Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Tasavvuf(5877) — Sayfa 47/60
Cenâb-ı Hakk’ın vaadi kesindir: "Af olmuş olarak kalkınız." konusunda ne söylendi?
Cenâb-ı Hakk’ın vaadi kesindir: "Af olmuş olarak kalkınız." Allah’ın vaadi kesin olan af ile kalktığımız bir toplulukta içimizde nefret taşırsak önce biz affolmayız.
Kaynak: 609. Dergâh Sohbeti – Keramet Tuzağı, Oruç Hadis-i Kudsîsi ve Ramazan Kardeşliği
Herkes Sokaktan Gelmiş İnsanlarız konusunda ne söylendi?
Kıymetli kardeşler, biz hepimiz sokaktan gelmiş insanlarız. Mektepten, medreseden gelen insanlar değiliz. Hepimiz günahların içerisinde bata bata yürüyen insanlarız. Birbirlerimizden çok farkımız yok. Kendi günahın varken bir başkasının günahına ne bakarsın?
Kaynak: 609. Dergâh Sohbeti – Keramet Tuzağı, Oruç Hadis-i Kudsîsi ve Ramazan Kardeşliği
Günahına tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir. Ayet-i kerime: "Ey Habibim, eğer onlar Allah’a dönüp tövbe etmiş olsalardı, kendilerini affedecek olan bir Rab bulurlardı" konusunda ne söylendi?
Günahına tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir. Ayet-i kerime: "Ey Habibim, eğer onlar Allah’a dönüp tövbe etmiş olsalardı, kendilerini affedecek olan bir Rab bulurlardı" (Nisâ 4:64).
Kaynak: 609. Dergâh Sohbeti – Keramet Tuzağı, Oruç Hadis-i Kudsîsi ve Ramazan Kardeşliği
Hz. Mevlânâ’nın hayaller hakkındaki uyarısı konusunda ne söylendi?
Hz. Mevlânâ’nın hayaller hakkındaki uyarısı — Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî-i Ma’nevî, Defter I, beyit 1389-1395
Kaynak: 609. Dergâh Sohbeti – Keramet Tuzağı, Oruç Hadis-i Kudsîsi ve Ramazan Kardeşliği
Özgüven, bir kimsenin Kur’ân ve Sünnet dairesinde Allah’a güvenip bir işin altından kalkabileceğine dair makul noktadaki kendine güveni midir?
Özgüven, bir kimsenin Kur’ân ve Sünnet dairesinde Allah’a güvenip bir işin altından kalkabileceğine dair makul noktadaki kendine güvenidir. Bu Allah’a dayalı bir özgüven olmalıdır; yoksa şirk olur.
Kaynak: 610. Dergâh Sohbeti – Sabır ve Zulme Karşı Mücadele, Menfaatsiz Din, Siyasette D
Sûfî itikâf programı nedir?
Bizim kardeşlerimiz itikâfa niyet edip girdiğinde şu program uygulanır: İlk üç gün: Günlük 70.000 tevhid çekilecek. Üç gün içerisinde Hz. Peygamber’i görürse, sesini duyarsa veya onunla ilgili bir rüya-hâl görürse: Dördüncü gün: 10.000 salavât-ı şerîfe. Beşinci gün: 100.000 lafza-i celâl (Allah). Altıncı gün: 70.000 tevhid. Yedinci gün: 100.000 lafza-i celâl. Sekizinci gün: 70.000 tevhid. Dokuzuncu gün: 100.000 lafza-i celâl. Onuncu gün (bayram sabahı): İtikâf tamamlanır.
Kaynak: 611. Dergâh Sohbeti – İtikâf Adabı, Şeyh Vefatında Yapılacaklar ve Oruç Gayreti
Bir üstat vefat edince ne yapılmalıdır?
Bir üstat vefat edince, vefat etmeden önce bir kimseye işaret ettiyse, işaret edilen kimseye bütün dervişlerin gidip intisap etmeleri şart olur. İntisap etmezlerse kendi şeyhlerine olan intisaplığı da biter. İstihare ile Üstat Bulma: Şeyhimin bana söylediği şuydu —Beytullah’ı şahit tutarak söyledi—: "Biz vefat ettikten sonra herkes istihare yapacak. Rüyasında kimi görürse gidip ona intisap edecek." Bu vasiyeti bütün dergâha tebliğ ettim. Bu fakir de vefat ettikten sonra herkes istihare yapacak; rüyasında kimi görüyorsa gidecek ona intisap edecek. Sûfîliğin âdâbı budur. İçimizden veya dışarıdan bir kardeş, kimse vazifelisi gidecek ona intisap edecek, hayatına yoluna devam edecek.
Kaynak: 611. Dergâh Sohbeti – İtikâf Adabı, Şeyh Vefatında Yapılacaklar ve Oruç Gayreti
Kudret helvası ve Sûfî derinliği nasıl ilişkilendirir?
Musa aleyhisselam’ın kavmine indirilen kudret helvası ve bıldırcın eti, müteşâbih ifadelerdir. Bunların geleneksel yorumların ötesinde hem fizikî hem metafizik boyutları vardır. Sûfî derinlik açısından bakıldığında: bir kimse bir vird çeker, açlığı gider; hadîs-i şerif tecelli eder: "Beni Rabbim besliyor." (Buhârî, Savm, 20; Müslim, Sıyâm, 57) Bu metafizik boyuttur. Ama İslam dünyası ne fiziğinden ne metafiziğinden haberdar durumda.
Kaynak: 614. Dergah Sohbeti – Uyuşturucu Belası, Kur’ân’ın Fizik-Metafizik Boyutu ve Sûf
Rüyalar, haller, tecelliyat, kerametler mi?
Sûfî için asıl bağlayıcı olan, metafizik ve manevî olgulardır: rüyalar, haller, tecelliyat, kerametler. Bunlar hakikate doğru götürür. O kimsenin rüyasında görmesi, halinde görmesi delil olur. O zaman bağlılığı ve durduğu yer daha farklı olur. Duyguya dayalı olan ise küçücük bir sıkıntıda çekip gider.
Kaynak: 617. Dergah Sohbeti – Duygu ve Hakikat Ayrımı, Hadis İnkârcıları ve Kur’ân-Sünne
Mevlânâ’nın Mesnevi’sinde Bilâl-i Habeşî Kıssası nedir?
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî’de şöyle anlatır: Bir sahabe, Bilâl-i Habeşî’nin ezanda "Hayye ale’s-salâh" kelimesini doğru çıkaramadığını dile getirmiş. Hz. Peygamber (s.a.v.) ise Bilâl’in ezanını beğenmiştir. Mevlânâ der ki: "Onu sevgililer sevgilisi beğenmiş, onun eksiğini o düzeltir." Kardeşler birbirlerinde kusur aramamalıdır. (Mevlânâ, Mesnevî-i Ma’nevî)
Kaynak: 618. Dergah Sohbeti – Dervişlikte Edep, Hadis Titizliği ve Namazda İmamlık Adabı
Hidayet Allah’a Aittir, Veli Ziyareti ve Zikir Ehlinin Korunması nedir?
Hidayet: Sabah ve İkindi Namazlarının Fazileti Ebu Musa (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "İki serinlik namazını, yani sabah ve ikindi namazını kılan kimse cennete girer." (Buhârî, Mevâkîtu’s-Salât, 26; Müslim, Mesâcid, 215) Bir kimse beş vakit farz namazlarını kılarsa, otuz gün Ramazan orucunu tutarsa ve elinden geldiğince büyük günahlardan uzaklaşırsa, o kimse Allah’ın izniyle cennete girer. Kim iman eder ve sâlih amel işlerse, Allah’ın izniyle cenn, Hidayet Allah’a Aittir: Kasas Suresi 56. Ayet Cenab-ı Hak en çok sevdiği Peygamberine "Sen hidayet edici değilsin, sevdiklerine hidayet edemezsin, hidayet edici Allah’tır" diyerek hidayetin doğrudan Allah’a ait olduğunu beyan etmiştir. Peygamberler, kitaplar, veliler, Müslümanlar, müminler hepsi bir kimsenin hidayetine vesile olma noktasındadır; ancak hidayet edici değildir. El-Hâdî ismi şerifi Cenab-ı Hakk’ındır. Şeyhleri Hidayet Edici Olarak Görmenin Tehlikesi Ehl-i tasavvufun bir kısmı kendi şeyhlerini hidayet edici noktasında görürse, bu onların küfürlerine sebep olur. Şeyhler bu iddiayı kabul ederlerse kendi küfürlerini hazırlarlar. Dervişler şeyhlerini böyle görürlerse kendi küfürlerini hazırlarlar. Peygambere kapalı olan kapı hiçbir veliye, hiçbir mümine açılmaz. Bir şeyh efendi, bir zâkir, bir nakip, bir âlim, bir veli hidayet edici değildir. Bir kimse bunu bile bile kabullenip seslenmezse kendisi de küfre düşmüş olur. Yol, Muhammed Mustafa (s.a.v.)’ın geçtiği yoldur. Muhammed Mustafa’nın geçmediği bir yol asla yol değildir. Kabul ediliyorsa o şeytanın yoludur, sapkınlığa düşen sapıkların yoludur. (İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ, XI/297; İmam Rabbânî, Mektûbât, I/272) Zikir Ehline Düşmanlık Etmenin Hükmü Bir kimse Allah’ı zikrettiği için ve zikir cemaatine gittiğinden dolayı birisine düşmanlık yapsa, tövbe edip geri dönmezse imanı kurtulmaz. Allah’ın zikrini bırakan kimsenin gönlüne ise şeytan işer. Cenab-ı Hak buyurmuştur: "Onlar iman edenlerdir ki Müslümanlara karşı yumuşak, şefkatli, merhametlidirler; kâfirlere karşı ise şedittirler." (Fetih Suresi, 48/29) Bu ayet-i kerime, müminin duruşunu net olarak çizer: Müslümanlara karşı şefkatli, kâfirlere karşı sert olmak. Bunun tersini yapan, yani Müslümanları eleştirip kâfirlere yumuşak olan kimseler kalplerini bozmuş olanlardır.
Kaynak: 619. Dergah Sohbeti – Hidayet Allah’a Aittir, Veli Ziyareti ve Zikir Ehlinin Kor
Veli Kabirlerini Ziyaret Etmenin Fazileti nelerdir?
Bir kimse veli kabirlerine giderse, o ziyaretten dolayı Cenab-ı Hak ona bereket verir, lütfeder, ikram eder, ihsan eder. Velileri ziyaret etmek, ziyaret eden kimseler için lütuftur, ikramdır, ihsandır. Bunun akabinde negatif haller oluşmaz. Ziyaret sonrası oluşan olumsuz duygular psikolojik rahatsızlık sebebidir, ziyaretle ilişkilendirmek doğru değildir.
Kaynak: 619. Dergah Sohbeti – Hidayet Allah’a Aittir, Veli Ziyareti ve Zikir Ehlinin Kor
Sağ Veliyi Ziyaret Etmenin Üstünlüğü nedir?
Şeyhimiz (k.s.) bir sağ veliyi tanıyorsa, onu ziyaretin vefat etmiş bir veli ziyaretinden daha makbul ve daha âlâ olduğunu, asıl duanın sağ veliden alınması gerektiğine dair değişik zamanlarda beyanları olmuştur. O yüzden velileri ziyaret edin, kabirlerini ziyaret edin, onları vesile edin, bir işiniz veya probleminiz için onları vesile edin.
Kaynak: 619. Dergah Sohbeti – Hidayet Allah’a Aittir, Veli Ziyareti ve Zikir Ehlinin Kor
Velilerle Cedelleşmenin Tehlikesi nelerdir?
Ehl-i tasavvufun ibâresidir: Bir veliyle cedelleşmeyin. Bu kim olursa olsun, o cedelleşmeden cedelleşen kimse zararlı çıkar. Şeyhefendiye "sen haksızsın" veya "bana burada haksız davrandı, doğru davranmadı, eksik davrandı" diyenlerin hepsi ya bir daha bir şeyhin kapısına uğrayamaz oldular ya da şeyh efendinin sağlığında birçok sıkıntıya düşüp dergâhtan uzaklaştılar. Bir veliye o esnada edepsizlik eden kimsenin yolu kesilir. Şeyh efendi sağlığında o kişiye merhamet eder, yolda tutar. Ancak vefat ettikten sonra tutunacak dal kalmaz. Ölçüyü konuşmak başka, veliye laf söylemek başkadır. Dinin kaideleri, Kur’ân, Sünnet, imamların ictihadı ve sûfîlik yolunun adabı erkânı konuşulabilir. Ama şahıs olarak bir velinin hakkında hüküm vermek dervişlerin haddi değildir.
Kaynak: 619. Dergah Sohbeti – Hidayet Allah’a Aittir, Veli Ziyareti ve Zikir Ehlinin Kor
Tevhid Zikri ve Sayılar Hakkında ne söylendi?
Bizden dersli olan kardeşler hangi ibadetleri hangi sayıyla yapacaklarını bilirler ve o sayılara riayet ederler. Dersli olmayan kardeşler ise hadis-i şeriflere tabi olup oradaki sayılara göre amel edebilirler. Bazı hadis-i şeriflerde günde yüz kez tevhid çekmekten bahsedilmiştir. (Buhârî, Deavât, 64; Müslim, Zikir, 28) Yetmiş bin tevhid zikrini insanlar güçleri yettiğince çekmeye gayret ederler. Belli bir gün sınırı yoktur. Kardeşler yetmiş bin tevhide niyet ederlerse kaç günde bitirirlerse bitirirler.
Kaynak: 619. Dergah Sohbeti – Hidayet Allah’a Aittir, Veli Ziyareti ve Zikir Ehlinin Kor
Şeyhleri Hidayet Edici Olarak Görmenin Tehlikesi nedir?
Ehl-i tasavvufun bir kısmı kendi şeyhlerini hidayet edici noktasında görürse, bu onların küfürlerine sebep olur. Şeyhler bu iddiayı kabul ederlerse kendi küfürlerini hazırlarlar. Dervişler şeyhlerini böyle görürlerse kendi küfürlerini hazırlarlar. Peygambere kapalı olan kapı hiçbir veliye, hiçbir mümine açılmaz. Bir şeyh efendi, bir zâkir, bir nakip, bir âlim, bir veli hidayet edici değildir. Bir kimse bunu bile bile kabullenip seslenmezse kendisi de küfre düşmüş olur. Yol, Muhammed Mustafa (s.a.v.)’ın geçtiği yoldur. Muhammed Mustafa’nın geçmediği bir yol asla yol değildir. Kabul ediliyorsa o şeytanın yoludur, sapkınlığa düşen sapıkların yoludur. (İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ, XI/297; İmam Rabbânî, Mektûbât, I/272)
Kaynak: 619. Dergah Sohbeti – Hidayet Allah’a Aittir, Veli Ziyareti ve Zikir Ehlinin Kor
Zikir Ehline Düşmanlık Etmenin Hükmü nedir?
Bir kimse Allah’ı zikrettiği için ve zikir cemaatine gittiğinden dolayı birisine düşmanlık yapsa, tövbe edip geri dönmezse imanı kurtulmaz. Allah’ı zikreden kimsenin gönlüne şeytan işleyemez. Allah’ın zikrini bırakan kimsenin gönlüne ise şeytan işer. Cenab-ı Hak buyurmuştur: "Onlar iman edenlerdir ki Müslümanlara karşı yumuşak, şefkatli, merhametlidirler; kâfirlere karşı ise şedittirler." (Fetih Suresi, 48/29) Bu ayet-i kerime, müminin duruşunu net olarak çizer: Müslümanlara karşı şefkatli, kâfirlere karşı sert olmak. Bunun tersini yapan, yani Müslümanları eleştirip kâfirlere yumuşak olan kimseler kalplerini bozmuş olanlardır.
Kaynak: 619. Dergah Sohbeti – Hidayet Allah’a Aittir, Veli Ziyareti ve Zikir Ehlinin Kor
620. Dergah Sohbeti – İki Kalp Ayeti, Namazda Huşu ve Tarikat Disiplini nedir?
Metin, İslam dininde namazda huşu, kalbin muhafazası ve tarikat disiplini gibi konuları ele alarak, özellikle Ahzâb Suresi 4. ayetinin (Allah hiçbir insanın içinde iki kalp yaratmamıştır) açıklamasını ve bu ayetin namazda kalbinin meşgul edilmemesi, zikrullahda dikkat edilmesi, tarikat disiplini ve vird düzeni gibi konularla ilişkilendirilmesini içerir. Ayrıca, dergâh ve tekke adabları, çocuklara dergâh adabının öğretilmesi, vesvese ve imanın ilişkisi, namazda eûzü besmele ile başlamak gibi konular da ele alınmıştır.
Kaynak: 620. Dergah Sohbeti – İki Kalp Ayeti, Namazda Huşu ve Tarikat Disiplini
Tarikat disiplini nedir ve neden önemlidir?
Tasavvuf erbabının kendince bir disiplini vardır. İki dizinin üzerinde oturmak bile bir disiplindir. Ayağını disiplin edemeyen gönlünü dismez. Ayağını disiplin etmeyen kafasını disiplin edemez. Küçük gibi görünen bu şeyler, kocaman disiplinin parçalarıdır. Tarikatın ritüellerine uymak, dergâhın adabına tabi olmak, insanın nefisle mücadelesinde çok önemlidir.
Kaynak: 620. Dergah Sohbeti – İki Kalp Ayeti, Namazda Huşu ve Tarikat Disiplini
Teşbih ve Tenzîh Sanatı nedir?
44. Hadîs: Allah’ın Emri ve Meleklerin Boyun Eğmesi Ebû Hüreyre radıyallahu anh nakl ediyor: Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah gökte bir iş yapmaya hüküm verdiği zaman melekler onun emrine boyun eğerek kanat çırparlar. Ve tıpkı o emirler düz ve kaygan taşın üzerinde zincirin çıkardığı sese benzer." Teşbih Kavramı Cenâb-ı Hak yaratılmış değildir; Allah yaratan, her şey sonradan olan (hâdis) dir. Cenâb-ı Hakkın vahyi, emri, kelâmı yaratılmış değildir. Ancak bu meselenin anlaşılması için Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem teşbih sanatı kullanmıştır. Teşbih akla hitap eder, kalbe değil. Her teşbihin tenzîhi gerektirir; ancak derviş kemâle erdiğinde her teşbihi tenzîh etmeye gerek kalmaz.
Kaynak: 624. Dergah Sohbeti — Teşbih-Tenzîh, Borç Hukuku ve Sünnet-i Seniyye’nin Şifası
Sûfîlerin Teşbih Sanatı nedir?
Sûfîler kendi kalplerine gelen tecelliyâtı, vücutlarına gelen tecelliyâtı ve mânâlarına gelen tecelliyâtı teşbih sanatıyla anlatırlar. Bu kitabın yazarı bu hadîs-i şerîfi buraya alarak teşbihin âyetle ve hadisle sâbit olduğunu göstermiştir.
Kaynak: 624. Dergah Sohbeti — Teşbih-Tenzîh, Borç Hukuku ve Sünnet-i Seniyye’nin Şifası
45. Hadîs: Vahiy Sırasında Gök Ehlinin Hâli nedir?
İbn Mes’ûd radıyallahu anh şöyle anlatıyor: "Allahu Teâlâ vahiy yoluyla konuştuğu zaman gök ehli, taş üzerinde çekilen zincirin sesi gibi çıngrak sesi işitirler ve bayılırlar, kendilerinden geçerler." Demek ki gök ehlinden o vâridâta dayanamayıp bayılanlar varsa, sûfîlerden de bu tip tecelliyâtlara dayanamayıp bayılanlar olabilir.
Kaynak: 624. Dergah Sohbeti — Teşbih-Tenzîh, Borç Hukuku ve Sünnet-i Seniyye’nin Şifası
627. Dergah Sohbeti — İsâr Ahlâkı, İsraf Hastalığı ve Sûfî Vakarı nedir?
Sûfî: Dervişin Eksiklikleri Şeyhine Yük Olur mu? Bir dervişin eksikliği noksanlığı, derslerini tam yapamıyor olması şeyhine mânevî olarak yük olur mu? Hayâtı Kerîminde Cenâb-ı Hak ne buyuruyor: "Biz seni onların üzerine gözetleyici kılmadık." Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bu mânâda gözetleyici kılınmadıysa, geri kalan herhangi bir kimsenin gözetleyici olduğunu iddiâ etmesi doğru değildir. Bazı ehl-i tarîkat "Sizi gözetliyoruz, sorumluluğu bize ait" derler. Belki dervişler biraz daha disipline olsun, ahlâklarına riâyet etsinler diye teşvik olabilir ama bu Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin önüne geçmek gibi olur. Bir şeyh efendi dersini çekerken kendi nefsini düşünmez, bütün kardeşlerinin üzerine niyet ederek çeker — buna eyvallah. Duâ ederken kardeşlerinin üzerine yapar — buna da eyvallah. Ama "dersini çekemeyen dervişlerin dersini şeyhi çekiyor" demek — kafasını dersten kaldırmaması lâzım o dervişin. Bunlar çok yerli yerinde şeyler değildir.
Kaynak: 627. Dergah Sohbeti — İsâr Ahlâkı, İsraf Hastalığı ve Sûfî Vakarı
İsâr nedir?
İsâr: Başkasını Kendine Tercih Etmek 48. Hadîs: Ebû Hüreyre anlatıyor — Bir misâfir Ensâr’dan bir adamın yanında geceyi geçirdi. O adamın yanında yalnız kendisine ve çocuklarına yetecek kadar yiyecek vardı. Ensârî hanımına dedi ki: "Çocukları uyut, kandili de söndür ve yanında ne varsa misâfire getir." Bu hâdise üzerine şu âyet indi: "Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile başkalarını kendilerine tercih ederler." (el-Haşr 59/9) Sahâbe Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine anlatıyor: "Yâ Resûlallah, bizim evde yiyeceğimiz yoktu, hepimize yetmezdi. Biz yiyormuş gibi yaptık, misâfire yedirdik. Su içiyormuşuz gibi yaptık, misâfire içirdik." Hz. Peygamber o sahâbeyi ve eşini müjdeledi: "Allah sizin hakkınızda bu âyet-i kerîmeyi indirdi." Bu hadîs tasavvuf kitabına alınmıştır çünkü bu bir sûfî ahlâkıdır. Sûfîler bunu kendilerine ölçü edinirler: Kendi ihtiyaç sâhibi olmalarına rağmen etraflarında ihtiyaç sâhibi birisi varsa onların ihtiyaçlarını görürler. Birisinin yarasına merhem olmak, birisinin sıkıntısının giderilmesine sebep olmak, bir kardeşinin üzerinden bir yükü almak — bunlar toplum içerisinde muhakkak olması gereken hasletlerdir.
Kaynak: 627. Dergah Sohbeti — İsâr Ahlâkı, İsraf Hastalığı ve Sûfî Vakarı
Ümmetin israf hastalığı nedir?
Ümmetin İsraf Hastalığı Sahâbenin hayatında kışlıklar ayrı, yazlıklar ayrı, buzluklar dolu, derin dondurucular dolu — böyle bir şey yoktur. Sahâbenin hayatı paylaşımın üzerine, üretimin üzerine kurulmuş; tüketime dayalı bir hayat yoktur. Hz. Peygamber’in evinde günler geçerdi duman tütmezdi diyor Hz. Âişe annemiz. Çöpler yiyecek içeceklerle doludur. Ekmekler bir taraflarda atılıdır. Söküğü bile tâmir etmiyoruz, gömleğin düğmesi koptuysa atıyoruz. Hanefîler iki yazlık iki kışlık elbisesi olana yeter demişler — dört tane. Biz bunun kat kat fazlasındayız. Her Şeyin Kıymetini Kaybetmesi Biz israfın içerisinde yüzüyoruz Ümmet-i Muhammed olarak. O yüzden duâmız kabûl olmuyor. O yüzden iki yakamız bir araya gelmiyor. O yüzden Ümmet-i Muhammed dirilemiyor. Sebeplerinden birisi budur. Annenin kıymeti yok, babanın kıymeti yok, dedenin kıymeti yok, elbisinin kıymeti yok — her şeyin kıymeti yok. Mevlevî dervişi yorganını üzerine örtünce öper: "Yâ Rabbi, sana hamdü senâ olsun, örtüneceğim bir yorgan var." Yastığını öper: "Yâ Rabbi, yastığım olmasaydı kafamı nereye yaslardım?" Evine girdiğinde kapıyı öper: "Yâ Rabbi, bir evim var, namusumu içinde oturtacağım bir evim var." Bize tuhaf geliyor bu — ama o kıymet veriyor.
Kaynak: 627. Dergah Sohbeti — İsâr Ahlâkı, İsraf Hastalığı ve Sûfî Vakarı
İsrafın boyutları nelerdir?
İsrafın Boyutları Biz evde israf ettiğimiz gibi işimizde de israf ediyoruz. İşimizde israf ettiğimiz gibi dergâhımızda da israf ediyoruz. Beş tane derviş var birbirleriyle kavga ediyorlar — israf ediyoruz. Bir üst çıtası ashâbı da israf ediyoruz — onun da kıymeti yok bizde. Bir üst çıtası Hz. Muhammed Mustafa’yı da israf ediyoruz. Bir üst çıtası Kur’ân’ı da israf ediyoruz. Ciddiyim: Ümmetin geldiği resim budur.
Kaynak: 627. Dergah Sohbeti — İsâr Ahlâkı, İsraf Hastalığı ve Sûfî Vakarı
Sûfî vakarı nedir?
Sûfî Vakarı: Elini Uzatmamak Sûfî vakarını hiçbir zaman kaybetmez. Elini uzatmaz bir şeye. Hac’da tırlardan yoğurt atıyorlar, Müslümanlar elleri havada kapmaya çalışıyorlar — hac’tasın, Beytullah’tasın, Rabbin seni besler. İbrâhîm aleyhisselâm ateşin içinde Cebrâîl’e elini uzatmadı — sen de uzatma. Beytullah’ta tavaf ederken hurma tepsileri dağıtılıyordu. Biz bir geçtik almadık, iki geçtik almadık, üç tavaf yaptık almadık. İftar vakti geldiğinde, iki dizimizin üzerinde otururken — sanki gökten düşer gibi — naylon poşetin içerisinde üçer tane hurma elbisemizin üzerine düştü. Ne yan tarafta var, ne öbür tarafta — sadece bize geldi. Hurmayı açtık — normal değil o hurma. Derviş bir şeye elini uzatmaz. "Bunu alabilir miyim?" demez, "Bunu bana verir misin?" demez.
Kaynak: 627. Dergah Sohbeti — İsâr Ahlâkı, İsraf Hastalığı ve Sûfî Vakarı
Hayır hasenatı gizlemek nedir?
Hayır Hasenatı Gizlemek Hz. Hasan radıyallâhu anh hazretleri geceleri husûsî kendi sırtında küfeyle Medîne’nin varoş sokaklarında ihtiyacı olan kimselerin ihtiyaçlarını görürdü. Her gece kendisi yapardı bunu — belirli ihtiyaç sâhiplerine her gece kendi sırtına küfeyi alır, onları tek tek gece hiç kimse görmeden dağıtırdı. Bu ehl-i beytin sünnetidir. Adam kamyonun önüne yazıyor: "Filanca tekstilin zekâtıdır." Böyle bir şey yok İslâm’da. İslâm’ın kendi özü buna aykırıdır. Zekâtı verirken eşkâra vermek lâzımdır ama böyle değil. Bu kültürsüzlük, bu eğitimsizlik, bu sonradan görmeliktir. Sûfîler yapmış oldukları hayrı gizlerler. Söylemezler. Birinin bir ihtiyacını görürler, bunu konuşmazlar. O kimse emindir: sûfîden bir yardım aldığında bilinir ki konuşulmayacak bu. Tasadduk ettiğini, yardım ettiğini söyleme — kimse bilmesin.
Kaynak: 627. Dergah Sohbeti — İsâr Ahlâkı, İsraf Hastalığı ve Sûfî Vakarı
Sahîh Tarîkatlarda Sızma Mümkün mü?
Sahîh tarîkatlarda, sahîh sûfî cenahta bunu yapamazlar. Neden? Orada rüyâlar çalışır. Eğer şeyh kâmil ise ‘O ben kendim göreceğim rüyâmda’ der ve o kimseyi yanı başına alır. Görmemişse rüyâsında onu yanı başına almaz. Ne operasyon yaparlarsa yapsınlar bunu aşamazlar.
Kaynak: 630. Dergah Sohbeti — İslâm Ekonomisi, Dergâhta Para Adâbı ve Tövbe
Sûfîlikte Para ve İstismâr nedir?
Ben ilk İslâm’la tanıştığımda beni değişik cemâat ve tarîkatlara, topluluklara götürdüler. Götürdükleri her yerde para topluyorlardı. Parayla işleri vardı, parayla ilişkileniyorlardı bir şekilde. Ben parayla ilişkilenen, para toplanan her yerden — bu kim olursa olsun — kendimce uzak durdum. Çünkü âyet-i kerîmeyi kendime rehber edindim: ‘Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz.’
Kaynak: 630. Dergah Sohbeti — İslâm Ekonomisi, Dergâhta Para Adâbı ve Tövbe
Dergâhımızda Para Toplanmaz nedir?
Bizde zekât toplanmaz, himmet toplanmaz, para pul toplanmaz. Biz kendi aramıza paranın girmesini istemeyiz. İçimize parayı sokmamaya gayret ederiz. Bu konuda dilenmeyiz, istemeyiz hiç kimseden.
Kaynak: 630. Dergah Sohbeti — İslâm Ekonomisi, Dergâhta Para Adâbı ve Tövbe
Eleştirilen Uygulamalar nedir?
Bir cemâat, bir tarîkat, bir sûfî topluluğu paranın döndüğü, paranın kazanıldığı, paraların havada dolaştığı bir yer olursa orası gerçek amacını kaybetmiştir. Kaybeder. Başlar o cemâati yöneten, o tarîkatı yöneten kimse hesap etmeye.
Kaynak: 630. Dergah Sohbeti — İslâm Ekonomisi, Dergâhta Para Adâbı ve Tövbe
Fî Sebîlillah Olmanın Hürriyeti nedir?
Bize Kur’ân ve Sünnet lâzım. Bize sûfîlik lâzım, başka bir şey değil. Böyle hür olur insan. Allah cümlemizi hür olanlardan eylesin.
Kaynak: 630. Dergah Sohbeti — İslâm Ekonomisi, Dergâhta Para Adâbı ve Tövbe
Tövbe ve Kalbin Temizlenmesi nedir?
Hadîs-i şerîf: ‘Kul bir hata yaptığı zaman kalbinde siyah bir leke meydana gelir. Şâyet günahı terk edip istiğfâr ve tövbe ederse kalbi cilâlanır, tertemiz olur. Eğer böyle yapmayıp tekrar günaha dönerse kalbindeki leke artar ve onun kalbini kaplar.’ Bunu Allah kitabında ‘pas’ ismiyle zikretmiş ve şöyle buyurmuştur: ‘Hayır! Onların işleyip kazandıkları şeyler kalplerinin üzerine pas tutmuştur.’
Kaynak: 630. Dergah Sohbeti — İslâm Ekonomisi, Dergâhta Para Adâbı ve Tövbe
Günahtan Sonra Ne Yapmalı?
Bir kimse tövbe eder, Allah’ı zikreder, ibâdetlerini yerine getirirse kalbi nûrlanır. Sûfîler için günah kapısı kapalı değildir. Biz peygamber değiliz, melek de değiliz. Hadîs-i şerîfte: ‘Hiçbir kimse yoktur ki bir günah onun pençesinin altına düşmesin.’ Ama devam eder: ‘Günah işleyenlerin en hayırlısı günahlarına tövbe edenlerdir. Günahlarına tövbe edenler hiç günah işlememiş gibidir.’
Kaynak: 630. Dergah Sohbeti — İslâm Ekonomisi, Dergâhta Para Adâbı ve Tövbe
Tövbeye Devam Etmek nedir?
Tövbenin en kısası ‘estağfirullâhil azîm’ demektir. Biraz daha uzunu: ‘Sübhânallâhi’l-azîm ve bi-hamdihi estağfirullâhil azîm.’ Kim günde bunu yüz kez söylerse deniz köpükleri kadar günahı olsa Cenâb-ı Hak onu affeder. Bir kimse döndü tekrar aynı günahı işledi — dönecek yine tövbe edecek. Döndü yine aynı gün, işledi — dönecek yine tövbe edecek. ‘Ben bu günahı tekrar işliyorum, tövbe etmeye yüzüm yok’ diye düşünmeyecek. Böyle bir şey yoktur. Tövbe etmezse kalbi kararır, mühürlenir. Tövbe etmezse o günahla iç içe olur. Bir müddet sonra o günahı günah gibi görmez — küfür ehli olur. Burası daha tehlikelidir.
Kaynak: 630. Dergah Sohbeti — İslâm Ekonomisi, Dergâhta Para Adâbı ve Tövbe
Sûfî Adâbı, Davete İcâbet ve Millî Duruş konusunda tartışılan temel konular nelerdir?
Sûfî konusunun ele alındığı bu dergah sohbetinde Dünyaya lanet okumak günah mıdır? Hiçbir şeye lanet okumayın. Hadîs-i şerîfte "Siz lânet edicilerden olmayınız" buyruluyor. O yüzden bir kimse lânet edicilerden olmamaya gayret edecek. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri zaman zaman birkaç tane öyle müşriklerle alâkalı lânet buyurmuşlardır. Ama yine de müminin lânet okuması hoş değildir. Malına lânet okumayacak, çoluğuna çocuğuna lânet okumayacak, eşine lânet okumayacak. Lânete dilini alıştırmayacak. Lânete dilini alıştıranlardan Allah muhafaza eylesin. Aile İçi Mahremlik Meselesi Abimin hanımı, kardeşimin hanımı ve ben evde oturup sohbet etmekte dînen bir sakınca var mıdır? Bu soruya cevap olarak: İnsanın abisi, abisinin hanımıyla veya oğlan kardeşi, oğlan kardeşinin hanımıyla hep beraber âilecek oturmalarında hiçbir beis yoktur. Benim okuduğum eserlerde bununla alâkalı harâmiyetle ilgili herhangi bir hüküm yoktur. Kadınlar bu noktada tesettürlerine riâyet ettikleri müddetçe bir problem yoktur. Bunlar son dönem çıkan fetvâlardır. Normalde sonradan sonradan böyle fetvâ vermeye başladılar. Ama benim okuduğum Hanefî fıkhına göre bunlarla alâkalı böyle bir fetvâ okumuş değilim. Kur’ân Dinlerken İçinden Tekrar Etmek Kur’ân-ı Kerîm’i dinlerken ezberinde olanları içinden tekrar eden kimse, okumuş olur ve sevap işlemiş olur. Bunda herhangi bir beis veya sıkıntı yoktur. Sûfî Terbiyesinde İsimsizlik ve İkram Adabı Dergâha gelen ikramın kimin getirdiği sorulup ona göre o ikramdan yemek uygun mudur? Sormak doğru değildir. Çünkü buraya gelen ikram veya zikir yapılan yerlere gelen ikram — bunu kim yapmış, kim göndermiş? Allah gönderdi. Orada şahsı görmemek gerekir. Sûfî terbiyesinde "Bu yemek bana ait, bu çay bana ait" demek yoktur. Sûfî terbiyesinde o kimsenin kendisini orta yere koyması yoktur. Bir hayır hasenat işlediyseniz onu saklayacaksınız, onu gizleyeceksiniz, onu meydana çıkarmak yoktur. Sûfîlikte isimsizlik vardır. Eğer bir kimse hayır hasenat ederken "Ben orada yemek veriyorum, ben orada su veriyorum, ben oranın dervişiyim, ben oranın zâkiriyim, çavuşuyum, nakîbiyim" diyorsa bunlar sûfî dili değildir. Bunlar sonradan oluşan şeylerdir. Hayırda Gizlilik Esastır "Sağ elinizin verdiğinden sol elinizin haberi olmayacak." Hadîs-i şerîf budur. Hazreti Hasan radıyallâhu anh hazretleri gece yarısından sonra küfeyle sırtına yükü alır, fakir fukaraya yiyecek içecek ihtiyaç dağıtırdı. Gündüz bile dağıtmazdı. O yüzden birisi yemek veriyor, bir ikram veriyor — bunu kim yaptı, bunu kim getirdi diye sormak küstahlıktır. Kim getirdiyse getirdi, almış getirmiş. Bir kimse bunu "ben yaptım" da demez; dememeli. Diyorsa nefsin oyunudur. Üstadların İstisnası Bu kuralın tek istisnası üstadlardır. Sûfî kültüründe bir tek üstadlara bu alan açılmıştır. Sebebi, örnek olacak olmaları, prototip olacak olmalarıdır. Bir tek üstad yaptığı ibâdeti söyler, yaptığını ettiğini söyler — bu, insanlara prototip olarak örnek olsun diyedir. Yoksa o kimse üstad oluncaya kadar yaptığını ettiğini hiç kimseye söylemez. Dergâh Hizmetinde Adab Dergâhta sen bir işin ucundan tutacaksan tutarsın. O işi kim yapıyor, X kimse yapıyor. "Ben burada bulaşıkları yıkayıvereyim" dersin, geçer bulaşığı yıkarsın. "Ben de şurada tuvaletleri temizleyeyim" dersin, geçer tuvaletleri temizlersin. Tuvaletleri temizledikten sonra "ben tuvaletleri temizledim" demezsin. Bir dergâh kültüründe yapan kimse "bunu ben yaptım" demez. Bir şeyi icrâ eden kimse "bunu ben icrâ ettim" demez. Davete İcâbet ve Haram Meclisler Birisi davet etti, yemeğe davet etti, bir yere davet etti. O kimse kendi kendisine sorgulayabilir: "Beni neden davet etti?" Veyahut da "Bunun kazancında problem var, bu direkt haramdan para kazanıyor, bu direkt haramdan para kazandığı hâlde kendi haramını dervişlerle örtmek istiyor." Sûfîler şatâfattan, gösterişten uzak durmak zorundadırlar; şatâfata düşmüş, gösterişe düşmüş kimselerden de uzak durmak zorundalardır. Sebep ölçü olur çünkü. Düğün Davetlerinde Ölçü Bir kimse davete gideceği yeri sorgulayabilir. Düğün töreni Kur’ân ve Sünnete uygun mu, değil mi? Sünnete uygun olmayan bir düğün törenine — ya hızla gidip mübarekleyip çıkacaksınız ya da "açıktan haram işlenen bir yere gidemem" diyeceksiniz. Dervişler dikkat etmelidir: Kur’ân ve Sünnetin açıkça âlenen ezildiği, âlenen inkâr edildiği, âlenen hiçe sayıldığı bir yerde dervişin, sûfînin işi yoktur. Hızla uzaklaşacak oradan. Davete İcâbetin Üç Şartı Açıkça haram işlenen bir davete icâbet etmesi için üç hâlden birinin olması lâzımdır: Âmir hükmünde olacak: Gidecek, yasaklayacak — "Böyle bir eğlence yapamazsınız" diyecek. Âlim hükmünde olacak: "Bu yaptığınız haramdır" diyecek, nasîhat edecek. Hâkim hükmünde olacak: Gidecek, hükmedecek — "Bu yaptığınız haramdır" diyecek. Âlim değilsin, âmir değilsin, hâkim değilsin — veya hem âmirsin hem âlimsin hem hâkimsin ama onlar seni dinleyecek kimse yok. "Selâmünaleyküm" de, yürü. Durma hiç. Onlara Adım Adım Benzeme Tehlikesi Hadîs-i şerîfi hiç unutmayın: "Siz onlara adım adım uymadıkça kıyâmet kopmaz." "Onlardan kasıt Hristiyanlar ve Yahûdîler mi yâ Resûlallah?" "Evet." Başka bir hadîs-i şerîf: "Onlar kertenkele deliğine girseler sizler de girmek istersiniz." Biz şimdi çağdaşlık adı altında adım adım her şeyimizi onlara uyduruyoruz. Hiç kimsenin bu konuda kimseyi suçlayacak bir hâli yok. Hepimizde de bu hâller var. Biz bunun uyanıklığını yaşayalım, adım adım uzaklaşmaya gayret edelim. Dervişlere Çağrı Davet edecek olan kimseler düşünsünler. Dervişlik âdâbına, erkânına uygun değilse açık ve net söylüyorum: Buradan kalkıp da "Şurada düğünümüz var, buyurun gelin" demesinler. Kur’ân ve Sünnete uygun değilse kadınlar da erkekler de dervişleri günaha katmasınlar. Güzel örnekler var: Erkekler ayrı erkek erkeğe oynayıp eğleniyorlar, kadınlar ayrı kendi aralarında mübarekleyip gidiyorlar. Bunda hiçbir sıkıntı yok. Câiz mi? Evet. Yani ona söylenecek bir söz yok. Hijyen Hassasiyeti mi, Kibir mi? "Ben hijyenikim" deyip kimsenin yaptığını beğenmemek hâli oluşuyorsa — bu normalde hijyenlik değil, kibirdir. "Ay ben kimsenin yaptığını yiyemiyorum" diyen, kibrin en öndekisidir. Bir yere gitmişsin, ikram ediyorlar. Sağlık olarak bir sıkıntın yoksa ye. "İşte nasıl yapıldığını bilmiyorum, o yüzden yiyemem" diyorsan — gitme o zaman bir yere. Derviş kardeşlerinizin normal ölçülerde ikram ettiği şeyi, misafirliğe gitmişsen, âdâbından erkânından az da olsa yersin. Bir rahatsızlığın varsa — meselâ şeker hastalığı — bu ayrı bir meseledir. Ama "ben hijyenikim" demek kibirliliktir, başka bir şey değildir. Suriye Barış Pınarı Harekâtı ve Millî Duruş Suriye’deki güvenlik alanıyla alâkalı yapılan Barış Pınarı Harekâtına duasıyla, zikrullahıyla bütün kardeşler tek vücut olup dün geceden itibaren tevhîd hatimleriyle, Kur’ân-ı Kerîm hatimleriyle, Fetih sûresinin ilk âyetleriyle devam ediyorlar. Osmanlı’da Sûfîlerin Cihâda Katılması Bu, Osmanlı’dan önce sahâbelerden itibaren Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinden itibaren bir sünnettir. Ordu savaşa çıktığında, ordu cihâda çıktığında arkada kalanlar duâlarla, zikirlerle, hatimlerle onlara mânevî destek olurlar. Osmanlı’da ordu cihâda çıktığında şeyh efendiler dervişleriyle beraber cihâda katılırlar ve ‘gâzî şeyh’ unvânını alırlar. Ölürlerse şehîd olurlar. Osmanlı’da sûfîler askere alınmazlardı. Ama velâkin sûfîler cihâd ilân edildiğinde dergâhlarıyla beraber giderler, müracaat ederler: ‘Biz de katılmak istiyoruz’ derlerdi. Bu ta gerileme devrine kadar böyle devam etti. Dergâhımızın Millî Kökeni Bizim dergâhımız da Kurtuluş Savaşı’na katılmış, bizâtihi dergâhlardan birisidir — Çorum’dan. O yüzden bizim dergâhımız İngilizlerin kurduğu, Yahûdîlerin beslediği, CIA’nın dizayn ettiği bir dergâh değildir. Bizim derg, dergâhımızın aslı, hastası, geldiği yer, gittiği yer bellidir. Vatan savunmasında her daim hassâsiyetini muhâfaza etmiş, korumuş bir dergâhtır. Biz kendimizi bu noktada millî bir dergâh olarak nitelendiriyoruz. Kökü dışarıda, ucu dışarıda, dışarıdan yönlendirilerek yönetilen bir yapı değiliz elhamdülillâh. Devlet ve Millet Duruşu Kur’ân ve Sünnet, vatan ve millet — geri kalan havasını alır, civasını götürür. Hiç umurumuzda değildir. Söyleyeceğimizden de vazgeçmeyiz, yapacağımızdan da vazgeçmeyiz. Kimsenin emrinde, yönlendirmesinde değiliz. Ordu bizim ordumuzdur, millet bizim milletimizdir, devlet bizim devletimizdir. Eksikli noksanlığı varsa eleştiririz — düzeltmek için eleştiririz, yıkmak için değil. Ama ne devlet düşmanlığına ne millet düşmanlığına ne ordu düşmanlığına fırsat vermeyiz. Suriye’deki bu harekâtın desteklenmesi gerekir ve bu harekâtın başarıyla bitmesi gerekir. Bunun arkasından değişik lâflar söyleyen, bu milletin bekâsına çomak sokanlar, bilerek veya bilmeyerek hâinlik yapan insanlardır. Devlet varsa biz varızdır. Devlet yoksa biz yokudur. Ne kadar yanlışlıkları ve eksiklikleri olsa dahi. Ama benim devlet düşmanı olmamı gerektirmiyor bu. İnşallah Cenâb-ı Hak iyi günleri, güzel günleri hep beraber görüp yaşamayı cümlemize nasîb eder.
Kaynak: 631. Dergah Sohbeti — Sûfî Adâbı, Davete İcâbet ve Millî Duruş
633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları konusunu ele alıyor mu?
Hale konusunun ele alındığı bu dergah sohbetinde Selâmün aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Âmîn. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
İnsanın her canını çektiğini yemesi günah mıdır?
Günah diyemeyiz. Âyet-i kerîme: "Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz." Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri israfı çok önemserdi. Bir kimse helal dairede yediği müddetçe günah diyemeyiz.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
Sûfîler kendilerini disiplin etmek, terbiye etmek için nefislerinin her istediğini yiyip içmezler mi?
Bu bir sûfî terbiyesi. Sûfî nefsini zevk alıştırma noktasında olmaz. Bir kimse yemek yerken "Ben aynı zamanda sünnet istiyorum" düşüncesiyle yerse o yeme eylemi ibadet olur — çünkü sünnet kastıyla yiyor.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
Suyu üç yudumda içmeye gayret etmek ne anlama gelir?
Hem su içmek sünnet, hem üç yudumda içmek sün, bir su içmeden iki ibadet çıkmış olur.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
Fazla konuşmayı çok uygun görmemişler mi?
Fazla konuşmayı da çok uygun görmemişler; susmak fazilet olmuş. Hadîs-i şerîf: "Ya hayır söyle ya sus." Kur’ân ve Sünnet’i tebliğ etmek, doğru yerde doğru insanla tebliğ etmek mükemmel bir ibadettir.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
İnsanları güldürmek, eğlendirmek için konuşanlar caiz görülür mü?
İnsanları eğlendirmek için şarkı türkü çağıranların kazancı Hanefîlerce haram görülmüş: "Bunlar şeytanın borazancılarıdır" diye hadîs-i şerîf var. Şarkı türkü dinlemek farklı, oradan para kazanmak farklı bir meseledir.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
Üstâdın yanındaki derviş kardeşlerin dilini tutması gerekir mi?
Bir kimse mecliste dilini tutacak, toplulukta dilini tutacak. Üstâdının yanında, zâkirinin yanında, büyüklerinin yanında dilini tutacak. Her şeye maydanoz olmayacak, her şeye atlamayacak. Müsaade edilirse konuşacak.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
Bir kimse üstâdına telefon açtığında nasıl davranmalıdır?
Bir kimse üstâdına telefon açtığında soracağını sorar, cevabını alır, kapatır.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
Mehdî Aleyhisselâm: Kaderde belli midir, silinir mi?
Hadîs-i şerîfle sabit, mütevatir derecede Mehdî ile alakalı hadîs-i şerîf var. O yüzden "silinir silinmez" noktası yok; hadisle sabittir.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
Cuma günü tek gün oruç tutulabilir mi?
Cuma günü tek başına oruç tutulmaz. Cuma günü tutacaksan ya perşembe de tutacaksın ya da cumartesi de tutacaksın.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
Ergen gençlere yaklaşım konusunda ne söylendi?
Ergenlik çağına girip kurslara ve dergâha gelmek istemeyen gençler için eğitici arkadaşlar sıkı dervişlik disiplini beklemesinler. "Sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz. Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız" mantığıyla hareket edecekler.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
Tarikat Hastalıkları: Para Toplama ve FETÖ Benzeri Yapılanmalar konusunu ele alıyor mu?
Bugün bir kardeş geldi, bir şey paylaştı benimle. Bazı adı tarikat olan topluluklarda değişik hastalıklar zuhur ediyor bu son dönemde. Bir topluluk "dergâh yapacağız, medrese yapacağız" diye bütün dervişlerden altın topluyormuş. Bir de diyorlarmış: "Borcumuzu alıyoruz sizden; istediğiniz zaman bu parayı alacaksınız." Yazılı belge vermiyorlar.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
Sûfilik Allah için yaşamaktır mı?
Sûfilik Allah için yaşamaktır. Sûfilik para toplamak, insanları ütmek, insanları aldatmak, insanların parasına, puluna, malına, mülküne göz dikmek değildir. Bizde böyle bir şey yok.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
Görevlilerin edebi: Kendine Özellik Yaptırmamak konusunu ele alıyor mu?
Bir sûfî toplulukta görevlilerin üzerinden gider işler. Herkes onları izler — derviş olanı da izler, derv, olmayanı da izler. Şuraya iki tane içecek geliyor; "Önünde neden iki-üç tane içecek var?" diye eleştirir. Sana özel bir çay gelmiş olsa buraya, bütün dervişlere gelmesi lazım.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
51. Hadîs-i Şerîf: Halden Hale Geçmek konusunu ele alıyor mu?
İbn Abbâs naklediyor: "Allah’a yemin ederim ki halden hale geçersiniz." (el-İnşikâk 84/19) Bu âyetteki "halden hale geçmek" hususunda İbn Abbâs şöyle demiştir: "İşte sizin peygamberiniz böyleydi."
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
Sûfî Durağan Değildir konusunu ele alıyor mu?
Bir sûfî hiçbir zaman durağan değildir. Her daim iyiye, doğruya, güzele, hakikatin hakikatine doğru halden hale geçmesi gerekir. Eğer bir sûfî iyiye doğru halden hale geçmiyorsa zarardadır — bu sefer onun geçişi negatifliğe doğru gider; esfel-i sâfilîne doğru gider.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
Hz. Mevlânâ: "Balk-ı Çöz" — Sûfî Bir Hale Bağlı Kalmaz konusunu ele alıyor mu?
Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri "balk-ı çöz" derken: Sûfî bir hale bağlı kalmaz, makama bağlı kalmaz. Sarığa, takkeye, cübbeye, sikkeye bağlı değildir. Gösterişe, hevâ hevese, şana şöhrete bağlı değildir. Sûfî her daim halden hale geçip O’na yaklaşma noktasındadır.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
Geriye Doğru Halden Hale Geçmek konusunu ele alıyor mu?
Eğer halden hale geçmeniz Allah’a yaklaşma halinde olmazsa nefsinize uyarsınız. Dervişken nefsinize uyarsınız, şeyhin dizinin dibindeyken bile nefsinize uyarsınız. Başlarsınız geriye doğru yürümeye — huylarınız değişir, ahlâklarınız değişir, Avrupaî olursunuz, hevâ hevesine uyanlar gibi davranmaya başlarsınız.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
Sûfîlerin bozulması konusunu ele alıyor mu?
Sûfîler gerçek manada ümmetin kalbi hükmündedir. Kalp bozulursa bütün vücut bozulur. O topluluklar Allah’ın husûsî, özel toplulukları; onlar bozulursa ümmet tamamıyla bozulur. O yüzden sûfîlerin bozulma hakları yok. Kendimizi disiplin edip halden hale manevî anlamda yürümeye devam edeceğiz.
Kaynak: 633. Dergah Sohbeti — Halden Hale Geçmek, Sûfî Disiplini ve Tarikat Hastalıkları
Makam sahiplerinin tehlikesi nedir?
Normal bir derviş kardeş yıkılırsa toplanması kolay olur; onun bir makamı yok, perde olmaz ondan. Gelir ağlar sızlar, sarılır şeyhine, helalleşir, biter mesele. Ama zâkirin zâkirliği perde olur: "Nasıl helalleşeyim şimdi?" Çavuşun çavuşluğu perde olur: "Ben nasıl edeyim şimdi?"
Kaynak: 636. Dergah Sohbeti — Vesvese, Silsile-İcâzet ve Kadir Gecesi
Dervişlikte disiplin ne demektir?
Dervişlik Allah’tan korkmaktır. Dervişlik Hazret-i Peygamber’in sünnetine uymaktır. Dervişlik dost doğru olmaktır, ip gibi olmaktır. Dervişlik yol kesici olmamaktır.
Kaynak: 642. Dergah Sohbeti — Dervişlikte Disiplin, Rüya Satmak ve Esmâ Âdâbı
Rüya satmak ne demektir?
Rüya satmak, hâl satmak: Dervişliğin bozulma sebepleridir. Bir kimse rüyalarıyla ve hâlleriyle kendi nefsini yüceltmeye başlıyorsa, rüya satıcısı oluyorsa, görmediğini de söylemeye başlarsa bu çok tehlikeli bir durumdur.
Kaynak: 642. Dergah Sohbeti — Dervişlikte Disiplin, Rüya Satmak ve Esmâ Âdâbı
Esmâ çekme Âdâbı nedir?
Sûfîlikte bir esmâ ancak üstad verir veya üstadın müsaadeli bir kimsesi verir. Hiçbir kimse kendi kendine, sanki ona esmâ verilmiş gibi esmâ çekmemelidir. Sana ne denildi ise onu çek.
Kaynak: 642. Dergah Sohbeti — Dervişlikte Disiplin, Rüya Satmak ve Esmâ Âdâbı
Dergâhta gönüllülük esası nedir?
Bu dergâhta hiç kimseden bir menfaat beklenmez. Para toplanmaz, pul toplanmaz, kitap satılmaz, dergi satılmaz, CD satılmaz, ticaret yapılmaz. Herkesin parası, pulunu, malı, mülkü, evi, barkı kendinindir.
Kaynak: 642. Dergah Sohbeti — Dervişlikte Disiplin, Rüya Satmak ve Esmâ Âdâbı
Hasbunallahu ve Ni’mel Vekîl ne zaman söylenmeli?
"Hasbunallahu ve ni’mel vekîl" demek, "benim vekîlim Allah’tır, intikamımı Allah alsın" demektir. Bu sözü eşinize, çocuklarınıza, derviş kardeşlerinize karşı söylemeyin. Eşinizden, çocuğunuzdan, kardeşlerinizden Allah’ın intikam almasını ister misiniz? Bu sözü zâlimlere karşı söyleyin, kâfirlere karşı söyleyin, münafıklara karşı söyleyin; mümin kardeşlerinize söylemeyin.
Kaynak: 642. Dergah Sohbeti — Dervişlikte Disiplin, Rüya Satmak ve Esmâ Âdâbı
Rüya anlatılmaz mı?
Rüya anlatılmaz diye bir kaide yoktur. Sâlih rüya anlatılır, ahir zamanda peygamberlerin kırk altı cüzünden bir cüzü sâlih rüyadır. Bu dergâhta rüya çok görülür, hâl de görülür; bu yolun delilidir.
Kaynak: 642. Dergah Sohbeti — Dervişlikte Disiplin, Rüya Satmak ve Esmâ Âdâbı
Cezbenin tecelliyâtı nedir?
Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’de cezbenin tecelliyâtı gözyaşıydı. Cezbenin tecelliyâtı tüylerin diken diken olmasıydı. Cezbenin tecelliyâtı dünyadan kesilmekti.
Kaynak: 643. Dergah Sohbeti — Kur’ân Dinlemenin Farziyeti, Cezbe ve Hayal Kurmak
Cezbe ve nefsânî hareketler arasında nasıl bir fark vardır?
Bağırmak, çağırmak, kendini duvarlara vurmak, değişik sayhalar atmak, değişik sesler çıkarmak… Bunlar cezbe değildir, nefsânî hareketlerdir. Zikrullah yapılırken herkes aynı esmâya, aynı ses ahengine, aynı adap ve erkâna uymalıdır. En sondaki kimseyle en öndeki kimsenin aynı sesi vermesi cezbedir. Arada birisi kendi nefsinden farklı bir ses çıkarıyorsa, senkronizasyonu bozuyorsa, o nefsine uymuştur.
Kaynak: 643. Dergah Sohbeti — Kur’ân Dinlemenin Farziyeti, Cezbe ve Hayal Kurmak
Tövbenin fazileti nedir?
Allah Tövbeye Sevinir
Hz. Enes bin Mâlik’ten rivayet: Hz. Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: "Allah, tövbe eden kulunun tövbesine, çölde devesini kaybedip ümidini kesen, sonra devesini yularıyla birlikte karşısında bulan kimsenin sevincinden daha çok sevinir." O kimse sevincinden "Allah’ım sen benim kulumsun, ben de senin Rabbinim" der. Aklını kaybetmiştir o esnada, aşırı sevinçten.
Kaynak: 645. Dergah Sohbeti — Faiz ve Dârül-Harb, Tövbenin Fazileti ve Şatahat
Şatahat nedir?
Deve kıssasındaki "sen benim kulumsun, ben de senin Rabbinim" sözü, şatahâtın delilidir. Hallâc-ı Mansur’un "Ene’l-Hak"ı, Yûnus Emre’nin, Hz. Mevlânâ’nın, Abdülkâdir Geylânî’nin, Niyâzî-i Mısrî’nin, Beyâzîd-i Bistâmî’nin, Muhyiddîn İbn Arabî’nin şatahâtvârî sözleri bu yakınlıktan, bu coşkunluktan gelir. O sözleri duyan insanlar ya cahilliklerinden ya da kasıtlı olarak onların küfrüne fetva verir. Hâlbuki bu sözler o yakınlığın zirvesinde dile gelen, o kimseler için masum ve mazur karşılanan sözlerdir.
Kaynak: 645. Dergah Sohbeti — Faiz ve Dârül-Harb, Tövbenin Fazileti ve Şatahat
Şatahat sözleri nereden gelir?
Bunu hevâ-hevesten yapan kimse için küfür olur; ama coşkunluğun arttığı bir noktada, kendinden geçme hâlinde, o sözler o kimsenin kendinden olarak görülmez. Sûfîler bunu tabir ederlerken "dillerine gelen bütün kelimeleri O’ndan görürler" derler.
Kaynak: 645. Dergah Sohbeti — Faiz ve Dârül-Harb, Tövbenin Fazileti ve Şatahat
Tasavvuf Kaynaklarından alıntılar konusunu ele aldığınız metnin nedir?
İmam Kuşeyrî — er-Risâletü’l-Kuşeyriyye — Nefisle mücadele bâbı, mücâhede İmam Gazâlî — İhyâu Ulûmi’d-Dîn — Riyâzatü’n-nefs (nefis terbiyesi), emr-i bi’l-ma’rûf kitabı Niyâzî-i Mısrî — Dîvân — Sûfîlerin devlet baskısı altındaki duruşu, sürgün tecrübesi
Kaynak: 647. Dergah Sohbeti — Şerle Mücadele, Nefis, 28 Şubat ve Zikir Meclisinin Fazile
Sûfîlerin ölümü temennisi nedir?
Sûfîlerin Ölümü Temennisi
Sûfîler Allah’a kavuşmanın aşkından dolayı ölümü temenni ederler; müsibetten dolayı değil. Hadîs-i kudsîde buyurulur: "Kim Allah’a kavuşmaya arzu ederse Allah da ona kavuşmaya arzu eder." "Ölmeden önce ölünüz" hadîs-i şerîfinin üzerinde tecellî eden sûfînin ölümü temennisi ile bu tecellîyi yaşamamış sûfînin temennisi aynı değildir. Sûfîlerin ölümü temenni etmesi, yakınlığın da yakınlığına doğru koşup bir daha geriye dönmemek içindir.
Kaynak: 648. Dergah Sohbeti — Suriye Meselesi, Misâk-ı Millî, Real Ekonomi ve Ölümü Teme
Dergâhta Hizmet Ücretsizdir Bizim dergâhımızda, tekkemizdeki hizmetlerimizin hepsi bir ücrete tâbi değildir; ücretsiz midir?
Dergâhta Hizmet Ücretsizdir
Bizim dergâhımızda, tekkemizdeki hizmetlerimizin hepsi bir ücrete tâbi değildir; ücretsizdir. Sema öğretiyorlar ücretsiz, ney üfletiyorlar ücretsiz. Oraya gelen bir kimseden ücret alınmıyor, o tâlim ve terbiyeyi gören, o kursu görenden bir ücret alınmıyor.
Kaynak: 649. Dergah Sohbeti — Korona, Sünnet-i Seniyye ile Temizlik, Nankörlük ve Sufili
Dergâhın, tekkenin işlevini paraya döndürmek doğru değil midir?
Bir kimse sûfîliğini, dervişliğini, zâkirliğini, nakibliğini, semazenliğini, neyzenliğini paraya devşirmeyecek. Senden bir ücret alan yok, öğretmek için senden bir şey bekleyen yok. Sen fî sebîlillah orada öğrenmişsin; o öğrendiğin şeyi para karşılığına satıyorsan nankörlük yapmış olursun. Dergâhın, tekkenin işlevini paraya döndürmek doğru değildir.
Kaynak: 649. Dergah Sohbeti — Korona, Sünnet-i Seniyye ile Temizlik, Nankörlük ve Sufili
Sufilik yolunda mücadele ve duruş hakkında ne söylendi?
Ben öyle tipik bir sûfî olamadım. "Salla başını, al aşını" yapamadım. Ne yapıyorlar bazı cemaatler? Para toplarlar, belediyelerden dilenirler, devletten dilenirler; böylece inşaatları bitmez, yurtları bitmez. Büyük çoğunluğu kaçak kuçaktır; hepsi de sistemin önünde el pençe divan durmak zorundadırlar. Rabbim bizi hakkı görüp hakkı konuşanlardan eylesin. Âmin.
Bizim yolumuz bu noktada biraz dikenlidir. Söylediğimiz sert olabilir ama söyleyeceğimizi söyleriz. Yıllardan beri böyledir. Yaşım altmış üç; bu korkumdan değil, bilen bilir.
Kaynak: 650. Dergah Sohbeti — Ehlibeyt Sevgisi, Hadis Meselesi, Keramet ve Deccalist Sis
Sufi için önerilen kitaplar nelerdir?
Evlerinize muhakkak şunları alın: Kudûrî (fıkıh), Riyâzü’s-Sâlihîn (hadis), bir fıkıh kitabı, bir hadis kitabı ve sufilikle alakalı eski sûfîlerin kitaplarından (Kuşeyrî Risâlesi, İmâm-ı Gazâlî’nin İhyâ’sı gibi).
Kaynak: 651. Dergah Sohbeti — İşgal Gerçeği, Çocuk Yetiştirme, Aile Mirası ve Nesil Mese
Dervişlerin din anlatımının etkisi nedir?
Bir baba evde zulmediyorsa çocuklarına din anlatabilir mi? Bir anne çocuklarına, kocasına zulmediyorsa din anlatabilir mi? Anlatamaz. Elinizden tesbih düşmesin ama etrafınıza zulmediyorsanız ne anlamı kaldı? Kadın elinde tesbih uyukluyor — Allah’a dua et uyuklasın. Uyandığında zulmediyorsa ortalığa, uyandığında da uyuklasın.
Kaynak: 652. Dergah Sohbeti — Yaşayarak Tebliğ, Cemaatlerin Sınavı, Fitne Meselesi ve Mü
Olduğu: Kader ve Gayret — Nasibini Beklemek mi, Koşmak mı?
Öyle: Olduğu konusunun ele alındığı bu dergah sohbetinde "Harama kaçmamak için sınırları zorlamıyorum. O kişi nasibimse ben dursam da sonunda helal yoldan bana gelir mi?" sorusuna: Herkesin kendince bir hayat anlayışı var. "Biz sizin kaderinizi çalışmanıza bağladık" buyuruluyor ayet-i kerimede. Gayretinize bağladık. Bazı büyük zatlar bir şeyin peşine düşmemişler, "nasibimse ayağıma gelir" demişler. O da onların yoludur. Ama o peygamberî bir metot değil. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem cihat etti, ganimetten geçindi. "Benim nasibimse gelir" deyip oturmadı. Gayret etti, mücadele etti, savaştı.
Kaynak: 653. Dergah Sohbeti — Nasıl Yaşarsan Öyle Ölürsün, Allah’ı Allah Olduğu İçin Zik
"Neden siz, niçin siz?
Allah’ı Allah olduğu için zikretmenin usulü, anahtarı ya da yolu nedir?" Ben bunun tekniğini bilmiyorum. Ben cahiliye zamanımda Allah’ı Allah olduğu için iman ettim. Allah’ı Allah olduğu için zikrediyorum. Allah’ı Allah olduğu için seviyorum, dedim geçtim. Allah Allah’tır. Allah olduğu için zikredilmeye layıktır, sevilmeye layıktır, aşık olmaya layıktır. Emirlerine tabi olmaya layıktır. Allah olduğu için itaat edilmeye layıktır. Bunun hiç altını üstünü, sağını solunu bilmem.
Kaynak: 653. Dergah Sohbeti — Nasıl Yaşarsan Öyle Ölürsün, Allah’ı Allah Olduğu İçin Zik
Allah’a "şu işim olursa şu kadar çekeceğim" demek amelîlik gibi geliyor mu?
"Duamızın kabulü için 70.000 tevhide niyet ettim" — bu avamın işidir, yapabilirsiniz. Ama ben dervişliğe, sufiliğe böyle bakamadım. Otur Allah için, fiysebillah 70.000 tevhid çek ya! Bırak rüşvetçiliğe alışma. Allah’a "şu işim olursa şu kadar çekeceğim" demek amelîlik gibi geliyor. "Bu işi yaparım ama şu kadar para isterim" gibi. Allah muhafaza eylesin.
Kaynak: 653. Dergah Sohbeti — Nasıl Yaşarsan Öyle Ölürsün, Allah’ı Allah Olduğu İçin Zik
Sufilik zamana ve mekâna göre şekil değiştirir — bu normal mıdır?
"Biz sarık-cübbeyle İstiklal’e çıkar gezeriz, siz gezemezsiniz" demek kibir. "Tarikat zamanı mı?" demek de hoş değil. İkisi de hoş değil. Sarığın sana kibir veriyorsa at sarığı kenara. Sufilik cübbede, sarıkta, şalvarda aranmaz — o kimsenin duruşunda aranır. İstanbul’da yaşayan birinin sufiliğiyle Bangladeş’te yaşayan birinin sufiliği aynı olmaz. Kültür farkı var, hayat standartı var, fikriyat farkı var. Sufilik zamana ve mekâna göre şekil değiştirir — bu normaldir.
Kaynak: 653. Dergah Sohbeti — Nasıl Yaşarsan Öyle Ölürsün, Allah’ı Allah Olduğu İçin Zik
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Kur’ân kursları açacağım deyip para topladı mı, dilendi mi?
Bugün İslâm dünyasının en büyük handikabı bu: kendisini geliştirip değiştiremiyor. İçtihatlarını geliştirip yenileyemiyor. Yeni bir sufilik anlayışı koyamıyor ortaya. Sünnet-i seniyyeye tabi olmak zamansal değildir, her yerde ve her zaman Sünnet’e tabi olursun. Hz.
Kaynak: 653. Dergah Sohbeti — Nasıl Yaşarsan Öyle Ölürsün, Allah’ı Allah Olduğu İçin Zik
Tebliğ usûlü nedir ve nasıl uygulanmalıdır?
Önce tebliğ edecek olan, tebliğ edeceği şeyi kendi nefsinde yaşatır. Kendi nefsinde yaşamayan bir kimse kalkıp bir şey tebliğ etmez. "Yaşamadıklarını anlatma, söyleme. Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol." Bir kimse bir şeyi yaşamıyorsa onu tebliğ etmesin — yaşasın da tebliğ etsin. Ben yalan söylesem, gelip sizin önünüzde "yalan söylemeyin" desem bu tebliğin hiçbir anlamı yok. Ben gıybet etsem, size "gıybet etmeyin" desem siz dersiniz ki "ağzınca gıybet ediyordu da bize gıybet etmeyin diyor." Biz önce doğruların hakkını ve hakikatini kendi nefsimizde yaşayalım. Etrafımız biz de o doğruyu görünce merak etmeyin, ne güzel tebliğ olur.
Kaynak: 655. Dergah Sohbeti — Radikal Kararlar, Nefis Mücadelesi, Gönül Birlikteliği ve
Hangi vakıftan nemalanmış: Alman vakfı mı, Soros mu?
Araştırdığınızda kimisi Sorosçu çıkar, kimisi Masonik çıkar. Kimisi Davos’tan nemalanmış. Siyasetçilere bakın: hangi masonlardan yüksek liyakat nişanı almış, İngiliz Kraliyet Ailesi’nden ne nişanları almış. Vali, kaymakam, siyasetçi, ekonomist — gerçekten bunlara bakın. Bir tasavvuf vakfına Soros’un vakfından milyon dolar gelmiş. Parayı veren düdüğü çalıyor. "Emredersiniz efendim" deme noktasına gelmişiz. Adam bir şey isteyecek senden o parayı veriyorsa. Bir kimse geldi tekkeye, tekkenin sahibi gibi girdi. "Ben Fethullahçılara yardım ediyorum, Nurculara ediyorum, Süleymancılara ediyorum, buraya da yapmak istedim" dedi. Dedim ki: "Sen beş kilo çay al, beş kilo şeker al. Tamam, bu kadar yeter, burada başka bir şey lazım değil." Adam verirse senden bir şey ister. Bekler. Akıl verir. Nefis yaptırır insana.
Kaynak: 657. Dergah Sohbeti — Üveysîlik Meselesi, İyilik Farzı, Ortadoğu Analizi ve Dış
Tövbenin üç mertebesi nelerdir?
Tövbenin üç mertebesi vardır: Dille tövbe: En azı estağfurullah el-azîm demektir. Hal ile tövbe (fiilî tövbe): O kimsenin o günaha bir daha geri dönmemesidir. Kalbî tövbe: O kimsenin o günahı bir daha kalbinden dahi geçirmemesidir. Bu, ilmel yakîn, aynel yakîn ve hakkel yakîn mertebelerine tekabül eder.
Kaynak: 658. Dergah Sohbeti — Tövbe, Kısas, İstikamet-İstikrar ve Bosna Misafirleri
659. Dergah Sohbeti — Eşyanın Hakikati, Tevekkül ve Ehli Tasavvufun Konu mu?
Giriş: Dua ve Niyaz
Soru-Cevap Bölümü
Zikrullah Esnasında Korku
Kişi dersini çekerken ya da zikrullah esnasında içine düşen korku durumunda nereden yardım istemeli? Yardım eden Allah’tır. "Ancak Sana ibadet eder, ancak Senden yardım dileriz" (Fâtiha Sûresi 5).
Rüya Görmeden Ders Alınır mı?
Zikri, üstadı, dergâhı ve kardeşleri seven, yıllardır düzenli bir şekilde derse gelen biri ders almak istiyorsa, rüya üzerine ders alması şart değildir. Rüya görmeden de ders alınır.
Ümreye İlk Kimi Götürmeli?
Erkeğin parası olduğunda ümreye ilk kimi götürmesi gerektiği sorusuna cevap: Allah’ı hoşnut edeceğim diyorsa annesini götürecek. "Şu hatunu hoşnut edeyim de evin huzuru bozulmasın" diyorsa önce hanımını götürecek.
Eşyanın Hakikati: Hz. Peygamber’in Duası
Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir hadis-i şerifte "Ya Rabbi, bana eşyanın hakikatini göster" buyurmuştur. Eşyanın hakikati varlıkla alakalıdır. Cibril hadisinde sahabelerin hepsi de soruyu soranı Dıhye olarak gördü. Ama Hz. Peygamber "O Cebrail kardeşimdi, size dininizi öğretmeye geldi" dedi. Demek ki Dıhye gibi görünenin hakikati Cibril Aleyhisselam’mış.
Eşyanın hakikati denildiğinde: bir görüneni var, o görünen bizim aklımıza hitap ediyor. Bir de onun kalbî hakikati var. Ayrıca onun sırrî hakikati var. Bir de onun rûhî hakikati var. İlmel yakîn, aynel yakîn, hakkel yakîn hakikatleri ayrıdır. Hz. Peygamber hakkel yakîn olan hakikati söylüyor. Kur’anî deyimle bakarsak: "Yerin, göğün nuru Allah’tır." Bütün varlık âlemi aslında nurdan ibarettir ama bu nurun tecelliyatının derecesi vardır. Bu dördüncü makamın halidir; o kimse yavaş yavaş dördüncü makamda hakikatleri görmeye başlar.
Tevekkülün Gerçek Anlamı: Çalışmadan Tevekkül Olmaz
Tevekkül her şeyini Allah’a teslim etmek, her şeyinde Allah’la yürümektir. Sen dünyaları yıkacaksın; Allah isterse olacak. Allah müsaade etmedikçe bir şey olmaz. Ona yaslanacak, ona dayanacak o kimse. Bize düşen gayret etmektir, çalışmaktır, mücadele etmektir. Sonuç Allah’a aittir.
"Ben çok çalıştım olmadı" — hayır, çalışmadın o yüzden olmadı. "Gayret ettim olmadı" — hayır, gayret etmedin. Sen gereği gibi gayret etmiş olsaydın Allah onun karşılığını verirdi. Kimin gayretine cevapsız bırakmış? Kimin tövbesine cevapsız bırakmış? Kimin zikrini cevapsız bırakmış? Kim "Ya Rabbi" demiş de "Buyur kulum" dememiş? Bu, Allah’ın üzerinde su-i zan beslemektir. Sen gayret edersen Allah verir.
Esnaflık ve Sabah Namazı
Ben esnaflardan dokuzda dükkan açtığını duyuyorum. Ben namazı kılıyorum, büroyu açıyorum. Kapıyı komple açıyorum. Sabahleyin melekler bereket dağıtır. Allah onlara emreder: "Git sabah namazından sonra kim dükkâna çıksa oraya dua edin, oraya bereket verin." Bir zikrullah paylaşıyorum, on kişi uyuyor. Bizim tevekkül anlayışımız çalışmadan olacak sanıyoruz. Bu tevekkül değildir.
Ev Hayatında Gayret
Kadın sabahleyin kocasını uğurlamayacak, kahvaltı hazırlamayacak. Adam akşama gelecek; sen çamaşır sulu, paçoz bir eşofmanla karşılayacaksın. Dokuz buçukta, onda yemek yiyeceksiniz. Tevekkülü yanlış anlıyoruz.
Ehli Tasavvuf Neden Zan Altında?
Ehli tasavvuf zan altında değildir. Bu son 200 yıldır Batı’nın ve içerideki Batı uşaklarının, Batı’nın emriyle uyguladıkları bir stratejidir. Dört mezhep imamının dördünün de ehli tasavvuf aleyhine bir fetvası yoktur. Kur’an’da belli, Sünnet’te belli, imamların içtihadında belli. Ehli tasavvufun bir kısım uçuk söz söyleyenlerin üzerinden böyle şeyler yürütmüşlerdir.
İslam’ın kalbi ehli tasavvuf’tur, sufilerdir. İslam’ın aklı imamlardır, mezhep sahipleridir. Ne yazık ki herkesin içerisine konulan ajanlar hem İslam’ın aklını bozdular hem de kalbini bozdular. Bunda da başarıya ulaştılar. Türkiye’de Mossad’ın, CIA’nın, M16’nın desteklediği, sünnîymiş gibi duran tarikatlar vardır. Bunlar özel okullarda yetiştirilip genel müdür, bakan, yüksek bürokrat yapılmaktadır.
Dergâhın Yaşadığı Sıkıntılar ve Mücadele
Bir kimse Kur’an-Sünnet, vatan-millet diyorsa onun bu ülkede Allah’tan başka yardımcısı yoktur. O yüzden parti imiş, cemaat imiş, tarikat imiş — at bir tarafa gitsin hepsinden. Kimden nemalanırsan onun kılıcını sallarsın. O devasa binalar nereden oluyor? Benim kafam basmıyor buna.
Biz bunları yaşıyoruz: yerden çıkarıldık, eşyalarımız sokağa atıldı, topladık, kaldık. Ağzımızı açmadık. Şikayetimiz yok, Cenab-ı Hak hamdolsun lütfediyor. Sıkıntılar yaşandı ama sabır, mücadele, gayret, tevekkül. O sabır, o gayret, o mücadele — Allah senin önünü açıyor. Sıkıntı yaşamazsan onun kıymetini bilemezsin.
Kaynakça
Fâtiha Sûresi 5 — "Ancak Sana ibadet eder, ancak Senden yardım dileriz" (Kur’an-ı Kerim, 1. Sûre, 5. Ayet)
Nûr Sûresi 35 — "Allah göklerin ve yerin nurudur" (Kur’an-ı Kerim, 24. Sûre, 35. Ayet)
Hadis-i Şerif: Eşyanın Hakikati — "Ya Rabbi, bana eşyanın hakikatini göster" (Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 2/109; Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1/311)
Hadis-i Şerif: Cibril Hadisi — Cebrail’in insan suretinde gelip dini öğretmesi, sahabelerin onu Dıhye olarak görmesi (Buhârî, İman, 37; Müslim, İman, 1)
Hadis-i Şerif: Tevekkül ve Deve — "Deveni bağla, sonra tevekkül et" (Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme, 60)
Hadis-i Şerif: Sabah Bereketi — "Ümmetim için sabah vaktinin bereketine dua ettim" (Ebû Dâvûd, Cihad, 86; Tirmizî, Büyû, 6)
İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Din — Tevekkülün hakikati, çalışma ve teslimiyetin dengesi (Kitâbü’t-Tevekkül, Cilt 4)
Kuşeyrî, er-Risâle — Eşyanın hakikati, yakîn mertebeleri (ilmel yakîn, aynel yakîn, hakkel yakîn) (Bâbü’l-Yakîn)
Hücvîrî, Keşfü’l-Mahcûb — Ehli tasavvufun tarihî konumu ve zan altında bırakılma stratejileri (Fasıl 1-5)
Kaynak: 659. Dergah Sohbeti — Eşyanın Hakikati, Tevekkül ve Ehli Tasavvufun Konumu
Muhammedî Tasavvuf ne demektir?
Muhammedî tasavvufta dağlara çekilip inzivaya girmek yoktur. Muhammedî tarikat dediğimiz Kur’ân ve Sünnet’e tâbi bir ehl-i tasavvuftur. Her sûfîyim diyen Muhammedî değildir, her tarikat Muhammedî değildir. Masonluk da bir tarikattır, Sebataistlik de bir tarikattır. Muhammedî tarikat Kur’ân ve Sünnet dairesinde, toplumun içinde, halkın eziyetlerine katlanarak Allah’ı anlatandır.
Kaynak: 666. Dergah Sohbeti — Müzzemmil 8-9: Rabbinin Adını Zikret, Gece İbadeti ve Muha
Zikrullah kadar insanı değiştiren ve dönüştüren başka bir ibadet yok mudur?
Zikrullah kadar insanı değiştiren ve dönüştüren başka bir ibadet yoktur. Bir kimse zikir halkasına girdiği anda, günlük virdini çektiği anda zikir onu değiştirir ve dönüştürür. Eğer değişip dönüşmüyorsa kabahat zikrullahta değil, o kimsededir — hevâ ve hevesini ilâh edinmiş, nefis mücadelesini kaybetmiştir.
Kaynak: Kalbin Ürpermesi, Mü’minlerin Beş Vasfı ve Sûfîliğin Son Kalesi — 674. Dergâh So
Sûfîlik neden İslâm’ın son kalesi olarak kabul edilir?
Gerçek sûfîlik, İslâm’ın mânevî olarak son kalesidir. Her şey yıkılır, her şey tahrip edilir ama sûfîlerin gönül dünyası yıkılmaz — eğer kalp ürperirse. O kalp etrafa ışık olur, karanlığı aydınlatır, taşı eritir, insanlara rahmet gibi yağar.
Kaynak: Kalbin Ürpermesi, Mü’minlerin Beş Vasfı ve Sûfîliğin Son Kalesi — 674. Dergâh So
Sûfîden siyasetçi olmaz mı?
Sûfîden siyasetçi olmaz, bürokrat zor olur. Siyasetçiden sûfî olur mu? Olur — tasını tarağını siyasette bırakırsa. Bir sûfîden mutasavvıf olmaz, mutasavvıftan da sûfî olmaz. Sûfîlik kendine özgüdür; makam, mevki, dünya onu bağlamaz.
Kaynak: Kalbin Ürpermesi, Mü’minlerin Beş Vasfı ve Sûfîliğin Son Kalesi — 674. Dergâh So
Hz. Hanzala (r.a.)’nın kıssası nedir?
Hz. Hanzala (r.a.) Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) ‘Senin yanından çıkınca dünya ve şeytan bizi zapt ediyor’ demiştir. Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur: "Buradaki hâlinizi korursanız meleklerin size selam durduğunu görürdünüz. Ama ey Hanzala, bazen öyle, bazen böyle olur." İnsan bazen yükselir bazen düşer — önemli olan temelli düşmemek, zikrullaha dönerek kendini toplamaktır.
Kaynak: Kalbin Ürpermesi, Mü’minlerin Beş Vasfı ve Sûfîliğin Son Kalesi — 674. Dergâh So
Muhyiddîn İbn Arabî Hazretleri’nin sözü ne anlama gelir?
Muhyiddîn İbn Arabî (k.s.) buyurur: "Günah işlediğiniz yerde Allah’ı zikrettiğiniz anda Cenâb-ı Hak sizin tövbenizi kabul eder ve sizi affeder." Bu, günahın ardından hemen orada zikrullaha dönmenin önemini vurgulayan güçlü bir ölçüdür.
Kaynak: Günah Sonrası Zikrullah, Savrulmamak ve Beklentisizlik — 675. Dergâh Sohbeti
Kardeşlerimle beraberken çok konuşuyorum, bazen de boş konuşuyorum. Bu durumdan nasıl kurtulabilirim?
Sûfî ağız taşı alacaksın. Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh) mağarada yılan soktuğunda, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bir taşı yaladı ve Ebû Bekir Efendimiz’in ağzına verdi: "Dilini damağına daya, Allah’ı zikret." Hafî zikrullahın ilk başlangıcı oradan gelir.
O taş Hz. Ebû Bekir’den Hz. Ömer’e, Hz. Osman’a, Hz. Ali’ye, Hz. Hasan’a ve Hz. Hüseyin’e geçti. Hz. Hüseyin’den sonra taşın âkıbeti belli değildir. Dervişler mümkünse mağaradan küçük bir taş alıp ağızlarına koyarlardı — boş konuşmaktan uzak kalır, devamlı Allah’ı zikrederdi.
Sohbet esnasında latîfeleşmek sünnettir. Ama insanları rahatsız edecek şekilde devamlı boş konuşmak câiz değildir.
Kaynak: 681. Dergâh Sohbeti — Devran Zikri, Ağız Taşı, Veysel Karanî ve Sahabe Fazileti
Şeyhine yakın olmak nedir?
Benim bildiğim şeyhe yakın olmak: dergâhla alakalı meselelerde koşmak, uğraşmak, Kur’ân ve Sünnet’i daha iyi yaşamak, Allah’ı sevmek, Allah ve Resûlü’nün yolunda yürümek. Bizim oluşumumuzda şeyhin etrafında olmak çok bir şey ifade etmez — ben üç aşağı beş yukarı kimin ne yaptığını bilirim.
Kaynak: 683. Dergâh Sohbeti — Terör Örgütleri, Şeyhe Yakınlık, Zikrullah ve Namaz, Evlil
Şeyh Efendi ile Hatıralar hakkında ne söylersiniz?
Allah beni affetsin — bir şeyhin evinde bir zâkirin odasının olması düşünülebilir mi? Benim Şeyh’imin evinde benim odam vardı. Daha inşaat hâlindeyken "Mustafa Efendi, burası sana ait, kafana göre yaptır" dedi. Aynı gün banyo-tuvalet yaptırdım. Şeyh Efendi ustalara dedi: "Mustafa Efendi banyosuz duramaz, her gün duş alır, yapın onun istediğini." Ama Şeyh-Mürid ilişkisi hiç bozulmadı. O disiplini koruduk, muhafaza ettik. Bir üstad şahsa özel hukuku uygulayabilir — ama öbür dervişlerin gözüne sokar gibi olmaz.
Kaynak: 683. Dergâh Sohbeti — Terör Örgütleri, Şeyhe Yakınlık, Zikrullah ve Namaz, Evlil
Çavuş, nakip olmadan da Allah’a âşık olunur mu?
Olunur, ne olunacakmış? Makamsız sevmek mümkündür — en güzelidir. Makam bu konuda insanın ayağına pranga gibidir.
Kaynak: 683. Dergâh Sohbeti — Terör Örgütleri, Şeyhe Yakınlık, Zikrullah ve Namaz, Evlil
İtikağta 70.000 Tevhid Çekmek Soru: İtikafta günlük 70.000 tevhid çekerken dil nasıl olmalı?
3. Dudak kapatarak çekilebilir mi? Ben en iyi zamanımda 70.000 tevhidi 17-18 saatte bitiriyorum. İkinci gün 20 saatte. 12 saatte bitirenler nasıl bitiriyor bilmiyorum — dilleriyle mi söylüyorlar, kalpleriyle mi, gerçekten bilmiyorum. 500 tevhid bende 14-15 dakika sürüyor. Olmaz demiyorum, olabilir. Ama nasıl yetiştiriyorlar ben bilmiyorum. Namazların arkasındaki Sübhânallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber’i de öyle hızlı çekenleri görüyorum — ben daha Sübhânallah’ı bitirmeden onlar Elhamdülillah’a geçiyorlar. İtikafta Endüstriyel Gıda Bu özel bir itikafa girerse üstadı söyleyecek. Normal itikafta herkesin yemesi içmesi serbesttir.
Kaynak: 686. Dergah Sohbeti | İslam Dünyasının Durumu, Sıfatî Tecelli ve Din Samimiyetti
Mürşidin Tevazusu ve Sadelik nedir?
Benim sizden bir farkım yok. Biniyorum belediye otobüsüne, havalanı önünde bırakıyor, uçağa biniyorum. Gösteriş işleri bilmiyoruz, fakir insanız. Şeyh Efendi Hazretleri’nin bir nasihati vardı: "Mustafa Efendi oğlum, senin evine gelen dervişler baktığında şunu desinler: bizim evimiz buradan daha güzel, daha lüks." Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ashâbıyla beraber yer içerdi, gösterişten ve şatafattan uzaktı. Bizim üstadımız Abdullah Efendi Hazretleri de öyleydi. Ben kimsenin işine, aşına, eşine engel olmak istemem. Gittiğim yerlerde bana hazırlık yapmayın. Beni serbest bırakmanız en büyük hizmettir. 18 yıl Şeyh Efendi ile gezdik — ben benzinlikte yatardım, orada duşumu alırdım. Şikâyetim yok; biz öyle yaşadık.
Kaynak: 687. Dergah Sohbeti | Mürşidin Tevazusu, Hû Zikri, Ebû Tâlib’in İmanı ve Değişim
Tasavvuf-tarikat yoluna insan bazlı mı yoksa hizmet bazlı mı bakılmalıdır?
Din birinci derecede insanı önemli kılar. Yollar insanların kemâle ermesi içindir. Ama insan önemliyse ona hizmet de önemlidir — birbirinin içine bağlıdır. Gönüllülük Esası Bizde gönüllülük esası var. Hiç kimse bir şey yapmak zorunda değil. Herkes gelmiş Allah’ı zikretmeye — sen de Allah’ın hizmetçisin. Bir işin ucundan tuttuysan Allah için tuttun, Allah’ın işinin ucundan tuttun. Bizim yol düsturumuz: Hiçbir çavuş, hiçbir zâkir, hiçbir nakîb, şeyh dâhil — kendi özeline insanları hizmet ettirmez. Bu bizde yasaktır. Birisi bir iş yaptırıyorsa ücretini verir, bir şey alıyorsa ücretini verir. Hiç kimse hiç kimsenin marabası değil. Burada herkes eşdeğerde — ben dâhilim buna.
Kaynak: 687. Dergah Sohbeti | Mürşidin Tevazusu, Hû Zikri, Ebû Tâlib’in İmanı ve Değişim
Yaratılış Gayesi meselesi üzerinde durulmakta mıdır?
Yaratılış Gayesi meselesi üzerinde durulmaktadır. Mü’minler kendi sınıflarına göre kokuları farklı farklı olduğu gibi, farklı günahlar işleyenlerin kokuları da farklı farklıdır: Gıybetçilerin kokusu bir, fitnecilerin kokusu bir, iftiracıların kokusu bir, vefasızların kokusu bir. Baktın o kimseye, kokusu farklı; kalben kalbine geldi "bu vefasız" — tamam, o kokuyu tanımladı akıl. Ama o kalbin aldığı bir kokudur. Bir başkasında aynı kokuyu duydun, tanımladı, "bu vefasız" dersin, ayırırsın. Ama bunları konuşmak uygun değildir. Bunlar konuşulduğu zaman insanların üzerindeki sırrı ifşâ etmiş olursun. Allah muhafaza eylesin. O yüzden hiçbir şey yokmuş gibi davranırsın, konuşmazsın. Biraz daha o kimsenin maneviyatı ilerlerse onların suretlerini de görür. İyi olanların sureti etiyen hayvanlardan görünür ama hâlâ hayvan suretindedir. İyi olmayanların suretleri ise etiyenmeyen hayvanlardan görülür. Allah muhafaza eylesin. Ama mesela bazısını koyun suretinde görürsün, anında kendi suretine gelir. Onun adına tövbe edersin: "Yâ Rabbi, bunu affet, bu hata yapmış, yanlış yapmış" istersin. Onun sureti de değişebilir. Kokuyla suret kol koladır genel olarak. Bazısında önce suret başlar kalbî olarak, sonra koku gelir. Kimisinde de önce kokuyu alabilir, koku aldıktan sonra da suret gelebilir.
Kaynak: 695. Dergah Sohbeti | Ruhların Koklaşması ve Kalbî Bağ
Manada kokuyu açıklayabilir misiniz?
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadîs-i şerîfinde "Ruhlar ordular gibi grup grupturlar" buyurmuştur. Ruhlar yaratıldıklarında atların koklaştıkları gibi koklaştılar. O tarafta ülfet edenler bu tarafta da ülfy ettiler. Muhalefet edenler bu tarafta da muhalefet ettiler. Koku üzerine sormak istiyoruz. Ölümün kokusu var demiştiniz, gıybetin kokusu var demiştiniz, Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) kokusu var demiştiniz. Mü’minlerin de kokusu var, dervişlerin de kokusu var, kâfirlerin de kokusu var, münâfıkların da kokusu var, mürtedlerin de kokusu var. Hayvanların da kendi âleminde hepsinin kendilerine ait kokuları var. Bitkilerin kendilerine ait kokuları var. Gökteki meleklerin kendilerine ait kokuları var. Birinci kat, ikinci kat, üç, dört, beş, altı, yedi; hepsinin kokuları ayrı. Cinnî tâifesinin kokuları var. Onların kokuları ayrı ayrı. Onların da mü’minlerinin kokuları ayrı, kâfirlerin kokuları ayrı, dervişlerin kokuları ayrı, velîlerin kokuları ayrı. Ruhlar âleminde birbirlerini tanışıp sevenler bu dünyada da birbirlerini tanışıp severler. Ruhlar âleminde birbirlerini tanışmayanlar bu dünyada da birbirleriyle tanışmazlar. Ruhlar âleminde tanıştıkları hâlde birbirlerini sevmeyenler bu dünyada da tanışırlar, birbirlerini sevmezler. O yüzden ruhlar âleminde ruhlar da tâbir-i câizse bölük bölük: Dervişler bir bölük, evliyâlar bir bölük, velîler bir bölük, peygamberler bir bölük. Dördüncü makamdakiler bir bölük, beşinci makamdakiler bir bölük. Emmâredekiler bir bölük, levvâmedekiler bir bölük, emmâreden aşağı olanlar ve kâfirler de bölük bölük. Hepsi de kendi bölüğünde, kendi bekleme yerinde yaratıldı, öyle bekliyor. Bu dünyaya geldiklerinde burada da birbirleriyle tanışıyorlar, birbirlerini seviyorlar, birbirlerini tanışıp sevdikten sonra ülfetleri devam ediyor.
Kaynak: 695. Dergah Sohbeti | Ruhların Koklaşması ve Kalbî Bağ
Manevî Koku Nasıl Alınır?
Bu koku, zâhirde insanın bazı kokuları alması gibi değildir; bu manevî kokudur. Hz. Mevlânâ, "Senin burnun neden koku almaz bilir misin?" der ve o beyitte bu manevî kokuyu anlatır. O kimse manevî koku almıyorsa sebebi gafletle alâkalıdır. O gafletten kurtulursa o kimse o zaman manevî kokuyu alır. Gafletten kurtulmanın yolu: haramlardan uzak durmak, farzları yerine getirmek, o kimsenin Allah’ı çok zikretmesi ve sevmesi ile alâkalıdır. Öyle olursa o kimse manevî kokuyu alır. Manevî kokuyu alınca o zaman kim hangi makamda, kim nerede; onun o kokusundan bilir.
Kaynak: 695. Dergah Sohbeti | Ruhların Koklaşması ve Kalbî Bağ