1. Çok Boyutlu İşgāl: Askerî, Ekonomik, Siyâsî, Kültürel, Dînî
Askerî olarak ülke işgāle hazırdır. Ekonomik olarak ülke işgāle hazırdır. Siyâsî olarak ülke işgāle hazırdır. Kültür olarak zâten işgāl edilmişiz. Dîn olarak işgāle hazırdır.
Siz cihâd âyetlerini unutacaksınız, ülke savunmasını unutacaksınız, ekonomiyi unutacaksınız, fâizi unutacaksınız, fuhuşu unutacaksınız. Uyuşturucuyla, içkiyle, çıplaklıkla beyniniz donacak. Evet, ülkede uyuşturucu yaşı ona inmiştir, fuhuş yaşı onbeşe inmiştir; evet insanlar geçim derdindedir; evet işgāle hazırdır.
O gün için de Selçuklu işgāle hazırdır; içeride karışıklıklar vardır. O yüzden Romanos Diyogen komutasında Bizans gelir. Bir yenilmiş, bir aşılmış olsaydı, bugün siz olmazdınız. O yüzden Gazâlî sipâriş adam değildir.
2. «Gazâlî O Günün Zirve Aklıdır»: Sonradan Eleştirmek Kolay
O günün zirve aklıdır. Ben, insanlar o gün vazîfelerini yaparlar; nasıl bir vazîfe yaptıkları sonradan meydana çıkar, eleştirirler. Sonradan gelenler evet eleştirirler; haklarıdır, herkesin buna bir şey demem.
O yüzden pişmanlığı ve îtirâfı Gazâlî’nin devlete hizmet etmiş olmaktandan değildir. Bu nedir? Nefsindendir. Ben onu sûfîliğe bağlıyorum. Hâni Hazret-i Pîr’in «Dün dünde kaldı cancağızım, bu yeni bir şeyler söylemek lâzım» sözündeki gibi — sûfîler öyle derler: Düğününe pişman olurlar. «Belki dahâ fazla sevseydim, dahâ fazla yaşasaydım, dahâ fazla derinleşseydim.» Bu da Gazâlî’nin… Ben ona inanıyorum: Niyeti çok sâfdır, sâfîdir. Ama o niyetinin sâfîliğini ve sâflığını sonradan gelenler bulanıklaştırır.
3. «Hz. Mevlânâ Vardır, Mevlânâcılar Vardır»: Pîrin Yolunu Bozanlar
Bir Hazret-i Mevlânâ vardır, bir de Mevlânâcılar vardır ya. Bir Muhyiddîn-i Arabî vardır, bir de Arabîleşmeciler vardır ya. Bunun gibi: Bir İmâm-ı A’zam vardır, bir de İmâm-ı A’zamcılar vardır.
İmâm-ı A’zam Hanefî’dir; ne Hanefîdir, hâlâ Hanefîliğin başıdır. İmâm-ı A’zam Emevî’nin yıkılması için mücâdele etti. Hâlâ Hanefîdir. Bu, onun gibidir.
4. Bağdat’tan Şam’a: Emevî Câmîsi Minâresinde İki Yıl İnzivâ
O yüzden bu manâda Gazâlî meselâ son iki yılını… Bağdat’ı bırakır Gazâlî, Şam’a geçer. İstifâ eder devletten; der ki «Yeter, yaptığım vazîfe.» Şam’a geçer; Şam’da Emevî Câmîsi’nde iki yıl kapatır kendini, minâresine kapatır.
Evet. Bunu ben Gazâlî’nin pişmanlığı olarak görmüyorum. Bu artık der ki «Benim yolum yakın, artık ben kendi nefs muhâsebemi düzeltmem lâzım.» O yüzden benim için Gazâlî’nin Bağdat’ı terk etmesi vazîfeden kaçması değildir; benim için bir isyân da değildir.
5. Halvet Etmek: Her Sûfînin İçsel Hesaplaşması
Her sûfîde var olan bir içsel hesaplaşma vardır. Bunu büyük sûfîler genel olarak kendi o içsel hesaplaşmalarından dolayı inzivâya çekilmek, halvet etmek isterler. Der ki: «Bu kadar harâret, gürültü, bu kadar böyle koşuşturma-mücâdele; onun yerine biraz böyle bir iç hesaplaşma yapalım, biraz geriye çekilelim.»
Bunu i’tikâf gibi de görebiliriz. Hâni Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Ramazan’ın son 10 gününde i’tikâf ederdi, hiç kimseyle konuşmazdı; devamlı Cenâb-ı Hak’la haşir-neşir olurdu. Aslında hep öyleydi, ama yine de böyle bir kendini — tâbir-i câizse — inzivâya çekerdi. Bu da Gazâlî’ye yakışan bir şeydir. Aynı şeyleri büyük pîrler hep yapmıştır; bu sûfî öğretisinin içerisinde vardır — halvet etmek, böyle bir kenara çekilmek.
Şimdi bunu normalde kardeşler, arkadaşlar biraz belki de farklı algılayabilirler. Ben de bâzen derim ya «Böyle bir çekileceğim, kenara çekileceğim istiyorum.» Bu böyle, o duyguyu yenemiyorsun. Sonra düşünüyorsun: «Onca kardeş var, arkadaşlar şu var, bu var. Hadi bir daha…» Kendinde bir rüyâ, bir hâl, bir şey oluyor; tekrar diyorsun: «Koş, yürü, devâm et.» Bu böyle bir şey. Gazâlî’de de benim gördüğüm böyle bir iç hesaplaşma — hattâ biraz böyle halvet etmek, biraz kendinle baş başa kalmak olarak ben onu nitelendiriyorum.
6. Gazâlî’nin Devlet ve İslâm Tasavvuru: Sistem İçinde Ahlâklı Kalmak
Şimdi bu paragraftan ve önceki paragraftan bakarak genel olarak Gazâlî’ye baktığımızda: Gazâlî devlet dışında bir İslâm tasavvur etmez.
Şimdi Hakan’ın eleştirel noktasına değineyim: Gazâlî devlet ve İslâm’ı iç içe koyar. Devlet dışı bir İslâm tasavvuru yoktur Gazâlî’de. Hocam Üçlü söyledi ya — meselâ Gazâlî’de bugünkü anlamda radikal bir özgürlükçülük yoktur. Bunları Hakan memnun olsun diye söylemiyorum; tespitlerim, dedim.
İyi: Gazâlî dahâ sistem içi bir insandır. Ama «sistem içi insan» derken onun şu yönünü de eksik etmem: Sistem içinde kalır; hattâ sistemi ahlâkî kurallarla donatmak ister ve donatır. Sistemin dışında kalmaz; kendisini sistemin dışına koymaz. Ama sistem ahlâkî ve hukûkî olmalı. Gazâlî sistemi ahlâkî ve hukûkî noktaya çekmeye çalışır, sınırlandırır. Saat 11 olmuş; hakkınızı helâl edin. Son söz bu noktada bu gecenin son sözü.
7. Âlimin Masûmiyet Karînesi Yoktur: Yara Almak, İlimle Tedâvi Etmek
Vaktinizi aldım, hakkınızı helâl edin. Buradan da bölmek istememişim demek ki; yürümüş gitmişim Gazâlî üzerine. Benim son yazdığım paragraftan okuyacağım:
«Gazâlî her inanan gibi, her insan gibi masûm bir âlim veya dervîş değildir.» Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin dışında masûmiyet karînesine sâhip olan hiç kimse yoktur; çünkü İslâm inancında hiçbir âlim, hiçbir devlet başkanı masûmiyet karînesine sâhip değildir. Herkesin hatâsı-yanlışı, eksiği-noktanı, günâhı olur. Hadîs-i şerîfte: «Hiçbir kimse yoktur ki bir günâh onun perçeminden tutmamış olsun.» O yüzden Gazâlî masûmiyet karînesinin içinde değildir; o da her mü’min gibi bir tarafıyla insandır sonuçta.
Gazâlî körü körüne iktidarın memûru da değildir; o devletle temâs etmiştir. Bu temâstan — ben yara aldığına da inanıyorum — bu temâstan yara almıştır. Çünkü devletle temâs eden her şey, her âlim yara alır. O yüzden sûfîler devletle temâs etmemek için aşırı özen gösterirler — yara almamak için. Ve yara almış, ama bu yarayı ilimle, ahlâkla tedâvi etmenin yolunu aramış ve o yolda yürümüştür. Son kelâmım budur. Hakkınızı helâl edin, ma’a’s-selâm el-Fâtihâ.
8. Nizâmülmülk vs. Machiavelli: İlâhî Meşrûiyet ile Seküler Meşrûiyetin Çatışması
Önümüzdeki haftada kıyâmet kopacak inşâallâh — kıyâmet nasıl kopacak? Nizâmülmülk, siyâsî iktidarın kaynağını ilâhî bir güce, Allâh’a ve dîne — yânî İslâm’a — dayandırır. Machiavelli ise dünyevî ve seküler gerekçelere işaret eder.
Allâh’ın yönetim yetkisini her çağda halk arasından seçtiği belli kişilere verdiğini ifâde eden Nizâmülmülk dolayısıyla, sultâna itâat etmenin bir anlamda Allâh’a boyun eğmek anlamına geldiğini ifâde ederek siyâsî iktidara güçlü bir teolojik temel sunar. Machiavelli ise Kitâbu’l-Hükümdâr‘da (Il Principe / Hükümdar) buna karşı çıkar ve iktidarın kaynağını toplumsal dinamiklerde arar. Konuyu dağıtmayalım.
Nizâmülmülk, Nizâmiye Medreselerinin müfredâtını Bâtınîlik, İsmâilîye ve Şîîlik karşıtı bir anlayışta oluşturur. Gazâlî’nin Bâtınîliği ve Şîîliği İslâm dışı îlân ettiği Bâtınîliğin İç Yüzü (Fedâihu’l-Bâtıniyye) adlı eseri ünlüdür. Buradan devâm edeceğiz; önümüzdeki hafta çetin bir sohbet bekliyor bizi. Allâh izin verir de inşâallâh sağlık-âfiyet verirse, devâm edeceğiz buradan inşâallâh.
Haklarınızı helâl edin. Tabiî, huzurlarınızda böyle bir konuyu bizim önümüze getiren Hakan kardeşe de teşekkür ediyorum. Beni böyle bir araştırmacı yapıyor; ben yeniden böyle kitaplara, böyle araştırmalara dalıyorum. «Olsa da, kitapçılar kapalı bende, iletişim yok; ben bunları araştıracağım, hamdolsun buraya getireceğim» diye beni de güzel bir uğraşın içerisine sevk ediyor. Kendisine buradan teşekkür ediyorum, Allâh râzı olsun.
9. Ülkeyi Ayakta Tutacaklar: «Biraz Deli Olun»
Arkadaşlardan özür diliyorum, bütün dervîş kardeşlerden. Onların böyle özel mes’eleleriyle ilgilenecek zamânım kalmıyor; o yüzden bu konuda da kardeşler inşâallâh haklarını helâl etsinler. Etmeyen varsa da söylesin — helâlleşmesini biliriz. O kadar da elimizi kolumuz arkamızdan toplamıyor yânî. Bunu da tehdîd olarak algılıyorsanız, algılayabilirsiniz; sıkıntı değil. Bizim damarlarımız dahâ kanlı; biz normâl değiliz, hiç olmadık zâten — olmayın da zâten.
Evet, normâl olmayın, biraz deli olun. Evet, ülkeyi ayakta tutacak olanlar delilerdir; vatanı savunacak olanlar delilerdir; dîni, îmânı, İslâm’ı savunacak olanlar delilerdir. Sünepe, şuursuz insanlardan hiçbir zaman bir fayda kalmaz.
O yüzden ülkeyi ne bekliyor belli değil. Bakın, elin adamı elini-kolunu sallaya sallaya gitti, işgāl etti. Ben hep yıllardır söylüyorum ya: Yarın buraya olmayacağını ne ma’lûm? Güvenmeyin hiç kimseye ve hiçbir devlete. Bizim çevremiz sarılmış vaziyette ülke olarak. Uyanık olacağız, birlikte olacağız, dikkat edeceğiz. İçeriden ve dışarıdan her türlü her şey olabilir; o yüzden muhakkak ve muhakkak dikkat edeceğiz, dikkatli olacağız inşâallâh.
Kaynakça
Eser: İmâm Gazâlî, el-Munkızü mine’d-Dalâl (Dalâletten Kurtuluş) — Bağdat Nizâmiye Medresesi’nden Şâm’a uzlete çekilme dönemi anlatımı
Eser: İmâm Gazâlî, Fedâihu’l-Bâtıniyye (Bâtınîliğin İç Yüzü) / el-Mustazhirî — Bâtınî-İsmâilî-Şîî öğretiye karşı ilmî reddiye
Eser: Nizâmülmülk, Siyâsetnâme — Sultânın yönetim yetkisinin ilâhî kaynağı; teolojik meşrûiyet
Eser: Niccolò Machiavelli, Il Principe (Hükümdar), 1513 — İktidarın seküler/toplumsal dinamiklere dayandırılması — Nizâmülmülk’le zıt kutup
Tarihî Yer — Emevî Câmîsi (Şâm): Şam Ümeyye Câmîsi (Câmîu’l-Emevî) — 705-715 yılları arasında inşâ edilen, İslâm dünyâsının en eski büyük câmilerinden. Gazâlî’nin Bağdat’tan ayrıldıktan sonra iki yılı aşkın bir süre minâre köşesinde i’tikâfa girdiği rivâyet edilen mekân. — İbnü’s-Sübkî, Tabakātü’ş-Şâfiiyye, IV/110
Hadîs-i Şerîf — Günâh ve Tevbe: «Her insan hatâ edicidir; hatâ edenlerin en hayırlısı tevbe edenlerdir.» — Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme, no. 2499; İbn Mâce, Zühd, no. 4251
Tasavvuf Geleneği — Halvet: Sûfînin belirli bir süre dünyâdan uzaklaşarak Allâh’la baş başa kalması; «Halvet der Encümen» (toplulukta halvet) ilkesi Nakşibendiyye’nin temel disiplinlerinden. Hz. Peygamber’in Hira mağarasındaki tehannüsü ile başlayan ve Ramazan’da i’tikâfla devâm eden sünnetin tasavvufî tezâhürü. — S. Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü, mad. «Halvet»
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin «Gazâlî’den Sorular» konferans serisinin 4. dersinden derlenmiş ve tez kalitesinde yeniden düzenlenmiştir. Kaynak video: YouTube
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Nahl 16/125; hikmet ve güzel öğütle davet ilkesi.
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluşu.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, takva, ihlas ve güzel ahlak bölümleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, ahlak ve ihlas bölümleri.
- Buhari, İman ve Rikak bölümleri, niyet, ihlas ve ahlak rivayetleri.
- Müslim, Birr ve Sıla bölümü, güzel ahlak ve kardeşlik rivayetleri.
- Tirmizi, Birr ve Sıla, zühd ve deavat bölümleri.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, ihlas, takva, zikir ve güzel ahlak bölümleri.
- İbn Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, ilgili Buhari rivayetlerinin şerhi.
- Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.