Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
İçtimâî Hayat(1147) — Sayfa 12/12
Orta Asya kavramı ve sömürgecilik nedir?
İngilizler Ortadoğu demiş. Ortadoğu diyoruz. İngilizler uzak doğu demiş. Uzak doğu diyoruz. Kime göre uzak? İngilizlere göre uzak. Bize göre yakın. Ama bizde İngil, İngiliz lisanı, İngiliz sömürgeciliğini kabul etmişiz ya. Onların terimlerini kullanıyoruz. Şimdi biz 5.000 yıllık değil, 20.000 yıllık değil. Nuh’tan itibaren, Nuh’un oğlundan itibaren biz Türk milletine baktığımızda o coğrafyada kim kendini Türk hissediyorsa o Türktür. Bakın o Türktür. O coğrafyada zaten Türkler vardır, Araplar vardır, Yahudiler vardır. Türkler, Araplar, ve Yahudiler vardır. Normalde başka bir ırk yoktur.
Türk devlet geleneği ve insanlık anlayışı nedir?
Gerekir. Geleneksel Türk düşüncesi budur. Devlet öndedir. Ama devlet tapını bir şey değildir. Devlet ilah değildir. Tanrı değildir. Hiçbir zaman devlet insanlarına din dayatamaz. Normalde Türkiye devlet sisteminde devlet kendi tebasına din dayatmaz. Hukuk koyar ortaya. Aslında Türk demek hukuk demektir. Biraz milliyetçilik damarım kabardı herhalde. Öyle görebilirsiniz. Hiç önemli değil. Ben milliyetçi bir insanımdır. Bunu da ben inkar etmem. Evet. Ben milletimi severim. Ben en üstün ırk, Türk’ün ırkı diyenlerden değilim. Yok. Türk demek hukuk demektir. Adalet demektir. Türk.
Devlet ve Dinin Ayrılmazlığı nedir?
Devlet içedir. Dinle devlet içedir. Ama derseniz ki devletler dini kullanırlar kabul ederim. Ve bütün devletler dini kullanırlar. Devlet başkanları da dini kendilerine basamak ederler. Bunlar ayrı tartışma konusu. İlgili Sohbetler Bu konuyla ilgili diğer sohbetler: KADİR GECESİ / SEMA / DUA 27.04.2022, Mesnevi Okuması (2239. Beyitten) 02.08.2025, Risale-i Kudsiyye Şerhi (120-122. Beyit) 17.11.2022 . Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.
Herkese açık kapı anlayışı ne anlama gelir?
Daha ileri gidilirse Hristiyanı da gelir, Yahûdîsi de gelir, ateisti de gelir, dinsizi de gelir. Hepsi gelir, soracak sorusu olan sorar, sohbeti dinler, zikrullâhı dinler. İsterse dinlemez, semâyı izler. Bu açıklık, Anadolu’nun asırlardır süregelen hoşgörü geleneğinin ta kendisidir.
Dergâhların tarih boyunca işlevi nedir?
Tarih boyunca Anadolu dergâhları; savaşta barınma yeri, barışta ilim, ve irfân ocağı, her zaman ise aş evi olmuştur. Dergâhların bu işlevi, İslâm’ın merhamet, ve ihsân anlayışının somut tezâhürüdür.
Gazâlî’nin felsefesi ve mezhep çizgisi nedir?
Gazâlî’nin felsefesi eksiktir. Gazâlî’nin bu noktada mezhebî olarak katıdır. Gazâlî mezhep çizgisini, Eşarî, Şâfiî çizgisini veya Sünnî çizgisini çok keskin bir şekilde koyar. Lazımdır o gün için. Oyuna oynayaşa zamanınız yoktur. Çünkü düşman sarmıştır etrafınızı.
Kaynak: Gazâlî Neden Bağdat’ı Terk Etti? | Gazâlî Sohbetleri 4
İcâbetü’l-Gavs | İbn Âbidîn konusunda ne söylenmektedir?
Şöyle ki: Ben bu taifeden (sakıncalı şeylerden, ve azardan azade bu toplum) bir zatın yanında yetiştim. Onların sözleri boş, ve duru olan yüreğimi bulup yerleştiğinden katımda o sözler çok değerliydi. On dört yaşımda iken zâhirî ilimlerden Ebu Şüca’ın «Muhtasar»ını –ilmi, bereketi, ve ibâdeti hakkında herkesin hemfikir olduğu- Ebu Abdullah Şeyh Muhammed el-Cüveyn’inin yanında Ezher’de okudum. Bir süre yanında kaldım, ondan ayrılmadım. Günlerden bir gün Kutub, Nücebâ, Ebdâl, Nükebâ vesaireden laf açıldı. Şeyh birden ağır bir şekilde inkâr ediverdi, ve bütün bunların aslının olmadığını, Hz. Peygamber’den bunlarla ilgili hiçbir rivâyetin bulunmadığını söyledi. Hâzirunun en küçüğü olan ben kendisine dedim ki: Allah’a sığınırım. Aksine bu doğrudur, ve gerçektir. Bundan şüphe yoktur. Zira Allah dostları bunu söylemişler, ve onlar yalan söylemekten uzaktırlar. Hem zâhirî hem de bâtınî ilimlere sahip olan İmâm Yâfiî de onlardan bahsedenlerdendir. Ben böyle deyince şeyhin inkârı, ve bana tepkisi daha da arttı, susmaktan başka çarem kalmadı. Kendi içimde de bu hususta bana, ancak –fukaha, ve âriflerin imâmı, İslâm, ve Müslümanların şeyhi- Ebu Yahyâ Zekeriyya el-Ensârî yardım edebilir diyordum. Şeyh Muhammed el-Cüveynî’ye dedim ki: Şeyhü’l-İslâm’a Kutub, ve diğerlerinin konusu açıp bu hususta fikrinin ne olduğunu öğrenmede bir sakınca olmasa gerek. Yanına vardığımızda Şeyh Cüveynî’ye yönelerek aşırı bir ikramda bulundu, ve ondan bol bol dua istedi. Ardından bana da dua etti ki dualarından biri de şuydu: Allahım! Onu dinde derin bilgi sahibi (fakih) kıl. Bu, çoğu zaman bana yaptığı duaydı. Şeyh sözlerini bitirdiğinde, Cüveynî tam kalkmaya yeltenmişti ki ben konuyu açarak Şeyhe: Efendim, Kutub, Evtâd, Ebdâl vs. Gibi sûfîlerin söz ettikleri zatlar gerçekte var mı?’ diye sordum. Evet evlâdım, Allah’a yemin ederim ki onlar var’ dedi. Şeyh Cüveynî’ye işaret ederek dedim ki, Efendim, Şeyh Efendi bunları kabul etmiyor, ve bunlardan bahsedenlere aşırı tepki gösteriyor.’. Şeyh Zekeriyya: Şeyh Muhammed, bu böyledir..’ dedi, ve dediklerini defalarca tekrar etti. Ta ki Şeyh Muhammed el-Cüveynî, Efendim, artık inandım, tasdik ettim, ve tövbe ettim’ dedi. Bunun üzerine Şeyh Zekeriyya: Şeyh Muhammed hakkındaki düşüncemiz bu şekildedir’ buyurdu. Ardından oradan ayrıldık, ve Şeyh Cüveynî yaptıklarımdan dolayı da beni azarlamadı.”.
Kaynak: İcâbetü’l-Gavs | İbn Âbidîn
Şeyh Abdülkâdir-i Geylânî (K.s.)’in vaazı sırasında ne olur?
Şeyh Abdülkâdir-i Geylânî (K.s.) vaaz ettiği sırada, bir ara: قَدَمِي هَذِهِ عَلى رَقَبَةِ كُلِّ وَلِيٍّ للهِ "Benim ayağım, bütün evliyânın boyunları üzerindedir" buyurdu. Orada bulunan evliyâdan, önce Şeyh Ali Hinî , Abdülkâdir Geylânî Hazretleri ‘nin ayağını tutup, kendi boynu üzerine koydu. Diğerleri de böyle yaptılar. Hatta orada bulunmayan evliyâ zatlar da böyle buyurduğundan haberdâr olup, onu tasdik ederek boyunlarını eğmişlerdir.
Şeyh Abdülkâdir-i Geylânî (K.s.)’in vaazı sırasında evliyâlar ne yapar?
Orada bulunan evliyâdan, önce Şeyh Ali Hinî , Abdülkâdir Geylânî Hazretleri ‘nin aya, tutup, kendi boynu üzerine koydu. Diğerleri de böyle yaptılar. Hatta orada bulunmayan evliyâ zatlar da böyle buyurduğundan haberdâr olup, onu tasdik ederek boyunlarını eğmişlerdir.
Müslümanların seçimlere iştirak etmemesi müslümanlar için daha mı yararlı, yoksa daha mı zararlı olur?
Bu soruya verilecek cevap eğer Müslümanların aday göstererek veya mevcut adaylar içinden birini destekleyerek seçime katılmaları yönündeyse o zaman iki kötü içinden daha hafif olanı yapılır.
Kaynak: KÜFÜR SİSTEMİNDE OY KULLANMAK ve GÖREV ALMAK CÂİZ MİDİR?
Müslümanların seçimlere katılmaması veya oy vermemesi sonucunda onlar açısından bir zarar doğacak ise ne yapılır?
Bu zararı gidermek için imkân ölçüsünde yöntemlere başvurulur.
Kaynak: KÜFÜR SİSTEMİNDE OY KULLANMAK ve GÖREV ALMAK CÂİZ MİDİR?
Bugünkü şartlarda bir Müslümanın, seçime giren partilerden İslâm’ın, ve Müslümanların maslahatına uygun düşen bir partiyi tercih etmelerinde sakınca var mı?
Buna göre bugünün şartlarında bir Müslümanın, seçime giren partilerden İslâm’ın, ve Müslümanların maslahatına uygun düşen bir partiyi tercih etmelerinde hiçbir sakınca yoktur.
Kaynak: KÜFÜR SİSTEMİNDE OY KULLANMAK ve GÖREV ALMAK CÂİZ MİDİR?
Din VE Vicdan Hürriyeti nedir?
İnsan toplumsal bir varlıktır; tek başına fertlerin uzun süre yalnız yaşamaları mümkün değildir. Bu sebeple toplumu oluşturan değişik inanç, ve düşünceye sâhip kimselerin olması kaçınılmaz bir vâkıadır.
Kaynak: DİN VE VİCDAN HÜRRİYETİ
İslâm toplumu nedir?
İslâm toplum dînidir. Allah’ın bizlere gönderdiği ilâhî kitap Kur’ân, ve Peygamber Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) tüm insanlığa, ve cinlere gönderilmiştir.
Kaynak: DİN VE VİCDAN HÜRRİYETİ
Türkiye’de ekonomik, siyasi ve kültürel dükkânlıklar nelerdir?
Türkiye’de ekonomik dükkânlık, ithalât ve ihracat, sanayi kurulumu gibi ekonomik faaliyetlerin belirli gruplar tarafından kontrol edilmesidir. Siyasi dükkânlık, partilerin siyasi görüşlerine göre belirli bir yapıya göre çalışması ve bu yapıya biat etmeyenlerin partilerinden dışlanmasıdır. Kültürel dükkânlık ise, teatrucuların, sanatçıların ve halkın sevdiği sanatçıların belirli bir yapıya göre yönlendirilmesidir. Bu yapılar, sanat camiasının paryaları olarak görülür ve bu yapılar içindeki kişiler, dükkânlığa biat etmezse dışlanırlar.
Cemerât’ta sakal tıraşı ve Ebû Talha’ya dağıtımı nedir?
Cemerât’ta Sakal Tıraşı ve Ebû Talha’ya Dağıtım. Ama o abdest alırken ağzını aldığında o dilini temizlemez. O dil temizliğine dikkat etmez. Sakalına abdest, sakalının dibine abdest suyu değdirmek için o kadar uğraşan bir Müslüman, bir kimsenin bir Müslümanın haysiyet ve şerefine dilini uzatırken o kadar düşünmez. O yüzden o hadîs-i şerîfi en sona koymuştum. dedim ki fâiz bu kadar büyük bir bela, bu kadar büyük bir günahı kebair ama bundan daha büyüğünü söyleyeyim mi size? Hadîs-i şerîf çünkü bu. Bundan daha büyüğü neymiş? Müslümanların şerefiymiş. Evet. Ne yazık ki İslâm dünyası bu konuda sıkıntılı. Ve o dükkânlığa biat etmeyen, önemli değil büyüklüğü, küçüklüğü onların nâmûs ve şereflerine ne yazık ki dil uzatıyorlar.
Batı Hegemonyası ve Ümmetin Aldanışı nedir?
Batı Hegemonyası ve Ümmetin Aldanışı, Hak’la bâtılın mücâdelesi Âdem’den kıyâmete kadar devam edecektir. Birileri hak ve hakikati haykırıyorsa, anlatıyorsa, şeytan, deccal, heva, heves ve bunların yeryüzünde yürüyen iki ayakları, insan görünümündeki hayvanlarıyla mücâdele devam edecek. Bu son bulmayacak. Hiçbir zaman son bulmayacak. Bakmayın siz, Müslümanların şimdi kendi içlerinde eziyet görmediklerine, farkında değil Müslümanlar. Müslümanlar aldatıldığı için, kandırıldığı için, gözlerine perde indirildiği için farkında değiller. Hepimiz aldanmış vaziyetteyiz. Bütün ümmet-i Muhammed kandırılmış vaziyette. Deccâlist, batı kapitalist sistemi ümmet-i Muhammed’in üzerine çökmüş vaziyette. Ümmet-i Muhammed, hem yeraltı zenginlikleri sömürülmekte hem yeryüzlü zenginlikleri sömürülmekte, hem kültürel olarak, hem eğitim olarak, hem siyasi olarak her şeyiyle sömürülmekte, İslâm sömürüye karşıdır. İslâm ezilmeye karşıdır. İslâm horlanmaya karşıdır. İslâm ikinci sınıf vatandaş görülmeye karşıdır. Aldatılıyoruz, aldatıldığımız için, kandırıldığımız için görmüyoruz. Bütün İslâm dünyasının başına Osmanlı’dan itibaren çorap ördüler. İtibaren çorap ördüler, Osmanlı İmparatorluğu’nu dağıttılar ve böylece İslâm ümmetini dağıttılar. Ve İslâm ümmetinin üzerinde batı hegemonyasını koydu. Artık İslâm dünyasında Müslümanların sesi hâkim değil. Televizyonlara bakın hangisi sizin kültürünüz? Hangisi sizin dininiz? Siyasi partilerin söylemlerine bakın hangisi sizin dininiz? Hangisi sizin kültürünüz? Hangisi sizin âdetiniz, geleneğiniz, göreneğiniz? Sokaklara bakın, sokaklarınız sizin dininiz mi? Alışveriş merkezlerine bakın, oraları sizin dininiz mi? Yaşadığınız şehirlere bakın, yaşadığınız şehirlere. Yaşadığınız şehirler sizin dininiz mi? Yaşadığınız hayata bakın, kendi hayatınızı analiz edin. Ne kadar İslâm? Eşlerinize karşı davranışlarınıza bakın, ne kadar İslâm? Çocuklarınıza davranışlarınıza bakın, ne kadar İslâm? Komşularınıza davranışlarınıza bakın, ne kadar İslâm? Kadınlarınıza bakın, ne kadar İslâm? Erkeklerinize bakın, ne kadar İslâm? Çocuklarınıza bakın, ne kadar İslâm? Anne babalarınıza bakın, ne kadar İslâm? Bunu bakabilmeniz için birinci derecede dininizi bilmeniz lazım. Siz dininizi ne kadar biliyorsunuz? Siz dininizi ne kadar biliyorsunuz? Bizler komple İslâm ümmeti olarak biz dinimizi ne kadar biliyoruz? Bu da ayrı bir tartışma konusu.
Hayvanlara karşı ne tür davranışlar yasaktır?
Evinde hayvan besliyorsun. Hayvanı fıtratına göre yaşat. O da Allah’ın ailesi. Hayvanı esir etme. Hayvanı kafese koyma. Hiçbir hayvan esaret için yaratılmadı. Hiçbir hayvan. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hayvanlara eziyet etmeyi de yasakladı. Hayvanları fıtratının dışına çıkarma. Zulmediyorsun.
Hayvanları zulmetmek ne demektir?
Sen tavuğa da tekme vuramazsın. Yılan sana zarar vermiyor. Öldüremezsin onu. Sufi sen öldüremezsin. Akrep sana zarar veriyor mu? Ben bayağı oluyor böyle baktım tam bir onun kapının eşiğinde küçücük bir şey böyle bir de kuyruğunu dikmiş. Kibre bak dedim ya. Küçücük bir şey kuyruğunu dikmiş. Dedim kuyruğunu dikiyorsun şimdi. Dedim seni dışarı atsam kediler seni dedim ham yapacak. Hadi dedim sana bir iyilik yapayım. Buradan uzaklaştırayım. Aldım Faraşla şimdi böyle şeyin içine komşular ne o akrep dedim. Öldürsene dedim. Zararı yok. Ne öldüreyim dedim. Nereye götürüyorsun? Şuraya harabelerin içerisine atacağım dedim. Yıkık evler var ya oralarda. Kaldılar öyle. Ben aldımşın içerisine götürdüm. Yıkık evlerin içine attım. Kedinin önüne de atamazsın onu. Kedi gitsin bulsun, avlansın, yiyorsa yesin. Beni ilgilendirmez. Beni ilgil,endirmez. Sen zulmedemezsin hiçbir şeye.
Toplumu yanlış yöne sevk eden kişilerin günahı toplumun tamamını etkiler mi?
Bunun sonucunda Allah Teâlâ bu kişilerin kalp ve kulaklarını mühürler ve gözlerine perde indirir.
Doğruyu bildiği halde söylemeyen kişilerin durumu nedir?
Bu tür kişilerin toplumun gözlerini şaşırtması sonucunda kendilerinin gözleri manevi olarak kör olur, kulaklarında tıkama oluşur ve kalpleri mühürlenir.
Bir mahallede iki çavuş varsa işleyiş nasıl olmalı?
Burası makam iki yeri değil. E normalde iki tane çavuş varsa ikisi de sırayla anlaşaraktan ders yaptıracaklar veyahut da birisi diyebilir sen dersleri yaptır ben sen olmadığın zaman yaptırayım veyahut da kendi aralarında anlaşırlar. Bir esma o okutur, bir es,ma o okutur veya bir hafta o yaptırır, bir hafta o yaptırır.
İnsanın potansiyeli neden insanın yapabilirleri yapamamasıdır?
İnsanın potansiyeli, insanın yapabilirleri yapamaması. O yüzden eee asmayı şimdi tabii eee genel olarak insanlar şehirlerde büyüyorlar. Ancak köyde veya tarlası olanlar asmayı bilir.
Demokrasi ne demektir?
Demokrasi denilen aldatmaca yutturmaca kandırmaca her tarafı yalan her tarafı yamalı bohça dediğiniz demokrasi. Aslı astarı olmayan kökü gömeci olmayan bakın kökü gömeci olmayan. Hani kökü. Yunan felsefesinde diyorlar ya O da değil kökü orada da değil kökü şeytan kökü. Deccal Biz. Demokrasiyi çok iyi bir şey ettiler size öyle.
Bilimdeki değişimler nelerdir?
Veyahut da o insanlar uzayı araştırıyorlar. Her an değişiyor. O konuda bilgi değişiyor, ilim değişiyor. Hani bazen bize bilgiyi böyle ilahlaştırıp koyuyorlar ya önümüze. Yani değişmeyen bir şeymiş gibi. Atom parçalanmaz diyorlardı. Atomu parçaladılar. Örneğin, yani atom parçalanamaz dediler. Herkese öyle öğrettiler. Sonra kendisi yalanladılar. Dediler ki atom parçalanabilir. Sonra bir daha yalanladılar. Alt parçacıklar var dediler. Sonra bir daha yalanladılar. Bu parçacıkların da altında kuartlar var Bunun altında bir daha parçacıklar var dediler.
Halk bozulmasının nedeni ne olabilir?
Bu ülkenin çocukları fuhşiyata fahşiyata düşemez. Bu ülkenin kadınları penlerini parayla satamaz. Eğer bu ülkenin kadınları, kızları tenlerini parayla satıyorlarsa erkeklere birinci sorumlası siyasetçilerdir. Devleti idare edenlerdir. Sen kendi vatandaşının, kendi halkının tenini satmasına göz yumamazsın. Birinci sorumlusu sensin. Bunu ilahiyatçılar size anlatamaz. Diyanetçiler bunu size anlatamaz. Hak, ve hakîkati anlatan anlatır bunu.
Kendi dünyalıklarını mamûr ederlerken dünyayı da mamûr ediyorlar mı?
Kendi dünyalıklarını mamûr ederlerken dünyayı da mamûr ediyorlar. Bunlar yolun başında kendi dünyalıkları için çıkıyorlar. Hatta haklı gerekçeler de konulabilir buna. Ben ne yapıyorsam çoluğum çocuğum için yapıyorum. Ben ne yapıyorsam işte eşim için yapıyorum. Ben ne yapıyorsam işte akrabalarım için yapıyorum. Ama bunları yaparken harâmı helâl tanımama, Kur’ân’ı sünnet tanımama, ne bileyim işte zekat müessesesini tanımama, sadaka müessesesini tanımama, Kur’ân, ve sünnetin ölçülerini tanımama.
O savaş makinelerini üreten bunlar mı?
O savaş makinelerini üreten bunlar. Savaşları da çıkaran bunlar. Ve o savaşların üzerinden, o kanın, gözyaşının üzerinden para kazanıp, toprak kazanıp dünya imparatorluğu kurmaya çalışanlar da bunlar. Bu gaflete düşmüş insanlar.
Dünyayı terk etmek için çarelere başvurmak câizdir. Emredilmiştir?
Hile, ve çare diye zindânı delip de çıkmaya derler. Yoksa birisi zaten açılmış deliği kapatırsa yaptığı iş soğuk, ve ters bir iştir. Bu dünya zindândır. Biz de zindândaki mahbûslarız. Del, kendini kurtar. Dünya nedir? Allâh’tan gâfil olmaktır. Kumaş, para, ölçüp tartarak ticaret etmek, ve kadın dünya değildir.
Dîn yolunda sarf etmek üzere kazandığın mâla Peygamber ne güzel mâl demiştir?
Demek ki gaflet neymiş? Allâh’ı unutmakmış. Yoksa bir kimsenin çoluğunu, çocuğunu, kendini geçindirebilmesi için bu dünya hayatında kimseye eluç açmadan hayata devam ettirebilmesi için çalışmak, para kazanmak, ticaret yapmak veya herhangi bir yerde çalışmak gaflet değilmiş. Demek ki gaflet ana teması o zaman ne? Allâh’tan uzak olmak. Allâh’la bağını kesmek, Allâh’la aranda perde oluşması.
Mal sevgisi neden bir fitne olarak kabul edilir?
Her ümmet için bir fitne vardır. Mal sevgisi Allah yolundan uzaklaştıracak bir şey var. O zaman ümmeti Muhammed için de ne? Yani o kimse zengin olma hırsıyla, mal sahibi olma hırsıyla rüşvet demiyor, yalan demiyor, dolan demiyor, hırsızlık demiyor. Herhangi hak hukuk tanımıyor.
Karanlık ve aydınlık arasındaki fark nedir?
Karanlık aydınlığa karşı doğru olabilir mi? O şahsın kendisine kendisinin doğrusu bakın onun kendisinin doğrusu o kendi doğrusunu yaşıyor ki evet onun doğrusu o karanlık onun doğrusu o onun önüne siz projektör koysanız gözleri kamaşır yok burası aydınlık değil der orayı görmek istemez o, yani Ebu Cehil’i Utbesi Gördü mü? Onlar kendi karanlıklarını hakîkat olarak görüyorlardı.
İnkarcıların inadi inkarları neden vardır?
İnkarcıların inadi bir inkarları vardır onların Hakkında Öğrettiler ya Her laflarının başı nedir demokratik hukuk. Hangi hukuk adamın 26 tane hırsızlıktan sabıkası var meydanda dolaşıyor bu hukuk mu adamın 34 tane kadına tacizden mahkemesi var 20 tane dosyası var. Adam Aramızda dolaşıyor hukuk dediğiniz bu hukuk denilen buysa bu sonra. Adam gidiyor bir tane daha kadın taciz ediyor Onu da serbest bırakıyor ü tane kadın taciz etmiş serbest kalmış dördüncüyü de taciz ediyor gene serbest bırakıyor, ama biz hukuk devletiyiz ne olacak hukuku gider. İran’ın musolini isinden alırsan böyle oluyor ya biz komple. Faşizme karşıyız değil mi.
Faşizm nedir?
Kahrolsun Faşizm değil mi. Solcular öğretmişti bunu bize. Bizi de faşist görüyorlardı faşist siniz siz İyi biz de onları ne görüyorduk komünistsin Siz. Ulan faşisti de birmiş komünisti de birmiş komünist bağırıyor. Kahrolsun Faşizm diyor anan hukuk faşist musolini desen ki musolini kim faşist. Kahrolsun Faşizm e aldığın hukuk onun desen ki hukuk senin faşizmden alınma.
Şuraya 3 be kuruş koyayım oğluna iş açacak 5 10 kuruş koyayım kızım evlenecek kızların evliliklerine hazırlık yapayım 3 be kuruş buraya koyayım mıdır?
Hatta bir kısmı buradan küfre girer benimle beraber mi kazandılar der bunu gelecek kaygısıdır bu. Gelecek kaygısı dünyevi olarak insanı perişan eder. Hani bir kısmı oğlu evlenecektir ya. Şuraya 3 be kuruş koyayım oğluna iş açacak 5 10 kuruş koyayım kızım evlenecek kızların evliliklerine hazırlık yapayım 3 be kuruş buraya koyayım. Bunlar caizdir veya işte çoluk çocuğun oturacağı bir ev olsun. Bunlar caizdir, ama o böyle kaygıya dönüşürse insanı perişan eder bu işin düny la alakalı kısmı Bir de uhrevi, yani ahiretle alakalı kaygı var, yani o kimse kendi kendine ben cehennemlik olurum diye başlar sarmaya bir hata yapar o hatasının aff olmayacağını düşünür, ve kesin cehenneme gideceğini düşünür veya tereddüt eder Ya îmân ettin tövbe ettin, yani neden tereddüt ediyorsun îmânından mı tereddüt ediyorsun tövbeden mi tereddüt ediyorsun zikrullahın mı tereddüt ediyorsun Sen neden tereddüt de girdin bu kaygıya düştün, Oysa Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretleri kaygıyı ortadan kaldırır müthiş bir psikolojik rahatlıktır bakın meseleye Bir de psikolojik olarak bakın tövbe eden Hiç. Günah işlememiş gibidir tövbe ettin mi ettin Bu kaygı n de sende bu şeytani bu kaygı. Bakın bu kaygı şeytani şimdi sen yanlış bir şey yaptıysan. Tövbe Et dön. Rabbine Yoluna. Devam et Yok o hala da kendini cehenneme kaçacak, çünkü zamanın hocası hacısı. Ondan sonra alimi zalimi ona der ki sen kesin cehennemliksin ha Sen Allah Mısın benim cehennemlik olduğumu hükmediyorsunuz hükmetti kimsin dinin sahibi sen misin sen. Peygamber misin hükm ediyorsun yok O hükmedecek illaki veya Sen Allah Mısın hükmediyorsunuz bir de o var kendine hükm ederekten kendine de gelecek kaygısına sokuyorsun ben kesin cehennemliklerden olurum E sen böyle dersen olursun zaten. Hazreti pirin dediği gibi senin tövbenin de tövbeye ihtiyacı var O zaman senin zikrinin de zikre ihtiyacı var O zaman senin dersinin de derse ihtiyacı var O zaman sen bu hükme nereden vardın Ben günah işledim e. Tövbe kapısı açık sen. Tövbe kapısının açık olduğuna inanmıyorsun kim tövbe ederse Allah onların tövbelerini kabul eder. Allah tövbe edip temizlenenleri sever bu ayetler dururken neden tövbe etmiyorsun E sen bir de ders aldın. Günde 100 sefer tövben var çekiyor musun sustu Alim senin dersini çekmeyecek sen o zaman çekmeyeceksin alayım senin dersini de ki ben çekmiyorum dersi çek emiyorum çekmek de istemiyorum Allah yoluna açık etsin E sen dersi çekiyorsan sen. Tövbe ediyorsan bu ümitsizlik şeytandan, ama Bun. Müslümanlar Öyle bir hale geldi ki hem birbirlerine bu taşı atıyorlar hem de kendilerine bu taşı atıyorlar, yani biz birisinin hatasını kusurunu gördük mü adamı cehennemlik yapıyoruz anında anında cehennemlik yapıyoruz biz yapıyoruz otur kardeş Allah allahlı hiç kimseyle, ve hiçbir şeyle paylaşmaz sana kim allahlık elbisesi giydirdi şeytan başka bir şey değil o zaman asıl kaygı. Gelecek kaygısı. Hevi, Oysa Sûfî terbiyesinde ahiret kaygısı da kalmaz ahiret kaygısı kalmaz ne dedi İsa. Aleyhisselâm üç gruba rastladı birinci grup ibadet ediyordu dedi ki. Niçin ibadet ediyorsunuz. Cehennem korkusundan dedi aradığım. Sizler değ i isiniz dedi bakın ahiret kaygısı ikinci grupla karşılaştı niçin dedi cennete girmek için. Dedi Onlara dedi ki ucuz ameliniz aradığım. Sizler de değilsiniz dedi yürüdü üncü. Grup oturmuşlar Allah’ı zikrediyor lardı onların âlemi hadis orada geçer şimdi şey olarak. Müslim Tirmizi diyemeyeceğim. Oradan aklımda kalıyor 3ün. Grup beni böyle çok etkileyen bir onların âleminden bir kıssayı bu 3ün grup oturmuşlar Allah’ı zikrediyor lı dedi ki size bunu sevk eden şey ne dediler ki biz Allah’ı seviyoruz dikkat edin biz Allah’ı. Seviyoruz işte dedi aradığım Siz dersiniz dedi İsa. Aleyhisselâm onların halakas oturdu işte Sen normalde böyle bir halakaya oturunca senin ahiret. Kaygın da kalmamalı. Sûfî cennet cehennem kaygısından kurtulur. Sûfî gözünü Allah’a. Diker gözünü Allah’a. Diker ahiret kaygısını da ne yapar yok eder that.
Ortak yaşam felsefesini şehirlerimizde nasıl kurmak mümkündür?
Ortak yaşam felsefesini şehirlerimizde kurmak için kapılar açık dergahlar, ücretsiz hizmetler ve benzeri projelerle toplumun her kesimine hizmet etmek gerekmektedir. Bu tür projeler, insanların bir araya gelerek ortak değerlerin benimsenmesini ve toplumda dayanışmanın artırılmasını sağlayabilir. Ayrıca, bu felsefenin uygulanması için toplumun farklı kesimlerinin bir araya gelmesi ve ortak hedefler doğrultusunda çalışması önemlidir.
Bosna’da cami yıkımına karşı nasıl bir tepki oluştu?
Bosna’da cami yıkımına karşı, camiye ait olanlar ve toplumun diğer kesimleri bir araya gelerek camiyi yeniden inşa etmeye karar vermiştir. Bu süreçte, camiye ait olanlar ve toplumun diğer üyeleri birlikte çalışarak camiyi yeniden ayağa kaldırma sürecine katılmıştır. Bu tür bir toplumsal birlik ve dayanışma, ortak yaşam felsefesinin bir örneğidir.
Anadolu’da Haçlı Seferleri ve Moğol İstilâsı sırasında nasıl bir durum yaşanmıştır?
Anadolu’da Haçlı Seferleri ve Moğol İstilâsı sırasında, camiler, tekkelere, kütüphanelere ve insanlara karşı şiddetli bir saldırıya maruz kalmıştır. Şehirler yıkılmış, camiler yanmıştır ve insanlar katledilmiştir. Bu süreçte, Anadolu’nun toprakları ve insanları büyük zararlara uğramıştır. Ancak, bu zorluklara rağmen, Mevlânâ’nın meslefi ve meslevesi üzerinden bir nefes verilerek, insanlar arasında sevgi, dayanışma ve hizmet anlayışının yaygınlaştırılması hedeflenmiştir.
İnsanlar ayaklarına ayakkabı alamazlardı mı?
Ben çok özür dilerim ama insanlar ayaklarına ayakkabı alamazlardı. Yamalı pantolonlarla gezerdik. Gezerdiler ama insanlar birbirlerini severler, saygı duyarlar. Mutlu idiler. Mutlu idik. Mahallemizde hiç kimse aç kalmazdı. Mutlu idik. Zengini, fakiri hepsi de bir mahallede yaşardı. O yüzden biz kardeşliğimizi unuttuk.
Manevi olarak hiç bir yol almadıkları halde manevi mertebe iddiasında bulunanlar nelerdir?
Allah’tan onda ne bir korku ne bir eser vardır. Fakat davası çok ileri gider. Kemale ermemiş şeyhler, dervişler, hocalar ve toplumun önündeki ehliyetsiz siyasetçiler ile bürojakratlar Allah’tan korkmayanlardır. Bunlar gücü yettiğince hırsız, gücü yettiğince haksızdırlar. Halal ve haram tanımayan, ümmetin parasını kendi parası gibi gören kimselerdir.
Çoğu zaman birisi Kur’an’dan bir ayet okuduğunda veya hadis anlattığında, dinleyenlerin canı sıkılır ve ilgi göstermezler mi?
İnsanlar ayet ve hadis anlatıldığında sıkılmaktadırlar. Çoğu zaman birisi Kur’an’dan bir ayet okuduğunda veya hadis anlattığında, dinleyenlerin canı sıkılır ve ilgi göstermezler. Oysa mahallelerde ders yapan insanlar sadece hadis ve ayet anlatıyor, fıkıh konuşuyor, ancak buna rağmen talep görmüyorlar. İnsanlar işte bunu istemiyor, başka şey konuşun diyorlar.
Dünya Sağlık Örgütü denilen, dünyanın sağlığını bozan örgüt bunları gizliyor, bunları saklıyor mu?
Antidepresanla bütün dünya insanlığını salak saf yapıyor, aptal yapıyor, geri zekalı yapıyor. Dolanıyor ortalıkta atıyor antidepresana. Hiçbir düşünmeyecek ona. Dert uğramayacak, keder uğramayacak, sıkıntı uğramayacak, problem uğramayacak. Midesi arıyor, antidepresan. Omuzu arıyor antidepresan. Antidepresan gidiyor.
Antidepresan içen bir kimse ne gibi risklere maruz kalır?
Aslında antidepresan içen bir kimse bir intihara meyilli iki katil olmaya meyilli. Evliyse evliliğini yıkmaya meyilli. Çocukları varsa çocuklarına bakamaz. Ailesi dağılır o kimsenin. Ticaret yapıyorsa ticareti dağılır.
Cenabı Hak onun kalbine bir nüve koymuştur?
O aniden tanıdıysa, aniden karşılaştıysa onun ilmi de anidendir. Ve Cenabı Hak onun kalbine bir nüve koymuştur. O nüve ilmül ledndürür. un o çalışarak kazanılmış bir şey değildir.
Türklerin dini anlayışları nasıl farklılaşmış?
Bunu böyle özellikle başına da Türk koyuyorum. Çünkü Türklerin kendince dini anlayışları ve algılamaları ve yaşamaları hani sohbetlerde ayırırım ya aşağı Mezopotamya, yukarı Mezopotamya diye. Yukarı Mezopotamya noktasında din algıları ve anlayışları biraz daha Türklerin farklı. Ahmet Yesevi’nin etkisi var bunda.
Müslümanların yatağı nasıl olmalıdır?
Yatağını dağınık bırakmaz bir Müslüman. yatağını kendisi derler, toparlar. Yorganını koyarsın kenara. Yorganı böyle bırakır giderim.
Körün elinde bir değnek vardır; ama o değneği yapan ve ona veren gören bir kimse midir?
Körün elinde bir değnek vardır; ama o değneği yapan ve ona veren gören bir kimsedir. Körün tek başına o değneği yapması mümkün değildir. Gören biri ormana gitmiş, en sağlam ağacı bulmuş, hafif ve dayanıklı bir değnek yapmış, hatta ucuna koruyucu bir metal koymuş ve körün eline tutuşturmuştur.
Bu temsil son derece derin bir hakikati işaret eder: Aklını ve mantığını ilah edinen kimsenin önüne bile delilleri koyan yine bir gören olmuştur?
O delilleri hazırlayan, düzenleyen ve sunan gözü açık birisidir.
Gerçek rehberler insanların kör gözlerini açan, onl,ara hakikatin yolunu gösteren ve delilleri anlaşılır biçimde önlerine koyan kimseler midir?
Gerçek rehberler insanların kör gözlerini açan, onl,ara hakikatin yolunu gösteren ve delilleri anlaşılır biçimde önlerine koyan kimselerdir. Bu rehberlik olmadan aklın yalnızca kendi gücüyle hakikate ulaşması son derece güçtür.
Onları küçümsemek ya da onların rehberliğini reddetmek, kör olarak yola çıkmak kadar tehlikeli midir?
Mürşit, âlim ve gerçek rehber; bunlar toplumun değneklerini yapan görenleridir. Onları küçümsemek ya da onların rehberliğini reddetmek, kör olarak yola çıkmak kadar tehlikelidir.