Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Kadere İman(309) — Sayfa 3/4
Yunus Emre’nin ‘ben sırat köprüsünün üzerine evler kurarım’ sözü normal düşünceyi nasıl geçer?
Yunus Emre ‘ben sırat köprüsünün üzerine evler kurarım’ kelimesi de normal alışılmış düşüncenin üstünde çıkmış oluyor? normal alışılmışını bırak, çok çok üstündedir.
Kaynak: Nefes III — 5 Ocak 2013 Sohbeti
İnsan kıyamet ve kâinat kavramlarını değiştirebilir mi?
O zaman isterse insan kıyamet ve kâinat kavramlarını da kendisi değiştirebilir. Sufi kendi hal aleminde onu yaşar "Değiştirir de yani." Değiştirir demeyelim biz ona, yaşar diyelim.
Kaynak: Nefes III — 5 Ocak 2013 Sohbeti
Kaza, kaderin içinde midir insanlar için?
Kaza günlük hayatımız bizim. Şurada sohbetimiz kaza bizim. "Bu, iyi veya kötü olsun." Bizim istememizle alakalı. Bakın, insan tarif ettim az önce. İnsan tarif ederken altını çizdim, iyi dinleyin, insan tarifini iyi dinleyin. Güzeli, iyiyi reddedebilen; kötüyü, çirkini isteyebilen. Tokken yiyebilen, açken yemeyebilen bir varlık. İnsan tarifi.
Kaynak: Nefes III — 5 Ocak 2013 Sohbeti
İnsan tarifi nedir?
İnsan tarif ederken altını çizdim, iyi dinleyin, insan tarifini iyi dinleyin. Güzeli, iyiyi reddedebilen; kötüyü, çirkini isteyebilen. Tokken yiyebilen, açken yemeyebilen bir varlık. İnsan tarifi.
Kaynak: Nefes III — 5 Ocak 2013 Sohbeti
Kulun kafirliği veya müminliği yaratmasıyla ilgili görüş nedir?
Kafirin kafirliğini yaratan da Allah, müminin müminliğini yaratan da Allah ama müminliği veya kafirliği isteyen biziz. İnsan bu olunca o zaman kaderin cebriyesi kalmıyor bu düşüncede olursak. Yani burada "Dilediğini yapar." demek, istediğini küfre götürür. Yani Allah bir kimseyi aldı, sen kafirsin, dedi, yazdı oraya. O kimse kaf, kulun bunda bir sorumluluğu yok, kulun bunda bir idraki yok düşüncesi yok. Allah onu aldı, götürdü, kafirlik denizine attı. Allah öbürkünü de aldı götürdü, müminlik denizine attı. Kafir dedi ki, niçin beni kafirlik denizine attın? O da dedi ki, ben seni kafir olarak yarattım, diledim.
Kaynak: Nefes III — 5 Ocak 2013 Sohbeti
Kulun isteklerinde Allah’ın kudret sınırında mıdır?
Düşünce değil, bakın, fiiliyat noktasında. Kul burada isteklerinde Allah’ın onun üzerine bahşettiği kudret sınırında. Düşünce hür, onda bir sınır yok.
Kaynak: Nefes III — 5 Ocak 2013 Sohbeti
Alemin Allah’ı mecbur tutması nedir?
Alemin Allah’ı mecbur tutması, Allah’ın alemde mecbur olup olmadığını sorar. Bu fikir, Allah’ın aleminin üzerinde mutlak bir kontrolü olmadığını öne sürer. Ancak bu fikri ancak ve ancak Arabî felsefesini bilen, onun zahiren küfürmüş gibi gözüken ifadesiyle ne anlatmak istediğini görebilenler anlar.
Kaderin ne olduğu?
Kader, Allah’ın kâmil bir keşifle müşerref kıldığı ancak pek az sayıda insana lütfettiği en yüce bilgilerden biridir. Kader, Allah’ın yaratma gücüyle meydana gelen, her şeyin ezelde takdir edildiğini ifade eder. Kader, sır olarak kabul edilir ve Allah’ın sırrıdır. Kaderin ne olduğu belli değildir ve herkesin kaderin ne olduğunu söylemesi yalan olur.
İnsanın kaderi anlayışı nedir?
İnsanın kaderi anlayışı, Allah’ın yaratma gücüyle meydana gelen, her şeyin ezelde takdir edildiğini ifade eder. İnsanın kendi iradesiyle iyilik veya kötülük yapma şansı vardır. İslam, insanın kaderi anlayışında cebriyeciliği reddeder ve insanın kendi iradesiyle seçim yapma özgürlüğüne sahip olduğunu belirtir. Bu seçim özgürlüğü, Allah’ın kaderi anlayışına uygun olarak, insanın kendi iradesiyle iyilik veya kötülük yapmasına olanak tanır.
Kaderin doğası nedir?
Kaderin doğası, Allah’ın yaratma gücüyle meydana gelen, her şeyin ezelde takdir edildiğini ifade eder. Kader, mutlak kader ve ezelde takdir edilmiş olaylar manzumesi olarak tanımlanır. Kader, Allah’ın yaratma gücüyle meydana gelen, her şeyin ezelde takdir edildiğini ifade eder. Kader, sır olarak kabul edilir ve Allah’ın sırrıdır. Kaderin ne olduğu belli değildir ve herkesin kaderin ne olduğunu söylemesi yalan olur.
Kaderin ne olduğunu bilenler için ne olur?
Bilen için dünyanın en ağır yüküdür. Örnekleyeceğim, ağır örnekler: Yarın birisi gelip 20 milyarınızı çarpacak, rüyanızda gördünüz. Var mı teslim olacak olan biri? 20 milyara teslim oldunuz. Yarın gelecek birisi, -hiç kimsenin Allah başına vermesin-oğluna, eşine ve kızına tecavüz edilecek. Bir gün önceden öğrenmek ister misiniz bunu? Eşiniz sizi 20 sene sonra terk edecek. Bugünden öğrenmek isteyen var mı? Depremin olacağını bilseydiniz ne yapardınız? Bunu konuştum, diye söylemiyorum. O büyük depremin olacağı gece evde hanıma söyledim. Depremden önce de kalktım, uyandırdım. Dedim, sakin ol. Çocuklar uyanırsa onları da sakinleştir. Bursa’da önemli bir şey olmayacak, dedim. Ne yapardınız? Demek ki kader olgusu Arabî’nin dediği gibi bir sırdır. O sır Allah’a aittir. Allah bu sırrın içerisinden bazı dostlarına lazım olacağını söyleyebilir. O dostlar için de sırdır. Konuşamazlar, diyemezler hatta kaderin ne olduğunu dahi söyleyemezler. Söyleyenlerin hepsi de kendilerince kendi fikirlerini söylüyorlar, doğru değil.
Velilerin Allah’ın dinini nasıl koruyabildikleriyle ilgili açıklama nedir?
Bu en üst derecede ki velilerdir ki Allah dinini bunlarla ayakta tutar. Bunlar "O veliler mahzun olmazlar mahcup olmazlar, onlara bu dünyada da yarın ahirette de korku yoktur." ayet-i kerimesi indikten sonra sahabenin Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine "Bunları bize tanıt" dediğinde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin tanıttığı gibidirler.
Kaynak: Nefes II — 16 Ocak 2016 Sohbeti
Velilerin rüyalarında görülmesi ne anlama gelir?
Nedir? Onlara bakıldığında akla Allah hatıra gelir, onlar rüyalarda görülür, onlarda rüyalarında görürler. Sahabe soruyor "Ya Resulullah, ahirette anladık, öğrendik, tahmin ediyoruz ki hani müjde orada af olmak. Dünyadaki müjde ne?" "Dünyadaki müjde: sizin onları rüyalarınızda görmeniz onların da rüyalarında görmeleridir." der. O zaman bir veliyi bir kimse rüyasında görüyorsa bir müjde kendisine. İkinci müjde veliye, "Ben seni gelip rüyamda gördüm" dediğinde o rüya veliye müjde oldu, aynı zamanda da görene müjde oldu. Bakın hem görene müj, hem de görülene müjde oldu. Gören kimse, o velide rüyasında gördü veli olduğunu, kendisine müjde. Anladınız mı?
Kaynak: Nefes II — 16 Ocak 2016 Sohbeti
Velilerin rüyalarında görülmesiyle ilgili bir örnek verilmiştir mi?
Sahabe soruyor "Ya Resulullah, ahirette anladık, öğrendik, tahmin ediyoruz ki hani müjde orada af olmak. Dünyadaki müjde ne?" "Dünyadaki müjde: sizin onları rüyalarınızda görmeniz onların da rüyalarında görmeleridir." der. O zaman bir veliyi bir kimse rüyasında görüyorsa bir müjde kendisine. İkinci müjde veliye, "Ben seni gelip rüyamda gördüm" dediğinde o rüya veliye müjde oldu, aynı zamanda da görene müjde oldu. Bakın hem görene müjde, hem de görülene müjde oldu. Gören kimse, o velide rüyasında gördü veli olduğunu, kendisine müjde. Anladınız mı?
Kaynak: Nefes II — 16 Ocak 2016 Sohbeti
Velilerin rüyalarında görülmesiyle ilgili bir kural verilmiştir mi?
O zaman bir veliyi bir kimse rüyasında görüyorsa bir müjde kendisine. İkinci müjde veliye, "Ben seni gelip rüyamda gördüm" dediğinde o rüya veliye müjde oldu, aynı zamanda da görene müjde oldu. Bakın hem görene müjde, hem de görülene müjde oldu. Gören kimse, o velide rüyasında gördü veli olduğunu, kendisine müjde. Anladınız mı?
Kaynak: Nefes II — 16 Ocak 2016 Sohbeti
Velilerin rüyalarında görülmesiyle ilgili bir açıklama verilmiştir mi?
Nedir? Onlara bakıldığında akla Allah hatıra gelir, onlar rüyalarda görülür, onlarda rüyalarında görürler. Sahabe soruyor "Ya Resulullah, ahirette anladık, öğrendik, tahmin ediyoruz ki hani müjde orada af olmak. Dünyadaki müjde ne?" "Dünyadaki müjde: sizin onları rüyalarınızda görmeniz onların da rüyalarında görmeleridir." der. O zaman bir veliyi bir kimse rüyasında görüyorsa bir müjde kendisine. İkinci müjde veliye, "Ben seni gelip rüyamda gördüm" dediğinde o rüya veliye müjde oldu, aynı zamanda da görene müjde oldu. Bakın hem görene müjde, hem de görülene müjde oldu. Gören kimse, o velide rüyasında gördü veli olduğunu, kendisine müjde. Anladınız mı?
Kaynak: Nefes II — 16 Ocak 2016 Sohbeti
Kötülük ve küfrün ebedi olup olmadığı tartışmasında ne söylenmektedir?
Kötülük ebedi değil. Kötülük sadece bir tarif. Buna Mutezile ve Ka’bi itiraz eder. Fiilin kendisi insana, sıfatı da Allah’a aittir. Yani fiilin küfür olması insan yönünden, çirkin olması da Allah’tandır. Kim haklı? Maturidi mi? Mutezile mi? Ben ortasını söyledim zaten. Ben buraya gelmeden, ortasını söyledim. Buraya geleceğini de bilmiyordum.
Kaynak: Nefes II — 2 Mayıs 2015 Sohbeti
Kötülük ve küfrün köklerinin tartışması nedir?
Karanlık ve kötülüğün kökünü Rahman’a da dayandırmazlar. Sufiler karanlığı ve kötülüğü ebedi görmezler. Karanlık ve küfür ve kötülük ebedi değildir, sonu vardır, geçicidir, izafidir, bu aleme aittir. Ötelere ait değildir. Karanlık ve kötülüğün kökünü Rahman’a da dayandırmazlar. Sufilerin, bu fakirin burada durduğu nokta farklıdır. Sufiler deyip de herkes benim fikrimde olacak diye bir kaide yok. Karanlık ve küfür ve kötülük ebedi değildir, sonu vardır, geçicidir, izafidir, bu aleme aittir. Ötelere ait değildir. Karanlık ve kötülüğün kökünü Rahman’a da dayandırmazlar.
Kaynak: Nefes II — 2 Mayıs 2015 Sohbeti
Kötülük ve küfrün ebedi olmamasının sebepleri nelerdir?
Karanlık ve küfür, karanlık, bize varmış gibi gelir, güneş çıkınca karanlıktan işaret bulamazsınız. Küfür ve kötülük karanlık gibidir, izafidir, geçicidir, ebedi değildir, kalıcı değildir, kökü Rahman’a dayanmaz. Sufiler karanlığı ve kötülüğü ebedi görmezler. Karanlık ve küfür ve kötülük ebedi değildir, sonu vardır, geçicidir, izafidir, bu aleme aittir. Ötelere ait değildir. Karanlık ve kötülüğün kökünü Rahman’a da dayandırmazlar. Sufilerin, bu fakirin burada durduğu nokta farklıdır. Sufiler deyip de herkes benim fikrimde olacak diye bir kaide yok. Karanlık ve küfür ve kötülük ebedi değildir, sonu vardır, geçicidir, izafidir, bu aleme aittir. Ötelere ait değildir. Karanlık ve kötülüğün kökünü Rahman’a da dayandırmazlar.
Kaynak: Nefes II — 2 Mayıs 2015 Sohbeti
A’yân-ı sabite nedir?
A’yân-ı sabiteyi Arabî’ den önce bulmak mümkün değil ve a’yân-ı sabite kaderin, a’yân-ı sabiteyi aynı zamanda kader olarak görüyor, a’yân-ı sabite dediğimiz olgu aynı zamanda kader. A’yân-ı sabiteyi kaderle zaten özleştirmemiş olsa biz ona iman etmek zorunda kalmayacağız ama biz kadere iman ediyoruz. Burada kadere iman ederken kaderin ne olduğunu biz bilmiyoruz. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bize kaderin ne olduğunu anlatmıyor. Kaderle alakalı konuşanların hepsi de battı, diyor. Ve bunu İmam-ı Azam, İmam-ı Şafi, İmam-ı Malik, İmam-ı Hambeli gibi, İmam-ı Maturidi, İmam-ı Nesefi gibi, Gazali gibi veya Kindi gibi kimseler dahi kaderin üzerinde konuşmuyorlar. Çünkü kader, üzerinde konuşulması gereken bir olgu değil, otomatikman iman edilmesi gereken bir olgu. Kader=İman ediliyor. Kadere ancak iman edilir ve kadere biz iman ederken kaderin ne olduğunu bilmiyoruz. Biz Allah’ın varlığını biliyoruz, Allah’ın zatına da iman ediyoruz. Allah’ın zatının ne olduğunu bilmiyoruz ve Allah’ın zatını düşünmekten de men edildik. Haram. Biz otomatikman kesinlikle ve kesinlikle Allah’ın zatının üzerinde tefekkür etme, düşüne noktasında değiliz. Haram. O zaman a’yân-ı sabite Allah’ın kendi zatı değil, bunu bir yerleştirelim. A’yân-ı sabite Cenâb-ı Hakk’ın zat ve sıfatlarıyla tecelli ettiği alan. Sıfatlarıyla, bütün sıfatlarıyla tecelli ettiği alan.
Kaynak: Nefes — 1 Mayıs 2014 Sohbeti
A’yân-ı sabite ile levh-i mahfuz arasındaki ilişki nedir?
A’yân-ı sabiteyi aynı zamanda da levh-i mahfuz diyebiliriz. Çünkü levh-i mahfuzda varoluştan ebediyete kadar olacak olan bütün her şey yazılı. Varoluştan, Kün deyişten ta ebediyete kadar ne olacak olduğu yazılı olan şey levh-i mahfuz ama a’yân-ı sabitede de zaten o var tecelliyat olarak. Arabî’nin anlattığı a’yân-ı sabitede bütün kâinat varlığı yaşadı.
Kaynak: Nefes — 1 Mayıs 2014 Sohbeti
A’yân-ı sabite ile alemler arasında nasıl bir ilişki vardır?
Ben bunu Arabî’ye göre anlatırken böyle anlattım size ve Arabî’ye göre bunların her alem arasında hayal alemi var. Her iki alemin arasında hayal alemi var. Bunu da Arabî’de hayali anlatırken Çanakkale’de üniversitede anlatmıştık. Çanakkale’deki sohbeti dinleyenler resmi daha iki iyi tamamlayacaklar. Şimdi a’yân-ı sabiteyle normalde bu emir aleminin arasında da hayal alemi var. Aslında Allah’ın zatı her şeyden münezzehtir, Zat’ı en üste (a’yân-ı sabitenin de üstüne) koyarsak, zatla a’yân-ı sabitenin arasında da bir hayal alemi var. Çünkü Arabî’ye göre her alemin arasında ara alem olarak bir hayal alemi var. O zaman hayal, bütün alemin içerisindeki ara alem gibi bir noktada.
Kaynak: Nefes — 1 Mayıs 2014 Sohbeti
Kader duayla değişir mi?
Kaderinde, yılanın ısırmasıyla zehirlenecek olan sahabenin, açı doyurmasıyla, kimsesize kimse olmasıyla, dua ve zikriyle, o tecelli etmez. Buna sufiler şöyle derler: o yine tecelli eder ama rüyada tecelli eder.
Kaynak: Nefes — 9 Şubat 2013 Sohbeti
Zaman nedir?
Zaman herkesin hissettiği fakat kimsenin tanımlayamadığı bir mevhumdur. Agustin İTİRAFLAR adlı eserinde "Zaman nedir" diye soruyor. Bu soru sorulmadığında zamanın ne olduğunu bildiğini fakat sorulduğunda bilmediğini söyler. Platon, zamanı dünya ile beraber yaratılan bir şey olarak düşünürken Arabî’de aynı fikirdedir. Aristo, dünyanın zamanda yaratıldığını kabul eder. Aristo’ya göre zaman sonsuz ve daimî bir genişlemedir.
Kaynak: Nefes — 19 EKİM 2013 Sohbeti
Zamanın varlığı ve doğası hakkında ne düşünüyorsunuz?
İbnü’l Arabî, zamanın hayali bir sıfatının olduğunu, kendi başına var olmadığını ve zamanın kendine ait ayrı fiziksel ya da gayrı fiziksel bir varlığın olmadığını söyler. Arabî, zaman ve mekânda tabi cisimlerin bir neticesidir fakat zaman var olmayan hayali bir şeydir. "Ne zaman?" sorusunu sorduğumuzda, feleklerin hareketi ve yerleşik şeyler tarafından bize gösterilir. Binaenaleyh zaman ve mekân hakikatte yoktur der.
Kaynak: Nefes — 19 EKİM 2013 Sohbeti
Zamanın Allah ile olan ilişkisi nedir?
Zaman Allah’tır. Hadis-i kudsi "Siz zamana sövmeyiniz çünkü zaman Allah’tır." Yunan felsefesinin bu hadis-i kudsiden haberi yok. Çünkü Yunan felsefesinden sonra Kur’an-ı Kerim. Yunan felsefesinden sonra olduğu için cevap veriyor Hazreti Peygamber. Kendisinden önce dünya üzerinde varlık ve zaman ilişkisinin üzerinde fikir yürütenlerin, akıl yürütenlerin battığı, debelendiği, çıkamadığı o bataklıktaki kaldıkları soruyu cevaplandırıyor onlara: Zaman Allah’tır.
Kaynak: Nefes — 19 EKİM 2013 Sohbeti
Zamanın kozmolojik anlayışı nedir?
Kozmos, erken Yunan metafizik düşüncesinde kaosun zıt anlamlısı olarak, ahenk, düzen anlamındadır. İnsan kozmosun sırrı kozmos ise insanın dışa vurumudur. Alemi inceleyen bilim kozmolojidir. Kur’an-ı Kerim’de Allah Arapça zaman kelimesine direkt referans vermemektedir. Dairesel zaman anlayışı pek benimsenmemiştir. İnsanın hikayesinin tabiattaki dairelerden veya yinelenen şekillerden kayıtsız bir halde tekvinden kıyamete doğru tek yönlü bir yolculuk olduğunu ifade etmişlerdir.
Kaynak: Nefes — 19 EKİM 2013 Sohbeti
Kibirli sevilir mi?
Kibirliyi Allah da sevmez, Resulullah da sevmez, veliler de sevmez, mümin insanlar da sevmez.
Gayb alemindeki kaza ve kaderin zuhuru nasıl açıklanır?
Gayb alemindeki kaza ve kaderin zuhuru, Cenab-ı Hakk’ın ezeli ilmi dairesinde tecelli eden şeylerdir. Cenab-ı Hakk’ın ezeli ilminde irade ettiği olaylar, ezeli ilminde irade ettiği ne tecelli edecekse neyi irade ettiyse neyi planladı ise neyi planladı ise neyi bir hesap kitap dairesinde yaratmayı arzu ettiyse bunun tecelli etmesi, kazaya dönüşmesi, onunla alakalı. Bu nedenle, Hazreti Pir’in söylediği şey, heva ve hevesten değil, Allah’ın vahyi ve ilhamı ile ilgilidir.
Olunca, hani o böyle kızıla kaçan rengi, pembeye kaçan rengini hani müfessirler veyahut da işte hümeyra kelimesi ne manaya gelir, Arapça’da bu manaya mıdır?
Bu tabii bir peygamber eşinin tesettürüdür, bir peygamber kızının tesettürüdür, bir peygamber torununun, ehli beytin tesettürüdür bu. Şimdi öyle olunca, hani o böyle kızıla kaçan rengi, pembeye kaçan rengini hani müfessirler veyahut da işte hümeyra kelimesi ne manaya gelir, Arapça’da bu manaya gelir. Biz rengini öyle tespit ediyoruz, öyle, hani Hazreti Ayşe annemizin mübarek yüzlerini gören bir kimse olarak değil. Ben görüldüğüne de bu manada bir erkeğin gördüğüne de şahit değilim. Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendiyle de birkaç sefer böyle konuşulduydu bu mesele. Allah rahmet eylesin, o da böyle teyit etti, "Görülmez Mustafa Efendi" dediydi. Dedim efendim yüzleri hiç görünmüyor hiç birisinin. O da görünmez Mustafa Efendi, dedi. Sonra Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendi vefat ettikten sonra da bazı haller zuhur ettiğinde yüzleri görünmüyor. Yani biz Hazreti Ayşe annemizin, hümeyra lakabını Hazreti Peygamber öyle dediği için. Ne manaya geldiğine baktığımızda, işte bazıları elma renginde teni, bazıları böyle daha kızıla çalan, bazıları daha kırmızıya çalan bir renk olarak tarif etmişler. O yüzden normalde işte bu tip tecelliyatlar ağır geldiğinde, "Konuş benimle yâ hümeyra" diyerekten o tecelliyatdan çıkmak istiyor ama bazen de bunun zıddı olarak mesela Bilal-i Habeşi’ye de ezan okutuyor, diyor ki "Bizim ruhumuzu, güzelleştir, rahatlaştır veyahut da bazı sahabeler var, güzel Kur’an-ı Kerim okuyan sahabeler, onlara da Kur’an-ı Kerim okutuyor mesela. Bu da normalde manevi tecelliyatlara geri dönüyor tekrar, bunun gibi.
Allah’ın kaderi nedir?
Kader, 56: ‘Ey Muhammed, şüphesiz sen sevdiğini hidayete erdiremezsin, fakat Allah dilediğini hidayete erdirir, o hidayete erecekleri çok iyi bilir.’ Yani, hidayet edecek olan Allah.
Hidayet ve kader konusunda ne söylendi?
O yüzden Cenab-ı Hak normalde kime hidayeti nasip ettiyse o doğru yoldadır ve bu hidayet, böyle cebriyeye de kaderiyeye de düşmeden bunu böyle nasıl açıklayacağım diye söylüyorum. Yoksa bende açıklaması çok basit bunun. Yani bendeki açıklaması ne? Ayan-ı sabitede nura gidenler yani ayan-ı sabitede nura gidenler, hidayete erdi, ayan-ı sabitede nara gidenler cehennemi boyladı. Ben de basit, bunun basitçesi böyle. Ama bunu hani böyle söyleyince herkes ya cebriyeye girecek ya kaderiyeye girecek. Allah muhafaza eylesin.
Kibirli kişilerin kıyamet gününde ne olacak?
Allah muhafaza eylesin ve bu metihler neticesinde kibre düşen kimse için bakın Tırmizi’de nasıl bir hadisi şerif var: ‘Kıyamet gününde kibirli kişiler zerre kadar küçük adamlar şeklinde haşrolunacaktır. Her taraflarından zillet ve miskinlik akacaktır. Cehennemdeki bulaş adında bir zindana sürülecektir. Üzerine alev alev ateş yükselecek ayrıca Tinetü’l habal denilen cehennem ehlinin irinlerinden içirilecektir.’ Tinetü’l-Habal ne biliyor musunuz? Bir kimsenin, bu cehennemde bir içecek. Bu içecek, bu sarhoş edici, insanın aklını gideren, içki gibi işte bütün türleri dahil buna, uyuşturucu gibi bütün türleri dahil buna, aklı giderici bu tip maddeleri kullanan, bu tip içkileri kullanan kimselere cehennemde içirilecek olan özel bir irin. Yalnız burada şuna dikkatinizi çekmek istiyorum. Hani hadisi şerif var ya, methedilen de sarhoş oluyor. Birisi örneğin işte içkiden sarhoş oluyor öbürkü de methedilmekten sarhoş oluyor. ikisi de sarho, O zaman ikisine de ne içirilecek? ikisine de bu tinetü’l habal denilen irinden içirilecek. Dünya sarhoşu olabilirsin, ondan içirileceksin. Böyle bir hani dünya sarhoşu ne demek? Adamın üç beş kuruşu var. Sarhoş olmuş. Dünyayı o yarattı sanki. Allah muhafaza eylesin. Adam parasının, zenginliğinin sarhoşu olmuş veyahut da siyasetçi, işte geldiği makamın sarhoşu olmuş veyahut da belediye başkanı veya müdür, amir, bürokrat. adam bulunduğu makamın sarhoşu olmuş. Sarhoş! Sarhoş olunca ne oluyor? Adam haram tanımıyor, helal tanımıyor, zayıf tanımıyor, kuvvetli tanımıyor, fakir tanımıyor, zengin tanımıyor. O oranın sarhoşu olmuş. Allah muhafaza eylesin. Aynı şey sufilerde de vardır. Bir rüya görür, sarhoş olur, kendini oldum zanneder. Bir hal görür, sarhoş olur, kendini oldum zanneder. Ona bir vazife verirsin, o bütün vazifeyi aldı ya, sarhoş olur, her tarafı asıp kesmeye çalışır, ahkam keser. Kardeş, sufilikte vazife demek hizmet edeceksin demek. Hizmet edeceksin, bağırıp çağırmayacaksın, kızmayacaksın kimseye. Tepeden bakmayacaksın kimseye. Sen kalk burdan demeyeceksin. Demeyeceksin! Hürmet edeceksin, çocuğa dahi hürmet edeceksin.
Kibirli kişilerin cehennemdeki cezası nedir?
‘Kıyamet gününde kibirli kişiler zerre kadar küçük adamlar şeklinde haşrolunacaktır. Her taraflarından zillet ve miskinlik akacaktır. Cehennemdeki bulaş adında bir zindana sürülecektir. Üzerine alev alev ateş yükselecek ayrıca Tinetü’l habal denilen cehennem ehlinin irinlerinden içirilecektir.’ Tinetü’l-Habal ne biliyor musunuz? Bir kimsenin, bu cehennemde bir içecek. Bu içecek, bu sarhoş edici, insanın aklını gideren, içki gibi işte bütün türleri dahil buna, uyuşturucu gibi bütün türleri dahil buna, aklı giderici bu tip maddeleri kullanan, bu tip içkileri kullanan kimselere cehennemde içirilecek olan özel bir irin. Yalnız burada şuna dikkatinizi çekmek istiyorum. Hani hadisi şerif var ya, methedilen de sarhoş oluyor. Birisi örneğin işte içkiden sarhoş oluyor öbürkü de methedilmekten sarhoş oluyor. ikisi de sarhoş. O zaman ikisine de ne içirilecek? ikisine de bu tinetü’l habal denilen irinden içirilecek. Dünya sarhoşu olabilirsin, ondan içirileceksin. Böyle bir hani dünya sarhoşu ne demek? Adamın üç beş kuruşu var. Sarhoş olmuş. Dünyayı o yarattı sanki. Allah muhafaza eylesin. Adam parasının, zenginliğinin sarhoşu olmuş veyahut da siyasetçi, işte geldiği makamın sarhoşu olmuş veyahut da belediye başkanı veya müdür, amir, bürokrat. adam bulunduğu makamın sarhoşu olmuş. Sarhoş! Sarhoş olunca ne oluyor? Adam haram tanımıyor, helal tanımıyor, zayıf tanımıyor, kuvvetli tanımıyor, fakir tanımıyor, zengin tanımıyor. O oranın sarhoşu olmuş. Allah muhafaza eylesin. Aynı şey sufilerde de vardır. Bir rüya görür, sarhoş olur, kendini oldum zanneder. Bir hal görür, sarhoş olur, kendini oldum zanneder. Ona bir vazife verirsin, o bütün vazifeyi aldı ya, sarhoş olur, her tarafı asıp kesmeye çalışır, ahkam keser. Kardeş, sufilikte vazife demek hizmet edeceksin demek. Hizmet edeceksin, bağırıp çağırmayacaksın, kızmayacaksın kimseye. Tepeden bakmayacaksın kimseye. Sen kalk burdan demeyeceksin. Demeyeceksin! Hürmet edeceksin, çocuğa dahi hürmet edeceksin.
Varoluşun geçiciliği nasıl açıklanır?
Geçici olunca hepsi de bir şekilde yok olacak. Yani biz doğarken ölüme doğduk. Biz varmış gibi görüneniz ama aslında yokuz. Sonuç itibariyle biz yine yok olucularız, sonradan yine var oluculardan olacağız. Yine ne yapacak bizi? Varlık sahasına sürecek. Nerde? işte kıyamette ve mahşerde yeniden ne yapacak? Varlık sahnesine yeniden sürecek.
Bütün tohumlar kendi içsel kaderleriyle hareket eder mi?
Bütün tohumlar kendi içsel kaderleriyle hareket ederler, akıllarıyla hareket ederler.
Zeytin ağacında ne tür bir kader vardır?
Zeytin ağacında da var bu, bakın zeytin ağacında da var. Şimdi bizim Bayındır’da bir bahçe dediğimiz bir yer vardı, üzerinde zeytinler vardı. Biz yılın kurak gidip gitmeyeceğini zeytinin çiçek dökmesinden anlardık.
Kalbi ölü olan kişiye ne olur?
Kalbi ölü olan seni heva hevese çeker. Kalbi ölü olan seni şeytaniyete çeker. Kalbi ölü olan seni Kur’an ve sünnetin dışına çeker. Kalbi diri olan seni Kur’an ve sünnete çeker. Kalbi diri olan seni manaya çeker. Kalbi diri olan seni zikrullaha çeker. O zaman bir arkadaşınla nereye gittiğine bak, ne yaşadığına bak, kimin ölü kimin diri olduğunu görürsün.
Kaderin insan davranışlarına nasıl etkisi vardır?
Bunu Allah rahmet eylesin, şeyh efendi çok böyle basit, nadide, güzel, nükteli bir şekilde açıklardı böyle bir şeyi, onunla son vereceğim sohbetime. Derdi ki sohbette böyle bir Kaderiye’den, Cebriye’den, Mütezile’den böyle sorular gelince derdi ki parayı verdim senin eline, bana da böyle söyledi çünkü, Mustafa Efendi, sana para verdim dedi, git dedim ki dedi bana bir şişe rakı al gel. Sen gittin, bir şişe rakıyı aldın geldin, ben sana tokadı axsettim sen neden rakı aldın diye, sen demez misin bunu bana sen emrettin diye? Derim efendim. Şimdi hani diyalektik kuruyoruz. Hah işte! Hani Allah da bir kimseye böyle yapmaz. Bu ne demek? Yani böyle kendince Cebriyeci olma. Benim alnıma, ondan sonra, içki içmek yazılmış, ben gittim içtim. Öbürkünün alnına da işte namaz kılmak yazılmış, o da gitti namaz kıldı, bu değil. Bu cebriye olmuş oldu. Bu değil. Ya? En büyük sıkıntı bu zaten. Bu değil. Ya? Arkadaşlar herkes mükellef, sizin kaldıramayacağınız bir yükü de Cenab-ı Hak vermemiş. Allah’ı zalim de addetmeyin kendi kafanızdan haşa. O zaman sen mükellefiyetliklerini yerine getir. Neyden mükellefsen onu icra et, onu yerine getir ve hata işledin, yanlış yaptın, eksik yaptın, günah işledin, öyle ya. Sakın suçu başkasına yükleme. Ne? De ki: ‘zalemna enfüsena’. ‘Biz nefsime zulmedenlerden olduk. Sakın bir de günah keçisi arama. Yahudilerdedir bu meşhur, yani Yahudiler günah işler, işler, işler, ondan sonra belli bir zaman geldiğinde bir tane keçiyi çilbirinden çıkarırlar, dağa sahraya bırakırlar, derler ki işte bütün günahı o keçiye yükledik, bütün günahım o keçinin üzerinde. Hani günah keçisi sözü Yahudilerden kalmadır bu, bu Yahudilerin ahlakıdır. Yahudilerin sözüdür, hani o günah keçisi oluşması. Allah muhafaza eylesin. Öyle de olma. Sen bir günah işlemişsin, günahı başkasına bağlama, bir başkasının üzerine yükleme.
Zamandan dışarı olan ne anlama gelir?
Zamandan dışarı olan olunca, Hz. Pir Allah’ın zatını, yarattığıyla özdeşleştirmedi. Burda akait de girdi işin içerisine. Yani Hz. Pir’i panteist olarak nitelendirenlere söylüyorum bunu. Burda Hz. Pir, Cenab-ı Hakkın bilinmezlik noktasını bilinirlikten ayrıştırdı. Bilinirlikten ayrıştırdı. Yani bir bilinmez, gizli hazine var. Hani bu Keşfü’l-Hafa’da geçer, şeyde, Suiti’de geçer bu kutsi hadis.
Hz. Ömer(r.a.) hazretlerinin heybeti nereden geliyor?
Hz. Ömer(r.a.) hazretlerinin heybeti, etrafındaki halktan değil. Ya? Haktan geliyor. insanlardan değil, insanı yaratandan geliyor. Güç insandan değil, Allah’tan. Güç etrafında değil Allah’ta. Eğer güç Hak’tan ise sana, senin Hak’tan başka korkacak bir şeyin yok ama güç halktan ise o zaman kork. Allah muhafaza eylesin ve bu da ne diyor Hz. Pir? Takva yolunu tuttu mu? O zaman takva ne? Takva kulun Allah’tan korkmasıdır. Takva neymiş? Allah’tan korkması. Çünkü takva Arapça bir kelime. Karşılığı da manası da Allah’ın azametinden korkup rahmetini ümit ederekten Rabbi’ne karşı kulluk görevlerini yerine getirmek. Manası bu. Hani Ali imran ayet 20: ‘Ey iman edenler. Allah’tan nasıl korkmak gerekiyorsa öyle korkup gerektiği gibi sakının ve ancak Müslümanlar olarak can verin.’ Demek ki Allah’tan nasıl korkulması gerekiyorsa öyle korkanlar takvaya ulaşıyorlar. O zaman takva bu manada bir insanın Allah’la olan arasındaki ilişki, Allah ile olan arasındaki samimiyet, Allah ile olan arasındaki alışveriş. Takva buna göre dizayn ediliyor.
Kaza ve kaderin tecelli edince ne olur?
Kaza ve kader zuhur edince, bir tuzağı bile görmüyorsam, bu yolda cahil olan yalnız ben değilim ya. Dedi Hüdhüd. Yani dedi ki kaza ve kader zuhur edince bir tuzağı bile göremem ben. O zaman da dedi bu yolda cahil olan ben değilim sadece. Kaza tecelli edince, o kader tecelli edince, muhakkak ki bir şey olacak, ben göremeyeceğim.
Kaza ve kaderin tecelli edince ne yapmak gerekir?
Zorlamayı bırakıp feryadı figana koyulan kişi ne kutlu kişidir; o iyi bir işe sarılmıştır. Yani o zaman ne bir kimse kaza kader onun başına bir şey getirdiyse, feryada figana koyul. Allah’a yalvarmaya başla, yakarmaya başla, dua etmeye başla, tövbe etmeye, zikrullaha devam et. Zikretmeye devam et. O yüzden ne olacak. Sen o kaza ve kaderin pençesinden yine seni kaza ve kader kurtaracak. Rabbim bizi onlardan eylesin.
Kaza ve kaderin tecelli edince Allah’a ne yapmak gerekir?
Eğer kaza seni gece gibi sararsa sonunda yine elinden tutacak odur. Yüz kere canına kastederse yine sana can veren, derdine derman olan kazadır. Bu kaza yüz kere yolunu kesse de yine senin çadırını göklerin üstüne kurar. Seni eminlik mülküne götürmek için bu korkutmasını inayet bil. Bu sözün sonu gelmez, söz de uzadı. . Sen tavşanla aslan hikayesini dinle.
Kaza ve kaderin inkâr edenlerin durumu nedir?
Kaza ve kaderi inkâr edenin inkârı bile bil ki kaza ve kaderdendir.
Kaza ve kaderin tecelli ettiği zaman ne olur?
Kaza gelince bilgi uykuya dalar, ay kararır, gün tutulur. Kazanın bu çeşit hilesi nadir midir ki?
Kaderin varlığına iman etmek nedir?
Kaderin varlığına iman etmeyen iman etmemiştir. Kaderin varlığına iman etmeyen, kadere iman etmeyen, iman etmemiş sayılır.
Âdem bunların hepsini bildi fakat kaza gelince nehyi bilme yüzünden hataya düştü mü?
Âdem bunların hepsini bildi fakat kaza gelince nehyi bilme yüzünden hataya düştü.
Karga ile alakalı mitolojik hikâyeler nelerdir?
Karga ile alakalı mitolojik hikâyeler vardır ama en başta da ne var? ibrahim Aleyhisselam’ın kıssası var. Hani ibrahim Aleyhisselam da bir müddet Yarabbi! Ben inanıyorum sen yeniden hâlk edeceksin, yeniden can vereceksin ama bunu gözümle görmek istiyorum, buna kendim aşina olmak istiyorum, mutmainne olmak istiyorum dediğinde, hani dört tane kuşu sen kendine alıştır, onları normalde kendine alıştırdıktan sonra işte dört tane kuşu kestiriyor.
Kaza hükmünü inkâr eden karga ne anlama gelir?
Kaza hükmünü inkâr eden karga, kaza hükmünü inkâr eden karga, binlerce aklı olsa yine kâfirdir yani kader neydi? Cenab-ı Hakkın ezeli ve ebedi olarak, olacak olan şeyleri bilmesiydi. Kaza neydi? Ezeli ve ebedi olacak olanların tecelli etmesiydi, tecelli etmesi. Şimdi Hüdhüd dedi ki bu kimse kazanın hükmünü inkâr ediyor. Yani kazanın hükmü ne? Yani Cenab-ı Hak, eğer senin başına bir şey gelecekse, gören gözün görmez olur derim ya ben. Aklın çalışmaz olur. Bunu ben nasıl yaptım diye kendi kendine düşünürsün, saçını başını yolarsın. Ben bunu nasıl yaptım diye. Orada kazanın hükmü tecelli etmiştir.
Kaza hükmünü inkâr eden karga, binlerce aklı olsa yine kâfirdir neden?
Cenabı Hak o kazayı takdir etmiş, o kazayı takdir ettiği için benim gözüm görmez. Hüdhüd onu diyor, bende bu özellik var ama bende bu özellik olmasına rağmen, Cenabı Hakk’ın kaza hükmü benim üzerimde tecelli ederse, ben duvarın arkasını göremem. Kaza hükmü tecelli ettiyse ben bir şeyi ne kadar bilirsem bileyim onun cahili olurum. Kaza, hükmünü kurduysa sen ne kadar kuvvetli olursan ol, kuvvetsiz olursun, kaza hükmünü kurduysa sen bütün her şeyi tam anlamıyla yerine getirsen dahi, o tecelli etmez.
Kaza tecelli ettiğinde ne olur?
Burda ne? Burda kaza tecelli etti, bu meseleyi böyle anlamaya çalışın. Öbür türlü cebriyeye düşersiniz, bakın cebriyeye düşürür insanı veya kaderiyeye düşürür. Allah muhafaza eylesin. Bazı şeyler vardır, aklımız yerindedir, bakın aklımız yerindedir, cüzzi irademiz de yerindedir ama o esnada biz bir adım sonrasını görmekten uzak oluruz. Bir adım sonrasını tanımlamaktan uzak oluruz ve o esnada bizim yaptığımız şeyden ama bir zarar görürüz ama başka bir şey orta yere çıkar.
Kaderin varlığını inkâr edenler neden kâfir sayılır?
Kazayı inkâr etmek. Kıymetli kardeşlerim! Kaderi inkâr ediyorlar, hadisleri inkâr ediyorlar, hadisleri inkâr ediyorlar, ayeti kerimeleri inkâr ediyorlar. Kuran’ı değiştirmeye çalışıyorlar. Gücüm yettiğince sohbet o noktaya geldiğinde her hafta size söyleyeceğim.
Allah’ın kaderi nerede belirlenmiştir?
Allah’ın kaderi, Levh-i Mahfuz’dadır. Mutlağın mutlağı, mutlağın mutlağı, hakikatin hakikati ilm-i ilahi’dedir. O yüzden Levh-i Mahfuz’da kalemin cızırtısı bitmez. O yüzden Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Miraç’da der ki Levh-i Mahfuz’da kalem hala daha yazıyordu, bozuyordu.
Kaza ve kaderle pençeleşmek ne anlama gelir?
Siz kalkıp da bilmediğiniz kaderle pençeleşmeyin. Bilmediğimiz kader. Neden? Biz çünkü örnekliyorum, biz çünkü erkek mi bayan mı doğacağımıza hükmetmedik. Buna Cenab ı Hak hükmetti. Ya benim erkek olacağıma, Allah hükmetti veya bir başkasının bayan olacağına Allah hükmetti. Bununla pençeleşmek küfür, bununla pençeleşmek yanlış, yani işte erkeğin kadına benzemeye çalışması, kadının erkeğe benzemeye çalışması, hem kaderi inkar, hem kazayı inkar, hem de Cenab ı Hakkın yaratılış fıtratını inkar olduğundan dolayı, küfür olarak görüldü, lanetlenmiş bir amel olarak görüldü.
Dünya ve kader konusunda ne söylendi?
Sonuçta dünyaya onlar hakim olamadılar yani dağları yerinden oynatabilecek halde kendilerini gördüler ama sonuçları hüsran oldu. Şimdi de bu, ibrahim Suresi ayet kırkaltıda geçer. Gerçekten onlar düzenlerini kurmuşlardı. Halbuki dağları oynatacak güçte olsa bile, onların bu düzenleri hep Allah’ın elindeydi yani onlar ne kadar düzen kurarlarsa kursundan ne kadar böyle kendilerini dev aynalarında görürlerse görsünler, düzen Allah’ın elinde. Onlar sana ne kadar kötülük yapmak isteseler de ne kadar sena tuzak kursalar da ve seni o tuzağın içerisine düşürmek için çalışsalar da Allah seni uyarırsa, Allah sana sahip çıkarsa, Allah senin kalbine feraset verirse, Allah senin kalbine llham verirse, Allah seni kalbine, senin kalbine, zikrullah nuruyla nurlandırırsa Cenab ı Hak seni kurda kuşa, börtü böceğe yem etmez. Cenab ı Hak seni Firavun’a, Nemrut’a yem etmez.
Cebri olmak ne demektir?
Cebriyeye ne? Kısaca tarif etmek gerekirse, insanlara ait ihtiyarî fiillerin ilahi irade ve kudretin, zorlayıcı tesirle meydana geldiğini savunmak.
Kaza ve kaderin değişmesi mümkün mü?
Ha biz bu noktada ehl i sünnet olarak böyle mi düşünürüz? Hayır. Çünkü burada bir şerh düşmek lazım. Nasıl şerh düşmek lazım, mesela kaza ve kaderi değiştirebilecek olan, değişmesinin mümkün olduğuna dair rivayetler var. Mesela Hz. Peygamber sallallahü vesselam hazretleri hani çok sadaka belayı def eder diyor yani sadaka vermek belayı def eder. Çok dua etmek, belayı def eder. Hadisi şerifler var anne ve babaya iyilik etmek, özür dilerim belayı def ediyor. Sılaryı rahim yapmak, insanın ömrünü uzatıyor. Böyle olunca hani kaza ve kader değişmez inancı ortadan kalkmış oluyor. Aslında bu kaza ve kader inancının, iman ediyoruz ama bunun anlaşılması için bu meselenin yeniden analiz edilmesi lazım yani bazı rivayetlere bakarakdan biz, hani bunun kaza ve kaderin hiç değişmeyeceğini, yani kaza ve kaderin hiç değişmeyeceğini, bu konuda hani her şey yazıldı bitti, bir şeyin değişmesi mümkün değil, senin başına gelecek olan bir şey gelecek. Böyle bir algı böyle bir algı insanları cebriyeye götürüyor. Çünkü mesela Cenab ı Hak başka bir ayeti kerimede de bir yaşatılana ömür verilmesi de ömründen eksiltilmesi de mutlaka kitapta yazılıdır diyor. O zaman ömrünün hani uzayıp kısalacağına dair bir ibare olmuş oluyor. Ömrün kısalıp uzamasını mümkün olduğunu söyleyenler bu ayeti kerimeyi kendilerince ölçü olarak kabul ediyorlar ve yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kazayı ancak dua önler ve ömrü ancak iyilik arttırır hadis-i şerifi de bu ayeti kerimeyi desteklemiş oluyor.
Kadere iman etmek zorundadır mı?
Bir kimse kadere iman etmek zorundadır ve o kadere iman etmeyenler de ebedi cehennemlik olacak olanlardır. Bakmayın siz işte kadere imanı bir kısım profesörler imani kaidelerin içerisinde görmezler. Siz onlara takılmayın. Kadere iman, imani meselelerin içerisindedir.
Allah’ın kaderini yalanlayanlar ne olur?
Bu ahir zamanda normaldir. Allah’ın kaderini yalanlayanlar var mı? Var. Şimdi biliyorsunuz, uzun senelerdir ben bu tip meselelerle alakalı isim zikretmek istemiyordum ama Türkiye’de kadere imanın, imani meselelerin içerisinde, olmadığını beyan eden bir Mustafa islamoğlu çıktı ve Mustafa islamoğlu kaderi imani meselelerden görmediğini ilan etti. Bakın ayeti kerimenin tefsirini yapan Hz. Muhammed Mustafa Sallallahu ve Sellem hazretleri. O diyor ki bu ayet, yani: ‘Tadın, cehennemin tadını. Şüphesiz biz herşeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır.’ ayeti kerimesini okuyor ve şöyle buyuruyor. Diyor ki: ‘Bu ayet ümmetimden birtakım insanlar hakkında nazil olmuştur ki onlar ahir zamanda gelecek ve Allah’ın kaderini yalanlayacaklardır.’ işte bu kaderi yalanlayanlar, cehennemin tadını tadacak olanlar.
Kaderin ne demek olduğu?
Kıymetli dostlar o yüzden biz kazanın yaratılma olarak Allah’tan olduğuna da iman ederiz. Neden bu böyle oldu, niçin bu böyle oldu. Ondan muhakkak bir ders çıkarırız. Onu tefekkür ederiz. Ama biz bu manada kadere razı oluruz, Rabbim bizi onlardan eylesin.
Kaderin ne gibi etkileri vardır?
O yüzden başına gelecek olan zararı da başına gelecek olan iyiliği de ondan bil. işin hakikati budur. Sen Ahmet’ten, Mehmet’ten görürsen ikilikde kalırsın. Gerçek manada sufi, kendi başına gelen her türlü iyiliği ve kötülüğü bu manada iyiliği Rabbisinden bilir ama insanlardan gelen bu manada kötülük, onu da Rabbisinin yazmasıdır ama hani der ya siz kötülüğü nefsinizden bilin diye. O yüzden bizim elimizden südur eden kötülük ise nedir? Bizim nefsimizdendir ve çünkü kalemler kurumuş, sayfalar dürülüp kapanmıştır der. O yüzden biz kadere ve kazaya iman ederiz. Kaderi takdir edip tayin eden yaratıkları da bu kadere ileten Allah’tır.
Allah’ın vaadleri ne şekilde gerçekleşir?
Allah’ın vaadleri haktır ve ona iman ederiz. Allah’ın vaadleri, zikretme ve tesbih etme eylemlerinin karşılığı olarak gerçekleşir. Bu vaadler, cennette ağaç dikilmesi ve meyve yenebilmesi şeklinde ifade edilir. Allah’ın mülkü geniş olup, zikretme eylemleriyle daha fazla ağaç dikilir.
Kadere iman etmeyi taca çıkarıyorlar mı?
Şimdi Mustafa islamoğlu var ya, kadere iman etmeyi taca çıkarıyor ya! Kadere iman etmeyi taca çıkarıyor. Kabir azabını taca çıkarıyorlar. Mahşerde yeniden dirilmeyi, orasını burasını kırpıp oynatıp taca çıkarmaya çalışıyorlar.
Kötülüklerin kökü nedir?
Kötülüğün ise kökü yok cinsindendir. işte bir kimse de öldüğünde bir kafir öldüyse, melekler onun ruhunu alıp kat kat onu çıkarmaya çalışırlar ve hangi katta, hangi melek topluluğuna denk gelseler, o melek topluluğu der ki bu habis ruh kimin? O ruhu taşıyan melekler, kişinin dünyada çağrıldığı en kötü adını söyleyerek, bu falan oğlu veya falan kızı falandır derler.
Kafirlerin ruhlarının göğe yükseltilmediğine dair bir ayet var mı?
Resulullah sallallahu ve sellem hazretleri, sözünün bu noktasında şu ayet i kerimeyi okudu: ‘Bizim ayetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve deve iğne deliğinden geçinceye kadar, onlar cennete giremeyeceklerdir. işte suçluları böyle cezalandırırız.’ Araf, ayet 40.
Kafirlerin ruhlarının göğe yükseltilmediğine dair bir rivayet var mı?
Bazı zayıf rivayetler var. Bu zayıf rivayetlere göre kötülerin, cehennemliklerin, kafirlerin ruhlarını gök kabul etmeyince, göğün kapıları açılmayınca, yerin dibine doğru indiği ve yerin dibinde mağma tabakasında veyahut da yerin dibinde bir cehennem ateşinin, cehennemin olduğu ve orda ızdırap çekildiği, orda ceza çekildiğine dair böyle zayıf rivayet demeyeyim de böyle zayıf düşünceler var.
Varlığın geçiciliğini ve Allah’ın mutlak varlığı nedir?
Varlık, Allah’ın yaratmasıyla mevcut olur. İnsanlar, Allah’ın yaratmasıyla var olur ve bu varlık geçicidir. Allah ise, başlangıcı ve sonu olmayan mutlak varlıktır. İnsanlar, Allah’ın yaratmasıyla var olduklarından, ona olan bağlılık ve itaatin önemini anlayarak, kendi kendini üstün görme ve kibir gibi durumlardan uzak durmalıdır.
Kalbin içi nasıl ayırt edilir?
Kalp, yani sahte altınla halis altını ayara vurunca belli olur. Bakarsınız o ikisi de sarıdır. Dışarısı sarıdır ama birisinin içi tenekedir veya birisinin içi gümüştür birisinin içi de halis altındır. Onu ancak ayar bilen mihenk taşına vuranlar bilir. Onu ancak kuyumcular bilir. O işin mesleği, o işin erbabı olan bilir. insanlara da bakarsınız. Hepsi de insandır ama insanlar da üçe ayrılır. Kimisinin içi tenekedir, kimisinin içi gümüştür, kimisinin içi altındır. Ancak bu gümüşü, tenekeyi, altını ayıracak Allah’ın hususi seçilmiş kullarıdır.
Allah’ın kalbe mihenk koymadığı kişilerin durumu nedir?
Eğer Cenabı Hak senin kalbine böyle bir mihenk koymadıysa, sen herkesi altın gör. Hüsnü zan ehli ol. Çünkü insan yüzünden baktığında insan, elinde bir delil yok. Senin kalbinde mihenk yok.
Allah’ın kalbinde bir mihenk oluşması için ne gerekir?
Kalbinizde bir mihenk oluşması lazım gerçeği şüpheliden ayırmak için. Bunun yolu günah ı kebairlerden uzak olmak. Bunun yolu farz ibadetlerini yerine getirmek. Bunun yolu nafilelerle Allah’a yaklaşmak. Allah’ı çok zikretmek. Bunun yolu ondan sonra Allah’ı sevmek. Allah’ı severseniz Cenab ı Hak diyorum ki ben de o kulumu severim. Ben o kulumu sevince, gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benimle konuşur, benimle görür, benimle duyar, ben,le tutar, benimle yürür.
Eminlik eksilmesi ne anlama gelir?
Eminlik eksilmesi, ahir zaman alametlerinden biridir. Hicaz bölgesinde eminlik kalmadı. Bu da ahir zaman alameti ve başka bir hadis-i şerifte diyor ki öyle güvenilir emin insanlar eksilirlerki bir bölgede bir beldede derler ki filanca kimse, emin insan. Oradaki insanlar emin değil. Ya? Filanca kimse emin bir tek.
Allah, kulun en son haliyle mi hesap yapar?
Ne üzerine öleceksin? Allah sondan başa doğru bakar. Bakın kuluma nereye gitmiş, tekkeye gitmiş. Ne yapmış orada? Sema izlemiş, Allah’ın zikretmiş. Sondan başa bakıyor ya, eğer kulun en son hali iyi amellerle ise Cenab -ı Hak der ki, Cen, Hak der ki mahşere bıraktım onun hesabını. Sondan başa bakıyor. Baştan sona bakmıyor. Bu akşam namaz kıldı, hasbelkader bu gece ilk defa namaz kıldı o kimse. Sdan başa bakıyor.Ya bir gün önce kılmadıydı! Bugün kıldı ya! Öyle bir Allah! Normal muhasebecilerin muhasebesi gibi muhasebe tutmuyor. Sondan başa bakıyor.
Cenabı Hak, kavmına ne tür bir nimet sunar?
Kuyunun suyu çekildikçe kuyunun gözenekleri açılır. Sen parayı harcadıkça para gelir sana. Sen cömertlik yaptıkça yenisi gelir. Sen cömertlik yapmazsan yenisi gelmez. Kuyudan su çekersen sen kuyunun gözenekleri açık olur devamlı taze su gelir. Sen arının peteğini alır sağarsan, arı yeniden bal yapar. Sen arının peteğini alır sağmazsan, arı tembelleşir yeniden bal yapmaz. O zaman sen arıyı sağman lazım, o zaman sen kuyudan suyu çekmen lazım. O zaman sen o aşağıdaki kuyudan, o akarsu’dan çekmezsen kuyunun gözenekleri tıkanır.
Kader meselesi ve "Allah Yazdıysa Bozsun" sözü nedir?
Kaderle alâkalı olarak bazen halk arasında "Allah yazdıysa bozsun" diye bir söz söylenmektedir. Bu sözde bir sıkıntı yoktur. Neden? Çünkü Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi, ve sellem bir hadîs-i şerîflerinde, "Kaderi, ancak duâ geri çevirir" buyurmuştur. Yani bir kimsenin kaderine yazılmış bir şeyi, ancak duâ, ve Cenâb-ı Hakk’a yapılan ilticâ değiştirebilir. Bu sebeple "Allah yazdıysa bozsun" demek, aslında kadere karşı duâ ile ilticâ etmek mânâsındadır.
Kaynak: Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi – 21.12.2023
Kader meselesi ve ilm-i ilâhî nedir?
Kader meselesi, ve ilm-i ilâhî için bkz. İmâm Tahâvî, el-Akîdetü’t-Tahâviyye , Kader bahsi.
Takdîr nedir?
Da yine gökten biraz gerçek bu işler yapacağım içerisinde de hastalık içerisinde de bir hastalık bu ya dinlerdeki hastalık şu gökten bir yer gerçek. Mehdi getirecek. Mehdi 443 şeylerle böyle olağanüstü hallerde halledecek gidecektik yağmur duracak. Bu arkadaşlar. Da hiç yağacak mı bu, ve de işte burada bir cemaat tarîkat var ya 4’ten diğer gelecek. Burada her yazacak. Kardeşler, arkadaşlar. Gerçekten. Olacak. Olacak. Olacak. Olacak dergaha geliyorlar ya çok önemli. İnşâallah evde astıkları astık kestiği kestik olacak der daha geliyorlar.
Pirin sözüne göre, senin sözün gayb âlemindeki kaza ve kaderin zuhuruyla ilgili mi?
Senin sözün ayıp değildir; senin sözün gayb âlemindeki kaza ve kaderin zuhuru başka bir şey değildir.
Kaynak: Gayb aleminde kaza ve kaderin zuhuru Cenâb-ı Hakk’ın ezeli ilmi dairesinde tecel
Büyük velîlere ve peygamberlere gaybdan perde açılmış mıdır?
Büyük velîlere ve peygamberlere gaybdan perde açılmıştır.
Kaynak: Gayb aleminde kaza ve kaderin zuhuru Cenâb-ı Hakk’ın ezeli ilmi dairesinde tecel
Zaman nasıl bir şeydir?
Zaman öyle bir şeydir. Bir şelale düşün. Şelale akıyor ya boyna. Debisi yüksek. Zaman öyle bir şeydir. Dünya hayatı öyle bir şeydir. Böyle akar gider debisi yüksek bir nehir gibi. O yüzden o böyle kendi akışında gidecektir.
Kaynak: QBzxtM Kader ve zaman sel gibidir, önüne geleni alır götürür
Kaderin işleyişi nasıl açıklanmaktadır?
Kaderin varlığına îmân ederiz. Kaderin işleyişine îmân ederiz biz. O bizim cüzi iradende değil. Biz onu cüzi iradenin içerisinde görmeyiz. Kaderi. Allah muhafaza eylesin.
Kaynak: QBzxtM Kader ve zaman sel gibidir, önüne geleni alır götürür
Kaderi değiştirebilir miyiz?
Sen kaderi değiştiremezsin. Sen kaderi önleyemezsin. Seli önleyemediğin gibi. Zamanı değiştirmeye de çalışırsan selin ortasında kalmış koca araba gibi seni de savurur götürür.
Kaynak: QBzxtM Kader ve zaman sel gibidir, önüne geleni alır götürür
Fıtrat nedir ve nasıl bir şeydir?
Erkeği erkek yaratmıştır. Kadını kadın yaratmıştır. Sen fıtratı değiştiremezsin. Kadın kadındır, erkek erkektir. Kalkar da bir erkek kadınlık yapmaya kalkarsa hem nefsine zulmetmiştir hem de. Allah’a zulmetmiştir. Hem de. Kur’ân’a zulmetmiştir.
Kaynak: QBzxtM Kader ve zaman sel gibidir, önüne geleni alır götürür
İnsanın iki yerde mağluptuğunu neden söylüyor?
Çünkü senin fıtratına mağluptur. İki kaderine. İki yerde mağlubiyet. Vardır insan için. Değişmez bir mağlubiyettir. Bu bir fıtratındır senin.
Kaynak: QBzxtM Kader ve zaman sel gibidir, önüne geleni alır götürür
Kaderle savaşmak ne demektir?
Sen kaderle savaşma. İnsanın iki yerde mağluptur. Bir fıtratına mağluptur. İki kaderine. İki yerde mağlubiyet. Vardır insan için. Değişmez bir mağlubiyettir. Bu bir fıtratındır senin.
Kaynak: QBzxtM Kader ve zaman sel gibidir, önüne geleni alır götürür
Kaderin dışındaki bir şey olabilir mi?
O senin dışında. Sen evini sağlam yap. Bir deprem gelip yıkar. Yıkar. Sen istediğin kadar sağlam yap. Sen kaderin. O yüzden doğal afetler önüne geçemezsin. Önüne geçemezsin.
Kaynak: QBzxtM Kader ve zaman sel gibidir, önüne geleni alır götürür
Kaderin işleyişiyle ilgili Kur’an’dan örnek verir misiniz?
Ayet-i kerime kamer 49. Biz her şeyi bir kader üzerine yarattık. Yaratılan her kün ol dedirse bir şeye o bir kader üzerine ol denilmiştir. O öyle olur. Ne yerde ne gökte bir yaprak düşmez ki o bilmesin. Cenâb-ı. Hakk bütün. Her şeyden haberi vardır.
Kaynak: QBzxtM Kader ve zaman sel gibidir, önüne geleni alır götürür
Cenâb-ı Hak cömertlerin günahlarını örter, affeder mi?
Cenâb-ı Hak cömertlerin günahlarını örter, affeder.
Kutup kavramı nedir?
Müjde vardır. Onlara ahirette de. Müjde vardır. Müjdeler olsun ol. Müjde ile müjdeleme Allah’ın dostlarına bu sorularımıza alabilirim gitmedi de bitti konu olarak. Çünkü daha çok uzatmayacağım. Biz istedim hakkınızı helâl eder soru saygınız. Şimdi bu anlattığımız konuları inanmakla inanmamak serbest bıraktığınız andım kağıtlarıyla anlayamadım çok anlattığınız diyorum konuları inanmayın ya da inanmayı serbest bıraktığınız. Anladığım kadarıyla isteyen. İnanır isteyen. İnanmaz mı var dediniz. Belki buna inanmamak inden çıkmaya sebep olabilir ellerine, ve dostlarının olmadığına inanmamak küfür yok gazoz. Kutup gibi kavramlar içersin bunları da uygulanmayan kimse bu noktada hadisle sabit olduğu için ben hadi şefler bu nokta satış haber olarak.
Kutup olmanın alametleri nelerdir?
Mıydı kendi zamanlarda, evet hal böyle olunca Musa aleyhisselâm cenabı haktan niyaz etti. Dedi ki benden daha iki. Üstün olan var mı. Ona. Hızır. Aleyhisselâm işaret edildi normal vakayı olarak. Dünya üzerinde Allah’a en yakın olarak kutupları kabul edersek Allah’a bu kutuplardan, ve bu üçler beşler yediler in kırkların dışında bunların arasına dahil olmayıp da yakınlaşma imkanı var mıdır bu ara vaktin en yakın insanı. Kutbu versek kutuptan da yakın bu dairenin dışında insan ne yok var ama Musa. Aleyhisselâm’ın. Hızır. Aleyhisselâm kıssası bunu mu huzur. Aleyhisselâm’ı alakalı bir, ama sonuçta var bilmiyor sana mı dedi o zamanın bilmediği de var o zaman yok Allah’a yakınlık derecesinde. İlla. Bu yoldan mı gitmek gerekiyor en yakın olabilmek için abi. Başka bir. Yolu yok bir Peygamberin metot ve Peygamberi bir yol var iken başka bir yol o Peygamberi mektupta, ve yoldan daha üstün değil ama. Hızır. Aleyhisselâm da Peygamberimize uzun Allah’ın selamını da kendisi Peygamber, ama vaktin kutbundan daha değerli. Ulan videolarımdan daha değerli değil, ve vaktim kutbunda. İnönü daha farklıydı bu Musa aleyhisselâm ineğin dönmemişti. Henüz daha temiz daha ilgilenmemiştir o Musa aleyhisselâm. Hızır. Aleyhisselâm. Ben daha faziletli bir peygamberdir abone ol bu çünkü. Hızır. Aleyhisselâm zamanın. Firavun’un da cedelleşme dedi bu kutupların. Hepsi de. Kendi bölgelerinde, ve kendi zamanlarının fragmanları ile cebelleşirken ya o yüzden kendi zamanlarında kendin memuru. Fire onları yla cedelleşme mezemiz kenarda oturup zikredenler den daha faziletlidir. Çünkü Allah ki milleriyle dünya üzerindeki fesadı zulümü. Kara’nın durdurur.
Kutup olmanın alam, etleri nelerdir?
Yapsın. Dokundum ya o muhteşem miş olsun o erkek eline. Bana tek sultanı 20 arkasına hanımefendi veriyor bunu bir kadın düşünün. O Kadın diyor ki ben seni seviyorum ben yokum sen varsın abone ol. Bugün ben yokum sen varsın sabah kahvaltısı. Sen ne istiyorsan. Öğlen yemeği. Sen ne istiyorsan. Ya şimdi ya sen ne nasıl istiyorsan onu söyle bana. Hatta birlikte sona doğru mu. Tamam biliyor tanımak bilmek var ya kadın erkeği iyice tanımladı. İyice bildi saat 3’te çay içer 3D çay hazır yanına bir tane tuzlu bir pasta ister. O da hazır onu üzerine mevsim meyvesi iki üç tane çilek iki üç tane. Kiraz 200 tane kıyısı boyunca anlamı yapar. Onun üzerine bakın. Oturur sohbet etmek ister hemen geldi. Cik cik önünden. Bu kadının kimliği kaldı mı o kişiliği kaldı mı düşüncesi kaldı bu ters çevirdik mı böyle bir erkek var arka dın larda bu erkeğin hayalinde o kadın. Havva gibi olsun gel geliyor arkadan adam yazıyor abla aslında. Adamların hepsi böyle bunu yapacak. Havva yok. Biz. Cennetten koymuşuz bu yüzden biz ilk isyankâr abi cennete. İsyan etmişiz. Biz niçin kadın için biz. Havva için cennetin değil mi kibri takmış adamız belki dünyanın göbeğine çıkmayacağız sevdikmi dünya yaparız biz kadının etrafında dönmek ne demek esas duruş tanıdığınız bir. Havva gerek Adem’in Adem. Lig o hayvanın peşinden giderken bu kalmadı bu gel Adem dedi. Nasıl dediyse pişti pis gitti ya. Alemleri yedi. Ondan sonra dedi ki ben sana dedim. Dedi. Ki unuttum. Peki o zaman cennetimden dedi bu çıkınca gene. Havva diye yalvardı o bu çıkınca yine. Havva diye yalvardı. Ben dedim ki ben havanı istiyor öyledir. Ey. Aslan havasız. O bende de kavramı istiyorum Cenâb-ı Hak dedi ki ben seni buluşturacağız onunla. Şimdi burada Adem Allah’ın peşine giderken hava. Havva’yı bir söylerken olmaz sevgisinden dolayı bu unuttun mu çok umutluydum bir kimse severse sevdiğimin dışındaki her şeyi ne yapar. Barut unutur. Hey sadece, ve sadece onun için sevdiği kalır kendisini de unuturuz, ve kendisini uyuduysa o. Ooo. Aşkın zirvesine. O ulaşmamıştır kendisini unutan bir kimsenin kendi aklı. Kendi fikri kendi düşüncesi kalır mı o bu burası bir haldir cancağız ara abone ol. Bu kadınlar sizde ağızda nızı toplum böyle.
İnsanın kendi nefsini hesaba çekmesi ne anlama gelir?
İnsanın kendi nefsini hesaba çekmesi, kıyamet günü amellerinin hesaplanacağı ve bu amellerin ne şekilde değerlendirileceğiyle alakalıdır. Bu hesap, kişinin sevapları ve günahları arasında bir terazide tartılır ve bu tartıya göre kişi cennet veya cehennem yoluna gider.
Kaynak: (NASİHAT⧸4) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti &; 01.06.2023
Kıyamet günü amellerin hesaplanması nasıl gerçekleşir?
Kıyamet günü amellerin hesaplanması, kişinin sevapları ve günahları arasında bir terazide tartılır. Ağır gelen sevaplar için razı olacağı bir hayat verilirken, hafif gelen günahlar için cehennem yoluna giden bir uçurum söz konusudur. Bu hesap, kişinin kendi amellerinin ne şekilde değerlendirileceğiyle alakalıdır.
Kaynak: (NASİHAT⧸4) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti &; 01.06.2023
Kıyametin koptuğu anda ne olur?
Kıyametin koptuğu anda, insanlar kendi amellerini göz önünde bulundurarak hesaplanacaklardır. Bu hesap, kişinin sevapları ve günahları arasında bir terazide tartılır. Bu tartıya göre kişi cennet veya cehennem yoluna gider. Bu hesap, kişinin kendi amellerinin ne şekilde değerlendirileceğiyle alakalıdır.
Kaynak: (NASİHAT⧸4) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti &; 01.06.2023
Kıyametin koptuğu anda amel işleyebilecek miyiz?
Kıyametin koptuğu anda amel işleyebilecek değiliz. Çünkü bu anda, kişinin kendi amellerinin hesaplanması başlar ve bu hesap, kişinin sevapları ve günahları arasında bir terazide tartılır. Bu tartıya göre kişi cennet veya cehennem yoluna gider.
Kaynak: (NASİHAT⧸4) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti &; 01.06.2023
Kader inkârcısı: Kazâ ve kadere imanı inkâr eden sapıktır, nikâhı gider; dinen evliliği bozulur mu?
Şu inanç ve söylemler sapkınlık sınırına girer: Faize cevaz vermek: "Faiz, enflasyon miktarı kadar caizdir" diyen sapıktır; Müslüman’ın Müslümandan bu şekilde faiz alması, büyük günahların en ağırlarından biridir. Kader inkârcısı: Kazâ ve kadere imanı inkâr eden sapıktır, nikâhı gider; dinen evliliği bozulur. Hadis inkârcısı: Hadisleri toptan reddeden küfür ehlidir; cenaze namazı kılınmez. Âyet inkârcısı: Herhangi bir âyeti inkâr eden kişi dinden çıkar; cenaze namazı kılınmaz, erkekse eşi bâin talâkla ayrılmış olur, kadınsa evliliği kendiliğinden sona erer. Dinde tarihselcilik ve reform isteyenler: "Dinde reform etmeliyiz; bu hükümler tarihseldir" diyenlerin nikâhı gider, Müslüman mezarlığına defnedilemezler.
Kaynak: Küfre düşen bir kimse oradan tövbe edip geri dönmüyorsa küfür ehlidir onu kendin
Kâbe’nin kutsal olmasının sebebi nedir?
Kâbe de kutsal bir mekândı; müşrikler ihrama girip Mekke’ye gelirlerdi. Mekke’ye gelen kimseye telbiye getirirlerdi. Yani ibadet ettikleri şeyin içinde bir ulûhiyet anlayışı vardı; ama bu anlayış hakikatten uzak, surete takılı kalmış bir anlayıştı.
İstidad, Kader ve Değişen Yazı nedir?
Kader ikiye ayrılır: Değişmez mutlak kader ve Allah’ın dilediği takdirde değiştirebildiği kader. Kur’ân’da ‘Allah dilediğini imha eder, dilediğini bırakır; asıl kitap O’nun katındadır’ (Ra’d, 39) buyurulmaktadır. Bu iki tür kader arasındaki farkı bilmek, hem dua etme hem de tevekkül etme anlayışını doğru temele oturtmak için esastır.
Takdir, kader ve irade arasındaki ilişkiyi nedir?
Allah’ın bazı takdirleri vardır ki ilm-i ilâhîde sabittir; bu takdirler değişmez. Ancak bazı takdirler de vardır ki duâ, sadaka ve sâlih amelle farklı bir perde üzerinden tecellî eder. Hz. Peygamber’in bir genci ‘sabundan ölecek’ buyurduğu, ancak o gencin sadaka vermesiyle ecelin değiştiğine dair rivayet bu hakikati örnekler. Bu hadise şöyle anlaşılmalıdır: Ecelin kendisi değişmez; ancak farklı bir perdeden farklı bir kesit verilmiştir. Allah’ın iradesi, duâyı ve sadakayı da hesaba katarak yazmıştır. Bu, Kadriyye mezhebini reddetmenin temel dayanaklarından biridir; insan irâdesi varlık sahnesinde gerçek ve etkili bir unsurdur.
İrâde, Kader ve Varlığın Sudûru nedir?
Varlığın sudûru ile kader meselesi birbiriyle bağlantılıdır. Cenâb-ı Hak âlemi yaratmadan önce ilm-i ilâhîsinde her şeyi biliyordu; ancak bu bilgi, yaratılmış varlıkların iradesini ortadan kaldırmaz. Kadriyye düşüncesinden ayrılan temel nokta şudur: Bizde gücümüzün yetmeyeceği bir işe kalkışmak da, gücümüzün yettiği şeyi yapmamak da kendi irademizle ilgilidir.