Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

609. Dergâh Sohbeti – Keramet Tuzağı, Oruç Hadis-i Kudsîsi ve Ramazan Kardeşliği

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 609. Dergâh Sohbeti – Keramet Tuzağı, Oruç Hadis-i…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Nefes ve rahatsızlığını anlarsın diye bir soru soracağım. Bu üç dört dörte geçerken Sıtkı anlattığımı bile unuttum ben ya Söyle Burada bir ince bir şey var demiş Geçmiş zaman sohbetlerinde dördüncü esmaya geçerken Orada ince bir çizgi var Bu çizgide bin bir sütü kamile tabi olmadan geçmeliyiz Bütün değil demiş Burdaki Kamil’in Oradaki dervişe Güya’yla veya hadle mi yoksa Zahiren mi Bu geçiş noktasına Tabi burdaki bir de sarıl noktası ne olacak Oradaki noktada Sıtkı Hazreti Mevlânâ Cevat-i Ruman Hazreti’nin bir sözü var biliyor musun? Dün dünde kaldı cancağızın bugün yeni şeyler söylemek lazım diye O zamandı o Sıtkı’ya Onu o zaman soracaktın ya Dün dünde kaldı Öyle mi? Şimdi üçüncü makama kadar bir kimse bunu ilmen söylüyorum Bugün için bunu gerçekleştirebilecek olan insana Çok âlim bir kimse olması lazım Çok fazıl takva bir kimse olması lazım Üçüncü makamla oturabilmesi için Ve levke oturdu O kimse üçten dörde mürşidsiz geçmesi mümkün değildir Hele bu zamanda hiç mümkün değildir O üçten dörde geçerken Üçüncü makam Çünkü o kimsede böyle ufak tefek kerametler görülmeye başlar Ufak tefek kerametler görülmeye başladığından O kimse kerametleri gözünde büyütür Kerametler onun takıntısı olur Olduğum noktasında durur O yüzden oradan üçten dörde o kimse Üstadı olması geçemez Daha bir sürü ince nüansları var onların da Ama en fazla hepsinin takıldığı nokta burasıdır Kaybettiği yer orası Oradan adama bir bakayım Çoğu kardeşlerimiz burada kaydı Daha önce açsa kaydı var Normalde tabii yetişen bir dervişin kaymasını kimse gönlü razı olmaz Ama o ufak tefek kerametler başlayınca ondan sıkıntı oluyor Mesela o hal görmeye başlıyor Veya kabir halini görmeye başlıyor Belirli şeyler görmeye başlıyor O belirli şeyler görmeye başlayınca Mesela ona olan etrafın teveccühü de artıyor Şimdi etrafın teveccühü artınca o kimse kendince kendisine oldum bittim görmese dahi Belirli bir noktada görüyor Belirli bir noktada görünce o teveccühü aldanıyor işte örneğin o kimseye etrafında onun hal derviş olduğunu görünce ona daha fazla temanna ediyor Onun etrafında durmaya başlıyor Onunla fazla ilgili alakadar oluyor O kimse de o ilgi alaka bozuyor onu Veya hatta bu tip kimselerle şeytan çok uğraşır Mesela bir kadın ona musallat oluyor Bir kadın ona fazla haşır neşr olmaya başlıyor Bu sefer o gevşiyor ona karşı Burdalardan kayarlar hepsi de Ama genel olarak bu zakirlerin de sıkıntısıdır Ders yaptıranların da sıkıntısıdır Etrafın teveccühü etrafın onları böyle Yani bir abisi bir zakir sonuçta bir şeyi bir misyonu temsil ediyor Etrafın onlara karşı olan teveccühünden bozulur onlar Allâh muhafaza eylesin O yüzden orada bir üstad olmazsa Veya hatta o kimse üstadıyla bağını kuvvetlendirmezse Bozulması daha kolay ve daha çabuk olur Allâh muhafaza eylesin Bizim kardeşlerimizin de ayağının kaydığı yerler Bunlar etrafın teveccühü Bir de o kimsenin böyle ufak tefek kerametlerin onun üzerinde zuhur etmesinden dolayı bozuluyorlar Sıkıntılı bir durum İnsan öyle bir noktada olsa dahi dergahta durmasını halakada durmasını Üstadın yanında durmayı becerirse hattadır Düşer çünkü insan herkes düşer Durduğu müddetçe orada toparlar tekrar kendini Ben hayali ikiye ayırdım ya soru şu Bir insanın hayalinin en yüksek noktası nedir değil mi?

Ulaşabileceği en yüksek Neyi hayalleyebilir? Tabi bu hayal bir bilgiye dayanın bir hayal olur İki tabiri caizse böyle söylemem çok şey olmayabilir İlhama dayalı hayal olur İlhama dayalı hayalin o kimsenin kendisine ait değildir İlhama dayalı olur Onun kalbine ne ilham geliyorsa o ilhamın peşine düşer O ilhamın peşine düşünce o ilhama dayalı hayal olur Onun kendisinde bu noktada kendisinin cüzdi iradesi olmaz Öbür türlü o kimsenin kendisine ait kendi aklına fikrine ait olan hayal ise o kimsenin bilgisi kadardır Bir meselede ne biliyorsa o kadar onun üzerinde hayal kurabilir bilgisi kadar Mesela kendisi su ürünleri neydi? Şimdi deniz teknolojisi var mı? Şimdi deniz teknoloji mühendisi Şimdi kendi mesleği deniz teknoloji mühendisi Öğretim üyesi olduğu meslek Peki deniz teknoloji mühendisi ile alakalı kendisinin bilgisi ne kadar genişse derinse hayali de o kadar olur Mesleki açısından Veyahut da içinde bulunduğu görev ile alakalı nereye kadar der ki kendince ben üniversitelerin bağlı olduğu yer neresi oluyordu?

Yok Der ki ben yok başkan hocam daha üstü bir makam var mı üniversitelerin içerisinde? Yok Yok gökün içerisinde Yok Bir kimse yüksek öğretim kurumunda eğer vazifeliyse orada çalışıyorsa o kurumun içerisinde en fazla ne? Yok başkanlığını hayal edebilir Bunun gibi şimdi bir kimsenin o bilgisi derecesindedir hayali Öbür türlü bilgisi derecesinde bir kimse ama mesleğinde ama kendince içinde bulunduğu ortamda kendince bir hayal kurar Ve en yüksek noktası neresiyse oraya kadar bilgisi nereye kadarsa oraya kadar olur Ama öbür türlü bu hayallerle alakalı Hz. Mevlânâ Celalettin Rum Hazretleri bu hayaller diyor evliyanın ayağı kaydı veya tuzadır diyor Bu neden o kimsenin kendi bilgisi nispetinde olan hayal çünkü Asıl hayal ilhamla olan o tuzak değildir o vahyin bir alt derecesidir bir alt derecesi olduğu için onda tuzak yoktur Ama onda da o kimsenin kendi dahli yoktur kendisinin bir isniyatifi yoktur Onda direk ilham yoluyla Cenâb-ı Hak’tan gelen bir emir gibidir Öyle olunca o hayal de onun kendisinin değildir Şimdi bir kimse kendince aklı noktadan kendine bir hayal kurup kendince hangi zirve noktaya doğru hayal kuracaksa kurar Eğer öyle bir hayali var ise ya da ilhami noktadan ona bir hayal geldiyse ona bir istikamet geldi ise onun peşine gider Benimle alakalı senin normalde en yükse ne dedin?

Şimdi şöyle bir problem var Bütün programlar Bütün dergâh programları Sizin kendinize ait Mikrofona konuş Şimdi şöyle bir problemimiz var Ses Sizin kendinize ait bir hayaliniz var Ve siz kendi hayalinizle gerek ilhami gerek rahmani bütünleşmiş durumdasınız Ve ona aşkla şevkle koşuyorsunuz Ve aşkla şevkle kendi hayalinize koşarken bizler ve kardeşlerinizin o hususta hayalinizin noktasında bilgisi yok Bilgisi olmadığı için bu hususta bu kadar şevk ve aşkı mukavemet edemiyoruz tabiri caizse siz yolun başını ve sonunu görüp arasında sonuna doğru koşarken ve siz hayale doğru koşarken insanlar size bakıp koşuyorlar O zaman biz bu genel hayalinizi yakalarsak buradan bir parça da alabiliriz Ya deriz ki Örnek bu adam Edirne’den Kars’a gitmek istiyor Ya Ankara ile Kırklare ile arasındaki yolu da ben alayım Ben sırtlıyım Örnek Böyle bir durum söz konusu Biz bu hayali kavrayamıyoruz Bize hayalinizin en büyük hayalinizin bir kısmını en azından bizim önümüze verirseniz Biz koşacak şevk tutacak kendimize hedef belirleyeceğimiz bir yere erişelim Örnek şimdi Mesela bana dediniz ki şöyle bir Balkan projesi var Şimdi o Balkan projesi tabi ki muhakkak tam anlamda gerçekleşmiş değil ama bir nebze de olsun İçimizde bizde nefis taşıyoruz o gerçekleşince ya bu sefer acaba ne yapabiliriz Önümüzde ne var ya bir hedefimiz ve hayalimiz olmadığından ötürü tabiri caizse o şevk ve aşk noktasında da bazı problemler yaşayabiliyoruz bize hayal lazım işin doğrusu O zaman bize en yüksek hayalden en büyük hayalden bazı cüzler lazım parçalar lazım ki biz de kendi içimizde o şevkimizi tutalım eğer burada 1500 kişi toplanıyorsak veya cpsma 1000 kişi geliyorsak bize 1000 hayal lazım bize 1500 hayal lazım Nedir o en büyük hayal Biz zayıf ve küçük insanlarız ya o kadar büyük hayal kurmasanız şimdi biz burada olmayız ama sonuçta 1500 kişilik 2000 kişilik hayal cpsma orada duruyor bunun önü neresi bunun daha giderilebilecek yolu neresi bilgimiz yok ki görmediğimiz için hayal diyemiyoruz Madem bu yolu yürüdünüz ve bizim göremediğimiz yerler için bazı bilgiler var baba Onlara bize biraz ne yapalım bizde bu hususta bizim için bir kabuz oluyor bu Bence biz hayallenirsek o tohum tutarsa belki daha mukavemetli de olabiliriz Şimdi ben kendimi tanımadığım için bilmiyorum ne gerekiyorsa siz bahçıvan durumunda onu veriyorsunuz Ama sonuçta bir soru sonuçta bir problem bizim için de bir problem Nasıl yapalım bunu sizin en büyük hayaliniz nedir Bizim önümüze ne koyarsınız ne yapalım Senin önünde var hayal benden olmuyor ki Ya ben bu soruyu size üçüncü kere soruyorum üçüncü kere de üstünü kapatıyorsunuz Yoktur belki de de o yüzden Vardır vardır da İnceden ince bir cımbız yapamıyoruz Arkadaşlar gülüyorlar onlar da merak ediyorlar tebessüm ediyorlar En azından bizim bir hayali ihtiyacımız var Mesela ne yapalım on sene yirmi sene otuz sene kendimizi nereye odaklayalım tamam Kur’ân sünnet Ama elbisenizin eskidi gibi imanımız eski bizim de imanımız eskiyor Tamam zikirlendiri tutuyoruz ama bize bir hedef lazım Şimdi Halit Hoca ile yeni tanıştık Halit Hoca ile yeni tanıştığımızda aşağıdaki iş yerindeyiz ders aldı filan Bir gün müsait bir gündü hiç kimsede yok Halit Hoca’ya bir hayal çizdim Dedim ki Halit Hoca Dedim Çanakkale Gelibolu Mevlühanesi’nden dedim Orada durmayacağız dedim Balkanlarda dedim ne kadar Mevlühane var ise Ne kadar dergâh var ise ne kadar şeyh var ise Bunların hepsiyle dedim irtibata geçeceğiz Hepsiyle dedim kardeşliğimizi tesis edeceğiz Ve dedim Gelibolu’daki dedim Mevlühane’ye Sene de bir sefer onların hepsini toplayacağız Zahmet edeceğiz zaman zamanda dedim biz Balkanlar’ı dedim bu noktada ziyaret edeceğiz Orada dedim gideceğiz Kur’ân Sünnet dairesinde bir ehli tasavvuf nasıl olur Onlara örnekler göstereceğiz Dedim o bölgede çalışma yapacağız Gelibolu’yu dedim bakarken Üzerinden bunu göreceğim dedim Tabi biz fukara bir dergahız bu noktada Para pul toplamıyoruz arkadaşlarla bir şey toplamıyoruz Bazı şeylere maddesel olarak gücümüz yetmiyor ama Biz tabi bunu böyle yıllar içerisinde Zaman zaman istediğimiz noktaya getirdiğimiz davetler açısından İstediğimiz noktaya getirdiğimiz zamanlar istediğimiz noktaya yakın Hiç olmazsa bir kısmını halledebildiğimiz zamanlar oldu Halit Hoca’ya o zaman için Gelibolu Mevlühanesi ile alakalı böyle bir hayal koyduydum Dedim ki Gelibolu Mevlühanesi’nin eski misyonu bu Biz bu misyon çerçevesinde dedim Balkanlarla alakalı böyle bir çalışma yapacağız Tabi bunun bu Tasavvufi Sûfî yönü Balkanlar Anadolu topraklar için çok önemli Oradaki Müslümanlar da çok önemli Oradaki Müslümanların Kur’ân Sünnet dairesinde Sûfî felsefesine iyi sahip olup Orada onu devam ettirmeleri yaşatmaları Orada bir de hem bir direniş halakası Hem bir de Balkanlardan daha öteye bir sıçrama halakası olması lazım Velhasıl kelam o zaman için Halit Hoca’yla böyle bir hayal muhabbeti oluydu Halit Hoca tabi o gündür bu gündür başka ne hayaller var Onu Allâh razı olsun merak ediyor Tabi zaman zaman insanlar bilgisinin dairesinde hayal kurduğu gibi Bazı hayaller de kendisinin değil Kendisinin olmayan hayallere müsaade olmadan konuşulması da uygun değil Benim hayallerimin çok böyle akıllı alakası yok Ben akıllı alakalı bir hayal kurmaya çok şey değilimdir Uygun değilimdir Biz herhalde bizim önümüze koyulan hayallere koşuyoruz belki de Allâh’u Alem Allâh bizi iyi etsin inşâAllah Halit Hoca’nın gene istediği şey olmadı Şunu sorabiliriz önünüze hayali koyan kim?


2. Bölüm

Ya biz böyle biraz şeyi diyorsun ya sen helva gibi olmuşsun diyorsun ya O yüzden helva gibi olunca önüne gelen bize bir şey söylüyor ya Sabit değil mi? Bir yerden hayali yok mu? Onların hepsi bir yerdendir ya Ben bu akşam niyet ettim birkaç tane oruçla alakalı hadîs okuyayım mı? Zaten okumayın desen sıkıntı olur sizin içine Oruç Hadîs-i Kutside Hazreti Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri şöyle bir şey diyor Yine bir şey denir Hadîs-i kutside Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurdu. Âdem oğlunun her ameli kendisi içindir. Yalnız oruç hariç. Çünkü o benim içimdir. Onun mükafatını da ben vereceğim. Oruç bir kalkandır. Sizden bir oruçlu olduğu günde edebe aykırı söz söylemesin.

Bağırıp çağırmasın. Şayet biri ona kötü söyler veya kendisiyle dövüşürse ben oruçluyum. Ben oruçluyum desin. Ona uymasın. Muhammed’i irade ve kudretiyle yaşatan Allâh’a yemin ederim ki oruçlunun ağzının kokusu Allâh katında mis kokusundan daha iyidir. Oruçlu için ferahlanacağı iki sevap vardır. Bir iftar ettiği zaman sevinir. İki, Rabbine kavuştuğu zaman orucunun sevabıyla alacağı mükafattan dolayı sevinir. Burada en önemli mesele şu. Bir kimse oruç tuttuğunda diline sahip çıkacak. Ahlakını koruyacak, muhafaza edecek. Orucun sevabını kendi içerisinde yapmış olduğu gayri ahlaki konuşma hal ve hareketlerle orucunun sevabını yok etmeyecek. tabiri caizse halk dilinde aç kaldığıyla kalmayacak. Elindeki kar sadece aç kalmak olmayacak.

Bunun için ne yapması lazım? Kötü söz söylemeyecek. Bu genel dairede aslında kötü söz söylememesi lazım bir kimsenin. Ama velakin oruçlu olan kimse daha da fazla dikkatli davranıp o kötü söz söylememeye gayret edecek. Oruçlu olan kimse kavga gürültü etmeyecek. Bağırıp çağırmayacak. İnsanlarla dövüşmeyecek. İnsanlarla dövüşmeyecek. Oruçlu olan kimse ben oruçluyum ben oruçlu olunca böyle çok sinirleniyorum. İki tarafa kan kusturmayacak. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden bu sözüm hem erkeklere hem de kadınlara. Ramazan ayında çok yemek yemeyin. İftarlarınız çok kalabalık olmasın yemek açısından. İftara çok davet edin insanları. Ama yemeği bu noktada misafirlere muhakkak ikram edin bir şey demiyorum.

Ama velakin kendi kendinize iftar ederken fazla yemeyin. Çok çeşitli yemek yapmayın. Bu noktada eşlerinizi zorlamayın erkekler. Çorba yemek salata pilav bitti. Bu bilen fazla. Ama hadi Ramazan bu kadar. Daha fazla bir yemek yaptırmaya kalkmayın evde. Misafiriniz geliyorsa bunun yanına bir yemek daha ilave edin bitsin mesele. Böyle dört çeşit üç çeşit beş çeşit yemek yapacaksın şöyle yapacaksın böyle yapacaksın. Bunlar çok uygun şeyler değil. Lüks iftarlara katılmayın gitmeyin. O otellerdeki oradaki buradaki iftarlara gitmeyin. Ramazanda derviş kardeşlerinizi akrabalarınızı evlerinize davet edin. Derviş kardeşlerin içinde de ayrım yapmayın. O fakirdi o zengindi. Onun makamı vardı bu makamsızdı.


3. Bölüm

O şöyledi bu böyledi. O şöyledir bu böyledir yapmayın. Kimlerle samimiyseniz. Normalde onları davet edin. Şunu unutmayın etrafınızda muhakkak ki fukara kardeşleriniz olsun. Onlarla sohbet edin. Onlarla arkadaş olsun. Kendi arkadaşlıklarını ve dostluklarınızı bunlarla kurgulayın. İnsanları ayırmayın. Hiçbir zaman dergâh içerisinde ayrımcılık ve grupçuluk yapmayın. Kardeş olun. Arkadaş olun dost olun. Kadınlarda da. Erkeklerde de grupçuluk böyle şahıs perestçilik filancanın ekibi fişmancanın ekibi bunlar filancanın bunlardan uzak durun. Bunlar bir topluluğun Allâh muhafaza eylesin sıkıntılı şeyler edersin. O yüzden herkesle arkadaş olun. Herkesle samimi olun. Herkesle selamlaşın. Herkesle dost olmaya gayret edin.

Halakanızı geniş tutun. Gönül halakanızı daha da geniş tutun. O yüzden böyle yaparaktan insanlar mâneviyete, sizin en hayırlığınız etrafına en fazla faydası dokunanınızdır. Ya onun şöyle halleri var benden uzak dursun bunun şöyle halleri var benden uzak dursun. Onun şöyle kusurları var benden uzak dursun. Onun這樣的струк Barr Aufton allow the protokoller üstorpons’a başlayın. İ. uzak dursun. Onun şöyle kusurları var. Benden uzak dursun. Onun böyle hataları var. Benden uzak dursun. Ya bunları yaptığı halde bu adam nasıl dergahta duruyor? Bu adamın dergahtan atılması lazım. Veyahut da bu kadının dergahta durmaması lazım. Ya bu hataları bu kusurları yapan kimse nasıl böyle burada durur? Nasıl burada böyle bir şey yapan?

Veyahut da bu nasıl çavuş olur? Bu nasıl zakir olur? Yok canım bunlara ses çıkarmıyorsa demek ki şeyhi de öyle. Nasıl şeyh olur? Bunlar nefsin oyunlarıdır. Bunlar şeytanın tezgahıdır. Ramazan geliyor. Kardeşlik halakalarınızı dostluk halakalarınızı arttırın. Birbirlerinize kinle, nefretle, uzaklıkla davranmayın. Herkes birbirine yakın olsun. Birbirine kinlenmesin. Birbirinden nefret etmesin. Birbirinden nefret nefret etmesin. Birinin hakkında hükmetmesin. Gece tövbe etmiştir. Allâh affetmiştir. Zikrullah’dayız bakın. Birazdan zikrullah yapacağız. Zikrullah yaptıktan sonra Cenab-ı Hakk’ın vadi kesin af olmuş olarak kalkınız diyor. Allâh’ın vadi kesin olan af olmuş olarak kalkınız dediği bir topluluktan biz içimizdeki nefret bundan şu olmaz, bundan bu olmaz da çıkarsak önce biz affolmayız.

Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. O yüzden bir kimse zikrullah halakasına geldiyse benim için o af olmuş kimsedir. Bakın benim için o af olmuş kimsedir. Ben hüsnü zan beslerim. Onun üzerinde bu af olmamıştır diye düşünmem. Insanlar rahatını bırakacak, işini gücünü bırakacak, evini yurdunu bırakacak, eşini çocuklarını bırakacak ve para harcayacak, zaman harcayacak, halakayı zikrullah’a gelecek, Allâh’ı zikredecek, ben onun üzerinde şu zan besleyeceğim. Bu benim işim değil. O yüzden sizin de işiniz olmasın. Halaka kardeşliğinizi sağlam tutun. Bir kimsenin üzerinde şu zan beslemeyin. Bir kimsenin üzerinde o bu yanlışlıkları yaptı, bu hataları yaptı veya yapıyor. Bundan da derviş olur mu diye düşünmeyin.


4. Bölüm

Kıymetli kardeşler, biz hepimiz sokaktan gelmiş insanlarız. Biz mektepten, medreseden gelen insanlar değiliz. Biz hepimiz garip gureba insanlarız. Biz hepimiz bir şekilde günahların içerisinde bata bata yürüyen insanlarız. Bizim birbirlerimizden çok farkımız yok. Birbirlerimizden çok fazlalığımız veya eksikliğimiz yok. O yüzden biz hep beraber günahkar oluverelim. Ve o yüzden diyelim ki kendi günahın varken bir başkasının günahına ne bakarsın? Kendi hatan varken bir başkasının hatasıyla ne uğraşırsın? Kendi eksikliğin varken bir başkasının eksikliği seni ne ilgilendirsin? Biz kendi eksikliklerimize, kendi hatalarımıza, kendi günahlarımıza tövbe edelim. Kendi yanlışlıklarımızı görelim. Kendi kusurlarımızı görelim.

Kendi hatalarımızı, kusurlarımızı görerekten tövbe edelim ve Ramazan ayını dolu dolu ibadetle, zikirle, oruçla, huşu içerisinde geçirelim. Kardeşler bu noktada birbirleriyle olan ilişkilerini, alakalarını belli bir düzeye çıkarsınlar, yükseltsinler. Dostluklarının, kardeşliklerini belli bir düzeye çıkarsınlar, yükseltsinler. Size eksiklik davranana, siz eksiklikle cevap verirseniz ondan farkınız yok. Size eksik davranana siz tam davranın. Size yanlış davranana, siz doğru davranın. Kimse sırtınızı dönmeyin. Kimseyle selamınızı, sabahınızı kesmeyin. Kimseyle ilişkinizi kesmeyin. Sizin en günahkar gördüğünüz kimseyle ilişkiye girin. Onunla dostluk kırın. Onun tövbe etmesini, onun yanlıştan dövmesini dönmesini sağlayın.

Dostluk, arkadaşlık, onun yanlıştan dönmesine sebep olmak. Dostluk, arkadaşlık, onun yanlışlığını içerisinden çıkarmaktır. Birisi yanlışlığa düştü diye. Onu normalde sırtını dönmek. Onu normalde birisi eksikliğe düştü diye. Ona ters davranmak dostluk, arkadaşlık değildir. Bu mümince, sufice bir davranış değildir. Herkes düşebilir. Herkes hata yapabilir. Herkes eksik davranabilir. Herkes yanlış davranabilir. Önemli olan o kimsenin eksikliğini, noksanlığını görmesi görmüyorsa önemli olan etrafından bir kimsenin ona nasihat etmesi. Önemli olan o nasihati dinleyip o kimsenin o yanlışlıktan, eksiklikten kendini kurtarması. Önemli olan bunlar. Yoksa bizler birer Tanrı parçası değiliz. Hatasız, kusursuz değiliz.

Bizler peygamberler gibi masumiyet karinesine sahip insanlar da değiliz. Bizler zayıf kullarız. Bizler hata yaparız, kusur işleriz, yanlışlık yaparız, eksiklik yaparız. Tabiri caizse Allâh’ın gözünün içine baka baka, günahtı işleriz. Her şeyi yaparız. Ama Hazreti Muhammed Mustafa’nın sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözü muhteşem, günah işleyenlerin en hayırlısı günahına tövbe edenlerdir. Günahına tövbe eden hiç günah istememiş gibidir. Ayeti Kerime, ey Habibim, eğer onlar Allâh’a dönüp tövbe etmiş olsalardı, kendilerini affedecek olan bir Rab bulurlardı. Kıymetli dostlar, Ramazan pazartesi günü ilk orucumuz. O yüzden bugün de Ramazan’a gelir geçerken önemli bir Perşembe zikrimiz. O yüzden herkes birbirinin gönlünü alsın, birbirine hakkını helal etsin, eşleriyle muhabbetini düzgün kursun, çocuklarıyla muhabbetini düzgün kursun, varsa akrabalarıyla arasında problem olan, akrabalarıyla olan işini düzelsin, Ramazan’a tertemiz bir şekilde girsin inşâAllah.


5. Bölüm

Ve Ramazan’ı da huşu içerisinde derin bir şekilde yaşasın. Ramazan ayı yeme içme ayı değildir. Yeme içme günleri bayram günüdür. Yeme içmenizi bayrama saklayın. Ramazan’ı yeme içme ayı olarak yaşamayın. Ramazan’ı çok tüketmek, çok yemek, çok harcamak olarak, kendi nefsinizi harcamak olarak geçirmeyin. Ramazan’da çok tasadduk edin. Zakatlarınızı hesaplayın. Zakatlarınızı verin. Zekatın haricinde tasadduk edin. Zakat veremeyecek noktada olanlar bir hurmayla da olsa adı şerif cehennem ateşinizi söndürün demiş. Alın bir kilo hurma dağıtın iftarlık olarak. Bir kilo hurma alacak paran da mı yok? Bir kilo şeker alacak paran da mı yok? Veyahut da dua edin o da yoksa. Ve böylece Ramazan’ı hayır hasanet içerisinde geçirin.

Ramazan’ı güzellik içerisinde geçirin. Sakın Ramazan ayında hiç kimseyle kavga etmeyin. Eşler birbirlerine karşı dillerini tutsunlar. Anneler, babalar, çocuklarınızla olan muhabbetlerinizle dillerinizi tutun. Çocuklarınıza karşı merhametli, şefkatli davranın. Erkekler hanımlarınıza karşı merhametli ve şefkatli davranın. Kadınlar, kocalarınıza karşı merhametli, şefkatli davranın. Ramazan ayını evlerinizi cennet bahçesine çevirin. Ramazan ayında sokaklarınızı cennet bahçesine çevirin. Ramazan ayında gönlünüzü cennet bahçesine çevirin. Çevirin ki Cenâb-ı Hak o revlara tecelli etsin. Inşallah. O yüzden Rabbim cümlemize bütün ümmeti Muhammed’e hayırlı Ramazanlar nasip eylesin. Âmîn. Hayırlı hayırlısıyla oruç tutan iftar eden kullarından eylesin.

Âmîn. Ve Ramazan’ın sonunda Cenâb-ı Hak’ın cemaline cemaline kavuşan kullarından eylesin inşâAllah. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun inşâAllah. Kardeşlerinizle maddi alışverişleriniz beni ilgilendirmez. Ama diğer varsa birbirlerine olan hakları o haklarınızı helal edin. Helal olsun. Kardeşler birbirlerinizle borç almışsınızdır, borç vermişsinizdir, ticaret yapmışsınızdır. Burası benim helallaştıracağım bir yer değil. Ama diğer dervişlikle alakalı, genel hukukla alakalı, arkadaşlıkla alakalı varsa birbirlerinize haklarınızı helal edin. Helal olsun. Haklarınızı helal edin. Helal olsun. Allâh hepinizden de razı olsun. Âmîn. Dervişlik bu. Birisi yanlış anlamıştır, birisi eksik anlamıştır.

Yok yok o bana ters baktı, yok o benim selamımı almadı, yok o taraf tuttu, yok o şunu yaptı, bunu yaptı. Dervişler kalplerinden şeytan vesvese verir, böyle şeyler geçirirler. Şeytan onlara vesvese verir, bunun dillerine düşürürler. Veya da giderler o kimsenin üzerine de bunu konuşurlar. Dervişlik bu. Koşuşturmanın içerisinde birinin ayağına basmışızdır. Koşuşturmanın içerisinde birine ters konuşmuşuzdur, sert konuşmuşuzdur. Birinin normalde damarına basmışızdır. Olmayacak bir söz söylemişizdir. Ben kendi nefsim için söylüyorum bunları. Bunu ciddi ciddi söylüyorum. Birinizin kalbini kırmışımdır. Birinize bir eksik davranışta bulunmuşum. Bulunmuşumdur. Gerçekten samimiyetle söylüyorum. Bana haklarınızı helal edin.

Allâh sizden razı olsun inşâAllah. Varsa burada bir kardeşim birbiriyle olan hukuku bu noktada birbirine karşı da kalbinde böyle bir incinmişlik kırılmışlık varsa şimdi söylesin onu da burada helallaştıralım inşâAllah. Olur mu olur kalkan eli görmem o yüzden bakıyorum öyle. Allâh razı olsun. Bunlar böyle güzel şeyle. O yüzden insanlar böyle içinin dışında olması lazım. Varsa bir içinin bu noktada kırgınlığı bunun burada hallolması lazım. Biz kardeşlik hukukunu önde tutacağız inşâAllah. Illa el-Fâtiha Ma Esselamu Aleykum. amin Destûr


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Aşk, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı