Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Tasavvuf(5877) — Sayfa 55/60
Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbeti konusunda ne anlatıyor?
Ben anlattığım istediğim kadar anlatağım ben bunu. Yaşamadın, sadece öğrendin. Sözün meclisten dışarı. Bunu sadece sesiz dinlemiyorsunuz. Canlı yayından bütün herkes dinliyor. Alıyor oradan çalıyor, hırsızlık ediyor. Mahaneve olarak böyle yaşaması lazım diyor. Bundan n’tan bir tane üstat çeke kalmamış kortalıkta. Aldı çaldı oradan millete söyledi. Hatta sözümü benim bile bir kopyalayıp millete söyledi. Bine bir kopyalıyor.
Tasavvufun temel kavramları nelerdir?
Bine bir kopyalıyor. Kopyalasın derdim yok. Onu yaşayan nerede? Yaşayan yok. Allah bizi affesin. Sorular güzel, yukarıdan sormak de güzel. Yusuf yaşamak zor. Önce aynel yakın hayreti yaşasın her. Zikrullah da öyle bir hali yaşasın diyelim ki aynen ikeni yaşadığına. Aynen ikeni yaşayamaz yaşayabilmesi için o kimsenin fena fiche olması lazım. Fena fiche olursa yaşayacak. Fena fiche olması yaşamayacak. Ya da gerçekten o kimse tabir rize ayetse tepeden immedir evvallah yaşar.
Tasavvufun uygulamaları nelerdir?
O meclisli bir şey zaten sözümüz meclisten düşerim. Allah’ın öyle kulları vardır. Dakkı bir gol bir olur. Ya şarru mu? Ona söz yük bir sözümüz yok. Ama bir türlü o iş biraz şey. Hani şimdi desek ki hakkel yakın hayret anlatacağız. Burada kalmayacak yok. Yusuftece ki sırrı sırrı noktasında hayretlense işimi biliyorsun ki adı biliyor. Ondan sonra diyecek ki ruh noktasında kayretlansı orada bitmeyecek o. Şimdi herkes hakkel yakın de bitireceğimi düşündü.
Tasavvufun zihniyeti nedir?
Bak bütün herkes doğru yok. Var mı arkası gelecek diye? Bilmiyor arasında çünkü. Şimdi ismen duydu. İlmel yakın noktasında eve sırrı noktasında da hayret var. Evet ruh noktasında da hayret var. Beşe çıktım akam. İçisini Yusuf’u bıraksa. Yusuf şimdi sırrı noktasında kayretin tecelliyâtını sonra insan nefisi böyle duramam. Bu da normal. Ama yol yürümek lazım. Bazen ben söylediğinde ağır geliyor arkadaşlar. O yüzden diyorum dervişlik zor zana.
Tasavvufun dervişlik anlayışı nedir?
Kardeş olalım. Yürüyelim dervişlik zor zana. Allah bize affesini şey yapalım. Haklarınızı helâl edin. Bizden yana de helâl boş olsun inşâallah. Vüçeyi nasıl bir fadiya şeref ha. Ya Rabb’i okumuş olduğumuzu çıdas bir padi yaşayırtı. Birimiz bir seyit Abdülkadir’i gaylani, seyidahmeder ki bir rupay, seyidahmeder be de bir seyidi bürem dosyil ki şehapülesen ödü şahızeli şahına akşı bende muhammede batlığın Mevlânâceladetin rumi. Hacı pektarşı belacı bayram beni Mevlânâceladetin rumi.
Tasavvufun ilim ve bilgiye olan yaklaşışı nedir?
Bütün muhittin arabe bütün piyle piyran azletinde roğuşer tüm ederdik. Kabulbah’da arayla arayla yarattı. Üç hiklans bir padi yaşayırtın. Karap okumuş olduğunuzu çıdas bir padi yaşayırtı. Birimiz bir seyit Abdülkadir’i gaylani, seyidahmeder ki bir rupay, seyidahmeder be de bir seyidi bürem dosyil ki şehapülesen ödü şahızeli şahına akşı bende muhammede batlığın Mevlânâceladetin rumi. Hacı pektarşı belacı bayram beni Mevlânâceladetin rumi.
Tasavvufun ruhsal gelişimi nasıl açıklanır?
Mühücük, biraz bir fadi yaşayırfı. Ya Rabbi okumuş olduğunuz çıdas bir padi yaşayırtı. Bir büyük şehp bendenim saptırayım tanta, ve yaptırayım ne şafi. El haz, al haz, al haz, al haz, al hapız, al diyor, bekirsin, tıkı, çorimi. Çorunlamışlar efendim bizim ne yapacak, ablulay efendim bizim. Kaçını dergiyanın şehrilerinin besvudiye tekkesinin şehrilerinin, ve kapbaşı dergiyende geçmişlerinin ruhlarına. Büslâdımı sultanımız hazsetem, bayındı racım sabböz bazıretlerinde, cet, ve cetattığımları ruhlarına.
Tasavvufun zikir ve dua anlayışı nedir?
Cümlesinin ruhlarına tur iki ailemize, akrabay talikatımıza geçendilerin ruhlarına. Bu rata bulunan herhangi bardan dolayı bulunamayan. Bütün kardeşlerimizin derhuhan ettene hayra ile de kabul, ve haberler ile yâ Rabbim. Sağ ol Fırullah, hesauffırullah, hesauffırullah, hesauffırla lezzim el kerim el lezzi ile, he ile he ile mu, el hay al kayum, ve tub ile. Özübül emne şeytanuracın Bismillâhirrahmânirrahîm. Özübül emne şeytanuracın Bismillâhirrahmânirrahîm.
Tasavvufun kutsal metinlerine ne denir?
Özübül emne şeytanuracın Bismillâhirrahmânirrahîm. Özübül emne şeytanuracın Bismillâhirrahmânirrahîm. Allah’ın ala’yim. Eğestafir Allah’ın ala’yim. Ya malu kel, mülkül kadim. Eğestafir Allah’ın ala’yim. Ya malu kel mülkün ala’yim. Eğestafir Allah’ın ala’yim. Eğestafir Allah’ın ala’yim. Ya malu kel mülkün ala’yim. Eğestafir Allah’ın ala’yim. Eğestafir Allah’ın ala’yim. Eğestafir Allah’ın ala’yim.
Tasavvufun tövbe ve dua anlayışı nedir?
Herstağfurullah, tüptül Allah. Öyle, tüngal bir yana masi wa Allah. Herstağfurullah, tüptül Allah. Öyle, tüngal bir yana masi wa Allah. Herstağfurullah, tüptül Allah. Öyle, tüngal bir yana masi wa Allah. Herstağfurullah, hama yâ Rabbim. Minkül’ten bir intör, ve yâ Rabbim. Herstağfurullah, hama yâ Rabbim. Minkül’ten bir intör, ve yâ Rabbim. Herstağfurullah, hama yâ Rabbim. Minkül’ten bir intör, ve yâ Rabbim. Herstağfurullah, hama yâ Rabbim. Minkül’ten bir intör, ve yâ Rabb, Herstağfurullah, hama yâ Rabbim. Minkül’ten bir intör, ve yâ Rabbim.
Tasavvufun ilahi metinlerine ne denir?
Yarat bir tövbe durur, sövbe dönse dergözletin de kabul ile Abi Bismillâhirrahmânirrahîm Asultan adaya, yaburuha, anaya alın ne? Yah, yahsettar ya, yahsettar ya, yahsettar Absettar olan sensin, settar isminesiyonunduk, sen biz de rümmet umam ötü, settreyle Gap ar olan sensin, kapor olayım olan sensin, rümmet umam ötü, ötü, ötü, ötü, ötü, ötü Absettar ya, yahsettar ya, yahsettar ya, yahsettar Yavuzu bilmem neşet anuracığım Bismillâhirrahmânirrahîm Efterzikir Falamendenhu, Lati Hama, Selavat.
Sufilerin rolü nedir?
Biz erke, sufiler topluluğu olarak, biz biz sûfî topluluk olarak hakkın savunucusu olacağız. Adalet’in savunucusu olacağız. Hakkım, ve adalet’in savunucusu olarak bunun için mücadele etmemiz gerekiyor. Ama bu mücadele birinci derecede nefsimiz olması gerekir.
Kaynak: (NASİHAT/10) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 7.12.2023
HZ. Mevlana’nın Vuslatının 750. Yılı Sema Coşkusu-Açılış Konuşmaları VE Sohbet nedir?
HZ. MEVLANA’NIN VUSLATININ 750. YILI SEMA COŞKUSU-AÇILIŞ KONUŞMALARI VE SOHBET, Hz. Mevlânâ’nın vuslatının 750. yılında düzenlenen sema coşkusunun açılış konuşmaları ve sohbetidir. Bu etkinlik, tasavvufî bir topluluk tarafından düzenlenen bir sema (dini bir dans) etkinliğinin açılışına konuşturulmuş bir sohbet ve konuşmalar bütünüdür.
Kaynak: HZ. MEVLANA’NIN VUSLATININ 750. YILI SEMA COŞKUSU-AÇILIŞ KONUŞMALARI VE SOHBET
Fenâ Fillâh’ın zirvesi nedir?
Bu hâl, fenânın zirvesidir. Bu zirveyi her insan yaşayamaz; küçük mesâfeler kat eden kimseler için değildir. Pîr seviyesindeki kimseler bu zirveyi yaşar. Bu hâl, kişinin tamâmen kendi benliğinden geçip Hakk’ta fânî olmasıdır. Fenâ fillâh makâmı, seyr ü sülûkün en yüce mertebelerinden biridir, ve, ancak büyük velîlere nasîb olmuştur.
Rûhun üflenmesi ve Bezm-i Elest nedir?
Cenâb-ı Hak rûhları yarattı. Tüm rûhları yarattı; kendi rûhundan önce bunlar yoktu. Allah Teâlâ rûhları yaratıp "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye sorduğunda, hepsi "Belâ (evet, Sen bizim Rabbimizsin)" dediler. Sonra dünyâ üzerine gelince, orada kuru bir cesede üfledi. Hazret-i Âdem aleyhisselâma rûhundan üfledi.
Gazâlî’nin tasavvufuyla ilgili yaklaşımı nedir?
Çok. Dedim ya çok üstün zekaldı. Batinili meşru yetini zedelemiş. İlmiyle. Ve o ilmiyle meşru yetini zedeleyince zaten halkın ona karşı olan tevazusu halkın ona karşı olan saygısı, ve devletin ona bakış açısı daha da pek işmiş. Ama Gazâlî bunu yaparken tasavvufu o günlüğe kadar, çünkü bu eme, ve abbasi damarı. Şimdi ki olduğu gibi tasavvufa karşılar düşmanlar. Şimdi suudular nasıl tasavvufa düşman ya. Ve oradan yetişen kendilerini alim görenler de tasavvufu siz farklı bir dines aipseniz teklire diyorlar ya.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Gazâlî’nin tasavvufu sistemine nasıl katkı sağladığı?
Gazâlî benim yaptığı önüne en önemli işlerden birisi tasavvufu sistemini için alır. Bakın tasavvufu sistemini için aldır. Şu an anadolu da elli tasavv var ise hala fikri plan’da gazaliye bağlıdır bu. Gazâlî, çünkü o gün için tasavvufu tasavvufu normlarını koyar. Öğüçü sünü koyar kur an, ve sünnet çizgisine getirir. Kur an, ve sünnet çizgisine getirir, ve anadolu İslâm’ın temeli böyle atılır. Anadolu İslâm’ın dediğimiz İslâm’ın hanım, çünkü halkan kardeşin terimidir. Anadolu İslâm’ın olarak veya Türklerin İslâm’ın olarak o bu terimi.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Anad. İslâm anlayışında tasavvufun rolü nedir?
O laila ilalamu amı derme sürülullah dediğim üttetçe ne günahı işler seçilsen içkide ise cumardoynuna safı uçta yapsa ne bilemine anasının gözünü yaparsayapsın o inkar etme dedi Müslümandır. Bizim kardeşimizdir. Bu Ahmet yesefiden gelen kanaldır. Şarap da içer içkide içer Esrard da içer içer. Ama onun yanına git Allah’a hapeygamber’e bir laf söylesene ceartak yırtar. Anlı güvenden kuruşunu çakka kersin. Onun yanında sen Allah’a hapeygamber’e laf söyleyemezsin. Ama o aşağılme zopatamiyeden gelen ler süktüm püklüm sümüklüm pettelidir. Bu Osman’ın son.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Anadolu sufiyleri hangi mezhebe aittir?
Anadolu sufiyleri genel anlamda hanefidir. Şafi değil. Güneyi dolda, ve doğuda çok az bir şekilde şafiler vardır. Genelde hanefidir.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Anadolu sufiyleri nasıl davranırlar?
Kardeşidir namazı kılmıyorsa da bir kimsolun kardeşidir namaz dinin farzlarından birçidir, ama namaz kılmıyor diye onun küfür nefeta vermez o yüzden, mesela Gazâlî Şafi olmasına rağmen Anadolu İslâm’ı hanefidir bakın Anadolu İslâm’ın nasıl kendine yol ayırıyor, çünkü Şafi’yi fıkı sertdir keskindir bayanlar haklarına la lesinler beni herkes tanımıştır tanıcağı kadar bir kadın başvortüsü kullanmasa şafiye göre küfür ebeldir keskindir bu türlerin kabul edeceği bir şeyde yildir bu, mesela bir kimsiyici ki çiyorsa şafiye göre küfürlür mağatma, imamazam mağatur’ü diçiz ki.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Hz. Mevlânâ’nın Peygamber sevgisine dair görüşü nedir?
Hazret-i Mevlânâ’ya göre Peygamber. Sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretleri Allah’ın insanı olan sevgi, ve rahmetinin bir tecellisi yansıması olarak görmüş. Nitekim. Enbiya. Suresi ayet 107’nin en büyük rahmet. Bereket vesilesi etmiş ve. Hazret Mevlânâ’da beytinde Allah’a gitmek istiyorsan peygamberin izinden git o seni doğru yola götürür buyurmuştur enteresan bir. Hazret-i Mevlânâ Celaleddin. Rumi. Hazretleri Peygamber sevgisini bugünkü dille teorik uygulanamaz bir bağlılık olarak görmemiştir bugünkü Müslümanların açığa düştüğü nefislerine uyduğu nokta hani din orada duruyor. Kur’an sünnet orada duruyor, ama biz onu bugün uygulanamaz. Olarak görüyoruz. Hazret-i Bir öyle demiyor. Vuslat Yılında Hz Mevlânâ’yı Anma Programı Hakkında, ve onun peygambere olan bağlılığı teorik değil fiili olarak da haz Peygamberi örnek alan, ve hayatına bunu nakşeden bir kimse.
Kaynak: 751. VUSLAT YILINDA HZ. MEVLANA’YI ANMA PROGRAMI SEMA, ZİKİR ve DUA 21.12.2024
Hz. Mevlânâ’nın Peygamber sevgisini nasıl açıklar?
Bir beytinde de. Ahmet’i seven kişi kendisini sevmiş olur. Çünkü. Ahmet aynada görünen saf. Bir nurdur der bu ifadede de Peygamber. Efendimizin Allah’ın nurunun bir yansıması olduğunu beyan eder ve. Hazret-i Mevlânâ o. Nura yaklaşmanın insanı hem dünya hem de ahiret. Mutluluğuna u ulaştıracağız söyler. Hazret. Pir aşk, ve şefkat boyutunu da yine. Hazret-i Muhammed. Mustafa’nın öğretisi ile açıklar. Çünkü. Ahzab suresinde ayet 6’da Peygamber müminlere. Kendi öz nefislerinden daha üstündür buyurulmuştur o zaman. Bir müslüman kendi nefsinden fazla. Hazret-i Muhammed. Mustafa’yı sevmelidir. Hatta hadis-i şerifte. Hazret-i Peygamber sizden biriniz beni kendisinden annesinden babasından çoluk çocuğundan, ve herkesten daha çok sevmedikçe gerçek manasıyla iman etmiş olamaz buyurmuştur o zaman bir mümin derinlemesine İslâm olacaksa. Hazret-i Muhammedi. Mustafa’yı gözünün gördüğü her şeyden. Ve herkesten fazla sevmelidir bu manada da. Hazret-i Pir buyurur ki o. Hazret-i Muhammed misk gibi kokular saçar. Ruhlara şifa olur. Onun sevgisiyle yanan. Gönüller arınır ve Allah’a ulaşır diyerekten Peygamber sevgisi haz Mevlânâ’nın insana dair tasavvufi anlayışının da merkezindedir insan. Sallallahu. Aley, ve sellem. Hazretlerinin örnek alarak onun ahlâkıyla bütünleşip gerçek manada. Kemale erme noktasına gelir.
Kaynak: 751. VUSLAT YILINDA HZ. MEVLANA’YI ANMA PROGRAMI SEMA, ZİKİR ve DUA 21.12.2024
Hz. Mevlânâ’nın tasavvufi anlayışı nedir?
Eğer ki bir Müslüman ahlâki noktada. Hazret Muhammedi. Mustafa’nın ahlâkıyla ahlâklanmak. Kemale ermesi mümkün değildir. Çünkü her her hal, ve hareketinde her tavrında. Muhammedi. Mustafa’yı kendisine örnek almalı. Çünkü ayet-i kerimede onda güzel örnekler vardır buyurulmuş dinini, ve dünya hayatını dünya hayatı deyince eş eş çocuk ev iş. Sokak semt. Vatan. Bütün her şeyde Muhammedi. Mustafa’nın ayak izine u malıdır kıymetli. Kardeşler, bir İslâm ülkesinde öyle deniliyor ya Türkiye için evet Müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülkede. Hala daha kadın cinayetleri konuşuluyorsa hala daha tecavüzler konuşuluyorsa. Hala daha çocuk katliamları konuşuluyorsa hala daha erkekler eşlerini dövüyorlar İsa onlara küfrediyor küfrediyor lsa hor, ve hakir. Görüyorlarsa hakaret ediyorlarsa onlarda Muhammedi ahlâk oturmamış demektir Muhammedi ahlâkta erkeklere söylüyorum siz kadınlarınızı. Dövemezsin Muhammedi ahlâkta kadınlarınıza hakaret edemezsiniz Muhammedi ahlâkta küfredin kadınlarınıza 2 sınıf insan muamelesi yapamazsınız bu Muhammedi ahlâk değildir Muhammedi ahlâkta kadınlar 1 sınıf birer emanettir kadınlarınız gibi çocuklarınızı. Dövemezsin sövemem çocuklarınıza bırakacak olduğunuz en güzel miras güzel ahlâktır çocuklarınıza güzel ahlâktan daha büyük bir miras bırakamazsınız. Çünkü ne kadar mal bırakırsanız. Bırakın ne kadar para bırakırsanız. Bırakın o çocuk güzel ahlâk sahibi değilse sizin. Bıraktığınız malı da çarçur edecektir sizin bıraktığınız parayı da çarçur edecektir, ve sizin arkanızdan size günahlar yazılacak defter arkaya bıraktınız Muhammed’i ahlâk üzerine çocuklarınızı yetiştirirseniz arkanızdan. Hayır. Hasenat yazdıracak çocuklar bırakacaksınız. Hayır. Hasenat defteri kapanmaz y. Zümre zümreden birisine hayırlı evlat yetiştiren anne baba bunun. Hayır. Hasenat defteri kapanmayacak. Neden. Çünkü hayırlı evlat yetiştirdi. O hayırlı evlat hayırlı amellere devam ettiği müddetçe anne babası. Ölse dahi onların. Normalde. Hayır. Hasenat defterlerine yazılacak talebe yetiştiren isterse tıpçı olsun isterse dahiliyeci olsun isterse matematik olsun isterse, evet elektr elektrik elektronikçi olsun önemli değil bir meslek sahibi etmiş birisine bir iş öğretmiş değil mi. O da o işten o meslekten çoluğuna çocuğuna geçindiriyor. Cömert insanlar insan yetiştirir dö. İnsanlar bir. Kimse. Cömert değilse hiç kimseyi yetiştiremez cimri eli de cimridir gönlü de cimridir aklı da cimridir. Cömert kalbi de cömerttir eli de cömerttir aklı da cömerttir ve. Bir kimse birine elini uzatıp birini yetiştirmiş gerçekten cimridir cimrileri Allah sevmez Resûlullah da sevmez ya cimriliği cimriye tedavi etmek için ona cömertlik öğretirsin öğrenmiyorsun onunla arkadaşlığını kes. Çünkü sana bulaştırır cimrilik Allah’ın hiç sevmediği bir ahlâktır. Cimriler le. Tuvalete bile gidilmez o tuvalet parasını hesaplar. Çünkü şimdi ben ondan önce çıkarsam tuvalet parasını ben vermek zorunda kalırım der bekler tuvalette cimri kimse necasete layıktır tuvalette geç çıksın o, evet bunlar hayat dersi. Yaşadıklarımdan örnek veriyorum size. K şurada. Karnımız.
Kaynak: 751. VUSLAT YILINDA HZ. MEVLANA’YI ANMA PROGRAMI SEMA, ZİKİR ve DUA 21.12.2024
Hz. Mevlânâ’nın Hz. Muhammed’e olan sevgisi nedir?
Hazret-i Mevlânâ’nın peygamberin bir insan rehberi olarak değil aynı zamanda ilahi bir ışık olarak görülmesi gerektiğini söyler hazr Muhammedi. Mustafa’yı sevmeyen bir Müslüman kemale ermiş bir müslüman değildir, ve hazet. Pir birçok nında, ve birçok hep haz Muhammed’e olan aşkını anlatır, ve der ki gözlerim onu görmedi, ama gönlüm onun aşkıyla doldu. O bir güneştir alemi karanlıktan kurtardı, ve haz. Pir Peygamber sallallahu aleyhi, ve sellem. Hazretlerine fiziksel bir varlıkla sınırlı olmadığını onun manevi nuru hissettiğini, ve kalbinde taşıdığın bize gösterir ümmete tavsiyesidir der ki. Hazret-i Mevlânâ peygamberin izinden gidin. Ki o sizi Allah’ın huzuruna çıkarır, çünkü onun yolu Allah’ın yoludur der ve. Hazret-i Bir Peygamber. Sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretlerinin yolunu Allah’ın yoluyla özdeşleştiren ayırmaz. Çünkü cenab-ı hak da ayırmaz ayet-i kerimede kim peygambere iman ettiyse Allah’a iman etmiş gibidir der o yüzden peygamberin peygamberliğine iman etmek Allah’a iman etmekle eş değerdedir ve. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretleri. Hazret-i Mevlânâ’nın deyimiyle aşkın rehberidir aşkın rehberi. Ey aşk Peygamberi. Bize. Aşk öğret. Çünkü sen aşk deryasın kaptanı sın. Der ve. Hazret-i Peygamberi. Aşkın en yüce temsilcisi, ve öğreticisi olarak görür peygamberin. Hayatı Allah’a duyulan. Aşkın pratiğe dökülmüş halidir Mevlânâ’ya göre onun yolundan gitmek. Aşk denizinde yüzmeyi öğrenmek gibidir. Eğer siz onun yolundan gitmezseniz. Siz aşk denizine daha parmağınızı bile sokmam sınız dır, ama şiirsel olarak edebiyat olarak aşktan bahsedebilirsiniz. Ama onun yolundan gitmiyorsanız. Siz o aş denizine bırakın parmağınızı saçınızın bir telini dahi değdirmemek Muhammedsiz bir aşk heva, ve hevesten başka bir değildir Muhammedsiz bir sevda. Nefsini ilah. Edinmekten başka bir değildir Muhammedsiz bir sevgi. Ancak, ve, ancak şehvetten başka bir değildir. Hazret-i Pir aşkı şehvet olarak görenlere der ki şehvet. Eşekte de var der, ve şehvetini aşk zannedenlere eşek muamelesi yapar sufiler kadınlara olan sevgisini sadece şehvet olarak görmez. O yüzden kadın Allah’ın. Cemal sıfatının tecelliyatı dır. Sufi kadına bakarken. Eşine bakarken Allah’ın. Cemaliye dinin tecelliyatı görür görürse baktıkça bakası gelir baktıkça bakası gelir, ve kadınına bakmak onun için Allah’ın cemalini seyretmek olduğu için olur ibadet olur.
Kaynak: 751. VUSLAT YILINDA HZ. MEVLANA’YI ANMA PROGRAMI SEMA, ZİKİR ve DUA 21.12.2024
Hz. Mevlana’nın vuslatı nedir?
Hz. Mevlana’nın vuslatı, Allah’a adanmış bir şekilde yaşamış ve ruhlar için bir vuslat (birleşme) olmuştur. Çünkü Allah’a adanmış bir şekilde yaşadı ve bu nedenle ruhlar için bir vuslat olmuştur.
Kaynak: 751. VUSLAT YILINDA HZ. MEVLANA’YI ANMA PROGRAMI SEMA, ZİKİR ve DUA 21.12.2024
Tasavvufcu topluluklar nasıl bir yapıya sahiptir?
Tasavvuf. Vakfı müntesipleri herhangi bir siyasi partiye angaje değil herhangi bir siyasi partinin ön bahçesi arka bahçesi değil herhangi bir siyasi partinin yan kuruluşu da değil herhangi bir siyasi görüşümüz yok bu. Manada partisel olarak siyasetimiz vatan millet. Bu. Vatana bu millete hizmet ediyorsa başımızın üstünde yeri var hangi parti olursa olsun.
Kaynak: 751. VUSLAT YILINDA HZ. MEVLANA’YI ANMA PROGRAMI SEMA, ZİKİR ve DUA 21.12.2024
Dervişlerin topluluk içindeki rolü nedir?
Dervişlerinden dilenen dilenen bir topluluk olmayacağız olmadık bugüne kadar. Bundan sonra da olmayacağız böyle dolandırıcılar çıkar. Geçen gün bir arkadaşın etrafını dolandırmışlar. Biz filancanın yanından geliyoruz işte bir tekerlekli. Sandal alacağız diye oradan. Çevre esnafı dolandırmışlar bu an zaman zaman söylerim ben hiç kimseden bir istemem istersem kendim isterim aracı da koymam derim birileri benim adıma da bir isteyebilir benim adıma bir yapabilir. Bir de bu ne çıktı ya şimdi. Yapay. Zeka beni bile konuşturabilirim yapabilirler. O yüzden dikkatli olun.
Kaynak: 751. VUSLAT YILINDA HZ. MEVLANA’YI ANMA PROGRAMI SEMA, ZİKİR ve DUA 21.12.2024
Tasavvuf tarihinde mümtaz bir konuma sahiptir mi?
Hazret-i Pir Abdülkadir Geylani tarîkatlar üstü bir şahsiyet olarak tasavvuf tarihinde mümtaz bir konuma sahiptir. Hazretleri der yedi iklimde sürülür eşi derkan-ı geylani.
Mürşit ve Mürit: Ferdi ve Toplumsal Sorumluluk konusunda ne anlatılmaktadır?
Hz. Ömer radıyallahu anh kılıçlarını göstererek İslâm’a hizmet etti; bugün tasavvufta mürşit ve mürit bu hizmeti farklı biçimlerde sürdürmektedir. Şahsı bağlayan davranışlar ile toplumu bağlayan davranışlar ayrıdır; müradin mürşidindeki eksik ve noksanlığa takılıp kalmak yerine kendi görevine odaklanması esastır.
Dâvetçilerin sınıfları nelerdir?
Şeytana dâvet eden dâvetçilerin mürîdleri daha çoktur. Şerîata dâvet edenlerin mürîdleri onlardan azdır; sâdece Sünnete dâvet edenlerin mürîdleri daha da azdır; Allah yoluna dâvet edenlerin ise en azdır. Eğer bir kimsenin etrâfında insanlar çoksa, dâvetine dikkat etmek lâzımdır. Gerçek mânâda insanları Allah’a dâvet eden kimsenin etrâfında az insan olacaktır.
Allah’a dâvet edenlerin yolu nedir?
Sâdece Allah’a dâvet edenlerin yolu, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretlerinin hâliyle hâllenmektir. Allah’a dâvet ederken insanları nefis terbiyesine, nefisle mücâdeleye, Kur’ân’ın mânâsına, ve Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretlerinin mânâsına tâbî olmaya çağırır. Eğer insanları mânâya çağırıyorsa, o yerde mânâ yoktur, ve onu talep etmek gerekir. Perdenin gerisinde bir âlem vardır; Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretlerinin hâliyle o âlemin ince noktasına ulaşmak, onun gördüğü yoldan yürümek — işte gerçek dâvetin gâyesi budur.
Allah’a koşun ne anlama gelir?
Cenâb-ı Hak buyurmuştur: "Ey Habîbim, de ki: Ey insanlar, Allah’a koşun!" Sâhibiniz Allah, destekçiniz Allah, Mâlikü’l-Mülk olan O’dur. İnsanların gönüllerini evirip çevirecek olan O, hâllerini değiştirecek olan O, perdeden perdeye geçirecek olan O’dur. Bu yolda sıddîk makâmında dur, fakir makâmında dur, âciz makâmında dur. Kulluğuna devâm et; edeple var gücünle Allah yolunda uğraş, çaba ver, Allah yolunda koştur. O’ndan bir şey isteme; iste, ama O’nu iste, elindekini değil. Hazînesine gözünü dikme; de ki: "Yâ Rabbi, ben Senden Seni istiyorum!".
Hizmetin tasavvuf yolunda ne kadar önemli olduğu?
Hizmet, tasavvuf yolunun temel taşlarından biridir. Etrafındaki insanlara hizmet eden kimse, aslında kendi nefsini terbiye etmektedir. Ancak hizmet ederken yapılan iyiliği başa kakmamak, ve başkalarına anlatmamak gerekir. Hizmet, ihlâsla yapılmalı, ve yalnızca Allah rızâsı gözetilmelidir.
Karabasan ile Mânevî Hâl Nasıl Ayırt Edilir?
Karabasanda insanın içi daralır, sıkılır, konuşamaz, o halden kurtulmaya çalışır. Mânevî hal ise böyle değildir; o hâl daha uzasın, daha devâm etsin diye insanda bir istek, bir iştiyâk olur. Karabasan sıkıntı, ve korku getirir; mânevî hal ise huzur, ve muhabbet getirir.
Emr bi’l-ma’rûf nedir?
Tasavvuf: Emr bi’l-ma’rûf — İmâm Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, "Kitâbu’l-Emr bi’l-Ma’rûf"
Silsile ve Tarikat Birliği nedir?
Sahih bir silsileye bağlılık tasavvufun temel şartıdır; silsilesi kopuk olan yolun kaynağı belli değildir. Tarikat birliği ise aynı silsileden gelen kolların birbirine saygı ve muhabbetle yaklaşmasıdır. Rekabet ve çekişme bu yolda zehirdir; her kol kendi mensubunu yetiştirirken diğerini küçümsemez. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellemin sünnetine uyan her sahih kol, aynı deryadan su içmektedir.
Manevi Silsile ve Şeyh Nazım Hazretleri nedir?
Manevi silsilede isimler bir zincir halinde birbirine bağlıdır; bu zincirin halkası kopmamalıdır. Şeyh Nazım Hazretleri gibi büyük velilerin hayatı ve eserleri bu silsilenin canlılığını göstermektedir. Onların sözleri ve halleri, sıradan bir insanın sözleriyle kıyaslanamaz; zira arkalarında bir irşad geleneği ve yüzyılların birikimi vardır. Bu büyüklere saygı, yola saygının ilk adımıdır.
Acziyet ve Mahviyet: Allah’a Tevazu ile Yönelmek ne anlama gelir?
Sûfînin hali: acziyet, mahviyet, fakr — bunlar elden bırakılmaz. Kendini Allah’ın önünde aciz gören, fakir gören kimse sıkıntısını küstahça değil tazarruyla arz eder. Aşığın halinde Allah’a karşı küstahlık olmaz. O harabiyet der ki: "Benim aklım ne ki Senin katında? Benim vücudum ne ki?" Aklı harap eder, vücudunu harap eder; ortada yalnız Hak kalır. Mahviyet budur. Kaldıramayacağın yükün altına söz verme; önce Rabbini bil, sonra haddini öğren.
Ayağına diken batmayan sûfî ne yapar?
Bir kimse, îmânı, ve İslâm’ı kadar başına belâ, ve musîbet gelir. Eğer bir kimsenin üzerinde belâ, ve musîbet yoksa, o kimse kendi îmânını, ve İslâm’ını sorgulamalıdır. Belâ, ve musîbetin en çoğu peygamberlerindir; ondan sonra Peygamber vârislerinin, ondan sonra onların etrafındakilerin.
Derviş yetiştirmek ve sabır nedir?
Zikrullaha devam eden bir kimseden hiç ümîdimi kesmem. Yeter ki devâsa hatâlar yapmasın. Bir çiçek yetiştirdiniz mi, bir sebze yetiştirdiniz mi, bir meyve yetiştirdiniz mi? Bir tane bülbül yavrusu al, koy kafese, bir yetiştir. Bir tane adamı al, taşı yanında; o naz edecek sana, ‘ya bu akşam geleyim mi, gelmeyeyim mi?’ diyecek.
Ben hazır kurulu bir işe, eve, dergâha oturamadım; hiçbir şeyim hazır değildi mi?
Ben hazır kurulu bir yere hiç oturamadım. Bayındır’ın ilk dervişi, şeyh efendinin ilk zâkiri benim. Ödemişte ilk dersi orada veren benim; sonra oraya göçen benim, orada dergâhı kuran bu fakîr. Ben hazır kurulu bir işe, eve, dergâha oturamadım; hiçbir şeyim hazır değildi.
Belâ ve musîbetlerin neden olduğu nedir?
Karakolunu görmüşüz, mahkemesini görmüşüz, savcısını görmüşüz, polisini görmüşüz. Günlerce sorguda kalmışız. Bunları yaşaya yaşaya gelen bir insanım. O yüzden Yusuf’u harcamam kaşını kaldırdı diye; on üç yıldır burada olan bir dervişi neden harcayayım?
Gıpta ve hayret makâmı nedir?
Soru-cevap bölümünde gıpta meselesi ele alınmıştır. Bir dervîş mesleğinde veya dervîşlik yolunda önündeki bir örneğe gıpta edebilir. Ancak gıpta nefisle alâkalıdır; kalb gıpta etmez. Kalbin üzerinde olması gereken hâl hayrettir. Hayret, Cenâb-ı Hakk’ın azameti karşısında duyulan derin şaşkınlık ve hayrânlıktır. Hayret makâmının bir kemâlât noktası var mıdır? Bâzı kitaplarda "Mârifetullâh’a ermiştir, kemâlâta da ermiştir" denilse de hayret makâmının sonsuz olduğuna inanmak daha doğrudur. Zîrâ Allah’ın bilinmesi sonsuzdur; öyleyse hayret de sonsuzdur, kemâlât da sonsuzdur. Bu makâmın belli bir sonu olduğunu düşünmemek hakîkate daha uygun bir anlayıştır.
Abdülkadir Geylani’nin manevi makamı nedir?
Düzeli hoş nazar eylemiş ona ezeli evliyâlar. Serçeşmesi güzeli Abdülkadir gibi bir er bulunmaz. Rabbani’nin deyimiyle. Teâlâ’ya giden yollar ikidir. Veleyet yolu, nübüvvet yolu. Nübüvvet yolu Resûlullah’la bitmiştir. Velayet yolu ise 12 imamın vasıtasıyla Abdülkadir. Hazretlerine devredilmiştir. Ve kıyamete kadar da. Mehdi gelinceye kadar taliplere Abdülkadir. Hazretlerinin musluğunu açtığı, mührünü vurduğu kişi velayet makamlarında yükselir. Erenlerin halkasına dahil olur.
Kaynak: Abdülkadir Geylani Sohbeti — Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Abdülkadir Geylani’nin manevi makamı nasıl açıklanır?
Nur’da anlatır. Der ki, "Bağdat, ve çevresi kablel memat olduğu gibi bdel memat da şeyh Abdülkadir Geylani hazretlerinin tasarrufu altındaydı Geylani’den destur istemediği için Geylani musluğu kapattı ve. O kişi irşat edemedi. Nakşibet ve. Rabbani geldi. Destur istedi, müsaade istedi. Şeyh onların hatırını kırmadı. Ona müsaade etti. O gavs-i geylani. Teâlâ’nın çok büyük lütuflarına mazhar olmuş. Kıyamete kadar Allah’a talip olanlara önder olmuştur Abdülkadir Geylani tarîkatlar üstü bir şahsiyet olarak tasavvuf tarihinde mümtaz bir konuma sahiptir. Hazretleri der yedi iklimde.
Kaynak: Abdülkadir Geylani Sohbeti — Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Allah için sevilen velîlere duyulan derin muhabbet ve bu muhab, betin aktarıldığı şeyhin şeyhi silsilesi, kulu dalâlet hücumlarına karşı korur mu?
Bu tarikat ehlinin kendini muhafazası, yani imanını kurtarması iki şey sayesinde gerçekleşir: muhabbet-i evliyâ ve silsile-i meşâyih. Allah için sevilen velîlere duyulan derin muhabbet ve bu muhab, betin aktarıldığı şeyhin şeyhi silsilesi, kulu dalâlet hücumlarına karşı korur.
Kaynak: Samimi bir ehli tarikat muhabbeti sayesinde imanını kurtarır
Bir tarikat ehlinin büyük günaha düşmesi mümkündür; kebâir ile fâsık olabilir mi?
Bir tarikat ehlinin büyük günaha düşmesi mümkündür; kebâir ile fâsık olabilir. Fakat kolayca kâfir olmaz, zındıklığa sürüklenmez. Sebebi şudur: kabul ettiği aktab ve silsile-i meşâyih nazarında hiçbir kuvvet sarsıcı olamaz. Şeyhinin şeyhi, onun şeyhi zinciri, kişiyi îmânın derininde tutar.
Kaynak: Samimi bir ehli tarikat muhabbeti sayesinde imanını kurtarır
Bu tutum, mânevî kemâlin davâ ve makam peşinde koşmayan hâlinin en güzel ifadesi midir?
Mustafa Özbağ Efendi, şeyhinin kendi adına şeyhlik ilanını emretmesi üzerine şöyle demiştir: ‘Ben şeyhim ölünceye kadar şeyhlik yapmak istemiyorum, yapmayacağım.’ Efendisi ısrar edince: ‘Aldık, rafa koyduk’ demiş. Bu tutum, mânevî kemâlin davâ ve makam peşinde koşmayan hâlinin en güzel ifadesidir.
Kaynak: Samimi bir ehli tarikat muhabbeti sayesinde imanını kurtarır
Gerçek anlamda bağımsız bir sûfî yolu nasıl tanımlanıyor?
Gerçek anlamda bağımsız bir sûfî yolu ise bu baskılara boyun eğmeyi kabul etmez. Dikenli bir yol olması bundandır. Buckingham’dan düğmeye basıldığında sahibinin sesini çıkaran yapılar ile Allah rızâsı için konuşan yapılar arasındaki fark, tam da bu noktada netleşir.
Kaynak: Türkiye’deki cemaat, tarikat,siyasi oluşumların hepsi de deccalist sistem tarafı
Peygamber’in Mânevî Tecelliyâtlardan Sıyrılması İnsanın Tarifi: Ahsen-i Takvîm ve İlâhî Ruh Seyrisülûkta Tecelliyâtların Ağırlığı ve Sûfînin Tavrı Kay mıdır?
Hz. Peygamber’in Mânevî Tecelliyâtlardan Sıyrılması İnsanın Tarifi: Ahsen-i Takvîm ve İlâhî Ruh Seyrisülûkta Tecelliyâtların Ağırlığı ve Sûfînin Tavrı
Kaynak: Hazreti Peygamber manevi tecelliyatların etkisinden çıkmak için, konuş benimle y
Bilâl-i Habeşî’ye "Bilâ, ezan oku; bizi dinlendir" buyurması ve güzel sesli sahâbîlere Kur’ân okutması da bu bağlamda mıdır?
Tebliğ vazifesi gibi ulvî bir sorumluluğu yerine getirebilmesi için bu tecelliyât deryasından bir an sıyrılması gerekiyordu. Hz. Âişe annemizle sohbet; o ilâhî yoğunluktan insânî bir nefes alıp peygamberlik görevine devam etme vesilesi oluyordu. Aynı maksatla Hz. Bilâl-i Habeşî’ye "Bilâ, ezan oku; bizi dinlendir" buyurması ve güzel sesli sahâbîlere Kur’ân okutması da bu bağlamdadır.
Kaynak: Hazreti Peygamber manevi tecelliyatların etkisinden çıkmak için, konuş benimle y
Seyrisülûk esnasında mânevî tecelliyâtlar kişiye nasıl bir ağırlık taşırlar?
Seyrisülûk esnasında mânevî tecelliyâtlar kişiye ağır gelir. Biri için elli ton ağır olan şey diğeri için bir ton ağır gelir; ancak o kişi kendi derecesinde bu yükü taşır. O hâl geldiğinde sûfî hem sıyrılmak ister hem de tadını tekrar yakalamak ister; aynı hâl bir daha gelmez, Allah hep yeni yaratır. Ancak seyrisülûk esnasında "artık rüya istemiyorum, hâl istemiyorum" diyerek o nimeti reddetmek edepsizlik ve nimete nankörlüktür; Allah o nimeti kapatıverir. Sûfî bu ağırlık altında derinleşir, gelişir; işte bu yüzden büyükler "tecelliyât sûfîyi olgunlaştırır" demişlerdir.
Kaynak: Hazreti Peygamber manevi tecelliyatların etkisinden çıkmak için, konuş benimle y
Hakiki sûfî nasıl temizlik tutar?
Hakiki sûfî hem zahirini hem batınını temiz tutar.
Kaynak: İslam hem insanın dış temizliğine hem de çevrenin dış temizliğine ehemmiyet veri
Duyar benimle tutar benimle yürür mü?
Allah’ın nuruyla bakar. Allah’ın nuruyla duyar. Allah’ın nuruyla tutar hadis-i kudsi buyurdu. Ya benimle söyler benimle. Duyar benimle tutar benimle yürür. İşte o kimsenin artık. Zikrullah ruhundadır o dili zikret de zikretmesi de ruhu. Hatta daha ileri boyut o ruhun zikrullahın din artık aklıyla ruhun zikrullahın yönetmez kalbiyle ruhun zikrullahın yönetmez akıl da kalpte. Zikrullah ruhta başladığında el pençe divan durur artık onun ruhu zikir olmuştur. O esnada hangi. Esma tecelli ettiyse ruh o esmayı zikretmeye başlar. Öyle olunca sır da kalp de dil de ona. Tabi olur onun dışına çıkamaz böyle olunca. O Allah’ın görür böyle olunca o. Allah’ın nuruyla konuşur böyle olunca.
Kaynak: 1w Hakikat yolcusuysan kısa görüşten ve yanlış zanlardan kurtulman gerekir
Mevlânâ der ki: ‘Sen bu varlığı hayal üzere yürür gör.’ Bu hakikat akılla değil, kalp yoluyla idrak edilir mi?
Hz. Mevlânâ der ki: ‘Sen bu varlığı hayal üzere yürür gör.’ Bu hakikat akılla değil, kalp yoluyla idrak edilir. İlmel yakîn, aynel yakî nadir merâtibinde kalpte yerleşen bu hakikat; kişiyi kendi varlığından fânî kılarak Allah’a yaklaştırır. ‘Ey hakikatte yok olan! Hâlâ neden varlığından kurtulmuyor, hakikatine dönmüyorsun?’
Sûfî yolunun hakikat öğretisi nedir?
Gazâlî’den İbn Arabî’ye, Hz. Mevlânâ’ya uzanan sûfî geleneği, bu öğreti üzerine inşa edilmiştir: Yaratılmış olan her şey geçicidir; hakiki kalıcılık yalnız Allah’a aittir. Bu yolda ‘Allah’ı her şeyden fazla sevmek, Resûlullah’ı her şeyden fazla sevmek’ esastır.
İnsanlar "tarîkat" deyince akıllarına Kādirî midir?
"Tarîkat" kelimesi yol demektir ve Muhammedi tarîkatlar dışında da pek çok tarîkat mevcuttur: masonluk da bir tarîkattır, Hristiyanlığın tarîkatları, Yahudiliğin yolları, Müslümanların içindeki Muhammedi olmayan fırkalar da. İnsanlar "tarîkat" deyince akıllarına Kādirî, Rufâî, Nakşib, Mevlevî gibi köklü yollar gelir; oysa her tarîkat olduğunu iddia eden gerçekten Muhammedi değildir. Ölçüt tektir: Kur’ân ve Sünnet’e tam tabi olmak.
Kaynak: Muhammedî Sufilerin, ehli tarikatların hiç birisi dağlara tekke yapıp da inzivay
Yol işaretleri nelerdir?
Yolda yürüme işaretleri vardır. Mesela rüyadır, mesela haldir, mesela o kimsenin kalbine gelen ilhamdır, doğrudur. Yani, mesela o kimsenin böyle hani üstadın çizgisinde yürümedir. Bunlar yol işaretidir.
Kaynak: Yol hakiki ise Kur’an ve sünnet dairesinde ise yolu istismar edenin üzerinde bir
Sufilerin yaklaşımı nedir?
Sufiler işin batın tarafındadır. Hikmet vardır onda. Der ki hikmet var bunda. Bu şu demek değildir. Hastalıkla mücadele etmeyecek, edecek. Sıkıntıyla mücadele etmeyecek, edecek. Bunlarla mücadele edecek, ama onda hikmet görecek. O yüzden eğer bir insanın üzerinde kederlerden, sıkıntılardan, problemlerden dolayı o kimse kendini sadece gamda, kederde, tasada görürse onun maddi, ve manevi bağı kesilir.
Kaynak: Başına gelen herhangi bir sıkıntıya bakarken razılık makamına doğru yürü isyan e
Tasavvufta nefis muhâsebesi ne kadar temel bir disiplindir?
Tasavvufta nefis muhâsebesi en temel disiplinlerdendir. Dervişin her gece yatmadan önce gününü gözden geçirmesi, hatâlarını tespit edip tövbe etmesi esastır.
Kaynak: Bir kimse hatayı kendinde ararsa erdemli olur, hatayı başkasında arayan cahildir
Sûfî ne geçmişin karanlığından kaygıya düşer ne de geleceğin karanlığından kaygı?
Geçmiş onu Kur’ân, ve sünnete tâbi olmaktan, Allâh’ı sevmekten alıkoyamaz; gelecek korkusu, ve kaygısı da onu Kur’ân, ve sünnete tâbi olmaktan, Allâh’ı sevmekten alıkoyamaz.
Kaynak: hCHtc Sufi ne geçmişin karanlığından kaygıya düşer ne de geleceğin karanlığından
Sûfî ne geçmişin karanlığından kaygıya düşer?
Burada genelde müslümanları yıkan gelecek kaygısıdır. Geçmişle alâkalı da insanlar kendi kendilerine psikolojik olarak sararlar: "Ben bugün bu günahı işledim, benim bu günahım affedilmez" veyâhut "Ben dün şöyle şöyle bir hayat yaşıyordum, benim günahım affedilmez, ben buradan toparlanamam" gibisinden. Bu geçmiş kaygısıdır. Bu geçmiş kaygısı dervişi, tâbir-i câizse müslümanı, içinde kurt gibi yer bitirir.
Kaynak: hCHtc Sufi ne geçmişin karanlığından kaygıya düşer ne de geleceğin karanlığından
Sûfî ne geleceğin karanlığından kaygıya düşer?
Sûfîyi, müslümanları bugün eriyip bitiren en önemli şey, genel olarak çoğunluk itibarıyla gelecek kaygısıdır. Ülkede de bu pompalanır. İslâm ülkelerinde bir gelecek kaygısı vardır, bizim ülkemizde bu daha fazladır. Belirli bir kesimin altında yaşayanlar, gelecekte nasıl bir hayat kurgulayacaklarının kaygısını yaşarlar. Dervişler de bundan etkilenirler. En az etkilenmesi gereken dervişler olmasına rağmen, en fazla müslümanlar, ve dervişler etkilenir.
Kaynak: hCHtc Sufi ne geçmişin karanlığından kaygıya düşer ne de geleceğin karanlığından
Sûfî nasıl gelecek kaygısını Allâh’a bırakır?
Sûfî bunu bilir, ve gelecek kaygısını Allâh’a bırakır. Ânda yaşar, ânda ibâdet eder, ânda zikrullâh ile meşgul olur.
Kaynak: hCHtc Sufi ne geçmişin karanlığından kaygıya düşer ne de geleceğin karanlığından
O hakikat perdeleri, o hayret perdeleri dile kelama gelecek gibi değil midir?
Çünkü o hakikat perdeleri, o hayret perdeleri dile kelama gelecek gibi değildir. Ancak Hazreti Pir gibi değişik menkıbelerle anlatmak gerekir. Onu direkt anlatmak, onu normalde kelimelere sığdırmak mümkün değildir. O yüzden peygamberler de Kur’an-ı Kerim’de değişik menkıbeler anlatır. Ama ne yazık ki çok özür dilerim cahil kafalılar, ham kaf, işin hakikatinden uzak, maneviyatından uzak olan kimseler o eee menkıbeleri küçümserler. Oysa her menkıbe olmasa dahi büyüklerin anlatmış olduğu menkıbeler kendi içinde hakikat gizler. Bir şeyi direkt konuşsanız karşınızdaki kimse onu algılamayabilir, anlayamayabilir. Ama onu bir menkıbeyle anlatırsanız bunu anlatmak, ve karşıdaki kimsenin bunu anlaması daha rahat olur. O yüzden artık o, eee, mürşit, o ihtiyar çalgıcı kendi faniliğini de görür ve, eee, artık kendisini ortadan çıkarır. Kendisini ortadan çıkarıp meydanı hakka bırakır. Çünkü eğer sen meydanı hakka bırakmaz isen hala daha hiçliği yakalamamışsındır. Kendi benliğinden geçmemişsindir. Artık söyleyen dil var ise, gören göz var ise, tutan el var ise senin bir hükmün kalmamıştır. Sen hala daha kendi hükmünü gütmen senin o hale gelmediğini gösterir. O hale geldiysen gören de odur, söyleyen de odur. Hatta ileri dinleyen de odur.
Kaynak: Hakikat perdeleri kelama gelecek şeyler değildir ancak menkıbelerle anlatılabili
Ruhlar âleminde birbirlerini sevenler bu dünyada da birbirleriyle tanışıp severler mi?
Ruhlar âleminde birbirlerini sevenler, yani ruhlar âleminde tanışıp birbirlerini sevenler bu dünyada da birbirleriyle tanışıp severler. Ruhlar âleminde birbirleriyle tanışmayanlar bu dünyada da birbirleriyle tanışmazlar. Ruhlar âleminde tanıştıkları halde birbirlerini sevmeyenler bu dünyada da tanışırlar. Birbirlerini sevmezler.
Kaynak: Manevi koku 03.07.25
Gafletten kurtulmanın yolu nedir?
Gafletten kurtulmanın yolu harâmlardan uzak durup işte farzları yerine getirip o kimsenin eee Allah’ı çok zikretmesi, ve sevmesi ile alakalı.
Kaynak: Manevi koku 03.07.25
Manevi koku almak ne anlama gelir?
O gafletten kurtulursa o kimse o zaman manevi koku alır. Gafletten kurtulmanın yolu harâmlardan uzak durup işte farzları yerine getirip o kimsenin eee Allah’ı çok zikretmesi, ve sevmesi ile alakalı. Öyle olursa o zaman o kimse manevi kokuyu alır. Manevi kokuyu alınca o zaman kim hangi makamda, kim nerede onun o kokusundan bilir.
Kaynak: Manevi koku 03.07.25
Koku alma kabiliyeti ne zaman açılır?
Eğer normalde manevi olarak kalbi harekete geçmemiş olsa dahi eğer burnu harekete geçtiyse, yani manevi olarak o koku alma kabiliyeti, koku alma hali onda açıldıysa o da oradan devam eder.
Kaynak: Manevi koku 03.07.25
Manevi koku neden bazı kimselerde farklı olur?
Mesela bazıları kadın erkek ayrıştırmadan normalde bir üzerlerinden değişik bir koku gelir. O değişik koku normal bir koku değildir. Yıkanır o kimse. İstediği kadar yıkansın. Bir sürü deodorant sürsün. Normalde onun kokusu ayrıdır. Mesela o kimse, o koku alan kimse ondaki deodorant kokusunu almaz. Ondaki manevi o çok özür dilerim, ama necaset kokusunu alır. Mesela bir kimse eş cinsellik yapsa onun kokusu değişir. O farklı kokar, mesela onun yanından geçemezsin necaset kokusundan dolayı.
Kaynak: Manevi koku 03.07.25
Yalan söylüyenlerin kokusu nasıl olur?
Yalan söylüyordur. Onun kokusu ayrıdır. Hatta onların kokuyla beraber bir de suretleri vardır. Yani normalde sadece kokuda kalmaz. O biraz daha o kimsenin maneviyatı ilerlerse onların suretlerini de görür. Yani onun sureti, çünkü normalde Allah affetsin eee, mesela iyi olanların sureti eti yenen hayvanlardan görünür, ama hala daha hayvan suretinde. Ama iyi olmayanların suretleri eti yenmeyen hayvanlardan görülür. Onlar iyice kötü. Allah muhafaza eylesin.
Kaynak: Manevi koku 03.07.25
Koku ve suret arasında nasıl bir ilişki vardır?
Onların suretleri de değişir. O yüzden Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretleri normalde o ruhlar âleminde tabii bu avama göredir. Yani ruhlar âleminde kokulaşmak, birbirleriyle sevişmek, birbirlerini sevmek. Aslında orada bir de ruhlar âleminde dilsiz dudaksız görüşme konuşma var. Yani o farklı kategori. O sadece oklaşmak değil. Yani koku önemli. Ama kimisinde de, mesela önce kokuyu alabilir. Koku aldıktan sonra da suret gelebilir. Onların suretleri de değişir. O yüzden Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretleri normalde o ruhlar âleminde tabii bu avama göredir.
Kaynak: Manevi koku 03.07.25
Ancak bu, avâm müslümanlar için geçerli midir?
Ancak bu, avâm müslümanlar için geçerlidir. Eğer bir kimse niyet etmez, söze, ve fiiliyata dökmez ise cezaya çekilmez. Fakat tasavvuf yoluna girmiş olanlar için, yâni hassa için durum farklıdır.
Kaynak: I Allah kalbimizden geçenlerden bizi hesaba çeker mi?
Eğer bir kötü hisim kalbine gelirse, derâ bîn Hak Teâlâ’yı anmak sûretiyle, ve tövbe ile o kötülükten tezâhur ederler mi?
Eğer bir kötü hisim kalbine gelirse, derâ bîn Hak Teâlâ’yı anmak sûretiyle, ve tövbe ile o kötülükten tezâhur ederler. Böylece kalb, her zaman temiz, ve parlak kalır.
Kaynak: I Allah kalbimizden geçenlerden bizi hesaba çeker mi?
Manevi olarak hiç bir yol almadıkları halde manevy mertebe iddiasında bulunanlar nelerdir?
Bunlar aslında manevi olarak hiçbir yol almamalarına rağmen onlar kendilerinde manevi mertebe iddiasında bulunurlar. Sen bizim kim olduğumuzu biliyor musun? Sen bizim ne olduğumuzu biliyor musun? Senin bizim maneviyatımızı anlamaya gücün yetmez. Biz bir hata yapmış olsak bize rüyamızda ikaz ederler. Biz ne yapıyorsak maneviyatın emriyle yapıyoruz. Biz ne işlediysek maneviyatın emriyle işliyoruz. Bize muhakkak bir Peygamber bu konuda uyarır.
Kaynak: Manevi olarak hiç bir yol almadıkları halde manevi mertebe iddiasında bulunanlar
Manevi mertebe iddiasında bulunanlar neden manevi olarak hiçbir yol almamış olabilirler?
Bunlar benim duyduğum sözler. Ben bir şey yapmış olsaydım pirırdı. Hanımına diyor, "Ben hatalı bir şey olmuş olsaydım şeyhim şimdi burada beni uyarırdı." Kadın susuyor. Manevi makam iddia ediyor. Çünkü şimdi uyarırdı. Ha uyarılmadığına göre o adam haklı. O derviş haklı. Ben de dedim hiç sen gözünü kapattığında şeyhini gördün mü? Dedim hayır dedi. Neden böyle söyledim? Başka türlü işin içinden çıkamıyordum. Başka türlü işin içinden çıkamıyor. Dediğini böyle yaptıracak.
Kaynak: Manevi olarak hiç bir yol almadıkları halde manevi mertebe iddiasında bulunanlar
Manevi mertebe iddiasında bulunanlar neden Allah sevgisi yoktur?
Bunların kalbinde Allah sevgisi yoktur. Bunların kalbinde Resûlullah sevgisi yoktur. Bunların kalbinde veli sevgisi yoktur. Bunların kalbinde mümin sevgisi yoktur. Bunların kalbinde eş sevgisi de yoktur. Çocuk sevgisi de yoktur. Anne baba sevgisi de yoktur. Bunlar, çünkü sevmekten uzak, kalbi katılaşmış, kalbi kararmış, kalbi şeytanlaşmış insanlardır. Çünkü bunlar din, ve dinden olan şeyleri istismar ederler.
Kaynak: Manevi olarak hiç bir yol almadıkları halde manevi mertebe iddiasında bulunanlar
Dini istismar edenler neden daha kötüdür?
Çünkü dini istismar ediyor, ve aynı zamanda da arkasındaki kitleleri Allah’ın yolundan uzaklaştırıyor. Gerçek dinin hükmünden, gerçek dinin hukukundan uzaklaştırıyor. Onun açmış olduğu yara, onun vermiş olduğu zarar öbür işte içkiydi, kumardı. Bunların vermiş olduğu zarardan daha fazla. Bizler ümmeti Muhammed olarak bizim bu noktada perdeliyiz. Biz bir günahı açıktan işleyen kimseyi kötüleyebilecek cahillikteyiz. Asıl gizli şeytani yolları, ve gizli şeytanın askerlerini tanımaktan uzağız.
Kaynak: Manevi olarak hiç bir yol almadıkları halde manevi mertebe iddiasında bulunanlar
Allah’ı ve müminleri aldatmaya Hakkında Ne dedi birisi?
Hallacı Mansur’la ben karşılaşmış olsaydım olsaydım o benim elimi öperdi.
Kaynak: Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar oysa yalnız kendilerini aldatırlar da
Söylediği süslü sözlerle değerli insanlar kategorisine girer mi?
Söylediği süslü sözlerle değerli insanlar kategorisine girer. Allah muhafaza eylesin. İbn Kesir’den bu hakiki alimler, şeyhler, siyasetçiler, Allah’ın her şeye kadir olduğunu bilen, ona hiçbir şey ortak koşmayan, helâl kıldığını helâl, harâm kıldığını da harâm olarak kabul eden, Allah’ın emir, ve tavsiyelerine uyan, ona kavuşacağına, ve ilminin, hesabının sorulacağına yakinen inanan kimselerdir.
Kaynak: Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar oysa yalnız kendilerini aldatırlar da
Allah’ın emir, ve tavsiyelerine uyan ona kavuşacağına, yani din gününe, mahşere inanan, ve ilminin hesabını sorulacağına yakinen inanan insan mıdır?
O zaman hakiki önderler toplumun her kesiminde ona hiçbir şeyi ortak koşmayan, Cenabı Hakk’ın helâl kıldığını helâl. Yani dinin helâl kıldığını helâl, dinin harâm kıldığını da harâm kabul eden. Allah’ın emir, ve tavsiyelerine uyan ona kavuşacağına, yani din gününe, mahşere inanan, ve ilminin hesabını sorulacağına yakinen inanan insandır. Bu kimseler, ancak gerçek dost, gerçek önderdir, gerçek alimdir, gerçek şeyhtir. Diğerleri onlar ayetleri çok az bir pahaya, değere satan insanlardır.
Kaynak: Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar oysa yalnız kendilerini aldatırlar da
Onun insan suretinde, ama fiiliyatı insan değil mi?
Perdelerin kalkmamış daha karşında konuşan kimsenin suretini insan suretinde görüyorsun. Onun insan suretinde, ama fiiliyatı insan değil. İnsan suretinde, ama konuşması şeytani. İnsan suretinde, ama sana nasihati şeytani. Bakın şeytani. Onu ayırt edebilmesi için bir kimsenin bir zahiri ilmi olması lazım. İki manevi ilmi olması lazım. E zahiri ilmi yoksa, manevi ilmi de, yoksa şeytanın konuştuğunu fark edemez. Şeytanın ona nasihat ettiğini fark edemez.
Kaynak: Zahiri ve batıni ilmin olmadığı için fiiliyatı şeytani olanı insan suretinde gör
Şeytanın taraftarı olan bir kimse etrafındaki insanları ne yapar?
Şeytana götürüyor. Şeytana yoldaş ediyor. Hadi gel ya bu akşam bir felekten gece çalalım işte. Ne yapalım ya? Rabbim affeder. Bir tek atalım. Attın bir tek. Bir tekin arkasından bir tek daha geldi. Seni şeytanın taraftarı etti. Seni şeytana yoldaş etti. Sen Zikrullah’a geleceğim diyorsun. Bu ister eşin olsun, ister çocuğun olsun, ister annen olsun, ister baban olsun, senin zikrullah’ını engelliyor. Senin Zikrullah’a gitmeni engelliyor, yasaklıyor.
Kaynak: Zahiri ve batıni ilmin olmadığı için fiiliyatı şeytani olanı insan suretinde gör
Kimi de sattırırsa işte onlar hüsrana uğramış kimseler midir?
Kimi de sattırırsa işte onlar hüsrana uğramış kimselerdir. Yani o kimse saptıysa olmadan oldum dediyse, bilmeden bildim dediyse, kendi heva, ve hevesini ilah edindiyse, kendi nefsinin doğrultusunda yürüyorsa, koşuyorsa onların kalpleri vardır, fakat anlamazlar. Bakın kalpleri vardır anlamazlar. Ayet-ti kerime. Kalpleri vardır anlamazlar. Yani algılayacak olan, anlayacak olan kalp. Yani kalbi aklın çalışması gerekir. Kalbi aklın çalışmaz ise o kimsede o zaman o kalbi körlerden olur.
Kaynak: Onların kalpleri vardır anlamazlar, gözleri vardır görmezler, kulakları vardır i
Dervişlerin hal ve makamı nedir?
O yüzden dört kapı 40 makam sohbeti yapıyoruz. Makam kalıcı olsun diye halde takılıp kalırsanız o kabre girdiğinizde biter. Makam ehlinin makamı kabre girdikten sonra da devam eder. Kabre girdikten sonra da devam eder. Emmare, levame, mülhüme, mutmeyinne, radiye, mardiye, safiye bunların kalp halleri, kalp makamları. Bunların hepsi de derviş üzerinde önemli merhalelerdir. Önemli merhaleler. O yüzden o ahsen-i takvimlik devam edecekse o zaman o kimse bu dünyalık düşünmeyecek. Sadece sadece cennetlik de düşünmeyecek. O Allah’ı tanıma, ve bilmede sonsuzluğu düşünecek, ve bunun tabiri caizse biraz hoşgörün zevkini yaşayacak. O yüzden sufi, sufi kendisinin halifeliğini, kendisinin halifeliğini unutmayacak, ve diyecek ki, "Ben ahseni-i Tahkvim üzerine yaratılmış bir halifeyim. Benim bu halifeliğim ebedi devam edecek diye düşünerekten hayatını yaşayacak.
Kaynak: Bu alemde Allah’ı tanıma ve bilme yolunda yürüyorsak ölümden sonra da o yürüyüş
10. Başkalarının aypılarını görmemek 4 kapı 40 Makam nedir?
Dört Kapı Kırk Makam’ın hakîkat kapısının ikinci makamı, kimsenin ayıbını görmemektir. Bu kadîm öğreti, Hoca Ahmed Yesevî’den itibâren Horasan erenlerinin yukarı Mezopotamya sûfîliğinin vazgeçilmez temel taşlarından biri olmuştur. Her üstâd kendi zamanında bu kırk makamı yeniden yorumlamış, sonraki nesiller devâm ettirmiştir.
Kaynak: 10. Başkalarının aypılarını görmemek 4 kapı 40 Makam
Ayıpları görmemek neden önemlidir?
Hâlbuki mümin, başkasının ayıbını araştırmaz, görmez, görmezden gelir. Bir müminin ayıbını örten kimseye, Cenâb-ı Hak kıyâmet gününde settar sıfatıyla muâmele eder.
Kaynak: 10. Başkalarının aypılarını görmemek 4 kapı 40 Makam
Ayıp araştırmanın tehlikesi nedenlidir?
Cenâb-ı Hak, Hucurât Sûresi’nde açıkça yasaklamıştır: "Birbirinizin gizli hâllerini araştırmayın, ve birbirinizi gıybet etmeyin." Gıybet; kardeşinin hoşlanmadığı bir şeyi arkasından söylemektir. Doğru bile olsa gıybettir — yalan ise iftirâdır ki, gıybetten de ağır bir günahtır.
Kaynak: 10. Başkalarının aypılarını görmemek 4 kapı 40 Makam
Kimsenin ayıbını görmemek neden kalbin saflığının göstergesidir?
Kimsenin ayıbını görmemek, kalbin saflığının göstergesidir. Kalbi saf olan kimse başkasında ayıp aramaz; çünkü gözü, kulağı, kalbi hep güzelliklere odaklıdır. Hazret-i Mevlânâ buyurmuştur: "Güneş çöplüğe de düşer, ama kirlenmez." Sûfî de güneş gibi olmalı: Çirkinlik görmeli, ama kirlenmemeli, ayıp görmeli, ama yaymamali.
Kaynak: 10. Başkalarının aypılarını görmemek 4 kapı 40 Makam
Tasavvufun İslam dünyasında nasıl etkili olduğunu anlatır mı?
Metin, tasavvufun İslam dünyasında nasıl etkili olduğunu anlatıyor. Metin, Ahmet Yesevi, Mevlânâ, Hacı Bektaşi Veli, Hacı Bayram Veli, Yunus Emre gibi tasavvufcuların Anadolu’yu İslamlaştırma sürecinde önemli rol oynadığını, tasavvufun ahlâk, hikmet, marifet ve Kur’an ilmiyle insanları etkilediğini, tasavvufun İslam dünyasında çığır açtığını ve bu etkilerin tarihsel boyutlarını ele alıyor.
Birbirlerinize sırt çevirmeyin bakın Bunlar sosyal facia şu anda insanlar İki kardeş birbirine sırtını dönmüş iki kardeş anne baba çocuk sırtlarını dö müdür?
Birbirlerinize sırt çevirmeyin bakın Bunlar sosyal facia şu anda insanlar İki kardeş birbirine sırtını dönmüş iki kardeş anne baba çocuk sırtlarını dömezler akrabalar sırtlarını dönmüşler bir topluluk bir Derviş Kardeşler, toplanmışlar sufiler birbirlerini sırtlarını dönmüşler Bu geçici dünyada neyini paylaşamadın toplandın aynı halakat Allah’ı zikrediyorsun Rabbim bir Peygamberin bir zikrin bir şeyhin bir yolun bir yordamın bir neyini sırtını döndü neyini paylaşamadın Müminler kardeştir edebiyatta kalmasın kardeş ol, ama kardeş olma yolu bakın suizan’dan uzak duracak tecessüs etmeyecek haber koklamayacak rekabet etmeyecek hasetleşmeyecek bu zetmeyecek sırt çevirmeyecek o zaman kardeş olacak Bunlar üzerinde olursa kardeş olur mu Olmaz o zaman bunları üzerinden atacak Canım Kardeşim sen hiç kimse düşmanlık besleyemezsin Sen Müslümanlara müminlere düşmanlık besleyemezsin Sen Derviş kardeşlerine düşmanlık besleyemezsin buğzedemezsin suizan yapamazsın hasetleşemezsin yapamazsın Bunu Sen içinde Derviş kardeşlerinle Sufi kardeşlerine karşı Sen asla kin tutamazsın kardeşliğini tesis edeceksin Ben bunun yürüyüşünü sevmiyorum ben bunun sesini sevmiyorum ben bunun şu şunu sevmiyorum Allah da seni sevmez Allah’ı zikredenleri seveceksin Canım Kardeşim Allah zikredenleri seveceksin hatası var kusuru var yanlışlığı var eksikliği var Bana ne sana ne.
Kaynak: Birbirlerinize sırt çevirmeyin. Allah’ı zikredenleri seveceksiniz
Gösteriş rabıtası nedir?
Gösteriş Rabıtası: Camide Sahte Hâl Sergileyen Kişiye Uyarı İkindi namazı sonrası bir camide yaşanan olayı aktarıyorum. Namaz kılan 15-16 yaşındaki gençlerin önünde bir kimse; boynu bükük, değişik hareketler yapıp garip sesler çıkararak rabıta yapıyordu. Gençler korktu. Dışarı çıkmaya kalkan gençlere "durun" dedim, kişi bitirene kadar bekledik. Bitirince ona sordum: Hz. Peygamber’i gördün mü? Geçmiş peygamberleri gördün mü? Ashâb-ı Kirâm’ı gördün mü? Pîrlerini gördyün mü? Üstadlarını gördün mü? Hiçbirini görmemişti. Yalancının tekisin dedim. "Sende hâl yok; şeyhinde de hâl yok; şeyhinin şeyhinde de hâl yok. Sen burada genç çocukların dinine ve imanına oynadın. Camiye namaz kılmaya gelmiş gençcecik çocukları korkuttun. Bunun hesabını Allah’a vereceksin."
Kaynak: Rabıta sevmek, muhabbet beslemek, tabi olmak 29.09.22
Gerçek rabıta nedir?
Gerçek Rabıta: Sevgi, İtaat ve Dersin Çekilmesi Rabıta; boynu büküp gözleri birbirine kilitleyerek hâl üretmeye çalışmak değildir. Rabıta; mürşidine sevgi beslemek, muhabbete sahip olmak, ona tâbi olmak ve itaat etmektir. "Söylenileni yap, dersini çek. Allah’ı sev, Resûlünü sev; sevmenin gereğini yerine getir — rabıta kendiliğinden gelir, merak etme." Hâl, aranıp üretilmez; ihlâs ve muhabbetle yaşanır. Gösteriş ise her şeyin önünde en büyük engeldir.
Kaynak: Rabıta sevmek, muhabbet beslemek, tabi olmak 29.09.22
Bu sömürünün sebebi, ümmette imanın Kemâle ermemesi midir?
Kur’ân ve sünnete sımsıkı sarılan, fenâ fillâh haline erişen bir sûfî, kâfir, münafık, mürtet ve fâsık tarafından sevilmez; tam aksine onların kalbine derin bir tedirginlik verir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bu hususu şöyle beyân etmiştir: "Bana hiçbir peygambere verilmeyen bir husus ihsân edildi: düşman kalplerine re’b (korku) yerleştirildi." Eğer Ümmeti Muhammed imanın kemâline erişseydi, kâfirler bugün bu ümmetten çekinir, onu sömürüp ezip geçemezdi. Bu sömürünün sebebi, ümmette imanın Kemâle ermemesidir.
Kaynak: İmanın hakikatine ermiş bir mümini ancak müminler sever, müminden korkar gayri m
Bu hâle ulaşan sûfîye, yanında yaşayan bir üstadı olmasa dahi, zamanın kutbu ve pîri yetişir; o kimseyi bizzat bekâ hâliyle dona mıdır?
Fenânın ardından bekâ billâh hâli gelir. Bu hâle ulaşan sûfîye, yanında yaşayan bir üstadı olmasa dahi, zamanın kutbu ve pîri yetişir; o kimseyi bizzat bekâ hâliyle donatır. Hz. Peygamber Efendimiz veya Hz. İsâ aleyhisselâm’ın bu hâli bizzat talim ettiği rivayet edilir. Böyle bir velî, müminlere ferahlık, dinginlik ve emniyet verir. Büyükler bu hakikati şöyle dile getirmiştir: "Onları gördüğünüzde Allah’a yakınlık hissedersiniz; onların sohbetinde bulunmak, Allah’ın huzurunda oturmuş gibidir."
Kaynak: İmanın hakikatine ermiş bir mümini ancak müminler sever, müminden korkar gayri m
Allah’ı çokça sevmen, Resûlullâh’ı çokça sevmek, üstâdını çokça sevmek, mü’minleri çokça sevmek — bunlar birbirinden ayrılmaz bir bütün müdür?
Allah’ı çokça sevmen, Resûlullâh’ı çokça sevmek, üstâdını çokça sevmek, mü’minleri çokça sevmek — bunlar birbirinden ayrılmaz bir bütündür.
Kaynak: Allah’ı çokça sevmen, Resulünü çokça sevmen, üstadını, müminleri çokça sevmen de
Sevgilimiz Allah Celle Celâluhû; O’nun bulunduğu yerde biz, ve ben nerede?
Hz. Pîr Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, "Sevgilimizin bulunduğu yerde biz, ve ben nerede?" buyuruyor. Bütün varlığın tamamı, yerin üstü de altı da Allah’ın nûruna gark olmuştur. Allah’ın nûrunun olmadığı hiçbir yer yoktur.
Kaynak: Hazreti Pir, sevgilinin olduğu yerde biz neredeyiz ben nerde deyince direkt fena
Hz. Pîr bu sözüyle kendisini neye sevk ediyor?
Hz. Pîr bu sözüyle kendisini hiçliğe, yokluğa sevk ediyor. "Biz" derken çoğul, kesret; "ben" der, tekil, vahdet. Biz yoktan var edildik, ve yoktan var edildiysek yine bir gün yok edileceğiz. "Her nefis ölümü tadıcıdır" âyet-i kerîmesi mûcibince biz yok olacağız, sonra Cenâb-ı Hak yeniden var edecek.
Kaynak: Hazreti Pir, sevgilinin olduğu yerde biz neredeyiz ben nerde deyince direkt fena
Vahdet-i Vücûdun Zirvesi ne anlama gelir?
Hz. Pîr, sevgilinin olduğu yerde "biz nerede, ben neredeyim" deyince doğrudan fenâ noktasına geçiyor. Fenâ noktasına geçince hem kesreti hem de bireysel vahdeti kaldırıyor. Vahdet noktasında ne kendi benliğini koyuyor ne de kesret noktasında "biz"i; her ikisini de ortadan kaldırıyor.
Kaynak: Hazreti Pir, sevgilinin olduğu yerde biz neredeyiz ben nerde deyince direkt fena
Muhyiddîn İbnü’l-Arabî ve Hz. Mevlânâ arasında nasıl bir fark vardır?
Muhyiddîn İbnü’l-Arabî tasavvufî çevrelerde çok derin, ve uç konuşan olarak kabul edilir. Hz. Mevlânâ ise o bayrağı alıp teşbîh sanatıyla daha yüksek bir zirveye dikmiştir. Fusûs’a da baksanız, Fütûhât’a da baksanız bu kadar uç, ve derinlemesine bir cümle göremezsiniz; ama Hz. Pîr öyle cümleler kuruyor ki vahdet-i vücûd anlayışını daha bir üst noktaya, zirveye götürüyor.
Kaynak: Hazreti Pir, sevgilinin olduğu yerde biz neredeyiz ben nerde deyince direkt fena