Nûru İster Âdem’den Al, İster Başkasından — O Nûr Muhammedîdir
Nûru ister Âdem’den al, ister bir başkasından — o nûr Muhammedîdir. Bu, tasavvufun derin bir hakîkatidir. Bütün peygamberlerin nûru aynı kaynaktan gelir: Hakîkat-i Muhammediyye. Bu yüzden Hz. Âdem aleyhisselâm’ın nûru, Hz. İbrâhîm aleyhisselâm’ın nûru, Hz. Mûsâ aleyhisselâm’ın nûru, Hz. Îsâ aleyhisselâm’ın nûru — hepsi Hz. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in nûrundan parçalardır. Aslında tek bir nûr; farklı tezâhürlerle.
Hakîkat-i Muhammediyye — Tasavvufî Kavram
Hakîkat-i Muhammediyye tasavvufî bir kavramdır. Hz. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in mâhiyetinin yaratılışın temelinde olması. «Ben olmasaydım âlemler yaratılmazdı» (kudsî hadîs). Bu hakîkat İbn Arabî ve diğer büyük sûfîler tarafından açıklanmıştır. Yaratılış Hz. Muhammed’in nûrundan başlar; ve O’nun nûru bütün peygamberlere yansır.
Peygamberlerin Nûru — Tek Kaynak
Peygamberlerin nûru tek kaynaktan gelir. Hz. Âdem’in alnındaki nûr Hz. Muhammed’in nûruydu; sonra Hz. Şîs’e geçti; sonra Hz. Nûh’a; sonra silsile boyunca… En son Hz. Abdullâh’a; sonra Hz. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’e. Bu nûr peygamberden peygambere geçti. Hepsi Muhammedî nûrdandı. Bu, tasavvufî bir gerçektir.
«İster Bu Mumdan Yan, İster O Mumdan» — Mevlânâ
«İster bu mumdan yan, ister o mumdan» — Hz. Pîr Mevlânâ’nın söylediği. Bütün mumlar bir kaynaktan yanmıştır. Mü’min hangi mürşid-i kâmile bağlanırsa bağlansın, aynı kaynaktan istifâde eder. Nakşibendî, Kâdirî, Mevlevî, Şâzelî, Rufâî — hepsi aynı Muhammedî nûrdan beslenir. Sâdece tarîkat yöntemleri farklıdır; kaynak aynıdır.
Tarîkatlerin Çokluğu — Sebep ve Hikmet
Tarîkatların çokluğu — sebep ve hikmet vardır. Allâh farklı mizaçlardaki insanlara farklı yollar açtı. Bir kişi sessiz zikir uygulayan nakşibendîlikten istifâde eder; bir başkası sesli zikir uygulayan kâdirîlikten. Bir kişi semâ ile yetişir; bir başkası halvet ile. Farklılık zenginliktir; rekabet sebebi değil.
«Hangisi Daha İyi?» Sorusu — Yanlış
«Hangi tarîkat daha iyi?» sorusu yanlıştır. Hepsi Allâh’a giden yol; hepsi Hz. Muhammed’in nûrundan beslenir. «Daha iyi» yerine «benim mizâcıma uygun» düşünmek doğru. Bir kişi için en iyi olan, başkası için olmayabilir. Mü’min kendi mizâcına uygun tarîkatı seçer; ama diğerlerini küçümsemez.
Tarîkat Taassubu — Yasak
Tarîkat taassubu yasaktır. «Benim tarîkatım en doğrudur; diğerleri yanlıştır» düşüncesi sapıklıktır. Çünkü hepsi Muhammedî nûrdan beslenir; aynı kaynaktan. Bu yüzden tarîkat ehli birbirine saygı göstermelidir. Hizmet ortak; rekabet kişisel. Bu denge önemlidir.
Niyâz — Muhammedî Nûrdan İstifâde
Niyâz: «Yâ Rab, beni Muhammedî nûrdan istifâde eden bir mü’min eyle. Hangi tarîkata bağlanırsam bağlanayım, aslında aynı nûrdan beslenmemi nasîb et. Tarîkat taassubundan beni koru. Diğer mürşidlere ve mürîdlere saygı göstermemi nasîb et. Beni Hz. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in nûrunu yansıtan bir kul eyle.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi Muhammedî nûrla aydınlanan kullardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Nûr, Hakîkat-i Muhammediyye, Tarîkat. → Tasavvuf Sözlüğü