden gidemez. Hazardenizin üzerinden gidemez. Avrupa’ya gider. Altından gelenler anı dolayı. Ama bunlar normalde çok eski tarihlerde görmüşlerdir. Dünya tarihi Türk medeniyetiyle kurulmuştur. Üstümanle Metur temekli, müstümanle Metur. Anderler ya. Peygamber neden arablara gönderdi? En çirkek millet arablar da o zaman için en cahil varlık onlarlar onlar da. O yüzden Cenabı… Peygamber’e araplara gönder. Hiçbir Türk kahvmi göremezsiniz kendi kızını diri diri gömen. Araplar diri diri gömer. Hiçbir Türk kahvmi göremezsiniz kadın doğur cezaman çölesi ürlen. Araplar kadınları doğur cezaman çölesi herhalde. Hiçbir Türk kahvmi göremezsiniz kadın ay hali olduğu zaman çadırdan dışarı atılan araplar çadırdan dışarı atar. Hiçbir Türk kahvmi göremezsiniz kadını pazarda satan. Kendi eşini pazarlayan hiçbir Türk kahvmi göremezsiniz. Kim pazarlak araplar pazarlan İngilizler pazarlan. Bin seköz yüzlere kadar bin dokuz yüzlere kadar İngilizler kendi eşlerini pazarda satarlardı. Hiçbir Türk kahvmi’nde bunu göremezsiniz. Siz şimdi batıcı da sizlerken sizleri kasletmiyorum. Batıcı batıcı da hep İngilizlerin kuyru oldu insanlar. Kim bu İngilizler kendi eşlerini pazarlak çıkarım kendi eşlerini satanlar kendi eşini satanı insanları İngilizler. Seni beni haydi haydi satar zaten. Hiçbir Türk kahvmi göremezsiniz böyle eşini pazarda satacak. Mözyda hayatım. Galaya ne geldim? Hakkınızı helâl edin. Şimdi o yüzden gazali tıpk bit Türk tırtır. Gazâlî aynı zamandır da bu kronik, kronik, hastalık olarak değil genetik genen bir devletçidir. Aslında hepinizin damarlandığı devletçeli vardır. Benim de vardır. Devlet bizim bu en semizde boğaza pişirirse daha biz devlet düşmanına yapmayın. Biz bir şey olsa yalanla yaklaşık abak, baldarı çıplak en de yürücak olan biziz gene. Biziz başkasını değil. Bunun örnekleri de görüldü. Ben bu toplulutla mutluyum görürlüğüm.

Kaynak: Gazali’den Sorular 1 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 13.12.2025

İslâm dünyasında Selçuk’ların etkisi nedir?

O yüzden şu anda İslâm dünyası İslâm olarak müşmângıları olarak hâlâ da adı anılıyorsa, bunda Selçuk’uların payı çok fazla. Tabii gazali bu mananda bir taraftan filoz oflara cevap verirken, bir taraftan da itaat konusunda, bir taraftan da ahlâkik onunlarda, sigaseçiler eklemler yapar. Halka da, bunu ortada öğretiler içerisinde de. O yüzden sünni fıkı burada hem ahlâkik kendi içerisinde içerleştirir, hem de devlet düzenin açısından devlet de içerleştirir. Din, ve devlet kardeştir kuramı o zaman büyük şerçkluğu zamanında. Oturur, ve yerleşir. Nizamül mülkle başlar, gazali ile devam eder.

Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025

Din ve devletin birlikte yönetilmesinin sonuçları nelerdir?

Nizamül mülkün siyaset namnesinden size şimdi yine bir parara fokayım. Padi Şahlar da olmazsa olmaz şey, piyru pak, perpimiz dinler. Zira din, ve hükümdar birbirlerinin kardeşi gibi biridir. Hükümdarın vatanında bir kargaşa baş gösterince, din de bundan zarar görecek bozguncullara, ve dini ehrilere günlü var. Kesa din de bir fesat vücuda gelirse, menlekettenizam kalmaz, ve dahi, mayası bozuplar, palazlanarak, padi Şah’ın itibarını sarsallar. Kaklar kararır, sapkınlık ayı yok açık.

Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025

Din ve devletin ayrılmamasının nedenleri nelerdir?

Ha, ve ah siler galiba çalar. Mizamül mülkün siyaset namnesinin sekizince faslında bu. Nizamül mülkün düşüncesi budur. Bu düşünceyle, Niz, ve devletin ayırılmasının mümkün olmadığını ayırlamayaacağını, ayırılığı takdirde ülkede karışıklıpların çıkacağını, evne et, ve ah sayışının, ah sayışın ortadan kalacağına inanır. Ve yine gazali, onun devam olan gazali de din, ve devletin ayırılması gerektiğini söyler. Şimdi de gazali den alıntı, din, ve devlet iki sardaştır, din esaz devlet koruyucudur. Esaası temeli bulunmayan bir bina yıkılmaya mahkum olduğu gibi. Muhafızı bulunmayan şeyler de yok olmayan mahkumlur.

Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025

Din ve devletin birlikte yönetilmesinin dünya düzeni için önemi nedir?

Dünya düzeni için hükümdarın vallığın zorunu olduğu gibi ahiret saadetini kazanmak için de din zorundudur. İnsanlar çeşitli sınıflarıyla içinde bulunduklar muhtelif durumlarıyla arzunlarıyla, ve birbirine ayıkarı görüşleriyle, baş başa bırakılsalarda, ve aralarında görüşüne hürmet, ve itaat edilen, ve onları bir fikir etrafında toplaya bilecek, güçte bir kimse bulunmasaydı, şüphesi hepsi de en son ferdinakalar helak olordu. Bu hastalığın ilacı ise, ancak bu dağınıt, ve birbirine ayıkarı fikirleri bir araya getirebilecek, çeşitli görüşlere sahip…

Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025

Hz. Mûsâ’nın Asâsı ve Sihirbazlar hakkında ne söylenir?

Hazret-i Mûsâ aleyhisselâm, Firavun’un sihirbazlarıyla karşılaştığında asâsını attı. Sihirbazların asâları da ortadan kayboldu; Mûsâ aleyhisselâmın asâsı hepsini yuttu. Eğer bu hâlis bir sihir olsaydı, sihirbazların asâları yerinde dururdu; ama durmadı. Bu, sûfîyâne bir ayrıntıdır, ve kitaplarda pek yazılmaz.

Kaynak: Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi – 30.11.2023

HZ. Mevlânâ’nın Vuslatının 750. Yılı Sema Coşkusu-Açılış Konuşmaları VE Sohbet nedir?

HZ. Mevlânâ’nın Vuslatının 750. Yılı Sema Coşkusu-Açılış Konuşmaları ve Sohbet, Hacı Bektaş Veli ve Yûnus Emre gibi büyük şairlerin ve velilerin anlatıldığı, İslam’ın yumuşak yüzüyle toparlanan, toprakların değerine vurgu yapılan bir etkinliktir. Bu etkinlik, İslam’ın topraklara ve insanlara olan bağlılığını, zulümle mücadele edenleri anlatan, ve bu değerleri korumak için toplanan bir topluluk içindir.

Kaynak: HZ. MEVLANA’NIN VUSLATININ 750. YILI SEMA COŞKUSU-AÇILIŞ KONUŞMALARI VE SOHBET

Tarih haksızlıklarla mücadele edenleri nasıl yazar?

Tarih haksızlıklarla mücadele edenleri yazar. Tarih zalimlerin önünde boyun bir kenar zalimlerin önünde çeket dümesi ilikleyen zalimlere payan dalık edenleri yazmaz. Onlar tarihin kirli çöplüğüne gümülürler giderler belki de o zalimler o duduğu yadan göçüp giderlerken.

Kaynak: HZ. MEVLANA’NIN VUSLATININ 750. YILI SEMA COŞKUSU-AÇILIŞ KONUŞMALARI VE SOHBET

Hak ve hakikat yolunda ilerleyenler nasıl anılmıştır?

Hak ve hakikat yolunda ilerleyenler, her daim iyilikle güzellikle tatlılıkla anılmış, ve her daim onlar insanların önünde sevgi yorca olmuşlar. Bu kişiler, insanlığın önüne uşit saçmışlar, insanlığın önünde birer ay ışığı gibi karanlığın en dip noktasında yol göstermişlerdir.

Kaynak: HZ. MEVLANA’NIN VUSLATININ 750. YILI SEMA COŞKUSU-AÇILIŞ KONUŞMALARI VE SOHBET

İslam toprakları ve değerleri nasıl korunmalıdır?

İslam toprakları ve değerleri, İslam’ın yumuşak yüzüyle toparlanarak, toprakların değerine vurgu yapılarak, ve bu değerleri korumak için toplanan bir topluluk içinde korunmalıdır. Bu topluluk, İslam’ın topraklara ve insanlara olan bağlılığını vurgular.

Kaynak: HZ. MEVLANA’NIN VUSLATININ 750. YILI SEMA COŞKUSU-AÇILIŞ KONUŞMALARI VE SOHBET

Terörün Selçuklu devleti içindeki etkisi nedir?

Mülk, Selçuklu’ye yıkmak, lillerlerin ortadan kaldırmak amaciyla, ülkede terör estiren. Burayı da kızacaklar şimdi. Ülkede terör estiren, Hasan Sabbah, ve havanesinde yok eder. Tabii normalde, o dönemin en büyük devletin içerisindeki, tabiricay ise tehlikelerden, birisi, batın eliktir. İsmailiktir. Haşaş iliktir. Bunlar hani ülke, sınırların içerisinde, şeydir, tehlikedir. Nasıl şimdi bizim için bize, selefe, habi, bir tehlikedir. İçimize koydular, bakın geçen gün daha üç tane da polis şeyde oldu. Yok işitti, yok da, yok, harf kalmadı. Bunlar normalde, nasıl bizde şimdi, .

Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026

Hasan Sabbah ve İsmaili tarikatı hakkında ne söylendi?

Gitti üç tane polisimizi öldürdüğü, şehidetti, yedi tane polisimiz, yani yaralandı, bunlar silahlanmışlar. E tabi bu fakir de yıllardanları söylüyor. Bunlar, siyahinin, korduğu, örgüt bunlar diyorum ben. Siyahinin, korduğu, örgüt, o zaman için, bu batınirler de, bu haşaşıyla de, bu İsmailiktir, aynı. Bunlar devletin içerisinde, or gibi, yapılanmışlar, oturmuşlar, hatta, böyle, bunları destekliye, ve zırlar bile var. Şimdi, bunlar bir, mesela örnekliyorum. Bu işim de işittir, dayiştir, bir yerlerden destek almasalar, böyle örgütlene bilirler mi? Böyle silahlanabilirler mi? Demek ki, .

Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları