Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

442. Dergah Sohbeti: Camilerde Zikrullah Yasağı, Zahir Ulema ve Hz. Ali’nin Uyarıları

Bakara 114 ve Hac 40 tefsiri, camilerde zikrullah yasağı eleştirisi, İslam’ın cami merkezli kültürü, Hz. Ali’nin gelecek hakkındaki sözleri, zahir ulema eleştirisi, intihar edenin cenaze namazı, kadın-erkek kıyafet meselesi ve nikah hakları.


1. Bölüm

Selamünaleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gününüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Zikir sohbetlerine devam ediyoruz inşâAllah. Bakara âyet 114. Allâh’ın mescitlerinde Allâh’ın adının zikredilmesine engel olan ve onları harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır? Allâh’ın mescitlerinde Allâh’ın zikrine engel olan âyet-i kerimenin birinci bölümü bu. Demek ki Allâh’ın mescitleri Cenâb-ı Hak’ı anmak, zikretmek, namaz kılmak. Orada dini ibadetleri talim etmek, terbiye etmek. Orada din ve diyanetle alakalı. mevcut diyanet işleri değil. dinin emreti konulmak. Bunlar konuşulur. Ve bu tip mescitlerde, dergahlarda, tekkelerde boş meleğe anı şeyler konuşulmaz.

Bu tip yerlerde kahkahayla gülünmez. Namaz vaktinde yanındaki kimseyle sohbet edilmez. Hutbe okunurken yanındaki kimseyle konuşulmaz. Bir tekkeye girildiğinde tekkede sohbet var ise etrafındaki kimseyle konuşulmaz. Sohbet edilmez. Sohbet dinlenir. Eğer tekkede Allâh’ın zikri varsa, zikrullah’a tabi olunur. Bizim dergahtan da değildi, bizim tekkeden de değildi. Buna bakılmaz. Onun şeyhi buydu, bunun şeyhi buydu. Şu mezheptendi, bu mezheptendi, bu meşreptendi, şu meşreptendi. Bakılmaz. Bir tekkeye gittiğinizde, bir mescide, camiye gittiğinizde orada bir zikrullah alakası varsa oturulur, zikrullah’a tabi olunur, zikrullah yapılır. Ve bir mescitte de, bir camide de birisi zikrullah yapacaksa orada da ona bu noktada birisi engel koymaz.

Bir dönem biz Ulu Camide Kadir gecelerinde 12’den sonra 1’den sonra zikrullah yapıyorduk. Ne yazık ki o günün müftüsü Cuma vaazına çıkıp camilerin zikrullah yapılma yeri olmadığını söylemişti. Bu acı günleri yaşadık hep biz. Ve camiler ve mescitler şu anda sadece namaz kılma yeri. Ne yazık ki camiler şu anda insanların dinlerini öğrenebileceği bir yer değil. Bunda bizim toplumumuzun bu noktada sorumluluğu olduğu kadar devletin ve devlet kurumu olan diyanetin de bu noktada bir sorumluluğu ve bu noktada bir payı var. E böyle olunca din gerçek manada camiler, camilerin e böyle olunca din gerçek manada camilerde öğrenilemeyince ne yazık ki insanlar din adına Kur’ân ve sünnetin dışında bir sürü fikir düşünce eylem öğrenip onları din zannediyorlar ve bu tuzaklara düşüyorlar.

Bu tuzaklara düşüyorlar. mescitler, camiler Allâh’ın zikrinin yapılması olan yapılması gereken yerler. Ama ne yazık ki mescitler, camiler şu anda buna müsait değil. Buna müsaade edilmiyor. Buna yasaklanmış. Siz camide namazdan sonra Allâh’ı zikredemezsiniz. Oysa Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ve ashabı camide namaz bittikten sonra Allâh’ı zikrederlerdi. Hazreti Ebu Bakr radıllahu anh hazretlerinin oğlu Abdullah der ki biz namazın bittiğini ashabın camiden yükselen zikir seslerinden bilirdik. Camide çünkü zikir sesler olurdu. Camiden zikir sesleri gelirdi. Camiden Kur’ân sesi gelirdi. Camiden sohbet sesi gelirdi. Camiden fıkıh sesi gelirdi. Camiden çocuk sesi gelirdi.


2. Bölüm

Camiden bütün herkes toplanır. Dini, ibadetlerini ve öğretilerini orada yapardı. İslam toplumunda kahve yoktur. İslam toplumunda bilarda salanı yoktur. İslam toplumunda meyhane yoktur. İslam toplumunda randevu evi yoktur. İslam toplumunda randevu evi yoktur. İslam toplumunda asla ve asla fuhşiyata ve fahşiyata açık yerler ve evler, binalar yoktur. İnsanlar camilere giderler. İnsanlar tekkelere giderler. Hemen caminin başında tekkeler vardı. Hemen caminin arkasında bir tekke, hemen yanında bir hamam, hemen onun yanında bir aşahane, hemen onun yanında camiye ait bir kütüphane. Hemen caminin yanında bir medrese, okul. İslam kültürü buydu. Cami, medrese, tekke, hamam, aşahane, yemek yeri. Karnı aç olan orada yemek yerdi.

İnfak ederdi Müslümanlar. Aç kimse kalmazdı. İlim öğrenecekse medrese vardı. Hemen orada dininin temelini öğrenirdi. Tasavvufi noktada yürüyecek olan hemen tekke oradaydı. Hemen o tekkeden tasavvufî olarak yürürdük. Temizlenmek önemliydi. Hemen yanında hamam vardı. Hemen yanında hamam vardı. Kimse kötü kokmazdı İslam toplumunda. Cenâb-ı Hak âyet-i kerimeli eder. Bakar âyet 114. Mescitlerde, camilerde Allâh’ın bu noktada ibadet edilmesi olan, ibadet edilen, Allâh’a ibadet edilen yerlerde Allâh’ın zikri yasaklanması yasaklanmıştır. Şimdi Beytullah’ta da Allâh’ı zikredemezsiniz. Tek başınıza lâ ilâhe illâllah, lâ ilâhe illâllah diye diye gidersiniz. Beş kişi, on kişi, yirmi kişi lâ ilâhe illâllah dediniz mi Suud polisi peşinize takılır.

Biraz daha yapmaya başlarsanız başlar. Havası çıktığı kadar bağırmaz. Sûfî haram diye. Biraz daha cederleşirseniz alır götürür sizi karakola. Tutuklar atar, husisi yapıyorlar onu. Ömre biter, hac biter, üç ay sonra, dört ay sonra akıllarına gelirlerse, bir mahkeme kurarlar, salıverirler. Perperişan olursun. Bunu husisi yapıyorlar bu zulmü. Böyle yapıyorlar ki arkadan gelenlere ders olsun. Bir daha hiç kimse böyle bir şeye tevessül etmesin. Çünkü zalim yönetimler, kendilerinin isniyatifinin dışında oluşan din algısını, çok büyük bir şekilde cezalandırırlar ki, kendi isniyatifinin dışında bir din algısı oluşmasın. İsniyatifinin dışında bir din algısını kabullenmeleri mümkün değildir. Bu her yerde aynıdır.

Bunun olmadığı bir yer yok dünya üzerinde. Dünya üzerinde mevcut yönetimlerle çatışmadığınız müddetçe, dininizde özgürsünüz. Nereye kadar? Mevcut yönetimin müsaade ettiği yere kadar. Bir bütün halinde değildiğine. Mevcut yönetimin müsaade ettiği yere kadar. Mevcut yönetimlerde de değişiyor müsaade ettikleri yerler. Herkesin bir istihabattı var. O istihabattın müsaade ettiği yere kadar, o sizin dininizi yaşamanıza müsaade ediyor. Eğer bu noktada öyle bir şey yoksa size ona müsaade etmiyor. O yüzden de şu anda mescidler bu noktada camiler hür değil. Hür değil. O bir aldatmacadan ibaret. Diyorlar ya camiler açık isteyen gitsin namaz kılsın. Bak söz ne? İsteyen gitsin namaz kılsın. Camiler açık.


3. Bölüm

Sadece ne yapabilirsiniz? Namaz kılabilirsiniz. Biz 20 kişi toplandık burada hadîs okuyacağız diyemezsiniz. Biz 50 kişi toplandık burada tefsir okuyacağız diyemezsiniz. Onu Diyanet’in gözetiminde yapmakla mükellefsiniz. Öyle Diyanet kendiliğinden öyle bir çalışma başlatmaz. Gitseniz bir mahalle camisine deseniz ki biz burada 20 kişiyiz 30 kişiyiz. Biz burada ders yapacağız. Müftülükten izin almamız lazım da. Müftülükten izin almamız lazım da. Müftülüğe müracaat etseniz size izin vermez. Alacağınız cevap şudur. Camiler namaz kılmak içindir. Bu kadar. Namazın haricinde bir şey yapmanız mümkün değildir. mescitlerde Allâh’ın zikrini yasaklayandan daha zalim kim olabilir? Yasaklayanlar hep zaten müminlerdir, Müslümanlardır. adına Müslüman dediklerimizdir.

Kafir kafirdir zaten o yasaklar. Münafık münafıktır o zaten yasaklar. Bunda bir sıkıntı yok. Ya yasaklayan kim? Müslüman. Bunda sıkıntı var. Ama yine de o Âyet-i Kerime mucibince zalimdir. Size şunu söylerler. camiler zikrullah yapılma yeri değil. Toplanıp burada zikrullah yapamazsınız. Bu Âyet-i Kerime’yi de kendilerince bu zikirden kastının sadece namaz olduğunu söylerler. Allâh’ı zikretmek en büyük iştir. Ona bakmazlar o Âyet-i Kerime’ye. Namaz sizi kötülükten alıkoyar. Ama Allâh’ı zikir en büyük iştir. Âyet-i Kerime’sine bakmazlar. Bakın namaz sizi kötülükten alıkoyar. Namaza yırdı. Allâh’ı zikretmek ise en büyük iştir. O ayrı bir ibadettir. Bakın o ayrı bir ibadettir. O ayrı bir Allâh’ı zikir ibadetini size müsaade etmezler.

Ve buna kendilerince de habre bir şeyler çıkarırlar. Tahtavi bunu söylemiş. Camilerde cehren yapılan zikirlerin halkaları nafile namazlar gibi değildir. Bu zikir meclisleri men edilemez. Çünkü bunları yasaklayan kimselerin bu Âyet-i Kerime’deki zalimlerden sayılacağından, bundan sakınılıp camilerde kurulan zikir meclislerini yasak edilemeyeceğini açıkça bildirmektedir bu Âyet-i Kerime. O zaman demek ki camilerde Allâh’ın zikrini yasaklayabilecek bir kimsenin olmaması gerekir. Ama ne yazık ki İslam dünyasının büyük bir kısmında camilerde Allâh’ın zikri yasaklanır. Allâh bu yasaklayanların sonunu getirsin inşâAllah. Hac Suresi Âyet 40 Onlar sadece Rabbimiz Allâh’tır dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar.

Eğer Allâh insanların bir kısmını diğerleriyle önlemeseydi, eğer Allâh insanların bir kısmını diğerleriyle önlemeseydi, insanlar ikiye ayrıldı, Cenâb-ı Hak bir kısmını başka bir kısmına ne yaptı? Önmedi. Manastırlar, kiliseler, havralar ve Allâh’ın adının çokça anıldığı mescidler tahrip edilip yıkılırdı. Allâh dinine yardım edenlere mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allâh mutlak kuvvet sahibidir, her şeye galiptir. Hac Suresi Âyet 40 Demek ki mescidler Allâh’ın adının çokça anıldığı yerlermiş. Camiler Allâh’ın adının çokça anıldığı yer olması gerekir. Eğer camiler Allâh’ın çokça anılan yeri olmaz ise, bunu yasaklanlarsa onlar zalimdir. Bunu yasaklayanlar zalimdir. Bu zulmün içerisine kafirler de, münafıklar da, Müslümanlar da girer.


4. Bölüm

Çünkü Allâh’ı çokça zikredilecek olan yerler Allâh’ın mescidleridir. Allâh o mescidlerde bizleri zikrullah yapan kullarından eylesin. İmam-ı Ali raddellahu anh hazretleri söyledi. İnsanlara bir zaman gelir ki İslamiyet’den bir zaman gelir ki, insanlara bir zaman gelir ki İslamiyet’ten ancak isim kalır. Öyle bir zaman gelecekmiş ki, İslamiyet’ten insanlara bir tek isim kalacak. Mesela yalnızca Müslüman ismidir. Ona diyecekler ki bu Müslüman. O Müslüman. bir hadîs-i şerif daha var ya, öyle bir zaman gelecek ki diyor, bir kimse diyecek ki benim ceddimin ceddimin ceddi Muhammediymiş. Benim ceddimin ceddimin ceddim Muhammediymiş. Benim şefaatim ona vacip olacak diyor hadîs-i şeriften. Benim şefaatim ona vacip olacak diyor. öyle bir zaman gelir ki insanların içerisinde bir kimseye Müslüman denir sadece.

Namazı kalmaz, abdesti kalmaz, orucu kalmaz, ibadeti kalmaz, haramlarla alakalı bir derdi kalmaz, farzlarla alakalı bir derdi kalmaz. Toplumumuzda şimdi bu insanlar görülüyor mu? Evet. Şükür ki Müslümanız diyorlar. Öğretilmedi, anlatılmadı. Öğretilmedi, anlatılmadı. Bildirilmedi. Anne de yok, baba da yok. Anne de baba da olmayınca evlat da yok. Yetiştirilemedi, yasaklandı. Yasaklandı. Bırakın dini öğrenmeyi, din yasaklandı. Camiler samanlık oldu, kapatıldı, satıldı. Dergahlar kapatıldı, tekkeler kapatıldı, medreseler kapatıldı. Kur’ân-ı Kerim okuyanlar tutuklandı. Daha çok yakın zamana kadar başörtüsüyle millet okula gidemiyordu. İlahiyat fakültesinde başı açık kızlar okuyordu. İmam Atip lisesinde başı açık kızlar okuyordu.

Lisene İmam Atip. Üniversite ne? İlahiyat. Biz İzmir İlahiyat’a gitmiştik. Ege Üniversitesi’ne 9 Eylül’le bağlı olan Orhan Hocam ile beraber. Orada İlahiyat’ın içerisinde gördüm başı açık kızlar okuyordu. İlahiyat’ın içerisinde gördüm başı açık kızları. Yasak. Kimisi peruk takmış. malum bir cemaat 28 Şubat’taki başörtüsü yasağına muhalefet etmeden başlarını açıp bir peruk fetvasıyla millete okullara devam edeceksiniz demişti ya. Geri kalanlar başlarını açmak istemeyenler okullara gidemediler. Okulların önünde tartaklandılar. Başlarından örtü sökülüp alınmaya çalışıldı. İkna odaları oldu. Buradaki imam hatibin önünde dahi kız yazlar gidemediler. Katmadılar buradaki, Bursa’daki imam hatibin, imam hatib öğrencilerinin başörtülü.

Katmadılar, Bursa’da da oldu. Onlar ne oldu böylece? İnsanların sadece isimleri kaldı Müslüman olarak. Hz. Ali Efendimiz devam ediyor. Başkacı hiçbir ibadet ve taat bilmez. Bunlar sadece adı Müslümandır başka ibadet ve taat bilmezler. Öğrenmediler çünkü. Öğretilmedi. Bu da nefislerine tatlı geldi. Bunun gibi şimdi Sûfî topluluklarda var. Türkiye’de ve dünyada öyle Sûfî topluluklar oluşturdular ki Bunlar namaz kılmıyorlar. Kimisi diyor ki bizim namazımız kılındı. Kimisi diyor ki biz devamlı salattayız. Bunlar oruçla tutmuyorlar. O oruçtan kasıt nefsi terbiye etmekte bizim nefsimiz terbiye oldu diyor. Oruç hayvansal olan hayvani noktada duranlara farzlıyor. Onlar hayvanlıktan kurtulmak için oruç tutacaklar.


5. Bölüm

Böyle bir yorum getiriyorlar. Duyarsınız bunları. Onlar kamil insan olmuşlar. Kamil insan oldukları için oruç onlardan sakit olmuş. Onlar kemale erdiklerinden dolayı onlardan namaz sakit olmuş. Haşa. Böyle sapıklar da var. Ayrıyetten bilmediklerinden dolayı yapamayanlar var. Ve kasıtlı öğretilmediğinden dolayı bunların hepsi de başımıza geliyor. Kur’ân’ın da resmi kalır. Manasını bilen ve amel eden kalmaz. öyle bir zamanda da Kur’ân’ın resmi kalır. Bir Kur’ân-ı Kerim var. Bu bir musaf var. Bunu ne okuyan var ne manasını bilen var. Zaten bunun manasını öğrenmeye çalışırsan Orhan hocanın tabiriyle sen bilemezsin. Ona öyle demişler. Hocam sen bilemezsin demişler. Sen anlamazsın. Sen bu işlerle uğraşma demişler.

Kur’ân’ın manası ortadan kalkar. Kur’ân’ın manası ve ameli ortadan kalkar. Kalktı. Manası da yok, ameli de yok. İslam’ın hukuku olmazsa hiçbir şey kalmaz çünkü. Onu ayakta tutan dinin hukukudur. Dinin hukuku ayakta durmazsa hiçbir şey kalmaz. Mescidlerini tamir ederler fakat içinde zikrullah yapılmadığından manen haraptır. böyle bir zamanda da mescidleri tamir ederler. Harika. Mescidler çok yakışıklı, çok güzel, çok süslü. Çok süslü. Halısından kilimine duvardaki boyadını alır. Halısından kilimine duvardaki boyasına varıncaya kadar harika. İşlemelerine varıncaya kadar harika. Evet, bir mescit, bir cami o toplumun medeniyetini gösterir. O toplumun bir aynasıdır. Ama asıl medeniyeti gösteren içindeki cemaattır.

Ve cemaatın hali ahvalidir. O süslü mescidin içerisinde Müslümanlar, takva süsüyle süslenmemişlerse, ne yazık ki orası harap olmuştur. Ve ne yazık ki mescidlerde camilerde Allâh’ın zikri olmuyorsa, o süsün bir anlamı kalmamıştır. Çünkü içinde zikrullah olacak. o zaman ehlinin şerlileri, zahir ulemaları, o zaman ehlinin şerlileri zahir ulemasıdır. bu zamanın şerlisi, böyle bir zamanın şerlisi, zahir ulemadır. Zahir ulema, işin manasından uzak, işin duygusundan uzak, işin sırrından uzak, işin ahkamından uzak, zahir ulema, bir problemi çözemeyen, bir şeyde mana getiremeyen, söylediği halde söylediğini yaşamayan, bildiği halde bildiğini yaşamayan, zahir ulema, yüzeysel bakan, kıl beşi bitirişi, sallama, sallabaşı, alma aşı, zahir ulema, bir şeyde, bir problemde, bir problemde bunu nasıl Kur’ân ve Sünnet noktasında çözeriz deyip kılı kırk yaramayan, ona gözyaş akıtamayan, o problemin üzerinde kendini veremeyen, insanların Kur’ân ve Sünnet’i yaşamaları için bir derdi olmayan, din adına bir derdi olmayan, zahir ulema, iki tane harf öğrettiği zaman cukkasını doldurmaya çalışan, zahir ulema, âyet ve hadisleri kendince terleyip toparlayıp, o âyet ve hadisleri paraya devşiren, satan, zahir ulema, gidip bir yerde bir Yasin okuyup, iki tane Mevlüt okuyup parayı cebe indiren, gidip bir yerde bir sohbet yaptığında, bir zikrullah yaptığında, cebini doldurup da gider, zahir ulema, bir yere gideceği zaman önce parayı pulu gideceği yerde yiyeceğini, içeceğini, yatacağını, kalkacağını düşünen, zahir ulema, insanların din ve diyanetini hiçe sayıp, sadece hevasına bakan, sadece nefsine bakan, zahir ulema, ne yazık ki bu dönemi anlatmış Hazret-i Ali Radıyallâhu anh Hazretleri, zahir ulema, fitne bunlardan çıkar, fitne bu zahir ulema’dan çıkar, mana derinliği yok, kalbi derinliği yok, ruhi derinliği yok, hiçbir derinliği yok, fitne bunlardan çıkar, zahir ulema’dan, o yüzden camilerde zikrullahı yasaklarlar, o yüzden camilerde milletin toplanıp dertleriyle dertlenilmesini yasaklarlar, ondan sonra bir sürü cemaatler, tarikatlar, ehil olanlar, olmayanlar türeb, türedikten sonra da onlar yine aynı mescitlerin hutbelerine, minberlerine çıkarlar, bunlar hakkında laf söylerler, hocam biz gelelim burada toplanalım, bize dinimizi öğrettiğince bakıyorlar, camilerde din öğretilmediğinden başımıza ne geliyorsa geliyor, bazen de insan hamd ediyor, şükrediyor orada din öğretilmediğine, neden?

Çünkü kimisi de içinde hadisleri inkar ediyor, tasavvufu inkar ediyor, sufiliyi inkar ediyor, inkar ediyor, onu sapık görüyor, onu küfür olarak görüyor, batıl olarak görüyor, o zahir ulema’dan çıkıyor, bunu cami minberlerinden salyalarına akıta akıta söylüyorlar, musa müftüsü olunca ona söylemiştim, hocam bir tek bir şey istiyorum senden dedi, diyanete de bunu bildirin dedim, camilerin minberlerinden, minberlerinden bir cemaate yönelik, bir tarikata yönelik, bir mezhebe yönelik, bir meşrebe yönelik, bir siyasi partiye yönelik, fetva, sohbet, konuşma yapmayın dedim, yapmayın, kızılay haftası, yeşilay haftası yapma, sanki öyle demedim de, doğal gaz bacalarınızı temizleyin, doğal gaz bacalarınızı temizletin, hutbesini söyledik sanki, yayınlanan hutbeye bakın, bir cuma hutbesi Bursa’da, ey ümmeti Muhammed, doğal gaz bacalarınızı temizleyiniz, Allâh iyiliğinizi versin size, ümmetin onca derdi var, ümmetin onca derdi var, onca sıkıntısı var, Buski’nin yan kuruluşu, affedersiniz, Bursa gazın yan kuruluşu sanki, Bursa gazın kuruluşu sanki, doğal gaz borularını düşünüyor, ben böyle dimdik bakınca, evet diyeceksiniz ki dedi, çünkü bir hafta önce de, fetva gene, şeyden ne o, organ nakliyle alakalı söyledi, hutbe uydu, bir hafta önce, o da ne, aynı imamım, bir hafta sonra mı, iki hafta sonra mı neden geldim, aynı imam, o da ne, dinen ve hukuken ölü olduğuna, nasıldı hutbe? tıbben ve hukuken ölü olduğuna karar verilince, organ nakli, yapılabilir, cahildir, bende kaldırdım elimi, kim hükmedecek, tıbben ve hukuken ölü olduğuna nefes alan bir kimsenin, tıbben ve hukuken öldüğüne kim hükmedecek dedi, caminin içinde, buz gibi oldu cami, yanımda da bizim hakan var, ayağımı bastırıyor, sus diye, ben de döndüm, ben senin solculuğun nasıl dedim, ya hacı dedi, sen benden de kötü, berbahaneden, sen benden de hani, çılgınsın, ilerisin, delisin bu anasını bir şey söyledi, şimdi aklımda değil, valla dedi, bizi derde seçecekler dedi, valla sen gelme istersen ben de cuma ederim, tıbben ve hukuken, ben böyle yükselince, oradan, imam, işi kaçmakta buldu, valla değerli cemaat dedi, evet, ona verileni okuyorum, onun ardından oluyor, ben böyle, şart düştükten sonra, ben başka bir şey bulamadım, o Allâh dedi, diyeceksiniz ki dedi, ben hazırım zaten, bu hudbenin burada ne işi var diyeceksiniz, ama dedi, ya bu hudbenin burada ne işi var diyeceksiniz, bu hudbenin burada ne işi var diyeceksiniz, bu hudbenin burada ne işi var diyeceksiniz, bize ne dedi, gaz vurusundan dedi, evet, ama mescitleri, camileri bu hale getirdiler, siz düşünebiliyor musunuz bu toplunun şimdi, ulu camide toplandığını, çok basit, toplanın 20 kişi gidin mahalle camisine, biz burada yastığından sonra, haftanın iki günü zikrullah yapacağız, bir ortalık ayağa kalksın, Allâh muhafaza eylesin, fitne bu zahir ulema’dan çıkar, bu sadece camilerde değil, bu ilahiyatlarda da inler, böyle konuşunca da kızıyorlar, temelli kızıyorlar, çiziyorlar benim altımı üstümü her tarafımı, çarpı çarpı üstüne, çarpı çarpı üstüne, olmuyor zaten, çarpı çarpı üstüne, olmuyor zaten, küfrüme fetva verenler de var, zahir ulema’dan kaynaklanıyor, Hz.


6. Bölüm

Ali Efendimiz devam ediyor, fitne bunlardan çıkar, ve yine fitne bunlara döner, ve fitne ne yapacak yine, bunlara dönecek, fitne bunlara dönecek, bunlara dönecek, bunların sonları yok, âyet-i kerime, tevbe 67, onlar Allâh’ı unuttular, bu zahir ulema Allâh’ı unuttu, bu Allâh’ın zikrine karşı gelenler, zikri terk ettiler, unuttular, âyet-i kerime devam ediyor, hatta onları unuttu, Allâh unutur mu? Hayır, Allâh kimi bu noktada hiçe sayar? Kendisini unutanı, gaflete düşüp zikrini terk edeni, gaflete düşüp harama devam edeni, gaflete düşüp harama devam ettiği halde tevbe etmeyeni, Allâh onları unutur, çünkü onlar Allâh’ı unuttular, ama diğerine Allâh’ın öyle kulları vardır ki, onlar bir günah işlediklerinde hemen Allâh’ı zikrederler ve tövbe ederler, o zaman unutmayanlar hemen Allâh’a tövbe edip onu zikredenlerdir, Allâh bizi onlardan eylesin.

Cenâb-ı Hak bu Allâh’ı zikirden gafil olanları bakın, neyle isimlendiriyor? Şüphesiz ki münafıklar, kafirlerin ta kendileridir, bu Allâh’ı unutanlar, Allâh’ı zikirden geri kalanlar, Allâh’ın zikrini, Allâh’ın zikrini yasaklayanlar, Allâh’ın zikrini hor ve hakir görenler, zikredenleri hor ve hakir görenler, zikredenleri küçük görenler, zikredenleri bir işe yaramaz görenler, zikredenleri cahil cühella görüp, onları hor ve hakir görenler, onlar münafıkların ta kendileridir. Onların kalplerine iman yerleşmemiştir. Onlar imanın tadını alamazlar. Oysa o hor, hakir gördükleri her zikrullah meclisinden, bir münadi melek tarafından hitaba mazhar olurlar. Af olmuş olarak kalkınız ve dağılınız. Ve her zikrullah meclisinden sonra, bir melek, bir münadi, bir çığırtkan, bir dellal seslenir.

Allâh sizin günahlarınızı hayra çevirdi. o yüzden zikrullaha ve zikrullah yapana karşı çıkanlar, o yüzden münafıklık damgasını ve mührünü yiyorlar. Çünkü Cenab-ı Hakk’ın affettiklerini, Cenab-ı Hakk’ın kendisine yakın ettiklerini, Cenab-ı Hakk’ın kendisine geçmiş günahların da hayra çevirdiklerini, ne yazık ki hor, hakir görüyorlar. Ne yazık ki onları ne yapıyorlar? Küçümsüyorlar, önemsemiyorlar. Oysa onlar fi sebilillah Allâh için Allâh’ı zikredenlerdir. Kim? Allâh için, Allâh rızası için, Allâh adına Allâh’ı zikrediyorsa, toplanıp zikrediyorsa, oradan af olmuş olarak kalkıp geçmiş günahları da neye döndürülecek? Hayra döndürülecek. Allâh cümlemizi onlardan alır. Kul sevmeyi nasıl öğrenir? Sevgi doğuştan Allâh’ın kulları verdiği bir lütuf mudur?

Sevgiye nefis karışır mı? Bunları birbirinden ayıran şey netir. Evet, kul sevmeyi daha anne karnına düştüğünde öğrenmiştir. Ama bu öğreti dışarıda yavaş yavaş önce aileden olur, ondan sonra etrafından olur, ondan sonra arkadaşlarından olur gibi etraf ona sevmeyi öğretir. Buradaki aile etraf okul bu noktada çok önemli. Asıl onun eğitimi, öğretimi bu noktada, asıl eğitimi, öğretimi bu noktada ailede olur. Ailenin içerisinde sevgi hakim ise, anne baba arasında sevgi var ise o çocuk sevgiyi ilk önce aileden öğrenir. İkinci öğrence yer bizim toplumumuzda okul, sokak, en son dergahla tanışıyor, dergahla tanışıp gelinceye kadar ne yazık ki bu noktada bazı çarpık düşünceler oluyor. Nefis karışır mı?


7. Bölüm

Karışır. Kadınlarla konuşma adabı hakkında bilgi verilmişsiniz? Kadınla konuşunca yüzüne bakarak mı konuşulmalı? Yoksa yere bakarak mı? Ayrıca kadınların erkeklerle konuşma adabı hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu noktada normalde önemli olan kadınların ve erkeklerin birbirleriyle konuşurlarken birbirlerini işveli konuşmamaları ve onları etkileyecek bakışlardan uzak durmaları. Ölmüşlerimizin ruhuna tevhid çekerken 70.000 tevhid sayıyla çekip çekmemiz şart mı değil? Yoksa tesbihin bulunmadığı, sayamadığımız yerlerde gün içerisinde çeksek misal bir hafta olur mu? Olur. Günlük yeme içme adabımız nasıl olmalı? Sağlıklı bir kişi nasıl yemeli? Sabah erken çıkıp iş hayatını akşama kadar devam ediyoruz.

Günlük kaç öğün yemeliyiz? Yemek yeme adabı, zikri, ibadetler, etkiler mi? Bunları güzelleştirmek için neler yapmalıyız, alıştırmalıyız? Haram yemeğin, işi müsait olanlar sağlık açısından, günde iki öğün yesinler, hazır gıdarlardan hazır içecekler der, uzak durun. İşi ağır olanlar üç öğün de yiyebilirler, bunda sıkıntı yok. O yüzden önemli olan, natural beslenmeniz, sağlıklı beslenmeniz, aç kalkmanız, çok tok olmamanız. Miraç gecesiyle Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin ulaşmış olduğu makam açık mı? Makam-ı Mahmud, tek ilerlediği o yolda kâmin insanın yürümesi de mümkün mü? Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin peşine takılanlar, kendi kalıplarınca ve haddlerinca gidebildikleri yere giderler.

İntihar eden birine rahmet dilenip Allâh’ım affet, mekanı cennet olsun diye dua edilir mi? Nefiler intihar edenleri genel anlamda akli dengesi bozuk olarak hükmetmişler dışarıdan. O esnada onun son nefesinde değil, akli dengesinin yerinde olup olmadığını bilmiyoruz. O yüzden biz hüsnü zan besleriz. Bakın hiç kimsenin son nefesine birisinin hükmetmesi mümkün değil. Bu meşhur ya, mesela birisinin kafir olarak öldüğünü hükmedecek adam illaki. Bilhassa böyle Atatürk üzerinde bunlar var ya, illaki onun ölürken kafir olduğunu hükmederse, adam arşalaya çıkacak sanki. Adama diyorsun ki son nefesinde yanında mıydın? Soruyorsun, son nefeste yanında mıydın? Son nefesini sen mi verdin? Sen mi yazdın son nefesini?

Kimseye hükmetmek mümkün değil. Dikkat edin. O yüzden hüküm Allâh’a ait. Biz kafirliği tarif edebiliriz Kur’ân Sünnet olarak, münafıklığı tarif edebiliriz Kur’ân Sünnet olarak. Müslüman bildiğimiz bir kimsenin kim küfrüne fetva verecek? Son nefesinde Allâh muhafaza eylesin. O yüzden hanefiler demişler ki intihar eden için, akli dengesinin yerinde olup olmadığını bilmiyoruz. Orada bir ölçüm aleti olsa, biz onun akli dengesi yerinde olarak intihar etmiş desek, onun o zaman cenaze namazını kılmayacağız, ona dua etmeyeceğiz. Ama akli dengesi yokken böyle bir şey yaptıysa, o zaman onun cenaze namazını da kılınır, dua edilir. O yüzden hanefiler, hüsnü zammesleyerekten bütün intihar edenlerin cuma cenaze namazını kılmışlar ve ona dua etmişler.


8. Bölüm

Allâh’ım sen beni evladımla, eşimle sına mı diye dua etmek doğru mu? Değil. Neden? Ayeti kerimiye ters. Biz sizleri, anne babalarınızla, eşlerinizle, çocuklarınızla, mallarınızla, canlarınızla imtihan ederiz. Eş ve çocuktan kaçarsanız, Allâh başka bir zalime sizi müstahak edebilir. O imtihan sizin nefsinize daha zor gelir. Sizin nefsinize daha zor gelir. İnsan eşinin yaptığını tolere edebilir, çocuğunun yaptığını tolere edebilir, anne babasının yaptığını tolere edebilir. Öyle olması lazım zaten. Neden? Annesi babası ya. Annesi babası. Eşi eşi. Eşin ya. Kadın ve erkek önemli değil. Senin eşin. Senin eşin beraber bir yastığa koyduğun kadın ve erkek senin eşin. Onu affetmeyeceksin. Kimi affedecek?

Onu tolere edemedikten sonra kimi tolere edecek? Öbür küsü ne? Çocuğun. Çocuğun çocuğun. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden dikkatli olmakta fayda var. Peygamber efendimiz kadınların pantolon giymesini erkeğe benzeyen bizden değildir demiştir. E o hadîs-i şerifin metninde pantolon yok, ceket yok. Nereden buldunuz bunları? Hadîs-i şerifin metni şu. Saça saçekleyen, dişlerini törpüleyen, dövme yaptıran, dövme yaptıran. Dövme yaptıran, erkeklere benzeyen kadınlara ve kadınlara benzeyen erkeklere lanet olsun. Eğer bir ülkede erkeğe benzemek kıyafetle bağlantılıysa ve bir kıyafet bu noktada erkeklerle özdeşleştiyse ve bir kadın da o kıyafeti sırf erkeğe benzemek için giyerse o zaman bu. Yoksa ne olacak şimdi?

Yaşlı nenelerimiz, annelerimiz, babalarımızın eski pantolarını giyiyorlardı. Lanet mi okuyacak? Lanetlenecek mi şimdi onlar? Normalde annelerimiz, babalarımızın giymediği eski kazakları giyiyorlardı. Bizde vardı bu. Giymediği gömlekleri giyiyorlardı. Lanetlendiler mi onlar şimdi? Fotoğraş al vardı aynı şey. Aynı, evet. O yüzden Allâh muhafaza eylesin. Bunların böyle bu noktada bir kimsenin normalde kendince niyetiyle alakalı. Kırıtan erkekleri gördü Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri. Medine’de. Bunlar ne dedi? Kına yakmışlar ellerine. Bunlar ne dedi? Sahabeler dediler ki Ya Resulallah sallallâhu aleyhi ve sellem, bunlar kendilerinin kadın olduğunu söyleyenler. Enteresan bir şey.

Bak kendilerini kadın hissedenler. Ellerini kına yakmışlar, kırıta kırıta yürüyorlar. Onları Medine’nin dışına sürgüne gönderdi. Şimdi erkekler kıyafetleri aynı. Yolda kırıta kırıta yürüyor mu? Yürüyor. Yürüyor. Kadınlar gibi kırıta kırıta yürümek lanetlik. Giydiği değil. Bu noktada o kimsenin niyeti hissettiği, yaptığı. Allâh muhafaza eylesin. Evet, erkekler erkek gibi giyinmeye gayret etsinler. Bayanlar da bayan gibi giyinmeye gayret etsinler ama günümüz koşullarında kadınlar mantolarının altına pantolon giyiyor diye şimdi kakıp da onlara erkeğe benzedi. Lanetlemek hoş bir şey değil. Hocam hakkını helal et. Bir kimse nikahla olduğu eşine üç ay içinde yaklaşmazsa nikah düşer mi? Düşmez. Öyle nikah düşmez.


9. Bölüm

Ama burada bir problem var. Eğer kadın evet demiyorsa bu konuda kadında problem var. Erkek kadına yanaşmıyorsa erkekte bu problem var. Orta yerde bir sağlık problemi varsa sağlık probleminin durumuna göre. Ama iki ay ama üç ay ama dört ay ama altı ay o sağlık probleminin hallolması için müsaade edilir. Yine de problem bitmiyorsa taraflar bu sefer boşanma hakkına sahip olur. Bunda eğer kadın evet demiyorsa erkeğe zulmediyor. Eğer erkek kadına yanaşmıyorsa kadına zulmediyor. Bir kadının dört günde bir cinsel ilişkiye girmesi dini hakkıdır. Bir erkek sağlık problemi olmadığı halde dört günde bir cinsel ilişkiye girmiyorsa eşiyle boşanma hakkı doğar kadının. Bir kadın da erkek onu talep ettiğinde erkeğin talebine bir mazeret olmak sizin.

Hayır diyorsa erkeğin boşanma hakkı doğar. Allâh muhafaza eylesin. Sabah namazından sonra uykumuz da var. Allâh’ın bereketinden mahrum kalmamak için ne zamana kadar uyumamak gerekir. Siz sabah namazına kalktınız mı büyük berekete nail oldunuz. Allâh muhafaza eylesin. Bir toplulukta birisi hakkında konuşuyoruz yanlış hareketlerini sayıyoruz böyle yapmamalı diyoruz. Bu gıybet olur mu? Evet. Yalnız o toplumda o kişinin kim olduğunu bilmiyor sonra çevredekiler onun kim olduğunu bilirse gıybet olur mu? Evet. bu belli olmaz mı kim olduğu? Andırır insanlar. Bir kimsenin başka bir kimse senin için veya sana kurban olurum demesi caiz mi? Bu ben seni seviyorum demek. sahâbeler gelirlerdi bir derler ki anam babam sana kurban olsun yarısı burada. ben seni annemden babamdan da çok seviyorum demek.

Yoksa kurban edecek manası değil. Kaşına gözüne kurban olur mu demek caiz mi? Ne kadar güzel ya. İnsan sevdiğinin kaşına da gözüne de kurban olur. Bizim kültürümüzde var bu. Hatta böyle kaş odun gibidir. Biz kalem kaş görürüz onu sevdik mi? Türk erkekleri gaddardır demek gıybet olur mu? Evet. Nereden çıkardınız bunu? Türk erkekleri naiftir, latiftir, eşlerini üzmezler evet. Orta Asya’dan itibaren Türklerin bu ahlakıdır. Eşlerini üzmezler, eşlerini dövmezler, kaba değillerdir. Eşlerine hep çiçek ismi takarlar. Biz kadınlarımıza çiçek ismi takarız. Çiçek. Bakın çiçek ismi. Bu sonradan ne yazık ki bu son yüzyıldık yüz elli yıldan beri erkekler biraz bu noktada ahlaktan uzaklaştılar. Bizde kadın, bizde kadın mukaddestir, mukaddest.

Allâh’ın bize emanetidir, lütfudur, ikramıdır, ihsanıdır. Hediyesidir Allâh’ın. Allâh’ın hediyesi. Bu noktada Türk erkekleri asla kadınlarına gaddar değildir. Türk erkekleri kadar kılıbık bir erkek olmamalı. Türk erkekleri çok iyi olduğundan dolayı Orta Asya’dan itibaren Çinlilerden tutun da bütün ırklar Türk erkekleriyle evlenmek için can atmışlar. Ne zamana kadar? Son yüz elli yıla kadar. Şimdi Türk kadınları dahi illallah çekiyor adamlardan. Neden? Adamlar inceliğini kaybettiler, latifliğini kaybettiler, ikramlığını kaybettiler, yumuşaklığını kaybettiler. Kaybettik. Allâh bizi affetsin. Manevi olayların çoğu peygamberlerin çıktığı yer Arap Yarımadası’na, ona yakın yerlerin olmasının hikmeti nedir?


10. Bölüm

Peygamberlere sormak lazım. Han maddeler nimetlerimize, hamd edenlerin nimetlerimize atır zayitine. Nimet rızık mıdır yoksa başka şeyler var mıdır? Her şey vardır. Birisini kınadık sonra o kınamadan pişman olduk. Kınayan kimse kınadığı şey başına gelmeden ölmez. O kadar gidip helallaşacaksınız onunla. Kur’ân’da geçen her söz farz değil midir? Farzdır. Kurban kes diyor, Allâh keser Kevser süresinin ama kurban kesmek vacip. Nikahta, mehir, sünnet ama Kur’ân’da bunun ayrıntılarına girip söyleniyor. O zaman farz olması gerekmez mi? O sen mâşâAllah böyle gidersen iştah danimi olabilirsin. Devam et. Bu noktada hiçbir sıkıntı yok. Silsile olarak hangi silsilenin devamıyız? Hiçbir silsile de isminizi bulamadım.

Kendi kendime karamsar oldum. Nerede bizim ismimiz olacak kardeş? Biz öyle kıymetli bir insan değiliz. Bizim silsilemiz Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin yolu. Hz. Mevlânâ bağı kes, bağı çöz. Ne zamana kadar altına gümüşe bağlı kalacaksın demiş. Silsileler aldatır insanı. Bizim o yüzden bir silsilemiz yok. O yüzden kardeşler bu noktada herkes serbest istedikleri yere gidebilirler. Bir silsileli bir yer bulun kendinize gerçekten. Tarikat olarak bizler kimiz efendim, nereye dayanmaktadır, kökümüz, amacımız nedir, ismimiz nedir? Biz Muhammed’i olalım yeter bize. Allâh’a kul olun. Ben kendi nefsim için söylüyorum. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ümmet olalım bize yeter.

Şeyh ile Mürşidi Kamil arasında bir fark var mıdır? Bir tane şeyh ile bir tane Mürşidi Kamil bulacaksınız, yan yana oturtacaksınız. Arasındaki farkı onlara soracaksınız. Ben ne şeyim, ne de bir şey. Ben kulu olmayan çalışıyorum. O yüzden bir şeyh olsa bir kimse şeyh olduğunda böyle oluyor. Mürşidi Kamil olduğunda böyle oluyor deyip ikisinin arasında kıyaslıdan çarpıştıracaksın onları. Ama ben böyle bir şeyi yapabilecek güç ve kudret de değilim. Bu kadar bilgide de değilim. Allâh bizi affetsin. Mürşidi Kamil olan kişilerin kendi arasında derece farkı var mıdır? Vardır herhalde aralarında kimini kiminizden üstün yarattık diyor. Kiminizi kiminizden üstün yarattık deyince aralarında bir fark vardır belki de.

Ama bunu herhalde sadece kendileri biliyordur. Bu şuna benziyor şimdi. Hocam genetik profesörü. Genetikte ben şimdi o birbirimizi kıyaslayabilir miyiz? Ben şimdi kendim oturup da genetikten hiçbir bilgim yok. örneğin hocamın genetikteki üstatlığı ile var mı Çanakkale’de genetik? Çanakkale’deki genetik bir profesör var mı ismi aklında? Özdemir Hoca var. Örneğin Çanakkale’deki Özdemir Hoca ile genetikçi. Ben Orhan Hoca’yı ikisinin arasındaki kıyası nasıl bileyim ki? Buna üçüncü bir genetik profesörü lazım. O da böyle reel olacak, hakkaniyetli olacak. Reel ve hakkaniyeti ile yaptıkları işleri analiz edecek. Ne işler yapıyor? Bilimle alakalı neler yapmışlar? Dökçek onları. Bakacak ki ikisi de 20 yıllık genetikçi.

Birisi 20 yıllık genetikçi. Birisi 20 yıl içerisinde 300 problem halletmiş. Birisi de 20 yıl içerisinde 30 problem halletmiş. Evet şimdi 30’u üstün göreceğiz. Biz bilmiyoruz ki veyahut da biz 300’ü üstün göreceğiz. Biz yine bilmiyoruz. Neden? Belki de 30 işi 300’den fazlaydı açıklama olarak, zamanlama olarak, işin derinli olarak. Veyahut da 300 iş gerçekten çok kafasiteli idi. Adam 30 tane iş yapmış, yapmış ömrü boyunca. Bunun kararını biz verebilir miyiz? Ben veremem. Bunun bir kurul olacak veyahut da o işin uzmanları toplanacak. Buna onlar karar verecekler. Eğer ilm adına verilecekse. Bu tip mürşid-i kamillerinde kendi aralarında muhakkak dereceleri vardır. Nasıl peygamberlerin kendi aralarında dereceleri var ise, mürşid-i kamillerinde kendi aralarında dereceleri vardır.

Onu da ancak mürşid-i kamiller biliyordur. Allahu alem. Hakkınızı helal edin. Ben daha fazla vakit almayayım. Haddimi aşmayayım. Hocama mikrofonu veriyorum. Hocam bir konu verirlerse konu hakkında. Konu hakkı verilemezse gündem serbest. Gündem serbest. Allâh razı olsun. Ben konuşma programlamadım bu akşam. Benim ödevim Üstad tarafından verildi. Yaradılış anlatacağız.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı