Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Tasavvuf(5877) — Sayfa 58/60
Kendi görüşünü dostun görüşünde yok etmek neden önemlidir?
Kendi görüşünü dostun görüşünde yok etmek, Sûfîlikte bir kimsenin üstâdına tam olarak teslîm olması, bağlanması istenir. Sebebi, onun görüşü henüz bulanıklıktan kurtulmamıştır — tâ ki o kimse velîlik şerbetini içinceye, mürşidlik postuna oturuncaya kadar.
Amir bürokrat adam bulunduğu makamın?
Allah muhafaza eylesin adam parasının zenginliğini sarhoş olmuş veyahut da siyasetçi işte geldiği makamın sarhoş olmuş veyahut da. Belediye. Başkanı veya müdür. Amir bürokrat adam bulunduğu makamın. Sarhoşu olmuş. Sarhoş olunca ne oluyor adam haram tanımıyor helal tanımıyor zayıf tanımıyor kuvvetli tanımıyor fakir tanımıyor zengin tanımıyor o oranın. Sarhoşu olmuş. Allah muhafaza eylesin aynı sufilerde de vardır bir rüya görür sarhoş olur kendini oldum zanneder bir hal görür sarhoş olur kendini oldum zanneder ona bir vazife verirsin o bütün vazifeyi aldı ya sarhoş olur her tarafa asıp kesmeye çalışır ahkam. Keser kardeş sufilikte vazife demek hizmet edeceksin demek hizmet edeceksin bağırıp çağırmayın kızmayacaksın kimseye tepeden bakmayacaksın kimseye sen kalk buradan demeyeceksin hürmet edeceksin çocuğa dahi hürmet edeceksin. Hani. Devri. Velet. Var ya mevlevilikte. Devri veledin en sonundaki. Sufi en çömez sufidükkan en. Çömez dervişin önünde boyun büker en. Dervişe. Çünkü o en. Çömez. Derviş geleceğin mürşid-i. Kamil didir o. Üstadı geç çektir sebep. Çünkü ahir zamandır her gelecek zaman geçmiş zamanı aratacak her gelecek zaman daha kötü bir zaman olacaktır o daha kötü bir zamanda üstatlık yapacaktır o daha. Çirkef bir zamanda üstatlık yapacaktır o daha çirkin bir zamanda üstatlık yapacaktır onun işi geçmişten daha zordur. O yüzden. Üstat. Onun önünde eğilir der ki sen benden daha fazla zorluk çekeceksin sen benden daha fazla çile. Çeke senden. Sen benden daha fazla sıkıntı çekeceksin. Çünkü senin zamanında daha da bozulacak ortalık senin zamanında daha da bozulacak. Şimdi eski dervişleri dinlerdim. Ben. Ah. Mustafa. Efendi şöyleydi. Mustafa. Efendi böyleydi öyleydi. Mustafa doğru öyleydi ama. Musa. Efendi’nin imtihanıyla. Abdullah efendinin. İmtihanı aynı olmadı aynı olmadı. Bunu küçümsemek için söylemiyorum. Mustafa. Efendi kurulu bir düzenin üzerine oturdu kurulu bir düzen dergah var kurulu düzen var devam ediyor. Her ondan önce. Hacı alayar efendi de kurulu bir düzenin üzerine oturdu. E ondan önce. Çorumlu. Ebubekir baba. Onun da rüyasında annesi görüyor. Dergahı yapıyor tekkeyi yapıyor. Daha o seyahatte 7 yıl seyahat yapıyor. Çünkü oradan geliyor paytahta. İstanbul’a icazetini mühürle diyor. Çorum’a geliyor. Çorum’da. Dergah hazır her, ama yeniden bir düzen kuruyor şimdi baktığınız zaman her gün günü aratır manevi olarak zorlaşır her bakın zorlaşır ben efendi vefat ettiğinde dedim ya. Kim gelip şeyhlik yapacaksa yapsın. Gelsin yapsın hala daha diyorum kim. Ben bu şeyhliği yaparım bu topluluğu ben götürürüm diyorsa gelsin sebep daha da zorlaşıyor. Çünkü daha da zorlaşacak o yüzden. Üstat ne yapar. Orada o geleceğin mürşidini simgeliyor o küçücük çocuk. Onun önünde eğilir burada kibir yapmaz burada sarhoşluk yapmaz makam sarhoşluğunu yapmaz bir kimseye makam verilmesi demek sorumluluk verilmesi demek tevazu gösterecek mücadele edecek alçak gönüllü yürüyecek taş da atan olacak. Gül de atan olacak küfreden de olacak met eden de olacak. Şeyh. Efendi öyle dedi söven imiz de sevenimiz de eksik olmaz mustafa efendi. Dedi. Evet söven de olacak seven de olacak seviyorum diyen de taş. Atacak sana. Evet seviyorum diyen de nazlanacak sana hepsini yaşayacaksın hepsini de yaşayacaksın. Kemale erme yolundasın. Sabredeceksin. Kemale erme yolundaysan diyeceksin ki bunların hepsi de geçici. Hepsi de. Dünya üzerinde kalacak. Şeyh de deseler dünyada kalacaksın halife de deseler dünyada kalacak nakib gabba da desen halife de desen. Zakir de desen dünyada kalacak öldüğünde. Allah’la başbaşasın amellerin le baş başbaşasın öldüğünde amellerin le başbaşasın. O zaman sen burada amelini temiz tut, ve o. Sarhoş olma.
Kaynak: Yol uzun asla methedenlerin methine kanmayacaksın, kanarsan kibre düşersin
O noktada kişinin yaşadığı artık hayâl değil, gerçek hâl mıdır?
Hiçbir mürşid-i kâmil halüsinasyon görmez; dördüncü mânevî makamı geçmiş hiçbir derviş de görmez. O noktada kişinin yaşadığı artık hayâl değil, gerçek hâldir. Ancak dördüncü makamın altındaki bir derviş bazen düşebilir; hayal ile hâl birbirine karışabilir. Bu yüzden bir üstâda bağlanmak ve mânevi halleri onunla kontrol etmek zorunludur.
Kaynak: Hiç bir peygamber, hiç bir mürşid-i kamil, 4.makamdan sonra hiç bir derviş halüs
Tasavvufta muhabbetin yeri neredir?
Tasavvufta muhabbet, seyr ü sülûkun en temel dinamiğidir. Bütün makamlar, hâller, ve mânevî yükselişler muhabbet’e dayanır. Muhabbet olmadan yapılan ibâdet, rûhsuz bir beden gibidir; şeklî olarak vardır, ama mânev ki tesiri yoktur.
Kaynak: Nefis meratibini destekleyecek olan kalbi haldir bu da çok ibadetle değil sevmek
Aynel yakîn nedir?
Aynel yakîn: Cenâb-ı Hakk’ın sıfatsal tecelliyâtlarını hem zâhiren hem bâtınen görmeye başlamaktır. Bu mertebede kişi yalnızca ilimle bilmekle kalmaz; Allah’a yakınlığı hissetmeye, O’nun tecellilerini seyreder hâle gelmeye başlar. Bu, ancak sevmekle, muhabbetle mümkündür; akıl tek başına bu kapıyı açamaz.
Kaynak: Bir kimse nefisle mücadele ederek kalbi meratiplere geçer, bu aklidir
Hakkâl yakîn nedir?
Hakkâl yakîn: Sıfatlar sanki senden çıkıyormuş gibi bir hâle gelmek, tecellîye mazhar olmaktır. Bu, ‘hâl ile hallenmek’tir — tasavvufun özü budur. Nefis meratibini aşarak mutmainneye ve safiyeye geçen kimse, kalbi olarak bu mertebeye geçer. Bu noktadan sonra sırr ve daha ötesi başlar.
Kaynak: Bir kimse nefisle mücadele ederek kalbi meratiplere geçer, bu aklidir
Esma Hüddamı nedir?
Bu. Esma hüddamı nedir. Bu. Esma çekildiğinde. Esma hüddamların. Derviş ana zarar vermemesi için mürşidinin izlediği yol nedir. Bir mürşid-i kâmil’in. Derv. Derviş ise o kimse. Evet değişik esmaların değişik zamanlarda değişik şekilde devir çekildiğinde ondan hüddamlı hüddamları olur bu hüddam gibi görünen kafir. Cinler de olabilir, ama bir mürşid-i kâmil dergahında olmaz o canım kardeşim benim bu birşeyde. Kamil olmayanların dergahlarında olur evet sıkıntıda yaşarlar mı elcevap. Yaşar’la da, ama bu benim sözüm bir. Üstada bir. Mürşidi. Kamile bağlı olup sadece onun vermiş olduğu yiğitleri çekenler için geçerlidir. Bu koruma. Derviş kendi kendine ben hak esnasında geldim. Rüyamda hak dedim ben kendi kendime artık hak çekeyim derse ona da manevi olarak ona ceza gelir olur manevi cezadır.
Kaynak: Esma Hüddamı nedir ?
Tasavvufta Horâsânî çizgi ne anlama gelir?
Tasavvufta Horâsânî çizgi, Cenâb-ı Hak’ın rehberliği ile şekillenmiş, sûfîlerin ruhî mücâhedelerinden ortaya çıkmış bir geleneğin adıdır. Bu çizgi, şerîat-ı mutahhara’ya sıkı sıkıya bağlı kalmakla beraber, kalb-ı âkif’in tasfiyesine de büyük ehemmiyet vermiştir.
Kaynak: k8 Fıkıhta İmam-ı Azam’ın çizgisi, sufilikte horasani çizgi, mehdiyet bunun üzer
17. İlahi varlığa kavuşmak – 4 Kapı 40 Makam nedir?
17. İlahi varlığa kavuşmak Hakkında
Hakîkat Kapısı: İlâhî Varlığa Kavuşmak
Fenâ, ve Bekâ: Yok Oluş, ve Kalıcı Varoluş
Dört Kapı Kırk Makam’ın Tamâmı: Kemâle Yolculuk
Kaynaklar
Kaynaklar
Hakîkat Kapısı: İlâhî Varlığa Kavuşmak
Fenâ, ve Bekâ: Yok Oluş, ve Kalıcı Varoluş
Dört Kapı Kırk Makam’ın Tamâmı: Kemâle Yolculuk
Kaynaklar
Bu makam, insanın fenâ fillâh — Allah’ta fânî olma — hâlini yaşamasıdır. Kul, kendi benliğinden sıyrılır; irâdesi Allah’ın irâdesinde erişir. Bu, yok olmak değildir — aksine gerçek var oluşun başlangıcıdır. Damla denize kavuşunca yok olmaz; deniz olur.
Fenâ; kulun kendi nefsânî sıfatlarından sıyrılmasıdır. Bekâ ise; ilâhî sıfatlarla donanmasıdır. Fenâsız bekâ olmaz; önce öleceksin ki dirilesin. Peygamber Efendimiz buyurmuştur: "Ölmeden önce ölünüz." Bu, bedenin ölümü değil — nefsin ölümüdür, benliğin erimesidir.
Fenâ fillâh’a ulaşan sûfî, artık kendi gözüyle değil Allah’ın nûruyla bakar, kendi kulağıyla değil Allah’ın lutfuyla işitir. Kudsî hadîste buyurulmuştur: "Kulum Bana nâfilelerle yaklaşmaya devâm eder; nihâyet Ben onu severim. Onu sevdiğimde, gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum.".
Şerîattan başlayan bu yolculuk, tarîkattan geçmiş, mârifete ulaşmış, hakîkatte tamamlanmıştır. Kırk makamın her biri, insanı bir basamak daha yükseltmiş; son basamakta kul, Rabbinin huzûruna varmıştır. Bu vâriş, mekânî değil mânevîdir; kalbin Allah’a teslîmiyetidir.
Dört Kapı Kırk Makam öğretisi, Hoca Ahmed Yesevî’den bu yana Anadolu sûfîliğinin temel yapı taşıdır. Her nesil bu öğretiyi yeniden yorumlamış, yaşamış, ve yaşatmıştır. Rabbim cümlemizi bu kırk makamı yaşayarak geçen, hakîkate vâsıl olan, ilâhî rızâya eren kullarından eylesin.
Hadîs-i Kudsî: Velî kul — Buhârî, Sahîh, "Rikâk", 38 — "Kulum Bana nâfilelerle yaklaşmaya devâm eder; nihâyet Ben onu severim. Onu sevdiğimde, gören gözü, işiten kulağı, tutan eli olurum.".
Hadîs: Ölmeden önce ölmek — Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, II/291 — "Ölmeden önce ölünüz, hesâba çekilmeden önce kendinizi hesâba çekiniz.".
Kur’ân-ı Kerîm: Fecr Sûresi, 89/27-30 — "Ey huzûra kavuşmuş nefis! Râzı olmuş, ve râzı olunmuş olarak Rabbine dön. Kullarımın arasına gir, ve cennetime gir.".
Manevi yolculuk nedir?
Mânevî yolculuk, bedenen bir yerden bir yere gitmek değildir; kalben, rûhen, mânen Cenâb-ı Hakk’a doğru yol almaktır.
Mânevî yolculukta dört aşama nelerdir?
Tasavvufta mânevî yolculuk dört aşamada anlatılır: Seyr ilallâh — Allah’a doğru yolculuk. Seyr fillâh — Allah’ta yolculuk. Seyr maallâh — Allah ile yolculuk. Seyr anillâh — Allah’tan halka dönüş yolculuğu.
Mânevî yolculukta rehberin zarûrîliği nedenidir?
Mânevî yolculukta rehbersiz yola çıkmak, karanlık gecede ışıksız yürümeye benzer. Nefis, şeytan, hevâ, ve heves — hepsi yolda pusu kurmuş bekler. Rehbersiz yolcu, bu tuzaklara düşer de haberi bile olmaz. O yüzden tasavvufta mürşid zarûrîdir. Mürşid, o yolu yürümüş, o menzilleri geçmiş, o tehlikeleri bilen kimsedir.
Mânevî yolculukta dördüncü aşama ne anlama gelir?
Dördüncü aşamada ise halka döner; insanlara hizmet eder, tebliğ eder, irşâd eder.
Mânevî yolculukta rehbersiz yolculuk ne gibi riskleri içerir?
Mânevî yolculukta rehbersiz yola çıkmak, karanlık gecede ışıksız yürümeye benzer. Nefis, şeytan, hevâ, ve heves — hepsi yolda pusu kurmuş bekler. Rehbersiz yolcu, bu tuzaklara düşer de haberi bile olmaz.
15. Mana 4 kapı 40 Makam nedir?
Mana 4 kapı 40 Makam Sohbeti erişmek her sufinin her sufinin ulaşması gereken bir yoldur bu ulaşması gereken bir makamdır bu makama ulaşmayan bir sufi. Olgunlaşma. Kemale erme yolunda çok aq bu, ve noksandır.
Kaynak: 15. Mana 4 kapı 40 Makam
Mana 4 kapı 40 Makam konusunda sûfîlik yolu nedir?
İşte sûfîlik yolu bu manayı erişme yoludur bu manaya. Erişme yolu kalbin çalışmasıyla mümkündür kalp çalışmaz ilham almaz ise b o. Kimse manaya erişemez Allah bizi o yolda olanlardan eylesin.
Kaynak: 15. Mana 4 kapı 40 Makam
Mana 4 kapı 40 Makam konusunda manaya erişme yolu nedir?
Erişme yolu kalbin çalışmasıyla mümkündür kalp çalışmaz ilham almaz ise b o. Kimse manaya erişemez Allah bizi o yolda olanlardan eylesin.
Kaynak: 15. Mana 4 kapı 40 Makam
Sır, dille anlatılmaz, kalemle yazılmaz; yaşanır. Bu ifade ne anlama gelmektedir?
Hazret-i Mevlânâ buyurmuştur: "Sırrımı söylesem, ondan başka duyan olsa ölür." Bu, sırrın büyüklüğünden değil — sırrın, kelimeye sığmamasındandır. Anlayan anlar, anlamayan zâten anlayamaz.
Kaynak: 14. Sır makamı 4 kapı 40 Makam
Sufilikte sır tutmak ne ifade eder?
Sır tutmak, dervişliğin temel edeplerinden biridir. Mânevî hâllerini, rüyâlarını, keşiflerini herkese anlatma. Üstâdına anlat, gerisine susma hakkın vardır.
Kaynak: 14. Sır makamı 4 kapı 40 Makam
Sırrını yayanın sırrı gider. Bu ifade ne anlama gelmektedir?
Bir kimse mânevî hâllerini ortalığa döktüğünde, o hâller ondan alınır. Sır, toprak altındaki tohum gibidir; toprağın altında kaldıkça büyür, filizlenir, ağaç olur. Toprağı kazıp tohumu çıkarırsan — ölür.
Kaynak: 14. Sır makamı 4 kapı 40 Makam
Kalbin bir sır odası vardır; oraya sâdece Allah girer. Bu ifade ne anlama gelmektedir?
Ne melek girer, ne şeytan girer, ne başka bir kul girer. O odada Cenâb-ı Hak ile kul baş başadır. Zikrullâhın derinleşmesiyle, seyr ü sülûkun ilerlemesiyle o odanın kapısı aralanır.
Kaynak: 14. Sır makamı 4 kapı 40 Makam
Sır makamına ulaşan kimse, dışarıdan bakıldığında ne gibi bir durumdadır?
Dışarıdan bakıldığında sıradan bir insandır; ama içi öyle bir zenginliktir ki, dünyânın bütün hazîneleri onun yanında değersizdir.
Kaynak: 14. Sır makamı 4 kapı 40 Makam
12. Kimseyi inctimemek 4 kapı 40 Makam nedir?
Hakîkat Kapısının Beşinci Makâmı: Kimseyi İncitmemek Dördüncü kapı olan hakîkat kapısının beşinci makâmı, bazı eserlerde "tüm insanları bir görmek" olarak geçer; Ahmed Yesevî Hazretleri ise bunu "kimseyi incitmemek" şeklinde adlandırmıştır. Anadolu’daki Bektâşî Tarikatı bu öğretide bazı farklılıklar yapmıştır; isimlendirmelerde, ve madde sıralamasında yer değiştirmeler vardır. Ancak mânâ itibâriyle arada büyük bir fark yoktur. İnsanlar, insan olarak değerlidir, ve makbuldür. Bu hususta din, dil, ırk, ve renk hiçbir şey ayırt etmeksizin bütün insanlar insan değerinde eşittir.
11. Allahın her yarattığını sevmek 4 kapı 40 Makam nedir?
Dördüncü Kapı, Kırkıncı Makam
Giriş
Dinî Yaşamda Toplumsal Baskı ve Sevap
Sûfî Yolda Evlilik ve Edep
Yaratanı Severiz Yaratandan Ötürü – Vasiliye Giden Yollar
Sevgi Çeşitleri
Yaratılanların Çeşitliliği ve Sevme İlkesi
Mükemmel Yaratışın Tandığı ve Tevhîd Münhal
Dane ve Çekirdeğin Paradoksu: Yaratışın İnce Detayları
Hz. Peygamber’in Serçe Hadisesi
Tüm Yaratılmışlar Birer Ümmet
İhram Disiplini
Yumuşaklığın Önemi ve Uygulaması
Heyeti Sevme ve Yanlış Anlamlar
İlâhî Merhamet ve Uygulaması
Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Sözü
Kapanış
Doğru yerde olmayan sûfîlik, Kur’ân’ın, ve Peygamberin ruhuna aykırıdır. Doğru yerde kullanılan sevgi ise, tevhide, adalete, ve Allah’ın rızasına dayanmalidir. Bu ifade ne anlama gelir?
Doğru yerde olmayan sûfîlik, Kur’ân’ın, ve Peygamberin ruhuna aykırıdır. Doğru yerde kullanılan sevgi ise, tevhide, adaletek, ve Allah’ın rızasına dayanmalidir.
Toprak olmak demek nedir?
Toprak olmak demek; makam, mevki, şöhret peşinde koşmamak demektir. İnsanların ayakları altında ezilmeyi göze almak, hiçlik makamına ulaşmak demektir.
Kaynak: 9. Toprak olmak 4 kapı 40 Makam
Toprak olmak ve gül yetiştirmek ne anlama gelir?
Sûfînin hedefi budur: Toprak gibi mütevâzı olup gül gibi güzellikler yetiştirmek.
Kaynak: 9. Toprak olmak 4 kapı 40 Makam
Hakkı tavsiye etmek ne anlama gelir?
Cenâb-ı Hak, Asr Sûresi’nde buyurmuştur: "Asra yemin olsun ki bütün insanlar hüsrandadır; ancak îmân edip sâlih amel işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, ve sabrı tavsiye edenler müstesnâ." Derviş misin, sûfî misin, milletvekili misin, kim olursan ol — hakkı tavsiye etmiyorsan hüsrandasın.
Kaynak: 9. Toprak olmak 4 kapı 40 Makam
Hakkı tavsiye etmek ne sonucu doğar?
Hakkı tavsiye etmek cesâret ister. Bâtılın karşısında susmak, hakka ihânet etmektir. Korku gâlip gelmiş — rahatlık gâlip gelmiş. Herkese gâlip gelmiş. Ama mümin, hakkı haykırmaktan geri durmaz; en büyük cihâd, zâlim sultânın karşısında hak sözü söylemektir.
Kaynak: 9. Toprak olmak 4 kapı 40 Makam
Dört Kapı Kırk Makam’ın son makamları ne ifade eder?
Dört Kapı Kırk Makam’ın son makamları insanı kemâle götürür. Şerîattan başlayan yolculuk, tarîkattan geçer, mârifete ulaşır, hakîkatte son bulur.
Kaynak: 9. Toprak olmak 4 kapı 40 Makam
Her kapıda on makam ne ifade eder?
Her kapıda on makam, insanı bir öncekinden daha derin bir kulluk bilincine taşır.
Kaynak: 9. Toprak olmak 4 kapı 40 Makam
Rabbim cümlemizi nasıl eylesin?
Rabbim cümlemizi toprak gibi mütevâzî, dağ gibi sâbit, güneş gibi cömert kullarından eylesin.
Kaynak: 9. Toprak olmak 4 kapı 40 Makam
Kendini bilen Rabbini bilir sözünün kaynağı ve manası nedir?
"Kendini Bilen Rabbini Bilir" Sözünün Kaynağı ve Mânâsı
Kaynaklar
Kaynak
"Kendini Bilen Rabbini Bilir" Sözünün Kaynağı ve Mânâsı
Mârifetin on makâmından biri olan "kendini bilmek" meselesi, "Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu" (Kim nefsini bildi ise Rabbini bilmiştir) sözüyle özetlenir. Bu söz çok meşhurdur; Muhyiddîn İbnü’l-Arabî hazretleri gibi büyük zâtlar bunu hadîs-i şerîf olarak görmüş, İbn Teymiyye hadîs-i şerîf olarak görmemiş, kimi de Cüneyd-i Bağdâdî’nin sözü olarak değerlendirmiştir. Bu teknik tartışmaya girmeksizin, mânâ itibâriyle böyle bir sözün hakîkat olduğuna kanâat getireceğiz inşâallah. Kendini bilmek, târih boyunca insanlık târihi boyunca hep merak edilen, fikir yürütülen bir mesele olmuştur. Kimisi "kendini bilmek, haddini bilmektir" demiş; kimisi "mesûliyetini idrâk etmektir" demiş; kimisi "varoluşun bilincine varmaktır" demiş. İnsan, ama dînî kâideler üzerinde, ama felsefî kâideler üzerinde hep kendisini tanımlamaya çalışmıştır. Eski Helenistik Yunan felsefesine de baktığımızda, Uzak Doğu felsefelerine de baktığımızda herkesin ortak noktası şudur: İnsanın kendisini tanımlaması, kendisini bilmesi, ve kendine doğru yürüyüş yapması.
Cimrinin en tehlikeli yanı nedir?
Cimrinin en tehlikeli, yanı şudur: Kendisini cimri görmez.
Mürid-mürşid ilişkisinde zorlama söz konusu mudur?
Mürid-mürşid ilişkisinde zorlama söz konusu değildir.
Dört Kapı Kırk Makam’ın mârifet kapısındaki hizmet makamı neye meyvedir?
Dört Kapı Kırk Makam’ın mârifet kapısındaki hizmet makamı, diğer bütün makamların meyvesidir.
Marifet ehli olmak için ne gereklidir?
Marifet ehli olacaksak, dinimizi de dünyamızı da aşırı isteklerden, ve aşırılıktan temizleyeceksiniz, uzak tutacaksınız. Allah bizi onlardan eylesin, inşallah.
Kaynak: 4. Takva 4 kapı 40 Makam
3. Marifet(Devamı) 4 kapı 40 Makam konusunda ne anlatılmaktadır?
Dört kapı kırk makam yolculuğunda mârifet kapısına ulaşan sâlik, artık şerîat kapısının on makâmını, tarîkat kapısının on makâmını, ve emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne gibi nefs mertebelerini geçmiş; kalbi ilhâm almaya başlamış bir kimsedir. Bu mertebeye varan kişinin ilk öğreneceği, ve yaşayacağı makam, edepli olmaktır. Edep, mârifet kapısının birinci hâlidir, ve sûfîlere mahsus özel bir edeptir.
Şeyhlik iddiâsı ve hâl sâhipliği nedir?
Bakın, "ben şeyhim" diyenlerin pek çoğunda bu hâllerden haberleri yoktur. Şu anda Türkiye’de şeyh olduğunu iddiâ edenlerin yüzde doksan dokuzunda böyle bir hâl bulunmamaktadır. Kimisi ortaya çıkıyor, müthiş lâflar edip batırıyor; kimisi kılıç kuşanıp dolaşıyor. Ama bu hâllerden hiçbirinin büyük çoğunluğunun haberi yoktur. Zâhirde güzel görünüyorlar, ama kabir hâlleri yok, rüyâ hâlleri yok, rüy’â tâbir edecek ilimleri yok, mânevî hâlleri yok.
Mârifet kapısında edep denildiğinde ne anlatılmaktadır?
Mârifet kapısında edep denildiğinde, o kimsenin bütün hayâtını ihâta eden bir edep kasdedilmektedir.
Sûfî için en önemli şey nedir?
Sûfî için en önemli şeylerden biri bencillikten uzak durmaktır.
Kaynak: 2. Marifet 4 kapı 40 Makam
Sûfînin bencil olması düşünülebilir mi?
Sûfînin bencil olması düşünülemez; sûfî hep etrâfını düşünür, âilesini düşünür, derviş kardeşlerini düşünür.
Kaynak: 2. Marifet 4 kapı 40 Makam
Mârifet yolunun bir diğer makamı nedir?
Mârifet yolunun bir diğer makamı da kinden, garazdan, hasetten arınmaktır.
Kaynak: 2. Marifet 4 kapı 40 Makam
Sûfîlikte paylaşım olmazsa olmazdır mı?
Sûfîlikte paylaşım olmazsa olmazdır. Yolculukta, sofrâda, sıkıntıda, sevinçte — her şeyde paylaşım.
Kaynak: 2. Marifet 4 kapı 40 Makam
Mânevî paylaşım nedir?
Mânevî paylaşım: Bilgini paylaş, tecrübeni paylaş, duânı paylaş.
Kaynak: 2. Marifet 4 kapı 40 Makam
Cenâb-ı Hak’ın hakîkî kulları olan sûfîler nelerdir?
Cenâb-ı Hak’ın hakîkî kulları olan sûfîler, nefslerini terbiye ederek bencillikten kurtulmuş, kinden arınmış, edeple donanmış kimselerdir.
Kaynak: 2. Marifet 4 kapı 40 Makam
Mârifet kapısı nedir?
Mârifet kapısı, insanın iç dünyâsını temizleme, kalbini pâk etme kapısıdır.
Kaynak: 2. Marifet 4 kapı 40 Makam
Bu makamlarda oturan kimseye insanlar ne yapar?
Bu makamlarda oturan kimseye insanlar muhabbet besler, onun nasîhatını dinlerler.
Kaynak: 1. Tarikat 4 kapı 40 Makam
Sakın "Ben iyi bir âlimim, ben iyi bir şeyhim, ben iyi bir sûfîyim" dememeli mi?
Sakın "Ben iyi bir âlimim, ben iyi bir şeyhim, ben iyi bir sûfîyim" deme.
Kaynak: 1. Tarikat 4 kapı 40 Makam
Sakın "Benim malım var, mülküm var, makamım var" dememeli mi?
Sakın "Benim malım var, mülküm var, makamım var" deme.
Kaynak: 1. Tarikat 4 kapı 40 Makam
Allah’ın önünde, Peygamber Efendimiz’in yolunda, ve üstâdının huzûrunda kendini bir şey görmemeli mi?
Bilhassa Allah’ın önünde, Peygamber Efendimiz’in yolunda, ve üstâdının huzûrunda kendini bir şey görme.
Kaynak: 1. Tarikat 4 kapı 40 Makam
Kendini beğenmiş, kanatlandığını zanneden sûfî ne olur?
Kendini beğenmiş, kanatlandığını zanneden sûfî de aynıdır.
Kaynak: 1. Tarikat 4 kapı 40 Makam
Olgunlaşmadan, makamları geçmeden "ben oldum" sevdâsına düşen kimse ne olur?
Olgunlaşmadan, makamları geçmeden "ben oldum" sevdâsına düşen kimse, helâke sürüklenir.
Kaynak: 1. Tarikat 4 kapı 40 Makam
Zikrettiğimiz Allah’ı idrak edebilmek sevmekle, teslimiyetle Hakkında almak mıdır?
Zikrettiğimiz Allah’ı idrak edebilmek sevmekle, teslimiyetle Hakkında almak. Buraya böyle anlamak burayı biraz böyle idrak etmek, ancak seyr-i sülükle mümkün senin sülüku olmayanların bunu söylemek istemiyorum, ama bunu idrak etmeleri bunu anlamaları biraz zor. Ben böyle anlatabildim kadar anlatmaya çalışıyorum kendimce. Allah bizi affetsin çünkü. Bu, ancak manevi tecelliyatla idrak edilebilecek anlaşılabilecek bir. Bu, ancak kalbin hakikat perdelerine açılmasıyla alakalı hani biz zikrederiz hani zikrimiz dildedir ya. Biz zikrettiğimiz Allah; zikrettiğimiz ilahi bir sufi kardeş. Gelir rüyasında görür ders ister ders isteyene de dersini veririz deriz ki. Tevhide başta tevhidi oku. Zikrullah yap o kimse ister. Allah esması de ister. Tevhid de la ilahe illallah de istersen ona başka bir. Esma ver o kimse isterse sen onu hu esmasını ver önemli değil. Burada o kimse zikrettiğini idrak.
Kaynak: Zikrettiğimiz Allah’ı idrak edebilmek sevmekle, teslimiyetle ve seyr-i sülukla m
Hızır aleyhisselam seyr-i süluk yaparak mı ledün ilmine sahip olmuştur?
Hz. Hızır. Aleyhisselamın seyri sülük yaparak mı ledin ilimlerine sahip olmuştur yoksa. Allah tarafından bu ilim ona doğduktan mı verilmiştir? Hz. Hızır biz onu bir Peygamber olarak biliyoruz. O yüzden normalde bittiğin peygamberlerde il milletin vardır.
Kaynak: Hızır aleyhisselam seyr-i süluk yaparak mı ledün ilmine sahip olmuştur?
Seyir sülük ne anlama gelir?
He benim şunu da ben altını çizerekten söyleyeyim. Ben öyle görürüm. Bir kimse bir mürşid-i kamilden dersi aldı mı seyri sülükü başlamıştır onun. Ben öyle görürüm. Eğer onun şeyhi, mürşid-i kamil ise onun seyri süluku başlamıştır.
Kaynak: Allah’ın yarattıklarını sevmek demek, Cenâb-ı Hakk’ın yarattığı her şeye karşı m
Seyir sülükü devam ederken karşılaşılacak varlıklar nelerdir?
Seyir süluku devam ederken bu varlıklarla karşılaşacak. Onlara aşina olacak. Onlarla karşılaştığında, onlarla aşina olduğunda o zaman o kimse o varlıklara karşı eksik görme, noksan görme, sevmeme, itme noktasında olmayacak.
Kaynak: Allah’ın yarattıklarını sevmek demek, Cenâb-ı Hakk’ın yarattığı her şeye karşı m
E bunda ölçü üstat mıdır?
Sufilik zorla olacak bir şey değildir. Bir kimse severse muhabbet beslerse, sever muhabbet beslerse sufiliği yaşayabilir. Sufiliğin içerisinde bulunabilinir. Eğer sevmiyorsa o kimse o sufiliğin içerisinde yaşayamaz veyahut da o topluluğu sevmiyorsa, o toplulukta kendinde bir yer görmüyorsa o zaman o da orada yaşayamaz. Dostiliği. E bunda ölçü üstattır. Üstatta bir kimsenin yeri var ise mesele bitmiştir. Bu üstat mürit mürşit ilişkisinde diğer insanlarla zorunluluğu yoktur. Eyvallah. Ama diğer insanları da rahatsız etmeye de hakkı yoktur. O zaman mürit mürşit ilişkisinde bir zorlama söz konusu yok ise mesele bitmiştir.
Kaynak: Bir Müslümanın dini meselelerde dayatma hakkı yoktur
Hakkında Darül harpte ticaret, harbinin hukuku dairesinde yapılır Sohbeti İlgili Sohbetler mi?
Darül harpte ticaret, harbinin hukuku dairesinde yapılır.
Kaynak: Darü&;l harpte ticaret, harbinin hukuku dairesinde yapılır
Bu yolun başı da sonu da şudur: Allah için severiz, Allah için toplanırız, Allah için zikrederiz ve Allah için dağılırız mıdır?
Bu yolun başı da sonu da şudur: Allah için severiz, Allah için toplanırız, Allah için zikrederiz ve Allah için dağılırız. Kimseden şe lillah demeyiz. Dinimizi dînar’a değiştirmeyiz. Şeyhlik iddiasında bulunmayız — ağzımdan ‘Ben şeyhim’ lafı çıkmazsa sakalımdan tutun yüzüme tükürün, demiştim.
Kaynak: Yolumuzda dinini paraya makama mevkiye değişmek yoktur yolumuzun düsturu başı da
Müslümanlar da kendilerini yenilemekten uzaklar mı?
İnsanlar kendilerini yenilemekten uzak. Dindarlar da kendilerini yenilemekten uzak. Sufiler de, ehli tarikat da, cemaatler de kendilerini yenilemekten uzak. Müslümanlar da kendilerini yenilemekten uzaklar. Böyle olunca köhnemiş bir din düşüncesi, köhnemiş bir siyaset, köhnemiş bir devlet, köhnemiş bir hukuk, köhnemiş bir ekonomi sistemi. İslâm dünyasının en büyük handikapları. Köhneleşmiş sistemler. Siyasetçiler köhneleşmiş. Devlet sistemleri, ekonomi, aile, sosyal hayat. Onlar köhneleşmiş. Bir ilerleyiş yok, bir değişim yok. Dindarlar da bunun içinde. Bakın, dind,arlar da bunun içinde. Dindarlar da kendilerini yenileyemiyorlar. Bakın, geçmiş ümmetler de bu hatayı yaptılar. Museviler bu hatayı yaptılar. Kendilerini yenileyemediler. İsa kendilerini yenileyemediler. Ve İsviler veya Museviler kendilerince eski alimlerin kurmuş olduğu otoritede kaldılar. O otoriteleri yıkamadılar. Hahamlık otoritesini yıkamadılar.
Kaynak: Dindarlar, ehli tarikat, devlet sistemleri, genel olarak insanlar kendilerini ye
Yunus Emre’nin öğretisindeki öz nedir?
Yunus’un öğretisindeki öz, karşındaki insanı bir ayna olarak görmek, hatayı ve kusuru kendinizde aramaktır. Cömert birini gördüğünde kendi cimriliğini görürsün; seven birini gördüğünde kendi sevgisizliğini. Aşık birini gördüğünde aşksızlığını, doğru konuşanı gördüğünde yalancılığını. Yunus’un öğretisindeki öz budur: Karşındaki insanı bir ayna olarak görmek, hatayı ve kusuru kendinizde aramak.
Sufi geleneğinde şikâyet ettiğin şey sende mevcuttur, zira farkında olmayan şikâyet edemez. Bu ifade ne anlama gelir?
Sufi geleneğinde şikâyet ettiğin şey sende mevcuttur, zira farkında olmayan şikâyet edemez. Bu bir sufi disiplini ve öğretisidir. Sufi, karşısındakini suçlama duygusundan uzaklaşır; hatayı ve kusuru önce kendinde görür. Hz. Peygamber’in hadisinde buyrulur: ‘İnsanların eksik ve kusurlarını araştıran kimse, kendi eksik ve kusurunu göremez.’ Sufiler bunu özlük ilkesi edinirler.
Tövbe, sufi anlayışının merkezindedir. Bu ifade ne anlama gelir?
Tövbe, sufi anlayışının merkezindedir. Günahkâr kul Allah’a döner, af diler; Allah ‘Kulum affedecek Rabbini hatırladı’ der ve affeder. Bu döngü defalarca tekrarlanabilir; önemli olan tövbeyi terk etmemektir. Tövbe eden kişi hiç günah işlememiş gibi temizlenir. Sufiler her gün kendilerini günahkâr gördüklerinden her gün tövbe ederler ve bu sayede affa sürekli yakın kalırlar.
Yunus Emre’nin felsefesi nasıl açıklanır?
Yunus’un felsefesi, Kur’an ve Sünnet ekseninde kalmak, ama sevgi, muhabbet, hoşgörü, cömertlik ve gönül genişliğiyle bütün âleme açılmaktır. Bu sevgiyle örülmüş yürüyüş; muhabbetle, hoşgörüyle, cömertlikle, gönül genişliğiyle, dert dinlemekle, hüzün sahibi olmakla, insanları ötekileştirmemekle ve gönlü Hak’ka açmakla mümkündür. Sevgiyle yaptığın her şey gerçektir; sevgisiz yaptığın her şey yalandır.
Tasavvufun özü nedir?
Tasavvufun özü, manevi sırlara erişmekten önce, en güzel ahlakı edinmektir. En güzel ahlak oluşmadan kalbe ilahi ilimler gelmez. Hz. Mevlana bu gerçeği şöyle dile getirir: ‘Kur’an başlı başına edeptir, ahlaktır; din başlı başına edeptir, ahlaktır.’ Hadis-i şerifte güzel ahlak, namaz ve oruçla eş tutulmuştur. Bu yüzden sufiler için ahlak, ibadetten de önde gelir.
Tasavvufun çöküşünün nedeni nedir?
Tasavvufun bugün çöküşünün nedeni, dini bir geçim aracına, mevkiye, makama dönüştürmektir. Yunus’un anlayışında şeyh kendi parasından tekkesini kurar, dervişlerin cebine el uzatmaz, mesleği şeyhlik değildir. Abdülkadir Geylani’nin tekkesini annesi kendi mülkünden yaptırdı; Karabaş Veli Tekkesi de aynı anlayışla kuruldu. İşte o ruh kaybolduğunda geriye yalnızca isim kalır.
Yunus Emre’nin felsefesinde sevgi nasıl bir rol oynar?
Yunus Emre’nin felsefesinde sevgi, her şeyin temelidir. Sevgiyle örülmüş yürüyüş; muhabbetle, hoşgörüyle, cömertlikle, gönül genişliğiyle, dert dinlemekle, hüzün sahibi olmakla, insanları ötekileştirmemekle ve gönlü Hak’ka açmakla mümkündür. Sevgiyle yaptığın her şey gerçektir; sevgisiz yaptığın her şey yalandır. Bu kural namaza da, oruca da, zikirle fikre de, anne-baba sevgisine de, eş ve çocuk sevgisine de eşit biçimde uygulanır.
Yunus Emre’nin anlayışı nasıl bir kültür imparatorluğu kurmaya yöneliktir?
Biz bir kültür imparatorluğu kurmak zorundayız. Bu imparatorluğu kurarken elimizdeki tek sermaye sevgidir ve hoşgörüdür. Balkanlar’a da, doğuya da, güneye de, kuzeye de hep bu iki değerle gittik. ‘Gelin, tanış olalım’ diyen Yunus’un sesi, yüzyıllar ötesinden bize bugün de yol göstermektedir. Sevgiyle örülen her adım gerçektir; geri kalanı yalan.
6. Hoca Ahmet Yesevi kimdir?
Hoca Ahmet Yesevi, on ikinci yüzyılda Türkistan’ın kalbinde yetişmiş, İslam tasavvufunu Türk ruhuyla buluşturan en büyük mânevî önderlerden biridir. Asıl adı Ahmed b. İbrahim el-Yesevî olan bu müstesna şahsiyet, bugünkü Kazakistan sınırları içinde kalan Sayram şehrinde doğmuş; hayatının büyük bölümünü Yesi (bugünkü Türkistan şehri) kentinde geçirmiştir. Türklerin İslam ile kitleler hâlinde tanışmaya başladığı bu kritik dönemde Hoca Ahmet Yesevi, dini hakikatleri halkın anlayacağı bir dille aktarma misyonunu üstlenmiştir.
Kaynak: 6. Hoca Ahmet Yesevi
5. Makalat Hacı Bektaşi Veli nedir?
Makalât-ı Hacı Bektaş-ı Velî, Anadolu tasavvuf geleneğinin en köklü eserlerinden biridir. Mustafa Özbağ Efendi bu konferansta söz konusu eserin muhtevası, Hacı Bektaş Velî Hazretleri’nin hayatı ve Anadolu İslâm anlayışına katkısı üzerinde durmaktadır.
Kaynak: 5. Makalat Hacı Bektaşi Veli
Hacı Bektaş-ı Velî Hazretleri kimdir?
Hacı Bektaş-ı Velî Hazretleri, XIII. yüzyılda Anadolu’ya gelmiş büyük bir Türk mutasavvıfıdır. Horasan’dan yola çıkan Hazret, kökleri Orta Asya’daki Türk tasavvuf geleneğine dayanan bir silsilede yetişmiştir. Babası Seyyid İbrâhim-i Sânî olup neseben Hz. Ali’ye ulaşan şerefli bir soydandır.
Kaynak: 5. Makalat Hacı Bektaşi Veli
Hacı Bektaş-ı Velî’nin mânevî silsilesinin en önemli halkasını kim oluşturur?
Hacı Bektaş-ı Velî’nin mânevî silsilesinin en önemli halkasını Hoca Ahmed Yesevî oluşturmaktadır. Ahmed Yesevî, İslâm’ı Orta Asya Türkleri arasında yaymak için ömrünü vakfetmiş; bu geleneğin tohumlarını Anadolu’ya taşıyan ise Hacı Bektaş Velî olmuştur.
Kaynak: 5. Makalat Hacı Bektaşi Veli
XIII. yüzyıl Anadolu’su hakkında ne söylenebilir?
XIII. yüzyıl Anadolu’su, birden fazla büyük mânâ erinin aynı anda varlık gösterdiği nadide bir devirdir. Hacı Bektaş-ı Velî ve Hz. Mevlânâ aynı çağda, birbirine yakın coğrafyalarda yaşadılar. Her ikisi de İslâm’ın özüne, insanı yücelten evrensel mesajına aynı derinden bağlıydı; ne var ki farklı dil ve üslûplarla bu hakikati dile getirdiler.
Kaynak: 5. Makalat Hacı Bektaşi Veli
Hacı Bektaş-ı Velî Hazretleri’nin mîrası ne anlama gelir?
Hacı Bektaş-ı Velî Hazretleri’nin mîrası, bugün de Anadolu toplumunun mânevî hafızasında canlılığını korumaktadır. Makalât’taki dört kapı ve kırk makam anlayışı, insanın kemâle erebileceğini ve Allah’a ulaşmanın mümkün olduğunu öğretmektedir. Bu yolun özü, Kur’ân ve Sünnet’e dayalı kalp temizliği ve tüm insanlara karşı muhabbet beslemektir.
Kaynak: 5. Makalat Hacı Bektaşi Veli
Ey aşağılık saf kişiler, gelin gelin de ihsan keremimin sofrasından kimse mani olmaksızın yeyin demekte midir?
Ey aşağılık saf kişiler, gelin gelin de ihsan keremimin sofrasından kimse mani olmaksızın yeyin demektedir. Yani normalde o kimse şeyhlik satıyor, halifelik satıyor, ve diyor ki ben işte halifenin oğluyum dedi. Hani Adem’in oğlu Adem halife ya o da halife. Hani Cenabı Hak meleklere dedi ki, "Yeryüzünde bir halife yaratacağım diye." O da diyor ki, "Ben halifenin oğluyum. Gelin burada normalde nimetler var." O yüzden o kimse Allah’ın sofrasından, manevi sofrasından, eee, kendisi aslında mahrum olduğu halde kendi kendini halife seçmiş, kendi kendini şeyh yapmış. Bir sabah kalkmış, "Ben şeyhim" demiş. Veyahut da ikiü kişi toplamış, "Sen şeyh ol" demişler. Öyle ya. İçimizde şeyhlik yapacak olan bir tek sen varsın. Sen şeyh olsun demişler. Veyahut da işte bir makam sahibi bir kimse kaldırmış telefonu. Filancaya şeh seçin demiş. O da şeh seçilmişler. Orada seçimle gelmiş şehli. Veyahut da işte bir ehil olmadığı halde bir kimse ona bir böyle bir paye çıkarmış kendine kendine Allah muhafaza eylesin.
Kaynak: Allah’ın manevi sofrasından mahrum olduğu halde kendi kendini halife seçmiş, ins
Enteresan bir şey yani. O kimse kendi kendine bir görev addetmiş?
Kardeş sen seyri sülük çıkardın mı? Bir şeyhin var mı senin? Senin şeyhin senin şeyhliğini ilan etti mi? Hayır. Elinde bir icazet var mı? Hayır. Nereden şeyhlik yapıyorsun sen? Kim verdi sana bu şehli? Ses yok, seda yok, ama şeyhlik yapıyor. Şimdi Şeyh Efendi vefat ettikten sonra da kendi kendine bizim eski dergahta zakirler türedi. Birisi demiş ki, "Çe Efendi bana rüyada verdi zakirliği. Ha sağlığında vermediğinin rüyasında verdi. Öyle mi? Adam kendi kendine zakir edecek ya. Kendi kendine halife edecek. Kendi kendini şeh yapacak adam. Allah muhafaza Ümmetim içinde deccallar, ve yalancılar türeyecek. Bunlar size Allah’ın, ve resulünün hadislerinden söylenmemiş şeyler anlatacaklar. Sakının onlardan. Müslimde geçiyor bu hadise. Demek ki yalancılar türecek. Ona bir kimse şeyhlik vermediği halde ben şeyhim diyecek.
Kaynak: Allah’ın manevi sofrasından mahrum olduğu halde kendi kendini halife seçmiş, ins
Gittiğin kapı eğer eee bir sufi topluluksa o şeyhin bu konuda etkinliği, ve yetkinliği var mı?
Hazreti Pir başka bir beyitte diyor ki, "Yanlış kapıya gitme, ömrünü ziyan etme." Yanlış kapıya gittiğinde ömrünü ziyan ediyorsun. Çünkü O şeyhi kim şeyhliğini ilan etmiş? Toplanmış 3 be kişi "Sen bizim şeyhimiz mi ol?" demiş. Veyahut da onun şeyhi mi ilan etmiş onu? Elinde icazeti var mı? Bunu sor, sorgula bunu. Onun hani daha önceki beyitlerde vardı ya onun süsüne aldanma. Onun yaldızlı sözlerine aldanma. Siyasetçiysen onun yaptıklarına bak. Söylediklerine bak. Yaptıklarına bak. Söyledikleri, ve yaptıkları birbirini tutmuyorsa bırak onun peşini. O kimse hala da köhnemiş bir sistemi, köhnemiş bir kurguyu ayakta tutmak için mi uğraşıyor, yoksa yenilemeci mi, yeniliyor mu? Yenilemiyorsa, ve o kohemiş sistemi hala daha devam ettiriyorsa ondan hayır gelmez. Veyahut da o alim denilen kimse ayet, ve hadislere bakaraktan dini yaşanır hale getirecek içtihatlar etmiyorsa o da köhnemiş. Allah muhafaza eylesin.
Allah onu mutlaka bilir mi?
Allah için harcamadıkça asla iyiliğe erişemezsiniz. Ne harcarsanız. Allah onu mutlaka bilir. Ha demek ki sevdiklerimizden harcamadıkça asla iyiliğe erişemeyeceğiz.
Kaynak: Sevdiğiniz şeylerden Allah için harcamadıkça asla iyiliğe erişemezsiniz
10 kişiyi toplayıp da onlara Allah’a anlatamadı, ama benden fazla biliyor mu?
Allah için yaşayamadı. Ama çok güzel okudu. 10 kişiyi toplayıp da onlara Allah’a anlatamadı, ama benden fazla biliyor. Eleştirmeye gelince de benden fazla beni eleştiriyor. Topla yap. Allah yolunda harca. İsteme hiç kimseden. Yürü. Deccaliyete hizmet etme. Deccalieti hizmeti Allah hizmeti zannetti. Müslümanları müminlerin ardından atıp tutmayı Allah hizmeti zannetti. Nefis perdesini aralayamamış. Levvameden mülhümeye geçememiş. Kendini Allah yolunda hatta mücahit gördü. O kadar mücahit gördü ki benim diyen dervişten de şeyhten de fazla. Çok mücahit. Ama Allah’ın emrini anlayabilecek nefis terbiyesi yok. Allah muhafaza eylesin. Kalbini safileştirememiş. Kalbini tenvir edememiş. Ama ona çat, buna çat. Onu beğenme, onu beğenme. Ona laf söyle. Ona laf söyle. Kimsin ya? Kimsin? Ama nefis onu öyle gösteriyor. O büyük zat. O büyük derviş.
Kaynak: Allah yolunda harca, isteme hiç kimseden, deccaliyete hizmet etme
Esmâ vurması, esmâ basması nedir?
Ehl-i tasavvuf bunu söylerler, tarîkatlarda vardır. Bir kimse zikir esnasında esmâ ile bir karışıklık yaşar, ona "esm. vurdu" derler. Veya bir kabız hâli olur, ona da "esmâ bastı" derler.
Kaynak: w Esma vurması esma basması
Dışarıdan bakıldığında üstad veya şeyh sanki kendi zatıyla iş yapıyor görünür; fakat bu seviyedeki velinin cüzî iradesi son derece az mıdır?
Dışarıdan bakıldığında üstad veya şeyh sanki kendi zatıyla iş yapıyor görünür; fakat bu seviyedeki velinin cüzî iradesi son derece azdır. Hatta hakikatte o irade yok gibidir — çünkü onlar tam teslim olmuş vaziyettedirler.
Kaynak: Her olayın kendine ait esma tecellisi vardır bu esmaları Allah mürşidlerin gönül
Manayı bilmek ne demektir?
Dost doğru bir mümin olurdun. İşte manayı bilmek. Hem okuduğun Kur’an-ı Kerim ayetlerinin hakikatinin ne olduğunun kalbine ilham olarak gelmesi hem okuduğun hem okuduğun hadis-i şeriflerin manasının kalbine ilham olarak gelmesi veyahut da bir fıkhi meselenin ne olduğunun kalbine ilham olarak gelmesidir.
Sufilik yolu ne ister?
Sufilik yolu edep ister, ahlak ister. Sufilik yolu bilmek ister, yaşamak ister, anlamak ister. Sufilik yolu heva, ve hevesle gidilecek bir yol değil. Sufilik yolu koluna şeytanı takaraktan yürünülecek bir yol değil. Sufilik yolu nefsin ne isterse onu yap, onu yerine getir. Böyle gidilecek bir yol değil. Sufilik yolu, titizlik yolu, disiplin yolu, sufilik yolu, içsellik yolu.
Manaya erişmek ne demektir?
Manı bilmek, manaya erişmek her sufin ulaşması gereken bir yoldur. Ulaşması gereken bir makamdır. Bu makama ulaşmayan bir sufi olgunlaşma, kemale erme yolunda çok eksik, ve noksandır.
Sufilik yolu nasıl yürünür?
Bu yol hem dil ile zikir, hem kalp ile zikir, hem ruh ile zikir, hem de sır ile zikirle hemhal olma yolu. Sen sadece zekrullah’ın dilde kalırsa bu yol dilde kalanların yolu olmaz. Bu yol kalde kalanların yolu olmaz. Bu yol böyle layloylomla gidilecek bir yol olmaz.
Asıl utanılacak olan şey nedir?
Asıl utanılacak olan şey, o kimsenin kalbinin mânevî ilimlerden uzak olmasıdır. Kalp çalışmıyor — asıl utanılması gereken bu. Mânev, gözümüz açılmamış, mânevî kulağımız açılmamış, kalbimizde basîret nûru harekete geçmemiş — asıl utanılması gereken yer burasıdır.
Kaynak: Asıl utanılacak olan şey fukaralık değil, kalbinin manevi ilimlerden uzak olması
Sûfî fukaralıktan utanır mı?
Biz fukaralığımızdan, ekmek kıtlığımızdan, zâhirî eksikliğimizden utanmayız. Şatâfatımız, şaşaamız yok — utanmayız bundan. Dervîş yemeği bir çorbamız, bir pilavımız olur; bundan da utanmayız.
Kaynak: Asıl utanılacak olan şey fukaralık değil, kalbinin manevi ilimlerden uzak olması
Eğer sufinin gönlü Kerbela değil ise o zaman daha onun bir hayli yolu var mıdır?
Eğer sufinin gönlü Kerbela değil ise o zaman daha onun bir hayli yolu vardır. Yes.
Kaynak: A Eğer sufinin gönlü Kerbela değil ise daha onun bir hayli yolu vardır
Gıybet manevi bir hastalıktır mı?
Birisine bir tokat vurursun bu fiilidir. Gıybet manevi bir hastalıktır. Bunun zahire tecelliyatı bir pançak kokmuş, kanlanmış etdi. Bakın bir pançak etdi. Demek ki gıybetin manası kokmuş insan eti yemek. Bunu sen görmedin. Sen bunu görmediğin için gıybete devam ettin. Eğer sen bunu görmüş olsaydın, senin ağzından çıksaydı bu, ve sen bunu tükürmüş olsaydın, ve o kokuyu hissetmiş olsaydın sen gıybetten tiksinecektin. Ama gıybetin manasını bilmediğinden dolayı sen gıybetin haramlılığını zahir olarak kabul ettin. Zahirde kaldı. Veyahut da eee namaz sizi kötülüklerden alıkor.
Kaynak: Haramları terk etmedikçe ibadetlerin hakikatine eremezsin
Bektaşi Nefesleri – Hacı Bektaşi Veli Makalatından nedir?
Bektaşi meclisleri ve. San kuşumuza. Hepiniz hoş geldiniz. Hacı. Bektaşi bizlere daha iyi tanıtmak, ve bizlerin derinlemesine anlamamıza yardımcı olması için. Mevlevi ı hadimin Mevlânâ Sayın. Mustafa özval. Beyefendiyi huzurlarınıza davet edelim. Selamünaleyküm Türkiye c içinden çıkılmaz gibi görünen şahsiyetleri vard İslâm dünyasında bu tip şahsiyetler çoktur veyahut da. İçinden çıkılması herkesin istismar kullandığı. Dünya üzerinde de değişik şahsiyetler vardır bazı inanışlar vardır herkes onları kendilerince kullanılmak istismar eder aslında özü öyle değildir, ama insanlar onun özüne bakmaksızın kendi inanışlarını, ve kendi düşüncelerini. Sanki o şahsın veya o düşüncenin düşüncesi gibi içine kar Türkiye’de bunlardan birisi. Hacı. Bektaşi hazretleridir herkes. Hacı. Bektaşi ve. Bektaş kendisine gö yorma, ve kendis. Bir bektaşı anlayışın düşüncesini koy. Aslında enteresan bir şe.
Bektaşi Nefesleri – Hacı Bektaşi Veli Makalatından konusunda neden Türkiye’de Bektaşilik ve Hacı Bektaşi Veli Hazretleri tartışılabilir değil?
Çünkü Türkiye’de değişik siyasi, ve inançsal grupların baskısı altında bu baskısı altında olan şeyi. Biz biraz dokua fıdan kurtarmaya çalışalım ded aslında. Belki de son 60 7 yıl 100 yıldan beri defa ilk defa bakın işte. Sünni. İnan sahip olan bir kimsenin. Bektaş tanıma anlama anlatma programı denilebilir.
Bektaşi Nefesleri – Hacı Bektaşi Veli Makalatından konusunda neden Hacı Bektaşi Veli Hazretleri’nin düşünceleri ve fikirleri önemlidir?
Bence 70 yı 80 yası, ve biz bu programı her sene yapacağız bunun şimdiden beri büyük bir fikir entelektüel kes katılacağım fikir insanların katılacağı. Bir. Büyük. Bir platform haline getireceğiz. Çünkü. Hacı. Bektaş. Veli. Hazretleri hepimizin değeri kıymeti hepimizin. Tabii ben. Hacı. Bektaşi. Veli. Hazretlerinin nerede doğduğunu ne zaman doğduğunu nerede yaşadığını söylemeyeceğim biliyorsunuz beni tanıyanlar ben bu tip biyografik bilgiler vermektense astik bilgiler vermektense o kimse ne düşündü nasıl yaşadı. Neyi öi, ve ne yaptı bu önemli insanların doğdukları yer yaşadıkları yer yaşadıkları siyasi ortamlar yaşadıkları kültürel ortamlar muhakkak ki çok önemli, ama önemli olan insanların niy atık ne verdikler anından bıraktık.
Bektaşi Nefesleri – Hacı Bektaşi Veli Makalatından konusunda neden Hacı Bektaşi Veli Hazretleri’nin düşünceleri ve fikirleri tartışılması gerekir?
Yapmışlar. Yok hayır haz Ali. Efendimizi en az en az bir başkası kadar seviyoruz. Haz Ali. Efendimizi en az bir başkası kadar kabulleniyor. Haz Ali. Efendimizi en az bir başkası kadar başımıza. Taç ediyoruz bu noktada bir sıkıntı yok bir problem yok hiçbir sıkıntımız hiçbir problemimiz yok olmayacak. Hz Hüseyin. Efendimizle hiçbir sıkıntımız yok res resah sallah ve. Hazretlerinin. Birci torunu. Ashabı abanın en küçük. Ferdi haz Hasan efendimizin kardeşi Resûlullah sallallah ve. Hazretlerine en fazla benzeyen torunu gönlümüzün sultanı başımızın tacı manevi alemin de sultanı ne derdimiz olabilir ki bunu sevmeyi itiraf etmekten dolayı ne derdimiz olabilir ki olamaz her. Bektaşi. Alevi birir. Hayır her. Alevi. Bektaşi birir. Hayır bir de böyle bir kendil kendilerince oluşturulmuş bir. Dogmatik bir. Var her. Hz Ali’yi. Seven her alevim diyen. Bektaşi olmak zorunda değil. Çünkü. Hacı. Bektaşi milli. Hazretleri bir tasavvufi. Ekol. Hz Mevlânâ gibi Abdülkadir Geylani gibi. Ahmet gibi. Ahmet. El. Bedi İbrahim mususi şahın haşi gibi. Hacı Bayram. Veli gibi bir tasavvufi. Eko bir tasavvufi. Kirik mutasavvıf derinlemesine mutasavvıf bir kişilik şahsiyet ama Türkiye’de öyle bir yanlış anlayış var ki alemi eşittir. Bektaşi. Peki. İran’daki alemler de. Bektaşi. Hayır. Irak’taki. Aleviler bektaşı. Hayır. Suriye’deki. Aleviler bektaşı. Hay, yemde fasta tus’ta. Cezayir’de. Ürdün’de. Suudi. Arabistan’da bütün İslâm ülkelerinin hepsinde de. Haz Ali efendimizin sevmek imandan olduğundan dolayı. Aleviler var. Onların hepsi fekt. Şerif. Hayır tanımıyorlar. Siz. Yemen isiniz. Yemen. Aleviler. Hacı. Beşen bahsetsen tanımıyorlar ama Abdülkadir Geylani tanılar. Örneğin. Hacı. Bektaş. Kendisi soy. Türk olduğu söyleniyor, ve bütün. Siz tarih kitaplarına baktığımızda. Türk olarak yapacaksınız, ama makalatı makatını. Arapça yapmış çok ben çok rahatım herkes rat seyit kelesi seyit muhakkak. Ares süne sahip alternatifi yok başka. O zaman bu noktada bir ırki olarak bir sıkıntıya girmemiz sıkıntıya düşmeme gerek yok işte. Seyit miydi. Yok. Tüü. Yok değil miydi, evet biz bunu. Türk olarak kabul ediyoruz, ama sey haz Hüseyin. Efendimizden gel haz Hüseyin efendimizin sülalesinden onun torunlarından bu noktada bir sıkıntımız var mı. Yok ve. Hacı. Hazretleri bizim der yıldan beri birimiz bizim ne. Abdullah. Efendi. Hazretlerinin de biriydi şeyhin onun şeyhi. Hac. Efendi hazretler deydi onun şeyhi. Hac efendinin şeyhi. Hacı Ebubekir babanın da piry hepsinin de. Piri. Benim de. Pirim şu anda. Bizim de. Pir o. İzmir’deki sohbetteki. Hacı. Bektaş soran kimseye dedir ki gelir makalatın altına imzanı atayım. Biz insanları neyle tanıyacağız onların düşünceleriyle fikirleriyle tanıyacağız direkt kendisinin düşüncesini de fikrini tanıyacağız yalnız sonradan. Ben. Öldüm gittim ben ölüp gittikten sonra benim arkamda. Mustafa şudur diyecek. Hayır. Mustafa ne olduğu sohbetlerinden herkesce bakacak diyecekler ki. Mustafa. Özbağ sohbetlerinde bunu demiş. Mustafa. Özbağ bu. Sonradan bir. Mustafa. Özbağ öğretilmeyecek böyle bir problem var. Hz. Hacı. Bektaş. Veli. Hazretleri orada duruyor makalatı. Duruyor buyruğu var buyruğu duruyor. Fatiha’nın tefsiri var. Fatiha’nın tefsiri duruyor. Biz. Hacı. Bektaşi. Veli. Hazretlerine ayrı dönek getirmeye çalışıyoruz ve. Hacı. Bektaşi. Hazretlerine Türkiye’de bir kesim ayrı gömlek geiyor bir kesim ayrı gömlek geiyor bir. K bir. Kesim daha fazla daha farklı görmek. Gere. Hayır. Hacı. Bektaşi. Hazretleri üzerindeki elbise. Neyse biz öyle tanıyalım biz öyle tanıyalım. Onun yeni bir dönmeye ihtiyacı yok neyse o fikirlerini koymuş. Neyse insanlar terbiyesini koymuş. Neyse insanlara vermek istedi anlatmak istedi anlatmak istediği vermek istediği şeyi kendi sağlığında yazmış kendi sağlığında yazdırmış şimdi. Hz Mevlânâ Hazretlerinin kullanıldığı gibi. Atatürk’ün kullanıldığı gibi. Hacı bayrameli. Hazretlerinin kullanıldığı gibi. Yunus emerin kullanıldığı gibi istismar edildiği gibi. Hz Mevlânâ’dan. Hacı. Bektaşi beyin de istismar ediliyor hepsinin sanki kaderleri aynıymış gibi gittikleri maruz kaldıkları tehlike hangş aynı dönemin insanları, ve aynı tehlikelere maruz kalmışlar istismar ediliyorlar siyasi. Çimler istismar ediyor. Hacı bekaretlerini istismar ediyorlar haz. Mevi istismar ediyorlar ömürlerinde. Bir rekat namaz kılmayan bir kimse in. Fac beşi hazretleriyle alakalı konuşmaya hakkı yok. Ömründe bir sefer. Hacı. Bektaşi. Hazretleri gibi tekkeye oturup Allah’ı zikretmeyen bir kimsenin. Hacı. Bektaşi hazretleriyle konuşacak nesi olabilir ki onunla aynı havayı teneffüs etmedikçe onunla aynı ortamı paylaşmadık ia. Onun gittiği yoldan gitmedikçe nasıl alacak. Hacı. Bektaş. Hazretlerinin. Cemevi yoktu hiç kimse var değmiyor zaten ya diyorlar kişi Türkiye. Cumhuriyeti. Devleti kuruluncaya kadar da yok son 30 yıla varca kadar da yok ne zaman tekke ve. Zer kanu çıkı t, ve çıktıktan sonra herkes bütün. Eh yaptığı y bütün ehli g evlerde toplanmaya başl. O öğretiyi ev gönülden alı. Ben oran kimse biz sohbetleri yap meclisler. Etraftaki komşular bize kesak kaldırırlar bu telefon karona burada tarikatçılar var asası derler. Güldür. Güldür. Güldür. Gelirler bize. Ball alırlar götürdüler. Ne yapıyorsunuz. MEV topluyoruz derd. Biz ortay bir tane mevludi. Şerif. Hatta ben derdim mevludi. Şerifi okuyan bir tane de adam koyardım oraya derdim ki polis bastığında başlaya niçin. Tekke kapatılmış kur’an-ı. Kerim yasaklanmış okunması yasaklanmış dini eğitimlerin alınması yasaklanmış. Şehid demenin cezası 25 yıl gelmişim demenin cezası 13 14 yıl zikrediyorum demenin cezası bir o kadar birisi kacak ben bunları yapıyorum diyecek mümkün mü değil o zaman da ne olacak. İnsanlar kendilerine alternatif yollar olacaklar bunlar ne evlerde toplan. Bunlar ne ev iş buan değişik mekanlarda toplanmak niçin tekke, ve zar var yasak. Eğer sizin evinizde zah yapıldığı belli olursa otomatik. Bir de hacun sattırıyor bu şartlarda yapm kimse evlerde toplan. Bektaşi yok size. Tuhaf gelişin, evet cemt. Bektaş. Bektaş toplanı zikret zikir. Bektaşi bektaşiler to perşem günler dığı zamanlar kültürel sosyal ekonomik ne derleri varsa orada da konuşuluyor yıllardır ben bu kültürün içinde yaşıyor. Hala da o kültürün içindeyiz. Hala da mahalle, ve ev sohbetlerini. Özlerim insanlar orada daha yakın olurlar birbirlerine daha samimi olurlar çayını paylaşırsın suyunu paylaşırsın kini paylaşırsın nefesini paylaşırsın o küçücük salonda odada kapılar kapalıdır her taraf buhar. Adır. Nefes. Nefes edir. Zikrullah olmuştur büyük bir heyecanla derlemiştir insanlar o ona havu verir o ona peçete verir o ona çay zar o ona su getirir ev sahibi halince ne varsa getirir, ve insanlar tanışırlar klaş sevişirler muhabbet ederler birbirlerinin eksiklerini. Gelinlerini tamamlarlar o kültürün yeri tutacak hiçbir yok şimdi. Bu mekan ne kadar güzel öyle değil mi, ve o kültürü tadanlar içlerinden derin bir. Ah çekiyorlar sizdi keşfediyorlar kal da devam etseydi, evet bitti bizi şekş girdiler bizi şehirleşen. Gittiler şimdi birbirimize hoş görümü yok birbirimize kırmamı yor yukarıda birisi zah yapacak ha üst katta. Alt kattaki. H telefon basıyor diyor ki yukarıda hucular toplandılar. Yetiş. Bunlar kalmadı aynı. Bektaş kültüründe var ve. Anadolu’da bu devam etmiş ve. Anadolu’da bu devam ederken biraz daha mevcut devlet sistemine karşı kurmak için. Cem türemiş soralım size. Hacı. Bektaşi. Hazretlerinin namaz kılmadığını düşünebiliyor musunuz en katı. Alevi dahi veya. Bektaşi dahi altına imza atacak dicek ki hay onun namaz kıldığına inanıyoruz bir tane göer İstanbul’da. Ankara’da şehirler nam kı yok terk edeceğini. Yatacağını düşünebiliyor musunuz yok bakın makalatın üçüncü emri şeriat kapısının üçüncü makamı namaz kılmak oruç tutm zekat vermek gücü yeterse hacca gitmek kaza etmek, ve gust. Geçenlerde kendisini. Hacı bekdaş. Fi. Hazretlerinin yolunda giden kim seviyor ki. Hac. Araplara. Turizm gelir getir niçin yiyorlar ya. Bir. Gönüle girip onu. Beyt edip onu beyit kabul edip onu tavaf etmek gerekmiş ben bu kültürü de diyorum, evet bir mürşidin gönlüne girip ona. Hz etmek büyük sevaptır insana edep verir insana ilim verir haya verir. Aşk ver muhabbet ver. Eyvallah hacın yeri. Hac a bunu bırakıyorlar diyorlar ki bizim anlayışımız böyle. Hayır bizim böyle biz gelin makalatta buluşalım gelin. Hacı. Bektaş hazretler. Makalat. Buluşalım bir iman allahan Allah’a peygambere kitaplarına meleklerine din gine.
Hakikat kapısına nasıl ulaşılır?
Eğer özünü bilirsen. Sen yukarılardan. K kopup gelensin özünü bil senin. Özünde yaratıcının ruhu, ve nuru var. Onu üfledi zaman onu bil özünü tanı özünü tanımlayabilme için muhakkak bu kapılardan. Geç bu yollardan yürü bu yollardan yürümezsen özünü tanıyamazsın özünü tanıyamazsın hakikat kapısı sana açılmaz, ancak özünü tanırsan hakikat kacak özünü tanımlamaz hakikat kapsan içeri girmen mümkün değil özünü tanımak için muhakkak iman. Edin imanın şartlarını, ve gereklerini yerine getirip Resûlullah. Sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretlerinin yolundan geçip onun ev, ve edep vermek. Gere alternatif yok dördüncü kapı hakikat kapısı başlangıcı ne toprak gibi oldu artık o özünü tanıdı özünü tanıyınca ne olduğunu. Bild ne olduğunu bilince artık o toprak kacak, ve devam edelim 72 milleti bir görmek elinden gelen yardımı kimseden esir yememek dünyada yaratılmış bütün nesnelerin kendisinden emin olması her bir iş için ilkün sahibi Allah’ın göre yalnız. Onan yardım.
Bektaşi öğretisi nedir?
Hac. Bektaşi. Hazretlerinin bektaşiliği yaşayalım işte 40 Makam 40 makamda buluşalım şeriat tarikat hakikat marifet hakikat kapılarından geçelim, evet bu öğreti ehli tasavvufa yeni gelmiş ters aykırı bir öğreti değil ki bu bütün tasavvuf ekollerinin hepsinde var kadirilikte var mu fikte var medenilik nsik de şaz ilikte naks. Hepsi de var. Bunlar. Çünkü dinin olmazsa olmazları kim bunlara karşı çıkabilir. K hiç kimse karşı çıkamaz. İnşallah seneye yine. Hac. Mektaş. Hazretlerinin doğum yıe Allah razı olsun katıl umduğumuzdan fazla dş bir kısmı da geri döndü görüyorum bakıyorlar gidiyorlar seneye daha büyük bir mekanda. Hacı bek hazretlerin yine doğum dön kutlayacağız. Belki de. Bir dahaki sene büyük bir platform oluşturacağız. Bektaş anlatacağız insanim çok üzüldüğüm. D şar i. Bektaşilik olarak bize yutturmaya çalışıyorlar. Hiç olmasa beşin şarap. İçin saz çalmak olmadığını öğreteceğiz insanlara anlatacağız. Bu konuda da ümit varım, ve başarılı olacağımıza da inanıyorum hepinize de teşekkür ediyorum Hakkınızı helal edin inşallah.
Bektaşi Nefesleri nedir?
Arş gözce peygamberler orada veliler orada melekler orada büyükler orada sen gözünü. Oray dördüncüsü hakikat. Ere eksik bakmaya hakikate girdiysen senin için. Eksik bir yok senin için her tam. Her yerli yerinde tecelli ediyor cennetlikler. C cennetlikler cennetlik. Aman istiyor cehennemlik de cehennemlik. Kaman istiyor. Sen eğer ki hakikat kapısına girdiysen sen artık bu noktada müsteri neden bakacak bu cehennemlik alay işü bu cehenneme gidiyor neden cehenneme.
4 Kapı 40 Makam — Mustafa Özbağ Efendi konusunu ele alan bu metnin nedir?
4 Kapı 40 Makam Yazar: Mustafa Özbağ Efendi Kategori: Tasavvuf Format: E-Kitap (Google Play Books) Dil: Türkçe Bu eser, ayet, ve sünnet ölçüsüyle, Yesevî ocağından gelen "dört kapı kırk makam" öğretisiyle birlikte yürür; Mesnevî’nin şerhinde de işaret edildiği üzere bu çerçeve Anadolu tasavvufunun öz mayasıdır.
İhsan noktası ne demektir?
İhsan noktası neydi? Görüyormuşçasına. İhs,an noktası. Bakın görüyormuşçasına bir çıt altı ne? Göremesen dahi o seni her daim görüyor. Sen göremedin her daim aşk noktasında duramadın. Bir çıt altı sevgide kaldın.
Sufilik yolunda aklı ilahlaştırmak Allah’a yaklaşmada engeldir mi?
Sufilik yolunda o kimse aklını ilahlaştırıyorsa onun için Allah’a yaklaşmada ayrı bir engeldir, perdedir o akıl.
Kaynak: Sufilik yolunda aklı ilahlaştırmak Allah’a yaklaşmada engeldir