1. Bölüm
Allâh gizlenizi hayır eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gönlünüzünü hayırlı eylesin. Hayrınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. İlk geldiğimde zikir esnasında atın üstünde siyah pelerinli birisi, onun arkasında kılıçla savaşıyor halindeydim. Devam edin inşâAllah. Hazreti Mevlânâ Türk müdür? Ayrıca Türkleri de sevmediği yönünde bir tartışma var tarihçiler arasında. Hazreti Mevlânâ Türk illerinden gelme. Sonuçta Türk. Kendisinin bu noktada beyanı da var. Ama geleneksel olarak Türkler de ırk noktasında bir kimse kendisine Türk’üm dediğinde Türkler onu Türk olarak kabul ederler. Türk böyle bir şemsiye kimlik gibidir. Çinli de kendisini Türk der, Hindli de kendisini Türk der. O Orta Asya’daki ırkların hepsi de kendilerini Türk olarak adlandırır.
Bu noktada bir kimse ben Türk’üm deyince bir başkasının onun hayır sen başka ırktasın değil mi hakkına sahip değil ki zaten. Bu noktada bir soy koyması lazım. Eğer başka bir ırktan olduğunu iddia edecekse Hazreti Mevlânâ da bu noktada bunun üzerinde bir tartışma götürecek bir şey değil. Her şeyb-i aruzla olan şeyler bunlar. şeyb-i aruzlar kutlanıyor, herkes bir Hazreti Mevlânâ’yı anıyor. millet toplanıyor, ders yapıyor, zikrullah yapıyor. Bu noktada Devlet-i Erkan’ı şeyb-i aruz programlarına rağbet ediyor. Öyle olunca hasisleniyor insanlar. Hasislenenler de Ey Hazreti Mevlânâ, Ceratülmü Hazretleri de vefat etmiş gitmiş. İftira atmak kolay, hoş sağ olsa da iftira atmak kolay. O yüzden insanlar hadsiz, hudutsuz, ahlaksız olunca bu tip şeylere ne yazık ki tevessül ediyorlar.
Bunu cahil insanlar, cahil görünümünde olan, okuması, yazması olmayan, ilmi araştırması olmayan, bu konuda fazla bilgi sahibi olmayan insanlar bunları söyleseler bunlar hoş görülür, hoş karşılanır. Ama bunu ilim adamı görüntüsündeki cahiller söyleyince biraz sıkıntı oluyor. geçen gün yine o neydi? İslamoğlu. Soy ismi İslamoğlu ama Allâh hidayet eyler. O da kalkmış Hazreti Mevlânâ’yla alakalı bir de Arapçası var olan bir kimse, Kur’ân tefsir eden bir kimse. açsa, faresiçe kelimelere baksa, araştırsa şey bu arzusun ne manaya geldiğini bilecek. Ama bunu böyle ölürken kimine gerdeğe giriyor diye böyle aviyane bir söz. E tabi aslında işin bir tarafından bakılırsa da demek ki iç alemin batının da böyle bir hafiflik var.
Bir kimsenin batının da hafiflik varsa o bir yerde zahirine vurur hafifliği. Sufiler o yüzden batını temizlemeye, batını düzeltmeye çalışırlar. Sûfîlik iç alemini süslemek, iç alemini temizlemektir. Eğer bir kimse iç alemini temizler, batını güzelleştirirse o güzellik, o temizlik onun diline de, yüzüne de, gözüne de, eline de vurur. Kelimelerine, sözlerine, cümlelerini vurur onun. Eğer bir kimsenin iç aleminde böyle bir cıvıklık, gevşeklik, iç aleminde bir terbiyesizlik, bir ahlaksızlık var ise bir şekilde çatlak su kaçırır. O da bir yerden vurur çıkarır. O yüzden onun da çatlağı su kaçırmış. Veyahut Hazreti Mevlânâ Celalettin Rum Hazretleri’yle alakalı böyle iftira atanların çatlakları su kaçırıyor.
2. Bölüm
Böyle münafıklar, bir kimsenin münafık olduğunu tespit etmek için güzel bir işarettir bu. Mümin insanlara, veli insanlara çatar. Bir kimse münafık mı? Bil ki bir veliye çatar. Bir veli hakkında laf söyler. Bir veliye iftira atar. Bir veliyle mücadele etmeye başlar. O normalde onun o münafık olduğunun göstergesidir. Çatlak oradan. Bak canız, adam oturduğu yerden Abdülkadir Geylani Hazretleri’ne saydırıyor. Bir de bu tip insanlar başka yerlerde bir hatalar, kusurlar işlemiştir. Bir yanlışlık işlemiştir bir yerlerde. O yanlışlık saklıdır, gizlidir. Onu bilmiyordur kimse. Bu yanlışlığını, bu gizliliğini ifşa etemez ya Müslümanlar. Bu tip insanlar bir veliye çatar, çataraktan, bir veliyle mücadele ederekten en büyük açığını meydana getirirler.
Allâh oradan tutar, intikamını alır. Oradan faş eder insana. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden şimdi Şeb-i Arus, Şeb-i Arus’u gölgelemek isteyenler, hasisler, kıskançlar, münafıklar bu noktada kendilerince Hazreti Mevlânâ’ya da, yola da, ehli veliye de, ehli sufiye de dil uzatırlar, laf atarlar, kem söz sahibine yakışır. Bir kimse dikkat eksikliğini nasıl giderebilir? Evet, bu zamanın hastalıkları. O yüzden bir kimse dikkat eksikliği var ise böyle harama, boş, heva hevesi olan şeylere bakmayacak fazla. Heva hevesi olan şeyleri çok konuşmayacak. Heva hevesi olan şeylere meyletmeyecek. Bu o kimsede dikkat eksikliği meydana getirir. Mesela bu oturacak zikrullahını dersini bir tamam yapacak. Onlar mesela derslerini bir tamam yapmazlar.
Namazlarını bir tamam kılmazlar. Kendilerini disiplin edip bir tamam kitap okumazlar. Böyle onlar bir tamam bir şeyi yerli yerine getirmezler. Onlar bir noktada kendilerini disiplin etmediklerinden kaynaklanır. Allâh muhafaza eylesin. Kendilerini disiplin edecekler inşâAllah. Tenaküs tam anlamıyla ne meonaya gelir? Benim Arapça’m çok iyi değil. Ama bir şeyin zıttı demek. bugün A dediğini yarın B demek. Bunun gibi bir şey olması gerek. Bir derviş dergâh içerisinde veya dergâh dışında toplulukta ya da herhangi bir yerde üstadıyla karşılaştığında konuşma ve görüşme adabı nasıl olmalıdır? İçeride dışarıda değişmez ki bir kimse herkes edep dairesinde birbirleriyle görüşecek konuşacak. Üstadına edepli davranıp üstadı olmayan bir kimseye edepsiz mi davranacak?
Üstadına hürmetli davranıp bir başkasına hürmetsiz mi davranacak? İçeride hürmetli davranıp dışarıda hürmetsiz mi davranacak? Herkes Kur’ân ve Sünnet dairesinde birbirleriyle nasıl görüşüyorsa öyle görüşecek. Tabii böyle bir başkasına, arkasına şşşt yapıyorsa bu Sünnet aykırı, bunu da kalkıp da üstadına yaparsa Sünnet aykırı hareket etti. Sünnet bir başkasına da öyle yapmamak. O yüzden böyle ıslıkla birini çağırmamak. Bu noktada insanlar davranış adabını edeb-ül mühretten öğrenebilirler. Edeb-ül mühreti bitirenler elini kaldırsın. Çok yazık. Çok yazık. Çok yazık. Hızla herkes birer tane edeb-ül mühret edinip, internette de indirebilirler. Hızla herkes okuyacak. Hızla evlerinizde de en az günlük iki tane, üç tane oradan hadîs-i şerif okuyup evde de okuyacaksınız bunları.
3. Bölüm
Sûfîlik, edep, edep. Allâh bizi edeb-üllerden eylesin. Bir derviş üstadına karşı sözlü veya fiili hatalı davranışta bulunursa bu hatasını nasıl telafi etmeli? Üstad ile dervişi arasındaki adabla arkan nasıl olmalıdır? Sözlü veya fiili hatalı davranan insanlar helallaşırlar, biter. Biriniz Müslüman kardeşinin yanına gidip de kendisine yemek yedirdiği zaman ondan yesin. Onun hakkında bir şey sormasın. İkram ettiği suyu da içsin. Hakkında bir şey sormasın. Paket yiyecek, yememeye çalışıyorum. İçinde olabilir ihtimali ile arkadaşımın bazı ikramlarını yemiyorum. Bu davranışımı değiştirmeli miyim? Evet, ikram edileni yemek gerekir. Ama bu yemenin birinci dairedeki şartlarından birisi tayyip, temiz yemek olması lazım.
Sadece helal-haram noktasında değil, temizlik noktasında da sûfîler dikkat ederler. Çünkü Âyet-i Kerimelerde Cenâb-ı Hak bize temiz yiyeceklerin bize helal kılındığını söyler. O ana çerçeve vardır. Yenilmeyecek olanlar kan, domuz eti, üzerinde besmele çekilmemiş hayvan gibi. Bunların içerisinde bir de temiz yiyecekten bahseder Cenâb-ı Hak Kur’ân’ında. O yüzden normalde temiz yiyecek dediğimizde sûfîler için bu çok önemlidir. İçinde mesela endüstriyel katkı maddesi olmayan birisi ikram etmiş, ikram ettiğinde içinde endüstriyel katkı maddesi varsa bunu söyleyebilir. Özür dilerim kardeşim, ben endüstriyel katkı maddesi yiyecekler yemek istemiyorum, yemiyorum daha. Teşekkür ederim. Ona bir nasihat olur.
O da endüstriyel katkı maddesi yiyeceklerden uzak durur. Özür dilerim kardeşim, ben paketlenmiş bu tip endüstriyel gıdalar yemiyorum. Ben böyle kolaydı, fantaydı, şudur budur var ya ben bu tip içecekler içmiyorum. Teşekkür ederim. Bir nasihat olur bu. Bunlardan yiyip içmek sûfîler için uygun değil. Sufiler endüstriyel paketlenmiş gıdalardan uzak duracaklar. Sufiler böyle kapaklanmış ne bileyim hazırlanmış içeceklerden uzak duracaklar. Uzak duracaklar. Ya bu haram mı? Değil kardeşim. Ya biz içmiyoruz, uzak duruyoruz. Ya bu haram mı? Değil kardeşim. Ama biz yemiyoruz bunlardan. Ya nereden çıktı âyet, hadîs, her şey? Her şey. Ama biz yemiyoruz bunlardan. Ya nereden çıktı âyet, hadîs? Hemen Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine keler yemeği getirildi.
Kadınlardan birisi dedi ki Muhammed’e söylediniz mi sallallâhu aleyhi ve sellem’e o yiyeceğin ne olduğunu? Söylemedik, söyleyin dedi. Hemen Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine dediler ki ya Resulallah bu yemek keler yemeğidir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hemen onu böyle sofranın ortasına doğru sürdü. Cüveydiye annemizin dayıları vardı. Onlar dediler ki bu haram mı ya Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem O da dedi ki değildir ama bu benim kavmimin yiyeceği değildir. Biz Sufiler bir kavimiyiz desin. Endüstriyen yiyecekler ve içecekler bu kavmin yiyeceği değildir. Buna ayran da dahi buna paketlenmiş süt de dahi. Paketlenmiş ne var ise paketlenmiş ister içecek ister yiyecek ne var ise bunlardan uzak duracağız inşâAllah.
4. Bölüm
Öğretmenim öğretmenler odasında bazen erkek bir öğretmenle baş başa kaldığımız oluyor. Odaya sık sık giren çıkan oluyor yine de yalnız kaldığımız zaman kapıyı açmalı mıyım? Bu noktada eğer herkes girip çıkıyorsa öğretmenler odasına ki öyledir o yüzden orayı kapıyı kapatma ihtiyacı ihtiyacına gerek yok. Hayat enerjimizi nasıl yükseltebiliriz? Hayat enerjisi nedir bilmiyorum ki ben. Doktor ne hayat enerjisi? Evet. Ben de seni bilir bir şey zannettim doktor. Evet. Bunlar böyle yeni moda laflar ya hemen birisi bir şey söylüyor enerji mi düşürdü? o kimse böyle bir şey oluyor enerjisi düşüyor onun anında anında yükseliyor enerji nasıl bir şeyse sûfîler için eğer bu hayatı yaşama arzusu ise sûfîler için bu hep yüksektir.
Sufiler deli akan Fırat Nehri gibi olmalı. O yüzden bir sûfî için böyle bir hımbıllık söz konusu değildir. Sûfî hakkın olmalı. Coşkulu olmalı. Coşkun olmalı. Yürümeli koşmalı. Bu noktada hareketli ve aktif olmalı. Sûfî hayatı yaşarken dolu dolu yaşamalı. Namazı kılarken zikrullah yaparken yemek yerken arkadaşlarıyla sohbet ederken eşiyle olan muamelesinde çocuklarıyla olan muamelesinde dolu dolu hayatı dolu dolu yaşamalı. Hayat yaşandığını anlamalı demeli ki ya evet bugün hayat yaşandı. Böyle hımbıllık, miskinlik ne bileyim lütfen kalkmak, lütfen bir iş yapmak, lütfen yürümek lütfen bir şeyle böyle uğraşmak. Bu sûfî durusu değildir. Sûfî koşar. Sûfî koşar. Koşmalı zaten. sûfî bardak almaya mutfağa bardak almaya giderken koşmalı.
Salondan mutfağa gidiyor. Koşmalı o kimse. Bakın koşmalı. Bir şey almaya gidiyor değil mi oraya? Koşmalı o kimse. Bir kimse dükkanda çalışıyor. Koşmalı o. Ona git şunu al dediğinde o koşarak gitmeli. Eğer lütfen yürüyorsa at işten onu. Ya öğret, koşarak gidip geleceksin de öğrenmiyor. At işten. bir erkek koşmalı. Evde koşmalı, işinde koşmalı, dergahta koşmalı. Millet ona yetişememeli. Öyle koşmalı. O kimse böyle uçaraktan gitmeli her yere. Hayat o zaman anlamlı. Bir kimse zikrullahda koşmalı. Allâh. Patlatacaksın tokadı. Allâh dedi mi yıkılmalı ortalık. Yıkılmalı. Kafa sallıyor. Tutacaksın kulağından fırlatacaksın dışarı. Ama zikrullah alakası ya. Uyuyan dahi sevabın alıyor ya. Susuyorsun. Çünkü hadîs-i şerif, hadîs-i kudsi var.
Bir kimse diyor halakaya zikrullah gelsek geçti de yan tarafta diyor. Orada uyusa Allâh onu da affeder. Allâh’ın merhameti Mustafa Ebu Bakr gibi dar değil ki. Onun ki geniş. Ben de istiyorum böyle güldür güldür gitsin. O benim içimden geliyor. O sema ederken sema edeyim mi etmeyeyim mi edeyim mi etmeyeyim mi yok. O fırıl fırıl dönmeli. Hem öyle bir Allâh demeli ki semazene bakan kimsenin aklına Allâh gelmeli. Eğer semazene bakan bir kimsenin ayağı nasıl çark etti, yok tenure’si nasıldı, yok kafasını sağına mı döndürdü, soluna mı döndürdü diye aklına geliyorsa o kimsenin semazendedir kabahat. Aklına öyle gelende değil. Semazen öyle düşünecek. Eğer hayat dediğiniz, hayat enerjisi dediğiniz şey buysa benim anladığım kadarıyla öfü böyle olmalı.
5. Bölüm
Severken de deli gibi sevmeli, koşarken de deli gibi koşmalı. Zikrederken de deli gibi zikretmeli. Bir iş yaparken de deli gibi yapmalı. Tırmanırken deli gibi tırmanmalı. Herkes ha şimdi düşecek demeli ona. Dışarıdan bakanlar bunlar deli olmuş desinler. Siz Allâh’ı öyle zikredin ki sizi dışarıdan bakanlar, size dışarıdan bakanlar bunlar deli olmuş desinler. Siz hayatı öyle yaşayın ki dışarıdan bakanlar size bunlar deli desin. Evet ya bu adam deli veya bu kadın deli normal değil. Benim hayat algım bu. Yok bugün parmağının dışarı çıkar hava soğuk çıkmıyor. Bugün yağmurlu çocuk hasta olur gitmeyelim. Ya her taraf buz ya hanım ya bu gece de derse mi gidilir ya? Bugün gitmeyelim. Yok ya bugün mümkün değil ne?
Lodos var bugün. Bugün lodos var, yarın rüzgar var, ertesi gün yağmur var, ertesi gün kar var, ondan sonra yok buz oldu, don oldu, ertesi gün çok sıcak oldu, ertesi gün serinledi biraz. Hayat bitti. Millet hale de parmağı dışarıda, hava iyi yok yürü. Hava soğuksa soğuk yürü sen. Vücut düşünsün hasta olursa. Yanıyorsa yansın, vücut düşünsün. Sen ne düşünüyorsun? Vücudun sahibi var. Sahibi ne yapacaksa yapsın. Allâh bizi affetsin inşâAllah. Üzerimde çok kıskançlık görüyorum. Sosyal ilişkilerini de etkiliyor. Bundan nasıl kurtulabilirim? Kıskançlık ayrıdır. Hasislik ayrıdır. Kıskançlık bir kimsenin eşini kıskanması. Bununla bir sıkıntı yok. Eş kıskanılır bir tek. Bir erkek eşini kıskanır. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Allâh kıskançtır.
Ben de kıskancım. Ben içinizde en fazla kıskancımdır. Allâh da kıskançtır. Allâh da kullarının kendisinden başkasına ibadet etmesini istemez. Allâh’ın ilmel yakın kıskançlığı budur. Aynel yakın kıskançlığı velilerinin gönüllerine başka bir şeyin girmesini istemez. Hakkel yakın kıskançlığı da Muhammed Mustafa’dır sallallâhu aleyhi ve sellem. Hasislik hasislik onda var bende neden yok onda da olmasın demektir. Bu tehlikelidir. Bu tehlikelidir. Allâh muhafaza eylesin. Bir başkasının üzerindeki nimetlerin olmasını istememek. Bir başkasının üzerindeki lütuf ve ikramdan rahatsız olmak. Bu günahı kebayırdır. Allâh muhafaza eylesin. İnsanın içerisini kurutur bu. Bu Ebu Cehil hastalıdır. Ebu Cehil’in inkarının sebebi bu hasisliktir.
Peygamber ben olmalıydım. Bu yetim ve cahil kimse nasıl peygamber olabilir? Bu şeytani rahatsızlıktır. Ademe secde etmem neden? Ben ondan daha üstün yaratılmış. O yüzden bu hastalık Allâh muhafaza eylesin. İnsanların amellerini de yer bitirir. İçini kurutur. Bir başka kimsenin üzerinde bir nimet, bir lütuf, bir ikram görünce bunun artması için daha dua edin. Bu mâşâAllah. Allâh mübarek eylesin. Allâh’ım inşâAllah arttırsın. Cümle kardeşlerimizin üzerine Cenâb-ı Hak nimetlerini çoğaltsın. Bereketini arttırsın. Cenâb-ı Hak kardeşlerimize ve ümmeti Muhammed’e ikram eylesin. İhsan eylesin. Cenâb-ı Hak ümmeti Muhammed’i bir ve beraber eylesin. Allâh’ın Muhammed’i bir ve beraber eylesin inşâAllah.
6. Bölüm
Âmîn. Sohbetlerde sizin görmediğiniz yerlerde kendi aralığını muhabbet eden kardeşleri bizden büyük olumlu dahi uyarmak edeba aykırı bir davranış olur mu? Şimdi normalde kendi kendisine ikisi beraber sohbet ediyorlarsa bu sohbet esnasında zikrullah esnasında oluyor ise yandaki insanların sohbet dinlemesini engelliyor. O yüzden kardeşler bu noktada uygun bir dille sohbet esnasında insanların birbirleriyle kendi aralarında konuşmamaları sohbet adabından erkanındandır diye uyarmakta fayda var. Bu büyük olabilir küçük olabilir bu genelde eski dervişlerde olur zaten. Eskiler eskimişlik olursa o eskimişliklerinden dolayı heva hevesine dalarlar. Dikkatlerini vermezler. Onlar neler görmüş geçirmiştir ooo Şimdi sohbeti dinlemeye gerek yok.
Onlar çok yördü geçirdiler. Bu insanı gevşekliğe götür. Önceden sıkı sıkıdır haramlara helallara filan. Gevşer bir müddet sonra eskili ya eskiyince o gevşekliğinin tecelliyatı üzerinde görünür. Artık su kaçırır bir taraflarından. Çatlak su kaçırır. Ona birisi böyle yapma dediğinde de onu kabul etmez. Sen daha dünkü çocuksun neler gördük biz. Bu fakir hep o eskilerde bu hastalığı gördü. Allâh muhafaza eylesin. Bazen yukarıda tek yedid oluyor ya ben derviş kardeşler konuşuyor daha fazla. Şimdi yeni birisi geldiğinde örneğin herkes iki dizinin üzerinde sohbet dinlerken görürse o da iki dizinin üzerine oturur oraya uyar. Toplum psikolojisidir bu. normalde göstermişler bir internette izlemiştim. Bir otobüs böyle normalde birisi ayağa kalktığında hepsi ayağa herkes ayağa kalkıyor o kimse de kalkıyor. devamlı ayağa kalkılıyor oturuyor devamlı ayağa kalkıyor oturuyor alışıyor.
Onlar ayağa kalkıp oturanlar normalde otobüsten iniyor yeni yolcular biniyor ilk başlatan indikten sonra dahi o devam ediyor. Herkes ayağa kalkıyor oturuyor. Bunun gibi normalde eğer ki bir kimse bir dergaha geldi baktı bütün herkes iki dizinin üzerinde ip gibi oturuyor o da öyle herkes gevşemiş o da gevşer. Herkes gevşiyor ya o da gevşer. Herkes yan yatıyor ya o da yan yatar. Herkes konuşuyor o da konuşmaya başlar. Sonradan ona siz susturamazsınız onu. O yüzden genelde bidatı çıkaranlar eskilerdir yeniler değildir. Bidatı çıkaranlar nefsini uyup gevşeyenlerdir yeniler değildir hiç. Onlar yapar. Öbür günlerde onları yaptıkları onları gördüğü için yapmaya başlar. Aslında ne kötü bir şey. Fesada yol açmak arkasından gelen bütün fesattan nasibini alıyor.
Hayra yol açan da arkasından gelen bütün hayırdan nasibini alıyor. Burada rüya yazmış kardeş. Buradan rüya okumuyorum. WhatsApp üzerinden size rüya yazıyoruz. Acaba yazmamalı mıyız? Evet. Kimse internetten, WhatsApp’tan, mesajdan, buraya kağıtla rüya yazmasın. Telefondan rüya anlatmasın. Bu gerçekten önemli. Tanımıyorum, bilmiyorum. Telefon açıyorlar. Rüyamız vardı. Ben diyorum Bursa’dayım. Cumartesi bayanlar olursa genelde diyorum ki cumartesi günleri bayanlara sohbet var. Orada rüya da dinleniyor. Başka birisi de var. Perşembe günleri yine Bursa’da sohbet var. Sohbetten sonra da burada kalıyor mu? Buradadır. Rüya dinleniyor. Dinleniyor. Düşünebiliyor musunuz? O telefonla halledecek işini. Veya oturacak, maili yazacak.
7. Bölüm
Benim işim var mı ki? Ben de oturacağım. Bütün maillere, rüya yazılan maillere, rüyaların cevabını yazacağım. Geçen gün baktım telefonumda 1800 kişi olmuş. Kayıtlı. Eledim 1400’e. Bir daha eledim 800’e. Şimdi bir daha eleceğim onları. Sadece telefonumda kayıtlı olan kardeş 1800. %10’u rüya görmüş olsa 180 kişi. %10’u yazsa 18 kişi. Bir rüyayı normalde yarım sayfa tutar mı? Tutar. Etti günlük on sayfa. Rüya okumam lazım. Yine karşılık olarak on sayfada cevap yazacağım. Günlük. Bunu düşünebiliyor musunuz? Bunu düşünebiliyor musunuz? buraya gelen dervişlerin niye eksik? Buraya gelenleri niye eksik? Özür dilerim. Hayır, kimisi de ısrarla. Bunun cevabını bekliyorum diyor. Edebime sığdıramıyorum. Hazreti Mevla’dan da yazacağım.
Ektin mi ki biçmek istiyorsun? Ektin mi? Ektiysem? Hiç. Yok. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. O yüzden kimse hiçbir yerde bu sadece Bursa’yla alakalı değil hiçbir yerde sohbete gittiğim yerlerde rüya yazıp buraya koymayın. Bir, mailden, WhatsApp’tan, mesajdan rüya yazmayın. İki, telefonla rüya sormaya çalışmayın. Üç. Buradayım. Burada ders mütikten sonra arkadaşlar geliyorlar rüyam vardı diyorlar burada arkadaşlara söylüyorum dinleyin rüyasını. Onlar işin içinden çıkamazlarsa diyorlar zaten. Böyle böyle kendisini anlatıyor. Eyvallâh. Bayanlarda da aynı sistem var. E lütfedip gelecekler. Bunu çünkü normalde şikayet bağında söylemiyorum bunu. Ama bu mümkün değil şu anda. Özür dilerim. Hakkınızı helal edin.
Perşembe ve cumartesi günleri gördüğümde sarılıp koklamak istiyorum. Ama çekiniyorum. Sizin için uygun mudur? Müsaafa etmek sünnet bu noktada bir sıkıntımız yok. MHP’li Yusuf Halaçoğlu Ayasofya’nın ibadete açılması için teklif sundum. Bir, Fatih Sultan Mehmet’in Ayasofya’yı camiye çevirmesini İslam’a göre yorumlar mısınız? İki, bugün Ayasofya’nın ibadete tekrar açılması neden bu kadar zor duruma gelmiştir? İbadete açılırsa Avrupa’daki camilerle ilgili sıkıntı yaşanacağını öngörür müsünüz? Bunların hepsi de siyasi meseleler. Fatih Sultan Mehmet Ayasofya’yı camiye çevirdi. Ayasofya satın aldı. Kendi akçesiyle satın aldı. Kendi akçesiyle satın alıp camiye çevirdi. Denilebilir ki ya devlet başkanıydı, koca padişahdı, ona satmayacak olan bir kimse vardı.
Satmasayardı. Satmasalardı da o satmayan kimseyi Fatih asaydı biz de deseydik ya ne zalim adammış. Adamlar camilerini veyahut da adamlar ibadet hanelerini satmamışlar kalkmış, Fatih’te bunu asmış. Zulmetmiş derdik. Şimdi diyorlar ya satmasaydı ne yapsaydı? Ya satmasaydı görseydik ne yapacağını. İslam hukukuna göre çünkü bir şey yapamaz. İslam hukukuna, orası İslam hukukuna göre ne? Örneğin kilise. Orayı Müslümanlar zapt edemezler. Orayı Müslümanlar yıkamazlar. Orayı Müslümanlar talan edemezler. Orayı Müslümanlar kendi kafalarından zapt edip camiye çeviremezler. İslam hukukunda yok böyle bir şey. Genelde böyle kiliseden havradan camiye çevrilen yerler satın alınanaktan çevrilmiş. Satın alınmış.
8. Bölüm
Satmasalarmış. Satılmayan kiliseler var mı? Var. Satılmayan havralar var mı? Var. Satmasaymış da satmayan adama zulme derse Fatih o zaman deseydik biz. Zulmetmiş ya. Ama şimdi diyemiyoruz. Şimdi Farazi’den konuşuyorlar. Ya nasıl satılmayacak? Ya satmış adam. Paraya kanmış. Gerçi şimdi İngilizler, Sudilere deseler ki Amerikalılar şu Mekke’yi bize satın. Onlar da satsalar. Müslümanlar ne yapar acaba? E ülke içerisinde Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde bir sürü camiler satılmış. Vakıflara âyet olan camiler nasıl olduysa satılmış. Özel ülkeyet haline getirilmiş. Kimisi iş yer olmuş, kimisi han olmuş. Olmuş. Bunda tabi normalde vakıflarla alakalı sıkıntı var. Cumhuriyet’in ilk dönemiyle alakalı sıkıntılar var ama varolu var.
Sonuçta bunları aynı şeyleri Müslümanlarda yaşamışlar. E Fatih de İstanbul’u fethetmiş fethin simgesi. Ayasofya’yı satın almış. Kaç altın? Şu kadar altını. Vermiş o kadar altını. Tapusu Fatih Sultan Mehmet Han üzerine. Bakın tapusu Fatih Sultan Mehmet Han üzerine oranın. Orası vakıflara ait değil aslında. Orası kamulaştırılmadı da devletleştirilmedi de. Aslında böyle hukukçular mevzunun içerisine girmiş olsalar oraya bakanlar kurulu kararıyla da müzeye çeviremezler. Bakanlar kurulu kararıyla müzeye çevirilebilmesi için oranın ilk önce kamulaştırılması lazım. Devlet malı olması lazım. Devlet malı olursa bakanlar kurulu kararıyla orasını o bir yola hale koyabilir. O yüzden de zaten kulağa su kaçırıyorlar biraz.
Diyorlar ki eğer normalde böyle bir şey var ise onun altındaki bakanlar kurulunun altındaki başbakan imzası da Atatürk’e aitse böyle bir hukuksuzluktan dolayı Atatürk koruma kanunu var tabii bir şey yapamazlar ama sonuçta Atatürk’e kadar bu işin ucu gider. Neden? E ya sen kimin malını kime peşkeş çektin? Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerinin üzerine orası tapusu devlete ait değil, devlete ait olmuş olsa sen bakanlar kurulu kararıyla yap. İşin içerisinde bir de böyle sıkıntı var. Türkiye’deki hukukçular bu tip şeylerle ilgilenmezler. Boş siyaset yapıyorlar. Fatih Sultan Mehmet’in Ayasofya’yı camiye çevirmesini İslam’a göre yorumlar mısın? Bu noktada o kimse özel malı olduğu için cami yapabilir.
Camiyi özel malını bir kimse havraya çevirebilir mi? İslam hukukuna göre, İslam beldesinde hayır. İslam hukuku buna müsaade etmiyor. Bugün Ayasofya’nın ibadete tekrar açılması neden bu kadar zor duruma gelmiştir? Türkiye henüz daha hürriyetine kavuşabilmiş bir ülke değil. Henüz daha hür değil. Ya namazının kazasında sadece dört rekat farzı mı ya da üç reket vacip namazıyla beraber kılınır mı? En ormadi yası namazının Selahattin Vitri Hanefi’ye göre, İmam Azam’a göre vacip. İmam Muhammed, İmam Yusuf’a göre vacip değil, nafile. Ama biz İmam Azam’a uyarız burada. Genelde Anadolu Müslümanları. O yüzden hem yasın namazının farz olan dört rekat namazını kaza edecekler hem de üç rekat vitri vitri kaza edecekler.
9. Bölüm
Kader mi bizi yönlendiriyor yoksa biz mi kaderi yönlendiriyoruz? Ne o bizi yönlendiriyor ne de biz onu yönlendiriyoruz. Bana bak bize bir cüzi irade vermiş biz o cüzi irademizle kendimizden sorumluyuz. Biz kendimizi yönlendiriyoruz. Bir kişi bağlı bulunduğu daireden hariç başka bir yerden ders alır mı alırsa kendisi için ne zararı olur? Alabilir, bunda bir zarar yok. Bir kimse beş yerden de ders alır eğer veriyorlarsa. Ben başka daireye bağlayayım ama sizin sohbetinize katılıyorum. Çok mutlu oluyorum. Hatta her perşembeyi iple çekiyorum ama sohbetinize geldiğimde acaba efendimizi hata yapıyor muyum? İnsanlar nerede bir zikir halakası sohbet halakası varsa otururlar orada. Orası cennet bahçesidir.
O yüzden orada herkes yer, içer. Bunda bir sıkıntı yoktur. Ama velakin bir kimsenin kendisine ait kendi bağlı bulunduğu dersi varsa aynı gün o derse gitmesi edeben uygundur. Mesela perşembe kendi bağlı bulunduğu ders halakası oralarda var ise yakınlarında oraya gidecek o ders halakasına oturacak. İnşâAllah. Sizi üç şeyden men ediyorum dedikodu malı zayi etmek, çok soru sormak. Bu hadîs-i şerif’teki üçüncü madde çok soru sormak olan sözünden ne anlamalıyız? Gereksiz sorular. Kur’ân ve sünneti öğrenme maksatlı amaçlı değil, dini yaşama amaçlı, maksatlı değil. Bu işin gereksiz sorular. Gerçekten de o kadar çok gereksiz sorular oluyor ki bazen Allâh muhafaza eylesin. İnsanı sohbet edesi gelmiyor.
O yüzden ama bir kimse dinini öğrenmekte haris olacak. Bu biraz da bu Yahudilerle alakalı. Yahudiler böyle çok soru sormakta Musa aleyhisselama gereksiz sorular soruyorlardı. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine de bir gün öyle gereksiz sorular sordular. Hz. Peygamber efendimiz de geçmiş ümmetler neden helak oldu biliyor musunuz? Onlar da çok soru sormaktan helak oldular. Noktasında bir söz söyledi. Bu onunla alakalı. Gereksiz bir kimsenin normalde sorması gereken bir yeri bir yere gittiniz. Mesela örnek şimdi burada Murat Hoca var Murat Hoca kanserle alakalı tıpçı Murat Hoca kalkıp da bir kimsenin örneğin meteorolojiden soru sorması gibi. Ya Murat Hoca onkolejici ne işi var adamın meteorolojiyle?
Bunun gibi. Bunlar eksik ve yanlış şeyler. Soru sormanın edebin nedir? Bir öğrenmek için iki öğretmek için üç utandırmak için bu hadîs-i şerif utandırmak için soran utanır der. Soru sormanın hakikati nedir? Bir kimse Sufiler için Allâh’ı tanıma bilme noktasında sorularını sorması gerek. Tasavvuf ekolünde Gülbül ve Gülneyit çağrıştırır. Aralarındaki muhabbet nedir? İyi, onun üzerinden Rumuz kullanmışlar. Gülü de Bülbülü de Rumuz olarak kullanmışlar. Sonsuzluk insana ne kazandırılır? İnsan sonsuzluğun yolcusu mudur? Sonsuzluğu tefekkür et. Şunları da bitireyim inşâAllah. Banka kredisiyle ev, araba, eşya almanın hükmü nedir? Bakın ev, araba ayrı, eşya ayrı. Bir kimsenin darül harpteyse, bir eve ihtiyacı var ise, aslında darül harpte de bir kısım hanefilerce orada ev alınması, oraya yer yurt edinilmesi caiz değil.
10. Bölüm
Ama orada dini bir mücadele edecekse, orada oturup o mücadeleyi devam ettirmeli. İşin bir de bu tarafı var. O yüzden normalde bir kimsenin fakir zaruret içerisindeyse böyle bir şey yapmasına cevaz görülebilir. Araba, o kimseye çok ihtiyaçsa darül harpte harbiyle müminin arasında faiz yoktur. Hukukunca bu cevaz verilebilir. Eşya verilince ona cevaz verilmez. Eğer mesela bir iş yerine bir eşya alacaksa bu yine farklı. Tavla oynamak, dama oynamak, satranç, taş okuyor oynamanın dinimizde hükmü nedir? Tavla oynamak caiz değildir, şans oyunuldur. Dama oynamak caizdir, şans oyunu değildir. O da şans oyunu değildir. Kıraathanelerde, kahvenelerde kağıt oynanan tavla, taş ok oynanan yerlere gidip çay veya beyazı içeceklerden içmek haram mıdır?
Bu yerlerde bir şey içmekte sakınca var mıdır? kıraathanelerde kumar oynanıyor, yok orada şunu bunu oynanıyor diyoruz, eyvallâh. İyi alışveriş ettiniz, yerlerde içki satıyor ya. Pazar günlerini, cumartesi günlerinizi geçirdiniz, o kocaman devasa alışveriş merkezlerinde içkide satıyorlar. Neden gidiyorsunuz? Ne o? Sabancının şey, neydi? Karfırsa mıdır? Karfırsaya? Neden gidiyorsunuz başka yerlere? Evet, bunlar caiz değil, o da caiz değil. Devlet dairelerine torpille adam yerleştirilmesine nasıl bakıyorsunuz? Bizim bu tip işlerle işimiz olmaz, biz zaten böyle bir şey yapabilecek noktada da hiç olmadık zaten. Olamayız da biz zaten. Bizi ne bürokratlar sever, ne siyasiler sever. O yüzden bir tip bu tip şeylerle işimiz olmaz.
Polis ve askeriye torpille kazanılması ne kadar sakıncalıdır sizce. Bu tip şeyleri yapmak gerçekten uygun değil. Herkes hakkını riayet etmeli, çalışmalı, çalıştığının karşılığını almalı. Doğu’da bazı okullar süresiz tatil etildi. Öğretmenler, memurlarla neketlerine dönüyor. Geride kalanların hepsi suçlu değil ama şu bir gerçek ki halk da zulüm altında. Devletin bu politikası hakkında ne düşünüyorsunuz? Evet, Güneydoğu kanayan bir yara bu yara daha da kanıyor. Çünkü Güneydoğu’da bir Kürt meselesi değil artık bu. Bu uluslararası bir savaş. Bu uluslararası savaşın uzantısı Güneydoğu’da olan. Çünkü bu sadece PKK’yla bağlantılı bir şey değil. Zaten PKK bu noktada bu toprakların bir örgütü değil. PKK tarih boyunca gizli servislerin örgütü olmuştur hep.
Ama Kürtleri kalkan olarak kullanmıştır. Oradaki Kürtlerin sanki hakkını hukukunu savunuyormuş gibi çıkmış. Ama uluslararası bir şebekenin elinde oyuncak. Şu anda orada gerçekten bunu daha da arttırıyorlar. Türkiye’nin Rusya’yla resneşmesinin arka planında da bu var. Çünkü son dönem PKK maksitleriniz komünist bir örgüttür. O yüzden o maksitleriniz komünist örgütün zaman içerisinde gizli servislerin elinde oraya buraya dönmüştür hep. Kah Israel kullanmıştır. Kah Amerika kullanmıştır. Kah İngiltere kullanmıştır. Kah Suriye kullanmıştır. Daha Baba Esad zamanında. Şimdi de PKK’yı Rusya, İran ekseni kullanmakta. Şu anda Rusya, İran ekseni PKK’yı kullanmakta. Amaçları Suriye’yi yutmak. Amaçları Suriye’yi bunun bir şekilde Rusya örtülü olarak Rusya ve İran işgali altına geçirmek.
11. Bölüm
Örtülü bir şekilde bunun savaşı var. Türkiye’de bu işgale karşı çıkıyor haklı olarak. Bunu böyle AKP’cilik gibi görüyorlar. Gerizekalı bunlar. Gerizekalı bunlar. Ben şimdi konuşacağım yine diyecekler ki sen AKP’yi de destekliyorsun. Ben memleketimi seviyorum. Ben memleketimi seviyorum. Ben memleketimi seviyorum. Ben memleketimi seviyorum. Bu uluslararası bir oyun. Türkiye’nin güney doğrusunu yönetilemez hale getirip Kürtlere çünkü Suriye’deki ve Irak’taki ve İran’daki Kürtlere bunu söylüyorlar. Sizin yeriniz orası. Aynı şeyi İsrail de söylüyor. Aynı şeyi Amerika’nın da hoşuna gidiyor örtülü bir şekilde. Güneydoğu’nun bir kısmı, Suriye’nin bir kısmı, İran bir kısmı zaten Barzani’yle şu anda adım attı o. üçünün bir yerde toplanılıp böyle bir piyon bir Kürt devleti kurulsa orada bu muhakkak ya Amerika’nın güdümünde ya Rusya güdümünde olacak.
Amerika kendi güdümünde şu anda orada bir Kürt devleti kurduramaz. Amerika böyle bir şey yaparsa Türkiye ile ters düşer NATO’nun içerisinde. O yüzden bölgedeki ülkeler Amerika’yla dost olan Suriye gibi, Katar gibi, Ürdün gibi Birleşik Arap Emirlikleri gibi, Bahrein gibi, Dubai gibi ülkeler o zaman şunu derler bize sıra ne zaman gelecek? O yüzden Amerika bu meselenin içerisinde müdahil değilmiş gibi görünüyor. Amerika da büyük tezgah kuruyor. Rusya’yı sürdü şimdi Rusya bunu becerirse ondan sonra Rusya’yı ondan kovmak, onunla anlaşmak kolay. Türkiye burada çok yönlü bir savaşın içerisinde. Çok yönlü. Denilebilir ki ben kendimce öyle görüyorum bunu. Bu birinci dünya savaşından daha ağır bir stratejik savaşın içerisinde.
Bu birinci dünya savaşından daha ağır bir stratejinin içerisinde. Ama Türkiye şu anda Cenâb-ı Hak’ın lütfi ilahisi çok güçlü olduğu bir zamana denk geldi bu. Eğer bu hadiseler 15 yıl önce olmuş olsaydı, 20 yıl önce olmuş olsaydı bilin ki kangördeyi götürdüydü. Ben şimdi resmi daha da büyüteyim size. Şimdi yine kızacaklar bana. Eğer 17-24 Aralık’la bu hükümeti bir şekilde o zaman için darbeyle düşürmüş olsalardı, bugün kangördeyi götürdüydü yine şu anda Güneydoğu’da. Allâh’ın lütfi ilahisi var. Cenâb-ı Hak tabiri caizse gökten ilahi bir el ile yardım ediyor memlekete. İlahi bir el. Zaten Mehdi’ye de öyle yardım edecek Cenâb-ı Hak. Gökten, semadan ilahi bir el ile yardım edecek. Ve şu anda Güneydoğu’da PKK’nın yaptığı şey Rusya’nın istediği, İran’ın istediğini yapıyor.
Burada oradaki halk eziyet çekiyor. Ama eziyetinin sebebi PKK. Ama sivil vatandaş ne yapabilir ki elinde keleş olan, bombası olan bir örgüte karşı? Ve bu örgüt hızla, içinde yabancı unsurları da barındırarak da büyüme eğilimini de gösteriyor. Bereket veriyor. Büyüme eğilimini de gösteriyor. Bereket Türkiye tekrar söyleyeceğim, güçlü, aynı gecede birkaç yerde, üç yerde, beş yerde, yurt içinde, yurt dışında birden operasyon yapıyor. Aynı anda, aynı gecede beş yerde, altı yerde, yedi yerde, on iki yerde birden operasyon yapıyor. Hem yurt içinde hem yurt dışında. Zaten Türkiye’nin bu operasyonal gücünden dolayı kımıldanamıyorlar fazla. Eğer Türkiye’nin bu operasyonal gücü olmamış olsa yiyecekler fıstık çekirdek gibi.
12. Bölüm
Sizin Güneydoğu diye bir şeyiniz kalmayacak. Mesela Türkiye normalde birileri faş etti mesela. Musul’a gidip yerleştiydi Türkiye. Şimdi Musul’dan söküp çıkmaya, çıkarmaya çalışıyorlar. Birileri onu ne yaptı? Faş etti. Ayyuka çıkardı. Hala da ayyuka çıkarıyorlar. Türkiye’nin içerisindeki Gerizekalılar da diyorlar ki Musul’da ne işimiz var bizim? Amerika’nın ne işi var orada? Amerika’nın ne işi varsa bizim de o işimiz var. Bunu diyemiyor. Rusya’nın ne işi var Suriye’de? Eğer Rusya’nın Suriye oturmasına seslenmezsen yarın gelip sana oturmayacağın ne malum? Devlet mantığı yok. birisi geldi senin yan dükkanındaki adama çöktü. Kim? Mafya çöktü. Sen eğer yan dükkanındaki mafyayı oradan söküp çıkarmazsan ikinci gün gelip sana çöker o mafya.
Sen o mafyanın oraya çökmesini sökmen lazım oradan. Eğer onu oradan söküp atmazsan sen üç gün sonra gelir sana çöker. Adam gelir buraya çöker. Sen onun çökmesine buraya geldi, çöktü adam. Onun buraya gelip çökmesine sen bir şey demezsen gelir üç gün sonra buraya çöker adam. Sen oradan adam gelir sana bir taciz ateşi yapar. Bir mermi atar sana. Sen o mermiye cevap vermezsen yarın iki tane atar. Ertesine on tane atar. Daha ertesi gün bir gün uçağa girer adamın. Ertesi gün filosu girer. Bir gün yanlışlıkla bir havan ateşi gelir. Ertesi gün obüsleri çevirir, cevap vermezsen obüsleri çevirir komple atar. Bizim için bizim içimizde nasıl insanlar var? Sütleri nereden, kanları nereden? Bilmiyorum ki bunları.
Çok da takip etmek istemiyorum. Böyle şekerim yükseliyor. Haleti ruhiyen bozuluyor. Ya nasıl nereden bunlar yetişmiş bilmem. Bunlar ne yiyorlar içiyorlar hayret ediyorum ben. Bu toprakları yiyeceğinden içeceğinden yeseler isteler böyle olmazlar. İçimizde Rus çuk varmış haberimiz yokmuş bize. Bir uçağını vurdu diye Türkiye neredeyse gidecekler. O uçağı vuran uçağı yakacaklar bizimkinden. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Yaşananlar İran’ın, Rusya’nın yabancı güççülerin PKK’yı kullanması başka bir şey değil. Ve Güney Doğu’yu yönetilemez hale getirmek istiyorlar. Bunda kısmen de başardılar zaten. Bereket orada yerel halk tamamiyetle böyle bu meseleyi kör olanlardan değiller. İçinde akil insanlar var, meseleleri gören okuyan insanlar var.
O yüzden normalde orada çok büyük böyle daha da ağır, daha da kanlı olaylar olmuyor. İşinden enteresanın noktası da şu barış isteyenler devlete diyorlar barış istiyoruz diye. Ya devlete silah çeken sizsiniz. Askeri şehit eden sizsiniz. Polisi şehit eden sizsiniz. Okulları yakan, camileri yakan sizsiniz. Hendek kazıp içine bomba dolduran sizsiniz. Belediyelerin araçlarıyla assalt yapıyoruz diye siz her tarafa bomba yerleştirmişsiniz. Akabinde barış istiyoruz diyen de sizsiniz. Bu nasıl bir mantık bilmiyorum. Ya benim elimde devletin elinde silah olması kadar makul bir şey yok. Devletin elinde silah olacak. Senin elinde silahın ne işi var? Eğer sen Türkiye Cumhuriyeti tebaasısan, senin elinde bu silahın ne işi var?
13. Bölüm
Kime karşı kullanacağım bunu sen? Barış istiyoruz. İyi bırak. Devlete ne silah çekiyorsun? Ya ne oldu ki sen silah çekmedin? Ya ne oldu ki sen silah çekmedin müddetçe devlet operasyon mu yaptı orada? Hayır. Hatta operasyondan kaçtı kan dökülmesin diye. E şimdi şimdi haberi dışarıdan İran’ın, Rusya’nın kullandığı ajanlarla Güneydoğu’da işi büyütmeye çalışıyorlar. Kızacak bana herkes. Türkiye harika işler yapıyor. Öyle şaşırtmaca işler yapıyorlar ki çok hoşuma gidiyor. Büyük devlet demek bu. Demek ki istihbarat iyi çalışmış. Devlet iyi çalışmış. Herkes Suriye’ye girecek. Ne işimiz var Suriye’de? Suriye’ye girecek derken hedef yanıltmış herkesden. Suriye’ye girme düşüncesi oluşturmuş. Bütün her şeyi organize etmiş.
Toplamış güçlerini. Bunları okumuş. Öncesinden. Türkiye iki yıldan beri üç yıldan beri Suriye meselesi çıktığından dört yıldan beri Güneydoğu’ya oturdu yerleşti. Güvenlik kuvvetler olarak. Güneydoğu geçilmez. İçerideki sıkıntı sivil halkı ayırıştıralım diye düşünüyorlar. Şu anda izin vermelerinin sebebi o. öğretmenleri rehin alabilirler, memurları rehin alabilirler, daha agresif işler yapabilirler. O yüzden ücretsiz, süresiz işler yapabilirler. Öğretmenleri rehin alabilirler. Öğretmenleri rehin alabilirler. Öğretmenleri rehin alabilirler. Ücretsiz, süresiz izin veriyorlar. Resmi personel çıksın buradan. Daha agresif işler yapabilirler çünkü. Türkiye içeride de savaşıyor, Irak’ta da savaşıyor, Suriye’de de savaşıyor, Filistin’de de savaşıyor.
Türkiye bir yerde savaşmıyor. Türkiye Filistin’de de savaşıyor. Türkiye Suriye’de de savaşıyor. Irak’ta da savaşıyor. Türkiye Güneydoğu’da da savaşıyor. Güneydoğu’da savaştığı Kürtler değil, Rusya, İran, İsrail perspektifindeki yetiştirilmiş, yetiştirilmiş, dizayn edilmiş, silahlandırılmış, bununla özel eğitilmiş güçlerle savaşıyor. Bu sadece PKK değil. Bu işler sadece PKK’nın halledebileceği işler değil. Arkasında süper güç olmazsa PKK bunları yapamaz. Hatta onların bu kadar kafasını hatta onların bu kadar kafaları basmaz. Cahil insanlar onların hepsi de. Okuması, yazması yok. Ver beş bin dolar, çıkart. Cahil. Onun arkasında akıl var. O akıl da İran, Rusya ikilisi şu anda kullanan. Önceden Amerika’da kullandı PKK, İngiltere’de kullandı.
İsrail hep kullanıyor zaten. Hep kullanıyor. Ama şu anda örtülü veya açıktan Türkiye dört beş cephede birden savaşıyor. Dört beş cephede birden savaşıyor. O yüzden bu devlet, bu millet, bu topraklar bizim. Biz bu noktada mücadelemizde, gayretimizde asla geri dönmeyeceğiz. Kürtler de bizim kardeşimiz. Biz de onların kardeşiyiz. Bu noktada hiçbir sıkıntımız yok. Bu topraklarda barış içerisinde yaşamak isteyen herkes bizim kardeşimiz. Sınırlar değişecek evet. Türkiye’nin sınırları büyüsün inşâAllah. Böyle gelişsin. İnşâAllah ben de öyle ümit ediyorum. Cenâb-ı Hak yardım etsin inşâAllah. Dünyanın neresinde zulüm varsa ona eleştiriyoruz. Eleştirmeliysek bu kendi içimizdeki zulüm karşısında bir şey yapmamız gerekmez mi?
14. Bölüm
Kurunun yanında yaş yanıyor. Kötünün yanında iyi ölüyor, işkenceye vuruyor. Sessiz kalmak, insanlar yokmuş gibi davranmak suç değil mi? Evet. Gerçekten buna katılıyorum. Ama düşünebiliyor musunuz? Bu devletin herhangi bir ilinde, ilçesinde hendekler kazılıp bombaların patlatılmasını yapmıyor. Herhangi bir sokak düşünün Bursa’da. Dik kaldırımı düşünün. Teneffüreyi düşünün. Akçağlıyan’ı düşünün. Gürsu’yu düşünün. Gürsu’nun kenar bir mahallesini düşünün. Bir iş makinası gelmiş oraya kazıyor, oraya bomba dolduruyor. Ne yaparsınız siz? Zulüm nerede başlıyor bakın. Sizin sokağınıza bir terör örgütü, bir terör örgütü hendek kazıp bomba doldururken sen neredesin? Bir terör örgütü senin sokan asfaltlanırken sokağını asfaltlıyoruz derken tonlarca bombayı senin sokağına koyarken ya o patladığında senin çoluğun çocuğun da ölecek orada.
Senin evin de yıkılacak orada. Ve adam sen neredesin? Neredesin sen? Senin sokağında bir kıvılcım var. Sen o kıvılcımken parmağını bastan sönecek. O bombalar sokaklara, caddellere, yollara doldurulurken orada yaşayan insanlar hiç mi vicdanınız titremedi? Hiç mi merhametiniz ayağa kalkmadı? Yirmi yaşında masum çocuklar askerliklerini yapanlar oradaki devletin kamu görevlisi, polis orada asayişi sağlamak için vazifeli. Senin için orada. Sağlıkçılar, öğretmenler, senin için oradalar. Sen o bombalar yollara kurulurken tuzaklar yollara kurulurken ve Kürt kardeşim aklın neredeydi senin? Valiliğe telefon açıp buraya gece yarası bomba dolduruyorlar diyemedin mi? Bir evden bir eve tünel kasılırken neredesin sen?
Sen neredesin? Benim evimin altından tünel kazacak Önce onun kafasını gözünü ben yararım önce veya o gece benim dükkanımın altından tünel kazacak Benim evimin içinden tünel kazacak Senin namusun yok mu? Senin karın yok mu? Senin kızın yok mu? Senin evladın yok mu? Allâh’ın gavuru gelecek senin evinde dolaşacak Kim dolaşacak? Rus ajanları dolaşacak Kim dolaşacak? İran ajanları dolaşacak Kim dolaşacak? Alman ajanları dolaşacak Öldü böyle bombalamada bir sürü ölürleri var Bir sürü kendi şeyleri öldü, ajanları öldü Ondan sonra kendini Ajanları öldü, ajanları öldü. Ondan sonra patronetleri çektiler. Ne işi var Alman’ın orada? Alman devleti diyor ki benim işim var orada. Ben orada olmalıyım. Bizim burnumuzun dibi, kendi ülkemiz.
Kendi ülkemiz bizim. Atalarımız bırakmış bizi. Osmanlı’dan kalma orası. Bizim orası. Bizim, bizim. Bizim, bizim. Osmanlı’nın bıraktığı her yer bizim. Osmanlı’nın çekildiği her yer bizim. Bu ülkenin insanları, bu toprakların, o toprakların insanların. Suriyelilerinin yer. Bizim derken, o bölge Müslümanların, o bölge insanlarının. Ne işi var Rus’un orada? Ne işi var Amerikan’ın orada? Ne işi var İngiltere’nin orada? Ne işi var Fransa’nın, İtalya’nın orada? Ne işi var? Ne işi var ya? Kimsin sen kardeşim? Ne işi var? Kimsin sen kardeşim? Elin gavurunun işi var. Benim atalarım ya, benim atalarım. Sizin atalarınız, hepimizin ataları. Türk’üyle, Türk’üyle, Lalı’yla, Çerkez’iyle. Ta Kafkasar’dan, ta Bosna’nın ucuna kadar.
15. Bölüm
Ta Afrika’nın ucundan, ta Yemen’in ucuna kadar. Ta Afganistan’a kadar. Bu toprakların, insanlarının bu yerler. Evet, bu toprakların. Evet, Kürtlerin orası. Ne işi var İsrail’in orada? Ey Kürtler! Ne işiniz var Ruslarla sizin? Tarih boyunca olmamış. Ne işiniz var sizin Pers İmparatorluğu’yla? Tarih boyunca olmamış. Evet. Ne işiniz var? Osmanlı hep sizin hakkınızı korudu, hukukunuzu korudu. Evet Diyarbakır Sancakbeyliği. Aynı Sancakbeyliği olsun. Olsun. Sıkıntı yok. Evet. Neden Rusya’ya bağlı bir Kürt devleti kurmaya çalışıyorsunuz da, Türkiye’ye bağlı bir Kürt devleti kurmaya çalışmıyorsunuz? Neden İsrail’e bağlı bir Kürt devleti kurmaya çalışıyorsunuz da, Türkiye’ye bağlı bir Kürt devleti kurmaya çalışmıyorsunuz?
Neden gidip Amerikan’ın gizli sokaklarında dolaşıyorsunuz, Masonların orasını, burasını yalıyorsunuz? Piş Yahudilerinde gelip de bu ülkede, bu ülkenin insanıyla oturup konuşmuyorsunuz? Neden gidip de Avrupa’daki pis Yahudilerin orasını, burasını öpeceğiz diye uğraşıyorsunuz? Bu ülkenin insanından ne zorluk gördünüz, ne sıkıntı gördünüz? Oyun büyük. Oyun büyük. Kremin’de dolaşın. O gencecik çocukları bombayla şehit ederken hiç düşünmediniz mi? Hain. E şimdi tabi normalde sessiz kalmak suç değil mi? Sessiz kalmak suç değil miydi? Güneydoğu’da yollara evlere bombalar ve düzenekler kurulurken suç değil miydi Güneydoğu’daki insanlar? Bunlar Rus askerlerine mi kurdular bombaları düzenekleri? Bunlar İran askerlerine mi kurdular bombaları düzenekleri?
Yoksa Rus ve İran ajanları, Alman ajanlarıyla beraber olup Bunlara nasıl düzenek kuracağını bunlar öğretti de onların adına mı çalışıyorlar? Nerede eğitim gördünüz? Gidin Afganistan’ın o hemen Bitişin’de, Tazikistan’daki Rusya’nın en büyük üstüne bakın bakalım kimlere eğitiliyor orada? Oraya Rusya baya takviye yapmaya başladı bu ara. Yoksa Afganistan’daki Taliban, Sunni Taliban, Tazikistan’ın o içindeki Rusya’nın üstüne bir saldırıda bulunmasın bu ara? Evet, acı bir şey var şu anda. İran büyük oynuyor, büyük bir Sunni-Şia çatışmasına oynuyor. Rusya’nın da iştahını kabartıyor bu. Rusya’nın iştahını kabartıyor, Amerika’nın da iştahını kabartıyor bu. Rusya’nın iştahını kabartıyor, Rusya Şia’larla beraber Sunni bölgelere girip hem petrole hem zenginliklere ulaşmak istiyor.
Hem de Şia hâkimiyetini kurmak istiyor. Bunun karşılığında cevap veren de şu anda Türkiye, Katar gibi ülkeler. Bunların da arkasında Amerika duruyormuş gibi görünüyor. Böyle bir savaşı körüklüyorlar, böyle bir savaşı körüklüyorlar. Allâh bu savaştan muhafaza eylesin. Bu iş Türkiye PKK savaşı değil yani. Güneydoğudaki savaş Türkiye PKK savaşı değil. PKK’nın arkasında şu anda Rusya ve İran var. Türkiye şu anda örtülü olarak Rusya ve İran ile savaşıyor. Türkiye örtülü olarak Rusya’nın desteklediği Şia örgütlerle savaşıyor. Evet. Irak’ta da onlarla savaşıyor, Suriye’de de onlarla savaşıyor. Türkiye ritmik olarak, geleneksel olarak Osmanlı’dan kalmaz, Sünniliği var. Ve dünyanın her yerinde Sünniliğin savunucusu olan devlet hükmünde olmuş.
Dini perspektif açısından bir vahabilik var. Onun devleti Suudi, bunu herkes biliyor daha önce söyledim. Şia var bunun devleti İran. Sünni güç olarak da Türkiye var. Türkiye tarihi perspektif açısından zaten Sünnilerin devleti olmak zorunda bu noktada. Oralarda yaşayan çocuklar ve masumlar için en azından bir başka yere taşıma planı bir güvenli bölgeye yapılamaz mıydı? Doğru. Suriyelilere yaptıysak kendi vatandaşlarımızla da yapmamız gerekmez mi? Bu ritmik olarak gelişen bir şey muhakkak yaparlar. Minibüse bildim şoför yalnız olduğu için selam vermedim. O bana hoş geldiniz dedi. Utandım erkekler ilk selam vermek doğru mu yanlış mı? Olabilir erkekler ona selam normalde, bayanın ona selam vermemesi gayet normal.
Fala mannahu la ilaha illAllah Fatiha. Destûr.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, İhsân, Nefs, Sünnet, Muhabbet, Hayret, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı