Gönlümüzdeki Gam ve Keder — Hevâ ve Hevesimizden
Gönlümüzde bir gam, keder var ise bizim hevâ ve hevesimizdendir. Gönlümüzdeki bütün gamlar; hevâ ve hevesimizin varlığının tozundan dumanından meydana gelir. Toz duman dediğinizde tozun ve dumanın bir ağırlığı yoktur; gelip geçicidir. Toz da gelip geçicidir, duman da gelip geçicidir. O zaman gamlarımız da geçicidir; eğer biz hevâ ve heveslerimizden vazgeçersek. Hevâ — nefsin arzuları; heves — geçici tutkular. Bunlardan vazgeçmek, gam ve kederi de geçirir.
Hevâ ve Heves — Nefsin İki Yüzü
Hevâ ve heves, nefsin iki yüzüdür. Hevâ — Arapça’da «arzu, istek, meyil» demektir. Nefsin doğal olarak çekildiği her şeydir: Lüks, şehvet, makam, para, övgü. Heves — daha geçici, daha sebepsiz arzular. «Birisinin sahip olduğu bir şeyi ben de isteyim» tipi arzular. Bu ikisi nefsin kalbi kuşatmasıdır. Mü’min bunlardan kurtulmadıkça gönül huzuru bulamaz.
Gamların Kaynağı — Karşılanmayan Arzular
Gamların kaynağı karşılanmayan arzulardır. Mü’min arzu eder; ama elde edemez; ve gam başlar. Eğer hiç arzu etmeseydi, gam da olmazdı. «Şu evi istiyorum» — gelmeyince üzülürüm. «Şu makama isteğim var» — alınmazsam canım sıkılır. «Şu kimseyi seviyorum» — beni sevmezse acı çekerim. Bütün acıların kökü arzuda yatar. Buddha’nın da farkına vardığı gibi, ama İslâm’ın bunun çözümünü daha net verdiği gibi: Allâh’a teslîm olmak.
Toz Duman Metaforu — Gelip Geçici
Mevlânâ’nın benzerlemesinde gamlar «toz duman» gibidir; gelip geçicidir, ağırlığı yoktur. Bu metaforun mânâsı: Gamlarınız gerçek değil; sâdece hevâ ve hevesinizin dumanları. Eğer hevâdan kurtulursanız, dumanları da kalmaz. Bu, sûfîlerin keşfettiği büyük bir hakîkattir. Modern psikolojide de «bilişsel davranışçı terapi»nin bulduğu prensip aynıdır: Düşünce değişirse duygu değişir. Hevâ değişirse gam değişir.
Sabır — Nefse Karşı Direnmek
Sabır — nefse karşı direnmek demektir. Sabır gelmeyince, mü’min nefsin her arzusuna kapılır; ve sürekli üzülür. Sabır gelirse, nefse «hayır, bu arzu yanlış, sana izin vermiyorum» der; ve nefse direnir. Bu direnç sonunda nefis sakinleşir; arzular azalır; ve gamlar geçer. Sabır, mü’minin mâneviyâtının temel direklerinden biridir.
Dergâh — Hevâdan Kurtulma Yeri
Dergâh, mürîdin hevâdan kurtulduğu yerdir. Mürşid, mürîde hevâsını tanıtır; ve adım adım bundan kurtulmasını sağlar. Bu süreç uzundur; yıllar alır. Ama meyveleri çok büyüktür: Mürîd nefsin kölesi olmaktan kurtulur; hür bir mü’min olur; gam ve keder onu etkilemez; her hâlinde Allâh’a hamd eder. Bu, tasavvufun hedefidir.
Niyâz — Hevâdan Kurtulmak İçin
Niyâz: «Yâ Rab, beni hevâ ve hevesten kurtar. Gamlarımı, kederlerimi geçici toz duman gibi gör. Beni Sana teslîm olan, arzulardan vazgeçen, sabır ile süslenen bir mü’min eyle. Mürşidin elinden tutmamı, dergâhta yetişmemi nasîb et. Beni gerçek hürriyete ulaştır.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi hevâdan kurtulmuş, gönlü hür mü’minler eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Nefs, Sabır, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü