Hevâ Heves Atına Binmişsin — Nefsin Seni Nereye Çekerse Oraya Gidersin
Hevâ heves atına binmişsin; nefsin seni nereye çekerse oraya gidiyorsun. Bu, mürîdin durumunun açık bir tasvîridir. Mü’min nefsi tarafından sürüklenir; ve bunun farkında değildir. Sabah uyandığında nefsin emrindedir; gün boyu onun yönlendirmesinde hareket eder; akşam yorgun döner. Allâh’tan uzak; mâneviyâttan boş. Bu döngüyü kırmak için, attan inmek, nefsi tanımak, ve sünnete uygun yola koyulmak gerek. Mürşid rehberliği bu döngüyü kırmanın anahtarıdır.
Hevâ Heves Atı — Kontrolsüz Bir Güç
Hevâ heves atı, kontrolsüz bir güçtür. At hızlıdır, kuvvetlidir; ama yönü o belirler. Mü’min ata bindiğinde, atın gideceği yere gider. Eğer at gül bahçesine giderse mü’min orada olur; eğer at uçuruma giderse mü’min orada olur. Hevâ heves atı genelde uçuruma gider. Bu yüzden mü’min binmemelidir; ya da bindiğinde bindiğini fark ederek inmelidir.
Nefsin Çekişi — Görünmez Bir İp
Nefsin çekişi görünmez bir ip gibidir. Mü’min farkına varmadan bu ipe bağlıdır. Sabah uyandığında nefis «daha uyu» der — mü’min uyar. Yemekte «daha çok ye» der — mü’min yer. Konuşmada «şunu söyle» der — mü’min söyler. Bütün bu kararlar, görünür halde mü’minin kararıdır; ama gerçekte nefsin yönlendirmesidir. Mü’min bu ipi görmek ve kesmek zorundadır.
Farkında Olmamak — En Tehlikeli Hâl
Nefsin yönlendirmesinin farkında olmamak, en tehlikeli hâldir. Çünkü farkında olmayan mü’min, hâlini değiştirmez; durum böyle gider. Halbuki farkında olan, en azından bir gün düzelir ümidi vardır. Bu yüzden mürşid mürîde sık sık «sen şu anda hevâ hevesine kapılmışsın» der; mürîdin farkına varmasını sağlar.
Attan İnmek — Tövbenin Anı
Attan inmek, tövbenin anıdır. Mü’min nefsine bindiğini fark ettiği an «yâ Rab, ben yanlış yoldaydım; tövbe ederim» der. Bu tövbe atın dizginini ele almaktır. Artık nefse boyun eğmez; nefsi disipline eder. Bu tövbe günde defalarca tekrarlanabilir; çünkü nefis sürekli ata binmeye çalışır. Mü’min her seferinde tövbe ile iner.
Sünnete Uygun Yol — Yavaş ve Sebâtlı
Attan indikten sonra sünnete uygun yola koyulmak gerek. Sünnet — Hz. Peygamber’in çizdiği yol. Bu yol yavaş ve sebâtlıdır. Mü’min koşmaz; sakin sakin yürür. Her adımı bilinçle atar. Bu yavaşlık ilk başta zor gelebilir; ama hedefe asıl bu yolla ulaşılır. Hızla giden, hızla düşer; ağırdan giden, sebâtla ilerler.
Mürşid Rehberliği — Doğru Yön İçin
Mürşid rehberliği, mü’mine doğru yönü gösterir. Çünkü mü’min kendi başına yönü kestiremez. Nefsi onu sürekli yanlış yöne çeker; ve mü’min farkında değildir. Mürşid bir pusula gibidir; mürîde «şu yön Allâh’a giden yol, şu yön uçurum» diye söyler. Mürîd pusulaya tâbî olunca, doğru yöne yürür. Pusulayı yok sayarsa, kaybolur.
Niyâz — Attan İnip Sünnete Yürümek
Niyâz: «Yâ Rab, beni hevâ heves atına binmiş olarak fark ettir. Nefsin görünmez ipini görmemi nasîb et. Tövbe ile attan inmeyi, sünnete uygun yola yürümeyi nasîb et. Mürşidin pusulasına tâbî olmayı sağla. Beni sebâtla, sakince Sana ulaşmaya çalışan bir mü’min eyle.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi hevâ heves atından inip sünnete yürüyenlerden eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Hevâ Heves, Nefs, Mürşid. → Tasavvuf Sözlüğü