Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Dervişlik — Sayfa 3

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Dervişlik(341) — Sayfa 3/5

Bugünkü Müslümanların prototipe ihtiyacı var mı?

Bugünkü Müslümanların prototipe ihtiyacı var. Şeyhler, hocalar, alimler prototip olmalılar; dervişler prototip olmalı.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 21 Aralık 2019 Sohbeti

Dervişin gönlünün buna yatkın olması ne demektir?

Dervişin gönlünün buna yatkın olması, gönülde kin, kibir, işte ne bileyim, yanlışlıklar, eksiklikler olmayacak. Onun gönlü saf bir hale gelecek.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2215-2222. Beyitler Şerhi

Tövbe ve zikirin dervişin gönlüne nasıl etki eder?

Tövbe ile saf bir hale gelir, zikir ile saf bir hale gelir, sevgiyle saf bir hale gelir. Öyle olunca onun gönlünde Hazreti Pir’in deyimiyle zuhur veya eskilerin deyimiyle zuhurat bitmek tükenmek bilmez.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2215-2222. Beyitler Şerhi

Dervişin gönlünde tecelli eden sıfat ve esmaların etkisi nedir?

O hiçbir zaman durmaz. Burada önemli olan o dervişin gönlünün buna yatkın olması. Dervişin gönlünün buna yatkın olması, gönülde kin, kibir, işte ne bileyim, yanlışlıklar, eksiklikler olmayacak. Onun gönlü saf bir hale gelecek.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2215-2222. Beyitler Şerhi

Tecellilere râm olan bir dervişi nasıl tanımlamak mümkündür?

Tecellilere râm olan bir dervişin tevazusunu arttırmalı. Tecellilere râm olan bir derviş kendini bilgisiz görmeli. Tecellileri arttıkça artık o demeli ki: "Ben buranın en ednâ insanıyım."

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2215-2222. Beyitler Şerhi

Sıfatsal tecelliyatlara mazhar olanın tefekkürü nedir?

Tefekkür böyle kendi kendine düşünmek değildir. O sıfatsal tecelliyatlara mazhar olanın tefekkürü tefekkürdür. Veya esma-i ilahiyenin cilvesine kapılan, o hayretten hayrete geçenin tefekkürü asıl tefekkürdür.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2215-2222. Beyitler Şerhi

Dervişin işi nedir?

Dervişin işi budur. Öyle olunca derviş dedikodudan kurtulur. Bir başkasının rüyasını anlatmaktan kurtulur, kendi rüyasını anlatır. Bir başkasının halini anlatmaktan kurtulur, kendi halini an, bir başkasının kalbine gelen o feyuzatı anlatmaktan kurtulur, kendi kalbine gelen feyuzatla zevk edinir, kendi kalbine gelen feyuzatı anlatır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2215-2222. Beyitler Şerhi

Dervişin ilmini aktarmamasının nedeni nedir?

Eğer bu hale gelmediyse derviş sussun, sadece dinlesin, tabi olsun. Yok o kimse bu hale geldiyse, ona da susmak yasaktır. Çünkü ilmi ket ediyor, yani ilmi donduruyor, ilmi saklıyor. Kalbine gelen ilmi insanlara aktarmıyor. O ilmi kendi malı gibi görüyor, kendisi gibi görüyor. O da onu tepetaklak düşürür. Bu da doğru değildir. Yani bazıları işte böyle hani ‘yok, işte çok anlatmaz bizim şeyh efendi’, anlatacak bir şeysi yok o yüzden anlatmaz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2215-2222. Beyitler Şerhi

Meczuplar ve sufilerin rolü nedir?

Meczuplar ve sufiler, manevi alemden işaret alan ve etrafına o işaretleri aktaran kişilerdir. Ancak, bazı meczuplar ve sufiler, dervişlik ve sufiliği yanlış kullanarak insanlara zarar verebilir. Bu kişilerin şeyhleri yoktur ve zarar verdiğinin farkına da varmazlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2066-2070. Beyitler Şerhi

Dervişlik ve sufiliğin doğru kullanımı nedir?

Dervişlik ve sufiliğin doğru kullanımı, dengeli ve manevi bir şekilde uygulanmalıdır. Mürşid-i kamiller, dervişlerine yavaş yavaş, tatlı tatlı dünyayı terk ettirmezler. Eş, çoluk çocuk, terk ettirmezler. Dervişlik ile sufiliği ile dünyayı dengeli götürecek.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2066-2070. Beyitler Şerhi

Dervişlik icazetlerinin kolaylığı nedeni nedir?

Dervişlik böyle ucuz zannediyor herkes. Ele geleni yersin, dile geleni dersin. Böyle dervişlik dursun demiş koca Yunus. E şimdi bir mürşid-i kâmil soğuk konuşsa dert, sıcak konuşsa dert. Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin, öyle diyordu: "Oğlum, öte git desek, hani öte git desek, dervişliği bitecek." diyordu. "Zikrullahı da terk eder bunlar." diyordu. "Öte git" de diyemiyoruz diyordu. Allah bizi affetsin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2056-2059. Beyitler Şerhi

Dervişlik yolunun zorlukları neden önemlidir?

O sûfilik yolu kolay değildir ama her zorlukla beraber bir kolaylık vardır, âyet-i kerimeyi de unutmayalım, inşirah Suresi, âyet 6: "Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır." O yüzden, bu yol zorlukları aşma yoludur, nefisle mücadele etme yoludur ve o zorluğun yanında muhakkak kolaylık da vardır ve hayat da bundan ibarettir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2056-2059. Beyitler Şerhi

Hayatın zorlukları ve kolaylıkları neden birlikte vardır?

Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır, âyet-i kerimeyi de unutmayalım, inşirah Suresi, âyet 6: "Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır." O yüzden, bu yol zorlukları aşma yoludur, nefisle mücadele etme yoludur ve o zorluğun yanında muhakkak kolaylık da vardır ve hayat da bundan ibarettir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2056-2059. Beyitler Şerhi

Düşmenin neden bir dervişlik yolunda önemli bir parçasıdır?

Düşmeden kemâle ermez bir kimse. Tasavvufî olarak da düşmeden kemale ermez bir kimse. O düşüşü yaşayacak; insanlar ona kötü gözle bakacak, kötü nazarla bakacak, küçümseyecek, hor görecek insanlar onu. ikinci sınıf vatandaş gibi muamele edecek. Hatta öyle ki o kimse evinde bile ikinci sınıf vatandaş muamelesi görür.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2056-2059. Beyitler Şerhi

Düşmenin neden bir dervişlik yolunda bir ders olduğunu söylüyor?

Düşmeden kemâle ermez bir kimse. Tasavvufî olarak da düşmeden kemale ermez bir kimse. O düşüşü yaşayacak; insanlar ona kötü gözle bakacak, kötü nazarla bakacak, küçümseyecek, hor görecek insanlar onu. ikinci sınıf vatandaş gibi muamele edecek. Hatta öyle ki o kimse evinde bile ikinci sınıf vatandaş muamelesi görür. Bunları yaşamayan bir kimse kemale ermez. Yaşayacak, sabredecek, bekleyecek. Çünkü o zorluğun yanında kolaylığın da olduğuna iman edecek.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2056-2059. Beyitler Şerhi

Dervişin zahirde kalanları neden işin hakikatini görmez?

Dervişin de zahirde kalanları vardır; işin hakikatini görmez. Kendi çocuğunu terbiye edemeyen, gelir orda gelmiş gencecik çocuğu terbiye edeceğim diye uğraşır; evdeki oğlunu terbiye edemez, evdeki kızını terbiye edemez; gelir buradakileri terbiye edeceğim diye uğraşır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2050-2055. Beyitler Şerhi

Zahir ulema, zahir insanlar, zahir dervişler meselenin hakikatini görmekten uzaktırlar mı?

O yüzden zahir ulema, zahir insanlar, zahir dervişler meselenin hakikatini görmekten uzaktırlar ve zaten onlar hakikati göremediklerinden dolayı da körleşirler; o körlüklerini de ilim olarak görürler, o karanlığı da aydınlık olarak görür.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2050-2055. Beyitler Şerhi

Karanlık ve aydınlık arasındaki ilişkiyi nedir?

Karanlığın içindedir, aydınlık görmemiştir çünkü. Yaşamış olduğu o karanlığı, aydınlık olarak görür; yaşamış olduğu o karanlığı hakikat olarak görür ki ona bir laf söylemek, onu oradan almak mümkün değildir. Çünkü o kendi karanlığını kendi hakikati olarak görüyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2050-2055. Beyitler Şerhi

Karanlık içindeki birinin hakikatini nasıl görebileceği nedir?

Aslında meseleye başka bir cihetten bakarsan doğru görüyor. Nasıl doğru görüyor? Karanlık aydınlığa karşı doğru olabilir mi? O şahsın kendisinin doğrusu, bakın onun kendisinin doğrusu; o kendi doğrusunu yaşıyor ki, evet onun doğrusu o, karanlık. Onun doğrusu o. Onun önüne siz projektör koysanız gözleri kamaşır; yok, “Burası aydınlık değil” der. Orayı görmek istemez o.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2050-2055. Beyitler Şerhi

Dervişin oğluna ne kadar sorumluluk olduğunu anlatan bir metin var mı?

Sen derviş adamsın; oğlunun kumar parasını nerden ödüyorsun? Sen derviş adamsın; oğlunun uyuşturucu parasını nerden ödüyorsun? Nerde kaldı senin dervişliğin? Nerde kaldı senin sufiliğin? Ee? Sen oğluna, haram işleyen kızına, haram işleyen oğluna sen iyilik yapmıyorsun. Erdemlilik o değil. Az önce dua ediyoruz; her zikrullahın başında, her sohbetin başında: “Ya Rabbi, bizi hakkı hak bilenlerden eyle. Batılı batıl bilenlerden eyle. Batıla karşı cihat edenlerden eyle, amin.” Batıl; uyuşturucu ile sen mücadele edeceksin kardeşim! Oğlun da olsa kızın da olsa mücadele edeceksin. Sen haramla mücadele edeceksin; oğlun da olsa, kızın da olsa mücadele edeceksin. Sen derviş adamsın, sufi adamsın, mücahit adamsın. Allah yolunda koşansın, neden haramla mücadele etmiyorsun? Neden çocuğunun haramına kol kanat geriyorsun? Neden yanında yetiştirmedin onu? Neden yanında taşımadın onu? Kız veya oğlan çocuğu. Neden taşımadın? Ondan daha kıymetli neyin vardı? Neden taşımadın yanında? Nereye gidiyordun da taşımadın? Zikrullaha gidiyordun, derse gidiyordun. Neden taşımadın yanında? Neden eğitmedin? Neden öğretmedin? Neden anlatmadın? Neden ağlamadın geceler boyu. Neden? Seni alıkoyan neydi? Nefsindi, şeytandı, başka bir şey değildi. O yüzden o velilerin öğütleri, o mürşid-i kamillerin öğütleri, o velilerin sözleri, sert de olsa yumuşak da olsa rahmettir, berekettir, lütuftur, ikramdır, ihsandır, hidayettir, hikmettir. Hikmet… Sen ona vücudunu dahi aşacaksın, itiraz kapısını kapatacaksın. Kapat bütün itiraz kapılarını. Sen bir mürşid-i kamile intisap etmişsin; bütün itiraz kapılarını kapat. Bütün şerh kapılarını kapat; şerh de düşme, kapat. Nefis sana yaptırır onu; şerh bile düşme.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2050-2055. Beyitler Şerhi

Şeyhlik ve halifelik konusunda ne anlatılmaktadır?

Şeyhlik ve halifelik, bir şeyh efendi tarafından ilan edilir. Bir şeyh efendi, bir kimse için şeyhliğini ilan ettiyse onun, o şeyhtir. Onun şeyhliğini tartışan kendi şeyhinin şeyhliğini tartışır. Örneğin, Abdullah Efendi Sivaslı Ahmet Duran Gümüş abiyi şeyh ilan etmiş ve onun şeyhliğini tartışan Abdullah Efendi’nin şeyhliğini tartışır. Bu, şeyhlik ve halifelik konusunda tartışılmaktadır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2035-2040. Beyitler Şerhi

Şeyhlerin kendi evlerinde misafir edilmesi nasıl anlatılmaktadır?

Şeyhlerin kendi evlerinde misafir edilmesi, şeyhlerin uyku anları ve dervişlik uygulamaları ile ilişkilendirilmektedir. Şeyhler, kendi evlerinde misafir edilirken, uyku anları ve dervişlik uygulamaları ile ilgili detaylar anlatılmaktadır. Ayrıca, şeyhlerin kendi evlerinde misafir edilmesi, rabıta edinme süreciyle ilişkilendirilmektedir. Bu süreç, şeyhin yerini belirlemek ve onunla iletişim kurmak için kullanılmaktadır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2005-2011. Beyitler Şerhi

Dervişlik yolunda yürüyen birinin etkisi nedir?

Senin başında ne kadar çorap örülürse örülsün, sen ne kadar sıkıntının içerisinde olursan ol, sen şekersen o tat senden ayrılmayacaktı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin başına bir sürü musibet geliyordu ama o etrafına hep kemâlat noktasında nasihat edip, dinin yaşanması ve yaşatılması için mücadeleye devam edip insanlara hoşluk dağıtıyordu. Aynı şey, eğer sen bu manada şeker yalayan değil de şeker olduysan, senden herkes tatlanacak, herkes senden hoşluk bulacak. Ha, kâfir bakacak, ona şekerli gelmeyeceksin, tatlı gelmeyeceksin. Ona acı geleceksin. Mümin sana bakacak, sen ona tatlı geleceksin. Eğer dervişlik yolunda yürüyorsan, dervyşlere tatlı geleceksin ama dervişlik yolunda yürümüyorsan, sen insanlara acı geleceksin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1976-1979. Beyitler Şerhi

Dervişin korkusu nedir?

Korku yaşamayın. Ya yeter ki dosdoğru yaşayın, yeter ki dosdoğru yaşayın, doğru yaşayın. Yeter ki Allah’ı zikredin, yeter ki Allah’ın yolunda durun. Yemin ediyorum, vallahi de billahi de tilllahi de ne lazımsa önünüze gelecek, önünüze gelecek! Bu fakirin önüne geldi her şey. Önünüze gelecek. Kılınızı dahi kımıldatmanıza gerek kalmayacak, yeter ki Allah’ı zikredin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1965-1968. Beyitler Şerhi

Dervişlik halleri nasıl belirlenir?

Dervişlik halleri, manevi hal eğitimiyle belirlenir. Örneğin, dervişlik elbisesi giydirilir, bir toplantıda hırka veya cübbe giydirilir, kafasına taç takılır. Bu giysilerin ve taçların farklı renkleri, dervişi manevi haline göre değişir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1955-1959. Beyitler Şerhi

Mürşidin terbiyesi nasıl etki eder?

Mürşidin terbiyesi, bir kişinin manevi gelişimini sağlar. Örneğin, bir kişi mürşide intisap edince, gelgit yaşamamaya, utanma duygusu artmaya, Allah sevgisi artmaya, haramlardan uzak durmaya başlar. Ayrıca, mütevazılık, kibirlenmeyi attırır ve insanlara tepeden bakmayı bırakır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1955-1959. Beyitler Şerhi

Mürşidin dervişlerine ne gibi emanetleri öğretmesi gerekir?

Bir mürşid, müritlerine, hakka’l yakîn emaneti de öğretmekle mükelleftir. Çünkü mürşidin üzerindeki hakka’l yakîn hali onun kendi hali değildir, onun kendisinin malı da değildir. Onun için o anlatılmaması gereken bir şey değildir. O hakka’l yakîn ilmidir. Onu da ehline anlatmakla, öğretmekle mükelleftir, emanettir çünkü burası vasıtasız, iyi dinleyin, burası vasıtasız, perdesiz, feyzi ilahi denilen hal ile hallenmektir. Yani ilm-i ledünden almaktır, vasıtasız ve bu hal, bu hal, bu fakirin sözüdür. Öyle kabul edin, vehbidir, yani bu çalışmanın neticesinde olacak bir şey değildir. Bu, direkt Allah’ın lütfu, ikramı, ihsanı, Cenabı Hakk’ın meccanen verdiği bir feyzi ilahidir, bu vasıtasızdır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1955-1959. Beyitler Şerhi

Müridin müridliği neye dayanır?

Müridin müridliği de müridin müridliği de birinci emanet, anlattığım ilmel yakîn emanetlere sahip olması, bunları üzerinde tecelli ettirmesidir. Verdiği sözünde durmak, bir üstadın elinden tutmuşsun, otur oturduğun yere. Hangi ilminle onu kıyaslayacaksın? Şüphen varsa bırak git, hakkındır ama öbür türlü peygamberi görüp de iman etmeyenlerden veyahut da üstadın dediği gibi Pirin dediği gibi veli görmüşsün onu, ders almamışsın tabi olmamışsın. Ders almışsın, dinlememişsin. Dervişler birinci emaneti yerine getirmek ve onu gelecek kuşaklara anlatmakla mükelleftir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1955-1959. Beyitler Şerhi

Dervişlik yapmanın önemi nedir?

Otur dervişlik yap. Otur dervişlik yap! Gönlünü gönlüne rabıta et. işine bak, yoluna bak. Geri adım gitme. Geri adım gidersen Allah muhafaza etsin, o yüzden hüsrana uğrayanlardan olursun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1927-1931. Beyitler Şerhi

Dervişlerin kendini ululandırmaları ne sonucu doğar?

Etrafında üç beş kişi toplanır, onun böyle etrafında durur, etrafında durunca o da kendini bir şey zanneder, kendini ululatır, tevazuyu terk eder, helak olur. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1867-1869. Beyitler Şerhi

Dervişlerin kendini sultan olarak görmeleri ne sonucu doğar?

Sakın kendi kendine de ‘Ben sultan oldum’ deyip de yola çıkma, acısı çok büyük olur. Allah muhafaza eylesin. O yüzden sufilik yolundaysan zahmet çekmeye bak. Sufilik yolundaysan kulluk yapmaya bak. Sufilik yolundaysan tevazu yolunu seç. Sufilik yolundaysan baş olma sevdasından kurtul, baş olmaya çalışma. Önce hesaba sen çekiliyorsun, önce hesap senden başlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1867-1869. Beyitler Şerhi

Dervişlere karşı sert dil kullanmak doğru mudur?

Dervişlere karşı sert dil kullanmak doğru değildir. Dervişlere karşı yumuşak dil kullanılmalıdır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1867-1869. Beyitler Şerhi

Dervişlerle görüşmemek ne anlama gelir?

Dervişlerin arasında ayrımcılık yapmak, dervişlerle görüşmemek, dervyşlerin yanına çıkmamak, onlarla birebir sohbet etmemek, onların haliyle hallenmemek, onların rüyalarını hallerini dinlememek, onları yormamak, yorumlamamak, onların sorularına cevap vermemek veyahut da tabiri caizse derviş elini attığında üstadına ulaşabilmeli, görüşebilmeli, onunla derdini ona aktarabilmeli. Bu sünneti seniyye ama şimdi sünneti seniyyeyi birisi işlerken karşıdaki cahil insan, avam insan da onu ucuzlatıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1691-1704. Beyitler Şerhi

Dervişlik ne demek?

Dervişlik satma bana. Dervişlik satma, gece boyunca uğraştırma bizi de. Bizi de utandırma. Ben utanıyorum, rüyamda bile utanıyorum ben. Üzülüyorum. Ya bir insan kendi rüyasında, rüyada gördüğünü görmek istemez mi bunları! Kendi rüyamda kendim görmek istemiyorum.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1642-1649. Beyitler Şerhi

Dervişlerle alay edenler ne tür kişilerdir?

Dervişlerle alay edenler, Allah’ı zikredenlerle alay edenler, küçük görürler onları, hor hakir görürler, bir sürü iftira atarlar üzerlerine. Onlar bu dünyadan tövbe edip helallik almazlarsa iman üzerine gidemezler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1634-1638. Beyitler Şerhi

Dervişler nasıl davranmalıdır?

Dervişler, dinlemeyi öğrenmelidir. Dinlemeyen dervişler, manasız sözler söyler ve terbiyesizlik yapar. Dervişler, üstadlarına itaat etmelidir. Üstadına itaat etmeyen dervişler, edepsizlik yapar. Dervişler, Kur’an ve sünneti dinlemelidir. Ayrıca, dervişler, imamların görüşlerini dinlemelidir. Dervişler, üstadının sözlerini dinlemelidir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1622-1627. Beyitler Şerhi

Dervişler bizi dinlemiyorlar neden?

Dinlemez kardeş seni. Neden? Sen tepeden konuşuyorsun, sert konuşuyorsun, sen tevazulu konuşmuyorsun. Ben onun, ben onların hatalarını söyledim diye benimle konuşmuyorlar. Değil. Nasihat ederken dahi nasihatçide olması gereken özellikler var. Ona sen ince, naif söyle, öyle nasihat et. Öyle değil tabii. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1622-1627. Beyitler Şerhi

Dervişin kalbi meratibi olmaması ne anlama gelir?

Bir derviş küfür ediyorsa onda hayır yoktur. Yok, derviş küfür etmez! Yok, batmıştır o. Bir derviş öyle yanlışlıklar yapmaz, batmıştır o. Kalbi meratibi yoktur zaten onun. Bir mesela bir kimse şeyhiyle didişiyorsa onun hiç kalbi meratibi yoktur. Hiç ama! Sıfır, bak sıfır! Hatta eksidedir o. Allah muhafaza eylesin. işte o sufi, o sufi arş-ı alâda bir müddet sonra, hani ben böyle bizim Bayındır’ın dili var hani gani kirkettin yani gani kirk ettin sen onu böyle ne varsa içine daldın bandın.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1478-1479. Beyitler Şerhi

Kalbi meratip ile dervişlik arasındaki ilişki nedir?

Bir mesela bir kimse şeyhiyle didişiyorsa onun hiç kalbi meratibi yoktur. Hiç ama! Sıfır, bak sıfır! Hatta eksidedir o. Allah muhafaza eylesin. işte o sufi, o sufi arş-ı alâda bir müddet sonra, hani ben böyle bizim Bayındır’ın dili var hani gani kirkettin yani gani kirk ettin sen onu böyle ne varsa içine daldın bandın. Hani adam der ya, ya kardeş ya, yani gani kirk olduk ya, yedik, içtik, doyduk, gark olduk ona yani onun içerisinde kaybolduk. O bir müddet sonra o mürit o arşı istiva ettiği ayeti kerimesi onun üzerinde tecelli eder, o arşta kaybolur. Arş onu sarar her şeyiyle. O arşın içerisinde kendisinde bir benlik kalmaz. işte ruh o nefis meratipleri devam ederken kalbi meratip de yürüyünce ve Cenâb-ı Hakk’ın sırlarından ona sır gelmeye başlayınca artık o bu bedende durmak istemez. Artık o bu dünyada da durmak istemez. O, o esnada hep böyle arşa doğru yücelmek, buralardan kurtulmak ister. O esnada o dervişe şeyh lazımdır. Yoksa bu halde kalırsa o derviş meczup olur, eş, çoluk çocuk, iş batar hiçbir şeyde düzen, sistem kalmaz. Ona bir şeyh lazımdır. Şeyh ona bir esma verir, şeyh ona bir rabıta verir, o sükunete erer. Eğer o şeyh de onu biliyorsa. Biliyorsa anlatır zaten, bilmiyorsa da hiç böyle şeyleri anlatmazlar. Bugün böyle şeyleri anlatacak şeyh bulmak biraz zor. Okyanusta ince aramak gibi bir şey bu. Onlar nerde yaşayacaklar şimdi! Adam şimdi atamayla şeyh oluyor. Birileri kulaklarına üflüyorlar, filanca şeyh olsun diyorlar, o şeyh oluyor veya şimdi yeni moda beni şeyh eder misin! Adam Almanya’dan arıyor, bana icazet verir misin! Rüyamızda görsek veririz diyorum ben, aradan bir sene geçiyor, hani ben onu rüyamda göreceğim. Bir sene geçiyor diyor ki efendi hazretleri, ben geleyim mi, hani şeyhlik verecek misiniz bana? Rüyamda görmedim diyorum, rüyamda görürsem veririm. Bir sene sonra bir daha yazıyor. Şimdi yeni moda! Kanada’dan yazıyor adam, diyor ki işte ingilizce çeviriyor, Türkçeye çeviriyor, belli kelimelerden, Hz. Google’dan benim gibi çeviriyor. Hz Google’dan çeviriden gönderdiği de belli. Ben sizin icazet törenlerinizi gördüm, ben gelsem bana icazet verir misiniz? Bu hale geldi şimdi! Versen ne olacak ki! Adamın birisi gelecek, bir rüya anlatacak, ondan sonra ne diyecek? Bize bir şey söylerlerse biz de söyleriz, öyle mi? Rüyanın tevili bu. Bize bir şey söylerlerse biz de söyleriz, hah rüya tevili bu. Evet, bunlara kaldı meydan şimdi. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1478-1479. Beyitler Şerhi

Sufilerin yıkıldığı yer nedir?

Bir sufinin yıkıldığı yer, kendi nefsini temize çıkardığı yerdir ve bir mürit asla nefsini temize çıkarmaz. Bir mürit nefsini temize çıkarıyorsa o müritlik bağını koparmıştır. O müritlik yolunda değildir. O hatayı, kusuru başkasında görüyorsa yandı keten helva. O şeytanın yolunu tutmuştur. O şeytanlaşmıştır. Sufilerin yıkıldığı yerdir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1478-1479. Beyitler Şerhi

Dervişin temel özellikleri nelerdir?

Dervişin temel özellikleri, canlı, heyecanlı, çevik, hareketli, hırslı, Allah’ı seven, resulünü seven, tırmalayan, koşan, arayan, zikreder, namaz kılar, sever, gözyaşı döker, ağlar, koşturur. Derviş dediğin budur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1435. Beyit Şerhi

Dervişlik nedir?

Derviş kendi kendine şöyle düşünür, ben haramları gücümün yettiğince terk ettim, farzları da yerine getiriyorum ama benim manevi gözüm açılmadı. Canım kardeşim, nerde riya yaptın, nerde gösteriş yaptın, nerde şirke bulaştın, nerde kendinde bir benlik gördün, nerde birisine saygısızlık yaptın, nerde birisine edep adap dışı davrandın? Eşine mi küfrettin, çocuğuna mı küfrettin, annene babana isyankâr mı oldun? Eşine zulüm mü yaptın? Çocuğuna zulmettim mi? Yanında çalışanlara zulüm mü ettin? Kardeşlerine, arkadaşlarına zulüm mü ettin? Bu manevi gözün açılması, o kimsenin için erdemlilik gerektirir. Cömert olacaksın, tevazulu olacaksın, Allah’ı seveceksin, Resulünü seveceksin. Allah ve Resulüne âşık olacaksın. Allah ve Resul’ünün istediği çizgide yürüyeceksin ancak o zaman senin mânen gözün açılmış olacak ve eğer bu sen basiretin açılmadıysa basiretin açılmadıysa Allah’ın suçu yok.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1401-1409. Beyitler Şerhi

Derviş iseniz etrafınıza nasıl bakarsınız?

Bir kimse dünya, hırs, tamah, bütün her şeyini bürüse, her şeye o dünya, hırs, tamah gözüyle bakar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1330-1339. Beyitler Şerhi

Dervişlerinden geçinmeyen üstatlar ne yapar?

Dervişlerinden geçinmeyeceği için, nemalanmayacağı için hak ve hakikati onlara anlatır ama dervişlerinden geçinen bir üstat, dervişlerine bunu anlatamaz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1330-1339. Beyitler Şerhi

Dervişlerin tanımı ve örnekleri nelerdir?

On yıl önce söylüyor birisi bunu bana. Senin ne işin var burda dedim ya, bizim hepsi de hepimiz de aynıyız dedim ben. Böyle baktı. Dervişleri üçkâğıtçı görüyorsan baş üçkâğıtçı benim o zaman. Yürü git dedim. Benim yanımda ne işin var senin. Kimden alacağın var dedim. E yok dedi. Nerden üçkâğıtçı olduklarına karar verdin? Aldım senin dersini, işin gücün rast gelsin. Hadi bak işine dedim. ‘Ben öyle demek istemedim.’ Ya ne demek istedin? Sen dervişler dediğin zaman sadece bu topluluğu konuşmuyorsun ki. Dervişler dediğin zaman Hz. Ebubekir efendimiz de derviş. Hz. Ali efendimiz de derviş, peygamberler de derviş. Âdem’e kadar hepsi de derviş. Bu böyle baktı. Senin haberin var mı dedim biz zikrullah halakasında Âdem aleyhisselamdan Hazreti Muhammedi Mustafa(s.a.v.)’e kadar ne kadar dedim ehli zikir varsa ne kadar mümin varsa hepsinin de zikrullaha geldiğini, zikrullaha katıldığını, orda zikrullah halakasında durduğunu, ordaki sufilerin, ordaki dervişlerin başlarını okşadıklarını, başlarında dua ettiklerini, meleklerin olduğunu, meleklerden özel sufiler olduğunu, derviş olduğunu, Allah onların zikirlerinden derviş melekler yarattığını ve meleklerin, dervişlerin zikrullahına geldiğini, orda zikrullah yaptığını, orda dervişlere dua ettiğinden haberin var mı senin dedim. Yok! Sen dedim dervişler dediğinde, derviş meleklere de laf söyledin, günah işlemediler, hata yapmadılar, kusur etmediler, hiç bir şey yapmadılar. Cenab-ı Hak o dervişlerin, o dervişlerin zikrullahına hususi manada melek yaratmış. O ‘gelin gelin aradığımız burda’ denilen melekler onlar. Derviş melek onlar. Hadis-i Kutsi’de var ya, gelin gelin, aradığımız burda. Nerde? Zikrullah halakasında. Toplu zikrullah topluluğunda. Derviş onlar derviş! Onlar her gece gök semasına inip zikrullah halakası arıyorlar. Her gece! Sen gece kalkıp seccadede zikrullah yaparken yalnız mı yaptığını zannediyorsun! Ey orda burda bir kişi, iki kişi ders yapanlar! Yalnız mı zikrullah yaptığınızı zannediyorsunuz? Bu fakir çok öyle ders yapmıştır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1325-1329. Beyitler Şerhi

Dervişlerin zikrullah halakasında ne yapacakları ve onlarla ilgili meleklerin durumu nedir?

Senin haberin var mı dedim biz zikrullah halakasında Âdem aleyhisselamdan Hazreti Muhammedi Mustafa(s.a.v.)’e kadar ne kadar dedim ehli zikir varsa ne kadar mümin varsa hepsinin de zikrullaha geldiğini, zikrullaha katıldığını, orda zikrullah halakasında durduğunu, ordaki sufilerin, ordaki dervişlerin başlarını okşadıklarını, başlarında dua ettiklerini, meleklerin olduğunu, meleklerden özel sufiler olduğunu, derviş olduğunu, Allah onların zikirlerinden derviş melekler yarattığını ve meleklerin, dervişlerin zikrullahına geldiğini, orda zikrullah yaptığını, orda dervişlere dua ettiğinden haberin var mı senin dedim. Yok! Sen dedim dervişler dediğinde, derviş meleklere de laf söyledin, günah işlemediler, hata yapmadılar, kusur etmediler, hiç bir şey yapmadılar. Cenab-ı Hak o dervişlerin, o dervişlerin zikrullahına hususi manada melek yaratmış. O ‘gelin gelin aradığımız burda’ denilen melekler onlar. Derviş melek onlar. Hadis-i Kutsi’de var ya, gelin gelin, aradığımız burda. Nerde? Zikrullah halakasında. Toplu zikrullah topluluğunda. Derviş onlar derviş! Onlar her gece gök semasına inip zikrullah halakası arıyorlar. Her gece! Sen gece kalkıp seccadede zikrullah yaparken yalnız mı yaptığını zannediyorsun! Ey orda burda bir kişi, iki kişi ders yapanlar! Yalnız mı zikrullah yaptığınızı zannediyorsunuz? Bu fakir çok öyle ders yapmıştır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1325-1329. Beyitler Şerhi

Gönül birliği neden dervişlikte önemlidir?

Sufilik de aynıdır, orda gönül birliği gereklidir, yoksa herkes bir yerdedir ama üstadının çizgisinde durmuyorsa, üstadının dairesinde durmuyorsa, üstadının haliyle hâllenmiyorsa, aynı dairede değil ise o zaman o derviş de ne yaptı? Gönül birliğini kuramadı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1202-1225. Beyitler Şerhi

Gönül birliği neden bir dili ifade eder?

Gönülden sözsüz, işaretsiz, yazısız, yüz binlerce tercüman zuhur eder. O zaman insanlar demek ki meramını anlatabilmesi için üç tane dili var. Bir, söz. ikincisi ne? işaret dili. Öbürkü ne? Yazı. O zaman işaretsiz, yazısız, sözsüz, gönülden yüz binlerce nağme akar. işte o gönülden frekansı yakalayan, gönülden frekanstan bitiren bir kimse o zaman o yüz binlerce nameyi dinler, duyar, görür, işitir. O sağırlardan değildir, o körlerden değildir. Gönülden düşen nağmeleri dinler ve görür ve sufilik de budur zaten ve normalde bazen de insanın o gönlünden geçeni sır tutar o kimse. Ne mimiklerine sevk eder ne dile sevk eder ne de yazıya sevk eder. Asıl sır odur. Eğer o gönül birlikteliği oluştuysa işte o kimse, o sırra vakıf olur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1202-1225. Beyitler Şerhi

Gönül birliği neden bir sırra dönüşebilir?

Gönülden sözsüz, işaretsiz, yazısız, yüz binlerce tercüman zuhur eder. O zaman insanlar demek ki meramını anlatabilmesi için üç tane dili var. Bir, söz. ikincisi ne? işaret dili. Öbürkü ne? Yazı. O zaman işaretsiz, yazısız, sözsüz, gönülden yüz binlerce nağme akar. işte o gönülden frekansı yakalayan, gönülden frekansından bitiren bir kimse o zaman o yüz binlerce nameyi dinler, duyar, görür, işitir. O sağırlardan değildir, o körlerden değildir. Gönülden düşen nağmeleri dinler ve görür ve sufilik de budur zaten ve normalde bazen de insanın o gönlünden geçeni sır tutar o kimse. Ne mimiklerine sevk eder ne dile sevk eder ne de yazıya sevk eder. Asıl sır odur. Eğer o gönül birlikteliği oluştuysa işte o kimse, o sırra vakıf olur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1202-1225. Beyitler Şerhi

Gönül birliği neden bir kibirlilik olarak görülmez?

Bazı zamanlar övünmek kibirden sayılmadı veya Hz. Ali radıyallahu anh hazretleri Hayber’in fethinde olsun, şeyde, savaşlarda çıktığında böyle, onun meşhur bir nağmesi vardı, bütün önceden savaşa çıkanlar, tek tek karşıdan şey isterdi, rakip isterdi ve her çıkan, kendi yaptıkları ile öğünürdü. Hz. Ali radıyallahu anh hazretleri de çıkar böyle savaş meydanında, ateş gibi öğünürdü. Bir gün Allah Resulü arkadan dedi ki eğer dedi Ali savaş meydanında değil de bunu normal zamanda söyleseydi helak olduydu, dedi. Tabii burdaki öğünmek, kibirlilikten değil, düşmana korku verme. Bakın düşmana korku verme, bu kibirlilik olmuyor. Bir de bir kimsenin kendisine ait bir özelliğini orta yere çıkarması, yani ben bu işi yaparım. Ben bu işi iyi yaparım, ben bu işin uzmanıyım. Ya ben bu işin ehliyim, bu övünmek olmuyor. Burda ayırdetmek için söylüyorum bunu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1202-1225. Beyitler Şerhi

Gönül birliği neden bir dervişin halini anlayamamasına neden olur?

Eğer o gönül birliğini sağlayamadıysa, o zaman normalde dil birliği oldu, fikir birliği oldu ama aynı şekilde de hal birliği olmalı yani zikrullahta üstadın gördüğü hali o da görecek. Belki de bazı şeyler derece açısından mümkün olmayabilir ama bazı şeyleri görebilmeli. Hal birliği, hal olarak, hal birliği veyah, da bir derviş kardeşinin gördüğü hali görmek, hal birliği. Sufilik budur. O görüneni, onun gördüğü hali sen de görürsün, aynı hali yaşarsınız ve birbirinin haberi olur aynı hali yaşamaktan. Gönül birliği, bakın gönül birliği, önemli olan bu neymiş? Gönül birliğiymiş.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1202-1225. Beyitler Şerhi

Dervişlik ne anlama gelir?

Dervişlik bu. Hani bir yeni moda çıktı. Ben sayfaya da girmiyorum! Ben sayfadan çıktım! Çık git kardeşim, hiç durma. Sayfadan çıktın, dervişlikten de çık. Sen ne duruyorsun ki! Bizim çöpümüz dahi bizim.Çöpümüz çöpümüz!. Çöpümüz bizim. Sen bizim çöpümüzü dahi kabul etmiyorsun, çek git kardeşim. Bizim çöpümüz de kıymetli. Dervişlerden sen şikâyet ediyorsan çek git kardeşim. Biz bu kadarız ya, buyuz biz. Altın tepside sunmuyoruz kendimizi, bu kadarız. Sen derviş kardeşleri hor hakir göreceğine yürü git burdan. Ne duruyorsun burda, sen saraylara layıksın. Burası saray değil, hamam. Sen git, başka dergâhlara layıksın. Biz fukaranın tekiyiz ya, Allah Allah! Biz Kur’an ve sünnet diyoruz. Onla kafayı bozmuşuz, öyle dedi birisi. Siz Kur’an sünnetle kafayı bozmuşsunuz dedi. Elhamdülillah dedim ben de, kaldı. Kur’an sünnetle kafayı bozmayan, şeytan onun kafasını bozmuştur dedim, kaldı. Daha da ileri gideyim mi dedim ben, böyle baktı. Şeytan sana tecavüz ediyor dedim. Sen de ondan zevk alıyorsun. Bir kimse Kur’an sünnetle kafayı bozmadıysa, şeytan ona tecavüz ediyordur ona, evet, başka bir şey değil. Sen dedim şeytanla evlenmişsin, haberin yok senin dedim. Sen şeytanla yatıyor, şeytanla kalkıyorsun. Biz Kur’an sünnetle yatıp kalkıyoruz. Sen kendin söyledin dedim böyle. Hamdolsun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1185-1200. Beyitler Şerhi

Dervişlerin halaka sıralaması nasıl olur?

Birinci halakaya böyle işte zakirler, çavuşlar, nakipler, nükebbalar, aslında şeyhin sağına, en hiyerarşik olarak sağına en eski zakir veya halife soluna, işte halifeden sonra nükebba, halifenin sağına varsa bir nükebba daha, nükebbanın, soldaki nükebbanın yanına varsa bir nükebbba daha.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 701-703. Beyitler Şerhi

Dervişlerin halaka sıralamasında ne gibi bir durum söz konusudur?

Onlar da hangisi önce derviş oldu, hangisi önce nükebba oldu , hiyerarşik olarak kendileri de o sıralamaya geçerler, kendi kendine herkes kendini bilir veyahut da eski derviş, yeni dervişten öncedir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 701-703. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 701-703. Beyitler Şerhi konusunda ne anlatılmaktadır?

Adap görmemiş, yol yordam görmemiş, adap yok. Sufilik adap getirir böyle, her şeye disiplin getirir. Nerde nasıl yapacak, nerde nasıl davranacak, sufilik onu getirir. Herkes edebiyle oturur. Dizlerin ağrımıyorsa, gelirsin önde iki dizinin üzerine oturursun. Dizin ağrıyorsa geç kardeşim arkaya bağdaş kur, yan gelme. Üç tane oturuş şekli var. Bir, iki dizinin üzerine, iki bağdaş kurmak, üç bir ayağını dikerekden oturmak. Dördüncü bir oturuş şekli Sünnet i Resulullah’da yok. Bak dördüncü bir oturuş şekli Sünnet i Resulullah’da yok. Yerde mi oturuyorsun, bu üç türlü oturursun. Dördüncüsü yoktur. Camiye gidiyoruz şimdi camide tabureler var, yan tarafa herkes yaşlanıyor bir tarafa. Hutbe okunuyor, adam hutbe okunurken ne yaptın ya emekli maaşlarına ne kadar zam gelmiş? Hutbe okunuyor. Hutbeyi dinlemek vacip Hanefi’ye göre. Namazda oturur gibi oturacak o kimse hutbeyi dinlerken. Namaz daymış gibi oturacak. Yok! Ümmet i Muhammed’e bunları öğretecek, disipline edecek, bilen de kalmadı ve şimdi herkes de şu şey var. Hele bir gelsin ya camiye giriyor ya. O hale geldik veya biz aynı şey, ya adam dergaha geliyor ya, Allahı zikredecek ya, sıkmayalım adamı. O hale geldik ama edep adap kalmadı. Distur kalmadı. E bunu eskiler daha disiplinli yapmaları lazım ki yenilere örnek olsun. Böylece otutturacağız, hani Hz. Mevlana üzüm üzüme baka baka kararır der ya, üzüm üzüme baka baka kararacak. Birbirlerimize bakaraktan, birbirimizden doğruyu öğreneceğiz. Doğruyu öğrenince de ne olacak, doğruyu yaşamaya başlayacağız inşallah. Hepimize vazife düşüyor. Hepimiz çobanız. Biz arkaya bizden sonra gelecek olanlara, bakın bizden sonra gelecek olanlara, biz adapsızlık, biz edepsizlik, biz gevşeklik bırakmamamız lazım. Bu tekke dört yüz elli yıllık. Bizim işimiz daha zor. Dikkat et. Burası dört yüz elli yıllık bir tekke. Burda vazife yapanlar, burda iş yapanlar, burda hizmet edenlerin işleri daha önemli. Daha zor, daha sıkıntılı. Sebep? Sebep? Çünkü biz burdan arkaya, geriye, bir miras bırakacağız. Bir miras bırakacağız biz. Biz bu mirası bırakırken doğru miras bırakmalıyız burda. Doğru miras bırakmalıyız ve öyle bir miras bırakmalıyız ki bizden sonrakiler o mirası devam ettirsinler, insanlara tertemiz kur’an ve sünnet yolu kalsın. O yüzden sufilik edep ve adaptır. Herkes edebine ve adabına riayet etsin. Bu bizimle beraber yol giden kardeşlere. Misafir kardeşlere bu konuda bir sözümüz yok. Onlar misafirimiz, başımızın tacları hepsi de. Allah razı olsun. Bu noktada tabii onlar da bu sohbetten kendilerince paylarını alırlar ama sufilik edep ve adaptır. Bir kimse nereye giderseniz gidin, camiye, tekkeye, medreseye giderken, edepli ve adaplı gibin. ibadethaneleri gidiyorsunuz. ister havra olsun, ister kilise olsun, bir ibadethaneye gidiyor musun? Evet. Sakın ibadethaneye girerken, edebini adabını bozma. Bakın sakın bir kiliseye gittiğinde, camide davrandığın gibi davran. E, camide gevşek kilisede de gevşek herkes. Bak camide gevşek ya kilisedede de gevşek veya bazen ne yazık ki kiliseye giderken daha disiplinliler. Bu da iyi bir şey. Yani ordaki Hristiyanlar da diyecekler ki ya bu Muhammediler ne kadar disiplinli. Bu da farklı bir bakış açısı inşallah ama havraya da gitseniz, kiliseye de gitseniz, bir yere giderken disiplinli olun. Orda nahoş hareketler yapmayın. Orda eksik, yanlış hareketler yapmayın. Bir tekkeye gittiniz. işte ismail Hakkı Bursevi tekkesine gittiniz. Tekke orası. Orda yıllarca zikrullah yapılmış, dersler yapılmış. Oranın bir maneviyatı, bir ruhaniyeti var. Oraya girerken edepli gir, edepli çık. Boş kelime konuşma. Kakara kukara yapma orda. Emir Sultan Hazretleri’nin oraya gittiniz, boş konuşma. Boş dolaşma orda. Edepli ol. Üftade Hazretlerine gittiniz veya yukarda, onun mübareğin tekkesi var. Oraya gittiniz, edepli olun, adaplı olun ve buralara gittiğinizde tek başınıza da olsa, onbir ihlas bir fatiha okuyup orda kısa bir tevhit çekin. Kısacık da olsa tek başınıza gittiniz, onbir ihlas bir fatiha okuyun, bütün makama bağışlayın. O zata da bağışlayın. Ondan sonra la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah diyerekten üç tane dahi zikrullah vurun veyahut da tek başınasınız, hiç önemli değil, deyin ki kendi kendinize, bu zatın ruhaniyeti var, dervişlerinin ruhaniyeti var, onca ruhaniyet var, onlar sana merak etme eşlik ederler. Sen görmesen dahi onlar sana eşlik ederler. Tevhidi dergahın adabı vechesi ile çek. La ilahe illallah La ilahe illallah La ilahe illallah Hak Muhammeden Resulullah Cemi el enbiya i vel mürselin velhamdülillahi Rabbil Alemin. El Fatiha meessalavat. Amin. En az üç sefer bunu erkekler cehri olarak çekip, ardından fatiha deyip ordan öyle ayrılacaklar. Bayanlar da eğer kendi kendilerinelerse, hiç kimse yoksa, çok böyle hafif sesle bunu yaparaktan ordan ayrılabilirler. Bu adabı da bu erkanı da gittiğiniz her türlü veli kabristanlarına gittiğinizde bunları da uygulayabilirsiniz inşaallah.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 701-703. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 693-700. Beyitler Şerhi neden önemli bir konudur?

O güzelim ışık, şekle bürününce kale burçları gibi sayılar belirdi. Burçları mancınıkla yıkın da şu bölüğün arasındaki fark kalksın. Bunu iyice açar, anlatırdım ama birinin fikri sürçmesin diyorum; bundan korkuyorum hani. İnce sözler, keskin bir kılıca benzer; kalkanın yoksa geri dur. Bu elmas kılıcın önüne kalkansız gelme; çünkü kılıca kesmekten utanç gelmez. Bu yüzden kılıcı kına koydum ben. Eğri okuyan biri aykırı okumasın, ters anlamasın dedim. Biz gene hikayeyi tamamlama ya gerçekler topluluğunun vefasını anlatmaya geldik. O uydukları adamdan sonra kalktılar, onun yerine bir naib istemeye giriştiler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 693-700. Beyitler Şerhi

Ruh ve beden arasındaki ilişki nedir?

Bir insanın teni, vücudu bu manada burç gibidir. Eğer bir kimse tenden, vücuttan geçerse, (dışardan çok ses geliyor), biz bütün vücutları ortadan kaldırsak, herkesin ortada sadece ruhu kalır. Bütün burçları yıksak, sadece ortada ruh kalır ve bir gün bu ruhlar, bu bedenlerden kurtulurlar. Bu ruhlar, bu bedenlerden kurtulduklarında, bu mecburi istikamettir. Bütün ruhlar, eğer iman edip salih ameller işledilerse, özgürlüklerine kavuşurlar. Kınından çıkmış kılıç gibi olurlar. Eğer salih kimselerdense keskin bir kılıç olur. Salih kimse değilse tahtadan bir kılıç olur. Ateşte yanmaya gider. O zaman bize düşen, onun keskinkılıç olması için salihlerle beraber olup, salih ameller işlememiz lazım.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 693-700. Beyitler Şerhi

Sufilerin konuşmalarında neden rumuzlu ve örtülü bir dil kullanmaları gerekir?

Bazı sözler vardır ki bu sözler çok açık konuşulmaz. Çok açık konuşulduğunda, karşıdaki kimse bunu farklı anlayabilir. Farklı anlayınca da onun küfrüne sebep olabilirsiniz veyahut da o farklı anlamdan dolayı onun için sıkıntılı bir şey olabilir. O yüzden sufiler, rumuzlu konuşmayı severler. Hani Ebu Hureyre (r.a.) hazretlerinin sözü vardır ya ben diyor Peygamber(s.a.v.) hazretlerinden , iki heybe ilim aldım. Heybenin önünde olanları önüme gelene saçıyorum, söylüyorum. Eğer heybenin arkasından bir şey söyleyecek olursam, Ebu Hureya dinden dönmüş, kafir olmuş der, beni katledersiniz diyor. Demek ki bazı sözler vardır ki o sözleri açıkça konuşmak hoş değildir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 693-700. Beyitler Şerhi

Tasavvuf anlatımında doğru strateji nasıl uygulanmalıdır?

Bakın, söylediğiniz doğru olabilir, stratejiniz doğru değil. O zaman ona doğuruyu, doğru strateji ile anlatacaksınız. Doğru stratejiyle. O zaman onun gibi ince sözler, keskin kılıca benzer. Onun karşısında kalkan gerek. Kalkansız o ince sözün karşısına çıkarsan, kılıç diyor kesmekten usanmaz. işi odur çünkü. Allah bizi affetsin. Bu elmas kılıcın önüne kalkansız gelme, çünkü kılıca kesmekten utanç gelmez. Kalkansız gelme. Bir de elmas kılıç, biraz da Mürşid i Kamillerdir. Kalkansız gelme, onun yanına edepsiz gelme, onun yanına destursuz gelme. Keskin kılıç gibidir. Hani Abdülkadir Geylani hazretlerinin meşhur sözü vardır ya, bizim diyor kılıcımız kınından çıkmış öyle durur. Biz diyor bir kimseye vurmayız. Bir kimseyi kesmeyiz. Ahmaktan gelir bizim kılıcımızla çarpar der. Ahmaklar gelir Abdülkadir Geylani hazretlerinin kılıcına çarpar. Ahmak olma. Kılıca çarpma edebine dikkat et. Kendine dikkat et. Söyleyeceklerine dikkat et. Hal ve hareketlerine dikkat et. Sen bir veliyi üzer incitirsen onun intikamını Allah alacak senden.Velinin yanında durmak berekettir. O velinin yanında durmak bir taraftan da bakılınca tehlikelidir. Yanında edebini muhafaza edersen, peygamber sofrasında oturursun. Ama edebini muhafaza etmezsen, kendi kelleni uçutturursun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 693-700. Beyitler Şerhi

Sufi topluluklar neden bazı kişileri tasavvufa davet etmemişlerdir?

Önceden sufi topluluklar kimseye gelin sufi olun demezlerdi. Sonradan insanların imanlarını kurtaralım, işte onlara böyle islamı anlatalım deyince sokağa düştüler. Gelin bize tabi olun demeye başladılar. iş daha da arttı, ders kağıtlarını parayla satmaya başladılar. Sohbet cidilerini parayla satmaya başladılar, milletten zekat toplamaya başladılar, sadaka toplamaya başladılar, para toplamaya başladılar aman dediler ya ne kadar çok müridimiz olursa, o kadar çok paramız olacak. Başladılar, mürit toplamaya. Gerçek sufiler, mürid toplamak için yola çıkmazlar. Gerçek sufiler. Bir kimse gerçekten sufi ise, mürid toplamak için yola çıkmaz. Çünkü o yolun kılıçtan keskin, kıldan ince olduğunu bilir o. Bizim gönlümüze hoş gelir o. Dışardan bakınca aman ne tatlıdır. ama hadis i kutsi de bellidir. Bela ve müsibetin çoğu, büyüğü peygamberleredir, sonra velilere, sonra velilerin etrafındakileredir. Eğer gerçekten o kimse veli kimseyse, davet ettiği yer bela ve musibete davet ediyordur onları. Adam davet ediyor. işin bozulursa düzelir senin burda işin diyor. Ya nasıl adamın işi düzelecek ki? Eğer orası bir velinin dergahıysa, onun başındaki şeyh bir veli ise onun başındaki şeyh bir mürşid-i kamil ise, sen onu gel burda işin düzelir diye davet etmek ahmaklıktan başka bir şey değil. Ya işin düzgünse bozulur orada. Neden? Düne kadar sen dünyayı seversin, dünyaya aşık olursun, dünyaya sevip, dünyaya aşık olduğundan sana hiç kimse bir şey demez. Orda derler ki sana dünyaya aşık olma. Sen dünyaya aşıksındır. Dünyaya aşık olduğundan, dünya sana aşık, sen dünyaya aşık, birbirinizle geçinir gidersiniz ama işin içerisinde ben Allah’ı seveceğim deyince dünya senden intikam alır. Senin o güne kadar eşinle bir problemin yoktur. Vur patlasın çal oynasın. O kafe bizim, o çay ocağı bizim, o park bizim, o sinema bizim…

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 693-700. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 693-700. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?

Düne kadar sen dünyayı seversin, dünyaya aşık olursun, dünyaya sevip, dünyaya aşık olduğundan sana hiç kimse bir şey demez. Orda derler ki sana dünyaya aşık olma. Sen dünyaya aşıksındır. Dünyaya aşık olduğundan, dünya sana aşık, sen dünyaya aşık, birbirinizle geçinir gidersiniz ama işin içerisinde ben Allah’ı seveceğim deyince dünya senden intikam alır. Senin o güne kadar eşinle bir problemin yoktur. Vur patlasın çal oynasın. O kafe bizim, o çay ocağı bizim, o park bizim, o sinema bizim…

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 693-700. Beyitler Şerhi

Derviş olmak ne gibi etkiler yaratır?

Birisi derviş olunca şimdi ama hanım derviş oldu ama bey derviş oldu, iş bozuldu. Önceden kafe, sinemaydı ondan sonra ne bileyim restoranttı, işte avmlerdi dolaşıyordu, birisi derviş oldu, iş bozuldu. Ne oldu? E birisi ordan tat almıyor artık, öbürkü ordan tat alıyor, iş bozuldu. Sen nerde o kimseyi davet edeceksin, şunu şöyle yap diye (şu kapının ağzını boşaltın sağlı sollu gelin içeri biraz daha.) Bir sufi topluluk da keskin kılıç gibidir. Orda dikkat et kendine. Orda kendini disipline et, orda kendini muhafaza et. Hani şeyh efendi Allah rahmet eylesin, çok söylerdi, o meydanda nice başlar kesilir de kan parasını veren olmaz. Sebep? Orda dikkatli olmak gerekir. Başka bir yerde o kadar dikkat istemeyebilir ama sufi hayatta dikkat ve disiplin lazım. Sen orda ağzında sakızla şakkak şakkak otutturamaz, oturtmazlar seni orda. Sen gevşek gevşek orda oturamazsın. Orda nahoş hareketler yapamazsın. Edebe mugayir hal ve hareketler yapamazsın. Sen dikkatli davranmak zorundasın. Sen bütün hayatını kur’an sünnet ve edep dairesinde yaşamakla mükellefsin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 693-700. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 602-609. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?

Biz senin öğretini almaktayız. Bir gün gelir siz de darbe karşıtı olursanız, siz de diyeceksiniz ki darbe karşıtı olmayı sen öğrettin bize. Darbeye karşı sen yürüttün bizi. E şimdi de darbeye evet dememizi bekliyorsunuz. Ben ne diyeceğim? Hayır bundan haberim yoktu diyeceğim. Hayır, haberim var. Hepiniz de darbecilere karşı mücadele ettiniz, gücünüzün nispetinde, hepinize de teşekkür ediyorum.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 602-609. Beyitler Şerhi

Kendini süsleme ve kendini şeyh veya mürşid olarak göstermek ne anlama gelir?

Sakın kendi kendine oldum havasına düşme. Sakın kendi kendine erdim havasına düşme. Sakın kendi kendine ben bundan sonra mânen de uçarım deme. Kanadı çıkmamış kuş uçmaya kalkıştı mı her yırtıcı kediye lokma Ooooo! Bu muhteşem bir sufi dersi. Sakın kendi kendine oldum derdine, oldum davasına düşme. Kendi kendine ben şeyh oldum, ben mürşid oldum, ben mürşid-i kamil oldum, ben nebi oldum, yok ben Mehdi oldum, yok her şey benim yüzü suyu hürmetime gidiyor. Sakın ha! Bu peygamberlerin yolu değil. Bu ilk sufilerin yolu değil. ilk sufilerin ağzından duyulmamıştır ben mürşidim diye. ilk sufilerin ağzından duyulmamıştır ben şeyhim diye. Duyulmamıştır! Bu son yüzelli ikiyüz yıla gelinceye kadar, bu son ikiyüz yıl, üçyüz yıldır duyulmaya başladı bunlar. ilk sufiler, böyle şeyler söylemezlerdi. Kendilerince kendi üzerlerine ben şöyle şeyhim, ben böyle mürşidim, ben böyle Mehdi’yim, ben böyle veliyim, ben böyle nebiyim! Bir de o çıktı şimdi! ilk sufilerin yolu değildir bunlar. Ashabın yolu değildir unlar. Bunlar Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yolu değildir. Bunlar, heva hevese düşenlerin yoludur. Allah muhafaza eylesin. Ben dervişim diye caka satma. Ben sufiyim diye caka satma. Etrafa böyle kendince süs verme. Dosdoğru git yolunda, dosdoğru yolunda git, hava atma! Ticaret yaparken sen benim kim olduğumu biliyor musun? Kimsin sen? Biz filanca dergaha bağlıyız. Bana söylüyor bir de adam! Maşallah sübhanallah dedim. Parayı gidip ondan mı alacağız? Alışveriş ederken dergahını kullanma. Ticareti katma işin içerisine. istismar etme. Şeytanın vesvesesine düşme. Gidip de patronuna biz nereye bağlıyız biliyor musun! Sana ne patronundan, işine bak sen! Adam senin işine baksın desin ki ya bu terbiyeyi nerden aldın sen? Adam senin işine baksın, desin ki maşallah ya, ne güzel yetişmişsin, seni kim yetiştirdi, nerde yetiştin, hangi bağın bağbanısın, hangi bahçenin gülüsün, hangi gülün bülbülüsün? O sorsun sana. O sorsun sana! Yok, istismar etme. Sakalını istism, etme. Ben bu sakalla mı yalan söyleyeceğim? Söylersin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 583-589. Beyitler Şerhi

Dervişlikte ne tür bir mücadele yaşanır?

Dersine devam et, sen perhizine devam et, nefsinle mücadeleye devam et. Bir rüyaya kanma. Bir hale kanma. Kendi kendine birisi beni rüyasında görmüş. Kanma. Beni de rüyalarında görenler varmış. Hani nerde? Hani nerde? Kendi kendine oldum davası gütme. Kanadın çıkınca uçarsın, merak etme. Merak etme. Seni uçururlar. Sen ama dikkat et yine. Başkasının uçurması ile uçma. Sen kazandığını yiyenlerden ol. Mücadeleyi elden bırakma .Yarabbi demeyi elden bırakma. Kendi kendini tövbe kapısından bırakma. Kendi kendine oldum davası güdüp de onun eşiğinden başını çekme. Başın onun eşiğinde dursun. Başını onun eşiğinden çektiğin an, helak olduğunun resmidir. Helak olursun Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 583-589. Beyitler Şerhi

Derviş kardeşlerin şeyhinden başka bir kimseye aktap kabul etmesi ne sonucu doğar?

Derviş kardeşler herhangi bir kimseyi, herhangi bir kimseyi şeyhinden başka attap kabul ettikleri için yanıp perişan oldular.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 430-434. Beyitler Şerhi

Gölgeden çık, gölge yüzünden bir güneş bul. Bu sözün anlamı nedir?

Hz. Mevlana diyor ki gölge seni güneşe götürmesi gerekir. Yürü diyor. Tebrizli Şems’in eteğine yapış. Bu sözüm bütün dervişana, şeyhi kim olursa olsun, eğer şeyhinizle sizin aranızda birisi perde ise ve sizi perdeliyorsa, yırtın o perdeyi. O per,de kendi ellerinizle yırtın. Eğer şeyhiniz sizinle görüşmeyecekse, gitsin dağda çobanlık yapsın, beş tane koyun verirlerse ona.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 430-434. Beyitler Şerhi

Rüya anlatımıyla ders verme süreci nasıl işler?

Bismillahirrahmanirrahim, Bismillahirrahmanirrahim, Bismillahirrahmanirrahim, Bismillahirrahmanirrahim… Horluyormuş. Kız kardeşi demiş ki abi horluyon. Hoop kendine geliyormuş. Besmeleyi bitiremedim dedi. Sabahleyin koşa koşa geldi yanıma. Dedi ben besmeleyi bitiremedim. Demek ki sen dedim daha besmeleyi geçememişsin gerçekte. Nasıl? Basbayağı dedim. Gençlik var ya o zaman. Takır, takır, takır. Böyle biraz da kinayesine oluyormuş gibi oluyor ama bildiğimi söylüyorum. Sen dedim daha besmeleyi geçememişsin. Senin daha dedim çok alınacak yolun var. Ben ne yapayım şimdi dedi. Git mübareğe söyle dedim senin mübareğe. Deki dedim ben, Bayındır’da bir Mustafa Özbağ’la görüştüm. Mübarek benim derslerimi yüze indirdi. Ben o yüz besmelenin yüzünü de çekemedim. Hikmet ne de dedim ben. Gitmiş, demiş seni bir üflerim bağlarım her tarafına bak demiş. Bir daha sakın bir yere gitmiycen. Seni demiş deli divaneye çıkarırım demiş, aklını bozarım senin demiş. Bir muska yaparım sana demiş. Evini barkını dağıtırım demiş. Adam her dönüşte bana uğrardı. Gelmedi adam. Bir ay, bir buçuk ay geçti geldi. Mustafa Efendi dedi ya, ne oldu biliyor musun? Ne oldu dedim? Ben korkumdan gelemedim sana dedi. Böyle böyle oldu dedi. Dedim hala daha inanmıyor musun dedim, muskacının, büyücünün teki dedim ya, sen hala daha dedim ona şeyh diye gidiyorsun dedim. Çok böyle. Allah bizi affetsin. Bu tip insanların etrafında da insanlar toplanıyorlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 350-367. Beyitler Şerhi

Dervişlerin ne şekilde insanları aldatabildiklerini anlatmaktadır?

‘Aşağılık kişi de dervişlerin sözlerini çalar da bir bön kişiye o efsunu okuyup üfürerek kandırmak ister.’ Dervişlerin de aşağılıkları vardır. O derviş suretindedir. Derviş siretinde değil yani sureten derviş. içi derviş değil. Sureten derviş olanlar, dervişlik sözleri ile kandırırlar insanları. O çok ağır sufidir. O ne haller görüyordur. Onu hani vardır ya ne doktorlar mühendisler istedi de gitmedi. O da öyledir, nice şeyhler onu istemiştir, nice şeyhler onu çağırmıştır, nice şeyhler onu beklemiştir. O baba derviştir. Ona, o Şemsini bekliyordur. Bir de o var ya, o Mevlana, Şemsini bekliyor, biz de Şemsimizi bekliyoruz, maşallah. Hayırlı olsun Mevlanalığın. Nasıl? E Şemsini bekleyen, Mevlanaydı. Mevlana da ne beklediğini bilmiyordu dedim ben, o Şemsi beklediğini bilmiyordu. O, o esnada görmüyordu, amaydı. Şems onun gözünü açtı. Gören kimdi, Şemsti. Kör olan kimdi? Mevlanaydı. Kaldı ağır sufi amcam. Körlerdensin demek dedim. E öyle. Doğru söylüyorsun dedim, sana bir Şems gerek ama dedim bir Şems’in rüyasına gireceksin ki dedim gelecek sana bakacak, diyecek ki dedim ben, bunun içinde altın madeni var ama o madenin üzerine bir cüruflar kaplamış, geleyim de diyecek şu cürufları temizleyeyim, bu altın madeni meydana çıksın. Eğer kendini böyle görüyorsan yine kibirlisin dedim. Gönlünde zerrece kibir bulunan asla cennete giremez. Ya ne yaptın, bizi kafir mi ettin dedi. Yok ya, kafir etmedim dedim, Şemsini bekliyorsan kibir hali var sende. Aranmıycak arkadaş. Öğrenmiş bir iki tane Beyazitten söz, Hallacı Mansur’dan söz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 319-324. Beyitler Şerhi

Cevlakiye dervişleri neden kendilerini cascavlak ederler?

Cevlakiye dervişleri genelde kendilerini cascavlak ederler. Bir rivayet vardır, onlar kalenderiyeden ayrılmıştır diye ama şeyi çok önemlidir. Onu ilk başlatan kimse de cevlakiyenin kalenderiyeden ayrılma, o günki kalenderi pirinin, bir kadın ona çok arkadaşlık, çok musallat olur, onun peşine düşer. Bir gün saçını, sakalını, kirpiğini, kaşlarına varıncaya kadar tıraş eder. Kadın onu ertesi gün görür. Ben bu adamı mı sevdim der, vazgeçer.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 248-262. Beyitler Şerhi

Hz. Mevlana’nın cariye hikayesini nasıl anlatdığı?

Başında diyor ki ey oğul hür ol. Ondan sonra bize anlatıyor cariye hikayesini ve cariyeyi öldüren hekimi koyuyor bizim önümüze. Diyor ki hekim, cariyenin aşık olduğu kuyumcuyu öldürdü. Kuyumcu neydi? Nefisti. Kuyumcu neydi? Şehvetti. Kuyumcu neydi? Paraydı. Kuyumcu neydi? Makamdı. Onu getirdi saraya, ne yaptı? Kuyumcubaşı etti. Hazinedarbaşı etti. Ona ne yaptı? Güzel elbiseler verdi. Ona ne yaptı? Cariyeyi verdi. Kuyumcu neydi o zaman? Şehvetti. Kuyumcu neydi o zaman? Mal ve paraydı. Kuyumcu neydi o zaman? Makamdı. Kuyumcu, bu üç şeyden korku ve ümit içerisinde yaşadı. Ne için gelmişti kuyumcu, ona ne ile aldatmıştı? Dedi ki sana bu elbiseleri getirdim. Daha padişahta bunun binlercesi var, arkası var, arkası yarın. Sana hediye getirdik. Altın. Bunun daha arkası var, arkası var. Seni kuyumcubaşı edecek dedi. Arkası var mı daha? Arkası var. Makamın sonu yok. Ardından ne dedi? Padişah çok cömerttir. Sana istediğin kadını da verir. Ne yaptı? Cariyeyi de verdi ona. işte insanları idare etme sanatıdır bu. Sen insanları idare etmek istiyorsan ve insanların senden hesap sormasını istemiyorsan, insanların seni rahatsız etmesini istemiyorsan, insanları böyle heva ve hevesine bırakırsın, herkes heva ve hevesi devam ettiği müddetçe, dünya üzerinde ne olup bittiğine bakan olmaz. Senin şehvetini doyururlar, senin karnını doyururlar, seni de geçinecek kadar para, makam, mevki verirler. Sen hiçbir şeyi sorgulamazsın. Sahte cennette yaşarsın. Hayatını öyle devam ettirirsin ve bunları kaybetmekten dolayı korkarsın, korktuğun için yönetilirsin. Bunlara sahip olmak için susarsın ve böylece yönetilirsin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 223-227. Beyitler Şerhi

Sufilerin hedefi nedir?

Sufilerin bir hedefi vardır. Bu hedef hürriyettir. iman hürriyettir. iman hür olmaktır. iman hürriyettir hürriyet.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 223-227. Beyitler Şerhi

Sufilerin Allah’a ibadet etme şekli nedir?

Onlar Allah’ı sevdikleri için ibadet ederler. Allah’ı sevdikleri için oruç tutarlar. Allah’ı sevdikleri için namaz kılarlar. Allah’ı sevdikleri için zikir yaparlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 223-227. Beyitler Şerhi

Hz Mevlana’nın bir sözü nedir?

Hz Mevlana diyorki: “Güneşe delil gene güneştir. Sana delil gerekse, ondan yüz çevirme.” Sana bir deli lazımsa güneşle alakalı, sen güneşten sakın yüz çevirme. Güneşten yüz çevirdiğin anda karanlıkta kaldın. Deliksiz kaldın. Sana bir delil gerekse yolda yürümek için, sen o yol güneşine sırt çevirme. Sırt çevirdin, kala kaldın yine. Delilsiz kaldın. Kur’an senin delilin, yüz çevirme. Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve sellem senin delilin, yüz çevirme. Allah onları yeryüzüne delil olarak indirdi, yol bulasınız diye. Sana delil; senin mürşidin, senin velin, yüz çevirme. Allah onu sana delil olarak indirdi. Sakın ha! Delilden yüz çeviren delilsiz kalır, ışıksız kalır, yolsuz kalır, nefessiz kalır. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 114-120. Beyitler Şerhi

Gölge ne anlama gelir?

Gölgede onun bir izini verir. Verir ama güneş her solukta can ışığı Gölge, güneşin varlığına delildir. Gölge olmazsa, güneş yok deriz biz. Karanlığın zifirinde gölge olur mu? Olmaz. Güneş doğarsa, varlıkların gölgesi düşer. Güneş doğmazsa varlığın gölgesi düşer mi? Düşmez. Gölge bizi bir şekilde güneşe götürür. Mecaz aşk, bir şekilde bizi hakikate götürür. Mecaz ama mecaz hakikate götürür derken mecazda kalmamak şartıyla. Hani bizim bazen genç sevgililer vardır. Bana da sorarlar. Hocam birisine duyduğumuz sevgi bize hakikate götürür mü? Ben de aman sevgiden uzak kalmasınlar diye alkışlarım böyle. Seviyorsan birisini harika derim sevebiliyorsun sen. Kimisi de saf. Zannediyorlar ki kendi böyle nefislerinden, kendi böyle heveslerinden sevdiklerini âşıklık zannediyorlar. Kendisini Leyla’nın yerine koyuyor, kendisini Mecnun’un yerine koyuyor, kendisini Yusuf’un yerine koyuyor, kendisini Züleyha’nın yerine koyuyor, kendisini Aslı’nın yerine koyuyor, Kerem’in yerine koyuyor, Ferhat’ın yerine koyuyor, Şirin’in yerine koyuyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 114-120. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 114-120. Beyitler Şerhi konusunda ne anlatılmaktadır?

Bir halife, bir çavuş, bir nakib, bir nükebba, bir ders yaptıran kimse, orada ilahi söyleyen, sema eden, ney üfleyen, bendir vuranO zatın gölgesi hükmündedir. O yüzden derim, suç benim, kabahat benim diye. O zaman gölge ne oldu? Güneşe delil oldu. Güneşin delili oldu gölge. O zaman o gölge, o güneşin bize izini gösterir. O güneşin izini bize ne yapar? O gölge anlatır. “Gölge, gece masalı gibi uykunu getirir.” Gölgenin bir de o hali vardır. Gölge uyku getirir. Sen gölgeye aşık olursan, uykun gelir senin. Gaflet basar sana. Sen gölgenin peşine takılırsan ve gölgede kalırsan, gaflet basar sana. Sen güneşin alnında cayır cayır yanarken, uyuyamazsın. Gölgeye kendini atarsın, serin yere. Gölgede gaflet basar. Uyursun sen. Güneşin alnında uyuyamaz insan. Gölgede canı rahat bulur. Sufiler de aynudır. Şeyhin yanı yakar adamı. Şeyhin etrafı adamı yakar. Her daim uyanık olacaksın. Her daim devamlı istim üzerine duracaksın. Her daim devamlı böyle harekette duracaksın. Birazcık uzaklaşınca, insan gölgeye kanar. Hani şeyler vardır, dervişler. Ben evimde dersimi çekiyorum efendim, olur mu? Olur! Sen evinde çeki ver. Gölge rahat! Hatun, demle çayı. Oh! Çoluk çocuk gelin bakalım. Televizyonda ne dizisi var bugün? Haydi bakalım. Gez kanal kanal. Elinde de tesbih, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah Şeyhin nerede? Ya onlar sohbette. Sen? Ben izin aldım ondan. Ne için? Ben evde dersimi çekebilir miyim dedim. O da çekersin dedi. Aaaa, tamam! Adam şeyhime telefon açardı. Efendim burada baskın var. Polisler dolaşıyorlar, dersleri iptal etsek olur mu? Olur. Ben de yanındayım. Umredeyiz. Tamam, iptal edin oğlum. Öbürkü! Korku, böyle bir virüs gibidir. Ondan ona, ondan ona bulaşır. Öbürküne de bulaşmış. O da aradı. Efendim, bizim burada da baskı var. Birbirlerine telefon açıyorlar onlar. O ona, o ona, o ona telefon açıyor, bütün zakirler arıyor. Biz de umredeyiz. içimden dedim ki korku bulaştı herkese ,bütün zakirler arıyor. Dersleri iptal edip evlerde ders yapabilir miyiz. Yapabilirsiniz. Aaa, dersler durdu bir anda. Bana döndü, Mustafa Efendi, oğlum sizi basmıyorlar mı dedi. Basmıyorlar efendim dedim. Basmıyorlar dediğimde iki hafta önce herkesin elinde kimlik, kameraya almışlardı bizi. Sıradan odaya kamerayı kurdular. Herkes alıyor kimliğini eline, geçiyor kameranın karşısına. Mustafa Özbağ, işte şu adreste oturuyorum. Adım şu, baba adım bu, doğum tarihim bu. Kimlik de elinde, kamerayı böyle koyuyor. Bunu cezaevinde yapıyorlar sadece. Bunu karakolda sorguya girdiğinde yapıyorlar sadece. Bunu 28 Şubat’ta ders yaptığımız yerde yapıyorlar bize. Ben aranıyorum, üzerimde kimlik yok. Üzerimde başkasının banka kartı var. Banka kartını birine verdim, ehliyeti birine verdim. Dil yok, konuşma yok, uzun boylulara baktım böyle. Hiç konuşmuyorlar. Hiç kimse konuşmuyor, herkes göz göze. içimizde kim sivil polis bilmiyoruz ki! Adam geldi, bizim oturduğumuz yere. Mustafa Özbağ kim dedi, arkamda bir arkadaş vardı. Döndüm, seni çağırıyorlar bak dedim. Kalktı o. Pardon önümdeki. Önümdeki mi, arkamdaki mi, ne diyordum. Döndüm, seni soruyorlar bak dedim ben. Bu kalktı yürüdü, ha dedim bunlar beni tanımıyor içimden. Kaldırdığım adamı Mustafa Özbağ diye götürdüler çünkü. içimden dedim Mustafa Özbağ bunlar seni tanımıyor. Mustafa Özbağ’ı arıyorlar ama Mustafa Özbağ kim diye soruyorlar. Demek ki oradan birisi içerde dediyse! Geldi, Mustafa Özbağ dedi. Mustafa Özbağ kim de demedi. Mustafa Özbağ kim de demedi Mustafa Özbağ dedi. E ben, benim demem lazım. Böyle bakıyor ya, önümde miydi, ardımda mıydı, bir arkadaşa seni soruyor bak dedim ben. Hemen kalktı o. Gitti. Aldı götürdüler onu. Ha dedim, bunun Mustafa Özbağ olduğunu bilmiyorlar. Ondan sonra gitmiş. Çıkar kimliğini demiş. O da bakmış Mustafa Özbağ deyil. Demiş sen Mustafa Özbağ değilsin. O demiş, bana baktın çağırdın. Ben o yüzden geldim demiş. Ben o zaman anladım Mustafa Özbağ’ı tanımadıklarını. içimden de üzüldüm ama bu kadar meşhur değilim demek ki dedim. Üç beş tane uzun boylu arkadaş çıktı. Ben kalktım. Odaya bunlar kamerayı kurdular ya. Ben odanın kapısına kadar gittim. Elimde bir tane kimlik. Kimlik de benim değil. Sanki içeriden talimatı vermişim gibi, kimliği koydum cüzdanın içine, çıktım, ayakkabılarımı giydim. Ulan bunlar şimdi dedim arabayı takip ederler mi, ederler. Arabasız vurdum yayan, başka bir tarafa doğru. Bana sordu. Oğlum sizde baskı yok mu, dedi. Yok efendim dedim. Ha iyi dedi. Her tarafı basmışlar, her tarafa polis arabası gitmiş dedi. Polis arabasının gitmediği yer yok ki efendim dedim. Ne yapacaksın oğlum dedi. Korku galip geldi mi insanda dedi, adam adım atamaz dedi. Korku galip gelir insana. Adım atamaz. O zaman o evinde ders yapar. Evinde ders yapmayı da ders yapmak olarak görür. Gölge! Güneş nerede? Hele o koşacak! Sen? Evde oturacaksın! iyi oturmalar. Gölge ne yaparmış masal gibi insanın uykusunu getirirmiş. “Fakat güneş doğdu mu ay yarılır gider.” Güneş doğdu mu ay yarılır gider. Sana hakikat geldi mi sahte putlar yıkılır senden. Sen de hakiki ilah tecelli etti mi, sahteleri gidiverir senden. Her şeyin hakikati geldiğinde, sahtesi bırakır gider seni. Bir şeyin hakikatini, hakikatini gördüğün an, sahtesini bırakırsın. Bırakırsın! Bırakmazsan küfür ehlisin zaten. Allah bizi onlardan eylemesin! “Zaten dünyada güneş gibi eşi bulunmaz bir varlık yoktur. Ölümsüz can güneşinin ise dünü yoktur. Dolunmaz hiç.” El Fatiha temes salavat. https://

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 114-120. Beyitler Şerhi

Hz Mevlana’nın onsekiz beyiti neden bağlamıştır?

Hz Mevlana, onsekiz beyiti bağlamış. Bu onsekiz beyiti bağlayıp, sarığının ucuna, buraya koymuş. Böyle dolaşıp dururken Hüsamettin Çelebi gelmiş demiş ki efendim sizin sohbetlerinizi yazsak. Bir kitap haline getirsek, Hazreti Mevlana da sarığının ortasından o onsekiz beyiti çıkarıp Hüsamettin Çelebi’ ye vermiş. Böyle mi demiş. 18 beyiti önceden yazmış.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 10-16. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf’in 18 beyiti neden mesneviyi şerh eder?

Hepsini kelime kendime, tek tek, harf harf şerhe otursan, mesneviyi yazmış olursun. Mesnevi şerhi etmiş olursun. Bu 18 beyitte böylesine bir keramet, böylesine bir iksir vardır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 10-16. Beyitler Şerhi

Ham; pişkin, olgun kişinin halini hiç mi hiç anlayamaz. Öyleyse sözü kısa kesmek lazım vesselam. Bu ifade ne anlama gelir?

“Ham; (burası çok önemli) pişkin, olgun kişinin halini hiç mi hiç anlayamaz. Öyleyse sözü kısa kesmek lazım vesselam” demiş. Hz Mevlana, onsekiz beyiti bağlamış. Bu onsekiz beyiti bağlayıp, sarığının ucuna, buraya koymuş. Böyle dolaşıp dururken Hüsamettin Çelebi gelmiş demiş ki efendim sizin sohbetlerinizi yazsak. Bir kitap haline getirsek, Hazreti Mevlana da sarığının ortasından o onsekiz beyiti çıkarıp Hüsamettin Çelebi’ ye vermiş. Böyle mi demiş. 18 beyiti önceden yazmış.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 10-16. Beyitler Şerhi

Mustafa Özbağ Efendi’nin dervişlik anlayışı nedir?

Sohbetin son bölümünde Efendi Hazretleri, kendi dervişlik anlayışını açıklar. Kendisini asla şeyh gibi görmediğini, herkesin kardeş olduğunu söyler. "Baba" diyenlerin olduğunu, ama asıl ilişkinin kardeşlik olduğunu belirtir.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti ve Zikir Meclisi – 04.12.2025

Mustafa Özbağ Efendi’nin müritlik tecrübesinden bahsetmesi nedir?

Kendi müritlik tecrübesinden bahsederek, "Biz gerçekten iyi müritlik yapmışız" der. Samimiyet, ve doğallık vurgular: "İçim dışımda, dışım içimde. Hiçbir şey umurumda değil. Ben böyle gelmişim, böyle gidiyorum." Bu topluluğun hesap-kitap yapılan bir yapıda olmadığını, kendine has bir sûfî kardeşlik olduğunu ifade eder.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti ve Zikir Meclisi – 04.12.2025

Bedir ashâbı örneğinde zor zamanlarda dervişlerin ne anlama geldiğini açıklar?

Bedir ashâbı örneğini vererek, zor zamanlarda yanında bulunan dervişlerin özel bir yeri olduğunu, "Bin kişi ayrılsa bile bu adamlar kalacak" diyerek vefâ, ve sadâkatin önemini vurgular.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti ve Zikir Meclisi – 04.12.2025

Dergâhın istismar edilmesi nedir?

Adamın dervişliği istismar etmesi. Dergâhı istismar etmesi. Şeyh’i çavuşu zâkir istismar etmesi.

Kaynak: (NASİHAT/11) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti -14.12.2023

Dervişliği istismar etmek nedir?

Adamın dervişliği istismyorsa, dergâhı istismar etmeyorsa, Şeyh’i çavuşu zâkir istismar etmeyorsa, bu durumda dervişliği istismar etmek istemiyor.

Kaynak: (NASİHAT/11) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti -14.12.2023

Dergâhın istismar edilmesi neden önemlidir?

Benim en çok canımız sıkma şeylerdir bundan. Adamın dervişliği istismar etmesi. Dergâhı istismar etmesi. Şeyh’i çavuşu zâkir istismar etmesi.

Kaynak: (NASİHAT/11) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti -14.12.2023

Dergâhın istismar edilmesiyle ilgili bir örnek verir misiniz?

Bir iyi ne dayı istiyolarsa bu toplulukla alakalı bu dergâllalakalı bizden değildir o. Bir yine dayı istese. Bir yine dergâhabul ağzımda dediği anda o bizim yolumuzdan değildir.

Kaynak: (NASİHAT/11) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti -14.12.2023

178. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri ne anlama gelir?

178. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri, Mustafa Özbağ Efendi’nin dergah sohbetlerinin 178. numaralı kaydını ifade eder. Bu sohbetler, dervişlerin ve müslümanların bir araya gelerek Allah’ın rızasını kazanmak için yapılan etkinliklerdir. Bu sohbetlerde, dervişlerin birbirlerini eleştirmemeleri, birbirlerini desteklemeleri, Allah’ın rızasını aramaları ve cemaatin bir arada olmaları vurgulanır.

Kaynak: 178. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Dervişlerin birbirlerini eleştirmemeleri neden önemlidir?

Dervişlerin birbirlerini eleştirmemeleri, cemaatin bir arada olmaması ve şeytanın sesine kulak vermemesi açısından önemlidir. Eleştirmek, şeytanın sesidir ve bu, cemaati parçalayabilir. Dervişlerin birbirlerini eleştirmemeleri, Allah’ın rızasını aramaları ve birbirlerini desteklemeleri gereklidir.

Kaynak: 178. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Dervişlerin birbirlerini desteklemeleri neden gereklidir?

Dervişlerin birbirlerini desteklemeleri, cemaatin bir arada olmaması ve şeytanın sesine kulak vermemesi açısından gereklidir. Desteklemek, Allah’ın rızasını aramak ve birbirlerini sevmek anlamına gelir. Dervişlerin birbirlerini desteklememesi, cemaatin parçalanmasına ve şeytanın sesine kulak verilmesine neden olabilir.

Kaynak: 178. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Dervişlerin birbirlerine şikayet etmemesi neden önemlidir?

Dervişlerin birbirlerine şikayet etmemesi, cemaatin bir arada olmaması ve şeytanın sesine kulak vermemesi açısından önemlidir. Şikayet etmek, şeytanın sesidir ve bu, cemaatin parçalanmasına neden olabilir. Dervişlerin birbirlerine şikayet etmemesi, Allah’ın rızasını aramaları ve birbirlerini sevmeleri gereklidir.

Kaynak: 178. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Dervişlerin birbirlerini eleştirmemeleri neden bir cemaat içinde önemlidir?

Dervişlerin birbirlerini eleştirmemeleri, cemaatin bir arada olmaması ve şeytanın sesine kul, ve bu, cemaatin parçalanmasına neden olabilir. Dervişlerin birbirlerini eleştirmemeleri, Allah’ın rızasını aramaları ve birbirlerini sevmeleri gereklidir.

Kaynak: 178. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Üstâda anlatılmayan, onunla paylaşılmayan problemler sûfîlerin içerisinde büyük handikap mıdır?

Muhakkak ki sûfîlik yolundaki kimseler problem yaşarlar, sıkıntı yaşarlar. Bu problemleri, bu sıkıntıları üstâdlarına anlatmaları, onlarla paylaşmaları gerekir. Üstâda anlatılmayan, onunla paylaşılmayan problemler sûfîlerin içerisinde büyük handikaptır. Yollar açıktır: Telefon açıktır, kürsü açıktır, sorular geliyor; İstanbul’a, İzmir’e, Ankara’ya, nereye gidilirse gidilsin sohbet açıktır. Bu kadar açık bir ortamda kardeşlerin dolaylı lâf dolaştırmaya, kendi kendine tenkit üretmeye hakları yoktur. Bir sûfî üstâdını tenkit edemez; bir âlimi, ancak başka bir âlim, bir ârifi, ancak başka bir ârif tenkit eder. Ama bir mürid edeple "Efendim burayı anlayamadık, burayı çözemedik, burayı algılayamadım" diyebilir; bu edeptir, hikmettir, inceliktir. Anlayamadığını üstâdına edeple sormak haktır; ama dışarıda sûfîlerin arasında tenkit ederek konuşmak fitnedir.

Kaynak: 342. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları