Başına gelen herhangi bir konusunda Mustafa Özbağ Efendi‘nin değerli sohbetlerinden derlenen bu içerik, başına gelen herhangi bir hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.
Başına gelen herhangi bir Hakkında
Geçmeyen bir hastalığın var. O hastalıktan öldün şehit hükmündesin. O hastalığa kahır bela okuma. Barış onunla. Hani hadis-i şerifte dedi ya, karın ağrısından ölen şehittir. Vebadan ölen şehittir. Baş ağrısından ölen şehittir. Yani bir sıkıntının, bir hastalığın üzerinden ölen şehittir. Ya sen o hastalığa nasıl kızacaksın o zaman? Hastalığa kızma. Bakın sufinin bakış açısı değişti. Sûfî bu bakış açısından gelirken geldiği yer yine hadis-i şerif. Sufiler bu ölçüleri koyarlarken kendilerine bu bakış açısını koyarken onun hakkında bir hadis olması lazım.
Onun için onun hakkında bir ayet-i kerime olması lazım. Buhari’de, ve Müslim’de geçen hadis-i şeriftir bu. Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı, ve gamdan ayağına batan dikene varıncaya kadar Müslümanın başına gelen her şeyi Allah onun hatalarını bağışlamaya vesile kıra. Sûfî başına gelen yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, gam, sıkıntı, ayağına batan, diken, sırtına yedi hançer, bağrına yedi hançer, arkadaşından, eşinden, hanımından, çocuklarından gelen hançer, çocukları terk etti, eşi terk etti, çocukları kovdu, eşi kovdu.
Şu kovdu, bu kovdu, o onan irtibatını kesti, bu bundan irtibatını kesti. Dervişliğinden dolayı. Bunların hepsine baktığında sûfî için en azı en azı hata, ve kusurlarından arınmadır. Bir çıt üstü makam sahibi olmaktır. Meratip geçmektir. Bir çıtı üstü de Cenabı Hak ondan razıymış. Allah razı olmuştur. Ondan razılık makamına yürür o kimse başına gelen musibete, hastalığa, gama, kedere, başına gelen herhangi bir sıkıntıya o kimse bakarken o razılık makamına doğru yürüyordur.
İsyan etmeyecek. Gam, kedere, hüne düştüğünde isyan etmeyecek. Bir hastalığa düştüğünde isyan etmeyecek. Birisi ayağına bastı, isyan etmeyecek. En yakınındaki arkadaşı onu hançerledi. İsyan etmeyecek. En yakınım dediği kimse sırtına vurdu hançeri. İsyan etmeyecek. Hatta göğsüne batırdı. Gözünün içine baka baka isyan etmeyecek. En dostum dedi kimse aramadı, sormadı, bakmadı, etmedi. İsyan etmeyecek. Bütün başına gelen olumsuz, ve olumlu ne var ise hepsine hikmet gözüyle bakacak.
Olumsuzsa o olumsuzluğu hoş karşılayacak. Hatalarım, kusurlarım affoluyor. Yanlışlıklarım affoluyor. Ben çok günahkar bir insanım. Ben çok bir günahkar olduğum için benim başımda gam, keder, sıkıntı, problem eksik olmaz diyecek. Sakın kendini velilerden görme. Sakın kendini makam atlıyormuş olanlardan görme. Burada da yanılırsın. Sakın şunu yapma. Velilik hastalığı bunlar. Makam atlıyoruz ki bunları yaşıyoruz. Deme bunları. Diyecek olduğun şey şu. Ben çok günahkarım.
Ben çok kusurluyum. Ben çok hatalıyım. O yüzden benim başıma bu sıkıntılar geliyor. O yüzden benim başımdan hastalık eksik olmaz. Benim başımdan gam eksik olmaz. Benim yüreğimden keder eksik olmaz. Benim içimden tasa eksik olmaz. Bende yorgunluk eksik olmaz. Bu sefer o kimse ben düz yolda yürürken ayağımı taş alır. Ben muhallebi yerken dişim kırılır. Bunu normalde o kimse kendi hatasına, ve günahına vuracak bunu. Dışarıdaki kimseler de şöyle der. A dostu derviş olsaydı hasta olmazdı.
Dostu derviş olsaydı eşi ona böyle yapmazdı. Ulan dostu bir derviş olsaydı eşi onu evden kovar mıydı? Yani dost bir derviş olmuş olsaydı çocuklar ona bakardı. Neden bakmıyorlar? O, çünkü dostor bir derviş değil. Etraf bol böyle görür. Böyle laf üretir. Oysa sen kendi iç âleminde şöyle diyeceksin. Benim günahım çok. Bunlar benim günahıma kefaret. Eşin seni adam yerine koymadı. Günahına kefaret. Eşin seni kadın yerine koymadı. Günahına kefaret. Günahına kefaret. Öyle göreceksin.
Bir dertle karşılaşsın. Günahına kefaret. Bir olmayacak bir sıkıntı yaşadın. Günahına kefaret. Bunu böyle görürse o zaman başına gelen her şeyde hikmet vardır. Sufiler işin batın tarafındadır. Hikmet vardır onda. Der ki hikmet var bunda. Bu şu demek değildir. Hastalıkla mücadele etmeyecek, edecek. Sıkıntıyla mücadele etmeyecek, edecek. Bunlarla mücadele edecek, ama onda hikmet görecek. O yüzden eğer bir insanın üzerinde kederlerden, sıkıntılardan, problemlerden dolayı o kimse kendini sadece gamda, kederde, tasada görürse onun maddi, ve manevi bağı kesilir.
O kimse hiçbir işin ucundan tutmaz. O bu konuda mücadele etmez. Buradan kurtulması gerekir onun. O yüzden o peygamberin ağzıyla dua edecek. Allah’ım kederden, üzüntüden, acizlikten, tembellikten, cimrlikten, korkaklıktan, borç yükünden, ve insanların kahrından sana sığınırım. Allah’ım kederden, üzüntüden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, Amin. Demek ki insanların üzerinde manevi veya maddi olarak gelecek olan hadiselerin bakın tekrar bunların hepsi de manevidir.
O zaman bunların hepsi de geçicidir, ve kendini bu duayla yeniden neşi neva olman için dua et. Yeniden dirilmen, yeniden derlenip toparlanman için dua et.
Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=nBkG0r5EMQM
Kaynaklar
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin “Başına gelen herhangi bir sıkıntıya bakarken razılık makamına doğru yürü isyan e” başlıklı sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı