Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Sayfa

Sorular: Tarih ve Siyer — Sayfa 16

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Tarih ve Siyer(1556) — Sayfa 16/16

İsmaili tarikatının devlet içindeki etkisi nedir?

Bunlar devletin, belli, kananlarında, yuvalanmışlar ki, bu memleketaat koşturuyorlar. Yani pekaka, devletin, veya birilerinin, desti olmadan, böyle güçlene bilir miydi? Bizde, bizde halliseye gidiyorduk o zaman, lise deken, kurdar, ve azadiydi. Bunların, İsmail. Bunlar genelte devgeniş yolurdu, kurdar, ve azadiyordu olurdu, devs olcollurdu, sonatik koca oldu bunlar. Bunlar, böyle, tikkojuların da içinde vardı. Şimdi, halkanın canı sıkılacak bu tesbiltere, ama bunların sizdular, mesela, sol örgütlerin içerisinde, sizdular, evet, mesela, bu, selafi, ve habi takımı da, yani bizdenmiş gibi görünür değil.

Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026

Firavunların İlâhiyet İddiası ve Tesbîh Hz. Mûsâ’nın duasının sonucunda ne gerçekleşmiştir?

Firavunların İlâhiyet İddiası, ve Tesbîh Hz. Mûsâ’nın duasının sonucunda üç şey gerçekleşmiştir: göğsünün genişlemesi, dilinin çözülmesi, ve kardeşi Hz. Hârun’un yardımcı tayin edilmesi. Bu üç duanın neticesinde Hz. Mûsâ şöyle demiştir: "Böylece seni çok tesbîh edelim."

Kaynak: (NASİHAT/50) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 01.01.2026

Şeyh’tan biraz bahsetmek istiyorum Abdülka mıdır?

Çıktık. Böyle farklı yerlerde medrese, ve dergahlarımız var. Her gittiğimiz yerde. Hazret-i Şeyh’ın hayatını kısa da olsa anlatmaya çalışıyoruz. Şeyhimin müsaadesiyle inşâallah. Şeyh’tan biraz bahsetmek istiyorum Abdülkadir. Hazretleri Hakk’ın ala inne evliyâ Allah, ve yahsen dikkat edin Allah velileri için korku da yoktur, hüzün de yoktur ayetinde bize tanıttığı velilerin serdarı feyis kaynağıdır. Emre hani der hak. Teala yeri gökü düzeli hoş nazar eylemiş ona ezeli evliyâlar. Serçeşmesi güzeli Abdülkadir gibi bir er bulunmaz.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Hazret-i Şeyh Abdülkadir Geylani’nin musluğunu açtığı, mührünü vurduğu kişi velayet makamlarında yükselir mi?

Hazret-i Şeyh Abdülkadir Geylani’nin musluğunu açtığı, mührünü vurduğu kişi velayet makamlarında yükselir. Erenlerin halkasına dahil olur. Bir tane şeyh ismini söylemeyeceğim. Hindistan taraflarından gelmiş. Bağdat’ın oralarda irşat etmeye Abdülkadir. Hazretlerinden destur almadığı için. Hazret-i Şeyh. Musl’ğı kapatmış. Bediüzzaman bunu. Nur’da anlatır.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Sohbetin içeriğinde hangi ruhlar anılmaktadır?

Haşeri-i. Mübeşeren’nin evlad-ı Resûlullah, zevce-i Resûlullah, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin 72 şühedanın şehit. Kerbela’nın, bütün şühedanın, tüm ashab-ı Resûlullah hazretlerinin ruhlarına. >> İmamız. Hanife, İmamı. Şafii, İmam. Malik, İmam-ı. Hammeli, ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarını hedeik vasıl, ve hissedar eyle ya. >> Amin. >> Haberdar eyle ya. >> Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya. >> Amin. Üç ihlas bir. Fatiha-i şerife amin. Rabbi hasıl olan sevabı pirimiz Abdülkadir Geylani, Seyid. Rifai, Seyid. Bedevi, Seyyid. Dusuki, Şeyh Hasan eşazeli, .

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Sohbetin içeriğinde hangi dervişlerin ruhları anılmaktadır?

Şahın. Vahaddin, Şah-ı Mevlânâ Celaleddin. Veli, Mehmet. Üftade, Veysel. Karani, Muhittin. Arabi, Niyaz-ı. Mısri, ve bütün piran efendilerimizin ruhlarında hediye eyledik. Vası, ve hissedar eyle ya. >> Haberdar eyle ya. >> Fyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya. >> Amin. Üç ihlas bir. Fatiha-i şerife amin ya. Hasıl olan sevabı geçmiş üstatlarımızdan. Abdurrahim. Tantavi, Abdurrahim. Nişavi, Elhac el. Çorumi, Hacı. Efendi, Elha. Efendi, Nevşehirli. Efendiin, Kaçuni dergahının, Kabbaş-i dergahının, ve bütün geçmiş mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyâların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Kendini anlatmak gerçekten güç bir şey midir?

