Sohbet Konusu
Yol hakiki ise, yol Kur’an, ve sünnet dairesinde ise yolu istismar eden bir kimsenin üzerinde bir şey kalmaz. Hal de kalmaz, rüya da kalmaz. Onun kalbi ilham da almaz. Bakın, onun kalbi ilham dalmaz. Yolda yürüme işaretleri vardır. Mesela rüyadır, mesela haldir, mesela o kimsenin kalbine gelen ilhamdır, doğrudur. Yani, mesela o kimsenin böyle hani üstadın çizgisinde yürümedir. Bunlar yol işaretidir. Bir kimsede bunlar kalmadıysa o onda maneviyat kalmamıştır. O yüzden bunlar normalde içsel alemde bilinir. Şimdi üstat da bilir onu. Üstadın seslenmemesi, susması onun toparlanmasına zaman vermesidir. Sohbet eder üstat anlatır. Vartaları anlatır. Nerede vartaya düşüleceğini anlatır. Nerede sıkıntıya düşüleceğini anlatır. Oradan derviş kendi üzerine alır. Onun üzerine bir şey söylersen o zaman onda yıkıntı olur. Ama üstat söyler sigara içmeyin. Üstat söyler namazlarınızı geciktirmeyin. Üstat söyler virtlerinizi çekin. Üstat söyler kendi nefsinizi oynamayın. Üstat söyler tribünleri oynamayın.
Tasavvufî Açıklama
Üstat söyler etrafınıza zarar vermeyin. Üstat söyler eşlerinize zarar vermeyin. Kadın erkek üstat söyler. Çocuklarınıza zarar vermeyin. Üstat söyler, nasihat eder, anlatır. Yolda nasıl durulacağını anlatır. Yolda sıkıntıların neler olacağını anlatır. Sıkıntılara karşı onların tedavisini anlatır. Başına işte eşinden sıkıntı geldi. Sabret. Eşine güzel muamele ederekten o sıkıntıyı atlatmaya çalış. Çocuğundan imtihan olursun. Çocuğuna güzel İslami terbiye ver. Ona doğruyu anlat. Ona tebliğ et. Yine sıkıntı yaşayabilirsin. Üstat sana yoldaki yoldaki kedi gözlerini yoldaki işaretleri anlatır sana. Bunu yaptı. Bunu etme, bunu söyleme, böyle davranma gibi. O zaman normalde işin manevi tarafı yağmur o kimseye yağdı, ama o kimse şımardı yağan yağmurdan. Onu kendinden gördü. Bir tarlayı. Tarlayı tohumu da attı.
Sonuç ve Nasîhat
Dedi ki ya bir güzel yağmur yağsa da hani tohumlar yeşerse yağmur yağdı. Çok yağdı. Tohumlar çürüdü içeride. Yağmurdan çürüdü. Çok yağdı, ama bitmedi bitki. O zaman o kimse kendi kendine soracak. Hani bir adam video çekmiş. Bu diyor, yanı başındaki tarla diyor. Namaz yok, abdest yok diyor. Her akşam içer diyor. Ben namazımda abdestindeyim diyor. Benim tarlada olmadı diyor. Hiçbir diyor mahsul. Bunda ne oldu diyor. Adam video çekmiş bunu. Ben de kendi kendime o videoyu izledim. Dedim ki ya işe bak sen ya namaz kıldım oruç tuttum diye benim de mahsul olsun diye bekliyor ya namazı orucu mahsule bağlamış muhafaza eylesin. O yüzden öyle zamanlar olur ki o kimsenin İslâm’ı, o kimsenin imanı, o kimsenin takvası, o kimsenin üstada bağlılığı sağlam ise o yağan yağmurdan, esen rüzgardan, o depremden, selden, felaketten, kasırgadan fazla etkilenmez. Yoluna devam eder. O işine devam eder. Ama yok imanı, İslamı, ihsanı, bağlılığı tam değil ise, evet üflemekle yıkılır. Üflemekle yıkılır. Kasırgaya bile ihtiyaç yok.
Kaynaklar
Sohbet: Mustafa Özbağ Efendi Dergâh Sohbeti — Canlı Kayıt
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin dergâh sohbeti kaydından yazıya aktarılmış ve tez formatında düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=dsex70-5rFo
İlgili Sözlük Terimleri: Kalb, Sünnet, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı