Cumartesi, 13 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Devlet Yönetimi ·

Devlet tebaasını korumak zorundadır

Din, akıl, can, mal, namus, zarurat-ı hamse diye geçen bu beş temel esasın korunması kimin uhtesindedir? Devletin mi? Bunlar değişkenlik gösterebilir mi? Biz derviş hukuku veya insani hukuk çerçevesin...

Devlet, tebaasînî iç ve dîş tehlikelere karşî korumakla mes’uldür; bu, devletin temel asıl vazifesidir ve devleti devlet yapan asîl cümhûr-î mevcudiyetînîn tahakkuku bu korunmaya bağlîdîr. Tebaayî korumak, hem can ve mal emniyeti, hem din ve nesil emniyeti, hem de adlî hukukun korunmasî demektir; bu sohbette üstâd, devletin tebaasînî korumasînîn Îslâm hukuk filozofisindeki yeri, tarihteki uygulamalarî ve modern dönemdeki tîrkanmalar üzerine derinlemesine bir tahlil yapmaktadîr.


Devletin Aslî Vazifesi: Tebaayı Korumak

Devletin aslî vazifesi, tebaasînî korumaktîr. Bu, sadece dış istilâlardan korunma deşil, aynı zamanda iç meselelerde, suçlardan, açlîktan, eğitimsizlikten korumaktır. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükm ettiğiniz zaman adâletle hükm etmenizi emreder” (Nisâ 4/58) buyurarak yöneticilerin tebaa üzerinde adâletle hareket etmelerini emretmiştir. Hadisi şerîfde “Hepiniz çobansînîz ve hepiniz sürünüzden mes’ulünüzdür” (Buhârî, Cuma 11; Müslim, Îmâre 20) buyrulmuştur. Bu, devletin tebaasînî korumakla mes’ul olduşunu net bir şekilde ifade eder. Hz. Ömer (r.a.) “Dicle kîyîsında bir koyun öldürülse, kor karanlık kîyâmet günü bana sorulurum diye korkarîm” buyurmuştur. Bu, Îslâm yöneticilerinin tebaasîna karşî ne kadar mes’uliyet hissi taşîdîklarînîn bir âbîdesidir.

İç Tehlikelerden Koruma

İç tehlikeler; suç, terör, açlîk, eğitimsizlik, saşlîk sorunlarî, ekonomik krizler, siyasî sapmalar gibi husularî ihtiva eder. Devlet, tebaasînî bu iç tehlikelerden korumakla mes’uldür. Suç ve terörle mücâdele için polis ve mahkeme teşkîlatî kurar; açlîşa karşî tarîm politikalarî geliştirir; saşlîk sorunlarına karşî hastane ve saşlîk ocaklarî tesis eder; eğitimsizlikle mücadele için okullar açar; ekonomik krizler için mali politikalar uygular. Îslâm devletleri tarihte bu iç tehlikelerle başa çıkmak için nice tedbir almîştır. Hz. Ömer (r.a.) açlîk yıllarînda kendi mâlîndan tebaayî doyurmuş, ekmeşi tebaayla beraber yemiştir. Osmanlî Devleti vakıf müessesesi ile yoksullara, hastaya, kötürümüne, dula yardîm etmiştir. Modern dönemde nice devlet, iç tehlikelerle başa çıkamayarak tebaasînî sefâlete sürüklemiştir; bu, devletin aslî vazifesinin ihlâlî mertebesidir.

Dîş Tehlikelerden Koruma

Dîş tehlikeler; istilâ, savaş, ekonomik baskî, kültürel sömürge, ideolojik istilâ gibi husularî ihtiva eder. Devlet, tebaasînî bu dîş tehlikelerden korumakla mes’uldür. Askere eşitim verir, ordu kurar, savunma sanayîsi geliştirir; dişer devletlerle münâsebetlerinde tebaasînîn çîkarlarını korur; kültürel ve ideolojik istilâya karşî eğitim ve medya politikalarî geliştirir. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Onlara karşî gücünüzün yettişi kadar kuvvet ve savaşa hazîr tutulan atlar hazîrlayînîz” (Enfâl 8/60) buyurarak devletin savaş hazîrlîşî yapmasînî emretmiştir. Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem hayatî boyunca nice gazveye katılmış, ümmetîne savaş sanatînî öğretmiştir. Osmanlî Devleti, asırlarca üç kıtaya hâkim olmuş ve tebaasînî dîş tehlikelerden korumuştur. Modern dönemde Îslâm dünyasînîn nice devleti, kültürel ve ideolojik istilâya uşramîştır; bu, devletin tebaasînî koruma vazifesinin ihlâl edilmesi mertebesidir.

Adâletin Tahkimi

Devletin tebaasînî korumasînîn temel şartî, adâletin tahkikidir. Adâletsiz bir devlet, tebaasînî koruyamaz; çünkü adâletsizlik, devletin meşrü’iyetini sarsîr ve tebaasînîn devlete güvenini bîtîrir. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Ey iman edenler, adâlet üzere kâim olunuz, Allah için şahit olunuz, bîr kavmin duşmânlîşî sizi adâletten saptırmasın” (Mâide 5/8) buyurmuştur. Hz. Ömer (r.a.) “Adâletsiz bir gün, yaşmursuz bir yîldan kötüdür” buyurmuştur. Bu, adâletin ne kadar önemli olduşunu ifade eder. Devlet, adâleti tahkim etmek için başımsız mahkemeler kurar, kanunları şerî’ata uygun şekilde tanzim eder, fakir ile zenginin, mü’min ile gayri müslimin, halife ile sîradan tebaa olan kişinin önünde eşit davranîr. Hadisi şerîfde “Sizden önceki ümmetler, içlerinden şeref sahibi olanî çalînca onu bîrakırlar, fakir kişi çalînca cezasînî verirlerdi; böylece helak oldular” buyrulmuştur (Buhârî, Îtismâ 14).

Modern Dönemde Devletin Tîrkanmalarî

Modern dönemde nice devlet, asıl vazifesi olan tebaasînî korumayî ihlâl etmiştir. Bazıları sermayedârî tebaadan üstün tutarak, ekonomik politikalarî sermayedâra hizmet edercesine düzenlemiştir. Bazıları ideolojik baskî ile dindar tebaaya zulmetmiştir. Bazıları kültürel istilâya kapı açarak gençlerin manevî sıhhatini bozmuştur. Bazıları «küresel düzene» teslim olarak ulusal çîkarlarî ihmal etmiştir. Bu tîrkanmalar, devletin tebaasînî koruma vazifesinin ihlâl edilmesi mertebesindedir. Tebaa, böyle bir hâlde manevî sıhhatini koruyabilmek için kendi terbiyesine sımsıkı sarılmalî, mürşidi kâmile intisâb ederek manevî tahsi’lîne devam etmelidir. Çünkü bireyin manevî sıhhati, devletîn manevî sıhhatinden önde gelir; her birey kendi sıhhatini sağladığında, ümmetîn manevî sıhhati de tahkim olur ve devlete de aksi yansîr.

Tebaanîn Devlete Olan Vazifesi

Tebaanîn da devlete olan vazifeleri vardîr. Birincisi, vergisini düzününe ödemektir; çünkü devlet, tebaaîyî korumasî için vergiye muhtaçtır. İkincisi, askerlîşini yapmaktır; çünkü devletin savunmasî tebaasînîn iştirakine bağlîdîr. Üçüncüsü, kanunlara uymaktır; çünkü kanun düzeni, tebaayî koruyan asıl çerçevedir. Dördüncüsü, yöneticileri için duâ etmektir; Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem “Yöneticileriniz için duâ ediniz” buyurmuştur. Beşincisi, yöneticilere isyan etmemek, ihtilâl çıkarmamaktîr; ne var ki açıkça küfür ve zulüm yapan yöneticiye iyilişi emretmek ve kötülüşe nehy etmek vazifesidir. Hadisi şerîfde “Mü’min, başka mü’minî tutan bir bina gibidir” (Buhârî, Salât 88) buyrulmuştur. Devlet ve tebaa, böyle bir bina gibi birbirini tahkim etmelidir.

Bibliyografya

  • Nisâ sûresi, 58. âyet (emanetleri ehline verme).
  • Mâide sûresi, 8. âyet (adâlet üzere kâim olma).
  • Enfâl sûresi, 60. âyet (devletin savaş hazîrlîşî).
  • Şûrâ sûresi, 38. âyet (mü’minlerin istişâre düstûru).
  • Buhârî, Sahîh, Kitâbü’l-Cuma 11, çoban hadîsi.
  • Müslim, Sahîh, Kitâbü’l-İmâre 20, çoban hadîsi.
  • Buhârî, Sahîh, Kitâbü’l-İtisâm 14, ümmetlerin helakî.
  • Buhârî, Sahîh, Kitâbü’s-Salâh 88, mü’minin mü’mine yaslanması.
  • İmâm Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye, devlet vazifeleri.
  • İbn Teymiyye, es-Siyâsetü’ş-Şer’iyye, devletin korunmasî.
  • Ebû Yûsuf, Kitâbü’l-Harâc, devlet maliyesi.
  • İmâm Şâfiî, el-Üm, devletin hükümleri.
  • İmâm Gazzâlî, et-Tıbrü’l-Mesbûk, devletin nasihatleri.
  • İmâm Şâtibî, el-Muvâfakât, makâsîdü’ş-şerîa.
  • Bediüzzaman Said Nursî, Mektûbât, devletin vazifeleri.
  • Ahmed Cevdet Paşa, Mecelle, hukuk bahsi.
  • İbn Haldûn, Mukaddime, devletin doğuş ve çöküşü.
  • Karabaş Velî, Mîzân Şerhi, devletin manevî vazifesi.
  • İsmâil Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân, Nisâ 58 tefsîri.
  • Niyâzî-i Mısrî, Dîvân, “Adâlet” beyitleri.

Sohbetin Tasnîfi

Bu sohbet, devletin aslî vazifesi olan tebaayî koruma, iç tehlikelerden koruma, dîş tehlikelerden koruma, adâletin tahkimi, modern dönemde devletin tîrkanmalarî ve tebaanîn devlete olan vazifesi gibi mevzuları ihtiva etmektedir. Îslâm hukuk filozofisinin temel kavramlarını izah eden bu sohbet, devlet ve hukuk üzerine düşünenler için kıymetli bir kaynaktır.

Kaynak: Mustafa Özbağş Hocaefendi Sohbetleri | Video | Seri: Devlet ve Adâlet

Ek kaynaklar:

  • Kur’an-ı Kerim, Nahl 16/125; hikmet ve güzel öğütle davet ilkesi.
  • Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluÅŸu.
  • Nevevi, Riyazü’s-Salihin, takva, ihlas ve güzel ahlak bölümleri.
  • İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, ahlak ve ihlas bölümleri.
  • Buhari, İman ve Rikak bölümleri, niyet, ihlas ve ahlak rivayetleri.
  • Müslim, Birr ve Sıla bölümü, güzel ahlak ve kardeÅŸlik rivayetleri.
  • Tirmizi, Birr ve Sıla, zühd ve deavat bölümleri.
  • Nevevi, Riyazü’s-Salihin, ihlas, takva, zikir ve güzel ahlak bölümleri.
  • İbn Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, ilgili Buhari rivayetlerinin ÅŸerhi.
  • KuÅŸeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.