Kendini anlatmak gerçekten güç bir şeydir. Ama bir meselenin iyi anlaşılabilmesi için bâzen kürsü sâhipleri kendi başlarından geçen bir hâdiseyi anlatmaya mecbûr kalırlar. Eski sûfî geleneğinde, eğer mürşid konumundaki kimse ise buna cevâz vermişlerdir. Hz. Osman Efendimiz hapsedildiğinde isyancılara karşı, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem’in kendisi hakkında söylediği fazîletleri dile getirmiştir. Hz. Ali Efendimizin de kendisiyle alâkalı fazîletleri anlattığına dâir rivâyetler vardır.

Kaynak: 342. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Nuh Aleyhisselam ve Peygamberlerin Mertebesi nedir?

Nuh aleyhisselam "eksiklik" kavramı üzerinden ele alındığında, bu ifade küçük bir hata veya "zelle" anlamındadır; peygamberlere büyük günah isnat etmek mümkün değildir. Ehli sünnet anlayışı peygamberleri ismetle, yani günahsızlıkla tanımlar. Peyg. lerin birbirinden üstünlüğü konusunda kıyas yapmak edebe aykırıdır; hepsi Allah’ın seçtikleridir. Bu incelikleri gözetmeden yapılan yorumlar tarihin her döneminde fitneye yol açmıştır.

Kaynak: 353. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Velilik: Sonsuz Bir Miras nedir?

Kıyameti ne zaman oldu? Buna paralel olarak bir de 18.000 âlemin Mustafası buyuruluyor. Eee Göbeklitepe’den de bilindiğine göre başka galaksilerde, başka evrenlerde başka hayatlar, başka ümmetler de var. Efendimiz onlara nasıl peygamberlik yaptı? Onlar nasıl tabi oldu? Aynı anda orada da mı yaşadı? Eee, bu soru bana bir yerden soruldu. Diğer soruyu da ben soruyorum. Efendim, o, eee, miraçtaki cennetlik, ve cehennemlik kimselerin kıyameti, ve hesap günü ne zaman oldu? Bu böyle tekerrür devam edecek mi? Yani bizden sonra da. Mesela o kıyametten sonra da devam edeceği anlamına mı geliyor? Bu miraçla alakalı bu meselelerde Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretleri bir kısım insanların cehennemde azaplarını görüyor. Bu uzun bir hadis-i şerif, ve cennetliklerin hallerini de görüyor. Tabii bunlar yaşandı mı yaşanmadı mı yaşanacak mı? Cenâb-ı Hak her şeye kadirdir. Yaşanacak olan şeyleri de peygamberine gösterir. Bu eee gaybi bir ilimdir. O yüzden eee Cenâb-ı Hak gelecekte yaşanacak olan bir şeyi de gösterir. Geçmişte yaşanmış olan bir şeyi de. Gösterir. Onların kıyameti koptu mu kopmadı mı Allah bu noktada güç, ve kudret sahibidir. Yaşanacak olan şeyleri peygamberlerine gösterir. İkincisine gelince eee bir hadis-i şerif var. O hadis-i şerifte sellem hazretleri kendisinden önceki peygamberlerin peygamberlik vazifelerini değişik eee alemlerde devam ettiğini, ve orada da sizin gibi ümmetleri var. Onların da diye bir hadis-i şerif var. O yüzden normalde eee Adem Aleyhisselâm’dan Hazreti Muhammed Mustafa’ya kadar bir rivayette 124.000 Peygamber denir. Ama bunu normalde Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretlerinin ağzından. Çıktığı için 124.000 gün olarak kabul edilebilir. Ama biz sonuç itibariyle, yani bunu geniş bir çerçevede alsak ne kadar Peygamber gelmiş dünya kaç sefer yıkılmış kaç sefer kurulmuş onu bilmiyoruz. Amma veelakin peygamberlerin peygamberlik vazifelerinin devam ettiğine dair hadis-i şerif var. Ama Arabi penceresinden bakacak olursak bu meseleye peygamberlerin peygamberlikleri bitti der. O velilik bakidir der. Velilik devam eder. Der evet dünya üzerinde bu paralelde, bu düzlemde peygamberlik vazifesi bitti. Yani son Peygamber Muhammed Mustafa’ydı. Ondan sonra gelecek olan bir. Peygamber yok. Ama velilik devam eder der Muhyiddin İbn Arabi ki haktır. Ayetle sabittir velilik. O yüzden velilik son bulmaz. Velilik son bulmayacağı için de devam eder. Şimdi diğer peygamberlerle alakalı meselede de evet onlar değişik hani eee perdelerde öyle söyleyelim peygamberliklerine devam ediyorlar. Onların da sizin ümmetiniz gibi onların da ümmetleri vardır diye hadis-i şerif sabit.

Kaynak: 704. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

İmâm-ı Âzam’ın nasıl bir durumda bulunduğu anlatılıyor?

İmâm-ı Âzam, dönemin iktidarına boyun eğmeyerek şehit edilmiştir. Benzer bir tutum İmâm-ı Âzam için de geçerlidir; oysa İmâm-ı Âzam, dönemin iktidarına boyun eğmeyerek şehit edilmiştir.

Kaynak: Türkiye’deki cemaat, tarikat,siyasi oluşumların hepsi de deccalist sistem tarafı

Osmanlı’nın yıkılmasından sonra İslâm dünyası; fikir, ekonomi, siyaset, din, kültür ve ahlâk planlarında çöktü mü?

Osmanlı’nın yıkılmasından sonra İslâm dünyası; fikir, ekonomi, siyaset, din, kültür ve ahlâk planlarında çöktü. Düşman, tankla ve tüfekle fethedemediği için eğitim sistemi, ekonomik düzen, siyasî yapı ve kültür kanallarından içten bozdu. Rapçisi, popçusu, belirsiz figürleri sıralanırken Müslümanlar bocaladı. Siyasetçiler seçim dönemlerinde Kur’ân ve sünnet nutukları attı; koltuğa oturunca münafıklıklarını, kimi zaman dinden çıkışlarını gösterdi.

Kaynak: Osmanlı yıkıldıktan sonra İslam dünyası fikri, ekonomik siyasi, dini kültürel pl

İslâm dünyası neden içten çöktü?

Düşman, tankla ve tüfekle fethedemediği için eğitim sistemi, ekonomik düzen, siyasî yapı ve kültür kanallarından içten bozdu. Rapçisi, popçusu, belirsiz figürleri sıralanırken Müslümanlar bocaladı. Siyasetçiler seçim dönemlerinde Kur’ân ve sünnet nutukları attı; koltuğa oturunca münafıklıklarını, kimi zaman dinden çıkışlarını gösterdi.

Kaynak: Osmanlı yıkıldıktan sonra İslam dünyası fikri, ekonomik siyasi, dini kültürel pl

İslâm dünyası bu süreçte ne duruma geldi?

İslâm dünyası bu süreçte hem ruhî hem maddî anlamda emperyalizmin oyuncağı hâline geldi.

Kaynak: Osmanlı yıkıldıktan sonra İslam dünyası fikri, ekonomik siyasi, dini kültürel pl

Kurtuluş nasıl sağlanabilir?

Kurtuluş, samimi bir uyanışla ve Hz. Peygamber’in izinden gerçek anlamda gitmekle mümkündür.

Kaynak: Osmanlı yıkıldıktan sonra İslam dünyası fikri, ekonomik siyasi, dini kültürel pl

Bütün her şeyiyle beraber mi?

Buradaki nefis insanın bütünü. Yani bütün her şeyiyle beraber. O yüzden orada haddini bilmek o kimse kendisini bilmesiyle al. Kendisini ne kadar bildi o kadar haddini bildi.

Kaynak: Haddini bilmek ne demektir?

Öbür türlü hani normalde herkesin kendince bir haddi hududu var mıdır?

Haddini bilmek o kimse kendisini bilmesiyle alakalı. Kendisini ne kadar bildi o kadar haddini bildi. Öbür türlü hani normalde herkesin kendince bir haddi hududu vardır. O kendi kendisini bilmesiyle alakalıdır.

Kaynak: Haddini bilmek ne demektir?

Bektaşi tarîkatı ve Alevi arasında nasıl bir ilişki vardır?

Metin, Bektaşi tarîkatı ve Alevi arasında nasıl bir ilişki olduğunu tartışıyor. Metin, Alevi diye nitelendirilen Bektaşi’lerin aslında Alevi olmayan kişiler olduğunu, Alevi kültürü Türkiye’de olmadığını, Türklerin İslam inancını benimsemişlerini, Hanefi fıkıhını benimsemişlerini ve bu inançların toplumsal ve dini boyutlarını ele alıyor.

Kaynak: Bektaşi Nefesleri – Hacı Bektaşi Veli Makalatından

Ümmet-i Muhammed’in derleri nereden gelmektedir?

Tarih bu gerçeği defalarca teyit etmiştir. Hz. Osman’ı Müslümanlar şehid etti; Hz. Ali efendimizi namazda Müslümanlar şehid etti; Hz. Hasan efendimizi Müslüman zehirledi; Hz. Hüseyin efendimizi Müslümanlar katletti. Osmanlı’yı dönmelerle birlikte içeriden yıkma girişimleri Müslüman adıyla yapıldı. Şeyh Şâmil’i Ruslara satan yanındaki halifesiydi, dışarıdan biri değil.

Kaynak: Ümmet-i Muhammed ne çekiyorsa Müslüman görünümündeki fasıklardan, kafirlerden mü

Dinde tarihselcilik ve reform nedir?

Dinde tarihselcilik ve reform isteyenler: "Dinde reform etmeliyiz; bu hükümler tarihseldir" diyenlerin nikâhı gider, Müslüman mezarlığına defnedilemezler.

Kaynak: Küfre düşen bir kimse oradan tövbe edip geri dönmüyorsa küfür ehlidir onu kendin

Mansur şarabını içmekte derken ne anlatıyor?

Mansur şarabını içmekte derken o. Vahdet perdesini söylüyor gerçek manada o böyle toplantılarda hocam.

Kaynak: Allah’ı mevcut aklınızla, bilginizle tanıyamazsanız tanımaya kalkarsanız küfre d

Elhâkümüt tekâsür suresine atıfta bulunulduğunda ne anlatılmaktadır?

Hz. Pir devam ediyor ve "Elhâkümüt tekâsür" suresine atıfta bulunuyor.

Kaynak: 30. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Çinliler ve Türkler kıssası ne anlama gelir?

İbn Arabî bu bölümde şöyle bir temsil getirir: Çinliler, sanatlarıyla duvara güzel desenler ve renkler çizmişlerdir. Türkler ise aynı duvarı zımparalayıp cilalamışlardır. Netice, Türklerin cilaladığı duvar, Çinlilerin yaptığı bütün renk ve desenleri daha güzel biçimde yansıtmıştır.

Kaynak: 14. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Türkiye’de kurumsallaşmış bir tarikat var mı?

Şu anda Türkiye’de kurumsallaşmış bir tarikat yoktur; adı var, kendisi yoktur. Tarikatın ayakta durabilmesi için özel mekânı, özel kıyafeti, özel kurumu olması gerekir. Bunları kendi cebinden kuran, kendi malından yaptıran, hiçbir menfaat beklemeden halka hizmet eden bir şeyh görürseniz o farklıdır. ‘Ben şeyhim’ diyen birinin önünde mürit olmaktansa ‘Ben hiçbir şeyim’ diyen birinin yanında hiçbir şey olmak daha iyidir.

Kaynak: Anadolu’nun manevi direkleri konferansı: Yunus Emre

Ehlibeytin kimlerdir?

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretleri ehlibeyti dediğimizde. Ali’nin ailesi var, Akil’in ailesi var, Cafer’in ailesi var. Ve. Hz. Abbas’ın ailesi var. Akil kimdi? Hz. Ali efendimizin bu manada halifesi hükmündeydi. Ne yaptı? Küfe’ye gitmişti. Küfeeki durumu analiz etmek için. Ve. Küfe’ye gittiğinde durumu analiz etmek için gittiğinde ne yaptı? Yezid’in askerleri. Akili orada şehit etmişlerdi.

Kaynak: Sizin aranıza iki şey bırakıyorum bunlar Allah’ın kitabı ve ehli beytimdir

Bunu ben söylüyorum dedi mi?

Bunu ben söylüyorum dedi. Bu fakir de yaklaşık sufilikle tanıştığından beri Ehlibeyt sevgisi ile alakalı sohbet ederiz. Hatta bununla alakalı ehlibeyt sohbeti yaptığımız için de işte bize de yakıştırırlar o Alevi diye.

Kaynak: Ehli sünnet tarafından çok cesaretle konuşulmayan konulardan birisi ehli beyt se

Gazali’nin zamanında İslâm dünyasında ne gibi bir değişim yaşanmıştır?

İslâm dünyası yeni kapılarını dış dünyaya açmıştır. Örnekliyorum. Aristo’nun, Sokrat’ın, Eflatun’un bütün kitapları çevrilip İslâm dünyasında okutulmaya, öğretilmeye başlamıştır.

Kaynak: Gazali’den Sorular 1

Din emniyeti ne demektir?

Devlet tebasının din emniyetini sağlar. Yani Hristiyanlar orada özgür bir şekilde dinlerine ibadet ederler. Yahudiler orada özgür bir şekilde dinlerine ibad ki. Müslümanlar özgür bir şekilde dinlerine ibadet ederler, ve yaşarlar. Ama söz konusu olan İslâm devletinde oradaki hukuk, Müslümanlar için İslami bir hukuk geçerlidir. Hristiyanlar için Hristyan hukuku, Yahudiler için Yahudiler hukuku geçerlidir. Mesela Osmanlı bu noktada çok hukuklu bir sisteme aittir. Osmanlı bu meselede çok hukuklu bir sistem söz konusudur. Ama genel meselelerde, mesela herkes İslâm hukukuna tabi olur. Diğer zımmi dediğimiz veya gayrim müslim dediklerimiz kendi içlerine kendi hukukları vardır.

Kaynak: Devlet tebaasını korumak zorundadır

Canımızı acıtan şeylerdir bunlar mı?

Mesela işte Muaviye’nin yanında saf tutan sahabeleri görebilirsiniz. Bakın Muaviye’nin yanında saf tutan sahabeleri görebilirsiniz. Yezid’in yanında saf tutan sahabeleri görebilirsiniz. Hazreti Hüseyin efendimizi orta yerde bırakan sahabeler görebilirsiniz. Canımızı acıtan şeylerdir bunlar. Canımızı acıtan şeylerdir. Ama ashabım yıldızlar gibidir sözünden dolayı dilimizi uzatamayız. Bir şey de diyemeyiz. Açık.

Kaynak: Gazâlî’de Devlet ve İnsan | Gazâlî Sohbetleri 10

Din ve Devlet İlişkisinin Tarihsel Kökenleri nedir?

Maverdi diyordu ki din, ve devlet kardeşti. Şimdi bunu sadece Maverdinin üzerine hani dizayn edersek sanki Müslümanlarda bu böyleymiş gibi algılanır. Maverdi bunu böyle söylerken, mesela eee Aristo’nun İskendere’e yazdığı mektubu burada hemen bir kısa bir bölüm aldım. Onu da eee görelim ki, yani bu sadece İslâm dünyasına ait bir şey değil. Hani geçen hafta az bir şey Hristiyan dünyasından da bahsettik ya hani dedik onlar da önünde İncile el basaraktan yemin ediyorlar diye. Burası böyle eee ilginizi çekecek şimdi.

Kaynak: Devlet ve Din: Aristoteles’ten Gazâlî’ye | Sohbet 8

Aristoteles ve Siyaset Felsefesi nedir?

Aristo deyince tabii Yunan felsefesinin piri. Şimdi hani Yunan felsefesine baktığınızda bize nasıl anlatırlar? İşte çok demokrat, öyle değil mi? Çok laik, öyle değil mi? İşte böyle güzelleme yaparlar. Aristo’un İskendere’e yazdığı mektubu iyi dinleyin. Aristo İskendere’e yazmış olduğu mektuptan bir pasaj size. Devlet Din: Aristoteles’ten – Sohbet Notları Şöyle demiştir: “Dini devletin temeli kıl.” Aristo gönderiyor bunu İskendere’e. İskender kim? Yani tarihte en fazla coğrafi eee yerlerde eee imparatorluk kurmuş. Hepimizin ayakta alkışladığı Büyük İskender. Hani.

Kanuniyetsiz büyük Kanuni demezsiniz. Örnek. Biz, çünkü tarihimizle barışık bir eee ülke, toplum olmaktan çıktık. Çünkü o büyük İskender öyle ya. Bakın ona da ne yazıyor Aristo. Dini devletin temeli kıl. Kim sana muhalefet ederse o senin devletinin düşmanıdır. Hangi devlet başkanı devletini dine hizmetçi kılarsa o devlet başkanlığına daha layıktır. Hangi devlet başkanı da dinini devletine hizmetçi yaparsa devlet onun için afettir. Dini korumak için iktidarı, devleti, yani kullan. Dini korumak için devleti, iktidarı kullan. Ancak iktidarı korumak için.

Kaynak: Devlet ve Din: Aristoteles’ten Gazâlî’ye | Sohbet 8

Selçuklu Medeniyeti ve Anadolu İslâmı Hakkında ne söylendi?

Türkler savaşçı bir millet, ve Tuğrul Şah zamanında İslâm’ı devlet dinî olarak kabul ederler. Bu dönemde Selçuklular İrân’da, Irâk’ta, Azerbaycan’da, Doğu Anadolu’da hâkimiyetlerini kurmuşlardır. Tuğrul döneminde devletin sınırları genişleyip, Irâk’ta Şiî hâkimiyetini baltalanır, ve Abbâsî halifeliği Selçuklu kontrolü altına alınır.

Kaynak: Selçuklu Medeniyeti ve Anadolu İslâmı | Gazâlî Sohbetleri 2

Selçuklu Medeniyeti ve Anadolu İslâmı konusunu hangi başlık altında ele aldık?

Selçuklu Medeniyeti ve Anadolu İslâmı | Gazâlî Sohbetleri 2

Kaynak: Selçuklu Medeniyeti ve Anadolu İslâmı | Gazâlî Sohbetleri 2

Sultan Alpaslan döneminde Selçukluların hâkimiyeti nasıl gelişti?

Sultan Alpaslan, Çağrı Bey’in oğlu olup tahta geçmiştir. Onun döneminde Selçuklular Gürcistan, Kuzey Suriye’yi hâkimiyetini altına almış, ve Doğu Anadolu’daki Selçuklu hâkimiyetini sağlamlaştırmıştır. Alpaslan, Mısır’ı hedef seçse de, Bizans İmparatoru IV. Romanos’un Anadolu’daki hareketi karşısında hızla geri dönmüştür.

Kaynak: Selçuklu Medeniyeti ve Anadolu İslâmı | Gazâlî Sohbetleri 2

Türk İslâm Medeniyetinin özellikleri nelerdir?

Türklerin kendisine has dînî anlayışları, ve yaşayış biçimleri, Anadolu İslâmı’nın belirlenişinde önem taşır. Ahmet Yesevî’nin etkisi altında, aşağı Mezopotamya sufiliğini öğrenen Türkler, yukarı Mezopotamya sufiliğini yaşatmışlardır. Yesevî, köy köy dolaşarak Türkleri İslâm bayrağı altında toplamıştır. Savaş dışında, Türklerin edebiyatı da kuvvetlidir; şiir, ilâhi, ve müzik, barış zamanlarında yaygındır.

Kaynak: Selçuklu Medeniyeti ve Anadolu İslâmı | Gazâlî Sohbetleri 2

Emevilerin en temel hatalarından biri nedir?

Emevilerin en temel hatalarından biri halifeliği doğrudan saltanata çevirmeleridir. Benim kanaatimce bu, İslâm tarihinin en büyük yanlışlarından, ve handikaplarından birisidir. Bu değişim, dinin özünden tamamen uzaklaşmayı sembolize eder. Hazreti Ebubekir’den Hazreti Hasan’a kadar devam eden uygulamada din, ve yönetim belirli bir denge içinde işliyorken, Emevi döneminde bu denge tamamen bozulur, ve din siyasetin emrine verilir.

Kaynak: Emevilerin Dini Siyasallaştırması | İmam Gazâlî Sohbetleri 1

Emevilerin en büyük hainliklerinden biri nedir?

Emevilerin en büyük hainliklerinden biri dinin siyasallaştırılmasıdır. Siyasetin ihtiyaç duyduğu din türünü oluşturmak için dini organize ettiler. Bu yapı, sadece Emevi döneminde değil, sonrasında Osmanlı, Selçuklu, ve günümüzde Diyanet vasıtasıyla hala devam ettirilmektedir. Devlet, din, ve siy nadir üçgenindeki bu dinamik, İslâm dünyasının en derin yaralarından birini oluşturmuştur.

Kaynak: Emevilerin Dini Siyasallaştırması | İmam Gazâlî Sohbetleri 1

Emeviler cuma namazında sırayı değiştirmenin sebebi nedir?

Emeviler cuma namazında sırayı değiştirmenin sebebi, hutbede Ehl-i Beyti kötülemeleri, ve Hz. Hüseyin Efendimiz hakkında saç baştan yaydıkları yalanlardır. Hutbede Hz. Hüseyin Efendimizin hata yaptığını, hatta küfür üzerine billik yaptığı için küfür üzerine öldüğünün fetvalarını verirlerdi. Ehl-i Beyt sevgisi taşıyan mümin ler bu hutbeyi dinlemek istemez, ve camiyi boşaltırlar. Bu yüzden Emeviler sırayı değiştirerek hutbeyi önce okutmaya başladılar.

Kaynak: Emevilerin Dini Siyasallaştırması | İmam Gazâlî Sohbetleri 1

Emevilerin en kritik eksiği nedir?

Emevilerin en kritik eksiği İslâm adaletini yok etmeleridir. Adalet mekanizması herkesi eşit düzeyde yaşatmadı. Eğer sen Arap isen sana uygulanan adalet, Arap olmayan mevali’ye uygulanan adalet tamamen ayrıdır. Emevilerde ırkçılık başladı. Araplar birinci derecede Müslüman olarak kabul edilirken, Arap olmayanlar mevali sayılarak ikinci derecede muamele görürler.

Kaynak: Emevilerin Dini Siyasallaştırması | İmam Gazâlî Sohbetleri 1

Emevilerin ırkçılık yapmalarının sebebi nedir?

Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem, ırkçılığı, ve kavmiyetçiliği açıkça yasaklamıştır. Kur’an’da da ırka dayalı kavmiyetçilik kesin olarak yasaklanmıştır. Ancak Emeviler bu tasrihli uyarılara rağmen ırkçılığa devam ettiler. Bu yapı, günümüzde Suudi Arabistan gibi ülkelerde hala görülmektedir. Oraya kadar geri gidip günümüze kadar geldiğinizde, Suutta "iyi Müslümanlar" ve "dini bilenler" yine Suudlar, ve Araplar olarak kabul edilirken, diğerleri bu statüden mahrum tutulurlar.

Kaynak: Emevilerin Dini Siyasallaştırması | İmam Gazâlî Sohbetleri 1

Hz. Peygamber (S.a.v.)’in eli Seyyîd Ahmed er-Rifâî (K.s.) Hazretleri’ne uzatıldığında nasıl bir olay yaşandı?

Hz. Peygamber (S.a.v.)’in eli Seyyîd Ahmed er-Rifâî (K.s.) Hazretleri’ne uzatıldığında, mescidde bulunanlar olayın dehşetinden neredeyse yalpalanıp yere yığılıyorlardı. Başlarına gelen dehşet, şaşkınlık, korku, ve Hz. Muhammed (S.a.v.)’in gücü nedeniyle neredeyse insanlar düşüp öleceklerdi. Bütün bölge, insanların tekbirleri, ve Hz. Peygamber (S.a.v.)’e ettikleri salât sesleriyle oturup kalktı!

Kaynak: eş-Şerefü’l-Muhattem (El Öpme Şerefi) – İmâm Süyûtî

Câfer b. Ebû Tâlib -ki Hz. Ali (R.a.) ‘ın büyük biraderi, ve Efendimiz (S.a.v.) ‘in amcazâdesidir- Habeşistan’a giden İslâm muhâcirleriyle birlikte Mekke’den çıkmış?

Habeş diyarında, ve Necaşi huzurunda Müslümanları müdâfaa etmiş, hicretin yedinci senesine kadar orada oturmuştu. O sene Habeşistan’daki bütün Müslümanlar kalkıp Medine’ye geldiler. Fakat Rasûlullah (S.a.v.) Hayber Gazası’na gitmişti. Onlar da oraya gittiler. Hayber’e varışları fetihten sonraya tesadüf etmişti. Hz. Peygamber , Câfer ’i kucaklamak, alnından öpmek, "Yaratılış, ve ahlâk itibarıyla bana benzersin" demekle taltif buyurdu. Câfer de bu hitap, ve iltifatın şevkinden bilâ ihtiyar oynamaya başladı. Rasûl-i Ekrem ’in o neşeli hareketi men buyurmaması, semâ, deveran, kıyâm gibi zikir harekâtının cevazına sûfiyece delil sayıldı.

Kaynak: Semâ Etmek Câiz Midir? Kur’ân ve Sünnet’ten Delili Var Mıdır?

Anadolu’daki İslam’ın şekillenmesi nasıl gerçekleşti?

Anadolu’daki İslam’a gelmezden önce yani İslam henüz daha Anadolu’ya gelmeden Türklerin Müslüman olması. Bu bir süreç ve Türkler normalde eee Müslüman olduktan sonra İslam’ı kabul edilişi normalde Sultan Tuğrul zamanında denir ama ondan önce Çağrı Bey. Çağrı Bey’den de önce Türkler eee normalde ta Emeviler zamanında yavaş yavaş İslam olmaya başlamışlardır.

Türklerin İslam’la tanışmaları nasıl oldu?

İslam Hakkında evilerin baskısından ve zulmünden eee Orta Asya’ya doğru hicret eden ehlibeyt ve ehlibeyti sevenlerle İslam’ı tanırlar ve tanışırlar. Ve normalde Türklerin İslam olması bu açıdan bakacak olursak hani yakın tarih olarak eee Hazreti Ali radıyallahu anh hazretlerinden sonradır. Ama e bir çıt geriye doğru gidersek yani Türkler İslam’la Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zamanında tanışmışlardır. Bir çıt daha ileriye gidersek bu sosyal medyada çok tartışıldı.

Türklerin İslam’la tanışmaları sürecinde neler etkili oldu?

Ben bunu böyle söyledim diye. Bu ben tartışılsın diye konuşmadım. Türkler Nuh’un oğlundan itibaren İslam’dırlar. İslam’dır derken Muhammedi İslam noktasında değil.

Türklerin İslam’la ilgili değişimler nelerdir?

Sonradan onlar yoldan çıkmıştır. Şimdi bugün Müslümanların yoldan çıktığı gibi. Y bugün Müslümanlara baktığımızda büyük bir kısmına baktığımızda yaşadıkları ayrıdır, inandıkları ayrıdır. Türkler bu noktada hani Nuh’tan itibaren müslümandırlar.

Türklerin İslam’la ilgili resmi olarak ne zaman başlamıştır?

Bu manada İslamdırlar. Tabii zaman içerisinde değişik değişimlere, kültürlerin etkisinde kalmış filan. Bu uzun tarihi bir mesele. Ama resmi olarak işte Çağrı Bey zamanında Çağrıdan önce hatta eee devlet bazında İslam olmaya başlarlar.

Türklerde devlet yapısı nasıl gelişti?

Önceden Türklerde normalde şehir devletleri de vardır. Yani Kaan veya Hakan sonradan sultan ismini alır. İslam’dan önce ka, hakanır, beydir. Yani devlet başkanı odur. İsmi odur, lakabı odur. Normalde e işte baba ölür, baba hani büyük kağan, büyük bey ölür. Elinde bir tane şehir olan, birkaç şehir olan böyle beylikler vardır. Çünkü Kağan’ın veyahut da beyin oğulları vardır.

İslam dünyasının dağılmasının nedeni nedir?

İslam dünyası, çekirdek ailenin çimentosu bozulduğu için günden güne dağılıyor. İslam dünyası bu çekirdek ailenin çimontosunu bozduğu için günden güne dağılmıyor. Günden güne dağılıyor. Bu dağınıklığın önüne geçilmiyor.

Sığınmanın kaynağı, mahiyeti, ve varmak istediği hedef nedir?

Efendim, >> bu malum eee Yusuf Aleyhisselâm’ın kıssası ile alakalı Yusuf Aleyhisselâm’ın kıssasında eee malum o devlet eee erkanının hanımı Yusuf’a göz koymuştu Yusuf’a göz koydu. Onu tabiri caizse bir tuzak kurdu. Onu odada her tarafı kitledi, ve onu sıkıştırdı. Bu manada da aslında Yusuf Aleyhisselâm bir an böyle eee tam olarak reddetmedi onu.

Yusuf Aleyhisselâm’ın kıssasında ne gibi bir durum söz konusudur?

O kıssada benim en çok hoşuma giden yer. Öyle söyleyeyim. O esnada Yusuf Aleyhisselâm bir an meyl etti. Bir an meyledince o yine o Yusuf kıssasında başka ayet-i kerimede delilimizi gördü diyor. O esnada Yakup Aleyhisselâm’ı gördü, ve Yakup Aleyhisselâm eee dişleriyle parmağını ısırıp sen ne yapıyorsun manasında Yusuf’u uyardı Yusuf’u uyarmasıyla Yusuf ben Allah’a sığınırım dedi.

Yusuf Aleyhisselâm’ın Allah’a sığınmasının nedeni nedir?

Ama buradaki ilk etapta Yakup’un manevi olarak Cenâb-ı Hak’ın izniyle onu uyarması var. O uyarıyı aldıktan sonra Yusuf Aleyhisselâm dedi ki hani ben ne yapıyorum? Allah’a sığınırım dedi. Tabii burada şimdi Allah’tan korkarım demedi Allah’a sığınırım dedi. Sığınacağı en önemli, en yüce makama sığındı. Çünkü orada normalde sığınma olunca Cenâb-ı Hak kendisine sığınanları korur, muhafaza eder. Orada eee o kimse Allah korkusu veya Allah beni cehennemde azap eder. Şundan bundan dolayı değil. Direkt Allah’la olan irtibatına alakalı ona sığınmak, ve insanlar genel itibariyle Allah’a sığınırlarsa Allah onları muhafaza eder.

Allah’a sığınmanın manası nedir?

Cenâb-ı Hak kendi katından onları korur. Ve Yusuf Aleyhisselâm’ı da kendi katından Cenâb-ı Hak korudu. O zaman karşımızda hepimiz nefis taşıyoruz. Nefsimizin meyl edeceği bir şey çıkabilir. Burada o kimse nefsimizin meyl edeceği bir şey önümüze çıktığında Allah’a sığınmak en önemli oradaki vazifedir. Yani o kimse Allah’a sığınacak. Normalde şimdi eee bazı hadis-i şeriflerde, mesela yine kullarının ağzından ben Allah’tan korkarım sözü vardır. Ama Yusuf Aleyhisselâm’ın sözü burada ben Allah’a sığınırım diyor. Korkunun eee galebe çalmadığı, muhabbetin, sevginin, ve yakınlaşmanın galebe çaldığı bir nokta orası Allahu alem. Doğrusunu Allah bilir.

Tarih boyunca İslam devletlerinin yıkılma sebebi nedir?

Tarih boyunca, ve böyle olduğu zaman o devletler, o sultanlıklar hepsi de yıkılmış. Yerine adaleti tesis edecek olan kimseler gelmiş. Onlar da bir müddet sonra yoldan sapmışlar. Sonra onlar da yıkılmışlar. Yine adaleti tesis edecek olan insanlar gelmişler. Onlar da yoldan saptığında böylece onlar da yıkılmışlar. Tarih boyunca hep böyle devir dönüşüm böyle olmuş. Hala da aynı.

Osmanlı’nın yıkılma sebebi nedir?

Osmanlı yıkıldı. Yıkılmasının sebebi iç sebepler, dış sebepler. Ama onların yıkılma sebebi Kur’ân, ve Sünnet’nin hükümlerinden uzaklaşmaları. Ondan önce Selçuklular yıkıldı. Yine sebep bu. Ondan önce Memlüklülar yıkıldı. Ondan önce işte Emeviler, Emevilerden sonra Abbasiler hep bunlar böyle İslâm dünyasında İslâm devletleri veya imparatorlukları yıkıla yıkıla geldi. Yıkılmalarının sebebi eee mal sevgisi, dünya sevgisi, makama gelen kimselerin adaletsiz davranmaları.

İslâm hakimiyeti nasıl kurulamaz?

Altını çiziyorum bakın bugün Türkiye’deki bu şeyhlerle bu alimlerle bu siyasetçilerle İslâm dünyasındaki bu şeyhlerle bu alimlerle bu siyasetçilerle İslâm hakimiyeti kurulmaz.

Mekke Mutabakatı nedir ve ne anlama gelir?

Mekke Mutabakatı, Hazreti Muhammed Mustafa’nın imzasıyla imzalanan bir antlaşmadır. Bu antlaşma, insanların malları, canları, namusları, haysiyetleri ve şerefleri mukaddesti olarak kabul eder. Bu antlaşma, herkesin dini ne olursa olsun, onların malı, canı, namusu, dini kendi inanışı mukaddesti olarak kabul eder. Bu antlaşma, Mekke’de imzalandı ve Mekke’de imzalanan bu antlaşmayı yeniden imzalamak isteyen Hazreti Muhammed Mustafa’nın sözleridir.

Selçukluların Anadolu’da hakimiyeti nasıl kuruluyor?

Sultan Tuğrul varis bırakmadan ölüyor ama Selçuklu bu bölgede hakimiyetini kuruyor ve Sultan Tuğrul varis bırakmadan ölünce Büyük Selçuklu tahtına kardeşi Çağrı Bey’in oğlu Alpars’tan geçiyor.

Alpaslan’ın yönetiminde Selçuklular nasıl gelişiyor?

Sultan Alpaslan döneminde de Selçuklular büyümeyi sürdürüyorlar. Gürcistan oluyor Alpaslan ve Kuzey Suriye’yi hakimiyeti altına alıyor ve Doğu Anadolu’daki Selçuklu hakimiyetini sağlamlaştırıyor.

Selçukluların Anadolu’da İslam devleti kurma süreci nasıl devam ediyor?

1071 Ağustosunda Malazgent Ovasında yapılan savaşı Sultan Alpaslan malum kazanıyor ve Türkler böylece Anadolu’da bir İslam devletinin temelleri atılıyor. 1071’den sonra bakın 1071’den önce eee hem Emeviler zamanında, Abbasiler zamanında Anadolu’ya gelen bir kısım hani Müslümanlar var. Amma veelakin bunların bir ağırlıkları yok, bir yaptırımlıkları yok, hiçbir şeyleri yok. Ve böylece Anadolu’da Anadolu’da bir Türk İslam medeniyeti başlıyor.

Nûh’un ümmeti ne yapmıştı?

Nûh aleyhisselâmın ümmeti ne yapmıştı? Nûh’u dinlememişti. Nûh onlara Allâh’ın dinini tebliğ edeceği zaman ellerini kulaklarına götürüp dinlemediler. Örtülerini üzerindeki cübbelerini, elbiselerini başlarından aşağı geçip geçirip onu görmek de istemediler, duymak da istemediler. hidayete, Allâh’ın yoluna gözlerini ve kulaklarını tıkadılar. Kalplerini bu mânâda kendi kendilerine mühürlediler.

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları