Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Tarih ve Siyer — Sayfa 14

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Tarih ve Siyer(1556) — Sayfa 14/16

Ebu Zer el-Gıfari, Muaviye’nin davetine gittiğinde nasıl tepki göstermiştir?

Ebu Zer el-Gıfari, Muaviye’nin davetine gittiğinde orada verilen yemeğe tepki göstermiştir. Şam’da sunulan pilava elini sıkarak kanlı kısım çıkartmış ve bunu Muaviye’nin önüne fırlatmıştır. Ardından ona "Beni buna mı davet ettin?" diye sormuştur.

Kaynak: Bir Ebu Zer el -Gıfari, Muaviye ve saltanatını bozdu

Ebu Zer el-Gıfari, Muaviye’nin valiliği altında ne yapmıştır?

Ebu Zer el-Gıfari, Muaviye’nin valiliği altında Şam’da gençlere Kur’an ve Sünnet’i öğretmeye devam etmiştir. Bu yüzden Hazreti Osman’a mektup yazarak Ebu Zer’in Şam’dan uzaklaştırılmasını istemiştir.

Kaynak: Bir Ebu Zer el -Gıfari, Muaviye ve saltanatını bozdu

Muaviye, Ebu Zer el-Gıfari’yi nasıl ikna etmeye çalışmıştır?

Muaviye, büyük meblağlarda para göndererek Ebu Zer el-Gıfari’yi ikna etmeye çalışmıştır. Ancak o, yalakalık yapmadı ve parayı reddederek geri gönderdi.

Kaynak: Bir Ebu Zer el -Gıfari, Muaviye ve saltanatını bozdu

Ebu Zer el-Gıfari, makam, mevki ve madde ile kandırılamayacak mıdır?

Ebu Zer el-Gıfari, makam, mevki ve madde ile kandırılamayacak bir kişiliğe sahipti. Gücün nimetleri onun için hiçbir değer taşımıyordu.

Kaynak: Bir Ebu Zer el -Gıfari, Muaviye ve saltanatını bozdu

Ebu Zer el-Gıfari, Şam’ı terk ettikten sonra ne yapmıştır?

Şam’ı terk ettikten sonra Ebu Zer el-Gıfari, hurma ağaçlarının liflerinden basit bir gölgelik yaptı ve orada insanlara Allah ve Resulü’nü anlattı. Hazreti Osman’ın talimatı üzerine Medine’ye döndüğünde de Medine dışında benzer şekilde yaşamını sürdürmüştür.

Kaynak: Bir Ebu Zer el -Gıfari, Muaviye ve saltanatını bozdu

Ebu Zer el-Gıfari’nin örneği ne göstermektedir?

Ebu Zer el-Gıfari’nin örneği, dinin hakkında daha önemli olduğunu ve maddi çıkarlar karşısında ilkelere sadık kalmanın gerekliliğini gösterir. Muaviye’nin devletine yamanmamış, çıkarcılığa bulaşmamıştır. Kur’an ve Sünnet’in yolundan sapmayan bu mubarek şahsiyet, insanlığa rehberlik etmek için kendi rahatından vazgeçmiştir.

Kaynak: Bir Ebu Zer el -Gıfari, Muaviye ve saltanatını bozdu

Bugün bu sıkıntılı günlerde Ebu Zer el-Gıfari’nin yolu ne anlatmaktadır?

Bugün bu sıkıntılı günlerde Ebu Zer el-Gıfari’nin yolu hatırlanmalı, dinin asıllarına dönülmelidir.

Kaynak: Bir Ebu Zer el -Gıfari, Muaviye ve saltanatını bozdu

Ehlibeyt sevgisi sanki eee konuşulursa ona Şia damgası vurulacakmış gibi algılanan hatta Ehlibeyt sevgisiyle yanıp tutuşanlar için hazır bir damgalanma operasyonu olup bu Şia mı?

Ehli sünnet tarafından çok cesaretle konuşulmayan konulardan birisi Ehlibeyt sevgisi. Çünkü veya Türkiye’de işte bu Alevi mi, bu mı filan bir sürü yakıştırmalar olur.

Kaynak: Ehli sünnet tarafından çok cesaretle konuşulmayan konulardan birisi ehli beyt se

Benim bu konuda çok titizlikle durduğum bir şey var mıdır?

Gazali, insan ve devlet ilişkisinde, devletin yanında saf tutmuş bir kimsedir. Bu benim kendi tespitim. Bunu eksik yanlış görebilir bir kimse. Çünkü benim bu konuda çok titizlikle durduğum bir şey vardır. Sen kimin ekmeğini yiyorsan onun kılıcını sallarsın. Ya Ebu Zeri giffari gibi kılıcın boynundadır. Kılıcın boynundadır. Kimsenin ekmeğini yemiyorsan o zaman tabirimi hoş görün. Bütün eee Hazreti Osman efendimizden tutun da sahabe de tabirimi hoş görsün. Kılıcın boynundaysa Hz. Osman’a da gider yaparsın. Kılıcın boynundaysa Muaviye’ye de gider yaparsın. Kılıcın boynunda değil de seni birisi gırtlağından tuttuysa o zaman seni gırtlandan tutanın kılıcını sallarsın. Bunu bir kenara koyun. Bir analiz. Gazali sonuçta devletten maaş alan bir alimdir. Gazali yalnız ihyayi devletle olan ilişkisi bittiği zaman yazmıştır. Bunu da kenara bir not olarak alın.

Kaynak: Gazali, insan ve devlet ilişkisinde, devletin yanında saf tutmuş bir kimsedir

Gazali, siyasi çalkantıların, fikri çalkantıların, ilmi çalkantıların, akidevi çalkantıların bulunduğu bir bölgede ve zamanda yaşamış bir kimse midir?

Gazali, siyasi çalkantıların, fikri çalkantıların, ilmi çalkantıların, akidevi çalkantıların bulunduğu bir bölgede ve zamanda yaşamış bir kimse. Şimdi Gazali’ye baktığımızda Gazali’de siz şimdi eee o günün çerçevesindeki Kur’an sünnet çizgisinin dışında ne var ise Selçuklu’nun hem içerisinde hem dışarısında bunlar cirit atmaktadır. Selçuklu hiç olmazsa iç organizasyonu elinde tutabilmek ve bu dış şimdi mihrak deniliyor ya bu dışarıdaki bu eee operasyonların içeride ilmi noktada kol gezmesin diye medreseyi kurar. Medresenin başını da Gazali’yi getirir ve Gazali’nin işine karışmaz. Der ki, "Sen burada Kur’an sünnet mücadelesi ver. Akideyi sağlam tut. Maaşı da neredendir? Selçuklu’dandır. Bunun da altını çizeriz. Akçe neredendir? Selçuklu’dandır. Yani devlet akçesiyledir. Şimdi bunu normalde Hanefi’de içtihadı var mıdır? Çünkü devlet tebasının dinini korumakla mükelleftir. Devlet tebasının aklını korumakla mükelleftir. Devlet tebasının namusunu korumakla mükelleftir. Devlet tebasının canını korumakla mükelleftir. Devlet tebasının malını korumakla mükelleftir. Şimdi bu açıdan baktığımızda devlet şunu yapıyor. Selçuklu Devleti diyor ki Teva’nın dinini korumam lazım. Kime karşı? Hufçulara karşı. Batınicılara karşı. Kime karşı? Fatımacılara karşı. Kime karşı? Zerdüşlere karşı. Kime karşı? Bu yukarı Mezopotamya Yahudileri vardır. Bu yukarı Mezopotamya Yahudileri toplumun içerisinde kendilerini saklarlar. Toplumun içerisinde kendilerini göstermezler. Dünya üzerinde devlet olarak en fazla Yahudiye sahip olan devlet kimdir? Şimdi diyebilirsiniz Rusya. Öyle değil mi? Diyebilirsiniz Türkiye. Diyebilirsiniz neresi? İran diyebilirsiniz. Azerbaycan diyebilirsiniz. Mesela Hazer Yahudileri vardır. Hazer Yahudileri Fırat’la Dicden’in arasında Bağdat’tan tutun Bağdat’tan tutun daha aşağıdan hatta yukarı Türkiye Cumhuriyetlerinin içerisine Kazakistan’a, Türkmenistan’a, Türkistan’a kadar gider onlar. Bunlar Hazer Yahudisidir. Bu Hazer Yahudileri asla kendilerini meydana çıkarmazlar. Profesör Yalçın Küçük, Yalçın Küçüğ’ün muhteşem araştırmaları var. Doğrudur, yanlıştır, eksiktir, fazladır. İşin orasına girmiyorum. Yalçın Küçük’ün Hazer Yahudileri ile alakalı araştırması vardır. Bunlar da kendilerini Türk olarak görürler. Böyle bir alt çizgi olarak daha önce de size söylemiştim. Mosrat’ın böyle bir çalışması var. Türklerin Yahudi olduğuna dair. Kapattık parantezi. Şimdi Gazali’nin dönemi böyle bir çalkantılı bir dönem. Hem içeride hem dışarıda. Hem siyasi çalkantılar var hem askeri çalkantılar var. Fikri çalkantılar var. Akidevi çalkantılar var. felsefik çalkantıları var. Bunların içerisindedir. Gazali, Gazali’nin bunlardan etkilenmemesi mümkün mü? Mümkün değil. etkilenmiştir de sonuçta bunlara cevap yazarken de kendince bunları inceleyip araştırmak zorunda kalmıştır. Ve o yüzden normalde şimdi doğu İslam toplumlarında devletin, toplumun ve ekonominin gelişimi üzerinde nasıl bir rol oynamıştır dediğimizde evet Gazali insan ve devlet ilişkisinde devletin yanında saf tutmuş bir kimsedir.

Kaynak: Gazali, insan ve devlet ilişkisinde, devletin yanında saf tutmuş bir kimsedir

Türklerin tarihsel ve kültürel yapısı nasıl açıklanabilir?

Dünya tarihi Türk medeniyetiyle kurulmuştur. Müslüman demek Türk demektir. Türk demek de Müslüman demektir. Kısacası hani derler ya peygamber neden Araplara gönderdi? En çirkef millet Araplardı o zaman için. En cahil varlık onlardı. O yüzden Cenabı Hak peygamberi Araplara gönderdi. Hiçbir Türk kavmi göremezsiniz kendi kızını diri diri gömp diri diri gömer. Hiçbir Türk kavmi göremezsiniz. Kadın doğuracağı zaman çöle sürülen Araplar kadınları doğuracağı zaman çöle sürerler. Hiçbir Türk kavmi göremezsiniz. Kadın ay hali olduğu zaman çadırdan dışarı atılan Araplar çadırdan dışarı atar. Hiçbir Türk kavmi göremezsin, kadını pazarda satan. Kendi eşini pazarlayan hiçbir Türk kavmi göremezsiniz. Kim pazarlar? Araplar pazarlar, İngilizler pazarlar. 1800’lere kadar, 1900’lere kadar İngilizler kendi eşlerini pazarda satarlardı. Hiçbir Türk kavminde bunu göremezsiniz. Siz şimdi batıcı, batıcı, batıcı değil, siz derken sizleri kastetmiyorum. Batıcı, batıcı, batıcı deyip İngilizlerin kuyruğu oldu insanlar. Kim bu İngilizler? Kendi eşlerini pazara çıkarıp kendi eşlerini satanlar. Kendi eşini satan insandır. İngilizler seni beni haydi haydi satar zaten. Hiçbir Türk kavmini göremezsiniz böyle. Eşini pazarda satacak. Mevzuyu dağıttım. Galayan’a geldim. Hakkınızı helal edin.

Kaynak: Gazali’de Devlet ve İnsan

Gazali’nin devlet anlayışı nasıl açıklanabilir?

Gazali tipik bir Türktür. Gazali aynı zamanda genetik gelen bir devletçidir. Aslında hepinizin damarlarında devletçilik vardır. Benim de vardır. Devlet bizim bu ensemizde boz piştirse dahi biz devlet düşmanlığı yapmayız. Biz bir şey olsak yalın ayak, başı kabak, baldırı çıplak en önde yürüyecek olan biziz. Gene biziz. Başkası değil. Bunun örnekleri de görüldü. Ben bu toplulukla mutluyum, gururluyum. Yani sonuçta bir kargaşa çıktı. Biz cumhurbaşkanının sözüne bile bakmadık. Herkesten önce biz toplandık. Biz de darbeye karşı geldik. O yüzden de darbelere maruz kaldık. Bunun da altını çizin. Biz meydandayken bazı AK Parti milletvekilleri gözlerini uyuştura uyuştura biz meydanı terk ederken yeni geliyorlardı. Beklediler. Darbe ne tarafa evrilecek diye beklediler. Neyse o yüzden bizim damarlarımızda devletçilik vardır. Biz devlete ihanet etmeyiz. Genetiğimiz bu bizim. Biz bunu reddedemeyiz. Bununla da ben savaşmam zaten. Bakın bununla da savaşmam. Ben devletçi bir insanımdır. Devletin bozuk çarkları vardır, bozuk yanları vardır. Yönetimsel problemler vardır. Vardır da vardır. Ama ben yine de devletçi bir insanımdır. Allah bizi affetsin.

Kaynak: Gazali’de Devlet ve İnsan

Nizamiye Medreseleri adı verilen bu okullar İslam dünyasında devlet eliyle yapılan altı çizili buranın devlet bütçesiyle eğitim veren müfredatı devlet midir?

Nizamiye Medreseleri adı verilen bu okullar İslam dünyasında devlet eliyle yapılan altı çizili buranın devlet bütçesiyle eğitim veren müfredatı devlet tarafından belirlenen ilk eğitim kurumlarıdır.

Kaynak: Nizamiye medreseleri müfredatı ve bütçesi devlete ait olan ilk eğitim kurumlarıd

Nizamiye medreseleri ne zaman ilk defa İslam dünyasında devlet eliyle kurulan medreselerdir?

Evet doğrudur. Bu normalde Nizamiye Medreseleri ilk defa İslam dünyasında devlet eliyle kurulan medreselerdir veya üniversitelerdir.

Kaynak: Nizamiye medreseleri müfredatı ve bütçesi devlete ait olan ilk eğitim kurumlarıd

Nizamiye medreseleri ne zaman başlangıç olarak, amaç olarak çok yerinde ama ne yazık ki sonradan işlevlerini yitirmişler?

Nizami nadir Medreseleri ile alakalı. Yani başlangıcı çok şey, eee, iyi niyetli bir başlangıç. İyi niyetli yola çıkılırken iyi niyetle yola çıkılmış. Ama ne yazık ki hani İslam dünyasındaki iyi niyetle yola çıkıp sonra yolda bozulma, yolda bozulma hastalığı onlara da bulaşmış.

Kaynak: Nizamiye medreseleri müfredatı ve bütçesi devlete ait olan ilk eğitim kurumlarıd

Nizamiye medreseleri ne zaman İslam dünyasında kronik bir hastalık olarak görülmeye başlanmıştır?

Hani eee makamı, mevkiyi, parayı görünce değişiyorlar. Nizamiye Medreselerinin sonradan yörüngesinden çıkıp fayda sağlaması gereken olgu, fayda sağlaması gereken bir hareketken sonra senin dediğin noktaya geliyor. Yani burası açılıma, değişime açık bir topluluk olmaktan çıkıyor. O zaman işte İslam dünyasına zarar veriyorlar. İslam düşünce sistemine, İslam fıkıh sistemine bunlar zarar veriyor.

Kaynak: Nizamiye medreseleri müfredatı ve bütçesi devlete ait olan ilk eğitim kurumlarıd

Kendi kendine halife seçmiş olan kişi ne yapmaktadır?

Hani Adem’in oğlu Adem halife ya o da halife. Hani Cenabı Hak meleklere dedi ki, "Yeryüzünde bir halife yaratacağım diye." O da diyor ki, "Ben halifenin oğluyum. Gelin burada normalde nimetler var." O yüzden o kimse Allah’ın sofrasından, manevi sofrasından, eee, kendisi aslında mahrum olduğu halde kendi kendini halife seçmiş, kendi kendini şeyh yapmış, bir sabah kalkmış, "Ben şeyhim" demiş. Veyahut da ikiü kişi toplamış, "Sen şeyh ol" demişler. İçimizde şeyhlik yapacak olan bir tek sen varsın. Sen şeyh olsun demişler.

Kaynak: Allah’ın manevi sofrasından mahrum olduğu halde kendi kendini halife seçmiş, ins

Kendi kendine şeyh seçmiş olan kişi ne yapmaktadır?

Veyahut da bir makam sahibi bir kimse kaldırmış telefonu. Filancaya şeh seçin demiş. O da şeh seçilmişler. Orada seçimle gelmiş şehli. Veyahut da bir ehil olmadığı halde bir kimse ona bir böyle bir paye çıkarmış kendine kendine Allah muhafaza eylesin. Aslında nefsin oyununa düşmüş. Şeytanın oyununa düşmüş. Heva hevesine kurban gitmiş. O seyri sülük çıkarmadığı halde, o konuda manevi bir etkinliği, yetkinliği olmadığı halde kendi kendisine şeyhlik elbisesi giyip ben şeyhim deyip cartınıyor. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Allah’ın manevi sofrasından mahrum olduğu halde kendi kendini halife seçmiş, ins

Allah’ın manevi sofrasından mahrum olan kişi neden kendi kendini halife seçmektedir?

O yüzden o kimse Allah’ın sofrasından, manevi sofrasından, eee, kendisi aslında mahrum olduğu halde kendi kendini halife seçmiş, kendi kendini şeyh yapmış, bir sabah kalkmış, "Ben şeyhim" demiş. Veyahut da ikiü kişi toplamış, "Sen şeyh ol" demişler. İçimizde şeyhlik yapacak olan bir tek sen varsın. Sen şeyh olsun demişler.

Kaynak: Allah’ın manevi sofrasından mahrum olduğu halde kendi kendini halife seçmiş, ins

Kendi kendine halife seçmiş olan kişi neden Allah’ın manevi sofrasından mahrum sayılır?

Allah’ın manevi sofryasından mahrum olduğu halde kendi kendini halife seçmiş, kendi kendini şeyh yapmış, bir sabah kalkmış, "Ben şeyhim" demiş. Veyahut da ikiü kişi toplamış, "Sen şeyh ol" demişler. İçimizde şeyhlik yapacak olan bir tek sen varsın. Sen şeyh olsun demişler.

Kaynak: Allah’ın manevi sofrasından mahrum olduğu halde kendi kendini halife seçmiş, ins

Aristo’nun İskendere’e yazdığı mektupta ne ifade edilmiştir?

Aristo’nun İskendere’e yazmış olduğu mektuptan bir pasaj size. Şöyle demiştir: "Dini devletin temeli kıl." Aristo gönderiyor bunu İskendere’e. İskender kim? Yani tarihte en fazla coğrafi eee yerlerde eee imparatorluk kurmuş. Hepimizin ayakta alkışladığı Büyük İskender. Hani Kanuniyetsiz büyük Kanuni demezsiniz. Biz çünkü tarihimizle barışık bir eee ülke, toplum olmaktan çıktık. Çünkü o büyük İskender ya. Bakın ona da ne yazıyor Aristo. Dini devletin temeli kıl. Kim sana muhalefet ederse o senin devletinin düşmanıdır. Hangi devlet başkanı devletini dine hizmetçi kılarsa o devlet başkanlığına daha layıktır. Hangi devlet başkanı da dinini devletine hizmetçi yaparsa devlet onun için afettir. Dini korumak için iktidarı, devleti yani kullan. Dini korumak için devleti, iktidarı kullan. Ancak iktidarı korumak için dini kullanma.

Kaynak: Hangi devlet başkanı dinini devletine hizmetçi yaparsa devlet onun için afettir

Haçlı seferlerine yardım edenler kimlerdir?

Haçlı seferlerine yardım eden şiadır. Günün Şiasıdır o gün için Haçlı seferlerine yardım eden battinilerdir. Haçlı seferlerine içeriden yardım eden İsmailiye’dir. Haçlı seferlerine yardım eden Fatimilerdir. Haçlı seferlerine yardım eden Abbasi kalıntılarıdır. Haçlı seferlerine yardım eden Emevi kalıntılarıdır. Haşlı seferlerine yardım eden orada ne kadar unsur var ise Selçuklu’nun içinde ve dışında hepsi de Haçlı seferlerinin çok affedersiniz yalakasıdır, bozmasıdır.

Kaynak: Tuğrul Han, Alparslan ve Gazali olmasaydı bugün olmazdık

Anadolu İslamının temel prensibi nedir?

Bu Anadolu İslamıdır. Bununla Balkanları gitmişler, Balkanları fethetmişler. Balkanlarda herkes İslam olmuş. Daha Fatih gitmezden önce üstatlar gitmiş, veliler gitmiş. Saru Saltuk henüz daha Fatih yokken gider. Manisa’dan yürür gider. Ayvaz dede. Bunlar çünkü o yukarı Mezopotamya yani Horasani erler dediğimiz kimseler. Bunlar toleranslı.

Kaynak: 38 yıldır ders yaptığımız yerlerin kapısı herkese açıktır

Artık devletin sınırları genişiyor mu?

Yani artık devletin sınırları genişiyor. Irak’ta Şii hakimiyetini baltalıyor. Sultan Tuğru Abbas-ı halifeliğini kendi kontrolleri altına alıyor. Sultan Tuğrul varis bırakmadan ölüyor ama Selçuklu bu bölgede hakimiyetini kuruyor ve Sultan Tuğrul varis bırakmadan ölünce Büyük Selçuklu tahtına kardeşi Çağrı Bey’in oğlu Alpars’tan geçiyor.

Kaynak: Selçuklu ile Anadolu’da bir medeniyet kuruluyor

Türkler savaşçı bir millet ve Tuğrul Şah zamanında ne yapıyor?

İşte İslam’ı devlet dini olarak kabul ediyorlar. Ve o zaman için Selçuklular İran’da, Irak’ta, bugün coğrafi olarak isimlendirdiğimiz Azerbaycan’da, Doğu Anadolu’da hakimiyeti altına alıyorlar. Bu Tuğrul döneminde oluyor.

Kaynak: Selçuklu ile Anadolu’da bir medeniyet kuruluyor

Onlar gün için Gürcüler sonradan İslam’la tanışıyorlar mı?

Yukarıda Gürcistan dediğinizde o zaman için Gürcistan normalde yukarı Hazar Türklerinden onlar da hakimiyet altına alıyor ama Gürcistan yukarı Hazar’dan gelen Türkler onlar yalnız Hristiyan Müslüman değildi. Onlar gün için Gürcüler sonradan İslam’la tanışıyorlar.

Kaynak: Selçuklu ile Anadolu’da bir medeniyet kuruluyor

Alpaslan’ı tanımamız için babası Çağrı Bey’i deviriyor mu?

Bunun da altını bir çizelim. Alpaslan’ı tanımamız için babası Çağrı Bey’i deviriyor. Tahta oturuyor.

Kaynak: Selçuklu ile Anadolu’da bir medeniyet kuruluyor

Sultan Alpaslan döneminde Selçuklular ne yapıyor?

Selçuklular büyümeyi sürdürüyorlar. Gürcistan oluyor Alpaslan ve Kuzey Suriye’yi hakimiyeti altına alıyor ve Doğu Anadolu’daki Selçuklu hakimiyetini sağlamlaştırıyor.

Kaynak: Selçuklu ile Anadolu’da bir medeniyet kuruluyor

Selçuklu’nun Anadolu’da İslam devletinin temelleri atılması ne zaman?

Ve Alpars’tan Mısır’ı hedef seçtiği halde Halep’ten hareket edeceği zaman Bizans imparatoru 4. Ramanos’un Anadolu’daki harekatını haber alıyor ve hızla geri dönüyor. 1071 Ağustosunda Malazgent Ovasında yapılan savaşı Sultan Alpaslan malum kazanıyor ve Türkler böylece Anadolu’da bir İslam devletinin temelleri atılıyor.

Kaynak: Selçuklu ile Anadolu’da bir medeniyet kuruluyor

Anadolu’da bir Türk İslam medeniyeti nasıl başlıyor?

Bunu böyle özellikle başına da Türk koyuyorum. Çünkü Türklerin kendince dini anlayışları ve algılamaları ve yaşamaları hani sohbetlerde ayırırım ya aşağı Mezopotamya, yukarı Mezopotamya diye. Yukarı Mezopotamya noktasında din algıları ve anlayışları biraz daha Türklerin farklı. Ahmet Yesevi’nin etkisi var bunda. Ve Ahmet Yesevi enteresandır aşağı Mezopotamya sufiliğini öğrenmiş ama yukarı Mezopotamya sufiliği yaşamıştır ve yaşatmıştır.

Kaynak: Selçuklu ile Anadolu’da bir medeniyet kuruluyor

Türklerin Anadolu’ya getirdikleri kültürler nelerdir?

Anadolu’ya gelirken yanlarında kendi kültürlerini, kendi inanç sistemlerini de getirirler. Anadolu’ya İslam yerleşirken battinilikten, haricilikten, Fatimilikten, İsmaliye’den ve eski Yunan felsefesinden uzaktırlar hepsi de.

Kaynak: Selçuklu ile Anadolu’da bir medeniyet kuruluyor

Türklerde sanat, ticaret ve ziraat var mı?

Türklerde çok sanat yok. Türklerde çok ticaret yok. Türklerde çok ziraat da yok. Türkler savaşaraktan geçimlerini sağlıyorlar.

Kaynak: Selçuklu ile Anadolu’da bir medeniyet kuruluyor

Selçuklu’nun coğrafik genişlemesi nasıl oluyor?

Selçuklu konuşlanmış şehir devletinden artık böyle geniş coğrafyaya hükmeden bir devlet olunca çok hukukluluk, çok dillilik, çok hukukluluk, çok dillilik var Selçuklu’da.

Kaynak: Selçuklu ile Anadolu’da bir medeniyet kuruluyor

Emeviler mesela halifeliği direkt saltanata çeviriyorlar mı?

Emeviler mesela halifeliği direkt saltanata çeviriyorlar. Zaten yapmış oldukları en büyük yanlışlıklardan, handikaplardan birisi bu. Benim kendimce fikrim bu. En büyük en büyük en büyük hainliklerinden birisi.

Kaynak: Emevilerin en büyük hainliği dini siyasallaştırmalarıdır

Emeviler dini siyasallaştırıyorlar mı?

Bunu hainlik olarak nitelendiriyorum. Dini siyasallaştırıyorlar. Şimdi sohbeti dinleyenler, Emevici olanlar çok kızacaklar bana. Emeyiler dini siyasallaştırıyorlar.

Kaynak: Emevilerin en büyük hainliği dini siyasallaştırmalarıdır

Dini siyasallaştırmalar neden hainlik olarak nitelendirilir?

Yani şunu çok açıklıkla, rahatlıkla söyleyebilirim. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali ve Haz. Hasan’dan sonra din Emeviler zamanında komple siyasallaşıyor. Böyle olunca e dini bunun da altını çizin dini siyasetin emrine veriyorlar.

Kaynak: Emevilerin en büyük hainliği dini siyasallaştırmalarıdır

Emevilerin dini siyasallaştırmaları nasıl bir etki yaratmıştır?

Şimdi Selçukluyla arasındaki hani o Anadolu İslamıyla ben öyle nitelendireyim onu Emevilerin uygulamış olduğu eee devlet, din ve siyaset üçgeninde farklılıklar. Yani Emeviler İslam dünyasına en büyük hançeri buradan vuruyorlar. Yani siyaset nasıl bir din istiyorsa, siyaset bakın nasıl bir din istiyorsa, Emeviler siyasetin istediği gibi dini organize ediyorlar. Bazen diyorum ya hala daha biz Emevilerin cumasını kılıyoruz.

Kaynak: Emevilerin en büyük hainliği dini siyasallaştırmalarıdır

Emevilerin dini siyasallaştırmaları nasıl devam etmiştir?

Şimdi Diyanet de aynı namaza devam ettiriyor. Osmanlı da aynı şekilde devam ettirdi. Dikkat edin Selçuklular da aynı şekilde devam ettirdi. Yani o Emevi’nin o uygulamasını kendilerine aldılar.

Kaynak: Emevilerin en büyük hainliği dini siyasallaştırmalarıdır

Emevilerin dini siyasallaştırmaları neden adaleti yok etmiştir?

Emevilerde en büyük eksikliklerden birisi İslam’ın adaletini yok ettiler. Adalet mekanizması herkesi eşit düzeyde yaşatılmadı. Yani sen Arapsan sana olan adalete ayrı mevali issen yani Arap değil isen ona uygulanan hukuk adalet ahırı. Emevilerde bu çünkü ırkçılık başladı. Araplar birinci derecede Müslüman ve birinci derecede ırk. Arap olmayanlar mehvali. Onlar birinci derecede büyük Müslüman değil. Birinci derecede ırk da değil.

Kaynak: Emevilerin en büyük hainliği dini siyasallaştırmalarıdır

Emevilerin ırkçılık uygulamaları nasıl olmuştur?

Aynı şimdi Suut’taki gibi, diğer Arap ülkelerindeki gibi. Bakın oradan günümüze geliyorsunuz. Şimdi günümüze geldiğinizde de Suutta iyi Müslümanlar, dini bilenler Suudlardır, Araplardır. Diğerleri kim olursan ol dini bilmezsiniz siz. En iyi onlar bilir.

Kaynak: Emevilerin en büyük hainliği dini siyasallaştırmalarıdır

Emeviler ırkçılığa devam etmişler mi?

Ve normalde Emeviler bu noktada ırka dayalı Hzreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri o kadar yasaklamasına rağmen Kur’an’ın ırka dayalı kavmiyetçiliği yasaklamasına rağmen bunlar ne yaptılar? Kendince ırkçılığa devam ettiler.

Kaynak: Emevilerin en büyük hainliği dini siyasallaştırmalarıdır

Ancak bu görevi bir kuruma veya devlete havale etmek, zaman zaman baskı aracına dönüşme riskini de beraberinde getirir mi?

Ancak bu görevi bir kuruma veya devlete havale etmek, zaman zaman baskı aracına dönüşme riskini de beraberinde getirir. Hakiki özgürlük ortamında iyiliği emretme içten gelen bir bilinçle gerçekleşir; zorla değil.

Kaynak: 3. Maturidi Ekolü (Düşünce Dünyasında): Özgürlük

Şeyhülislamlığın kaldırılmasının hemen ardından Diyanet İşleri Teşkilatı’nın kurulması, bu anlayışın doğrudan somutlaşması mıdır?

Şeyhülislamlığın kaldırılmasının hemen ardından Diyanet İşleri Teşkilatı’nın kurulması, bu anlayışın doğrudan somutlaşmasıdır. Tarikatların ve medreselerin kapatılması, tüm dini yapıların Diyanet çatısı altında toplanmak istenmesi tipik bir Osmanlı-Türk devlet geleneğinin devamıdır.

Kaynak: 3. Maturidi Ekolü (Düşünce Dünyasında): Özgürlük

İslam dünyası son üç yüz yıldır adım adım batmaktadır; bu batış yavaş olduğu için fark edilmemekte midir?

İslam dünyası son üç yüz yıldır adım adım batmaktadır; bu batış yavaş olduğu için fark edilmemektedir. Sıra önce ailelerin çöküşüne, şimdi ise bireylerin çözülmesine gelmiştir. Gençlerin sorumluluktan kaçması, çalışmaya isteksizlik göstermesi, sabahtan akşama kadar ekran başında vakit geçirmesi bu çözülmenin belirtileridir. Faizin hayatın her alanına sızmış olması, fuhuşun devlet eliyle vergiye bağlanması, uyuşturucunun yaygınlaşması ve adaletsizliğin sıradanlaşması toplumun kökten çürümekte olduğunu göstermektedir.

Kaynak: 3. Maturidi Ekolü (Düşünce Dünyasında): Özgürlük

Peygamber (s.a.v.) zamanında dinin düzeni ile dünyanın düzeni birbirine paralel bir şekilde ilerliyordu; zira vahiy henüz tamamlanmamıştı ve Peygamber mi?

Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanında dinin düzeni ile dünyanın düzeni birbirine paralel bir şekilde ilerliyordu; zira vahiy henüz tamamlanmamıştı ve Peygamber her indirileni anında hayata geçiriyordu. Bu denge, Hz. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali ve Hasan efendilerin hilafetine kadar sürdü. Beş halifelik döneminden sonra İslam dünyası bu dengeyi kaybetti ve farklı siyasi akımların etkisiyle dini ve dünyevi alanlar birbirinden koptu.

Kaynak: 2. Maturidi Ekolü (Düşünce Dünyasında): Demokrasi

Osmanlı’nın başşehrinde Yahudi ve Hristiyan topluluklara tanınan geniş dini özgürlüklerin teolojik zeminini oluşturan ilke nedir?

Bu ilke, Osmanlı’nın başşehrinde Yahudi ve Hristiyan topluluklara tanınan geniş dini özgürlüklerin de teolojik zeminini oluşturmaktadır. Hanefi fıkhına göre bir kimse iman etmiş olsa bile onu ibadete zorlama yetkisi kimseye tanınmamıştır. Bu muhteşem bir özgürlük anlayışıdır.

Kaynak: 2. Maturidi Ekolü (Düşünce Dünyasında): Demokrasi

Peygamber’in sünnetinde de İmam Azam’ın fıkhında da yeri olmayan bir bid’at mıdır?

İmam Maturidi’nin temel ilkesine rağmen son üç yüzyılda İslam dünyasında tuhaf bir dönüşüm yaşandı: Müslümanlar, kendi din kardeşleri üzerinde baskı kurar hale geldi. Baskıyla ibadet ettirme, baskıyla tarikata bağlama ve baskıyla dini vecibe yerine getirme anlayışı yerleşti. Bu, Hz. Peygamber’in sünnetinde de İmam Azam’ın fıkhında da yeri olmayan bir bid’attır.

Kaynak: 2. Maturidi Ekolü (Düşünce Dünyasında): Demokrasi

Nietzsche’nin "tanrı öldü" ifadesi ne anlama gelir?

Nietzsche tanrı öldü derken, tanrı öldü derken ikinci veçhesiyle tanrı öldü, diyor. İkinci veçhesiyle tanır öldü, demek yani bir kimse üstün insan noktasına geldi, o kimse için tanrı öldü. Sebep? Ben şimdi Nietzsche hangi halde bunu söyledi, bilmiyorum. Ben kendi kendime bunu analiz ediyorum. Sebep? 1) Nietzsche anlayışındaki bir tanrı bütün her şeyiyle üstün insanın üzerinde tecelli ettiyse onun için tanrı öldü ama o kimsenin üzerinde tanrı yeniden var oldu. Bu kafanızı karıştırabilir. Bunu Nietzsche böyle düşünmüştür, diye düşünüyorum ben.

Kaynak: Nefes III — 9 Aralık 2017 Sohbeti

Nietzsche’nin "tanrı öldü" ifadesiyle ilgili bir örnek verir misiniz?

Neydi bu? Kral öldü, yaşasın yeni kral. Batı anlayışının eski Yunan felsefesinde tanrı krallar vardır. Helenistik Çağa doğru gidiyoruz şimdi. Helenizm’de tanrı insanlar vardır ve Helenizm’de tanrı krallar vardır. Herkül tanrı kraldır. Çocuklarımıza çok sevdirdiler ya çizgi filmlerle. Bir Herkül var değil mi? Herkül, tanrı kraldır. Onun tanrıçası kimdi? Afrodit. Neydi? Güzellik tanrıçası. Tanrı bütün güzelliği Afrodit’in üzerinde tecelli ettirince Afrodit için güzellik tanrısı öldü, yaşasın Afrodit. Afrodit ne oldu? Tanrı oldu.

Kaynak: Nefes III — 9 Aralık 2017 Sohbeti

İslam dünyasında tanrıya inanmanın neden sürdürülebilir olduğunu nedir?

Bu noktada İslam düşüncesinde hiçbir zaman tanrı ölmeyecek. Tanrı hep diri, tanrı hep sağ ve üstün insan. İnsanı kâmil düşüncesi her daim gelişmeye açık eğer İslam dünyası eğitimini, öğrenimini yukarı kaldırırsa İslam dünyası kendisini eğitirse. Bizde bir de böyle bir şey var ya: Dış güçler bizi eğitmez, dış güçler bizim okumamıza engel, okul yapmamıza engel, dış güçler bizim dini öğrenmemize engel, her şeye engel. Komple İslam dünyası cahil. Büyük bir çoğunluğu. Osmanlının son döneminden itibaren hep aşağı düşüyor ivme. Aşağı düşüyor, yukarı çıkmıyor. Ben bazen sohbetlerde diyorum ya: 250 yıl 300 yıl dip aşağı gidiyor. Hala daha aşağı gidiyor. Bakın, aşağı gidiyor. Aşağı gidiyor daha. Evet o yüzden İslam dünyasında, İslam noktasında bu manada tanrı hiç ölmez. Neden? Bizim mihmandarımız, yol göstericimiz, rehberimiz Hazreti Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri der ki: "Ben hakkıyla kulluk edemedim ya mabud." O hakkıyla edemediyse düşünün, bizim ne kadar yol gitmemiz lazım? Bizim için hiçbir zaman tanrı ölmez, yani kemalâtın sonu yoktur.

Kaynak: Nefes III — 9 Aralık 2017 Sohbeti

İslam dünyasında kendi tanrıcıklarının varlığı nasıl açıklanmaktadır?

İslam dünyası kendince bir sürü putçukların içerisinde çünkü. Bu işin acı tarafı ve İslam dünyasının içerisinde bizler biz kendi kendimize konuşalım şimdi. Bunun içerisinde biz de aynıyız.

Kaynak: Nefes III — 17 Haziran 2017 Sohbeti

Medine Antlaşması ne anlama gelir?

Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Medine’ye hicret ettikten sonra -Medine Antlaşmasını iyi okuyun- bakın orda antlaşmanın başında İsevileri de Musevileri de ümmetin içinde alır, ümmetin içinde olarak görür, İsevileri de Musevileri de ümmet kapsamının içine alır.

Kaynak: Nefes III — 10 Haziran 2017 Sohbeti

Cebrail bedevi suretinde geldiğinde sahabeler ne düşünmüştür?

Cebrail bedevi suretinde geldiğinde Hazreti Ömer dahil tüm sahabeler bu ilme sahip değildiler. Cebrail’i gerçek bir bedevi zannettiler.

Kaynak: Nefes II — 5 Mart 2016 Sohbeti

Cebrail aleyhisselam geldiğinde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ne demiştir?

Cebrail aleyhisselam geldiğinde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki: Gelen Cebrail kardeşimdi size dininizi öğretmek için geldi

Kaynak: Nefes II — 5 Mart 2016 Sohbeti

Mehdi inancı hangi tarihsel gelişmelerle ilişkilidir?

Mehdi inancı EMEVİ, ABBASİ çekişmelerinin tarihi ve psikolojik neticesidir.

Kaynak: Nefes II — 2 Ocak 2016 Sohbeti

Hariciler kimdir?

Ne zaman? Hazreti Ali radiyallahu anh hazretleriyle muaviye arasında problem çıktığında hariciler denilen grup çıkıyor. Bu hariciler denilen grup ayet-i kerimeleri ve hadis-i şerifleri direkt lafzından yorumlayıp herkese küfür damgasını vuruyor. En sonunda Hazreti Ali Efendimize küfür ehli olduğunu damgasını vurup zaten onlar şehit ediyorlar dikkat edin.

Kaynak: Nefes II — 25 Temmuz 2015 Sohbeti

Mevlevi alaylarının 1. Dünya Savaşında hangi görevlerde bulundukları?

Mevlevi alaylarının 1. Dünya Savaşında, Filistin’e gönderilmek üzere MÜCAHİDİN-İ MEVLEVİ ALAYI ve Kafkaslara gönderilmek üzere MÜCAHİDİN-İ BEKTAŞİYE ALAYI kurulmuştur. Bu alaylar, Mevlevi dervişlerin gönüllü katılımıyla oluşturulmuş ve Konya Mevlevi Dergâhı Şeyhi Veled Çelebi’nin komutasında Şam’da 3 yıl yaşamışlardır. Bu alaylar, savaş sırasında hem askeri hem de toplumsal yardım kampanyaları düzenlemişlerdir.

Kaynak: Nefes — 21 Mart 2015 Sohbeti

Mevlevi alaylarının 1. Dünya Savaşında hangi şehirlerde faaliyet gösterdikleri?

Mevlevi alaylarının 1. Dünya Savaşında, Filistin’e gönderilmek üzere MÜCAHİDİN-İ MEVLEVİ ALAYI ve Kafkaslara gönderilmek üzere MÜCAHİDİN-İ BEKTAŞİYE ALAYI kurulmuştur. Bu alaylar, özellikle Yenikapı ve Galata Mevlevihaneleri öncülüğünde yardım kampanyaları düzenlemiş ve Galata Mevlevihane’si hastane olarak kullanılmıştır. Aynı dönemde Lefkoşa Mevlevihane’si devlete 600 Osmanlı altını yardımda bulunmuştur.

Kaynak: Nefes — 21 Mart 2015 Sohbeti

Osmanlı’da sufilerin savaştaki rolü nedir?

Osmanlı’da en önemli unsurlardan birisi şu: şeyhler gazaya katılıp ya şehit oluyorlar ya da gazi şeyh unvanı alıyorlar gazaya katılaraktan. Bu bütün ehli sufinin en büyük arzularından birisi bu; gazaya katılıp gazi veya şehit sufi, şeyh olmaları. Ve hepsi de belli bir müddet hiçbir zaman gazaya katılmaksızın kalmamışlar, hepsi de gazaya katılmışlar.

Kaynak: Nefes — 21 Mart 2015 Sohbeti

Kurtuluş Savaşı’nda sufilerin rolü nedir?

Kurtuluş Savaşı’nda da aynı şey söz konusu. Kurtuluş Savaşı’nda da bütün tekkeler, bütün zaviyeler, bütün medreseler, bütün hemen hemen çoğunluk olarak şeyhler, üstadlar dervişler Kurtuluş Savaşı’nı vatanın savunulması ve bu noktada vatanın keferenin elinden kurtulması için hep beraber mücadele ediyorlar, hep beraber savaşıyorlar topyekûn.

Kaynak: Nefes — 21 Mart 2015 Sohbeti

İmam-ı Azam ayrımcılığa karşı çıkmıştır. Neden?

İmam-ı Azam, Emevi ve Abbasi hanedanlarında görülen ırk temelli ayrımcılığa karşı çıkmıştır. Arap olmayanlar ikinci ve üçüncü sınıf vatandaşlar olarak muamele görürken, İmam-ı Azam bu ayrımcılığa ve yöneticilerin kendi menfaatlerini korumak için uyguladığı zulme karşı çıkmıştır. Eşitsizliğe, hoşgörüsüzsüzlüğe karşı çıkmıştır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 7 Mart 2021 Sohbeti

İslam dünyasında bugün hâlâ ayrımcılık ve adaletsizlik var mı?

Evet, İslam dünyasında bugün hâlâ ayrımcılık ve adaletsizlik var. Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, İran gibi ülkelerde devletin önemli mekanizmalarında kendi ırk veya sınıfına ait kişilerin üstünlüğü devam etmektedir. Bu durum, İslam dünyasında adalet, liyakat ve hakların eşit şekilde dağıtılması yerine, belirli grupların zulme maruz kalması anlamına gelmektedir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 7 Mart 2021 Sohbeti

İslam dünyasında siyasi ve idari yapılar neden bozulmuştur?

İslam dünyasında siyasi ve idari yapılar bozulmuştur çünkü ulema sınıfı bu sorunlara karşı duruş göstermemiştir. İslam dünyasında adalet, liyakat, hukuk ve yönetimde eşitlik aranmamaktadır. Kapitalist ve deccalist sistemlerin etkisiyle, İslam dünyasındaki unsurlar kendi aralarında kargaşaya ve savaşa dönmüş, bu durum İslam dünyasının kendi içinde birbiriyle savaştığını ve yeni fikirler üretmeden kalmış olmasının sebebidir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 7 Mart 2021 Sohbeti

İslamcıların kendi zamanlarında saltanat sisteminin tek meşru yönetim biçimi olup olmadığını neden söylüyorlar?

İslamcılar kendi zamanlarında saltanat sisteminin tek meşru yönetim biçimi olmadığı kanaatini de söylüyorlar, diyorlar ki; tek yönetim biçimi bu değil.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 7 Mart 2021 Sohbeti

Osmanlı’da Elmalı Hamdi Yazır hilafeti nasıl tanımlanmıştır?

Elmalı Hamdi Yazır hilafeti “bir vekalettir.” diye tanımlıyor, Elmalı. Yani halkın vekilisin sen, Müslümanların vekilisin, sen Allah’ın halifesi değil, Müslümanların vekilisin, o manada söylüyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 7 Mart 2021 Sohbeti

İslamcılık hareketi ne zaman ve nasıl boğulmuştur?

İslamcılık hareketini ve mevcut yönetimin belki de onlar -ben kimsenin üzerinde suizan yapmak istemiyorum-tecdid etme, yenileme hareketi başlattılar belki de başlangıç olarak ama bu çok önemlidir. İmam-ı Azam bunu, buna içtihad eder: Bir şeyi yıkmaya ka-rar verdiyseniz onun yenisini hazır tutmanız gerekir, eğer onun yenisi yoksa o yıkıntının altında herkes kalır. Bu İmam-ı Azam’ın içtihadıdır. Emevilerin yıkılmasına mesela o ilk Abbasi halifesini destekler; hem içtihad olarak des-tekler hem de maddi olarak, para olarak destekler. İmam-ı Azam tüccardır çünkü, zengindir İmam-ı Azam, onu parasal olarak da destekler ama yerine konulacak olan şey hazırdır, mevcuttur. O yüzden o günkü İslamcılar hane-danı yıkacaklarında yerine koyacaklarını, yerine gelecek olanın ne olduğunu belki de tespit edemediler; onu düşünemediler. Yani Osmanlı’yı lağvedecek-siniz, lağvettiğinde ne gelecek yerine bilemediler. Osmanlı’yı İslamcılar yö-netimsel olarak zayıflattılar mı? Evet ve Osmanlı’nın içeriden zayıflamasına sebep oldular mı? Evet. İttihat Terakki’nin içerisinde bulunarak bu İttihat ve Terakki’nin sonradan Batılıların emrine girmesiyle Osmanlı’nın yıkılmasına onlar da sebep oldular mı? Bu bence evet. Ama yerine gelen şey dini noktada Osmanlı’yı arattı mı? Evet. Ama sonuçta İslamcılık da Türkiye’de Cumhu-riyet’le beraber boğuldu mu? Evet. Şimdi Osman’lının dışındaki Fas, Tunus, Cezayir, Mısır, oradan Suudi Arabistan oradan Irak, Suriye, İran, Afganis-tan, Pakistan, Hindistan olarak yürüdüğümüzde burada da İslam’ı tecdid ça-lışmaları, İslam’ın yenileme çalışmaları ne yazık ki Türkiye’de, Anadolu’da İslamcılık boğulunca onlarda da boğuldu mu? Evet. Orada madden boğul-masa dahi manen boğuldu mu? Evet. Neden? Onlar artık kendi varlıklarını dış güçlerin desteğine bağlayarak boğuldular. Yani Afgani-Abduh çizgisi İn-gilizlerin himayesine girdi, vahhabi çizgisi İngilizlerin himayesine girdi. Aynı şekilde çok acı bir şey ama Pakistan-Afganistan-Mevdudi çizgisi veyahut da Ahmed Han çizgisi Hindistan’da İngilizlerin himayesine ve yoluna girdi. Anadolu’ya baktığımızda bunu zaman zaman hep dile getiriyorum. Anado-lu’da bir kısım tarikatlar özellikle Nakşibendi tarikatları -özellikle söylüyo-rum bakın bunu- onlar da İngiliz kraliyet ailesinin birer üyeleri oldu mu? Evet. Bunun yakın örneğini gördünüz, isim olarak söyleyeceğim, kim? Kıb-rısi. Yakın örneği bu. Nakşibendiydi. Prens Charles’ı da Müslüman edeceğiz veyahut da ana kraliçeyi “Onlar da Ehl-i beyt’tendir” dedi mi? Evet. Bakın bunlar bizim elimizde tarihi vesika, belge niteliğinde. Yani siz İngiliz kraliyet ailesini Ehl-i beyt’ten gösteriyorsanız insanlara; Prens Charles da Müslüman diyorsanız insanlara; o zaman sizin nereden nemalandığınız, nereden yiyip, içtiğiniz çıkar meydana. Artık mızrak çuvala sığmıyor çünkü mızrak çuvala sığmadığından dolayı söylüyorum. Veyahut da Irak’da İngiltere ile savaşa-cak olan oradaki Şia Sadr -Sistani Sadr’ın üstüne geldi- orda Sadr Felluce’de İngilizlere kök söktürürken Sadr Londra’dan apar topar oraya getirip orada İngilizlerin ölmemesini sağladı mı? Evet ve İngilizlerle anlaştılar mı? Evet ve Irak’ta bir tane İngiliz askerinin burnu kanamadı mı, İstanbul’da kanama-dığı gibi? Evet. Bakın, tekrar söylüyorum, Felluce’de Sadr oraya gelerekten bir tane İngiliz askerinin burnu kanamadı mı, İstanbul’da kanamadığı gibi? Evet. İngilizler İstanbul’u işgal ettiler, İngilizler İstanbul’u işgal ettikleri za-man gripten dahi bir tane İngiliz askeri ölmedi. Grip, grip. Hastalıktan, baş ağrısından dahi bir tane İngiliz askeri ölmedi. Bırakın kurşunu silahı. Her-halde bir tane İngiliz askeri ölmüş olsaydı ne gelirdi başımıza bilmem. Veya Kurtuluş Savaşı’nda koca bir Kurtuluş Savaşı ve İngilizler de işgalci kuvvet, koca Kurtuluş Savaşı’nda bir tane İngiliz askeri ölmemiştir. Bir tane İngiliz askeri ölmemiştir, Felluce’de ölmediği gibi Dünya üzerinde hiçbir yerde öl-mediği gibi. Diyebilir misiniz siz Hindistan’da bir tane İngiliz asker öldü diye? Diyebilir misiniz Kanada’da bir tane İngiliz asker öldü diye? Diyemezsiniz. Hani meşhurdur ya, üzerinde güneş batmayan imparatorluk diye. Evet, üzerinde güneş batmayan impara-torluğun bir tane askeri ölmediği gibi. Kurtuluş Savaşı’nda da ölmediği gibi, Fel-luce’de de ölmediği gibi. O yüzden İslamcılık; sonuçta İslamcılığı destekleyen o gün için destekleyen tarikatlar, siyasi çevreler, ulema takımı hepsi de Cum-huriyet’in ilk dönemiyle Anadolu’da boğulmuştur, bitmiştir İslamcılık hare-keti. Şu anda Anadolu’da, ülkemizde İslamcılık hareketi yoktur, İslamcıları da.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 7 Mart 2021 Sohbeti

İslam dünyasında yönetimsel sıkıntılar nelerdir?

İslam dünyasında yönetimsel sıkıntılar var. Osmanlı’nın son döneminden itibaren İslam dünyasında yönetimsel sıkıntılar var ve İslam dünyası bu yönetimsel sıkıntılarını kendi iç dinamikleriyle hallede-meyen bir toplum haline geldi.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 14 Mart 2020 Sohbeti

İmam-ı Azam’ın İslam dünyasına katkıları nelerdir?

İmam-ı Azam, İslam camiasının ve İslam ümmetinin çıkmazdan kurtulması için kendi canı pahasına savunduğu bilgiye ve adalete dayalı ilkeleri siyasete temel olmakla imkân dahilinde bunları sunmuş, kendi imkanları dahilinde ve o Kur’an-sünnet bilgisi ile adalet temelli bir devlet sistemi oluşması için var gücüyle mücadele etmiş. Ayrıca, adaletsizliğin, liyakatsizliğin, devlet başkanının bir kurul tarafından seçilmesi gerektiğinin ve bağnazlığın mücadelesini vermiştir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 7 Mart 2020 Sohbeti

Devletlerin inşası süreci ne zaman başlamıştır?

Devletlerin inşası süreci daha sömürgecilikten önce başlamıştır. Fas, Mısır, İran ve hatta Afganistan gibi ülkelerin devletleşme süreci Batı sömürgeciliğinden öncedir. Osmanlı Devleti de 16. yüzyıldan itibaren Batı karşısındaki üstünlüğünü kaybetmeye başlamıştır. 19. yüzyılda son üç ülke ve Osmanlı İmparatorluğu, aydınlanmış despotorizm modeline uygun olarak ve bir ordu ile modern bir devlet sektöründen yola çıkarak devlette yukarıdan aşağıya bir dönüşüm başlattılar.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 29 Şubat 2020 Sohbeti

Osmanlı Devleti’nin yıkılması sürecinde neler yaşanmıştır?

Osmanlı Devleti’nin yıkılması sürecinde, devlet adamları 19. yüzyılın başlarında Avrupa’nın ahvaline dair hazırlamış oldukları layihalarda Batının üstünlüğünün sadece askeri gelişmelerle olmadığı anlayışına yer vermişler. Böylece yüzyıldır Avrupa’nın askeri tekniğini almakla iktifa edilmesi gereği fikrinin yerine, Batının farklı sahalarda da terakki ettiği düşüncesi hâkim olmaya başlamıştır. Mustafa Sami Efendi’nin tespitiymiş bu. Osmanlı, Avrupa’da okuyup teknik getirsinler, Avrupa’da okuyup bilgi getirsinler, Avrupa’da yetişip Osmanlı devlet-i aliyyesini yeniden ayakta tutup, ayakta tutmak için gayret göstersinler diye gönderdiği öğrenciler ve oradaki ekip ne yazık ki Osmanlı’yı yıkmak için sonradan tersine çevrilmişler ve tersine çevrilince de bu Osmanlı’nın kendi akçesiyle, devletin akçesiyle okumak için göndermiş olduğu öğrenciler birer Osmanlı düşmanı olarak geri dönmüş.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 29 Şubat 2020 Sohbeti

İslam dünyasında ulema problemi nedir?

İslam dünyasında ulema problemi var mı, varsa nasıl bir ulema problemi var? Yani her şey si-yasi organizasyonun hatası mı veya her şey Batılılaşma düşüncesinin hatası mı? Batılılaşmak isteyenlerden dolayı mı bu hale geldik? O zaman Batılılaş-mak isteyenler bu noktada dururken onun karşısına hiç kimse çıkmadı mı, çıkamadı mı, nasıl bir ulema profili olması lazımken nasıl bir ulema profili var önümüzde? O zaman ulemayı biz konuşacaksak bize bir tane ulema port-resi lazım. Biz o portreye göre ulemaları nitelendirmemiz lazım.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 29 Şubat 2020 Sohbeti

Ulema ve ümera ayrımı İslam tarihinde ne zaman başladı?

Ulemayla ümeranın yani devleti yönetenlerle dinin üzerinde içti-had eden, fetva veren ulemanın birbirinden ayrı, birbirinden gayrı işleri yok ama bu Hazreti Ali Efendi’mizden sonra inkıtaya uğradı mı? Evet. İslam ge-leneğindeki din-dünya, din-mülkiyet ya da din-devlet şeklindeki ayrımın -batıyla bizim ayrı düştüğümüz noktalardan birisi- Hristiyan düşüncesin-deki kilise-devlet arasındaki ayrım ile aynı olmadığı bir gerçek. Biz onlar-dan ayrılıyoruz, biz asla bir Batı gibi bir devlet modeli bize olmuyor, uymu-yor. Sebep? Onlardaki kilise yapılanması ile bizdeki dini yapılanma aynı değil. Nitekim Hristiyan düşüncesinde dini ve dünyevi alan şeklindeki ay-rım zaman içerisinde oluşmuş olmakla birlikte İslam geleneğinde Hristiyan dünyasında olduğu gibi bir ruhban sınıfından ve din zemininde gerçekleşen tabakalı toplum yapısından bahsetmek güçtür. Nitekim orta çağ Hristiyan Avrupa’sında kilise papazları hiyerarşik olarak en üst konumda temsil edil-mekte. Kilise papazları hiyerarşik olarak en üst noktada. İkincisi kim? Dev-let başkanları, ondan sonra yönetici sınıfı, askerler, soylular ondan sonra kim bunlar? Tüccarlar, zanaatkarlar, köylüler. Bunlar da ne? Toplumun en alt ka-tegorisi olarak nitelendiriliyor. Bir papazlar toplumun devletin birinci kate-gorisi, en üst sınıf hiyerarşik olarak. İkincisi yöneticiler; yani devlet başkan-ları, bakanlar, valiler, askerler. Bunlar ikinci kategori de ne? Zanaatkârlar, ticaret yapan tüccarlar, köylüler. Bunlar da ne? Bunlar da üçüncü sınıf vatandaşlar. Hiyerarşik olarak böyle. Kategorileşmiş her şey. Bir en üst sınıf var, bu papazlar ve kilise. İkinci sınıf var, devleti yö-netenler. Üçüncü sınıf var, halk. Zaten halkın ezilmesi ve kiliseye baş kal-dırmasının bir sebebi o. Kilise vergi topluyor, toplanan vergilerden belli bir kısmını alıyor, kilise vergileri arttırıyor veya vergileri düşürüyor, dünya ki-lisenin üzerinde dönüyor. Evet.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 29 Şubat 2020 Sohbeti

Ehl’i sünnete göre siyasi anlayışta asıl olan nedir?

Ehl’i sünnete göre siyasi anlayışta asıl olan geçmiş tecrübe ve onun devamı durumundaki mevcut durumdur. Mev-cut durumun zulmetse dahi korunması her türlü değişimden daha iyidir. Özellikle siyasi irade, Allah’ın iradesiyle meşrulaştırılma yoluna gidildik-ten sonra, insanların çabaları ve faaliyetleri, Allah iradesine karşı gelmek olarak görülmüştür.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 8 Şubat 2020 Sohbeti

Ehl’i sünnet siyasi anlayışını Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden sonra cihâr yâr-i güzin efendilerimizin zamanına bağlamak ne ifade eder?

Ehl’i sünnet siyasi anlayışını Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden sonra cihâr yâr-i güzin efendilerimizin zamanına bağlamak, yani Hazreti Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali ve kısa bir dönem 6-7 aylık ve Hazreti Hasan Efendimizin zama-nına bağlarsak bu geçmişe yönelik tecrübe doğru tecrübedir. Yani nedir bu geçmişe yönelik tecrübe? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ne yaptığıdır, sonra Ebu Bekir ne yaptığıdır, ondan sonra Ömer ne yaptı, ondan sonra Osman radiyallahu anh hazretleri ne yaptı, sonra Ali ne yaptı? Eğer geçmişe yönelik tecrübe, geçmişe yönelik bir ders alınacaksa evet bu doğru-dur ama Hazreti Hasan Efendi’mizden sonra hilafetin babadan oğula geçi-rip saltanata çevrilmesi noktasında ben orayı ehli sünnet olarak görmüyo-rum.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 8 Şubat 2020 Sohbeti

Şia’da imamların masumiyetinin ve suç işlememenin üzerine kuruludur siyasi teşkilatlanma mı?

Şia’da imamların masumiyetinin ve suç işlememenin üzerine kuruludur siyasi teşkilatlanma. Bunu ben ehli sünnet olarak da görmüyorum, yani Muaviye’ninkini de Mu-aviye’den sonrakini de ehli sünnet olarak görmüyorum. Muaviye’den sonra-kini. Çünkü Muaviye’ye Hazreti Hasan Efendi’miz devretmiş, savaş çıkmasın diye. Aslında yine seçimle olmuş olmuyor amma velakin hadi onu da biz ma-kul noktada alalım ama Muaviye’den sonrasını ehli sünnet olarak ben algıla-mıyorum ve öyle de inanmıyorum, öyle de anlamıyorum.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 8 Şubat 2020 Sohbeti

Ehl’i sünnete göre devletin başına gelecek olan kimse nasıl seçilir?

Ehl’i sünnete göre devletin başına gelecek olan kimse: 1) Ehli sünnet düşüncesine göre belli bir şuranın seçimi ile gelecek. Ehli sünnete göre umumi bir seçim değildir bu. Bu içtihad edilebilir edilmez bun-lar ayrı mesele ama hem Ebu Bekir Efendi’mizin hem Ömer’in, Osman, Ali radiyallahu anh hazretlerinin hem İmam-ı Hasan hazretlerinin devletin ba-şına geliş sistemi seçiciler kurulunun içinden seçilmesi, aşere-i mübeşşere-den seçilmesi. On tane aşere-i mübeşşere var, on tane aşere-i mübeşşerenin içerisinden seçiliyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 8 Şubat 2020 Sohbeti

İslam’da siyasi irade, Allah’ın iradesi olarak meşrulaştırılmış mıdır?

İslam’da siyasi irade, bu manada Allah’ın iradesi gibi meşrulaştırılmış bir irade de-ğil. Bunu Hazreti Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali radiyallahu anh hazretleri-nin zamanlarında görüyoruz. Bu sıkıntı Muaviye’den sonra Emeviler’de ve Abbasiler’de görülen şey. Yani mesela onlar kendilerini Allah’ın halifesi, yer-yüzündeki halifesi ve aynı zamanda da Allah’ın yeryüzündeki meşru iradesi olarak göstermişler, burada sıkıntı var.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 8 Şubat 2020 Sohbeti

İslam devlet siyasetinde, devlet başkanının şartları nelerdir?

Bakın, bu olmazsa olmaz bir şarttır. Bir Müslüman’ın başındaki devlet başkanı muhakkak Müslüman olması gerekir, muhakkak. Müslüman değilse o Müslüman’ın devlet başkanı değildir. Ölçü, delil? Ayet-i kerime. “Ey iman edenler Allah’a itaat edin; Pey-gambere itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre, idarecilere itaat edin.” Bu-rada sizden olan ulu’l-emr idarecilere itaat edin sözünü İmam-ı Matüridi; sa-dece devlet başkanı olarak algılamaz, bunu askeriyenin içindeki komutanlar olarak da algılar. Bunu sadece devlet başkanı olarak algılamaz; devletin en önemli idarecileri olan bugünkü tabirle bakanlar kurulu, bugünkü tabirle genelkurmay başkanı ve ordu komutanları. İmam-ı Maturidi enteresan bir biçimde der ki; bu ayette geçen ulu’l-emr hem devlet başkanını hem komu-tanları hem de yöneticileri bağlar, der. Yani siz bir yere belediye başkanı se-çerken İslami bir sistemde siz İslam olmayan bir belediye başkanı seçemez-siniz. Siz Almanya İmparatorluğu’nun komutanını Çanakkale’de komutan olarak tayin edemezsiniz. Çanakkale savaşlarını hatırlayın. Almanlarla or-tak olduk ya. Osmanlı, ortak olunca ne yaptı? Çanakkale’nin savunmasını Alman generale verdiler. Veremezsin İslam hukukunda. Siz askeri personelin başında komutanı gayri İslami yapamazsınız, siz bakanları ve önemli dev-let adamlarını gayri İslamilerden oluşturamazsınız. Sizden olan emir sahip-lerine itaat edilir. Yani burada o kimsenin Müslüman olması gerekir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 8 Şubat 2020 Sohbeti

İslam devlet siyasetinde, yöneticilerin İslam olma şartı neden vardır?

Eğer ki o kimse kendisine Müslüman’ım dediğinde o kimsenin hükmedeceği şey Kur’an ve sünnet olur o zaman. Zaten o yüzden Maide’de, birçok ayet-i ke-rimede; Kur’an ve sünnetle, Kur’an’la hükmedilmesini, Allah’ın emirleriyle hükmedilmesini söyler. Çünkü yöneticiler; Allah’ın hukukunu, Allah’ın hük-münü uygulamak zorundalar. Bunu çok önemser İslam devlet siyaseti, bunu çok önemser ve der ki; muhakkak ki bu ulu’l-emrler Müslüman olacaklar. Burada tabi İmam-ı Maturidi aynı zamanda kendi zamanında masum imam literatürüne sahip Şia’ya da karşı çıkar. Onlara da cevap vermiş olur. O yüz-den İmam-ı Maturidi burada enteresan bir ince çizgi.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 8 Şubat 2020 Sohbeti

İslam devlet sisteminin siyasi hakimiyetin kaynağını halka dayandırdığı ancak uygulamada bunu gerçekleştiremediği konusunda ne anlatılmaktadır?

Ehl’i sünnet siyasi hakimiyetin kaynağını teoride halka dayandırmasına rağmen uygulamada bunu gerçekleştirememiştir. Emevilerden itibaren Müslüman toplumların yönetimi; halkın onayıyla belirlenmemiş, babadan oğula geçen saltanata dönüşmüştür.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 25 Ocak 2020 Sohbeti

İslam dünyasında siyasi liderlik ve yönetim şekilleri nasıl gelişmiştir?

Dördüncü madde: Siyasetin dini ve kelâmî açıdan temellendirilmesi; ilk defa fiziki güç kullanarak iktidarı ele geçiren Emevilerin iktidarlarını ve siyasi uygulamalarını Allah’ın iradesi, takdiri, kaza ve kaderiyle ilişkilendirmeleriyle başlamıştır. Emeviler iktidarı güç kullanılaraktan mı ele geçirdiler? Evet. Çünkü malum Sıffin vakası. Hazreti Ali radiyallahu anh hazretleri ile Muaviye arasında ondan önce Hazreti Osman zamanında kıpırdanmalar. Hazreti Osman Efendi’mizin şehid edilmesi ile Muaviye’nin Hazreti Osman’ın şehid edildiğini bahane ederekten yönetimi ele geçirmeye çalışması, bunu bahane ederekten Hazreti Ali Efendi’mize karşı savaş açması ve İslam’ın kendi içeri-sindeki numaişler olması, sıkıntılar olması. Muaviye’nin bu noktada devleti kurması Dımeşk yani bugünkü Şam’da. Şam’da alternatif bir devlet kurması. Medine-i Münevvere’de bir devlet var ama Şam’da alternatif bir devlet kur-ması (Dimeşk’te) ve bu alternatif devletin Hazreti Ali radiyallahu anh haz-retlerine, mevcut devlete, mevcut hükümete savaş açması. Bakın, dikkat edin. Mevcut devlete, mevcut bir başkana, yani halifeye savaş açması ve bu sava-şın neticesi yok; galibi yok. Hazreti Ali radiyallahu an hazretleri bu noktada halife ama Muaviye de kendine orada halife dedirttirmiyor ama o da kendi-sine devlet başkanı dedirttiriyor. Etrafındaki yalaklar, salaklar onlarda ha-life diyenler de var etrafında onun. Yani Emevi Devleti’nin kuruluş aşaması bu. Bunun geldisi nerede? Bunun geldisi Ümeyyeoğulları.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 18 Ocak 2020 Sohbeti

Modern toplumlarda İslam’ın siyasi rolü nedir?

İslam dünyasında siyasi liderlik ve yönetim şekilleri, özellikle Emevi ve Ümeyye devletlerinin kuruluş süreçleri, İslam’ın siyasi uygulamalarının tarihsel gelişimleri ve bu konularda tarihsel örnekler verilir. Metinde, İslam’ın siyasi yönüne dair tartışmalar, özellikle Emevi ve Ümeyye devletlerinin kuruluş süreçleri, İslam dünyasında siyasi liderlik ve yönetim şekilleri, modern toplumlarda İslam’ın rolü ve bu konularda tarihsel örnekler verilir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 18 Ocak 2020 Sohbeti

İslam dünyasında siyasi uygulamaların temelleri nerede atılmıştır?

Dördüncü madde: Siyasetin dini ve kelâmî açıdan temellendirilmesi; ilk defa fiziki güç kullanarak iktidarı ele geçiren Emevilerin iktidarlarını ve siyasi uygulamalarını Allah’ın iradesi, takdiri, kaza ve kaderiyle ilişkilendirmeleriyle başlamıştır. Emeviler iktidarı güç kullanılaraktan mı ele geçirdiler? Evet. Çünkü malum Sıffin vakası. Hazreti Ali radiyallahu anh hazretleri ile Muaviye arasında ondan önce Hazreti Osman zamanında kıpırdanmalar. Hazreti Osman Efendi’mizin şehid edilmesi ile Muaviye’nin Hazreti Osman’ın şehid edildiğini bahane ederekten yönetimi ele geçirmeye çalışması, bunu bahane ederekten Hazreti Ali Efendi’mize karşı savaş açması ve İslam’ın kendi içeri-sindeki numaişler olması, sıkıntılar olması. Muaviye’nin bu noktada devleti kurması Dımeşk yani bugünkü Şam’da. Şam’da alternatif bir devlet kurması. Medine-i Münevvere’de bir devlet var ama Şam’da alternatif bir devlet kur-ması (Dimeşk’te) ve bu alternatif devletin Hazreti Ali radiyallahu anh haz-retlerine, mevcut devlete, mevcut hükümete savaş açması. Bakın, dikkat edin. Mevc, mevcut devlete, mevcut bir başkana, yani halifeye savaş açması ve bu sava-şın neticesi yok; galibi yok. Hazreti Ali radiyallahu an hazretleri bu noktada halife ama Muaviye de kendine orada halife dedirttirmiyor ama o da kendi-sine devlet başkanı dedirttiriyor. Etrafındaki yalaklar, salaklar onlarda ha-life diyenler de var etrafında onun. Yani Emevi Devleti’nin kuruluş aşaması bu. Bunun geldisi nerede? Bunun geldisi Ümeyyeoğulları.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 18 Ocak 2020 Sohbeti

İslam’ın siyasi yönüne dair tartışmalar nelerdir?

Metinde, İslam’ın siyasi yönüne dair tartışmalar, özellikle Emevi ve Ümeyye devletlerinin kuruluş süreçleri, İslam dünyasında siyasi liderlik ve yönetim şekilleri, modern toplumlarda İslam’ın rolü ve bu konularda tarihsel örnekler verilir. İslam’ın siyasi yönüne dair tartışmalar, özellikle Emevi ve Ümeyye devletlerinin kuruluş süreçleri, İslam dünyasında siyasi liderlik ve yönetim şekilleri, modern toplumlarda İslam’ın rolü ve bu konularda tarihsel örnekler verilir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 18 Ocak 2020 Sohbeti

İslam devleti kavramı ne anlama gelir?

Benim kendimce kabul ettiğim İslam devlet sistemi -Mustafa Özbağ olarak- Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Hazreti Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali dönemini ve aynı zamanda da Hazreti Hasan Efendi’mizin 7 aylık dö-nemi. Ben halifelik olarak, İslam devleti olarak bu arayı kabul ediyorum. Ba-kın, bu arayı. 30 yıl buradan var. Peygamber’den sonra sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, İslam’ın Medine-i Münevvere’de devletleşmesini de ben 10 yıl koyuyorum, toplam 40 yıl. 40 yılın haricindeki bir bölümü ben İslam dev-leti olarak kabul etmiyorum. O yüzden İslam, siyaset, halifelik kavramlarını konuşurken bu 40 yıllık dönemi ben kendime baz alıyorum, delil olarak alı-yorum, örnek olarak alıyorum.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 11 Ocak 2020 Sohbeti

Emevilerin İslam devleti olarak görülmesi neden reddedilir?

Emeviler, Abbasiler, Selçuklular ve Osman-lılar bu dönemleri kendimce İslam devleti olarak algılamıyorum. Osmanlı’yı reddettim, Selçukluları reddettim, diye bunu böyle nitelendirmeyin ama tam bir İslam devleti hukuku ve hükmünü örnek alacağımız zaman bu zaman-lar 40 yıllık. Bakın 40 yıllık. Buradan bir şeyi daha işaret edeyim, burdan 40 yılı işaret ettim ya,size bir şey daha işaret edeyim. Bazı hadis-i şeriflerde Mehdi’nin yeryüzüne geleceğini ve Mehdi’nin, Mehdiyetin kıyamete yakın 40 yıl dünya üzerinde hakim olacağını ve İslam’ın bütün dünyada, 40 yıllık bir dönemde hakimiyet kuracağını ve bütün dünya 40 yıl boyunca İslam’ı en güzel ve en yüksek şekilde yaşayacağına dair bir inanca sahibim. Bu inan-cımı da bu hadis-i şeriflerden alıyorum, diyorum ki: İlk dönem bir 40 yıllık İslam devleti kuruldu ve sonunda bir 40 yıllık daha İslam devleti kurulacak ve Cenâb-ı Hakk nurunu tamamlayacak. O 40 yıllık dönemde yeryüzünde hiçbir fesat, hiçbir haksızlık, hiçbir adaletsizlik, hiçbir yanlışlık yaşanmaya-cak. Hayır. Allah nurunu tamam edecek. Kafirler, gavurlar, müşrikler istese de istemese de inansa da inanmasa da bu 40 yıllık dönem yaşanacak inşa-allah.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 11 Ocak 2020 Sohbeti

İslam toplumunun yöneticileri kimlerdir?

İslam toplumunun yöneticileri, iman edip salih amel işleyenler, Allah’a şirk koşmadan ona kulluk edenlerdir. Cenâb-ı Hakk onları insanların halifesi ediyor ve onları insanların imamları, insanların idarecileri kılıyor. Bunlar insanların önünde imam, insanların önünde idareci veya in-sanların önünde halife. İster halife deyin, ister imam deyin, ister başkan de-yin, ister idareci deyin, ister emir deyin çünkü hadis-i şeriflerde farklı farklı isimlerde anılmış. Onlarla ülkeler düzelecek. Bu iman edip salih amel işleyip sadece Allah’a kulluk edip şirk koşmayanlarla.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 4 Ocak 2020 Sohbeti

Peygamberlik görevi ile devlet başkanlığı görevi birbirinden farklı mıdır?

Peygamberlik görevi ile devlet başkanlığı görevi birbirinden farklıdır. Peygamberlik görevi, Kur’an’da belirtilen emir ve yasaklar çerçevesinde, insanlara din tebliği ile alakalıdır. Devlet başkanlığı ise beşeri kaynaklıdır. Kur’an’da Hazreti Peygamberin insanlara nasıl davranması gerektiği konusunda emir ve yasaklar, onun devlet başkanı olması ile ilgili olmayıp peygamberlik misyonu veya sosyal ve toplumsal ilişkilerde Müslümanlara örneklik ve önderlik etme görevi ile ilgilidir. Onun Müslüman topluma önderliği ilahi kaynaklı, devlet başkanı oluşu beşeri kaynaklıdır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 4 Ocak 2020 Sohbeti

İmam seçmek kimin üzerine vaciptir?

İmam seçmek -soru devam ediyor-Allah üzerine değil, Müslümanlar üzerine vaciptir. Yani Allah imam seçmez manasında. Seçilen imama bey’at şarttır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 4 Ocak 2020 Sohbeti

İmamın özellikleri nelerdir?

Aynı anda iki halife olamaz. Müslümanları yönetecek kişi ilim, takva, kahramanlık ve nesep yönünden erdemli olmalıdır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 4 Ocak 2020 Sohbeti

İslam’ın devletsiz olamayacağını anlayanlar kimlerdir?

Hazreti Peygamber ve ashabı İslam’ın devletsiz olamayacağını çok iyi anladılar. Bu bakımdan on-lar devlet otoritesini sarsacak, diğer bir ifade ile devletin var olmasının ne-deni olan İslam hükümlerinin uygulanmasında gösterilecek herhangi bir gev-şekliğe hiçbir zaman göz yummamışlardır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 4 Ocak 2020 Sohbeti

Halifelik sistemi İslam’da nasıl geçerlidir?

Benim için halifelik sistemi, İslam’daki devlet sistemi ölçü olarak burayı alıyorum. Bunun altını bir çizeyim. Benim için Muaviye ve sonrası İslami noktada ölçü değil. İçinde doğrular olabilir; içinde eksiklikleri, yanlışlıkları olabilir; içinde başka şeyler de olabilir. Ama benim için orası, Emevilerin bilhassa durduğu noktayı İslam halifeliği olarak kabul etmiyorum; bu benim kendi şahsi du-ruşum.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 4 Ocak 2020 Sohbeti

Hilafet ne demektir?

Gerçekte hilafet yani hilafet makamı: Şeriatı yani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri-nin getirmiş olduğu Kur’an ve sünneti; Allah’ın indirdiği Kur’an ve Hazreti Muhammed-i Mustafa’nın sünneti ile oluşmuş olan o kocaman… Şeriat hu-kuk demektir, komple İslam’ın bütünü demektir. Allah’tan tebliğ eden pey-gamberin yerine geçip dini korumak -bakın dini korumak- ve aynı zamanda dünya işlerini de düzene sokmaktır, hilafet.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 4 Ocak 2020 Sohbeti

İki halife olmamak neden önemlidir?

Aynı anda iki halife olamaz. Müslümanları yönetecek kişi ilim, takva, kahramanlık ve nesep yönünden erdemli olmalıdır. Yani İslam ülkesinde, topluluğunda ümmetin başında iki ha-life olmaz, tek halife olur.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 4 Ocak 2020 Sohbeti

İslam’da halifelik sistemi nasıl bir yapıyı ifade eder?

Halife ise başkası tarafından kendi adına iş görmek üzerine görev-lendirilen kişiye denir. İslam hukukçuları, hilafet terimini genellikle Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yerine geçmek anlamında kullan-mışlardır. Gerçekte hilafet: Şeriatı Allah’tan tebliğ eden peygamberin yerine geçip dini korumak ve dünya işlerini düzene sokmak demektir, kelime ma-nası.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 4 Ocak 2020 Sohbeti

Şûra üyelerinin en önemli özelliği nedir?

Eyvallah ve ama burada İslam bu seçilecek olan kimselerin şûraya katılacak olan insanların nasıl olmalı ve hangi tarihte ol-maları ile alakalı başıboş bırakmaz hiçbir şeyi. Yani ben işte: Müslüman ol-ması, erkek olması, onları ben çok böyle önüne koymak istemiyorum. Ama en önemlisi şu, şûra üyelerinin hiçbirisinin, devlette vazife alacak olan bu meclisteki hiçbirisinin zalim olmaması gerekir; yani zalimlikten yana tavır koymaması ve zalimlerden olmaması gerekir ki Bakara ayet 124’te Cenâb-ı Hakk: Zalimlere ahtim erişmez. buyurmuştur.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Zalim olmamak ne demektir?

O zaman Kur’an ve sünnet dairesi içinde davranmalı, insanların hakkına hukukuna riayet etmeli, toplumun hakkına hukukuna riayet etmeli ve Kur’an ve sünnetin dışında zerrece bir davranış biçiminde olmamalı. Böyle olunca o zaman şûra üyelerinin önce dini bilgilerinin iyi olması gerekiyor. O zaman şûra üyelerinin ayrıyeten kendi dallarında da uzmanlık yapması, bu mese-lede liyakat ehli olması gerekiyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Dünya üzerindeki siyasi manzarada ne tür örnekler görülüyor?

Ne yazık ki çok güzel örnekler görmüyoruz. Biz ama baktığımızda Hazreti Muhammed Mustafa’da sallallahu aleyhi ve sellemde güzel örnekler görüyor muyuz? Evet. Hazreti Ebu Be-kir, Ömer, Osman, Ali’de biz güzel örnekler görüyor muyuz? Evet. Veyahut da Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin atamış olduğu valilerde güzel örnekler görüyor muyuz? Evet. Ve onlara baktığımızda heva ve hevesini uyanların çok az olduğunu görüyor muyuz? Evet. Veyahut da işte biz dört halife dönemine, ve Hazreti Muhammed Mustafa’nın dönemine bak-tığımızda yani heva ve hevesini uymuş olan insanların, işinde haddi aşmış insanların çok olduğunu görüyor muyuz? Hayır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslam devlet yönetiminde hangi özellikler aranmalıdır?

İslam o şûra üyelerinde aranıla-cak olan en önemli özelliklerden birisi, -bence- o insanların zalim olmaması. Ve yine benim nazarımda bu çok önemli. Kehf suresi ayet 28: Kalbine bizi anmaktan gaflet verdiğimiz, heva ve hevesini uymuş, işinde haddi aşmış kimselere boyun eğme. Bunu Hazreti Peygamber’e söylüyor sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine Cenab-ı Hakk. O zaman bize ölçü. Kalbinde Allah’ı zikretmekten uzak durmuş, yani Allah’ı unutmuş, yani Allah’a, Allah’la bağı, alakası kalmamış. Neden? o gaflete düşmüş, heva ve hevesini uyan bir kimse. Heva ve hevesini uyan insan işte dünyaya tapınanabilir, heva ve he-vesine uyan bir kimse makama tapınabilir, heva ve hevesini uyan bir kimse bir kadına tapınabilir. Heva ve hevesine uyan bir kimse devletin, ammenin haklarını gözetmeyip kendisine belli çıkarlar elde edebilir mi? Evet, o zaman halife de ve aynı zaman -hani devlet başkanı veyahut da bugün başkan de-diğimiz kimsede- o zaman bu önemli bir ölçü olması lazım.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslami bir şûra meclisinin en önemli özellikleri nelerdir?

İslami bir şûra meclisi Kur’an ve sünnet dairesinde vatandaşın hakkını ve hakkaniyetini arar. Vatandaşın daha rahat etmesi, vatandaşın daha eşit ölçülerde, daha iyi, daha müreffeh bir hayat yaşaması için mücadele eder. Kur’an ve sünnet dairesinde bir kimsenin böyle bir özelliğe sahip olmasına müsaade etmez İslami bir şûra. Der ki; burada bir kimsenin zengin olması var, burada bir kimsenin kendi menfaatlerinin gözetilmesi var. O yüzden bunu kabullenmesi mümkün değildir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları