1. Bölüm
Selamun aleyküm, sevdiğimizi düşündüğümüz bir şeyi aslında sevmediğimiz, anladığımızda bu sevginin peşine bırakmalı mı, yoksa vefa adına sevmeye, sevgimizi artırmaya mı çalışmalıyız? Bu noktada insanların sevdikleriyle alakalı bu. Eğer sevdiğiniz şey Kur’ân, Sünnet, İcmai ümmet noktasında doğru bir şeyse, o kimse sevme noktasında kendisini zorlar. Ola ki doğru, iyi, hayır, güzel olan bir şeyde, nefsi ona sevmiyormuş gibi göstertebilir. Nefsi orada bir oyun yapabilir insana, nefse güven olmaz. normal örnek bir kimse bir müddet sonra çok samimi bir arkadaşıdır, bir dostudur, ya ben bunu sevmiyormuşum demek ki, deyip bırakma noktasında olmaz. Veyahut da ne bileyim kendince bir ibadeti virt etmiştir sevdiğinden dolayı, bir müddet sonra ben bunu sevmiyormuşum demek ki gerçek manada bırakayım bu nefsin oyunlardır buna.
O zaman birinci derecede sevecek olduğumuz şeyler Kur’ân, Sünnet dairesinde doğru şeyler olmalı. Bu sevgiler insanı aynı zamanda da kemale erdirir. Kur’ân, Sünnet dairesinde doğru olan şeyler ve o doğruda istikamet sahip olup, o doğruda ısrar etmek, o doğruda gayret etmek, o doğruda mücadele etmek bazı noktalarda farz bazı noktalarda, vacip bazı noktalarda, sünnet bazı noktalarda, nafile bazı noktalarda, müstehab bazı noktalarda iyi bir şeydir, güzel bir şeydir. Yapılması lazım gibidir. Bunun gibi. O yüzden normalde bir kimse önce sevdiği şeye bakacak. Neyi seviyor? Mesela nefis şöyle diyebilir, Allâh’ı sevdiğimizi iddia ediyoruz ya, aaa biz demek ki çok sevmiyormuşuz deyip bıraktırabilir bize.
Veya hatta Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sevdiğini iddia ediyor kimse. Bir müddet sonra aaa ben çok sevmiyormuşum deyip buradan kapı aralıyor. Ya ben sevmeye başlayınca ben dine başlayayım, sevmeye başlayınca ben namaz abdest oruca başlayayım. Bunlar normalde insanı aldatır. Veya hatta öyle bekler ya herkes, ben böyle cuhuş, cuhuşu huruş içerisinde namaz kılamıyorum. Ben bir huşu yakalıncaya kadar, yakalayıncaya kadar, namazı sevinceye kadar ben kılmayayım. Bunlar nefsin aldatmasıdır hep. Veya hatta ya ben oruç tutuyorum ama ben bir huşu içerisinde oruç tutamıyorum. huşu içerisinde oruç tutmaya başladığımda ben oruca başlayayım. Veya hatta ya ben zikrullah’a kendimi veremiyorum, ben sevdiğimi zannetmiştim, terk edeyim gideyim.
Bunun gibi burada nefis vurur insana. Allâh muhafaza eylesin. İyi, doğru, güzel, hayır olan şeyde nefis önümüze problem çıkarır. Eğer problem çıkmıyorsa zaten yine nefis başka yerden sıkı vurmuştur bize. zikrullah’a gelirken elini kolunu sallaya sallaya hiçbir şey yokmuş gibi geliyorsan gelişine dikkat et. Neden? Böyle alışkanlık haline gelmiş olabilir o zaman bu. Alışkanlık haline geldiğinde zikrullah’ı yapmışsın, yapmamışsın, gelmişsin, gitmemişsin bu sende bir değişiklik olmuyor. Eğer gerçekten zikrullah’a geliyorsan bu noktada böyle bir gayretin varsa, bu noktada bir muhabbetin, bu noktada bir çabam varsa nefis seni bir yerlerden zorluk çıkaracak. Bir yerlerden bir sıkıntı çıkaracak. Şeytan seninle mücadele edecek, uğraşacak seninle.
2. Bölüm
Bazı duyarsınız böyle hiçbir sıkıntı yok, hiçbir problem yok. X cemaatta, X dergatta. Harika derim ben. Neden? Herkes orada aynı eti kabul etmiştir. Ve gerçekten bazı yerler vardır böyle problemsizdir. Kıçıksız balık gibi. Bizde hiç problem bitmez mesela. Sorarlar bizde problem bitmiyor diyor, bitmez bizde diyorum ben. Neden diyorlar? Ya hep diyorum çizginin dışındakiler ve çizginin ucundakiler bizde. Bir tane normalimiz yok ki bizim. Normal bir kimse gelip bulmuyor zaten ben daha normallik var önce. baktığınız zaman pro tiplere hepsi de horoz bizim elhamdülillah. Bu noktada sakın ha şikayetçi değilim öyle. Önünde teftekleyecek bir kimse bulamazsa birbirini teftekler. Onu da bulamazsa kendini teftekler.
Durmaz. Hırsı var. Şimdi bazı yerler vardır mesela. Hiçbir şey yoktur. Herkes koyun gibi gider, koyun gibi çıkar. Böyle bir şeye söylediydim bunu. Bir halifeye söylediydim böyle baktı. Dedim tavuk sizinkiler dedim ben. Nasıl dedi? Vallahi dedim böyle dergâh dedim yok. Ben burada görüyorum bunu dedim. Bu mümkün değil dedim. Ya nasıl? Yok dedim ya. Ben böyle bir şey hiç görmedim dedim hayatım boyunca. Bizde dedim kaynar hep dedim. Ya neden dedi? Vallahi dedim neden olacak hep bizde dedim. Normalde çizgi dışı pro tipler vardır. İdare etmek zordur, muhafaza etmek zordur, korumak zordur. Onu bir çizgide götürmek zordur dedim. Üstün gayret ister dedim. Üstün gayret. Böyle az filan değil yani. Allâh affetsin.
Şeyhim diyen duramaz. Mümkün değil. Şimdi nefis insanı hiç tutmaz tuttuğu yerde. Tutmayacağından dolayı Zikrullah’a gelirken de tutmaz. Şeytan bırakmaz insanı. Bir problem çıkarır, bir sıkıntı çıkarır, bir şey yapar. Muhakkak yapar. Yapmıyorsa zaten başımda yumurta kır demeyecek. Sıkıntı var. İyi düşün, tefekkür et. Burada dalga eksik olmaz hiç. Bazen derim ya ders verirken bizim işimiz sıkıntılıdır bak. Bizim işimiz sıkıntılıdır bak. Bizim yolumuz zordur. Gene ders alacağım mı? Alacağım. İyi. bizde böyle aman halimen salimen gitsin böyle bir şey yok. Ben hiç yaşamadım ömrünce. Biz Bayındır’da dört kişiydik. Kendi kendimizeydik. Problemimiz yoktu. Tire’den problem geldi bize. Ismarlama geldi.
Ismarlama paket halinde geldi. Beş kişiyiz, altı kişiyiz. Zikrullah yapacağız diye uğraşıyoruz. Ondan sonra dedemin eski evinde elektrik yok, su yok, gaz lambasında. Biz gaz lambasında ders yapıyoruz. Bazen dört kişi, bazen beş kişi. Dersli olan bir tek oktay var. Bir oktay dersi. Oktayla biz baş başa zikrullah yapıyoruz. İlk başladığımda tek başımıyım ben. Hiç kimse yok Bayındır’da. Ben öyle çok ders yapmışımdır. Oturuyorum ben. Normalde ters de oturur gibi böyle iki dizimin üstüne boruşlamaları yapıyorum. Cehri yumur, gözümü yumuyor. Allâh dolduracak diyorum ben. Normalde zikrullah nasıl yapıyorsam, yaptırıyorsam tek başıma öyle zikrullah yaptırıyorum. Dışarıdan birisi kameraya alsa der ki bu kafayı kırmış.
3. Bölüm
Bu gitmiş der. Normalde zikrullah yaptırıyor. Tam tadiline göre ayağa kalkmasıyla, oturmasıyla tek başıma. Siz zannediyorsunuz ki yol bir günde oluyor. Öyle yol bir günde olmuyor. Öyle yol bir günde olmuyor. Tek başıma. Sonra oktay oldu. Oktay ile baş. İki kişi. Ardından bazen imamatif, harunlar filan onun bir tayfası vardır imamatiften. Onlar gençler filan geliyor. Aslında dalga geçecek bizde ama benden korkularından, çekintilerinden dalga da geçemiyorlar. Bir şey de diyemiyorlar. Benim tersim sakat biraz diye. Siz bakmayın, yeni arkadaşlar şimdi en yumuşak zamanıma denk geldiler. Şimdi eski arkadaşlar beni tanımlamakta güçlük çekiyorlardır. Ne yaptın hocam? Sen öyle. Öyle mi biraz? Sen biraz öyle diyorsun.
O zamanlarda normalde o mümkün değil. O zaman dahi böyle bir sürü problem çıkıyor. Problem çıkmaması mümkün değil. Ve normalde arkadaşlardan birisi milletin dizi ağrıyor ya herkes hiç kimse şey değil. Ayağa kaldırıyorum ben arkadaşları. Dizleri ağrımasın. Sıkıntı çekmesinler. Zikrullah’tan bıkmasınlar. Ben normalde bol işlemeleri yaptıktan sonra kaldırıyorum ayağı. Tevhütten sonra kaldırıyorum ayağı. Ayağa kaldırmak nakip işiymiş. Nakipler ayağa kaldırılmış. Bildiğimiz var bizim. Bizim o zaman arkadaşlarla çocuklarla birisi genç davradı o zaman. Gidip Tire’de muhabbet ederken oradaki Zakir Efendi’ye demiş böyle böyle ayağa kaldırıyor. O sormuş nasıl yapıyor o da ayağa kaldırıyor filan demiş.
Demiş ayağa kaldırılmaması lazım. E hadi bak onun için şeye geldiler ne o? Bu Indira geldi. Allâh Allâh ayağa kalktığımızı söylüyor. Dedim ya kim buna söyledi ki ayağa kalktığımızı bize. Öyle birisi söyledi bunu. Yetiştirdi. Ben suç olduğunu da bilmiyorum ama hata olduğunu da bilmiyorum. Hemen açtım telefon Şeyh Efendi’ye. Cumaları bir tek cuma günleri telefon açılıyor. Bir de cuma günleri bir tek Zakirler arıyor. Evet. Zakirlerde telefon var bir tek. Başka kimsede telefon yok. Vermek de yasak. Birinin bir problemi varsa geliyor. Diyor ki benim Şeyh Efendi’yle görüşmek zorunda olduğum bir şey var. Mahremse mahrem söylemiyor. Şeyh Efendi’ye telefonu açıyorsun. Selamünaleyküm aleyküm selâm. Efendim Halit kardeşim böyle bir problemi varmış.
Müsaade ederseniz sizinle görüşmek istiyor. Yarın arasın. Yarın arıyor. Üç gün sonra arasın üç gün sonra arıyor. O aylarda müsaade. Ver şimdi telefonu veriyoruz telefonu. Biz anlatıyor konuşuyor bitiyor mesela. Cuma mübarek aradım ben selamünaleyküm aleyküm selâm. Dedim efendim. Hakkınızı helal edin ben çok büyük bir suç işledim herhalde dedim. Ne oldu dedi. Özür dilerim pardon. Dedim efendim. Benim dedim Şeyh’im kim? Bu nasıl söz Mustafa Efendi dedi. Bizik dedi. Direkt. Onun şivesi öyledir. Bizik dedi. Ne oldu dedi. Dedim efendim hakkınızı helal edin bir suç işlediysem özür dilerim. Ama arkadaşlarım burada dizleri ağrıyor. Ben de onları ayağa kaldırdım dedim. Ayağa kaldırdım diye dedim. Geldi bir ağabey.
4. Bölüm
Dedim burada bana laf söyledi. Dedim ben dedim bir hata ettim kusur ettim herhalde dedim. Ama dedim bir de bir iki böyle mevzular oldu. Herkes bana bir şekilde bir şey söylemeye çalışıyor ama. bir kimse vardır nasihat edersin anlatırsın. Yetişsin diye yardımcı olursun. Bu aladır. Ama adamı böyle. Törüştürmeye çalışırsan çerme takmaya çalışırsan bu zulümdür. Dedim böyle bir sıkıntı var efendim böyle böyle dedim ben. Daha yeni dervişiz daha yeni zakinliği bilmiyoruz hiçbir şey bilmiyoruz. Allâh rahmet eylesin o zaman dedi bana. Sen dedi otururken ayaktayken suyun üstünde havada uçarken yatırırken. Öyle yaparken böyle yaptırırken zikrullah edersin. İstediğinin dersini alırsın dersini verirsin. İstediğine istedin çavuştu nakibine ne kapalı verirsin.
Öyle yaparsın böyle edersin. Telefonda coştu da coştu. Allâh rahmet eylesin. Telefon kaldı elinde dedi. Tamam mı Mustafa Efendi bir şey olduğunda direkt beni arayacaksın. Direkt bana konuşacaksın. Emredersiniz efendim dedi bitti. Şimdi bunu tabi söyleyemiyorsun arkadaşlara. Şimdi böyle söylesen delilik girecek ene girecek. Neyse tabi zaman içerisinde bu oldu. Ama burada bir sıkıntı bir problem değil. Sonradan ben zaten trellerin gelmesini de yasakladım bayındıra. Dedim efendim hakkınızı helal edin. Ben trellerin bayındıra gelmesini yasaklayacağım dedim. Sen bilin onun dedi. Ben de dedim ki yasak bundan sonra hiç kimse bayındıra girmeyecek. Dervişlikle alakalı. Ticaret yapıyorsunuz ne yapıyorsanız yapın gelin gidin dedim.
Şimdi muhakkak nefis iyi doğru güzel hayır bir şeyle problem çıkarız. Aldanma hiç. O yüzden iyi doğruyu güzeli severken şunu der bu sağdan girmesi. Herhalde sen tam sevemedin. Ya sevmemişsin demek ki yürü git başka kapıya. bu zikrullah dergâh açısından değil arkadaş kardeş açısından. Önemli olan mümin mümini sevdiği gibi kardeş kardeşi de sevecek. Dergâh kardeşliğini tesis edecek. Nefsin seni dergâh kardeşinden alıkoymak ister. Başlar şimdi Ahmet Bilgin sarını yandan sarıyor. Haydaresini yandan bağlıyor. Yok ya Haydaresinin rengini güzel değil. Şimdi olumsuzluklarını başlıyorsun ya sıralamaya. Bitti şeytan geldi oturdu senin içine. Ahmet ne mübarek kardeş ya ne iyi kardeş Allâh onlara razı olsun.
Felsefe bu sistem bu. Eğer birinin eksik ve kusurlarını siz görüp onun üzerine yazmaya başladınız. Onunla ilgi ve alakanız kesildi. nefis insanı bunu yaptırır. Allâh muhafaza eylesin. Bayanlar tarafından sesim az gidiyormuş. Başladı. Bu konuda hep şikayet oluyor. Salim ona göre bir kalıcı bir şey yap istersen. Ne yapacaksan yap. Biz yeni evliyiz. Eşim bana yalan söylüyor. Ve ben onu fark ediyorum. Ne yapmalıyım? İslamca bir erkeğin her anlamda eşine nasıl davranmalıdır? Eşimin bu şekilde davranması evliliğimizi zorlaştırıyor. Bu büyük bir hastalık. Eşler arasındaki güvensizliğe eşler arasındaki bu noktada sıkıntılara sebep olacak bir şey. Gönül arzu eder ki eşler birbirlerine hiç yalan söylemesinler.
5. Bölüm
Bu noktada hukuka riayet etsinler. Hakka riayet etsinler. Evliliklerinin uzun süreli olacağına inansınlar. Ve böylece kendilerince doğru şeyler yapsınlar. Bu bazen erkeklerden kaynaklanır. Erkeklerden şöyle kaynaklanır. Erkek olur olmaz her şeye tepki gösteriyorsa, olur olmaz her şeye agresifçe davranıyorsa kadınlar önce bir şeyi saklama yönüne giderler. Bir müddet sonra saklamak yetmez. Değiştirmeye başlarlar evliliklerini yürütme açısından. Bu biraz daha aileden kaynaklanır. Ailede anne böyle şeyler yaparak babayı istediği çizgide götürüyorsa kız bu yanlış şeyi doğru görüp o da kocasını böyle bir şekilde götüreceğini düşünebilir. O yüzden bu meseleyi tefar rahatlı inceleyip tefar rahatlı konuşup bunun sebeplerine inmek gerekir.
Niçin yalan söylüyor? Niçin yalan söyleme ihtiyacı duyuyor? Bunun sebeplerine iner, bunun nedenini bulursa o zaman onu tedavi etmek daha kolay. Ama sebebini bulmaz, bunun nedenini niçin ni tam olarak tespit edemezse bu sefer gerçekten sıkıntı olur. Önemli olan onu tedavi etmektir, onu düzeltmektir. Önemli olan onu oradan geri çevirmektir, onu oradan geri döndürüp doğruyla buluşturmaktır, iyiyle buluşturmaktır. Ne yazık ki bizim toplumumuz böyle bir İslam terbiyesini almış bir İslam ahlakı üzerine yetişmiş bir topluluk değil. Bunları böyle makulleştirmek, normalleştirmek için söylemiyorum ama bizim toplumumuz böyle. Böyle olunca kiminle karşılaşacağımız belli değil, bu herkes için geçerli. E karşımıza gelen bir kimsenin Kur’ân ve Sünnet tarihisinde eksiklikleri ve noksanlıkları olacaktır, bizim de olacaktır.
Bunun yolu, bunun yolu karşılıklı oturup güven tesis etmek, karşılıklı oturup haramlardan uzak durmayı, haram işlememeyi, özümsetmek, özümsemek bu noktada kendi dairemizde istikamet sahibi olmak, inşâAllah. Ölmeden ölmek kimlere nasip olur, cennetin bütün katlarına girebilir mi? Herkes nasip olur. Ölmeden önce ölmek demek Kur’ân ve Sünnet’i bu noktada gücünün nispetinde tamamiyetle teslim olmak demek. Bunun özel bir şeysi yok. Haramlardan uzak dur, haramlardan uzak dur ve Allâh’a teslim ol, Resulüne teslim ol. Bu teslimiyetin ölçüsü haramlardan uzak durmak ve Cenâb-ı Hakk’ın emrettiklerini yerine getirmek. Bunu özel ritüellere, özel lafızlara, özel kelamlara boğmanın anlamı yok. Haramın göbeğinde yaşayıp ölmeden önce ölmeyi arzu edenler var.
Haramın göbeğinde yaşayıp kendilerince seyrisülük yapmayı düşünenler var. Haramın göbeğinde yaşayıp seyrisülükünü tamamladığını söyleyenler var. Haramın göbeğinde mi? Bunlar insanları hep aldatır, hep kandırır. Bunun özü, bunun temeli o kimsenin Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı sımsıkı yapışıp, haramlardan uzak durup farz ibadetlerini, nafile ibadetlerini yapıp Allâh’ı sevmesidir. Bu kişi ancak bu hal ile hallenir. Geri kalanın bu hal ile halleneceğini ne yazık ki kabul edebilecek noktada değil. Altı şey vardır ki onlar kimde bulunursa imanın hakikatine ulaşır. Bir yazın oruç tutmak. Tabii yazın oruç tutmak insanlara zor gelir. Bu birkaç, üç dört yıldan beri de Türkiye bu zorluğu, İstan dünyası daha doğrusu bu zorluğu çekiyor.
6. Bölüm
Şimdi yine oruç Haziran’a denk geliyor. Haziran’ın on beşi mi kaç? On sekizi mi? Haziran on sekiz. E kolay değil, Temmuz on sekizde bitecek tam sıcakların cavca olduğu zaman. Haziran’da Ramazan orucu tutmak kolay bir şey değil şimdi. Artı yaz günü mesela pazartesi perşembe oruç tutuyor o kimse. Yaz geliyor. Yazın da o vir de devam edecek pazartesi perşembe orucuna. Virt edilmiş ayda üç gün başında ortasında sonunda oruç tutuyor. Yazın da o oruca devam edecek. İhlasını gösterecek. Virt edindiysem bir şeyi, ihlas odur. Virt edindin bir şeyi terk etmezsin hiç. Hangi şartta olursan ol. Zikrullah’ı virt ettin mi ettin terk etmezsin onu. Günlük virdini virt olarak aldın mı aldın. Onu terk etmezsin.
Perşembe akşamları ders var mı? Onu virt haline getirdin mi? Evet terk etmezsin onu. Mahallende ders var. Ne gün? Salı günleri. Onu virt ettin mi ettin? Saher salı derse gideceksin. Ya bu salı da Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray’ın maçı var. Ya ne yapayım. Ya bir günde gitmiyorum. Ay gitti ihlas bozuldu. Virt edindiysem ihlas bozuldu. Yok öyle bir şey. Ona devam edeceksin. Az ama devamlı olan ibadet Allâh katında makbuldür buyurdu Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem. O zaman ihlasını göstereceksin. Normalde eğer ki yazın göbeğinde de virt edindin oruçlar varsa onlara devam edeceksin. İki Allâh’ın düşmanlarını kılıçla vurmak. Bu noktada bir kimse Cenâb-ı Hakk’ın düşmanına düşman olması o kimsenin Allâh’a dost olmasıdır.
Allâh düşmanına düşman olmak. Allâh düşmanına düşman olmak. Bir kimse Kur’ân ve Sünnet’in dışında mı? Evet ona düşman olmak. Ona düşman olmak. Din tamamlandı. Din tamam. Dinde eksik noksanlık bir şey yok. Ey iman edenler siz Yahudileri ve Hristiyanları dost tutmayınız. Bir şey haramsa ona giden yollar da haramdır. Yahudi ve Hristiyan’ı dost tutanı da dost tutamazsın sen. Neden? Yine aynı. Sen Allâh düşmanını kendine dostluk yapıyorsan düşmanının dostunu dost ediyorsan sen düşmansın. Nasıl dostun dostuna dost olmak? Nasıl dostun dostuna dost olmak? Dostluksa dostun düşmanına dost olmak. Dosta düşman olmaktır. Asla burada şeytan yanıltır insanı. Nefis yanıltır insanı. Şimdi Türkiye cendereden geçiyor. 28 Şubat’ta bir cendere yaşadı. 28 Şubatçılarla dost olan cemaatler, tarikatlar, şey efendiler, hoca efendiler vardı.
Biz dost değildik. Sustunuz mu? Evet. Yumdunuz mu gözünüzü? Evet. Onlara mektuplar yazdınız mı? Evet. Kısa anlatmak kolay. Karıncaya sormuşlar nereye gidiyorsun? İbrahim’in ateşini söndürmeye. Kısa da edebiyatta güzel. E sen ateşi söndüremezsin. Hiç olmazsa Nemrut’a olan düşmanlığımı gösteririm ya. Edebiyatta harika. E sen ateşi söndüremezsin. Hiç olmazsa Nemrut’a olan düşmanlığımı gösteririm ya. Edebiyatta harika. 28 Şubatçılara düşmanlığınızı gösterdiniz mi? Göstermediniz. E hiç olmazsa Müslümanlara dost olaydınız. Müslümanların yanında duraydınız. Onlara dost olup desteklemeyin. İyi. Hiç olmazsa özür dilerim. Onları desteklemeseydiniz. Onların yanında durmasaydınız. Müslümanların yanında durmadınız.
7. Bölüm
İmamatipler kapanırken durmadınız. Kur’ân kursları kapanırken durmadınız. Camilerde Kur’anı Kerim öğretilmesi yasaklanırken durmadınız. Müslümanların yanında. Nerede durdunuz? 28 Şubatçıların yanında durdunuz. İyi. Allâh düşmanlarına dostluk yaptınız. Sustun mu? Evet. Ya hiç olmazsa yanımızda duraydınız. Ya hiç olmazsa yanımızda duraydınız. Ya hiç olmazsa yanımızda duraydınız. Aynı şey dergahlar için de, tarikatlar için de, şeyhler için de geçerli. Bizim için de geçerli oldu. Bırakıp gidiverdi arkadaşlar. Şeyh Efendi öyle demişler. Şeyh Efendi memuruz. İşten atılırsak bizim evlerimize Mustafa abim bakacak. Kimisi demiş ki dükkanımızı Mustafa abim açacak. Eğer içeri düşersek. Kimisi demiş ki ya bizim çeklerimizi Mustafa abim ödeyecek.
Ee? Biz derslere gitmek istemiyoruz. Hayrı toplanmak istiyoruz. O gündür bu gündür hayrılar. Kolay değil tabi. Haklılar. Bu işler edebiyatta güzel. Bahadırlık yapmak, cengaverlik yapmak, konuşurken güzel. Benim meşhur bir sesim var. Asker polis düğüt yaptığı zamanın önüne. Bir düdük neredesin? Bir düdük neredesin? Bir düdük neredesin? O önemli. Bir düdükle gitti. Ee? Demek ki Allâh yolunda dindik duracaksın. Mücadele edeceksin. O günkü mücadele kılıç sallamakmış. Şimdi de kılıç sallamak gerekiyorsa kılıç sallacaksın. Allâh yolunda dindik duracaksın. Ya ne yapalım şimdi? Şeyh efendi ee? bu zamanda böyle dedi. Kur’ân sünnet düşmanlarını destekleyeceğiz dedi. Allâh Allâh. E hocamız bizim böyle buyurdu şimdi.
Allâh Allâh. Hikmet vardır. Allâh Allâh. Biz göremeyiz. Dedim ya şu hocanız gördüğünü dedim. Bizim görmediğimizi o da gördüğünü bize bir anlatsak. Nasıl yani? Basbaya dedim ya. Bu dedim Kur’ân kustanını kapatmakta hikmet mi görüyor dedim? Onunla beraber mi olacakmışsınız? Kapı kapı dedim. Onlara oy devşirmek için mi çalışacaksınız şimdi? Ses yok. Oysa Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri itaat mağruftadır. İyiliktedir diyor bize. Kadının dahi kocasına olan itaatini Kur’ân ve Sünnet çerçevesine koyuyor. Öyle körü körüne bir itaat yok. Müridin de mürşidini olan itaatini Kur’ân ve Sünnet’e dayandırıyor. Bizim tasavvuf anlayışımız bu. İtaat, Kur’ân, Sünnet, İcmai ümmet noktasında.
Şeyh, üstad, hoca efendi, hacı efendi, müdür, amir, memur her neyse dini hiyerarşide ismi bize Sünnet-i Resûlullâh’tan örnek getirecek. Bize Sünnet-i Resûlullâh’tan ölçü getirecek. Bize Sünnet-i Resûlullâh’tan delil getirecek. Biz o zaman kabul edeceğiz onu. Ya itaat ediyor. İtaat ederken de her itaat Sünnet-i Resûlullâh’a uygun olacak. Bütün İmam Azam Hazretleri Müsned yazmış. Müsnedini de bütün ictihâda sebep olan, ictihâda ölçü olan bütün hadislerini almış. Hadisleri almış koymuş oraya. Bakın ölçü var, ölçüsüz ictihâd yok. Allâh bizi affetsin. O yüzden Allâh düşmanlarına kılıç vurmak ama bu dille ama bu dil konuşmak, tebliğ etmek ama bu elle ama bir yerde durmakla ama bu nöbetle ama bu ilimle, ama bu zikirle ama bu bir topluluğun içerisinde bulunmakla bir şekilde ne olacak?
8. Bölüm
Allâh düşmanlarına karşı mücadele etmekle emrolundun. Allâh düşmanlarına karşı Kur’ân ve Sünnet’i kendisine ölçü etmeyenlerle mücadele etmekle emrolundun. Bununla emrolunduk biz. Biz emrolunduğumuz gibi yaşayacağız. Hazreti Allâh, Hazreti Peygamber Allâh ve Selem Hazretlerine demiş ya, emrolunduğun gibi yaşa diye. Allâh bizi onlardan eylesin inşâAllah. Buna devam edeceğiz. İnşâAllah. On beşinci ders. Kevf Suresi âyet 28 Cenâb-ı Hak Peygamberine söylüyor bunu. Nefsini sabah akşam rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber tut. Peygamberine diyor ki sabah akşam nefsini Cenâb-ı Hak’ın rızası için Allâh’a yalvaran o noktada o dairede duranlarla beraber tut. Gözlerin dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan başka yana sapmasın. o Allâh’ın rızasını gözetip sabah akşam Allâh’a dua edip yalvarıp ibadet edenler var ya evet.
Gözlerini sakın. Onlar gözünü gözünü dikkat edin. Gözlerini sakın. Dünya heva ve hevesini ilah edinenlere çevirme. Tehdit var. Sakın. Devam ediyor. Kalibini bizi anmaktan, zikretmekten alıkoyduğumuz keyfine uyan ve hep aşırılık olan iki kişiye itaat etme. Kime itaat edecekmiş? Allâh’ın zikriyle hemhal olana itaat et ya Allâh’ın zikrine geri dönmüş. Allâh’ın zikrini terk etmiş. Allâh’ın zikrinden uzaklaşmış. Allâh’ın zikrini yapmaz hale gelmiş olan kimselere sakın uyma. Sakın onlara onlarla beraber olma. Sakın onlara itaat etme. Bu ayeti kerime Mekkeli müşrikler Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin yanına gelirler. Derler ki bize özel sohbet et. Biz seninle özel görüşmek istiyoruz.
Şu fakir fukaralar var ya benzi solukluğa. Şunlarla bizi ayırt et. Bizleri ayrı bir muamele göster. Bizim muamelemiz farklı olsun. Ya biz doktoruz. Buradaki işçilerle beraber aynı halakaya oturmayalım. Biz avukatız. Buradaki işçilerle ter kokanlarla beraber oturmayalım. Biz zenginiz. Tekstil fabrikalarımız var. Metal fabrikalarımız var. Bademli’de villalarda oturuyoruz. bize özel sohbet lazım. Bademli’de bize bir sohbet halakası aç. Harika. Biz ayırıştır bunlarla bizi. Müşrikler böyle söylüyorlar. Cenabı Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bir an duruyor. Bir an durduğunda ayeti kerime geliyor Cebrail aleyhisselamla. Ve bir rivayette Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine bu âyet inince hızla bulunduğu mekandan sokağa çıkıyor.
Hızla. Allâh’ın bahsettiği bu kullarla beraber olmak için Cenabı Hak bu kulları bahsettiyse bu kullar muhakkak var. Ve taberaninin rivayetinde benzi solmuş devamlı Allâh’ı zikreden bir toplulukla karşılaşıyor. Ben bu topluluğun zahir bir topluluk olduğuna inanmıyorum. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ayeti kerime inzal olur olmaz çünkü hızla dışarı çıkıyor. Hızla dışarı çıkınca Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri benzi solmuş devamlı Allâh’ı zikreden bir cemaatle karşılaşıyor. Ve o cemaata ilhak oluyor. Ve Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri o cemaatı Medine Münevvere’deki Osman Ali Ömer Hazreti Ebu Bekir Talha Zübeyir dese böyle bir isim yok.
9. Bölüm
Böyle bir isim nakletmiyor bize. Hızla çıkıyor. Evinden çıkmış bu yalvaran topluluğu bu zikreden topluluğu aramaya koyulmuş. Ve bunları buluyor. Ve bu esnada bir tek elbisesi olan başı açık derisi kuru bir topluluğa rastladı ki başı açık derileri kuru bir tek elbiseleri var üzerlerinde. Allâh’ı zikrediyorlardı. Onları görünce beraber oturdu ve hand olsun o Allâh’a ki ümmetimden de benim kendileriyle birlikte sabretmemi emir buyurduğu kullar yaratmıştır dedi. Biz Medine-i Münevvere’deki o günkü sahabelere baktığımızda o günkü sahabelerin tarifi değil bunlar. Allâh alem. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Allâh alem. Kendisinden sonra gelecek olan bütün sûfî topluluklarının bu noktada topluluklarıyla beraber Allâh’ı zikrettiler.
Bu benim kendi inanışım. Kendi inanışım. Birisi diyebilir. Yok böyle bir şey. Eyvallâh. İddia sahibi değilim. Ama Cenab-ı Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri âyet-i kerime gelir gelmez. Bulunduğu yerden hızla uzaklaşarak bu topluluğu arama koyulur. Kıymetli dostlar Allâh’ı zikreden bir topluluğa gitmeniz bu manada farz. Ümmeti Muhammed böyle bir topluluk aramakla mükellef. Ümmeti Muhammed Allâh’ı zikir halakalarını terk ettiğinden dolayı iki yakası bir araya gelmiyor. Ümmeti Muhammed Muhammed bu noktada evlerinde bereket yok, işlerinde bereket yok, hayatlarında bereket yok, hiçbir taraflarında bereket yok. Doğmuş vaziyetteler. Parça parça olmuş vaziyetteler. Ne diyor Bediüzzaman Saîd Nursîsa Hazretleri Mektubat 29. Mektup 9. kısım 8. Telvi.
Osman-ı Aliye-i Gavurların karşısında 500 yıl boyunca ayakta tutan camilerin arkasındaki tekkelerden yükselen Allâh Allâh nidalarıdır. Camilerin arkasındaki tekkeleri yıktıktan sonra İslam dünyasının iki yakası bir araya gelmedi. Ve ne yazık ki İslam dünyası henüz daha nerede hata yaptığını yanlış yaptığının farkında değil. Ve içeriden dışardan İslam dünyasını yıkmak isteyenler camilerin arkasındaki tekkelerden yükselen Allâh Allâh nidalarını susturmaya çalışıyorlar ve bir dönem de buna mazhar oldular. Ve İslam dünyası yeniden camilerin arkasına tekkelerini kurup tekkelerinde Allâh Allâh nidalarını işittirmedikçe ne yazık ki hakimiyet hiçbir zaman İslam’ın olmayacak Müslümanların olmayacak. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri hızla o sabah akşam Allâh’ın rızası için rızasına kavuşmak için gece gündüz yalvaran ve Allâh’ı zikreden o topluluğu aramak için koşuşturuyor.
Ve hey Müslüman koskoca Hazreti Peygamber Allâh’ı zikreden bir topluluk aramak için Can Hıraş Medine sokaklarında düştüyse Can Hıraş Medine sokaklarında Allâh’ı zikreden bir cemaati aramaya koyulduysa sendeki bu küstahlık sendeki bu kibir sendeki bu firavunluk sendeki bu nemrutluk seni nereye götürecek? Seni nereye götürecek? Seni nereye götürecek? Hazreti Muhammed Mustafa salallahu aleyhi ve sellem sen olmasaydın alemleri yaratmazdım dedi Peygamber Habibin dedi yaratılmışların sebebi Peygamberlerin evveli yaratılmışların evveli Peygamberlerin sonuncusu ahiri alemin kainatın özü sebebi nuruna nuruna kattığı ismini ismine kattığı Muhammed Mustafa salallahu aleyhi ve sellem o zikreden bir topluluk aramaya koyuluyor o zikreden bir topluluk aramaya koyuluyor o bir zikreden bir topluluk aramakla kendini mükellef görüyor hakkında âyet-i kerime iniyor sen gece gündü sabah akşam Rabbinin rızasını dileyen ve Allâh’ı zikreden bir toplulukla
beraber nefsini onlarla beraber tut kimle beraber tutma dünyanın heva ve hevesine kalmış Allâh’ın zikrullahını terk etmiş Allâh’ın zikrine kendi kapı kendince kapısını kapatmış zikrullah’a sırtını dönmüş Allâh’ı unutmuş zikir halakasına sırtını dönmüş zikrullah’a virdine sırtını dönmüş şeyhine sırtını dönmüş yoluna sırtını dönmüş Allâh’ın zikrine sırtını dönmüş sen onların ağzına bakma onlara itaat etme onlarla beraber olma gözünü sakın ha Allâh’ı zikredenlerden başka bir yere çevirme hazreti peygambere söylüyor bunu salallahu aleyhi ve sellem biz ne oluyoruz ki biz ne oluyoruz ki biz neredeyiz ki biz halakıyız zikrullahta oturanları kendimize baş tac etmiyoruz ki biz neredeyiz halakıyız zikrullahta olanların biz eksiğini gediğini araştırıyoruz ben diyorum ki bir kimse halakıyız zikrullah’a oturduysa uğraşma onunla onunla uğraşan gider o kalır orada senin beğenmediğin burada kalır sen gidersin dervişleri hafife alan kalmaz burada gider
Allâh’ı zikredenlerle alay edenler Allâh’a nasıl hesap veririz Allâh’ı zikredenleri kendine düşman tutanlar nereye gidersiniz nereye bakarsınız hangi kapınız açılır Allâh’ı zikredenleri horhakir görenler aptal görenler, salak görenler geri zekalı görenler bunlar uçmuş deyip alay edenler bunların bir şeye kafası çalışmaz diyenler onları soytarı gibi görenler ey ahmaklar körler cehenneme taşılmıyorlar kendimize gelin sufilerle uğraşmayın Allâh’ı zikredenlerle uğraşmayın diliniz dönmez son nefeste diliniz dönmez Cenab-ı Allâh hadisi kutsal ediyor ya kim benim velilerime savaş açarsa bana savaş açmıştır kim benim velilerime savaş açarsa bana savaş açmıştır yürütücü aslanın avından intikamını aldığı gibi ondan intikamımı alırım intikam alıca Allâh sufilerle Allâh’ı zikredenlerle uğraşanların sonları helaktır uğraşma uğraşma dilişme onlarla mücadele etme varsa doğru bildiğin nasihat et alay etme varsa doğru bildiğin anlat incitme varsa doğru
bildiğin gel tatlı tatlı anlat biz de doğruya doğru gidelim hakaret etme sufilere hakaret etme Allâh’ı zikredenlere hakaret etme Allâh’ı zikredenlere horhakir küçük görme Allâh’ı zikredenlere akılsız fikirsiz görme onlar akıllarını Allâh’a teslim etmişler onlar fikirlerini Allâh’a teslim etmişler onlar kendilerini Allâh’a teslim etmişler sen kiminle uğraşıyorsun?
10. Bölüm
Allâh muhafaza eylesin amin Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurdu Allâh’ın rızasından başka bir şeyi gözetmek ve beklemeksizin Allâh’ı zikreden bir topluluğu gördüğünde göklerden bir münadi şöyle seslenir kalkın hepinizde bağışlandınız kötülükleriniz iyiliğe çevrildi Allâh’ı zikreden bir topluluk gördüğünde bir münadi melek bir münadi çığırt kan sesleniyor ey Allâh’ı zikreden topluluk ey canını malını, çoluğunu, çocuğunu evini, barkını, rahatını soğunu, kışını, yazını sonbaharını, yağmurunu karına bakmadan paran vardı yoktu son bir liranda yol parası 12 liranın yol parası aman şu cemaatta zikrullah’a gideyim evde hanım kadın, çoluk, çocuk, herkes aman gitme derken eş, dost anne, baba, patron işçi sevgili aman gitme ne işin var orada derken herkes etenden herkes arkandan, paltondan evde çekerken oraya gidip terlican hasta olcan orası kokuyor rutubet evet orada şöyle var evet orada böyle var hepsi var ama bir
şey daha var bir münadi sesleniyor ey Allâh’ı zikreden topluluk oradan affolmuş olarak kalkınız ve kötülükleriniz iyiliğe döndürüldü bu müjdeyi nereden bulacaksınız işin en enteresan noktası ne Ali’l-Karri dahi bu hadîs herifi imamının imamı imam-ı Muhammed Naftettin’den ses çıkaramıyor o var ya teymiyeciler Allâh’ın zikrullah topluluklarına laf söyleyenler o var ya kendilerini teymiyeci kendilerine Vehhâbî kendilerini selefi gören o topluluk onlara sesleniyorum Allâh’ı zikreden topluluklara laf söyleyen bu filere laf söyleyenlere sesleniyorum imam-ı Muhammed’in naftettiği bu hadîs-i şerifi retmi edeceksiniz Allâh’ı toplanıp zikreden toplanmışlar kardeşler beni iyi anlıyor musunuz bu sebepten dolayı buraya para koymuyorum bu sebepten dolayı buraya hiçbir şey koymamaya gayret ediyorum buraya gelecek olanlar Allâh için Allâh’ı zikretmek için gelsin istiyorum o yüzden kapının önünde CD satılık değil kitap satılık değil, defter satılık
değil o yüzden çay satılık değil pilav satılık değil kurbanlar satılık değil, hiçbir şey satılık değil fize bilillah buradan alacağınız menfaat olarak umacağınız hiçbir şey yok, zahir olarak o yüzden zaman zaman iş bulmam için arkadaşlar geliyor tanıdığım kimse yok diyorum gerçekten de yok zaten gidip bir belediye başkanına boyun eğemem, gidip bir kaymak ama bir valiye boyun eğemem yapamam bizim cemaatten bir arkadaşı işe alsan diyemem yapamam bu yüzden katmamaya gayret ediyorum biz fize bilillah Allâh’ı zikret için toplanalım bizim aramıza dünya girmesin bizim aramıza başka bir şey girmesin bu topluluğa başka bir şey girmesin rüyasında gören gelsin rüyasında gören ders alsın hiçbir iddiamız yok ne şehirlikte ne mürşitlikte hiçbir yerde iddiamız yok ben kendi nefsim için söylüyorum Allâh’ı zikreden bir kul olmak istiyorum başka bir derdim yok benim ben devamlı Allâh’ı zikreden Allâh’ın zikir meclislerinde bulunmak isteyen zikir
topluluğunda bulunmak isteyen Mevla nasip eder etmez bilemem orada nefesimi vermek isteyen bir kimseyi gücüm yettiğince sırf zikrullah için gelin fisebilillah bizim çok ince bir ilmimiz yok bizim çok ince bir fıkıhımız yok bizim çok ince bir kelamımız yok biz çok iyi tefsirci değiliz evet fıkıhımız çok iyi değil tefsirimiz çok iyi değil kelamımız çok iyi değil hadisimiz çok iyi değil Arapçamız yok Osmanlıcamız yok hiçbir şey yok bizde Ama bir şey var, Cenâb-ı Hak nefesimizi kesmesin inşâAllah, bu fukara dergâh girdiğinden beri bir perşembe dersini daha asmadı.
Cenâb-ı Hak lütfediyor, ikram ediyor, ihsan ediyor, katından veriyor, katından, fazlından veriyor, zat-ı uluhiyetinden veriyor, zikrullah alakasında rızkımızı tesis ediyor. Buna yalvarırım. Ben zikrullahla alakalı ayetleri, hadisleri Allâh’ın için anıyoruz, okurken bundan 25-26 yıl önce, 28 yıl önce kendimce öyle dua ederdim. Ya Rabbi beni zikir halakalarıyla buluştur. Beni zikir halakalarından geri çevirme. Cümlemizi zikir halakalarında beraber eyle. Ben böyle dua ederdim sabah namazlarından sonra. Bayındır’da evin arkasına küçük bir mutfak, böyle bir banyo gibi bir şey yaptıydım, onun üstü betondu. Merdiveni dayardım üstüne, tahta merdiveni çıkardım oraya sabah namazından sonra. Kıyameti beklerdim ben.
Zikir halakalarıyla alakalı hadisleri okuyunca, dedim ki ya Rabbi beni zikrullah halakasına buluştur. Ve ben zikrullah halakasına Cebren gittim. Benim arkadaşımı davet ettiler, beni davet etmediler. Ben ilk Cebren gittiğim yerdir davetsiz benim. Cenâb-ı Hak hamdolsun. Ve o gündür bugündür Cenâb-ı Hak bizi zikir halakalarında hemhal eyledi. Yattık, çamura battık, yan geldik, toparladık, hatalar ettik, eksiklikler yaptık, noksanlıklar yaptık, düştük, toza bulandık, balçıya bulandık, bulandık da bulandık, bulandık da bulandık. Herkes ne dese demiştir, yapmışımdır, deyip çıkıyorum ben işin içinden. Cenâb-ı Hak hepsinden de kurtardı. Halakayı zikrullah, halakayı zikrullah, mucize. Halakayı zikrullah, Allâh’ın zat-ı uluhiyetinden indirilmiş bir ip.
Halakayı zikrullah, Allâh’ın zat-ı uluhiyetinde aktığı bir perde. Nankörlere, hainlere, zalimlere, nankörlere, hainlere, zalimlere nasip olmayacak bir şey. Evet, ya tövbe edecek, diyecek ki ben hainliği bıraktım, ben zalimliği bıraktım, ben Allâh yolunda gidenlere düşmanlığı bıraktım, o zaman oturur. Burası öyle bir yerdir ki sakın buradayız diye kendinize güvenmeyin. İçki isteniz gelirsiniz buraya, kumar oynasanız gelirsiniz buraya, zina yapsanız gelirsiniz, açık açık konuşuyorum. Hangi haramı işleseniz gelirsiniz burada temizlenirsiniz. Cenâb-ı Hak o kimseyi burada temizler. Allâh zikrullah halakasında kulunu temizler. Zikrullah halakası öyle kıymetli bir yerdir. Bu halaka ancak hainleri kaldırmaz.
11. Bölüm
Bu halaka kibirlileri kaldırmaz. Bu halaka oradaki zikrullah eden kimselere düşmanlığı kaldırmaz. Atar dışarı. Bir gün kendinizi halakanın dışında görürseniz şeytan size şunu söyleyecek. Şu sebepten dışardasın, bu sebepten dışardasın. Adnan Hoca sana şöyle dedi, Hüseyin Hoca sana şöyle dedi, Şeyh Efendi sana şöyle dedi, filanca sana şöyle dedi, Fişmanca sana böyle yaptı. Bunu bakın açık açık söylüyorum. 28 yıldan beri bunu söylüyorum ben. Halakadan dışarı kaldığında şeytan sana bir sebep söyleyecek. O sebepten dolayı halakayı zikrullahı terk ettiğini ve terk etmekte haklı olduğunu söyleyecek sana. Vallahi de billahi de tillahi de oradan seni şeytan yenecek. Oradan yenecek seni. Bu kulaklarını da çın çın çınlasın.
Bir gün halakayı zikrullahı terk ettiğiniz an, şeytana yenildiğiniz an. Sebebi ne olursa olsun sebep hepsini haklı gösterecek. Şeytan seni hep haklı gösterecek. Kimi diyecek ki zakirliğim alındı gidemem. Kimi diyecek ki çavuştuğum alındı gidemem. Kimi diyecek ki görevden alındım gidemem. Kimi diyecek ki ya ben semazenliği bıraktırdılar gidemem. Her içinde de yanılacak herkes. eskiler derler ya kovsan kapıdan pencereden girecek. Evet bunu şeyhimiz söylerdi Allâh rahmet eylesin. Musa efendi oğlum dervişi kapıdan kovsan pencereden girer. Dervişi. Dervişi kapıdan kovsan pencereden girer. Derviş pencereden girer yüzü varsa girer. Gelir der ki ben hata ettim kısır ettim. Yaptım yaptım. Hakkını helal et helal olsun.
Yüzü yoksa Allâh muhafaza eylesin. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden size nasihatim olsun. Kardeş nasihat. Asla halak-ı zikrullahı terk etmeyin. Sebebiniz ne olursa olsun. Sebebiniz ne olursa olsun. Asla. Asla mahalledeki derslerinizi terk etmeyin. En az haftada iki gün derse gidin. En az geçici. En az. Ama muhakkak toplu halak-ı zikrullaha katılın. Hadisler açık. Ne diyor? Kötülükleriniz iyiliğe döndürülmüş olarak kalkınız. Dışarıdaki kimse bunu bilmiyor. Diyor ki, ya adam her şeyi işledi, yine Peygamber Efendimiz’i gördüğünü söylüyor. Evet. Ya o kadının başı açık. Peygamber Efendimiz salallahu aleyhi ve sellem hazretlerini gördüğünü söylüyor. Evet. Evet. Sen kendini çok düzgün gördüğünden görmüyorsun zaten.
Sen de kendini, nefsini vursan aşağı. Öyle dedi birisi. Ben hem alimim hem hafızım dedi. Hem kurrayım hem şuyum hem buyum. Ben görmüyorum dedi. Siz cahil bu insanlar görüyor. Sen cahil görüyorsun dedim onları. Onlar Allâh’ı biliyor dedim. Nasıl yani? Dedim sen Allâh’ı hiç hatırlamıyorsun ki biliyorsun diye dedim. Onlar dedim uyuşturucudan gelmiş, işkiden gelmiş, kumardan gelmiş, ovardalıktan gelmiş, masadan kalkmış. Her birinin her tarafı kırık dedim. Geliyorlar dedim ben her tarafı kırık bir şekilde ya Rabbi. Biz her tarafımızı kırdık. Kırıkız zaten. Sen öyle gelmiyorsun dedim. Sen böyle geliyorsun. Kafayı havada çok akıllı ya, çok biliyor ya. Çok zeki ya o. Çok âlim. Ne matematik biliyor o?
12. Bölüm
Ne fikir sahibi? Aa olmuyor işte. O yüzden kıymetli dostlar, Zikrullah halakası, Allâh’a gerçekten dost olmak isteyenlerin yeri. Allâh bizi burada devam eden kullarından eylesin inşâAllah. Şurayı unutmayın. Allâh’ı zikretmeyi unutmuş, heva ve hevesine uymuş, haddi açmış, kimselere uyma, onlara itaat etme, onlara nasihat noktasında duruyorsan ancak nasihat et. Onlarla dostluk yapma. Kalbine bulaşmasın necaset. Kalbine bulaşmasın yanlışlıkla. Dikkat et kendine. Dikkat et kendine. Allâh’ı zikredenlerle dostluk kur. Halakayı zikrullahda oturanlarla dostluk kur. Halakayı zikrullahla bağını kesmiş, Allâh’ı zikirden bağını kesmiş olanlarla ancak nasihat noktasında bağ kur. Nasihat etmek için geri kalan onlarla bağ kurarsan onlardan onu verirsin.
Allâh bizi muhafaza etmesin. Onlardan onu verirsin. Allâh bizi muhafaza etmesin. İmanın hakikatine ulaştırmakla alakalı. Bulutlu yağmurlu günlerde namazı vaktin evvelinde kılmak. Namazı coğrafya şartlarına bağlamamak. Yağmur yağıyor biraz geciktireyim. Önceden mescidlerin, camilerin üstünde şimdiki gibi kapalı değil. Öyle kiremit yok. Medine-i Münevvere’de namaz, Medine-i Münevvere’de yağmur yağınca yağmur mescidin içerisine yağıyor. Öyle şimdiki gibi halı kilim yok, hasır yok. Bir hadîs-i şeritte Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. Kadir gecesiyle alakalı olan bir hadîs-i şeritte yüzü gözü çamur içerisinde çıkıyor hücresinde. Yağmur yağmış, yüzü gözü çamur içinde, secdede öyle. İslam’da secdade yok.
Özel secdade yapıp, üzerinde Beytullah resmi, Medine-i Münevvere resmi, onun üzerine secde etmek yok. Çünkü Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem haddettir buyurdu ki, benden önceki peygamberlere verilmeyen beş şey bana verildi. Bunlardan birisi dünyanın neresinde olursa olsun arz tamamiyetle bana mescid kılındı dedi. O yüzden arz tamamiyetle mescid kılındı Hz. Muhammed Mustafa’ya sallallâhu aleyhi ve sellem’e. Namaz illaki mescidde kılınma şartı da yok. Cemaat olma şartı var. Ama mescidde Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem haddettir hız da yaptırdı. Mescidde toplanıp orada namaz kılıyorlardı. Namazı hava şartlarına bağlamamak, namazı bu noktada soğuktu, sıcaktı, yazdı, yağmurdu deyip geciktirmemek.
Dört, müsibetlere sabır göstermek. Başına bir hastalık geldi, bir sıkıntı geldi, bir bela geldi, bir dert geldi. Bunların karşısında isyan etmemek. Bunların karşısında Cenâb-ı Hak’ka beni mi vurdun dememek. Bunlarla alakalı Cenâb-ı Hak’ka kalkıp da hainlik yapmamak. Ona sırf çevirmemek. Namazı terk etmemek. Bunca yıldır namaz kıldım. Benden başka kanser hastası olacak olan yok muydu deyip namazı terk etmek. Bunca yıldır sûfîlik yapıyorum, seni zikrediyorum. Benden başka ifzat edecek yok muydu deyip zikrullahı terk etmek gibi. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Başınıza gelen şeyleri dosttan bir hediye gibi görmek. Beş, zorluklara rağmen abdest-i güzelce hakkını vererekten almak. hava çok soğuktu, o yüzden abdest alırsak üşücektik.
13. Bölüm
Yok çok soğuktu, yok çok sıcaktı, yok yan yattı, yok çamura battı, yok. Her daim abdest-i güzelce alıp abdest-i dolaşmaya gayret etmek. Kim üzerinde abdest ile ölürse şehid hükmündedir, şehid. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri her daim abdest-i dolaşırdı. Sufiler her daim abdest-i dolaşmaya gayret edecekler. Her daim abdest-i bozuldu, hemen tuvalette abdest-i alacak. Haydi namaza derdinde o kimse benim abdestim yoktu diye düşünmeyecek. Mümkün olduğu takdirde her daim abdest-i olmak ve abdest-i tadile erkanına uygun bir şekilde almak. Altı, doğru söylediği halde münakaşayı terk etmek. Ah ah müminlerin terk ettiği en büyük sünnetlerden birisi. Münakaşa etmek çok hoşumuza gidiyor.
Münakaşa etmek o kadar çok hoşumuza gidiyor ki. Haklılığımızı ispat etmek o kadar çok hoşumuza gidiyor ki. Haklılığımızı ispat edeceğiz bir de karşımızda kızacak ki evet sen haklısın senden özür dileriz. Oysa Hadîs-i Şerif Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetleri kim haklı olduğu halde münakaşayı terk ederse ona iki cennet vardır der. Kim haksız olduğu münakaşayı terk ederse ona bir cennet vardır. Dikkat edin haksız olduğu münakaşayı terk etmek bir cennettir. Haklısın iki cennet var münakaşayı terk edersen başka bir hadîs-i şerif de. imanın tadı burada. Haklı olduğun halde münakaşayı terk etmek. Eşinle münakaşa ediyor. Haklısın terk et münakaşayı. İmanın tadını al. En haklı olduğun noktada münakaşayı terk ettin.
İmanın tadını kalbinde hissettin. Ya terk et bırak orada durma. Yok ne sûfîsi ne cemaatçısı ne siyasetçisi herkes bu noktada çok affedersiniz ama keçi gibi inatçı. İnat Allâh inat. İnat Allâh inat. nerede kaldı erdemliliğiniz? nerede kaldı Allâh’a yakınlığımız dostluğumuz? O zaman münakaşayı haklı olsak dahi bilhassa dini münakaşalar. Terk et nasihat et. Münakaşa etme. Tartışma din nasihattir. Disturunu hiç unutma din tartışmadır değil din nasihattir. Din nasihattir. Bir kimse dini tartışıyor muzaktır ondan. Tartışma. Asla. Ben ateistim dedi Allâh yolunu açık etsin. ben ikisim dedi Allâh yolunu açık etsin. O tartışacak yer arıyor zemin arıyor yok kardeş. Sana derse abdestin farzı kaçtır. Sen ona abdestin farzlarını anlat.
Biliyorsan. Bilmiyorsan gene sus. Kardeş ben abdest alıyorum ben abdest alıp namaz kılıyorum ama sana abdestler anlatabilecek bilgiye sahip değilim. Ancak ben kendi yaptığımı sana anlatabilirim. Unuttuklarım vardır bilemediklerim vardır eksik bir şey anlatabilirim sana. Sen de eksik bir şey öğrenirsin. Benim gibi sen de eksik olursun bir bilene sor. Bir bilene sor ben sana kısaca tarif edeyim ama sen yine bir bilen bulursan ona sor. Bu kadar. Din nasihattir Allâh bizi muhafaza eylesin. Altıncı madde de bitti. Üçüncü madde bulutlu yağmurlu günlerde namazı vaktin evvelinde kılmak bunu açıklar mısınız? Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bazen bununla alakalı birkaç tane rivayet var.
14. Bölüm
Yağmurlu bulutlu günlerde namazı cem ederdi. Öyleyle ikindiyi cem ederdi. Böylece vaktinden önce kılınmış olurdu namaz. Bir mürşidi kamilin veya velinin kendinde olan hal ve kalp ilmini istediği bir kişiye öldükten sonra bırakabilir mi? Birde bir büyüğün kabr-i şerifine gidip onun halinden, ilminden almamız mümkün müdür? Evet bir kabr-i şerifin başına gidip o kimsenin ilminden faydalanmak mümkündür. Eğer bu noktada onunla irtibat kuracak ilminiz var ise bir mürşidi kamilin veya velinin kendinde olan hal ve kalp ilmini istediği bir kimseye öldükten sonra bırakabilir mi? Bu böyle onun kendi elinde değil, o ilim de kendisinin değil. Müşahade makamı nedir, oraya nasıl varılır? Biz önce Kur’ân ve Sünnet’e yaşayalım, haramlardan uzak duralım da inşâAllah müşahade haline de geliriz.
Allâh her canının rızkına kehfildir deniyor. Peki dünyada özellikle Afrika’da insanlar açlıktan ölüyorlar. Bunu biraz açıklar mısınız? Evet onlar zulme boyun eğdiklerinden dolayı o noktadalar. Eğer insanlar Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışırlar ve Kur’ân ve Sünnet dairesinde zalimlerle mücadele ederlerse o zaman onlar o zalimlerin zulmüne karşı boyun eğmediklerinden dolayı Cenâb-ı Hak onlara feraset, zenginlik, cömertlik verir. Müslümanlar ne yazık ki cihadı terk ettiler, zalimlerle mücadele etmeyi terk ettiler o yüzden zillete düştüler. Afrika halkları da mücadeleyi terk ettiklerinden dolayı zillete düştüler. Ben manevi olarak yükseldim, iyi oldum gibi düşüncelerden kurtulmak için ne yapmayı tavsiye edersiniz.
Hiçbir zaman günahlardan günahsız olduğunuzu düşünmeyin. Hiçbir zaman hatasız olduğunuzu düşünmeyin. Hep kendinizi zayıf görünün. Sabrı veren Allâh ise kul bana sabr vermeden Allâh’ım diyebilir mi? O herkese sabrı verdi. Kul sabredememiştir. İslami görüş İslami anlayış demekte bir sakınca var mıdır? Yok. Çünkü insanı küfre götüren sözlerde bunlar da geçiyordu. Yoksa ben yanlış mı anladım? Allâh size din olarak İslam’ı seçti der. O yüzden İslami görüş İslami düşünce demek Kur’ân ve sünnet demektir. Cenâb-ı Hak size din olarak İslam’ı seçtim deyince neden İslam’ı görüş denilen şey küfür olsun ki? Allâh’ın hidayeti mi önce gelir yoksa kulun istemesi mi veya ona yönelmesi mi? Kul ona yönelirse Allâh ona hidayet eder.
Kul ona yönelmezse Allâh ona hidayet etmez. Kim Allâh’a kavuşmak isterse Allâh da ona kavuşmak ister. Kim Allâh’a kavuşmak istemezse Allâh da ona kavuşmayı istemez ve dilemez. Maddi olarak durumum daha iyi olsa Allâh’ı daha güzel zikrederim, İslam’ı daha güzel yaşarım düşüncesi doğru mudur? Hayır. Helal gıda noktasında genişçe bir araştırma yaptım. Yediğimiz ürünlerin bazıların içine alkol veya domuz türevleri katılıyor. Ne yiyeceğimizi ne içeceğimizi şaşırdık. Bu konuda ne tavsiye edersiniz? Özellikle margarinler hakkında ne dersiniz? Hangi ürünlerden uzak durmalıyız? Kimyasal olan bütün ürünlerden uzak durun. Bir şey kimya mı? Paketlenmiş mi kimyevi olarak? Paketlenmiş kimyevi olarak. Paketli gıdalar vardı ya kimyevi olarak paketlenmiş.
15. Bölüm
Hiçbirinde almayın. Buna güç yetiremezsiniz ki. Ya şöyle güç yetiremezsiniz. Alırsınız yani. Nefsinize eğrilirsiniz. Paketlenmiş sosis, paketlenmiş salam. mahallenin kasabı değil de X marka paketlenmiş sucuk. Paketlenmiş peynir, paketlenmiş yoğurt, paketlenmiş süt ürünleri, paketlenmiş bisküviler, paketlenmiş çikolatalar. Hepsinde de kimyevi maddeler var. Hepsinde de. Size bu tuhaf geliyor. Allâh affetsin yanlış anlaşılması. Yiyeceğim bir kankal sucuk mu? Bizim sayit ediyorum. Sayit bana sucuk lazım bitti. Almıyorum ben dışarıdan hiç. Paketlenmiş hiçbir şey yemiyorum. Bitti. Almayın, yemeyin. Paketlenmiş salça alma kardeşim. Alma. Ya ne yiyeceğiz yapsın hanımlar salçayı evden. Almayın. Çok basit bakın.
Ben paketlenmiş bir tayt. Ne o noğuttur fasülyedir pirinçtir. Onları alıyorum naylonun içerisinde o da. Onu da kolay kolay almıyorum. Pazarda var bir tane adam getiriyor bana. Almam. Hepsinin içinde kimyasal madde var. Var. Neler saklayacak ki onu. Mümkün değil. Bu kadar. Bu kadar. Bu kadar. Bu kadar. Bu kadar. Bu kadar. Bu kadar. Bir şeyle saklayacak onu. İçine bir kimyasal madde atacak. Ona bir kimyasal boyu kullanacak. Neyle tatlandıracak? Şekerle mi tatlandıracak? Ona kimyasal bir tatlandırıcı bulacak. Atacak içine. Atacak. Paketlenmiş patates, cip, çatos, patos, matos ne varsa. Çocukların elinde kanser. Almıyor. Yemiyor. Hele margarin. Nasıl yiyor insanların? Hayret ediyorum. Yemiyorum.
Gidin zeytinyağını dökün kabın içerisine. Alın zeytinyağı. Bir kilo zeytinyağı. Koy kabın içerisine. Biraz kimyon, biraz karabiber at, biraz kırmızı biber at, biraz nane, biraz kekikat karıştır. Banyo ekmeği içine. Ne yapacaksın margarinle? Ne işin var? Bitti bu kadar. Bu kadar başka bir şey değil. Hatta ekmekler dahil buna. Fırınlardan aldığımız beyaz ekmekler dahil. İçine attıkları katkı maddesinin adlı hesabı yok. Ekmek pasta gibi kabarıyor. Kabarır mı ya? Ekmek pasta gibi kabarıyor. Kabarır mı ya? Yapıyonuz mu köyde ekmek? Öbür ekmekler gibi kabarıyor mu sizinkilerde? Kabarmıyor değil mi? Bitti. Kabarıyor. Nah böyle sabahlarında ne hoşunuza gidiyor yiyorsunuz onu. Şimdi kebapçılar da aynı unu kullanıyor ki.
Pideciler de aynı unu kullanıyor. Nerede İbrahim pidecimizin? Aynı unu kullanıyonuz değil mi? Kepekli un kullanmıyonuz. Tabi. Yemez ki kimse taş gibi olur değil mi pide? Sert olur. Ne sert olunca da istemez. Ne olacak? Komple nişasta olacak desene. Ya. Öyle. Erkeklerin bayandanla tokalaşması caiz midir? İş icabı bazen tokalaşmak zorunda kalıyoruz. Bunda bir vebal var mıdır? Erkekler siz bayanlara ellerinizi uzatmayın. Bayanlar sizde mecbur kalmadıkça erkeklere ellerinizi uzatmayın. Ama resmi dairede orada burada bir bayan elini uzattı size erkeklere. O bayan utanacak çaresizlik var işin içinde. Bu noktada elinizi uzatın. Öbür türlü asla erkekler ellerini bayanlara uzatmasınlar. Kadınlar da asla ellerini erkeklere uzatmasınlar.
16. Bölüm
Mümkün olduğu müddetçe şükür ve hamdın anlamı nedir? Şükür Allâh’a şükretmek, teşekkür etmek. Bir insana da şükredilir, teşekkür edilir. Allâh razı olsun, teşekkür ederim. İnsana teşekkür Allâh’a teşekkür edilir. Hadi şerif. Ama insana hamd edilmez. Hamd Allâh’a aittir. Hamd hakka teşekkür halkadır. Hamd hakkadır. Teşekkür de halkadır. E bu noktada halka teşekkür etmek, hakka teşekkür edilir. Bu daire. Ruhul bayan tefsirini hangi mütercimden okumalıyız, öğrenebileceğimiz kaynak var mı? Ruhul bayanı, bu normalde İsmail Hakkı Bursev Hazretleri’nin Ruhul Bayanı bitti mi ki? Onu tercim ediyorlardı. Ruhul Bayan dediğiniz o Ruhul Bayan kimin acaba soru? Erkeklerden mi, bayanlardan mı geldi? Demek ki bayanlardan geldi.
Normalde eğer İsmail Hakkı Bursev’inin Ruhul Bayanı bittiyse, kim yazdıysa bunu bana haber versin. Ben de o tefsirin bitmesini bekliyorum. Mustafa Kemal hakkında kimi hocalar kafir hükmünü veriyor, kimi hocalar ise övüyor. Göktel indiği sanılan kitaplarda yönetilmeyeceğimizi belirten konuşması var. Sizin düşünceniz nedir? Eğer mümin ise de kendine, kafir ise de kendine. Biz son nefesinde yanında mıydık? Hükmedemem de. Bu noktada böyle birilerinden korktuğumdan çekindiğimden değil. Hükmetmek Allâh’a ait. Birisinin küfrüne hükmetmek kulların işi değil. Burada hata yaparsınız kim olursa olsun. Şunu diyebilirsiniz. Allâh’ı inkar ederekten ölen bir kimse kafir hükmündedir. Eyvallâh. Son nefeste o kimse inkar ederek öldüyse kim olursa olsun o küfür üzerine ölmüştür.
Ama filanca kafir olarak ölmüştür, filanca küfür ehlidir, kafirdir demek ben müslümanım diyen için bir kimse üzerine hükmedilecek bir şey değil. Bununla alakalı meclis konuşmaları var Atatürk’ün. Meclis konuşmalarının neticesinde o kimsenin küfür ehli olduğuna dair fetva verenler var. Var. Ben katılmak zorunda değilim. Vermiş fetvasını. Allâh yardım etsin ona. Kimisi de gökten indirildiğini söylüyor. Ben onlara da katılmıyorum. Yok. Bu da değil. Bu noktada da dayı. İyilikleri de kendine, kötülükleri de kendine. Ona kafir dememiz bize bir katkıda bulunmaz. Ona mümin dememiz bizim için elimizde bir işaret yok. Bizi ilgilendirmez. Bu sadece Atatürk için değil herkes için geçerli. Ancak kafir olduğunu bildiğimiz bir kimseye diyeceğiz ki ya bu kafirdir.
Ölürken ya tövbe ettiyse. Bizim inanışımıza göre bir kimse son nefesini verinceye kadar tövbe kapısı ona açık mı? Açık. İnanışımız bu bizim. Bir kimse son nefesini verinceye kadar tövbe kapısı ona açık. Ya Rabbi dedi. Ne diyeceğiniz? Gelip bir melek onun ağzına ya Rabbi dediği gece her zaman tıkadığına dair elinizde delil mi var? Bu minvalde bir soru daha var. Tekke’deki bir sohbetinizde Kemal Paşa yanlış anlaşıldığını buyurmuştunuz. Hilafeti kaldırıp müminleri başsız tahtı ülkemize dikta ettiğini düşünerek bir çok zaman eleştirdik. Tövbe etmeli miyiz bu şekilde eleştirenlere ne cevap verilmelidir demiş kardeş. Neredeydi Müslümanlar hilafet kaldırılırken? Hilafet kaldırılırken Müslümanlar neredeydi?
17. Bölüm
İyi şimdi nerede? Hilafeti filanca kaldırdı. Sen ne yaptın? Sen ne yaptın? Kaldırılırken neredeydin? Şimdi neredesin? Şimdi neredesin? Bir de eksik bilgi, hilafet kaldırıldı diyor. Hayır, millet meclisinin uhdesine verildi. İyi meclise gönderdiğiniz milletvekillerinin yakalarından tutun. Deyin ki hilafeti tekrar meclisin bünyesinde çalışır hale getireceksiniz mi getirmeyeceksiniz? Neredesiniz? Çok basit. Milletvekilleri gelecek mi, kahve kahve dolaşıyorlar mı? Dolaşıyorlar. Geldiğinde Sayın Milletvekili mecliste gittiğinde hilafeti tekrar mecliste çalışır hale getirmeyi taahhüt ediyorsunuz mu? Hangi partiden olursa olsun. Birisi kaldırdı diye sövmek işin kolayı. Bir tane günah geçisi koy oraya sen kaldırdın diye.
Habire savaş onunla. Sen ne yaptın? Çok basit. Bunu söyleyenlerin hiçbirisi de milletvekillerinden böyle bir istekte bulunmazlar ki. Bulunamazlar zaten. Bunları söyleyen hacısı, hocası, entelektüeli din âlimi, mücahidi cihatçısı dile bile getiremezler. Getirirlerse tekrar hilafeti devrim kanunlarına muhalefetten savcılığın karşısında. Birisi yine açıktan Atatürk kafirdir diyemez ki. Derse Atatürk’ü koruma kanunu var, savcılığın önünde alır solu. Hiç savcılığın önüne gitmeyenler bol keseden atarlar. Fısıl. Hiç savcılığın önüne gitmeyenler bol keseden atarlar. Fısıl. Dedikoducular. Çıkın hadi 500 kişinin önünde Atatürk kafirdir deyin de seveyim ben sizi. Çık hadi de. Al solu içeride bir. Dedikodu ediyorlar fısıl konuşuyor.
Ne geçiyorsa ellerine. Böyle diyeceğini de Atatürk tefsir yazdırdı zamanında de onun zamanında yazıldı. Onun zamanında buhar-i tercimesi yazdırıldı. Devletin parasından. Atatürkçüler siz nasıl Atatürkçüsünüz? Bütün okullara tefsir gönderin. Bütün okullarda Atatürk’ün yazdırdığı tefsirin okutulması lazım. Atatürkçüyüm diyenler bunu yapması lazım. Hadi. Boş dur. Namazdayken gülme hali olduğunda namazımız bozuluyor diye günahkar olur muyuz? Bu hal elimizde olmuyor bazen ciddi olmak gerekir ama bazen gülme hali oluyor ne yapmamız gerekir? Göbeğiniz oynarsa, kıkırdarsanız, ses çıkarsa abdestiniz değil namazınız değil abdestiniz de bozulur. Göbeğiniz oynadı gülerken ses çıktı kık diye abdest de gitti namaz değil.
Kendi kendine güldün namaz bozuluyor. Allâh bize affetsin. el-Fâtiha.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
Ek kaynaklar:
- Kehf 18/28’de geçen zikir ehliyle beraber olma, nefsin arzusuna uymama ve sabır ilkesi için bkz. Kehf 18/28; Taberî, Câmi‘u’l-Beyân; Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb.
- Zikir halkası ve Allah’ı anan toplulukların fazileti için bkz. Buhârî, Deavât 66; Müslim, Zikir 25; Tirmizî, Deavât 7; Nevevî, el-Ezkâr.
- Allah ve Resûl sevgisinin Kur’ân-sünnet dairesinde yaşanması için bkz. Âl-i İmrân 3/31; Tevbe 9/24; Ahzâb 33/21; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Muhabbet” maddesi.
- Sevgi, vefa ve doğru şeyde istikamet üzere kalma ahlakı için bkz. Mâide 5/1; Hûd 11/112; Ahkâf 46/13; Kuşeyrî, er-Risâle, “İstikamet” bölümü.
- Nefsin ibadeti bıraktırma hileleri ve nefis terbiyesi için bkz. Yûsuf 12/53; Şems 91/7-10; Gazzâlî, İhyâ, “Riyâzetü’n-Nefs”; Hâris el-Muhâsibî, er-Riâye.
- Şeytanın ibadet ve zikir yolunda engellemesi konusunda bkz. A‘râf 7/16-17; Fâtır 35/6; Nâs 114/1-6; İbn Kayyim, İğâsetü’l-Lehfân.
- Huşû eksik olsa da namazı terk etmemek ve namazda derinleşmek için bkz. Mü’minûn 23/1-2; Tâhâ 20/14; Ankebût 29/45; Müslim, Salât 215.
- Oruçta ihlas, sabır ve alışkanlık-ibadet ayrımı için bkz. Bakara 2/183; Buhârî, Savm 2; Müslim, Sıyâm 30; Gazzâlî, İhyâ, “Esrârü’s-Savm”.
- Zikrullahın alışkanlık değil kalp diriliği olarak yaşanması için bkz. Ra‘d 13/28; Hadîd 57/16; Buhârî, Deavât 66; Kuşeyrî, er-Risâle, “Zikir” bölümü.
- İmanın hakikatine ulaşma, muhabbet, takva ve amel bütünlüğü için bkz. Enfâl 8/2-4; Hucurât 49/15; Buhârî, Îmân 1; Müslim, Îmân 67.
- Mürşid, şeyh ve zikir halkasında edep ölçüsü için bkz. Tevbe 9/119; Kehf 18/66-70; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mürşid”, “Şeyh” ve “Sohbet” maddeleri.
- Cemaat içinde problem, nefis mücadelesi ve kardeşlik hukukunu koruma için bkz. Hucurât 49/10-12; Âl-i İmrân 3/103; Nevevî, Riyâzü’s-Sâlihîn, kardeşlik bahisleri.
- Hz. Ali ve sahabe örnekleri üzerinden ilim, edep ve ihtilaf ahlakı için bkz. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ali” ve “Sahâbe” maddeleri; Taberî, Târîh.
- Dervişlikte disiplin, sebat ve mücadele ruhu için bkz. Ankebût 29/69; Âl-i İmrân 3/200; Serrâc, el-Lüma‘; Hucvîrî, Keşfü’l-Mahcûb.
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Vird, Zikir, İhsân, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı