Cumartesi, 13 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Tarih ve Siyer — Sayfa 11

Mustafa Özbağ Efendi - Tasavvuf Sohbetleri ve İslami İlimler

Table of Contents

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Tarih ve Siyer(1556) — Sayfa 11/16

Kuvâ-yı Milliye Ruhu ne demektir?

Birinci Cihan Harbinde Osmanlı Devleti’nin askeri zor durumda olduğunda padişahın askerlere moral ve motivasyon olsun diye Mevlevi dervişlerini toplaması ve bir alay oluşturmaları sonucu ortaya çıkan bir ruhtur.

Kaynak: 74. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gelibolu Mevlevîhânesi ve Mevlevî Alayı

Mevlevi Alayı’nın Çanakkale muharebesindeki rolü nedir?

Mevlevi alayı Çanakkale muharebesinde kalanları Mevleviye alayına gönderiyor. Bu alay salatu selamlarla tekbirlerle, tevhidlerle yürümeye başlıyor.

Kaynak: 74. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gelibolu Mevlevîhânesi ve Mevlevî Alayı

Çocuk Şehitlerin Mirası ne anlama gelir?

Gelibolu Mevlevîhânesi’nin Vasiyeti: Çocuk Şehitler, Hastane Bombalaması ve Gelecek Nesle Bırakılacak Mirâs.

Kaynak: 74. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gelibolu Mevlevîhânesi ve Mevlevî Alayı

Kuvâ-yı Milliye Ruhu nasıl oluştu?

Birinci Cihan Harbinde Osmanlı Devleti’nin askeri zor durumda olduğunda padişahın askerlere moral ve motivasyon olsun diye Mevlevi dervişlerini toplaması ve bir alay oluşturmaları sonucu ortaya çıkan bir ruhtur.

Kaynak: 74. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gelibolu Mevlevîhânesi ve Mevlevî Alayı

Mevlevi Alayı’nın Şam cephesindeki görevi nedir?

Mevlevi alayını arkasından yürüdüğünü düşünen Osmanlı askerleri büyük bir destan yazıyorlar. Şam düşerse Anadolu düşer diye bir bilgi var. Bu yüzden Mevlevi alayı Şam cephesine gönderiliyor.

Kaynak: 74. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gelibolu Mevlevîhânesi ve Mevlevî Alayı

Kuvâ-yı Milliye Ruhu ne zaman başladı?

Birinci Cihan Harbinde Osmanlı Devleti’nin askeri zor durumda olduğunda padişahın askerlere moral ve motivasyon olsun diye Mevlevi dervişlerini toplaması ve bir alay oluşturmaları sonucu ortaya çıkan bir ruhtur.

Kaynak: 74. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gelibolu Mevlevîhânesi ve Mevlevî Alayı

Mevlevi Alayı’nın tarihi neden önemli?

Mevlevi Alayı’nın tarihi, Osmanlı Devleti’nin yıkılmadan evvel bin dokuz yüz on iki yılında Balkanları bir buçuk iki hafta içerisinde kaybetmesi ve bu durumda askerin morali ve motivasyonu çok zor durumda olmasıyla ilgilidir.

Kaynak: 74. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gelibolu Mevlevîhânesi ve Mevlevî Alayı

Kuvâ-yı Milliye Ruhu nedir?

Dünyavi olarak rahat edebilirler. Ama asıl çocuklarınıza miras bırakacağınız şey Allah ve Resulünün sevgisi vatan ve milletin sevgisidir. Eğer bu sevgiyi biz gelecek nesillerimize miras olarak bırakamazsak o zaman muhakkak ve muhakkak bu ezanlarımız okunmayacak ve muhakkak ve muhakkak biz hürriyetimizi kaybetmek zorunda kalacağız. Gün geçtikçe bu daha önceden daha büyük bir ivmeyle artıyordu.

Kaynak: 74. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gelibolu Mevlevîhânesi ve Mevlevî Alayı

Avrupa ve Amerika’da yaşamak neden önemlidir?

Bu son senelerde biraz artık o ivme yavaşlamaya başladı. Bu ivme şuydu. Insanlar Almanya’da yaşamak ile Türkiye’de yaşamanın arasında bir farkın olmadığını bize enjekt etmeye çalışıyorlardı. Avrupa’da yaşamak daha güzel. Amerika’da yaşamak daha güzel. Gideceksin Amerika’yı bir görmen lazım. Gideceksin İngiltere’yi bir görmen lazım. Ve azizim orada insanlık var. Orada yaşamak lazım. Bize anlattıkları bize enjekt etmeye çalıştıkları şey buydu. Ben sırtımı dönmek istemiyorum da kimseye.

Kaynak: 74. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gelibolu Mevlevîhânesi ve Mevlevî Alayı

İngilizlerin kurduğu tarikatlar ve cemaatler neden önemlidir?

Hollanda’nın bilmem hangi adasından Osmanlı padişahına mektup gelmiş. Demişler ki her sene biz ürünlerimizi topladığımızda Hristiyan bir eşkıya grubu gelip bizim bütün ürünlerimizi topluyor. Bizi koruyun diye mektup gelmiş. Biz o Hollanda’nın bilmem hangi adasındaki insanları kendi Hristyana eşkıyadan korumuşuz. Onları muhafaza altına almışız. Biz bu ecdadın torunu iken biz kendi kendimizi Avrupa’nın batının yamağı etmeye çalıştık. Öyle çalıştılar. Bize onu enjekt ettiler.

Kaynak: 74. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gelibolu Mevlevîhânesi ve Mevlevî Alayı

Yezidi bozuntularının ihtilali neden önemlidir?

Bunun içine İngilizlerin kurduğu tarikatlar ve cemaatler girdi. Bu İngilizlerin kurduğu bizimce Müslüman o harika insanlar şöyle takva sahibiler böyle fikir insanları dediğimiz tırnak içerisindeki İslami oluşumlar buna bilinçli veya bilinçsiz destek vermeye başladılar. Bu el altından Osmanlı’dan itibaren işlenmeye başladı. Osmanlı’dan itibaren ve Osmanlı’dan kalan bu tâbiri câizse dergah sıyırıntıları tekke sıyırıntıları İngiliz sıyırıntıları işlemlerine devam ettiler. Neden yirmi sekiz Şubat’ta dergahlar, tekkeler kepenk kapattılar. Destek verdiler. Neden destek verdiler? Çünkü onları İngilizler kurmuşlardı. O yüzden destek verdiler. Neden Temnuz darbesine gizliden destek veren tarikatlar, cemaatler, oluşumlar vardı, beklediler. Beklediler. Neyi beklediler?

Kaynak: 74. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gelibolu Mevlevîhânesi ve Mevlevî Alayı

Çocuk şehitlerin mirası nedir?

Hepimiz için ölüm hak. Hepimiz bir gün o gerçekle yüzleşeceğiz. Gönlüm arzu eder ki vasiyetim olsun. Bunlara devam edin. Bu vatanınızı, milletinizi, insanınızı, Kur’anınızı, sünnetinizi, sevginizin bir tecelliyatı olsun. Inşallah yarıda kalmasın. Biz bunu defalarca anlatmışımdır. Tekrar anlatayım. İlk biz şehitlikleri ziyarete gelmeye karar aldığımızda bu semahanede de dönüşte yine bu şekilde sema edelim, dönelim diye planladık. Bütün izinleri aldık. Burada bir dernek vardı. Bu derneğe de izin istedik. Dernekten. Geçmiş gün dernek bizden bir para talep etti. Sandalye masası parası diye. Biz o parayı da yatırdık. Yine böyle akşamüstü bütün şehitlikleri ziyaret ettik. Ağladık, ağlaştık. Sonunda buraya geldik. Abartı değil, tozdan yerler görünmüyordu. Burası mahzun, mahcup, imar edilmiş, içi yıkık. Ben buraya girdiğimde ciğerim yandı benim. Dedim ki eyvah. Burada Kavristanda yatan zat-ı şerifler, çevredekinler, hepsi de toplandılar.

Kaynak: 74. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gelibolu Mevlevîhânesi ve Mevlevî Alayı

Karlofça Antlaşması ve Osmanlı toprak kaybı nedir?

Karlofça Antlaşması (1699) ve Osmanlı toprak kaybı: İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi…

Kaynak: 74. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gelibolu Mevlevîhânesi ve Mevlevî Alayı

İslâm’da kadının mülkiyet hakkı nedir?

İslâm’da kadının mülkiyet hakkı (Hz. Hatice örneği, Nisâ 4/4,7,32): Buhârî, Büyû’ ; İbn Hacer, Fethü’l-Bârî.

Kaynak: 74. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gelibolu Mevlevîhânesi ve Mevlevî Alayı

Goeben ve Breslau gemileri ve Osmanlı’nın savaşa girişi nedir?

Goeben ve Breslau gemileri ve Osmanlı’nın savaşa girişi: Dan van der Vat, The Ship That Changed the World ; İlber Ortaylı, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı.

Kaynak: 74. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gelibolu Mevlevîhânesi ve Mevlevî Alayı

Bütün kandiller bizim için hak mıdır?

Bugün berat. O yüzden kandilleri kutlarız. Kandilleri kabul ederiz. Kandilleri severiz. Kandilleri bekleriz. Bütün kandiller bizim için haktır. Bütün kandilleri de coşkuyla kutlarız. Bugün de berat kandilimiz. Coşkuyla kutlayacağız. Beratla alakalı hadis-i şeriflerin hepsini de kabul ederiz. Hadis kitaplarında geçen hadislerin üzerine hiç tartışma yapmayız. Filanca kimse bunun hakkında zayıf hadis diyormuş. O kimsenin düşüncesi. Bizim için hadis kitaplarında geçen hadislerin hepsi de sahih. Hepsi de. Hiçbir tartışmayı kabul etmiyoruz bu konuda. Ya filanca alim kimse böyle yazmış. Yazmıştır kardeşim. Kendi görüşü katılmak zorunda mıyım? Değilim. İmam-ı buharinin şahsının üzerinde şahsının üzerinde oynayarak toplamış olduğu hadislerin üzerinde şöphe arz etmeye çalışan dışı Müslüman içi kafirlere uymayacağız. Ebu Hurere Radel-Lahu’an hazretlerinin şahsının üzerinde soru işaretleri belirtip böyle bir algı oluşturup onun naklettiği hadislerin üzerinde zayıf mıydı, şöyle miydi, böyle miydi, böyle bir şey miydi, böyle bir şey miydi herhangi bir şüpheye düşmeyeceğiz. Allah Ebu Hurere’den de İmam-ı buhariden de, Tirmizi’den de, İbn-i Maci’den de, Ebu Davud’dan da, Nesai’den de kim hadisleri naklediyorsa, topladıysa, bugünlere getirdiyse hepsinden gani gani razı olsun. Amin. İmam-ı azam’dan bugüne kadar doğru şekilde Kur’ân ve Sünnet dairesinde ne kadar ictihâd eden İmam-ı Muhammed, İm, İmam-ı Yusuf, İmam-ı Şafi, İmam-ı Malik, İmam-ı Hanbeli ve onların yolunu takip eden ictihâd ulemasından Allah razı olsun. Amin. Hepsinden de, hepsinden de faydalanırız, hepsi de başımızın tacı hepsini de Cenâb-ı Hak kendi cennetinde, kendi cennetinde en üst makamlara ulaştırsın. Amin. Hiçbir zaman mezhep imamlarının, akaet imamlarının yapmış oldukları ictihâdlara, yapmış oldukları çalışmalara dil uzatma noktasında değiliz, hamdolsun. Uzatmayacağız daha. Silsile’den gelmiş olan Şeyh Efendilere, Silsile’den gelmiş olan Şeyh Efendilere, Şeyh’inin Şeyhi, Şeyh’inin Şeyhi, Şeyh’inin Şeyhi, Şeyh’inin Şeyhi belliyse, bu silsilelere hangi dergahtan, hangi cemaattan, hangi tarikattan olursa olsun hiçbirisine sözümüz olmayacak. Kur’ân ve Sünnet tarihinde durdukları müddetçe, mevcut Şeyh Efendiler, mevcud Şeyh Efendiler, Kur’ân ve Sünnet tarihinde durdukları müddetçe ve Kur’ân ve Sünnet tarihinde bizlere nasihatler ettikleri müddetçe hiçbirisine de bir sözümüz olmayacak. Bilhassa 1930 ile 1990 arasında, 2000 arasında 2000 arasında bu 70 yıllık süre içerisinde orta yere çıkıp çileye rağm olmuş Şeyh Efendilerin hiçbirisine de sözümüz olmayacak. Hiçbirisine de Kur’ân ve Sünnet tarihinde kaldıkları müddetçe, söyledikleri müddetçe hele 28 Şubat’ta pılısını pırtısını toplayıp kenara çekilmemiş, meydanda durmuş, Kur’ân ve Sünnet mücadelesi sufilik mücadelesi vermiş olan Şeyh Efendilere ve dervişlerine asla dil uzatmayacağız. Bunlar bizim ölçülerimiz. Biz bu ölçülerde devam edeceğiz. Kur’ân ve Sünnet’e tabi olan hangi dergahtan olursa olsun, o Şeyh Efendilere maddi ve manevi destek olacağız. Çünkü hiçbir Şeyh Efendi bu manada kolay bir şey yaşamıyor. Diyorum ya 28 Şubat bitmedi diye bu manada bu manada bitmiş değil. Evet. Ama farkında insanlar ama farkında değiller. Allah bizi affetsin. Evet, Beraat Gecesi Kur’ân-ı Kerim’in Lef-i Mahfuz’dan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denilir. Kadir Gecesi’nde ise Peygambere ilk kez parça parça indirilmeye başlanmıştır Kur’ân. Buna da Tenzil denilir. Beraat Gecesi Kur’ân-ı Kerim Lef-i Mahfuz’dan dünya semasına toplu bir şekilde indirilmiştir. O yüzden Beraat Gecesi bu manada bizim için ehemmiyetlidir. Bir rivayet daha var. Kıble’nin değiştiği gün Şaban’ın 15. gecesiydi diyor. Böyle bir rivayet var. Biz kabul ediyoruz onu. O yüzden Hz. Peygamber Salallahu Aleyhi ve Selam Hz. çünkü o gün onun duası kabul edildi ya duanın kabul edildiği gün Beraat Gecesi olmuş oldu. O yüzden bu manada Beraat Gecesi bizim için önemli ve kıymetli.

Kaynak: 69. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Berat Kandili — Fitne Tuzakları, Şaban’

Duası kabul olmayanlar kimlerdir?

Duası kabul olmayanlar (kibir, şirk, fitneci, akraba bağı kesen): İbn Mâce; Beyhakî; çeşitli hadis mecmuaları.

Kaynak: 69. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Berat Kandili — Fitne Tuzakları, Şaban’

Veda hutbesinde ırk üstünlüğünün reddi nedir?

Veda hutbesinde ırk üstünlüğünün reddi: Ahmed b. Hanbel, Müsned ; Ebû Dâvûd, Edeb 111.

Kaynak: 69. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Berat Kandili — Fitne Tuzakları, Şaban’

Muradiye Mevlevîhânesi, tekke-cami ayrımı ve Osmanlı sufi mirası hakkında ne söylendi?

Edirne Muradiye Mevlevîhânesi’nin tarihi ve yıkılışı, tekke-cami ayrımı, Osmanlı sufi mirası ve Gelibolu Mevlevîhânesi ele alınır. Tekke-cami ayrımı ve Osmanlı sufi mirası konuları ele alınır.

Kaynak: 64. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: İstitrac-Keramet, Rüya İlmi, Mevlevîhân

Mevlevîhânelerin Osmanlı döneminde nasıl yayılmış olduğu?

Mevlevilik örneğin tarikat olarak Selçukluluklardan Osmanlılara miras kalmış Osmanlılar bütün her tarafa Mevleviliği götürmüşlerdir anlayış, idrak, kültür olarak dini, anlama dini, kültür olarak götürmüşlerdir nereye mesela Selanik’te Mev.

Kaynak: 64. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: İstitrac-Keramet, Rüya İlmi, Mevlevîhân

Dergah edebi nedir?

Dergah edebi, şeyhe intisabın önemi, otobüsten inmemek ve nefse dur demek; itikaf programı (70.000 tevhid, Hz. Peygamber’i görmek) ile rüya ve hallerin dervişlikteki yeri.

Kaynak: 60. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Ticaret Hukuku, Galip Nur, Dergah Edebi

İtikaf programı nedir?

İtikaf programı, 70.000 tevhid ve Hz. Peygamber’i görmek ile rüya ve hallerin dervişlikteki yeri.

Kaynak: 60. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Ticaret Hukuku, Galip Nur, Dergah Edebi

Rüya ve hallerin dervişlikteki yeri nedir?

Rüya ve hallerin dervişlikteki yeri, dergah edebi ve şeyhe intisabın önemi, itikaf programı (70.000 tevhid, Hz. Peygamber’i görmek) ile rüya ve hallerin dervişlikteki yeri.

Kaynak: 60. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Ticaret Hukuku, Galip Nur, Dergah Edebi

Sahabeler ateşe atarlar mı?

Sahabeler atmıyorlar kendilerini ateşe. Medine-i Münevvere dönülünce bu meseleyi Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve Selam Hazretlerine söylüyorlar. Diyor ki eğer ateşe atsaydınız kendinizi ebedi yengehennemde kalacaktınız diyor.

Kaynak: 59. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Ticaret, Çıraklık, Şehitlik ve Mesnevî

İtâat ne demektir?

İtaat ancak maruftadır; harama itaat edilmez. Bir seriyye anekdotunda komutanın ateşe atılın emrine sahabe uymamış, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bu tavrı doğrulamıştır. (Buhârî, Ahkâm 4; Müslim, İmâre 39)

Kaynak: 59. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Ticaret, Çıraklık, Şehitlik ve Mesnevî

Ticaret, çıraklık, şehitlik ve Mesnevî dersi konusunda ne söylendi?

59. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Ticaret, Çıraklık, Şehitlik ve Mesnevî Dersi. Enab-ı Hak’ın nuru her yeri sarmıştır. Sen ne tarafa dönersen dön. Ne tarafa yönelirsen yönel. Allah’ın vecih Allah’ın yüzü o yöndedir. Cenâb-ı Hak bize kıbleyi şart kılmış. Biz kıbleyi bildiğimiz anda kıbleye yöneliriz. Bilemezsek ne tarafa yönelirseniz yönelelim. Allah’ın vecih onun üzerindedir. Mesneviden beit ve bitiyor. Eğer sen kendinde ön art olduğunu sanıyorsan cisme bağlısın. Candan mahrumsun. Alt üst ön art cismin vasfıdır. Nurani olan can ise bunlardan münezzeh ve cihetsizdir. yönsüzdür. Kısa görüşürler gibi zanla düşmemek için gözünü kapa. Padişahın nuruyla aç. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Cenâb-ı Hak bu Ramazan’ın son günlerinde oruçlarınızı kabul etsin. Bu son günlerinde Kadir gecesini Erenlerden eylesin. Bu günlerde her geceyi Kadir gecesi gibi nimet bilin inşallah. Yarın akşamda burada Allah izin verirse kandil programımız var. Inşallah. Cuma günı bayramın birincisi günü. Bayramın birincisi günü de cumadan sonra inşallah bayramlaşma programımız var burada. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Evimizde balkona çıkış kapısının üstünde arılar yuva yapmış. Evin içine de girip çıkıyorlar. Bu durumda ne yapmalıyız? Yuvayı bozmak uygun olur mu? Dikkat edin arılar sizi ısırmasın. Onlar bu zehirli arılardır genelde. Nerede bizim arıcı balcı başı? Bizim oğullar buraya mı gitti yoksa? Benim kovanlardan kaçan oğul var mı? Yok değil mi? Söyle onlara kaçarlarsa vururum onları. Senin oğullardan var mı kaçan? İki tane kaçmış. Tövbe et biraz. Tövbe et. Oğullardan iki tane kaçtıysa bir sıkıntı var o zaman. İtahsizlik var bak. Yakaladın mı? Ağaçta yakaladın mı? Birisi de kaçtı yakaladın . Kim bilir ne kadar sen nelerden neler indirdin . Kim bilir kimlere söyledin? Pir efendilerime söyledin. İyi bizimkinler gene kaçan oğulları yakalıyorlar. Hamdolsun. Neydi öyle dervişler var değil mi? Geçenlerde göndermişler bana. Ne o o Amerikan uzay aracı vardı ya. Neydi onun? Klinger mi? Maşallah. Onu düşürüyormuş dervişler. Göndermişler bana da. Maşallah subhanAllah. onu düşüreceklerine şu pis Yahudinin bombalarını kafalarını düşürtmüyorlar. Uçaklarını kilitlemiyorlar da. Allah selametlik versin ümmet-i Muhammed’e. Geceniz hayırlı olsun. Selamün aleyküm.

Kaynak: 59. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Ticaret, Çıraklık, Şehitlik ve Mesnevî

Kur’ân Gecesi nedir?

Kur’ân’ın indirildiği gün. Kadir Gecesi. Şüphesiz biz onu Kadir Gecesinde indirdik. Son 10 günün içerisinde. Rivayetlerin büyük bir çoğunluğu ağırlığı son 10 günde. Aynı rivayetlerin kendi içerisindeki ağırlığı 27. günler. Hadis-i şeriflerde. Hadisleri kabul edenler için. Bir de o hastalığımız var ya şimdi. Hadisleri de kabul etmiyoruz artık biz. Bir hastalığımız da o. Eğer hadisleri kabul ediyorsak o zaman 27. gün. Şimdi biz 27. gün bizim için bugün öyle değil mi? Ama Suud’lar için yarın 27. gün. Onların bugün değil 27. günleri. Neden? Onlar bir işte Hilali Gördük Görmedik tartışması her sene çıkarıyorlar. Her sene o tartışmada bakıyorlar Türkiye ne zaman Ramazan’a girecek? Ayın 1’inde. Onlar ya 29. gününde giriyor ya ikisinde giriyor. Türkiye’yle aynı günde veyahut da belli bir bölüm, İslam dünyasının belli bölümüyle aynı günde girmiyorlar. 27. gece. İnşallah bu gece. İnşallah. Bizim niyetimiz o. Bizim düşüncemiz o. Ve tabi Ramazan ile alakalı, Ramazan ayıyla alakalı da öyle bir aydır ki Kur’ân o ayda indirilmiştir denilince. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri işte bir Ramazan’ın ilk 10 gününde sonraki sene Ramazan’ın ikinci 10 gününde sonraki sene Ramazan’ın 3. 10 günde 3. 10 günde itikafa girmiş sonradan son 10 gün içinde arayınız demiş ve son 10 gün içerisinde aramak İslam ümmeti içerisinde bir oturmuş yerleşmiş bu noktada toplanmışlar. Sonradan 27. gecede kendilerince bütün bakmışlar hadisleri analiz etmişler. Hadislerinin işaret ettiği 27. gün 27. günü Kadir gecesi olarak ne yapmışlar?

Kaynak: 58. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Ümmet Katlediliyor, Derviş Problemleri

Zünüvas/Ashab-ı Uhdud hikayesi Kur’ânî belgesi olarak neden sunulmuştur?

‘ — Efendi hazretleri bu âyetleri Zünüvas/Ashab-ı Uhdud hikayesinin Kur’ânî belgesi olarak sundu. Hendek kazanlara Allah’ın laneti söz konusudur. Bakar Suresi, 156.

Kaynak: 48. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Ruhun Aslına Dönüşü, Zünüvas–Ashab-ı U

Zünüvas (Dhu Nuwas) tarihi nedir?

Yahudi/Zünüvas — Tarihi Kaynaklar — Zünüvas (Dhu Nuwas) 6. yüzyılda Yemen’ı yoneten Himyerli kral olup Necran Hristiyanlarını hendeklerde yaktırmıştır. Suriyani Kilisesi kaynakları ve Necran Hristiyanlarının tarihi bu olayları belgelemektedir.

Kaynak: 48. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Ruhun Aslına Dönüşü, Zünüvas–Ashab-ı U

Neden İslam dünyası ve Batı arasında hadis inkarları vardır?

Gazali bırak şu adamı onun yüzünden İslam dünyası gelişmedi diyecek. Oturmuş kendi zamanına kadar gelen bütün felsefecilerle çelik çomak oynar gibi oynamış Gazali. Onun hıncı var Batı’da. Gazali’ye bir cevap yazamadı henüz daha Batı. E tabi Gazali’yi alaşağı edecek. O yüzden bu hakikat-i Muhammediye düşüncesine, düşüncesine Batıcılar, yeni Batıcılar ve İslam dünyasında yeni İslamcılar karşılar.

Kaynak: 45. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Lewlake Hadisi, Hub’dan Hub’a Sevgi, H

Rüşvet genellemesi yapmak doğru mudur?

Diyemeyiz. Diyemeyiz bakın. E değil miyiz? Diyemeyiz. Diyemeyiz bakın. E doktorlar var Türkiye’de söyleniyor. Bayan hastalarına bayıltıcı uyuşturucu verip tecavüz ettiğine dair. Hasta bakıcılar var Türkiye’de. Hastanede baygın yatan kadınlara tecavüz ediyor diye. Biz şimdi bütün sağlık sektörünü bu kategoriyi koyabilir miyiz? Anlatılıyor kulaktan kulağa. Deniliyor ki hakimler var Türkiye’de. Milyon dolarlar alıyorlar. 100 binler, 200 binler, 300 binler havada dolaşıyor. Adalet mekanizması batmış vaziyette diyorlar. Diyorlar. Gazetelerde haberler var, internette haberler var. Yakalanan hakimler var rüşvet alır verirken. Yakalanan savcılar var rüşvet alır verirken. Şimdi biz diyebilir miyiz bütün adalet mekanizması rüşvetin üzerine kurulu? Söylüyorlar. Diyorlar ki Yargıtay’da şu kadar para ver dosyanı düzelsinler. Diyorlar. İnternetten haberler okuyoruz. Şimdi diyebilir miyiz biz adalet mekanizması böyle çalışıyor diye? Söylüyorlar. Diyorlar ki yüksek bürokratlarda milyon dolarlar dolaşıyor. Trilyonlar dolaşıyor. 100 binlere, 200 binlere, 300 bin leralar, 500 bin leralar dolaşıyor. Diyorlar. İşte haberler var, yakalananlar var. Adalete teslim edilenler var. Teslim edilenler var. Diyebilir miyiz şimdi biz bütün yüksek bürokratlar böyle diye? Birisi mesleğini istismar edebilir. Meslek istismarıcı olabilir. Polisler var rüşvet alırken yakalanıyor. Diyebilir miyiz biz bütün polisler rüşvetçi diye? Esnaf lar var. Birisi borcunu ödeyemezse kat kat faiz oluyor. Katliyor Allah katlıyor. Diyebilir miyiz biz bütün esnaflar faizcidir diye? Diyemeyiz. Bu da onun gibi bir şey. Birisi bir haddi açmış olabilir, bir söz söylemiş olabilir. Bu bütün insanları bağlar mı? Hayır. Birisi bir mesleğini icra ederken istismar edebilir. Edebilir. Edebilir. Bir sufi topluluğun içerisinden de sufili istismar eden, o topluluğu istismar eden kimseler çıkabilir mi? Evet. O topluluğun hepsini de tü kaka mı yapacağız? Böyle yaparsak o zaman muaviye’nin o sıkıntılı hukukunu uygulamış oluruz. O zaman deriz ki ne dedi muaviye? Hz. Osman raddellahu an hazretlerini şehit eden bu topluluk. Bu topluluk kim? 5000 kişi. Nereden geldi? Mısır’dan geldi. Muaviye de kendi 5000 askerini aldı getirdi tam tesis attı. Medine’nin dışında konuşlandırdı. Dedi ki benden haber gelmedikçe hareket etmeyin. Onlar onun emrini bekledi hareket etmediler.

Kaynak: 39. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Baba Hakkı, Meal Tehlikesi, Peygamberl

Osmanlı döneminde ehli tasavvufa ve dergahlara ittiba edilmiştir mi?

Osmanlı döneminde şehri-l-islam ulema ve bir o kadar medreseler varken niçin ehli tasavvufa ve dergahlara ittiba ve teveccüh edilmiştir? Ya da şehri-l-islamlık müessessesi bugünkü tabirle anayasa mahkemesine mi tekabül ediyor?

Kaynak: 38. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mesnevî 300. Beyit: Yakîn-Şüphe, Dervi

Osmanlı döneminde sufilerle zihniyet ulema arasında anlaşmazlıklar mı çıkmıştır?

Osmanlı döneminde de zaman zaman ehli ulema ile sufilerin arası açılmış. Zaman zaman arası kapanmış. Zaman zaman sufilere normalde çok itibar etmişler. Ama Osmanlı çok onların üzerine gitmemiş, çok karışmamış.

Kaynak: 38. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mesnevî 300. Beyit: Yakîn-Şüphe, Dervi

Alkışlamak neden bir müşrik adetidir?

Alkışlamak müşrik adetidir. Bir konuşmacıyı alkışlamak. Bir kimseyi alkışlamak müşrik adetidir. Müşrik adeti. Ta Nuh’tan gelir bu adet. Nuh Aleyhisselâm insanları Allah’a davet edeceği zaman müşrikler onun konuşmasını kesmek için alkışlıyorlardı.

Kaynak: 34. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Aşure ve Nuh Aleyhisselâm’ın Tufanı; Ş

Alkışlamak neden müşrik adetidir?

Bir kimse konuşurken, bir şey yaparken alkışlamak, onu küçümsemektir. O yüzden Sema, zikri şerifinden sonra alkış olmaz semahanelerde. Alkışlamak müşrik adetidir. Alkışlamak. Bir konuşmacıyı alkışlamak. Bir kimseyi alkışlamak müşrik adetidir. Müşrik adeti. Ta Nuh’tan gelir bu adet. Nuh Aleyhisselâm insanları Allah’a davet edeceği zaman müşrikler onun konuşmasını kesmek için alkışlıyorlardı. Yine Hz. Muhammed Mustafa Mekkeli müşrikleri dini tebliğ edeceği zaman Mekkeli müşrikler onu alkışla susturuyorlardı. Birisini alkışla susturmak müşrik adetidir. Müşrik adeti.

Kaynak: 34. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Aşure ve Nuh Aleyhisselâm’ın Tufanı; Ş

Nuh Aleyhisselâm’ın kavmi neden inkar etti?

Nuh’un kavmi daveti işitmemek için parmaklarını kulaklarına tıkadılar. Beni görmemek için elbiseleriyle yüzlerini örttüler. Nuh Aleyhisselâm onları davet edecek, onlara dini anlatacak diye onu görmek istemediler. Hak ve hakikati görmek istemeyen gözünü kapatıyor. Onlar elbiseleriyle gözlerini kapattılar hak ve hakikati görmemek için. Onlar gözlerini perdelediler hak ve hakikati görmemek için. Kulaklarını tıkadılar hak ve hakikati duymamak dinlememek için. O yüzden Cenâb-ı Hak onların kalplerini mühürledi. Onlar iman edemezler. Sebep? Onlar hak ve hakikatin sesini duymak istemediler. Hak ve hakikati de görmek istemediler. Onlar hak ve hakikate sırtlarını döndüler. Sırtlarını dönünce Allah da onlara sırtlarını döndü. Onlar kulaklarını ve gözlerini örtünce Allah da onların kalplerini mühürledi.

Kaynak: 34. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Aşure ve Nuh Aleyhisselâm’ın Tufanı; Ş

Nuh Aleyhisselâm’ın kavmi neden Allah’a iman etmedi?

Onlar kulaklarını tıkadıkları, gözlerini örttükleri için Allah onların kalplerini mühürledi. Onlar kulaklarını tıkamamış olsaydı, onlar hak ve hakikate karşı gözlerini yummamış olsaydı, Allah onların kalplerini mühürlemeyecekti. Sen hak ve hakikate kulağını tıkarsan, sen hak ve hakikati gözüne yumarsan Allah senin kalbini mühürler. Asla iman edemezsin bir daha. Asla bir daha hak ve hak, hak ve hakikati göremezsin. Bundan kork. Bundan kork. Ama Nuh’un içinde bulunduğu o kavim bundan korkmadı. Onlar hak ve hakikati duymamak, hak ve hakikati görmemek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Ve o Nuh’un kavmi âyet-i kerîme’de öyle diyor. Onlar şerliğe devam ettiler. Onlar kötülüklere devam ettiler. Onlar insaniyete karşı hayvaniyete ele aldılar. Onlar hakkaniyete karşı şeytaniyete aldılar. Onlar hakikate karşı nefsaniyete aldılar. Onlar şerliklerine devam ettiler. Onlar asla tövbe edip geri dönmeyi, tövbe edip salih amel işlemeyi, tövbe edip salihlerle beraber olmayı, tövbe edip iman edip imanlarının üzerine yaşamayı düşünmediler.

Kaynak: 34. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Aşure ve Nuh Aleyhisselâm’ın Tufanı; Ş

Nuh Aleyhisselâm’ın kavmi neden Allah’a tövbe etmedi?

Onlar şerliklerine, onlar kötülüklerine, onlar isyanlarına, onlar tuğyanlarına devam ettiler. Ahlaklarını hayvanlaştırdılar. İnsanlıklarını hayvanlaştırdılar. Oysa Cenâb-ı Hak diyordu ki ben insanı Ahsen-i Takvim üzerine yarattım. Ve ben kendi isimlerimi ona öğrettim. Ve beni tanısınlar, beni bilsinler, bana ibadet etsinler diye yarattım. Ama bu sapkın kavim bu tuğyana düşmüş, bu şeytaniyete düşmüş kavim şerliklerine devam ettiler. Şerliklerinin kat ve kat üstüne katmeyeliyerekten yürüdüler. Onlar inkarlılığında ısrar ettiler. O mübarek peygamber, o mübarek insanlar, o peygamberin etrafındaki bir avuç inanan onlara anlattıkça onlar inkarda ısrar ettiler. Onlar anlattıkça onlar inkarda ısrar ettiler. Onlar yalvardıkça onlar inkarda ısrar ettiler. Onlar onların önünde ağladıkça gelin hak ve hakikate dönün dedikçe onların inkarları arttı. Onlar kendilerini çok güçlü gördüler. Oğulları vardı, paraları vardı, hanları vardı, hamamları vardı, sarayları vardı, askerleri vardı, etrafında köleleri vardı, cariyeleri vardı, esirleri vardı. İnananları her gün dövdürüyorlardı. Her gün inananlara zulüm yapıyorlardı. Her gün onlar bir yerde ibadet etmek için toplandıklarında onlar o zamanki güvenlik güçleriyle oraya basıp onları dayaktan getiriyorlardı. Onları rahatsız ediyorlardı. Onları şehirlerinden sürüyorlardı. Onları köylerinden sürüyorlardı. Onları kendi evlerinde ve yurtlarından sürüyorlardı. Bu Nuh’un içinde bulunduğu kavim azgınlıkta ve sapgınlıkta el avuca sığmaz hale gelmişlerdi. Artık inanan bir kimseyi, artık Allah’a iman etmiş, Habibi’nin yolundan gitmiş bir kimseyi görecek tahammülleri bile kalmamıştı. Onları gördüklerinde her biri tüyleri diken diken olup o inananların üzerine saldırıyorlardı. Böyle bir şedid bir kavim, böyle zalim bir kavim, böyle zalim bir insanlardan oluşan bir kavimdi. İman edenleri yerle yeksan etmek, iman edenlerin köklerini kazımak için uğraşıyorlardı. Ve bu zalimliklerini, bu şerliklerini, bu inkarcılıklarını gelecek nesillere de aktarıyorlardı. Gelecek nesiller, onların yetiştirdikleri nesiller daha inkarcı, daha şedid, daha zalim, daha kan dökücü, daha şeytaniyetli, daha nefsaniyetliydi.

Kaynak: 34. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Aşure ve Nuh Aleyhisselâm’ın Tufanı; Ş

Ebû Mervân el-Hakem’in hikayesi nedir?

Ebû Mervân el-Hakem — Hz. Osman Efendimizin amcası; Hz. Peygamber ile alay ettiğinden yüzü çarpıldı, tövbesine rağmen alışkanlığından dönemeyince Medîne’den Taif’e sürgün edildi.

Kaynak: 34. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Aşure ve Nuh Aleyhisselâm’ın Tufanı; Ş

Velîleri inkâr etmek ne demektir?

“Bu Velîleri İnkâr Eden Küfre Düşer” Efendi hazretleri bu konuda en sert hükmü koymuştur: “Bu velîleri kim inkâr ediyorsa, küfre düşer. Tecdîd-i îmân, tecdîd-i nikâh gerektedir. Kim inkâr ederse, beş vakit namaz dahi kılsa, eğer Allâh’ın velîlerini inkâr ettiyse, vallâhi de billâhi de tillâhi de kıldığı namaz boşunadır. Küfrehlidir o.” Bu hükmün dayanağı hadîs-i kudsîdir: “Kim benim velîme düşmanlık ederse, ben ona harp ilân ederim” (Buhârî, Rikâk 38).

Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Cemaatlerin Para Toplama Kısır Döngüsü

Anadolu’da tarîkatlar nasıl ikiye ayrılır?

Birinci topluluk: Tâ Horasan erlerinin eğitiminden gelmiş, Kur’ân ve Sünnet’i kendine düstûr, vatanını ve milletini kendine hedef görmüş, topyekun Kurtuluş Savaşı’na katılmış insanlar. Bu dergâhları ve tarîkatları inceleyip araştırıp bulun, gidin onlara intisâp edin. İkinci dergâhlar: İngilizlerin kurduğu, İngiliz bozması, Yunan yosması, Fransız bilmem nesi. Kurtuluş Savaşı’na katılmayıp İngiliz mandâsını, Fransız mandâsını kabul etmeye çalışan bozma, sütübozuk dergâhlar ve tarîkatlardır.

Kaynak: 22. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mesnevî’den Ateşin Konuşturulması, Zün

Ödemişli Rufâî Şeyhi’nin fırında yanmayan cübbesi ne anlama gelmektedir?

Bu Rufâî Şeyhi bütün mürîdleriyle birlikte Yunan işgaline karşı savaşmış — henüz Ankara’dan hiçbir hareket gelmeden kendi bölgesinde gerilla mücâdelesi yürütmüştür. Yunan Yüzbaşısı onu tutuklamış ve “Sen yalancı düzmece bir şeyhsin, bizim dinimiz sizinkinden yücedir” demiş. Şeyh Efendi’ye “Ateş bütün herkesi yakacak” demiş. Şeyh Efendi “Evet ama mü’minleri yakmayacak” demiş. Bir fırın yakılmış, bir papaz getirilmiş. Papaz “İkimiz de cübbelerimizi atalım ateşe” demiş. Şeyh Efendi “Öyle atmamıza gerek yok — sen cübbeni çıkar, benim cübbemin içine sar” demiş. Atılmış fırına — papazın cübbesi yanmış, Şeyh Efendi’nin cübbesi yanmamış. Fırının kapısı açılınca Şeyh Efendi’nin cübbesi gül kokulu çıkmış.

Kaynak: 22. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mesnevî’den Ateşin Konuşturulması, Zün

Efendi hazretlerinin bizzât yaşadığı ateş burhânı nedir?

Yine 89. Rufâîler ateş burhânı yapıyorlar. Ben Tre Endüstri Meslek Lisesi metal işlerini okudum kendim bizzâtihî. İyi kaynakçıyım. Bir demir nasıl kızdırılır bilirim, nasıl dövülür bilirim. Piknik tüpünün üstünde üç tane demiri kızdırmıştır — lâle gibi kıpkırmızı. Birisi eline tükürmüş, demire vurmuş — coz diye ses çıkmış. Sonra Efendi hazretlerine “Al yala” demiş. Efendi hazretleri anlatıyor: “Dilime bir vurdum. Coz yaptı. İnan olun duyuyorum sesi. Cozurtuyu duyuyorum. Dilimin üstündeki tüylerin yandığını, tüylerin yanık kokusunu alıyorum. Dilim yanmıyor.” Her “hay” esması çekişinde tükürük oluşuyor, demire değince coz diye kaynıyor — ama dil yanmıyor. Üç demiri de yalamış: “Dilim yanmadı. Oradaki toplulukta bulunan insanların %90’ı şu anda Ödemiş’te ve Bayındır’da sağ.”

Kaynak: 22. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mesnevî’den Ateşin Konuşturulması, Zün

Efendi hazretlerinin bizzât yaşadığı şiş burhânı nedir?

Yine Rufâîlerde şiş burhânı var. Bildiğiniz şiş — annelerin örgü şişlerinin çeliği. Arkasında tahtadan bir topuz. Birinci şiş: Dudağının içinden girmiş, öbür taraftan çıkmış. Ucuna bir elma konmuş. “Elmayı görüyorsun şiş. Topuzundan buradan tutuyorsun, elma burada.” İkinci şiş: Boyundaki boşluktan (gırtlağın altı) sokulmuş, göğse doğru gidiyor. “Gıcırt gıcırt gıcırt aşağı doğru gidiyor. Kemiğe saplandı gitmiyor. Çekici getirin dedi. Küt küt küt çakmaya başladı. Çıkardı — şişin ucu eğrilmiş.” Çıkarılınca: “Parmağını yalıyor, oraya koyuyor, 30 saniye duruyor — hadi git şimdi diyor. Ne acı ne kan.”

Kaynak: 22. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mesnevî’den Ateşin Konuşturulması, Zün

Efendi hazretleri “Ben aklı başında bir kimseyim” diyerek ne vurgulamaktadır?

Kardeşler, ben aklı başında bir kimseyim. Ben 16 yaşında babasız kaldım, hayatın cenderesinden geçtim. Öyle birisinin bana bir şey yutturması mümkün değil. Ben İzmir çocuğuyum. Kordon’dan çiğnemişim. Bütün Kordon’un mekânları beni tanır. Birisi bana bir şey yutturacak — mümkün değil.

Kaynak: 22. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mesnevî’den Ateşin Konuşturulması, Zün

Mevlânâ’nın öğretisinin kaynağını ortaya koyarak başlamıştır: “Orta Asya’dan Türkler bu topraklara göç etmeye başlayınca kendi din öğretilerini de yanlarında getirmişlerdir?

Efendi hazretleri sohbete Hz. Mevlânâ’nın öğretisinin kaynağını ortaya koyarak başlamıştır: “Orta Asya’dan Türkler bu topraklara göç etmeye başlayınca kendi din öğretilerini de yanlarında getirmişlerdir. Hz. Hüseyin efendimiz Kerbelâ’da Yezîd’in askerleri tarafından şehîd edildikten sonra, Hz. Hüseyin efendimizin akrabâları Orta Asya’ya doğru hicret ederek Türklere sığınmışlardır. Ve Türkler dini Hz. Hüseyin efendimizin torunlarından öğrenmişlerdir. Böylece Hoca Ahmed Yesevî bu öğretinin sûfî kolunu temsîl eder.” Bu silsile şöyledir: Hz. Muhammed Mustafâ → Hz. Hüseyin → Ehl-i Beyt → Orta Asya hâcıları → Hoca Ahmed Yesevî → Mevlânâ + Hacı Bektâş + Yûn.

Kaynak: 13. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Tekirdağ Şeb-i Arûs, Hz. Mevlânâ’da Ho

Gelibolu Mevlevîhânesi nedir?

Gelibolu Mevlevîhânesi, dünyanın en büyük Mevlevîhânesi olarak tanınan Gelibolu Mevlevîhânesi’nde akdolunmuştur. Gelibolu Mevlevîhânesi, Osmanlı döneminin en büyük Mevlevî dergâhlarından biri olarak Trakya’nın mânevî merkezlerinden biri idi. Programda belirtildiği gibi: “Bu ay 126. program. Yâni içinde bulunduğunuz Mevlevîhâne 10 senenin üstünde her ay düzenli olarak Semâ, Mesnevî-i Şerîf okumaları ve çeşitli kültürel etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.” Bu manada Tasavvuf Vakfı’nın Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Tasavvuf Topluluğu, Mevlânâ Öğretisi ve Gelibolu Mevlevîhânesi Tanıtma ve Yaşatma Derneği aktif olarak bu mekânı yaşatmaktadırlar. 2018 Şeb-i Arûs programı, bu 126 programın en ihtişâmlılarından biridir, zira “7. Balkan Coğrafyası Çanakkale’de Buluşuyor” projesi kapsamında Karadağ, Bosna-Hersek, Macaristan, Batı Trakya’dan pek çok değerli misâfir ağırlanmıştır.

Kaynak: 6. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhânesi 7. Balkan Coğraf

Öldüren kim?

Efendi hazretleri, dinî görüşlerin zorla başkalarına dikte edilmesinin târihte ne kadar büyük fâciâlara sebep olduğunu İslâm târihinin trajik hâdiselerinden örneklerle göstermiştir. Birinci ve en çarpıcı misâl İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe radiyallâhu anh’tır: “İmâm-ı A’zam bir kuyuda öldü. Bizim ictihâdtaki imâmımız — hani deriz ya Hanefî’yiz diye — İmâm-ı A’zam kuyuda öldü. Öldüren kim? Zamanın Emevî sultanı. Sebebi ne? Dînî görüş. Bakın dînî görüş. Dînî görüşüne, o sultanın dînî görüşüne uymadı diye İmâm-ı A’zam’ı katletmiş. O günün sultanı — kalkmış, onu kuyuya hapsetmiş.” Bu târihî vâkıâ şöyledir: Emevî halîfesi Mervân bin Muhammed’in ve daha sonra Abbâsî halîfesi Ebû Ca’fer el-Mansûr’un İmâm-ı A’zam’ı kadılık veya idârî makam kabul etmeye zorlamaları, imâmın bunu reddetmesi üzerine zindana atılması, işkence edilmesi ve sonunda 150/767’de zindanda şehîd olması şeklindedir. Efendi hazretleri bu hâdiseyi “dînî görüşü başka birine zorla dikte etme”nin ne kadar zâlimâne olduğuna işâret olarak zikretmiştir.

Kaynak: 3. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gaziemir Şeb-i Arûs 745. Yıldönümü, “Ge

Peygamber’in Medîne-i Münevvere’deki tutumunu bir târihî gerçek olarak cemaate sunmuştur: “Düşünebiliyor musunuz?

Efendi hazretleri, Hz. Medîne-i Münevvere’de Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Medîne’nin içinde hiçbir Hristiyan’la savaşmamış. Hiçbir Yahudi ile savaşmamış. Hiçbir Hristiyan’ı ve Yahudi’yi Medîne’de katletmemiş. Müşrikler Medîne’ye saldırmak istemişler — hep beraber Medîne-i Münevvere’yi müşriklere karşı korumuşlar. Yâni Medîne’de birisi Hristi, diye öldürülmemiş, birisi Yahudi diye öldürülmemiş.” Bu tesbît, Medîne Vesîkası’nın fiilî tatbîkidir: Medîne’deki Yahudi kabileleri (Benî Kaynukâ, Benî Nâdir, Benî Kurayzâ) ve Hristiyanlar, Hz. Peygamber’in devleti içinde eşit statüde vatandaş kabul edilmişlerdir.

Kaynak: 3. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gaziemir Şeb-i Arûs 745. Yıldönümü, “Ge

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in uygulamalarından iki çarpıcı misâl ile örneklemiştir?

Kaynak: 1. Mekkeli müşrikler sabaha karşı kendilerini saran tepelerde yanan binlerce ateşi gördüklerinde, askerin sayısını sayamaz hâle gelmişler, içlerine bir korku düşmüş ve sabah olunca teslîm olmuşlardır.

Kaynak: 1. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Dârü’l-Harp ve Dârü’l-İslâm Meselesi, E

Cihâdı terk eden bir müslüman ne gibi bir duruma girer?

Ümmet ne zaman sığırın kuyruğunu tuttuğunda (yani hayvancılıkla kaldığında) zillete düşer. Cihâdı bırakıp da sabanın sapını tuttuğunda (ziraata tamâmen saplandığında) zilletten düşer. Bu iki hadîs-i şerîf, Müslümanın sadece geçim kaynağı ile iştigâl edip ümmet mücâdelesini unutmasının bir zillet sebebi olduğunu göstermektedir.

Kaynak: 33. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — “Cihat Ediniz Ganimet Bulursunuz, Oruç

Sohbet,

ümmetin yaşayan tasavvufunu bütün zenginliği ile sergilemektedir.

Kaynak: 33. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — “Cihat Ediniz Ganimet Bulursunuz, Oruç

Hacer Annemizin Teslîmiyeti nedir?

Sohbetin en zirve noktalarından biri Hacer annemizin imtihânıdır. İbrâhîm aleyhisselâm İsmâîl’i ve hanımını ıssız bir çöle götürmüş, “Seni burada bırakmak zorundayım. Seni Allâh’a havâle ettim, Allâh’a teslîm ettim” demiştir. Bir lokma ekmek yok, bir yudum su yok, bir yudum süt yok, yatacak yatak yok, örtünecek yorgan yok, başını yaslayacak tahta parçası dahi yok, bildiğiniz kuru tahta parçası dahi yok; her yer çöl, uçan kuş dahi yok. Efendi hazretleri burada îmân ekseninde bir hükmü yineler: “Eğer îmân ettiysen her şey var; îmânın kemâle ermediyse ne önüne konulursa konulsun hiçbir şey yok.” Hacer annemiz ümitsizliğe düşmüyor, “Şu teslîmiyete bakın, şu teslîmiyete bakın, şu teslîmiyete bakın” diyerek Efendi hazretleri onun teslîmiyetini defalarca yineler.

Kaynak: 14. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Aşûre Günü Peygamber Kıssaları, Rüyâya

Hz. Süleymân’a Yeryüzünün Anahtarları ve Yahûdîlerin Süleymân Mâbedi Mes’elesi nedir?

Süleymân aleyhisselâm’a yeryüzünün bütün hazînelerinin anahtarları bir Aşûre gününde verilmiştir. Hem kral, hem peygamber; hem devlet başkanı hem peygamber; kurtların, kuşların, bütün hayvanâtın dilini bilen peygamber. Kâfir cinlileri emrine alan, hattâ şeytânı emrine alan peygamber — dikkat: şeytânı Müslümân eden değil, şeytânı emrine alan peygamber. “Kim şeytânını Müslümân etti? Muhammed Mustafâ’yı sallallâhu aleyhi ve sellem. Onun şeytânı ne bahtiyarmış değil mi? Müslümân oldu onun şeytânı. Bütün diğer şeytânlar azâb içinde dururken ebediyyen onun şeytânı numûnelik — cennette. Cennete girecek bir şeytân var mı? Evet. Kim? Muhammed Mustafâ’nın şeytânı.” Bu vurgu, sohbetin en şaşırtıcı mecâzlarından biridir. Süleymân aleyhisselâm’ın ilâhî meseleye kattığı bir başka boyut ise Süleymân Mâbedi’dir. Yahûdîlerin bugün Mescid-i Aksâ’yı yıkmak istemelerinin asıl sebebi, Mescid-i Aksâ’nın Süleymân mâbedinin üzerine inşâ edilmiş olmasıdır. Onlar temelde eritilmiş altın, elmas ve diğer kıymetli madenleri aramak için “araştırma yapıyoruz” bahânesiyle tünel kazmaktadırlar. Süleymân aleyhisselâm bu madenleri bilinçli olarak temele yerleştirmiştir — mesaj şudur: “Ey insânlar, sizin taptığınız, kıymetli gördüğünüz bu madenler var ya, benim ibâdethânemin mâbedimin temelini oluşturuyor. Düşünün, ben onlara hiç kıymet vermiyorum.” Dünyevî kıymetleri mâbedin temeline, ibâdete basamak yapmak — işte peygamber bilgeliğinin dehşetli zarâfeti.

Kaynak: 14. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Aşûre Günü Peygamber Kıssaları, Rüyâya

Kerbelâ Şehâdeti ve Sufînin Mes’ûl Muhabbet Ahlâkı nedir?

Muharrem ayında Müslümânların içinde bir acı vardır: Kerbelâ. Efendi hazretleri Kerbelâ’yı ciğerleri yakan ayrı bir vakâ olarak anar: Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in torunlarından Hz. Hüseyin efendimizin, yanında yetmiş iki ehl-i beyt olmak üzere Yezîd’in askerleri tarafından şehîd edilmesi. Bu da Müslümânlar için ayrı bir gönül yarasıdır. “Biz Kerbelâ’yı bir yas olarak kutlamıyoruz. Biz bir tarafımız bu noktada hüzün, keder; bir tarafımız sevinç — yani peygamberlerin kurtuluş günü; bir tarafımız da Hz. Muhammed Mustafâ’nın göz bebeklerinden birisi olan Hz. Hüseyin efendimizin şehîdliği. Cenâb-ı Hak bizleri onun yolunda eylesin.” Efendi hazretleri sufî ahlâkının orta çizgisini bu noktada tesbît eder: “Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ‘Ben size Kur’ân ve sünnet bıraktım’ diyor. Bize düşen Kur’ân ve sünnete tâbi olmaktır. Onların başına gelenler, çektikleri sıkıntılar, yaşadıkları şeyler, kendi fazîletleriyle eş dertli olanlar…” Efendi, Hz. Hüseyin efendimize muhabbetin îmândan olduğunu îkâz eder, Ehl-i beyt’i sevmenin îmândan olduğunu belirtir. Yezîd ve askerlerini sevmek hiçbir zaman sufînin yolu değildir; amma aynı zamanda Aşûre’yi yas olarak tutmak da sufînin tavrı değildir. Bu denge — hüzün ile şükür arasında, muhabbet ile teslîmiyet arasında — sufînin Kerbelâ’ya yaklaşımının özüdür.

Kaynak: 14. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Aşûre Günü Peygamber Kıssaları, Rüyâya

İngilizlerin Müslüman dünyâsını parçalama oyunu nedir?

Bu İngilizler İslâm dünyâsını içeriden yıkmak için türlü oyunlar sergilediler. Şia ile Sünnîlerin arasını iyice açan son 300-400 yılda İngilizlerdir. Önceden makas bu kadar açık değildi. Buna bir şey daha ilâve ettiler Osmanlı’nın içerisinde — Vahhâbîlik. Vahhâbîlik kurarlarken Selefî Vahhâbîlik kurdular. Bunlar önce ‘Kur’ân ve Sünnet’i icrâ ediyoruz ve öğretiyoruz’ diyerek, ‘ona bidat-buna şirk’ diyerek ümmet-i Muhammed’in içerisine bir bomba attılar.

Kaynak: 12. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Sağına Yatma Sünneti, “Tahta Kılıç” 28

Hz. Mûsâ ve İhtiyâr Misâfir Kıssası nedir?

Efendi hazretleri çok sevilen bir İsrâîliyât kıssasını da bu meyânda nakleder. Hz. Mûsâ Cenâb-ı Hakka der: “Ya Rabbi, ümmetim seni görmek istiyor, seni tanımak istiyor.” Cenâb-ı Hak: “Yâ Mûsâ, yarın geleceğim.” Bir gün belirler. Hz. Mûsâ şehri temizletir, yemekler hazırlatır, sular getirtir, her şeyi yapar. Yaşlının birisi gelir, Mûsâ’nın cübbesinden tutar: “Yâ Mûsâ, çok açım. Bana şuradan yemek yedir.” Mûsâ: “Yediremem. Çok önemli bir misâfir bekliyoruz.” İhtiyâr ısrar eder: “Ya Mûsâ, sana duâ ederim. Ne olursun, yaşlıyım, ihtiyârım. Şundan bir yemek yedir.” Mûsâ: “Yedirmem, yürü git başımdan!” Akşam olur, hiç kimse kalmaz, herkes bekleyip-bekleyip dağılır.

Kaynak: 10. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Cumhûriyetin İslâmî Temeli, İbn Arabî

Uhud’da savaştığımız yer neredir?

Uhud’da Okçular Tepesi’nde değil, Resûlullâh’ın canıvermek üzere savaştığı çukurda dolaşılmalıdır.

Kaynak: 2. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Varlığın Hayalden İbâret Olması, Semâ S

Anadolu İslâm geleneklerine karşı ne tür eleştiriler vardır?

Sohbetin sonunda helva dağıtma, tevhîd çekme, hatim okuma gibi Anadolu İslâm geleneklerine “bidat” diyen selefî-vahhâbî zihniyeti ağır bir şekilde eleştirilir. Bu gelenekler halkın dinini ayakta tuttuğu yasaklı dönemlerin mirâsıdır.

Kaynak: 34. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Hayal Âlemi: Halk Hayali ile Hak Hayali Ayr

Zamânın kutbu ve mânevî hiyerarşinin işleyişi nedir?

Bir âlimin ölmesi âlemin ölmesi gibidir. Zamânın kutbu mevcut Âdemiyetin en zirvesidir. Vefât edince — Hazret-i Ali radıyallâhu anh Hazretlerinin naklettiği, İmâm Ahmed b. Hanbel ve Tirmizî’de geçen hadîs-i şerîfe göre — orası boş kalmaz.

Kaynak: 27. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Sûfînin Vartaları, İbnü’l-Arabî’nin Aşk Bey

Fikri planda olanlarla hep cederleşmiş.” Efendi tarihsel fikrî mücâdeleleri sıralar: Kaderiye Taifesi: “Allâh kaderimize ne yazdıysa onu yaşarız” diyerek cüz’î iradeyi reddetmişlerdir?

Efendi, günümüzdeki hadîs inkârcılığı fitnesini târihî bir bağlam içinde değerlendirir. Ona göre her dönemin bir hastalığı vardır: “İslâm dünyâsında dönemsel hastalıklar var. Bu rahatsızlıklar ama fikri planda, ama amel noktasında. Zaman zaman İslâm dünyâsı amelle alâkalı olanları bir şekilde halletmiş. Ama fikri planda olanlarla hep cederleşmiş.” Efendi tarihsel fikrî mücâdeleleri sıralar: Kaderiye Taifesi: “Allâh kaderimize ne yazdıysa onu yaşarız” diyerek cüz’î iradeyi reddetmişlerdir. Cebriye: Cüz’î iradeyi farklı bir noktadan reddetmişlerdir. Mürcie Taifesi: Mahşere, hesâba, kitâba îmânı gevşetenler. Halk-ı Kur’ân Tartışması: Kur’ân mahlûktur/değildir tartışması (Abbasî devrinin meşhûr teolojik çatışması). Efendi’ye göre bu fikrî mücâdeleler 1400 yıl boyunca İslâm dünyâsını oturtmuş, tâbir câizse “pişirmiştir.” Ancak Osmanlı’nın yıkılmasıyla birlikte “ayakta duran güçlü bir İslâm devleti kalmayınca İslâm dünyâsı büyük bir savrulukluk yaşıyor 2,00 yıldan beri. Bu son dönem bu iyice hızlandı 15-20 yıldan beri.

Kaynak: 22. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Hadîs İnkârcılarına Reddiye: Akıl Perestler

Sohbetin konuları nelerdir?

Selefteki bir âlimin oğlunun vefâtı haberini dersin kesilmesine sebep saymaması üzerinden dersin ink’itâya uğramamasının önemi, Efendi’nin kısık sesle dahi olsa derse devam etmesi, darbelerin arkasındaki NATO-Neocon ittifâkı ve İncirlik Üssü uyarısı, darbecileri idâm cezâsı meselesinde hukûkî kâide, Charles de Gaulle’e “şâirleriniz ne diyor?” sorusu, Fuzûlî’nin İstanbul’a alınmaması ve rüşvet, Türk adının M.Ö. 14. yüzyıla uzanan tarihi, “Türk adında bir peygamber olabilir mi?” ictihâdı, Orhun yazıtları, Türklerin İslâm’a yakınlığı, Nâzım Hikmet’in mevlevî kökeni, Doğan Avcıoğlu’nun ulus tanımı, ekonomik birliktelik ve zekât, lüks yaşayan “muhafazakâr” İslâmcılar eleştirisi, düğün-kına ayrımında kültür bozulması, Arnavut-Demirtaş-Dramalı-Pomak kültür hâfızası örnekleri, ve Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinde tatil kültürünün olmayışı.

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Dersi ink’itâya uğratmamak neden önemlidir?

Efendi bu bağlamda bütün Tasavvuf Vakfı’na mensup kardeşlere, bulundukları şehirlerde 15 Temmuz gecesi darbeye karşı direnmelerinden dolayı teşekkür etmektedir. “Bizim için söz konusu olan Kur’ân, Sünnet, Vatan, Millet’tir. Biz bu vatanımıza, milletimize bir zarar gelmesin diye mücâdele ederiz. Çünkü darbelerin arkasında kimlerin olduğu belli değildir. Senin darbecin, benim darbecim, sendenmiş, bendenmiş gibi görünür. Arkasında hangi karanlık odakların, hangi karanlık ülkelerin olduğu belli değildir.”

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

NATO’nun içindeki Neocon grubu ve İncirlik Üssü ne anlama gelir?

Efendi’nin bu sohbetteki en cesur siyâsî tesbitlerinden biri, darbenin arkasındaki ABD bağlantısını NATO içerisindeki spesifik bir gruba bağlamasıdır. “Açık konuşmam gerekirse ben NATO’nun içerisinde Neocon Amerikalılarla berâber Neocon bir grubun bu darbecileri desteklediklerini düşünüyorum. O yüzden bu darbenin dibine dara ekmeye kalkarsa Türkiye, ucu Amerika’ya kadar gider diye tahmin ediyorum. Hattâ önümüzdeki ayların önemli olduğunu — çünkü bu şimdi darbecilerin ve arkasındaki karanlık güçlerin yenilmesi gibi görünür. Şu anda öyle görünüyor. Bu insanları aldatıp rehâvete düşürebilir.”

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Sıkı idâre mi, serbest idâre mi? Bu kavramlar neden önemlidir?

Bir kardeşin “Sıkı idâre mi, serbest idâre mi?” sorusuna Efendi’nin cevâbı şöyledir: “Biz sıkı idâreyi istemeyiz hiç, serbest idârede de şımarırız. Ne olacak bizim hâlimiz?” Efendi bu çelişkiyi çözer: “İdârenin sıkı olması, gevşek olması diye bir şey yok. Biz bu topraklarda bize münhasır, kendimize münhasır bir yönetim biçimi oluşturup, kendi içimizde disiplinli olup, vatanımızı, milletimizi koruma adına disiplinli olup, Kur’ân ve Sünnet’i yaşama adına disiplinli olup, adâletli davranma, dürüst davranma, hak ve hakîkati yerine getirme noktasında disiplinli olma durumundayız.”

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Darbecileri idâm cezâsı ile yargılanması meselesi neden önemlidir?

Bir diğer soru darbecilerin idâm cezâsı ile yargılanması meselesidir. Efendi bu konuda fıkıh disiplinine titizlikle sâdık kalır: “Normal değil, mevcût bir hukuk var, mevcût hukûkun cezâsı neyse o uygulanacak. Çünkü derseniz ki ‘bu idâm cezâsı önceden olmalıydı.’ Önceden olsaydı evet idâm edilirlerdi, ama şimdi yok. O yüzden de bir kimse kâtil de olsa onu normalde sonradan yasa çıkarıp yarg’ılayamazsınız. Böyle bir şey olmaz.”

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şiirinin anlamı nedir?

Efendi, bu vesîleyle Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun meşhûr mısralarını okur: “Kirâzın derisinin altında kirâz Nârın içinde nâr Benim yüreğimde boylu boyuna memleketim var Cânıma, ciğerime işlemiş Cânıma, ciğerime sâpına kadar Elma dalından uzağa düşmez Ne yana gitsem nâfile Memleketin hâli gözümden gitmez Bin bir yerimden bağlanmışım Bundan ötesine aklım ermez.” Efendi’nin bu şiirle ilgili yorumu önemlidir: “Şâirler hikmetin, gönüllerindeki hikmeti, dillerinde en etkili kelimeleri kullanarak cümleye dönüştüren insanlardır. Biz sûfîler, gerçek bir sûfînin bir tarafının şâirâne bir hâlinin olması gerektiğine inanırız. Çünkü şiir okuyacak olan kimse hem zekî, hem kültürü geniş, hem de kalbinde ilham alan bir kimse olması gerekir.”

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Hazret-i Peygamber’in şâiri ve Hazret-i Ömer’in durdurulması neden önemli?

Efendi şâirin yerinin ne kadar yüksek olduğunu anlatmak için bir hadîs-i şerîfe atıfta bulunur: “Mekke fethine giderken Hazret-i Peygambil sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin şâiri şiir okumaya başlar. O esnâda Hazret-i Ömer radıyallâhu anh Hazretleri onu durdurmak, susturmak ister. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Hazret-i Ömer Efendimiz’i susturur. ‘Dur yâ Ömer, onun sözleri senin mızrağından daha etkilidir Mekkeli müşriklerin üzerinde’ der.” Efendi bu hâdiseden çıkardığı hikmeti açar: “Çünkü şâirlerin sözleri mızraktan daha etkilidir, kânundan daha etkilidir. Şâirlerin sözleri insanların kalplerinde yer eder. Onların vaatleri insanların üzerlerinde tesîr eder. Onlar hikmetli sözleriyle insanları doğru yola çekerler. Onlar bu mânâda halkın içerisinde olması gerekeni, siyâsetçilerin görmediği, kamu düzenini sağlayanların görmediği, memleketleri idâre eden bürokratların görmediğini görür.”

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Saray şâirleri ne anlama gelir?

Efendi şâirleri iki kategoriye ayırır: (a) Gerçek şâirler, (b) Saray şâirleri. Emevîler sonrasında Abbâsî, Selçuklu ve Osmanlı’da gelişen saray şâirleri, halkın sıkıntılarını, yoksulluğu, adâletsizliği görmez olmuşlardır: “Onların yoksullukla, sıkıntıyla, problemle, adâletsizlikle, hukuksuzlukla bir derdi olmamıştır. Örnek Fuzûlî, çok gelmek ister İstanbul’a, ama Fuzûlî’ye İstanbul’a yerleşme izni vermezler. O yüzden yazar Fuzûlî: ‘Selâm verdim, rüşvettir diye almadılar.’ Çünkü İstanbul’a girmek için rüşvet isterler. Rüşvet isterlerse İstanbul’a kimseyi almazlar.”

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Türk milletinin tarihi ne kadar uzandı?

Efendi sohbetin en çarpıcı ictihâdlarından birini yaparken başlangıç noktası şudur: “Türk milletinin târihi, insanlık târihi kadar eskidir. Türk adına ilk kez M.Ö. 14. yüzyılda ‘tik’ veya ‘tikler’ şeklinde rastlanmıştır.”

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Türk adının ilâhî menşeine dair tarihî tesbîtler nelerdir?

Efendi bu tarihî tesbîti genişleterek kendi üstâdı Orhan Hoca’nın araştırmasına değinir: “Bizim Orhan Hoca bir araştırma yapmıştı. Demişti ki ben M.Ö. 9.000-10.000 yıllarına kadar inceledim, eserler buldum, yazıtlar buldum diye. Hattâ onun fotoğrafları da vardı.”

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Kâşgarlı Mahmûd’un Türk adı hakkındaki görüşü nedir?

Efendi ardından Kâşgarlı Mahmûd’a atıfla Türk adının ilâhî menşeine işâret eder: “9. yüzyılda Kâşgarlı Mahmûd, Türk adının Türklere Tanrı tarafından verildiğini belirtmiştir.”

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Türk adının ilâhî menşeine ne işâret eder?

Efendi ardından Kâşgarlı Mahmûd’a atıfla Türk adının ilâhî menşeine işâret eder: “9. yüzyılda Kâşgarlı Mahmûd, Türk adının Türklere Tanrı tarafından verildiğini belirtmiştir.”

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Türk adında bir peygamberin tarihte gelmiş olmasının imkânsız olmasının nedeni nedir?

Efendi peygamber olduğunu iddia etmemekte, sâdece Türk adında bir peygamberin tarihte gelmiş olmasının imkânsız olmadığını söylemektedir.

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Türklerin inanç sistemi İslâm inancına nasıl yakındır?

Efendi, Türklerin Orta Asya’daki inanışına baktığımızda tek tanrılı bir din. Ve inanış biçimlerine baktığımızda evrensel İslâm dîninin ölçülerini bulmamız mümkün. Türkler Şamanist değil. Türklerin din adamlarına, başlarındaki velîlerine ‘şaman’ deniliyor. Türkler tek tanrılı bir dîne inanıyorlar ve tanrılarının semâda olduğuna inanıyorlar, öldükten sonra ruhlarının tanrıya ulaştıklarına inanıyorlar. Ve iyilik yaparlarsa o ruhların tanrının katında yer edineceğine inanıyorlar.

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Nâzım Hikmet’in mevlevî kökeni neden önemli?

Efendi, Nâzım Hikmet’in meşhûr “Dört nala gelip Uzak Asyâ’dan…” mısralarını okur ve çok ilginç bir tarihî tesbitte bulunur: “Bizim şâirimiz Nâz, Hikmet iyi bir Mevlevî’dir. Siz dedesinin Mevlevî şeyhi olduğunu bilmezsiniz. Nâzım Hikmet’in şâirliğinin altında dedesinin ona vermiş olduğu eğitim vardır. Tabii Nâzım Hikmet’i bize solcu, tu kaka olarak gösterildiğinden biz ne dediğine bakmadık ona.”

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Ekonomik birliktelik neden önemlidir?

Efendi Doğan Avcıoğlu’nun ulus tanımına atıfla — “Ortak dil, arazi, ekonomik-yaşam ve kültür birliğiyle belirlenen ruhsal oluşum temeli üzerinde doğup tarihsel olarak meydana gelen istikrarlı insan topluluğudur” (Türklerin Târîhi, Cilt 1, sayfa 47) — iki kritik unsurun altını çizer: (a) Ekonomik birliktelik, (b) Kültür birliği.

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Zekât vermemenin toplumsal etkisi nedir?

Efendi, İslâm’ın somut olarak nasıl işlediğini anlatır: “İslâm yanında çalıştırdığın insanı yediğinden yedirmek, içtiğinden içirmek, giydiğinden giydirmek kuralıyla bu uçurumu kapatır. Ve zekât müessesesini çalıştıraraktan birinci derecede akrabalarına, yanında çalışanına, mahallene, kasabana, köyüne zekât vereraktan ekonomik birlikteliği sağlar.”

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Kültür birliği neden önemlidir?

Efendi’nin altını çizdiği ikinci unsur kültür birliğidir. Bu noktada çok çarpıcı bir güncel örnek verir: Yakınlarda dergâha bir bayan kardeş gelmiş ve bir kınaya davet edildiğini söylemiştir. Efendi sorar: “Düğüne?” Kadın cevap verir: “Hayır, sâdece kınaya davetliyim.” Efendi bunu “gayr-i ihtiyârî” tuhaf bulmuştur: “Dedim: ‘Neden kınaya davet edildin de düğüne davet edilmedin?’ ‘Düğüne davet sayılıdır şimdi’ dedi. ‘O sayının içinde yoksun yani sen?’ dedim. ‘Yokum’ dedi. Onu makul karşılıyor. Ben böyle kaldım, ben makul karşılamıyorum.”

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Tatil kültürü Batı’dan mı geldi?

Efendi’nin cevâbı karakteristiktir: “Bizim dergâhta tatile giden arkadaşlar var demek ha? Mâşallâh. Sübhânallâh. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin tatil kültürü yoktu. ‘Şöyle bırakayım’ diye bir yerlere bir tatil yapayım demedi hiç. Ne peygamberliğinden önce ne peygamberliğinden sonra.”

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Tatil kültürü nereden geldi?

Bizde başka tatil kültürü yoktu. Bize tatil kültürü Avrupa’dan geldi. Batı’dan.

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Darbe kalkışmasında Efendi’nin yaklaşımı nedir?

Darbecilere idâm meselesinde Efendi fıkıh disiplinine sâdık kalmış, geçmişe yürütülemeyen yasalar ilkesini savunmuştur.

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Şâirlerin gerçek kalp ile görülmesi ne anlama gelir?

Gerçek kalp ile görülür; şâirler görünmeyeni görür.

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Tatil kültürü ne anlama gelir?

Tatil kültürü bu taklidin en sessiz ama en tesirli örneklerinden biridir.

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Kültür birliği ne anlama gelir?

Düğün-kına ayrımı, toplumun elit-fukarâ kamplaşmasının kültürel tezâhürüdür ve reddedilmelidir.

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Milletin birliği neye dayanır?

Arnavut paça çorbası, Antep yuvalaması, Pomak kaçamağı gibi mahallî kültürler milletin birliğinin temelidir.

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

Türk tarihinde Türk adı nasıl tanımlanır?

M.Ö. 14. yüzyıla uzanan Türk adını hatırlatmakta ve Kâşgarlı Mahmûd’un “Türk adı Türklere Tanrı tarafından verilmiştir” sözüne dayanarak “Türk adında bir peygamber olabilir” ictihâdını cesâretle dile getirmektedir.

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne

18. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Sûfînin Seyirci Olmaması: Darbe Gecesi Dergâhın Duruşu ve Muaviye-Yezîd Kıyâsı konusunu ele alarak ne anlatılmaktadır?

Mustafa Özbağ Efendi’nin Karabaş-i Velî Tekkesi 2016 sohbet serisinin on sekizinci dersi, 15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasının hemen akabinde dergâhın gösterdiği duruşa adanmış kısa ama kesîf bir hitâbedir. Bu derste Efendi, Sûfîliğin “seyirci olma” pasifliğiyle karıştırılmasına karşı çıkmakta; Kur’ân-Sünnet-Vatan-Millet uğruna eylem halinde olmanın sûfî kimliğinin özü olduğunu vurgulamaktadır. İslâm tarihinde Muaviye’nin Medîne’ye gönderdiği askerlerin Hazret-i Osman’ın şehâdetini seyretmesi ile 15 Temmuz darbesini seyrederek geçirmenin aynı âkıbete götüreceği kıyâsı yapılmakta; ayrıca Efendi 28 Şubat döneminde “bir avuç” kaldıklarını ve şimdi “yüzlerce” olduklarını minnetle anlatmaktadır.

Kaynak: 18. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Sûfînin Seyirci Olmaması: Darbe Gecesi Derg

Hazret-i Osman’ın şehâdeti hâdisesi neden İslâm tarihinde darbenin başlangıcı olarak ele alınmıştır?

Hazret-i Osman’ın şehâdeti hâdisesi, İslâm dünyâsındaki darbe mantığının başlangıcını temsil etmektedir. Hazret-i Osman, Aşere-i Mübeşşere tarafından seçilmiş bir devlet başkanıdır. Ancak, yumuşak, nâif ve ince ahlâklı tabiatı, fitnenin örgütlenmesine fırsat vermiştir. Bu olay, İslâm tarihinde darbenin başlangıcı olarak ele alınmıştır.

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — 15 Temmuz Darbesi, Yezîdî Zihniyeti ve Hz.

Yezîdî terimi neden darbecileri tanımlamak için kullanılmıştır?

Yezîdî terimi, darbecileri tanımlamak için kullanılmıştır. Bu terim, Muaviye’nin askerlerinin Sıffîn’deki tavrından başlayarak, İslâm tarihinde darbe mantığının devam ettiği ve bu zincirleme yapıdan kıyâs ile her darbecinin ‘Yezîdî’ olarak tanımlanması için kullanılmıştır.

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — 15 Temmuz Darbesi, Yezîdî Zihniyeti ve Hz.

Yezîdî terimi neden kullanılmıştır?

“Yezîdî” Teriminin Kullanımı: Darbecileri Tanımlamak İçin Bir Kavram.

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — 15 Temmuz Darbesi, Yezîdî Zihniyeti ve Hz.

Yezîdî terimi neden İslâm tarihinin en derinlikli ve en rahatsız edici kavramlarından biri olarak kullanılmıştır?

Efendi, bu sohbette “Yezîdî” terimini İslâm tarihinin en derinlikli ve en rahatsız edici kavramlarından biri olarak kullanmaktadır. Bu kavramı açarken, Muaviye’nin askerlerinin Sıffîn’deki tavrından başlar: “Mü’min kimse mızraklarının ucuna Kur’ân sayfalarını mızraklarının ucuna takıp da savaş meydanına çıkıp da ‘Kur’ân’ın hükmünü istiyoruz’ diyebilir mi? Böyle bir şey düşünebilir mi? Bizim için Kur’ân’ın sayfaları dahi kutsaldır. Mukaddestir. Kim yaptı bunu? Muaviye’nin askerleri. Kim bu aklı verdi? Amr b. el-Âs. Bunu emreden kim? Muaviye.”

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — 15 Temmuz Darbesi, Yezîdî Zihniyeti ve Hz.

Kerbelâ fâciasına ne denir?

Efendi ardından Kerbelâ fâciasına geçer: “Bak silsile aynı — o Muaviye’nin çocuğu kim? Yezîd. Ne yaptı? Hazret-i Hüseyin Efendimiz’le berâber yanında Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin torunlarını şehîd etti. Hattâ ne yaptılar? Mübârek Hazret-i Hüseyin Efendimiz’in mübârek başını çuvalın içerisine atıp Şâm’a saraya götürdüler. Sarayda çuvalın içerisinden başını çıkardılar mübârek başını. Zâlimin birisi de geldi böyle, elindeki çubukla dudaklarıyla oynadı.”

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — 15 Temmuz Darbesi, Yezîdî Zihniyeti ve Hz.

Efendi’nin “Dâvûd aleyhisselâm” örneği ne anlama gelir?

Efendi’nin tahlîli şudur: “Anne yüreği çocuğunun ölümünü istemedi. ‘Onu kılıcımla ortadan yaracağım’ deyince ‘ben dâvâdan vazgeçiyorum. Çocuğum hiç olmazsa onun yanında ben sağ-sâlim görürüm’ diye düşündü. Öbürküne gelince, çocuk kendinin değil. O yüzden merhameti-vicdânı yok. Çocuk ortadan da bölünse umurunda değil.”

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — 15 Temmuz Darbesi, Yezîdî Zihniyeti ve Hz.

Efendi’nin “gözyaşı” örneği ne anlama gelir?

Efendi buradan şu hikmeti çıkarır: “Gözyaşı her zaman için insânın haklılığını göstermez. Hani derler ya timsah gözyaşı diye. O yüzden her ağlayana kanma. Ancak kâmil olan insanlar bunu ayırt edebilirler. Öbür türlü birisi ne yapar? Yanınızda ağlayabilir, inleyebilir. Ânında gözyaşı dökebilir.” Önceden âğıtçılar olduğunu, güney-doğuda hâlâ var olduğunu söyleyen Efendi, parayla tutulan âğıtçıların iyi birer aktör olduklarını ve gerçek merhamet ile sahte merhametin ancak kâmil kalp tarafından ayrılabileceğini vurgular.

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — 15 Temmuz Darbesi, Yezîdî Zihniyeti ve Hz.

Fetullah Gülen cemaatiyle ilgili ne söylendi?

Fetullah Gülen cemaatinin üniversite sınavlarında sorularını önceden dağıttığı, devlet kadrolarını ele geçirdiği ve yıllarca iftirâ dokunulmazlığı ile korunduğu tesbitleri yapılmıştır.

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — 15 Temmuz Darbesi, Yezîdî Zihniyeti ve Hz.

Efendi’nin cemaatin tasfiyesinden ne dediği?

Efendi ayrıca cemaatin tasfiyesinden sevinmediğini, çünkü bu tasfiyenin Türkiye’deki İslâmî uyanışın emeklerini de beraberinde götürdüğünü vurgulamaktadır.

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — 15 Temmuz Darbesi, Yezîdî Zihniyeti ve Hz.

Milletin tanka-uçağa göğüs gemesi ne anlama gelir?

Milletin tanka-uçağa göğüs germesi, Allâh’ın bu harekete “pozitif nefesi” olarak yorumlanmıştır. Anadolu insanının Kurtuluş Savaşı’nda sabanla-taryla Yunan’ı denize döken ruhunun hâlâ canlı olduğu, milletin fıtratının “düz adam” sevmediği, heyecân ve öngörülemezlik gerektirdiği söylenmiştir.

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — 15 Temmuz Darbesi, Yezîdî Zihniyeti ve Hz.

İslâm tarihinde darbenin başlangıcı neye bağlanmıştır?

İslâm tarihinde darbenin başlangıcı Hazret-i Osman’ın şehâdetine bağlanmış; Muaviye’nin Şâm’dan Mısır’a uzanan örgütlenmesi, Medîne’nin sükûtu ve sâdece Hazret-i Ali’nin su-ekmek götürmesi anlatılmıştır.

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — 15 Temmuz Darbesi, Yezîdî Zihniyeti ve Hz.

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları