Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Tasavvuf — Sayfa 56

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Tasavvuf(5877) — Sayfa 56/60

Kesret ve Vahdetin Ötesi ne anlama gelir?

Ben, ve biz kaldırılınca ortada sadece O kalır. Burada cebriyye ile alakalı bir durum yoktur. O kimsenin Allah’a yakınlık olarak geldiği bir noktadır; hem vahdet hem de kesret ortadan kalkmıştır. Bütün sûfîler vahdete, birliğe ulaşmak için uğraşırlar; bu doğrudur, bir makamdır. Ama Hz. Pîr bayrağı bunun da üstüne dikiyor, vahdeti de ortadan kaldırıyor.

Kaynak: Hazreti Pir, sevgilinin olduğu yerde biz neredeyiz ben nerde deyince direkt fena

Vahdet-i vücûd anlayışını hangi noktaya götürüyor?

Buradaki bütün varoluşun ötesinde lâ-taayyün, yani bilinmezlik vardır. Ondan sonra birinci taayyün gelir. Hz. Pîr birinci taayyünden bahsedince ortadan vahdet de kalkıyor, her şey kalkıyor. Anlatılması gerçekten zor bir makamdır.

Kaynak: Hazreti Pir, sevgilinin olduğu yerde biz neredeyiz ben nerde deyince direkt fena

İnsanın kendini kemâle erdirmesiyle alâkalı olan şey nedir?

Sen öyle bir zâkirlik yap ki senden sonra kimse o zâkirliği yapamasın. Öyle bir çavuşluk yap ki senden sonra kimse o çavuşluğu yapamasın. Öyle bir dervişlik yap ki emsâlin bulunmasın. Öyle bir babalık yap ki vefâtından sonra çocukların ‘Babam Allah’ın lütfuydu’ desinler. Öyle bir annelik yap ki çocukların seni hep hayırla ansınlar. Öyle bir evlât ol ki anne-baban ‘Bu nasıl bir evlâtmış’ desinler. Bu, insanın kendini kemâle erdirmesiyle alâkalıdır; böbürlenmek için değil, zirvede bırakmak içindir.

Kaynak: Yürüdüğün yolu sevgi ile yürü, ne yaparsan aşk ile yap 18.09.21

Râbıta, sûfîlikte üstadı zihinsel olarak sürekli tefekkür etmek, ona odaklanmak demek midir?

Yeni dervişe rabıta vermek, kademedeki hata çakma haller ile gerçek hâlin farkı kaynaklar. Râbıta, sûfîlikte üstadı zihinsel olarak sürekli tefekkür etmek, ona odaklanmak demektir. Bu, özellikle Nakşibendî geleneğinde çok disiplinli bir kural hâline gelmiştir. Ancak namazını henüz doğru kılamayan, dersini doğru düzgün çekemeyen bir çömez dervişe "her namazdan sonra 15 dakika üstadını düşün, iki kaşının arasına getir" demek, kademeyi atlayarak aşıyı zorlamaktır.

Kaynak: Yeni derviş olan bir kimse 15 dakika şeyhine rabıta edeceğine Allah’ı zikretsin

O kimseye önce zikrullâh, salavât, namazın doğru kılınması verilmeli; muhabbet olgunlaşınca râbıta kendiliğinden yerli yerine oturur mu?

Mevlânâ Hazretleri’nin tespiti net ve güzel bir metafor sunar: "O çocuk önce süt içecek; dişleri çıkınca ekmek ister, dişleri dolunca et ister." Terbiye de böyledir. Henüz Allah sevgisini, Peygamber sevgisini tanımamış birine şeyh sevgisi dayatılamaz. O kimseye önce zikrullâh, salavât, namazın doğru kılınması verilmeli; muhabbet olgunlaşınca râbıta kendiliğinden yerli yerine oturur.

Kaynak: Yeni derviş olan bir kimse 15 dakika şeyhine rabıta edeceğine Allah’ı zikretsin

Sûfî yolu Âdem’den öncesinden başlar mı?

Hz. Peygamber (s.a.v.) son peygamberdir; ama sûfî yolu Âdem’den öncesinden başlar. "Kün" emrinden, hattâ ondan öncesinden başlar. Hz. Mevlânâ Mesnevî’sinde buyurur: "Âdem henüz toprakla su arasındayken, biz dostun bahçesinde güller dererdik.".

Kaynak: Taş atan değil, attıran bizden değildir

Sûfî yolunun ezelîliği nedir?

Sûfî yolunu 1400, 5000, 10.000 yıllık göremeyiz — "kün"den öncesinden başlar.

Kaynak: Taş atan değil, attıran bizden değildir

Sufi dış temizliğine, giymezine dikkat eder ama gösteriş budalası değil midir?

Sufi dış temizliğine, giymezine dikkat eder ama gösteriş budalası değildir

Kaynak: Sufi dış temizliğine, giyimine dikkat eder ama gösteriş budalası değildir

Sufiler dünyayı ne tamamen neşe ne de tamamen gam olarak görürler?

Sufiler dünyayı ne tamamen neşe ne de tamamen gam olarak … konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Sufiler dünyayı ne tamamen neşe ne de tamamen gam olarak … sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.

Kaynak: Sufiler dünyayı ne tamamen neşe ne de tamamen gam olarak görürler

Sûfî Kandil Gibidir, Gittiği Yeri Aydınla mıdır?

Sûfî Kandil Gibidir, Gittiği Yeri Aydınlatır. Sohbeti kandil gibidir; girdiği meclisi nûrlandırır.

Kaynak: Sufi kandil gibidir gittiği yeri aydınlatır

Velîlerin, mürşid-i kâmillerin, ve hakîkî mü’minlerin îmânlarından, ve güzel ahlâklarından çıkan nûr, bütün insanlığı etkileyen bir güce sahiptir mi?

Velîlerin, mürşid-i kâmillerin, ve hakîkî mü’minlerin îmânlarından, ve güzel ahlâklarından çıkan nûr, bütün insanlığı etkileyen bir güce sâhiptir. Onların mânevî hâlleri, bütün dünyanın her tarafını dolaşır. Duymak isteyene, anlamak isteyene, koklamak isteyene, ve bu mânâda gönlü îmâna açık olana ulaşır.

Kaynak: Sufi kandil gibidir gittiği yeri aydınlatır

Soh, beti kandil gibidir; girdiği meclisi nûrlandırır mı?

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretleri buyurmuştur: "Mü’minin güzel hâli hoş bir koku gibidir; girdiği her yerde kokusu duyulur." Sûfîlerde güzel bir benzetme vardır: Sûfî, kandil gibidir; gittiği yeri aydınlatır. Soh, beti kandil gibidir; girdiği meclisi nûrlandırır.

Kaynak: Sufi kandil gibidir gittiği yeri aydınlatır

Âileden bir kimse sûfî oldu da âileden başka hiç kimse sûfî olmuyorsa, ne demektir?

Âileden bir kimse sûfî oldu da âileden başka hiç kimse sûfî olmuyorsa, bil ki ya o âilenin tamâmen kalbi kararmıştır, ya da o sûfî düzgün sûfîlik yapmıyordur. Eğer evde düzgün sûfîlik yaparsa, onun kokusu bütün evi sarar, bütün sülâleyi sarar, bütün mahalleyi sarar.

Kaynak: Sufi kandil gibidir gittiği yeri aydınlatır

Eğer bir kimse ele geleni yiyorsa, dile geleni söylüyorsa, ağzından güzellik akmıyorsa, gözünden merhamet akmıyorsa, elinden cömertlik akmıyorsa, cimri ise, ne konuştuğunu bilmiyorsa, insanları kırıp üzüyorsa — onun etrâfında hiç kimse sûfî olmaz mı?

Eğer bir kimse ele geleni yiyorsa, dile geleni söylüyorsa, ağzından güzellik akmıyorsa, gözünden merhamet akmıyorsa, elinden cömertlik akmıyorsa, cimri ise, ne konuştuğunu bilmiyorsa, insanları kırıp üzüyorsa — onun etrâfında hiç kimse sûfî olmaz.

Kaynak: Sufi kandil gibidir gittiği yeri aydınlatır

Tasavvuf yolu, temizlik, disiplin, ve nizâmla ilgili midir?

Tasavvuf yolu, temizlik, disiplin, ve nizâmla ilgilidir. Bir sufi, hayatının her alanında tertibe uymalı, intizâmını hiçbir zaman kaybetmemelidir. Saç, sakal, elbise, davranış — hepsi bir sûfînin iç âleminin yansımasıdır.

Kaynak: Sufi her konuda temiz ve disiplinlidir, saç sakal karışık hırpani bir sufilik yo

Dış Temizlik, İç Temizlijk?

Dış görünüşteki tertip, kalp âlemindeki tertip, ve intizâmın bir göstergesidir. Saçı, ve sakalı karışık olan bir insanın, kalb-ı âkif hâlinde bulunması güçtür. Nitekim Hz. Peygamber’in de her türlü tertip, ve temizliğe çok önem verdiği tarihi kayıtlarda yer almaktadır.

Kaynak: Sufi her konuda temiz ve disiplinlidir, saç sakal karışık hırpani bir sufilik yo

Tasavvuf, bir askerî disiplin gibi midir?

Tasavvuf, bir askerî disiplin gibidir. Nefsle mücâhede, şerîat, ve tarîkat kaidelerine bağlılık, mürşidin sözüne uyma — hepsi bu tertipe dayanır. İntizâmsızlık, tarîkattan sapma demektir.

Kaynak: Sufi her konuda temiz ve disiplinlidir, saç sakal karışık hırpani bir sufilik yo

Mürşitlerin gönülden gönüle bağ var mı?

Sebep, çünkü ihvanına gönülden gönüle bir bağ vardır. Gerçek manada ona tabi olan gönlünü ona açan onun gönül dünyasından nimetlenir, feyizlenir.

Kaynak: Kalbinize gelen hakikat yok ise siz söyleyici olmayın dinleyici olun

Müridin gönül penceresi ne zaman açılır?

Ama o kimsenin gönül penceresi açıldıysa, ve gönül dünyası onun sohbeti almaya hazır ise o mürit o mürşidin gönlünden alacağını alır.

Kaynak: Kalbinize gelen hakikat yok ise siz söyleyici olmayın dinleyici olun

Sufiler Allah’tan isterler insanlara şey’in lillah demezler mi?

Sufiler gerçek manada Allah’tan isterler. İnsanlara şeyen lillah demezler. İnsanlara hallerini açmazlar. Allah bizi görüyor. Allah bizi işitiyor. Allah bizim halimize vakıf deyip Allah’a yaslanırlar. Allah’a dayanırlar. Bir kimse Allah’a yaslanmıyorsa, ona dayanmıyorsa o gerçek manada sufi değildir. Ancak sufi yoluna girmiş bir kimse diyebiliriz ona. Bunu yapıyorsa o yine su,fi yolunun dışında hareket ediyor.

Kaynak: Sufiler Allah’tan isterler insanlara şey’en lillah demezler

Sufilerin Allah’a yaslanmaları ne anlama gelir?

Allah bizi görüyor. Allah bizi işitiyor. Allah bizim halimize vakıf deyip Allah’a yaslanırlar. Allah’a dayanırlar. Bir kimse Allah’a yaslanmıyorsa, ona dayanmıyorsa o gerçek manada sufi değildir. Ancak sufi yoluna girmiş bir kimse diyebiliriz ona. Bunu yapıyorsa o yine sufi yolunun dışında hareket ediyor.

Kaynak: Sufiler Allah’tan isterler insanlara şey’en lillah demezler

Ona itaat lazım nedir?

Ona itaat lazım. Ona teslimiyet lazım. Yok. Sen hem manevi gözü buldun, ama itaat etmiyorsan o zaman yine sen yenilmeye mahkums yenilmemen için, yenilmemen için muhakkak o manevi göze intisap edeceksin, ve o manevi göze intisap edeceksin ki sen de bir manevi asker olasın.

Kaynak: Hakikati gören manevi gözü bulduysan ona itaat lazım

Sufilerin başarısı neye bağlıdır?

Sufiler, yani sufilerin başarısı dışsal disiplinden ziyade onların üstatlarının öğrettiği kalbi disiplinle mümkündür. O yüzden o hem dış disiplinini hem kalp disiplinini o kimse sağlamalı ki sağlayınca da o muharebeden galip çıkmalı. Kime karşı muharebe? İçeride nefis, ve şeytana karşı. Dışarıda kafirlere, münafıklara karşı. Bu muharebe savaş meydanında, sufi savaş meydanındaysa o gören padişaha intisap edecek. Onun emirlerini yerine getirecek. Sen bilmezsin, ben bilirim demeyecek. O bu manada itaat edecek. Sana 5.000 tevhit çek dedilerse sen 5.000 tevhidi çekeceksin. Sana ne zaman dedilerse sen o zaman çekeceksin sana. Sen bu dersi çekeceksin dedilerse sen o dersi çekeceksin. Kendi kafana uymayacaksın. Kendi aklına uymayacaksın. Çünkü hakikati gören sana bir manevi göz lazım. O hakikati gören manevi gözü buldun.

Kaynak: Hakikati gören manevi gözü bulduysan ona itaat lazım

Sufilik yolunda gören padişahın rolü nedir?

Sufilik yolunda gören padişah herkesin kendi üstadıdır. Ve o üstada ne yapacak? Tabi olup ilahi aşkın tecelliyatlarına mazar olacak. O ilahi yolda yürüyecek, koşacak. Orada terbiye olacak. Allah bizi onlardan eylesin.

Kaynak: Hakikati gören manevi gözü bulduysan ona itaat lazım

Allah dilediğini azîz eder, dilediğine hikmet verir, dilediğini vakarlı gösterir mi?

Allah sana nasıl bir elbise giydirdiyse, o elbiseyle dolaşacaksın. Allah dilediğini azîz eder, dilediğine hikmet verir, dilediğini vakarlı gösterir. Derviş dediğin vakār âbidesidir; o yürüdüğü zaman âlem yürür arkasından.

Kaynak: c Derviş dediğin vakar abidesidir, yürüdüğü zaman alem yürür arkasından

Sufi, sufi doğan kuşu gibi midir?

Sufi kimse, sufi bir kimse başkasının elindekini, başkasının evindekine gözünü dikmez. Başkasının eşine gözünü dikmez. Bir başkasının malına, parasına, puluna, makamına gözünü dikmez. Sufi, sufi doğan kuşu gibidir.

Kaynak: Sen sufisin o zaman sufice yaşa da o padişahın koluna layık ol

Gazâlî’nin Bağdat’ı terk etmesi vazifeden kaçış değil midir?

Gazâlî’nin Bağdat’ı terk etmesi vazifeden kaçış değildir. O, sipariş adamı değildir; o, o günün zirve aklıdır. Bir müfekkirin vazifeleri, o an, ve dönem içinde yerine getirilir, ve sonraki nesiller tarafından eleştirilir. Gazâlî’nin pişmanlığı devlete hizmet etmemesinden değil, nefsin ince hareketlerinden kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle, o günde yaptığı siyasî, ve ilmî faaliyetleri, sonradan gelenlerin yanlışlaştırmasına maruz kalabilir. Ancak bu, onun irâdesini, ve niyetini değiştirmez.

Kaynak: Gazali’nin Bağdat’ı terk etmesi vazifeden kaçış değil, her sufide görülen bir iç

Gazâlî’nin Bağdat’ı terk etmesi, bir müfekkirin, ve mübaşırın vazifesini tamamlayıp, ruhanî mübahasesine döğüş sürdüğü bir aşama mıdır?

Gazâlî’nin Bağdat’ı terk etmesi, bir müfekkirin, ve mübaşırın vazifesini tamamlayıp, ruhanî mübahasesine döğüş sürdüğü bir aşamadır. Bu, hem vâzî işleri hem de bâtînî çalışmaları kabul eden bir Müslüman anlayışıdır. Devlet, ve millet savunması kadar, nefs-i emmâre ile mücâdele de lâzımdır. Talebeler, kardeşler, ve arkadaşlar, bu dengeyi kurmakta zorluk çekebilirler. Ancak bu, Gazâlî’nin rûhî yolculuğunun bir halkasıdır, ve tarihî şuurumuzun derinliğini aydınlatmaktadır.

Kaynak: Gazali’nin Bağdat’ı terk etmesi vazifeden kaçış değil, her sufide görülen bir iç

Nefsini bilen veya kendini bilen rabbini bilir yoluna girmiş olur mu?

Eğer biz amaç olarak, maksat olarak, dergah olarak, bu sufi topluluk olarak Allah’ı tanıma, ve bilme derdimiz, gayemiz yok ise biz de o karanlık eee mecraya gireceğiz. Yani körlüğe, yani sığlığa, yani darlığa, yani işte bilgisizliğe, cehalet doğru gideceğiz, ve sufiliği sadece ibadet bazında alacağız.

Kaynak: İnsan Allah’ı tanımak ve bilmek için yaratılmıştır

Tasavvuf sohbetlerinde disiplinsizlik görülüyor mu?

Aynı disiplinsizlik tasavvuf sohbetlerinde de görülür. Şeyh efendi konuşurken yanındakiyle lâkırdıya dalan kimseye şunu sormak gerekir: ‘Ne geldin? Soh. bet dinlemeye geldin. Yanındakiyle ne konuşuyorsun?’ Birisi sana sohbet esnâsında bir şey sorarsa cevap verme; sohbet en fazla bir saat sürer, bir saat sabret.

Kaynak: Müslümanlar ibadethanelerde disiplinlerini sağlayamıyorlar

Bu dünyevi hırslar, bu dünyevi hasetler, bu düny, normalde sıkıntılar böyle iyice dünyaya hakim olmasın, iyice dünya hırsı, dünyaya tapınma normalde i midir?

Yani bu dünyevi hırslar, bu dünyevi hasetler, bu düny, normalde sıkıntılar böyle iyice dünyaya hakim olmasın, iyice dünya hırsı, dünyaya tapınma normalde iyice insanlar alıp götürmesin diye manevi alemden, manevi alemden akıllılar, ve akıllılık yavaş yavaş hiç eksik olmaz.

Kaynak: Dünya hırsı ve sevgisi iyice insanları alıp götürmesin diye veliler, mürşidler h

Hazreti Pir diyor ki can bahçeleri onun sözleriyle diri midir?

Hazreti Pir diyor ki can bahçeleri onun sözleriyle diridir. Senin gönül bahçen dirilecekse o velinin, o mürşidin, o üstadın sözüyle dirilir. Onunla ihya olunur. O senin gönlüne can suyu dökecek. O senin gönlüne can pınarları akıtacak, ama kızacak, hiddetlenecek, ama yumuşak konuşacak, ama rüzgar soğuk eseek, ama sıcak. Bu senin faydana.

Kaynak: Senin gönül bahçen dirilecekse o mürşidin o velinin sözleriyle dirilir

Mürşid-i kamilin özelliklerinden biri nedir?

Eğer senden tebliğ için ücret almıyorsa, senden bir maddi faydası yok ise, akşam ekmeği senden gelmiyorsa, böyle bir korku yaşamıyorsa ki mürşid-i kamilin böyle korkusu yoktur. Varsa mürşid-i kamil değildir. O sana doğruyu anlatmaz. Öbür türlü onun sana sohbeti senin gönül bahçene dirilik getirir. Onun sohbeti senin gönül deryana canlılık getirir. Onun sohbeti senin gönül gönlündeki damlanı derya yapar.

Kaynak: Senin gönül bahçen dirilecekse o mürşidin o velinin sözleriyle dirilir

Sohbetin gönül üzerindeki etkisi nedir?

Başkasının sohbeti, sözü derya gibi görünür. Damla değildir. Serap misali. Sen habire koşarsın. Ulaşamazsın bir damla suya. Ama senin mürşid-i kamilin, senin tabi olduğun Allah dostu senin gönlündeki damlayı derya haline getirir, yoşturur.

Kaynak: Senin gönül bahçen dirilecekse o mürşidin o velinin sözleriyle dirilir

Sûfîlerin dilindeki yanlış tevâzu nedir?

Bâzı sûfîlerin dilinde ‘Biz o kapının köpeği olamayız’, ‘Ben onun kölesi olayım’, ‘Biz aşağılığın tekiyiz’ gibi ifâdeler görülür. Oysa bu tür sözler hakīkī tevâzuyu değil, insanın yaratılış şerefini inkâr eden bir yanlışı temsîl eder.

Kaynak: Ben değerliyim ben insanım Allah beni halife olarak yarattı

Zamanın kutbu kimdir?

Zamanın kutbu; hem seyyid hem şeriftir, bütün insân-ı kâmillik olgunluklarını üzerinde toplamıştır. O, "nereye dönerseniz Allah’ın veçhi oradadır" sırrına vâkıftır; baktığı her yerde Muhammedî nuraniyeti ve ruhaniyeti görür, attığı her adımda Hz. Peygamber’in izini takip eder — çünkü kalbinin içi Hz. Peygamber’in kalbiyle örtüşmektedir. Kıyamet kopacağında, ilk alınan ruh onun ruhudur; yerine birisi atanmaz ve zamanın bozulması başlar.

Kaynak: İnsanı kamilliğin zirvesi Hz. Muhammed-i Mustafa’dır, ikincisi veraset sahibi z

Sen kamil değilsen riyazet et önüne geleni yeme diline geleni söyleme ne anlama gelir?

Sen kamil değilsen riyazet et önüne geleni yeme diline geleni söyleme bir gün bu meşhurdur kıssa kadıncağızın birisi Abdülkadir Geylani Hazretlerine illaki görüşmek için ısrar etti ona dediler ki yemek yiyor müsait değil, ama o illaki ısr, ben görüşmem lazım dedi bu sefer pire söylediler illaki görüşmek istiyordu lar Abdulkadir Geylani hazretleri de kızarmış tavuk yiyordu kadın girdi içeri bir baktı koca bir tavuk yiyor kızarmış tavuk söyleyeceğinden vazgeçti dedi ki Efendi bu ne haldir bizim çocuklara riyazat yaptırıyorsun çocuklar aç sefil bir şekilde duruyor, yani az yediriyorsun kendine gelince diyor gözünün önünde kızarmış tavuğu Çatır çıtır yiyor tabi Ceylani Hazretleri yalnızın diyor sen diyor burada çatır çutur habire tavuğu yiyorsun tabi geylan’dan Hazretleri hiç oralı değil tavuğu yemeye devam ediyor çatır çatır patır kütür yiyor kemiklerini topluyor bir ara kadın hala daha tavuğu onu irdeliyor böyle eleştiriyor onu kemikler toplayınca kötü bir izleniyor kemiklerine cenab-ı hemen o kemiklerden bir tavuk daha oluşuyor gıt gidiyor tamam Senin oğlun da bu hale gelince o da yesin diyor Senin oğlun da bu hale gelince o değilsin, yani bir kıssa da Hazreti Mevlânâ’dan bir zat işte Hazreti Mevlânâ ile kendisini denk tutuyor Hatta Üstün tutuyor diyor ki birer tane kuzu yiyeceğiz iti kafa gireceğiz, ama destek çıkmayacağız diyor Hazreti pirde olur diyor birer tane kuzuyu kızartıyorlar Her ikisi de birer kuzuyu yiyor Ondan sonra itikafa giriyorlar itikafa girince o böyle küstahlık yapan zat bütün gece tuvalette geçiriyor Yiğit gel Yiğit gel git gel git gel hiç bir zikir yapamıyor sabah oluyor diyor ki o saat efendi diyor Hakkını helâl et Sen haklıymışsın Biz daha Kemal’e erememişiz, ama diyor şunu merak ettim diyor kan diyor onca kuzuyu sendeydim Ben de dedim Ben diyor sabaha kadar tuvalete taşındım Sen hiç ya sen hissediyorum hiç tuvalete gitmedi ona cevap veriyor Ben her lokmada sana Niyet ettim diyor Nuri bana geldi diyor posası sana gitti şimdi yemek yemek Kamil’in işi o daha önce riyazatını yapmış yapmış yapacağını utancı susmuş susmuş susacak kadar sen onun yanına gittiğinde onun yemesini içmesine bakma aldanırsın onun misafiri gelir misafiri yesin diye yer o Herkes kendisi gibi görsün diye, yani o yiyecek içecek insanlar arasında uyuyacak, yani öyle görün.

Kaynak: Sen kamil değilsen riyazet et önüne geleni yeme diline geleni söyleme

Şeyhlik nedir?

Her meslek dalında "şeyh" tabiri kullanılabilir: bir terzinin ustası, bir işçinin kalfa-şeyhi gibi. Ancak tasavvuf yolunda mürşid-i kâmil ayrıdır.

Kaynak: Şeyhlik nedir? Halifelik nedir? Mürşid-i kamil ne demektir? İcazet nedir?

Halifelik nedir?

Mürşid-i kâmilde geri dönüş mümkündür; çok büyük hata işleyip ısrar ederse makamını yitirebilir. Yalnızca peygamberler bu konuda geri dönüşsüzdür.

Kaynak: Şeyhlik nedir? Halifelik nedir? Mürşid-i kamil ne demektir? İcazet nedir?

İcazet nedir?

İcazet, her mesleğin diplomasına benzer; bu yolda eğitici ve öğretici olmanın belgelenmesidir. Osmanlı’nın son dönemine kadar icazetsiz kimse şeyh veya mürşit olarak tanınmamıştır.

Kaynak: Şeyhlik nedir? Halifelik nedir? Mürşid-i kamil ne demektir? İcazet nedir?

Bağlı olunan şeyh mürşid-i kâmil değilse ve ondan sonra gelen de değilse — iki kör birbirini kılavuzlamamış olur mu?

Bağlı olunan şeyh mürşid-i kâmil değilse ve ondan sonra gelen de değilse — iki kör birbirini kılavuzlamamış olur. Mürşid-i kâmil nasip olanların hamdetmesi ve şükretmesi gerekir; edebini bozmaması gerekir. ‘Okyanusun içinde bir inci tanesi buldun; onu boynuna tak; kıymet ver, düşürme.’

Kaynak: Nuru ister Adem’den al ister bir başkasından o nur Muhammedî nurdur ama o nuru t

Oğlum mürşid-i Kamil o Gönül ehli artık perhizlerden Kurtulmuş hani ne demek perh3zlerden Kurtulmuş o daha önce dünya sevgisinden geçmiş makam sevgisi midir?

Oğlum mürşid-i Kamil o Gönül ehli artık perhizlerden Kurtulmuş hani ne demek perh3zlerden Kurtulmuş o daha önce dünya sevgisinden geçmiş makam sevgisinden geçmiş hevai Hevesinden geçmiş o dünyevi sevgilileri terk etmiş dünyevi sevgileri bırakmış o normalde olsa da olmasa da Allah’tan razı olmuş O öyle bir hale gelmiş artık onu dünya bozmuyor makam bozmuyor mevki bozmuyor kalabalık Dervişler topluluğu onu bozmuyor herkes onun etrafında döndüğü halde o hakkın etrafında dönüyor o dervişlerin ona olan temayülü onu bozmuyor şimdi birisini üç beş kişi etrafını dolduruyor bozuluyor adam Aman Daha dur Daha 3-5 kişisin Sen de 3-5 kişi onu abi diyor işte baba diyor şeyhim diyor adam bozuluyor Bir bakmışsın kendine dev aynasında görmüş nemrutaşmış Allah muhafaza eylesin onu bozuyor, ve hatta biraz para buluyor o kimse para bulunca kendini Kaf Dağı’nda görüyor kibir dünyasını atıyor kendini köpür Dünyası atınca bozuluyor para bozuyor hani ümmetimi şey Bozar dedi şey onu da bozuyor Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: O mürşid-i kamil dünyevi sevgileri terk etmiş, olsa da olmasa da Allah’tan razı

Allah kudretiyle söylenmiş bir sözü Söylenmemiş hale getirir bütün kalplerdeki nükteli nükteleri işitir gönüllerden o sözü yok eder mi?

Allah kudretiyle söylenmiş bir sözü Söylenmemiş hale getirir bütün kalplerdeki nükteli nükteleri işitir gönüllerden o sözü yok eder, yani o Mürşidi Kamil gönüllerde o sözün olumlu veya olumsuz tesirini yok eder artık o söz o kimsede Söylenmemiş gibi O Hadise yaşanmamış gibi Hatta bazen böyle Ben şimdi önceki zamanı dönemine kimse üzerine alınmasın Şeyh Efendi’nin zamanında, mesela işte bir kardeş bir arkadaş böyle dersini bırakır şey olurdu giderdi, mesela Sanko hiç yaşamamış gibi orada hiç bir etkisi olmazdı insanlar unuturdu onu, yani böyle unutulur hiçbir hesamesi kalmaz hiçbir şeyi, yani sanki o kimse orada dervişlik yapmadı orada yaşamadı o Sanki o dergahta değildi böyle bir anda esamesi kaybolur Onun bir anda hiçbir eseri kalmaz bir anda herkes onun ismini cismini unutur böyle orta yerden kaybolur gider bunu Şeyh Efendi’nin zamanında bunu çok görmüş yaşamış bir insanım, yani bir bakarsanız Saman Alevi gibi bir Derviş hızlı, ama sonra yok ortalıkta, ve kimse de Hatırlamıyor kimsede yok böyle bir arkadaş da vardı falan demiyor bazen hatırlayan olurdu, mesela o da hani siz böyle işte o arkadaşa gidip arayıp sormadınız ben kulağına eğilirdim gitar’a sor git bakardı Hatta birine dedim Allah’ın unutturduğunu sen mi hatırlatacaksın Allah’ın ismini Bu dergahtan kazıyana sen mi yazacaksın Allah’ın sevgisini kestiğini sen mi sevdireceksin Kim yapacak bunu bu işte o Mürşidi Kamiller o veliler Hani o biz böyle bir ok gibi düşünüyoruz yok O, mesela bir kimse geldi önceden işte sûfîlikte hiçbir Payı yoktu sûfîlik yapmaya başladı, ama sufili istismar etmeye başladı Şeyh Efendi onu bıraktı O tekrar okun sadağına girdiği gibi eski haline düştü, ve hatta o şeye bıraktı o kumsalana girdiği gibi eski haline gitti bakın bunu böyle sadece bir mürşidin kerameti oku yaydan attı Ondan sonra o geri geldi böyle düşünmeyin bunu o sadaka okunsa insanların toplandığı bir yer veya insanın kendi durduğu nokta kendince hayat standardı olarak görün oradan çıktı o Kur’an, ve sünnete doğru yürüyordu ondan sonra bir öyle bir yanlışlık yaptı Tekrar o kendi kötü çukuruna düştü tekrar gitti o hayvan hevesine yürüdü Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mürşidler gönüllerde bir sözün tesirini yok eder o söz söylenmemiş, o hadise yaş

Onun o başına gelen sıkıntıdan kurtulmanın yolunu gösterir ona doğru yolu anlatır Ona Kur’an sünnet sufilik dairesinde nerede ne yapması gerektiğini a mıdır?

Nasıl teselli ağacı gibidir müritlerin başına bir sürü yaşadığı zorluklar. Gelir Bir. Sürü sıkıntılar gelir bir sürü dert Gam kasavet gelir. Onun Eee gidebileceği fazla bir yer yoktur o gider mürşidine. Yaslanır ona dayanır bu sefer O ne yapar. Onun o başına gelen sıkıntıdan kurtulmanın yolunu gösterir ona doğru yolu anlatır Ona Kur’an sünnet sufilik dairesinde nerede ne yapması gerektiğini anlatır. Böylece ona ne yapar hem o eee ondan bir teselli bulur Hem aynı zamanda. Ondan bir rehberlik alır nerede nasıl yapayım eşiyle çocuklarıyla arkadaşlarıyla işiyle dünyayla ahiretle her taraftan.

Kaynak: Mürşid dervişlere Allah’a ulaşmanın, Allah’ı sevmenin yolunu öğretir 1

Tasavvuf meselesinde en önemli unsur nedir?

Ancak bir mürşid-i kamile bağlanırsan batıni ilimlerin sırlarına, hikmetlerine e

Kaynak: Ancak bir mürşid-i kamile bağlanırsan batıni ilimlerin sırlarına, hikmetlerine e

Mürşidi Kamillerin etki alanları nelerdir?

Bazı veriler vardır İşte onların böyle etki alanları biraz daha geniştir, ama Pir seviyesindeki Mürşidi Kamiller Bütün Ümmeti Muhammed’e Mürşidi kamildir

Kaynak: Mürşidi kamiller ümmetin mürşidi kamilidir

Şeyhlik kapısı herkese açık mıdır?

Şeyhlik kapısı herkese açıktır o yüzden, yani bir kimse şeyhlik ya.

Kaynak: Her Şeyh Mürşidi Kamil değildir

Mürşidi kamillerin ne yapması gerekir?

Mürşidi Kamiller kendilerine köle toplamalar Mürşidi Kamiller kendilerine Derviş toplamalar Mürşidi Kamiller kendi nefislerine bağlanılması istemezler

Kaynak: Mürşidi kamiller ancak yol gösterir

Hepsi de onu toleranslı davranmak zorunda kalırlar mı?

Şeyhi mürşidi kamil olan bir dergahta durmak büyük cihattır bu ciddi ciddi söylüyorum bunu isterse o dergahın şeyhi. Kamil bir zat olmasın bakın bunun altını çizerek söylüyorum sen orada kal bu büyük cihattır bir mürşid-i kamilin dergahında durmak ise o büyük cihadı ona 20’ye 100’e katlayacak cihattır sebep o dergahın şeyhi. Mürşidi Kamil is işin sıkılığı vardır disiplini vardır şunu yapacaksın. Bunu yapmayacaksın şunu yapacaksın. Bunu etmeyeceksin bir sürü koşuşturma. Odur budur Her şey vardır orada Her nefis onu kaldırmaz, çünkü Her nefis onu kaldırmayacağı için o terbiyeyi kaldırmayacağı için orada durmak 10 kat 100 kat daha fazladır orada hizmet etmek ise 1000 kat fazladır bir işin ucundan tutmak ne olursa olsun bak orada bir hizmet etmek orada zakirlik yapmak yöneticilik yapmak 10.000 kat fazladır bakın 10.000 kat fazladır sebebi şu derdini gider Ona anlatır öbürkü gelir ona işte Naz eder niyaz eder sinkaflı eder öbürkü böyle kendini bir şey zanneder başka bir şey der hep onları o yöneticiler zakirler. Çavuşlar öğreticiler. Hepsi de onu toleranslı davranmak zorunda kalırlar. Hepsi de onunla alakalı yumuşak davranmak zorunda kalırlar O yüzden bir dergahta bulunmak gerçekten büyük cihattır.

Kaynak: Şeyhi mürşidi kamil olan bir dergahta durmak çok büyük cihaddır çünkü her nefis

Sûfîlikte zühd asla, ve asla dervişlerden geçinmemektir onlardan kendi nefsine kendi özel hayatına bir şey istememektir Evet icazet isteyen bir sufi a mıdır?

Sûfîlikte zühd asla, ve asla dervişlerden geçinmemektir onlardan kendi nefsine kendi özel hayatına bir şey istememektir Evet icazet isteyen bir sufi asla, ve asla Sufi yolunda değildir şehvik isteyen bir sufi asla, ve asla şehlik yolunda değildir ona bir şey verilirse alır kabul eder reddetmekte Allah, ve resulünün verdiğini reddetmektir dikkat edin sözlerime bir üstad size şeyhlik verirse onu reddedemezsiniz alır kabul edersiniz sizi şeyh ilan etmiştir Ben bunu reddediyorum diyemezsiniz, ama bir Üstada da gidip şeyhlik isteyemezsiniz ondan şehlik isterseniz siz dilenci olmuşsunuzdur sûfîlik dilencilik değildir o yüzden asla, ve asla gerçek manada Sufi insanlardan bir şeye istemez hele hele bir Mürşidi Kamil dervişlerden para istemez dervişlerden herhangi bir kendin nefsine kendin nefsine kendi n-fsine olmasa dahi dervişlerden bir şey istemez dervişlerden para isteyen asla Mürşidi Kamil değildir dervişlerden geçinen asla mürşid-i kardeşim olursa olsun.

Kaynak: Dervişlerinden maddi menfaat sağlayan asla mürşid-i kamil değildir

Muhyiddini Arabi’de İnsan ve Hakkında ne anlatılır?

Direkt cennetlik olacaklarına inanırız, ve ilk doğuşta onları temizleme vaftiz etme gibi bir derdimiz yoktur bizim için insan doğuştan masum doğuştan günahsızdır doğuştan kusursuz, ve hatasızdır eğer o halini ömür boyu muhafaza edebilirse O zaman o kimse direkt cennetliktir Hatta tasavvuf anlayışı dairenin bittiği yer ölüm esasıdır o temiz olarak doğup geldiğimiz bu dünyadan temiz olarak Göçüp gitmeyi hedefler bakın temiz olarak bu dünyaya gelmişsiniz bu dünyadan geçerken giderken yine temyiz olarak Göçüp gitmenizi tasavvuf, ve dinin anlayışını bu noktada.

Kaynak: Muhyiddini Arabi’de İnsan ve İnsan-ı Kamil-1

Arabi’nin Adem’in üç önemli özelliğini nelerdir?

Arabiyin Adem’in üzerindeki cemiyet kavramı Cem olma bütün fiillerin, ve bütün sıfatların Allah’ın varlık âlemine tecelli ettirdiği, ve tecelli. Eden ne kadar isim, ve sıfatı var ise Adem bunu üzerinde bunu üzerinde tespit edilmiş üzerinde taşıyan Allah’ın bu noktada verdiği bir şey cemiyet sıfatı bütün isim, ve sıfatlar onda toplandı diğeri insanın varlık yapısındaki zıtlıklar alemdeki konumu, ve bilgisini ifade eden berzahi sıfatı insan aynı zaman berzahi sahip Bu nedir berzahi yetten bu Normalde bu tabir arabiye ait cemiyet tabiri de arabiye ait böyle büyük Arif olunuyor böyle Siz bir yeni bir medeniyet kuruyorsunuz böyle medeniyet sokaktan geçerken kurulmuyor.

Kaynak: Muhyiddini Arabi’de İnsan ve İnsan-ı Kamil-1

İbn Arabi’nin insanın özellikleri saadetinden kullandığı temel kavram nedir?

İbn Arabi’nin insanın özellikleri saadetinden kullandığı Temel kavram cemiyet, yani Cem etme bir şeyi topluma niteliğidir İbn Arabi Cem kavramını etkilenen bir şeyden kaçınmak ya da dikkatini onda toplamak bakımından insani kuvvetlerin bir araya geldiği son mertebe olarak tanımlamış bu duruma cemiyet adını vermiştir Buna göre insan bütün ilâhî sıfatların kendisinde toplandığı tek varlıktır insan bütün ilâhî sıfatların kendisinde toplandığı tek varlıktır meratibi vücut açısından, yani vücudun meratibi vücudun Yükselişi Kemale ermesi olgunlaşması meratibi vücut açısından bakıldığında insan-ı Kamil mertebesi zat alanından ibaret ilk mertebe olan la taayyün mertebesi dışındaki tüm mertebeleri içinde toplayan son mertebedir Cemiyeti.

Kaynak: Muhyiddini Arabi’de İnsan ve İnsan-ı Kamil-1

Muhyiddini Arabi’de İnsan ve İnsan-ı Kamil-1 konusunu ele alırken hangi temel kavramlar tartışılmaktadır?

Yapılan tartışmada ‘cemiyet’ kavramı, insanın üzerinde toplanmış olan tüm sıfatların ve isimlerin bir arada bulunmasıyla ilgili olarak ele alınmaktadır. Ayrıca, insan-ı Kamil kavramı, insanın tüm kemali ve olgunlaşmış hali olarak ifade edilmektedir. Bu kavramlar, Allah’ın sıfatlarının tecelli ettiği ve insanın bu sıfatların bir arada bulunduğu bir varlık olarak yaratıldığı görüşüne dayanmaktadır.

Kaynak: Muhyiddini Arabi’de İnsan ve İnsan-ı Kamil-1

Din heva hevese göre dizayn edilmez, farzları yerine getirmektir temeli midir?

Din heva hevese göre dizayn edilmez, farzları yerine getirmektir temeli Kaynaklar Din heva hevese göre dizayn edilmez, farzları yerine getirmektir temeli

Kaynak: Din heva hevese göre dizayn edilmez, farzları yerine getirmektir temeli

Hak ayeti kerimede diyor ki; tövbe edip nefsini ıslah edene tövbe edip nefsini terbiye edene midir?

Cenâb-ı. Hak ayeti kerimede diyor ki; tövbe edip nefsini ıslah edene tövbe edip nefsini terbiye edene. İşte bu işin bir çıt üstü tövbe etmekle kalmadı o kimse nefis terbiyesinin girdi nefis terbiyesinin yoluna girdi nefsini terbiye edecek emare levhame mülhime. Müminler mardiye. Safiye makamlarında yürüyecek o kimse nefsini terbiye etmek için özel bir suluk özel bir yola girecek o gidecek ne yapacak nefsini terbiye etmek için nerede bir kendisinde hata kusur var. Bunları gördü göremediğinde o üstadın önüne diz çekip, ama dinleyecek, ama dinleyecek.

Kaynak: Selam olsun size, bilmeyerek bir kötülük işleyip de sonra tövbe edip nefsini ısl

Tasavvuf içinde şöhrete düşenler nasıl davranırlar?

Şeyh, zâkir veya nakib olup "Ben nasıl bir mürşidim, nasıl bir şeyhim" vehmine kapılan kimse gerçek velîlik vasfından uzaklaşmış demektir. Gerçek bir mürşid-i kâmil şöhretten kaçar, görünmez olmayı tercih eder.

Kaynak: Şöhretinizi, makam ve mevkinizi kendi nefsiniz için kullanıyorsanız cehennemliks

Yolun özü nedir?

İşin can noktası, aslının özü şudur: Allah’ı çok sevmek, Resûlü’nü çok sevmek ve bağlı olunan üstadı çok sevmek. Yol budur. Nefsiyle mücadele ederken kestirme yol arayan kimse kendisini bu üç sevgiyle donatacak; farzları yerine getirecek, haramlardan uzak duracak.

Kaynak: Allah’ın koruduğu kimselerden olmak için nefsi temize çıkartmadan nefsinle mücad

Nuri tecellilerini hepimizin üzerine art mıdır?

Canımdaki bir. Katre ilimden ibarettir onu. Ten hevasından. Ten toprağından kurtar bu topraklar onu örtmeden bu rüzgarlar onu kurutmadan. Önce sen helas et kalbimize bahş ettin ilmed sırrıma ruhuma bahş eyledin ilm-i ledün heva, ve hevesimizi kurban etme. Amin kurban etmemize müsaade etme. Amin ilahi ezelde bahş ettiğin hidayetini ferasetini zati. Nuri tecellilerini hepimizin üzerine arttır. Ya. Rabbi. Amin işte de. Hz. Pir diyor ki canımdaki bir. Katre ilimden ibarettir canımdaki bir. Katre canak olan o. Katre ilimden ibarettir onu ten havasına ten toprağından kurtar ten hevası dedi şimdi hava bir ne yapar kurutur mu kurutur e toprağa düşse toprakta çürür mü çürür Cenâb-ı Hak. Cenabı Hakk’a yalvarıyor. Verdiğin bu ilmi rüzgara verdirip de heva. Hevesimi uydurup da rüzgarlar onu kurutmadan. Sen onu iyi eyle. Koru muhafaza eyle. Amin. Hz. Pir Allah’a yalvarmaya devam ediyor münacat devam ediyor. Gerçi rüzgarlar onu kurutsam. Mahvet bile sen onlardan tekrar kurtarmaya, ve almaya kadirsin. Biz nefsimize uyduk. Biz heva hevesimizi uyduk. Biz yanlışlıklara düştük. Biz kendimizi bile altını lağıma atar gibi kendimizi. Biz altın olduğumuzu. Gözümüz köreldi kendimizi lağıma attık Allah harâm etti biz gittik harâma bulandık Allah namaz kıl dedi. Biz gittik namazsızlık daldık Allah oruç tutun dedi. Biz gittik oruçsuz dağa daldık Allah beni zikredin dedi. Biz kalktık onu unuttuk heva hevese düştük yanlışlığa düştük nefsimize uyduk. Ya. Rabbi sen bu.

Kaynak: Canımdaki bir katre, ilimden ibarettir onu ten hevasından ten toprağından kurtar

Sufilikte sevgi ve saygının sınırları nerede?

Ben kendimce. Şunu diyebilirim ya. Yusuf hoca acaba mı ya bu szan. Yusuf hoca la benim ilişkimde beni. Hata yapmaktan koru muhafaza edebilir suizanın fazlasından kaçınınız. Ben. Yusuf hocanın üzerinde bu günah içiyordur diyemem, ama frene basık hareket edebilirim. Bu benim hakkım, ama ben şeyhimin karşısında. Ben frene basamam ki bak ilişki tarzı değişti. Ben neden benim şeyhim. Ya ben nereye fren basacağım ona o bana gel dese geleceğim git dese gideceğim at dese ataca tut dese tutacağım ben nerede frene basacağım ona frene basacağım yer yok. Bak frene basacağım bir. Yer yok ama. Yusuf hoca. Evet ben frene basabilirim. Yusuf hocayla sebep ya derim ki. Yusuf hoca benim şeyhim değil ki acaba derim ben sufiliği o açıdan. Ben şeyhimin haricindeki her şeye acaba derim ben frene basarım. Ben şeyhim de ne fites vardır ne fren vardır ne debriyaj vardır. Düz mantık. Gittiği yere kadar gider. Ama öbür türlü. Ben bir başkasına öyle yapamam bu zaten zulüm olur bazen sufiler derler ya işte herkesi bir seveceğim ben nasıl herkesi bir seveyim şeyhime. Aşık olanla şeyhime söveni bir mi. Seveceğim. Bu mümkün değil bu benim açımdan mümkün değil. Benim yapabileceğim bir değil. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretleri vahşiye dedi ki sen biraz cemaatin arkasında dur dedi gözüm seni fazla görmesin. Sen, çünkü dedi ciğerimi parçalayan yakan dedi amcamı. Şehit ettin dedi fren amcasını şehit eden. Vahşi ile. Hz. Ebubekir radıyallahu anh. Hazretleri aynı olabilir mi o sıddik oldu aynı değil ölümüne onun. Yatağına yatan. Haz. Ali radıyallahu anh hazretleriyle. Örneğin o gün için kureyşte müslüman olanlar bir olabilir mi bütün kureyşi topladı yemek veriyor peygamberliğini ilan ediyor onlara her ilan ettiğinde benim. Naim naib kim olacak. Benim yardımcım kim olacak benim güveneceğim inanacağım bana iman eden. İçinizde kim var benim vekilim kim. Olmak. İster dediğinde. Hz. Ali radiyallah an. Hazretleri kalktı ben dedi. Ebu. Leheb onunla alay etti amcası dedi bu çocuksa. Sana inanıyor bir tek bir daha söyledi yine. Haz. Ali efendimiz ben dedi. Şimdi. Ebu. Leheb. Haz. Ali. Efendimiz aynı kategoriye koymak mümkün değil zaten aynı ki koyan bir kimsenin imanı sorgulanır. Bu değişmez bir üstatlar da aynı şekilde bakar zakirler de aynı şekilde bakar o yüzden etrafı severken veyahut etrafımızda olan ilişkilerimiz hep böyle bizim muhabbetimiz de, ve karşıdakinin sevgisiyle bizim muhabbetimiz de değişkendir onu. Normalde biz kendi kendimizi ayırt etmeye çalışacağız onu bu nefsimizden bir değil mi diye kendimiz. İçtihat edeceğiz onu yanılacak içtihatlar mızda, ama o yanıldıklarımızdır.

Kaynak: Kişinin çevresindeki insanlara olan sevgisi nefsinden midir gönlünden midir, bun

Haklı olan bir kimse tartışmayı terk etmek ne anlama gelir?

Haklı olsa dahi bir kimse tartışmayı terk ederse o ehli cennettir. Haklı olduğu halde tartışmayı terk etti. Değil mi? Bu sufi ahlakıdır. Tartışmayı terk etti. Eşi, çocukları, derviş kardeşleri, arkadaşları, öyle ya haklı bir konuda, ama tartışmak istemiyor. Geri çekiliyor. Karşısında kafir yok, münafık yok, mürtet yok. Karşısında din düşmanı yok. Bunlara karşı ise direnilir.

Kaynak: Hak ve hakikat noktasında direnmek cihaddır ama heva hevesinde inat eden cehenne

Hatta’u’l-Yakîn ne demektir?

Hatta’u’l-Yakîn: Tecrübe Yolu ile Bilme. Sarayova’da yaşayan, ve oranın kültürünü, işleyişini, halkını tanıyan kişi, artık ilmî yakîn mertebesi aştı. O, oradaki hayatı tecrübe ederek hatta’u’l-yakîn (hakikî yakîn) mertebesine ulaştı.

Kaynak: Kimin namazında mihrap ve kıblesi Allah olursa onun tekrar iman tarafına gitmesi

Tasavvuf yoluna ne denir?

Tasavvuf yoluna "edep yolu" denmiştir; çünkü edepsizlerin dikkat etmesi gereken en önemli şey edeptir.

Kaynak: Tasavvuf aşk yoludur

Edepsiz birisi tasavvuf yolunu nasıl anlar?

Edepsiz birisi sorarsa "edep yoludur" dersin, aşksız sorarsa "aşk yoludur" dersin, namaz kılmayan sorarsa "namaz yoludur" dersin, zikir yapmayan sorarsa "zikir yoludur" dersin. Muhâtabın hâline göre cevap verilir.

Kaynak: Tasavvuf aşk yoludur

Eski kitaplarda tasavvuf tanımlarını tekrarlamak doğru mudur?

Birisi gelip "Tasavvuf nedir?" diye sorunca eskilerin kelâmlarını papağan gibi tekrarlamak hakîkî bir cevap değildir.

Kaynak: Tasavvuf aşk yoludur

Sufilerin Allah’a aşık olmaları ne ifade eder?

Bir takım sufiler vardır kendilerini Allah’a aşık olmuş gibi gösterip akıl almaz.

Kaynak: BİZİM TER TEMİZ AŞKIMIZI GERİ VER

En mükemmel, en yüksek, en derin, en geniş anlam Allah’ı tanımak, ve bilmek midir?

Rûh, Allah’ı tanıma, ve bilme müjdesini alınca yokluk âleminden varlık âlemine doğru koşarak yürüdü. Çünkü en mükemmel, en yüksek, en derin, en geniş anlam Allah’ı tanımak, ve bilmektir.

Kaynak: Allah ruha ilahi aşka ulaşacaksın deyince ruh bedene girmeyi kabul etti 17.9.22

Rûhun bedene girme sebebi nedir?

Cenâb-ı Hakk’ın yaratma sebebi, Allah’ın tanınması, ve bilinmesidir. Seni yaratan o büyük Yaratıcı’yı tanıman için seni bir kafese — bedene — soktular.

Kaynak: Allah ruha ilahi aşka ulaşacaksın deyince ruh bedene girmeyi kabul etti 17.9.22

İlâhî aşkın efsûnlanması nedir?

Allah rûha efsûn okudu: "Sen bir bedene gireceksin; o bedene girince Allah’ı tanıman artacak. Zikrullah ile hemhâl olacaksın, ve en büyük hamleyi yapacaksın." O efsûnun adı aşktır.

Kaynak: Allah ruha ilahi aşka ulaşacaksın deyince ruh bedene girmeyi kabul etti 17.9.22

Cenâb-ı Hak rûha ilâhî aşkı efsûnlayınca ne olur?

Cenâb-ı Hak rûha ilâhî aşkı efsûnlayınca, rûh durduğu yerde duramadı; o şekilsiz, şemâlsiz hâlden varlık âlemine doğru koşarak yürüdü. Çünkü aşkı tanımlama, ve âşık olma yoluna girdi.

Kaynak: Allah ruha ilahi aşka ulaşacaksın deyince ruh bedene girmeyi kabul etti 17.9.22

Aşıkların bir kısmı kahrı da lütfu da hoş görmüşlerdir. Bu durumun nedeni nedir?

Âşıkların bir kısmı kahrı da lütfu da — iki zıddı — birleştirmişler, her ikisini de hoş görmüşlerdir. Âşıklar kendi içlerinde ikiye ayrılırlar: Birincisi âşık-ı zât, yani doğrudan zâta âşık olanlar. İkincisi âşık-ı sıfat, yani sıfatlara âşık olup sıfatta kalanlar.

Kaynak: Aşıkların bir kısmı kahrı da lütfu da hoş görmüşler 4.2.23

Aşıkların iki çeşidi nedir?

Âşıklar kendi içlerinde ikiye ayrılırlar: Birincisi âşık-ı zât, yani doğrudan zâta âşık olanlar. İk nadir âşık-ı sıfat, yani sıfatlara âşık olup sıfatta kalanlar.

Kaynak: Aşıkların bir kısmı kahrı da lütfu da hoş görmüşler 4.2.23

İhsân mertebesindeki âşıkların özellikleri nelerdir?

İhsân mertebesindeki âşıklar, kahrın da hoş, lütfun da hoş derler. Âşık-ı zât olunca, Hazret-i Pîr gibi "Kahrına da hakkıyla âşığım, lütfuna da. Ne şaşılacak şeydir ki ben bu iki zıdda da gönül vermişim" denilir.

Kaynak: Aşıkların bir kısmı kahrı da lütfu da hoş görmüşler 4.2.23

O görme onu yanıl mıdır?

O kimse âşıklığı ayrı perdede, maşûğu ayrı perdede, aşkı ayrı perdede görür; tam tevhîde ulaşmamıştır daha. O yüzden nefsi de bu mânâda tam son nokta, son hâliyle kemâle ermemiş olur. İnce bir perde vardır; o ince perdenin öbür tarafını görür, ama kokusunu alamaz. O görme onu yanıltır.

Kaynak: Aşıklığı, maşuğu, aşkı ayrı perdede görür fakat bunu her mürşid çözümleyemez

Her mürşid bu konuyu çözümleyebilir mi?

Bu, artık mürşid-i kâmillerin kendi içerisindeki vartalarıdır, üstâdların kendi içlerindeki vartalarıdır. Bunu her üstâd anlar mı? Hayır. Üstâdlık yapar, şeyhlik yapar, mürşidlik de yapar; ama bunu her mürşid çözümleyemez.

Kaynak: Aşıklığı, maşuğu, aşkı ayrı perdede görür fakat bunu her mürşid çözümleyemez

Hz. Pîr’in konuşmasının anlaşılabileceği şart nedir?

Hz. Pîr en yüksek perdeden konuşur. O yüksek perdeden konuştuğunu, ancak yüksek perdede olanlar anlayabilir. Yoksa okur geçer. "Kahrın da hoş, lütfun da hoş" derler. Erzurumlu İbrâhîm Hakkı Hazretleri de böyle söyler. Bu hangi hâlde, hangi perdede konuşulur onu bilmez; ama teknik olarak da, hâl olarak da herkes konuşur. En büyük sûfîlik sıkıntısı budur.

Kaynak: Aşıklığı, maşuğu, aşkı ayrı perdede görür fakat bunu her mürşid çözümleyemez

Ölü gıdânın canlı bedende dirilmesi ne anlama gelmektedir?

İnsan yedi içti; yediği içtikleri ölüydü. Vücuda girdi, canlı oldu, dirildi. Vücuda kuvvet oldu, kan oldu, hücre oldu, ve yeniden vücudu çalıştırır hâle geldi. Düşünebiliyor musunuz? Ekmek buğday hâlinde un oldu, un olduktan sonra hamur oldu, ham, hamur olduktan sonra pişti. Tâbir-i câizse öldü, hiçbir canlılık kalmadı. Ama insanoğlu o ekmeği yedi, ve o ekmek ona can verdi, kudret verdi, kuvvet verdi.

Kaynak: Manadan nasibi olmayanlar aşk ateşiyle karşılaştı nurlandı 14.01.23

Hidâyet nûruyla aydınlanmak ne demektir?

Allâh bizi onurlardan eylesin inşâallâh. Hidâyet nûru bir kimseyi sararsa o kimse nurlanır, etrâfına ışık vermeye başlar. Tıpkı ölü ekmeğin canlı bedende dirilmesi gibi, gaflet ehli de aşk ateşiyle yandığında mânevî olarak dirilir, ve nurlanır.

Kaynak: Manadan nasibi olmayanlar aşk ateşiyle karşılaştı nurlandı 14.01.23

Bir kısım kimseler var ki, onlara ehl-i sûfî demiyorum, onlar mutasavvıf; yani tasavvufu okumuş, ama yaşamamış insanlar mı?

Bir kısım kimseler var ki, onlara ehl-i sûfî demiyorum, onlar mutasavvıf; yani tasavvufu okumuş, ama yaşamamış insanlar. Çok okumuşlar, o ilimleri çok iyi bilirler. Tek bir şey soruyorum: "Şeyhin oldu mu?" Susuyor. "Bir yere intisâb ettin mi?" Susuyor. "Şeyhini eşinden, çocuğundan, malından, mülkünden, zamânından, her şeyinden fazla sevdin mi?" Susuyor.

Kaynak: Hazreti Mevlana ile Şemseddin-i Tebrizi’nin aşkını nasıl anlatayım, sen aşkın uc

Fenâ fi’ş-şeyh ne demektir?

Tasavvuf: Fenâ fi’ş-şeyh: Mürîdin şeyhinde fânî olması, nefsânî irâdesini mürşidinin irâdesinde eritmesi makâmı.

Kaynak: Hazreti Mevlana ile Şemseddin-i Tebrizi’nin aşkını nasıl anlatayım, sen aşkın uc

Her hayret makâmından ayrı bir hayret perdesine geçiş, onlar için mîrâc gibi midir?

Öyle olunca, onlar her nefeste, her dâim hayretten hayrete, perdeden perdeye geçerler. Her hayret makâmından ayrı bir hayret perdesine geçiş, onlar için mîrâc gibidir. Yaklaştıkça yaklaşmak, yaklaştıkça daha çok yaklaşmak isterler; her yaklaşma kulacı onlar için bir mîrâc olur.

Kaynak: Aşk ehli olan pir seviyesindeki mürşid-i kamil zatların makamlarının sonu yoktur

İki türlüdür: Birisinde cemâl sıfatı tecellî eder, birinde celâl sıfatı tecellî eder mi?

İki türlüdür: Birisinde cemâl sıfatı tecellî eder, birinde celâl sıfatı tecellî eder. Bâzı makâmdaki velîlerin hâl-i rûhiyesi, yani zamânın kutbu, ve üçlerde, beşlerde bâzen cemâl, bâzen celâl tecellî eder.

Kaynak: İki türlü aşık olur, birinde cemal sıfatı tecelli eder birinde celal sıfatı tece

Mürşidler ikiye ayrılırlar: Bir kısmı hiç müdâhale etmez, zikrullaha kendisini bırakır mı?

Mürşidler ikiye ayrılırlar: Bir kısmı hiç müdâhale etmez, zikrullaha kendisini bırakır. Bir kısmı ise esmâdan esmâya geçmek ister, esmâ değiştirir. Burada iki türlü mürşid olur; iki türlü âşık olur.

Kaynak: İki türlü aşık olur, birinde cemal sıfatı tecelli eder birinde celal sıfatı tece

Bu cemâl, ve celâl tecellî edenler, artık işin zirvesinde midir?

Zamânın kutbunda hem cemâl hem celâl tecellî eder. Sağındakinde hem celâl hem cemâl tecellî eder. Bu cemâl, ve celâl tecellî edenler, artık işin zirvesindedir.

Kaynak: İki türlü aşık olur, birinde cemal sıfatı tecelli eder birinde celal sıfatı tece

Cemâl, ve celâl tecellîsi — Allah’ın güzellik, ve azamet sıfatlarının velîlerde tezâhürü — Tasavvuf ıstılâhı mıdır?

Cemâl, ve celâl tecellîsi — Allah’ın güzellik, ve azamet sıfatlarının velîlerde tezâhürü — Tasavvuf ıstılâhı.

Kaynak: İki türlü aşık olur, birinde cemal sıfatı tecelli eder birinde celal sıfatı tece

Gerçek aşıklık nedir?

Gerçek aşıklık şudur: Maşûkun eşiğine aklını, fikrini, gönlünü, kalbini, vücudunu, paranı pulunu — her neyin varsa — koyup hiçbir şey beklememektir.

Kaynak: Aşıklık, maşukunun eşiğine her neyin varsa koyup karşılığında hiç bir şey beklem

Sevdasının karşılığını bekleyen kişi ne yapar?

Sevdasının karşılığını bekleyen, sevdasının münafığıdır.

Kaynak: Aşıklık, maşukunun eşiğine her neyin varsa koyup karşılığında hiç bir şey beklem

Seviyorum deyip karşılık bekleyen kişi ne yapar?

Seviyorum deyip karşılık bekliyorsan, sevmekten uzaksın; sevmenin kokusu dahi sana ulaşmamıştır.

Kaynak: Aşıklık, maşukunun eşiğine her neyin varsa koyup karşılığında hiç bir şey beklem

Hazreti Pîr bu kimselere cevap verir: "Git, bana bu efsunu okuma; ben senin ne düşündüğünü bilmez miyim?

Bir kısım insanlar görünüşte sûfî, kendilerini Allah’a aşık gösterir; akıl almaz sözler söyler, değişik kelimeler ve cümleler kurarlar. Ey iki gören — sen sevgiliyi nasıl gördün? Buna imkân var mı?"

Kaynak: Bir takım sufiler vardır kendilerini Allah’a aşık olmuş gibi gösterip akıl almaz

İki gören ifadesi ne anlama gelir?

İki gören ifadesi kritiktir: Hakiki aşık yalnızca Sevgili’yi görür; iki gören ise hem kendini hem sevgiliyi görür, yani nefsi hâlâ sahnededir. Dışarıdan sûfîlik pişirenler bu ikiliği yaşar — aşk iddiası var, lâkin nefis oradadır. Gerçek aşk; "bu akıl, bu can senin aşkına gark olmuş" demektir; ve bu, iddia ile değil yaşayışla belli olur.

Kaynak: Bir takım sufiler vardır kendilerini Allah’a aşık olmuş gibi gösterip akıl almaz

Hangi mürşid sıkıntıdan geçmemiştir?

Târih boyunca böyle olmuştur. Hangi sûfî sıkıntıdan geçmemiştir? Hangi sûfî topluluğu imtihân olmamış, problem yaşamamıştır? Böyle bir sûfîlik yok, böyle bir âşıklık yoktur.

Kaynak: Sen rahat yaşayacaksan bir mürşide uğrama bu dünyada rahatını düşünüyorsan aşk m

Tasavvufta teslîmiyetin anlamı nedir?

Tasavvufta teslîmiyet, seyr ü sülûkun temel dinamiğidir. Mürîdin mürşide teslîmiyeti, aslında Allah’a, ve Resûlü’ne teslîmiyetin bir yansımasıdır. Mürşide itiraz eden, kendi nefsinin emrine uymuş olur.

Kaynak: Bir veliyle cedelleşme, hilafına bir şey yapma, maddi ve manevi kaybeden sen olu

Mürşide itiraz etmek ne anlama gelir?

Sana bir söz söylendiğinde, o sözün hikmetini hemen anlayamasan bile teslîm ol. Çünkü mürşid, senin göremediğin hakīkatleri görür. Mevlânâ Hazretleri buyurmuştur: "Senin aklın bir mum ışığıdır; mürşidin aklı ise güneştir. Mumu güneşin yanına koyma.".

Kaynak: Bir veliyle cedelleşme, hilafına bir şey yapma, maddi ve manevi kaybeden sen olu

Sufilerin özellikleri nelerdir?

Sufi değil yalovanın tek olmuş mi, evet yalamadan. Sufi olmaz yalakadan. Sufi Olmaz olmaz su flicker kişinin işidir. Yiğit insanların işidir bunda cinsiyetçilik yapmıyorum, ve O erler ki diyor ya ayeti kelimede, evet o. Eller ki Kur’ân, ve sünnete. Sımsıkı yapışırlar o. Eller ki îmân ederler. Takva sahibidir o. Eller ki hakkında hakikate aykırı kadın erkek için önemli değil nice kadınlar vardır 100.000 tane erkeğe değişmez. Sen değişmezsin sebep Hak, ve hakîkat noktasında dimdik durur dimdik durur 100.000 tane adamı koltuğun altından geçer öyle. Eğer Sufi kadınlar var öyle erdir onlar bu su he bum analı kadınıyla erkeğiyle. Eğer kişidir birer kişi demek erkek demek değil her kişidir onlar hakkı, ve hakikati anlatma hak, ve hakikati yaşamakta hakkı, ve hakikati tebliğ etmekte en önünde dururlar yaşamakta dönemde durla sebep o nefsine uymaz o şeytanın vesvesesine uyma. Zone hepsinden konuşmaz o şeytanın vesvesesinden konuşmaz onun konuştuğu Kur’ân’a uygun sünnete uygun imamların işte adını uygun sufilerin iştahı. Uygundur o günün günün istidadını yakalar o günün ayetini yakalar o günün hadisini yakılan. Onun kalbi çalışır onu kalbi haber verir neden o, Çünkü. Zikrullah mal olmuştur Oh emeli iştedir onun gönlü oynaşta değildir nasıl oynaş tır Allah’la oynatır o nefsiyle değildir o zikrullahın yapar. Rana ilahi Allah Allah La. İlahe İllallah Allah Allah onun gönlünde sikir vardır. Onun dilinde zikir vardır onun gözünde zikir vardır onun duruşunda zikir vardır onun bakışı. Keskin onun görüşü. Keskin onun duşu keskindir sebep o zikirle hemhal olur. Onun kalbinde şeytan oturmuyor şeytan oturmadığı için onun bakışı da. Keskin onun duruşunda keskindir o. Keskin bakar teskin. Duyar sebep gönlünde 8 var, çünkü o yüzden ne mutlu kere o. Türk’e, yani. Kamil insana çekinmeden korkmadan konuşmasına devam eder Ey. Mevlevi BİM’den. Fıstıklar Ey. Mevla Evim diyen hiçbir işe yaramayan sümüklüler ayağa. Kalkın ayağa. Kalkın gerçekten sufle olun, ve ayağa. Kalkın gerçekten direnin her türlü zulme trenin her türlü zalimliği trenin en başta sizden geçinen o şaklabanlar O sizin paranızı. Hemen sizin paranızı ya o kimselerden kurtulun önce özgürlüğünü zekare yol ol Ne zamana kadar. Gümüş eve altına esir olacaksın. Hürol demiş. Hazreti bir. Hürol Canım. Kardeşim Hürol Kur’ân, ve sünnetin dışında bir şey şeyhin emrediyorsa ona da. Diren Hürol Kur’ân, ve sünnetin dışında şeyhin sana bir şey söylüyorsa ona da. Diren ona da. Hürol, ve ki bu kremi sünnetin dışında. Bunu benden neden istiyorsun d d d d d bakın de Kur’ân, ve sünnetin içinde bir şey mi oldu bir şey mi söyledi gerçekten ölü gibi teslim ol ona o ayrı ya onlar ne yapıyorlarmış ölümü göze alarak çok tehlikeli bir iş olan hakikatleri söylemeyi başarılar mış Allah cümle onlardan eylesin gerçek. Mürşidi Kamiller sağla. İyi birader. Eye sağlam bir istikamete sahiptirler onların iradeleri sağlam ondan istikametlere sağlamdır onları zorluklar. Yıldırmaz onları zorluklar geri döndürmez zorluklar. Onları yap al atmaz zorluklar onları çökertmez zor, onları dağıtmaz zorluklar. Onları asla, ve asla asla, ve asla geri döndürmez onlar. Zorluklara karşı g********** siper ederler onlar. Zorluklara karşı herşeylerini siper ederler sinmez ler. Cup arkasına sığınmaz lar bir odalara çekilip şimdi odalara çekilme zamanı demezler şimdi dersleri iptal etme zamanı demezler bitti düdük eve girmezler. Hani değildir Bu işte, ve 28 Şubat’ta bir düdük herkes evinde hane. Bunlar Zakir ne. Bunlar takibinin kaba ne. Bunlar şey öyle mi bir düzlükte. Hepsi de evden bir sufi. Efe yürekli olacak. Efe Efe yürekli aladağlara yaslandığında dağlara yaslandığında dağıt getirecek daha titreyecek. Sushi gördüğünde ya gideyim yaşını yanına diyeceksin su böyle bir şeyler yere minik verir güven verir. Sufi sıradağlar gibi durur. Sufi öyledir kadını erkeği hiç önemli değil bir kadın onun yanına gittiğinde. Güven duyarsın onun yanına gittiğinde. Emin like gelir sana onun yanına gittiğinde huzur bulursun onda dedikodu yoktur. Gıybet yoktur fitne. Fücur lük yoktur kadın. Sufi da o dimdik. Tiro anne gibidir şefkatlidir merhametlidir. Sarar sarmalar her şey kız duydun mu falan canım şişmanca böyle olmuş ondan duymazsın o. Sıradağlar gibidir o kadın o bu demlenmiş mis gibi otur bir ömür boyu hiç demlenmiş. Sufi erkek. Sıradağlar gibidir sen onun yanında yokluk varlık hiçbir şey çekmez sıradağlar gibi onun yanına gittiğinde huzur bulursun onun yanına gittiğinde. Güven bulursun onun yanına gittiğinde eminlik bulursun onun yanına gittiğinde Allah bulursun. Allah Allah bulursun onun yanına gittiğinde ya ondan kaypaklık öğrenmez ya ondan başka bir şey öğrenmesin ondan adamlık öğrenirsin böyle bir şeydir sufilik adamlıktır Allah muhafaza eylesin O yüzden su. Mürşidi Kamiller istikamet sahibidir birşeyde. Kamiller sağlam irade sahibidir ver. Şili Kamiller istikamet, ve iradeleri bozulmayan insanlardır O yüzden onlar birşey yaptıklarında pişmanlık duymazlar a bir şey söylediklerinde pişmanlık duymazlar onlar var Bu bir şey. Sebahat ettiklerinde geri. Dönmezler onların ayakları geri dönmeyi bilmez onların ayakları geri çekilmeyi bilmez onlar, çünkü kendi dairelerinde Allah’ta. Fani olmuş. Galata Beka bulmuş, ve hiçliğe ulaşmış kimselerdir onların siz dünya korkusuyla korkutamazsınız onları gelecek korkusuyla korkutamazsınız onları geçmiş korkusuyla korkutamazsınız onlar geçmişinde geleceğinde hesabını vermiş kimseler O yüzden size onları hesapla kitapla dünyevi 35 kuruş şeylerle konuşacağız kimseler değildir. Onları hapiste cezayla kanuna madde ile korkutamazsınız onlar hakkı her daim haykırdılar hak yolda yürürler onları geri vites. Siz yaptıramazsınız Allah muhafaza eylesin O yüzden onlar o, ve Mürşidi Kamiller. Sıradağlar gibidir. Her birisi. Hani mi Hz. Abbas diyor. Onlar yerin bir ekleridir arzun direkleri dir onlar arzun direkleri neden ona sarsılmazlar, çünkü onlar istikamet sahibi. İstidat sahibi onlar böyle. Dirayet sahibidir. Arzu nereye gibidir ona. Allah cümle onlardan eylesin O yüzden onu. Mürşidi Kamiller Allah yolunda kendilerini açmış başkalarının derdine derman olmaya çalışan onlara yol göstermeye çalışan. Onlara bu noktada eğiticilik yapılan yapan bir kimsedir. Ömür sizi. Kamiller böyle nasıl E şimdi. Corona Doktorlar var ya. Sağlık ekibi canhıraş çalışıyor ya coronada çalışanlar ha her türlü tehlikeyi göze aldılar. Öyle değil mi. Türkiye’deki sağlık çalışanları kadar dünya üzerinde böyle bir sağlık çalışanı yok sebep bütün cesaretleri ile bütün bilgileriyle bütünöz verileriyle canhıraş Şu milletin hastalarına. Şifa bulması için çalışıyorlar ölümü göze alıyorlar düşünebiliyor musunuz ölümü göze alıyorlar insanlar sağlıklarına kavuşsun diye ölümü göze alıyorlar, ve.

Kaynak: o Veli, Mürşid, Şeyh, Erenler Sohbetinin Devamı

Gerçek sufiyetin ne olduğu?

Allah muhafaza versin o yüzden cenab-ı hak cümlemizi doğru bir müridi TL si si, çünkü brit iradesi olan isteyen manasındadır bakın mürit nedir iradesiyle isteyen ne istediğini bilen kimsedir bir Allah cümlemizi gerçek müziklerden eylesin inşâallah o yüzden mürit kendi iradesiyle bir tasavvuf hayatını. Seçen bir tasavvuf yolunu. Seçen bu noktada kişiliğini hal, ve hareketlerini ahlakını o tasavvuf yolunun. Ada, ve erkanına ahlakına uyuyacak olan kimse demektir O yüzden gerçek sufilik, ve bu mânâ gerçek sufilik özgürlüktür hürriyettir bakın gerçek sufilik sebep sen artık heva heves ten gelen sen artık şeytanın destelerinden gelen her şeyi attın işte o zaman özgürlüğü esenyol açtın O yüzden Allah’a kul olan Allah akıllı ola bir tek kafa olan Allah’a kulluğu.

Kaynak: o Veli, Mürşid, Şeyh, Erenler Sohbetinin Devamı

Zarar edeceğiniz yolu yürümek edep midir?

Zarar edeceğiniz yolu yürümek edeptir. Emir olunca edep edersin. Yürürsün. Yürürsün. He bir de severek yürürsün. Gülerek yürürsün. Bu işin edebidir. Öyle sûfîlik laylolom değildir. Çünkü öyle bir yoktur. Kalk kalkarsın, yat yatarsın, otur oturursun, gelirsin, git gidersin. Ya biz ne yapmak geldik şimdi? Ne yapma gidiyoruz? Yok öyle bir. Sakın aklından bile geçirme. Geçirdiğin an bir. Bir daha sana gel diyen olmaz. Bir daha sana at diyen ol, Bir daha sana şunu harca diyen olmaz. Olmaz. Aklından bile geçirme. Bir gösterildi. İcra et. >> Yarın sohbet edeceğiz. Boşuna mı ediyorsun? >> Bilmiyor muyduk daha öncesinden? >> Emir demiri keser. Biter mesele. Senlik bir kalmaz. Sen ne gibisin? Sen sesi kendinden çıktın zannedersin. Ses senden de çıkmaz. Edep. O yüzden.

Kaynak: Bu yolun edebi sufilere özeldir

Marifet kapısının makamının 10 halinden birincisi nedir?

Marifet kapısının makamının 10 halinden birincisi edep. İllaki edep. Ama bu edep sufilere ait edep. Özel edep. Allah bize onları yaşayanlardan eylesin.

Kaynak: Bu yolun edebi sufilere özeldir

Sufi ahlakı nedir?

Bu bakış açısı sufinin. Bu bakış açısı insanların hatalarını kusurlarını görmeme onları dillendirmek bakış açısı sufileri hoşgörülü olmaya toleranslı olmaya yönlendirir. Hani hazre pir’in eksik, ve noksanlıkları örtmekte gece gibi ol demesi gibi. Bunun. Çünkü temeli hem ayet-i kerimelerde hem de hadis-i şeriflerde vardır. Allah resulü sallallâhu aleyhi, ve sellem buyurdu ki. Bir. Müslümanın başka bir müslümanı hakir görmesi ona yetip artar bile senin insanların kusurlarını, ve kusurlarından dolayı onları küçümsemenin, ve o kusurlarından dolayı onu hor hakir görmenin yanlış olduğunu bize öğretir. O zaman biz insanların üzerindeki eksik, ve kusurları gördüğümüzde onu örtmemenin söylemez. Müslüman. Çünkü diğer. Müslümanın dilinden emin olduğu kimsedir. E biz dilinden emin olmamız gerekir diğer. Müslümanların e. Müslümanlar. Müslümanların şu anda ayıplarını kusurlarını araştırıp orta yere döküyorlar bu müslümanca bu mümince bir hareket değil. Müslüman. Çünkü bir. Müslümanın ayıbını araştırmaz. Bir. Müslümanın kusurunu araştırmaz onu araştırmak ve onu soruşturmak insanların önüne dökmez. Ya biliyor musun. Salih şöyle bir insan.

Kaynak: İnsanların kusurlarına ayıplarına odaklanmak yerine faziletlerine iyiliklerine o

M Sufi adabında hediyeleşmek nedir?

Ve yine. Allah. Resûlü sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretleri hediye. Oysa hediyeleşme yi çok metreden çok özen hadisleri var işte. Bunlardan birisi de birbirinize çıkışın ki kalplerdeki ki gitsin hediyelerini hediyeleşin ki birbirlerimizi seversiniz, ve aradaki dargınlıklar. Böylece kalksın. Demek ki hedi, hediyeleşme ler insanların birbirlerini aralarındaki dalgınlığı kaldıracak. Hani birisine sufilerde bu ahlâki bir öğretilir birine karşı. Kızgınlığın varsa kırıklığın varsa ona bir hediye gönderdiler lan sen o kızgın, ve kırgın olduğun kimseye hediye gönderirsen onunla arasındaki muhabbeti geliştir onunla olan muamelenin düzgün leştir bu baktın o yüzden. Hz. Peygamber sallallahü, ve sellem. Hadi seninle. Hz. Ayşe annemizin nakline göre bu hediye kabul etmiş bunların karşılığında vermiş. Hep karşılıksız bırakmamış hediyeleşme. Hz. Peygamber sallallahü, ve sellem. Hasretin hesabı arasında devam etmiş.

Kaynak: M Sufi adabında hediyeleşmek.

Hediyeleşme ne işe yarar?

Demek ki hediyeleşme ler insanların birbirlerini aralarındaki dalgınlığı kaldıracak. Hani birisine sufilerde bu ahlâki bir öğretilir birine karşı. Kızgınlığın varsa kırıklığın varsa ona bir hediye gönderdiler lan sen o kızgın, ve kırgın olduğun kimseye hediye gönderirsen onunla arasındaki muhabbeti geliştir onunla olan muamelenin düzgün leştir bu baktın o yüzden.

Kaynak: M Sufi adabında hediyeleşmek.

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları