1. Sûfî Parti Adamı Değildir: Dervîşliğin Ayırt Etmezliği
Sûfî bir insandır, dervîştir. Dervîş budur: «Sen bu bizim partiden, ona yardım edelim; bu filânca partiden, ona yardım etmeyelim» diyemezsin. «Bu filânca partiden, bunu bizim partimizden işe alalım; bu bizim partimizden değil, işe almayalım» diyemezsin. «Bu bizim partinin elemanı, şurada şunun işini halledelim; bu bizim partimizden değil, salla ya — bu adam zâten ileri-geri bizim hakkımızda konuşuyor, hattını içeri çek» — bunlar dervîşliğe yakışmaz.
2. Anadolu İslâmı: Coşkulu, Tevâzulu, Aşkın — Her Şeyi Sevmek
Anadolu İslâmı coşkuludur, Anadolu İslâmı tevâzuludur, Anadolu İslâmı aşkındır — âşıktır: Allâh’a âşıktır, Peygamber’e âşıktır, üstâdına âşıktır, eşine âşıktır, çocuklarına âşıktır, sevgilisine âşıktır. Bakar sevgilisinin gözlerine, der ki: «Senin gözlerinde kayboluyorum.» Demez: «Senin gözlerin bende kaybolsun.» Âşıktır.
Anadolu sûfîsi taşı da sever, otu da sever; böceği de sever, atı da sever, kılıcı da sever. Anadolu sûfîsi Allâh için, vatan için, millet için, nâmûsu için ölür; hiçbir şey düşünmez.
3. Anadolu Sûfîsi Cihâda Çıkar: Şeyhin En Yüksek Rütbesi «Gâzî» Ünvânıdır
Anadolu sûfîsi dediğinde, o şeyh gāzî ünvânını almak için cihâda çıkar. Bir şeyhin rütbesi gāzî ünvânını almaktır. Dervîşleriyle berâber çıkar hem de cihâda. Vatan savunmasına dervîşleriyle berâber gider.
Ben bu dergâhımla kıvanç duyarım, gurûr duyarım. Benim içinde bulunduğum bu dergâh Kuvâ-yı Milliye’ye katılıp vatan savunmasına bir değil birkaç defa katılmış dergâhtır. Biz İngiliz bozması değiliz, biz Siyon bozması değiliz, biz Mossad bozması da değiliz.
4. «Bizim Dergâh Kuvâ-yı Milliye’ye Katılmıştır»: Nijerya’dan Bir Teneke Altın
Bu vatan için, bu vatan için tekrâr söylüyorum: Bu vatan için dergâh olarak cihâda çıkmış, Kuvâ-yı Milliye’ye katılmış bir dergâhız. Hem parasıyla hem dervîşleriyle.
Parasıyla nasıl? Nijerya’ya bir halîfe gönderir. Nijerya’daki halîfe bir teneke altın gönderir dergâha: «Dergâhdaki fakîre-fukarâya harcansın» diye. Çorumlu Mustafâ Efendi’nin babası o dergâhdaki iki altınla evlenir. Ve o bir teneke altın dergâhın kapısında durur — yıllarca hiç kimse oradan bir şey almaz.
Hâcı Alâeddîn Efendi, Çorumlu Mustafâ Efendi emreder: «Oradan üç tâne altın al, evlendir» der. Ve o bir teneke altın Kuvâ-yı Milliye’ye verilir — vatan savunmasına verilir.
5. «Benim Dergâhım Sabataist-Mason-İngiliz Yönetimi Altında Değildir»
Benim bağlı bulunduğum dergâh İngiliz yosması değil, Siyon bozması değil, Mossad yosması da değil. Benim bağlı bulunduğum dergâh dışarıdan Sabataistlerin, Masonların, İngiliz Kraliyet ailesinin yöneteceği bir dergâh da değil. Onların algılarıyla, onların bizler üzerine yüklenmeleriyle yoldan dönecek olan bir dergâh da değiliz biz.
Evet, vatan için can verilecekse veririz; gözümüzü kırpmayız hiç. Kim vatana gözünü dikerse, gözünü oymayız, kafasını götürürüz onun. Evet, devlette istemediğimiz şeyler olabilir; devlet yöneticileri istemediğimiz şeyleri yapabilir. Devlet bizim devletimiz. Evet, devlet düşmanı olmadık, hiç olmayız da; vatan düşmanı da değiliz, vatan düşmanı da olmadık. Askerimize, polisimize silâh doğrultmayız; doğrultan bizden değildir. Devletimize silâh doğrultmayız; doğrultan bizden değildir, bizden değildir.
6. İki Dedem Kuvâ-yı Milliye’de: Yunan Zulmü Altında Şehâdet
Benim her iki dedem vatan savunmasında yürümüş insandır. Anne dedem efe — Yunan’ı kovalayanlardan. Baba dedem Yunanistan’da, Yunanlıların zulmü altında inim inim inlemiş; sırtında yaraları olan, o yaralarla ölen insan.
Cenâb-ı Hak’a hamd ediyorum, ben arayıp da bulmadım bu dergâhı; Cenâb-ı Hak benim önüme getirdi. Ve ben dervîşliğimin başında bunu öğrenince tüylerim diken diken oldu. Dedim ki: «Yâ Rabbi, beni nasıl bir dergâha müntesib eylemişsin!» Bu benim için çok önemli.
7. Anadolu İrfânı: Ahlâk, Hukuk, Adâlet ve «Sûfî Dilenmez»
Evet, Anadolu irfânı dediğimiz, Anadolu İslâmı dediğimiz, Anadolu sûfîliği dediğimiz budur: Ahlâkı güzel olacak, fıkhı-hukûku düzgün olacak, adâletsiz olmayacak; dervîşlerin parasına-malına-mülküne gözünü dikmeyecek, istemeyecek; dilencilik yapmayacak. Sûfî dilenmez, çünkü Müslüman dilenmez; dilenen Müslüman değildir.
Ne diyor âyet-i kerîme? «Onlar fukarâ oldukları halde kendilerini fukarâ göstermezler.» (Bakara 2/273 ma’nâsı.) İşte Anadolu İslâmı dediğimiz budur.
8. Selçukluların Yukarı Mezopotamya Sûfîliğiyle Gelmesi: Hanefî Çizgi
Şimdi tabiî, Selçuklular Anadolu’ya gelirken yukarı Mezopotamya sûfîliği ile geliyorlar. Gazâlî’nin tekniğini koyuyor ortaya; medreselerde okutuluyor. Fakat normalde enteresan bir şeydir; bakın bunun üzerinde ayrıca bir araştırma yapmak lâzımdır: Anadolu sûfîleri genel anlamda Hanefîdir, Şâfiî değiller. Güneydoğuda ve doğuda çok az bir şekilde Şâfiîler vardır; genelde Hanefîdir.
9. Gazâlî Proje Adamı: Devletin İdeolojik Krizlerine Çözüm Üretmek
Şimdi mevzûyu buradan toparlıyoruz yine, paragrafa gelelim: Ama bir proje adamıdır. Devlet bir icrâat emreder ve yerine getirir. Bordrolu din adamı olmuştur; daha sonra bunun pişmanlığını duyar ve îtirâf eder.
Proje adamı mıydı? Evet. Sen «hayır» diyeceğimi bekledin ama proje adamı mıdır? Evet, Gazâlî proje adamı mıydı? Evet. Bunu bir kısım — çok özür dilerim — kendisini Gazâlîci görenler karşı çıkacaklardır; onun umûrunda değildir. Ama bu benim değil; sıradan bir anlamı yoktur bunda. Bir kısmı proje adamıdır.
Bu nedir? Az önce Emevîlerin düştüğü çukuru söyledim ya: Dîn siyâsetin emrine girer. Şimdi dünyâ üzerindeki İslâmî veya gayr-i İslâmî devletlere baktığınızda hepsinde dîn siyâsetçilerin emrindedir, dîn devletlerin emrindedir. Dayatılmış bir dîn yaşar — Hristiyânın, Yahûdînin, Müslümanın. 4000’in üzerinde dünyâ üzerinde dîn ve inanç sistemi vardır.
Şimdi Gazâlî Nizâmülmülk’ün himâyesinde, Nizâmiye medreselerinin baş müderrisi olur. Devletin ideolojik krizlerine çözüm üretir. Bakın bu şu anda bütün devletlerin bence muhtâç olduğu bir şeydir: Devletlerin ve tebaanın ideolojik krizlerine cevâp vermeliyiz. Bir kapitalist sistem var; kapitalist sistemin karşı… [Ses kaydı bu noktada kesilmiştir; sonraki derste devâm edilir.]
Kaynakça
Âyet-i Kerîme — Fukarâ’nın Onuru: «Kendilerini Allâh yoluna adamış, yeryüzünde gezip dolaşmaya gücü yetmeyen fakîrlere veriniz. Onlar iffetlerinden dolayı zenginlerden zannedilir. Sen onları sîmâlarından tanırsın; insanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler.» — Bakara Sûresi, 2/273
Hadîs-i Şerîf — Dilencilik Yasağı: «Bir adamın ipini alıp odun toplaması ve sırtında taşıyıp satması, dilenmesinden hayırlıdır.» — Buhârî, Zekât, no. 1470; Müslim, Zekât, no. 1042
Şahsiyet — Çorumlu Hacı Alâeddîn Efendi: 19. yüzyıl sonu – 20. yüzyıl başında Çorum’da hizmet etmiş, büyük mürşid. Kuvâ-yı Milliye dönemine intikāl eden teneke altın bağışı bu şahsiyetin himmetiyle yapılmıştır. — Karabaş silsilesi sözlü gelenek
Şahsiyet — Çorumlu Mustafâ Efendi: Hâcı Alâeddîn Efendi’nin müridi ve halîfesi; Mustafa Özbağ Efendi’nin dergâhî silsilesinde önemli halka. — Karabaş silsilesi sözlü gelenek
Tarihî Bağlam — Kuvâ-yı Milliye ve Dergâhlar: Millî Mücâdele döneminde (1919-1923) Anadolu’daki birçok tarîkat dergâhının maddî-manevî olarak istiklâl harbine destek vermesi: Mevlevî, Bektaşî, Nakşibendî, Kādirî silsilelerinden gönderilen müridler, fetvâlar, mühimmat ve nakid yardımı. — İ. Sunay Akın, Millî Mücâdele’nin Manevî Mimarları
Tasavvuf Geleneği — Gâzî-Velî Şahsiyetler: Anadolu sûfîliğinde «şeyh-gāzî» rütbesi: Sarı Saltuk, Hacı Bektâş-ı Velî, Geyikli Baba, Şeyh Edebâli, Akşemseddîn gibi hem mürşidlik hem cihâd erliği yapmış şahsiyetler. — F. Köprülü, Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluşu; A. Y. Ocak, Türkler, Türkiye ve İslâm
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin «Gazâlî’den Sorular» konferans serisinin 5. dersinden derlenmiş ve tez kalitesinde yeniden düzenlenmiştir. Kaynak video: YouTube
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Nahl 16/125; hikmet ve güzel öğütle davet ilkesi.
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluşu.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, takva, ihlas ve güzel ahlak bölümleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, ahlak ve ihlas bölümleri.
- Buhari, İman ve Rikak bölümleri, niyet, ihlas ve ahlak rivayetleri.
- Müslim, Birr ve Sıla bölümü, güzel ahlak ve kardeşlik rivayetleri.
- Tirmizi, Birr ve Sıla, zühd ve deavat bölümleri.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, ihlas, takva, zikir ve güzel ahlak bölümleri.
- İbn Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, ilgili Buhari rivayetlerinin şerhi.
- Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.