Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Tasavvuf(5877) — Sayfa 44/60
Bir alem mi iki alem mi?
Bazılarınca maddi âlem de mânevî âlem de aslında mânevîdir. Hepsi hakîkat-i Muhammediyye’nin içindedir. Öyle olunca iki âlem diye bir şey yoktur. Kabir dediğiniz âlem de ötelerde değildir, burnunuzun ucundadır. Mahşer de, cennet-cehennem de burnunuzun ucundadır. Ama biz yakınlığı (kurbiyet) sağlayamadığımızdan bize uzakmış gibi görünür.
Kaynak: 434. Dergâh Sohbeti — Tebliğ Metodu, Zikrullahın Tecelliyâtı ve Kalbin Titremesi
Kalbi titreyen müminlerin vasıfları nedir?
“Onlar ki Allah zikredildiği zaman kalpleri titrer. Başlarına gelene sabrederler. Namazı kılarlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.” (Enfâl Sûresi, 8/2). Kalbin titremesi, o kimsenin Allah’la alakalı her şeyde duyarlılık göstermesi, ince davranması demektir. Haramlara duyarlı, farz ibadetlere duyarlı. Birinin kalbini kırmakta hassas. Nefsine uyup uymama noktasında hassas. Eşine, çocuğuna, arkadaşlarına, etrafına, eşyaya karşı hassas. Allah’ı çok zikreden ve kalbi titreyen bir kimsenin bir şeye zarar vermesi, bir şeyi boş vermesi mümkün değil.
Kaynak: 434. Dergâh Sohbeti — Tebliğ Metodu, Zikrullahın Tecelliyâtı ve Kalbin Titremesi
Müferridûn kimdir?
Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdu: “Yürüyünüz, bu cümleden dahaıdır. Müferridûn geçti.” “Müferridûn kimlerdir ya Resûlallah?” diye sordular. “Allah’ı çok zikredenlerdir” buyurdu. Tirmizî’deki rivâyette: “Allah’ı zikretmeye düşkün olanlardır. Zikir onların ağırlıklarını hafifletir. Böylece kıyâmet gününe hafif olarak gelirler.”
Kaynak: 435. Dergâh Sohbeti — Kalpler Zikrullahla Mutmain Olur: İman, Zikir ve Hz. Muham
Zikrullahtan yüz çevirmek ne demektir?
Zikirden yüz çevirmek geniş bir dairedir: Namazdan yüz çevirmek, oruçtan yüz çevirmek, hacıdan yüz çevirmek, Allah’ın emir ve yasaklarından yüz çevirmek, Sünnet-i Resûlullah’tan yüz çevirmek. Ve ayrıyeten bir kimsenin oturup halaka-i zikirden yüz çevirmek, kendi virdinden yüz çevirmek.
Kaynak: 436. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Yüz Çevirmek: Dar Geçim ve Körlük
Dar geçim ne demektir?
Kim böyle yaparsa ona dar bir geçim vardır. Ona dünyada da, âhirette de dar bir geçim vardır. Onun dünyası da sıkıntılıdır, âhireti de sıkıntılıdır. O sıkıntı onda hiçbir zaman kaybolmaz.
Kaynak: 436. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Yüz Çevirmek: Dar Geçim ve Körlük
Körlük ne demektir?
Âyet-i kerîmede "Onu kör olarak haşrederiz" buyuruluyor. Bu darlık burada kalmayacak. Mahşerde de kör olarak haşrılacak. Körlük, doğuştan göremeyen insanların durumu değildir; o kimse görüyor haldeyken bir arızadan dolayı görememesidir.
Kaynak: 436. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Yüz Çevirmek: Dar Geçim ve Körlük
Zikrullah ne demektir?
Zikrullah kalbe şifadır. Zikrullah derde devadır. Zikrullah cana sefadır. Zikrullah berekettir. Zikrullah bir kimseyi kanatlandıracak olan ibadettir. Zikrullah insanların görmediğini gösterecek olan ibadettir. Zikrullah kalp ayağıyla gidilecek olan ibadettir.
Kaynak: 436. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Yüz Çevirmek: Dar Geçim ve Körlük
Nefsine aldandığını fark etmek nasıl olur?
Kendi kendine eminlik geldi; kurtuldun ya. Büyük ağabey oldun, büyük abla oldun. Eski derviş oldun, baba derviş oldun. "Sana bir şey dokunmaz" dedin kendi kendine. Körlerden oldun, gittin. Kendi kendini dev aynasında gördün, kendi kendini iyilerden gördün.
Kaynak: 436. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Yüz Çevirmek: Dar Geçim ve Körlük
Darlık ve körlük tehlikesi kimler için geçerlidir?
Hazreti Ömer (radıyallâhu anh) hazretlerine şikâyete geldiler: "Gökten yağmur inmiyor." Dedi ki: "O beldede yalan söyleniyordur. Fuhuş artmıştır. O beldede yalan söyleniyorsa ve fuhuş arttıysa Allah rahmetini keser."
Kaynak: 436. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Yüz Çevirmek: Dar Geçim ve Körlük
Şeytanın kalbdeki hâkimiyeti nedir?
Ya Rahman Ya Şeytan. Kalbinde şeytanın sevgisi var ya da kalbinde Rahmân’ın sevgisi var. Ortası yok. Bir fiil işlerken, bir şey yaparken ya Allah’ın emrini yerine getirdin; eğer Allah’ın emyini yerine getirecek bir şey yapmadıysan belki şeytanın emrini yerine getirdin. Ortası yok. Keskin, keskin.
Kaynak: 437. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Yüz Çevirmenin Bedeli: Şeytanın Kuşatması ve
Şeytanın verdiği şeyler nelerdir?
Şeytan sana hırs verdi, kin verdi, nefret verdi, kibir verdi, gösteriş verdi, şatahat verdi, gaflet verdi. Sana yemek verdi, güzel kadın verdi, güzel erkek verdi, onların peşinden koşmak verdi. Haramı verdi, sana haram düşünceyi senin kalbine oturttu. Aklında fikrinde hep haram var artık. Su-i zanı verdi, dedikoduyu verdi, iftirayı verdi. Sana süsledi senin etrafına bunları. Ve sen artık bunlardan tat almaya başladın.
Kaynak: 437. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Yüz Çevirmenin Bedeli: Şeytanın Kuşatması ve
Kibir ve edebi terk etmek ne sonucu verir?
Dervişin düşüşü. Sen üstadına yüz çevirdin, pîririne yüz çevirdin, Hazreti Muhammed Mustafa’ya yüz çevirdin. Küstahlık geldi sana. Geylânî Hazretleri demişti: "Bir tek edebime binlerce derviş fedâ ederim." Sen edebi terk ettin, dervişleri hor-hakîr görmeye başladın. Oturduğun zikrullah halakasına üç beş gün, üç beş yıl geldin; "Hepsi de câhil cühelâ, bunların ne işim var benim bunların yanında" dedin. Halakayı terk ettin, kendini yükseklerde gördün ve zikrullahtan kendini müstagnî kıldın.
Kaynak: 437. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Yüz Çevirmenin Bedeli: Şeytanın Kuşatması ve
Şeytanın hizbi ne sonucu verir?
Muhakkak ki şeytanın hizbi kaybedenlerden olacak. Tarih boyunca şeytanla kim dostluk yaptıysa kaybetmiştir. İster birey, ister aile, ister dergâh, cemâat, ister devlet… Kim şeytanın tarafını tuttuysa, kim şeytanın arkasında saf tuttuysa kaybedenlerden olmuştur.
Kaynak: 437. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Yüz Çevirmenin Bedeli: Şeytanın Kuşatması ve
Hadis-i şerîfte Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor: "Ümmetim yanlışta toplanmaz." Sen kime muhalefet ettin?
Allah’a ve peygamberine muhalefet edenler, işte onlar en çok zillete düşenlerle beraberdirler. Ümmetin bir yere toplanmış. Ümmetin toplandığı yere mi? Birinin namaz kılması sizi aldatmasın. Namaz kılaraktan gidip de şeytanlaşmış bir kimsenin koluna girdiyse; eğer ona nasihat etmek içinse ayrı. Mesela beraber yürüyorlarsa, evet o şeytanla kol kola. Muhakkak kaybedenlerden olacak. Onun namazı sizi aldatmasın. Sizdenmiş gibi davranması sizi aldatmasın. Kiminle beraber olduğuna bak, kime karşı durduğuna bak.
Kaynak: 437. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Yüz Çevirmenin Bedeli: Şeytanın Kuşatması ve
Sûfî seyri sülûk nedir?
Hadis-i şerîfte "Zulümâtta yetmiş bin perde vardır" buyurulmuştur. Her tevhid çekiş, her zikrullah bir zulmât perdesini kaldırır. O zaman seyri sülûkta yetmiş bin perde var. Siz yetmiş bin perdeyi geçtiğinizde ancak hakikate erebilirsiniz.
Kaynak: 437. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Yüz Çevirmenin Bedeli: Şeytanın Kuşatması ve
Yetmiş bin perde ne anlama gelir?
Buna yetmiş bin âlem de diyebiliriz. Her perdenin kendi içerisinde yedi mertebesi, bir daha yedi perdesi var. Yani siz bir perdeden bir perdeye geçerken arada yedi perde daha geçiyorsunuz, katman olarak. Ve her perdenin tecelliyâtı sizin üzerinizde farklı.
Kaynak: 437. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Yüz Çevirmenin Bedeli: Şeytanın Kuşatması ve
Yetmiş bin perdeyi geçmek ne anlama gelir?
Siz yetmiş bin perdeyi geçtiğinizde ancak hakikate erebilirsiniz. Bunu şöyle tefekkür edin: Duvarın sonuna kadar rengârenk perdeler olduğunu düşünün, ama hiçbirisi birbiriyle aynı değil. Hepsi farklı renkte. Siz sarıya geldiğinizde sapsari oluyorsunuz, yeşile geldiğinizde yemyeşil, kırmızıya geldiğinizde kıpkırmızı, beyaza geldiğinizde bembeyaz, siyaha geldiğinizde simsiyah oluyorsunuz. Bunu yetmiş bin perde olarak düşünün. Her perdenin üzerinde ilâhî ayrı bir sıfatın tecelliyâtı var.
Kaynak: 437. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Yüz Çevirmenin Bedeli: Şeytanın Kuşatması ve
Yetmiş bin küfr perdesi nedir?
Bunun bir de yetmiş bin küfr perdesi var, karanlık. Siz o tarafa doğru meylettiginizde karanlığın tecelliyâtları oluyor. O yüzden hiçbir kimse, hiçbir zaman aynı hâli bir daha yaşamaz. Bu, Allah’ın sıfatlarının hepsinin sayısız tecelliyâtında sayısız şekil ve semânında sayısız fark vardır.
Kaynak: 437. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Yüz Çevirmenin Bedeli: Şeytanın Kuşatması ve
Zikrullahı terk etmek ne anlama gelir?
Sufileri ilgilendiren bölüm: o kimsenin kendisini zikrullahtan alıkoyması, zikrullahı terk etmesi, günlük virdini, haftalık dersini, tevhidini terk etmesi. O kimse bunları bile bile, göz göre göre gözünü yumması, buradan geri dönmesi…
Kaynak: 438. Dergah Sohbeti — Zikrullaha Göz Yummak, İstitrac ve Yolda İstikamet
Zikrullahı terk etmekle ne sonuç olur?
Allah’ın kulluk akdini bozdum anlaşılıyor ki anında şeytanla akitleştirilir. Otomatik bu. Şeytan hazır zaten. Zikrullaha sırtını dönmekle kalmadın, hemen sana bir şeytan musallat oldu. O şeytan seni adım adım küfre doğru götürüyor.
Kaynak: 438. Dergah Sohbeti — Zikrullaha Göz Yummak, İstitrac ve Yolda İstikamet
Zikrullahı terk etmek neden tehlikelidir?
Önceden günaha dikkat ederken etmemeye başlıyorsun. Önceden haram işlenen yerde için sıkılırken artık tat alıyorsun oradan. Önceden gıybetten uzaklaşırken küçük küçük gıybet etmeye başlıyorsun. Bu suizana, iftiraya dönüşüyor. Şeytan seni tamamiyle sardı.
Kaynak: 438. Dergah Sohbeti — Zikrullaha Göz Yummak, İstitrac ve Yolda İstikamet
Zikrullahı terk etmek neden bir şeytanla akıllıştırmaktır?
Allah’ın kulluk akdini bozdum anlaşılıyor ki anında şeytanla akitleştirilir. Otomatik bu. Şeytan hazır zaten. Zikrullaha sırtını dönmekle kalmadın, hemen sana bir şeytan musallat oldu. O şeytan seni adım adım küfre doğru götürüyor.
Kaynak: 438. Dergah Sohbeti — Zikrullaha Göz Yummak, İstitrac ve Yolda İstikamet
Sufilerdeki nefsin kuvveti nedir?
En kuvvetli nefis sufilerde vardır. En kuvvetli şeytan sufilerdedir. O yüzden en zor ibadet eden bizleriz. Kuvvetli olduğunun farkındayız, sufiliye ihtiyaç duyuyoruz. Bizde terbiye edilmesi gereken bir şey var, onun farkındayız.
Kaynak: 439. Dergah Sohbeti — Münafıklık Alametleri: Allah’ı Az Zikretmek ve Sevgi
Hz. Ali’nin gelecek hakkındaki sözleri nelerdir?
Hz. Ali Radıyallahu Anh Hazretleri buyurdu: "İnsanlara bir zaman gelir ki İslam’dan ancak isim kalır." Öyle bir zaman gelecek ki, insanlara sadece Müslüman ismi kalacak. Namazı, abdesti, orucu, ibadeti, haramlarla alakalı derdi kalmayacak. Toplumumuzda bu insanlar görülüyor mu? Evet. Öğretilmedi, anlatılmadı, yasaklandı.
Kaynak: 442. Dergah Sohbeti: Camilerde Zikrullah Yasağı, Zahir Ulema ve Hz. Ali’nin Uyar
Zahir ulema nedir?
O zamanın şerlisi zahir ulemadır. Zahir ulema: İşin manasından uzak, duygusundan uzak, sırrından uzak. Bir problemi çözemeyen, söylediği halde söylediğini yaşamayan, bildiği halde bildiğini yaşamayan. Ayet ve hadisleri paraya devşiren, satan. İnsanların din ve diyanetini hiçe sayıp sadece nefsine bakan.
Kaynak: 442. Dergah Sohbeti: Camilerde Zikrullah Yasağı, Zahir Ulema ve Hz. Ali’nin Uyar
Silsile ve tarikat meselesi nedir?
Hz. Mevlana "Bağı kes, bağı çöz. Ne zamana kadar altına gümüşe bağlı kalacaksın?" demiş. Silsileler aldatır insanı. Bizim bir silsilemiz yok. Bizim silsilemiz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yoludur. Muhammedî olalım yeter bize. Allah’a kul olalım, Hz. Peygamber’e ümmet olalım bize yeter.
Kaynak: 442. Dergah Sohbeti: Camilerde Zikrullah Yasağı, Zahir Ulema ve Hz. Ali’nin Uyar
442. Dergah Sohbeti: Camilerde Zikrullah Yasağı, Zahir Ulema ve Hz. Ali’nin Uyarıları nedir?
442. Dergah Sohbeti: Camilerde Zikrullah Yasağı, Zahir Ulema ve Hz. Ali’nin Uyarıları konusu, camilerde zikrullah yasağı, zahir ulema eleştirisi ve Hz. Ali’nin gelecek hakkındaki uyarıları ele alır. Bu sohbet, camilerin Allah’ın adının çokça anıldığı yerler olması gerektiğini, zikrullah yasağının zalimlik olduğunu, zahir ulemaların din ve diyanetini ihmal ettiğini ve Hz. Ali’nin İslam’ın geleceğini öngördüğünü anlatır.
Kaynak: 442. Dergah Sohbeti: Camilerde Zikrullah Yasağı, Zahir Ulema ve Hz. Ali’nin Uyar
Allah’a olan sevginin sınırı var mıdır?
Allah sınırsızdır; sıfatları da sınırsızdır. Ona giden yol da sınırsızdır. O yüzden sûfiler demişler ki “Yarattığı nefes adedince ona yol vardır.”
Kaynak: 443. Dergah Sohbeti: Allah Sevgisinin Sınırsızlığı, Tasavvufun Olmazsa Olmazları
Tasavvufun olmazsa olmazları nelerdir?
Tasavvufun olmazsa olmazlarını hadis-i kudsî mûcibince üç ana maddede toplayabiliriz: 1. Farzlara sıkı sıkıya yapışmak, 2. Nafilelerle Allah’a yaklaşmak, 3. Allah’ı her şeyden üstün tutmak.
Kaynak: 443. Dergah Sohbeti: Allah Sevgisinin Sınırsızlığı, Tasavvufun Olmazsa Olmazları
Ferasetin üç mertebe nedir?
Ferasetin üç mertebe: İlmel-Yakîn, Aynel-Yakîn, Hakkel-Yakîn. İlmel-Yakîn: Kur’an ve Sünnet dairesinde şer’î ahkâmı bilmek, haramları ve helalleri öğrenmek. Aynel-Yakîn: Kişinin bizzat müşahede ehli olmasıdır. Karşısındaki kimsenin yalan konuştuğunun kalbine ilham gelmesi, o kişinin suretini farklı görmesi, ağzından kötü koku alması — bunları başka kimse duymaz, görmez. Hakkel-Yakîn: Bu noktada kişinin kendi ihtiyarı yoktur; Cenab-ı Hak perdeler veya gösterir, zarar ettirir veya kâr ettirir. Meselenin hakikatini sebepsiz, ayan bir şekilde görürsünüz. Feraset bu üç mertebeyle kademeli olarak derinleşir.
Kaynak: 447. Dergah Sohbeti – Feraset, Mücadele Ruhu ve Dervişlikte Disiplin
Nefsin mertebeleriyle alakalı olarak ne anlatılır?
Nefsin mertebeleriyle alakalı olarak bir kimse levvamede de ölmeden önce ölmenin bir veçhesini yaşamış olabilir. Her nefis ölümü tadacaktır. Ölmeden önce ölmenin de üç hali vardır ve biz bunların hepsini vehim değil, hakikat olarak görürüz.
Kaynak: 447. Dergah Sohbeti – Feraset, Mücadele Ruhu ve Dervişlikte Disiplin
Mücadele ve gayret nedir?
Mücadele ve gayret: Nasip tembelliğine karşı. “Nasibimiz bu kadarmış” demek aldatmacadan başka bir şey değildir. Cenab-ı Hak “çalışın” diyor; “sizin önünüze yaptıklarınız gelir” buyuruyor. “Yolumuzda mücahede edenlere yollarımızı açarız” vaadi vardır. Çalışmak bize ait; her noktada, işimizde, aşımızda, eşimizde, dergahımızda.
Kaynak: 447. Dergah Sohbeti – Feraset, Mücadele Ruhu ve Dervişlikte Disiplin
Dükkan sahibine nasihat nedir?
Dükkan sahibine nasihat: Çalışmanın ölçüleri. Dükkanını pırıl pırıl tutacaksın; rafları tozlu olan adam müşteri hak etmiyor. Malının yerini değiştireceksin ki müşteri aynı yerde görmesin. Herkes dokuzda açıyorsa sen sekiz buçukta git, dükkanını hazırla. Aynı şey dergah için de geçerli: zakir en önce gidecek, çayı demleyecek, ortalığı temizleyecek. “Tekkeyi bekleyen çorba içer”; sen orada olacaksın ki dervişler geldiğinde seni görsünler.
Kaynak: 447. Dergah Sohbeti – Feraset, Mücadele Ruhu ve Dervişlikte Disiplin
Kalbini her olur olmaza verme nedir?
Kalbini her olur olmaza verme: Duygu savrukluğu. “Bir kimse sabaha çıktığında kalbinde Allah’tan başkasını bulursa, ona Allah’tan bir nasip yoktur.” Kalbini her esen rüzgâra doğru göndermek duygu savrukluğudur ve insanı helak eder.
Kaynak: 447. Dergah Sohbeti – Feraset, Mücadele Ruhu ve Dervişlikte Disiplin
Her şeyle hoş olmak İslami değildir?
“Biz haramlarla hoş olamayız; Allah’ın lanetlediği fiiliyatla hoş olamayız.” İnsan herkesle ve her şeyle barışık olamaz; bu mümkün de değildir, dini de değildir. “Ey iman edenler, Hristiyanları ve Yahudileri kendinize dost tutmayın”, “sizinle savaşanlarla siz de savaşın” ayet-i kerimeleri, “ekmeğinizi namaz kılanlar yesin” hadisi bu ölçüyü koyar.
Kaynak: 447. Dergah Sohbeti – Feraset, Mücadele Ruhu ve Dervişlikte Disiplin
Dua ederken hayırlısını istemek nedir?
Dua ederken hayırlısını istemek: Her istediğimizin başına “hayırlısıyla” koyacağız: “Yarabbi bana eşin hayırlısını, işin hayırlısını, rızkın hayırlısını ver.” İstemek kulluğunu göstermektir; dua etmek kulluğundur. İstediğimizin icabını yerine getirmek için gayret gösteririz ama hayırlısını isteriz.
Kaynak: 447. Dergah Sohbeti – Feraset, Mücadele Ruhu ve Dervişlikte Disiplin
Şeyh Efendi ile hatıralar: Disiplin ve korku nedir?
Şeyh Efendi ile hatıralar: Disiplin ve korku. Beni korkutan tek şey şeyhimin yüzünün eğilmesiydi. Hâlâ korkarım. Bu korku insanı disipline eder, manevi terbiye eder. Bir kimse üstadına yakınsa daha ince davranması, daha disiplinli olması lazımdır. O yakınlığı gevşeklik ve terbiyesizlik olarak görmek büyük sıkıntıdır.
Kaynak: 447. Dergah Sohbeti – Feraset, Mücadele Ruhu ve Dervişlikte Disiplin
Gevşek adamla yol yürünmez mi?
Gevşek adamla yol yürünmez. Şeyh Efendi buyurdu ki: “Sen yanında taşıdığın adamlara dikkat etmiyorsun.” Gevşek adam satar seni; yanında disiplinli, edepli, terbiyeli, çizgisi belli olan insanlar olacak. Misafir olduğun yerde “sizin katmeriniz güzel, kuzu yiyelim” demek dervişliğe yakışmaz. Ne getiriyorlarsa yiyeceksin, oturacaksın. Dervişlik disiplin ister.
Kaynak: 447. Dergah Sohbeti – Feraset, Mücadele Ruhu ve Dervişlikte Disiplin
Rabıtanın kuruluş sebebi nedir?
Rabıta, unutmamak ve gaflete düşmemekle alakalıdır. “Otur on beş dakika, iki kaşının arasını getir” gibi mekanik bir eylem değildir. Seven sevdiğini unutmaz; unutan vefasızlık yapmıştır. En büyük vefasızlık ise Allah’a karşı olandır. Cenab-ı Hak “beni çokça zikredin” buyurmuştur; zikir unutmamaktır, asıl rabıta da budur.
Kaynak: 448. Dergah Sohbeti – Talak Hukuku, Hakiki Cezbe ve Rabıta
Velinin müridine yardımı nedir?
Bir veli müridinin ölüm halinde ve kabir sualinde yardımcı olabilir. Yusuf aleyhisselam bir an kadına meylettiğinde, Yakup aleyhisselamı manen görüp geri döndüğü rivayet edilir. İyi bir mürid yanlışa gireceğinde üstadını manen görür ve oradan geri sıçrar. Hz. Ömer radıyallahu anh’ın sesini bütün sahabeler savaş meydanında duymuşlardır; bu hak olan bir haldir.
Kaynak: 448. Dergah Sohbeti – Talak Hukuku, Hakiki Cezbe ve Rabıta
Hakikatin hakikati nedir?
Hakikatin Hakikati: İbn Arabî’den Bir Düstur Her velinin, her mürşidin gördüğü kendisi için hakikattir, doğrudur. Ama Muhyiddin İbn Arabî’nin muhteşem sözü bize yol gösterir: "Hakikatin de hakikati vardır." Senin hakikat olarak gördüğün senin hakikatindir; ama bu, şerh ve tevil edilmez bir şey değildir.
Kaynak: 449. Dergah Sohbeti – Orta Doğu’daki Oyunlar, Mehdiyet ve Türkiye’nin Geleceği
Dergah adabı ve sünnet-i Resûlullah nedir?
Ehl-i tasavvuf kendine ölçü olarak sünnet-i Resûlullah’ı alır. Ehl-i tarikat ise “şeyhuna, şeyhuna, şeyhuna” diyerek şeyh silsilesini takip eder. Bu fakirin yolu doğrudan sünnet-i Resûlullah’tır; Hz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem nasıl davranmış, ashab nasıl davranmış, tâbiîn nasıl davranmış — biz ona bakarız.
Kaynak: 451. Dergah Sohbeti — Evlilik, Serkeşlik Tefsiri, Kader ve Volant Kayışını Atmak
Dervişliğin etkisi nedir?
Bir derviş dergaha ısrarla insanları çağırmasın. Kendisi öyle bir değişsin ki etrafındaki insanlar ondaki muhteşem ihtilâli görsünler, merak etsinler, gelsinler. Bir erkek derviş olup da evde eşine küfrediyorsa, hakaret ediyorsa hanımının derviş olmasını beklemesin. Sufiler en iyi öğüdün ve nasihatin yaşamaktan geçtiğine inanırlar.
Kaynak: 451. Dergah Sohbeti — Evlilik, Serkeşlik Tefsiri, Kader ve Volant Kayışını Atmak
Volant kayışını atmak nedir?
Volant kayışını atmak, hesapsız kitapsız sevmektir, teslim olmaktır. Sevenin gözü kör, kulağı sağırdır. Hz. Mevlânâ’nın Mesnevisi’nde Hârûn Reşid, Leyla’yı huzuruna çağırınca beğenmez; Leyla der ki: “Leyla benim ama sen Mecnun değilsin, Mecnun gözü yok sende.”
Kaynak: 451. Dergah Sohbeti — Evlilik, Serkeşlik Tefsiri, Kader ve Volant Kayışını Atmak
Sufi Hareketin Kökeni Nedir?
Sufi hareketin kökeni ehlibeytten çıkar. Yezid’in baskısından dolayı ehlibeyt saklanmak, kendini gizlemek zorunda kalmıştır. Hz. Hüseyin efendimizin evlatları Horasan’a, Hz. Hasan efendimizden kalanlar Mısır yönüne gitmişlerdir. Faaliyetlerini gizli yürütmek zorunda kalmışlardır.
Kaynak: 462. Dergah Sohbeti — Sufi Hareket, Ehlibeyt Kökeni, 28 Şubat ve Zulme Direniş
Türkiye’de Tarikat Var mı?
Türkiye’de 100 yıldır tarikat yok. Ehli tarikat var ama tarikat kurumu, müessesesi yok. Hukuken mümkün değil, işleyiş açısından mümkün değil, fizik olarak mümkün değil. Tarikat belli ritüelleri olan, belli kıyafetleri olan, belli günlerde belli dersleri olan, belli mekana sahip bir okul, bir eğitimhanedir. Bugün böyle bir yapılanma yoktur.
Kaynak: 462. Dergah Sohbeti — Sufi Hareket, Ehlibeyt Kökeni, 28 Şubat ve Zulme Direniş
Sufi Hareketin Zulme Karşı Direniş Nasıl Gerçekleşti?
Sabır doğru yolda direnme demektir, sessiz kalmak değildir. İslam hiçbir yerde sessiz kalmaz, mümin sessiz kalmaz. Ortada bir haksızlık varsa mümin için sessizlik beklemek dilsiz şeytanlık demektir. Aile içerisinde bir problem varsa ayet-i kerime diyor ki: İki taraftan birer hakem tayin edilsin, dini bilen tarafsız bir kimse aralarında hükmetsin.
Kaynak: 462. Dergah Sohbeti — Sufi Hareket, Ehlibeyt Kökeni, 28 Şubat ve Zulme Direniş
Sufi Hareketin Yol Bulma Kabiliyeti Nedir?
Sufiler okumadan öğrenen, konuşmadan anlaşabilen, görmeden bilenlerdir. Komünist sistemde bile devam ettikleri gibi her koşulda yollarına devam ederler. Adem’den beri kırklar, üçler, beşler, yediler eksik değildir. Onlar için mektebe, medreseye, tekkeye, takkeye, sarığa, cübbeye ihtiyaç yoktur. Bir tas pilav götürür gibi gider, orada cemalleşirler, sohbetleşirler, zikirleşirler.
Kaynak: 462. Dergah Sohbeti — Sufi Hareket, Ehlibeyt Kökeni, 28 Şubat ve Zulme Direniş
Cumhuriyet Döneminde Sufi Direniş Nasıl Gerçekleşti?
Cumhuriyet’in ilk yıllarında tekke ve zaviyeler kanunuyla şeyhlerin büyük çoğunluğu asıldı. Konya’da 450’ye yakın şeyh idam edildi. Gerekçeleri açıklanmamış, yazılmamış idam kararları vardı. Nerede şeyh varsa asarlardı, kalan derviş varsa onları da asarlardı.
Kaynak: 462. Dergah Sohbeti — Sufi Hareket, Ehlibeyt Kökeni, 28 Şubat ve Zulme Direniş
Tekke ve Dergahların Mülkiyeti nedir?
Tekkeler şahıslara ait değildir. Bir tekke Mehmed-i Muhammed’e aittir, bütün insanlığa aittir. Bir Hristiyan da gelir, orada sema’yı görür, sohbeti görür, kalbi yumuşak iman eder. O yüzden oraya birisinin sahiplenmesi mümkün değildir. Şeyh efendinin evi dergah olarak kullanılıyorsa ve dergah olarak açıklandıysa, mirasçılık dışına çıkar. Dervişler yoksa devlet orayı dervişler adına veya vakıf adına koruyabilir.
Kaynak: 463. Dergah Sohbeti — Tekke Mülkiyeti, Marifetullah, Ruhun Sureti ve Nurun Renkl
Bursa Karabaş Mevlevi Tekkesi Örneği nedir?
Bursa’da 450 yıllık Karabaş Mevlevi Tekkesi vakıflara ait olup belediye tarafından kontratla alınmıştır. Tadilatın son kısmında tam bir mevlevi dergahı olarak işletilmesi kararı verildi. Eski klasik dergah düzeni kuruldu, hizmetten hiçbir şekilde ücret alınmaması taahhüt edildi.
Kaynak: 463. Dergah Sohbeti — Tekke Mülkiyeti, Marifetullah, Ruhun Sureti ve Nurun Renkl
Cumhuriyet Dönemi ve Tekkelerin Kapatılması hakkında ne söylendi?
Cumhuriyet’in ilk yıllarında tekke ve zaviyeler kanunuyla bütün tekkeler kapatıldı, tarihi yapılar yok edildi, vakıf birlikleri dağıtıldı. O dönemde camiler bile satışa çıkmıştır. Bugün vakıflar ve belediyeler bu yerleri tespit edip alıyorlar ama daha derinlemesine çalışma yapılması gerekiyor.
Kaynak: 463. Dergah Sohbeti — Tekke Mülkiyeti, Marifetullah, Ruhun Sureti ve Nurun Renkl
Şeyhler ve Dervişlerin Parasıyla Dergah Yaptırma Meselesi nedir?
Şeyhler in dervişlerin parasıyla kendilerine dergah veya ev yaptırmaları caiz değildir, uygun değildir. Şeyh efendinin evi olduğu gibi kalmalı, müteşebbis edilerek dergah haline getirilmemelidir.
Kaynak: 463. Dergah Sohbeti — Tekke Mülkiyeti, Marifetullah, Ruhun Sureti ve Nurun Renkl
Gerçek Mürşid Arayışı: Kendi Bahçesinden Anlatmak nedir?
Gerçek mürşid başkasının sözünü nakletmez, kendi bahçesinden anlatır. Başkasının sözü nakletmekse Kur’an ve Sünnet ona yeter. Bir kimse aşıksa oturduğu yerde şiir söyleyecek; ‘Bana Yunus’un şiirini söyleme, bana Niyazı-ı Mısrî’den söyleme, bana Divan-ı Kebir’den söyle’ denir. Kitap orada duruyor, açar okur. Bana kitapta olmayan lazım.
Kaynak: 463. Dergah Sohbeti — Tekke Mülkiyeti, Marifetullah, Ruhun Sureti ve Nurun Renkl
Bilgi, Hikmet ve Marifet Ayrımı nedir?
Bilgi ayrıdır, hikmet ayrıdır. Hikmet marifettir, marifet Allah’ı bilmektir. Bilgi ise işin zahirî kısmıdır. Siz kitabı okursunuz bilgilenirsiniz. Ama marifet Allah’ı bilmektir, Allah’ı bilmek nefsi bilmekten geçer. Nefsini bilmeyen kimse asla Allah’ı bilmez, onda asla marifetullah tecelli etmez.
Kaynak: 463. Dergah Sohbeti — Tekke Mülkiyeti, Marifetullah, Ruhun Sureti ve Nurun Renkl
Kitap Okumak mı, Mürşiden Öğrenmek mi? İbn-i Arabî ve Fütuhat-ı Mekkiyye Örneği nedir?
İbn-i Arabî Fütuhat’ında söylüyor: Bir kimsenin kalbine gelen ilhamla, rüyayla, halle ilim olur. ‘Ben Hz. peygamberlerle, sahabelerle görüşürüm’ diyor. Eski sufi öğretisinde şeyh efendi Füsus’u okur, şerh ederdi; dervişler kendi başına okuyamazdı. Mürşidi olan bir dervişin kitabı mürşididir. Mürşide sorar, alır. Sorduğunu alıyorsa başka bir şeye ihtiyacı yoktur. Sorduğunu alamıyorsa o mürşid gitsin dağda çamanlık yapsın.
Kaynak: 463. Dergah Sohbeti — Tekke Mülkiyeti, Marifetullah, Ruhun Sureti ve Nurun Renkl
Sünnet-i Resulullah’a Uyma: Farz Olarak Görmek nedir?
Biz Sünnet-i Resulullah’ı farz olarak görürüz. Bir meselede ayet ve hadis varsa Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e uymayı farz olarak görürüz. Kur’an’a uymam gibi alırız. Hadis kitaplarına geçmiş olan hadislerin üzerinde sahih mi değil mi diye tartışmayız, bu bizim işimiz değildir. Hadis sahipleri otursunlar onlar araştırsınlar. Dervişlere hadislerin üzerinde tartışma yapmak yasaktır.
Kaynak: 463. Dergah Sohbeti — Tekke Mülkiyeti, Marifetullah, Ruhun Sureti ve Nurun Renkl
Ruhun Bedenden Ayrılması: Ruh ve Can Ayrımı nedir?
Ruh ayrıdır, can ayrıdır. Can, insanın fiziki olarak yaşamasını sağlayan Cenab-ı Hak’ın yaratma esnasında vermiş olduğu manevi bir esintid ir. Bir kimse ana rahmine düştüğünde onu yaşatan candır, ruh değildir. Cenab-ı Hak her gece ruhu alır; ruhlarımız her uyuduğumuzda kendi ilk yaratıldıkları makama dönerler.
Kaynak: 463. Dergah Sohbeti — Tekke Mülkiyeti, Marifetullah, Ruhun Sureti ve Nurun Renkl
463. Dergah Sohbeti — Tekke Mülkiyeti, Marifetullah, Ruhun Sureti ve Nurun Renkleri nedir?
Tekke ve Dergahların Mülkiyeti: Vakıf Hukuku. Tekkeler şahıslara ait değildir. Bir tekke Mehmed-i Muhammed’e aittir, bütün insanlığa aittir. Bir Hristiyan da gelir, orada sema’yı görür, sohbeti görür, kalbi yumuşak iman eder. O yüzden oraya birisinin sahiplenmesi mümkün değildir. Şeyh efendinin evi dergah olarak kullanılıyorsa ve dergah olarak açıklandıysa, mirasçılık dışına çıkar. Dervişler yoksa devlet orayı dervişler adına veya vakıf adına koruyabilir. Marifetullah: Bilgi ayrıdır, hikmet ayrıdır. Hikmet marifettir, marifet Allah’ı bilmektir. Bilgi ise işin zahirî kısmıdır. Siz kitabı okursunuz bilgilenirsiniz. Ama marifet Allah’ı bilmektir, Allah’ı bilmek nefsi bilmekten geçer. Nefsini bilmeyen kimse asla Allah’ı bilmez, onda asla marifetullah tecelli etmez. Ruhun Sureti: Her ruhun bir sureti vardır, suretsiz ruh yoktur. Her ruh kendi suretiyle gelir, ana rahmine üflenir. Mahşerde de o kimse aynı suretteki bir bedene üflenecektir. Allah bir şeyi yarattığında bir daha aynı şeyi yaratmaz ama ona benzeyen bir şey yaratır. Nurun Renkleri: Nurun kendi içerisinde renkleri vardır, tecelliyat dereceleri vardır. Cenab-ı Hak’ın nuru eşyaya tecelli ederken aynı daireden, aynı veçeden tecelli etmez; eşyanın konumuna, durumuna göre nurun tecelliyatı değişir. Nurun rengine göre şahsın, meleğin, eşyanın derecesi çıkar.
Kaynak: 463. Dergah Sohbeti — Tekke Mülkiyeti, Marifetullah, Ruhun Sureti ve Nurun Renkl
Peygamberlerin Tecelliyatı: Alem-i Ruhtan Şahadete hakkında ne söylendi?
Bir kimsenin ruhlar alemindeki tecelliyetiyle misal alemindeki tecelliyeti ve şehadet alemindeki tecelliyeti aynı değildir. Cebrail aleyhisselam hem alem-i ruhta hem alem-i misalde bütün peygamberlerin yanında bulunur. Ama alem-i şehadete tecelli ederken insan suretiyle, tıhye suretiyle tecelli eder. Sahabeler onu tıhye olarak görürdü. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sordu: ‘Bunu tanıdınız mı? Bu Cebrail kardeşimdir.’ Eğer Cebrail aleyhisselam gerçek manada tecelli etmiş olsaydı, orada sahabenin hiçbirisinin onu görmesi mümkün olmazdı. Aynı şekilde Hazreti Peygamber’in dünya tecelliyeti, dünyadaki insanların algılayabileceği kadardır. Eğer alem-i amadaki tecelliyeti tecelli etmiş olsaydı, bırakın dünyayı, bütün kainat onun ruhaniyetine ve nuraniyetine dayanamazdı.
Kaynak: 464. Dergah Sohbeti — Emanet, Tecelliyat, Sevgi Mertebeleri ve İslam Hukuku
Buhar Misali: İbn-i Arabî’nin Varlık Temsili hakkında ne söylendi?
İbn-i Arabî bu meseleyi buhar misaliyle tarif eder. Buhar görünmez, biraz soğuyunca yağmur olur, biraz daha soğuyunca kar olur, daha da soğuyunca buz olur. Buzın içerisinde buhar vardır. Gerçekte buz var mıdır? Bize buz görünüyor. Eritirsek su olacak, kaynatırsak buhar olacak. Bir bardak suyu buharlaştırsak bütün salonu kapsar. Aynen öyle Hazreti Peygamber’in alem-i amadaki tecelliyatıyla zahir halindeki tecelliyatı arasında derece farkı vardır.
Kaynak: 464. Dergah Sohbeti — Emanet, Tecelliyat, Sevgi Mertebeleri ve İslam Hukuku
Musa Aleyhisselam ve Tûr-i Sina Tecelliyatı hakkında ne söylendi?
Musa aleyhisselam Tûr-i Sina’ya çıktığında Allah ile konuşurken kendinden geçti ve ‘Görebilir miyim seni?’ dedi. Cenab-ı Hak: ‘Şu dağa bir bak, ona dayanabilirsen görürsün’ buyurdu. Dağa bakmasıyla bayılması bir oldu. Kırk gün baygın yattı. Yanındaki inanlar da bayıldı; aslında onlar o tecelliyete dayanamayıp vefat etmişlerdi. Musa aleyhisselam dua etti: ‘Ya Rabbi, ben kavme nasıl döneyim?’ Cenab-ı Hak onları tekrar dirilletti.
Kaynak: 464. Dergah Sohbeti — Emanet, Tecelliyat, Sevgi Mertebeleri ve İslam Hukuku
Sahih Rüya: Misal Aleminin Hakikati hakkında ne söylendi?
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Beytullah’ın şekline şemaline şeytan giremez. Yine buyurdu ki: Benim ve raşit halifelerimin şekline şemabadan şeytan giremez. ‘İnsanlar uykudadır, öldüklerinde uyanırlar’ buyurdu. Bir diğer hadisinde: ‘Ahir zamanda ümmetimin sadık kimselerinin gördüğü rüyalar mübeşşirat (müjde) tandandır’ buyurdu. Sufiler derler ki: Bir kimse rüyasında namaz kıldıysa hakikatte namaz kılmıştır. Bir kimse rüyasında Beytullah’a gittiyse hakikatte Beytullah’a gitmiştir. Çünkü misal alemi bütün şehadet alemini, ruhlar alemini, bütün evsafı içine alır. Misal alemine iki yönden tecelliyet gelir: Birincisi insanın günlük hayatından (şehadetten), ikincisi ruhlar aleminden (alem-i amadan).
Kaynak: 464. Dergah Sohbeti — Emanet, Tecelliyat, Sevgi Mertebeleri ve İslam Hukuku
Beytullah’ın Şefaati hakkında ne söylendi?
Beytullah cennetten çıkma olup tekrar cennete gidecektir. Kendisini tavaf edenlere şefaat edecektir. ‘Ya Rabbi, beni tavaf ettiler, etrafımda lebbeyk dediler, beni zikretti’ diyerek şefaat edecektir. Biz şefaat edicilerin Cenab-ı Hak’ın müsaadesiyle var olduğuna inanırız. Ayet-i kerimeler de var, hadis-i şerifler de var. Beytullah’ın da şefaati haktır.
Kaynak: 464. Dergah Sohbeti — Emanet, Tecelliyat, Sevgi Mertebeleri ve İslam Hukuku
Mürşid-Mürid İlişkisi: Herkesin Rengi Farklıdır hakkında ne söylendi?
Her mürşidin rengi vardır, her müridin de rengi vardır. Hakikat noktasında birdir ama yol esnasında kendilerine göre iştihatları ve renkleri vardır. Ehliyetsiz bir mürşid bütün müridleri aynı renge katmaya çalışır. Ehliyetli bir mürşid ise herkesi kendi renginde yetiştirir, renga renk eder.
Kaynak: 464. Dergah Sohbeti — Emanet, Tecelliyat, Sevgi Mertebeleri ve İslam Hukuku
Esmaların Tecelliyatı: Her An Yeni hakkında ne söylendi?
Cenab-ı Hak’ın sıfatları bir şeye tecelli ederken hiçbir zaman aynı şekilde tecelli etmez. ‘O her an bir şan üzerinedir’ (Rahman 55:29). Bu sebeple hu esmasının tecelliyeti şudur, hay esmasının tecelliyeti budur diye kesin hüküm vermek mümkün değildir. Bir dervişe hu esması verilir, bir başka dervişe hay esması verilir; tecelliyetleri birbirinden farklıdır. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: ‘Günü gününe müsavi olan zarardadır.’ Bu sebeple kişinin üzerindeki esma tecelliyatının idrakı her gün farklı olmalıdır. Aynı kalmışsa kişi yol almamış demektir.
Kaynak: 464. Dergah Sohbeti — Emanet, Tecelliyat, Sevgi Mertebeleri ve İslam Hukuku
Sufilerin yolu tefekkür yolu değil midir?
Sufilerin yolu tefekkür yolu değildir. Tefekkür yolu aklıyla gidenlerin yoludur. Sufiler oturup doğrudan Allah’ı zikrederler. Allah’ı çok zikretmeye başınca eşyanın hakikatine bulaşır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri dua ederdi: “Ya Rabbi bana eşyanın hakikatini öğret.” Eşyanın hakikatine vakıf olunca tefekküre gerek kalmaz. Bediüzaman Said Nursi Hazretleri materyalist dünyanın karşısında dinin hakikatlerini akli olarak anlatan bir alimdir. Ama aynı risalelerde (Mektubat, 29. Mektup, 9. Kısım, 8. Telvih) der ki: “Tarikat tasavvuf namları altında öyle nur, öyle şirin bir yol vardır ki ağaçta kalem olsa, denizde mürekkep olsa o hakikat dergahlarından bir damla daha yazamazlar.” “Kalp Allah Allah demedikçe mütefennin bir alim zat da olsa bugünkü zındıkanın karşısında imanını kurtarması mümkün değildir. Ama samimi bir ehli tarikat, silsile-i meşâyihe duyduğu muhabbet cihetiyle asla ümidini kesmez, zındıkaya düşmez” buyurmuştur. Tefekkür etmek aklı tatmin eder. Ama kalpler ancak zikrullah ile mutmain olur. Akıl kalbi tatmin edemez ama kalp aklı kendi emniyetine alır, kalp yoluyla yürütür.
Kaynak: 465. Dergah Sohbeti
Akıl ve aşk ilişkisi nedir?
Mesnevi’de nefsi akıl bile öldürsün buyurulmuştur. Hadiste en büyük cihat nefse karşı yapılan cihattır. Akıl bize lazimsız değil ama akıl binen gibi olmalı; biz akılın üzerinde olmalıyız, akıl bizim tepemize binmemeli. Bu da sevmekle, zikirle ve aşıklıkla mümkündür.
Kaynak: 466. Dergah Sohbeti
Hakikat ve gölge kavramı nedir?
Hakikat varsa, hakikatin gölgesi var. Hakikat yoksa gölgesi de yok. Güneş varsa gölge düşecek. Bu dünya üzerindeki cahilatın üzerindeki aydınlık da bu manadadır. İbn Arabî, kötülüğü a’yan-ı sabiteye atfetmez. Allah’ın zatına atfetmez. Kötülük mutlak manada yoktur ama gölge aleminin içerisinde varmış gibi kabul edilen bir şeydir.
Kaynak: 466. Dergah Sohbeti
Mürşid arama süreci nedir?
Bir kimse bağlanacak olduğu şeyhi gidecek, görecek, tanıyacak, sohbetine katılacak, zikrini yapacak, araştıracak. Rüya ile bağlanmak söz konusu değildir. Arıcılarla, vekaletle bağlanma usulü değil, bizzat gidip görmek esastır.
Kaynak: 466. Dergah Sohbeti
Bizim sufilikte kaedelerimizden birisi: derviş kardeşler boş durmayacaklar, muhakkak bir işe sahip olacaklar, çalışacaklar mı?
Veren el, alan elden üstündür buyurmuştur Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. Bizim sufilikte kaedelerimizden birisi: derviş kardeşler boş durmayacaklar, muhakkak bir işe sahip olacaklar, çalışacaklar. Hiç kimseye muhtaç olmamak için gayret gösterecekler.
Kaynak: 467. Dergah Sohbeti
Ne iş yapıyor Şeyh Efendi?
Hiçbir iş yapmıyor. Nereden geçiniyor? Dervişlerden geçiniyor. Ders kağıdını yüz liraya satıyor. Herkes şeyhin banka hesabına aylık para gönderiyor diye soruyorlar. Bunların dinle, diyanetle, tasavvufla alakası yoktur. Bunlar dini kendine basamak yapan insanlardır.
Kaynak: 467. Dergah Sohbeti
Bir kimse üstadına, dergahına bağlılığı Kur’an ve Sünnet dairesinde ise bunda bir sıkıntı yok mudur?
Bir kimse üstadına, dergahına bağlılığı Kur’an ve Sünnet dairesinde ise bunda bir sıkıntı yoktur. Ancak bağlılık Kur’an ve Sünnet’in dışına çıkarsa problem olur. Başındaki kim olursa olsun Kur’an ve Sünnet’in dışında bir şey söylüyorsa, dergah adabının dışında bir şey varsa bunlara tabi olunmaz.
Kaynak: 467. Dergah Sohbeti
Hızır Aleyhisselam Meselesi ve Sufilerin Algısı nedir?
Sufi dünyada ve İslam dünyasında enteresan bir algı var: Hızır aleyhisselamı çok yüksek bir makamda görüyoruz. Oysa sufilikte seri sülükün içerisinde bir Hızır makamı vardır. Bu yolun içerisinde bir derecedir, bir makamdır, geçilir.
Bir kimsenin bir üstadı varsa ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri her daim orada oturuyorsa, bir derviş için gözünü kulağını başka yerlere dayamasının gereği yoktur. O kim olursa olsun gelmiş gitmiş.
Şeyh Efendi’nin sağlığında bir cuma mübarek için Ulu Camiye git dedi. "Hızır aleyhisselam geldi, görürsün hem onu" dedi. Gittim camiye, oturdum. Kendi kendime dedim ki: Mustafa Özbağ, sen ne zaman gönlünden böyle bir şey geçirdin? Sen hiç utanmadın mı? Bir kimse üstadından başka bir kimseye gönlünü kaydırır mı?
Tam çıkış kapısında gördüm onu. Elindeki terlikler beş bin yıllık, üzerindeki kıyafetler üç bin yıllık. Dedim: "İster yüzünü göster ister gösterme, ben bu akşam arabaya binip seni buraya geleceğini söyleyene gidiyorum." Böyle tebessüm etti. Bindim arabaya gittim Şeyh Efendi’nin yanına, özür diledim.
Kaynak: 468. Dergah Sohbeti
Haydariyi sırtına giydin mi bir misyon temsil ediyorsun. Kafana sarığı bağladın mı misyon temsil ediyorsun. Sema elbisesini giydin mi misyon temsil ediyorsun. Bu durumda misyon temsili nasıl yapılır?
Haydariyi sırtına giydin mi bir misyon temsil ediyorsun. Kafana sarığı bağladın mı misyon temsil ediyorsun. Sema elbisesini giydin mi misyon temsil ediyorsun. Senin gevşek davranmaya, yanlış davranmaya, mahalle ağzıyla konuşmaya hakkın yok. Bir kimsenin yaptığı yanlışlık sadece kendine değil, bütün Ümmet-i Muhammed’e mal olur.
Kaynak: 470. Dergah Sohbeti
Cemaatler ve tarikatlar arası ilişkiler nasıl olmalı?
Bir cemaat başka bir cemaate savaş açamaz. Bir tarikat başka bir tarikata savaş açamaz. Bir İslami topluluk diğer başka bir İslami topluluğa savaş açamaz. Nasihat eder—nasihatçılarını gönderir: “Gidin söyleyin, bu meselede Kur’an ve Sünnet’e uygun davranmıyorlar.”
Kaynak: 474. Dergah Sohbeti
Tevessül nedir?
Yaratılandan imdat, yardım, himmet dilemek ile tevessül etmek farklıdır. Tevessül etmek, yaratılanı Yaradan’la arasında sebep göstermektir. Hz. Ömer radıyallahu anh yağmur duasına çıktığında ‘Ya Rabbi, aramızda Resûlullah’ın amcası var, onun yüzü suyu hürmetine bize yağmur bahşeyle’ deyince yağmur anında yağmaya başladı.
Kaynak: 476. Dergah Sohbeti — Tevessül, Mezhep Tartışmaları, Evlilikte Küsme ve Zâkir Âd
Zâkir Âdâbı ve Zikrullah Süresi nedir?
Yeni derse başlayan yerlerde zikrin süresi 45 dakikayı geçmesin. Yeni gittiğim yerlerde yarım saat bile yaptırmam, 15 dakika bile yaptırmadığım yerler var. Bıktırmamak, heyecanı kaçırmamak lazım. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hadis-i şerifte önce 1 gün, sonra 2, sonra 3’e çıkıyor. Haftalık 3 gün ders bir dervişe yeter. Mahalle derslerini çoğaltmayın. Dervişin zâkire karşı gevşeklik yapma hakkı yoktur. Zâkir nefsine uydu deyip dedikodu ve fitne çıkarma hakkı yoktur. Dervişe gereken şey iki dizinin üstüne oturup zikrullahı yapmaktır.
Kaynak: 476. Dergah Sohbeti — Tevessül, Mezhep Tartışmaları, Evlilikte Küsme ve Zâkir Âd
Mevlânâ Türk müdür?
Endüstriyel: Hz. Mevlânâ Türk müdür? Şeb-i Arûs Meseleleri
Hz. Mevlânâ Türk illerinden gelme bir zattır; sonuçta Türktür. Kendisinin bu noktada beyanı da vardır. Geleneksel olarak Türkler ırk noktasında bir kimse kendisine ‘Türküm’ dediğinde onu Türk olarak kabul ederler. Türk böyle bir şemsiye kimlik gibidir. Orta Asya’daki ırkların hepsi kendilerini Türk olarak adlandırır.
Kaynak: 477. Dergah Sohbeti — Sûfînin Coşkusu, Endüstriyel Gıda Hassasiyeti ve Ayasofya
Sûfîlerin beslenme hassasiyeti neden önemlidir?
İkram edileni yemek gerekir. Ama birinci şartı tayyib, temiz yemek olması lazımdır. Sadece helâl-haram noktasında değil, temizlik noktasında da sûfîler dikkat ederler. Âyet-i kerîmelerde Cenab-ı Hak bize temiz yiyeceklerin helâl kılındığını söyler.
Kaynak: 477. Dergah Sohbeti — Sûfînin Coşkusu, Endüstriyel Gıda Hassasiyeti ve Ayasofya
Endüstriyel gıdalardan uzak durma neden önemlidir?
Sûfîler endüstriyel paketlenmiş gıdalardan uzak duracaklar. Böyle kapalanmış, hazırlanmış içeceklerden uzak duracaklar. Buna paketlenmiş ayran da, paketlenmiş süt de dâhildir. Ya bu haram mı? Değil kardeşim. Ama biz yemiyoruz, uzak duruyoruz.
Kaynak: 477. Dergah Sohbeti — Sûfînin Coşkusu, Endüstriyel Gıda Hassasiyeti ve Ayasofya
Hz. Peygamber’in keler yemeği hadisi ne anlama gelir?
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme keler yemeği getirildi. ‘Ya Resûlallah bu keler yemeğidir’ dediler. Hz. Peygamber onu sofranın ortasına doğru sürdü. ‘Bu haram mı?’ diye sordular. ‘Değildir, ama bu benim kavmimin yiyeceği değildir’ buyurdu.
Kaynak: 477. Dergah Sohbeti — Sûfînin Coşkusu, Endüstriyel Gıda Hassasiyeti ve Ayasofya
Sûfîlerin coşkusu ve hayat enerjisi neden önemlidir?
Sûfîler için hayatı yaşama arzusu hep yükek olmalıdır. Sûfîler deli akan Fırat Nehri gibi olmalı. Coşkulu olmalı, coşkun olmalı, yürümeli, koşmalı. Namazı kılarken, zikrullah yaparken, yemek yerken, arkadaşlarıyla sohbet ederken dolu dolu yaşamalı.
Kaynak: 477. Dergah Sohbeti — Sûfînin Coşkusu, Endüstriyel Gıda Hassasiyeti ve Ayasofya
Kıskançlık ve hasislik arasında fark nedir?
Kıskançlık ayrıdır, hasislik ayrıdır. Kıskançlık, bir kimsenin eşini kıskanmasıdır; bunda bir sıkıntı yoktur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: ‘Allah kıskançtır. Ben de kıskancım. Ben içinizde en fazla kıskancımım.’ Hasislik ise ‘onda var, bende neden yok, onda da olmasın’ demektir. Bu tehlikelidir. Bir başkasının üzerindeki nimetlerin olmasını istememek, bir başkasının üzerindeki lütuf ve ikramdan rahatsız olmak günahı kebâirdir.
Kaynak: 477. Dergah Sohbeti — Sûfînin Coşkusu, Endüstriyel Gıda Hassasiyeti ve Ayasofya
Rüya yorumu âdâbı nedir?
Kimse internetten, WhatsApp’tan, mesajdan, buraya kâğıtla rüyâ yazmasın. Telefondan rüyâ anlatmasın. Perşembe ve cumartesi günleri Bursa’da sohbetler var; oralarda rüyâ da dinleniyor. Lütfedip gelecekler. Bu mümkün değildir şu anda mailden, telefondan halletmek.
Kaynak: 477. Dergah Sohbeti — Sûfînin Coşkusu, Endüstriyel Gıda Hassasiyeti ve Ayasofya
Sohbet esnasında edep ve eskilerden kaynaklanan gevşeklik nedir?
Sohbet esnasında insanların birbirleriyle kendi aralarında konuşmamaları sohbet âdâbındandır. Büyük olsun, küçük olsun uygun bir dille uyarılmalıdır. Genelde bid’atı çıkaranlar eskilerdir, yeniler değildir. Eskiler eskimişlik olursa o eskimişliklerinden dolayı hevâ hevesine dalarlar, dikkatlerini vermezler. Bu gevşekliğin tecelliyatı üzerlerinde görünür.
Kaynak: 477. Dergah Sohbeti — Sûfînin Coşkusu, Endüstriyel Gıda Hassasiyeti ve Ayasofya
Ayasofya meselesi ve fetih hukuku nedir?
Fatih Sultan Mehmet Ayasofya’yı satın aldı. Kendi akçesiyle satın alıp camiye çevirdi. Tapusu Fatih Sultan Mehmet Han üzerinedir. İslam hukukuna göre bir kilise, havra zorla zapt edilip camiye çevrilemez. Genelde kiliseden, havradan camiye çevrilen yerler satın alınaraktan çevrilmiştir.
Kaynak: 477. Dergah Sohbeti — Sûfînin Coşkusu, Endüstriyel Gıda Hassasiyeti ve Ayasofya
Yatsı namazının kazası ve vitir nedir?
Yatsı namazının kazasında dört rekât farzın yanı sıra vitir de kaza edilir. Vitir, Hanefî mezhebinde İmam-ı Âzam’a göre vâciptir. İmam Muhammed ve İmam Yûsuf’a göre vâcip değil, nâfiledir. Ama biz İmam-ı Âzam’a uyarız. Hem dört rekât farzı hem de üç rekât vitri kaza edecekler.
Kaynak: 477. Dergah Sohbeti — Sûfînin Coşkusu, Endüstriyel Gıda Hassasiyeti ve Ayasofya
Banka kredisi, tavla ve satranç hükmü nedir?
Banka Kredisiyle Alım
Bir kimse dârül harpteyse, bir eve ihtiyaç var ise, fakîr zaruret içerisindeyse böyle bir şey yapmasına cevaz görülebilir. Araba, o kimseye çok ihtiyaçsa dârül harpteki harbîyle müminin arasında faiz yoktur hukuku gereği cevaz verilebilir. Eşya için cevaz verilmez. Ama bir iş yerine eşya alınacaksa bu yine farklıdır.
Oyunların Hükmü
Tavla oynamak câiz değildir; şans oyunudur. Dama oynamak câizdir; şans oyunu değildir. Satranç da şans oyunu değildir. Taş ok şans oyunudur, câiz değildir.
Kaynak: 477. Dergah Sohbeti — Sûfînin Coşkusu, Endüstriyel Gıda Hassasiyeti ve Ayasofya
Gereksiz soru sormak ve sünnet ölçüsü nedir?
‘Sizi üç şeyden men ediyorum: Dedikodu, malı zâyi etmek, çok soru sormak.’ Bu hadis-i şerifteki çok soru sormaktan maksat gereksiz sorulardır. Kur’an ve Sünnet’i öğrenme maksatlı, dini yaşama amaçlı değil; gereksiz sorular. Yahudiler Hz. Musa aleyhisselama gereksiz sorular soruyorlardı. Hz. Peygamber efendimize de bir gün öyle gereksiz sorular sordular. Hz. Peygamber: ‘Geçmiş ümmetler neden helak oldu biliyor musunuz? Onlar da çok soru sormaktan helak oldular.’
Kaynak: 477. Dergah Sohbeti — Sûfînin Coşkusu, Endüstriyel Gıda Hassasiyeti ve Ayasofya
Güneydoğu meselesi ve uluslararası boyut nedir?
Güneydoğu’da bir Kürt meselesi değil artık bu. Bu uluslararası bir savaştır. PKK tarih boyunca gizli servislerin örgütü olmuştur. Kürtleri kalkan olarak kullanmıştır. Şu anda PKK’yı Rusya-İran ekseni kullanmaktadır. Amacı Suriye’yi örtülü olarak Rusya ve İran işgali altına geçirmektir. Türkiye dört beş cephede birden savaşıyor: Güneydoğu’da, Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de. Güneydoğu’da savaştığı Kürtler değil; Rusya, İran, İsrail perspektifindeki yetiştirilmiş, silahlandırılmış, özel eğitilmiş güçlerle savaşıyor.
Kaynak: 477. Dergah Sohbeti — Sûfînin Coşkusu, Endüstriyel Gıda Hassasiyeti ve Ayasofya
Sûfîlere Yönelik Eleştiriler ve Sûfîlerin Duru mu?
Neden sûfîleri sevmiyorlar? Sûfîler bu konuda kendi işlerinde bir disiplin oluşturuyorlar: Haramlardan uzak duracağız, farzları yerine getireceğiz, nâfilelerle Allah’a yaklaşacağız. Bu mekanizma sûfîlerin üzerinde çalıştığı müddetçe hep sûfîlere deli gözüyle bakıyorlar, hep sûf ki eksik bakıyorlar. Asıl hedefte sûfîler var; çünkü Kur’an ve Sünnet’e çok bağlılar.
Kaynak: 479. Dergah Sohbeti — Zikrullahın Dereceleri, Allah’a Yaklaşmanın Üç Adımı ve Sü
Sûfîlerin kıyâfet ve vakar âdâbı nedir?
Sûfî tertiplidir, düzenlidir. Kendince palaz pandıras giyinmez, dağınık bir şekilde durmaz. Zâkirler, çavuşlar dağınık bir şekilde giyinmeyecekler; çok titiz davranacaklar. Her şeyiyle muntazam olacak: gömleğiyle, Haydarîsiyle, sarığıyla, pantolonuyla, konuşmasıyla, ağız bakımıyla, diş bakımıyla, vakarıyla. Bu fakirlikle zenginlikle alâkası yok. İki tane gömleği vardır, hiç önemli değil; ütülüdür onun gömleği. Üç tane pantolonu vardır; ütülüdür, bakımlıdır. Çorabından parmak çıkmaz; eski olabilir, rengi atmış olabilir, hiç önemli değil. Çorabından parmak çıkmayacak; alacak iğneyi, ipliği, dikecek. Sûfînin gömlek düğmelerinden bir tanesi kopuk değildir; alır iğne iplik, düğmesini diker kendisi. Sünnettir. Sûfî kadınlar da derli toplu olacaklar. Üzerlerinde çamaşır sulu, yırtık pırtık sökük bir şey giymezler; yamalayacak, dikecek. Çocuklarını düzgün dolaştıracaklar; sökük dik, kopuk dik. Çocuğu da titiz yetiştireceksin. Allah muhâfaza eylesin.
Kaynak: 489. Dergâh Sohbeti — Müslümanların Başına Gelen Belâların Hikmeti, Âileye İnfâk
Derviş gönülsüz gerek ne demektir?
"Derviş gönülsüz gerek" sözü şöyle anlaşılmalıdır: Biz Kur’ân ve Sünmezini yaşamaya, anlatmaya çalışalım. Bu konuda zorluklara göğüs gerelim; hor görsünler, hakir görsünler, dinlemesinler, bizi ikinci sınıf vatandaş görsünler — sıkıntı yok. Dervişin gönülsüzlüğü budur.
Ama birisi zulmediyorsa zulümle mücadele ederiz. Birisi haksızlık yapıyorsa haksızlıkla mücadele ederiz. Bizim dervişlik algımız "bir tokat vurdu, öbür yanağına çevir" değildir. Bir kötülük gördüğünüzde elinizle mümkün değilse dilinizle, o da mümkün değilse kalbinizle buğz ederek önlemeye çalışınız.
Kibirlenen kimseye kibirlenilir; bu Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in emridir. Birisi dinle alay ediyorsa ve sen ona karşı susuyorsan küfür; çünkü küfre düştü, sen onun küfrü karşısında sustun, onu desteklemiş oldun. Gücün yetmiyorsa o meclisi terk edeceksin.
Kaynak: 494. Dergâh Sohbeti — Ehven-i Şer, Derviş Gönülsüzlüğü, Laiklik Eleştirisi ve Sı
Keşfin açılması konusunda ne söylenmektedir?
Bir kimsenin keşfi bu yoldaki mücadelesiyle mi açılır, yoksa doğrudan Allah’ın ihsanı ve lütfu ile mi? Her şey O’nun lütfü ve ihsanıdır. Ama neden yolun kenarındakini açmıyor da mücadele edeni açıyor? Çünkü mücadele edenlere lütfeder, ikram eder, ihsan eder.
Kaynak: 496. Dergâh Sohbeti — Rüya Tevili, Oruçta Krem Meselesi, Vesvese ve Beklemek
Sufîlerin siyasete bakışı nedir?
Biz siyasi bir oluşumun emrine girmeyiz. Bugün atar, yarın alır. Ben herhangi bir yerdeki bir zâkirimizi, herhangi bir milletvekilinden veya genel başkan yardımcısından üstün görürüm. Bizim dervişimiz onlardan kıymetlidir. Siyasetçi atanmıştır; biz ise mânevî olanı tercih ederiz.
Kaynak: 497. Dergâh Sohbeti — Kader ve Cüzi İrade, Başkanlık Sistemi, Dava Ehli İnsanlar
Bir adam namaz kılmıyor, ona teheccüd tebliğ edilir mi?
Biz kolay olanı insanlara anlatırız, kendimiz yaşarken gücümüzün yettiğince yapmaya çalışırız. Birisine tebliğ ediyorsak ona kolay olanı söyleriz. Namaz kılmayana dersin ki: ‘Namaz kıl, iki rekât da olsa namaz kıl.’ Ona beş vakit namaz dahi tebliğ edilmez; hiç namaz kılmayan bir kimsenin önüne beş vakit namaz koyarsanız adam ürker. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Mekke döneminde insanlara Allah’ın varlığını anlatmaya başladı, imanı anlattı. Hiç ibadetten bahsetmedi. Çünkü Kur’ân inerken önce ibadetler inmedi zaten. Bütün ibadetler ve hukuk Medine döneminde geldi. Adamın tasavvuftan haberi yok, tarikattan haberi yok, şeyhten haberi yok. Sen ona kalkıp ‘Şeyhini canından fazla seveceksin’ dersen adam ‘Dur bir dakika, ne alakası var, ben bu adamı ne seveceğim ki?’ der. Ona ilk önce Allah’ın varlığı ve birliği, sonra peygamberlerin varlığı anlatılır. Önce iman, sonra ibadet, sonra nafileler tebliğ edilir. Bir başkasına beş vakit namazı tebliğ ederiz: ‘Kardeş, sen öğlenin farzını kıl, hadi beraber gel öğlen namazının farzını kılalım.’ Farzını kıldık; önce kıldığın dört rekât sünnet nedir diye sorarsa anlatırız: ‘Bunu kılarsan Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin şefaatine nail olursun. Kılarsan geçmiş kaza borçlarına sebep olabilir, ödenir. Kılarsan anne babanın merhamete rahmete nail olur. Kılarsan Allah senin günahlarını affeder.’ Bunu kılmak zorundasın demek ayrı, böyle anlatmak ayrıdır.
Kaynak: 499. Dergâh Sohbeti — Genç Dervişlerin Edebi, Din Tebliğinde Kolaylaştırma ve Ma
Bu sohbet, Cibril Hadisi, meleklerin insan suretinde görünmesi ve Sufi adabı konularını ele alır mı?
Bu sohbet, Cibril Hadisi, meleklerin insan suretinde görünmesi ve Sufi adabı konularını ele alır. Cibril Hadisi, İslam inancının temelini oluşturan iman, İslam ve ihsan kavramlarını açıklar. Meleklerin insan suretinde görünmesi, özellikle Hz. Meryem’e ve Hz. Lut’a gelen meleklerin suretlerini ele alır. Sufi adabı, sohbet esnasında edep, susma ve şeyhin huzurunda davranış kurallarını içerir.
Kaynak: 508. Dergah Sohbeti — Cibril Hadisi, Meleklerin İnsan Suretinde Görünmesi ve Suf
Meleklerin insan suretinde görünmesi nedir?
Cebrail Aleyhisselam ve Dıhye Sureti. Bu soruları soran kimse çeker gider. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ashabına sorar: ‘Bu soruyu soran kimdi?’ Ashab ağız birliği etmişçesine ‘Dıhye idi’ derler. Hz. Peygamber buyurur: ‘O Cebrail kardeşimdi. Size dininizi öğretmek için geldi.’ Demek ki bir kısım melai-yi azam, bir insanın suretinde görünebilir. Azrail aleyhisselamı, Cebrail’i, Mikail’i, İsrafil’i insan suretinde görebilirsiniz. Bunun tersi de olabiliyor: Mübarek bir zatın bir melek suretinde zuhuru da söz konusu olabilir.
Kaynak: 508. Dergah Sohbeti — Cibril Hadisi, Meleklerin İnsan Suretinde Görünmesi ve Suf
Hz. Peygamber’in sureti neden meleklerin görünmesine izin vermez?
Hz. Peygamber’in sureti delillendirilmiştir: Onu gören gerçekte görmüştür. Onun şekline şemaline şeytan giremez, hiç kimse giremez. Melekler veya manevi şahsiyetler bir veli zatın, bir sahabenin, geçmiş peygamberlerin suretinde görünebilirler. Ama Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin suretinde görünemezler. Çünkü Hz. Peygamberin sureti delillendirilmiştir: Onu gören gerçekte görmüştür. Onun şekline şemaline şeytan giremez, hiç kimse giremez.
Kaynak: 508. Dergah Sohbeti — Cibril Hadisi, Meleklerin İnsan Suretinde Görünmesi ve Suf