Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: İçtimâî Hayat — Sayfa 10

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

İçtimâî Hayat(1147) — Sayfa 10/12

İbn Haldun’un dini siyaseti akli siyasetten daha iyi görmesi ne anlama gelmektedir?

İbn Haldun’un dini siyaseti akli siyasetten daha iyi görmesi, onun devleti dini siyasetle yönetilmesi gerektiği düşüncesinde olduğunu ortaya koymamaktadır. Bu sadece onun olması gerekene dair temenniştir. Yani o din temelli bir yönetimin üstünlüğünü teoride belirtip pratikte ise bunun geçerliliği olmadığını algılamaktadır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 9 Kasım 2019 Sohbeti

Haldun’a göre din ve dini otorite olmaksızın toplumsal hayatın var olabilir mi?

Haldun’a göre din ve dini otorite olmaksızın da toplumsal hayatın var oluşu mümkündür. Zira siyasi otorite tarafından oluşturulan kanunlar ve hükümler ya da insanların bir arada bulunmasını sağlayan asabi-yet duygusu toplumsal hayat ve düzen için temelde yeterli bir faktördür.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 9 Kasım 2019 Sohbeti

Çağdaş Siyasal İslam ne anlama gelmektedir?

Çağdaş Siyasal İslam, toplumsal hayat ve düzen için temelde yeterli bir faktör olan asabiyet duygusunun artık yeterli olmadığını ve modern siyasi yapılarla ilgili tartışmaları içeren bir konudur.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 9 Kasım 2019 Sohbeti

Eğer bir medeniyet yok ise oradaki insanların medeni olduğu toplum olarak düşünülemez ve dünya üzerinde şuanda hiçbir medeniyet yok mudur?

Eğer bir medeniyet yok ise oradaki insanların medeni olduğu toplum olarak düşünülemez ve dünya üzerinde şuanda hiçbir medeniyet yoktur. Batı medeniyeti dediğiniz şey; me-deniyetsizliğin medeniyet olarak insanların üzerinde baskıyla kabul ettirme-leridir, Batı medeniyeti diye bir şey yoktur çünkü.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 26 Ekim 2019 Sohbeti

Bir medeni toplulukta olmazsa olmaz olan beş tane madde var mıdır?

Bir medeni toplulukta olmazsa olmaz olan beş tane madde vardır. Bunun birincisi akıl güvenliği gelir. Medeni bir topluluk kendi topluluğunun akıl güvenliğini sağlar. Medeni bir topluluk kendi topluluğunun can güvenliğini sağlar. Medeni bir topluluk kendi topluluğunun namus güvenliğini sağlar. Medeni bir topluluk o topluluğun mal güvenli-ğini sağlar. Medeni bir topluluk o toplumun dini ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun, onun dini inanç güvenliğini sağlar.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 26 Ekim 2019 Sohbeti

İslam’ı demokratikleştirmek mümkün müdür?

İslam’ı demokratikleştirmek, İslam’ı komünist-leştirmek, İslam’ı kapitalize etmek, İslam’ı siyasallaştırmak, İslam’ı dünyevileştirmek gibi kavramlar mümkün değildir. İslam, İslam’dır her şeyiyle. İslam’ı bir şeye benzetmeye çalıştırmak İslam olmaktan çıkar. İslam’ı bir şey yapmak, İslam’ı başka bir şeye benzetmek, başka bir şeye benzeştirmek, İslam’ın üzerinden herhangi bir şeyi oynamak herhangi bir şeyi bu noktada farklı noktalara götürmek mümkün değil.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 12 Ekim 2019 Sohbeti

Post-İslamcılık ne demektir?

Post-İslamcılık, İslami siyasetin kural dışılığından kaynaklanan bir din-darlığı ve hakları inanç ve özgürlüğü, İslam ve hürriyeti bir araya getir-meye yönelik bir çabayı temsil etmektedir. Bu terim, Batı’nın Müslümanlara hegemonist bir yapı kurduğunu ve Müslümanları Batı’nın idare etmek istediğini ifade eder. Post-İslamcılık, İslamcılığın önde gelen ilkelerini değiştirmeyi istemektedir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 12 Ekim 2019 Sohbeti

Müslümanların kendi haklarına sahip olmaları neden önemlidir?

Müslümanların kendi haklarına sahip olmaları, İslam dünyasının Batı’nın hegemonist yapısına karşı direnç göstermesi açısından önemlidir. İslam dünyası, kendi hak ve özgürlüklerini istedikçe Batı’nın hegemonizmini artırmaktadır. Müslümanlar, kendi dinlerini öğrendikçe ve kendi dinlerinin kendilerine vermiş olduğu hakkı gördükçe daha fazlasını istemektedir. Bu durum, Batı’nın sisteminin İslam dünyasını zorlayan nedenidir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 12 Ekim 2019 Sohbeti

Batı’nın demokrasisi Müslümanlara ne gibi zararlar vermektedir?

Batının İslam dünyasına dayatmış olduğu demokrasi gözyaşına doymuyor, kana doymuyor, namusların paçavra gibi atılmasıına doymuyor. Müslümanların şereflerinin, haysiyetlerinin yerle bir edilmesine doymuyor. Batı demokrasisi dediğiniz şey Müslümanların kanıyla, canıyla, mallarıyla, namuslarıyla, şerefleriyle ayakta duruyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 5 Ekim 2019 Sohbeti

Demokrasi kavramı Batı’da nasıl uygulanmaktadır?

Batının Doğuya ve Batının kendi insanlarına dayattığı demokrasi kana doymuyor. Batının İslam dünyasına dayatmış olduğu demokrasi gözya, kana doymuyor, namusların paçavra gibi atılmasıına doymuyor. Müslümanların şereflerinin, haysiyetlerinin yerle bir edilmesine doymuyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 5 Ekim 2019 Sohbeti

Demokrasi İslam’a karşı mıdır?

Demokrasi İslam’a karşıdır. Bırakın, İslam’ın demokrasiye uyup uymadığını demokrasi zaten İslam dışı bir şeydir, İslam’a karşıdır. Demokrasi İslam’a savaş açmıştır çünkü. Tırnak içerisindeki dünya üzerindeki demokrasi algısı bütün dinlere savaş açmıştır, sadece İslam’a değil ki. Hristiyanlığa da savaş açmıştır, Museviliğe de savaş açmıştır. Müslümanlar demokrasiye savaş açmazlar. Açamazlar zaten. Açacak muktedirlikleri ve güçleri yoktur. Demokrasiye savaş açacak entelektüellikleri yoktur, kaba güçleri de yoktur, bu konuda eğitimleri de yoktur, bu eğitimi alabilecekleri bir kurumda yoktur. Hayır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 5 Ekim 2019 Sohbeti

İslam demokrasiyle bağdaşır mı?

İslam demokrasiyle bağdaşmaz, İslam kapitalizmle bağdaşmaz, İslam emperyalizmle bağdaşmaz, İslam gücü elinde tutanın ege-menliğiyle bağdaşmaz. İslam bütün insanların hakkına, hukukuna riayet eden bir her şeyle tamamlanmış bir olgudur. Her şeyiyle. Hukukuyla, kültü-rüyle, inancıyla, yaşam standardıyla, her şeyiyle, her şeyiyle.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 5 Ekim 2019 Sohbeti

Müslümanların demokrasiye savaş açma gücü var mı?

Müslümanlar demokrasiye savaş açmazlar. Açamazlar zaten. Açacak muktedirlikleri ve güçleri yoktur. Demokrasiye savaş açacak entelektüellikleri yoktur, kaba güçleri de yoktur, bu konuda eğitimleri de yoktur, bu eğitimi alabilecekleri bir kurumda yoktur. Hayır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 5 Ekim 2019 Sohbeti

Demokrasi nerede duracak?

Nerede duracak bu demokrasi? Doymuyor. Bana duracağı yeri söylesin birisi. Hani geçen cumhurbaşkanının Birleşmiş Milletler’de bir konuşması vardı. İsrail haritasını çıkardı dedi ki; şu tarihte İsrail bu kadar, bu tarihte bu kadar, bu tarihte bu kadar, bu tarihte bu kadar. Birisi söylesin, dedi. “İsrail’in sınırları nereden nereye kadar ve nerede bite-cek?” dedi. Ayakta alkışlanacak bir laf. Nasıl İsrail’in sınırları belli değil ise ve İsrail bu noktada doymuyorsa, mesela Suriye’deki Golon Tepeleri İsrail’in sınırlarının içinde mi değil mi? İçinde değilse oradaki yaşayan Suriyeli Müs-lüman halk nereye kadar özgür? Değil. Oraya bir Suriyeli gidip, girip, kendi memleketim deyip oturabilir mi? Hayır. Oradan dışarı çıkabilir mi? Hayır. Ben çalışmayacağım, diyebilir mi? Hayır. bu topraklar benim, ben istediğim yere satabilirim der mi? Hayır. Haydi Golon tepeleri kimin? Sınırı belli değil. Adamın daha önce Güneydoğu’da uçakları pike yapıyordu, doğru mu? Evet. Acaba Güneydoğu onun sınırlarının içinde mi kalıyordu o zaman için? Bu-nun gibi. Demokrasi bir haydut, bildiğiniz haydut, ete kemiğe bürünmemiş bir haydut, nerede duracağı belli değil, sınırı belli değil, sınırı belli değil.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 5 Ekim 2019 Sohbeti

Müslümanların temsildeki bugün kimdir temsil yetkisi olan?

Müslümanların seçtikleri bir lider mi var? Evet Müslümanın temsilde problemleri var. Müslümanların halifesi mi var? Müslümanların siyasi bir lideri mi var? Askeri bir lideri var? Yok ama bunu demokrasi denilen bu kargacık burgacık ne idiği belirsiz sistem vermiyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 5 Ekim 2019 Sohbeti

Türkiye’de siyasi İslam nasıl bir durumdadır?

Siz Türkiye’de komünist sistemi isteyen bir parti kurabilirsiniz, Türkiye’de sosyalist bir düzen isteyen bir parti kurabilirsiniz, Türkiye’de siz İslam i bir sistem isteyen bir parti kuramazsınız, anayasaya aykırı. Bakın, anayasaya aykırı. Siz Türkiye’de, ben İslam hukuku ile hukuklanmak istiyorum, İslam hukukuna göre yaşamak istiyorum, diyemezsiniz, bunun için bir çalışma yapamazsınız Yaparsanız anayasaya ve ceza hukukuna çarpılırsınız; ülkeyi teokratik sisteme dönüştürmekten, döndürmekten savcılığın karşısında bulursunuz kendinizi.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Siyasal İslamcı olmak ne demektir?

Siz Kur’an-ı Kerim’de kısas ayetini okuduğunuzda ve kısasın olması lazım dediğinizde Batı sizi he-men burada vardı ya, tabir fundamentalist olarak sizi kabul ediyor, yani aşırı, aykırı. Siz mesela örnekliyorum şimdi bunu. Herhangi bir kimsenin bir suç işlediğinde o suçun karşılığı İslami bir cezayı dillendirdiğinizde, bunu iste-diğinizde siz ya siyasi İslamcı oluyorsunuz; ya aşırı fundamentalist İslamcı oluyorsunuz; ya gerici İslam oluyorsunuz ya da böyle bir isim buluyorlar ya da siz dinci oluyorsunuz örneğin. Mesela bayanın birisine sordum: "Dinci-likten kastınız ne?" dedim. "Örtünüyorsunuz ya." dedi. "Örtüyorsunuz ya kadınları." dedi "Yani örtünmeyi farz olarak algılıyorlar, öyle inanıyoruz bunların hepsi de." dedim. "Sizin tabirinizle dinci mi oluyor?" dedim. "Evet." diyor. Yani bir Müslüman’ın dinci veya dincisiz olur mu? "Dinciliğin zıt anlamı ne?" dedim, durdu. Dinciliğin zıt anlamı ne? "Bu dinci, ben neyim? Dinsiz miyim?" de-dim. "Hayır." dedi. Zıt anlam, bir şeyin ayakta durması için zıt anlamı la-zım, bunun zıt anlamını söyle. Mümin, zıt anlamı kafir. Mümin, zıt anlamı kafir. Müslüman zıt anlamı, İslam zıt anlamı ne? Dinsiz. Zıt anlamı bu. Na-maz kılan, zıt anlamı ne? Namaz kılmayan. Oruç tutan, zıt anlamı ne? Oruç tutmayan. Dinci, zıt anlamı ne? Dinsiz veya siyasal İslamcı, zıt anlamı ne? Siyasal olmayan İslamcı. Peki, siyasal olmayan bir İslamcı yani bu ne demek? Siyasi hiçbir görüşü yok, siyasi hiçbir düşüncesi yok, siyasetten uzak bir İslamcı öyle mi? Örneğin. Hiç siyasetle alakası olmayan bir Müslüman mı? Si-yasi olmayan, anti siyasal İslam dediğimizde ne anlayacağız? Hiç siyasette bağlantısı olmayan bir Müslüman "Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler ka-firlerin ta kendileridir." "Allah’ın hükmüyle hükmetmeyen -başka ayet-i ke-rime- münafıkların ta kendileridir." "Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler fa-sıkların ta kendileridir." ayet-i kerime. Arkadaş ben bu ayetin tecelli etmesini istiyorum, dediğin anda sen siyasal İslamcı oldun.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Siyasal İslamcı olmakla dini olmak arasında ne fark vardır?

Kardeşim, Allah bunu benden istiyor diyor ki: "Ey iman edenler siz Allah’ın hükmüyle hükmedin." Olur, ben eşime Allah’ın hükmüyle hükmedeceğim, çocuğuma Allah’ın hükmüyle hükmedeceğim, işyerimde, bana ait, Allah’ın hükmüyle hükmedece-ğim. Belediyeye gittim belediye bana ne ile hükmedecek? Devlet kapısına git-tim, devlet kapısı bana ne ile hükmedecek? Devlet kapısı diyecek ki ben Allah’ın hükmünü kabul etmiyorum. Neyin hükmünü kabul ediyorsun? Di-yecek ki, ben devletim, benim bir aklım var. Kim bu aklı oluşturdu? İnsan-lar. İnsanlar bu aklı nereden edindiler? Bu hükmetmeye nerden hükmetti-ler? Onun hakikat kaynağı ne? Ben bir Müslüman olarak soruyorum, senin hakikat kaynağın ne? Kim? İşte benim arkadaşım, benim seninle ortak ze-minim ne olmalı? Adalet, hukuk, insanlığın üzerine olmalı. İyi, senin ada-let düşüncenle benim adalet düşüncem ne olmalı? Senin hukuk düşüncen ile benim hukuk düşüncem ne olmalı? O dedi ki: "Hırsızlık diye bir şey yoktur, suç sayılmaması lazım. O yüzden bütün insanların malı ortaktır, hırsızlık yoktur." "Olur mu böyle bir şey?" "Seninki oluyor benimki neden olmuyor?" "Sen ne diyorsun akıl olarak? Sen diyorsun ki bir başkasının malını almak yasak. Nereden çıkardın bunu? Bunu nereden çıkardın?" "Ya bir başkasının malını almak suç olmaz mı?" "Nereden çıkardın canım kardeşim? Suç de-ğil." dese birisi, ne ile karşılık vereceksiniz ona? Bir başkasının kadınına göz koymak, o kadını rahatsız etmek, o kadını taciz etmek suç. Neye göre? "Öl-dürmek suç." "Neye göre?" "Birinin canını kastediyorsun." "Ben onu kurta-rıyorum, canını kastetmiyorum." "Nasıl yani?" "Bas baya. Benim için bu dünya yaşanır bir dünya değil. Öldürerek ben onu bu dünyadan kurtardım." Neye göre suç? Neye göre suç değil? Senin aklına göre suç ise benim aklıma göre suç değil. Senin aklın benim aklımdan fazla mı? Benim aklım senin ak-lından eksik mi? Biz akıl mı yarıştıracağız o zaman veya güç mü yarıştıra-cağız? Dünya üzerinde ne yarıştırılıyor o zaman? Akıl ve güç yarıştırılıyor. Biz akıl ve güç yarıştıranların altında eziliyoruz. Bakın, akıl ve güç yarıştı-ranların altında eziliyoruz. O zaman dünya üzerinde hikmet hâkim değil, erdemlilik hâkim değil, hakkaniyet hâkim değil, doğrular hâkim değil. Be-nim için doğruları ne? Kur’an ve sünnet. Benim için doğrular o. Bir başkası için Pavlus’un düşünceleri doğru örneğin, bir başkası için Engels’in düşün-celeri doğru, öbürkü Stalin’in düşünceleri onun için doğru, öbürkü Eflatun’un düşünceleri onun için doğru. Kendince hepsi de doğru ve kendince bu dü-şünceleri ilan eden bu düşünceler üzerinde bir kimse siyasi parti kurması, bununla alakalı mücadele etmesi serbest hepsi de ama ben Kur’an ve sünnet istiyorum; demek yasak. Şimdi bunu isteyen kimseler de ne olmuş oldu? Ya siyasal İslamcı oldu. Yani siz yarın biz namaz kılmak için yürüyoruz, miting yapıyoruz, derseniz siyasal İslamcı olursunuz. Bu size tuhaf gelir. Öyledir. Siz namaz için miting yapamazsınız, yaptığınız anda siyasal İslamcı olursunuz.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Türkiye’de siyasal İslamcı partilerin kapatılması neden olur?

Mesela şimdi ülkemize dönecek olursak siyasal İslamcıların başını kim çeker? Refah Partisi. Eski ne? Milli Selamet Partisi. Nedir? Türkiye’deki siyasal İslam’ın yükselmesine, yükselişe geçmesine sebeptir, öyle değil mi? Evet. Böyle dillendirilmez mi? Evet. Peki, Ecevit’le ortaklık yaptı mı? Yaptı. Hangi konuda dini herhangi bir işlem yaptı hukuki olarak? Hiç-bir şey. Bakın, hiçbir şey diyorum ama sonra siyasal İslamcı oldukları için -genel kanı bu- parti kapatıldı mı? Evet. İkincisi bir daha kapatıldı mı? Evet. Üçüncüsü bir daha kapatıldı mı? Evet. Sonra ne kuruldu? Ak Parti kuruldu. Ak Parti’de siyasal İslamcı olduğu için kapatılma tehlikesi yaşadı mı? Evet.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Batı’nın İslam dünyasını nasıl yönlendirip yönettiğini anlatır mı?

Bu ne biliyor musunuz? Batı bizi yönlendiriyor ve güdüyor. Bizi bir yerde topluyor ve topladığı yerde bizi yönlendiriyor ve güdüyor. Biz Batının karşı olduğu şeye otomatikman destek çıkıyoruz çünkü. Biz çünkü ritmik olarak şöyle düşünüyoruz: Bir şeye Batı karşıysa bizim gözümüzde onu düşmanlaştırıyorsa biz ritmik olarak onun arkasında saf tutuyoruz. Bu oyunu kimse görmüyor. Bakın, bu oyunu kimse görmüyor ve İslam toplumu değişik ülkelerde bu tip değişik oyunlarla yönlendiriliyor ve yönetiliyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

DAİŞ’in doğuşuyla ilgili ne söylenir?

Mesela buna bir örnek verip parantezi kapatacağım. DAİŞ yeni çıktığında bütün Müslümanlar kendilerince sempati ile bak-tılar, bunu kabul edin. Sebep? Batı onu şeytanlaştırdı. Batı onu şeytanlaştırdıysa biz ona sahip çıkmalıydık. Şimdi sohbetleri takip eden arkadaşlar hatırlasınlar, DAİŞ’le alakalı ilk şerh düşenlerden biriyim, olmaz, diyenlerden biriyim ve bunun arkasında oyun var, Müslümanlar buradan kandıracaklar, bütün Batının içerisindeki cihat düşünceli Müslümanların hepsini Suriye’ye toplayıp orada komple katledecekler, dedim hatırladınız mı?

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Siyasal İslam argümanının Batı tarafından nasıl kullanıldığını anlatır mı?

Parantez içerisinde siyasal İslam argümanı Batının bize giydirmiş olduğu bir elbise ve biz bununla aldanıyoruz, bu argümanlarla aldattırılıyoruz. Sanki bizim önümüzde siyasetini dinin kaidelerine göre yapan bir topluluk varmış gibi biz bunu algılıyoruz veyahut da dini talep eden, İslam’ın bütününü talep eden sanki bir siyasi organizasyon varmış gibi algılıyoruz ama onlar habire bize içeriden ve dışarıdan siyasal İslam’ın var olduğunu, bütün kötülüklerin siyasal İslam’dan kaynaklandığını, bütün kötü gidişatın siyasal İslam’a bağlı olduğunu veya dinciler veya İslamcılardan kaynaklandığını söyleniyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Siyasal İslamcı partilerin Batı tarafından nasıl kullanıldığını anlatır mı?

Siz kurdunuz Batı olarak silahlarını siz verdiniz, siz büyüttünüz, siz yeşerttiniz, CIA’yla MOSSAD’ın ortak kurduğu bir örgüt haline getirdiniz. Kimi söyleyeceksiniz? El-Kaide. Onu da siz kurdunuz, onu da siz yönettiniz. Kime karşı? Afganistan’da Rusya’ya karşı, işinize geldi Çeçenistan’da Rusya’ya karşı. Nerede El-Kaide lideri? Kim vurdu? CIA vurdu. Vurdu mu biliyor musunuz? Yok. Nereden bilmiyorsunuz? Nereden biliyoruz veya nereden biliyoruz? Ödüllendirildi, herhangi bir adacıkta yeni bir pasaportla hayatını yaşıyor, nereden biliyoruz? Tehlikeli şeyler.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili ne söylenir?

En son 15 Temmuz darbe girişimi ile alakalı, nerede lider kadroları? Arkasından NATO çıktı. Neden sesli söyleyemediler? 15 Temmuz’da NATO darbe yapmak istedi, NATO unsurları. Neden açık açık söyleyemediler? O zaman burada dünya üzerinde büyük bir oyun var. Bu oyunun içerisinde Müslümanlar oyun kurucu değil figüran. Bizim üstümüzde istedikleri anda istedikleri deyimi üretip o elbiseyi giydirebilirler, biz de bu elbise bizim değil, deyip, çırpınıp bize giydirilmiş olan elbiseyi çıkarmaya çalışıyoruz.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Modernizmin İslam dünyasında nasıl algılanır?

İslam’ın, karşı çıkarak kendini var ettiği modernizmin kötü bir kopyası olmasında yatıyor. Evet bu doğru, biz modernizm olarak karşı değiliz, biz modernizm ismi altındaki her türlü haramlara karşıyız. Ama buna da Batı bir söylem geliştiriyor, yani bir bayan örtündü, Allah’ın emri dedi, modernist değil, benim sakalım var, modernist değilim, ben Kur’an sünnet diyorum, Batıya göre modernist değilim. Aslında modernizm ne? Aklın tanrılaştırıldığı, ilahlaştırıldığı bir yer modernizm Batı’da. Batı kendi içerisinde kendi Hristiyanlığını da kabul etmiyor zaten. Modernizm şemsiyesi altında dinsizlik var, akılperestlik var.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Çağdaş düşünce nedir?

Çağdaş düşünce kim? Eflatun. Kim? Aristo. Ya nasıl? Basbayağı, Aristo’da kendi zamanının çağdaş düşünce adamıydı, Platon’da kendi zamanının çağdaş düşünce adamıydı, son dönem Freud çağdaş düşünce adamı, Darwin çağdaş düşünce adamı. Darwinist olmak, Darwinist olmak çağdaş düşünce. İnsan olmak, Darwinist olmak yani siz atalarınızın maymun olduğunu kabul ederseniz çağdaş düşünce sahibi oldunuz. Yok ben insanım ben Adem’den olmayım, Âdem de topraktan olma dediğinizde siz çağdaş düşünce erbabı olmadınız, böyle olmadığımız için aynı zamanda da ya dinci oldunuz ya fundamentalist Müslüman oldunuz ya da siyasal İslamcı oldunuz.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Milli Eğitim’in İslam ile alakalı unsurlarını içeriyor mu?

Bana söyler misiniz Milli Eğitim’in herhangi bir eğitimin, eğitimle alakalı kanunun, hukukunun herhangi bir yerinde, herhangi bir yerinde İslam’la alakalı hangi unsuru bulabilirsiniz? Buna İmam Hatipler ve İlahiyatlar dahil. Size tuhaf gelebilir, onlar bile aldatmacadan ibarettir. Evet. Siz oradan bakmazsınız hiç, Müslümanlar oradan bakmazlar. Orada güdü-lürsünüz.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Modernizmin kötü bir kopyası nedir?

Evet yani biz bu noktada modernizmin kötü bir kopyasıyız, bunu kabul ediyorum. Nasıl kötü bir kopyasıyız? Biz modernizm adı altında bize fuhuş, eşcinsellik, uyuşturucu, her türlü aklı giderici, sarhoş edici unsurlar ve te-röre ait bütün her şeyi kabullenmiş vaziyetteyiz. Biz modernizm adı altında fuhşu, eşcinselliği, her türlü aklı giderici sarhoy edici unsurları, her türlü ku-marı, her türlü İslam’ın haram ettiği her şeyi serbest ettik.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Batı’nın istediği modernist kıvam nedir?

Batı-nın istedi kıvam ne? Ülkede fuhuş yaşı 13’e insin. Batı’nın istediği kıvamda değiliz; ülkede eşcinseller hiç horlanmasın, eşcinsel evlilikleri serbest edelim. Batının istediği modernist kıvamda değiliz, bütün herkes sarhoş olsun. Batı-nın istediği modernist kıvamda değiliz. Aile ayakta durmasın; namus, şeref, haysiyet bunlar bulunmasın içimizde. Batının istediği modernist kıvamda değiliz, hala daha camiye gidiyorsunuz, hala daha örtüneceğiz diye uğraşı-yorsunuz, hala daha sakal bırakacağız, diye uğraşıyorsunuz. Hala daha içi-nizde zaman zaman bir kısım ehli tarikat cübbeyle, sarıkla, asayla dolaşa-cağım; diye uğraşıyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Modernizmin karşıtlığı nedir?

Evet, bunları da atsanız yine İslam orada durduğu müddetçe, ben Müslüman’ım dediğiniz müddetçe yine modernizmin karşıtlığındasınız. Modernist karşıtlığı.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Modernizmin karşıtlığı nasıl bir durumdadır?

Almanya’da bir Hristiyan tarikat Almanya’da herhangi bir dağda, o dağın bir köyünde elektrik dahi istemezler; elektrikleri dahi yoktur o köyde yaşam öyle devam eder. O köyde öyle yaşam devam ederken Alman hükümeti bunlar modernistliğe aykırı diye onlara savaş açmaz veya Kanada’da bu tip topluluklar vardır. Ka-nada toplumu veya Kanada ülkesi bunlara savaş açmaz. Amerika’da bu tip tarikatlar vardır. Amerikan devleti bunlar modernist karşıtlığı deyip onlara savaş açmaz. Avustralya’da, o ada olan yer Avustralya değil mi? UHata yap-mıyorum? Avustralya’da bu tip topluluklar vardır, hiçbir elektrikli alet kul-lanmazlar hiçbir şekilde. Bunu belgesellerde izleyebilirsiniz, bunlar moder-nist karşıtlığı değildir ama siz dininizin gereği sakal bırakıyorsanız dininizin gereği örtünüyorsanız dininizin gereği haramlardan uzak duruyorsanız di-ninizin hükümlerini istiyorsanız siz modernist değilsinizdir ve siz aşağılan-maya, kötülenmeye, horlanmaya, savaşılmaya ve görüldüğünüz yerde başınız ezilmeye mahkumsunuz. Bunun dozunu arttırılırlarsa o zaman çok taraf-tar bulur, dozunu zaman zaman vidanızı gevşeterek rahatlamanız lazım. Ra-hatlamanız için de camiler açılması lazım, İmam Hatiplerin açılması lazım, Kur’an kurslarının serbest olması lazım, rahatlamanız için sizin din adına kafanızdan geçen bir yasağının kaldırılması lazım. Böyle olunca siz bir derin nefes alır, bir yirmi yıl daha idare edilirsiniz. Faiz alabildiğine devam eder, fuhuş alabildiğine devam eder, uyuşturucu alabildiğine devam eder. Hırsız-lık, uğursuzluk, arsızlık, haksızlık, alabildiğine devam eder; siz bunların hiç-birisine de hayır diyemezsiniz. Bir çıt üstü, siz bunları görmezsiniz bile. Bun-ları gören kimse modernizmden uzaktır, nerede görülürse başı ezilmelidir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Siyasal İslam nasıl bir durumdadır?

Batı ve modernlik karşıtlığı temelinde mevcut muhalefet boşluğunu dol-durarak güçlenmiş siyasal İslam, giderek bir ‘“fundamentalizm”halini alı-yor ve “şeytanını” Batı tanrısında ararken kendi içindeki çölü göremiyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

İslam dünyasında çöl ne anlama gelmektedir?

Evet. Biz kendi içimizdeki çölden uzağız, serap görüyoruz. Serap görü-yoruz. Hani ben böyle zaman zaman komple ümmetin aldanmışlığından bahsederim ya. Hani böyle size iki satır, her gördüğüm aksakallıyı piri fani zannederdim, heyhat değilmiş. Evet. Biz her duyduğumuz İslam söylemini İslam zannedenlerdeniz. Bizi aldatmak çok kolay, bizi kandırmak çok kolay, biz çünkü çölün ortasında dünyaya geldik. Çölün ortasına, ortasında dün-yaya geldiğimiz için biz bahar bahçelerini bilmiyoruz. Biz çölün ortasında dünyaya geldik ya, biz gül bahçelerini bilmiyoruz. Çölün ortasında dünyaya geldik ya, biz hiç gül koklayamadık, biz gerçek gülün kokusunu bilmiyorsu-nuz.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

İslam dünyasında çölün ortasında dünyaya gelmek ne anlama gelmektedir?

Bir ressam çıkıyor bizim önümüze ve o bize bir bahar bahçesi çiziyor, biz onun çizdiği bahar bahçesini doğru bahar bahçesi zannedip, her şeyimizi onun avucunun içine koyup o bahar bahçesine ulaşmayı düşünüyoruz. Hey-hat bakıyoruz, gece gidiyoruz, gündüz gidiyoruz, az gidiyoruz, uz gidiyoruz, vardığımız yer yine çölün ortası oluyor. Biz ümidimizi kırmıyoruz, yeniden ümitleniyoruz, yeniden önümüze birisi düşüyor bizim, bize yeniden bir gül bahçesi çiziyor, biz yeniden küllerimizden doğuyoruz, o gül bahçesine ulaşı-rız, diye biz yeniden yollara düşüyoruz. Biz yeniden az gidiyoruz, uz gidiyo-ruz, dere tepe düz gidiyoruz, bir bakıyoruz ki bizim vardığımız yer yine çö-lün ortası oluyor ve diyoruz ki o gül bahçesini artık kim önümüze koyacak bekliyoruz.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

İslam dünyasında çölün ortasında dünyaya gelmenin sonucu nedir?

Birisi diyor ki; ben mehdiyim, o gül bahçesini biliyorum, birisi diyor ki; ben veliyim, o gül bahçesini biliyorum, öbürkü diyor ki; ben mürşi-dim o gül bahçesini biliyorum, öbürkü diyor ki; ben mücahidim, o gül bah-çesini biliyorum. Biz yeniden kırığımızı, çıkığımızı düzeltiyoruz; yeniden sarıp sarmalıyoruz kırılan, düşen, parçalanan, yıkılan, yanan, yırtılan, ka-nayan, eriyen yanlarımızı görmemezliğe geliyoruz. Yeniden yürüyoruz, ye-niden çölde kalıyoruz. Bunu kimse şuurlanır, bilirse bunu böyle yürümesi ona daha da ağır gelir belki de amma velakin ümmete baktığınızda ümmet büyük bir aldatmacanın, büyük bir kandırmacanın, büyük bir soysuzluğun, büyük bir şerefsizliğin, büyük bir haysiyetsizliğin, büyük bir münafıklığın, büyük bir kafirliğin altında inim inim inliyor. Yine aldatılıyor, yine aldatılı-yor, yine aldatılıyor…

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Batı’nın İslam dünyasına karşı nasıl bir stratejisi vardır?

Öyle olunca Batı kendi siyasi varlığını, kendi kültürel varlığını, kendi hegemonist ve emperyalist varlığını, bakın Batı kendi vah-şiliğini İslam muhalefeti ile yürütüyor. Bakın; Batı emperyalizmini, vahşili-ğini, kokuşmuşluğunu, Batı her türlü pisliğini, Batı her türlü sömürgeciliğini İslam muhalefetiyle götürüyor ve Müslümanların içerisinde Müslümanlar-dan kendine payandalar bulup onlarla bu muhalefetini götürüyor. Aslında düşmana en büyük düşmanlık onu düşmansız bırakmaktır. Hani ayet-i ke-rimede: İçimizdeki ahmaklardan dolayı bizi helak eder misiniz, der ya, içi-mizden ama siyasi ama entelektüel ama askeri -terörist açısından- bir kısım ahmakları dizayn edip, onları şeytanlaştırıp, bizi onların arkalarında ve et-raflarında toplayıp Batı topyekûn bunları da düşmanlaştırıp kendi siyasi, eko-nomik, kültürel, felsefi olarak kendisini sağlamlaştırıyor ve kendi yıkımını geciktiriyor. Bakın, kendi yıkımını geciktiriyor ve Batı kendi kendisini eleş-tirmekten, kendisini eleştirilmekten, kendi içerisinde kendi toplumları tara-fından eleştirilmekten kurtulmuş oluyor. Yani Batı kendi toplumu içerisinde Batının toplumu dönüp kendi yöneticilerini, parayı yöneten, askeriyeyi yö-neten, sistemi yönetenlere siz zulmediyorsunuz; siz bizi de sömürüyorsunuz; bizim de namusumuzu, şerefimizi, paramızı pulumuzu, vatanımızı, milleti-mizi, yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizi dünya üzerinde bin,bin beş yüz ,iki bin tane şirkete peşkeş çekiyorsunuz; diyemiyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Batı’nın İslam dünyasına karşı stratejisinin amacı nedir?

Batı kendisi bir sakallı bir terörist üretir; onu herhangi bir banliyöde, her-hangi bir şehirde bir bomba patlattırır; yine şeytanlaştıracağı bir İslam üretir Batı. Şeytanlaştıracağı bir İslam üretir ve İslam dünyasını da Müslümanları da birbirlerinden şeytan ürettirerekten birbirleriyle de çalıştırır ama bunda birinci hatalı Müslümanlar. Suudi Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emir-likleri, Mısır, Ürdün. Onların şeytanı kim? İran. Aynı zamanda Türkiye’yi de koydular şimdi. Peki, İran’ın şeytanı kim? Suudi Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Ürd, Yemen. İran’ın şeytanı bu. Kendi içlerinde şeytan üretiyor. Türkiye’nin şeytanı kim? Hepsi. Evet. Suudi Arabistan, Bah-reyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Ürdün, Yemen. Kimi şeytanlaştırdı? Türkiye’yi. Türkiye? Hepsini. Mecbur kaldı. Türkiye kimle? Katar. Ne yaptı? Katar’ı korumaya aldı. Ne yaptı? Katar’ın burnunun ucunda Suudi Arabis-tan’daki ABD’nin üssüne karşılık Katar da Türkiye’ye üs kurdu. Yukarıdan bakın. Batı, emperyalist güçler İslam dünyasını kendi içinde birbirlerine şey-tanlaştırırken kendisi de topyekûn İslam dünyasını şeytanlaştırıyor. Ne için? Kendisinin Batıda hakimiyetinin ve sömürgeciliğinin devam etmesi için. Evet. Çünkü Batı da kendi kendisini sorgulayacak, diyecek ki; yani düşünebiliyor musunuz? Koca ABD, ABD’de doları basan, aile vakfı. Dolar Merkez Banka-sı’nın elinde değil. Bir aile var, bir vakıf kurmuş doları o basıyor. Merkez Ban-kası gidiyor, bana dolar lazım diyor, olur diyor, ona kâğıt veriyor. O da ona dolar basıyor. Cebimizde olan dolarlar o ailenin bastığı dolarlardan, Merkez Bankası’nda karşıtlığı yok. Cebinizde dolaşan dolarlar, kasamızda ve banka hesaplarımızda dolaşan dolarların ABD Merkez Bankası’nda karşıtlığı yok. Yarın hepsi de kâğıt hükmünde olabilir. ABD Merkez Bankası’nda karşıtlığı olan ne var? Beyaz kağıtlar. Merkez Bankası’nın çıkarmış olduğu tahviller. En fazlası kimde? Çin’de, sonra Japonya’da. Beyaz kâğıt. Çin hızla son za-manlarda beyaz kağıtlarını altına çevirmeye başladı. Çin’le ABD arasındaki ekonomik savaş bu. Çin diyor ki; bu kağıtlardan benim elimde oldukça fazla var, artık ben bu kağıtlarla altın alacağım, diyor. Bu kağıtlardan altın almaya başladı Çin. En büyük altın ithalatçısı şuanda Rusya ve Çin. Ardından Tür-kiye de buna katılmaya başladı. İngiltere’deki altınları getirdi. Bazen söylü-yorum ya, yani düşünebiliyor musunuz? İngiltere Merkez Bankası’nda sizin dört yüz tondan fazla altınınız duruyor, diyorlar ki size; siz bu altınları ko-ruyamazsınız, muhafaza edemezsiniz, devlet misiniz ki siz bunları koruyası-nız, muhafaza edesiniz? Ya? Çocuk gibisiniz, yolda giderken düşürürsünüz.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 28 Eylül 2019 Sohbeti

Kur’an ve sünnetin dışında konuşanlar ne anlama gelir?

Bugün televizyonlara çıkan şakrabanların %90’ı böyle. Kur’an ve sünnetin dışında konuşurlarsa onları sosyal büyük medyada veyahut da yöresel değil, kitlesel televizyonlara çıkarıyorlar. Çünkü onlar Kur’an ve sünnetin hakikatini haykıramazlar. Televizyon dünyasını tanıdım. Tanıdım! Bana da aynı şeyi söylediler. “Hocam aman ha bazı şeylere dokunmayalım…” Dedim ki “bana ne soru gelirse ben bildiğimi cevaplarım. Program yapmayalım” dedim. Bunu Olay TV’ye gittiğimde de ordaki bir bayan vardı. O da dedi. Dedim yok, ne sorarsanız cevaplandırırım. Ne bilirsem söylerim dedim. Televizyona çıkan hocaların büyük bir çoğunluğuna bu söyleniyor veya sorular hazırlanıyor. Sorular onların eline veriliyor. Canlı yayın yapamıyorlar. Canlı yayına gireceğiniz zaman da önce sorunuzu alıyorlarmış sizin. Eğer onun dışında sorarsanız ‘tak’ sizi canlı yayından aldılar. Siz de zannediyorsunuz ki hat düştü: “Sevgili seyirciler. Hat düştü. Hat düştüğü için bağlantı kesildi. Alalım sıradakini…” Onun sorusu hoşlarına gitmedi çünkü. Oraya yazdırdığı soruyu okumadı. Çünkü siz de bağlantı kesildi zannediyorsunuz. Öyle bağlantı kesilmiyor. Halbuki onlar kesiyor bağlantıyı. Çünkü neden bana onlar tabi olmuyorlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2264-2265. Beyitler Şerhi

Vergi kelimesi bugünkü anlamıyla zulüm saçan vergi değil mi?

Şimdi vergi denilince herkesin ayağı titrer. Yani devletlerde bugün dünya üzerindeki devletlerde vergi denilince bu halkın polis zoruyla, kanunla soyulmasıdır. Şimdi bir kaba dayı, bir kaba dayı demeyelim onlara, bir mafya gelir bir işletmeye çöker. Elinde silah vardır. O işletmeden haraç alır. Biz ona ne diyoruz? Adına mafya koymuşlar onun. işte uyuşturucu kaçakçılığı vardır. Uyuşturucudan payını alır mafya. Kadın satar, payını alır. Mafyanın işleridir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2250-2254. Beyitler Şerhi

Kanuni mafya ne demektir?

Kanuni mafya, uyuşturucudan payını alır. Kanuni mafya, kadın satımından payını alır. Kanuni mafya, kumardan payını alır. Bakın bu ülkede genel evleri kanunidir ve siz erkekler genel evlerine gittiğinizde o parayı ödersiniz. O paradan kadın payını alır, devlet payını alır, genel evini çalıştıran patroniçe payını alır. Bu kanunidir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2250-2254. Beyitler Şerhi

Devletlerin vergi sistemi neye benzer?

Devletler genel olarak kanuni mafyalardır dünya üzerinde. Bunu size böyle anlatacak bir üstat da bulamazsınız. Korkarlar. Kanuni mafyalardır. Kanuni mafya, uyuşturucudan payını alır. Kanuni mafya, kadın satımından payını alır. Kanuni mafya, kumardan payını alır. Bakın bu ülkede genel evleri kanunidir ve siz erkekler genel evlerine gittiğinizde o parayı ödersiniz. O paradan kadın payını alır, devlet payını alır, genel evini çalıştıran patroniçe payını alır. Bu kanunidir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2250-2254. Beyitler Şerhi

Kanuni mafya sistemi nasıl işler?

Kanuni mafya, uyuşturucudan payını alır. Kanuni mafya, kadın satımından payını alır. Kanuni mafya, kumardan payını alır. Bakın bu ülkede genel evleri kanunidir ve siz erkekler genel evlerine gittiğinizde o parayı ödersiniz. O paradan kadın payını alır, devlet payını alır, genel evini çalıştıran patroniçe payını alır. Bu kanunidir. Eğer fuhuşu siz kendi başınıza yapmaya kalkarsanız fuhuşa yardım ve yataklıktan veyahut da orada bir para döndü ya o para gayri resmi ya ondan da sizi sorumlu tutar. Devlet der ki ben kanuni mafyayım. Benden habersiz fuhuş yapamazsın. Fuhuş yapacaksan benim raconumu keseceksin. Benim haracımı vereceksin der.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2250-2254. Beyitler Şerhi

Kanuni mafya sisteminin etkileri nelerdir?

Devlet her türlü kumarı oynatır. Milli piyangosundan, totosundan, lotosundan… Arttırır da devlet ama siz eğer evde iki poker oynatacağım, iki kumar oynatacağım derseniz bir tane oraya rulet koyarsınız. Gelir devlet basar orayı. Size kumar oynatmaktan dolayı muamele yapar ama kendisi oynatır. Bak, kendisi oynatır. Kadın ticareti devletin elindedir, kanunidir. Kumar devletin elindedir, kanunidir. Vergi devletin elindedir, kanunidir. Sen kazan kazanma verirsin onu. Çok canı sıkılırsa basar bana cezayı bastığı gibi. Daha da canı sıkılırsa seni terörden tutuklar. seni terörden şey yapar. Devlete karşı gelmekten bir şeyden bulur. Beni buldu. 28 Şubat’ta bana bugünün parasıyla 3 milyon dolar ceza kesti bana. 15 yıl uğraştım, mahkemeyi kazandım ama kazandım, benim adım gene sahte faturacı oldu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2250-2254. Beyitler Şerhi

Kanuni mafya sisteminin dünya üzerindeki etkileri nelerdir?

Dünya üzerindeki bütün kanunlar, kaideler, savaşlar, pandemiler, hırsızlıklar, yolsuzuklar…Hepsi de o dünya Yahudi sistemine uygun çalışır. Bütün devletlerin kanunları, siyonizme uygun kanunlar çıkarırlar. Siz onları eleştiremezsiniz. Ve örneğin ben böyle eleştiriyorum ya. Ne yapıyor? YouTube bizim eleştirdiğimiz sohbeti siliyor. Bütün dünya üzerinde bakın, dünya üzerinde bütün vergiler, bütün kanunlar, ister madenleri ilgilendirsin, yeraltı veya yerüstü bütün kanunlar sizin şimdi istanbul sözleşmesi imzaladık imzalamadık, yok bu iklim anlaşması, yok bu tarım anlaşması, yok bunu ülkemizin adına biz bunu böyle yaptık..Bunların hepsi de boş laftır. Hepsi de dünya siyonist sistemine, dünya deccalist sistemine uygun hazırlanır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2250-2254. Beyitler Şerhi

Kanuni mafya sisteminin siyasete etkisi nedir?

Kanun değişecekse kanunlar da değişir. Çünkü siyasetçiler de normalde o deccalist sistemin yancılarıdır. Bir tane siyasetçi bulamazsınız. Zengin başlayıp fakir olan. Hepsi de fakir başlar zengin olur. Bu vergi öyle bir vergi değil. Memursun sen de veriyorsun. işçisin veriyorsun. Neydi? Vergilendirilmiş kazanç kutsal kazançtır. Vergilendirildiyse kutsaldır. Bu ülkede bir genel evi patronçesi Sabancılardan, Koçtan, şu şirketten, bu şirketten fazla vergi verip yıllarca ülke üzerinde vergi rekortmeni olmuş bir ülkeyiz biz. Biz halkı Müslüman bir ülkeyiz. Halkı Müslüman bir ülkede bir Ermeni patroniçe kadın, bizim kadınlarımızın teninin üzerinden vergi rekortmeni oldu, senelerce. Devlet büyük organizasyonlar halinde o kadına vergi rökortmenliğinden dolayı plaketler verdi. Müslüman bir halkın, Müslüman bir halkın tenini fuhuşta sataraktan vergi rekortmeni oldu. Evet ve vergilendirilmiş kazanç kutsal kazançtır denilerekten o kazanca da kutsiyet peyda edildi. O vergiden memurlar maaşını aldı, müftüler aldı, hocalar aldı. Hala da alıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2250-2254. Beyitler Şerhi

Sistemlerin nasıl çalıştığını anlatır mı?

Bütün bu devasa bilgiler o deccalış sisteminde toplanıyor. Sen zannediyorsun ki ben Mustafa Özba burada sohbet etti. Hiç kimsenin haberi yok. Onların haberi var. Mustafa Özbağ neye burada konuştu? israil’e karşı. Ondan sonra Siyonizme karşı konuştu. O not alıyor, o takip de ediyor onu. Etmiyor zannetme. O bu konuda şey yok. Senin senin sohbetlerini dinliyor da o. insan oturup dinlemiyor. Sohbetleri bağlıyor o bir yapay zeka gibi bir şeye. O sohbeti dinliyor, yazıya çeviriyor. Bakıyor içinde siyonizm çıktı. Pat, onu kestiriyor veyahut da sohbeti dinliyor. Aaa, deccalizm dedi, şunu dedi, bunu dedi. Pat, oraya kırmızı çizgiyi çiziyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2250-2254. Beyitler Şerhi

Vergi kavramı nasıl açıklanıyor?

Şimdi vergi kelimesini nerede kullanıyoruz biz? Vergi dairesinde kullanıyoruz. Ne demek? Sen lütuf veriyorsun. Sen bağışlıyorsun. Senin lütfunu, bağışını devlet alıyor. Sen o normalde ihsan ediyorsun devlete. O yüzden kutsal. Şimdi vergi kelimesinin karşılığını bilmiyor insanımız. Vergi kelimesinin karşılığı neymiş? Lütufmuş, ihsanmış. bağışmış. Sen vergi vererekten ne yapmış oldun? Gönüllü bir şekilde kanunen lütfettin, bağışladın, ihsan ettin devlete.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2250-2254. Beyitler Şerhi

Devletin vergi sistemi nasıl işliyor?

Bir üst mafya grubu var. Onların seçtiği partiyi seçersin. Bir üst mafya grubu var. Onların seçtiği lidere oy atarsın. Bunlar şeytanın örttüğü yerlerdir. Bunlara karşı çıkarsan sen demokrasi düşmanı olursun. Seni demokrasi düşmanı ilan ederler. Seni halk düşmanı ilan ederler. Seni meclis düşmanı ilan ederler. Seni anayasa düşmanı ilan ederler. Ve seni anayasaya karşı çıkmaktan, değiştirmekten yargılarlar. Sen sistemi sorgulayamazsın çünkü. Kalkıp da ben halkım, ben vatandaşım…Otur oturduğun yere, haddini bil! Sen Köle izaura’sın. Sen modern kölesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2250-2254. Beyitler Şerhi

Bankaların faiz politikaları nasıl açıklanıyor?

Bankaları kimse sorgulayamaz. Siz vatandaşlar olarak bankalar faizle para satıyor, faizci. Dışarda kanuni faizcilerle veya kanunsuz faizcilerle bunun arasında ne fark var? Faiz faizdir deyip de kanun çıkarın, faizi komple yasaklayın diyemezsiniz. Deseniz de sizi duyan olmaz. Deseniz de sizi duyan olmaz. E siz kuzu kuzu gider faizi ödersiniz. Devlete karşı ne ödemediyseniz hepsini faiziyle devlet alır. Hepsini faiziyle devlet alır. Bir de size böyle arada lütfeder. Der ki, devlete olan borçlarınızın faizlerini, yüzde kaç şimdi? Yirmi mi? Kaç bilmiyorum. Bir muhasebeci lazım. “Aylık %4,5 efendim.” “Aylık kaç?” Aylık %4,5 devlete olan faiz. Piyasada da 4,5 zaten değil mi? Bankalarda da 4,5. Bankalarda da 4,5. Hatta bankalar da daha ucuzdur şimdi. Sen bilirsin. Bankalar kaç? “42- 44 civarında.” 42- 44. “Devlet?” “52’den açıyor.” 52 ve üstü. Evet. Siz bunları ödersiniz. Hiç böyle bakmadıydınız değil mi? Kuzu kuzu ödersiniz. Bu para sizin devletinizde kalmaz ha, öyle de düşünmeyin. Öyle sakın bu ödediğimiz devlete kalıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2250-2254. Beyitler Şerhi

Kamu görevlilerinin nasıl çalıştığını anlatır mı?

Kralı, kravatlı, takım elbiseli, korumalı, kulaklarında korumalığı olan ülke dışından birileri gelir. Onların senin maliye, hazine bakanlığında, bakanlıkta onların büroları vardır. Gelirler sizi denetlerler. Nereden ne kaçırdınız bizden diye. Kaçırdığınız yerleri söylerler. Ondan sonra onu tahsil ederler sizden. Muhakkak başınıza bir Kemal gelir. O Kemal sizi yer yutar. Her şeyinizi değiştirir. Sonra gider. Sonra yerine Kemal gelmez de Mehmet gelir. Örneğin o da bütün altını üstünü getirir. O da ingiliz ağa babaları ne diyorsa yerine getirir. Sonra o da tukaka ilan edilir ama gider o da ingiliz maliyesinde veyahut da oradaki küresel firmaların birisinde danışmanlık görevi yapar. Onların çok pasaportu vardır. Sen garip halk, senin bir pasaportun yoktur. Senin eline bir kırmızı pasaport verirler. Hiçbir yere gidemezsin zaten sen. Nereye gideceksin? Hacca. On yıl sonra sına izin çıkacak. Nereye gideceksin? Paris’e. Paris’e gitmen için bütün evrakları hazırla. Gidersin. Hacca gidemezsin. On yıl sonra gidersin. Ama bazı kravıtlılar istediği zaman gider mi? Gider. Köleler gidemez. Nasıl? Bas bayağı! Kardeş sen kölesin. Öyle elini kolunu sallaya sallaya hacca mı gidersin? E Paris’e kim gidecek? Onlar birinci sınıf vatandaşlar. Onların raconları da ayrı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2250-2254. Beyitler Şerhi

Adaletsiz bir yönetim neden bereketin olmamasına sebep olur?

O yüzden adaletsiz bir sistem, adaletsiz bir yönetim orada işte kıtlıklara sebep oluyor. Örneğin herkes bereketi yağmurda görür. Yağmurda değildir. Bereket ayrı bir şeydir. Yağmur yağar ama normalde toprak size ürün vermez. Yağmur yağar ama ağaçlar size meyve vermez. Yağmur yağar siz ekersiniz ama normalde yedi başak vereceğine bir başak bile vermez. O yüzden bereket ayrı bir şeydir. Sadece yağmura bağlı değildir. Ammaveelakin yağmurun kesilmesi de yağmurların kesilmesi de orada bereketin olmadığını gösterir. Yangınlar, depremler, ondan sonra yağmursuzluk, normalde yağışların olmaması, kıtlık, bunların hepsi de birer işarettir. Orada adaletin olmadığını, orada normalde insanların arasındaki hukukun gözetilmediğini, devlet millet kaynaşmasının olmadığını, arada hukukun doğru çalışmadığını gösterir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2248-2249. Beyitler Şerhi

Haberlerin haber vericiden bihaberdir. Bu ifade ne anlama gelir?

Beni anlatmış. Çarpıyor. Sağlı sollu, sağlı sollu çarpıyor. ‘Haberlerin haber vericiden bihaberdir.’ Yani senin dinlediklerin, senin okudukların, senin vaazların, dinlediğin vaazlar hepsi de bir haber haberdir. Hepsi de haberdir. Şimdi de dinliyorsunuz, haberden ibaret. Ama sen bu haberleri getiren hakkın kendisinden bir haber isen vaaz eden o vaazın bilgisini veren Allah’tan bihaber ise şeyh sohbet ederken, nasihat ederken Allah’tan bihaber ise namaz kılan Allah’tan bihaber ise, sakal bırakan Allah’tan bihaber ise ve sen normalde bütün bu bildiklerini kendince ilah edindiysen, kendi bilgi potansiyelini ilahlaştırdıysan, aklını ilahlaştırdıysan, namazını ilahlaştırdıysan, orucunu ilahlaştırdıysan, haccını ilahlaştırdıysan, dervişini ilahlaştırdıysan, zikrini ilahlaştırdıysan ve üç beş hadis ezberlediğinde o hadis ezberini ilahlaştırdıysan veyahut da işte insanlara vaaz etmek, güzel şeyler söylemek için ilim öğrendiysen, o ilmini ilahlaştırdıysan, sen haber vericiden bihabersin. Çünkü bütün bu haberlerin sahibi Allah. Dinin sahibi Allah çünkü. Adem’den Muhammedi Mustafa’ya kadar gelen bütün dinler islam ve bütün dinlerin sahibi Allah ve bütün peygamberlerin sahibi Allah. Bütün velilerin, bütün dostların sahibi Allah. Varlığın sahibi Allah ama sen normalde eğer ki o haber vericiden bihaber okuyorsan, yazıyorsan, söylüyorsan ve kendince kendi bildiklerini ilahlaştırıp kendince kendini bir şey zannediyorsan o zaman sen bihabersin her şeyden. Allah muhafaza eylesin. Amin. Ve sen Allah’ı hakkıyla takdir edenlerden olmayacaksın. Sen Allah’ı hakkıyla bilenlerden olmayacaksın. Sen Allah’a hakkıyla yönelenlerden olmayacaksın. Sen Allah de ötesini bırak haliyle hallenmeyeceksin. Allah muhafaza eylesin. Amin. Oysa bütün her şeyin sahibi o. Ama sen her şeyin sahibi o iken sen onu bırakmışsın. Senin eline verdiği oyuncakları ilahlaştırmışsın. Sen birer oyuncak almışsın eline. O oyuncağı ilahlaştırmışsın ve o oyuncaklarla aldatıyorsun insanları. insanları kandırıyorsun. ‘Kale ya Resulallah’ diyorsun ama onu dinlemiyorsun. ‘Estuzu billah’ diyorsun. Çok güzel, belagatlı ama Kur’an’ı dinlemiyorsun. Kur’an’ı okuyorsun, Kur’an’a itaat etmiyorsun. Kur’an’ı dinliyorsun, Kur’an’a itaat etmiyorsun. Hadis-i şerifleri okuyorsun, hadis-i şeriflere itaat etmiyorsun. Ya yaşanmış mıdır ya? diyorsun. Allah muhafaza eylesin. O yüzden sufilik bilmek değildir, sufilik yaşamaktır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2203-2214. Beyitler Şerhi

Sarılmış ülkenin dört bir tarafı, bakın ülkenin dört bir tarafı sarılmış?

Yunanistan’dan sarılmışız, öbür taraftan iran’dan sarılmışız, Suriye’den sarılmışız, Irak’tan sarılmışız PKK’yla. ingiltere’si, Amerika’sı, Hollanda’sı anasının gözü gelmiş Akdeniz’den sarmış bizi. Yukarıdan biz Karadeniz’in normalde güvenlik sigortası olan Kırım’ı kaybetmişiz, Kırım’ı kaybetmişiz! Kırım yok! Sarılmış ülkenin dört bir tarafı, bakın ülkenin dört bir tarafı sarılmış. içi de münafıklarla sarılmış, sabetaistlerle, kafirlerle, mürtetlerle sarılmış. içkicisiyle, kumarcısıyla, yobazıyla, evet, fuhuşçusuyla, aldatanlarla, üç kağıtçılarla sarılmış. içeriden de sarılmış dışarıdan da sarılmış. Bize hala daha şirinlik yapıyorlar, uyutuyorlar bizi. Uyanın ey ümmeti Muhammed, ey Anadolu insanı, uyanın! içimiz dışımız sarılmış vaziyette. Yarın öbür gün savaşacak gençlik bulunmayacak. Vatanı peşkeş çekecekler, vatanı savunacak insan bulamayacağız. Uyuyoruz ama yumuşak görünüyorlar bize, hakikati anlatmıyorlar. Ülkede uyuşturucu almış götürmüş 2013’e kadar. 2003’ten 2013’e kadar %800 artmış. 2013’ten 2023’e kadar ne arttığını bilmiyoruz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2148-2150. Beyitler Şerhi

Din bilmezlerin sosyal medyada söyledikleri ne olabilir?

Sosyal medyada veyahut da din bilmezlerin hemen söyledikleri bir şey vardır. Mesela siz, ertesi günle alakalı, yirmi yıl sonrayla alakalı veyahut da hadis-i şeriflerde ahir zamanla alakalı hadisler vardır veyahut da evliyaullahın gelecekle alakalı söylediği işaretler vardır, kendilerince kerametleri vardır. Cenab-ı Hakk’ın onlara bildirdikleri vardır. Savundukları, söyledikleri şey şudur: “Gaybı yalnız Allah bilir, siz nerden gaybı biliyorsunuz? Gayb Allah’ındır.”

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2020-2024. Beyitler Şerhi

Müslümanlara zulmedilirken kanları dökülürse ne yapılması gerekir?

Cenab-ı Hak ordaki Müslümanları inşallah özgürlüğüne kavuştursun, onların cihatlarını mübarek eylesin. Onlara yeniden dirilmeyi nasip eylesin. Ben-i israil’in devleti olan şu anki israil devletini yerle yeksan eylesin. Siyonistleri, masonların dağıtsın. Doğu Türkistan’a özgürlük nasip eylesin, Bütün Ümmet-i Muhammed’e özgürlük nasip eylesin. Ümmeti Muhammed’i kafirlere karşı tek vücut hale getirsin, kâfirleri dağıtsın, kâfirleri perişan eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1976-1979. Beyitler Şerhi

Dünya teknolojik olarak bataklık mı?

Dünya teknolojik olarak da bataklık, insanlık olarak da bataklık. insanlar Ademiyeti yakalayamıyorlar. Ademiyeti yakalayamadıkları için insanlar çok geriler. Yani kendi kendimizi biz dev aynasında görüyoruz. Çok geriyiz, her yönden geriyiz, her yönden geriyiz! insan cennet nimetine mazhar olacak bir varlık.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1496-1506. Beyitler Şerhi

Liberalizm kültürü dini hayatımızı nasıl etkiler?

Liberalizm kültürü dini hayatımızı sarmışken, hiç kimse kendisine bir şey tebliğ edilmesini istemiyor. Birine doğru git diyemiyorsun. Onun bireysel özgürlükleri var. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1325-1329. Beyitler Şerhi

Batı’nın İslam dünyasına etkisi nedir?

Bunlar satılmış beyin! Bunlar satılmış kalp! Bunlar kendilerini satmışlar batıya! islam dünyasının içerisinde 200 yıldan beri bunlar çöreklenmiş; şeyhiyle, alimiyle, dervişiyle, bürokratıyla, paşasıyla, poşasıyla, valisiyle, kaymakamıyla, 200 yıldan beri, 200 yıldan beri tüccarıyla, dönmesiyle, ermenisiyle, yahudisiyle, hıristiyanıyla çökmüşler Anadolu’nun kara bağrına, çökmüşler islam dünyasının üzerine! Sömürüyorlar boyna.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1310-1324. Beyitler Şerhi

Golf neden kapitalist sistemin en üst zirvesindekilerin sporu olarak görülür?

Yani o kapitalist sistem, bizi islam’ın dışına itiyor. Ev kültürü ile itiyor. Mahalle kültürü ile itiyor, sokak kültürü ile islam’ın dışına itiyor bizi. Biz artık devasa sitelerde oturmaya başladık. Zenginler bir sitede, orta halliler bir sitede, fukaralar bir sitede, daha iyiler ayrı ayrı sitelerdeler. Gettolar kurdu kapitalist sistem bize.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1297-1310. Beyitler Şerhi

Türkler birbirleriyle nasıl konuşur?

Türkler birbirlerini tanırlar, hacda en fazla konuşanlar Türklerdir. Ya Beytullah’ın içinde onun anasını, danasını, karısını ne iş yaptığını, nerde oturduğunu, kaç çocuğu olduğunu, torunlarına varıncaya kadar, mahallesine, sokağına kadar soracak adam! Ya Beytullah’tasın değil mi! Beytullah’ta böyle oturmuşsun Beytullah’ı izliyorsun, Allah’ı zikret değil mi, Beytullah’ı izle! Yani sana ne adamın nerede oturduğundan, ne iş yaptığından, çoluğundan, çocuğundan, torunundan, tombalağından! Yok! Bizimkiler soracaklar. Bir de cevap alamazsa da canı sıkılıyor, kızıyor, konuşacak! Ya Beytullah konuşma yeri değil. Orda gayet az konuşacaksın, Allah’ı zikredeceksin, ibadet edeceksin. Orası zikir yeri, ibadet yeri. Yok, orda konuşacak illaki! Hele bir de yakalarsa seni, lafbazın birisi, yandı keten helva. Yandı ki yandı! Seni ibadetten alıkoyar, tavaftan da alıkoyar, her şeyden alıkoyar seni ama biz de bu hastalık.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1202-1225. Beyitler Şerhi

Demokrasi ve hukukun sahte olduğuna dair ne söylendi?

Demokrasisi de yalan, anayasası da yalan, hukuku da yalan. Her şey yalan ama biz susuyoruz. Evet! Biz sessiz koyunlar topluluğu gibiyiz. Evet! Zaten konuşana da sahip çıkamıyoruz ki! Böyle konuşmaması lazımdı ya! Bu zamanda böyle konuşulmaz zaten. Abi ya! Hakkını helal et! Aman ya, çoluğunu, çocuğunu düşün sen ya! Abi ya! Hakkını helal et ya! Böyle demesen ya, biraz fazla konuşuyorsun, ben seni sevdiğimden söylüyorum! Söylemeyin bana ya! Kim söyletiyor bunu size? Şeytan. Bırakın, benim çoluğum çocuğum Allah’a ait. Bırakın, bizim hayatımız Allah’a ait. Bırakın bizim aşımız, eşimiz, işimiz, her şeyimiz Allah’a ait. Siz susun. Siz susun, siz konuşmayın! Sizin işiniz, aşınız, eşiniz bozulmasın, susun! Sizlere söylemiyorum bunu, bütün ümmete söylüyorum. Burda durmak dahi cihat. Ben bunun farkındayım. Burda durmak dahi cihat. Ben bunun farkındayım, merak etmeyin, size değil sözüm, ama ümmet bu halde. Ümmet bu halde, düşünebiliyor musunuz?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1150-1184. Beyitler Şerhi

İç âlem ve dış âlem arasındaki fark nedir?

O zaman biz kendi iç âlemimizde, ruhumuzdan haberimiz yoksa nefsimizden haberimiz yoksa aklımızdan da haberimiz yok ise o zaman biz iç âlemimizden de körüz. O zaman bizi biz yapan hem dış âlemimiz, hem de iç alemimiz dış alemde güneş olmazsa veya bir aydınlatıcı bir elektrik argüman olmaz ise bizim renkleri görmemiz, insanları görmemiz mümkün değil. iç dünyamızda da eğer ki biz içimizden habersizsek, iç dünyamızdaki ruhumuzdan, nefsimizden, canımızdan haberdar olmamız mümkün değil. Allah muhafaza eylesin. O yüzden içteki hayal rengi de böyle yani bizim içimizde nasıl? Böyle. Eğer içime bir güneş doğmadıysa içimdeki güneşi tanımıyorsak, içimdeki güneşi bilmiyorsak, o zaman biz kendi iç âlemimize de neyiz? Körüz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1120-1129. Beyitler Şerhi

İnsanın iç âlemiyle dış âlemi nasıl birbirine bağlıdır?

O zaman bizi biz yapan hem dış âlemimiz, hem de iç alemimiz dış alemde güneş olmazsa veya bir aydınlatıcı bir elektrik argüman olmaz ise bizim renkleri görmemiz, insanları görmemiz mümkün değil. iç dünyamızda da eğer ki biz içimizden habersizsek, iç dünyamızdaki ruhumuzdan, nefsimizden, canımızdan haberdar olmamız mümkün değil. Allah muhafaza eylesin. O yüzden içteki hayal rengi de böyle yani bizim içimizde nasıl? Böyle. Eğer içime bir güneş doğmadıysa içimdeki güneşi tanımıyorsak, içimdeki güneşi bilmiyorsak, o zaman biz kendi iç âlemimize de neyiz? Körüz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1120-1129. Beyitler Şerhi

İstanbul sözleşmesine ne yapılmak isteniyor?

İstanbul sözleşmesini değişsin bu kaldırılsın diyen biz kaldık şimdi, herkes sustu! Herkes sustu! Mahkemeleri görünce herkes sustu veyahut da değişik mahfillerde, değişik yerlerde, değişik şeyler konuşuldu demek ki herkes sustu, raftan indi yani konuşulmuyor artık.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 975-987. Beyitler Şerhi

Hile ve çare diye zindanı delip de çıkmaya derler ne anlama geliyor?

Hile ve çare diye zindanı delip de çıkmaya derler. Yoksa birisi zaten açılmış deliği kapatırsa, yaptığı soğuk ve ters bir iştir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 975-987. Beyitler Şerhi

Siz dünyaya sırtınızı dönüyorsunuz ne anlama geliyor?

Siz dünyaya sırtınızı dönüyorsunuz. Siz bir lokma bir hırkacı kalsaydınız.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 975-987. Beyitler Şerhi

Siz de bir lokma bir hırkacı kalsaydınız da biz sizin yüzünüzden utanmasaydık ne anlama geliyor?

Siz de bir lokma bir hırkacı kalsaydınız da biz sizin yüzünüzden utanmasaydık. Siz de makamı gördüğünüzde bozulmasaydınız da sizin yüzünüzden utanmasaydık. Siz de siyasetin size getirmiş olduğu nemaları, siz elinizin tersiyle itseydiniz de biz de sizin yüzünüzden utanmasaydık. Siz de müslümanların arasında fitne çıkarmasaydınız da sizin yüzünüzden utanmasaydık.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 975-987. Beyitler Şerhi

Ey şeyh efendiler! Müritlerinizin paralarına, pullarına, mallarına, mülklerine göz koymasaydınız da sizin yüzünüzden utanmasaydık ne anlama geliyor?

Ey şeyh efendiler! Müritlerinizin paralarına, pullarına, mallarına, mülklerine göz koymasaydınız da sizin yüzünüzden utanmasaydık. Siz islami görünümüdeki siyasetçiler, makamı gördüğünüzde, kadını gördüğünüzde, parayı gördüğünüzde, ihaleleri gördüğünüzde bozulmasaydınız da, biz de sizin yüzünüzden utanma saydık.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 975-987. Beyitler Şerhi

Ey cemaatler! Ey islami topluluklar! Sizler de parayı gördüğünüzde, kur’an kursu yaptıracağız, okul yaptıracağız, şunu yaptıracağız, bunu yaptıracağız deyip milletten parayı toplayıp kendinize lüks villalar yaptırmasaydınız da biz de utanmasaydık sizin yüzünüzden ne anlama geliyor?

Ey cemaatler! Ey islami topluluklar! Sizler de parayı gördüğünüzde, kur’an kursu yaptıracağız, okul yaptıracağız, şunu yaptıracağız, bunu yaptıracağız deyip milletten parayı toplayıp kendinize lüks villalar yaptırmasaydınız da biz de utanmasaydık sizin yüzünüzden!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 975-987. Beyitler Şerhi

Şeyhinizi istismar etmeseydiniz de biz de utanmasaydık sizden ne anlama geliyor?

Şeyhinizi istismar etmeseydiniz de biz de utanmasaydık sizden. Şeyhimizin yok işte ne o ölüm yıldönümü kutlanacak, sana elli milyar yazdım, sana yetmiş milyar yazdım, sana yüz milyar yazdım, sana otuz milyar yazdım, sana on milyar yazdım deyip bir trilyon, birbuçuk trilyon parayı toplayıp, şeyhini anma günü yapmasaydın da biz de aynı dergaha müntesip olmaktan utanmasaydık!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 975-987. Beyitler Şerhi

Sen de şeyhimi tanıtıyorum deyip de kitaplar yazdırıp tanesini bilmem kaç paradan satıp kendine cebellezi minel beşer etmeseydin de senden utanmasaydık ne anlama geliyor?

Sen de şeyhimi tanıtıyorum deyip de kitaplar yazdırıp tanesini bilmem kaç paradan satıp kendine cebellezi minel beşer etmeseydin de senden utanmasaydık!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 975-987. Beyitler Şerhi

Elinden ne sözlü icazet varken, ne yazılı icazet varken şeyhim diye orta yere çıkıp, senden de utanmamış olsaydık veyahut da birileri şeyh efendinin sohbetine şeyh efendinin zikrullahına hiç gelmemişken veya birileri şeyh efendiden hiç ders almamışken ben onun yolunu takip ediyorum, ben onun mirasçısıyım deyip de milletin önünü kesmeseydi de ondan utanmasaydık ne anlama geliyor?

Elinden ne sözlü icazet varken, ne yazılı icazet varken şeyhim diye orta yere çıkıp, senden de utanmamış olsaydık veyah, da birileri şeyh efendinin sohbetine şeyh efendinin zikrullahına hiç gelmemişken veya birileri şeyh efendiden hiç ders almamışken ben onun yolunu takip ediyorum, ben onun mirasçısıyım deyip de milletin önünü kesmeseydi de ondan utanmasaydık!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 975-987. Beyitler Şerhi

Aynı şekilde Remzi Pitiç de bir şey söyledi hani ne yapacağız filan demişler geçen ramazanda mıdır?

Tabii aynı şekilde Remzi Pitiç de bir şey söyledi hani ne yapacağız filan demişler geçen ramazanda. Geçen ramazanda Remzi Pitiç, ne kadar ihtiyaç sahibi varsa, iftarlıkları onların ayaklarına götürmüş, her gün. Bakın her gün! Dedim ya, yani insanlar o yoklukta, yani Bosna, yani gerçekten yani fukara bir yer. Öyle bir yer yani ama baktım ne hizmetler ediyorlar dedim ya, gösterişten uzak, şatafattan uzak, şatahattan uzak.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 956-970. Beyitler Şerhi

Kapitalist sistem nasıl din ve toplumsal değerleri etkiliyor?

Ne yazık ki bu kapitalist sistem, bu deccalist sistem, bizim dinimizi, imanımızı, bizim örfümüzü, adetimizi, geleneğimizi, göreneğimizi yok ediyor. Kardeşlerin arasında dahi sıkıntı var. iki kardeş, bir karış toprak için birbirlerini yiyor veyahut da iki kardeş, herhangi bir meseleden dolayı birbirine küs ve hatta artık çocuklar anne babalarına tavır koyuyorlar. Yani bir vücut gibi olacaklarına, çocuklar anne babaya tavır koyuyor. Yani anne baba haksız, anne baba hatalı, anne baba suçlu, anne baba olmasaymış daha iyi olurmuş. O daha iyiymiş! Yani topraktan biteymiş onlar mantar gibi, daha iyi olacakmış. Bu hale geldi Ümmet i Muhammed! Eşler arasında dahi aynı. Eşler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve korumakta şedit değiller, kuvvetli değiller. Yani bir kadın gidiyor, kocasını kendi annesine babasına şikayet ediyor, dedikodu yapıyor ve hatta işte bir kadın gidiyor kocasına kendi annesini babasını şikayet ediyor. Onun dedikodusunu yapıyor. Evlat, anne baba ilişkisi; anne baba, evlat ilişkisi de en azından salt müminlik dairesinde düşünülmüş olsa, birbirlerini sevip, birbirlerini korumaları gerekirken, ne yazık ki o da kalmadı. Bakın, gün geçtikçe aile mevhumu getiriyoruz. Gün geçtikçe dostluk arkadaşlık mevhumunu yitiriyoruz. Gün geçtikçe birbirimize olan muhabbetimizi, birbirimize karşı olan sevgimizi, birbirimize karşı olan vazifelerimizi kaybediyoruz. Artık öyle bir şey oluyor ki bu kapitalist, deccalist sistem, bizi sadece bireysel düşünmeye, bireysel yaşamaya, bireysel hareket etmeye doğru yönlendiriyor. Yani aile kavramını yok ediyor. Bireylerin normalde kendi heva ve heveslerini, kendi nefislerini orta yere çıkarıyor. Bir ve beraber değil ümmet, düşünebiliyor musunuz? Osmanlı’dan sonra müminler bir daha bir ve beraber olamadılar. Yüz küsür yıl geçiyor şimdi ve bu parçalanmışlık, bu ayrılmıştık yüzyıl da öncesinden koy, ikiyüz yıl. ikiyüz yıldan beri Ümmet i Muhammed parçalanmış vaziyette. Ümit i Muhammed yıkılmış vaziyette ve Ümmet i Muhammed birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta ne yazık ki bir vücuda benzemiyor artık. Almış oldukları eğitimler, almış oldukları bilgi, almış oldukları kültür, ne yazık ki islami bir kültür değil. islami bir eğitim değil, islami bir bilgi değil. Öyle olunca müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta, bir vücuda benzemez hale geldi. Benzemez hale gelince zaten her cins, kendi zevki, kendi cinsiyledir hükmü de orta yere çıktı. Yani annesine babasına itiraz eden, annesine babasına bakmayan, kötülük yapanlar, artık bir topluluk veya çocuklarına kötülük yapan, çocuklarını korumayan, çocuklarını muhafaza etmeyen anne babalar bir topluluk. Onlar, onlardan lezzet alıyorlar veyahut da aynı günah ı kebairi işleyenler bir topluluk, aynı helali işleyenler bir topluluk. Mesela böyle böyle olunca, herkes birbirini sever hal oldu. Oysa ümmet, bütün müslümanların birbirlerini sevmesi, birbirlerine muhabbet etmesi, birbirlerine destek çıkmasını emrederken ne yazık ki müslümanlar bundan uzak durdular.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 888-894. Beyitler Şerhi

Zenginlerin dervişlerle sohbet etmesi ne sonucu yol açar?

O zenginlerin parasını alacak, pulunu alacak, onların işte makamından, mevkisinden faydalanacak. Onlara ayrı sohbet gurubu açarlar. Onlara özel ders yeri açarlar. Onların başına da kendilerinden bir tane zakir veya kendilerinden bir tane nakip nükebba sugaba neyse tayin ederler veya bir sohbetçi yayin ederler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 815. Beyit Şerhi

Müslümanlarla alay edenlerin durumu nedir?

Bir kimse mesela müslümanlıkla, islamla alakalı bir şeyle alay ediyorsa, müşriktir, kâfirdir. Bu ara öyle oldu ki yani bir Müslümanın hatası, bütün islam dünyasına mal edilmeye başlandı. Alay ediyorlar. Bu sosyal medyada devam ediyor, normal halkın içerisinde devam ediyor, farkında değil insanlar. Bir yerlere muhalefet edeceğiz derken, dinle alay ediliyor. Bir yerlere muhalefet edeceğiz derken, Müslümanlarla, müminlerle alay ediliyor. Bir yerlerle muhalefet edeceğiz derken dinin kendi içerisindeki hükümlerle alay ediliyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 811-814. Beyitler Şerhi

Müslümanlarla alay edenlerin nedeni nedir?

Bir yerlere muhalefet edeceğiz derken, dinle alay ediliyor. Bir yerlere muhalefet edeceğiz derken, Müslümanlarla, müminlerle alay ediliyor. Bir yerlerle muhalefet edeceğiz derken dinin kendi içerisindeki hükümlerle alay ediliyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 811-814. Beyitler Şerhi

Sosyal medya Kur’an sünnet dairesinde heva hevesine uymadan kullanılırsa ne olur?

Sosyal medya Kur’an sünnet dairesinde heva hevesine uymadan kullanılırsa ala ama öbür türlü enteresan bir şey.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 773-774. Beyitler Şerhi

Güneş sisteminin dışında sistemler var mı?

Onlar meşhur yedi kat gökten başka, yedi kat gökten başka, diğer göklerde seyir ve hareket ederler. Demek ki öyle yıldızlar var, öyle gezegenler var, bu yedi kat gök dediği, bu güneş sistemi. Bunun dışında, bunun dışında, diğer göklerde, gökte değil, Samanyolu’nun dışında bir saman yollarında ne yapıyorlar? Seyir ve hareket ediyorlar. Birbirlerine bitişyik, birbirlerine bitişik ve birbirlerinden ayrı olmayan bu yıldızlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 755-756. Beyitler Şerhi

28 Şubat ve 15 Temmuz darbeleriyle ilgili ne söylendi?

Bu iki darbe girişimine destek çıkanlar, buna arka duranlar, buna göz yumanlar, buna mücadele etmeyenler, bu Hz. Mevlana Celaleddin i Rumi hazretlerinin mesnevisinde beyan ettiği, dini ifsad etmeye çalışan pis Yahudilerin köpekleri bunlar. Bunlar ister benim dergahımdan olsun, ister benim tekkemden olsun, isterse benim şeyhimin dizinin dibinde oturuyor olsun, vallahi de Yahudi köpeği bunlar, billahi de Yahudi köpeği bunlar. Dün nasıl Yahudi padişah hıristiyan dinini ifsad etmek için kirli oyunlar, tezgahlar düzenledi ise bu ülkenin din algısını, din anlayışını, bu ülkenin imanını, vatan sevgisini, millet sevgisini törpüleme çalışan, kırmaya çalışan, bulandırmaya çalışan bu pis Yahudinin, bir pis MOSSAD’ın CiA’in, ingiltere’nin, Fransa’nın köpeğidir. Başka bir şey değildir. Uyanık olun. Bunun altını çizerekten söylüyorum. isterse benim rahmetli şeyhimin dizinin dibinde otursun, 28 Şubatçıların oyununa uyup, dergahın kapısına kilidini vurduysa, kepengi indirdiyse 15 Temmuz’da darbeye karşı çıkmadıysa, beklediyse sinsi bir şekilde, hareket etmediyse, o vallahi de billahi de Yunan bozmasıdır, Yahudi bozmasıdır, ingiliz bozmasıdır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 740-744. Beyitler Şerhi

Türkiye Cumhuriyeti Devleti hukukuna göre eşcinsellik yasak mı?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti hukukuna göre eşcinsellik yasak değil. Türkiye Cumhuriyeti Devleti hukukuna göre fuhuş da yasak değil. Fuhuştan para almak yasak. Devlet diyor ki böyle kendi kafanıza göre fuhuş yapamazsınız. Paralı fuhuş yapacaksanız benim belli evlerim var, o evlere gelip yazılacaksınız. O evlerde fuhuşunuzu yapacaksınız. Ben de sizin başınıza bir tane polis dikeceğim, iki tane bekçi dikeceğim, vergi dairesine de göndereceğim, hepinizi vergiye bağlayacağım, sağlık ocağından da birisini görevlendireceğim, sağlık olarak da sizi kontrol edecek devlet olarak, siz orda rahat rahat fuhuşunuzu yapacaksınız. Dışarda parayla yaparsanız vergi vermediğinizden dolayı yasak.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 734-739. Beyitler Şerhi

İngilizlerin İslam dünyasına karşı ne tür etkileri oldu?

Bu, ingilizler islam dünyasını içerden yıkmak için türlü türlü oyunları sergilediler. Şiayla sünnilerin arasını iyice açan, son üç yüz yılda, dört yüz yılda ingilizlerdir. Önceden makas bu kadar açık değildi. Makas hızla açılmaya başladı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 715-717. Beyitler Şerhi

Türkiye’deki istismar edenlerin arkasında kimler var?

Direk ya arkasında mossad vardır ya da M16 vardır ya da CIA vardır arkasında yada Avrupa Birliği vardır, Almanya ve Fransa’nın başını çektiği. Tekrar altını çizerekten söylüyorum, eğer Türkiye’de sufilere karşı acımasızca birileri savaş açtıysa, mezheplere karşı acımasız savaş açtıysa, bunun arkasında ya ingiliz ajanı ya ABD ajanı ya Avrupa Birliği ajanı vardır ya da Mossad vardır. Sebep? Dini ve dindarları ifsad etmektir. Onlar kendilerince doğru söylediklerini, kendilerince mücadelelerinin hak olduğunu söyleyecekler size ve böyle söylüyorlar zaten. Ortadoğu’da da aynısını yaptılar. Suriye’de aynısını yaptılar. Müslüman kardeşlerin üzerinden yaptılar, Mısır’da Müslüman Kardeşler üzerinden oynadılar, Yemen’de Müslüman Kardeşler üzerinden oynadılar. Müslüman Kardeşler, ingiliz ajanıdır değildir demiyorum. Onların üzerinden oynadılar ve Türkiye’de de Hasan El Benna’nın Sait Havva’nın üzerinden oynanıyor bunlar. Türkiyede de onların üzerinden oynanıyor. Karşımıza bir kimse çıkıyor, bizim dilimizden konuşuyor ama bizim dilimizden konuşurken Türkiye’de islami mücadelenin geldiği noktaya bakmaksızın, eski nokta ile yenisine bakmaksızın acımasızca eleştiriyorlar ve savaş halindeler. Sufi topluluklarla savaşıyorlar. Sufi toplulukların başındaki kimselerle savaşıyorlar. Mezheplerle savaşıyorlar. ilahiyatlarda mezhep konuşulmuyor artık. Hanefi mezhebi, Maliki mezhebi, Hanbeli mezhebi tu kaka, yerlerde. ilahiyatlarda sufilik konuşulmuyor. Tasavvuf konuşulmya. Bunların hepsi de tu kaka. Yerlerde! Yetişen ilahiyatçılar her biri birer mezhep, birer sufilik düşmanı olarak yetişiyor ve bunlar bizim çocuklarımızı eğitiyor ve bunlar okullarda eğitmen. Bunlar kürsülerde vaaz ediyorlar. Kürsülerde vaaz ediyorlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 715-717. Beyitler Şerhi

İngilizlerin Türkiye’ye ne tür bir etki yarattığı?

Oynanan oyun çok büyük. Oynanan oyun çok büyük! Öylesine ki büyük ki bu Anadolu topraklarında insanları birbirlerine düşürmeye çalışıyorlar. Bu Anadolu toprakları, Yunus’la, Hz. Mevlana ile Hacı Bektaş ile Hacı Bayramı Veli ile Üftadesiyle, Okçu babasıyla yoğrulmuş olan bu toprakları neyazık ki ayrıştırmaya çalışıyorlar. Bizi Yunus’tan koparmaya çalışıyorlar. Bizi Hz. Mevlana’dan koparmaya çalışıyorlar. Bizi Hacı Bektaş-ı Veli’den, Hacı Bayramı Veli’den koparmaya çalışıyorlar. Bizi Sümbül ü Sinan’dan koparmaya çalışıyorlar. Bizi Muhammed Uşşaki hazretlerinden koparmaya çalışıyorlar. Bizim, tekkelerle, zaviyelerle mescitlerle, türbelerle bağımızı koparmaya çalışıyorlar. Bizi, ecdadımızla bağımızı koparmaya çalışıyorlar. Bizi imam ı Azamdan, imam ı Şafi’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den, imam Hambeli’den.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 715-717. Beyitler Şerhi

Vezirin topluluklara farklı din anlayışı nasıl açıklanmıştır?

Her topluluğa akçakavak yaprağı gibi esen rüzgara karşı konuştu. Siyasetçilere ayrı din anlattı, bürokratlara ayrı din anlattı, köylülere ayrı din anlattı, esnaflara ayrı din anlattı, öğretmenlere ayrı din anlattı, doktorlara ayrı din anlattı. Çok paralı olanlara ayrı din anlattı, az paralı olanlara ayrı din anlattı. Herkese farklı farklı, farklı farklı din anlattı ve fikri tohumlarını ekti.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 703-705. Beyitler Şerhi

Vezirin fitne tohumları nasıl etki yaratmıştır?

Her topluluğun din anlayışı farklı oldu. Oysa, bütün dinler Adem’den itibaren islam idi. Bütün peygamberler Cenabı Hakk’ın peygamberiydi. Hiçbir peygamberi, insanlar peygamber tayin etmemişti. Hiçbir veliyi, insanlar veli olarak tayin etmez. Hiçbir peygamberi insanlar peygamber olarak tayin etmez. Hiçbir kitabı insanlar tayin etmez. Kitabın şurası şöyle olsun, burası da böyle olsun ya bu ayet i kerime fazla ya hiçbir insanlık tarihi boyunca böyle bir din olgusu olmaz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 703-705. Beyitler Şerhi

Türkiye’de bazı şeyleri tartışmak, bazı şeyleri analiz etmek neden zorlaşmıştır?

Türkiye’de bazı şeyleri tartışmak, bazı şeyleri analiz etmek, ne yazık ki fincancı katırlarını ürkütüp dokunulmaz hale getirirliyor ürkütülüp de mesela Türkiye’de hiç kimse risalelerin üzerinde şurda hatası vardı, burda hatası vardı, burayı analiz ettiğimizde şu sonuç çıktı gibi çalışmalar yapamamışlardır, yapılmamıştır. Çünkü Said i Nursi bu noktada kutsanmıştır ülkede ve kutsanınca da onun risalelerinin üzerinde kolay kolay analiz yapmak, hiç kimsenin cesaret edemediği bir şey olmuştur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 602-609. Beyitler Şerhi

TV5 ve TV7 gibi televizyon kanallarının kurulumu ve kullanımına dair durumu nedir?

TV5’i müslümanların parası ile kurdular. Bakın açık konuşuyorum. TV5 satıldı. Kime satıldı? Parası kimde? TV7 müslümanların parası ile kuruldu. Hani nerde? Kimde TV7? Kimde kardeş, kimde? STV, müslümanların parasıyla kuruldu, yarın öbür gün satılırsa kime gidecek parası? Kime?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 449-457. Beyitler Şerhi

Türkiye’de başkanlık sisteminin gerekçesi nedir?

Bakın tekrar altını şimdiden çiziyorum. Bu memlekete en faydalı şey başkanlık sistemi. Bu memlekete başkanlık sisteminin gelmesi lazım. Başkanlık sistemi gelmedikçe bu memleket rahatlamaz. Bu benim kendi içtihadım. Kendi görüşüm. Yarın referandum olsa, başkanlık sistemi ile alakalı en yalınkılıç çıkacağım ortaya ve diyeceğim ki gelin kardeşler. Buna da evet deyin. Bakın şimdiden kendi kendimi bağlıyorum bir yere. Evet, Türkiye’de muhakkak başkanlık sisteminin gelmesi lazım. Başkanlık sistemini getirmek istemeyenler Türkiye’de dindar muhafazakarların devamlı bir şekilde hükümetin ve devletin başında olmasını istemeyenler. Çünkü başkanlık sistemi gelirse, Türkiye’de mümkün değil. Mümkün değil bir dinzin gelip başkan olması. Mümkün değil!Türkiye’de bir masonik bir adamın gelip Türkiye’ye başkan olması mümkün değil. Bunu görüp bildiklerinden dolayı Türkiye’nin başkanlık sistemine geçmesini istemiyorlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 367-373. Beyitler Şerhi

İslam dünyasında ne tür bir durum söz konusu?

Bunlar da bir adı, dünyanın değişik merkezerine Müslümanların kanı harıl harıl akıtılmakta. Denile bilinir ki yar yüzünde bütün yaşayan Müslümanların can mal, akıl, din, namus, ve mal güvenlik kalmamakta. Ve İslâm dünyası bilinçli bir şekilde. Ümüt siz diye bilinçli bir şekilde yenilmiş diye. Bilinçli bir şekilde çaresiz diye sürüklenmekte. Ve ümmet ne yazık ki o ümüt sizlikten umuda o çaresizlikten silkilenip çaraya. O derman sizlikten silkelenip dermana ulaşmayı kendisinde görmümekte. Ve o acıl yenilgi iki yüz yıldanları kabullenmiş.

Kaynak: Mevlana’yı Anma – Regaib Kandili Sohbeti – 25.12.2025

Devletin temeli nedir?

Bugün hır isteyan dünyasında devletin temeli hır isteyanıktır. Bütün devletleri bütün devletleri hır isteyanlarda hır isteyanıktır. Dünya üzerinde hiç bir devlet yoktur ki temeli din olmasın. İstemlemiyorum bakın. Dünya üzerinde hiç bir devlet yoktur ki temelinde din olmasın. Bütün devletleri temellerinde din vardır. O dinle devlet içi çedir.

Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025

Devletin hukukunun temelini oluşturan nedir?

Devlet formal hukuk demektir. İstem kültüründe hukuk ise fıkıktır. Diğer mesyeplere göre fıkı, Sünni mesyeplerde engeleşkin biçim ağmıştır. Dolayısıyla hane’danın parantesi çersinde. Sünni hanefiyime sevinetarcı etmesinde Bir inanç tersi hinden söz edilebileceği gibi Devlet olarak örgütlenmenin getirdiği bir ihtiyaçtan kaynaklandığı Hatta bu ihtiyacın zorunu olduğu da belirtilmeleridir.

Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025

Din ve devletin birbirine karıştığı bir coğrafya var mı?

Sertçukluğunun yavaş yavaş, sertçuklu olmaya başladı zamanlarda. Şimdi böyle bir toprakların üzerinde, cebriyefel geniş, çok unusunu, çok dinliği, çok mesepliği, çok mesepliği, çok mesepliği, çok mesepliği, ülke. Böyle olunca orada kesizin hukuk sisteminiz. Esnek, ama disip dinle olmak zorunda.

Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025

Devletin bir merkezi olması gereken nedenler nelerdir?

Esnek, ama disip dinle olmak zorunda. Aynı zamanda merkezi, meşruğu, yedi, tutmak zorunda var. Yani bir, bir merkezi, içilik, olması lazım, devletin bir merkezi olması lazım. Ve devlet, onlar kezden yönetilmesi lazım. Öyle olunca, bu hem dinliği olarak birçok mesep, meşref var. Hende birçok, illum faklı devlet var.

Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025

Nizamül mülkün siyaset namesi ne anlama gelir?

Burada, fikne o zaman için tabiricayese, mulgur gibi kaynıyor boyuna, bu fikneyi de bastıracak, ideolojin olması gerekiyor. Ve affıkın olması, kelamının olması gerekiyor. Felsifenin olması gerekiyor. Batimi dediğinizde, Felsif’e var için içerisinde. Ve o dönemde, bir de sokrattan aristodan Yunan Felsifesinden, Avrupa’dan, Habret çevirirler yapılıyor.

Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025

Din ve devletin birlikte yönetilmesinin nedenleri nelerdir?

Hem, akla ki noktada, hem devlet yönetiminde, hem ilk disadi noktada, hem de normalde ticari hayat açısında muhteşem gelişmeler olur. Muhteşem gelişmeler olur. O yüzden, hanin nizamül mülkemen, devlet açısından, siyaset namesi, gerçekten bütün devlet insanlarının, ve devlet adamınlarının, okumasını, uygulaması gereken bir şeydir. Ben bazı bölümlerini zaman zaman, hani göz gezdiriyorum. Zaman buldukça, yani gerçekten o zamandan bu zamanın, ışık tutan bir siyaset namesi var.

Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025

Nizamül mülkün felsefesi nedir?

Nizamül mülk de sadece devletin gücünü kullanıp insanları yönetmek yoktur. İşin içerisine ilim girer, ilfangirer, ahlâk girer, işin içerisine insanların bir reysel özgürlükleri girer. Yani sadece devletin kılıç zoru yüla bir şey yaptırmasız, söz konusu, değil. Egel de kişini gazalini keşui tesadüf mü, yoksa bir satasik bir seçim mü. Gazâlîni keşui gazalini bir ilmi derinleyim var. Bunu, yoksa imak mümkün değil. Ama gazalide en önemli, olgular nam birisi, kriz dönemlerinde devletle, diğini, ve dindarları, dindarları, bi araya getirdim, düzene meşrullaştıran bir. kimseler. Artta artışmaya açıktır. Yani düzene meşrullaştırıyor. Evet meşrullaştırmış. Bugünden biz o günah baktığımızda eksik gönderini görebiliriz.

Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025

Müslümanların toplumda rolü nedir?

Müslümanlar suskun. Her yer de müslümanların kanakıtılıyor. Ve müslümanlar suskun. Ve müslümanlar bir şey yapamıyorlar. Doğu Türkistan’dan gazıya kadar bütün bu şeritte müslümanların kanakıtılıyor. Doğu Türkistan’dan başlayın gazıya da soluklanın mısır fastunuz cezayır devam edin. Libiyat devam edin. Tanereye kadar Cebel Tarihi akadar.

Kaynak: (NASİHAT/10) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 7.12.2023

Faiz ve ekonomi sorunları nedir?

Bir ülkede ülkenin yedi de ikisi, fuhuçta, yegileniyorsa, fuhuçtan geçiniyorsa, bunu sorgulanması lazım. Bu ülkede neden bunlar konuşulmaz, bu ülke insanların yedi de ikisi, fuhuçtan geçiniyor. Yedi de ikisi, sokakta gördüğünüz, yedi kişiden iki kişisi, fuhuçta işsig al ediyor. Fuhuçtan para kazanıyor. Nereden para kazanıyor. Kim kazandırıyor bunlara. Bu paraları, kim bunlara bu işa sürüklüyor.

Kaynak: (NASİHAT/10) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 7.12.2023

Dinli geçim kapısı yapmanın toplum üzerinde nasıl bir etkisi vardır?

Bu sadece geçim kapısı olmak hani ben böyle tırnak içerisinde, dinli İsismar. Etmek. Bu sadece hani ekonomik parasal bir mesele değil. Bunun da oramanda dinli İsismar eden siyasetçiler olmuş. Bir okra atlar olmuş. Devlet adamlar olmuş. Devlet başkanlar olmuş Alim sıtatüsünde olanlar olmuş. Şey sıtatüsünde olanlar olmuş. Ve bunlar meyazik ki bu manada dinli İsismar meselesinde, böyle güzel olmayan örnekler sergilemişler. Tarih boyunca bu örnekler de olmuş.

Kaynak: (NASİHAT/11) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti -14.12.2023

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları