Hak ve Hakîkat Noktasında Direnmek Cihâddır — Hevâda Direnmek İnatçılıktır
Hak ve hakîkat noktasında direnmek cihâddır; ama hevâ ve hevesinizde direnmek inatçılıktır. Bu, ince bir ayrımdır. Bâzen mü’min «ben direnen biriyim, sebât eden biriyim» diye düşünür; ama gerçekte hevâda inat ediyordur. Cihâd — Hak için ve Allâh’ın rızâsı için yapılan mücâdele. İnat — nefsin tutkusunu sürdürmek. Bu ikisini ayırt etmek önemlidir; aksi takdirde mü’min inat’ı cihâd zanneder ve sapar.
Cihâd — Hak İçin Mücâdele
Cihâd, Hak için yapılan bir mücâdeledir. «Allâh yolunda cihâd ediniz» (Bakara 218). Allâh yolu — Hak’kın yoludur. Mü’min Hak için savaşır; doğruyu savunur; adâleti gözetir. Bu mücâdele üç boyutludur: Nefisle, şeytanla, ve dış dünyâ ile. Hepsi cihâd kategorisindedir. Bu tip direnç meşrûdur; ödüllendirilir; Allâh’ın rızâsını kazandırır.
İnatçılık — Nefsin Sürdürmesi
İnatçılık ise nefsin sürdürmesidir. Mü’min «ben dediğim doğrudur, başka kimse haklı olamaz» der; ve nefsinin tutkusunu sürdürür. Halbuki gerçek hak ona açıklansa, kabûl etmesi gerekirdi. İnatçı mü’min kendi sözünü doğrularken delillere bakmaz; Hakk’a yönelmez. Bu, ne kadar uzun sürerse sürsün, cihâd değil hatadır.
Ayırt Etmenin Kriteri — Allâh’ın Rızâsı
Cihâdı inattan ayırt etmenin kriteri Allâh’ın rızâsıdır. Eğer mü’minin yaptığı direnme Allâh’ın rızâsını arıyorsa, cihâddır. Eğer kendi nefsini, kendi şerefini, kendi makamını koruyorsa, inattır. Mü’min sürekli kendine sormalı: «Ben şu an Hak için mi direniyorum, yoksa nefsim için mi?» Bu soru, samîmî yapılırsa, gerçeği gösterir.
Hz. Peygamber’in Direnişi — Cihâd Örneği
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in direnişi cihâdın örneğidir. Mekke müşrikleri ona «taraflarımıza dön, sana mal vereceğiz, sana liderlik vereceğiz» dediler. O cevap verdi: «Güneşi sağ elime, ay’ı sol elime verseler, ben bu yoldan dönmem.» Bu direniş cihâddı; çünkü Hak içindi. Allâh’ın rızâsını arıyordu. Bu yüzden ödüllendirildi; başarıya ulaştı.
Firavun’un Direnişi — İnat Örneği
Firavun’un direnişi inat’ın örneğidir. Hz. Mûsâ aleyhisselâm ona Hakk’ı tebliğ etti; deliller getirdi; mucizeler gösterdi. Ama Firavun «ben firavunum, başka tanrı yoktur» dedi; ve direndi. Bu direniş hak için değildi; nefs için, makam için, kibir içindi. Sonu hüsrandı; denizde boğuldu. Bu, inat’ın sonudur. Tarih bu örneklerle doludur.
Tövbe — İnatçılıktan Dönmek
İnatçılıktan dönüş tövbedir. Mü’min fark ettiğinde ki «ben aslında inat ediyorum, hak için değil», hemen tövbe etmelidir. Sözünden dönmek, hatasını kabûl etmek mü’minin alâmetidir. Hz. Ömer ibnü’l-Hattâb radıyallâhu anh defalarca hatâlarını fark edip dönmüştür; ve bu onu küçültmemiş, büyütmüştür. Mü’min de bu örneği izlemelidir.
İstişâre — İnatçılığa Karşı İlaç
İstişâre — başkalarına danışmak — inatçılığa karşı bir ilâçtır. Çünkü tek başına kalan mü’min nefsinin sesini Hak zanneder. Başkalarına danışırsa, farklı bakış açıları görür; ve hatasını fark edebilir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem her büyük kararı sahâbe ile istişâre ederdi. Bu sünnet, mü’minlerin inatçılığa düşmesini önleyen bir yöntemdir.
Niyâz — Cihâd ile İnatçılığı Ayırmak İçin
Niyâz: «Yâ Rab, beni cihâd eden bir mü’min eyle; ama inatçı bir nefsin kölesi eyleme. Direnişimin Senin rızân için mi yoksa nefsim için mi olduğunu fark etmemi nasîb et. Hatamı kabûl edip tövbe etmemi sağla. İstişâreyi sünnet edin. Beni Hz. Peygamber’in cihâd örneği üzere yetiştir; Firavun’un inadından koru.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi cihâd eden ama inatçı olmayan mü’minler eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Cihâd, İnat, Nefs. → Tasavvuf Sözlüğü