Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Diğer — Sayfa 7

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Diğer(888) — Sayfa 7/11

Hazreti Pir, Hazreti Mevlâna’da "Sen bu alemi hayal üzerinde yürür gör" der Mesnevi’nin başında mıdır?

Hazreti Pir, Hazreti Mevlâna’da "Sen bu alemi hayal üzerinde yürür gör" der Mesnevi’nin başında.

Kaynak: Nefes II — 5 Mart 2016 Sohbeti

Hâyâl ne?

Hâyâl; kendi iç aleminde bilgince ve duygularınla kurguladıklarındır. Kendi iç aleminde nasıl kurguladıkların varsa Allah’ın kendi zat-ı uluhiyetinde kurguladıkları vardır. Hayal bu manda tüm var oluşu kapsar, hatta varoluş bize gerçekçi görünse de hayalden ibarettir.

Kaynak: Nefes II — 5 Mart 2016 Sohbeti

Kişi hayalini kurgular mı?

Evet. Buna ben hayır demem ve benim nazarımda bir kimse bir meselede hayali var ise onun üzerinde hayal kurguluyorsa o kimse o meselede başarılı olacağına inanırım. Adam bir iş kuracak işin hayali yok onda, başarılı olamayacağına inanırım. Bir ev kuracak, evin hayali yok onda. Bir kadın alacak kendisine, alacak olduğu kadının hayali yok onda. Bir erkekle evlenecek, evlenecek olduğu erkeğin hayali yok onda. Bir yol yürüyecek, yolun hayali yok onda.

Kaynak: Nefes II — 5 Mart 2016 Sohbeti

Hayal kurgusu nedir ve nasıl işler?

Eselede hayali var ise onun üzerinde hayal kurguluyorsa o kimse o meselede başarılı olacağına inanırım. Adam bir iş kuracak işin hayali yok onda, başarılı olamayacağına inanırım. Bir ev kuracak, evin hayali yok onda. Bir kadın alacak kendisine, alacak olduğu kadının hayali yok onda. Bir erkekle evlenecek, evlenecek olduğu erkeğin hayali yok onda. Bir yol yürüyecek, yolun hayali yok onda. Bu benim tarzım ve hayatım değildir. Bu benim kendi cüz’i irademle.

Kaynak: Nefes II — 5 Mart 2016 Sohbeti

Hayalin ikinci kısmı nedir?

Hayalin ikinci kısmı, meseleyi uzatmayayım o kimsenin kendi kurguladıkları hayaller, bilgisi nispetindedir. Bir kimsenin bilgisi işiyse, tecrübesiyle sabittir. İşse tecrübeyle alakalıdır. Bu dini bir meseleyse dini meselede de hem tecrübe hem bilgisiyle alakalıdır. Bu kimsenin normalde kendisini ilgilendiren her ne var ise bunların hepsi de o kimsenin bilgi ve tecrübesi kadardır.

Kaynak: Nefes II — 5 Mart 2016 Sohbeti

Hayal ile keşf arasındaki ilişki nedir?

Bilginin geliş noktalarından birisi rüyadır, keşftir. O güne kadar görmüş olduğu rüyalardan, hallerden almış olduğu bilgiler varsa onlar da bilginin içerisindedir. Bu o kimsenin kendi cüz’i iradesiyle kurgulamış olduğu hayaldir. Birde ben hayalin ikinci kısmına bakarım. Bu halktan insana ait hayaldi, hayalin ikinci kısmı Hakk’a aittir. Hakk’a ait hayal o kimseye paket program olarak gelir. O kimse rüyasında x kimseyi görür onunla evlenir, çocukları vardır. Bu Hakk’tan gelen paket programdır.

Kaynak: Nefes II — 5 Mart 2016 Sohbeti

Ruhların bedenleşmesi ve hayal alemi nedir?

Bildiğimiz kadarıyla ruhlar hâyâl yoluyla kendilerini bedenleştirir Hayal alemi ruhların bedenleşmesine, bedenlerin de ruhanileşmesine izin verir. Mikro kozmik düzeyde basit olarak söylersek düşüncelerimiz dış dünyadaki nesneleri algılayarak ruhanileşir. Nesnelerin bu ruhanileşmiş doğası rüyalar aleminde kesin kanıt olur.

Kaynak: Nefes II — 5 Mart 2016 Sohbeti

Hayal gözü ve kalp gözü arasındaki ilişki nedir?

Arabi uyanıkken gören cismani göz ile uykuda gören hayal gözünü birbirinden ayırır ki Hayal gözü uyanıklıkta bile görür der (I.303) Açıklar mısınız! Evet. Hayal gözü aynı zamanda da bir veçhesiyle kalp gözü dediğimiz şeydir. Bu uyanıkken de çalışır mı? Evet. Uyanıkken çalışırken o kimsenin kendince mevcud gözünün görmediği yerlerde görmesi mümkün müdür? Evet.

Kaynak: Nefes II — 5 Mart 2016 Sohbeti

Allah’ın kudreti verildiğinde bir kimseye ne olur?

Allah bir kimseye ayırd etme kudreti verdiğinde o kimseye ilişkileri olduğu

Kaynak: Nefes II — 5 Mart 2016 Sohbeti

Allah’ın aşıklarının sadece kendisini sevmesini ister mi?

Şeyh, Allah gayretinden (kıskançlık) dolayı aşıklarından birinin sadece kendisini sevmesini isteyebilir.

Kaynak: Nefes II — 5 Mart 2016 Sohbeti

Cenâb-ı Hakk, dervişi cennette nasıl hitap eder?

Cenâb-ı Hakk ona hitap eder. Bütün vücudu kulak olur, ses bütün vücuduna gelir. Bir yerinden gelirse eksiktir. Sağından geldi, solundan geldi, önünden geldi, arkasından geldi ayrı ayrı zamanlarda, eksik. Hak mı? Evet ama eksik.

Kaynak: Nefes II — 5 Mart 2016 Sohbeti

Cenâb-ı Hakk, dervişi cennette hitap ederken sesi nasıl algılanır?

Artık o sesin sahibi olan Hakk suretten seslenir mi? Evet. Sureten görünür mü? Evet. Sureten görünmesi yanıltmasın sizi örneğin böyle hızla dağa baktığında dağda şeyhinin sureti ve Onun sesi. Bilir ki Hakk onda tecelli etti. Sesi tanıdı çünkü bakın suret değil ses onun için ne oldu? Delil oldu. Sesi ona ne oldu, delil oldu.

Kaynak: Nefes II — 5 Mart 2016 Sohbeti

Kadir Gecesi ne zaman gerçekleşiyor?

Her Kadir Gecesi. Her Kadir Gecesinde bütün Allah’ın yaratmış olduğu mahlukatın iman edenleri, mümin olanlar Beytullah’ı tavaf ediyorlar. Her Kadir Gecesi. Bakın istisnasız.

Kaynak: Nefes II — 5 Mart 2016 Sohbeti

Kadir Gecesi ne anlama gelir?

İtikafa girdi. İtikafa girdi. Ve Kadir Gecesi istisnasız bütün yaratılmış olan mahlukat. Bakın bunu ilk defa burada okuyorum şimdi hangi Âdem’den bahsediyorsun mevzusunu ama bundan on beş yıl önce sohbetlerde söylerdim ya hangi Âdem diye. Hatırlıyor musunuz eski derviş kardeşler? Evet, hangi Âdem derdim. Evet bir Âdem var, doğru. Doğru. Bu alemin, yaşamış olduğumuz alemin bir Âdemi var mı? Evet. Bir Âdem de var mı? Evet. Âdem peygamber hak mı? Evet. Evet. Biz bu alemin içerisinde yaşayan insanlarız evet, bu aleme kayıtlıyız evet. Bizim zamanımız, bizim mekânsal olarak şeyimiz bu zamanmış. Şimdilik. Bu alemin dışında alemde görevliler var mı? Evet. Bu alemin dışında da vazife yapanlar var mı? Evet. Allah’ın vazifelendirdiği öyle mübarek kulları var mı? Evet. Evet. İşte o gece bütün geçmiş ne kadar yaratılmış var ise hepsi de Kadir Gecesinde gün ışıyıncaya kadar tavaf ediyorlar.

Kaynak: Nefes II — 5 Mart 2016 Sohbeti

Spinoza ile Arabî’nin kurmuş olduğu düşünce sistemleri son derece benzerdir. Nasıl olurda bu kadar farklı zamanlarda ve coğrafyalarda yaşamış iki düşünür böyle bir benzerlik gösterir?

Arabî ve Spinoza’nın tanrı anlayışlarının en önemli benzer yönü varlığın birliği öğretisini kurmaktır. İkisi de bire ulaşma gayretiyle çaba göstermişlerdir. İki filozofta temel amaçları tanrıyı bulmak ve birlemektir.

Kaynak: Nefes II — 6 Şubat 2016 Sohbeti

Akıl mı, sezgi mi hangisi bilgiye ulaşmada daha üstündür?

Spinoza tanrıyı akıl yoluyla bulunacağını, bununda matematiğin ilkeleri üzerine kurar. Arabî’ye göre tanrı akıl yoluyla bilinemez.

Kaynak: Nefes II — 6 Şubat 2016 Sohbeti

Vahdet-i vücudda ise tanrı zatı ile aşkın, sıfat ve isimleri ile içkin midir?

Panteizm "Her şey tanrıdır" savıyla tanrıyı evrende içkin kılarak tanrı ile evreni birleştirip aynılaştırır. Vahdet-i vücudda ise tanrı zatı ile aşkın, sıfat ve isimleri ile içkindir.

Kaynak: Nefes II — 6 Şubat 2016 Sohbeti

Arabî’nin cevher kavramı nedir?

Arabî teklik çokluk sorununu izah ederken Spinoza gibi tümüyle matematik ilkelerini kullanmasa da O’da sayısal ifadeler kullanmıştır. Tabi Arabî teklik-çokluğu kullanırken Arabî’nin buradaki hareket ettiği nokta yani cevher der, cevherden hareket ederekten onlara da birer farklı manalar vererekten yürür ve Arabî bu noktada cevheri bölünmez olarak görür.

Kaynak: Nefes II — 6 Şubat 2016 Sohbeti

Vahdet-i Vücud ile Panteizmi kıyaslar mısınız?

Hiç kıyaslamam. Çünkü vahdet-i vücudla panteizm kıyaslanacak bir şey değildir. Bir şeyin kıyaslanması için birbirine benzemesi gerekir. Bir şey birbirine benzerse birbiriyle kıyaslanır. Farzları farzlarla kıyaslarsınız, nafileleri nafilelerle kıyaslarsanız, et yemeklerini et yemekleri ile kıyaslarsınız, et yemeğini sebze ile kıyaslayamazsınız, sebzeleri sebzelerle kıyaslarsanız. Bir şey kendi cinsinden kendi türüyle kıyaslanır. Allah’la kıyaslanacak hiçbir şey yoktur neden? Allah Allah’tır. O’nu kıyaslayabilecek bir şeyimiz yoktur. Panteizm varıldığı Allah olarak gören bir düşüncedir o yüzden kıyaslanacak bir şey değildir. Vahdet-i vücut ise varlığı Allah olarak görmez. Benim bildiklerim. Ama bunların içerisinde Vahdet-i vücudcu olarak görmediğim bu panteizme kayan kimseler var ben onlara zaten katılmıyorum Allah muhafaza eylesin. O yüzden vahdet-i vücud düşüncesi gerçek manada bir yaratıcı ve yaratılanı kabul eder, panteizm yaratıcıyı yaratılanı kabul etmez. Panteizm için her şey, bu görünen her şey tanrıdan bir parçadır.

Kaynak: Nefes II — 6 Şubat 2016 Sohbeti

Tahallül hadiseleri ile Allah’ı rüyada görmeyi kıyaslayabilir miyiz?

Tahallül hadiseleri ile Allah’ı rüyada görmeyi kıyaslar mısınız? Soru: TAHALLÜL hadiseleri ile Allah’ı rüyada görmeyi kıyaslar mısınız?

Kaynak: Nefes II — 16 Ocak 2016 Sohbeti

İbnü’l Arabî’nin rüyalarında görüştüğü varlıklar kimlerdir?

İbnü’l Arabî bazen Cebrail ile bazen Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile bazen de Allah (c.c) ile vasıtasız görüştüğünü söyler. Bu görüşmeler genellikle O’nun rüyalarında gerçekleşir.

Kaynak: Nefes II — 16 Ocak 2016 Sohbeti

Bilinmekliği sevdim neden?

Çünkü bunu kavrayacak olan, bunu anlayacak olan insan.

Kaynak: Nefes II — 5 Aralık 2015 Sohbeti

Bu hayal sizin kurguladığınız hayal değil, perdeden perdeye geçiş midir?

Bu hayal sizin kurguladığınız hayal değil, perdeden perdeye geçiş. Bu zaman dilimi var ya bu zaman dilimi boş değil, bu arada çok ince bir hayal perdesi var, hayal perdesi. Ve burada her an yukarıdan aşağıya yeni bir yaradılış perdesi gelmekte, yeni bir yaradılış dalgası gelmekte. Bu çok hızlı bir şekilde olduğundan biz bunu fark etmiyoruz. Çok hızlı bir şekilde olduğundan. Burada her dalga boyutu, her dalga boyutu yeni bir alem. Her dalga yeniden bir var oluş, her dalga. Ve o dalga vurdu, o en kısacık zaman biriminde yeniden yok oluş, İdam ve her an İdam ve İcad çok hızlı bir şekilde alemin içerisinde çalışmakta. Her an idam sehpası alem idam edilmekte her an yeniden icad edilmekte. İcad edilen her şey bir öncekine benzer, aynısı değil. Çünkü Cenâb-ı Hakk bir yarattığını tekrar yaratmaz. Allah her an yeni bir şan üzerinedir, şen üzerinedir, her an yeni bir yaratma üzerinedir. Allah kâinatta var olan her şeyi her an yeniden yaratır. O böylesine güçlü, kudretli, kuvvetli, o böylesine alimdir. Her an her şeyi yeniden yaratır.

Kaynak: Nefes II — 5 Aralık 2015 Sohbeti

Dosyaladığı nedir?

Her an yeniden yaratır, bir öncekini dürer kitap sayfası gibi raflar, öyle diyelim. Her an yeniden var eder her an yeniden var ettiğini aynı zamanda da onu bir çip gibi bir yere dosyalar. Dosyaladığı nedir? Mizandır. Bütün mükavanat komple mizana dosyalanır yani bir an önceki, bir an önceki var olan bu alem dosyalı bir şekilde hafızaya alındı öyle söyleyeyim size. Onu hafızaya alır. O yüzden hesabınız çok çabuk görülür, o yüzden hesaplar birden görülür çünkü hafızadadır. Hafızada olduğu için birden görülür ve Cenâb-ı Hakk bunu kendince levh-i mahfuzda da zaten bu yazılıdır, vardır. Levh-i mahf, mahfuzda yaşanacak var olduğundan dolayı -burada bir şey yarattı, biz bu yaratmayı daha önce burada işlemiştik, yaradılanları da işlemiştik sıralamıştık. Yaradılanlardan birisi ilk önce bir şey yarattı o bir şey aynı zamanda neydi: akl-ı evveldi. Akl-ı evvelden ilk yaratılan şey kalem, kalemden sonra ilk yaratılan şey ne: levh-i mahfuz.

Kaynak: Nefes II — 5 Aralık 2015 Sohbeti

128 sıfır bölü 1 zaman içerisinde olan şeyler nelerdir?

Bu yaratılanlarda tekrar tekrar söylüyorum, bu varlığa geçen ilk şey, ilk şeyden sonra, kalem, levh-i mahfuz, 128 sıfır bölü 1 zaman içerisinde birbirinin akabinde tamamlanan şeyler. Bakın orda o kadar ince bir zaman farkı var, biz buna zaman dersek. Anne karnında çocuk, "Alemi Âdem’in suretinde yarattım." bunu anlamamız için kendi yaradılışımıza döndük. Kendi yaradılışımıza döndüğümüzde bilmem kaç saniye bölü 0.1 zaman zarfında erkek spermi kadın yumurtasının içerisine girdi. Daha girer girmez daha 1 iken hemen anında ne oldu: 2 oldu, 2 olur olmaz daha hayal meyalken 4 oldu, 4 olur olmaz hayal meyalken 8’e bölündü, 8 hayal meyalken daha tam değilken 16’ya bölündü, 16 32’ye bölündü, 32 64’e bölündü. Nerde? Anne karnında. Biz varoluşu, var edilişide yanı şekilde göreceğiz bu 124 sıfır bölü 1 zaman birimi içerisinde akl-ı evvel, akl-ı evvelden hemen sonra kalem. Bu, bu kadar çok kısa bir zamanda levh-i mahfuz, bu kadar çok kısa zaman içerisinde, bakın bu kadar çok kısa zaman içerisinde levh-i mahfuzdan sonra ne? Melekler, anında ruhlar. Bunlar böyle zaman zarfı içerisinde yaratılı yor hepsi de bu zaman zarfı içerisinde 124 sıfır bölü 1. Bunu böyle gayri ihtiyari söylüyorum illa ki bu sıfırların üzerinde durmanız şart değil yani bir insanın akıl olarak algılayabileceği en küçük zaman birimi iki zaman arasındaki fark. Bir insanın algılayabileceği aklıyla. Kalbiyle bunu algılaması mümkün. Kalbiyle bunu algılayabilmesi için bunu yavaş çekimde görmesi lazım. Bunu ancak ilham ile mümkün. O ilham yok ise o keşf yok ise o kimsede bunu algılaması mümkün değil ancak akli olarak bu kadar anlatılabilir herhalde, ben o kadar anlatabiliyorum çünkü bu zaman dilimi algılanabilecek bir zaman dilimi değil.

Kaynak: Nefes II — 5 Aralık 2015 Sohbeti

Bu alemin hesaplanabilir bir sınırlılığı var mı?

Bu alemin hesaplanabilir bir sınırlılığı yok çünkü her an 124 sıfır nokta 1 zaman zaman birimi içerisinde genişlemeye devem ediyor. Bunu bir samanyolu olarak algılamayın. Bu samanyolunu bu alemin kolunda bir hücre olarak görün. Sizin kolunuzdaki hücre genişlemiyor her an yenileniyor kolunuzdaki hücre genişlemeye devam ederse o hücre bir tanesi büyüse diğer hücreleri yer bitirir o hücre her an aynı boyutta duruyor, hücrenin içerisindeki atom çekirdekleri aynı boyutta duruyor. Atomun içerisindeki atomu teşkil eden içindeki çekirdekler aynı boyutta duruyor, o çekirdekleri teşkil eden içindeki daha da içsel çekirdek var aynı boyutta duruyor, onun içerisinde ayriyeten yeniden bir çekirdek var görünen, görünüyormuş gibi olan, aynı boyutta duruyor. O zaten sıfır, onun herhangi bir ağırlığı yok, onun hacimsel bir ağırlığı yok. Bunu da bulacak insanoğlu onun hacimsel ağırlığının olmadığını görecek. Onun hacimsel bir ağırlığını görmediği an, bu alemin hacimsel bir ağırlığının olmadığını tespit edecek. Bu alemin, yaşadığımız alemin, bu varlık alemin hacimsel bir ağırlığı yok hacimsel bir ağırlık varmış gibi zannediyoruz. Biz ağırlık ölçüyoruz. Neye göre ağırlık ölçüyoruz? X şeye göre ağırlık ölçüyoruz ama gerçek manada bu alemin, bu alemin dışındaki alemlerin geçek manada hacimsel ağırlıkları yok çünkü bunların hepsi de Arabî öyle diyor: hayal. Gölge. Gölgenin hacimsel ağırlığı olur mu? Olmaz. Hazreti Mevlâna’ya göre de bu alem hayal üzerine yürüyor. Bu alem hayal üzerine yürüyor. O zaman varlık her an yeniden yenilenmekte ve yenilenen her şey idam edilmekte. Yenilenen her şey idam edilmekte. İdam edilmekte dediğimizde o zaman bu idam edilen bu perde nerde? Levh-i mahfuzda.

Kaynak: Nefes II — 5 Aralık 2015 Sohbeti

Yaradılış devam eden bir şey mi?

Alemi, yaradılışı akan bir çağlayan gibi görün. Çağlayanın başındasınız, her an akıyor. Çağlayanın, kaynağın başı ne? Âmâ. Kaynağın başı Âmâ. Bunun arkası ne? Bilinmezlik. Orayla konuşmuyoruz. Biz kaynağın başını görüyoruz. Biz kaynağın gerisini bilmiyoruz. Bosna’ya gidenler orda Sarı Saltuk’un tekkesine gittik mi? Sarı Saltuk’un tekkesinin başında durduk çıktık ordan balkona, balkona çıktık, o kaya dümdüz oradan aşağı doğru geliyor mu? Geliyor, oradan da su çıkıyor mu? Çıkıyor. Biz elimizde teknoloji yok, o suyun geliş yerini biliyor muyuz? Hayır, suyun çıkış yerini biliyoruz. Arkada su olmamış olsa o su çıkar mı oradan? Çıkmaz. Suyun çıkış yerini gördük biz ne dedik ya burada bir kaynak var. Biz bilgi olarak biliyoruz oradan bir kaynak olduğunu. Varlığın başlangıcını öyle görün, bu bilinmeklik var ya burada Bilinmeklik, bakın bilinmeklikten o yüzden bilinçli bir şekilde ok işareti koydum. Ok işareti. Biz bunu (oku) böyle bir çağlayan gibi görebiliriz. Bu çağlayan devam ediyor böyle. Devamlı buradan aktığından dolayı biz onu devamlı aktı olarak biliyoruz. Devam eden bir şey bu. Yaradılma devam eden bir şey. Her an. Devam eden olduğu için biz aynısı yaratıldı zannediyoruz. Benzerini yarattı, aynısı değil.

Kaynak: Nefes II — 5 Aralık 2015 Sohbeti

Her yatay çizgi başka bir alem mi?

Her yatay çizgi evet, bir alem. Evet başka bir alem. Her yatay çizgi başka bir alem ama bu alem bir önceki aleme benzer ama aynısı değil. Bakın, bu alem bir an önceki aleme benzer, aynısı değil. Siz her an bu dediğim, tekrar geliyorum oraya şimdi, hani 128 sıfırda kaldık ya bugün, 128 sıfır nokta 1’de yenilendiğinden fark etmiyoruz bunu. Anlaşılmayan bir şey var mı? "Alemlerden bahsettik de bu mevcut diğer alemleri de içinde yaşadığımız alemler içerisinde mi aramak lazım yoksa dünyanın dışında daha farklı yerlerde mi aramak lazım?" Bu bir bütüncüllük içerisinde bu, kocaman. Sen bir bütünsün. Sen bir bütüncüllük içerisinde her an yeniden yaratıldığını düşün. Senin kolunla öbür kolun birbirinden habersiz olabilir ama bütünün içindesiniz. "Yani bu alemler şöyle olabilir mi, 81 bin alem daha yarattım dünyadan hariç ya da alemlerden hariç." Buna biz kendimizce sonsuz diyebiliriz. Yaradılış sonsuz ama bu yaradılışın bir sınırı var o anda ama o sınır geçerli.

Kaynak: Nefes II — 5 Aralık 2015 Sohbeti

Günümüzde İslam kitap ve demirin arasında bozguna uğramadı mı?

Kitap ve demirin arasında sürekli teraziyi bulundurmak gerekmez mi?

Kaynak: Nefes II — 28 Kasım 2015 Sohbeti

İslam adına zulüm yapan partiler, cemaatler ve terör örgütleri nelerdir?

KİTAP-TERAZİ-DEMİR İŞİD, EL KAİDE, TALİBAN, BOKO HARAM bu liste uzayıp gidiyor. İslam adına, dini otorite, iktidar kurma adına hayatı yaşanmaz hale getiren partiler, cemaatler yok mu?

Kaynak: Nefes II — 28 Kasım 2015 Sohbeti

Terör örgütlerinin İslam’ın temel değerlerine uygunluğunu nasıl değerlendirmektedir?

Bunların içerisinde gizli örgütler var bir sürü şeyler var bunların içerisinde ve sonradan bunlar işin ucunu kaçırdılar. Şimdi de Afganistan’ın başında karzai denilen Amerika’dan paketlenip getirilmiş bir devlet başkanı var. Amerika’dan paketlenip getirildi o. Amerika’dan paketlediler getirdiler, sen burada devlet başkanısın dediler şimdi oradaki yerel halk karzai ve oradaki Isaf’la mücadele ediyorlar orda. Bu mücadele yöntemleri İslam hukukuna uygun mu? Dışarıdan izlediğimiz kadar, değil. Sivilleri öldürüyorsanız uygun değil ama genel olarak ışid kurucusunun kim olduğu belli değil, felsefesinin ne olduğu belli değil. El kaide, kurucusunun ve felsefesinin ne olduğu belli değil. Boko haram kurucusunun ve felsefesinin ne olduğu belli değil. Sivilleri katlediyorlar sivilleri katlettikleri müddetçe hiçbir zaman İslami olamazlar. Hiçbir zaman. Hiçbir zaman. Bakın hiçbir zaman diyorum. Bir kimsenin elinde silah var ise ve o silahı sivil bir kimseye doğrulttuysa o terör örgütüdür. İslam adına bunların yapılması uygun değildir, caiz değildir.

Kaynak: Nefes II — 28 Kasım 2015 Sohbeti

Cebrail’in Dıhye suretinde görünmesi ne anlama gelir?

Cebrail aleyhisselamın Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sohbetinde Dıhye suretinde görünmesidir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri varlığın hakikatine vakıf olduğundan onun Dıhye suretinde gelmiş olan Cebrail olduğunu bilir ve “Bu soruyu soran kimdi?” dediğinde sahabeler “Dıhye’ydi ya Resulullah.” derler ama Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri “O Dıhye değildi, size öyle göründü. O Cebrail kardeşimdi, dininizi öğretmek için bana gelmişti.” Der.

Kaynak: Nefes II — 24 Ekim 2015 Sohbeti

Sürgün ne demektir?

Biz sürgünüz. Biz sürgünüz. Ben sürgünlüğümün zat-ı ilahiyeden başladığına inanıyorum. Ben onun ilminde var idim. Onun ilminde, Onun kendinde. Bir gün bacak bacak üstüne atıp beni bu varlığa sürdü. Keyfini çatıyor onun. Ben o keyif çatsın diye buradayım zaten. O keyif ediyor ya, O keyfine keyif katsın. Ben bir gün bu varlığımın sona ereceğini ve bu varlıktan kurtulacağıma inanıyorum. Bunun açış kapısı sizin ölüm olarak gördüğünüz şey. Ben ölüme inanmıyorum. Bu manada ölüm var ama bu varlıktan kurtuluşuma sebep olacağına inanıyorum ve an ve an bu varlık denilen şu hapishaneden kurtulacağıma inanıyorum. Ben bu varlığı tamamiyetle hapishane olarak görüyorum. Sürgün yeri olarak görüyorum. Ve bunun içerisinde biz önce Âmâdan, biz bu varlığa sürüldük. Önce ruhlar alemine sürüldük, sürgün yedik. Ben biraz da aykırıyım ya, ben biraz da aykırı olduğumdan ruhlar aleminde beni tutmadılar gönderdiler beni aşağı doğru alem-i misale. Ben oradan da sürgün yedim ben anne karnına geldim. Ben sevilmeyen çocuğum ya. Beni çok düşürmek istemiş biraz sizi duygusala bağlayayım. Yüksekten atlamış, taş taşımış, teneke taşımış. Bir sabah ben onu Bayındır’a götürürken dedim ki “Ne istedin benden ya” “Ne oldu?” dedi, dedim “Beni, yukardan atlarken hiç mi düşünmedin, hiç mi sevmedin!” dedim “Tenekeleri, taşları taşırken hiç mi için sızlamadı, hiç mi yüreğin kanamadı ben karnımda bebek taşıyorum neden bunu düşürmeye çalışıyorum diye hiç düşünmedin mi?” dedim. “Sen nerden biliyorsun bunları?” dedi bana “Görmüyor musun benim hayatımı?” dedim “Benim hayatıma baktığım zaman bunu anlamadığımı mı zannediyorsun?” dedim. “Sürgünüm ben her yerden” dedim. Ben anne karnında da duramadım sürgün yedim. Ben yaşadığım şehirden de sürgün yedim. Sürgünden sürgüne gidiyoruz hep beraber. Hepiniz sürgünde değil misiniz? Bakın etrafınıza, bakın hayatınıza, bakın yaşadığınız hayatlara, bakın şu memleketin haline, bakın şu dünyanın haline. Sürgün değil mi? Bakın insanlar sürgün değil mi? Ortadoğu’da insanlar sürülmüyor mu? Biz sürgün değil miyiz? Biz fikir olarak sürgün değil miyiz? Biz gönül olarak sürgün değil miyiz? Hangimiz istediğimiz hayatı yaşıyor? Sürgünüz biz ama bu sürgünlüğümüz bu varlığın içerisinde sürgünden sürgüne gidiyor ama bizim asıl sürgünlüğümüz buradan başladı (Âmâ). Ne dedi Hazreti Pir “Koparıldığım günden beri, ayrıldığım günden beri ben her toplulukta ağladım. Her toplulukta ağladım.” Nerden kopup geldi? Kamışlığı anlattı bize, Ney’i anlattı, “Dinle” dedi “Dinle. Bak bu ney ayrılıklardan dem vurmada.” Neleri ayırdınızda geldiniz? Nelerden ayrıldınız da geldiniz? Nerden ayrıldınız geldiniz? İstemiyorum ruhlar alemini. Yok hayır. Tekrar oraya döneceğime inanmıyorum. Tekrar oraya dönemeyeceğim. Sürgünüz biz. O zaman bu varlıktan kurtulacağıma inanıyorum. Bu varlıktan kurtulmazsam kendimi hiç özgürleşmiş kabul etmeyeceğim. Bu benim inancım. Varlığın dışında da varlık var. Muhteşem bir tespitti. Evet ve hatta zaman dışı bir yapıya mı sahiptir. Evet. Zaman dışlı bir yapı mı var? Evet. Varlığın dışında bir yapımı var? Evet. Varlığın dışında bir yapı mı var? Evet. Varlığın dışındaki yapıya inanıyor muyum? Evet. İnandığımı yaşayacağım.

Kaynak: Nefes II — 24 Ekim 2015 Sohbeti

Katı akılcılık ve din karşıtlığı arasında nasıl bir ilişki vardır?

Din karşıtlığı açısından bakıldığında, katı akılcılığın şartları, aslında gerçekten gerekli olan şartlar değildir, din adına bakıldığında ise bu şartlar karşılanması mümkün de arzu edilir de görülmemektedir. Katı akılcılığın alternatifi katı imancılıktır.

Kaynak: Nefes II — 25 Temmuz 2015 Sohbeti

Kierkegaard’a göre iman nasıl açıklanır?

Kierkegaard’a göre "tanrıyı nesnel olarak kavrayabilirsem inanmış olmam; fakat bunu yapamadığım için inanmalıyım. Eğer kendimi iman dairesinde tutmak istiyorsam nesnel kesinsizliğe sıkı sıkıya tutunmaya kararlı olmalıyım."

Kaynak: Nefes II — 25 Temmuz 2015 Sohbeti

Gabriel Marcel’e göre inanmak nasıl açıklanır?

Gabriel Marcel’e göre "Gerçek inanan, inanmak için dokunmaya yani bilmeye ihtiyacı olmayandır."

Kaynak: Nefes II — 25 Temmuz 2015 Sohbeti

Katı imancılık İslam’ın öngörüsüne uygun mudur?

Buna rağmen katı imancılık, bir dinin özellikle İslam’ın öngördüğü hatta uygun gördüğü bir anlayış değildir.

Kaynak: Nefes II — 25 Temmuz 2015 Sohbeti

Biatlaşmanın çerçevesini kim çizer?

Bu çerçevede Hanefiler çok hassastırlar. İmam-ı Muhammed bu konuda devlet hukuku noktasında aşırı derecede hassasiyet gösterir ve biatlaşmada sultanın veya siyasi otoritenin marufun dışına çıkmaması gerektiğini, marufun dışına çıkarsa sultanın azledilmesi gerektiğine kadar götürür.

Kaynak: Nefes II — 25 Temmuz 2015 Sohbeti

Velayet mertebesine yükselmiş olan bir kimse ne bilir?

Velayet mertebesine yükselmiş olan bir kimse kendisinin Hakk Teâlâ’nın bir tecellisi olduğunun ve bu vasfıyla da zat yönünden Hakk ile aynı olduğunun berrak bir bilincine sahiptir.

Kaynak: Nefes II — 25 Nisan 2015 Sohbeti

Velayetin üçüncü tecelliyatı nedir?

Bu noktada da ne o kimse bilir kendisinin veli olduğunu nede halk bilir onun veli olduğunu ama Cenâb-ı Hakk ona hani ricali gayb derler ya, bunlar ricali gaybtır. Bunlar bilinmez hiç. Ne halk bilir bunları nede kendisi bilir. Farkında değildir o.

Kaynak: Nefes II — 25 Nisan 2015 Sohbeti

Velayet makamı nedir?

O yüzden velayet mertebesine yani veliliğe ulaşmış olan, veli olan, veli ism-i şerifi üzerinde tecelli eden kimse makam, velayet makamıdır. Sıralarsak, 7.makam. Emmare, levvame, mülhime, mutmainne, radiye, mardiyye, safiye makamına gelenler velilik makamı yani velayet makamına gelir. Buraya çıktığında velayet makamıdır orda velilik tecelli eder o kimsenin üzerinde ama bunun aşağıda da gölge gibi tecelli eder mi? Eder ama o henüz daha hakikat noktasına çıkmadı. 5.esmayı alanlarda velilik kokusu başlar. Velilik kokusu ta baştadır o kimsenin, veliler seçilmişlerdir çünkü Allah katında. Onlar 3 yaşındayken de veli olduklarının kokusu koku alan burunlar tarafından bilinir. O daha 10 yaşlındadır, 20 yaşındadır, 30 yaşındadır, o kokuyu alır herkes. Alan alır o kokuyu. Hatta o kokudan dolayı kimisi onları şeyh zanneder, veli zanneder, oldu bu zanneder, kemale erdi zanneder. Onlarda tehlike içerisinde büyürler çünkü hep. Allah muhafaza eylesin. O yüzden o hale gelen bir kimse kendince velayet makamına ulaşmıştır. Velayet makamına ulaşıncaya kadar da bu yol zaten çetrefillidir, sıkıntılıdır, bu noktada kolay değildir ama o makama geldiğinde onun üzerinde bu noktada Hakk’ın tecelliyatı olur o da bu bilince sahip olur.

Kaynak: Nefes II — 25 Nisan 2015 Sohbeti

Çanakkale Savaşı’nda neler yaşanmıştır?

Su yok, ekmek yok, yiyecek yok, içecek yok ve Çanakkale savaşında ne kadar devletin ve milletin gücü varsa hepsi seferber edilmiş vaziyette. Anadolu kadını Çanakkale’ye elinde ne varsa gönderiyor. Bütün şeyhler, bütün hocalar, bütün din âlimleri, vatanını, memleketini sevenler Çanakkale’ye gönüllü asker ve teçhizat topluyorlar ve insanları savaşa teşvik ediyorlar. Vatanı kurtarmaya teşvik ediyorlar. Bu aynı şey Kurtuluş Savaşında da var.

Kaynak: Nefes — 21 Mart 2015 Sohbeti

57. Alay hakkında ne söylendi?

57. Alay tamamıyla, tamamıyla Çanakkale’de; yarın gideceğiz, tepe bir yer var ya, o tepenin altında onların şehitlikleri. O tepe sadece orda şey işte isimleri belli olsun, ziyaret edilecek yer belli olsun diye, şehitlik aşağıda, asıl şehitlik aşağıda. İyi ki aşağıda birde işin bu tarafı var. Neden? Yani o şehitliğe ben gittiklerine razı olduğumdan dolayı aman yeter ki gelsinler buraya, insanlar görsünler diye, eleştirmek istemiyorum. Şehitliğin adabına, erkânına uygun hareket etme.

Kaynak: Nefes — 21 Mart 2015 Sohbeti

Emperyalistlerin hedefi nedir?

Emperyalistler senin hangi dine iman edip etmediğine bakmazlar hangi ırktan olduğuna bakmazlar senin, kimle kimi savaştırdıkları da onlar için önemli değildir, onlar için önemli olan köleliktir, seni ne kadar üteceklerini, seni ne kadar yutacaklarına bakarlar. O gün için Ortadoğu’yu paylaştırdılar, sınırları çektiler, sanki rahat mı bıraktılar? Bakın onların o petrol yataklarını almak için Osmanlı’yı devirdiler, ondan sonra Osmanlı’yı devirirken de onlara dediler ki: Hepinize birer krallık vereceğiz. Hepsine birer krallık verdiler ondan sonra vermiş oldukları krallıkları teker teker kendileri yıkaraktan, katlederekten, oranın insanlarını da katlederekten onların almış oldukları, edinmiş oldukları bütün sermayelerini iç ediyorlar.

Kaynak: Nefes — 21 Mart 2015 Sohbeti

Din ve toprak arasındaki ilişki nedir?

Sizin toprağınız yoksa dininizi de yaşayamazsınız, siz Almanya’da dininizi yaşayamazsınız, İngiltere’de yaşayamazsınız, Amerika’da yaşayamazsınız. Ne kadar eleştirirsek eleştirelim ne kadar yanlışlıklarını ve eksiklikleri gördüğümüz halde bununla ne kadar acılar yaşarsak yaşayalım, topraklar bizim. Biz dinimizi bu topraklarda yaşayacağız. Sakın ha öyle “her yerde yaşarım” bunların hepsi emperyalist düşüncesi.

Kaynak: Nefes — 21 Mart 2015 Sohbeti

Fiile ilişkin gücün varlığı bütün kelam ekollerince kabul edilmiş husustur. Ancak bu gücün fiil işlenmeden öncemi, işlenme esnasında mı bulunduğu meselesi şiddetli ve sonu gelmez bir problemdir. Konu sadece İslam kelamcıları ve filozoflarınca değil, klasik felsefelerde de tartışılmıştır sizce nedir?

Fiile ilişkin gücün varlığı bütün kelam ekollerince kabul edilmiş husustur. Ancak bu gücün fiil işlenmeden öncemi, işlenme esnasında mı bulunduğu meselesi şiddetli ve sonu gelmez bir problemdir. Konu sadece İslam kelamcıları ve filozoflarınca değil, klasik felsefelerde de tartışılmıştır.

Kaynak: Nefes — 7 Mart 2015 Sohbeti

Fiilin varoluş şartı nedir?

Fiilin varoluş şartı kudret olduğu için, kudret kavramı ile izah edilmesi cihetine gidilmiştir.

Kaynak: Nefes — 7 Mart 2015 Sohbeti

Çağdaş düşünür Frederic Vester’in görüşleri nedir?

Çağdaş düşünür Frederic Vester; "Bazı düşünürlerin insan bir hayaldir aslında bütün yaşananlar geçici ve aldatıcıdır, bu evren bir gölgedir" sözleri bilimsel olarak kanıtlanıyor gibi…

Kaynak: Nefes — 6 Aralık 2014 Sohbeti

Gerçek nerede?

Gerçek denen nesne Arabî için aslında hayalden başka bir şey değildir. Uyumakta olup da eşyayı rüyasında gören bir kimse için, gördüğü eşya nasılsa bu hissi âlemde gerçekliği açısından Varlıkta bize o nispettedir.

Kaynak: Nefes — 6 Aralık 2014 Sohbeti

Hayyam’ın dediği gibi "Ben Düşündükçe Var Dünya, Ben Yok" niçin söylendi?

Yoksa HAYYAM’ın dediği gibi "BEN DÜŞÜNDÜKÇE VAR DÜNYA, BEN YOK" niçin söylendi. Evet. Bu hologram teorisi isim olarak sonradan hologram halini aldı. Fizikçiler olarak nitelendirildiğinden beri bu varlıkla alakalı meselelerin üzerinde düşünen hem felsefi fizikçiler hem de normal astrofizikçiler -tabii bir de işin enteresan noktasıdır;, fiziğin önünde koşan, felsefedir.

Kaynak: Nefes — 6 Aralık 2014 Sohbeti

İnsanlar ölümlü tanrılardır, tanrılardan ölümsüz insanlardır. Bu ifadeyi nedir?

Eşyanın dışı, içi gibidir ve iç dış arasında hiçbir ayrılık yoktur. Evrende hiçbir şey ne iç ne dış ne küçük ne büyüktür. Hermes’e göre insanca ölümlü olmakta, tanrıca ölüms, olmakta elimizdedir ve bu öğreti her akıl bu gerçeği kavrayamaz. Büyük sırrı gönlümüzde saklayalım. Gerçeği gizlemekten başka çıkar yol yoktur. BİLMEK, BULMAK, SUSMAK gerekir der.

Kaynak: Nefes — 15 Kasım 2014 Sohbeti

Varlığın gerçek şekli değil de hayal ettiğimiz bir şeyse bu takdirde ne yapmamız gerekir?

SORU Şu hâlde bizim "gerçek diye kabul ettiğimiz rüyadan" başka bir şey değilse yani varlığın gerçek şekli değil de vehim ettiğimiz bir şey ise bu takdirde ne yapmamız gerekir?

Kaynak: Nefes — 20 Eylül 2014 Sohbeti

Arabî’ye göre gerçek kelimenin tam anlamıyla gerçek midir?

Hâlbuki Arabî’ye göre gerçek kelimenin tam anlamıyla gerçek değildir. Başka bir deyimle, böyle bir şey gerçeği itibariyle varlık (Vûcud) değildir.

Kaynak: Nefes — 20 Eylül 2014 Sohbeti

Varlık; insanlar var olduğundan beri üzerinde tartışılan mıdır?

Varlık; insanlar var olduğundan beri üzerinde tartışılan, konuşulan, bütün dini inanışların ve dini inanışların dışındaki felsefelerin, inanışlarının tartıştığı bir şeydir.

Kaynak: Nefes — 20 Eylül 2014 Sohbeti

Arabî varlığı nasıl görür?

Arabî varlığı tamamıyla hayal olarak görür. Varlığın değişik boyutları olduğunu ve bu boyutların içersinde ara boyutlarının hayal olduğunu ve ara hayal boyutlarının olduğunu, hayal âleminin olduğunu ama bütüncülük açısından bakılırsa yine varlığın hayal içersinde bir hayal olduğunu söyler.

Kaynak: Nefes — 20 Eylül 2014 Sohbeti

Rüyanın gerçeğe dönüşmesi, üstelik bir Peygamber mi?

Hz. Yusuf meşhur rüyasından sonra "Bu benim çok önce görmüş olduğum rüyanın tevilidir. ONU RABBİM GERÇEK KILDI" (XII/100) demiştir. Rüyanın gerçeğe dönüşmesi, üstelik bir Peygamber.

Kaynak: Nefes — 20 Eylül 2014 Sohbeti

Varlık, materyalistlerin görüşüne göre nedir?

Materyalistler varlığı sadece maddeden ibaret ve maddenin dışında bir şey yok diye savunur.

Kaynak: Nefes — 20 Eylül 2014 Sohbeti

Arabî, varlığı nasıl bir bakış açısıyla inceler?

Arabî, varlığı tecelliyat açısından bakaraktan varlığın değişik boyutları olduğunu ve bu boyutların içersinde ara boyutlarının hayal olduğunu ve ara hayal boyutlarının olduğunu, hayal âleminin olduğunu ama bütüncülük açısından bakılırsa yine varlığın hayal içersinde bir hayal olduğunu söyler.

Kaynak: Nefes — 20 Eylül 2014 Sohbeti

Müslümanların sorumlulukları nelerdir?

Biz zalimlere mücadele etmekle mükellefiz, biz haksızlıkla mücadele etmekle mükellefiz, biz hak ve hakikatin yanında olmakla ve mükellefiz, biz zorbayla mücadele etmekle mükellefiz, biz haksızlığa dinsizliğe, imansızlığa, biz her türlü yanlışlıkla, eksiklikle mücadele etmekle mükellefiz. Biz Müslümansak biz müminsek yeryüzünde nerede haksızlık var ise biz ona karşı durmakla mükellefiz, yeryüzünde nerede bir mazlum varsa o mazlumun ahına koşmakla mükellefiz. Benim inandığım din bu. Nerede aç varsa onu doyurmakla mükellefiz, nerede çıplak varsa onu giydirmekle mükellefiz, nerede yetim varsa onun başını okşamakla mükellefiz, nerde bir dul varsa ona yardım etmekle mükellefiz, kim bizden yardım istiyorsa onun yardımına koşmakla mükellefiz. Bizden istemesi şart değil onun yardıma ihtiyacını görüyor isek ona yardım etmekle mükellefiz.

Kaynak: Nefes — 13 Eylül 2014 Sohbeti

İslam dünyasında ne gibi bir sorun var?

İslam dünyasında bir şeyler yanlış gidiyor, İslam dünyasında bir şeyler yerli yerinde değil, İslam dünyasında 200 yıldan beri 250 yıldan beri taşlar yerine oturmuyor. Taşlar yerine oturmayınca biz inandığımız gibi yaşayamıyoruz, biz inandığımız gibi anlatamıyoruz, biz inandığımız gibi kendimizi istikamette götüremiyoruz, sıkıntımız var.

Kaynak: Nefes — 13 Eylül 2014 Sohbeti

İslam, evde, sokakta, devlette, belediyede; İslam, alışverişte, dükkânda; İslam, beynimizde, aklımızda, kalbimizde, ruhumuzda; İslam, yemeğimizde, içm midir?

İslam, evde, sokakta, devlette, belediyede; İslam, alışverişte, dükkânda; İslam, beynimizde, aklımızda, kalbimizde, ruhumuzda; İslam, yemeğimizde, içmemizde, giyinmemizde, kıyafetimizde, konuşmamızda; İslam, nefes alıp verişimizde hâkim olmalı.

Kaynak: Nefes — 13 Eylül 2014 Sohbeti

Dondurulmuş dinin etkileri nelerdir?

Bunlar uluslararası vampir gibidir. Bunlar uluslararası güç teşkilatıdır bunlar Hıristiyanlara da dondurulmuş din yedirirler bunlar Musevilere de dondurulmuş din yedirirler, bunlar ehli tarikat, ehli cemaat dediğimiz insanlara da dondurmuş din yedirirler. Bunlar dondurmuş din yedirirler herkese. Kim bu dondurulmuş dine karşı çıkarsa onu da savcılıktan savcılığa, mahkemeden mahkemeye süründürdüler. Onu zaten bir algı oluştururlar, birsi el atar o topluluğa, bu adamın peşinden mi gidiyorsunuz? Bu adam cahilin teki. Bunun sizi nereye götüreceği belli değil, bunun sizin başınıza ne getireceği de belli değil.

Kaynak: Nefes — 13 Eylül 2014 Sohbeti

Dondurulmuş dinin nasıl yedirildiğini anlatır mı?

Bunlar dondurulmuş din yedirirler herkese. Kim bu dondurulmuş dine karşı çıkarsa onu da savcılıktan savcılığa, mahkemeden mahkede süründürdüler. Onu zaten bir algı oluştururlar, birsi el atar o topluluğa, bu adamın peşinden mi gidiyorsunuz? Bu adam cahilin teki. Bunun sizi nereye götüreceği belli değil, bunun sizin başınıza ne getireceği de belli değil.

Kaynak: Nefes — 13 Eylül 2014 Sohbeti

Dondurulmuş dinin yedirilmesiyle ilgili örnekler verir mi?

Bunlar dondurulmuş din yedirirler herkese. Kim bu dondurulmuş dine karşı çıkarsa onu da savcılıktan savcılığa, mahkemeden mahkemeye süründürdüler. Onu zaten bir algı oluştururlar, birsi el atar o topluluğa, bu adamın peşinden mi gidiyorsunuz? Bu adam cahilin teki. Bunun sizi nereye götüreceği belli değil, bunun sizin başınıza ne getireceği de belli değil.

Kaynak: Nefes — 13 Eylül 2014 Sohbeti

İnsanın düşünme gücü ve isyan etme özellikleri neden önemlidir?

İnsanın düşünme gücü ve isyan etme özellikleri, karar verme yeteneğine sahip olmasının temelidir. Bu yetenekler, insanın kendi varlığını tanrının yüce sıfatlarını kendi varlığına ekip yerleştirme ve geliştirme yeteneğine sahip olmasına olanak tanır.

Kaynak: Nefes — 14 HAZİRAN 2014 Sohbeti

Mevleviliğin nasıl oluştuğu anlatılıyor mı?

Hazreti Mevlâna’nın kendine ait bir yolu yoktur, sonradan gelenler Onun dinini hiyerarşi ve otorite haline getirip Mevleviliği kurmuşlardır.

Kaynak: Nefes — 14 HAZİRAN 2014 Sohbeti

İmam-ı Muhammed’in Hanefi olma yolu nedir?

İmam-ı Muhammed oturmuş, İmam-ı Azam’ın vermiş olduğu fetvaya şerh düşüp buna katılmıyorum, bu böyle de olabilir, böyle olması lazım, deyip yeniden şerh yazabilen talebesidir.

Kaynak: Nefes — 14 HAZİRAN 2014 Sohbeti

İslam’da dini bir hiyerarşi ve otorite var mı?

İslam’da bu manada dini bir hiyerarşi ve otorite yoktur. Bu dini hiyerarşi ve otorite gönülle bağlıdır.

Kaynak: Nefes — 14 HAZİRAN 2014 Sohbeti

Din ve dindarlık arasındaki fark nedir?

Din ve dindarlık arasındaki fark, dini körlüğü anlatır. Bakın Hazreti Mevlâna’da dini körlüğü anlatır, yenilenmeyi anlatır. Ondan önce gelen Arabî’de dini yenilenmeyi anlatır, ondan önce gelen Gazali’de kendi dairesinde dini yenilenmeyi anlatır, dini yenilenmeyi.

Kaynak: Nefes — 14 HAZİRAN 2014 Sohbeti

Din ve sahte din arasındaki fark nedir?

Din ve sahte din arasındaki fark, İslam dünyasını da yöneten üç yüz yıldan beri sahte din veyahut ta otoritelerin dini ile yönetiliyor. Bir otorite var, otorite bir din oluşturuyor orada, o otoritenin oluşturduğu dinle yönetiliyor Türkiye’de dâhil buna.

Kaynak: Nefes — 14 HAZİRAN 2014 Sohbeti

Dinin sadece ibadet kısmını alıyorsak ne olur?

Biz yavaş yavaş Hıristiyanlaşıyoruz demektir, bugünkü manada.

Kaynak: Nefes — 14 HAZİRAN 2014 Sohbeti

İslam dünyasında adalet, liyakat ve hukuk nerede?

İslam dünyasında adalet, liyakat ve hukuk, bu değerlerin aranmadığı bir ortamda bulunmaktadır. İslam dünyasında bu değerlerin yerine, belirli grupların zulme maruz kalması ve kendi aralarında kargaşa ve savaş yaşanmaktadır. Bu durum, İslam dünyasının Batı’nın zulmünden ve keyfi yönetimlerinden kurtulamadığını göstermektedir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 7 Mart 2021 Sohbeti

İslamcı diye nitelendirilen kimselerin özellikleri nelerdir?

Bunun içerisinde Bediüzzaman Said Nursi var, bunun içerisinde Mehmet Akif var örneğin, bunun içerisinde Mustafa Sabri Efendi var. Bunlar zaman içerisinde değişik yerlere kaydıkları tespit edilse de başlangıç noktasında böyle. O yüzden İslamcı diye nitelendirilen bu kimseler, mesela bu devlet adamlarından birisi Said Halim Paşa. Bu Said Halim Paşa çok tartışılır ya, bilmiyorum, yani biraz böyle Osmanlı’yı inceliyorsanız veyahut da I. Meş-rutiyet II. Meşrutiyet, Tanzimatları falan bakar, araştırırsanız Said Halim Paşa önünüze gelir. Said Halim Paşa örneğin İslamlaşmak demek -Said Ha-lim Paşa’nın tarifi- İslamiyet’in inanç, ahlak, yaşayış ve siyasete ait esaslarını tam olarak uygulamak demektir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 7 Mart 2021 Sohbeti

Sait Halim Paşa’nın İslamlaşmak demek ne anlama gelir?

Said Halim Paşa örneğin İslamlaşmak demek -Said Ha-lim Paşa’nın tarifi- İslamiyet’in inanç, ahlak, yaşayış ve siyasete ait esaslarını tam olarak uygulamak demektir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 7 Mart 2021 Sohbeti

Şûra ve meşveret kavramları İslamcı diye nitelendirilen kimselerin görüşlerinde nasıl yer alır?

Yönetimde esas olan unsurlardan birisi şûra, di-ğeri de meşverettir. Şura neydi? Bir şûraya katılacak olanların belli bir pro-totipleri var, belli bir yetkinlikleri ve yeterlilikleri var. O şûranın toplanması lazım ve şûrada meşveret dediği, istişare edilmesi lazım. Konuların, kaidele-rin, kanunların, yapılacak olan işlerin istişare edilmesi lazım ve bunu da Cenâb-ı Hakk Peygamber’ine zaten emretmiş. Diyor ki: “Sen işlerini onlarla istişare et ve istişareden bir karar aldığında da ondan geri dönme, onu değiştirme.” İstişare ile karar alma Kur’an ve sünnetle sabit.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 7 Mart 2021 Sohbeti

İslamcı diye nitelendirilen kimselerin siyasi uygulamaları nasıl şekillenir?

Şûraya girecek olanların özellikleri var. Cahil bir insan da milletvekili olabilir mi? Olabilir. Ahlaken belli bir derecede olmayan bir kimse de milletvekili oluyor mu? Oluyor. Adamın ahlakı zayıf, milletvekili olmuş. Adam kumarcı, adam her gün içki içiyor, adam zinacı, adam uyuşturucu kullanıyor, milletvekili. Şûra heyeti ayrı. Şimdi parti ku-ruyorlar. Partide MKYK’mı diyorlar, merkez karar yürütme kurulu, öyle de-ğil mi? Evet, bunun gibi. Şûra bunun gibi. Devlet öyle yönetiliyor, öyle yöne-tilmesi lazım. İşte İslamcılar diyor ki; şûra lazım ve buna göre siyasi ve idari faaliyetler yönetilenlere danışarak yürütülmelidir. Yönetilenlere danışılacak yani halka, millete danışılacak, millete danışarak iş yapılacak.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 7 Mart 2021 Sohbeti

Rey sahibi olmak ne demektir?

İmam-ı Azam da bu noktada rey sahibi bir kimse ama rey sahibi demek ne demek? İçtihadı kendisi yeniden yenileyen, yeniden veren kimse demek.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 29 Şubat 2020 Sohbeti

Para ve ekonomiyle ilgili ne anlatılmaktadır?

Meseleyi toparlayayım yani bu tağuti ve bu İslam dışı olan sistemler in-sanların mallarını korumazlar, insanların paralarını korumazlar. Basarlar orada kâğıdı, bütün insanların eline tutuştururlar, sizin elinizde kâğıt var-dır. Herhangi bir ülkenin herhangi bir kâğıt parası, karşılığı altın değildir. Elinizdeki paranın karşılığı altın değilse siz ütüldünüz. Elinizdeki paranın karşılığı tekrar söylüyorum, altın değilse siz ütüldünüz.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 22 Şubat 2020 Sohbeti

Kâğıt parasının değerinin değişmesiyle ilgili ne anlatılmaktadır?

250 | Çağdaş Siyasal İslam mi? Kim üttü? Emperyalistler üttü. Seyret artık kâğıt kaç paraya çıktı, kaç paraya indi, vay dolar 6100 oldu. Sen 50 lira kazanacağım diye uğraş, dolar bozdur, dolar şey yap. Kâğıt ya, kâğıt. Yarın bir rüzgâr esti, 6800 oldu, bir rüzgâr esti 5800’e indi. Kâğıt ya, rüzgârın esmesinden uçuşur mu uçuşur, rüzgârın esmesinden etkilenir mi etkilenir. Bir şey etkilenmez: toprak. Rüz-gârın uçuşmasından etkilenmez, ne? Maden. En kıymetlisi ne? Altın. Dep-rem olsa kaybolmaz, yangın olsa yanmaz. Evde yangın çıktı, eritemez onu, o durur. Kâğıt yanar ama o yanmaz. Toprak bir yere gitmez, üç kâğıda ge-tiremezsiniz toprağı. Parayı üç kâğıda getirirsiniz. Bir fısıltı yayılır, şu kâğıt borsada kazanacakmış. Fısıltı. Hurra herkes gider, o kâğıda yatırım yapar. Üç gün, beş gün çıkar; ondan sonra çat bir aşağı iner; kağıtlar elinde kalır. Yellen Allah yellen, sıcak havalarda iyi olur. Mal emniyeti kaldı mı? Hayır. Malı korudu mu? Hayır. Karaborsa, kumar, hepsi de oraya gider mi? Evet. Şans oyunları, hepsi oraya gider mi? Gider, böylece ne yapar? Faiz. Faiz. Malı korumaz. O senin daha kursağına girmeyen ekmek lokmasını alır faiz. Ya yiyeceksin, tam böyle ağzına götüreceksin, faiz alır senin ekmeğini. Her ek-mekten sen yıllık şu anda %9,9 faiz ödüyorsun, her ekmeğe.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 22 Şubat 2020 Sohbeti

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetva kurulunun yapısı nasıl?

Diyanetin fetva kurulu kimlerden oluşuyor? Diyanetin kendi memurlarından oluşuyor. Kendi memurlarından. Bunu bildiğim kadar söylüyorum, bu ko-nuda Diyanetin yapılanmasına çok aşina değilim ve Diyanet bir fetva verir-ken o fetva kurulundan çıkacak olan fetvayı vermeye çalışıyor. Bununla ala-kalı o kurulda mesela klasik medreselerden yetişme fıkıhçılar var mı? Yok. Klasik medreselerden yetişme hadisçiler var mı? Yok. Klasik medreselerden yetişme kelamcılar var mı? Yok. Klasik medreselerden yetişme tefsirciler var mı? Yok, bildiğim kadarıyla yok. Ben bunu bir eksiklik, fazlalık olarak de-ğil; tanımlama açısından söylüyorum. O zaman dini konularda fetva verecek olan bir mercinin olması gerekiyor mu? Evet. O merci tek başına mı? Hayır. Onlar da şûra olarak belirli kimselerin toplanıp orada hükmetmesi lazım. Önceden bunlar genelde bir şahıs üzerinde toplanıyormuş. Mesela fetva ve-rebilecek olan kimseler; ayetten, hadisten, tefsirden, fıkıhtan, kelamdan, ma-tematikten, fizikten, kimyadan, astrofizikten etkili ve yetkili icazetleri olması gerekiyordu. Eğer yok ise o eksik ve nakıstı. Bakın, o eksik ve nakıstı. Mesela Diyanetin Fetva Kurulunda matematikçi de olmalı; Diyanetin Fetva Kuru-lunda fizikçi, kimyacı, örneğin işte biyolojisi örneğin, Diyanetin Fetva Ku-rulunda hatta bilgisayar yazılımcısı bile olmalı. Diyeceksiniz, ne alaka var? E klavye var, sosyal medya var, orada dahi o bilgisayardan ve bugünkü sos-yal medyadan haberi olan kimselerin olması lazım, Mustafa Özbağ’ca söylü-yorum bunu. Olmazsa eksik kalır, nakıs kalır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 15 Şubat 2020 Sohbeti

İslam dünyasının her meselede güdük kalmasının sebeplerinden birisi nedir?

İslam dünyasının her meselede güdük kalmasının sebeplerinden birisi budur. Meselenin ve meselelerin yetkili kurullarda istişare edilip içtihadların edilmemesinden dolayı İslam dünyası, her meselede güdük kalmakta. Her meselede. Hem siyasi meselelerde güdük kalmakta hem dini meselelerde güdük kalmakta hem de dünyevi meselelerde İslam dünyası bugün için güdük kalmakta.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 15 Şubat 2020 Sohbeti

İslam dünyasının gerisinde kalmasının nedeni nedir?

Dünya hızla değişim ve dönüşüm geçirirken ve dünyada insan toplulukları, devletler hızla değişim ve dönüşüm geçirirken İslam dünyası ne yazık ki kendi iç çekişmelerinden veya kendi iç hastalıklarından, midelerini ağrıtmalarından, başlarını ağrıtmallarından, bağırsaklarındaki kirlilikten ve guruldamalarından dolayı dünyanın gerisinde kalmakta. Dünyanın gerisinde kalmakta. Sufi topluluğunun dahi gerisinde kalıyorlar.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 15 Şubat 2020 Sohbeti

İslam dünyasının en büyük problemi nedir?

İslam dünyasının en büyük problemi bu ve İslam dünyası siyasi meselelerde, dini meselelerde, dünyevi meselelerde içtihad mekanizmasını kurup çalıştıramayan bir dünya. Çalıştıramayan bir dünya.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 15 Şubat 2020 Sohbeti

İman kemale ermezse ne olur?

Bosna’da tecavüze uğrayan bacını unuttuysan Suriye’de tecavüze uğrayan bacını unuttuysan Doğu Türkistan’da tecavüze uğrayan bacını unuttuysan dün daha Kıbrıs’ta tecavüze uğrayan kimseleri unuttuysan Bulgaristan’da Yunanistan’da, Sırbistan’da, dünyanın neresinde olursa olsun Müslümanlara taciz ve tecavüzü unuttuysan ve taciz ve tecavüzde bulunanlara sen, tacize tecavüze bulunanlara sen hayranlıkla bakıyorsan ve onları gelişmiş ve onları çağdaş ve onları sen insan haklarına saygılı, hukukun üstünlüğüne inanıyor bunlar diye kabul ediyorsan imanını sorgula. İmanını sorgula. Otur, imanını sorgula. Bana Batı hayranlığı yapma-sın kimse.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 11 Ocak 2020 Sohbeti

Sistani’nin fetvası neydi?

Fetva, Sistani’nin fetvasıydı değil mi? Neydi? İngilizlerle savaşmayacağız. Ne kadar güzel, hiç unutamadığım fetvalardan birisi. Sistani o fetvayı vermek için nereden geldi? Londra’dan. Nerde oturuyordu? Londra’da. İkametgahı neredeydi? Londra’daydı. Lazım olduğunda yani Sistani Irak’taki Hamaney gibi. Irak Şia’sı ayrı çünkü.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 11 Ocak 2020 Sohbeti

Hazreti Peygamberin devlet başkanlığı misyonu dini kaynaklı mıdır?

Aslında Hazreti Peygamberin devlet başkanlığı misyonu, ilahi-dini kaynaklı olmayıp tamamen içinde yaşanılan sosyal ve siyasi gelişmeler sonucunda elde edilmiştir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 4 Ocak 2020 Sohbeti

Batı’nın İslam dünyasına dayattığı öğreti nedir?

Batı bize şunu öğretiyor: Peygamber postacı, dedik, tutmadı. Geldi, dini tebliğ, etti gitti. Postacı, tutmadı. Peygamber şunu dedik, olmadı, peygamber bunu dedik, olmadı ama devletle de alakalı.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 4 Ocak 2020 Sohbeti

İslam’da bir İslami devletin olması farz hükmünde midir?

İslam’da bir devletin olması, bakın; İslam’da bir İslami devletin olması farz hükmünde. Çünkü farzların yaşanabilmesi için yine farza ihtiyaç vardır ve bütün İslam’ın hangi kliginden, hangi mezhebinden, hangi meşrebinden olursa olsun hepsi de bir İslami devletin farziyetinden bahseder; İslami bir devletin farziyetinden bahseder.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 4 Ocak 2020 Sohbeti

İslam’ın siyasi bir parti tarafından temsil edilmesine karşı olma nedeni nedir?

Ben İslam’ın siyasi bir parti tarafından veya siyasi partiler tarafından tem-sil edilmesine karşı bir kimseyim. Tabi insanlar herhangi dine mensup olabi-lirler, Müslüman da olabilirler ama bu dini mensubiyetlerini parti ile özdeş-leştirmemeliler. Benim düşüncem bu. Bunu çünkü ileriye yönelik çok böyle acı tecelliyatları oluyor ve olacak da. Bunu -tırnak içerisinde- Mısır’da, Ce-zayir’de, Fas’ta, Tunus’ta ve Türkiye’de bunun acılarını gördük. Ben gördüm, ben gördüm yakın tarihte. Çünkü partilerin, siyasi partilerin hataları, kusur-ları, heva ve heveslerine uymaları, gaflete düşmeleri maddi menfaatlerim pe-şine düşmeleri İslam’la özdeşleşiyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslami siyasi partilerin maddi menfaatlerle ilgili sorunları nelerdir?

İslam’la özdeşleşince hani İslam’ı nasi-hat eden, anlatmaya çalışan, insanlara bunu anlatmak için vazifeyi üzerine alan kimseler çok zorlanıyorlar. Biz çok zorlanıyoruz açıkça. Çünkü bu hani kendince bütün İslami değerlere sahip ve İslam devleti kurmak için yola çık-mış olan -tırnak içerisinde- İslami siyasi partilerin mensupları; belirli yerlere, -bu iktidarın bir kuyruğundan tutmak gibi bir belediyenin bir tarafından tutmak gibi- bir yerlere geldiklerinde ne yazık ki gözlerini maddi menfaat-lere dikiyorlar, kalpleri o tarafa kayıyor. Kayınca da -yine tırnak içerisinde-faturayı Müslümanlar çekiyor, çilesini Müslümanlar çekiyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Göz açık açık suç istiyorlar, açık açık maddi menfaatler peşinde koşuyorlar mı?

Bu cemaatler de bunu yapıyor, siyasi parti teşkilatları da bunu yapıyor. Bu ne yazık ki çok acı sonuçları çıkıyor bunun. Bir topluluk kendince bir şey yapıyor, biz ona böyle ya işte hata yaptılar, diyemiyoruz. Yani göz açık açık suç istiyorlar, açık açık maddi menfaatler peşinde koşuyorlar. Açık açık kendi etraflarına, kendi yandaşlarına devletin veya belediyelerin veya cemaatin değişik maddi olanaklarına peşkeş çekiyorlar. Böyle olunca da bizim İslam’ı anlatma, ya-şatma gayretimize ne yazık ki inkıtaya uğratıyorlar, inkıtaya uğruyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Kanal 7 sahipleri değişti mi?

Değişti. Şimdi Milli Görüşün kanalı mı? Değil. Paralarını Milli Görüşçülere dağıttılar mı? Hayır. Bakın, bu tip problemler var. Yani o yüzden partiler, cemaatler, tarikatlar, topluluklar İslam’ı temsilci etmezler ve hiçbir topluluk kendisini İslami temsilci gibi görmemeli. Kendi-sini İslami bir İslam’dan sorumlu bir topluluk olarak görmemeli, atfetme-meli. Öyle olursa sıkıntı fazla, öyle olursa sıkıntı çok. Allah muhafaza eylesin. Ben o yüzden İslami bir partinin, bir cemaatin, bir tarikatın, bir topluluğun, bir hizbin temsil edebileceği bir inanç sistemi olarak görmüyorum. Belki de bütün her şey ona hizmet edebilir ama hiçbir şey onu temsil edemez.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslam dünyasında şeriat devletlerinin varlığına dair görüşler nelerdir?

Kıymetli dostlar; ne Afganistan’da şeriat devleti kuruldu, ne İran’da bir şeriat devleti kuruldu, ne de Suudi Arabistan’da bir şeriat devleti var, ne Ür-dün’de bir şeriat devleti var. Dünya üzerine hiçbir yerde bir şeriat devleti yok benim bildiğim. Benim yakın dairemde yok. Ben yakın daireye, yakın tarihe baktığımda bu devletlerin içerisinde şeriata uygun bir devlet olarak gördüğüm bir yer yok. O yüzden ne Afganistan’da, ne Pakistan’da, ne Suudi Arabistan’da, ne Mısır’da, ne de İran’da, ne de Türkiye’de İslami bir devlet yapılanması yok; bunun altını çizelim. Şimdi böyle olunca bunu üç grup de-ğil; dört grup, beş grup, altı gruba çıkarabiliriz. Herhalde bu E.Sivan bunu yazarken belki de bundan 10 yıl, 15 yıl önce 20 yıl önce bu tespitleri yapmış olabilir. Bugün baktığımızda ehlü’l akdi, biz şûrayı kimlerden oluşturaca-ğız; bu oluştururken İslam’ın kendi içerisindeki fikirsel parçalanmanın veya kendi içerisinde birbirine karşı olan acımasızca vuruşlarının olduğu bir za-manda bunu tespit etmek bunu yakalayabilmek güç mü? Gerçekten güç evet. Bakın bugünkü zaman için bu gerçekten güç mü? Bugün için gerçekten güç. Sebep? Çünkü İslam dünyasında dışarıdan beslenen, dışarıdan beslenen ne yazık ki böyle DNA’sı bozulmuş, organizması bozulmuş, -tırnak içerisinde-aydınlarımız çok; o yüzden çatışma var. Bunlar neden dışarıdan beslenmiş? Bunlar İngiltere’de eğitim görmüşler, İngiltere’de masonik bir eğitim almış-lar, İngiltere’de darvinist eğitim almışlar. İngiltere’de, Amerika’da, orada, burada değişik yerlerden zehirlenmişler; değişik yerlerden hormonlu bir şe-kilde beslenmişler. Bir kısmı gitmiş 3 bin dolar, 5 bin dolar, 10 bin dolar hala daha orlardan maaş alan, hatta Amerika’ya sığınan, İngiltere’ye sığınan, Ka-nada’ya sığınan -tırnak içerisinde- İslami entelektüel görünen kimseler var. Bunlar; içinde bulundukları devletlerin gizli örgütleri tarafından korunmuş, muhafaza edilmiş, gerektiği zaman kendi ülkelerinde darbe yapılması için ortalık karıştırması için beslenen kimseler. Ben bunu zaman zaman örnek olarak veriyorum. İmam Humeyni’nin İran’a nereden geldiğine bakarsanız bunu daha iyi anlarsınız. Veyahut da Irak’ta İngilizlerle oradaki Müslüman-lar Irak işgalinde çatışırken Sistani’nin nereden geldiğine bakarsanız ve Sis-tani’nin gelip de oradaki Sadr’ı nasıl durdurduğuna baktığınızda bu mese-leyi anlarsınız. Veyahut da zamanın en büyük Çeçen mücahit komutanının sonra İngiltere’den oturum alıp İngiltere’de bir kazada lüks bir villada İn-giliz maaşı ile geçindiğine baktığınızda bunu daha iyi anlarsınız. Veyahut da Almanya’da kurulan, Anadolu İslam Federe Devleti nerede kuruldu? Al-manya’da kuruldu. Oradan tahtadan üç, beş tane tüfek bamyadan fişek kar-gıdan tüfek orada yürüyüş yap. Ne? Yıkmaya, yıkmaya yıkmaya, geliyoruz; de. Kim besledi bunu? Almanya besledi. Kim bunun böyle sesini çıkarttırdı? Almanya çıkarttırdı. Bizi çok sevdiğinden mi, İslamı çok sevdiğinden mi?

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslam dünyasındaki çatışmaları derinleştiren kimseler nerede büyüyorlar?

Bunlar bizim önümüze Bir de mesela Ali Şeriati neredeydi? Batıdaydı.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Türkiye’de İslam devletinin nasıl olması ile gerektiği ile alakalı kim çalışma yapabilir?

Söyleyebilir misiniz Türkiye’de İslam devletinin nasıl olması ile gerektiği ile alak ki kim çalışma yapabilir bu şartlarda? Kimse yapamaz, hiçkimse yapamaz. Sebep? Türkiye’de son dö-neme kadar Anayasanın 14. maddesine aykırılıktan ceza yiyenler oldu mu? Oldu. Nasıl geliştireceğiz biz bunu? Geliştiremeyiz. Yani örneğin -tırnak içe-risinde- bilimsel olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniversitelerinde, üniversitelerinde, İlahiyat Fakültelerinde böyle bir çalışma dahi yapamazlar.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslamcı siyaset anlayışının temelinde yatan emir ve şûra kavramlarının so-mut siyasal kurumlara nasıl dönüştürmeli?

İslam danışma kurulu ya da kurullarının ortaya konuşunda önceden belirlenmiş hiçbir biçimi şart koşmaz.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslami Selamet Cephesi ile Milli Selamet Partisi arasında ne tür bir bağ vardır?

İslami Selamet Cephesi Cezayir’de o kadar çok baskın bir hale gelir ve o kadar çok kuvvetlidir ki Cezayir o ce-berut laik devleti, İslami Selamet Cephesi’ni siyasi bir cemiyet olarak, gayri resmi olarak ilan eder. Ve cephenin liderliğini de Abbasi Medeni’yle yardım-cılığını da Ali Belhac üstlenir. İşin en ilginç noktası bu. Bunu böyle bir giriş olarak yaptım İslami Selamet Cephesi olarak. Ve Oliver Roy burada funda-mentalizme doğru kayışına yol açtı, bunun prototipi İslami Kurtuluş Cep-hesi FIS, dediği için.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 4 nİSAn 2020 Sohbeti

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları