Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Tasavvuf — Sayfa 46

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Tasavvuf(5877) — Sayfa 46/60

Bir işin ölçüsü kaçarsa bir taraftan nefsine uyarsın, bir ölçüyü kaçırırsın, o yürür gider mi?

Bir şeyh vefat ettikten sonra ‘biz üveysî olduk’ demek — hoş geldin 23 Nisan! Yıllardır ‘şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır’ diye bağırırsın; şeyhin vefat edince ‘üveysî olduk’ dersin. Üveysîlik böyle bir şey değil. Birisi çıkıyor ‘Şeyh Efendi bana rüyamda görev verdi’ diyor; öbürü çıkıyor ‘bana da rüyamda görev verdi’ diyor; bir kadın çıkmış ‘bana da rüyamda görev verdi’ diyor. Bir işin ölçüsü kaçarsa bir taraftan nefsine uyarsın, bir ölçüyü kaçırırsın, o yürür gider.

Kaynak: 558. Dergah Sohbeti — Hilâfet Meselesi, Sahâbe Sevgisi, Şeyh Sonrası Ölçü, Üveys

Ölçü her daim: Kur’an, Sünnet, imamların içtihadı ve sûfîliğin temel kaideleri midir?

Ölçü her daim: Kur’an, Sünnet, imamların içtihadı ve sûfîliğin temel kaideleri. Kuşeyrî Risâlesi’ne bakalım, Ferîdüddîn Attâr’a bakalım, Mesnevî’yi okuyalım, İbnü’l-Arabî’ye bakalım, Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin sohbetlerine bakalım — bunlardan cem edilmiş bir ölçü koyacağız ortaya.

Kaynak: 558. Dergah Sohbeti — Hilâfet Meselesi, Sahâbe Sevgisi, Şeyh Sonrası Ölçü, Üveys

Bir şeyh efendi dervişlerden her ay aidat mı toplar?

Bir şeyh efendi milletin parasını toplayıp kendine iş yeri mi açar? Bir dergâhın ticarethanesi olmaz. Market açmış dergâhın adına — böyle bir şey yoktur. Ölçüyü konuşun; hangi şeyh yaparsa yapsın, yanlıştır.

Kaynak: 558. Dergah Sohbeti — Hilâfet Meselesi, Sahâbe Sevgisi, Şeyh Sonrası Ölçü, Üveys

Kadınlar erkekler bir halakada zikrullah yapılmaz mıdır?

Kadınlar erkekler bir halakada zikrullah yapılmaz. Keman, tambur, ne varsa toplayıp kadınlar erkeklerle ilâhi söyleyip zikrullah yapmak — böyle bir şey Kur’an’da yok, sünnette yok, imamların içtihadında yok, sûfîlerin genel kaidelerinin içerisinde yok.

Kaynak: 558. Dergah Sohbeti — Hilâfet Meselesi, Sahâbe Sevgisi, Şeyh Sonrası Ölçü, Üveys

Sûfîlerin vartaları nelerdir?

Bedîüzzaman Said Nursî hazretlerinin Mektubat’ında, yirmi dokuzuncu mektup, dokuzuncu kısım, sekizinci telvîh’te ehl-i sûfînin, ehl-i tarikatın vartaları anlatılır. Bu vartalardan birisi; bir kimsenin üstadının herhangi bir edebini, âdâbını sünnet-i Resûlullah’tan uzak tutması veya üstadının verdiği virdi çekip sünnet-i Resûlullah’ın virdini çekmemesidir.

Kaynak: 559. Dergah Sohbeti — Gizli Şirk ve Riyâ, Sûfîlerin Vartaları, Gıybet, Mümin Kim

Tasavvufta Sevgi Ölçüsü nedir?

‘Allah’ı çok sevin, öyle ki onu şeyhinizden bile çok sevin’ demiştim. Her şeyin bir vartası vardır; tasavvufun tarikatlarının da kendi içlerinde vartaları vardır:

Bir kimsenin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini Allah’tan fazla sevmesi

Bir kimsenin şeyhini Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden ve Allah’tan fazla sevmesi

Bir kimsenin başındaki zâkiri, çavuşu şeyhinden fazla sevmesi

Bu sûfîliğin kendi içerisindeki vartalarıdır. İnsan bunu fark etmez; ince bir çizgidir bu. Şeyhlerin, zâkirlerin, çavuşların nefsine tatlı gelir: Bir derviş onu sevince o zâkirin, çavuşun, şeyhin, halifenin nefsine tatlı gelir. Nefis oradan lezzet alır, haz alır; sanki farklı bir manevî hava yaşıyormuş gibi zanneder.

Kaynak: 560. Dergah Sohbeti — Tasavvufta Sevgi Ölçüsü, Dervişlik Kisvesiyle Dilenmek, Ri

Dervişlik Kisvesiyle Dilenmek nedir?

Dervişlik kisvesi ile dilenenleri gördüm. Haydari sırtında, sarık başında, dükkanın içerisinde hay hay diye kendince sema ediyor, zikrullah yapıyor. Dükkan sahibi çekmeceyi açtı para verdi; adam parayı aldı cebine koydu gitti. ‘Dilencisin sen’ dedim. ‘Sûfîlikte dervişlikte böyle bir şey yok.’ Aynı gün üç saat sonra heykelde aynı kıyafetle eli açık dilenirken gördüm. ‘Allah’a hamd ediyorum ki senin üzerinde olan tespitimi Cenab-ı Hak ölmezden önce gösterdi bana’ dedim.

Kaynak: 560. Dergah Sohbeti — Tasavvufta Sevgi Ölçüsü, Dervişlik Kisvesiyle Dilenmek, Ri

Riyâ Hadisi nedir?

Riyâ Hadisi — Kıyamette İlk Hesaba Çekilecek Üç Kişi (Tirmizî ve Hâkim Rivayeti)

Tirmizî ve Hâkim rivayet etmiştir: ‘Kıyamet günü olduğu vakit Allah-u Teâlâ hesaplarını görmek üzere kullarına tecellî eder. Kullarının tümü dizüstü çökmüş, şaşkın ve perişan vaziyettedir. İlk hesaba çağırdığı: Kur’an’ı ezberleyen hâfızlar, Allah yolunda savaşıp ölenler ve zenginlerdir.’

Kaynak: 560. Dergah Sohbeti — Tasavvufta Sevgi Ölçüsü, Dervişlik Kisvesiyle Dilenmek, Ri

560. Dergah Sohbeti — Tasavvufta Sevgi Ölçüsü, Dervişlik Kisvesiyle Dilenmek, Riyâ Hadisi konusunda ne söylendi?

Hadisi: Tasavvufta Sevgi Ölçüsü — Allah’ı Şeyhinden Bile Çok Sevmek

‘Allah’ı çok sevin, öyle ki onu şeyhinizden bile çok sevin’ demiştim. Her şeyin bir vartası vardır; tasavvufun tarikatlarının da kendi içlerinde vartaları vardır:

Bir kimsenin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini Allah’tan fazla sevmesi

Bir kimsenin şeyhini Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden ve Allah’tan fazla sevmesi

Bir kimsenin başındaki zâkiri, çavuşu şeyhinden fazla sevmesi

Bu sûfîliğin kendi içerisindeki vartalarıdır. İnsan bunu fark etmez; ince bir çizgidir bu. Şeyhlerin, zâkirlerin, çavuşların nefsine tatlı gelir: Bir derviş onu sevince o zâkirin, çavuşun, şeyhin, halifenin nefsine tatlı gelir. Nefis oradan lezzet alır, haz alır; sanki farklı bir manevî hava yaşıyormuş gibi zanneder.

Tecrübeden Bir Kıssa — Zâkirini Şeyhinden Fazla Seven Derviş

Geçmiş dönemde bir kardeş vardı. Dergâhın içerisinde Nakîb-i Nukabâ olan bir ağabeye aşırı derecede meylediyordu. O Nakîb-i Nukabâ’nın yanında da bir çavuş vardı; oranın zâkiri gibi her şeyle o ilgileniyordu. Dedim ki bu adamı uyarın; bu adam filanca abiyi şeyhten fazla seviyor; bu sizin başınızı yakar.

Bir ay, bir buçuk ay sonra gittim, yine aynı durum. Yine söyledim: ‘Hata yapıyorsunuz, yapmayın.’ Bir dahaki gidişimizde camide ders yapıyoruz. O arkadaş geldi, ‘Şeyh Efendi ile görüştürsek’ dedi. ‘Bence görüştürme’ dedim. Ama aldı getirdi.

Şeyh Efendi direkt sordu o dervişe: ‘Senin şeyhin kim yavrum?’ ‘Ali Baba efendim’ dedi. Getiren zâkir arkadaşa döndü: ‘Oğlum bu Ali Baba’ya bağlıymış; ne getirdin ki benim yanıma? Götür Ali Baba’nın yanına’ dedi. Bana döndü: ‘Mustafa Efendi bir baba olamadın’ dedi. ‘Olamayacağız efendim’ dedim. O bir kıvılcım oldu; ardından başka şeyler sökün etti.

Sûfîlikte Sevgi Ölçüsü ve Sınırlar

Hiç kimse şeyhini Allah’ı sever gibi sevmesin. Hiç kimse Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini Allah gibi sevmesin. Hiç kimse şeyhini Peygamber’i sever gibi sevmesin. Hiç kimse zâkirini şeyhini sever gibi sevmesin. Hiç kimse bir kardeşini zâkir yerine koymasın. Ölçüdür bu. İnsanlar gelir gider, yol kalır. Arkamızdan gelenler ‘çarpık bir yol bırakmış’ demesinler.

28 Şubat Döneminden Bir Tecrübe

28 Şubat döneminde şeyhler toplantısı bir yerde olurken, halifeler de başka bir yerde toplanırlardı. Onlar hususî, ‘bizi çok seven var, biz çok kalabalığız, biz çok kuvvetliyiz’ manasında üç-beş derviş getirirlerdi yanlarında. O dervişlerin üzerinde tespit ettiklerim vardı. O şeyhler, halifeler kendilerini öyle bir yere koymuşlar ki; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine o kadar hürmet etmemiş insanlar belki de.

Benim dergâha girdiğimden beri bir tezim vardır: Bir şeyh, bir halife, bir zâkir, bir çavuş derviş kardeşine özel işlerini yaptırıyorsa sıkıntı vardır orada. Bir çavuş, bir zâkir kendisini şeyhin yerine koyuyorsa sıkıntı vardır. Bir şeyh kendisini Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yerine koyuyorsa sıkıntı vardır. Bu kim olursa olsun.

Dervişlik Kisvesiyle Dilenmek ve Dışarıda Alâmet-i Fârika Taşımak

Dervişlik kisvesi ile dilenenleri gördüm. Haydari sırtında, sarık başında, dükkanın içerisinde hay hay diye kendince sema ediyor, zikrullah yapıyor. Dükkan sahibi çekmeceyi açtı para verdi; adam parayı aldı cebine koydu gitti. ‘Dilencisin sen’ dedim. ‘Sûfîlikte dervişlikte böyle bir şey yok.’ Aynı gün üç saat sonra heykelde aynı kıyafetle eli açık dilenirken gördüm. ‘Allah’a hamd ediyorum ki senin üzerinde olan tespitimi Cenab-ı Hak ölmezden önce gösterdi bana’ dedim.

Dilenmek yoktur sûfîlikte. Kıyafetin sûfîlik alâmetiyle bir şey yaparsan Allah muhafaza eylesin yola leke gelir. O yüzden biz sohbetten çıkınca kafamızdan sarığı çıkarırız, alâmet-i fârikamız olan takkemizi çıkarırız, haydariyi çıkarırız. Korkumuzdan değil; sırtındaki haydariyle bir boşluk yaparsan yola zarar gelir.

Riyâ Hadisi — Kıyamette İlk Hesaba Çekilecek Üç Kişi (Tirmizî ve Hâkim Rivayeti)

Tirmizî ve Hâkim rivayet etmiştir: ‘Kıyamet günü olduğu vakit Allah-u Teâlâ hesaplarını görmek üzere kullarına tecellî eder. Kullarının tümü dizüstü çökmüş, şaşkın ve perişan vaziyettedir. İlk hesaba çağırdığı: Kur’an’ı ezberleyen hâfızlar, Allah yolunda savaşıp ölenler ve zenginlerdir.’

Hâfız

Allah-u Teâlâ hâfıza sorar: ‘Resûlüme indirdiğim kitabı sana öğretmedim mi?’ ‘Evet öğrettin yâ Rabbi.’ ‘O halde bu öğrendiğinle ne amel ettin?’ ‘Gece gündüz senin rızan için okudum ve okuttum.’ Allah-u Teâlâ: ‘Yalan söyledin’ buyurur. Melekler de ‘yalan söyledin’ derler. ‘Belki bunları yaparken benim rızamı değil halkın teveccühünü arıyordun; filanca ne okuyucudur denmesini istedin. Ve hakikaten de öyle dediler.’

Zengin

Allah-u Teâlâ zengine sorar: ‘Sana hiç kimseye muhtaç olmayacak şekilde servet vermedim mi?’ ‘Evet verdin yâ Rabbi.’ ‘Sana verdiğim bu servet ile ne amel yaptın?’ ‘Senin rızan için akrabamı görüp gözettim, fakir ve yoksullara tasaddukta bulundum.’ Allah-u Teâlâ: ‘Yalan söyledin’ buyurur. ‘Belki bunları yapmakla filanca ne cömerttir denmesini istedin ve böyle de dendi.’

Şehit

Allah yolunda öldürülen getirilir. Allah-u Teâlâ: ‘Niçin öldürüldün?’ diye sorar. ‘Senin yolunda cihatla emrolundum ve öldürülünceye kadar savaştım.’ Allah-u Teâlâ: ‘Yalan söyledin. Belki filanca ne kahraman, ne cesur bir adamdır denmesini istedin; bu da dendi’ buyurur. Allah muhafaza eylesin.

Zekât ve Nisâb Miktarı Hatırlatması

Zengin kimdir? Nisâb miktarı mala veya paraya sahip olan kimsedir. Adamın otuz tane dairesi vardır ama nisâb miktarı paraya sahip değilse zekât bile alabilir. Bir dairesini alıp satmak için aldıysa, o bir dairenin parası zekâta girer; geri kalan yirmi dokuz daire zekâta girmez. Elli tane arsası var ama hiçbirisi satılık değilse, ellisi de birer trilyondan elli trilyon olsa zekâta girmez; ancak birini ticaret için aldıysa o zekâta girer.

Kaynak: 560. Dergah Sohbeti — Tasavvufta Sevgi Ölçüsü, Dervişlik Kisvesiyle Dilenmek, Ri

Deylemî rivayetinde: ‘İki şöhretten sakının mıdır?

Deylemî rivayetinde: ‘İki şöhretten sakının. Sûfî ve derviş kılığına girip kaba kumaş giyerek sûfîlerden görünmekten sakının. Kıyamet günü şiddetli azap olacak olanı, kendisinde hayır olmadığı halde insanlara kendisini hayırlı gösterendir.’ Sûfî kıyafeti giyip sûfî ahlâkına sahip olmadığı halde kendisini hayırlılardan gösteren — Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: 563. Dergah Sohbeti — Büyük Günahlar ve Hukuk, Çocuk Yetiştirme, Riyâ Hadisleri

Dervişliğin içi dışından daha önemli midir?

Dervişliğin dışına dikkat etmek yerine içine dikkat etmek gerekir. O yüzden bizim yolumuzda beraber yol giden kardeşler, dışlarını dervişliğe çevirmeye çok özenmesinler. Asıl içlerini derviş diye özendirecekler, içleri derviş olacak.

Kaynak: 564. Dergah Sohbeti — Riyâ ve Gösteriş Meselesi, Vaktin Çocuğu Olmak, Anne-Babay

Sûfî kimliğiyle dışarıda dolaşmanın sorumluluğu nedir?

Biz dışarıda sarıkla dolaşmayız, dışarıda haydariyle dolaşmayız. Bunlar sûfî kimliğidir. Olur ki bir hata, bir kusur işlersen yola zarar verirsin. Sen kocaman sakalınla bir kadına, bir kıza bakarsan yola zary verirsin. Sırtındaki haydariyle, kafandaki sarıkla bir yanlışlık yaparsan yola zarar verirsin. ‘Biz de dervişiz, bizden hata çıkmaz’ dediğin an yola zarar verirsin.

Kaynak: 564. Dergah Sohbeti — Riyâ ve Gösteriş Meselesi, Vaktin Çocuğu Olmak, Anne-Babay

Sûfî vaktin çocuğu olmak nedir?

Allah yolunda koşturacak olan, kimseyi koruyacak olan tek şey; kendini disiplin etme açısından ‘benim şu anda ne yapmam lazım?’ sorusunu kendi kendine hesaba çekmektir. Çünkü İslam’da bütün hayırlar, hasenâtlar, ibadetler vakte bağlıdır. Vakit önemlidir.

Kaynak: 564. Dergah Sohbeti — Riyâ ve Gösteriş Meselesi, Vaktin Çocuğu Olmak, Anne-Babay

565. Dergâh Sohbeti — İbâdetin Mertebeleri, Mürşide Bağlanma ve Sûfî Seyrüsülûku nedir?

565. Dergâh Sohbeti — İbâdetin Mertebeleri, Mürşide Bağlanma ve Sûfî Seyrüsülûku, ibâdetin üç mertebesini, mürşide bağlanmanın hükmünü, seyrüsülûk kavramlarını ve sûfîlikte ibâdetin ölçüsünü tartışmaktadır. Metinde seyrüsülûk, kapitalist sistemin kuruş oyunu olarak eleştirilirken, Allah için sevgi ve menfaat beklentisi, sevgide kibir tehlikesi, nezir meselesi, meczûbluk, velîlik, nefsin ve kalbin seyrüsülûku, mürşid-i kâmile bağlanmanın hükmü, her alanda uzman aranması, hamilelik ve doğumun çocuğun fıtratına etkisi, güzel koku ve temizliğin mânevî faydaları, çörek otunun faydaları ve sûfîlikte ibâdetin ölçüsü gibi konular da ele alınmaktadır.

Kaynak: 565. Dergâh Sohbeti — İbâdetin Mertebeleri, Mürşide Bağlanma ve Sûfî Seyrüsülûku

Seyrüsülûk nedir?

Seyrüsülûk, kapitalist sistemin kuruş oyunu olarak eleştirilir. Bir ürün 14.99 liraya satılıyor. 15 TL verdiğinizde 1 kuruş geri dönmüyor çünkü 1 kuruş yok piyasada. O 1 kuruş iş yerinde birikiyor. 5 kuruş yok, 10 kuruş bile iş yapmıyor. Bu bir kapitalist sistemin oyunudur. Marketlerde geri dönüşü mümkün olmayan kuruşlar var. Aslında o ürünü 15 liraya satıyor. Bu aynı zamanda ekonominin hangi noktada olduğunu gösterir: bir ülkenin ekonomisi kuvvetliyse 1 kuruşu vardır, geriye iade eder. Ekonomi kuvvetli değilse kuruşlar iş yapmaz.

Kaynak: 565. Dergâh Sohbeti — İbâdetin Mertebeleri, Mürşide Bağlanma ve Sûfî Seyrüsülûku

Allah için sevgi ve menfaat beklentisi nedir?

Hadîs-i kudsîde bize tarif ediliyor: ‘Allah için birbirlerini sevenler — birbirlerinden menfaat gözetmeyen, akrabâ olmadıkları hâlde. Allah için birbirlerini sevenler ve toplandıklarında Allah’ı zikredenler: hiçbir gölgenin olmadığı mahşer yerinde Arş-ı A’lâ’nın gölgesinde gölgelenecekler.’ Dikkat edin başlangıca: bir, akrabâ değiller. İki, aralarında bir menfaat ilişkisi yok. Üç, Allah için sevdiler.

Kaynak: 565. Dergâh Sohbeti — İbâdetin Mertebeleri, Mürşide Bağlanma ve Sûfî Seyrüsülûku

Sevgide kibir tehlikesi nedir?

İnsanların arasında sevilen kibirleniyor. Bu acı bir şeydir, mânevî tok atıyor. Sevilen kibir yaparsa bunun acısı başkadır. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: 565. Dergâh Sohbeti — İbâdetin Mertebeleri, Mürşide Bağlanma ve Sûfî Seyrüsülûku

İbâdetin üç mertebesi nedir?

Hazret-i Pîr’e göre ibâdet etmek birinci derecede bütün şerîatın hükmü gereğince kulluktur. Sûfîler ibâdetlerin hepsini temel noktada kulluk olarak görürler. İkincisi, ibâdet Allah’a yaklaşmada bir basamaktır. Üçüncüsü, o ibâdet o kimsenin Allah’a yakınlığının tadı, zevki ve lezzetidir. ‘Kulun bana en yakın olduğu an secde ânıdır.’ O en yakın anda olduğunu hisseder. Artık klasik ibâdet düşüncesinden çıkmıştır; yakınlığın zevkini yaşar. Oruçla alakalı hadîs-i kudsî var: ‘Oruçlunun ağzının kokusu bana misk-i anber gibi gelir.’ O kimse sevgilisinin ağız kokusunun misk-i anber gibi gelmesini sevmeye başlar — orucu sevmekten bir üst mertebedir bu.

Kaynak: 565. Dergâh Sohbeti — İbâdetin Mertebeleri, Mürşide Bağlanma ve Sûfî Seyrüsülûku

Nezir (Adak) meselesi ve İslâmî bakış açısı nedir?

Hadîs-i şerîfte buyruluyor: ‘Nezir, Âdemoğluna Allah’ın takdir etmediği şeyi yaklaştırmaz. Ancak nezir kadere muvâfık olur. Nezir sadece cimrinin malını eksiltir.’ Bir olayın üzerine nezrin tesiri yoktur. Ama İslâm öncesi haram olan nezirleri Hazret-i Peygamber kaldırmış, helâl olan nezirlerin yerine getirilmesine müsaade etmiş, hatta emretmiştir. Aslında nezir bir şükür gibidir: ‘Üniversiteye girersem on tane şükür kurbanı keseceğim.’ Şükür kurbanı kesecek, şükür orucu tutacak, şükür yemeği verecek — bir şey olduğunda Cenâb-ı Hakk’a hamd ve şükrettiğine dâir o kimsenin böyle vermiş olduğu şeylerdir.

Kaynak: 565. Dergâh Sohbeti — İbâdetin Mertebeleri, Mürşide Bağlanma ve Sûfî Seyrüsülûku

Meczûbluk, Velîlik ve Seyrüsülûk nedir?

Bütün velîler mezhûbdur. Biz meczûbluğu aklını yitirmiş, miskinliğe vurmuş diye algılamayız. Onlar Allah delisidir. Hayra koşmakta öndedirler. Onları dünya malı, eşleri, çocukları, ticâretleri Allah yolunda önde koşmaktan engelleyemez. Onun eşi, çoluğu, çocuğu, malı mülkü — neyi varsa onun arkasından koşmak zorundadır.

Kaynak: 565. Dergâh Sohbeti — İbâdetin Mertebeleri, Mürşide Bağlanma ve Sûfî Seyrüsülûku

Nefsin ve Kalbin Seyrüsülûku nedir?

Nefsin seyrüsülûku nefis merâtikleriyle alâkalıdır: emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râdıye, mardıyye, sâfiye ayakları. Kalbin seyrüsülûku ise sevgiyle alâkalıdır: o kimsenin şeyhini her şeyden fazla sevmesi, Resûlullâh’ı sevmesi, ardından Allah’ın sevgisinde hemhâl olmasıdır. Bazı dergâhlar bunun sadece nefis mücâdelesi, nefis merâtikleri tarafını alır — tarîkatların büyük çoğunluğu bu veçhede alır. Ama ben sûfîlik dememin sebebi odur: bizde nefis mücâdelesi vardır, bir taraftan da kalbin seyrüsülûku vardır. Biz o sevgiyi önemseriz.

Kaynak: 565. Dergâh Sohbeti — İbâdetin Mertebeleri, Mürşide Bağlanma ve Sûfî Seyrüsülûku

Mürşid-i Kâmile Bağlanmanın Hükmü nedir?

Bir mürşide bağlanmak ne farz ne vâcip diyorum bir taraftan. Ama bu yolda gidecekse, Allah’a yakınlık yolunda yürüyecekse o kimseye farzdır. Bir kimse kendi kendine doktor olabilir mi? Doğru gibi bir şey ama olsaydı herkes kendi kendine doktor olabilirdi.

Kaynak: 565. Dergâh Sohbeti — İbâdetin Mertebeleri, Mürşide Bağlanma ve Sûfî Seyrüsülûku

Her alanda uzman aranır, dinde aranmaz nedir?

Ameliyat profesörünü ararız, dişçi en iyisini ararız, araba tamircisi en iyisini ararız — ne varsa en iyisini araştırırız. Bir tek şeyde araştırmayız: din. Sosyoloji uzmanı dinden ahkâm keser, ekonomi uzmanı dinden ahkâm keser, fizikçi keser, kimyacı keser, siyasetçiler keser. Siz hiçbir siyasetçinin tıptan ahkâm kestiğini gördünüz mü? Yok. Ama hepsi de dinden anlıyorlar. ‘Ne işiniz var sizin tarîkatlarda, orada burada? Oku Kur’ân’ını bak.’ Bütün ilimler için bir okul var, bir bilen var, bir anlayan var; onlar için okuyacağım, bir bilene gideceğim, okuluna gideceğim, profesörüne gideceğim. Bir tek dinde hiçbir yere gitmeyeceğim. Dağdaki zeytin ağacına bakmazsa, ustasını bulmazsa zeytin olmuyor. Aşısız, haşlanmamış zeytine ‘deli zeytin’ diyoruz. İnsanın da insan olabilmesi için aşıya, yani ustaya ihtiyâcı var.

Kaynak: 565. Dergâh Sohbeti — İbâdetin Mertebeleri, Mürşide Bağlanma ve Sûfî Seyrüsülûku

Hamilelik, doğum ve çocuğun fıtratı nedir?

Hamilelikten önce erkeğin ve kadının en son gördüğü, en son hayal ettiği ne ise onların dahi etkisi vardır. Hamile olunacağı gece en son kadın kimi gördü, erkek kimi gördü, ne yaşadılar, hayalleri neydi, düşünceleri neydi? Bunlar dahi çocuğun üzerinde etkilidir. Hazret-i Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem Hazretleri erkeklere mü’min bir eş almalarını, kadınlara da ahlâkı düzgün, dindâr erkekler seçmelerini tavsiye eder. Hadîs-i şerîfte: ‘Nikâh dört şey için yapılır: dîni için, güzelliği için, malı mülkü için, asâbiyeti için. Siz dindâr olanı tercih edin.’ Evde dindâr bir kadından doğma çocuk ile dindâr bir erkekten doğma çocuğun gelecekle alâkalı durumu aynı değildir.

Kaynak: 565. Dergâh Sohbeti — İbâdetin Mertebeleri, Mürşide Bağlanma ve Sûfî Seyrüsülûku

Güzel koku, temizlik ve mânevî faydaları nedir?

Hadîs-i şerîfte: ‘Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi: güzel koku, kadınlar ve gözümün nûru namaz.’ Güzel kokuya melekler de müştaktır. Bütün dergâhlarda güzel koku yakılırdı, her dergâhın bir ‘kokucu dedesi’ olurdu. Erkeklerin kokulanması ve kadınların eşlerine kokulanması nâfile ibâdet hükmündedir.

Kaynak: 565. Dergâh Sohbeti — İbâdetin Mertebeleri, Mürşide Bağlanma ve Sûfî Seyrüsülûku

Temizlik ve şeytanın tesiri nedir?

Soğan ve sarımsak yiyenler mescide girmesin — çünkü güzel kokmazlar. Sûfîler buna çok dikkat etmişlerdir. Bir kimsenin vücudu farklı kokmayacak, elbiseleri farklı kokmayacak. Tırnakların altında şeytanın çocuklarının olduğu rivâyet edilir; tırnak temizliği önemlidir.

Kaynak: 565. Dergâh Sohbeti — İbâdetin Mertebeleri, Mürşide Bağlanma ve Sûfî Seyrüsülûku

Çörek otunun maddî ve mânevî faydası nedir?

Hadîs-i şerîfte: ‘Çörek otu ölüm hâriç her derde devâdır.’ Ben çörek otunun sadece fizîkî faydası değil, bir insanın mânevî faydası da olduğuna inanıyorum: aklî, kalbî, rûhî şifâsının da olduğuna inanıyorum. Altı-yedi yıldan beri sabah akşam bir tatlı kaşığı çörek otu yiyorum. Hem zâhiren hem mânen şifâ alındığına inanıyorum.

Kaynak: 565. Dergâh Sohbeti — İbâdetin Mertebeleri, Mürşide Bağlanma ve Sûfî Seyrüsülûku

Sûfîlikte ibâdet ve gücün ölçüsü nedir?

Hazret-i Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem mescitte Zeyneb annemizin germiş olduğu bir ipi gördü ve çözdürdü: ‘Sizden biriniz dinç olduğu müddetçe namazını kılsın, yorulduğu veya gevşeklik hissettiği zaman otursun.’ Bu ibâdetlerde ve sûfîlerin seyrüsülûkünde ölçü olmuştur. Biz gücümüzün yettiği noktada ibâđet ederiz, zorlaştırmayız. Kolaylaştırırız, kolay olanı tercih ederiz. Bir kimse kendisini perişan edecek, zehir edecek hâlden uzak durur.

Kaynak: 565. Dergâh Sohbeti — İbâdetin Mertebeleri, Mürşide Bağlanma ve Sûfî Seyrüsülûku

Sûfî Ahlâkı ve Eşler Arası Denge nedir?

Sûfî Ahlâkı ve Eşler Arası Denge: ‘Erkeklere, eşlerinizi ezdirmeyin’ dediğimde, bu kadının erkeğin ailesine karşı istediğini yapabileceği, saygı çerçevesini aşabileceği anlamına gelmiyor. Ben konuşurken İslâm hukûku ve sûfî ahlâkı içerisinde konuşurum. Bir erkek eşini hiç kimseye ezdirmeyecek. Bu, kadının bir başkasına olan saygısızlığını görmemesi demek değildir. Hiçbir kadın da ne erkeğine ne de erkeğin ailesine karşı saygısızlıkta bulunmayacak. Bu dengeyi korumalı insanlar.

Kaynak: 570. Dergâh Sohbeti — Zikrullâha Engel Olmanın Hükmü, Zikir Âdâbı ve Sûfî Ahlâkı

"Lâ İlâhe İllallah" cennetin anahtarı mıdır?

"Lâ ilâhe illallah anahtar; sâlih ameller de onun dişleri gibidir." Dişsiz anahtar kapıyı açmaz. Dişleri olan anahtarın varsa kapın açılır. Sâlih ameller: Başı namaz kılmak, oruç tutmak, insanlara iyilik yapmak, haramlardan uzak durup helâl dâirede yaşamaktır.

Kaynak: 571. Dergâh Sohbeti — "Oku" Âyeti Kime Hitap Eder, Lâ İlâhe İllallah Anahtarı, S

Sûfî topluluk imtihan yeridir mi?

"Biz sizi annelerinizle, babalarınızla, eşlerinizle, çocuklarınızla, mallarınızla, canlarınızla imtihan ederiz." (Bakara 2/155; Enfâl 8/28) Bir kimse bu sûfî hayatın içerisinde bunları yaşar. Annenle-babanla imthan olursun, eşinle imtihan olursun, çocuklarınla imtihan olursun, malınla imtihan olursun, canınla da imtihan olursun.

Kaynak: 571. Dergâh Sohbeti — "Oku" Âyeti Kime Hitap Eder, Lâ İlâhe İllallah Anahtarı, S

Sûfîler ve Siyâset arasındaki ilişki nedir?

Biz sûfîler, siyâsî gücümüz yok, ekonomik gücümüz yok. Biz Kur’ân ve Sünnet’le durduk mu duruyor her şey. "Bu haram" diyoruz, kalıyor millet. Ama ondan da tâviz vermeyeceğimize göre, sûfîleri tarih boyunca siyâsîler ne çok yakın durmuşlar ne uzak durmuşlar.

Kaynak: 573. Dergâh Sohbeti — Hanzala Hadîsi, Evliyâ Düşmanlığı, İhsan Mertebesi ve Hayd

Haydarî Kıyafetinin Tarihi nedir?

Bazı rivâyetlere göre: Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hızla mescide gittiğinde bir kısım sahâbe Allah’ı zikrediyorlardı. "Anam babam size kurban olsun, siz ne amel işliyordunuz?" diye sordu. "Ya Resûlallah biz Allah’ı zikrediyorduk" dediler. "Yeminle söyletmemin sebebi şu: Cebrâîl geldi, ‘ben o kardeşlerimden râzıyım’ dedi" buyurdu.

Kaynak: 573. Dergâh Sohbeti — Hanzala Hadîsi, Evliyâ Düşmanlığı, İhsan Mertebesi ve Hayd

Sûfîler için Hanzala Hadîsinin önemi nedir?

Sûfîler zikrullâhta yakaladıkları hâli, dergâhta, tekkede, sohbette yakaladıkları hâli devam ettirmeye gayret ederler. Bu dervişin disiplinli olmasıyla alakalıdır. Eğer derviş disiplinini kaybetmez, her dâim Allah’ı hatırlama, zikretme, farzları yerine getirme, günâh-ı kebâirlerden uzak durma gayreti içerisinde olursa sanki cenneti ve cehennemi gözünün önünde yaşıyormuş gibi bir hâl yaşar.

Kaynak: 573. Dergâh Sohbeti — Hanzala Hadîsi, Evliyâ Düşmanlığı, İhsan Mertebesi ve Hayd

Dervişlikte Üç Derece nedir?

Dervişlikte üç derece: İlme’l-Yakîn, Ayne’l-Yakîn, Hakke’l-Yakîn. İlme’l-yakîn olan dervişler: Derslerini çekerler, dersleri takip ederler. Câmi cemaati gibi; namazını kılar, işine bakar. Günlük virdini çeker, âdâb ve erkâna uymaya çalışır. Kendini muhkem tutar, muhâfaza etmeye çalışır. Ayne’l-yakîn olan dervişler: Bir çıt daha ilerisini düşünür. "İki kişi daha derse götüreyim, daha disiplinli olayım, bir virdimi çektim bir daha çekeyim, günlük beş bin tevhidi kendime şiar edineyim, pazartesi-perşembe oruçlarını tutayım" der. Haramlara dikkat eder, arkadaşları toplayıp ders yaptırmaya çalışır. Hakke’l-yakîn olan dervişler: Kendini vakfetmiştir oraya; işi gücü, gecesi gündüzü dervişlikle alakalıdır. Allah’a yakın olma, Allah’ı anlatma, Kur’ân ve Sünnet’i yaşama ve yaşatma mücadelesidir.

Kaynak: 573. Dergâh Sohbeti — Hanzala Hadîsi, Evliyâ Düşmanlığı, İhsan Mertebesi ve Hayd

Mehdî: Seri Sülûk Nedir?

Seri sülûk Kur’ân ve Sünnet’i düpdüzgün yaşamakla başlar. Bir kimse bir sûfî topluluğa katılır, oraya intisâp ederse, orada dinî yaşantısını devam ettirmeye başlar. Oranın âdâb, erkân ve kurallarına uymaya başlar. Bu yolun içerisinde değişik imtihanlar olur, değişik yaşanan şeyler olur; onları göğüsler, mücadelesine devam eder.

Kaynak: 574. Dergâh Sohbeti — Seri Sülûk, Dervişliği Ranta Çevirmek, Kader ve Mehdî Mese

Bir kimse dînin üzerinden ne olursa olsun bir ücret, bir para, bir karşılık, bir menfaat beklememesi lâzım mıdır?

Bir kimsenin Allah için yapmış olduğu sohbetlerin, Allah için hazırladığı kitapların üzerinden para kazanmasını uygun görmeyenlerdeniz. Bir kimse dînin üzerinden ne olursa olsun bir ücret, bir para, bir karşılık, bir menfaat beklememesi lâzımdır. Sûfîlik terbiyesi içerisinde bir kimse dînini ve sûfîliğini ranta çevirmemelidir.

Kaynak: 574. Dergâh Sohbeti — Seri Sülûk, Dervişliği Ranta Çevirmek, Kader ve Mehdî Mese

Rant Nedir?

Bir kimseye ayağa kalkılması bile ranttır. Bir kimseye bir öncelik tanınsa bile ranttır. Önce yemeği ona götürseler bile ranttır. Bir soğuk su getirseler ona, onun için bile ranttır. Bir kimsenin sohbetinin, zikrinin, çavuşluğunun, zâkirliğinin, halîfeliğinin, şeyhliğinin karşılığı bu olmamalıdır.

Kaynak: 574. Dergâh Sohbeti — Seri Sülûk, Dervişliği Ranta Çevirmek, Kader ve Mehdî Mese

Bu bize bir örnek midir?

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bir yerden bir yere giderken önde bile yürümezdi. Ashâbın arkasına gider "hadi siz yürüyün" derdi. Bu bize bir örnektir. Bir şatafata, bir gösterişe düşmek çok uygun değildir. Ama savaş esnasında bir komutanın askerinin başına geçmesi, önde savaşması câizdir, evlâdır. Hz. Ali radıyallâhu anh savaş meydanında çıkar, kendini tanıtır; Hz. Peygamber arkadan "eğer savaş meydanında olmasaydı Ali helâk olmuştur" buyururdu. Savaş meydanında düşmana karşı kibirlenmek, şatahat yapmak müsâade edilmiştir.

Kaynak: 574. Dergâh Sohbeti — Seri Sülûk, Dervişliği Ranta Çevirmek, Kader ve Mehdî Mese

Bu zamanda en önemli nefis mücadelesi bu mudur?

Benim sûfîlik hayatımın içerisinde otuz yıldır tespit ettim: Bir kimse sûfîliğini, dervişliğini kendi üzerinde ranta çevirdiği anda perperişan olur. Parçasını bulamazlar. Etrafındaki insanların hürmetine, sevgisine, saygısına bakan yanılır. Birkaç kişi seni rüyasında görür, sakın ha yanılırsın. Allah muhâfaza eylesin. Bu zamanda en önemli nefis mücadelesi budur. İnsanların dervişliğini ranta çevirmesi. Etrafındaki kardeşlerin ona saygı, hürmet, hizmet, ip gibi olması. O kimse bunları kendisi istedi mi, tâbir-i câizse imamın kayınına binmiş gidiyor. Allah muhâfaza eylesin.

Kaynak: 574. Dergâh Sohbeti — Seri Sülûk, Dervişliği Ranta Çevirmek, Kader ve Mehdî Mese

O hâlde bir kimse dinî hayatının içerisindeki konumunu, durumunu kendine ranta çevirmeyecek midir?

O hâlde bir kimse dinî hayatının içerisindeki konumunu, durumunu kendine ranta çevirmeyecek.

Kaynak: 574. Dergâh Sohbeti — Seri Sülûk, Dervişliği Ranta Çevirmek, Kader ve Mehdî Mese

Kur’ân: İslâm Dîni Orta Bir Din midir?

Kur’ân: İslâm Dîni Orta Bir Dindir. Enes bin Mâlik radıyallâhu anh anlatıyor: Bir gün Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem mescide girdi. İki direk arasında gerilmiş bir ip gördü. "Bu ip ne?" diye sordu. "Zeynep’indir; burada namaz kılar, yorulduğu veya gevşeklik hissettiği zaman buna tutunur" dediler. Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Çözün onu! Sizden biriniz zinde olduğu müddetçe namazını kılsın, yorulduğu veya gevşediği zaman otursun" buyurdu. (Buhârî, Teheccüd, 18; Müslim, Müsâfirîn, 219) İslâm dîni orta bir dindir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bütün ibadetlerde, bütün dinle alakalı fiiliyâtlarında orta yolu seçmiştir. "Sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz; kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız" buyurmuştur. Allah bizim ibadet uğruna kendimizi helâk etmemizi istemez. Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede meâlen "Allah sizin nefislerinize kaldıramayacağı bir yük yüklemez" buyurur. (Bakura Sûresi, 2/286)

Kaynak: 576. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Orta Yol, Kur’ân ve Sünnet’in Üstünlüğü, Evliyâu

Derviş kardeşlerine vermiş olduğu virdlerde, onların Kur’ân ve Sünnet dâiresinde yapacak oldukları hizmetlerde orta yolu seçmek esas mıdır?

Kur’ân ve Sünnet’e tâbi olmuş sûfî topluluklar bu noktada orta yolu tercih ederler. Derviş kardeşlerine vermiş olduğu virdlerde, onların Kur’ân ve Sünnet dâiresinde yapacak oldukları hizmetlerde orta yolu seçmek esastır. Karşımızdaki kimsenin neyi kaldırıp neyi kaldıramayacağını analiz edip ona göre vazife tayin etmek, ona göre iş taksimâtı yapmak ve ibadetlerinde o insanların aşk ve şevklerini kırmadan, onları bıktırmadan Kur’ân ve Sünnet dâiresinde Allah ve Resûlü’nü sevdirmektir. Sûfîlik güzel ahlâktır. Allah’ı sevmektir, Resûlullah’ı sevmektir, farzları yerine getirip nâfilelerle Allah’a yaklaşmaktır. Sûfîlik insanların bütün gününü vird yetiştirmek için harcamak değildir. Riyâzat yaparken helâlleri haram edercesine yasaklamak sûfîlik değildir.

Kaynak: 576. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Orta Yol, Kur’ân ve Sünnet’in Üstünlüğü, Evliyâu

Sûfîlik insanların nefislerine zulmetmek değil midir?

Öyle sûfî topluluklar kulağımıza geliyor ki psikolojilerini bozacak derecede dervişlerine riyâzat yaptırıyorlar, psikyolojilerini bozacak derecede vird veriyorlar. Hattâ sınıf ayrımcılığı yaparak, bölge ayrımcılığı yaparak, ırk ayrımcılığı yaparak vird verenler var. Sûfîlik insanların nefislerine zulmetmek değildir.

Kaynak: 576. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Orta Yol, Kur’ân ve Sünnet’in Üstünlüğü, Evliyâu

"Dört kitabın mânâsı bellidir bir elifte / Sen elifi bilmezsen bu nice okumaktır." Dört kitabın mânâsı da tevhid midir?

"Dört kitabın mânâsı bellidir bir elifte / Sen elifi bilmezsen bu nice okumaktır." Dört kitabın mânâsı da tevhiddir. Bütün peygamberler Allah’ın varlığını, birliğini tanıtmak, onu zikrettirmek ve ona ibadet ettirmek için gönderilmiştir. Yaradılışın sebebi budur, peygamberlerin gönderilmesinin sebebi de budur. Bütün kitaplar bize Allah’ı anlatır, bizi Allah’a tanıtır. Dört kitap değil, indirilmiş olan bütün kitaplar. Bu dört tane ayakta duran büyük kitaptır; ayrıyeten suhuf denilen küçük risâleler hâlinde kitaplar da indirilmiştir. Mesela Âdem aleyhisselâm rivâyet edilir ki on emirle indirilmiştir. Bütün peygamberlerin uyacak oldukları bir kitap vardır. Birkaç tane peygamber olsa dahi olsalar dahi, hepsini cem etmiş olsanız Fâtiha’da toplanır. Fâtiha’da da "Elhamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn"de toplanır.

Kaynak: 576. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Orta Yol, Kur’ân ve Sünnet’in Üstünlüğü, Evliyâu

Yûnus Emre’nin sözü Kur’ân ve Sünnet’ten yukarıda değil midir?

Yûnus Emre’nin sözü Kur’ân ve Sünnet’ten yukarıda değildir. Hz. Mevlânâ’nın sözü Kur’ân ve Sünnet’ten yukarıda değildir. Muhyiddîn İbn Arabî’nin sözü Kur’ân ve Sünnet’ten yukarıda değildir. Hiç kimsenin sözü, hiçbir beşerin sözü Kur’ân ve Sünnet’ten yukarıda değildir. Allah bizi Kur’ân ve Sünnet’ten sorguya çeker, herhangi bir beşerin sözünden dolayı sorguya çekmez. Yunus’u da, Hz. Mevlânâ’sı da, Muhyiddîn İbn Arabî’si de, Buhârî’si de, Tirmizî’si de, İbn Mâce’si de, İmâm-ı Âzam’ı da, İmâm-ı Şâfiî’si de, İmâm Mâlik’i de, Abdülkâdir Geylânî’si de, Ahmed er-Rifâî’si de, Ahmed el-Bedevî’si de, bütün pîr efendiler, bütün imam efendiler, bütün sahâbeler, bütün evliyâ, velî, mürşid ne var ise hepsi Kur’ân ve Sünnet’in anlaşılması, anlatılması, yaşanması için mücadele etmiştir. Bunlardan herhangi birisinin sözünü veya birisini Kur’ân ve Sünnet’ten yukarı tutmak küfürdür. Bir kimse hocasının, şeyhinin sözünü Kur’ân ve Sünnet’in üstünde tutarsa küfürdür. Hiçbir sistem, hiçbir cemaat, hiçbir tarîkat, hiçbir topluluk Kur’ân ve Sünnet’in üstünde değildir. Gözünüzde herhangi bir şahsı, herhangi bir topluluğu Kur’ân ve Sünnet’in üstünde görürseniz vallahi de küfre düşersiniz, billahi de küfre düşersiniz. Allah muhâfaza eylesin.

Kaynak: 576. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Orta Yol, Kur’ân ve Sünnet’in Üstünlüğü, Evliyâu

Haramdan, helâlden dikkat etmiyorlar?

İnsanlar Kur’ân ve Sünnet’i bırakmışlar, namazdan haberleri yok, oruçtan haberleri yok. Kılmak istemiyorlar, nefislerine zor geliyor. Haramdan, helâlden dikkat etmiyorlar. Karşısındakine "dört kitabın mânâsından haber ver bana" diyorlar. Sen onun istediği cevabı vermezsen "sen sınıfı geçemedin" diyorlar. Böylece karşıdaki kimse namazında, abdestinde, orucunda, dinini yaşamaya çalışıyor; onun kelime oyunu ile sanki câhil, ikinci sınıf vatandaş noktasına koyuyorlar. İki kelime ezberleyip o iki kelimeyle felsefe üretenler, dinini öğrenip harama helâle dikkat edip dinini yaşamaya çalışanları ikinci sınıf vatandaş gibi görüyorlar. Git kardeşim, îmân et, dîni yaşa. Dîn yaşamaktır, dîn kelime üretmek değildir, dîn edebiyat yapmak değildir. Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapış, azı dişlerinle sık. Haramlardan uzak dur, ahlâkını düzgün yap, farz namazlarını ve farz oruçlarını düzgün tut, nâfilelerle Allah’a yaklaşmaya çalış, Allah’ı sev. Dîn bu, sûfîlik budur.

Kaynak: 576. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Orta Yol, Kur’ân ve Sünnet’in Üstünlüğü, Evliyâu

Müslüman, Mü’min ve Evliyâ Tanı mı?

Bir kimse "Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah" dediyse Müslûmandır. O kimse farzlara riâyet edip haramlardan gücünün yettiğince kaçıyorsa mü’mindir. Nâfilelerle Allah’a yaklaşmaya gayret ediyorsa, Allah’ı seviyorsa o evliyâdandır. Farzları bir tamam yerine getirmek mü’minlik sıfatıdır. Günâh-ı kebâirlerden uzak durmak, onlardan kaçmak mü’minlik sıfatıdır. Bir kimse îmân üzerine hırsızlık yapamaz, bir kimse îmân üzerine zinâ edemez, bir kimse îmân üzerine mü’min kardeşinden faiz alamaz, bir kimse îmân üzerine içki içemez. Hadîs-i şerîf bunlardır. Bir kimse îmân üzerine namazını terk edemez; namazı kasten terk etmek küfür alâmetidir. İmâm-ı Şâfiî’ye göre namazı kasten terk etmek, orucu kasten terk etmek, kadının tesettürünü kasten terk etmesi küfürdür. Hanefîler bunları küfür olarak görmemişlerdir; ama bunların küfür olduğuna dair hadîs-i şerîfler vardır. Tehlikeli bir noktadır.

Kaynak: 576. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Orta Yol, Kur’ân ve Sünnet’in Üstünlüğü, Evliyâu

Mü’minler bir kimseyi seviyorsa o kimsenin mü’min olduğuna işaret midir?

Allah’ı zikredenlerle uğraşma! Allah yolunda koşuşturmaya çalışanlarla uğraşma! Dilini muhâfaza et! Allah evliyâsının koruyucusudur, Allah evliyâsının intikamını alır. Sen Allah’ın velîlerine, Allah’ın evliyâlarına, Allah’ı zikreden dostlarına karşı düzgün davran. Tokadın nereden geldiğini bilemezsin, perperişan olduğunu görürsün. Allah muhâfaza eylesin. Mü’minler bir kimseyi seviyorsa o kimsenin mü’min olduğuna işarettir. Namaz kılanlar, oruç tutanlar, fî sebîlillah Allah’ı zikredenler bir kimseyi seviyorsa siz dilinizi tutun ona karşı. Çünkü o Allah’ı seviyor, Allah da onu seviyor, Allah da mü’minlere onu sevdirmiş. Allah’ı zikredeni kim sevmez? Münâfıklar sevmez, kâfirler sevmez.

Kaynak: 576. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Orta Yol, Kur’ân ve Sünnet’in Üstünlüğü, Evliyâu

Dervişlere hizmet, tevazû ve makam beklentisi nasıl eleştirilmektedir?

Sûfî yolunda bir selâm dahi beklemek acziyettir. Gelirsin, oturursun, dersini yaparsın. Yapılacak bir iş varsa sorumlusuna ‘Ben hazırım’ dersin; iş ayırma şansın da yoktur. Tuvalet temizlemeyince, çay dağıtmayınca, dervişlere hizmet etmeyince, derv. kapını gönlünü sofranı açmadıkça olmaz. Eşrefoğlu Rûmî ve Hacı Bayrâm-ı Velî Eşrefoğlu Rûmî hazretleri Hacı Bayrâm-ı Velî’ye gitmiş; onu buğday biçerken görmüş, ‘Buna mı derviş olacağım’ demiş, Şam’a kadar gitmiş. Rüyasında boynunda zincir, ucunda Hacı Bayrâm-ı Velî. Geri dönmüş, kapısında derviş olmaya gelmiş. Hacı Bayrâm-ı Velî: ‘Şu dervişlerin tuvaletini temizle’ demiş.

Kaynak: 578. Dergâh Sohbeti — Fıtrat, Sigara Haramlığı, Tokalaşma Hadîsleri ve Dervişler

Ehli zikri horhakir görenlerin cezası nedir?

Mekkeli müşrikler Ashâb-ı Suffa’yı horhakir gördüler: ‘Ey Muhammed, bu fakirlerle bize aynı yerde konuşmasan, ayrı bize sohbet yapsan’ dediler. Cenâb-ı Hak hemen Cebrâîl aleyhisselâmı gönderdi: ‘Ey Habîbim, o gece gündüz Allâh’ın rızâsını umarak Allâh’ı zikredenler var ya, nefsini onlarla beraber tutmaya zorla, gayret et.’ Sûfîlerin gönlü sırçadan yapılmıştır; kırılırsa izi kalır, o izi yok etmeye gücün yetmez. Ehli zikri horhakir gören, tepeden bakan, bu dünyada tepe taklak giderse öp de başına koy; bu dünyada gitmezse bil ki âhirette helâk olmuştur.

Kaynak: 578. Dergâh Sohbeti — Fıtrat, Sigara Haramlığı, Tokalaşma Hadîsleri ve Dervişler

582. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Hiyerarşi, Hadîs İnkârcılığı ve Ümmetin Sessizliği konusunu ele aldığımız sohbetin içeriği nedir?

Bu sohbetimizde cemaatten gelen sorularla başlayacağız; ardından sûfîlikte hiyerarşi meselesi, müstahzır bekleme âdâbı, hadîs inkârcılığının ümmet üzerindeki tahribatı ve âyet inkârına geçiş tehlikesi gibi önemli konuları ele alacağız.

Kaynak: 582. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Hiyerarşi, Hadîs İnkârcılığı ve Ümmetin Sessizli

Sûfîlikte hiyerarşi var mıdır?

Sûfîlikte hiyerarşi vardır; hiyerarşisiz bir sûfî topluluğu düşünülemez. Eğer birisine özel olarak nakip, nükabba veya halîfe denilmediyse — bizde şu anda hiç kimseye denilmedi — orada ders yaptıranların sırasına bakılır.

Kaynak: 582. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Hiyerarşi, Hadîs İnkârcılığı ve Ümmetin Sessizli

Sûfîlikte görev dağılımı nasıl olur?

Bizde sıralama: birinci Hüseyin, ikinci Cafer, üçüncü Adnan, dördüncü Hacı Mehmet, ardından Barbaros, İsmail ve diğerleri. Ama ilk ders alan Oktay’dır; o yüzden Okt,ay bütün dergâhın abisidir. Nereye giderse gitsin herkes hürmet edecek.

Kaynak: 582. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Hiyerarşi, Hadîs İnkârcılığı ve Ümmetin Sessizli

Müstahzır beklerken ne tür usuller uygulanır?

Dervişler müstahzır beklerken değişik usuller konulmuştur: ilâhî okunması, çay içilmesi, sohbet edilmesi. Ben ilâhî söylenmesine uygun görmüyorum; ama arkadaşlar söylüyorlar, buna söyleyecek bir lâf yok.

Kaynak: 582. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Hiyerarşi, Hadîs İnkârcılığı ve Ümmetin Sessizli

Hadîs inkârcılığının ümmet üzerindeki tahribatı nedir?

Dînimizde Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri üzerinde şüphe yaratma, hadîs-i şerîflerin doğruluğunu tartışılır hâle getirme konusunda küresel anlamda bir proje yürütülmektedir. Bu kısmen Arap coğrafyasında ve İslâm coğrafyasında başarılmış durumdadır.

Kaynak: 582. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Hiyerarşi, Hadîs İnkârcılığı ve Ümmetin Sessizli

Ümmetin sessiz kalmasının sebepleri nelerdir?

Ümmet-i Muhammed siyâsî, ekonomik, kültürel ve askerî olarak Osmanlı ile beraber yenildi. Bu yenilginin altında Ümmet-i Muhammed’in bir şeye ritmik cevap verebilme yeteneği kalmadı. Ümmet-i Muhammed yenilince başına, devletsel olarak hep kendi dönmelerini, kendi devşirmelerini oturtturdular.

Kaynak: 582. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Hiyerarşi, Hadîs İnkârcılığı ve Ümmetin Sessizli

Hadîs inkârından âyet inkârına geçiş nasıl olur?

Bir kimse Peygamber müessesesini sorgulayıp hadîslerde şüpheye düşerse, bir süre sonra Kur’ân-ı Kerîm’in doğru hükümlerinin de tartışmaya açılacağı kaçınılmazdır. Eğer Hazret-i Peygamber hadîs-i şerîflerde yanlış bir şey yapmışsa, âyetlerin nakillerinde veya asıllarında da yanlış bir şey yapmış olabilir düşüncesi, bu akımın bundan sonraki adımıdır.

Kaynak: 582. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Hiyerarşi, Hadîs İnkârcılığı ve Ümmetin Sessizli

Hadîs inkârcılığı ve ahlâk çöküşü arasında nasıl bir ilişki vardır?

Yapılması Gereken Çalışma kısmında belirtildiği gibi, hadîsleri inkâr eden, hadislerle alay edenlerin sohbetlerini ve videolarını tespit edip toplamak gerekiyor. Bu konuda bir çalışma planı hazır; uygulayacağız. İnsanlar hadîs inkâr etmeden yüz sefer düşünecekler. Benim nazarımda yüz yılın hizmeti olacak bu. Bu mesele Türkiye’nin gündemini değiştirecek.

Kaynak: 582. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Hiyerarşi, Hadîs İnkârcılığı ve Ümmetin Sessizli

İslâm’ın iç ve dış sınırları nedir?

Namaz kılmak ne demek? ‘Özündeki namazı ara, kalbinde ara’ diyorlar. Sen daha dışını bulmamışsın, içini nereden bulacaksın? Dışını İslâm etmemişsin, içini nereden edeceksin? Dışı İslâm etmek kolay, içi etmek en zor. Adam daha dışını İslâm etmeden içini İslâm etmiş.

Kaynak: 582. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Hiyerarşi, Hadîs İnkârcılığı ve Ümmetin Sessizli

Kur’ân’ı: Giriş Cenâb-ı Hak gecenizi, gündüzünüzü, ayınızı, yılınızı ve ömrünüzü hayırlı eylesin inşâallah mıdır?

Kur’ân’ı: Giriş Cenâb-ı Hak gecenizi, gündüzünüzü, ayınızı, yılınızı ve ömrünüzü hayırlı eylesin inşâallah. Bu sohbetimizde cemaatin sorularıyla başlayacağız; ardından fıkıhsız sûfîliğin olmayacağını, Kur’ân’ı bilmek ile yaşamak arasındaki farkı, sahâbenin mertebelerini ve dergâh ritüellerinin sünnet dayanağını konuşacağız.

Kaynak: 583. Dergâh Sohbeti — Fıkıhsız Sûfîlik Olmaz, Kur’ân’ı Yaşamak ve Dergâh Ritüell

Bu, bizim fıkıhsız yol yürüyeceğimize işâret değil, delil değil midir?

Mahalle dersi ve sohbet kısımlarında ‘Fıkıh ve ilmihâl bilgilerine gerek yok, bize abdestin fazlaları lâzım değil, sahabeler bizim kadar hadis bilmiyordu’ gibi cümleler kurulduğu bize aktarıldı. Sahâbeler bizim kadar Kur’ân bilmiyordu diye söylüyordum. Hadis de bilmiyorlardı. Ama bu, bizim fıkıhsız yol yürüyeceğimize işâret değil, delil değildir. Fıkıhsız hiç kimse yol yürüyemez; şeytanın maskarası olur. ‘Abdestin farzları lâzım değil’ demek — Allâh muhâfaza eylesin — yolu ifsâd eder, fâsid eder. Biz fıkıhımızı iyi bileceğiz, hadisleri iyi bileceğiz.

Kaynak: 583. Dergâh Sohbeti — Fıkıhsız Sûfîlik Olmaz, Kur’ân’ı Yaşamak ve Dergâh Ritüell

Sıkıntı Kur’ân’ı bilmek mi, yaşamak mı?

Bir kimse bir tamam fıkıh kâidelerine uymuş olsa o kimse Kur’ân’ı yaşamış olur. Bir kimse bir tamam hadîs-i şerîfleri uygun hayatına idâme ettirmiş olsa o kimse Kur’ân’ı yaşamış olur. Yaşamak. Bütün dünya Müslümanları Kur’ân’ı biliyor. Ama Kur’ân’ı yaşama noktasında sıkıntı var. Kur’ân’ı en iyi, en güzel, en zirvede yaşayan Hazret-i Muhammed Mustafâ sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleridir. Ondan sonra Aşere-i Mübeşşere, ondan sonra diğer sahâbeler gelir.

Kaynak: 583. Dergâh Sohbeti — Fıkıhsız Sûfîlik Olmaz, Kur’ân’ı Yaşamak ve Dergâh Ritüell

Biz halka hâlinde otururuz — hadiste sâbit midir?

Biz halka hâlinde otururuz — hadiste sâbittir. Zikrullâh halkası — hadiste sâbittir. Cemaatle zikrullâh — hadiste sâbittir. Zikrullâhta hafif sallanma — hadiste sâbittir. İki dizin üzerine oturma — hadiste sâbittir. Başınızı örtmeniz — hadiste sâbittir. Sarık — hadiste sâbittir. Hem kıyâfet olarak hem de davranış biçimi olarak ritüellerin hepsi hadiste sâbittir. Hadiste sâbit olmayan, şükür, hamdolsun, hiçbir şey yoktur. Birisi bir şey yapmışsa o kendi hevâ ve hevesinden başka bir şey değildir; dergâhın ritüeli değildir.

Kaynak: 583. Dergâh Sohbeti — Fıkıhsız Sûfîlik Olmaz, Kur’ân’ı Yaşamak ve Dergâh Ritüell

Onlarla sohbet ettim, sordum: böyle şeyler geçmişte var mıydı?

Biz kadınla erkek karışık zikrullâh yapmayız. Sünnette yoktur. Nettir, kesindir. Silsilemizdeki hiçbir efendi böyle bir şey yapmamıştır: Abdullah Efendi’de yoktu, Mustafa Efendi’de yoktu. Hacı Ali Aydar Efendi’yi tanıyan eski dervişlere yetiştim. Kırşehir’de Mustafa Abi vardı, bir hâfız vardı. Hiç olmamış, hiç böyle şeyler yapmamışlar. Sûfîlik, Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin yolundan gitmektir.

Kaynak: 583. Dergâh Sohbeti — Fıkıhsız Sûfîlik Olmaz, Kur’ân’ı Yaşamak ve Dergâh Ritüell

Tabi olmanın zorluğu neden vardır?

Bir insanın kendisinden bir insana tabi olması dünyanın en zor şeyidir. Nefse bir şeyhe tabi olmak kadar ağır ve zor bir şey yoktur. Otuz iki yıllık dervişlik hayatımın içerisinde bunu çok canlı bir şekilde yaşıyorum. İnsanın aklı giriyor, fikri giriyor, bilmesi giriyor, riyâsı giriyor, makamı giriyor, mevkisi giriyor. Onların hepsinin üstüne çıkıp tabi olmak gerçekten çok zor. Hele bu zamanda medyanın herkesin bencilliğini, egosunu öne çıkardığı, zirve yaptırdığı, onu putlaştırdığı bir zamanda bunu kırıp da bir üstada intisap etmek gerçekten çok zor.

Kaynak: 584. Dergâh Sohbeti — Cuma’nın Sıhhat Şartları, Tabi Olmanın Zorluğu ve Teberrük

Teberrük ve bereket inancı nedir?

Sûfîler üstatlarının verdiği harçlığı, hediye ettiği eşyayı teberrüken saklarlar. Hürmet ederler, bereket olacağına inanırlar. Bu uygulamanın delili Câbir bin Abdullah’ın Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden gelen ziyadeyi kesesinde biriktirip saklamasıdır.

Kaynak: 584. Dergâh Sohbeti — Cuma’nın Sıhhat Şartları, Tabi Olmanın Zorluğu ve Teberrük

Sûfî felsefesi meseleye nasıl bakar?

Sûfî felsefesi meseleye biraz daha farklı bakar. Biz derdi normalde kendimizce bir şifa gibi görürüz. Sıkıntıyı bir merhem gibi görürüz. Problemi manevi bir eşik gibi görürüz.

Kaynak: 589. Dergâh Sohbeti — Her Dönemin Sıkıntısı, Siyaset Eleştirisi ve Meleklerin Zi

Dervişin virdi ve dersi nedir?

Biz sûfîler meselenin fayda tarafına bakmayız. Fayda için bir şey yapmayız. Fayda için bakarsak menfaat girer işin içerisine. Cenâb-ı Hak bize emretmiş: ‘Allah’ı zikredin.’ Biz de zikrederiz. Derviş ilk aldığı dersi çektiği yere kadar çeker. Ders kolay kolay değişmez. Ayrıyeten vird alırsa alır, almazsa da bir şey değişmez.

Kaynak: 589. Dergâh Sohbeti — Her Dönemin Sıkıntısı, Siyaset Eleştirisi ve Meleklerin Zi

Sûfî kardeşlerin meleklerle ilişkisi nedir?

Sûfî kardeşler derslerini çekerlerken, virdlerini çekerlerken, Kur’ân-ı Kerîm okuduklarında bir kısım meleklerin onlara eşlik ettiğini bilmeleri gerekir. Belki o kimse bu eşlikten haberi olmayabilir. Bazen kardeşler ‘Ürperdik, korktuk, bir ses duyduk, bir karaltı geçti, bir ışık geçti’ diye anlatırlar. Bunların hepsi melektir.

Kaynak: 589. Dergâh Sohbeti — Her Dönemin Sıkıntısı, Siyaset Eleştirisi ve Meleklerin Zi

Tekke ve Zaviyeler Kanunu ve Manevi Yolun Deva mı?

Tekke ve zaviyeler kanunuyla alakalı görüşüm şudur: bir şey adını doldurduysa, kendini çürüttüyse ona birisi gelir yapar, söner o. Osmanlı’daki mevcut tekke ve zaviyeler işlevlerini yitirmişler demek ki; püf deyince sönmüş hepsi de.

Kaynak: 592. Dergâh Sohbeti — Din Özgürlüğü, Adalet ve Tokalaşma Meselesi

Tasavvufa Nasıl Girilir?

O zaman tasavvuf yoluna giren bir kimse: birincisi farzları tamamen yerine getirmeye gayret edecek, ikincisi nafilelerle Allah’a yaklaşmaya gayret edecek, üçüncüsü Allah’ı sevecektir. Topluma karşı da görevleri ortaya çıkar; insanlara Kur’an’ın sünnetini, güzel ahlakı, Allah’ı sevmeyi tebliğ etmek her Müslümanın üzerine farzdır.

Kaynak: 594. Dergâh Sohbeti — Tasavvuf Nedir, Adil Hükümdar ve Tebberrük Sünneti

Süt Anne Hükmü ve Yaş Sınırı Nedir?

Bir yakını kanser hastası olan kardeşimiz, doktorun anne sütünün faydalı olabileceğini söylediğini aktardı. Süt vermekte bir sakınca yoktur. Normalde mezhepler arasında farklılık olmasına rağmen bir çocuk iki yaşına kadar veya iki buçuk yaşına kadar emerse süt anne hükmüne girer. Çocuk bu yaştan sonra emerse süt anne hükmünden çıkar.

Kaynak: 594. Dergâh Sohbeti — Tasavvuf Nedir, Adil Hükümdar ve Tebberrük Sünneti

Ağız Kokusu ve Şeker Hastalığı Nedir?

Mesela şeker hastalarının ağızları kokar. Şeker yükselsin, bir müddet yüksek şekerle dolaşsın, nefesi kokmaya başlar. Şeker 250’nin üstüne çıkarsa — 250, 270, 280, 290 — başlar nefes kokmaya. Dikkat edilmesi gereken bir durumdur.

Kaynak: 594. Dergâh Sohbeti — Tasavvuf Nedir, Adil Hükümdar ve Tebberrük Sünneti

Teberrük Geleneği: Nazillili Ali Efendi Hazretlerinin Dervişi Nedir?

Çok Nazillili Nakşibendî Şeyhi Ali Efendi Hazretlerinin bir dervişini ziyaret etmiştik. Çok eski, fukara-yı sabirin olan bir dervişti. Onu ziyaret ettiğimizde bir su küpü olduğunu öğrendik. Devamlı o küpten su içermiş.

Kaynak: 594. Dergâh Sohbeti — Tasavvuf Nedir, Adil Hükümdar ve Tebberrük Sünneti

Adil Hükümdar Nedir?

Sahâbe Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin her türlü mirasını muhafaza etti, korudu. Birisi peygamber efendimizden bir eşya hediye almışsa onu sakladı, hatıra olarak korudu. Küçücük bir şeyi dahi muhafaza etti sahâbe: "Bu Hz. Peygamber’den hatıradır" dedi.

Kaynak: 594. Dergâh Sohbeti — Tasavvuf Nedir, Adil Hükümdar ve Tebberrük Sünneti

Tebberrük Sünneti Nedir?

Ama biz ecdadın hatıralarını kendi ellerimizle yok ettik. Yol büyüklerimizin hatıralarını hovardaca harcadık. Tekkeleri kapattık, zaviyeleri kapattık; içindeki hat yazılarını mezarlarda sattık. Karabaş Velî Tekkesi’nden kalan hiçbir şey yok. Oradaki yazıları tahtaları Cafer’in titizliğiyle kurtuldu. Biz teberrüken büyüklerimizin kıyafetlerini, eşyalarını, sözlerini de yok ettik.

Kaynak: 594. Dergâh Sohbeti — Tasavvuf Nedir, Adil Hükümdar ve Tebberrük Sünneti

Cenâb-ı Hak Kur’an’ında Hz. Muhammed Mustafa’ya ne emir vermiştir?

Cenâb-ı Hak Kur’an’ında Hz. Muhammed Mustafa’ya "Sen Yusuf’u da an, Eyyub’u da an, Yakub’u da an, İbrahim’i de an" diye emrederken biz geçmişimizi anmaktan utandık. "Bizim şeyhimiz böyle yapardı" demeye utandık. Onunla beraber Ulu Cami’de görünmeye, Kapalı Çarşı’da dolaşmaya utandık. Kınanmaktan korktuk. Oysa Cenâb-ı Hak müminler için "Onlar kınanmaktan korkmazlar" buyurmuştur.

Kaynak: 594. Dergâh Sohbeti — Tasavvuf Nedir, Adil Hükümdar ve Tebberrük Sünneti

Mümin ve Münafık Ayrı mı?

Bir müminin düşmanı mümin değildir. Bir mümin mümine düşmanlık yapamaz. Yapıyorsa imanını sorgulaması gerekir. "Ben kime düşmanlık yapıyorum? La ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh diyen, beş vakit namazını kılan, orucunu tutan, Kur’an sünnet yolunda devam etmeye çalışan bir kimseye düşmanlık yapıyorum — ben mi müminim, o mu mümin?" diye sormalıdır kendine.

Kaynak: 594. Dergâh Sohbeti — Tasavvuf Nedir, Adil Hükümdar ve Tebberrük Sünneti

Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde bir hikaye vardır: Beş kişi yola çıkmıştır?

Hz. Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde bir hikaye vardır: Beş kişi yola çıkmıştır. Yolda yeni doğmuş bir fil yavrusu bulurlar. İçlerinden birisi "Yapmayın, bu filin yavrusunun anası vardır, intikamını alır; bunu kesmeyin, yemeyin, öldürmeyin" der. Ama diğer dört arkadaş fil yavrusunu yakalayıp keserler, kebap ederler, yerler. "Yemeyin" diyen hiç yemez.

Kaynak: 594. Dergâh Sohbeti — Tasavvuf Nedir, Adil Hükümdar ve Tebberrük Sünneti

Bizim oturup da "Sen şu rüyayı gör, filanca kimse bu rüyayı görsün" diye elimizde sihirli değnek yok mudur?

Ben hâlâ diyorum: rüyanızda kimi görüyorsanız gidin ona intisap edin. Rüyayı gösteren Allah’tır. Bizim oturup da "Sen şu rüyayı gör, filanca kimse bu rüyayı görsün" diye elimizde sihirli değnek yoktur. Ben bir günden bir güne sizin önünüze gelip de "Ben şeyhim" demedim, demeyeceğimi beyan ettim, ölünceye kadar da demeyeceğim. Biz o işlerin ne olduğunu hamdolsun biliyoruz.

Kaynak: 594. Dergâh Sohbeti — Tasavvuf Nedir, Adil Hükümdar ve Tebberrük Sünneti

O yavrusunu koruyamayacak âciziyette mi?

Bırakın sahibi düşünsün. O kulunu koruyamayacak âciziyette mi? Biz ona yaslanmışız, ona dayanmışız, ona güvenmişiz. Bizim işimiz onunladır. Aziz edecek olan da O’dur, zelil edecek olan da O’dur.

Kaynak: 594. Dergâh Sohbeti — Tasavvuf Nedir, Adil Hükümdar ve Tebberrük Sünneti

Bana bir saygınız varsa, yolunuzda devam edin kardeşim midir?

Allah’ınızı severseniz bırakın. Bana bir saygınız varsa, yolunuzda devam edin kardeşim. Derslerinizi çekin, ibadetlerinizi yapın, farzlarınızı yerine getirin. Nafilelerle Allah’a yaklaşın. Allah’ı sevin. Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışın. Vatanınıza, milletinize sahip çıkın. Benim derdim bu, başka bir derdim yok.

Kaynak: 594. Dergâh Sohbeti — Tasavvuf Nedir, Adil Hükümdar ve Tebberrük Sünneti

Sûfîlerin mânevî cenderesi ve mübeşşirât nedir?

Dervişler, sûfîler öyle bazen cendereye düşerler. O cendereye düştüklerinde Cenâb-ı Hak onlara mânevî bir kapı aralar. Bir Mehdî’yi görür, bir üstadını görür, bir Pîr Efendileri görür. "Hani, az kaldı, dayan." Biraz daha maneviyatı yüksekse peygamberlerden bir kimseyi görür, İsa aleyhisselâmı görür. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hicretten önce o kadar çok baskı altındaydı: Hazreti Hatice annemiz vefat etti, Müslümanlar hicret ediyorlar, eziyet ediyorlar, her türlü baskı var, ortalık kaos. O esnada Cenâb-ı Hak ona Miraç’ın kapılarını açıyor. Öyle bir zamanda ki dünyanın ehemmiyeti kalmıyor.

Kaynak: 598. Dergâh Sohbeti — Rüya Adâbı, Peygamberlik İddiası, Haramlarla Mücadele, Meh

Mânevî vizyonlar ve İbrahim, Musa, Yakub aleyhisselâm nedir?

İbrahim’i görürsün ateşin içerisinde, sana tebessüm eder. "Senin yaşadığın ne ki?" Utanırsın kendi yaşadığından. Musa’yı görürsün, arkasında Firavun ve askerleri, önünde deniz. Yanı başındaki kimselerin Musa’ya ihanetini görürsün — hepsi ayrı telden çalmış. Dersin ki bir peygambere ayrı telden çalmışlar, sen kimsin? Sabah olduğunda kendine geldiğinde toparlanırsın, yenilenirsin. Bunlar mânevî birer haldir, mânevî birer penceredir. Ümit kapısıdır, mübeşşirât kapısıdır. Yoluna delildir, sana delildir, sıkıntına delildir. Sen bu sefer duvara inandığın gibi inanırsın. Dersin ki yolum hak, gidişim hak, menzilim hak, varışım hak, nefesim hak. Yürü.

Kaynak: 598. Dergâh Sohbeti — Rüya Adâbı, Peygamberlik İddiası, Haramlarla Mücadele, Meh

Vahdet-i Vücûd Nedir?

Vahdet-i Vücûd bir ilimdir, bir zevktir. Buna bakışımız nefret makamından değildir. O hale geldiğimizde Cenâb-ı Hak bize de bunu idrak etme kapısını inşallah aralar.

Kaynak: 599. Dergâh Sohbeti — Vazifeli Hiyerarşisi, Nüşûz Âyeti, Sosyal Medya Fitnesi, H

Hz. Ömer’in perdeli hâli nedir?

Hazreti Ömer radıyallâhu anh hazretlerinin o mânevî perdesinden dolayı bunu anlayamadı. Ben bu noktada Hazreti Ömer’i sekir hâlinde görüyorum. Sekir hâli: Henüz daha fenâya ve bekâya ulaşmamıştır. Bu ama o zamanki hâli. Sakın sonuna kadar böyleydi diye düşünmeyin.

Kaynak: 599. Dergâh Sohbeti — Vazifeli Hiyerarşisi, Nüşûz Âyeti, Sosyal Medya Fitnesi, H

Sûfîlerde perdeli ve perdesiz haller neden önemlidir?

Sûfîler üstadlarına gelen gaybî vâridattan haberdâr olmadıkları için üstadın yaptığını anlamazlar, idrâk etmezler. "Neden buradan gidiyor?" diye kendi kafasından sorgularlar. "Buradan gidilmesi gerekirdi" derler. Bu o sûfînin perdeli olduğunu gösterir. Sûfî perdeli olduğundan dolayı üstadın gönlüne düşen vâridattan haberi yoktur.

Kaynak: 599. Dergâh Sohbeti — Vazifeli Hiyerarşisi, Nüşûz Âyeti, Sosyal Medya Fitnesi, H

Hz. Ebû Bekir’in fenâ-bekâ hâli nedir?

Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri vefat edince kılıcını çekti: "Kimse ona ölü demesin!" dedi. Hazreti Ebû Bekir efendimiz dedi ki: "Dur ya Ömer. Biz hiç ölmeyecek olan, diri olan Allah’a iman ettik." O zaman ne oldu? Bekâya geçti. Kendisi de diyor zaten: "Vücudumda ılık bir şeyin dolaştığını hissettim." Allah cümlemize nasip eylesin inşallah.

Kaynak: 599. Dergâh Sohbeti — Vazifeli Hiyerarşisi, Nüşûz Âyeti, Sosyal Medya Fitnesi, H

Hz. Ömer’in sekir hâli nedir?

Ben bu noktada Hazreti Ömer’i sekir hâlinde görüyorum. Sekir hâli: Henüz daha fenâya ve bekâya ulaşmamıştır. Bu ama o zamanki hâli. Sakın sonuna kadar böyleydi diye düşünmeyin.

Kaynak: 599. Dergâh Sohbeti — Vazifeli Hiyerarşisi, Nüşûz Âyeti, Sosyal Medya Fitnesi, H

Hz. Ömer’in bekâ hâline geçişini nasıl açıklar?

Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri vefat edince kılıcını çekti: "Kimse ona ölü demesin!" dedi. Hazreti Ebû Bekir efendimiz dedi ki: "Dur ya Ömer. Biz hiç ölmeyecek olan, diri olan Allah’a iman ettik." O zaman ne oldu? Bekâya geçti. Kendisi de diyor zaten: "Vücudumda ırık bir şeyin dolaştığını hissettim." Allah cümlemize nasip eylesin inşallah.

Kaynak: 599. Dergâh Sohbeti — Vazifeli Hiyerarşisi, Nüşûz Âyeti, Sosyal Medya Fitnesi, H

Dergâhta durmanın zorluğu nedir?

Bir sûfî toplulukta durmak, son nefese kadar orada kalmak, yemin ediyorum her baba yiğidin işi değildir. Adamda delilik lâzım, istikâmet lâzım, idrâk lâzım, muhabbet lâzım, aşk lâzım. Sımsıkı yapışmak lâzım, dirençli olmak lâzım. Kolay değildir.

Kaynak: 600. Dergâh Sohbeti – Tebük Gazvesi, Kabız-Bast Hâli, Helallaşma ve Dergâhta Seb

Firavun’un: Tasavvuf Nedir?

Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Allah gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Tasavvuf Allah’a koşmaktır. Sûfîlik Allah’a koşmaktır. Hedefi bellidir, parkuru bellidir; koşar o kimse. Tasavuf yolunda giden kimseye sûfî denir. Sûfî hedefine Allah’ı koyar ve koşar. Koşarken farzları yerine getirmesi, nâfilelere sımsıkı yapışması ve Allah’ı sevmesi bu yolun olmazsa olmazıdır. Sağlam Bir Tasavvuf Çizgisinin Özellikleri Kur’ân din ise Kur’ân ve Sünnet’e uyma zorunluluğu vardır. İşin zâhir tarafında olmazsa olmazıdır Kur’ân ve Sünnet’e tâbi olmak. İşin bir de metafizik, mânevî bir olgusunun da olması gerekir. Bazı cemaatler ilme, bazısı kisveye, kimi kerâmete, kimi nazara, kimi çalgıya önem vermektedir. Ölçü Kur’ân ve Sünnet’tir. Kerâmet de haktır, ilim de haktır, nazar da haktır, kisve de haktır, çalgı da haktır. Hz. Âişe annemize Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) "Def vurdunuz mu?" diye sormuş, "Ensâr defi severdi, neden vurmadınız?" buyurmuştur. Sünnet’e uygun olan bir şeyi reddetmeyiz. Şeyhlik Nedir, Babadan Oğula Geçer mi? Şeyh, bir konuda bilgili, tecrübe sahibi, o konuda ihtiyarlamış kimseye denir. Oğlu da o sanatı öğrenirse, bilgi birikimini alırsa yapar; ne yapmasın ki? Babadan oğula geçer mi? Geçer. Profesörler de öyle yapmıyor mu? Bir asistan yetiştiriyor, doçent yapıyor, profesör yapıyor, sonra onun bölüm başkanı olmasını istiyor. Bu da aynı şeydir. Siyâset ve Müslümanların Aldatılması "İslâm Birliği diyen bir siyâsî topluluk varken başka partiye oy verilebilir mi?" Kendi içlerindeki birliği muhafaza edemeyen, kendi kendisi paramparça olan bir topluluk mu İslâm dünyasını bir arada toplayacak? Saadet Partisi’nin içinden kaç tane parti çıktı? Has Parti, AK Parti… Müslüman siyâsetçiler makamı, mevkiyi gördüğünde bozuluyor. Bugüne kadar gördüklerimizin hepsi bozuldu. Derdi İslâm olanın arkasından yüz elli kilo altın kalır mı? Bir tane parti başkanı, belediye başkanı, milletvekili gösterin ki görevden sonra fukaralaşmış olsun. Siyâsetçiler seçimden seçime İslâm’ı hatırlıyorlar. Derdiniz İslâm’sa durmayın, ev ev dolaşın, mahalle mahalle dolaşın. Müslümanları aldatmayın. Biz siyâsete karşı değiliz ama bu söylemlere üzülüyorum. 36. Hadîs-i Şerîf: Firavun’un Boğulması ve Cebrâîl’in Sevinçi İbn Abbâs (radıyallâhu anh) rivâyet ediyor: Resûlullâh (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Firavun suda boğulma hâline gelince ‘Gerçekten İsrâiloğullarının inandıklarından başka ilâh olmayan Allah’a îmân ediyorum’ demişti." (Yûnus 10/90) Bunun üzerine Cebrâîl aleyhisselâm dedi ki: "Ey Muhammed! Rahmet ona gelecek korkusuyla beni denizin çamurundan alıp onun ağzına çamur tıkarken görseydin!" (Tirmizî) Mûsâ Aleyhisselâm ve Firavun Kıssası Mûsâ aleyhisselâm Firavun’un sarayında büyüdükten sonra saraydan çıktı, Cenâb-ı Hak ona peygamberlik verdi ve Firavun’a tebliğe gönderdi. "Git ona benim Allah olduğumu, senin de O’nun peygamberi olduğunu tebliğ et; yumuşak söyle" dedi. Firavun Mûsâ’ya düşman oldu, inananlarına düşman oldu, şehirden kovdu. Yaklaşık altı yüz bin kişi Müslüman oldu. Firavun saltanatının yıkılmasından korkup yaklaşık sekiz yüz bin atlı askerle üzerlerine saldırdı. Mûsâ ve inananları denize doğru yürüdüler. Mûsâ’nın kavmi isyan etti: "Biz Firavun’un zulmü altında da yaşıyorduk; senin yüzünden bu sıkıntıyı yaşıyoruz" dediler. Mûsâ aleyhisselâm namaza durdu, Allah’a yalvardı. Cenâb-ı Hak vahyetti: "Yâ Mûsâ, asanı denize vur!" Asasını vurunca sular çekildi, yol açıldı. Önde Mûsâ ve kavmi, arkada Firavun ve askerleri denizin içine girdiler. Son kişi de girdikten sonra su kapanmaya başladı. Firavun’un Son Nefesteki Îmânı Firavun sonunun geldiğini anladığı anda "Ben İsrâiloğullarının Rabbine îmân ettim" dedi. Cebrâîl aleyhisselâm büyük bir sevinçle ve aceleyle onun ağzına çamur tıkadı. Melekler kendilerince fikir yürütemezler; yapmış oldukları her şey Allah katından emirlidir. Cebrâîl de bunu Cenâb-ı Hakk’ın emriyle yaptı. Ama o emri yerine getirirken Cebrâîl aleyhisselâm bir sevinç yaşadı. Biz buna sûfî literatürde sekir hâli diyoruz. Firavun’un o kadar küfürde ileri gitmişken îmâna müsaade edilmemesi, kapı aralanmaması Cebrâîl’i sekir hâline getirmiş, sevinçe boğmuş. Son Nefeste Îmân Meselesi Yûnus 10/91 âyeti tehditvârî konuşur: "Daha önce îmân etmedin, sana ölüm gelince mi îmân etmeye kalktın?" Bu müteşâbih bir noktadır. Ulemâ ikiye ayrılmış: Bir kısmı Firavun’un îmânı kabul olunur demiş, bir kısmı kabul olmaz demiş. Sûfîlerin bir kısmı, Muhyiddîn İbn Arabî Hazretleri’nin başını çektiği görüşe göre, Firavun’un îmânı geçerlidir. Hanefîler demişler ki bir kimse son nefeste dahi îmân etse kurtuluşa ermiştir. Biz yine de kendi kendimizi bunu bir ölçü olarak alıp îmân edişimizi son nefese bırakmayalım inşallah. Rabbim cümlemizi îmânında kemâle eren kullarından eylesin. Kaynakça Yûnus Sûresi 10/90 — Firavun’un boğulurken "İsrâiloğullarının inandığı ilâha îmân ettim" demesi Yûnus Sûresi 10/91 — "Şimdi mi? Hâlbuki daha önce isyan etmiştin ve bozgunculardan olmuştun." Tirmizî, Tefsîrü’l-Kur’ân, 10 (Hadis No: 3107) — Cebrâîl aleyhisselâmın Firavun’un ağzına çamur tıkaması rivâyeti Muhyiddîn İbn Arabî (ö. 638/1240), Fusûsu’l-Hikem, Mûsâ Fassı — Firavun’un îmânının geçerliliği tartışması İbn Âbidîn (ö. 1252/1836), Reddü’l-Muhtâr — Hanefî mezhebinde son nefeste îmânın hükmü Buhârî, Nikâh, 63 — Hz. Peygamber’in Hz. Âişe’ye "Def vurdunuz mu?" diye sormuş, "Ensâr defi severdi, neden vurmadınız?" buyurması Bakara Sûresi 2/50 — "Hani sizin için denizi yardık da sizi kurtardık, Firavun hânedânını ise suda boğduk." A’râf Sûresi 7/103-137 — Mûsâ aleyhisselâm ve Firavun kıssasının geniş anlatımı Abdülkâdir Geylânî (ö. 561/1166), el-Fethu’r-Rabbânî — Sekir ve sahv hâlleri İmâm Mâtürîdî (ö.

Kaynak: 601. Dergâh Sohbeti – Tasavvuf Nedir, Firavun’un Boğulması, Cebrâîl’in Sekir Hâl

Şeyhlik Nedir, Babadan Oğula Geçer mi?

Şeyh, bir konuda bilgili, tecrübe sahibi, o konuda ihtiyarlamış kimseye denir. Oğlu da o sanatı öğrenirse, bilgi birikimini alırsa yapar; ne yapmasın ki? Babadan oğula geçer mi? Geçer. Profesörler de öyle yapmıyor mu? Bir asistan yetiştiriyor, doçent yapıyor, profesör yapıyor, sonra onun bölüm başkanı olmasını istiyor. Bu da aynı şeydir.

Kaynak: 601. Dergâh Sohbeti – Tasavvuf Nedir, Firavun’un Boğulması, Cebrâîl’in Sekir Hâl

Mânevî Makamlarda Üçüncüden Dördüncüye Geçiş konusunda ne söylendi?

Üçüncü makama kadar bir kimse ilmen oturabilir; çok âlim, çok fâzıl, takva bir kimse olması lâzım. Ama o kimse üçten dörde mürşidsiz geçmesi mümkün değildir. Hele bu zamanda hiç mümkün değildir.

Kaynak: 609. Dergâh Sohbeti – Keramet Tuzağı, Oruç Hadis-i Kudsîsi ve Ramazan Kardeşliği

Etrafın Teveccühü konusunda ne söylendi?

Etrafındakiler onun hâl dervişi olduğunu görünce daha fazla temenna ediyor, etrafında durmaya başlıyor, fazla ilgi-alâka gösteriyor. O kimse de bu ilgi-alâkadan bozuluyor. Veya hatta şeytan çok uğraşır bu tip kimselerle: bir kadın musallat oluyor, fazla haşır neşir olmaya başlıyor; bu sefer gevşiyor ve kayıyor.

Kaynak: 609. Dergâh Sohbeti – Keramet Tuzağı, Oruç Hadis-i Kudsîsi ve Ramazan Kardeşliği

Hayal Kavramı: Bilgiye Dayalı ve İlhama Dayalı konusunda ne söylendi?

Bilgiye Dayalı Hayal: Bir insanın bilgisi derecesindedir hayali. Mesela deniz teknolojisi mühendisi olan birinin mesleki hayali, bilgisi ne kadar genişse o kadar olur. Bir kimse yüksek öğretim kurumunda çalışıyorsa en fazla başkanlığını hayal edebilir. Bilgisi nereye kadarsa hayali oraya kadardır. İlhama Dayalı Hayal: İlhama dayalı hayalin o kimsenin kendisine ait değildir. Kalbine ne ilham geliyorsa o ilhamın peşine düşer; o ilhamın peşine düşünce ilhama dayalı hayal olur. Onda direk Allah’tan gelen bir emir gibidir; o hayal de onun kendisinin değildir. Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri diyor ki bilgiye dayalı hayaller "evliyanın ayağı kaydı, tuzaktır" diye. Ama ilhama dayalı olan tuzak değildir; o vahyin bir alt derecesidir, bir alt derecesi olduğu için onda tuzak yoktur.

Kaynak: 609. Dergâh Sohbeti – Keramet Tuzağı, Oruç Hadis-i Kudsîsi ve Ramazan Kardeşliği

Dergâh Hayali: Balkan Projesi konusunda ne söylendi?

Halit Hoca ile yeni tanıştığımızda bir hayal çizdim: Çanakkale Gelibolu Mevlevîhânesi’nden başlayarak Balkanlarda ne kadar mevlevîhâne, dergâh, şeyh varsa hepsiyle irtibata geçeceğiz, kardeşliğimizi tesis edeceğiz. Gelibolu’daki mevlevîhânenin eski misyonu çerçevesinde Balkanlarla tasavvufî çalışma yapacağız. Oradaki Müslümanların Kur’ân ve Sünnet dairesinde sûfî felsefesine iyi sahip olup devam ettirmeleri, yaşatmaları; orada hem bir direniş hâlakası hem de Balkanlardan daha öteye bir sıçrama hâlakası olması lâzım.

Kaynak: 609. Dergâh Sohbeti – Keramet Tuzağı, Oruç Hadis-i Kudsîsi ve Ramazan Kardeşliği

Dergâhta Kardeşlik: Grupçuluk Yasak, Hüsnüzan Esas konusunda ne söylendi?

Hiçbir zaman dergâh içerisinde ayrımcılık ve grupçuluk yapmayın. Kadınlarda da erkeklerde de şahısperestçilik, filancının ekibi-fişmancının ekibi — bunlardan uzak durun. Herkesle arkadaş olun, herkesle samimi olun, herkesle selamlaşın. Gönül hâlakanızı geniş tutun.

Kaynak: 609. Dergâh Sohbeti – Keramet Tuzağı, Oruç Hadis-i Kudsîsi ve Ramazan Kardeşliği

Zikrullah Hâlakasına Gelen Af Olmuştur konusunda ne söylendi?

Bir kimse zikrullah hâlakasına geldiyse benim için o af olmuş kimsedir. Hüsnüzan beslerim. Rahatını bırakacak, işini gücünü bırakacak, evini yurdunu bırakacak, para harcayacak, zaman harcayacak ve hâlakaya gelecek, Allah’ı zikredecek — ben onun üzerinde su-i zan beslemem.

Kaynak: 609. Dergâh Sohbeti – Keramet Tuzağı, Oruç Hadis-i Kudsîsi ve Ramazan Kardeşliği

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları