Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Diğer(888) — Sayfa 9/11
Zenginlik ve varlık arasındaki fark nedir?
Y varlıklı demeyeyim zengin. Çünkü zenginlik ayrıdır varlık ayrıdır. Zenginlik parayladır. Varlık tapuyladır. Dışarıdan bakıldığında demek ki ben öyle görünüyorum. Sıkıntı yok. O da Bakara ayeti var ya. Sen nereye gidersen git herkes seni böyle zengin caflı bir şey zanneder. Elhamdülillah. Ben bundan bir sıkıntım yok.
Gerçek zenginlik mal çokluğu değil gönül zenginliği midir?
Gerçek zenginlik mal çokluğu değil gönül zenginliğidir konusunda Mustafa Özbağ Efendi ’nin bu değerli sohbetini dinlemenizi tavsiye ederiz.
Kaynak: Gerçek zenginlik mal çokluğu değil gönül zenginliğidir
Rızkı Allah’a ait olmayan hiçbir şey yok mudur?
Rızkı Allah’a ait olmayan hiçbir şey yoktur. Senin üzerindeki kötü hücrelerin dahi rızkı onda. O kötü hücrelerin rızkını senden keserse sağlığına kavuşursun. O rızkı kesecek. Vücudundaki kötü hücrelerin rızkını keserse vücudun sıhhat bulacak. Kalbindeki kötü hücrelerin rızkını keserse kalbin sıhhat bulacak. Allah’tan maddi manevi afiyet dileyin. >> Amin. >> Cenabı Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretleri ne diyor? Allah’tan afiyet dileyin. >> Afiyet dileyin ki Cenabı Hak afiyet versin. >> O yüzden hiçbir canlı hiçbir canlı hiçbir canlı rızkını rızkını kendi üzerinden taşımaz. Onun rızkını Allah verir. Rızık Allah’a aittir, ve hiç kimse rızıksızlıktan ölmez. Ve a onun rızkını kestiyse eceli gelmiştir zaten. Eceli geldiyse onun rızkı kesilir. Eceli gelmediyse onun rızkı kesilmez.
Bütün canlılar ve cansızlar rızkı Allah’tan mı alıyor?
Bütün kurdun da kuşun da rızkını veriyor. Bu canavar da deyip de onu rızıksız bırakmıyor. Köpek balığı da balinada rızkını alıyor. Küçücük Hamsi de rızkını alıyor. Daha küçük balıklar da var. Onlar da rızıklarını alıyor. Kocaman devasa balinalar var. Onlar da rızıklandırıyor. Bu sadece dünyada gördüklerimiz. Dünyanın dışında varlıklar var. Onları da rızıklandırıyor. Hayret edersin. İnsan desen insana benzemiyor. Hayvan desen hayvana benzemiyor. Cinni desen cinniye benzemiyor. Değişik yaratıklar. Onların da rızıklarını veriyor. Meleklerin de rızkını veriyor. Cinni taifesinin de rızıklarını veriyor. Senin üzerindeki hücreleri de rızıklandırıyor. Bütün kainatı rızıklandıran o. Bütün bakın o yüzden canlı cansız. Sen cansız görüyorsun da canlı hepsi de bütün varlığı rızıklandıran o. O güneşin içerisinde, güneşin içerisinde yaşayan, güneşin içerisinde yaşayan siz hücre deyin, bakteri deyin, ben varlık diyeyim onlara. Güneşin içerisinde yaşıyor. Güneşin içinde. Diyeceksiniz ki ya o güneşin içerisinde bir şey yaşar mı?
Bulan ol, kendin oldu mu?
Bayram özünü bildi. Bileni anda buldu. Bulan ol, kendin oldu. Sen seni bil, seni.
Kaynak: İnsan, alem-i kebirdir
Seksen yıl ne anlama gelmektedir?
Seksen yıl, bir kimsenin normal ömrüdür; sağlıklı ibâdet ömrü ise yaklaşık kırk yıl kadardır. Çünkü altmışından sonra sık tuvalete gitme, diz ağrısı, baş ağrıları gibi sıkıntılar artar; rekâtları şaşırır, orucu şaşırır.
Kaynak: Kim Kadir gecesini ihya ederse içinde Kadir gecesi olmayan 80 yıllık ibadet etmi
Sizin Allah’a en sevimli olanınız az yiyip içen ve bedence hafif olan mıdır?
Sizin Allah’a en sevimli olanınız az yiyip içen ve bedence hafif olandır
Kaynak: Sizin Allah’a en sevimli olanınız az yiyip içen ve bedence hafif olandır 06.05.2
Daha fazla Neyi çok seversen o seni körleştirir ondan başka bir şey … sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz midir?
Neyi çok seversen o seni körleştirir ondan başka bir şey görmezsin 01.04.23 konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Neyi çok seversen o seni körleştirir ondan başka bir şey … sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.
Kaynak: Neyi çok seversen o seni körleştirir ondan başka bir şey görmezsin 01.04.23
Tövbeyle konulu bu sohbet kim tarafından gerçekleştirilmiştir?
Tövbeyle konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir.
Kaynak: Tövbeyle, zikirle, Allah’ı şedit bir sevgiyle gönüldeki perdeler kalkınca gönül
Kişi severse yol yürür konusunda Mustafa Özbağ Efendi ’nin bu değerli sohbetini dinlemenizi tavsiye ederiz midir?
Kişi severse yol yürür konusunda Mustafa Özbağ Efendi ’nin bu değerli sohbetini dinlemenizi tavsiye ederiz.
Kaynak: Kişi severse yol yürür
Dergâhın geleceği konusunda ne tür bir tutum vardır?
Türkiye’de bu tip şeyler aramızda çok ehemmiyetli görülüp gündemde tutulacak meseleler değildir; ancak dergâhın geleceği söz konusu olunca, açıklanması gereken bir şey varsa hiç tereddütsüz açıklarız. Bunda bir sıkıntı olmaz.
Kaynak: Cafer, Adnan, Hüseyin hizmet maneviyat ve bağlılık olarak başka dergahların şeyh
Allah yolunda canını ver, bil ki senin dostun Allah’tır başlıklı sohbetin nedir?
Allah yolunda canını ver konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir.
Kaynak: Allah yolunda canını ver, bil ki senin dostun Allah&;tır
Allah’ı zikredenleri kimler beğenmez?
Ancak firavun gönüllüler Allah’ı zikredenleri beğenmezler. Allah’ı zikredenleri kerih görürler. Onlar firavun gönüllüdür. Onlar Nemrut gönüllüdür. Sen onları İslâm zannedersin. Zahiren İslâm’dır. Hani diyor ya Yunus dışı Müslüman içi kafir çok olur diye. Onlardan onlar. Allah bizi affetsin.
Kaynak: Fisebilillah Allah yolunda koşan bir kimseyle uğraşan bir kimsenin iki yakası bi
Eski Türk kaanlar doğan beserlerdi, ve onların doğanla alakalı buna kadar kollarında şey vardı mı?
Doğan kuşu sultanların kuşudur. Eski Türk kaanlar doğan beserlerdi, ve onların doğanla alakalı buna kadar kollarında şey vardı. Ava çırkar. Doğan padişahların kuşudur. Padişahlara yetiştir, ve padişahın kolunda durur doğan. Bizim böyle ırkçılık gibi algılanmasın.
Kaynak: Sen sufisin o zaman sufice yaşa da o padişahın koluna layık ol
O padişahın kolunda sana olan nimetlerin buna kadar akıl dahi yetmez midir?
O padişahın kolunda konaklarsan yemek zorunda kalmazsın, necis yemek zorunda kalmazsın. O padişahın kolunda sana olan nimetlerin buna kadar akıl dahi yetmez. Sen o padişahın kolunda doğan olmaya bak. O zaman leşlere gözünü dikme.
Kaynak: Sen sufisin o zaman sufice yaşa da o padişahın koluna layık ol
Körlerin eline değnekleri veren görenler olmasaydı konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir?
Daha fazla Körlerin eline değnekleri veren görenler olmasaydı sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.
Kaynak: Körlerin eline değnekleri veren görenler olmasaydı bütün körler helak olurdu
İmran ayet 14 kadınlara oğullara kantar altın mıdır?
Sen madem ki zahiri önü sonu düşünmektesiniz desin. Madem ki sen bu dünyayı düşünüyorsun. Madem ki. Sen önünü düşünüyorsun sonunu düşünüyorsun öyle ya bu dünyayla senin işin. Ali. İmran ayet 14 kadınlara oğullara kantar altın, ve gümüşlere besili atlara hayvanlara, ve ekinlere karşı duyulan aşırı istek insanlara süslü gösterildi. Oysa. Bunlar sadece dünya hayatının geçici malıdır varılacak güzel yer ise. Allah katındadır sen bunlara kandın ayet-i. Kerime diyor ya. Ali. İmran ayet 14 Sen bu. Normalde bunları düşünüyorsun sen bunlara kendini kaptırmışsın kandırmışsın. Oysa. Bunlar. Allah’ın sana bu dünya üzerinde bahşettiği nimetler. Sen bu nimetlere. Mazar olunca daha fazla. Allah’ı zikredip. Allah’a hamd edip. Allah yolunda koşturmanın bir eş verdin sen bana evlat verdin sen bana binek verdin sen bana. Mal verdin sen bana sağlık verdin sen bana mutluluk verdin hoşluk. Verdin dünya nimetlerini benim önüme saçtın az çok ben hamd edeyim ben şükredeyim ben. Allah’a daha yakın olmanın yolunu arayayım sen bunu. Bıraktın. Sen bunların üzerine hayatını kurdun. Aman bunları kaybetmeye. Aman ben bunlara biraz daha fazlasına sahip çıkayım ya hamdet şükret. Cenâb-ı. Hak hamd edenlere nimetlerimi arttırırız dedi. Allah şükredenleri sever. Allah hamd edenleri sever. Sen hamdet bu çalışma anlama gayret etme koşma buradan bunu anlama ham kafalılık yapma. Cenabı. Hakk’ın vermiş olduğu nimetlere hamdet daha fazlasını iste ama. Allah için iste istiflemek için değil. Vay ne güzel arabası varmış adamın. Allah yolunda gitmeyen araba sana zulümdür. Onun hesabını veremezsin içinde fakir fukaranın yemek yemediği ev senden hesapçı.
Kaynak: Dünya nimetlerine mazhar olunca Allah’a yakın olmayı bıraktın o nimetlerin üzeri
Ne yazık ki öyleyiz.
Müslümanların eksiklikleriyle uğraşıyoruz olmadı işte hadislerdeki meselelerle uğraşıyoruz.
Bulamazlarsa bu sefer tersine dönüyorlar bu sefer ne yapıyorlar artık seni eleştirmeye seni yermeye başlıyorlar mı?
Menfaatleri var seninle menfaatleri olduğu için sana methylergonovine bulduklarını. Bulamazlarsa bu sefer tersine dönüyorlar bu sefer ne yapıyorlar artık seni eleştirmeye seni yermeye başlıyorlar. Evvelce seni aldatıp. Duranlar o vakit seni görünce şeytan adını takarlar. Bu sefer de seni sana şeytan diyorlar artık seni şeytanlaştırma. Nail olamadılar umduklarına. Nail olamayınca artık seni şeytanlaştırma başladı. Normalde. Onlar senin üzerine artık şeytanlaştırma yapıyorlar, ve mezarından çıkmış seni gördüklerinde mezarından çıkmış hortlak derler. Halbuki daha önce seni ne yapıyorlardı. Allah’la yaraştırma noktasında seni. Allah’la yarıştırıyor lardı işte senin gibisi yok senin gibisi bulunmaz senin gibisi edilmez işte bu. Normalde genelde. Sufi dünyada bir makam elde etmek için yaparlar bir çavuş olacak. Zakir olacak. Ne bileyim. Nakip olacak nü gabba olacak. Veya. Şeyh olacak böyle bir makama ihtiyaç var o zaman gelir seni met eder veyahut da o bölgede kendince kendine zakirlik bekliyor. Çavuşluk bekliyor böyle bir şeye ulaşmak için seni met eder veyahut da zakirlerin etrafında olurlar onu yönlendirmek isterler met ederekten abi senin gibisi yok senin faziletin çok fazla sen olmasan. Burası yürümez bu bizi ilgilendiren alan sûfîlik le olan alan. O yüzden. Normalde veya orada. Nak kiptir o kimse met ederekten ondan bir koparmaya. Ondan bir makam çalmaya çalışırlar. Eğer. Bulamazlarsa döner onun aleyhine konuşmaya başlarlar ben yaşadığım tecrübelerden size bahsediyorum başka bir değil bir. Zakir şöyle olur böyle olur. Şöyle yaparlar dedimde kendimi anlatıyorum benim kendi yaşadığım tecrübeleri anlatıyorum, mesela o kimse baktı. Şimdi. Zakir bir bulamadı. Şeyhe gider, mesela çok hizmet ediyormuş gibi çok etrafında dönüyormuş gibi işte. Efendim, buraya da bir. Zakir lazım aslında şöyle de böyle de. Tabii efendinin yanındayım ben oraya öyle bir. Zakir lazım onun gibi birisi lazım başka bir değil. Bunlar normal şeyler ticari. Hayatta bunu da. Ticaret yapanların hepsi de bilhassa. Toptancılık yapanlar bunu daha fazla bilir adam senden mal alacak bir ay uzun almak için ik ay uzun almak için metier. Düzer sana etrafında pervane döner veyahut da seninle bir işi var o kimsenin o işini görmek için meiye. Düzer etrafında döner, ama böyle bir. Senden umudunu bulamazsa bir kimsenin menfaatperest olup olmadığını anlamanın yoludur senden bir. Umar senden bir umduğundan sen set çıkar. Umduğunu vermezsen eğer o hala. Da aynı ihlasla senin etrafında dönüyorsa veyahut da beraber yol yürüyorsa o ihlaslı dır yok. Senden umudunu bulamayınca. Adım. Adım. Adım. Adım. Adım geriye çıkıyorsa onda. İhlas yoktur. İşte bu tip insanlar. Normalde. Senden umudunu bulmazsa ister ticarette ister dergahta ister. Aile içerisinde aile içinde de kardeştir. Ne bileyim kuzendir amca oğludur teyze oğludur. Dayı oğludur kardeşindir yeğeninden bir. Umar böyle etrafında döner o umudunu bulamazsa o zaman yine etrafında dönüyor mu onun ihlası. Samimiyeti oradadır veya eşler arasında olur bu. Hayatın her alanında var bu bir menfaati var. O esnada menfaatiyle alakalı. Pervane dönüyor kadın erkek hiç önemli değil menfaat bitti. Velat halin. Amin sırtını döndü şeytanlaştırma. Normalde bu tip meselelerde burada o kimse asla, ve asla etrafındaki methiyeler. Kulak asmay acak. Kur’an, ve sünnete tabi olacak, ve etrafı onu me ediyorsa kendi günahlarını göz önüne bulunduracak diyecek ki met edenle alakalı. Bu benim. Günahlarımı bilseydi yüzüme bakmazdı bitti kendini böyle frenle. ÇK.
Kaynak: Menfaatleri yüzünden methiyeler düzenler senden umduklarını bulamazlarsa seni şe
Her tarafın kendine göre bir adabı erkanı var mıdır?
Her tarafın kendine göre bir adabı erkanı vardır. Vardır her tarafın açar açması vardır bir başka zakirin de oraya karışmasını istemem sebep işte örnek diyorum. İstanbul’un işleyişi ayrıdır. Çanakkale’nin işleyişi ayrıdır. İstanbul. Çanakkale’ye karışmaya başladı mı. Çanakkale’nin işleyişi bozulabilir veyahut da işte. İzmit. Sakarya. İzmit işte. Cemil orada işleyişi ayrıdır oranın karakteristik özelliği vardır. Bak her yerin karakteristik özelliği oradaki. Zakir. Çavuş oradaki koşanlarla oluşur şeyhin karakteri vardır orada, ama orada şeyhin karakteriyle zakirin karakteri harmanlanır orada bu reddedilmez bir şeydir. Öyle olunca. Tabii bu şeyhin adabına erkanına riayet etmemek reddetmek karşı gelmek değildir. Bu ama. Örneğin işte. Çanakkale’de şimdi bir yer. Orada tesis oldu. Bir yer açıldı şimdi mahalleyi orası tanıyor evleri onlar tanıyor oradaki gelen giden. Onlar. Tanıyorlar oradaki dervişlerin tamamını. Onlar tanıyorlar kim. Derviş kim. Derviş değil. Onlar tanıyorlar şimdi. Öyle olunca. Normalde orın işleyişine. Sen. Şeyh de olsan manevi bir işaret olmadığı müddetçe karışmayı yeğlerim ben derim ki ben karışmam dersi. Yaparım zulla yaparım çıkarım. Çünkü. Örneğin bir kimse vardır yeni geliyordur daha. Onlar ona göre davranıyorlardı ona göre farklı bir ona çizgi koymuşlardır or ın işleyiş didir o yüzden onu normalde hani müdahalede bulunmak çok hoş bir değildir oradaki işleyişi baltalayan körelir işleyişi farklı bir noktaya götürebilirsin. İşte biz burada. Yarım saat 45 dakika. Zikrullah yapıyoruz. İyi işte bir arkadaş geldi şimdi. Çanakkale’de. Örneğin illaki 45 dakika burada ders yaptıracağım diye uğraştı, ama oranın işte dervişleri 15 dakika 20 dakikaya alıştı 15-20 dakikada ders. Yapıp dağılıyorlar orada 45 dakika ders yapacağım dersen oranın işleyişini bozuyorsun veyahut da bir yerde. Mesela işte. Dışarı çıktığımda 11’de dersi. Bitiririm en geç kendimce derim ki. Herkesin işi var gücü var evi var. Çoluğu var çocuğu var bekleyeni var ben 11’den ce bitiririm dersi kalkarım o. Herkesin bir ev hayatı var iş hayatı var onları etkilememek o kendi düzenim o düzeni tuttururum orada, ama başka bir kimse geldi orada ik saat ders yapacağım diye uğraşıyor oranın düzenini. Boza. O yüzden böyle müdahalede bulunmamak daha hoş ama. Üstat bir şeye şer düşer emreder bunu böyle yapacaksınız der o zaman akan sular durur keskin bıçak gibi her biter bunda. Yapılacak bir kalmaz. Ama, mesela azimi gelse. Şimdi burada herkese her şeye. Örneğin yapar bütün programı ona bıraktım. Ben, mesela dedim ki geli bulduk bütün her sana ait orada herkes ona şeyhe tabi olur gibi. Tabi olur. Örneğin e geldi. Cafer’e dedim ki. Cafer gitti geli buradaki. Bütün her şeye. Bak et. Orası sana et dedim. Cafer gelir. Orada her karışır. Örneğin bu. Normalde o zaman olarak. Hiyerarşik olarak da. Kimse ona bir demez bunun gibi, mesela işte yaptığımız. Horasan tören. E şeye dedim ki ben ne o azimiye dedim ki. Baştan sona sana et derim o da öyle yapıp da nefsini uyup da havalara uç şimdi. Allah için çok güzel bir tevazu örneği gösterdi herkese bakın. Herkese çok güzel bir tevazu örneği gösterdi rabbim cümlemize edep adap nasip eyle inşallah amin.
Kaynak: Her bölgenin kendine göre adabı erkanı vardır, işleyişi farklıdır
İnsanların kusurlarına ayıplarına odaklanmak yerine faziletlerine iyiliklerine odaklanmak neden önemlidir?
Birisinde yüz binlerce faziletle beraber bir de ayıp bulunsa o ayıp nebatatın sapı mesabesindedir terazide her ikisini de birlikte tartarlar. Çünkü nebatat ve. SAP İkisi de bedenle cam gibi bağdaşmış elmayı tartarlar. Armudu sapıyla tartarlar üzümü sapı ile tartarlar doğru mu tartılırken ayırt etmezler hiç hepsinde tartıya atar tartan kimse öyle değil mi elmanın sapı ayrı üzümün çöpü ayrı demezler. O yüzden hepsi de terazide birdir işte bir kimsenin bu burada. Üstat. Hz. Pir hemen buradan kulların ayıbına indiriyor meseleyi aldı. Zirve çıkardı şimdi kullara indirdi insanların kusurlarına ayıplarına odaklanmak yerine. Hz. Pir diyor ki insanların faziletlerine insanların iyiliklerine odaklanın. Sizin gözünüz ayıpları takip etmesin. Siz ayıpların üzerinden yürümeyin. Siz kusurların üzerinden yürümeyin insan lın iyi yönlerini faziletli yönlerini insanların.
Kaynak: İnsanların kusurlarına ayıplarına odaklanmak yerine faziletlerine iyiliklerine o
İslam’a göre bir müslümanın diğer müslümanları nasıl değerlendirmesi gerekir?
Allah resulü sallallâhu aleyhi, ve sellem buyurdu ki. Bir. Müslümanın başka bir müslümanı hakir görmesi ona yetip artar bile senin insanların kusurlarını, ve kusurlarından dolayı onları küçümsemenin, ve o kusurlarından dolayı onu hor hakir görmenin yanlış olduğunu bize öğretir. O zaman biz insanların üzerindeki eksik, ve kusurları gördüğümüzde onu örtmemenin söylemez. Müslüman. Çünkü diğer. Müslümanın dilinden emin olduğu kimsedir. E biz dilinden emin olmamız gerekir diğer. Müslümanların e. Müslümanlar. Müslümanların şu anda ayıplarını kusurlarını araştırıp orta yere döküyorlar bu müslümanca bu mümince bir hareket değil. Müslüman. Çünkü bir. Müslümanın ayıbını araştırmaz. Bir. Müslümanın kusurunu araştırmaz onu araştırmak ve onu soruşturmak insanların önüne dökmez. Ya biliyor musun. Salih şöyle bir insan.
Kaynak: İnsanların kusurlarına ayıplarına odaklanmak yerine faziletlerine iyiliklerine o
Müslümanların birbirlerini nasıl değerlendirmesi gerekir?
Müslümanlar. Müslümanların dillerinden emin değil. Bu da bizim imanımızın. Kemale ermediği gösteriyor bizim gerçek mümini. Yakalayamadığı gösteriyor, ve işin en enteresan noktası evin içinde anne baba çocuk. Bunlar dahi birbirlerinin eksikliğini kusurlu araştırır hale gelip birbirlerine eksik, ve kusurlarıyla ateş eder hale gelmişiz aynı evin içinde sen filanca zaman, ama böyle yaptırdın yok. Sen de filanca zaman, ama böyle de dedin. Bu. İslâm ahlâkı değil bu. Sufi ahlâkı hiç değil zaten.
Kaynak: İnsanların kusurlarına ayıplarına odaklanmak yerine faziletlerine iyiliklerine o
Hallacı mansuru şimdi sorarlar ya hani midir?
Hallacı mansuru şimdi sorarlar ya hani. İşte. En el. Hak dedi. Ne diyorsun hıyan sen o 5 esmada kaybetti kendini. Sen bir adım at şeyhinde olmasın da göreyim ben seni. Bir. Adım senin etrafındaki eşyanın zikrini. Duy da zikrini duy kulağındaki perde kalksın yaşadı bakalım çok basit. Allah muhafaza eylesin insan ne diyeceğini bilemez.
Bu topluluk, sahte hâllerin yaşanacağı yer midir?
Bu topluluk, sahte hâllerin yaşanacağı yer değildir. Umulmadık bir anda tokadı yediğini görürsün. Allah muhâfaza eylesin.
Kaynak: Görmediğin halde görüyormuş gibi yapma, halin olmadığı halde hal dervişiymişsin
Her hal keşiftir Hakkında nedir?
Bunları kitaplarda bulamazsınız. Her hal keşiftir Hakkında. Bunları kitaplarda bulamazsınız. Her hal keşiftir. Sohbeti.
Bu sohbet transkripti nasıl hazırlanmıştır?
Bu sohbet transkripti, müderrisin doğrudan sunuşu şeklinde gerçekleştirilmiştir. Doğrudan sorular yer almamaktadır.
Kaynak: (NASİHAT/6) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 15.06.2023
Allah’ın tecelli ettiği yer neredir?
Rabbin oraya tecelli etmez. O yüzden ihmal etme günahlarına. Et her gün kalbini tövbe ile temizle.
Kaynak: (NASİHAT/8) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 28.09.2023
İsteme özgürlüğü nedir?
İstememek, bizim en büyük özgürlük alanımızdır. Birinden bir istersen, onun yönlendirmesine girersin.
Kaynak: (NASİHAT/12) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti -04.01.2024
Hz. Peygamber Allah’ı akılla mı buldu?
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretleri Allah’ı akılla mı buldu, vahiyle mi?
Kaynak: (NASİHAT/12) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti -04.01.2024
Dünya malı ve dünya sevgisi ne demektir?
Dünya malı, dünya sevgisi — Ey iman edenler! Mallarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. (Münâfîkûn 63:9).
Kaynak: (NASİHAT/19) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 07.03.2024
Dini topluluklarda ifrat ve tefrit nedir?
Her toplulukta ifrat, ve tefrit. Vardır her toplulukta her toplulukta gözü görmez şeytan onu göstermez bir şeyi önemsemez kırar atar. Bir de kadın kırıyorsa sıkıntı vardır. Yok onun gibi şimdi. Öyle olunca iş işin içinden çıkılmaz olur ben o yüzden. Derviş kardeşlere derim. Ki arkadaşlar. Derviş isiniz. Hepiniz de ne yaptıysanız ettiyseniz benden bir Hakk hakkım yok helal hoş olsun dergahın dışında yok kardeş helal değil Allah bizi affetsin. Amin yok. Ben o kadar çok iyi bir insan değilim ölçü ifadesinin karşılığı nedir. Benim için ölçü. Kur’an, ve sünnettir. Kur’an ve Sünnet açılmadığı müddetçe ölçünün içindedir o kimse. Kur’an, ve sünneti aşıyorsa ölçü yoktur.
Dudu uzaktan seyrediyor, yiyenleri, içenleri kafesten. Kafesten kurtuluşun yolu nedir?
Siz yeşilliklerin, ağaçların içerisinde dolaşıyorsunuz, zevk sefâ ediyorsunuz. Dostların vefâsı böyle mi olur? Ben şu hapis içindeyim, siz gül bahçelerinde.
Vahiy ve ilham arasındaki fark nedir?
İstanbul yaması ilham olarak görmüş. O zaman araya da vahyeder mi.
Kaynak: Vahiy – İlham
Vahyi anlayıp yaşamamız için bizim akla ihtiyacımız var mı?
Vahyi anlayıp hayatımızda tatbik etmemiz için akla ihtiyacımız vardır; fakat akıl tek başına hidâyet kaynağı değildir.
Kaynak: Vahyi anlayıp yaşamamız için bizim akla ihtiyacımız var 11.03.23
Dinimize göre hanemizde kedi beslemenin yeri nedir?
Evinizde fare, sinek, böcek gibi küçük hayvanlar varsa kedi besleyebilirsiniz. Ancak insanlar saplantı hâlinde kedi, ve köpek beslemeye başladılar; yeni nesil çocuklara da bu alışkanlık geçti.
Kediler İslâm’da nasıl bir hayvan olarak kabul edilir?
Kediler İslâm’da temiz hayvanlardır; artıkları necis sayılmaz.
Hayvan beslemeyi ibâdetin, ve insanlara hizmetin önüne geçirmemek gerekir mi?
Hayvan beslemeyi ibâdetin, ve insanlara hizmetin önüne geçirmemek gerekir.
Dolar kuru üzerinden hesaplanıyor mu?
Miktar ve fiyat belli Hakkında
Efendim, şimdi. Dolar kuru üzerinden hammadde alıyorum evet o günkü. Dolar kuru üzerinden hesaplanıyor. Ben, mesela 5 aylık. TL çeki veriyorum, fakat yerim olmadığı için aylık ben sevkiyatları yapıyorum malımı aylık depoma çekiyorum ev. Her aldığım gün o günün kuru üzerinden hesaplanıp öyle fatur edilip artı öyle sevkiyat yapıyorum. Bunda bir sıkıntı var mı burada ş, mesela düşme olmuyor, ama fiyat belli değil fiyat belli değil efendim, fiyat belli değil fiyat belli olmadığ o günkü kurla hesap fiyat belli olmadığından alışveriş fasit oldu miktar, ve fiyat belli olması lazım miktar, ve fiyat belli olmazsa alışveriş fasit oldu.
Birlik kalk yolunda mücadele eden batılı batıl büyük batıla karşı mıdır?
Hak. Birlik kalk yolunda mücadele eden batılı batıl büyük batıla karşı. Cihad eden kullarından eylesin Allah hepinizden razı olsun. İnşallah biraz üç beş dakika geciktik. Bizim Hakan kardeş mi soru hazırlıyordu onunla alakalı gene bir soru malzemesi öyle değilim onunla. Alakalı bir kaç kelam ettik Hakkınızı helâl edin inşallah derdimiz tabi İslâm dünyası yine o bu konuda işte. Atla alakalı sorular hazırlıyor bu işte at edilmesi edilmemesi ile alakalı işte at konusunu işleyeceğiz inşallahh ne zaman soruları bitirdi ondan sonra. Yeni bir konu açılacak herhalde bir hayli o konu gider gene inşallah onunla uğraşacağız Allah’ın izniyle. İyi güzel oluyor iyi oluyor farklı bir ondan sonra bir değil. Kardeşler, arkadaşlar. Böyle farklı bir. Pencereden bir bakış açısı yakalanıyor inşallah faydalı olur mi, evet bu mesleği devam ediyoruz dördüncü kapı hakîkat teyiz hakîkatin 8 da makamı manayı bilmek mânâ o Adem’den itibaren manada üzerinde. Bütün herkes kafa yormuş. Bir şeyler yazmışlar bir şeyler söylemişler o mana hep insanların ilgisini çekmiş. Bu. Girit meseleler ne nedir. Ne değildir. İnsanoğlu. Bunun üzerinde. Hep kafa yormuş beyin yiyormuş. Tabiri caizse üzerinde çok. Durmuşlar. Hala da mananın üzerinde. Hani görünenin arkası görünen ayrı onun arkasındaki bilinmeyen onun arkası ne manaya geldiğine dair onun. Hala da devam eder insan olduğu mananın ne olduğunu, ve orta birşeyin manasını ne olduğunu su görünenin arkasında ne olduğunu merak eder insanoğlu bu bir taraftan iyi. Zahir ci dediğimiz kimseler oluşur onlar direk akıl üzerinden gider. Tabiri caizse benim tabirim. Hoşgörünün akıl perestlik yaparlar. Bu bir kısmı da aklı tamamen reddeder aklı kenara koyar sadece meselenin metafizik tarafından mânâ tarafı ile ilgilenir o onun farklı bir dünyada yaşa iyi. Böyle hani niz şiş yansın ne kebap yansın noktasında değilim. Burada. Gerçek manada Kur’ân, ve sünnete dayalı bir sûfî sistematiğinde ise akılda lazımdır manada lazımdır. Çünkü manayı yorumlayacak olan manayı. Tabiri caizse harfe çevirecek olan yine akıldır. Çünkü akılsız. Bir. Mana. Aslında çok işe yarar bir değildir manasız bir akıl daha. Da çok işe yarar o değildir, ama bu ama. Now bu noktada sufiler için muhakkak olması gereken bir olgu mudur, evet manasız bir sûfîlik manasız bir din daha da ilerisi manasız bir din batıl sız bir din manasız bir dinin. Kemale ermemiş bir dindirdin manası var ise o zaman o manada nuz. Axa. Audi’nin dindarları onlar. Kemale ermişlerdir o zaman. E şimdi de zaten bütün dünyanın en büyük handikapı bu iyi seviler dede musevilerde de Muhammed ilerde de mana kapısı. Kapalı var mana ile ilgilenen mananın üzerine oturup düşünen mananın üzerinde hareket eden çok az bu genelde tarih boyunca bunun önderliğini sufiler yapmış. Ama ne yazık son dönem sufileri de bundan uzak, ve bununla alakalı bir çalışmaları bir gayretleri yok, ve ne yazık ki İslâm dünyasındaki. Sûfî yapılanmaları da büyük bir çoğunluğu manada dan uzaklar var şimdi. Böyle olunca da dünyaya tamamı yetle aleme madde presi doğru koşuyor o akıl. Prestige doğru koşuyor yan madde perastika. Avrupa’da. Amerika’da batıda bitti. Ama biz de madde perestlik en acımasız en vahşi bir şekilde devam ediyor, ve öyle bir açmazda ki İslâm dünyası batının bıraktığı madde. Prestij ia kıl. Prestij ibbys ne yazık ki yeniden yeni bulmuş gibi biz onu böyle sokakta bulmuş. Gibi alıp başımıza taze ediyoruz. Oysa. Mesela örnek veriyorum. Bunu Peygamber sallallahü, ve sellem. Hazretleri hadis-i şerifinde peygamberliğin başlangıcını rüyaya bağlayıp rüyayı peygamberlerin 46 cüzünden bir cüzdür demesine rağmen İslâm dünyasında rüyaya karşı savaş açılıyor var, çünkü oraya mananın olmazsa. Olmazlarından bakın. Rüya mananın olmazsa olmazlarından olan sizin bizim hepimizin Peygamberi olan Muhammed. Mustafa. Sallallahu. Aleyhi ve. Sellem. Hazretleri, ve rüyayı peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür erken ne yazık ki bugün İslâm dünyası, ve rüyayı çöpe atıyor. Tabiri caizse peygamberlerin 46 cüzünden bir cüzünü de çöpe atıyor, ve bunu tatlı bir şekilde inkar ediyorlar. Çünkü bu manada dan anlayan bu mânâ denizine. Kulaç atacak olan kimseler yok denecek kadar az, ve böyle olunca insanlar bunun cehaletini yaşayınca onun düşmanı oluyor. Bilmediğinden dolayı onu reddediyor. Oysa ahir zamanda ümmetimin gördüm görmüş olduğunuz rüyalar 15 yaratandır dediğinde sahabe soruyorum nöbetçi rahat nedir ya Resûlullah. Salih kimselerin gördüğü. Sahi rüyalardır diyor. E şimdi bu 1500 rattan müjdeleyen insanları hakîkate doğru yönlendiren. Buna da iyi insanlar İslâm dünyasındaki kendisini Alim gören kendisini. Şeyh gören. Kimseler onu reddediyorlar. Sa İslâm dünyası manaya kapısını kapatıyor kapatmış vaziyette iyi bakın kapatmış. Yazete. Siz bugün bir müftüye gidip bir rüyanızı. Tevhid ettiremezsin. İzmit olmuş, ama düşünün Bursa. Müftüsü. İl. Müftüsü. E siz bu gün Bursa. İl müftüsüne gidip rüyanızı. Tevhid ettiremezsin izsiz. Bugün Türkiye’de benim diyen bir. HES rüyanızı tevil ettiremezsin iz bakın acı şeyler bunlar bu oto kalabalık müritleri olan bir, ve gidin o rüyanızı anlatın rüyanızı. Teviz etmekten uzaktır ha bazı rüyalar vardır hani. Tevhid ihtiyaç yoktur veya bazı rüyalar vardır sahibi için tevhidi uygun değildir. Bunları kabul eder bu sünneti seni öyle de sabit zaten tevil edilmesi gereken bir ya vardır tevil edilmemesi gereken. Rüya. Vardır. Bunu ancak. Rüya tevil eden kimse bunu idrak eder anlar iyi, ama hiç rüya tevil edilmiyorsa orada sıkıntı vardır, ama ne yazık ki. Selam bugün çok acı bir manaya kapısı açık olması gereken. Sûfî toplulukları. Sûfî topluluklarının manaya kapılarının açık olması gerekirken en başta. Onlarınki kapalı, ve böylece İslâm dünyası kısır bir akıl peres’in pençesinde iyi bakın kısır bir akıl presten pençesinde ve. Bu çok üzücü bunu tarîkatlar sufilerde ne yazık ki bu sıkıntının içerisindeler Allah bizi affetsin. Oysa. Cenâb-ı Hak. Lokman suresinde ayet 20 Allah size zâhir, ve bâtın nimetlerini bol vermiştir bu ayet sabit. Demek ki Cenâb-ı Hak hem. Zahir olarak hem bâtın olarak bize bol nimetlerini vermiş. O zaman bu nimetin manasını, ve hatta manada ki nimeti, ve hatta bâtın nimetini. Biz ne kadar tanıyoruz. Biz ne kadar biliyoruz İslâm dünyası. Bu ayeti kerimeyi nasıl anlıyor İslâm dünyası. Bu ayeti kerimeyi anlayıp ne yapıyor. Biz bırakalım İslâm dünyasını biz o zaman kendimize bakalım, evet Cenâb-ı Hak. Demek ki hem. Zahir olarak hem bâtın olarak nimetlerini bol vermiş. O zaman o bâtın nimetlerinden faydalanmak. O manada dan faydalanmak. Bütün. Ümmeti Muhammed’e bütün inananlara. Kapı açık bak. Bu kapı açık. Ebu hureyre’nin söylediği bir söz var ya radıyallahu. Anh. Hazretlerinin. Ben. Resullullah tan2 heybe, ve iki ilim aldım önümdekini bütün herkese saçtım. Eğer arkadaki heybeden bir söylesem. Hani siz bu işaret ediyor. Ebu hureyre’nin kafasını kes erdiniz manasında söylüyor. Demek ki. Hz Peygamber sallallahü, ve sellem hazretleri bu. Ilmi ashabına öğretmiş. Ebu. Hureyre, ve öğretmiş, ve hatta sen o sırra vermiş olduğu sahabe. Rize. Fetullah. Ama niye vermiş demek ki bu ilmi talim. Tedrisat ettirmiş. Hz Ali efendimize talim ettirmiş. Hz Ebubekir. Efendimiz’e talim ettirmiş. Hz Ömer efendimize talim ettirmiş bazı sahabelere bu ilmi talim ettirmiş. Örneğin. Hani meşhurdur ya. Hz Resûlullah sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretleri bir rüya görür. Rüya görünce. Hz Ebubekir efendimiz. Ben temin edebilirmiyim. Ya. Resulallah da. Demek ki. Hz. Ebu. Bekir radıyallahu anh. Mana 4 kapı 40 Makam Hakkında Hazretleri ne. Oo terbiyeyi o eğitimi ona vermiş demek ki sûfîlikte bilhassa mürşid-i kâmil. Lig, ve kemâle erme yolunda manayı. Bilmek önemli bir makam bu makama erişmen bir kimsenin mürşid-i kâmil. Lig iddiasında bulunması fiil ilik şeyhlik iddiasında bulunması kocaman bir yalandan ibaret olman ayı bilecek, ve o manayı tevil edecek. Eğer o manayı bilmiyorsa, ve o mânâ tevili o kimsede yok ise onun mürşid-i kâmil’in. Ben şeyhim. Ben şu an ben buyum diye. Ortaya çıkması kocaman bir yalancılıktan ibaret Allah muhafaza eylesin çünküsü. Hz Peygamber bunu öğretmem iş olsaydı. Sahabiye. Biz diyecektik ki. Bu ilim. Az önce Peygamberi. Zişan efendilerimize ait. Bundan sonrasına ait değil diyecektik. Ama, ve, lakin bu ilmi asabını öğretmiş ashabına bunu aktarmış asabını öğretip asabını. Aktarınca. O zaman bu ilmi yok görmek bu ilme sırtımızı dönmek mümkün değil Allah muhafaza eylesin bakın. Hani. Miraç’ta Allah. Hz Peygamber sallallahü, ve sellem. Hazretlerine iki kadeh içki getiriliyor birisi şarap birisi süt. Miraç esnasında. Henüz daha içki harâm edilmedi diz ahir olarak içki harâm değil ha Allah. Hz Peygamber sallallahü, ve sellem. Hazretleri kendisine. İkram edelim iki kadeh içkiden süt olanı tercih etti, ve sütü işte sütü içince onu tercih edince. Melek dedi ki o fıtratı irşad eden Allah’a hamdolsun. Eğer şarabı alsaydın ümmetin az mıştı dedi buharin mesai. Müslüm sonra. Hz Peygamber sallallahü, ve sellem. Hazretleri sütü ilme. TV etti buradaki fotoğrafı da ilmet evleti bakın süt görüntüde madde, ve bir. Içecek, ve görüntüde madde içecek olmasına. Rağmen, ve rüyada veya. Miraç esnasında böyle birşey görüldüğünde sütün manası ilim. Fıtrat oldu sütün manası tipe peygamberlerde. Bu ilim bu. Hikmet hepsinde vardır. Hz Muhammed. Mustafa da bu. Bu nedir bakın süt burada ilme temin edildi görüntüde süt, ama hakîkati onun manası ilim anca aynı buna benzer. Han cebrail’e. Selam. Hz Peygamber sallallahü, ve sellem. Hazretlerine geldi de îmân nedir İslâm nedir. İhsan nedir. Kıyamet nedir. Ne zaman kopar diye sıralı cip meşhur. Bir cibril hadisi vardı onları sormuştu Allah. Resûlü sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hz. Hesabına döndü dedi ki bu soruları soran kimdi herkes dediler ki the giydi Allah. Resûlü sallallahu, ve sellem. Hazretleri buyurdu ki odaya değildi o Cebrail kardeşim dedi bakın zahiren görüntüde. Kim vardı dıhye. Benzer. Bu bir cisim vardı bir hediye benzer bir suret vardı. Fakat o suretini gerçeği hakîkati manası Cebrail. Aleyhisselâm da, ve oradaki saha be onun gerçeğinden uzaktı onun manasından uzaktır herkes onu duya gördü. Ama. Hz Muhammed. Mustafa. Sallallahu, ve sellem. Hazretleri onun dahi olarak görmedi dedi ki o Cebrail kardeşim dedi işte manada dan kastedilen bu olsa gerek. Yine. Hz. Enes radıyallahu anh. Hazretleri naklediyor. Ben bu gece rüyamda kendimi. Oh be mi rafinin evinde yemişim öyle gördüm orada bana. İbni. Tab denen cinsten taze hurma getirildi Allah. Resul devam ediyor. Ben. O rüyayı şöyle tevil ettim yükselme dünyada. Bizimdir ahirette de hayırlı âkibet. Bizimdir dinimizde tamamlanmıştır bakın. Hz Peygamber sallallahü, ve sellem. Hazretlerine rüyasında ona olgunlaşmış. Taze bir. Kurma. Bae hediye ediliyor ona, ve o kurmayı şöyle yorumluyor yükselme dünyada. Bizimdir dünyada şan, ve şerefi artacak sa. Bu ümmetin artması lazım. Bu ümmetin yükselmesi lazım devam ediyor ahirette de hayırlı âkibet de. Bizimdir o zaman hani o amenerresulü de okuduğumuz. Ya. Rabbi. Bize dünyada da ahirette de iyilik ver afiyet ver diye. O dua ettiğimiz. Rabbena atina bu. Nazan. Adana, evet bakın. Hz Peygamber sallallahü, ve sellem. Hazretleri vurmayın farklı bir şekilde. Temsil etti.
Kaynak: 15. Mana 4 kapı 40 Makam
Mevlid Kandili Sohbeti nedir?
Mevlid Kandili Sohbeti, Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretlerinin doğum gününü kutlamak ve bu gecenin önemi hakkında bir sohbet içermektedir.
Kaynak: Mevlid Kandili Sohbeti
Müslümanlar neden başlarına gelen felaketlerden ders alamıyor?
Müslümanlar ne yazık ki ne yazık ki daha da daha da daha da haddi aşaraktan nereye doğru evrildiğini, nereye doğru evrildiğimizi görmemekte. Ve düşünebiliyor musunuz? Türkiye gibi Anadolu’da Müslümanlığın kendince yaşanma noktasında ileri derecede gelişmiş olan, böyle bir yerde bu topraklarda yaşayan ileri derece Müslüman ülkede cezaevlerinde yatanların yüzde otuz üçü uyuşturucudan, yüzde otuz üçü hırsızlıktan yatmakta.
Kaynak: Mevlid Kandili Sohbeti
Hoca Ahmet Yesevi’nin babasını kaybetmesiyle ilgili rivayet nedir?
Rivayete göre henüz yedi yaşındayken babasını kaybetmiş; annesiyle birlikte Yesi’ye göç etmiştir.
Kaynak: 6. Hoca Ahmet Yesevi
Hoca Ahmet Yesevi’nin Arslan Baba ile tanışması nasıl olmuştur?
Arslan Baba’nın ona Hz. Peygamber’den emanet kaldığı rivayet edilen bir hurma verdiği menkıbesi, Yesevi geleneğinin peygamber silsilesine olan derin bağlılığını simgelemektedir.
Kaynak: 6. Hoca Ahmet Yesevi
Yesevîlik tarikatının etkisi nerede görülmektedir?
Yesevîlik silsilesinin en önemli halkalarından biri, tarikatın Anadolu’ya taşınmasıdır. Hoca Ahmet Yesevi’nin halifelerinden Hacı Bektaş Veli bu geleneği Anadolu’nun içlerine taşımış; Bektaşilik akımının öncü düşüncelerini oluşturmuştur.
Kaynak: 6. Hoca Ahmet Yesevi
Hoca Ahmet Yesevi’nin gönül kavramı nasıl açıklanmaktadır?
Hoca Ahmet Yesevi’nin öğretisinde gönül kavramı merkezi bir yer tutar. Ona göre asıl bilgi, kitaplarda değil arınmış gönüllerde gizlidir. Akıl, dinin kurallarını anlamak için elzem bir araçtır; ancak hakikate ulaşmak için tek başına yetmez.
Kaynak: 6. Hoca Ahmet Yesevi
Hoca Ahmet Yesevi’nin türbesi nerede ve ne zaman inşa edilmiştir?
Hoca Ahmet Yesevi’nin vefatının ardından Yesi şehri, İslam dünyasının önemli ziyaret merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Kabri üzerine ilk yapının inşa edildiği bilinmekte; bugün Kazakistan’ın Türkistan şehrinde ayakta duran görkemli türbe ise XIV. yüzyılda Timur’un emriyle yeniden inşa edilmiştir.
Kaynak: 6. Hoca Ahmet Yesevi
Hoca Ahmet Yesevi’nin öğretisinin Türk insanı için taşıdığı anlama nedir?
Mustafa Özbağ Efendi, Hoca Ahmet Yesevi’yi ele alırken onun öğretisinin Türk insanı için taşıdığı özgün anlama dikkat çekmektedir. Türklerin İslam’la tanışma sürecinde başka milletlerin yaşadığı keskin kırılmalar yerine daha organik bir dönüşüm yaşamasında Yesevi geleneğinin belirleyici bir payı vardır.
Kaynak: 6. Hoca Ahmet Yesevi
Hacı Bektaş-ı Velî’nin Nevşehir’deki dergâhı ne anlama gelir?
Hacı Bektaş-ı Velî’nin Nevşehir’deki dergâhı, yüzyıllar boyunca Anadolu İslâm anlayışının önemli bir ocağı olmuştur. Anadoli insanı bu ocakta hoşgörüyü, muhabbet dilini ve kalp temizliğini öğrendi. Kırşehir, Nevşehir, Sivas ve çevre illerde güçlü bir kök salan bu gelenek, Türk halk İslâm’ının biçimlenmesinde belirleyici olmuştur.
Kaynak: 5. Makalat Hacı Bektaşi Veli
Ben de şikayetçiyim dedim ben dedi mi?
Biz mal kabul etmiyoruz. Biz para kabul etmiyoruz. Bizim böyle bir şeyimiz yok diyeceksin ona. Onun heva hevesinin önünü açmayacaksın. Birisi geldi diyorum ya anlatıyorum bana diyor bu. Cafer’den şikayetçiyim ben. Ben de şikayetçiyim dedim ben dedi. Süleymancılğa yardım ediyorum. Fethullahçılara yardım ediyorum. Risalecilere yardım ediyorum. Particilere yardım ediyorum. Buraya da yardım edeceğim. Almıyor dedi. Doğru bu almaz dedim ben.
Her olayın bir batını vardır mı?
Her olayın, her tecelli eden bir vakanın bir batını vardır. Bu yağmur da olsa, bu deprem de olsa, bu sel de olsa, bu yangın da olsa onun batını vardır. Bir savaş da olsa onun batını vardır. Dünya üzerinde ne tecelli ediyorsa etsin, her tecelliyatın bir batını vardır.
Kaynak: Dünya üzerinde ne tecelli ederse etsin her tecelliyatın bir batını vardır
Peygamberliğin ilmi ledün ile nasıl ilişkilidir?
Peygamberliğine bir zarar mı? Hayır. Peygamberliğine bir eksiklik mi? Hayır. Allah onu bir sıkıntıdan çıkardı. Kalktı Allah Resulü sallallâhu aleyhi, ve sellem abdestini aldı, kurbanını kesti. Tıraşın oldu. İhramdan çıktı. Sahabeler teker teker, teker teker hepsi de yapmaya başladı. O ilm ilahi, o ilmün sen doğru bir yoldasan.
Kaynak: Dünya üzerinde ne tecelli ederse etsin her tecelliyatın bir batını vardır
Regaib nedir?
Regaib Gecesi, Câbir Cûd Gecesi anlamına gelir. İslâm diyarında büyük bir kutsiyet taşıyan bu gece, cuma günü (Perşembe akşamı) Recep ayının ilk cuma gecesiydir.
Hazret, Pir der ki, "İstemek senin işindir, vermek onun." Regaip istemeyi, zikri, tövbeyi ümit etmeyi öğre midir?
Ölüm dedikleri velvele seven için perdedir. Sadece perde kalkıp alem dürülünce düğün başlar onun gönlündce. Hazreti Pir Mevlânâ ölünüz. Ölünüz ki ölümsüzlük bir can kazanırsınız. Bu topraktan kesilip ten bağlarından kurtulun ki eliniz semalara ulaşsın der. Hazreti Pir, "Ölüm günü benim matemim değil, düğün gecendir" der. Bu yüzden Hazreti Pir öldüğünü ağlamaz, tebessüm eder. Hazret, Pir der ki, "İstemek senin işindir, vermek onun." Regaip istemeyi, zikri, tövbeyi ümit etmeyi öğretir. Şebarla teslimiyeti. İkisi birleşince kul hem ister hem razı olur. Razı olunca da ayet-i kerime tecelli eder. Ey huzura ermiş olan nefis, rabbine dü. O senden razı. Sen ondan razı buyruğu gelir ötelerden. Bu ayet bir bakıma regibin duasıdır. Bir veçeden bakarsanız da Şebarus’un cevabıdır. Bu iki gece birleşti. Bu gece Reggaip der ki, "Ne olursan ol gel tövbe et, zikret, uyan kendine gel." Şebarus der ki, "Oldğun gibi ona gel, onunla ol." "Tövbe kulluktur, ilahlık değil. Zikir saymak değil, hiç olmaktır. Dua pazarlık değildir. Sessizce kapıda beklemektir. İbadet alışveriş değildir. Secdede benliğini bırakmaktır. Sema dans değildir, raks değildir. Sema hakikate el açmaktır. Aşk hesapsız mahşukunu sevmektir. Aşk Mustafa gibi kırık dökük kalple yürümektir. Aşk elsiz ayaksız kimliksiz koşmaktır. Aşk her an her zorlukta yolda kalmaktır. Aşk dilsiz dudaksız konuşmaktır. Aşk harflerin susup hakikatin konuşmasıdır.
Kaynak: Regaib, kalbin Allah’a yönelmesi, Şeb-i Arus, kalbin Allah’ta yok olmasıdır
Hüseyin’i abasının altını alır mı?
Ehli beyti al-i aba ile sınırlandırmak doğru değildir Hakkında Hasan ve Haz. Hüseyin’i abasının altını alır. Benim ehlibeytim bunlar der. Hatta bu ehli beyt kelimesi normalde bütün ashap içinde önemli bir olay haline gelir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi, ve sellem hazretlerinin. Üvey oğlu. Ömer bin. Selem’e bunu naklediyor. Bu ayet diyor lanetleşme ile alakalı ayet. E annemin evindeyken Peygamber oradayken. Ümmü. Seleme’nin evinde bu ayet inzal oldu ve. Resûlullah sallallahu aleyhi, ve sellem hazretleri yanına. Fatıma’yı, Ali’yi, Hz. Hasan’ı, Hüseyin’i radıyallahu anh hazretleri onları yanına çağırdı. Cübbesinin altına aldı. Ali de en arkalarında. Ortada. Haz. Fatıma sağında solunda. Haz. Hasan ile. Haz. Hüseyin var. İşte onlar normalde benim ehlibeytim bunlardır diye söyledi. Bunun üzerine. Ümmü. Seleme dayanamıyor. Ümmü. Selemez diyor ki, "Ey. Allah’ın resulü, ben de onlarla beraber miyim?". Resûlullah sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretlerinin ona, "Sen yerindesin, sen hayır üzerinesin." dedi. Şimdi bu hadis-i şerifi şundan naklettim. Birinci derecede ehlibeyt hükmü olan dört kişi. Hz. Ali efendimiz, Haz. Fatımatıl. Zehra annemiz, Hz. Hasan ile. Hz. Hüseyin radıyallahu anh hazretleri. Tabii. Hz. Peygamber bu 5-6 ay sabah namazına giderken. Hz. Fatıma annemizin evinin önünden geçiyor. Evinin önünden geçerken onları ey ehlibeyt namaz diyor. Ve normalde kapılarına da taberi caizse asasıyla vuruyor. Ve yine. Allah sizi kötülüklerden arındırıp tertemiz yapmak ister ayetini okuyor. 6 ay boyunca yaklaşık bunu bu şekilde icra ediyor. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretleri. Şu anlaşılmasın. Bir kısım insanlar veyahut da. İslâm dünyasındaki bir kısım klikler ehlibeyt olarak sadece bunları isimlendiriyorlar. Diyorlar ki bunların dışında. Olan kimseler ehlibeen sayılmaz. Ama. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretleri böyle davranmıyor. Çünkü. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretlerinin diğer hanımları ehlibeen saymamazlık etmiyor. Mesela. Hzreti. Peygamber. Selman-ı. Farisi ile de alakalı. Selman bizden ehlibeyttendir sözü var hadis-i şeriflerde. Ayrıca. Hz. Peygamber sallall hazretleri bir kadını nikahlayınca şimdi hangi eşi caş mıdı? O öyle olması lazım. Onu nikahladığında bütün eşlerine ertesi gün sabah hepsine de uğrayıp ey ehlibeyt hani memnun musunuz? Razı mısınız gibisinden hani onun evliliği ile alakalı hepsini teker dolaşıyor, ama bütün eşlerini ehlibeyt olarak nitelendiriyor. Buradan hareket ederekten ehlibeyt dediğimizde sadece. Hz. Ali, Haz. Hasan, Hüseyin, Fatımatu. Zehra değil. Hzreti. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretlerinin diğer eşleri de, çünkü ayet-i kerimede bütün eşler var. Ahzap 33’te bütün Peygamber kadınları var. Onların hepsine mütealik olarak ayet-i kerime. Cahiliye dönemindeki gibi açılıp saçılmayın. Bir başka ayeti kerimede konuşurken ağdalı konuşmayın, işveli konuşmayın. Milletin bu noktada ummasınlar sizi. Bu noktada böyle bir var. Ibare de var ayet-i kerime. Bir de ashaptan birisi. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretleri vefat ederse eşlerinden birisini ben nikahlarım hani onu görürüm, gözetirim ona bakarım noktasında kalbinden geçiren var asabinde. Bu aynı zamanda da onlara işaret oluyor. Ashapla da konuşurken işveli, ahdalı konuşmayın. Onlarla sert konuşun. Onlar da böyle dikkatli konuşun manasında da bir ibare var. Ve bu ayetlerden sonra zaten Peygamber eşlerinin Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretleri vefat ettikten sonra da bir başkasıyla nikahlanamayacağına, evlenemeyeceğine dair de yasak var. Şimdi böyle olunca ehlibeyt dediğimizde evet muhakkak derece açısından bakıldığında birinci derecede ehlibeyt böyle nitelendirilmemi özür dilerim affedin, ama, ancak ben bunu böyle konuşabileceğim. Birinci derecede ehlibeyt birinci halakada işte. Hz. Ali efendimiz. Fatımatül. Zehra. Hasan ile. Hüseyin halakanın ikincisini. Allah. Resulü sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretlerinin eşleri halaka üçüncüsünü de sahabeden bir kısım zatlar olarak nitelendirebiliriz ki bunların başında da. Selman’ın. Farisi gelir. Şimdi bunu normalde böyle açıklıyorum ki bir kısım yine. İslâm dünyasında bazı klikler bu dört mübarek zatın dışında kalan işte ama. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretlerinin diğer eşleri veyahut da çok yakın ashabını ehlibeytten saym hatta bir kısmının lanet edecek kadar ileri giden klikler var. Böyle olunca bunu önlemenin bir yolu olarak da görüyorum. Onu. Bunu daraltmayın. Normalde ehlibeyti sadece. Haz. Ali, Haz. Fatıma, Hasan ile. Hüseyin dairesinde kalınmasının çok uygun olmadığını görüyorum. Allah bizi e hata yapmaktan uzak eylesin bu konuda. Dilimizi korusun, muhafaza eylesin.
Kaynak: Ehli beyti al-i aba ile sınırlandırmak doğru değildir
Büyük günahlardan kurtulmak için ne yapmalıyız?
"Büyük günahtan kurtulmak için ne tavsiye edersiniz?" sorusuna Mustafa Özbağ Efendi ‘nin cevabı çok nettir: Terk et. Bıraktım diyeceksin, bırakacaksın. Bu kadar basittir. "Bundan sonra yapmayacağım" diyeceksin.
Kendine cezâ kesmek nedir?
Bırakamıyorsan kendine cezâ kes. Meselâ "Ben bu günahı işlediğimde 5.000 lira tasadduk edeceğim" de. İnsanların en çok acıdığı yer paradır. Yetmedi, yine işledin; 5.000 lirayı bastırdın, gene işledin; o zaman 10.000 lira yap. Bu zamanda Müslümanların canını acıtan paradır.
Aşağıdaki örneklerden hangisi doğru bir cezâ kesme şeklidir?
Ama Cavit Çağlar gibi de yapma. O, zamanın başbakanına "yavşak" demişti; para cezası verdiler. Cezayı ödeyince "Tekrar yavşak diyorum, alın parayı" dedi. Öyle değil; samîmî bir tövbe, ve kararlılıkla günahı terk etmek gerekir.
Neden hepimiz günahkarız?
Bizim hatamız kusurumuz var. Hepimiz aykırı insanlarız. Biz normal bir insan değiliz biz. Yürümü normal değil ya. Normal bir insan olsanız burada olmazsınız. Açık açık söylüyorum. Yani tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş. Deli deliyi dakikada buluyor. Hacı hacıyı Mekke’de buluyor. Biz burada buluşuyoruz. O yüzden hepimiz günahkarız. Günahkarız. Evet.
Kaynak: Kim tövbe ile gelirse karşısında kendisini affedici bir Allah bulur
Can emniyeti ne demektir?
Devlet tebasının canını korumakla mükelleftir. O tebanın eee canını her şekilde korur. Her şekilde muhafaza eder. Böylece can emniyetini de sağlamış olur. Çünkü tebanın can emniyeti sağlanmazsa hiçbir emniyet yoktur. Bir de onun normalde bu hali var kendince. O tebasının canını, emniyetini sağlayacak. Yani birisi birisini haksız yere öldürdüyse onun cezası ölüm. Bu sefer de devlet onun İslâm devletinden bahsediyorum. Onun cezasını ölüm olarak bişecek ki bir daha kimse kimseye haksız yere öldürmesin. Normalde ne oldu? Can emniyeti oldu.
Mal emniyeti ne demektir?
Devlet Teban’ın malını korumak zorundadır. Yani birisi birinin malına çökemez, birisi birini aldatamaz, birisi birini kandıramaz. Sahte çeklerle, sahte senetlerle, dolandırıcılıkla onun malını çökmez, onun malını alamaz gibi. Bu da ne? Mal emniyeti veyahut da işte çek kanununu bir gecede değiştirip ertesi gün çekler kağıt haline gelemez. Ben oradan iflas ettim de onu çok iyi biliyorum. Yani normalde çek kanunu var. Ne olmuş? Ödemezse çeke ceza çıkıyor. Bir gecede cezayı kaldırdı. Bir şey çıkardı. Eee, Tansu Çilliler Koalisyon Hükümeti. Bir gece de bütün çekler kağıt oldu, çöp oldu. O zamanın parasıyla 600.000 liraya yakın avukatta bekleyen çek vardı benim. O zaman avukat Veysel aşkındı. Veysel ne oldu şimdi? Çekler dedim. Çöp oldu dedi. Bir gece devlet normalde kendince kendi hukukunu kendisi bozdu.
Namus emniyeti ne demektir?
Devlet şahsın namusunu korumak Bireyin namusunu koruyacak. Yani bireyin namusunu koruyacak dediğinde, yani bir kimse bir kimseye tecavüz etti. Tecavüz edenin İslâm hukukuna göre cezası ölümdür. En son Balıkesir’de Osmanlı orada kadınlara tecavüz eden bir kimseyi asar. Çünkü zina ayrıdır, tecavüz ayrıdır. E zinanın da suçu vardır. Zinanın da cezası vardır. Bir kimse evli bir kadın veya bir adam normalde eee zina ettiyse bu tespit edildiyse onun da cezası rejim edilmektir, öldürülmektir. Böylece ne yapar? Normalde devlet insanların tebanın namusunu da korur.
Hamd etmek ne anlama gelir?
Hamd etmek. Ama teşekkür biraz daha tali meselelerdir veya şükretmek talih meselelerdir.
Allah’ı zikretmenin neden önemli olduğunu anlatır mı?
Kalpler, ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur. Bu hem Bakara ayet 152’de geçiyor hem de Rahat ayet 28’de geçiyor. Kalplerimizin mutmain olması, ancak Allah’ı zikretmekle mümkün. Bir kimse Allah’ı zikretmiyorsa onun kalbi mutmain olması mümkün değil.
Cenâb-ı Hak’ın ne tavsiyesini verdiğini anlatır mı?
O yüzden Cenâb-ı Hak bizi yeniden kendi huzuruna alırken kalbiniz mutmain olarak rabbinize dönünüz der başka bir ayeti kerimede. O yüzden biz Allah’ı çokça zikredenlerden olacağız.
Üç kişi sohbet ederken ne gibi bir durum söz konusudur?
Üç kişi Hanefiye göre üç kişi oldu mu cemaattir. O yüzden üç kişi böyle sohbet etseniz, o sohbetlerinizde hatalarınız, kusurlarınız olmuş olsa, eğer o sohbetten sonra Allah’ı zikrederseniz sizin hatalarınıza, kusurlarınıza o zikir ne yapar? Kefaret olur.
İmam Gazâlî’yi nasıl biliriz?
İmam Gazâlî, İslâm’da aklın üzerine beton döken, özgür düşünceyi bitiren, felsefeye neredeyse düşman olan, nakilciliği hediye eden biri mi, yoksa Sünni İslâm dünyasının düşüncesinin en büyük mimarlarını, İslâm’a dair tüm kitaplar yok olsa geriye bir ihya kalsa yeterlidir. Dedirtecek kadar alim birimi.
Özgür düşünceyi bitiren nedir?
Özgür düşünceyi bitiren. Özgür düşünceden anlayacağımız şey nedir? Biz özgür düşünce olarak anlayacağımız şeye bakmamız lazım. Özgür düşünceden ne anlamalıyız? Mesela ben özgür düşüncenin sınırlandığı yeri bir tek Allah’ın zatını tefekkür olarak görürüm. Yani bizim sınırımız Allah’ın zatını tefekkür etmekte kalır. Öbür türlü özgür düşünce noktasında kendimce başka bir sınır tanımam.
Bunlar mevcut devletlerin yanında saf tutmuş kimseler midir?
Firavun’un da yanında din adamları vardı. Nemrut’un yanında da din adamları vardı. Bildiğiniz din adamları vardı. Yani İsa’nın peygamberliğine karşı çıkan din adamlarıydı. Bir kısım beni İsrail peygamberlerin öldürülmesine fetva veren, ve öldüren grupların içerisinde bulunan din adamlarıydı. Bunlar mevcut devletlerin yanında saf tutmuş kimselerdir. Yahya Aleyhisselam’ın öldürülmesine fetva veren din adamlarıydı. Bunlar farklı.
Hepinizin damarlarında devletçilik var mıdır?
Aslında hepinizin damarlarında devletçilik vardır. Benim de vardır. Devlet bizim bu ensemizde boz piştirse dahi biz devlet düşmanlığı yapmayız. Yapmayız. Biz bir şey olsak yalın ayak, başı kabak, baldırı çıplak en önde. Yürüyecek olan biziz. Gene biziz başkası değil. Bunun örnekleri de görüldü. Ben bu toplulukla mutluyum, gururluyum. Yani sonuçta bir kargaşa çıktı. Biz cumhurbaşkanının sözüne bile bakmadık. Herkesten önce biz toplandık. Biz de darbeye karşı geldik. O yüzden de darbelere maruz kaldık. Bunun da altını çizin. Biz meydandayken bazı AK Parti milletvekilleri gözlerini uyuştura uyuştura biz meydanı terk ederken yeni geliyorlardı. Beklediler. Darbe ne tarafa evrilecek diye beklediler. Neyse o yüzden bizim damarlarımızda devletçilik vardır. Biz devlete ihanet etmeyiz. Genetiğimiz bu.
Vatan hizmetinde dergâh nasıl bir rol oynar?
Benim bağlı bulunduğum dergâh, dışarıdan sebetiyelerin, masonların, İngiliz kraliyet ailesinin yönetileceği bir dergâh da değil. Onların algılarıyla, onların bizim üzerimize yüklenmeleriyle yoldan dönecek olan da bir dergâh değiliz biz. Vatan için can verilecekse veririz. Gözümüzü kırpmayız. Kim vatana gözünü dikerse, kafasını götürürüz onun. Devlette istemediğimiz şeyler olabilir. Devlet yöneticileri istemediğimiz şeyleri yapar. Ama devlet bizim devletimizdir. Devlet düşmanı olmadık, hiç olmayız da. Vatan düşmanı da değiliz. Askerimize, polisimize silah doğrultan bizden değildir. Devletimize silah doğrultmayız.
Kaynak: Anadolu Sufîliği ve Dergâh Geleneği | Gazâlî Sohbetleri 5
Hizbü’n-Nasr – Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî (k.s.) nedir?
Hizbü’n-Nasr, İmâm Şâzelî Hazretleri’nin «Hizbü’n-Nasr» Duası (Hür türlü belâ, musîbet, fitne, ve düşman karşısında okunacak duadır).
Hizbü’n-Nasr Duası ne işe yarar?
«Hizbü’n-Nasr» Duası (Hür türlü belâ, musîbet, fitne, ve düşman karşısında okunacak duadır).
Hizbü’n-Nasr Duası’nın sonunda neler istenmektedir?
اَللّٰهُمَّ لٰا تَجْعَلْ لِعَيْشِي كَدًّا وَلٰا لِدُعٰائِي رَدًّا وَلٰا تَجْعَلْنِي لِغَيْرِكَ عَبْداً وَلاٰ تَجْعَلْ فِي قَلْبِي لِسِوٰاكَ وُدًّا فَاِنِّي لٰا اَقُولُ لَكَ ضِدًّا وَلٰا شَرِيكًا وَلٰا نِدًّا اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ * وَلَا حَوْلَ وَلٰا قُوَّةَ اِلّٰا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ * وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ تَسْلِيماً كَثِيراً * اِلٰى يَوْمِ الدِّينِ آمِين.
Ebdâl olan kulların bu mertebeye erişebilmeleri için hangi dört şeyin gerekli olduğunu kim belirtmiştir?
Onlar Ebû Tâlib el-Mekkî’nin «Kûtu’l-Kulûb» adlı eserinde zikrettiği şu dört şey ile bu mertebeye ulaşmışlardır. Bunlar; az konuşmak, uzlet, açlık, ve geceleri uykusuz geçirmektir.
Kaynak: İcâbetü’l-Gavs | İbn Âbidîn
İcâbetü’l-Gavs | İbn Âbidîn nedir?
UB’UN BUNLARDA NASIL TASARRUFTA BULUNDUĞU MESELESİ. Abdülvehhâb Şa’rânî Hazretleri (rh.a.) , «el-Cevahir ve’d-Dür» adlı eserinde şöyle der: "Şeyhime dedim ki, Kutub’a nimetler, ve imdadatlar (rabbani yardımlar) indiği gibi yeryüzüne has belalar da ilk önce kendisine inip oradan halka mı yayılıyor, yoksa Kutub’un füyuzatı sadece nimetlere mi hastır? (yani ondan sadece ilahi nimetler mi taşar?). Şeyhim dedi ki: Evet, yeryüzüne has belalar ilkin Kutub’a iner ardından ondan taşar (yeryüzüne dağılır). Ona bir bela indiğinde onu korku, ve teslimiyet karşılar. Ardından Allah’ın kendisine levh-i mahfuzda gösterdiklerini beklemeye koyulur. Eğer ona silme, ve değişim gözükürse Allah’ın bu yöndeki hükmünü yüce dergahının kapıcılarına –bunun kendisinden feyiz ettiğini hissettirmeden- infaz ettirir. Eğer ona isbat, ve adem-i mahv görünürse o zaman görevi kendisine en yakın olan iki imama verir, onlar da görevi alır, ve bu görevi kendilerine en yakın dört imama (dört evtada) verirler. Bu durum, kendi dairesindekilerin tümüne ulaşıncaya kadar böyle devam eder. Eğer bu bela kalkmazsa o zaman ariflerden efradlar bunu müminlerin avamından ahadlara dağıtır, ta ki Allah bunu onların üstlenmesiyle ortadan kaldırsın. Çoğu zaman onlardan biri nedenini bilmediği bir iç sıkıntısı, gönül darlığı hisseder. Bazısı da uykusunu kaçıracak endişelere maruz kalır. Bazısı da gaflete, ve uzun süreli suskunluğa marul kalır. Öyle ki bir harf bile konuşamaz. Bütün bunlar onlar arasında taksim edilmiş olan belalardan kaynaklanır. Eğer bu taksimat olmasaydı kendisine bela inan biri anında yok olacaktı. Bu yüzden Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: ‘Eğer Hak Teala’nın insanları birbiriyle defetmesi olmasaydı yeryüzü mutlaka fesada uğramış olurdu. Fakat Allah alemler üzerine fazl-u kerem sahibidir.’ (Bakara, 251)"
Kaynak: İcâbetü’l-Gavs | İbn Âbidîn
Kutub’un makâmı Mekke ya da Yemen’dir mi?
Daha önce belirttiğimiz gibi Kutub’un makâmı Mekke ya da Yemen ’dir. Tabi bu makamlarda bazen veya genel itibari ile bulunur.
Kaynak: İcâbetü’l-Gavs | İbn Âbidîn
Kutub’un ehli beytten olması şart mı?
Şeyhime sordum: Dediler ki: Hayır, şart değildir. Zira bu vehbî bir durumdur, Allah dilediğine verir. Soylu da olabilir, başkaları da olabilir.
Kaynak: İcâbetü’l-Gavs | İbn Âbidîn
Kutub’un durumu nasıl açıklanmaktadır?
Allâme Şuberi konuyla ilgili bir soruya cevaben şöyle demiş: İmâm Yâfiî , «Kifayetü’l-Mü’tekid» adlı eserde bazı ariflerden yaptığı nakiller esnasında şöyle buyurmuştur: Kutub’un (ki o aynı zamanda Gavs’tır) durumu –Cenâb-ı Hak onu kıskandığından (özen gösterdiğinden)- hem avama hem de havassa gizlidir. Yalnız şu vardır ki o âlim görünümlü câhil, akıllı görünümlü aptal, hem yakın hem uzak, hem zor hem kolay, hem güvenli hem sakıncalı görünür.
Kaynak: İcâbetü’l-Gavs | İbn Âbidîn
Kutub’a Allah tarafından indirenler (varidatlar) nelerdir?
KUTUB’A Allah TARAFINDAN İNENLER (varidatlar) ve KUTUB’UN BUNLARDA NASIL TASARRUFTA BULUNDUĞU MESELESİ. Abdülvehhâb Şa’rânî Hazretleri (rh.a.) , «el-Cevahir ve’d-Dür» adlı eserinde şöyle der: "Şeyhime dedim ki, Kutub’a nimetler, ve imdadatlar (rabbani yardımlar) indiği gibi yeryüzüne has belalar da ilk önce kendisine inip oradan halka mı yayılıyor, yoksa Kutub’un füyuzatı sadece nimetlere mi hastır? (yani ondan sadece ilahi nimetler mi taşar?)".
Kaynak: İcâbetü’l-Gavs | İbn Âbidîn
Bu olayı inkâr etmek ne anlama gelir?
Bu olayı inkâr etmek, NİFÂK/MÜNÂFIKLIK alâmetlerindendir. Mââzallâh, bu olayı inkâr etmek, Peygamberlerin diri olduklarını, ve onlarla iletişim kurulabileceğini inkâr etmek anlamına gelir. Bu durum, devamlı mûcizenin, ve açık kerâmetin ikrârı anlamına geleceğinden, sû-i hâtimeye (kötü sona) götürür.
Seyyîd Ahmed er-Rifâî (K.s.) Hazretleri sahâbeden sayılır mı?
Her ne kadar farklı görüşler varsa da şeyhlerimizin kabul ettiği sahih görüşe göre sahabeden sayılmazlar. Sehâvî, Ferrâ ve diğer bazı âlimler de bu görüştedir. Çünkü buradaki hüccet, ve delil, Hz. Peygamber (S.a.v.)’in diri, ve hayatta olmasıdır. Ancak söz konusu hayat dünyevî olmayıp uhrevîdir, ve dünyaya ait hükümler buna dayandırılamaz.