İbadetlerin zirvesi Allah’ı zikretmektir
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette Tirmîzî’nin Da’avat 6 hadisi ile Bakara 152 ve Ra’d 28 âyetlerini ortak bir çerçevede izah eder: ibadetlerin zirvesi Allah’ı zikretmektir; kalplerin mutmain oluşu zikrullah ile gerçekleşir; nefsin emmâreden mutmainnenin zirvesine ulaşması tek bir manevî yol üzerindedir, o da zikrullah yoludur. Bu sohbet, müslümanın hayatını tevhid üzere dönüştürmenin hem şerî hem manevî gerekliğini ortaya koyar.
Tirmîzî Da’avat hadisinin tahlili: en üstün amel
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin açılışında Resulüllâh aleyhisselatüvesselamın Ebü’d-Derda radiyallahu anhden Tirmîzî’nin naklettiği meşhur hadisi izah eder: «Elâ uneb’biukum bihayri a’mâlikum ve ezkâhâ ‘inde melikikum ve erfa’ihâ fî deracatikum ve hayrın lekum min infakı’zzehebi ve’lvereki ve hayrın lekum min en telkav adewîkum fetedribü a’nâkahum ve yedribü a’nâkekum? Qâlü belâ. Qâle: zikrullahi teâlâ» (Size amellerinizin en hayırlısını, Rabbiniz katında en temiz, derecelerinizi en yüksek çıkaran, altın ve gümüş infak etmekten daha hayırlı olanını, düşmanla çarpışıp boyunlarını vurmanızdan ve onların boyunlarınızı vurmasından daha hayırlı olanını haber vereyim mi? Dediler ki: Evet. Buyurdu ki: Allah Teâlâyı zikretmektir). Bu hadis Tirmîzî’nin Da’avat 6, İbn Mâce’nin Edeb 53, Mâlik’in Muvatta’ının Zîkir bölümünde nakledilir. Mustafa Özbağ Efendi bu hadisin manasını müride hatırlatarak ibadetlerin özünün, ibadetlerin zirvesinin zikrullah olduğunu izah eder; bu özü kavramayan namaz, oruç, hac, zekat, infak ve cihad sadece dış bir kabukta kalır.
Bakara 152 ve Ra’d 28: kalbin mutmain oluşu
Allah Teâlâ Bakara suresinin yüz elli ikinci âyetinde «Fezkürunî ezkürküm» (Beni zikr edin ki ben de sizi zikr edeyim) buyurarak zikirin iki taraflı bir manevî muhabere olduğunu beyan eder. Ra’d suresinin yirmi sekizinci âyetinde «Ellezîne âmenü ve tatmağinnu kulübuhum bizikrillah, elâ bizikrillahi tatma’innu’lkulüb» (İman edenlerin kalpleri ancak Allah’ı zikretmekle huzura kavuşur. İyi bilin ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzura kavuşur) buyurarak kalbin manevî huzurunun (tamanıne) zikrullah ile gerçekleştiği ortaya konulmuştur. Ankebut suresinin kırk beşinci âyetinde «Ve lezikrullahi ekber» (Allah’ı zikretmek en büyük şeydir) ifadesi yine bu hakikate şahidlik eder. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette müridine, kalbin mutmain oluşu tek bir manevî yolın üzerindedir, o da zikrullah yoludur. Mü’minin günlük virdi zikri ne kadar çok ise kalbi o kadar mutmaindir; vird zayıflarsa kalp dağınık bir mizaca dönüşür, dünya kaygıları kalbe hücum eder.
Nefsin yedi mertebesi: emmâreden mutmainneye yürüyüş
Tasavvüf erbabınca nefsin yedi mertebesi tasvir edilmiştir; bu mertebeler Yüsuf 53, Kıyâmat 2, Şems 7-10, Fecr 27 gibi Kur’an âyetlerinden istinbat edilmiştir. Birinci mertebe nefsi emmâredir; insanın kötülüğe meylini en çok hissettiği, dünyaya tutkun, şehvete düğün düğün düğüm olduğu mertebedir. İkinci mertebe nefsi levvâmedir; kişinin kendi günahlarını fark edip pişmanlık duyduğu kımıldama mertebesidir. Üçüncü mertebe nefsi mülhimeğdir; kalbe Cenabı Hakk’tan ilhamın indirilmesi mertebesidir. Dördüncü mertebe nefsi mutmainneğdir; kalbin huzura kavuşup tevhid üzere demlendiği mertebedir. Beşinci mertebe nefsi radiyyeğdir; kişinin Cenabı Hakk’ın her takdirine razı olduğu mertebedir. Altıncı mertebe nefsi mardiyyeğdir; Cenabı Hakk’ın ondan razı olduğu, manevî tecellinin gerçekleştiği mertebedir. Yedinci mertebe nefsi kâmileğdir; tüm bu mertebelerin üstünde, peygamberlik kemaliğne yakın bir manevî zirvedir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette zikrullahın bu yedi mertebenin merdivenleri olduğunu, müridin her bir mertebede kalbi tevhid kelimesi ile demlemesi gerektiğini izah eder.
Fecr 27-30: nefsi mutmainne ile huzura davet
Allah Teâlâ Fecr suresinin yirmi yedi ile otuzuncu âyetlerinde, müjdeli bir dört âyet sıralar: «Yâ eyyühennefsu’lmutmağinne, irci’î ilâ rabbiki radıyaten mardiyye, fedhülî fî ibâdî, vedhülî cennetî» (Ey mutmain nefis, razı ve rıza gösterilmiş olarak Rabbine dön. Kullarımın arasına gir, ve cennetime gir). Bu âyet kümesi mü’minin son nefes manevî zırhıdır; aynı zamanda müridin günlük niyazıdır. Tasavvüf erbabınca bu âyet zikrullah ile mutmain olmuş bir nefsin son nefesinde Cenabı Hakk’ın ondan razı olarak ona da hitap ettiğini, nefisin de Cenabı Hakk’tan razı olarak ona yürüdüğünü ortaya koyar. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette müride bu âyetlerin manasını pratik olarak yaşatan günlük vird programını sunar. Sabah namazından sonra mürid yedi yüz «lâ ilahe illallah» tevhidini halakai zikriyye ile veya tek başına çeker; ardından beş yüz «Allahumme salli ala seyyidinâ Muhammed» salavatı ile Resulüllâh aleyhisselatüvesselamın manevî meclisine baş kor. Bu vird Karabaş-ı Velî’den, Şabânıye Velî’den, Sümbülü Sinan’dan miras gelen bir Halvetîye standartıdır. Mü’min nefes sonına kadar bu virdden vazgeçmez; böylece son nefesinde Fecr suresinin müjdeperdesi açılır ve nefsi mutmağinne ile cennete yürür.
Cemaat zikrinin manevî bereketi: üç kişi bir cemaattir
Mustafa Özbağ Efendi sohbette Hanefî mezhebinde üç kişinin bir cemaat olduğuna temas eder ve manevî bir muğta sunar: eğer üç müslüman bir araya gelir, sohbet eder, ardından zikir ederlerse, sohbette işledikleri hatalarına ve kusurlarına o zikir kefaret olur. Bu müjde Resulüllâh aleyhisselatüvesselamın hadisi şerîflerinden mülhemdîr: «Hiçbir kavim Allah’ı zikretmek üzere otururlar da, sağlarından ve sollarından melekler kanatlarını açarak kuşatırlar; Sekîne üzerlerine iner; rahmet kuşatır; melaike onları Cenabı Hakk’ın huzurunda sayarlar» (Sahîhi Müslim, Zîkir 11). İmam Ebü Tâlib el-Mekkî Kütu’l-Kulüb’da bu hadisin tahlilini yaparak cemaat zikrinin manevî meyvelerini sayar: melaikenin ortaklığı, manevî sekîne, kalp tasfiyesi, sosyal birliğe katkı, manevî bereket. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette müride cemaat halinde zikretmemenin bir noksanlık ve eksiklik oluşturduğunu, halakai zikriyye derslerine düzenli olarak katılması gerektiğini izah eder.
Kur’ân okumak da zikirdir: vird ve tilavet
Mustafa Özbağ Efendi sohbette çarpıcı bir hatırlatırı: Kur’an okumak da zikirdir. Allah Teâlâ Hicr suresinin dokuzuncu âyetinde «İnnâ nahnu nezzelne’zzikra ve innâ lehu lehafizün» (Hiçbir kuşkusuz Zîkrı biz indirdik ve onu koruyacak olan da yine biziz) buyurarak Kur’anı bizzat «zîkir» olarak isimlendirmiştir. Resulüllâh aleyhisselatüvesselam «Kim Allah’ın kitâbından bir harf okursa, ona bir hasene vardır; ben elif lam mim bir harf demiyorum, fakat elif bir harf, lam bir harf, mim bir harftir» (Tirmîzî, Fedâilu’l-Kur’an 16) buyurarak Kur’an okumanın manevî sevabını tarif etmiştir. Mü’minin günlük virdi şerîfinin yanında Kur’an tilaveti de bir manevî sahadır; Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette müride iki manevî saha sunar: oturup Kur’an okumak (tilavet), ya da oturup Allahı zikretmek (vird). İkisi de zikirdir; ikisi de manevî deftere kayd edilir. Mürid günün birinde tilavet derste yürür, diğer saatte vird derste yürür; böylece müridin manevî saatleri tevhid üzere örgüt yapılır.
Bibliyografya
- Kur’ân-ı Kerîm, Bakara süresi, ayet 152 (fezkürunî ezkürküm).
- Kur’ân-ı Kerîm, Ra’d süresi, ayet 28 (kalpler ancak zikrullah ile huzura kavuşur).
- Kur’ân-ı Kerîm, Ankebut süresi, ayet 45 (ve lezikrullahi ekber).
- Kur’ân-ı Kerîm, Ahzab süresi, ayet 41-42 (zikir çokca yapınız).
- Kur’ân-ı Kerîm, Yüsuf süresi, ayet 53 (nefsi emmâre).
- Kur’ân-ı Kerîm, Kıyâmat süresi, ayet 2 (nefsi levvâme).
- Kur’ân-ı Kerîm, Şems süresi, ayet 7-10 (nefsin ilhamı ve felahı).
- Kur’ân-ı Kerîm, Fecr süresi, ayet 27-30 (ya eyyühe’nnefsu’lmutmağinne).
- Kur’ân-ı Kerîm, Hicr süresi, ayet 9 (Zîkrı biz indirdik).
- Süneni Tirmîzî, Da’avat 6 (en hayırlı amel zikrullahtır).
- Süneni Tirmîzî, Fedâilu’l-Kur’an 16 (her harf bir hasene).
- Süneni İbn Mâce, Edeb 53 (en hayırlı amel zikir).
- Sahîhi Müslim, Zîkir 11 (zikir meclisleri hadisi).
- Sahîhi Buhârî, De’avat 65 (zikir meclisleri).
- İmam Gazzâlî, İhyâu Ulümi’d-Dîn, Kitâbu’l-Ezkar.
- İmam Ebü Tâlib el-Mekkî, Kütu’l-Kulüb, Zîkir Mertebeleri faslı.
- İmam İbn Kayyım el-Cevziyye, el-Vâbilu’s-Sayyib, zikir faydaları.
- İmam Kuşeyrî, er-Risaletu’l-Kuşeyriyye, Bâbu’z-Zıkir.
- İmam Sülemi, Tabakatu’s-Süfiyye, Nefis Mertebeleri bölümü.
- Mevlâna Halid Bağdadi, Mektubat-ı Mevlâna Halid, Hatmi Hace bahsi.
- Mustafa Özbağ Efendi, Halvetî-Şabânî sohbetleri, «İbadetlerin Zirvesi» faslı.
- Mustafa Özbağ Efendi, com arşivi).
- İrşad Dergisi, Tasavvuf Köşesi, «Ra’d 28 ve Mutmain Kalp» yazısı.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi’nin Zikrullah serisinin temel hadis ve âyet temellerini bir araya getirir; İbadetlerin zirvesi Allah’ı zikretmektir başlığıyla Tirmîzî’nin Da’avat 6 hadisi, Bakara 152 ve Ra’d 28 âyetleri, nefsin yedi mertebesi (emmârelevvâmemülhimemutmağinneradiyyemardiyyekâmile), Fecr 27-30 müjdesi, cemaat zikrinin manevî bereketi (üç kişi bir cemaat) ve Kur’an okumakla zikrin birlikte yürümesi ekseninde işlenmiştir.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Sohbet Kaydı | Seri: Zikrullah
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Rad 13/28; kalplerin Allah’ı zikirle huzur bulması.
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/41-42; Allah’ı çok zikretme emri.
- Kur’an-ı Kerim, Zuhruf 43/36; Rahman’ın zikrinden yüz çevirene şeytanın arkadaş kılınması.
- Nevevi, el-Ezkar, zikir ve dua adabı bölümleri.
- Kuşeyri, er-Risale, zikir, murakabe ve kalp hayatı bahisleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, zikir ve dua adabı bölümleri.
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Nefs, Mutmağinne, Cemaat. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı
