Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette mü'minlere asıl utanılacak şeyin maddî fukaralık değil, kalbin mânevî ilimlerden uzak olması olduğunu beyân etmektedir. İnsân Cenâbı Hak celle celâlühü tarafından eşrefi mahlûkât olarak yaratılmış; ona akıl, idrâk, ve kalp verilmiş; ve bu kalbin mânevî ilimlerle dolması, Hakk'a yaklaşması, ve ma'rifet kazanması hedeflenmiştir. Lâkin insân çoğu zaman maddî dünyâ ile o kadar meşgûl olur ki, kalbinin mânevî ilimlerden mahrûm olmasının utancını hissetmez; aksine maddî fukaralığın utancını duyar. Mustafa Özbağ Efendi bu hâli hâdîsi şerîfler, âyeti kerîmeler, ve sûfî büyüklerinin sözleri ile mîzân ederek, asıl fukaralığın gönül fukaralığı, asıl utancın da Cenâbı Hakk'ı tanımamak olduğunu beyân eder. Mü'minler için maddî zenginlik bir imtihân, fakat mânevî zenginlik bir nimettir; maddî fukaralık bir imtihân, fakat mânevî fukaralık bir helâktir. Bu sohbet kişinin asıl mîzânını gönlünde bulması, dış görünüşten ziyâde iç dünyâsını mâmûr kılması üzerine kurulmuş bir tasavvuf nasîhatıdır.
Maddî ve Mânevî Fukaralığın Farkı
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette önce maddî fukaralık ile mânevî fukaralık arasındaki temel farkı îzâh eder. Maddî fukaralık, kişinin elinde para, mal, mülk olmaması; geçim sıkıntısı çekmesi; karnını doyurmakta zorluk çekmesi demektir. Mânevî fukaralık ise kalbin Cenâbı Hak ma'rifetinden uzak olması; rûhun gıdâsını bulamaması; ahlâkın güzelleşmemesi; ibâdet ve zikirden tat alamaması demektir. Mustafa Özbağ Efendi, «Maddî fukaralık dünyâ hayâtının bir imtihânı, geçici bir hâl olabilir; lâkin mânevî fukaralık ebedî bir helâkin habercisi olabilir» demektedir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh'ı zikretmekle huzûr bulur» (Ra'd 13/28) buyurmaktadır. Mânevî fukaralık o kalpte zikrullâh olmaması, Hakk'a yöneliş olmaması, ve ma'rifet nûru olmamasıdır.
Mânevî İlimlerin Önemi
Mânevî ilimler, dünyâ ilimlerinden farklıdır. Dünyâ ilimleri kişiye dünyâda nasıl yaşayacağını öğretir; mânevî ilimler ise kişiye Cenâbı Hakk'ı nasıl tanıyacağını, kalbini nasıl temizleyeceğini, ve âhirete nasıl hâzırlanacağını öğretir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Bir kişi mühendis olabilir, doktor olabilir, profesör olabilir; lâkin Cenâbı Hakk'ı tanımıyorsa, kalbi mâ'rifet nûrundan mahrûm ise, o kişi mânevî olarak fukaradır» demektedir. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Kim ilim yolunda yürürse, Allâh ona cennetin yolunu kolaylaştırır» (Müslim) buyurmuştur. Buradaki «ilim» öncelikle mânevî ilimdir; Cenâbı Hakk'ın isim ve sıfâtlarını tanıma, kalp tezkîyesi, nefis terbiyesi, ve ahlâkı hasene ilmidir.
Kalbin Asıl İhtiyâcı
İnsânın asıl ihtiyâcı maddî değil mânevî bir ihtiyâçtır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Sen insânlara bak; en zengin olanların bile gönülleri huzûrsuz, kalpleri darda. Niçin? Çünkü onların kalpleri Cenâbı Hak ile dolmamış. Mâsivâ ile dolu kalp, ne kadar dünyâ malı yığılırsa yığılsın, dolmaz; aksine boşluğu büyür» demektedir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Hangi şeyi verseniz, Allâh size onun yerine yenisini verir; O rızıkları en güzel verendir» (Sebe' 34/39) buyurmuştur. Asıl rızık, kalbin rızkıdır: ma'rifet, muhabbet, zikrullâh, ve teveccüh. Bu rızıktan mahrûm olan kalp, dünyânın bütün hazînelerini elde etse bile, doyumsuz kalır.
İlim Talebinde Edeb
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette mânevî ilim talebinin edebini de îzâh eder. Mânevî ilim, sadece kitap okumakla, derslere katılmakla elde edilmez; bir mürşidi kâmilin terbiyesi, bir tarîkın âdâbına riâyet, ve sürekli bir mücâhede ile elde edilir. Hz. Ali kerremallâhu vechehû efendimiz, «Ben kim bana bir kelime öğretirse onun kölesi olurum» demiştir. İlim talebinde tevâzu', sabır, ihlâs, ve azim esâstır. Mustafa Özbağ Efendi, «Cenâbı Hak ilmi, kibirli kalbe değil, mütevâzî kalbe verir; tâlibe değil, sâdık tâlibe nasîb eder» demektedir. Bu yüzden mânevî ilim talebinde sadece kitap karıştırmak değil, kalbi temizlemek de gereklidir; çünkü ilim ancak temizlenmiş bir kalbe iner.
Asıl Utancın Tarîfi
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbetin asıl başlığını teşkîl eden cümleyi şöyle îzâh eder: «Asıl utanılacak şey fukaralık değil, kalbinin mânevî ilimlerden uzak olmasıdır.» İnsân maddî fukaralığından utanır; çünkü dünyâ insânlarının nazarında alay konusu olur; itibârını kaybeder. Lâkin asıl utanç, Cenâbı Hakk'ın huzûruna mânevî ilimlerden mahrûm bir kalp ile çıkmaktır. Mustafa Özbağ Efendi, «Düşün ki Cenâbı Hakk'ın huzûruna çıkacaksın; orada O sana 'Ne getirdin?' diyecek. Eğer kalbin Hak ma'rifetinden mahrûm ise, ne diye cevâb vereceksin?» demektedir. Bu fıkra mü'mini ciddî bir muhâsebeye da'vet eder. Asıl utanılması gereken, kıyâmet günü Cenâbı Hakk'ın huzûrunda boş el ile durmaktır.
Halvetiyye Yolunun Tavsîyesi
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun tavsîyesi açıktır: dervîş hem zâhirini hem de bâtınını mâmûr etmelidir. Zâhirde maddî hayâtını intizâma sokmalı, kazancını helâl yollardan elde etmeli, ailesine bakmalı, ve sosyal sorumluluklarını yerine getirmelidir. Bâtında ise zikrullâh, virdi şerîf, halvet, mücâhede, ve mürşid sohbeti ile kalbini Cenâbı Hakk'ın ma'rifeti ile doldurmalıdır. Mustafa Özbağ Efendi Şerhi Virdi Settâr'ında bu dengeyi tafsîl etmiştir. Mustafâ Özbağ efendi de sohbetlerinde, «Sen ne maddî fukaralığa razı ol, ne de mânevî zenginliği ihmâl et. İkisi arasında bir denge tut; kazancını helâlden kıl, kalbini Hak ile doldur» demektedir. Bu denge, Halvetiyye yolunun temel direklerinden biridir; ne zâhid bir münzevî olmak, ne de dünyâya batmış bir mâdiyyûn olmak; her ikisinin ortasında bir mü'min hayâtı sürmek.
- Kur'ânı Kerîm: Ra'd 13/28; Sebe' 34/39; Tâhâ 20/114; Mücâdele 58/11.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Cilt 1, Kitâbü'l-İlm.
- İmâm Gazzâlî, Eyyühe'l-Veled, mânevî ilim bahsi.
- Sahîhi Müslim, ilim talebi fadâilî.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-İlm.
- İmâm Süyûtî, el-Câmi'u's-Sağîr, ilim hadîsleri tahrîci.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr, mânevî ilim bahsi.
- Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Ma'nevî, ilim ve ma'rifet bahsi.
- İbn Receb el-Hanbelî, Câmi'u'l-Ulûm ve'l-Hikem.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Miftâhu Dâri's-Sa'âde, ilim ve ma'rifet.
- Sülemî, Tabakâtü's-Sûfiyye, ilim ve ma'rifet.
- Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, ilim talebinde edeb.
- Hucvirî, Keşfü'l-Mahcûb, ma'rifet bahsi.
- Şâbânı Velî Hazretleri, Hâlvetiyye Virdi Şerîfi.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
- Hüseyin Vassâf, Sefînei Evliyâ, Halvetiyye silsilesi.
- Niyâzî-i Mısrî, Dîvânı İlâhiyât, ma'rifet şi'irleri.
- Yûnus Emre Dîvânı, gönül zenginliği şi'irleri.
- Ahmed Avni Konuk, Mesnevî-i Şerîf Şerhi, ma'rifet remzleri.
- Mustafa Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Tasavvuf Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet maddî-mânevî fukaralık farkını, mânevî ilimlerin önemini, kalbin asıl ihtiyâcını, ilim talebinde edebi, ve asıl utancın tarîfini Halvetî-Şâbânî-Karabaşî yolu içinde tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Tasavvuf ve Ma'rifet Sohbetleri