Cumartesi, 13 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Tarih ve Siyer — Sayfa 12

Mustafa Özbağ Efendi - Tasavvuf Sohbetleri ve İslami İlimler

Table of Contents

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Tarih ve Siyer(1556) — Sayfa 12/16

Yezîdî zihniyeti ne anlama gelir?

Aynı darbeci zihniyet Kerbelâ’ya kadar uzanmış, Yezîd Hazret-i Hüseyin’i şehîd etmiş, başı çuvalda Şâm sarayına götürülmüştür. Efendi, “Yezîdî” terimini bu tarihî kıyâşa bağlamaktadır: Mü’min kimse Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin torunlarına kılıç çekmez; kendi vatanını, milletini, insânını bombalamaz. Bunu yapan ne kâfirdir ne mü’min — Yezîdîdir.

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — 15 Temmuz Darbesi, Yezîdî Zihniyeti ve Hz.

Gözyaşının sahîhlik ölçütü olamayacağı neyle somutlaştırılmıştır?

Efendi bu vesîleyle “gözyaşının sahîhlik ölçütü olamayacağı” gerçeğini, Hazret-i Dâvûd’un meşhûr çocuk dâvâsı ile somutlaştırır: Gerçek anne çocuğunun ölmemesi için dâvâsından vazgeçer; sahte anne ise çocuk ikiye bölünsün diye itirâz bile etmez. Gözyaşı her zaman haklılığın göstergesi değildir; timsah gözyaşı diye bir tabirin olmasının sebebi de budur.

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — 15 Temmuz Darbesi, Yezîdî Zihniyeti ve Hz.

16. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Kılıç Paslanınca İş Kötüleşir: Adalet, 15 Temmuz Darbesi ve Yenilenme İhtiyacı konusunu ele alan metin ne anlatmaktadır?

Mustafa Özbağ Efendi’nin Karabaş-i Velî Tekkesi 2016 sohbet serisinin on altıncı dersinde; güvenilir tarihçi meselesi, “ceza ehliyeti yok” raporuyla adaletten kurtulmanın yarattığı tahribat, 15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasının ABD-CIA-Yezîdî destekli olduğu gerçeği, Orta Asya’dan itibaren Türklerin bağımsızlık ruhu, Osmanlı’da çok hukukluluk ve bölgesel adâlet sistemi, modernleşmenin Batı kaynaklı sömürü sistemi olduğu, dine ve dindarlara yapılan sistematik baskı, Niyazi Berkeş’in “İslâm’ın toplumsal ahlâk vermediği” tezine reddiye ve yenilenmenin yolları gibi ağır ve sarsıcı başlıklar ele alınıyor. Sohbetin bir kısmı, 15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasının hemen akabinde, millet sokakta tanklara göğüs gerdikten sonra yapılmıştır ve Efendi’nin o günün sıcağı sıcağına değerlendirmelerini içermektedir.

Kaynak: 16. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Kılıç Paslanınca İş Kötüleşir: Adalet, 15 T

Kadir Mısıroğlu’nun güvenilir tarihçi olup olmadığına dair Mustafa Özbağ Efendi’nin görüşü nedir?

Mustafa Özbağ Efendi, kendisinin tarihçi olmadığını, dolayısıyla kimin güvenilir kimin güvenilmez olduğunu söyleyebilecek noktada olmadığını ifâde etmektedir. Mısıroğlu’nun kitaplarını da okumadığını, sâdece televizyonlardaki hararetli konuşmalarına şâhit olduğunu belirtmektedir.

Kaynak: 16. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Kılıç Paslanınca İş Kötüleşir: Adalet, 15 T

Osmanlı’da devlet erkânı neden dışarıdan evlenmiştir?

Devlet erkânı, yerlilerden evlenmemek için Topkapı’daki padişâhın sarayında olan cariyelerden evlenmiştir. Bu, akrabalık baskısından kurtulmak ve iç devlet işlerinde entrika olmaması için yapılan bir teknik-siyâsî tedbirdir.

Kaynak: 16. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Kılıç Paslanınca İş Kötüleşir: Adalet, 15 T

Siyâsetçilerin millete sırt dönmesi ne ifade eder?

15 Temmuz gecesi meydana çıkan millet câhıraş nöbet tutuyor, siyâsetçiler ise bir kenarda çay-kahve içiyorlar. Milletvekili oldunsa bu halkın üzerinden oldun. İhâle kaptıysan, bir saygınlık görüyorsan, yönetim kurulundaysan — hepsi halkın üzerinden.

Kaynak: 15. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Dilini Korumak, Sohbet Âdâbı ve Tasfiyenin

Allâh’ın tasfiyesi ne ifade eder?

Âyet-i kerîme: “Gece-gündüz Allâh’ın rızâsını gözetip Allâh’ı zikredenler var ya — nefsini onlarla berâber oturt, nefsini onlarla berâber kıl” (Kehf 18:28). Şimdi millet meydanlarda nöbet tutarken, ribât yaparken, o sırada bir kenarda oturan siyâsetçi-bürokrat-ne varsa — tasfiye edilecekler. Göreceksiniz.

Kaynak: 15. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Dilini Korumak, Sohbet Âdâbı ve Tasfiyenin

Bedir Savaşı’nda Peygamber Efendimiz’in toprak atması nasıl açıklanmıştır?

Bedir Savaşı’nda Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri bir avuç toprak aldı, düşmana doğru savurdu. O anda büyük bir karışıklık oldu, kara bulutlar geldi, fırtınalar koptu, düşman dağıldı. Kur’ân-ı Kerîm bu hâdiseyi üzerinde: “Sen atmadın, ben attım” der. Peygamber Efendimiz’in bir avuç toprak atmasını Cenâb-ı Hak kendi fiili kıldı — Peygamber’i hiçliğe koydu.

Kaynak: 11. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Temkin, Nikâh Akdi ve Vahyin İki Penceresi

Hz. Mûsâ Aleyhisselâm’ın tokat kıssası nasıl açıklanmıştır?

Hz. Mûsâ bir Yahûdî’ye tokat vurdu, o öldü. Âyet-i kerîmede “Sen öldürmedin, ben öldürdüm” buyrulur. Peygamberler özel seçilmiş kimselerdir. Cenâb-ı Hak “Biz sizi kendimize seçtik” buyurur. Peygamberler hevâ-hevese, şeytana, kendi akıllarına uymazlar — vahye uyarlar.

Kaynak: 11. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Temkin, Nikâh Akdi ve Vahyin İki Penceresi

5. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Cezbenin Hakîkati, Cibrîl Hadîsi ve Kızlara Meslek nedir?

Bu Karabaş-i Velî Tekkesi sohbeti, cezbenin hakîkî anlamının bir sünneti ihyâ etmek olduğunu, askerlik mesleğinin suçunun şahsî olduğunu, Hayreddîn Karaman’ın İmâm-ı Âzam çizgisinde olduğunu ama bazı fetvâlarına katılmadığını, çocukların anne-baba üzerindeki hakkının meslek öğretilmesine kadar uzandığını, Cibrîl Hadîsi ile İslâm’ın esaslarının netleştiğini, sâlih rüyâların reddedilmemesi gerektiğini ve üç talâkı bir anda vermenin Hanefî-sahâbe ihtilâfına konu olduğunu ele almıştır. Sohbetin temel mesajı: hallerin hepsi geçicidir, istikâmet en büyük cezbedir; suçu şahıslandırın, meslek erbâbını toptan suçlamayın; kızlara da meslek öğretin; sâlih rüyâyı reddetmeyin; faizin azı da haramdır.

Kaynak: 5. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Cezbenin Hakîkati, Cibrîl Hadîsi ve Kızlara

Hz. Ömer Efendimiz’in “Şâhin” isimli çocuğun babasıyla diyalogu ne anlama gelir?

Hz. Ömer Efendimiz’in “Şâhin” isimli çocuğun babasıyla diyalogu üzerinden sahâbe isimlerinin önemi, Ayasofya’nın ikinci fetih beklentisi, sabah namazını mescide götürmenin esâreti bitireceği hakîkati — hepsi samîmî nefis itirâflarıyla süslenerek ele alınmıştır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (23 Temmuz 2011) — Namaz Dînin Son Kalesi, Helâl

Bursa Dergâh Hiyerarşisi nedir?

Efendi hazretleri Bursa dergâhının iç düzenini ve kimin neden sorumlu olduğunu açıklar.

Kaynak: 3. Dergâh Sohbeti — Tarîkat ile Tasavvufun Farkı, Esmâ Hiyerarşisi (Nakîb-Mukabb

Dergâhın en eski abisi kimdir?

Oktay: Dergâhın En Eski Abisi Efendi hazretleri dervişlikteki kıdem (tarih önceliği) meselesine değinir ve cemâatın en eski abisini ilân eder: ‘Bir de dervişlikte şey vardır — kıdem vardır. Bir önceki. Bütün, Allâh affetsin, bizden ders almış olan bütün kardeşlerin tek seninle başında abisi var. Kim biliyor musunuz? Oktay. Bizim bayındırdaki Oktay. Ben sağ olduğum müddetçe Oktay bu dergâhın abisi. En güzel abisi. Komple. Ondan daha kıdemli yok şu anda. Çünkü ilk ders verdim kimse benim, şey yapamadığım zamanında — Oktay’a verdim. Kendi zamanımda da ilk ders verdim, yine Oktay’a.’

Kaynak: 3. Dergâh Sohbeti — Tarîkat ile Tasavvufun Farkı, Esmâ Hiyerarşisi (Nakîb-Mukabb

Osmanlı Devleti’nin Medîne-i Münevvere’ye yaklaşımı nasıl değerlendirilmektedir?

Osmanlı Devleti’nin Medîne-i Münevvere’ye yaklaşımı, Mimar Sinan tarafından yapılan medine-i münevvereye dair bir edep sınırı çizer. Efendi Hazretleri, Osmanlı’nın Medîne-i Münevvere’ye hizmet etmesi ve bu mekânın sahâbelerin canlarını mallarını vermiş oldukları bir yer olması nedeniyle, bu topraklara sıradan bir turist gözüyle bakmanın bir mânevi fâciadır.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 23 Şubat 2013 | Şeytanın Küfrü, Darül İslam-Dar

İhtilâf Rahmettir: Mezheplerin Doğuşu ve Cevdet Usta ile İstişâre nedir?

7. İhtilâf Rahmettir: Mezheplerin Doğuşu ve Cevdet Usta ile İstişâre, ihtilâfların zenginlik olarak görülmesi ve mezheplerin doğuşu konularını ele alan bir sohbetin başlığıdır.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 16 Şubat 2013 | İnkisar-ı Hayal, Tekke Terbiyes

Bâtınîliklerin zâhirden kopması sonucu ne olur?

Geçmişte ümmetin içerisinde bu tip yanlışlıklar yapılmış, insanlar zâhirden kopmuşlar, zâhirden koptukları için büyük hatalar, büyük kusurlar söz konusu olmuş, derin yaralar açılmıştır.” Bu tip hâdiselerin üzerinden 400, 500, 600, 700 yıl geçmesine rağmen İslâm dünyasında bu yaralar tam sarılmamıştır, bu kalıntılar ümmetin içerisinde dert olmaya devam etmektedir.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 16 Şubat 2013 | İnkisar-ı Hayal, Tekke Terbiyes

Havariler Hz. Îsâ’dan gökten sofra istediler — bu ne anlama gelir?

Mûsâ’nın ümmetine kudret helvası ve bıldırcın eti gökten inmişti; havariler de aynı mu’cizeyi istediler. Hz. Îsâ “Edep sınırını aşıyorsunuz” demiş ama duâ etmiştir. Sofra inmiş, ama havariler yine sapmıştır. Bu, mu’cizenin tek başına îmân doğurmadığını gösterir; Cenâb-ı Hak Muhammed ümmetinin velîlerine de gökten sofra indirir — bu velâyet makamının nişânıdır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (23 Temmuz 2011) — Namaz Dînin Son Kalesidir, Pol

Sohbetin amacı nedir?

Efendi Hazretleri bu dersi, geçen hafta anlattığı cebriyetciyi ve katı kaderciliği reddetmesinin arkasındaki felsefi gerekçeyi açıklamak, Îbn-i Hümam’ın “düşünce ve idrakin hürriyeti” tespitini derviş’lerinin önüne koymak ve aynı zamanda Beyazıt Bestâmi’nin “Sübhanî” (Gözüme olsun bana!) sözünün, Hallâc-ı Mansûr’un “Enel Hakk”ının ve Vahdet-i Vücut ile Vahdet-i Mevcut akımlarının sufi tefsirini sunmak üzere kurmuştur.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Sohbetin içeriği neleri kapsar?

Ders, ayrıca Îbn Arabî’nin “varlık hayaldir” öğretisini, Fatih Sultan Mehmet’in Arabî felsefesini resmî tebaa görüşü haline getirmesini, zatullah’ı tefekkür yasağını ve doktorun sonsuzlar hakkındaki sorusunu da kapsayan geniş bir tefekkür halkasına dönüşür.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Sohbetin her bölümü tek bir özete indirilebilir mi?

Bu makalede sohbetin her bölümü tek bir özete indirilemez; Efendi’nin “Bu konuyu iyi anlayın ki kaderi ve vahdet-i vücudu sonra daha iyi anlayacaksınız” emrine bağlı kalarak tüm tartışmaları tez kalitesinde aktardık.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Geçen Haftanın Özeti: Cebriye’nin Reddi ve Cüzî Îrade nedir?

Sohbet, geçen hafta işlenen konuya atıfla açılır: “Geçen hafta katı kaderciliği kabul etmeyip cüzî iradeyi anlattık.” Efendi Hazretleri bu derste, önceden Amîş Efendi’nin bir özlü sözünü — “Însan görünüşte muhtar, hakikatte mecbûrdur” — cebriyecilik diye kabul etmediğini hatırlatır.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Panteizmin Sufi Görünüşü: Yeni Eflatunculuk Etkisi nedir?

Sohbetin başında dervişin önceden okuduğu bir paragraf tartışılır: “Yeni Eflatunculuktan etkilenen Îran’ın mutasavvıfları, veya zulestani varlık birliği inancına dayanarak insanın tanrısal bir nitelik taşıdığını, daha ileri giderek ‘Bana şükürler olsun’ dedi.” Bu cümle, Beyazıt Bestamî’nin meşhur “Sübhanî, mâ a’zame şenî” (Beni tenzih ederim, benim şanım ne yüksektir!) sözüne atıf yapar.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Mütezile’nin Tarafı: Vasıl bin Ata ve “Yazgı Gerçek Değildir” nedir?

Tartışma ehl-i sunnetin kelam mezheplerine doğru genişler: “Düşüncenin, bilginin, bilimin bir akıl ve bilinç işi olduğunu, doğadan kaynaklandığını, bu alanda ön yargılara, akıla bağdaşmayan görüşlere yer bulmadığını ileri süren ilk öğreti Mütezile adını aldı.” Ayrılan anlamına gelen bu çığır, Ümmetin ilk rasyonalist ekolüdür ve öncüsü Vasıl bin Ata’dır.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Îbn-i Hümam’ın Radikal Tespiti: Düşünce Hürriyeti nedir?

Efendi Hazretleri bu noktada kendisini heyecanlandıran bir keşif anlatır: Ehl-i sunnet geleneminin içinden, maturidi-nesefi çizgisinden sonra gelen bir büyük âlim, Îbn-i Hüm, kendisinin yıllardır savunduğu bir önermeyi çok radikal bir biçimde dile getirmiştir. “Îbn-i Hümam, kendi zamanında ve kendi zamanından önceki âlimlere ve felsefecilere taş çıkartacak şekilde düşüncenin ve idrakin hür olduğunu söyler.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Fiiliyatın Üzerindeki Îki Kuvvet: Allah’a Ait Yaratma, Kula Ait Îsteme nedir?

Efendi Hazretleri’nin sistemi net bir yapıya oturur: “Fiiliyatın üzerinde iki kuvvet var.” Her fiilin arkasında iki kök vardır — yaratma Allah’a ait, isteme kula ait. “Bir şeyin konuşması, benim kol hareketim — bu fiiliyatın üzerinde iki tane kuvvet var.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

20. Dergâh Sohbeti — On Yedi Günah-ı Kebâir, Faiz ve Sihir konusunu ele alıyor mu?

Bu sohbet, Mekkî’nin tasnifine göre 17 günah-ı kebâiri kalp, dil ve cesetteki günahlar olarak ele almıştır. Şirkin affedilmemesi, ümit kesmenin küfür olduğu, faizin annesiyle zinâ etmek gibi olduğu, sihir-büyünün küfre düşürdüğü vurgulanmıştır. Sohbetin temel mesajı: günah-ı kebâirleri tanı, onlardan uzak dur — özellikle dilin.

Kaynak: 20. Dergâh Sohbeti — On Yedi Günah-ı Kebâir, Faiz ve Sihir

Dinlerin birliği (vahdet-i edyân) tartışması neden ele alınmaktadır?

İbnü’l-Arabî, Hz. Mevlânâ ve Yûnus Emre’nin yaklaşımlarını değerlendirirken çoğulculuk düşüncesinin sınırlarını çizer; kafirliğin hakikati örtmek olduğunu, Muhammedî bakış açısının bütün peygamberleri kabul etmek anlamına geldiğini ve modern demokrasi kavramının nasıl ilahlaştırıldığını sorgular.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Nisan 2012) — Hak ve Hakikat Kavramı, Dinleri

Çoğulculuk düşüncesinin sınırlarını nasıl çizer?

İbnü’l-Arabî’nin “kâmil ârif, tecelli ettiği bütün suretlerde Hakk’ı bilendir” sözünü nakleder. Ârif olmayan ise sadece kendi inancının suretinde Hakk’ı tanır, başkasının inancında inkâr eder. Bu, hakikate değil surete bakan bir bakıştır. Hz. Mevlânâ’nın da “sırçaya bakarsan ikilik görürsün, işe bakarsan ikilikten kurtulursun” beytiyle aynı meseleye işaret ettiğini belirtir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Nisan 2012) — Hak ve Hakikat Kavramı, Dinleri

Yûnus Emre’nin yaklaşımı nasıl değerlendirilir?

Yûnus Emre’nin “birden vurur mescidlere yüzüm sürer, anda giren birden vurur değre giren İncil okur” tavrını aktararak, Yunus’un kimsenin dinine yalan-yanlış demediğini, bunun muhabbetin doğmasına zemin hazırladığını ifade eder. Ancak bu yaklaşımı Cüneyd-i Bağdadî’nin “suyun rengi kabının rengidir” sözüyle birlikte değerlendirir: herkesin inancı, içindeki hakikatin yansımasıdır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Nisan 2012) — Hak ve Hakikat Kavramı, Dinleri

Kafirliğin temelinde ne yerdir?

Kafirliğin temelinde “hakikati örtmek” (küfür = örtmek) vardır. Hakikat kimden, nereden, hangi renkten, hangi dilden gelirse gelsin — sarhoştan da gelse, taştan da gelse, kadından da erkekten de çocuktan da gelse — hakikati arayan kişi onu kabul etmek zorundadır. Hakikati örterse küfür ehlidir; örtme işlemi biterse küfürlüğü kalkar.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Nisan 2012) — Hak ve Hakikat Kavramı, Dinleri

Demokrasi kavramı nasıl eleştirilir?

Sohbetin dikkat çekici bölümünde Mustafa Özbağ Efendi, modern demokrasi kavramını sorgular. “Halkın kendi kendisini yönetmesi” tanımının yalan olduğunu, kimsenin valisini, emniyet müdürünü seçemediğini, birisinin seçtiklerini tasdiklediğimizi söyler. Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve laiklik üçlüsünü “üçlü teslis inancı”na benzetir: ilahlaştırılmış kavramlar olarak insanlara dayatılmaktadır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Nisan 2012) — Hak ve Hakikat Kavramı, Dinleri

Hz. Peygamber’in hukuk anlayışı nasıl açıklanır?

Efendi Hazretleri, yeni bir hüküm gelinceye kadar Hz. Peygamber’in eski peygamberlerin hukukunu devam ettirdiğini, zıhâr meselesini örnek göstererek açıklar. Kocası “sen benim annem gibisin” diyen kadın Hz. Peygamber’e gelir; Peygamber Efendimiz eski geleneğe göre boşanmış sayılacağını söyler. Kadın itiraz ederek “bunu Rabbine danış” der. Bunun üzerine vahiy iner ve kadını haklı çıkarır. Bu olay, hukukun ilâhî kaynağını ve vahyin belirleyiciliğini gösterir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Nisan 2012) — Hak ve Hakikat Kavramı, Dinleri

45. Dergâh Sohbeti hangi konuları ele almaktadır?

Bu sohbet, iyi mümin olmanın haramlardan uzak durmakla başladığını, akîka kurbanında bâtıl inanışların reddedilmesi gerektiğini, “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” sözünün hadis değil velî sözü olduğunu ve ehl-i tasavvufun 1200 yıllık geleneğinin bir kişinin hatasıyla yok sayılamayacağını ele almıştır. Dîne başlayınca çekilen maddî sıkıntıların imtihan olduğu, nefis ve şeytanın vesveselerine rağmen devam edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sohbetin temel mesajı: kevâirlerden uzak dur, bâtıl inançları reddet, ehl-i tasavvufu bir kişinin hatasıyla yargılama ve imtihanda sebat et.

Kaynak: 45. Dergâh Sohbeti — Kevâirler, Akîka Kurbanı ve Şeyhi Olmayanın Şeyhi

65. Dergâh Sohbeti — Ortadoğu, Deccâliyet, Tarikat ve Uyanış konusunu ele alan metnin temel mesajı nedir?

Müslümanlar uykudadır; uyanış ancak kalbin mutmain makamına gelmesiyle, Kur’ân ve sünnet ilmiyle donanmakla ve hem iç hem dış Deccâl’e karşı mücâdele etmekle mümkündür.

Kaynak: 65. Dergâh Sohbeti — Ortadoğu, Deccâliyet, Tarikat ve Uyanış

Ortadoğu’nun stratejik ve mânevî önemi neden önemlidir?

Bütün peygamberler Ortadoğu bölgesinde çıkmıştır. İnsanlığın başlangıcı o bölgededir, sonu da o bölgede olacaktır. Kurtuluşu da batışı da oradadır. Dünyanın merkezi orasıdır ve kim Ortadoğu’ya sahip çıktıysa dünyaya bir şekilde sahip çıkmıştır. Bugün Avrupa’daki Hristiyanlığın, Siyonizmin çıkış yeri Ortadoğu’dur; bütün dinlerin, bütün sistemlerin kaynağı oradadır.

Kaynak: 65. Dergâh Sohbeti — Ortadoğu, Deccâliyet, Tarikat ve Uyanış

Yüce Allâh rûhu yaratırken “Ben senin Rabbin değil miyim?” diye sorduğunda, rûhlar “Evet, Sen benim Rabbimsin” dediler mi?

Yüce Allâh rûhu yaratırken “Ben senin Rabbin değil miyim?” diye sorduğunda, rûhlar “Evet, Sen benim Rabbimsin” dediler. Cenâb-ı Hak o soruları sorduktan sonra bütün rûhlar cevap verdiler; çünkü ilâhî tecelliyât altında, kabus hâlinde idiler. Başka bir cevap verme ihtimâlleri ve imtihanları yoktu. Rûhlar kendi idraklerine bırakılmamıştı; yaratıcının tecelliyâtıyla yaratıldıklarını bildiklerinden hepsi de istisnâsız, şeksiz şüphesiz “Evet, Sen bizim Rabbimizsin” dediler.

Kaynak: 71. Dergâh Sohbeti — Elest Bezmi, Kabir Suâli, Sevgi ve Müşâhede

Kabre konulduğumuzda “Rabbike, Nebîke, Dînike” diye soruların anlamı şudur: Biz o şehâdeti yerine getirebildik mi?

O gün orada Rabbi tanıdık, Yaratıcı O’ydu. Yaratıcı O olduğu için başka bir alternatif yoktu. Ama yeryüzüne indirildik, yeryüzünde sapma olabilir. İlah olarak tanımladığımız veya Allâh olarak tanımlayacağımız bir şey olmasa dahi şirke düşeceğimiz, yanlışlığa, eksikliğe düşeceğimiz bir nokta olabilir.

Kaynak: 71. Dergâh Sohbeti — Elest Bezmi, Kabir Suâli, Sevgi ve Müşâhede

74. Dergah Sohbeti — Ricâlü’l-Gayb, Tevhidin Özü ve Dinde Orta Yol konusunu ele alıyor mu?

Bu sohbette Mustafa Özbağ Efendi, ricâlü’l-gayb (üçler, beşler, yediler, kırklar) meselesini kısaca tanıtmakta, “Kim ihlâs ile lâ ilâhe illallah derse cennet ona vacip olur” hadis-i şerifini Hz. Ömer-Ebû Hureyre kıssasıyla açıklamakta, dinde orta yolu takip etmenin önemini ve karikatür krizleri karşısında Müslümanların nasıl davranması gerektiğini anlatmaktadır.

Kaynak: 74. Dergah Sohbeti — Ricâlü’l-Gayb, Tevhidin Özü ve Dinde Orta Yol

Ricâlü’l-gayb, üçler, beşler, yediler, kırklar ne anlama gelir?

Üçlerin içinde bir tek vardır: Zamanın Kutb-i Akdes’i veya Kutb-i Âzam’ı. Sonra üçler, beşler, yediler, kırklar, yüz yirmiler, üç yüz altmışlar olarak evliyâ dairesi genişler. Ölünce velîlikleri bitmez ama dünya üzerindeki vazifeleri biter; yerlerine yaşayan velîler geçer.

Kaynak: 74. Dergah Sohbeti — Ricâlü’l-Gayb, Tevhidin Özü ve Dinde Orta Yol

Dinin sadece haftada bir gün câmiye gitmek noktasına indirgenmesi büyük bir kayıp mıdır?

Âlimleri tasfiye etme, batılılaşma, medreselerin kapatılması, sarık-cübbe yasağı, irticâ damgası… Dinin sadece haftada bir gün câmiye gitmek noktasına indirgenmesi büyük bir kayıptır.

Kaynak: 94. Dergah Sohbeti — Hz. Dâvûd Kıssası, İyiliğin Temsilcisi Olmak ve Zikrullahın

Berat Kandili’nin önemi nedir?

Berat Kandili’nin yaklaştığı hatırlatılmış, bu mübârek geceye hazırlıklı olunması tavsiye edilmiştir. Tövbe, istiğfar ve nâfile ibadetlerle gecenin ihyâ edilmesi vurgulanmıştır.

Kaynak: 101. Dergâh Sohbeti — Tasavvufta Disiplin, Borç Âdâbı ve İhlâs

Ramazan ayı eğlence ayı mıdır?

Ramazan gecelerini eğlence programlarıyla doldurmak, bu ayın ruhuna aykırıdır. Hz. Ömer (r.a.) bir gün gece vakti davul çalanları duymuş ve engelletmiştir. Bugün belediyelerin Ramazan eğlence programları düzenlemesi, bu sünnete aykırıdır.

Kaynak: 104. Dergah Sohbeti — Ramazan, Orucun Hakikati ve Tayy-i Mekân

Aşure günü hangi olaylara şahitlik etmiştir?

Aşure günü, tarih boyunca pek çok büyük hadisenin vuku bulduğu mübarek bir gündür. Cenâb-ı Hakk bu günde birçok peygamberine lütuflarda bulunmuştur. Hz. Nuh aleyhisselam bu günde tufandan kurtulmuş, gemisi Cudi Dağı’na oturmuştur. Hz. İbrahim aleyhisselam ateşe atıldığında bu günde kurtarılmıştır. Hz. Musa aleyhisselam ve kavmi Firavun’un zulmünden bu günde kurtulmuş, deniz yarılarak geçmişlerdir. Firavun ve ordusu ise aynı gün suda boğulmuştur.

Kaynak: 118. Dergah Sohbeti — Muharrem Ayı, Aşure Orucu, Allah Sevgisi ve Rabıta Meseles

28 Şubat ve baskın anıları ne anlama gelir?

28 Şubat döneminde baskınlar yaşandı. Ders günlerinde “bu gece basacaklar sizi” diye söylentiler çıkardılardı; şeytan en korkağa bu söylentileri fısıldar. Birkaç sefer basıldık; herkes sıraya dizildi, kimliğini söyledi, adresini söyledi. O gün korkutucu olan baskınlar, şimdi arkaya dönüp baktığımızda tatlı anılara dönüştü.

Kaynak: 119. Dergah Sohbeti — Hüsn-ü Zan, Sufi Kimliği ve Aile Hukuku

“Al-i İmran Suresi, 3:159” Bu ayet-i kerime Uhud Savaşı’ndan sonra inmiştir?

Uhud’da Müslümanların bir kısmı, okçular, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine itaat etmediler. İtaat etmeyince geçici bir bozgunluk yaşandı; sebebi Uhud Dağı’nın eteğinde duran müminlerin Hz. Peygamber’in emrine bakmayıp ganimetin peşine koşmalarıydı.

Kaynak: 138. Dergah Sohbeti — Dikbaşlılık, Gıybet, Ölmeden Önce Ölünüz ve Mahşer

Kerbela Vakası nedir?

Kerbela hüzün yeri, musibet yeri olarak geçer. Fakat ondan önce Hz. Resulûllah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Hasan ile Hüseyin efendimizin hakkında söylediği hadis-i şerifleri beyan etmek isterim. Kerbela vakası sonuçta ümmetin bağrını yaralayan, ümmet-i hüzne sokan, Hz. Resulûllah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mübarek torunlarının hunharca, zalimce katledildiği yerdir. Tarihi vesikalarla, şahitlerle belgelenmiş bir vakıadır bu.

Kaynak: 139. Dergah Sohbeti — Kerbela Hüznü, Ehlibeyt Sevgisi, Gıybet ve Kardeşlik

Ümmetin Kerbela Sonrası Tavırları nedir?

Bundan sonraki ümmetin tavrı ve davranışı önemlidir. Bir kısmı Hz. Hüseyin efendimizin şehit edilmesi münasebetiyle kendilerini yaralama, hançerleme gibi İslam’ca mümkün görülmeyen, makul görülmeyen değişik anma törenleri uygulamışlardır. Biraz daha mutedil yaklaşanlar aşureler kaynatmışlar, hüzün yaşamışlardır. Bir kısmı ise unutmuştur — Allah bizi onlardan eylemesin. Bir kısmı Emevilerin baskısı altında kalarak ehlibeyte hakaret etmişlerdir, Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: 139. Dergah Sohbeti — Kerbela Hüznü, Ehlibeyt Sevgisi, Gıybet ve Kardeşlik

Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Hakkındaki Hadis-i Şerifler nelerdir?

Hz. Resulûllah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Hasan ile Hüseyin efendimizin hakkında: “Allah’ım ben bu ikisini seviyorum, sen de sev” diye dua etmiştir. (Sahih-i Müslim; Sünen-i Tirmizi) Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sordular: “Ehli beytinden en çok kimi seviyorsun?” Buyurdu: “Hüseyin’i.” Hz. Fatıma validemize de: “Hadi şu oğullarını çağır bana” derdi. Ondan sonra o ikisini göğsüne basar, koklardı. Hz. Hasan efendimizle alakalı: “Allah’ım ben onu çok seviy, onu ve sevenlerini sen de sev” buyurmuştur. Yine Sünen-i Tirmizi’de geçen başka bir hadis-i şerifte: “Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim. Hüseyin’i seven Allah’ı sever. Hüseyin tıpkı torunlardan bir torundur.” Ve: “Hasan ile Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir.” (Sünen-i Tirmizi)

Kaynak: 139. Dergah Sohbeti — Kerbela Hüznü, Ehlibeyt Sevgisi, Gıybet ve Kardeşlik

Abdullah ibn Ömer’in Tepkisi nedir?

Hz. Ömer efendimizin oğlu Abdullah’a, Iraklılardan birisi ihramlı kişinin sivrisinek öldürmesi hakkında sordu. İbn Ömer şöyle cevap verdi: “Adama bakın! Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haklarında ‘Bu ikisi benim öpüp kokladığım dünya çiçeklerimdir’ buyurduğu oğlu Hüseyin’i öldürdüler de, bir de bana kalkıp sivrisineklerin kanını soruyorlar!” Başka bir rivayette: “Ey Irak ehli! Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kızının oğlunu öldürdünüz. Şimdi kalkıp bana sinekleri öldürenin cezasını mı soruyorsunuz?”

Kaynak: 139. Dergah Sohbeti — Kerbela Hüznü, Ehlibeyt Sevgisi, Gıybet ve Kardeşlik

Hz. Hüseyin Efendimizin Peygamber’e Benzerliği nedir?

Hz. Ali kerremallahu vecheh hazretleri naklediyor: “Hasan göğsünden başına kadar Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, Hüseyin ise göğsünden altına kadar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine benzemektedir.”

Kaynak: 139. Dergah Sohbeti — Kerbela Hüznü, Ehlibeyt Sevgisi, Gıybet ve Kardeşlik

Ümmü Seleme’nin Rüyası nedir?

Ensardan olan Selma radıyallahu anha hazretleri nakletmiştir: “Ümmü Seleme’nin yanına girdim, ağlıyordu. Sordum: Neden ağlıyorsun? Dedi ki: Şimdi Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem’i rüyamda gördüm. Başı, sakalı tozlanmış bir halde ağlıyordu. Sordum: Allah’ın Resulü nedir seni ağlatan? ‘Biraz önce Hüseyin’in öldürüldüğünü gördüm’ buyurdu.”

Kaynak: 139. Dergah Sohbeti — Kerbela Hüznü, Ehlibeyt Sevgisi, Gıybet ve Kardeşlik

İbn Ziyad’ın Zulmü nedir?

Enes radıyallahu anh naklediyor: “İbn Ziyad’ın yanındaydım. Hüseyin’in başı getirildi. İbn Ziyad, Yezid’in valisiydi. Bastonuyla Hz. Hüseyin efendimizin burnuna hafifçe vurdu ve: ‘Bunun kadar güzel bir şey hayatımda görmedim’ dedi. Ben de dedim ki: ‘İçlerinde en çok Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine benzeyen buydu.'”

Kaynak: 139. Dergah Sohbeti — Kerbela Hüznü, Ehlibeyt Sevgisi, Gıybet ve Kardeşlik

Nefsin İnsanı Getirdiği Nokta nedir?

İnsan nefsine uyunca, nefse uyan insan Müslüman dahi olsa görünüşte, bu ibretlik bir şeydir. İman ettiği Peygamber’in torununu dahi katlediyor. Değil ki seni beni katletmeyecek, bir başkasının arkasından bir şey yapmayacak. Hz. Hüseyin efendimiz şehit edildiğinde 56–57 yaşlarındaydı, hicretin dördüncü yılında doğmuştu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin vefatından yaklaşık 40–45 sene sonra, daha kefeni sıcakken, insanlar Hz. Resulûllah’ın mübarek torununu katlettiler.

Kaynak: 139. Dergah Sohbeti — Kerbela Hüznü, Ehlibeyt Sevgisi, Gıybet ve Kardeşlik

Hz. Hüseyin’in Kerbela’ya Gidişi nedir?

Eş-Şa’bi nakletmiştir: Hüseyin çıkmak istediğinde vedalaşmak için İbn Ömer’e gelip: “Ben Irak’a gidiyorum” dedi. İbn Ömer dedi ki: “Gitme. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kral peygamber olmakla kul peygamber olmak arasında serbest bırakıldı ve kul peygamber olmayı tercih etti. Sen de Peygamber’in bir parçasısın, ne olur çıkma.” Hz. Hüseyin teklifini kabul etmeyip vedalaştı ve çıktı. İbn Ömer de: “Ey öldürülecek kişi! Seni Allah’a emanet ederim” dedi.

Kaynak: 139. Dergah Sohbeti — Kerbela Hüznü, Ehlibeyt Sevgisi, Gıybet ve Kardeşlik

İbn Abbas, Hz. Abbas efendimizin oğlu, şöyle nakletti?

Hz. Abbas, Hz. Abbas efendimizin oğlu, şöyle nakletti: “Hüseyin Irak’a gitmek üzere benden izin istedi. Dedim ki: Bana ya da sana bir zarar gelmeyeceğini bilsem parmaklarımı başına geçirir seni bırakmazdım.” Hz. Hüseyin şu cevabı verdi: “Falan yerde öldürülmem, benim için Allah ve Resul’ün yasaklarının çiğnenmesinden daha iyidir.” İbn Abbas kendini bununla teselli etti. Hz. Hüseyin, Kur’an ve Sünnet’in emirlerinin çiğnenmesiyle savaşacak, zulümle savaşacak, onun için öldürülmeyi göze alacaktı.

Kaynak: 139. Dergah Sohbeti — Kerbela Hüznü, Ehlibeyt Sevgisi, Gıybet ve Kardeşlik

Kerbela Şehitleri kimlerdir?

Hz. Hüseyin hicri 4. yılın Şaban ayının beşinde doğdu, hicri 61. yılın Muharrem ayının onuncu günü, cuma gününde şehit edildi. Onu Sinan bin Ebi Enes öldürdü. Havle bin Yezid el-Asbahi’nin ayağı altında son nefesini verdi. Başını kesip İbn Ziyad’a götürdüler. Sinan şiirle şöyle dedi: “Haydi üzengimi altın ve gümüşle süsle. Çünkü ben perdeli bir meliki, anne ve babaca insanların en hayırlısını öldürdüm.”

Kaynak: 139. Dergah Sohbeti — Kerbela Hüznü, Ehlibeyt Sevgisi, Gıybet ve Kardeşlik

Kerbela Hüznü, Ehlibeyt Sevgisi, Gıybet ve Kardeşlik konusunda ne söylendi?

Kıymetli kardeşler, nefsinizi koyun önünüze. Yanı başınızdaki kimsenin hatasını kusurunu araştırmak en büyük ihaneti ona yapmış olursunuz. Bir kardeşinizin, bir arkadaşınızın yanlışını araştırmak, onun eksiğini araştırmak ona vurulacak en büyük hançerdir. Bu tip insanlar asla tasavvufi manada Allah’a yaklaşamazlar, Allah’a dostluk noktasında yol gidemezler. Gıybet bizi helake götürür. Laf getirip götürmek bizi helake götürür. Başkalarının eksik ve kusurlarını araştırmak bizi helake götürür. Başkalarının özel hayatını mercek altına almak bizi helake götürür. Mümin kardeşliği bu değildir, derviş kardeşliği de bu değildir. Herhangi bir cemaatin, cemiyetin, üstadın, topluluğun, derviş kardeşinizin veya Müslüman kardeşinizin arkasından dedikodu etmeyin, gıybet etmeyin, onun eksiğini kusurunu araştırmayın. Görmüş olsanız dahi görmeyin, duymuş olsanız dahi duymayın. Bu sizi ümmet kardeşliğinden, derviş kardeşliğinden, akrabalıktan uzaklaştıracaktır. Kardeşin Hatasını Gördüğünde Ne Yapmalı? Bir kardeşinizin hatasını gördüyseniz, onun adına tövbe edersiniz. Onun adına Allah’tan mağfiret dilersiniz, af dilersiniz. “Ya Rabbi varsa bir yanlışlığı onu doğru yola ilet” diye dua edersiniz. Kardeşlik budur. Sabah kalktığınızda kardeşlerinize dua edin. Sabah namazından sonra bütün kardeşlerinize, bütün ümmete dua edin: ümmetin hastalarına, borçlularına, dertlilerine, hüzünlülerine, kederlilerine, miskinlerine, açlarına, hata yapanlarına, nefsine düşenlerine. Hz. Resulûllah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ashabından birisi savaş meydanında bir kişiyi öldürmüştü. Dediler ki: “Ya Resulûllah, la ilahe illallah Muhammeden Resulûllah demişti.” O sahabe: “Korkusundan söyledi” dedi. Hz. Peygamber arkasını dönüp: “Kalbini mi yardın baktın?” buyurdu. (Sahih-i Müslim, Kitabu’l-İman) Dervişlikte Nefis ve Vakar Miskin, garip gibi sıfatları kendi kendinize kullanmayın. “Ben senin itin olayım, kölen olayım, miskinim” gibi ifadeler sufilik adına, dervişlik adına söylense bile bunda da nefis vardır. Miskinin evi yoktur, nerede geceleyeceği belli değildir, eşi çoluğu çocuğu yoktur, bir saat sonrasına dair planı yoktur. Bir kimse kendisine “miskin” derse yine nefis yapmış olur. Miskin insanlardan kaçan kimsedir; onun orada olduğunu birisi tespit ettiyse ertesi gün o orada durmaz. Vakarınızı koruyun, muhabbetinizi koruyun. Böyle isimlerle insanlar derviş olmazlar. Ahlakınızı güzelleştirin, halinizi güzelleştirmeye gayret edin, dervişliğinizi iyileştirmeye gayret edin. Allah bizi onlardan eylesin. Dergahlardaki Dağılmanın Sebebi Şeyh Efendi hazretlerinin zamanında güldür güldür ders olan, zikrullah yapılan bazı yerlerde artık ders olmuyor, zikir yapılmıyor. Bunun sebebi oradaki dervişlerdir: oradaki çavuş, zakir ve dervişler birbirine düşman olmuş. Bir zakir birisinden borç para almış, zamanında ödeyememiş; bu yüzden dergah dağılmış. Kendi kendimize düşüp birbirimizle kavga ederek o mübarek insanların emeğini heba ediyoruz. Allah muhafaza eylesin. Eksiksiz Dost Arayan Dostsuz Kalır Eksiksiz dost arayan dostsuz kalır. Biz onun eksiğini kusurunu görüp bir laf söylediğimizde onu karanlığa göndereceğiz. Nefis ve şeytan tuzağını kurmuş, biz bir arkadaşımızı, bir kardeşimizi nefis ve şeytanın ağzından çekmeye çalışıyoruz. Eğer öğrendiğim ve bildiğim dini etrafımdaki insanlara uygulamaya çalışsam, vallahi de billahi de hiç kimse kalmaz. Ama örtün, gidin helallaşın. Eşyaya Zulüm, Depremler ve Nimetlerin İsrafı “Eşyaya zulüm nasıl olur?” sorusuna: İnsan öfkelenince hep eşyadan hıncını alır. Her şeyin üzerimizde hakkı vardır. Biz Allah’ın bize vermiş olduğu nimetlere hamd ederiz, nimetleri israf etmeyiz, israf etmeden hayatımıza devam ederiz. Depremleri bir yerlere, bir şeylere bağlamak hoş bir şey değildir. O zaman Medine-i Münevvere’de de deprem oldu. Hz. Ömer efendimiz asasını vurup: “Ey arz, sakin ol. Senin bağrında bir peygamber, bir de onun dostu Ebu Bekir yatmakta” dedi ve sakin oldu. Muhakkak ki depremlerde hikmet vardır, dersimizi almamız lazımdır. Ama “orada gaflet var, o yüzden oldu” demek insanların kısa görüşüdür. Cenâb-ı Hak’ın bir hesabı, bir kitabı, bir hikmeti vardır. Biz kendi nasibimizi, dersimizi alalım. Geçmiş Uygarlıklar ve Kur’an’ın Mesajı Sümerler, Akadlar, Hititler gibi tarih sahnesinden silinen medeniyetlerle Kur’an-ı Kerim’de bahsi geçen yıkılan uygarlıkların bağlantısı hakkında: Cenâb-ı Hak o geçmiş uygarlıklardan ders almamızı, onlara bakmamızı, onlardan bir hisse çıkarmamızı ve hayatımızı ona göre dizayn etmemizi inger. Âl-i İmran Suresi 3:72 ayetinde: “Müminlere indirilmiş olana sabahleyin inanıp akşamleyin inkar edin. Belki onlar dönerler” buyurulmaktadır. Bu ayet hakkında: biz o tip insanları bilme yolunda gitmeyelim, o tip insanlardan olmamak için gayret edelim. İndirilmiş olan Kur’an ayetlerine iman edelim ve halimizi ona göre dizayn edelim. Bir başkasının nerede münafık olduğunu araştırmaya koyulmak bizi yoldan alıkoyar. Aile Meseleleri ve Dervişlik Boşanma meselelerinde çocukların bakımı fıkhen babaya aittir. Bir kadın “eşim ayrıldı, çok dardayım, iki çocuğum var” dediğinde çocukları babasına göndermeli. Adam adamsa, düzgünse ona gelecek olan kadın “üç değil on üç çocuğuna da razıyım” diyecek. Adam öyle değilse üç çocukla tek başına kalacak ve o zaman kadının kıymetini bilecek. Dervişlik, hayal edildiği gibi kolay değildir. Ne yazık ki herkes şeyhinin “şöyle demiş yapmış” diye anlatırken bir şey söyleyince nefse uyarsa yapıyor, nefse tatlı gelirse yapıyor. Dervişliği yaşamak biraz zor, kadınlar için de erkekler için de. Hayatınızı normal yaşayın; asıl dervişlik budur.

Kaynak: 139. Dergah Sohbeti — Kerbela Hüznü, Ehlibeyt Sevgisi, Gıybet ve Kardeşlik

Miraç Kandili nedir?

Bugün Miraç Kandili. Miraç-ı Nebî, Miraç-ı Muhammedî… Değişik isimler altında tarih boyunca anılmış; fakat hadisenin özü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Allah Celle Celâluhû ile görüşmesidir. Allah’ın —tâbiri câizse— yücelik mânâsında katına çıkıp O’nunla hemhâl olması…

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Miraç hadisesinin özü nedir?

Allah’ın —tâbiri câizse— yücelik mânâsında katına çıkıp O’nunla hemhâl olması… “Yücelik mânâsında katına çıkıp” derken bir mekân gibi değil. “Kat” derken Allah buranın dördüncü katında değil, beşinci katta değil, semâvâtın bir katında değil. Allah Arş’a istivâ eder ama “Allah Arş’tadır” diyemeyiz. Allah zamandan ve mekândan münezzehtir.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Miraç hadisesi neden imanı gerektiren bir hadisedir?

Bu mânâda her ne kadar bir kısım ehl-i tasavvuf “Resulullah Allah’ın katına çıktı, Allah’ın katında görüştü” dese de burada bir mekân izâfe etmekten dolayı değil, Allah’ın yüceliğini göstermek içindir. O yüzden Miraç hadisesi de imanı gerektiren bir hadisedir.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Miraç’ın arka planı nedir?

Allah Celle Celâluhû… Resulullah’ın amcası Ebû Tâlib vefat ediyor, ardından Hazreti Hatice validemiz vefat ediyor. O arada yeni iman edenler çok büyük sıkıntılar yaşıyorlar. O sıkıntının, o üzüntünün içinde Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri çok üzülüyor. Çok üzülmesinin neticesinde Cenâb-ı Hak ona bir nefes aldırma bâbında, ayetlerini gösterme bâbında onu bu mânevî yolculuğa çıkarıp bir nebze olsun rahatlatmıştır.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Allah Celle Celâluhû Resulullah’ı neden bu mânevî yolculuğa çıkarıyor?

Âyet-i kerîmede: “Biz ona bir kısım âyetlerimizi göstermek için onu Kâbe’den aldık, Mescid-i Aksâ’ya götürdük ve o bölgede etrafını da gezdirerek oradan onu katımıza yücelttik” buyuruyor Cenâb-ı Hak. Bu, o sıkıntının içerisinde Resulullah’ı o mânevî yolculuğa çıkarıp rahatlatmaktır. Yoksa Resulletullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu mânevî yolculuklara çıkmamış bir kimse değildir. Çünkü O, İlm-i Ledün Sultanı’dır; o katlardan, olan bitenden, her şeyden Allah’ın izniyle haberi vardır.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Miraç’ta Allah’ın ne gibi bir mekânı vardır?

Gök Katlarında Yolculuk: “Muhammed” İsmiyle Tanıtılma… Burada maksat yalnızca Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine o katlarda olup bitenleri göstermek değildir. Allah —tâbiri câizse— Miraç meselesinde dahî meydan okuyor: hem kâfirlere, hem müşriklere, hem mürtetlere, hem Yahudilere, hem Hristiyanlara… “Ben öyle bir peygamber yarattım ki, öyle bir Muhammed ki, işte O Muhammed’i bu şâşayla, bu şatafatla sizlere tanıtıyorum” buyuruyor.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Miraç’ta Allah’ın ne gibi bir tanıtımı vardır?

Birinci gökteki semâvâtın kapısını çaldığında Cebrâîl aleyhisselâm içeriden ses geliyor: “Yanındaki kimdir?” — “Muhammed’dir.” — “Ona tebliğ vazifesi verildi mi?” — “Evet verildi.” Ve göklerin kapısı açılıyor. Allah Celle Celâluhû peygamberini gök halkına ilân ediyor, tanıtıyor.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Miraç’ta “Muhammed” ismi neden kullanılmıştır?

“Yanındaki kimdir?” — “Muhammed’dir.” Neden Mustafa demedi? Neden Habîbim demedi? Neden Peygamber demedi? Neden Resûl demedi? Her gök kapısında tek isim: Muhammed. Muhammed Mustafa her çıktığı gökte kendi nurunu görmüştür. Bakmıştır ki her meleğin üzerinde, her peygamberin üzerinde, her yaratılışın üzerinde Muhammed Mustafa’nın mührü vardır. Allah Celle Celâluhû kâinâtı yaratırken Muhammed Mustafa’nın mührünü her şeye vurmuştur: insanlara, hayvanlara, böceklere, nebâtâta, göğe, cennete, cehenneme, Arş-ı Âlâ’ya, Levh-i Mahfûz’a, Kürsî’ye…

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Miraç’ta Allah’ın mührü nerede vardır?

Mânevî olarak hangi kapıyı çalarsanız çalın, hangi mânevî hâl üzerine giderseniz gidin — mutlaka Muhammed Mustafa’nın nuruna, şefaatine, sâyesine muhtaçsınız. Gök halkı muhtaç. Âdem aleyhisselâm dahî: “Yâ Rabbi, sen beni yarattığında gözümü açtığımda, bana ruh üflediğinde Arş-ı Âlâ’da ‘Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh’ yazılıydı; o Muhammed Mustafa’nın yüzü suyu hürmetine beni affet” demiş ve Allah onu affetmiştir.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

İbrahim makamı nedir?

Yedinci katta İbrahim aleyhisselâm makamı — ateşe atılma makamı. Bir kimse ateşe atılmadan olgunlaşmaz, kemâle ermez. Maksat ateşe atılmak değildir; amaç tevhiddir. İbrahim aleyhisselâm’ı ateşe atarlarken Cebrâîl aleyhisselâm gelir: “Yâ İbrahim, seni bu ateşten kurtarayım.” İbrahim aleyhisselâm cevap verir: “Yâ Cebrâîl, sen de mahlûksun, ben de mahlûkum. Sen de Allah’ın emrindesin, ben de Allah’ın emrindeyim. Biz ona teslim olmuşuz. O beni ister ateşine atar, ister nuruna atar.”

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

İbrahim makamında teslimiyet ne demektir?

Cebrâîl diyor ki: “Hiç olmazsa Allah’a dua et, seni kurtarsın.” İbrahim aleyhisselâm: “O benim hâlime vâkıf değil mi?” İşte teslimiyet budur. Bu avam Müslüman için geçerli bir yer değil — biz kendi hâlimizde Allah’a niyaz ederiz, dua ederiz. Ama orada öyle bir şey yoktur; orada insan der ki: “Yâ Rabbi, sen hâlime vâkıfsın. Sana kalkıp da bu noktada bir şey söylemeye gücüm yok.”

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Allah’tan razı olmak ne demektir?

Ehl-i tasavvuf Allah’ı razı etmek için uğraşmaz; ehl-i tasavvuf kendisi Allah’tan razı olmaya çalışır. Allah’ı razı etmek farklı bir şeydir, Allah’tan razı olmak farklı bir şeydir. Allah’tan razı olmak nedir? İnsanın başına gelen her türlü şeye ses çıkarmamak, isyan etmemek, itiraz etmemektir. İflas edersin, çocuğun ölür, dükkanın yanar, araban devrilir — hangi hâl içerisinde bulunursan bulun, itiraz etmek, isyan etmek yok.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Allah’tan razı olmak için ne yapılması gerekir?

Allah bu noktada kullarının tövbe etmesini bekliyor. Hadîs-i kudsîde: “Bana kim bir adım gelirse ben ona on adım gelirim. Bana kim on adım gelirse ben ona yüz adım gelirim. Bana kim yüz adım gelirse ben ona koşarım. O beni farzlarla memnun eder, nâfilelerle muhabbetimi kazanır. Ben onu severim, o da beni sever. Ben onu sevince gören gücü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum.”

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Miraç’ın en büyük hediyesi nedir?

Miraç’ta Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine verilen en büyük müjdelerden biri şudur: “Yâ Muhammed, senin ümmetinden birisi şirk üzere olmadığı müddetçe, ‘Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh’ deyip ölürse, o kimseye cennet vâcip olur.” Günahkâr olabilir, her türlü fısk u fücûru işlemiş olabilir — ama eğer o kelime-i tayyibe ile öldüyse ona cennet vâcip olur.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Allah ne şekilde kullarını affetmek istemektedir?

O zaman Allah Celle Celâluhû bizden razı olmak için —taberi caizse— kollarını açmış bizi bekliyor: “Ey kullarım gelin, ben sizi affedeceğim. Benden tövbe isteyin, tövbelerinizi kabul edeyim. Benden rızık isteyin, rızıklarınızı artırayım. Benden af isteyin, sizi affedeceğim. Benden cennet isteyin, size cenn’tetimi koyayım. Benden cehennemden uzaklaşmak istediğinizi söyleyin, sizi cehennemden uzaklaştırayım.”

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Cebrâîl’in durduğu nokta nedir?

Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri İbrahim makamından geçtikten sonra Cebrâîl diyor ki: “Benim işim buraya kadardı. Bundan sonrasına benim işim yok. Bundan sonra ben bir adım daha gidersem yanarım yâ Muhammed. Sen bundan sonra yalnız gideceksin.” Ve ondan sonra Resulullah’a Refref adında mânevî bir binek verilmiş ve onunla Allah’la görüşmüştür.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Miraç’ta nasıl Allah’la görüşmüştür?

Bazı müfessirler çeşitli tartışmalar yapmıştır: kalp gözüyle mi gitti, ruhu ile mi gitti, bedeniyle mi gitti? Biz inanıyoruz ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hem vücutla Miraç etmiştir, hem vücut gözüyle Allah’ı görmüş, hem ruh gözüyle görmüş, hem kalp gözüyle görmüştür, hem sır gözüyle görmüş, hem mârifet gözüyle görmüş — bütün o gözlerin bütün isimleriyle Allah’ı Celle Celâluhû görmüştür ve Allah’la konuşmuştur.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Hz. Ebû Bekir’in tasdiki nedir?

Hz. Ebû Bekir: “Ne söyledi?” — “Gece Miraç’a gitti dedi.” — “O dediyse doğru söylemiştir. O ne dediyse doğru söylemiştir. O yalan söylemez, yanlış söylemez, eksik söylemez. Onun söylediğini ben tasdik ediyorum.” — “Ne dediğini biliyor musun?” — “Ne dediği önemli değil. Ben onun söylediğini tasdik ediyorum.” İşte bu tasdik, ona Sıddîk makamını kazandırmıştır.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Miraç’ta Resulullah’ın ne gibi bir hediye verilmiştir?

Miraç’ta ümmet-i Muhammed’e bir hediye daha verildi: beş vakit namaz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Miraç’a çıkmadan önce de namazını kılıyordu; kendini bildi bileli namaz kılıyordu. Gece namazını hiç bırakmadı. Her gece mutlaka teheccüd namazı kılıyordu. O yüzden namaz bize hediye — Muhammed Mustafa’ya uyanlara hediye.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Namaz neden müminin miracıdır?

“Namaz müminin miracıdır.” Namaz urûc eder, yükselir — nereye? Allah’ın katına. O yüzden namazı olmayanın dini yoktur. Resulullah: “Müslümanlarla bizimle kâfirlerin arasında namaz vardır” buyurmuştur. Eğer bir kimse namazı kasten terk ediyorsa, İmam-ı Şâfiî’ye göre küfür ehlidir.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Resulullah’ın son namazı nedir?

Ölüm döşeğindeyken dahî üç-dört sefer bayıldı. Her uyanışında: “Yâ Âişe, namazı?” diyordu. En sonunda bir tarafına Hz. Ebû Bekir, bir tarafına Hz. Ali girdi. Ayakları oynamıyordu, süreye süreye götürdüler. Minberin yanına oturdu kaldı. “Yâ Ebû Bekir, geç, namazı kıldır” dedi. Son namazı oturduğu yerden kıldı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Din temizliktir ne demektir?

Miraç’tan önce Resulullah’ın kalbi yeniden temizlendi, ameliyat edildi. Çünkü Allah’ın katına herhangi bir pas ile, herhangi bir kir ile gidilmesi mümkün değildir. Din temizliktir, din temizliğin üzerine kurulmuştur, Allah’la dostluk temizliğin üzerine kurulmuştur — hem zâhirî hem bâtınî.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Zâhirî temizlik nedir?

Zâhirî temizlik: evimiz, dükkânımız, arabamız, sokaklarımız, vücudumuzun dışı temiz olacak. Abdestimizi devamlı alacağız. Kesilmesi gereken kıllarımızı keseceğiz; üç-dört günden fazla büyümeyecek. Müslüman her gün ne yapacak? Banyo yapacak, gusül edecek, abdestini alacak, ter kokmayacak. İç çamaşırımızda bir tek leke olmayacak.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Bâtınî temizlik nedir?

Bâtınî temizlik: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri: “Eğer bir evde kelp (köpek) varsa oraya melekler tecellî etmez” buyurmuştur. Acaba içimizdeki köpekleri temizlemezsek Allah’ın melekleri bizim kalbimize gelir mi? Kalbimizdeki köpek nedir? Kin, haset, kibir, iftira, gıybet, dedikodu, yalan, haram, şehvet hırsı, zenginlik sevdası, makam-mansıp duygusu… Bunlar kalbin köpekleri, kalbin kirlileridir. Bunlar temizlenmedikçe gönlümüze tecellî olmaz, bir melek gelmez.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Gençlere nasihat nedir?

Gençler, sakın ha! İşiniz çok zor. Sizin bir genç kıza bakmamanız, vallahi savaşta cihat etmek kadar önemli. Sizin genç bir kızla tokalaşmamanız, etrafınızda koşturan biriyle “Ben Allah’tan korkarım, ben seninle konuşamam” demeniz — vallahi savaşta cihat etmekten daha önemli, daha etkili.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Mescid-i Aksâ Meselesi ve Selâhaddin Eyyûbî nedir?

Ümmet-i Muhammed gaflette… Biz bugün Miraç’ı nasıl kutlarız ki? Resulullah’ın mânen ayak bastığı yer Siyonistlerin, zâlimlerin işgali altında. Biz nasıl Mira,ç’ı coşku ve hürmet içinde kutladık diyebiliriz? O Resulullah’ın Mescid-i Aksâ’sı şu anda zulüm görürken bizde hayır yok. Bizde o aşk yok, o muhabbet yok, o iman yok, o birlik-beraberlik yok, o kaygı yok, o dava düşüncesi yok.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Hz. Hanzala Kıssası nedir?

Hanzala’yı bilir misiniz? Evlendiği gece cihat var deyip de yıkanmayı unutan kimse. Evlendiği gece cihat var diye münâdîler nidâ ediyorlar; yıkanmayı unutuyor, kılıcını kaptığı gibi savaş meydanına gidiyor. Şehit olduğunda Resulullah bakıyor ki melekler yıkıyor onu. “Kim bu genç?” diye soruyor. “Yâ Resulallah, bu dün akşam evlenmiş. Savaş var denilince yıkanmayı unutmuş, kılıcını boynuna asıp gitmiş.”

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Miraç Gecesini İhyâ Etmek nedir?

Bu gece bir sürü ibadet şekilleri anlatılmıştır kitaplarda; ama tek ibadet vardır: niyetin temiz olsun, hâlis olsun, Allah’a ibadet etmek olsun. Ne namaz olursa olsun, kıl namaz bu gece. Otur ne zikrullah edersen et, Allah’ı zikret. Allah’a tövbe et, nasıl tövbe ediyorsan et. Estağfirullâh de, Subhâneke ve bi-hamdik de, “Yâ Rabbi beni affeyle” de — ne dersen de. O affu büyük olan Allah’tan bu gece affımızı dileyelim.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Bütün dergâhlarda, bütün mahallelerde Miraç’ın ertesi günü hep süt ikram etmişler?

Miraç’ın ertesi günü bütün insanlara süt ikram etmiş. Süt: ilim demek, berraklık demek, tatlılık demek, Allah’a giden kutlu yol mânâsında… Hem vücuda sıfâ, hem ruha sıfâ, hem kalbe sıfâ. O saflığın simgesi. Bütün dergâhlarda, bütün mahallelerde Miraç’ın ertesi günü hep süt ikram etmişler.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Peygamber Sayısı Meselesi nedir?

Kur’ân-ı Kerîm’de geçen peygamberlerin isimlerini biliriz; kimisi 25, kimisi 28-29 der. Ama peygamberlerin sayısını bir adete koymak doğru mudur? Allah: “Her topluluğa bir peygamber gönderdim” buyuruyor. O zaman peygamberin sayısını bir rakama koymak mümkün müdür? Eski tasavvufî eserlerde “124.000 peygamber” denir ama ben hadislerde bunu okumadığım için kendi nefsim adına bu sayıyı kabul etmiyorum. Allah kaç tane peygamber gönderdiyse bize ismini bildirdikleri bunlardır; ismi tespit edilmeyenler ise sayısızdır.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Ye’cüc ve Me’cüc Meselesi nedir?

Kıyametin alâmetlerinden biri de Ye’cüc ve Me’cüc’ün zuhûr etmesidir. Miraç hadisesinde de kıyamet alâmetleri anlatılıyor. Kur’ân-ı Kerîm’de de var, hadîs-i şeriflerde de var. Zülkarneyn aleyhisselâm onları demirden hapsetmiş; Hz. Âişe validemiz anlatıyor: “Bir gün Resulullah ter içinde uyandı, ‘Bugün Me’cüc’den delik açıldı’ dedi.” Me’cüc bir kavim olarak nitelendirilmiştir; tarih boyunca çeşitli teviller yapılmıştır: kimi Çin seddi, kimi Himalayalar, kimi Ural dağları demiştir. Doğrusunu Allah bilir.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

En büyük hicret: günahlardan sevaba kaçmak mıdır?

Diyelim ki: “Yâ Rabbi, bundan öncesini kestik attık. Biz bugün yeniden mümin olmuş gibi, yeniden ‘Muhammedün Resûlullâh’ demiş gibi dînimize sımsıkı sarıldık.” Namazı sımsıkı kılacağız, orucu sımsıkı tutacağız, tövbeyi sımsıkı yapacağız, haramı terk edeceğiz. En büyük hicret: günahlardan sevaba kaçmaktır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sordular: “Yâ Resulallah, hicret nedir?” — “Sizin günahlardan sevaba dönmenizdir.”

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

Miraç hadisesinde de kıyamet alâmetleri anlatılıyor mu?

Kıyametin alâmetlerinden biri de Ye’cüc ve Me’cüc’ün zuhûr etmesidir. Miraç hadisesinde de kıyamet alâmetleri anlatılıyor. Kur’ân-ı Kerîm’de de var, hadîs-i şeriflerde de var. Zülkarneyn aleyhisselâm onları demirden hapsetmiş; Hz. Âişe validemiz anlatıyor: “Bir gün Resulullah ter içinde uyandı, ‘Bugün Me’cüc’den delik açıldı’ dedi.” Me’cüc bir kavim olarak nitelendirilmiştir; tarih boyunca çeşitli teviller yapılmıştır: kimi Çin seddi, kimi Himalayalar, kimi Ural dağları demiştir. Doğrusunu Allah bilir.

Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He

İslâm’da dilencilik meselesi nedir?

İslâm’da dilenmek yoktur. Hz. Ömer radıyallâhu anh devrinde birisi sokakta dilendi. Hz. Ömer baktı ki arkasında küçük bir heyke var, içinde buğday var. Aldı, döktü ve dedi ki: “Bir günlük yiyeceği bulunan bir kimsenin dilenmesi câiz değildir.” Bir günlük yiyeceği olan kimse dilenemez.

Kaynak: 147. Dergah Sohbeti — Sabır, Şükür, Beyat ve Sünnet’i Yaşamak

Bedir Savaşı’ndan sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ne yapmıştır?

Bedir Savaşı’ndan sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kâfirlerin gömüldüğü yere giderek seslendi: “Ey Utbe, ey Şeybe! Allah’ın hak olduğunu, benim peygamber olduğumu anladınız mı? Gördünüz mü?” Hazreti Ömer (r.a.) sordu: “Ya Resulallah, onlar ölüp gittiler, seni duyuyorlar mı?” Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu: “Onlar beni duyuyorlar. Sizin duyduğunuzdan daha iyi duyuyorlar.”

Kaynak: 155. Dergah Sohbeti — Kardeşlik, İhlas, Uluhiyet ve Hz. Ebubekir’in Tevazusu

Cabir b. Abdullah’ın (r.a.) babası ne zaman şehit olmuştur?

Yine aynı savaşta Cabir b. Abdullah’ın (r.a.) babası şehit olmuştur. Peygamberimiz (s.a.v.) Cabir’e haber verdi: “Allah babanı vasıtasız, perdesiz karşısına oturttu ve dedi ki: ‘Benden ne istersen iste.’ Baban dedi: ‘Ya Rabbi, beni tekrar yeryüzüne gönder; yine senin ve Resulünün yolunda şehit olmak istiyorum.’ Allah buyurdu: ‘Benden önceki vaadim var; ölümden sonra geriye dönüş yoktur.'”

Kaynak: 155. Dergah Sohbeti — Kardeşlik, İhlas, Uluhiyet ve Hz. Ebubekir’in Tevazusu

Mezheplerin doğuşu nasıl olmuştur?

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında bugünkü manada ne mezhep vardı ne tarikat. İsim olarak bunlar sonradan konulmuştur. Ancak Peygamber Efendimiz (s.a.v.) döneminde fıkıhta ileri giden, tefsirde öne çıkan, hadiste derinleşen, züht ve takvada üstün olan sahabeler vardı. Efendimiz de bu farklılıkları takdir ederdi.

Kaynak: 159. Dergah Sohbeti — Mezheplerin Doğuşu, Mürşide İntisap ve İlahi Aşkın Lezzeti

Mürid-mürşid ilişkisi nasıl olmalı?

Bizim yolumuzdaki mürid-mürşid ilişkisi velayet yolundaki klasık mürid-mürşid ilişkisi değil. Bizim yolumuz daha fazla kardeşliğe, dostluğa, arkadaşlığa dayalı. Gönlüm arzu eder ki sahabelerin kendi arasındaki ilişkiyi kendi aramızda tesis edelim.

Kaynak: 166. Dergah Sohbeti — Mürid-Mürşid İlişkisi, Besmele ve Yemek Adabı Sünnetleri

Mürid-mürşid ilişkisi Kur’an ve Sünnet çerçevesinde mi olmalı?

Mürid-mürşid ilişkisi olacaksa Kur’an ve Sünnet çerçevesinde olmalı. Ayet-i kerimede ‘Allah’a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin’ (Nisa 4/59) buyurulur — ama itaat Kur’an ve Sünnet üzerinedir.

Kaynak: 166. Dergah Sohbeti — Mürid-Mürşid İlişkisi, Besmele ve Yemek Adabı Sünnetleri

Peygamberi Allah’tan bir parçaymış gibi sevmek doğru mu?

Peygamberi severken, peygamberi Allah’tan bir parçaymış gibi sevmeyiz — çünkü Allah parçalanmaz, bir şeye hulûl etmez, bir şeyle birleşmez. ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız Habibime itaat edin ki Allah sizi korusun’ (Al-i İmran 3/31) ayet-i kerimesi indiğinde müşrikler ‘Muhammed de İsa gibi kendisine tapılmasını istiyor’ dediler. Ardından gelen ayet bunu reddetti.

Kaynak: 166. Dergah Sohbeti — Mürid-Mürşid İlişkisi, Besmele ve Yemek Adabı Sünnetleri

Hz. Ömer’ın ikazı nasıl oldu?

Hz. Ömer (r.a.) kadınlarla alakalı bir fetva verdi. Bir kadın ‘Burada hatalı davrandınız efendim, Resulullah’ı (s.a.v.) böyle duydum’ dedi ve Ömer’i düzeliştirdi. Hz. Ebu Bekir ikaz edildi, Hz. Ömer ikaz edildi, Hz. Osman ikaz edildi, Hz. Ali ikaz edildi — ve hiçbirisi gücenmedi, teşekkür etti, Allah’a hamd etti.

Kaynak: 166. Dergah Sohbeti — Mürid-Mürşid İlişkisi, Besmele ve Yemek Adabı Sünnetleri

Hz. Muhammed’in ümmeti olma şerefi ne anlama gelir?

İki cihan serverinin ümmeti olmak çok büyük bir nimettir. Mahşerde bütün peygamberler “nefsî nefsî” diye kendi derdine düşecek iken Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ümmetine şefaat edecektir.

Kaynak: 190. Dergah Sohbeti – Zikrullahın Fazileti, Kalpteki Sevgi ve Tarikat Yolunda Se

Sırra nedir?

İnsanlar bulundukları toplumun içinde yaşarlarken kendi doğrularından taviz vererek yaşarlar. Bu sahabe zamanında dahi olmuş ve sahabeler o yerleşim yerlerini terk ederek köylerde veya mezarlıklarda yaşamışlardır. Ne yazık ki insanlığın yüzde doksan sekizi etrafına uyuyor. Biz Fransa’dan, Çin’den, Mısır’dan etkilenmediğimizi zannediyoruz ama tarih boyunca insanlar birbirlerinin inançlarından, korkularından, kültürlerinden, adetlerinden etkilenmişler. Etkilenmememiz mümkün değil.

Kaynak: 199. Dergah Sohbeti — Takva, Gariplik, Velayet ve Sırra Erişmek

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları