Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Nefis ve heva ·

Kişinin çevresindeki insanlara olan sevgisi nefsinden midir gönlünden midir, bun

Efendim. İzninizle kendi adıma sormak istiyorum kendi. Nefsim adıma gerek üstadıma gerek yol kardeşlerime gerek sosyal yaşantımda ilişki kurduğum diğer insanlara karşı olan sevgim nefretim iltifatın b...


Kişinin Çevresindeki İnsanlara Sevgisi — Nefsinden mi Gönlünden mi?

Efendim, izninizle kendi adıma sormak istiyorum kendi nefsim adına: Gerek üstâdıma, gerek yol kardeşlerime, gerek sosyal yaşantımda ilişki kurduğum diğer insanlara karşı olan sevgim, nefretim, iltifâtım — bu nefsimden mi, gönlümden mi? Bir çizgisi var mıdır? Ben bunun nasıl farkına varabilirim? Cevap: Bu şahıslara göre ve konumlarına göre değişir; bu bütünüyle düz mantıkla çözülmez. «Ben herkesi seviyorum» demek doğru değildir; sen herkesi sevemezsin.

Kur’ân ve Sünnetin Ölçüsü — Herkesi Sevme Yasağı

«Herkesi seviyorum» düşüncesi Kur’ân ve sünnete aykırıdır. Çünkü dînin ölçüsü vardır. Sen müşriği sevemezsin; münâfığı sevemezsin; kâfiri sevemezsin. Bu dînin koyduğu ölçüdür. Mü’min mü’mini sever; mü’min olmayanı Allâh için sevmek başka bir şeydir, ama dînini terk edenleri kalpten sevmek yasaktır. Bu ayırım yapılmadıkça «herkesi sevme» kavramı yanlış olur.

Fâsık ve Üstâd — Aynı Saygıyı Gösteremezsin

Bir fâsıka gösterdiğin saygıyı, üstâdına karşı aynı gösteremezsin. Çünkü konumları farklıdır. Üstâd bir mâneviyât rehberidir; fâsık ise dînin emirlerini terk eden bir kişidir. Sevgi konuma göre değişir. Bu şahıslara, konumlara, durumlarına göre değişir. Bu ikili ilişkilerde değişkenlik vardır. Herkesin nefsinden yaptığı yerler de vardır; hakîkatten yaptığı yerler de vardır.

Erkek-Eş İlişkisi — Cinsî Sevgi Helâl

Bir örnek olarak: Bir erkek eşini sevdiğinde, bu sevgide nefsî yön de vardır. Yâ’nî cinsel ilişki isteği, bakış, dokunma — bunlar nefistir; ama kötü anlamda nefis değildir, helâl bir alandır. Bu bakış açısıyla bir erkek arkadaşına aynı şekilde bakamaz; nâmahrem bir kadına da bakamaz. Bu yüzden eşine olan sevgi farklıdır; başka kimseye olan sevgi farklıdır. Sınırları bilmek gerek.

Üstâda Olan Muhabbet — Mânevî Bir Sevgi

Üstâda olan muhabbet ise mânevî bir sevgidir. Eş sevgisi gibi cinsî değildir; arkadaş sevgisi gibi sıradan değildir. Mânevî üstâda olan sevgi kanalı bambaşkadır. Bu sevgi mü’mini Allâh’a yaklaştırır. Bu sevgi ile bir başkasına aynı şekilde bakamazsın. Çünkü mânevî sevgi her kimseye gösterilmez; bu, kalbin Allâh’a açılan kanalıdır.

Şeyh’in Üzerinde Sûizan — Dervîşliğin Kaybı

Bir mürîd üstâdının üzerinde sûizan beslemezse iyidir. Eğer sûizan beslerse, o kimsenin dervîşliği kalmaz. Çünkü dervîşlik üstâda mutlak îmân ile başlar. Mürîd üstâdı hakkında «acaba şu yanlışı yaptı mı» düşünürse, içsel olarak dervîşliği kaybolur. Ama bir başkasının üzerinde sûizan beslemek dervîşliği kaybetmez; hattâ bu hakkıdır.

«Sûizanın Fazlasından Kaçınınız»

«Sûizanın fazlasından kaçınınız» (Hucurât 12) — Kur’ân’ın emri. Mü’min başkaları hakkında peşin hüküm vermemelidir. «Acaba bu kişi şu hatayı yapıyordur» diyebilir; ama «kesinlikle yapıyordur» diyemez. Mesela: «Yusuf hoca için ben şu günâhı işliyordur diyemem; ama frene basık hareket edebilirim. Bu benim hakkım.» Yâ’nî kesin hüküm yerine ihtiyatlı davranış.

Şeyh ile İlişki — Fren Yok, Vites Yok

Şeyh ile ilişki başkadır. Mürîd şeyhine «frene basamam ki» der. Çünkü ilişki tarzı değişiktir. Bana «gel» dese geleceğim; «git» dese gideceğim; «at» dese atacağım; «tut» dese tutacağım. Şeyhe karşı frene basacağım yer yoktur. Çünkü o mânevî rehberdir; tam teslîmiyet gerek. Ama bir başkasına karşı frene basabilirim; çünkü o şeyhim değil.

Herkesi Bir Sevemem — Sûfîlerin Ölçüsü

Bâzen sûfîler «herkesi bir seveceğim» derler. Ama nasıl herkesi bir seveyim? Şeyhime âşık olanla şeyhime sövemini bir mi seveceğim? Bu mümkün değildir; bu benim açımdan mümkün değildir. Benim yapabileceğim bir değil. Mü’min mü’mini Allâh için sever; Allâh’a düşman olanı sevmez. Bu temel bir akîde meselesidir.

Hz. Peygamber ve Vahşi — Sınırlı Sevgi

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Vahşi’ye dedi ki: «Sen biraz cemâatin arkasında dur; gözüm seni fazla görmesin. Çünkü ciğerimi parçalayan, yakan amcamı sen şehîd ettin.» Hz. Peygamber Vahşi’yi affetti, İslâm’a kabûl etti; ama yüzünü görmek istemedi. Çünkü acı yaşatmıştı. Burada bile sınırlı bir sevgi vardı. Hz. Ebû Bekir radıyallâhu anh ile Vahşi aynı seviyede olabilir mi? Olamaz. O sıddîk oldu; o ayrı.

Hz. Alî ve Ebû Leheb — Karşılaştırılamaz

O gün için Kureyş’te müslüman olanlar bir olabilir mi? Hz. Peygamber bütün Kureyş’i topladı; yemek veriyor; peygamberliğini ilan ediyor. «Benim vekîlim, naîb naîbim kim olacak; benim yardımcım kim olacak» dediğinde Hz. Alî radıyallâhu anh kalkıp «ben» dedi. Ebû Leheb alay etti; amcası dedi: «Bu çocuk mu sana inanıyor?» Hz. Peygamber bir daha söyledi; yine Hz. Alî efendimiz «ben» dedi. Şimdi Ebû Leheb ve Hz. Alî aynı kategoriye konabilir mi? Mümkün değil. Aynı kategoriye koyan bir kimsenin îmânı sorgulanır.

Sevgide Değişkenlik — İçtihat Lâzım

Etrafımızdaki sevgi de değişkenlikli olur. Kimi çok severiz; kimi orta severiz; kimi sevmeyiz. Bu değişkenlik dînin koyduğu ölçü içindedir. Üstâdlar da aynı şekilde bakar; zâkirler de aynı şekilde bakar. Etrafı severken, çevremizdeki ilişkiler nefsî mi gönlî mi diye sürekli içtihat etmek gerek. Yanılabiliriz; ama yanılmak doğru olarak insanı disipline eder. Yanıldığımız zaman tövbe ederiz; düzeltiriz.

Niyâz — Doğru Sevgi Çizgisi İçin

Niyâz: «Yâ Rab, beni doğru sevgi çizgisinde tut. Nefsî sevgi ile gönlî sevgiyi ayırt etmeyi nasîb et. Üstâdıma olan sevgi ile başkalarına olan sevgiyi karıştırmayayım. Mü’mini Senin için sevmemi, Sana isyân edeni sevmememi nasîb et. Sınırları bilen, dîni ölçü tutan bir mü’min eyle.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi sevgide ölçüyü tutan kullardan eylesin.

Muhabbet — Allâh İçin Sevmek

Muhabbet — Allâh için sevmek — mü’minin asıl sevgi çizgisidir. «Allâh için seven, Allâh için buğzeden, Allâh için veren, Allâh için bekleyen — îmânını kemâle erdirmiştir» (hadîs). Bu hadîs, sevginin temelinin Allâh olduğunu söyler. Mü’min insanı Allâh’a yakınlığına göre sever. Allâh’a yakın olanı çok sever; uzak olanı az sever. Bu, dînî bir hassâsiyettir.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Sünnet, Muhabbet, Sûizan. → Tasavvuf Sözlüğü