Şöhretinizi, Makamınızı, Mevkinizi Nefsiniz İçin Kullanırsanız — Emânete Hıyânet
Şöhretinizi, makam ve mevkinizi kendi nefsiniz için kullanıyorsanız, emânete hıyânet etmiş olursunuz. Çünkü bunlar Allâh’ın bir emânetidir. Şöhret bir emânet; makam bir emânet; mevkî bir emânet. Bunları nefsiniz için değil; Allâh’ın rızâsı için kullanmalısınız. Eğer hayır için kullanırsanız, mükâfât kazanırsınız. Eğer nefsiniz için kullanırsanız, sorumluluk altına girersiniz. Bu, modern müslümanın anlaması gereken bir hakîkattir.
Şöhret, Makam, Mevkî — Allâh’ın Emâneti
Şöhret, makam, mevkî — hepsi Allâh’ın insana verdiği emânetlerdir. Hiçbiri mü’minin kendi gücüyle elde ettiği şeyler değildir. Allâh dileseydi vermezdi. Bu yüzden bunlar mülk değil; emânettir. Emânet sâhibine teslîm edilir; mü’min kendisi için kullanamaz. Bu prensip unutulmamalıdır.
Şöhretin Doğru Kullanımı — Hayır İçin
Şöhretin doğru kullanımı, hayır içindir. Ünlü bir kişi hayır işine başlasa, çok kişi onu takîb eder; ve hayır yayılır. Ünlü bir kişi dîni anlatırsa, çok kişi dînine yaklaşır. Bu, şöhretin meşrû kullanımıdır. Ama eğer ünlü kişi sâdece şahsı için, parası için, eğlencesi için kullanırsa, şöhretin sevâbını kaçırır.
Makamın Doğru Kullanımı — Adâlet İçin
Makamın doğru kullanımı, adâlet içindir. Bir mü’min siyâsî makama gelirse, adâleti dağıtmalıdır; yolsuzluğa kapı açmamalıdır. Bir mü’min idârî makama gelirse, halkın işlerini görmelidir; kendi cebini doldurmamalıdır. Bu makamlar emânet olduğu için, sâhibi Allâh’a hesap vermeli. Hz. Ömer ibnü’l-Hattâb radıyallâhu anh «Dicle kenarında bir kuzu kaybolsa, Allâh Ömer’den hesap sorar» buyurmuştu.
Mevkinin Doğru Kullanımı — Topluma Hizmet
Mevkinin doğru kullanımı, topluma hizmet içindir. Yüksek mevkîde olan mü’min, alt seviyedekilere yardım etmelidir. Onların hâlini araştırmalı; ihtiyâçlarını gidermeli. Modern kapitalist sistemde mevkî yükseldikçe insan kibirleşir; alt seviyeyi hor görür. Mü’min farklı olmalıdır. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem en yüksek mevkîdeyken kölelere bile «kardeş» derdi.
Emânete Hıyânet — Nifâkın Alâmeti
Emânete hıyânet, nifâkın alâmetlerinden biridir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem «Münâfığın alâmetleri üçtür: Konuştuğunda yalan söyler; söz verdiğinde sözünden döner; kendisine bir şey emânet edildiğinde hıyânet eder» buyurmuştur. Şöhret, makam, mevkî emânet ise — bunlara hıyânet etmek nifâkın bir alâmetidir. Mü’min bundan kaçınmalıdır.
Yûsuf Aleyhisselâm — Makamı Doğru Kullanan
Hz. Yûsuf aleyhisselâm Mısır’ın azîzi oldu. Ama bu makamı kendisi için kullanmadı; halkı için kullandı. Ülkeyi kıtlıktan kurtardı; herkesi doyurdu. Kardeşlerini bile affedip onlara yardım etti. Bu, makamın doğru kullanımının örneğidir. Mü’min Hz. Yûsuf’u izlemelidir; nefsi için değil, halk için makamı kullanmalıdır.
Kıyâmette Hesap — Emânetler Sorulur
Kıyâmette her emânet sorulur. «Şöhretini ne için kullandın? Makamını ne için kullandın? Mevkini ne için kullandın? Servetini ne için kullandın?» Mü’min cevap verecek. Eğer hayır için kullandıysa, mükâfât alır. Nefsi için kullandıysa, cezâ alır. Bu hesap kesindir; ondan kaçış yoktur. Mü’min dünyâda iken bu hesaba hazırlanmalıdır.
Niyâz — Emânetleri Doğru Kullanmak İçin
Niyâz: «Yâ Rab, bana verdiğin şöhret, makam, mevkî gibi emânetleri doğru kullanmamı nasîb et. Bunları nefsim için değil; Senin rızân için kullanmamı sağla. Hz. Yûsuf aleyhisselâm gibi makamı halka hizmet için kullanan bir kul eyle. Emânete hıyânetten beni koru. Kıyâmette mağrur değil, mahcûb gelmemi nasîb et.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi emânetlerini doğru kullanan kullardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Emânet, Makam, Şöhret. → Tasavvuf Sözlüğü