Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Diğer — Sayfa 10

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Diğer(888) — Sayfa 10/11

Şeyh Ahmed er-Rifâî (K.s.)’nin ne zaman ve nerede oturuyordu?

Şeyh Ahmed er-Rifâî (K.s.) bir gün Ümmü Abîd mevkiindeki tekkesinde otururken boynunu uzattı, ve "Boynum üzerine" dedi.

Kaynak: KASÎDETÜ’L-VESÎLE – ABDÜLKÂDİR-İ GEYLÂNÎ (k.s.)

Şeyh Ebû Medyen (K.s.)’in ne zaman ve nerede oturuyordu?

Şeyh Ebû Medyen (K.s.) bir gün arkadaşlarının arasında başını eğerek: "Ben de onlardanım. Ey Allah! Ben seni şahit tutuyorum, meleklerin de şâhit olsun ki ben işittim, ve itaat ettim" dedi.

Kaynak: KASÎDETÜ’L-VESÎLE – ABDÜLKÂDİR-İ GEYLÂNÎ (k.s.)

Şeyh Abdürrahîm el-Kınâvî (K.s.)’in ne zaman ve nerede oturuyordu?

Şeyh Abdürrahîm el-Kınâvi (K.s.) Kınâ’da bulunduğu bir gün: "Doğru konuşan, ve kendisine doğru bildirilen zat sâdık oldu" dedi.

Kaynak: KASÎDETÜ’L-VESÎLE – ABDÜLKÂDİR-İ GEYLÂNÎ (k.s.)

Şeyh Abdülkâdir-i Geylânî (K.s.)’nin konumu nedir?

Nihayet sıra Şeyh Abdülkâdir-i Geylânî (K.s.) Hazretleri’ne gelince anlatılan bu mansıp ona bırakıldı. Bu merkez üzerinde, anlatılan imâmlarla, Şeyh Abdülkâdir-i Geylânî arasında hiç kimse müşâhede olunmamaktadır. Bundan da anlaşılmaktadır ki; nücebâdan (üçler, yediler, kırklar gibi seçkin evliyâdan) olsun, kutuplardan olsun her kime feyizler, ve bereketler ulaşmış ise, O’nun (Abdülkâdir-i Geylânî’nin) mübârek tavassutu/aracılığı ile ulaşmış, ve ulaşmaktadır. Çünkü bu merkez, ondan başkasına müyesser olmadı. İşte bu nedenledir ki:. اَفَلَتْ شُمُوسُ الْاَوَّلِينَ وَشَمْسُنَا، اَبَدًا عَلَى فَلَكِ <أُفْقُ> الْعُلَى ﻻَ تَغْرُبُ "Bizden öncekilerin güneşi battı, bizim güneşimiz ufukta ebedî batmayacaktır." şiirini söylemiştir.

Kaynak: KASÎDETÜ’L-VESÎLE – ABDÜLKÂDİR-İ GEYLÂNÎ (k.s.)

Şeyh Abdülkâdir-i Geylânî (K.s.) hakkında ne söylendi?

Şeyh Abdülkâdir-i Geylânî (K.s.) hakkında "Şeyhü’l-İslâm" lakabını özellikle İmâm Zehebî (Rh.a.) kendisi için söylemiştir. Meşhûr lakaplarından biri de «Akdoğan» mânâsına gelen "el-Bâzü’l-Eşheb" lakabıdır.

Kaynak: KASÎDETÜ’L-VESÎLE – ABDÜLKÂDİR-İ GEYLÂNÎ (k.s.)

İslâm’da farklı kesimlere nasıl yaklaşılır?

İslâm dîninde değişik kesimlerin birlikte yaşaması esas alınmıştır. Ehl-i Kitab’a, müşriklere, ve diğer inanç mensuplarına karşı belirli hukûkî, ve ahlâkî kurallar konulmuştur.

Kaynak: DİN VE VİCDAN HÜRRİYETİ

Din VE Vicdan Hürriyeti İslâm’ın hangi prensiplerinden biridir?

Dîn, ve vicdan hürriyeti İslâm’ın temel prensiplerinden biridir. "Dinde zorlama yoktur" (Bakara, 2:256) âyeti bu hürriyetin temelini oluşturur.

Kaynak: DİN VE VİCDAN HÜRRİYETİ

Mustafa İslâmoğlu’nun nâmûsuna, şerefine, haysiyetine laf söyleyemezsiniz neden?

Mustafa İslâmoğlu’nun nâmûsuna, şerefine, haysiyetine laf söyleyemezsiniz çünkü bu tür konuşmalar, mü’minlerin şerefinin haysiyetini lekelemektedir. Bu tür konuşmalar, İslâm’da ictihâd kapısı açıktır. Bir âyet-i kerimi inkâr ediyorsam ben, o zaman o kimse der ki, filanca yerde âyet inkâr etti. Eğer gözümden kaçmış bir şeyse, tövbe eder geri dönerim. Ama hiçbir Müslümanın nâmûsu, şerefi, haysiyeti insanların diline dolanacak kadar kıymetsiz değil.

Dinin Dört Hapsi: Gönül-Ev-Câmi-Tekke nedir?

Dinin Dört Hapsi: Gönül-Ev-Câmi-Tekke, 300 yıldan beri Müslümanlar, İslâm dünyası dini camiye hapsetmiştir Sûfîler tekkeye hapsetmiştir, normal Müslümanlar camiye hapsetmiştir Bir kısmı evine hapsetmiştir, bir kısmı da gönlüne hapsetmiştir Gönlüne hapsedenin başına hiçbir şey gelmez, gönlü rahat eder onun var ya, kalbime bak, kalbime diyenler, onların kalpleri temiz. O yüzden cümle inananların kalpleri kirli Onların kalpleri temiz olduğu için, din de onların kalplerinde hapsedildiği için onların hiç başlarına hiçbir şey gelmez Kimsenin îmânını sorgulama haddi, hukûku bana ait değil İkincisi, eve hapsetmiştir Eve hapseden nedir? Namazını evde kılar, her şeyini evde yapar, ev halkına da karışmaz Kendi dinini kendi yaşa Üçüncüsü ne? Üçüncüsü camiye hapseder. Onun için din sadece camide namaz kılmaktır Bir kısım Sûfîler ne yaparlar? Onlar da İslâm’ı tekkeye hapsederler Tekkenin içindedir İslâm, tekkenin dışına çıkınca İslâm’la alakası kalmaz Müslümanlar 300 yıldan beri böyle bir din yaşıyorlar Böyle olunca da böyle bir anlayış var, o yüzden söylüyorlar bunlar Hıristiyanlar için diyorlar ki Îsâ bütün Hıristiyan aleminin ezasını cefasını çekti Bu Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem’in bizim için mi imtihan oldu, eziyet çektiği sözünün gelmesi orasıdır nasıl Hıristiyanlar Îsâ aleyhisselâm için böyle söylerler, biz de Hazret-i Muhammed Mustafâ için böyle söyleriz Bizim için eziyet çekti, bizim için çile çekti diye, siz eziyet çekmeyeceksiniz, siz çileyi çekmeyeceksiniz Bütün sizin çekecek olduğunuz eziyeti, çileyi Muhammed Mustafâ çekti, ashabın çektiği neydi o zaman? Tâbi’în’in çektiği neydi? Tebâî Tâbi’în’in çektiği neydi? Ehl-i Beyt’in sürgünleri, Ehl-i Beyt’in Emevî hânedânlığının altında inim inim inlemesi, eziyet görmesi, Ehl-i Beyt’in Medîne’den, Mekke’den, Hicâz bölgesinden sürülüp kendi dedelerinin yurdundan sürgün yiyip ta Orta Asya’ya kadar gitmesi, bir kısmı Mısır’ın içlerine kadar gitmesi, bir kısmı Yemen’in içlerine kadar gitmesi, bunlar nedendi? Bir kısmının Anadolu’ya kadar gelmesi, bunlar nedendi? Bakın bunu böyle düşünmeyin!

Zamana kadar altına ve gümüşe bağlı kalacaksın der. Bir sûfî için saplantı hâline gelmiş her türlü görüş ve düşünce mânevî manada bir bağdır. Bu ifade ne anlama gelmektedir?

Söz konusu olan Cenâb-ı Hakk’ın hukukudur; İslâm hukuku 1400 yıldır değişmemiş, kıyamete kadar da değişmeyecektir. Allah "size din olarak İslâm’ı seçtim, bugün dininizi tamamladım" buyurduğuna göre bu âlemdeki İslâm tamamlanmıştır. Başka bir âyet-i kerîmede de "Allah’ın hukukunda değişiklik yoktur" buyrulmaktadır.

İstanbul Üniversitesi’nde çok pahalı bir baskısının olduğunu söylediler. Sohbetlere gelen bir arkadaş kitapçıda baktı, internetten de birkaç seçenek buldu; mevcut olan bu baskıyı aldım. Bu ifade ne anlama gelmektedir?

Kendi anladığımızı, anladığımız kadarıyla anlatmaya gayret edeceğiz.

Tevhidin manasına ermedin mi?

Eğer tevhidin manasına ermiş olsaydın, tevhidin senden şikayetçi olduğunu görecektin. Nasıl? Evet. Tevhit senden şikayet ettiğini duyacaktın, görecektin.

Sait’e dedim, "Sait bunu sen almadın herhalde dedim midir?

Yardılar içinden muzağa çıktı. Sait’e dedim, "Sait bunu sen almadın herhalde dedim. " "Hayır" dedim. "Kendileri mi aldı bunları dedim ben. Kendileri aldı" dedi. Sonra ben bunu derste ders konusu yaptım. İbadet ediyorsun. 5 lira fazla ver. Bilen bir insan alsın onu. 5 lira fazla ver. Bilmiyorsun. İbadet edeceksin. İbadet edeceğin zaman hayvanın en hesaplısını alacağım diye uğraşma. İbadet ediyorsun. Önemli değil. Küçük hayvan olsun 5 lira fazla olsun veyahut da eti az olsun önemli değil.

Var olmak bir varlığın özüne eklenen bir özellik midir?

Var olmak bir varlığın özüne eklenen bir özellik değildir.

İnsanların kusurlarını araştırmak ne gibi sonuçlara neden olur?

Ve aynı zamanda da onların üzerinde fikir yürütmek, onların üzerinde dedikodu laf üretmek o insanın sevabını da alıp götürüyor. Varsa yoksa habire eksi yazılıyor. O yüzden normalde insanlar o ayıpları araştırıp o ayıpların üzerinde tesis ediyor.

Ruh bizim değil midir?

Ruh bizim değil. O yüzden akıl Cenab-ı Hakk’ın insana lütfettiği bir ikramdır, bir ihsandır, hediyedir.

Bir üstat da ancak ne yapar?

Nasihat eder. Öğüt verir. Ve peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine öğüt veriyorsa ve sen sadece öğüt vericisin. Bu konuda zorlayamazsın. Bu konuda sen insanların başında gözetleyici de değilsin diyorsa herkes buradan dersini almalı ve etrafına sadece öğüt vermekle mükellef. Öğüt vermekle mükellef, zorlamakla mükellef değil. Biz etrafımızı bu manada zorlayamayız. Din adına zorlayamayız. Biz kardeşlerimizi, çocuklarımızı, eşimizi, normalde etrafımızdaki insanları din adına zorlama hakkına sahip değiliz.

Peygamber sadece öğüt vericisi midir?

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine öğüt veriyorsa ve sen sadece öğüt vericisin. Bu konuda zorlayamazsın. Bu konuda sen insanların başında gözetleyici de değilsin diyorsa herkes buradan dersini almalı ve etrafına sadece öğüt vermekle mükellef. Öğüt vermekle mükellef, zorlamakla mükellef değil. Biz etrafımızı bu manada zorlayamayız. Din adına zorlayamayız. Biz kardeşlerimizi, çocuklarımızı, eşimizi, normalde etrafımızdaki insanları din adına zorlama hakkına sahip değiliz.

Zorlama hakkına sahip olunmaz mı?

Hiç kimse değildir. Hiçbir kimse değildir. Din nasihattir. Din nasihattir. Din nasihattir. Bir üstat da ancak ne yapar? Nasihat eder. Öğüt verir. Ve peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine öğüt veriyorsa ve sen sadece öğüt vericisin. Bu konuda zorlayamazsın. Bu konuda sen insanların başında gözetleyici de değilsin diyorsa herkes buradan dersini almalı ve etrafına sadece öğüt vermekle mükellef. Öğüt vermekle mükellef, zorlamakla mükellef değil. Biz etrafımızı bu manada zorlayamayız. Din adına zorlayamayız. Biz kardeşlerimizi, çocuklarımızı, eşimizi, normalde etrafımızdaki insanları din adına zorlama hakkına sahip değiliz.

Korku perdesinin yırtılması sonucunda insanın hayatına nasıl bir etki yarar?

Bunların hepsi de kendinde varlık görmektir. Hepsini attın. Kendinde bir varlık görmedin. Korkun da bitti. Korkun filan kalmadı. Makamım var dersen, mevkim var dersen, paran var dersen, sağlığım var dersen, eşim var, çocuklarım var, akrabalarım var, dostlaramarım var, arkadaşlarım var. Şuyu kaybedemem, bunu kaybedemem. Bu yanlış olur, bu eksik olur. Bu sefer sen korkudan hiçbir yapamazsın.

O kimse artık olgunlaştı, kemale erdi mi?

Nafilelerle. Allah’a yaklaşma. Erdiriyor. Eriyor o. Ve. Allah’ı sevmek. O kimse artık olgunlaştı, kemale erdi. O yüzden dinin tamamlanması, dinin bu manada tamamlanması din tamam ama kemale ermesi yaşantı olarak %25’i ahir zamana kaldı. birey olarak bir kimse iman etti. imanı tam imanının kemale ermesi, olgunlaşması bu zamanla alakalı veyahut da aniden inşallah rabbim cümlemizin imanını kemale erdirsin.

Diledikleri anda Mescid-i Aksayya operasyon yapıp oradaki Müslümanlara zulmediyorlar mı?

Yönünü Allah’a çevirirsen o Hakkında

Ama biz şimdi hani Mescid-i Aksa aklıma gelince oradaki zulüm gözümün önüne geldi. Şu anda bütün 2 milyar İslâm aliminin ilk kıblegahı işgal altında, ve 2 milyar Müslüman uykuda. 2 milyar Müslüman o Mescid-i Aksay’yı şu anda özgürlüğüne kavuşturamıyor. Ve Mescid-i Aksa’da pis Yahudiler, pis siyonistler, katiller, çocuk tecavüzcüleri kol geziyor. Çocuk tecavüzcüsü bunlar. Ve İslâm dünyası derin bir uykuda, bu derin uykudan uyanmamakta ısrar ediyor. Ve nasıl bir üzerine ölü toprağa döküldüyse atıldıysa, kalplerine nasıl bir korku yerleştirildiyse, kalplerinden îmânın hakîkati nasıl alındıysa zerrece bu konuda bilhassa İslâm dünyasının başındaki siyasetçiler, bürokratlar İslâm dünyasının önünde en büyük engeller, ve pis İsrail Pis Yahudiler pisliklerini Mescid-i Aksayya akıtıyorlar.

Diledikleri anda Mescid-i Aksayya operasyon yapıp oradaki Müslümanlara zulmediyorlar. İbadetleri engelliyorlar. Her türlü katilli zalimliğ, ahlâksızlığı, her türlü namussuzluğu, şerefsizliği, haysiyetsizliği, her türlü hayvandan daha aşağı mahlukluğu icra ediyorlar. İşte Cenabı Allah Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretlerine Mescid-i Aksadan Mescid-i Harâma’a için ayet-i kerime namazın ortasında geldi. Tabii burada yüzünüzü Mescid-i Harâma’a çevirin demek yüz insanın fiziki olarak en güzel yeridir.

Cemaldir, çünkü cemal sıfatıdır bir insanın yüzü. Bir insan yüzünü bir tarafa döndürdüğünde o taraftan sayılır. Ve başka bir ayet-i kerimede de yüzünüzü ne tarafa çevirirseniz çevirin Allah’ın veçi oradadır der. O yüzden insanın yüzü önemlidir. Ama burada ayet-i kerimenin zahiri insanı kıbleye yönlendirir. Ama normalde batinen, kalben kıbleye yönelmek gerekir. Batın kıbleye yönelmek demek Allah de ötesini bırak. Kısacası bu da ayet-i kerime. Allah de gerisini bırak.

Allah de gerisini bırak. Kıbleye yönelmek odur. Namazda kıbleye yöneldin. Vücudun yöneldi. Kalbin de yönelsin. Kalbin de namaza yönelsin. Kıbleye yönelsin. Aslında kıbleye de değil. Kalbin de ona yönelsin. Kıble sadece bir yöndür. Biz ona yöneliriz. Ona yöneliriz. Namazın dışındaki farzıdır. Kıbleye, Beytullah’a doğru yönelmek. Namazın dışındaki farzıdır. Namazın içindeki farzı ise kalbi olarak Allah’a yönelmektir. Her şeyinle. Eğer her şeyinle Allah’a yönelmiyorsan tabirimi mazur görün.

Kıldığın namaz namaz değil. Her şeyini Allah’a yönelteceksin. Her şeyiyle Allah’a yönelenin bir kimsenin ibadetini Cenabı Hak kabul eder. Eksiği, noksanı olsa da kabul eder. O kimse her şeyle Allah’a yönelse, Kur’ân-ı Kerîm okusa, hani harfleri eksik çıkarırsa, Cenâb-ı Hak her harfe bir melek görevlendirilip o melek vasıtasıyla harfleri düzeltip de katına alıyor. Ya işte sen öylesine yönelirsen Allah’a senin namazındaki eksikliğini, ama okuma eksikliği, ama başka eksiklik kendinde değilsin.

Çünkü kendinde değilsin. Öylesine yönelmişsin ki kendinde değilsin. 3 mü kıldın, 4 mü kıldın, 5 mi kıldın? Kendinde değilsin. 3 kıldıysan Cenabı Hak eksiğini tamamlayacak. 5 kıldıysan yine bir ilave daha yaptıracak. 6 olarak kabul edecek. Kimlerden sorumluluk kalkmıştı? Uyuyanlardan. Ne güzel bir şey. Uyuyun paso. Aklını gidenlerden. Kendinde değil. Bir de neden unutanlardan? O kimse kendinde değil. Kendinde değilse eksikliğini Allah tamamlayacak. Neden kendinde değil?

Dünya sarhoşu değil. O Allah sarhoşu oldu. O öylesini kendisini Allah’a teslim etti ki saymayı da bıraktı, hesaplamayı da bıraktı. Kendinde değil. Çünkü kaç rekat kıldığını da bilmiyor. İşte o kimse o zaman kendinden geçti. Kendinden geçince o zaman tavafı tavaf oldu. O zaman namazı namaz oldu. O zaman zikri zikir oldu. O zaman duası dua oldu. O zaman zekatı zekat oldu. O zaman sadakası sadaka oldu. O zaman yaşamasının bir anlamı oldu. O zaman normalde yönünü gerçekten Allah’a hakîkat noktasında çevir.

Nefis noktasında değil. Hakikat noktasında yönünü Allah’a çevirirsen o zaman hakîkatin sende tecelli ettiğini göreceksin. Kalbinde hakîkat pınarlarının coştuğunu göreceksin. Kalbine hakîkat damlalarının aktığın hissedeceksin. Hissedeceksin. Hakikat dediğimiz şey bu duvarın arkasında görmeye çalışmak değil. Ilmi ledün hakîkat dediğim şey varlığın hakîkati, ibadetin hakîkati, îmânın hakîkati, İslâm’ın hakîkati. Hakikat dediğim şey o. Çünkü başka bir hadis-i şerifte nice oruç tutan vardır ki sadece aç kalır.

Nice namaz kılan vardır ki sadece yorgun olur. İbn Mac’de bu o zaman hakîkat noktasında ona yönelirsen o zaman namazın namaz olur, orucun oruç olur. Yani zahirde yapılan ibadetler, zahirde yapılan ibadetler eğer hakîkate, hakîkate doğru yol yürümüyorsa, hakîkate kanat çırpmıyorsa o kimse kendi nefsine doğru yürüyor. Allah muhafaza eylesin. Bu doğru değil. O yüzden normalde sen eğer o hakîkati bulma noktasında her şeyinle Allah’a yöneldin.

Her şeyinle Allah’a yöneldiysen o zaman tavafın tavaf oldu. O zaman namazın namaz oldu. O zaman orucun oruç oldu. Ki sufilin maksadı amacı budur. Sufilin amacı maksadı güzel ilâhî söylemek değildir. Sufilin amacım maksadı. Aman sarın çok güzel olsun. Kılın kıyafetin çok güzel olsun. Vay ne derviş desinler ya. Şöyle bir yürü de ortalık derviş görsün. Bu değil sufilin hakîkati. Sufilin hakîkati senin senliğinden geçmesidir. Sen senlikten geç. Yani kendi nefsine söyleyeceksen bunu ben kendi nefsime söyleyeyim.

Ben benliğimden geçmediğim müddetçe o hakîkate ulaşmayacağım. Ben, ancak benliğimden geçersem hakîkate ulaşacağım. Ben ben olduğum müddetçe hakîkat bana uğramayacak. Sen sen olduğun müddetçe hakîkat sana uğramayacak. O boğumlarda kalacaksın. O boğumlarda kalmayalım. Allah muhafaza eylesin. O yüzden Hazreti Pir bu beyitinde bize diyor ki işin gösterişinden uzak durun. İşin zahirinden bakmayın. Ya zahir lazım mı? Taklit lazım mı? Ama sen hakîkate yönel. İşin içine doğru yürü.

hala daha bu nefis terbiye yolculuğunda ben diyorsan hala daha nefsinin oyunlarıyla uğraşıyorsan hala da şeytanın vesvesesine kanıp onun deryasına dalıp şeytanla beraber yüzüyorsan olmadı o sûfî filik değil. Allah muhafaza eylesin.

Dışı süslü görünüp içi bozuk olan insanlar neden tehlikelidir?

Dışı süslü görünüp içi bozuk olan insanlar, Yezid’den daha tehlikelidir. Yezid en azından Hazreti Hüseyin’e karşı düşmanlığını açıkça beyan etmiştir. Oysa bu sahte insanlar dost mu düşman mı olduğunu bilmediğimiz, müslüman ve mümin görüntüsü verdikleri halde içleri Yezid’ten daha kötüdür. Bunlar en tehlikeli insanlardır çünkü kimse onların gerçek yüzünü göremez.

Birey dinini, aklını, malını ve namusunu koruyamıyor, sistem buna izin vermiyor?

Birey kendi din emniyetinden sorumlu. Nasıl sorumlu? Kendi dinini öğrenme, dinini yaşama, dinini emniyet altına almaktan sorumlu kendince. E şimdi o bireye dini eğitim verilecek ki o din emniyetini bilsen normalde 200 yıldır bu ülkede dini eğitim yok. Hadi Osman’ın 50 yılını biz zayıf böyle hani düzenin kaçtığı olarak görelim. 100 yılda cumhuriyeti görelim. 150 yıl. 150 yıldır normalde bu ülkede dini bir eğitim yok. Hala daha yok. İmam hatipleri dini eğitim veriyor zannetmeyin. Diyaneti dini eğitim veriyor zannetmeyin. İlahiyatları dini eğitim veriyor zannetmeyin. Tarikatleri, cemaatleri, medreseleri sakın dini eğitim veriyor zannetmeyin. Bu sizin kandırılmışızı gösterir. Çünkü Türkiye. Cumhuriyeti. Devleti laik, demokratik, insan haklarına saygılı, hukuk devleti olarak geçer, ve bütün kurum, ve kuruluşlar laiktir. O yüzden laik eğitimi verir.

Dini eğitim verilmiyor neden?

Normalde Türkiye anayasasında İslâm dinine dayalı bir tane harf bile yoktur. Altını tekrar çizeyim. Bugünkü mevcut anayasada İslâm dinine uygun bir tane harf dahi yoktur. Harf. Siz İslâm dinine ait bir harfi olmayan anayasayla yönetilmezsiniz. Anayasa orada durur. Canlarının istediği gibi içtihat ederler. İstedikleri gibi anlarlar. Size ceza vermek istiyorlarsa da o cezayı verirler.

Her iyi düşünce iyilik değil midir?

Ne kadar güzel. Oradaki beyin gerisini saklayacak onla. Her iyi düşünce iyilik değildir. Herkes uyanık olsun. Allah muhafaza eylesin.

Dinimizde aşırılığa gitmek var mı?

Dininde aşırılığa gitmek. İslam dininde, Muhammedilikte yok. Ve bu bizim dinimizin en önemli özelliklerinden birisidir.

Batılı bile bile işlemek kadar büyük günah kebair yok mudur?

Batılı bile bile işlemek kadar büyük günah kebair yoktur. Batılı bilmeden işleyenin günahı bir ise, bilerek ya da batıl olmadığını düşünerek işleyenin günahı on olur. Batıla dalmaktan Rabbim muhafaza eylesin.

Asıl tehlike bu mudur?

Allah muhafaza eylesin şirke düşer. İşte asıl tehlike budur.

İslam’da aklın üzerine beton dökülmüş bir kimse olarak Gazali’yi göremiyor musunuz?

Normalde İslam’da yani sufice bu meseleye bakıldığında İslam’da aklın üzerine dökülmüş bir beton veya beton döken bir kimse olarak göremiyorum Gazali’yi.

Bir ilmi şüphe var mıdır?

Şüphe duymayan hakikati bulamaz. İmam Gazali konu hemen belli oldu. Gazali bu defa soruyu uzun tutmayıp hemen konuya geçelim. Şüphe duymayan hakikati bulamaz. Şüphe insanı hakikate götüren binek gibidir Hakkında Önce şüpheden başlamamız lazım. Şüpheye baktığımızda çok kısım kısımdır da şüphe ama eee bir kimse hakikat arayıcısıysa o kimse muhakkak şüphe üzerinde yürümesi gerekir. Bir ilmi şüphe vardır. ilmi şüphe insanı araştırmaya ve insanı hakikate doğru yönlendirir. Siz her bulduğunuz bu gerçek dediğiniz, bu hakikat dediğiniz şeyin üzerinde şüphe edersiniz. Onun dahana bakarsınız. Daha dasına bakarsınız. Eee biz buna ilmi şüphe diyoruz. Bir kimse örneğin herhangi bir konuda şüpheye düşebilir. O şüphesini izale etmek için araştırmaya başlar. kesin o konuda kalbi mutmain oluncaya kadar araştırır. Kalbi mutmain olsa dahi ilmi şüphe sahibi yine der ki bunun bir daha gerçeği başka türlü olabilir. Tekrar araştırmaya devam eder. Bir de şüphe vardır. Mesela işte dini terminoloji olarak baktığımızda Allah’ın varlığıyla alakalı şüpheye düşer. Mesela bununla alakalı araştırmaya girer. Mesela hadislerle alakalı şüpheye düşer. Bununla alakalı araştırmaya başlar. Bu hani tırnak içerisinde dini şüphecilik. Bu da normalde o kimsenin kendince hakikati bulmaya, gerçeği bulmaya fayda sağlar. Her şüphe, her şüphe psikolojik bir takıntı değil ise insanı doğruya, doğrunun doğrusuna, onun da doğrusuna götürebilir. O yüzden eee şüpheciliğe şüpheyle yaklaşmamak lazım. Veya şüpheciliğe kötü gözle bakmamak lazım. Aslında her düşünen insan biraz şüpheci olması gerekir. O şüphesini izale etmek için bu sefer de çalışması, gayret etmesi, mücadele etmesi, o konuda araştırması gerekir. O yüzden hemen hemen ben böyle tanımlayabilirim bunu. Her şüphe insanı hakikate götüren bir binek gibidir. Eğer şüphe senin bineğin olursa sen onun kölesi olursun. O seni yönlendirir. Yok şüphe bu noktada senin bineğin olmaz da sen onu binek gibi kullanırsan seni hakikate götürür. Bizim toplumumuzda genel olarak insanlar şüphenin kölesidir. Yani şüphe ne yazık ki onun bineğidir. Bu insanı helake götürür. Mesela adam oturduğu yerden eşinden şüphe duyar. Oturduğu yerden çoluğundan, çocuğundan şüphe duyar. Oturduğu yerden yanındaki çalışandan şüphe duyar. Hani bu o insanın psikolojisini bozar şüpheye bakarken yani bir şüphe meselesine bakarken eğer şüphe nefistense o zaman o senin tepene bindi. İstediği yere seni götürüyor. Şüphe sen şüphenin askeri oldun. Yok şüphe senin askerinse o zaman seni hakikate götürdü. Şüpheye bakarken iki veçeden bakacağız. Şüphe o zaman normalde bizim askerimizse biz onun tepesine binelim. Bizi hakikate götürsün. Yok şüphe bizim tepemize binerse eğer bu nefsane oluyor. Bu ilmi olmuyor. O zaman o bizi nereye sürüklüyorsa oraya gideceğiz. Onun da sonu Allah muhafaza eylesin helaktır.

Kuantum fizikçilerinin geldikleri nokta nedir?

Hepsi Allah içindi; Allah burada bâkâ-billâh’ı anlatıyor. Sakın aşağılara doğru düşünmeyin; bundan sonraki görünmezler ve görünürler, hepsi birer geçici vücut hâline geldi. Kuantum fizikçilerinin geldikleri nokta da aslında budur.

Bizler vücutlar mıyız?

Bizler vücutlar değiliz aslında; şehadet mertebesinde görünürüz. Mesela kuantumcular maddenin oluşumlarını inceliyorlar. Geçenlerde bir arkadaş paylaşmıştı: Amerika’da araştırma yapanlar, kâinatın her yerinin birbirine bağlı olduğunu söylüyor.

Mutlak vücuttan dolayı mutlak vücudun kendisinin tanınması için bir isme, bir kayda ihtiyaç duyuldu mu?

Mutlak vücuttan dolayı mutlak vücudun kendisinin tanınması için bir isme, bir kayda ihtiyaç duyuldu. Ehadiyet makamında hiçbir suret yoktur; oradan çıkıldığında isimler ve sıfatlar belirmeye başlar.

Üzerimizdeki isimler ve sıfatlar kalıcı mıdır?

Üzerimizdeki isimler ve sıfatlar kalıcı değildir, geçicidir. Toprağa gittiğimizde sıfatsal boyutların hiçbiri kalmayacak; bir hâlden öbür hâle geçince önceki sıfatların tecelliyâtı geçecektir. Bu vücutlar birer geçici perve yeridir.

Asmayı nasıl ekler ve nasıl büyütür?

Şimdi asmayı normalde ekersin küçücük bir fide gibi. Ondan sonra o büyümeye başlar. Sen onun üzerinde işçilik yaparsın. Bakarsın edersin, çatarsın. Koruktan sonra üzüm olur.

Koruk nedir ve yedi veren asma ne demektir?

Üzüm olgunlaşmamış haline koruk denir. Buradaki bu asma metafor benzetmesi çok hoşuma gitti. Benim asmayı bildiğimden için eğer o asma yedi veren ise bir de yedi vermez asma vardır. Adı yedi veren olarak kalmıştır. O bir başlar baharda koruk vermeye. Ta sonbahara kadar hep koruk verir. O yedi veren asma derler bizim orada ekşidir onun tadı.

Yedi veren asma ne demektir?

O bir başlar baharda koruk vermeye. Ta sonbahara kadar hep koruk verir. O yedi veren asma derler bizim orada ekşidir onun tadı.

Dünya malı ve dünyadaki insanlar ne durumdadır?

Mal ve oğullar dünya hayatının geçici ziynetidir. Geride kalan salih ameller ise sevap olarak da ümit kaynağı olarak da rabbinin nezdinde sizin için daha hayırlıdır. O zaman bu dünyanın serveti, dünyanın serveti geçici. Dünyadaki çoluk çocuk geçici, kadın erkek geçici.

Bilimdeki değişimlerin örnekleri nelerdir?

Yani bunlar dediler hiçbir şey dinlemiyor. Kaos halinde dediler. Sonra onu da yalanladılar. Ben diyorum ki en sona hayale geleceksiniz. Siz diyeceksiniz ki bu dünya, bu kainatta madde denilen bir varlık yok diyeceksiniz. Sonunda diyorum. Ondan sonra kuantum fiziğini geliştirdiler. Kuantum fiziğine göre madde yok zaten şu anda. Ve bu kargaşayı da diyorlar ki bu bir eee hesap üzerine gidiyor. Şimdi hepsini yalanladılar. O yüzden bilim sonuç olarak tam bir gerçek değildir.

Halk bozulmasının sorumluları kimlerdir?

Bu toprakların çocukları fuhuştan para kazanamaz. Bu toprakların çocukları uyuşturucudan para kazanamaz. Bu toprakların çocukları hırsızlıktan cezaevinde yatamaz. Bu ülkenin çocukları arsız hırsız olamaz. Siz Fatih’in torunlarıydınız. Siz Kanuni’nin torunlarıydınız. Siz Alpaslının torunlarıydınız. Ne hale geldiniz? Sizi bu hale getiren önce siyasetçilerdir. Devleti idare edenlerdir. Sonra pasif satılmış maaşperest, makampperest alimler, makampperest diyanetçiler, ilahiyatçılardır. Paraver, paraya tapan şeyhlerdir, ulemalardır. Başka kimse değildir. Eğer bu ülkenin kız çocukları bir karışekle sokakta dolaşıyorsa birinci derecede sorumlu olan devleti idare edenlerdir.

Bunu diyebiliyor musunuz?

Sen kendini Peygamber görmüşsün. Diyemiyorsunuz. O zaman avam halkı bırak. Yani sen has insanlarla otur kalk. Avamlarla düşüp kalkma. Sebep kendi görüşünü, kendi hayva, ve hevesini ilah edilmiş cimri insan. Onlardan uzak dur.

Allah bizleri onlardan eylesin nedir?

O zaman o kimse çift kanatlı olursa dinin hakîkatine erişecek. Allah bizleri onlardan eylesin.

Akıllı kimse su gibidir, onsuz hayat olmaz konusunda neler söylendi?

Akıllılık sudur. Bu âlem kirdir. Akıl sudur. Çünkü su her şeyi besler. Su her şeyi temizler. Su her şeyi pak eder. Su her şeyi tertemiz eder. Su insana, ve dünya varlığına hayat verir. Akıllılık sudur. Akıllı bir kimse etrafına hayat verendir.

Akıllı kimse ne demektir?

Akıllı kimse Allah’ı unutmayan, Allah’ı zikredendir. Akıllı kimse aynı zamanda etrafına da Allah’ın zikrini öğütleyip onların da dirilmesini sağlayan kimsedir. Çünkü su gibidir. O su gibi olunca yağmur gibidir.

Akıllı kimse ölüyü diriltendir. Bu ifade ne anlama gelmektedir?

Kimdir ölü? Allah’ın zikrini unutandır. Kimdir ölü? Heva, ve hevesini ilah edinendir. Akıllı kimse Allah’ı unutmayan, Allah’ı zikredendir. Akıllı kimse aynı zamanda etrafına da Allah’ın zikrini öğütleyip onların da dirilmesini sağlayan kimsedir. Çünkü su gibidir. O su gibi olunca yağmur gibidir.

Akıllı kimse ne gibi özellikler taşır?

Akıllı kimse etrafına hayat verendir. Akıllı kimse etrafını temizleyen insandır. Yani onun temizliğine sebep olur. Ve su bu manada nedir? Kokusu, rengi bozulmadıysa su mükemmeldir. Kokusu bozulmuş, su gibi kokmuyor. İnsanlar vardır. Kokuları bozuktur. Su gibi kokmuyordur. O etrafını temizlemez. O kokar sudur. Hiçbir şey yapılmaz onunla. Onun içindeki necaset fazlalaşmıştır.

Akıllı kimse ne gibi etkiler yaratır?

Akıllı kimse senin dostundur. Düştüğün yerde tutar. Akıllı kimse senin dostundur. Sana nasihat eder. Senin doğru olmayanını sana nasihat ederekten tebliğ eder. Akıllı kimse, akıllı kimse seni normalde Allah yoluna götürür. Akıllı kimse seni Resûlullah yoluna götürür. Akıllı kimse seni dost doğru yolda yürütmeye çalışır.

Müslümanlar kendi Müslümanlıklarına bakmıyorlar mı?

Bir başkasının Müslümanlığını eleştireceğim diye uğraşıyor. Bir başkasının dini anlayışını eleştireceğim diye uğraşıyor. Bırak canım kardeşim ya. Başkasıyla uğraşma.

Vesile nedir?

Sellem’i vesile et Sen büyükleri de vesile edebilirsin. Hani Bediüzzaman. Saidi Nursa. Hazretleri diyor ya. Benim bir şeyim kaybolsa diyor Ben diyor Abdülkadir Geylani. Hazretlerini vesile ederim kaybımı bulurum diyor şey. Efendi öğretmişti bana oğlum 11 İhlas bir. Fatih okuyacaksın. Geylan hazretinin ruhaniyetine bağışlayacaksın kalbin bulunur dedi ş. Cevdet hatırlayacak bir tane hani bende. Volkswagen vardı da onun anahtarını. Kaybet dedim ya değil mi Ne diyorsunuz ona Siz şifre şifreli bir bizonu var mı çift mi deniyor onana kaybettim ben bunu.

Kıvanç nedir?

Arabanın lastiğini kendim değiştirdim değiştirince onu kaybettim aradım Dağ Taş dolaşıyoruz ya o ara. Hangi dağın yamacında kaldığımız belli değil defalarca gittim aradım yok En son da aklıma geldi oraya gittim. Tekrar 11 İhlas bir. Fatiha Geylan hazretinin ruhaniyetini bağışladım dedim ya rabbi dostunun yüzü su hürmetine. Benim şu kaybımı. Buldur, yoksa. Almanya’dan gelecek bilmem kaç ayda indim arabadan böyle bakıyorum.

Körlükler nasıl tedavi edilir?

Şimdi bunu birisine anlat ha sizde böyle menkıbe çok çok aslanım lan çok bizim işimiz böyle gidiyor Sen inkar et dur ben anlatacağım Sen inanırsın inanmazsın beni ilgilendirmiyor nasıl Bas baya Ha biz kırmızı ışıkta 300 km giden insanız kırmızı lamba. Kırmızı da para yok pul yok hiçbir şey yok bir kuruş yok kırmızıya geldi dayandı bildiğiniz kırmızıya dayandı. Bunu belki de ilk defa anlatıyorum yolda giderken 11 İhlas bir. Fatiha komple makamlara bağışladım Ya. Rabbi Halim sana. Vakıf para vardı da mı dedim almadık daha ilerisini söyleyeyim sen verdin de mi harcamadım dedim sen verdin de dedim ben cimrilik mi yaptım kenarda mı beklettim. Dedim aha dedim Yok kalmadı işte nerede trak orada bırak. Vallahi da billah da tilla da arabayı da bırakırım kendimi de bırakırım ne yapıyorsan yap dedim deli. Mustafa’nın tekiyim ben dedim 300 kilom geldim öyle bakmadım bile kırmızı ışığa oradaki. Kırmızı da bakmadım hiç dedim bakarsam gözüm aksın dedim bakarsam gözüm aksın dedim bakmadan geldim Allah’ın yardımı Allah Allah, yani Cenâb-ı Hak dilerse dilediği gibi yardım eder taşın göbeğinden su çıkarır sana. Sana özel. Yağmur yağdırır sana özel yağdırır sana özel yağdırır sen dersin ki Bir de kendi kendine sınayacak ya Ya. Rabbi bu doğruysa ya bir yağmur yağsa inanacak insan ya böyle öyle bir şey görüyor ya insan Ç çakur. Çıkır Çakır ya rabbi tövbe ettim çektim arabayı kenara dedim ya rabbi tövbe ettim Bir daha böyle küstahlık yapmayacağım insanoğlu böyle der. Yine yapar kımıldıyor bizde durmuyor durduğu yerde.

Tağut sisteminin etkileri nelerdir?

Amerika değildir Amerika’yı yönetenler indir tahut o tahut x devlet değildir bütün Devletleri yöneten sistemdir Senin devletin de dahil buna bunu yerli yerinde tavut budur işte bu kalpleri aydınlanmayan mümince îmân edip mümince yaşamayanlar tağuttan besleniyorlar inkar edenler her dönemin inkar hastalığı, ve inkar profilleri kendine aittir Allah bizi muhafaza eylesin Amin.

Düğünlerde para almak doğru mudur?

Düğünlerde para almak doğru değildir. Sema’dan para alanlar, biz kaç para kaç para kaç para diye dönüyoruz. Böyle düğünlere giderler ya düğünlerde böyle eğlendirmek için gidenler adam çalar şimdi. Lan verecek mi o parayı? Gırtın, gırtın, gırtın, gırtın. Böyle onun sizi eğlendirmesini istiyorsanız baştan verin parayı. Adamın aklında kalmasın. Ben düğünü bitirince buradan para alacağım mı almayacağım mı? Veya bu evlendiği bitirince para alacağım mı almayacağım mı? Aklında kalmasın. Ver parayı coştursun seni. Hiç sıkıntı yok. Bu onun gibi bir şey.

Diğer din inanışlarına karşı nasıl bir tutum benimsenmelidir?

Biz onları katledemeyiz. Bazen hep bunu söylüyorum. Bir arkadaş öyle demişti. Bizim de atom bombası yapmamız lazım dediğinde Sen Amerikan emperyalisti gibi şehirleri atom bombalarıyla yok mu etmeyi düşünüyorsun demiştim. Bir Müslüman, bir insan sivil insanları nasıl katleder? Kıymetli kardeşler, İslam terörü desteklemez.

Bosna’nın yedi şehrinde yapılan programlar neden önemliydi?

Biz üç dört ay önce burada misafirlerimiz, Bosna’da, Burçka’da, Banüluka’da, değişik Bosna’nın yedi şehrinde yedi ayrı program yaptık. Oradaki Hristiyanlar, oradaki diğer din inanışları, Hırvatlar, Sırplar hatta ilk üç dört programımız direkt onların bölgelerindeydi. Ve ben onları da sahneye davet ederekten hep beraber herkesi selamladık. Ve Hz. Mevlânâ’nın nefesini, bu toprakların aşkını, muhabbetini, kardeşliğini bu topraklardan eş-i nevâ bulmuş insan sevgisini o topraklara götürdük.

Manevi mertebe iddiasında bulunanlar nasıl bir durumdadır?

Bunların kalbinde Allah sevgisi, Resulullah sevgisi, veli sevgisi, mümin sevgisi yoktur. Eş, çocuk, anne baba sevgisi dahi yoktur. Kalpleri katılaşmış, kararmış, şeytanlaşmış insanlardırlar. Din ve dinden olan şeyleri istismar ederler ve arkalarındaki kitleleri Allah’ın yolundan uzaklaştırırlar.

Dini istismar eden kimse nasıl bir durumdadır?

Bir kimse günah işlemiş ve günahkar olsa da istismar etmiyorsa o kişi daha iyi durumda kalır. Ama dini istismar eden kimse, içki içenden, kumar oynayanından ve diğer günah işleyenden daha kötü hale gelir. Çünkü o, yalnız günah işlemekle kalmaz, dini istismar ederek aynı zamanda kitleleri de Allah’ın yolundan uzaklaştırır.

Müslim’de geçen bir hadiste, gece karanlığı gibi öldürücü fitnelerden sakınılması emredilmekte midir?

Müslim’de geçen bir hadiste, gece karanlığı gibi öldürücü fitnelerden sakınılması emredilmektedir. Bu hadisin özünde şu mesaj vardır: "Dünya arzusu için dinini satan kişi sabah mümin olarak uyansa da akşama kafir olarak çıkar, akşam mümin olarak çıksa da sabaha kafir olarak uyanır." Asıl tehlike, dünya arzusu için dini satmaktır.

Unutulmamalıdır ki İslam’da kadın haram değil, parasal kazanç haram değil, makam haram değil midir?

Dünya arzusu para, kadın ve makamdan ibarettir. Fakat unutulmamalıdır ki İslam’da kadın haram değil, parasal kazanç haram değil, makam haram değildir. Eğer bunlar helal yoldan elde edilirse helal olur. Sorun, insanın kendine layık olmayan bir makama oturmak için dinini satması, gerçek yeterliliği olmadığı halde şeyh veya müftü olmak için çabalaması ve bunun için de hakiki ilimden ve maneviyattan vazgeçmesidir.

Her ne vakit bunlardan biri ölecek olsa bir başkası onun yerini alır mı?

Çünkü her ne vakit bunlardan biri ölecek olsa bir başkası onun yerini alır. Yani bu dallar dünya üzerinde eksik olmazlar.

Abdal terimi ne anlama gelir?

Bizim Anadolu’da abdal denir. Yalnız çalgıcı abdallar değil.

Abdal terimiyle ilgili başka bir açıklama var mı?

Dilimizde abdal şeklinde kullanılır. El nihayede şu açıklama yapılır. Bunlar evliyalar ve abitlerdir.

Abdal terimiyle ilgili bir başka açıklama var mı?

Ebdal diye isimlenmişlerdir. Çünkü her ne vakit bunlardan biri ölecek olsa bir başkası onun yerini alır. El nihayede geçiyor bu.

Diyanetin kitaplarından bilgi alındı mı?

Diyanetin kitaplarından ve bunu mahkemeye çıktığımda ben Diyanetin kitaplarından bunları aldım.

İnsanların ayıplarını araştıranlar ne yaparlar?

Hatta bugünkü zamanda bu hastalığa duçar olmayan bir Müslümanı bulmak çok zor. Allah muhafaza eylesin. >> O yüzden insanların ayıplarını araştıran, ayıplarını ortaya yere çıkarmaya çalışan, hatta birisinin ayıbının yüzüne vuran, hatta o ayıbıyla onu yargılayan yani geçmişte bir hata işlemiş, kusur işlemiş o kimse o hatasını, kusurunu öğrenmiş. bir şekilde onun geçmişte işlemiş olduğu o hatasını, kusurunu onun yüzüne çarpıp onu öyle yargılayıp onunla değerlendiren yani tövbe etmiş, geri dönmüş o hani bırakmış onu ilgilendirmiyor.

İnsanların kusurlarını araştırmak ne demektir?

Ey iman edenler, zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirlerinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. O yüzden gizli gizli insanların kusurlarını araştırma ve etrafında başkalarında bulduğu kusurları konuşmaya başlamak.

İnsanların kusurlarını araştırmak ne sonuçlar doğurur?

Ve aynı zamanda da böyle onların üzerinde fikir yürütmek, onların üzerinde dedikodu laf üretmek o insanın sevabını da alıp götürüyor. Varsa yoksa habire eksi yazılıyor. O yüzden normalde insanlar o ayıpları araştırıp o ayıpların üzerinde tesis ediyor. Şimdi bir kimse kızını verecek bir yere onu araştırsın o hak. Veyahut da bir yerden kız alacak onu araştırsın bu hak ona.

Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri konusunda ne anlatılmaktadır?

Allah gecenizi hayırlı eylesin. >> Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. >> Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed’i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. >> Hakkı hak bilip hakkı yaşayan ve haykıran, batılı batıl bilip batıla karşı cihat eden kullarından eylesin.

Nerede Müslümanlara zulmeden, nerede Müslümanların kanına, namusuna, şerefine, haysiyetine, topraklarına tecavüz eden var ise Cenabı Hak bütün tecavüzcilerden intikamımızı alsın. >> İsrail’i ve yandaşlarını ve destekçilerini gizli açık ne varsa hepsini kahrı perişan eylesin. >> Bütün ümmeti Muhammed’i özgür eylesin. >> Bir ve beraber eylesin.

>> Aramızda bugün Urfa’da misafirimiz var. İnşallah eee kendisi kendisini tanısın. Hem bir de size bugün sohbet etsin inşallah. Hakkınızı helal edin.

Müsaimiz varsa biraz şeyler. Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi rabbil alemin.

Vessalatü vesselamü ala seyyidina Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecmeîn. Rabbil alemin sözlerin en güzelini söyleyip ona tabi olmayı cümlemize nasip eylesin inşallah. >> Hakkı hak bölüp ona tabi olmayı, batılı batıl bilip ondan sakınmayı cümlemize nasip eylesin inşallah. >> Şeyhimizin müsaadesiyle inşallah.

Benim ismim Ahmet’tir. Şanlıurfa’dan geliyoruz. Şeyh Abdülkadir Geylani Hazretlerinin yoluna hizmet etmeye çalışıyoruz. 30 senelik bir Doğu usulü medrese tahsilimiz var ve medresemiz var.

Medreselerimiz ve talebelerimiz var. Şeriatla tarikatı harmanlayarak pirimiz Abdülkadir Geylani Hazretlerinin deyimiyle kitabi ve sünneti minna. Bizim yolumuz Kur’an ve sünnet üzere kuruludur. Bunlara muhalefet eden bizden değildir.

Sözünün dusturunca Kur’an ve sünnet seniyet çizgisinde Rabbel alemine ümmeti Muhammed’e hizmet etmeye çalışıyoruz. Bu ay Rebiül Ahır ayı. Rebiül Ahır ayının 9’u Şeyh Abdülkadir Geylani Hazretlerinin Sene-i Devriyesi Bağdat’ta kutlanıldı ve Arap alemlerinde kutlanıldı. Biz de Şanlıurfa’dan çıktık.

Bizim şeyhimizden sonra şeyh gelmeyecek diyorsan Peygamberi yalanlıyorsun neden?

Bizim şeyhimizden sonra şeyh gelmeyecek demek, Peygambilin sözünü yalanlamak ve hadisi inkâr etmektir. Üstadın böyle söylemiş olması onun yanıldığını gösterir; kimse peygamberin buyruğunun önüne geçemez.

Neyden korkuyorsan onun üzerine yürürsen ne olur?

Neyden korkuyorsan onun üzerine yürürsen ancak o zaman onunla yüzleşir. Ancak onun galip gelir veyahut da onunla barışırsın. Ya galip gelirsin ya da bir müddet sonra o halle barışırsın. Ama bu barışmak ne demek?

Barışmak ne demektir?

Korkmaya devam etmek demek değil. Yani o korkaklığı yenersin. Barışarak da bir kimse yenebilir. O yüzden bana böyle şeylerin tedavisini sorduğunuzda ben hep diyeceğim ki size yani onun üzerine git.

Allah’ı tanıma ve bilme gayesi olmayan kişi neye girer?

Eğer biz amaç olarak, maksat olarak, dergah olarak, bu sufi topluluk olarak Allah’ı tanıma ve bilme derdimiz, gayemiz yok ise biz de o karanlık mecraya gireceğiz. Yani körlüğe yani sığlığa yani darlığa yani işte bilgisizliğe, cehalet doğru gideceğiz ve sufiliği sadece ibadet bazında alacağız.

İp eğrenler gibi gerisin geriye gitmenin lüzumu yok mudur?

Meyven günden güne daha tatlı olması lazım. İp eğrenler gibi gerisin geriye gitmenin lüzumu yok. Siz ip eğrenirenleri de bilmezsiniz. Şimdi urgancılık mesleği kalmadı çünkü.

Urgancılık mesleği kalmadı çünkü nedir?

İp eğrenler gibi gerisin geriye gitmenin lüzumu yok. Siz ip eğrenirenleri de bilmezsiniz. Şimdi urgancılık mesleği kalmadı çünkü.

Yedi veren asma nedir?

O bir başlar baharda koruk vermeye. Ta sonbahara kadar hep koruk verir. O yedi veren asma derler bizim orada ekşidir onun tadı. Ama bütün üzümler biter, her biter.

Asma ne demektir?

Üzümlerle dolu bir asmaydın. Nasıl oldu da kesada uğradın? Üzümün tam olacakken bozulup gittin. Hazreti Pir Allahu alem buradaki asmayı insana benzetmiş.

Bunu da anlatamıyorlar?

Bir şeyh, emanetindeki canı da malı da haysiyeti de korur Hakkında

Onları korumaya çalışacak. Onları anlataraktan bunu yapacak. Başka alternatif yok. Çünkü bunu da anlatamıyorlar.

Evladını toprağa veren bir babanın ne hissetmesi gerekir?

Sen evladını toprağa vermişsin. 20 yaşında gencecik dal gibi. Senin evladını toprağa verdiğin adam geldi 5 yıl sonra senin önüne. Ne yapacağını söyle şimdi bana.

Vatan korusu olarak gönderilen evladın ne kadar vatanseverlik göstermesi gerekir?

Sen vatan korusun diye gönderdin evladına. Vatan, millet, Sakarya dedin, devlet dedin, bayrak dedin. Şüheda şerbetini işte gel. Yoksa hakkım helal değil.

Şüheda şerbetini içen birinin katili ne yapmalıdır?

O da şüheda şerbetini içti geldi. Onun şüheda şerbetine içmesine vesile olan katil, namusu, şerefsiz, haşiyetsiz, zalim 10 yıl sola geldi. Senin karşında gülüyor senin. Kaldı mı can emniyeti de?

Niçin askerlik yaparız?

Şimdi burada babalar var, oğulları var. Vatanımız için, topraklarımız için, milletimiz için ölürüz biz. İyi kardeş öldük de bizi öldüreni kimin affetme yetkisi olur?

Kadının banyoda düştüğünde ne olur?

Banyoda nasıl düşülüyorsa gözü morarıyor insanın. Banyoda nasıl düşülüyorsa kadının dudağı patlıyor. Kadın banyoda düştüm diyor.

Neden adamlar banyoda düşmüyor?

Hiç adamlar banyoda düşmüyor. Hiç adamların gözü morarmıyor. O banyo kadınlara kaygan. Kafalarını bir yere vuruyorlar.

Nerede senin baban dediğinde ne söylendi?

Nerede senin baban dedim. Çağırayım alsın seni dedim. Babam da vurur benim kafama dedi. Beni geri almak istemez dedim.

Din devletin ikiz kardeşidir denilmesinin anlamı nedir?

Din devletin ikiz kardeşidir denilince eee burada hemen hemen ben yaştaki olanlar ve benden küçükler zaten dahil. Ben yaştan büyük olanlar için, ben yaştaklar için de bu söz eee kabul edilebilir, kaldırılabilir bir söz değil. Devlet dış görünüşü eee itibariyle de bunu kabul etmesi mümkün değil. Yani din devletin ikiz kardeşidir deyince e yani ik, kardeş denince ne akla gelir?

Allah ona aniden kendini tanıtıvermiştir?

Buna hesap kitap sorulmaz. Sen onu zayıf görürsün. Sen onu bir şeye benzetemezsin. Ama Allah ona aniden kendini tanıtıvermiştir.

O gayret ederekten alınmış bir şey değil midir?

O gayret ederekten alınmış bir şey değildir. Bir gayret ederekten alanlar vardır. Bir de aniden Cenab-ı Hakk’ın verdikleri vardır. O her ikisi de seçilmiştir.

Kin kelimesi nereden gelmektedir?

Kin kelimesi Farsça bir kelimedir. Farsçadan geçmiştir bu. Bunun bir adı da o kinci bir kimse.

Allah’ın sevmediği huylar nelerdir?

Allah’ın sevmediği huylardır. Kazandığı o fare delinden gider. Havuza gelen bir su var ama giden su miktarı daha fazla. Diyelim ki gelen su 2 m³ saatte ama giden 5 m³ yer var.

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları