1. Bölüm
iyorlar. Gazâlî’nin tekniğini koyuyor ortaya. Ama medreselerde okutuluyor. Fakat normalde enteresan bir şeydir. Bakın bunun üzerinde ayrıca bir araştırma yapmak lazımdır. Anadolu. Sufileri genel anlamda hanefidir. Şâfiî değiller. güney doğuda ve doğuda çok az bir şekilde Şâfiîler vardır. Genelde hanefidir. Şimdi mevzuyu buradan toparlıyoruz yine. paragrafa gelir. Ama bir proje adamıdır. Devlet bir icrasını emreder ve yerine getirir. Bordrolu din adam olmuştur. Daha sonra bunun pişmanını duyar ve itiraf eder. Şimdi proje adamı mıydı? Evet. Sen hayır diyeceğimi bekledin ama. Proje adamı mıdır? Evet, Gazâlî proje adamı mıydı? Evet. Bunu bir kısım böyle çok özür dilerim. Kendisini gazalici görenler karşı çiçekler de onun murumda değil.
Ama bu benim değil. Sıradan bir anlam yok bunda. Bir kısmı proje adamıdır. bu nedir? Az önce Emevîlerin düştüğü çukuru söyledim ya. Din siyasetin emrine girer. Şimdi dünya üzerindeki. İslâmî veya. Gayrı. İslâmî. Devletlere baktığınızda hepsinde din siyasetçilerin emrindedir. din devletlerin emrindedir. Dayatılmış bir din yaşar. Hristiyanın. Yahudisi. Müslümanı. 4000’in üzerinde dünya üzerinde din var. İnanç sistem var. Şimdi Gazâlî Nizâmülmülk’ün himayesinde, nizamiye medreselerinin baş müderrisi olur. Devletin ideolojik krizlerine çözüm üretir. Bakın bu şu anda bütün devletlerin bence muhtaç olduğu bir şey. Devletlerin ve tebanın ideolojik krizlerine cevap vermeliyiz. bir kapitalist sistem var.
Kapitalist sistemin karşısında ideolojik olarak cevap vereceksiniz. Bir faiz sistemimiz var. Faiz sistemin karşısında ideolojik bir cevap vereceksiniz. Bir hukuk sistemi var. Bozuk, çarpık, yanlış, keyfi. Buna ideolojik cevap vermelisiniz. Gazâlî bunu yapar. Şimdi bunu böyle düşündüğünüzde Gazâlî muhteşem bir anlaşılıyor. Ama Gazâlî proje adamıdır ama saray âlimi değildir. nasıl saray âlimi değildir? devletin akıl danışmanıdır. Devlet ona akıl danışır. Ama o devlet için düşünür. Bakın devlet için düşünür. O devletin emrinde değildir. Buranın altını defalarca çizer. Devletin âlimi değil, devletin emrinde değil, devlet için düşünen bir kimse. Gazâlî’nin bütün kitaplarını araştırsanız, hani. Allâh beni affetsin.
Ben de ana akıl kitapları şey olarak bilgisayarda yüklenmiş vaziyette. altı yedi tane İhyâ dahil buna. Kütüphanemde var benim ama İhyâ var. bir üç dört tane daha böyle küçük risaleleri var. O Felsefetü’l, o kitabı var. normalde şey olarak böyle bilgisayar ortamında olmayan altı yedi tane kitabı var. İhyâ dahil buna. Ama hemen hemen bütün kitapları ben bilgisayarımda. Kütüphanemde var. Türkçe çevrilmiş bütün kitapları. Mesela Gazâlî de şunu tespit edemezsiniz. Ben edemelim. O yüzden buraya not olarak aldım. Sultan Gazâlî de, sultan masum değildir. Gazâlî de devlet başkanı kutsal değildir. Gazâlî de devlet de mutlak değildir, kutsal değildir. Enteresan bir şeydir. Mesela Gazâlî hiçbir zaman, hiçbir eserinde ve davranış biçiminde halifeyi de masum kılmaz. halîfe dedim ne?
2. Bölüm
İslam dininin en düz otoritesi. Öyle değil mi? Halifelik o. İslam’da. Neden Gazâlî? Gazâlî bunların o gün için tarihi anlamda eksikliklerini ve yanlışlıklarını görmüştür çünkü. Gazâlî değil de İbn Rüşd’ü getirmiş olsaydık, evet. Gazâlî’nin burada keskin durduğu noktalardan birisidir. Felsefik olarak defanslıdır Gazâlî. Gazâlî’nin bu noktada geçen dersi de demiştim ya. Gazâlî de çok geniş bir çerçevede felsefik bir açılımı yoktur. Ama o günkü düzlem içerisinde Gazâlî mi ibn-i rüşmü Gazâlî. Çünkü düzenin kurulması gerekir. Devlet, millet, kaynaşmasının olması gerekir. O yüzden mesela Gazâlî bildiğiniz halîfe, halifeyi masum olarak görmek oysa emevilerde, abbasilerde, Fatih millerde, Fatih millerde, Şia’da halîfe masum.
Şimdi siz halifeyi masum ettiğinizde ne gelir önünüzde biliyor musunuz? Papa da masum. Şimdi halifeyi masum kılarsanız halîfe herhangi bir. İslam’ın hukuksal meselesini ortadan kaldırabilir. Yetkisi vardır, masumdur. Papa da aynıdır yalnız. O yüzden Gazâlî. Kur’ân sünnet çizgisinde durur. Akait noktasında da. Kur’ân sünnet çizgisinde durur. İbadet noktasında da. Kur’ân sünnet çizgisinde durur. Sultanı ve devleti de. Kur’ân ve sünnet çizgisine getirir. Devlet meşru olacaksa. Kur’ân ve sünnet hukukunu uymak zorunda, adaletli olmak zorunda. Devletin meşru üyeti adaletten geçer Gazâlî’ye göre. Ve Gazâlî de. Sultanın meşru üyeti de. Kur’ân sünnetten ve adaletten geçer. O yüzden bunları net bir çizgi şeklinde koyup.
Bence ben onu saray âlim olarak görmüyorum, ben onun. Bodro mahkum olarak da görmüyorum. Veya değişik menfezlerin elemanı olarak da görmüyorum, Allâh beni affetsin. Şimdi. Bodro’lu din adamı dediğimizde teknik olarak evet, maaş alıyorduk, bunu reddetmiyoruz. Devlette görelim miydi evet, bugünkü diyanet işleri başkanı gibi. Ama buradaki meseleye biz, ben bu fakir, maaş bağlamında mı bakacağız? Bağımlılık derecesine veya bağımlılık noktasına mı bakacağız? Ben maaş bağımlılığı olarak görmüyorum. Ama Gazâlî, devletin ve devleti yönetenlerin yanlışlıklarına evet diyecek bir şahsiyeti. Bu mesela devleti meşrulaştırmak için dini eylem yükseydi. Devlet adamlarını veya devlet bürokrasisini meşrulaştırmak için dini hükümleri, hukuku eylem yükseydi.
O zaman derdim ki devletin ve siyasetin emrinde bir maaş. Bodrosu, maaşını kaybetmemek için gelene, ağam gidene paşam demiş. Ama öyle değil, dini ve dindarları korumak için devlete bir sınır çizdiyse, dinin o günkü devletin hukukunu aslında. Selçuklularda tam bir dinin hukuk yoktur. Devletin değişik çünkü tebaları vardır, değişik hukuklar vardır. Ama bütün teba devlet önünde hukuksal olarak eşit düzeyde davranılıyorsa ve bu noktada devletin hukuksal sistemi önünde devletin tebası hakkını alabiliyorsa o zaman biz ona normalde devletin elemanı o gözüyle bakamıyorum ben onu. Çünkü İhyâ’ya baktığımızda mesela İhyâ’da örnekliyorum bunu, zulmeden sultanlara karşı çok ağır ithamlar vardır. Mesela İhyâ’da gerçekten bir şey olmadığı halde şehlik yapanlara karşı çok böyle ağır sözler vardır. bugünkü dilde söylenecek olursa din tüccarlarını Gazâlî gömer, dini kendisine sütre edip arkasından her türlü namussuzluğu yapan bürokratları, siyasetçileri, sultanları gömer Gazâlî.
3. Bölüm
Böyle bakınca şimdi ben buradan bakınca Gazâlî devletin elemanıymış gibi gelmiyor bana. E tabi bu böyle bordro mahkumlarının yapabileceği bir şeyler değil mi da bordro mahkumu olan bir âlim devletin istediği fethayı verir. ne diyorlar şimdi bordro mahkumu âlimler diyorlar ki tokenin faizi faiz değildir, örnek. Bunlar bordro mahkumu, bordro mahkumları ne diyorlar? Mesela enfasyon miktarı kadar faiz caizdir diyorlar. Bunlar bordro mahkumu, bordro mahkumu ne diyor? Bir kadın resmi olarak kimle evli ise evli, on tane adama da dolaşsa nikahı durur diyorlar. nikahı resmi nikahı kimle, x kimseyle kadın her gece başka bir adamla dolaşabilir mi, nikahı duruyor mu duruyor diyor. Bodro mahkumu. E şimdi öyle olunca Gazâlî de bordro mahkumlarına yakışmayacak cesareti, sözler ve davranışlar var.
Devam ediyoruz. Emredilenin yerine mi getirdi? Batiniliğe karşı evet, emredilenin yerine getirdi. Reddiyeye yazdı. Ama yazdı, reddiyeye az bir şey, böyle bakan kimse o. Batiniliğe karşı reddiyeyi incelemenizi isterim. İncelediniz de mesela böyle sologonik değildir hiç. İlmidir. Batiniliğin meşruiyet sandalesinin altından çeker. Bu fakirin tespiti. ben. Batiniliğe böyle incelemiş bir kimse değilim, soru gelince Gazâlî ne demiş. Batinilik ile alakalı o zaman baktım. kendimce tespitim o. Dedim ki oturdukları sandalye koltuğu altından çekmiş dedim, reddetmiyor seni ama oturduğum koltuğu çekiyor, devriliyorsun. Müthizce kağıt. O yüzden mesela Gazâlî, Batiniciliğe tekbîr bile etmemiş. Enteresan bir şey.
Tekvirciliği yoktur Gazâlî. Ama devletin emrinde olmuş olsa tekvir ederdi. Belli şimdi devletin emrinde olanlar var, ne var, Selefî vahadı var, herkesi tekvir ediyor, ne diyor. Türkiye’de meşr bir tarikat var. Müritleri tekvir ediyor mu, ediyor. Türkiye’de partiler kuruldu. Kendilerini oy atılmazsa tekvir ediler. Bakın bunlar aynı menfezden beslenen insanlar, aynı menfezden. alimleri var, tarikatları var, siyasetleri var. Şimdi âlimler aynı çizgi de değilseniz tekvir ediyorlar, sizi tekfire yönlendiriyorlar. Şehleri var, onlar da tekvir ediyorlar, siyasetçileri var, onlar da tekvir ediyorlar. Bakın bir tekvir kültürü oluştu ülkede. Ve bu tekvirciler aynı merkezden beslenen kimseler. Ama Gazâlî’nin batimilere karşı, İsmaili’ye karşı ve hatta patimilere karşı tekvir yok.
Enteresan bir şey değil mi? Hatta Gazâlî felsefecileri bile tekvir etmiyor. Gazâlî’nin yöntemi muhteşem, oturduğu sandalyeye çekiyor. felsefecilere cevap olarak. Türkçeleştirilen tehafili, tehafilde felsefecilerin oturduğu doktorini çolurutuyor. Sandalyeye çekiyor altlarından. Batimileri de aynı şekilde yapmış, İsmaili’ye de aynı şekilde yapmış. Dahilerisi, o günkü. Şia’ya da aynı şekilde yapmış. O yüzden gazaliyi çok taşlarlar zaten. Mesela gazaliyi taşlayan belli ekoller vardır. Mesela. Şia taşlar Gazâlî. Modernist düşünce gazaliyi taşlar. Hani. İbn-i. Rüşt mu Gazâlî mi dedi ya, evet bunun tartışması vardır mesela. Taşlarlar Gazâlî. Oysa Gazâlî kendi zamanında, kendi zamanında. Gerçekten ve gerçekten muhteşem iş yapmıştır.
Bugün eleştirebiliriz. Ve. Selçuklu yani. Alp Arslan, Alp Arslan’dan öncesi amcası. Turul. Bakın bunlar tarihi gerçekler. Bunlar tarihi gerçekler. Eğer. Turul’un cihâd ve savaşma aşkı, cesareti, dirayeti, Turul’un. Alp Arslan’ın. Alp Arslan’ın. İslam’ı savunma, vatanı savunma, devleti savunma ve devleti kuvvetlendirme ve bununla alakalı mizamiye medreseleri ve Gazâlî olmamış olsaydı siz bugün olmazdınız. Çok ciddi söylüyorum. O günkü düzdende eğer ki bu. Türkler, bu çılgın. Türkler, bu çılgın. Türkler bu ölümü gözünü kırpmadan ölümle oyun oynayan, tabiri caizle ölümle davra geçen o. Türkler olmamış olsaydı buna ırkçılık olarak söyleyin hiç olurunda değil. O Türkler olmamış olsaydı şu anda. İslam dünyası.
Kaynakça
İmâm Gazâlî Sohbetleri 1/14 — Mustafa Özbağ Efendi’nin “Gazâlî’den Sorular” konferans serisinden.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Sünnet, Halife, Aşk. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı