Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
4 Kapı 40 Makam Serisi ·

4. Takva 4 kapı 40 Makam

Dört Kapı Kırk Makam serisi. Mustafa Özbağ Efendi sohbetlerinden.


Takva 4 kapı 40 Makam Hakkında

Takva, ve İlişkili Ahlaki Erdemler

Bencillik (Benlik) ve Marifet Ehli

Bencillik, bir kişinin başkasını, ve etrafındaki insanları hiç dikkate almadan, yalnızca kendisini, ve kendi ihtiyaçlarını düşünmesi demektir. Bencil insan, etrafındaki hiçbir kimseyi düşünmez; kendi rahatlığını, kendi servetini, kendi uykusunu, kendi yiyeceğini düşünür. Başka birileri faydalansın diye hiçbir zaman çaba göstermez.

Oysa Marifet ehli böyle değildir. Marifet ehli kendini düşünmez; aksine, etrafını, ve etrafındaki insanlara faydalı olmayı kendinden daha fazla düşünen kişidir. Bencil insanlar sadece kendi ihtiyaçlarını, ve nefislerini üstün tutarlar. Kendi nefislerini üstün tuttukları için, Hak’ın rızasına ermiş, gerçekten Hakk’a kavuşmuş insanlar değildir.

Müminler kardeş oldukları gibi, bir mümin kendisi için istediğini mümin kardeşi için de istemelidir. Eğer istemiyor ise, imanı tam olmamış sayılır. “Allah sizin üzerinize zorluk istemez, kolaylık ister.” Bu ilke, takva sahibinin yaşamında temel bir rehber olmalıdır.

Bencillikten uzak durarak, etrafındaki insanları düşünerek yaşamak, takvanın, ve marifatin en önemli göstergeleridir. Her işte bencillik görmek, hem dini hayatta hem de dünyevi hayatta insanın vicdanını karartan, ve ruhunu hastallandıran bir durumdur.

Allah indinde kendini güçsüz gören kimse, insanların arasında da kendini güçsüz görür. Çünkü insanların yanında kendini güçlü görürse, onlara zulmeder, ve baskı kurar. “Allah sizi zayıf olarak yaratmıştır.”.

Allah indinde kendini fakir gören, kendini güçsüz gören kişi, bu dünyada da cesaret, ve tevazu içinde yaşar. Allah indinde kendini fakir görmek, sufiye göre sırrına erat demektir. Allah indinde kendini fakir görerek bu şuurla yaşayan kişi, işte o zaman cenahttadır, ve Allah onu yemininde haklı çıkarır.

Başka bir hadis-i kudsiye göre, Allah’ın öyle kulları vardır ki bir meselede yemin etseler, Allah onları haksız çıkarmaz; hatta bir meselede yemin etseler, Allah o meseleyi onların yemin ettikleri hale getirir.

Kin tutmak, bir insanın kalbinde uzun süre besleyeceği bir hastalıktır. Kin tutarsan, Allah seninle başbaşa bırakıyor. Kalbinde kin olan bir kimse, cenab-ı Hakk’ın merhamet tecellisine mazhar olmaz. Merhamet, lütuf, ikram, ihsan—hiçbiri oraya tecelli etmez.

Kalbinde kin olan bir kimse, doğru yolu bulamaz. Kalbindeki kin, o kişi ile Allah arasını kapatır. Affetme, takvanın en önemli göstergeleridir.

Cehennemlikleri size haber vereyim mi? Kabahat dolu, bencil, ve büyüklük taslayan herkesin cenahtta olduğu söylenir. Kabahat davranışlı, kabahat etrafına yapan insanlar, herkes suçludur diye düşüner; ama kendileri suçsuzdur. Bu tip insanlar ne yaparsanız yapın, sizi suçlar, zarara uğratırlar. Haksız olanlar kendileridir, ama onlar doğru sandıkları konusunda ısrar ederler.

Bencil insan sadece kendi nefisini düşünen insandır. Üçüncü tip ise büyüklük taslayan, kibirli insandır. Bu üç fiilden uzak dur: Kabalık yapma, bencillikten uzak dur, insanlara kibirli davranma, büyüklük taslama.

Eğer bu üçünden bir tanesi senin üzerinde varsa, cenahtta olma tehlikesi vardır. Eğer bu üçü sende birleşirse, ya münafık sın, ya da kafir sın. Allah muhafaza eylesin.

Bir topluluk için imam olan kimse sadece kendisi için dua edip, onlara dua etmez ise, bu hangi sonucu doğurur? Böyle yaptığı takdirde, onlara ihanet etmiş olur.

Bencillik, duada, ibadette, ticarette, aile hayatında, dervişlik hayatında, sosyal hayatın içerisinde görülür. Bunlardan uzak durmalıdır.

Aile hayatında bencillik gösteren kimse, yalnızca kendisinin ihtiyaçlarını düşünür. Yemekleri kendisine uygun seçer; çoluk çocuk, eş, koca—hiç kimse düşünmez. Çalışka görünüp de etrafına baskı kuran, etrafını ezmek isteyen kimse—bu bencil çalışkanlıktır, gerçek çalışkanlık değildir. Etrafını hiç düşünmez; işte ehli marifet bencil değildir.

Müslümanların kalbine kin koyan şeytan, o kimseyi kendi emrine sokmuş olur. Bu hastalığın tedavisi nedir? Allah’ı zikretmek, fakir dervişlerle beraber olmak, kendinde bir şey görmemektir.

“Ben şu oldum, ben buldum, ben şöyle zengin oldum, ben şöyle alim oldum, ben şöyle şeyh oldum, ben şöyle dervişim”—bu sözleri söyleyen kişiler kibirlenir. Herkes bana muhtaç diye düşünen, herkesin kendisine geleceklerini düşünen kişiler—bu sözler çok tehlikelidir. Büyüklük tasladığı için manen batar.

Her şey Allah’ın elindedir; Allah dilediğini aziz eder, dilediğini zelil eder. Siz aziz olmak için çalışın; seni aziz edecek olan Allah’tır. Kibirlenen kişi, Allah tarafından rezil, rüsva edilebilir. Çocuk gibi küçücük kişi seni çarpar; kibirlenen sen rezil olursun.

Sufilik yolu, hiç ummadığın zayıf bir gördüğünü şahit yerle bir eder; üzerinden silindir gibi geçer. Ama bu yol kibirlenenler için değildir. Bu yol kin toplayan, düşmanlık toplayan yol değildir. Allah muhafaza eylesin.

O yüzden Allah’a dua et: “Allah, benim için çin’le, ve kibirden uzaklaştır. Kendini büyük dev aynasında görme; Allah seni alaşağı eder.”.

Marifet ehli kendinde bir varlık görmez. Kendinde bir varlık görmediği için, yükümlülük hissetmez. Çünkü bütün iyilik sıfatları Allah’a aittir; sen kendine ait değilsin. İyilikleri Rabbinden gör; Allah’a hamd et. Kötülükleri de nefsinizden gör. Böylece Allah’a niyaz et, ve Allah’a ibadet et.

Takva sahibi “Bullukta, ve darlıkta mallarını Allah yolunda sarf ederler” demektedir. Takva sahibi varlığını Allah yolunda harcar; kibirlenmez, büyüklenmez, şatafat yapmazken; varlığını lüks yaşamak için harcamaz. Varlığını Allah yoluna harcar.

Takva sahibi “heva hevesine para harcamaz; şana şöhrete para harcamaz, görsünler bilsinler diye para harcamaz.” Parasını Allah yoluna harcar.

Kızdığı zaman “öfkeleri kinlerini yenerler; kızdıkları zaman Allah için öfkelenir.” Allah için kıza, Allah için kızma—öfkelenme insanın nefsinde yok olmaz. Bunu terbiye etmek demek yok etmek değildir, terbiye etmek demektir. Ancak savaş açan kâfirlere karşı bu kız, ve öfkelenme caizdir. Savaş açanlar savaşmaktan vazgeçerse, biz de onları affederiz.

Müslüman gruplar arasında eğer birisi savaş açtı ise, savaş açılana kadar savaşmak emredilmiştir. Fakat Müslüman topluluk, bizim topluluğumuza savaş açtı. Bundan sonra ne yapmalıyız? Eğer o topluluk geri döner, savaştan çekilir, ve af diliyor ise, onları affederiz. Affetmek iyiliktir.

Birisi kibir gösterip sonra “Özür dilerim, hakkını helal et” diyorsa, onu affetmelisiniz. Onun aleyhine yol aramanız, ona zulmetmek demektir. Eşler arasında problem çıktı, birisi haksız kaldı, özür diledi, ve helâllik istedi. Onu affedersiniz; aleyhine yol aramazsınız. Takva affetmeye, özür dileyene, ve geri dönene müsamaha göstermeye gerektirir.

Allah’a dua edelim: “Allah bizi takva sahipleri arasında eylesin.”.

Marifet’in dördüncü kapısı olan makamda, aşırı derecede istekleri sınırlamak konusu ele alınır. Bu aşırılıktan uzak olmak, hem din hem de dünya için geçerli bir ilkedir. Aşırı derecede isteklerden uzak durmalıyız.

Özellikle din kısmında, dinde aşırı derecede katılık, dini zorlaştırmak gayretlerinden kaçınılmalıdır. Biz dinde orta yolu seçmişiz. Muhammed’in dini orta yol dinidir. Sufilikte de orta yolu seçeriz. Ayetler, ve hadisler, bizi dinde aşırı gitmekten sınırlarlar. Dinde aşırı gitme, bizde sınırlandırılmıştır.

Adem’den beri, dinde aşırıya giden insanlar olmuştur. Aşırılık nedir? Helal dairesini haram etmek demektir. Bunun tersi nedir? Haram dairesini helal yapmak demektir. Her ikisi de yasaklanmıştır. Haramları öğrenirseniz, başka bir haram aramazsınız. Haramları öğrenirseniz, güzel bir bilgiyle bilgilenmiş olursunuz.

Hadis-i Şerifte buyurulur: “Allah size hem dininizde hem dünyanızda kolaylık ister; zorluk dilemez.” Allah sizin üzerinize zorluk istemez. Siz dini hayatınızı, sufilik hayatınızı, aile hayatınızı zorlaştırmayın. Neyle zorlaştırırsınız? Size verileni çekin; kendine yeni yükümlülükler tahsis etmeyin.

Sahabelerden birisi oruç tutuyordu. Resulullâhu sallallâhu aleyhi, ve sellem, ona dedi: “Ramazan orucu sana yeter.” O, “Daha fazlasına gücüm yeter” dedi. Resulullâhu ona: “Pazartesi Perşembe tut” dedi. O, “Daha fazlasına gücüm yeter” deyince, Resulullâhu: “Davut’un orucunu tut” dedi. Davut, bir gün tut, bir gün aç diye oruç tutardı. Resulullâhu: “Bundan daha fazla oruç yoktur” dedi.

Dini hayatınızda orta yolu tutup aşırıya gitmeyin; sufilikte orta yolu tutun. “İnsan zayıf bir varlık olarak yaratılmıştır.” Siz zayıf bir varlıksınız. Kendi kendine yükümlülüğünü arttırmayın. Nefsine uyma, ustadına: “Efendim, bin ders verdiniz, bin çekiyorum; bana bin daha verir misiniz?” deme. Bu küstahlıktır. Size verileni çekin; kendi kendine yükümlülük arttırmayın.

Kendi kendine şeyhlik yapma, oruç çıkarma, namaz çıkarma, dini ibadet uydurma, ve uydurulmuş ibadete uyma. Bazen bana “Şöyle bir namaz vardır” diye soruyorlar. Fıkıh kitaplarında böyle bir namaz okumadım. Bunu söyleyen kişiye bu cevap yetmez; şeytan ona vesvese vermiştir.

Ben yeni bir derviş gördüm; adamın ustası vardı, o da benim ustam oldu. Ben yirmi altı yaşındayım; bu bayındırda bir zikir hali görmekteyim. Eli cebinde, tesbih elinde, devamlı ders çekiyor; en az üç saatte durmaz, arada konuşur. Rüya anlatıyor, her rüya anlatışında ders atıyor.

Ona dedim: “Sana rüya anlatma. Rüyamda ders veriyordu; bu başka bir şey yapıyorsun. Rüya tevili, yoksa o, kamil bir üstat değildir. İntisap edilmez; intisap edildiyse de geri alınır. Senin rüya tevili yok; o yüzden intisabı sonlandırıyorum. Kalkıp da Ümmet-i Muhammed’in yolunu kesme.” Rüya tevil edilmesi gereken bir eylemdir.

Eğer üstat rüya tevil etmez ise, mürid ne yaşar? Kimisinde kabız hali oluşur. O kimse ibadetten soğur. Bu işlerin sıkıntılı tarafları vardır. Zikrullah hali görülmüş olsa da, eğer üstat bu halin manevi tarafını üzerine almazsa, sufi orada kabız hali yaşar. Zikrullah’a gelmek istemez. Bu iyi değildir. Eğer hal tevhid edilmez ise, ondan da ders geri alınır. Ayıp değil, günah değil.

Bir doktora gidiyorsunuz, eğer doktor ehil değilse başka bir doktor aramıyor musunuz? Ararız; daha iyi bir doktora gideriz. Doktor yaptığı tedavi bozup sizi daha kötüye götürüyor ise, başka bir doktor araştırma merakı doğal olarak vardır.

Çocuğunuzu, eşinizi doktora götürüyorsunuz; doktorun tedavisi tutmuyor, hasta uyumuyor. Başka bir doktor arıyorsunuz. Merkezle görüşüyorsunuz, başka doktora gidiyorsunuz. Doktor, daha sonraki doktor o güne kadar olan tedavilere bakıyor, hepsini sıyırıp atar, kenara koyar. “Bundan sonra sadece bunu yapacaksın” diyor.

Bir tedavi veriyor; üç günde hasta iyileşiyor. Üç yıl dört yılda iyileşmeyen hasta, bir ilaç değişikliğinde iyileşiyor. Kimi hasta böyle, kimi şekeri olan hastada doktor baktı, “Şu ilacı kullan, bunu bırak” dedi. Üç gün içerisinde şeker düştü.

Sufilikte de benzer durum vardır. Birisi bir üstada gitmiş, rüya tevili yok, esohbet yok, soru soracağı cevap veren yok. Ne yapacak değiştirecek? Başka ustada gitmelidir. “Rüya görüyorum, ama rüyam tevil olmuyor; zikrullah’ta hal görüyorum, ama hal temiz olmayan ya da hiç hal görmüyorum; bir alet orada intisap edip de şeyhin rüyasında gören lerini kalırsın. Bu film ustası, siz görmüyorsunuz.” Rüya tevili, yoksa ne demek?

Rüya, peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür. Mübeşşirat’tır. Bunu anlamıyorsan kimse neresi şeyh olacak? Allah muhafaza eylesin.

Dinde aşırılıktan uzak dur. İfrat, ve tefrit noktasından uzak dur. Birisi Onu yok görüyor; uzak dur. Birisi hala da ilave ediyorsun; uzak dur. Bunlar aşırılıktan uzak olacak; Allah muhafaza eylesin. Allah sıkıntının ardından kolaylık ihsan eder. Allah zorlaştırıcı değildir. O yüzden aşırılıktan uzak durun.

“Kim Allah’a karşı sorumluluklarını yerine getirir de itaatsizlikten sakınır, Allah da ona işlerinde kolaylık ihsan eder.” Siz aşırılıktan uzak dur; Allah’ın emirlerini yerine getirirsiniz. Allah sana yardım edecek; işlerini sana kolaylık ihsan edecek.

Allah vaat ediyor: Zorlukla beraber mutlaka kolaylık vardır. “Zorlukla beraber kolaylık vardır; bir zorluk yanında kolaylık vardır.”.

Dinde aşırı gitmek İslâm dininde, Muhammed’in ilinde yok. Bu bizim dinimizin en önemli özelliklerinden birisidir—orta yol üzerinde olmak, aşırı gitmemek, aşırı olmamak. Hak, ve hakikate orta yol üzerinde erişilir. Sufilik orta yolu üzerinde yürümektir.

Sufilik namaza namaz katmak, oruca oruç katmak değildir. Sufilik dinde olmayan varmış gibi göstermek değildir. Kolaylık, ve müsamaha davranmak demek. Kimse zayıf, oruç tutamayacak; ona müsamaha göster. Kimse hasta, namaz yerine getiremeyecek; ona kolaylaştır.

Namaz kıldıran imam, arkasındaki yaşlıları, emziklileri, çocukları düşünmeli. Namaz kıldırırken çok uzun ayet okumak takva değil; namazı hafif kıldırmak takvadır. Takvada kolaylaştırmak vardır; aşırı gitmek yoktur.

İnsanoğlunun karnını topraktan başka bir şey doyurmaz. “Allah tövbe edenlerin tövbesi kabul eder.” Dünyada da aşırı gitmek yok; dünyada aşırı derecede hırslanıp insanları ezmek yok.

Marifet ehli olacaksak, dinimizi de dünyamızı da aşırı isteklerden, ve aşırılıktan temizleyeceksiniz, uzak tutacaksınız. Allah bizi onlardan eylesin, inşallah.

Kur’an: Âl-i İmrân 3:286 – “Allah sizin üzerinize zorluk istemez, kolaylık ister”

Kur’an: İbrahim 14:34 – “Allah sizi zayıf olarak yaratmıştır”

Kur’an: Enfâl 8:45-46 – “Müminler kardeş oldukları gibi, bir mümin kendisi için istediğini mümin kardeşi için de istemelidir”

Kur’an: Tevbe 9:34-35 – “Bullukta, ve darlıkta mallarını Allah yolunda sarf ederler”.

Kur’an: Âl-i İmrân 3:134 – “Öfkeleri kinlerini yenerler”

Kur’an: Teğabün 64:16 – “Allah’a karşı sorumluluklarını yerine getirir de itaatsizlikten sakınır, Allah da ona işlerinde kolaylık ihsan eder”

Kur’an: İnşirah 94:5-6 – “Zorlukla beraber mutlaka kolaylık vardır”

Kur’an: Nûr 24:33 – “Allah tövbe edenlerin tövbesi kabul eder”

Hadis: Sahih Müslim – Sahabelerden birisi oruç hakkında Resulullâhu sallallâhu aleyhi, ve sellemle konuşması.

Hadis: Davut’un orucunun (bir gün tut, bir gün aç) tavsiyesi

Hadis-i Kudsî: Allah’ın, yemin eden kullarını haksız çıkarmayacağına dair hadisi kudsîsi

İslâm Hukuku: Namaz kılmada kolaylık ilkesi – Başkasının zayıflığını düşünerek namaz kıldırma.

Kaynak sitesi: mustafaozbag.com

Kaynak: Mustafa Özbağ EfendiSohbet Kaydı

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet serisinden derlenmiştir.

Kaynaklar

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin “4. Takva 4 kapı 40 Makam” başlıklı sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, İhsân, Kalb, Şeyh, Hamd, Tesbîh, Nûr. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı