Mustafa Özbağ Efendi bu uzun sohbette «Dostunu ölçülü sev, düşmanına ölçülü buğz et» nükresini tafsîl eder. Dostunu severken ölçülü sev — günün birinde düşman olabilir; düşmanına buğzunu da ölçülü yap — günün birinde dostun olabilir. Ben bu noktada bir dervîşmürîdmürşîd, iki arkadaş arasında insânların makūl ölçülerde sevme noktasında gelebileceğine inanmıyorum. Çok muhabbet besleme bizde var, beğenme var, muhabbet var. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buradaki derecelendirmeyi nasıl yaptı? Sûfî cenâhından bakarsak bir kimsenin en fazla sevdiği üstâdıdır; gözünün gördüğü bütün insânlardan fazla üstâdını sever; üstâdının üstünde Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'i sever; Peygamberin üstünde Allâh'ı sever — kat kat fazla. Böyle olunca dostunu severken ölçülü sev: ölçü Kur'ân ve Sünnet'tir. Düşmanına da Kur'ân-Sünnet dâiresinde ölçülü düşmanlık yap. Mü'mîn mü'mîne düşman olamaz; çünki âyeti kerîmede «Mü'mînlere karşı şefkatli ve merhametli ol» (Mâide 5/54) buyurulmuştur. Buğz, ancak gayri müslim, ve Kur'ân-Sünnet dışındaki insânlara karşı söz konusu olabilir.
Dost-Düşman Sevgisinde Ölçü
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: dostunu severken ölçülü sev — günün birinde düşman olabilir. Düşmanına buğzunu da ölçülü yap — günün birinde dostun olabilir. Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «Dostunu ölçülü sev, belki bir gün düşmanın olur; düşmanına ölçülü buğz et, belki bir gün dostun olur» (Tirmizî, Birr 60; Beyhakî, Sünen).
Sûfî Cenâhında Sevgi Hiyerarşisi
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: sûfî cenâhından bakarsak, bir kimsenin en fazla sevdiği üstâdıdır. Gözünün gördüğü bütün insânlardan fazla üstâdını sever; onun üstünde Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'i sever; onun üstünde Allâh'ı sever — kat kat fazla. Böyle olunca bir mürîd için sevgi hiyerarşisi nettir.
Ölçü: Kur'ân ve Sünnet
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: dostunu severken ölçülü sev: bu sevgi onu Kur'ân ve Sünnet'in dışına itmeyecek, Kur'ân ve Sünnet'i delmesine sebep olmayacak. Ölçü Kur'ân ve Sünnet'tir. «Ben seni seviyorum», «Sen beni seviyorsun», aramızda sevgi bağı var. Bu bağın ölçüsü Kur'ân-Sünnet'tir; Kur'ân-Sünnet'in dışına çıkan bir sevgi bağı doğru bir sevgi bağı değildir.
Düşmana Da Ölçülü Buğz
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî kâideyi tafsîl eder: düşmanına da Kur'ân-Sünnet dâiresinde ölçülü buğz et. Sen birisine düşmansan, bu mü'mîn olamaz. Çünki âyeti kerîmede mü'mînlere karşı «Şefkatli ve merhametli ol» (Mâide 5/54) der. Öyle olunca bir Müslümânın bir Müslümâna, bir mü'mînin bir mü'mîne düşmanlığı söz konusu olmaz. Düşman olabilirsin gayrimüslim insânlara, veya Kur'ân-Sünnet dışındaki insânlara.
Dergâhın İçinde Olanlara Hakkım Helâl
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hâtırâyı tafsîl eder: ben şahsımla alâkalı eğer hep söylüyorum: bu dergâhın içerisinde dervîş ise o kimse, benim hakkım helâl olsun. Her ne yaptıysa yaptı, ben onunla bir hak iddiâ etmiyorum. Dervîş değilse, bu topluluğun dışındaysa, benim hakkım helâl değil. Ben o kadar çok iyi bir insân değilim açık konuşuyorum bu konuda.
Münâfığa Hakkım Helâl Değil
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî kâideyi tafsîl eder: ben garib bir Mustafâ Özbağ. Eğer bir kimse bana kendince zarar verdiyse, beni nereden insânlar tanıyorlar? Ticâretten tanıyan yok; alışverişten tanıyan yok. Benim normâlde Kur'ân ve Sünnet dâiresinde durmaya çalıştım; bu toplulukla, sûfîlik le alâkalı tanıyorlar. Bununla alâkalı bana düşmanlık yapıyorsa, o zâten Müslümân görünümünde münâfığın tekidir. Ben ona neden hakkımı helâl edeyim ki? Allâh intikâmımı alsın.
Topluluğa Verilen Zararın Hesâbı
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî kâideyi tafsîl eder: dergâhtan helâli hoş olsun — yemiş, içmiş, kırmış, dökmüş — bunları duymuyor görmüyor zannetmeyin. Onun hesâbını görmüyorum; onun hesâbını görsem bu topluluk veremez; hizmet edenler de veremez. Sen bu topluluğun bir tâne bardağını kırsan, nasıl vereceksin hesâbını? Bir tâne fincanını kırsan, bir topluluğun tabağına zarar versen, bir lokmasına zarar versen, kapısınapenceresineelektriğine zarar versen, nasıl vereceksin hesâbını? Veremez hiç kimse. Bunlar görünmeyen yerler — şeytânın örttüğü yer.
Semâ'zen Kıyâfetine Verilen Zarar
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: semâ'zen düşünün — semâ' kıyâfetini giyiyor, semâ' ediyor; ona bir zarar verse nasıl verecek hesâbını? Ses cihâzları var, ampuller var, bir sürü teşkîlat var bizde; kimseye boynumuzu bükmeyelim diye. Ona bir zarar veren bir kimse nasıl verecek hesâbını? Hatâlı olabilir; hayır, kasıtlı yapan da var; nasıl verecek hesâbını?
İfrât ve Tefrît Her Toplulukta Vardır
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: her toplulukta ifrât, ve tefrît vardır. Her toplulukta gözü görmez, şeytân onu göstermez, bir şeyi önemsemez, kırar atar. Bir de kadın kırıyorsa sıkıntı vardır; yok onun gibi şimdi. Öyle olunca iş işin içinden çıkılmaz olur. O yüzden dervîş kardeşlere derim ki: arkadaşlar, dervîşseniz hepiniz, ne yaptıysanız ettiyseniz benden bir hak yok; hakkım helâl, hoş olsun. Dergâhın dışında yok kardeş, helâl değil; Allâh bizi affetsin.
Tedirginlik Yok: Dostumsa Eminim
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'mînin görevini tafsîl eder: dost ile bir gün düşman olabilmek tedirginliğini nasıl aşabilir? Ben hiç tedirginlik aşmam. Tedirgin olmam dostumsam o kimse; ben ona karşı herhangi bir kötülük yapmam. O yaparsa kendi utancından uzak durur. Herkesin dostları vardır. Ben kendime dost gördüğüm kimseye karşı tedirgin olmam. Bir kötülük yaparsa günün birinde, çok açık konuşurum bu konuda: onun kendi sütü bozukluğundandır. Ben kötülük yapmam kendimden de bu kadar. Ben dostlarıma karşı bu kadar eminim; dervîşlere karşı da eminim; ben hiçbir dervîşe kasıtlı kötülük yapmam. Rabbim beni affeylesin. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni dostuna ölçülü sevmeye, düşmanına ölçülü buğz etmeye, ölçünün Kur'ân ve Sünnet olmasına, ve dervîş kardeşlere kasıtlı kötülük yapmamaya yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Mâide 5/54-55; Mücâdele 58/22; Hucurât 49/10-11; A'râf 7/199; Fetih 48/29.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Edeb.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Birr.
- Süneni Ebû Dâvûd.
- Süneni Tirmizî, Birr 60, Dostunu ölçülü sev hadîsi.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Sevgibuğz bahsi.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, Sohbet bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, Mâide 54 tefsîri.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Velâyet ve Allâh Dostları Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu uzun sohbet dostdüşman sevgisinde ölçüyü, sûfî cenâhında sevgi hiyerarşisini, ölçünün Kur'ân ve Sünnet olmasını, düşmana da ölçülü buğzu, dergâhın içinde olanlara hakkım helâl kâidesini, münâfığa hakkım helâl değil prensibini, topluluğa verilen zararın hesâbını, semâ'zen kıyâfetine verilen zararı, ifrât ve tefrîtin her toplulukta olduğunu, ve tedirginliğin olmadığını tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Velâyet ve Allâh Dostları Sohbetleri