1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Rabbim ayınızı, gününüzü, yılınızı hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip hakkı konuşan, hakkı haykıran, hakkı tebliğ eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Nerede Müslümanların hakkına, hukukuna, canına, namusuna, şerefine, haysiyetine tecavüz ediliyorsa, Cenâb-ı Hak hepsinin intikamını alsın. Rabbim cümle ümmet-i Muhammed’i Kur’ân ve Sünnetine sımsık yapışanlardan eylesin. Müslümanlara zulmedenler kahreperişan eylesin. Hepsini de dağılsın inşâAllah. Dem partililerin bugün yaptığı açıklamada PKK’nın silah bırakıp örgütün fes edileceğini açıklamasını yaptılar.
Sizin bu konu hakkındaki ve Türkiye’nin genel gündem hakkındaki görüşlerinizi paylaşır mısınız? Bunlar bilhassa Türkiye’nin uğraştığı terör örgütleri veya İslam dünyasının içerisindeki bir kısım terörist gruplar kendiliğinden oluşmuş şeyler değildir. Bunların dışarıda ağababaları vardır. Dışarıdaki ağababaların emriyle kurulmuş. Bir tane iki tane de değil. Bir örgüt olur. Genelde örgütler ya Amerikancıydı ya Rusyacıydı. Ama sonradan işler değişti. Hele PKK’nın üzerinde çok değişti. PKK’da bir tek grup yok. Sadece CIA’nın yönettiği bir grup veya Mossad’ın yönettiği bir grup değil. CIA’nın Mossad’ın ortak yönettiği grup ayrı. İran Gizli Servisi’nin yönettiği grup ayrı. Çin’in yönettiği grup ayrı.
Avrupalıların yönettiği, Almanların bilhassa yönettiği ayrı. Fransızların yönettiği ayrı. İngilizlerin yönettiği ayrı. Türkiye’nin yönettiği ayrı. O yüzden oradaki PKK kısaca bir sürü harfler var. 29 harf az geliyor şimdi. Oradaki hemen hemen mesela örnekliyorum size. Suud’un desteklediği orada. Suud’un desteklediği. Ondan sonra bir tane daha Arap Devleti var ya. Birleşik Arap Emirlikleri’nin desteklediği böyle kısım kısım örgütler var. Bu PKK’nın içerisinde bunların hepsi de. O yüzden bu sadece İmralı’dakının işi değil. İmralı’daki zaten o mitin elemanı. O yüzden ona istediği açıklamayı yaptırabilirler. Bunda sıkıntı yok. Önemli olan bundan sonrasının ne olacağı. Benim şahsi kanaatim o açıklama biraz havada kalacak.
Eğer Orta Doğu’da yeniden kartlar dağıtılacaksa Trump’ın Türkiye’den istediği ayrı bir şey ve Türkiye’den alacağını alırsa, o zaman PKK’ya sırtını dönebilir. PKK’ya sırtını dönerse Türkiye oradaki gruba istediği gibi hareket edip onu baya çökertebilir. Ama Trump’la anlaşamadılarsa, anlaşmadılarsa o zaman orada Orta Doğu’da bu açıklamanın bir anlamı kalmayacak. Türkiye için bunlar ayrı şeyler. Devletin kendince bir düşüncesi, bir fikri, bir zikri vardır. Devletin kendi içerisinde de değişik kanaatlar var çünkü. Oldum alası böyledir. Osmanlı’nın son döneminden itibaren bunların temelleri atılmıştır. Devletin içerisinde İngilizciler vardır, Amerikancılar vardır. Ondan sonra İngiliz ve Amerikancıların ortak toplandıkları yerler vardır, toplanmadıkları yerler vardır.
2. Bölüm
O yüzden ayriyetten devletin içerisinde Mossadçılar vardır, Sabataycılar vardır. Bu benim kendi şahsi kanaatim. Onlar ayrı bir gruptur. Devletin içerisinde böyle değişik Kemalistler vardır. Onlar milliyetçi Kemalist diyebileceğimiz. Solcu Kemalistler vardır. Bunlar normalde İngiltere veya Almanya’yla çok ilişkili değildir. Devletin içerisinde Almancılar vardır. Bilhassa Almancı olanlar İslami kesimdendir. Başlarına bir dert gelirse onlar Almanya’ya kaçarlar. Sonra İngilizler alır onları. Sonra onlara İngiliz pasaportu verirler filan fişman. o yüzden bunlar böyle Osmanlı’dan itibaren gelmişler, çöreklenmişler. Bunlar böyle zannetmeyin böyle ülkeyi biz yönetiyoruz diye. Benim bunlar kendi şahsi kanatlarım. seçimler de buna dahil.
O yüzden hükümet olabilirsiniz. Belediye başkanı da olabilirsiniz. Ama hükmetmek, yönetmek ayrı şeylerdir. O yüzden bunlar böyle şey değil. Komple yeniden bir dizayn lazım her şeye. O dizayn olmadığı müddetçe zor. Ama o dizaynı da yaptırmazlar bize zaten. Türkiye ama meşhur bir söz var ya Türkiye Türkleri bırakılacak kadar kıymetsiz bir ülke değildir. O yüzden Türkiye’nin Türklere bırakılmaması gerekir. geçenlerde bir eski siyasetçinin bir konuşmasına denk geldim. bakanlar kurulunda diyor Türk oğlu, Türk birkaç tane var diyor. Geri kalan işbüresi diyor. Türk değil diyor. Bu Dem Parti’nin veyahut da İmral’ının açıklamasını çok önemsemiyorum. bizim Kuyucu Mehmet var ya, Kuyucu Mehmet’in babasının böyle dışarıdan baktığında kıymet verilmeyecekmiş gibi sözleri vardır.
Ama böyle yerli yerindedir. Onun sözüdür. Babalı oğlanla kocalı karının sözüne güvenilmez der. Ben dedim ya dayı bu açılımı ne? Oğlum dedi babalı oğlan sana söz verir yarın geleceğim der. Babası der ki otur lan yerine oturdu. Nereye sözü havada kaldı mı? Kaldı dedim ben. Kocalı kadın da aynıdır dedi. Kadın kendi kendine söz verir dedi geleceğim gideceğim şöyle olacak böyle olacak. Adam der ki otur lan oturduğun yere kadının sözü havada kalır dedi. Hoş öyle adam kalmadı şimdi öyle babada kalmadı da. O tabii kendi zamanına görüyor konuşuyor. öyle adam da öyle babada kalmadı. Otur dediğinde kadın otursun, otur dediğinde oğlan otursun. Bunlar artık böyle neredeyse diyeceğiz ki tarihte kaldı. Şimdi aynı şeydir.
Şimdi bir örgüt kuruyorsun. Silahlar var, tanklar var, tüfekler var, uçak savarılar var. Her türlü mühimmat var. PKK, YPK, YKC, YTD ne dersen de kim verdi bu silahları onlara? Kimin verdiği belli mi? Belli. ABD veriyor, İsrail veriyor, Yunanistan üzerinden veriliyor. Doğru mu? Doğru. Hatta Alman silahları da yakalanıyor mu onlar da? Yakalanıyor. O zaman bu örgütün ağababası kimmiş? Kocası, kocası. Silah verenler, kocası. O zaman onun sözü, onun sözü sana verdiği söz geçerli değil. Sebep? Kocası ne diyecek ya? Kocası ne diyecek? E sen asıl kocasından görüşeceksin. Kocasından görüştüysen, e tamam o zaman. Söyleyecek, laf yok. Yok kocasıyla görüşmediysen, kocası bu konuda bir şey demediyse o kocasının ağzına bakacak.
3. Bölüm
Kocası silah bırak derse, bırakacak derse ki haa sallak neymiş, dinleme kimseyi sen derse dinlemeyecek. E zaten bir tane de kocası yok. Şimdi biz İslami hukuka göre düşünüyoruz, İslami hukuka göre göre bir kadının bir kocası olur. İslam hukuku olmayınca, e kadının iki, üç tane farklı profili çıkar. Bir, o kadının birisi bir bıçağı çok keskindir. Kadına yat yer eder, o bıçağı keskinliğinden dolayı ürker, yatar yere. Veya da kadının pilotonik aşıklığı vardır. O pilotonik aşığını görünce dayanamaz, o da ona yat deyince gene yatar. E kadının bir de normalde nikahlı kocası vardır. E nikahlı kocası da nikahlı nasıl olsa o önemli değil. E böyle olunca, e Diyanet de zaten buna fetva veriyor zaten. Kadın diyor beş tane adam da dolasa resmi nikahı kimdeyse onunla evlidir diyor.
E öyle olunca kadınlar çok kocalı olmuş oluyor. Bu terör örgütleri de çok kocalıdır. Kimisinin gücünden dolayı itaat eder. Kimisi pilotonik aşıklığı vardır. O yüzden ona kabul eder, ona normalde önünde eğilir. Böyle vardır. E şimdi baktığımız zaman bunları böyle açık açık konuşmak lazım. Yıllardan beri konuşuyorum da o PKK, YPG bilmem ne hepsine baktığında bakın Amerika, Rusya, Almanya, Fransa, Yunanistan, Ondan sonra Orta Doğu’da Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, İran, bunların hepsi de PKK’nın kocası hükmünde. Bir tane değil ki. E şimdi birinden yüz bulamazsa öbürküne gidiyor, öbürkünden yüz bulamazsa öbürkü gidiyor. Eee hangi birinden baş edeceksin? Onları normalde öldürüyor her gün Türkiye onlardan.
Yenilerin oradan, Suriye’den, Irak’tan veya paralı boyuna adam topluyorlar. Yer müsait. Allâh bizi affetsin. Ya Allâh! Şeyhine yakın olmak nedir? En ön halakada olmak mıdır? Şeyhi ile ikili ilişkileri kuvvetli olmak, sürekli görüşmek midir? Vallahi hiç öyle anlatmayız. Biz şeyhine yakın olmak için ön halakada olma şartı var mıdır diye. Şeyhi ile ikili ilişkileri kuvvetli olmak nasıl bir şeydir onu da bilemem. Sürekli görüşme midir? Bizim böyle bir öğretimiz olmadı hiç. Benim bildiğim şeyhe yakın olmak, Kur’ân Sünnet tarihisinde, o normalde dergahla alakalı meselelerde uğraşmak, koşmak, Kur’ân Sünnet’i daha iyi yaşamak, Allâh’ı sevmek, Allâh ve Resulünün yolunda yürümek. Benim bildiğim yakınlık bu.
Bizim gibi dergahlarda, bizim oluşumumuzda, şeyhin etrafında olmak bir şey ifade etmez çok. Ben üç aşağı beş yukarı kimin ne yaptığını bilirim. O yüzden böyle yok ikili ilişki mi kurmak, öyle bir şey de değil. örneklemek gerekirse ben İstanbul’da kim hizmet ediyor, kim hizmet etmiyor, Çanakkale’de kim ne yapıyor üç aşağı beş yukarı bilirim. Şimdi normalde yolun başında yolla ilgilenenler vardır onlarla bir hukuk oluşmuştur. Bu normalde dergahın hukukudur. Bu dergahın hukuku ayrı bir şeydir. O yakın olmak ayrı bir şeydir. Yakın olmak dergahın hukukunu çiğnemek değildir. Dergahın hukukunun dışına çıkmak da değildir. Ama örnekliyorum ben İstanbul’la alakalı bir şey konuşacaksam muhakkak Zakir’le konuşacağım.
4. Bölüm
Bu benim ona çok yakın olduğumu veya onun bana çok yakın olduğunu farklı bir yakınlık içerisinde olduğumuz düşünülmez. Bu dergahın hukukuyla alakalıdır. Ben Adnan Hoca’yla dergahla alakalı dergahın hukuku noktasında yılların arkadaşları dostları, yılların emektarlıları Hüseyin, Adnan, Cafer, Hacı Erkan gibi. Arkadaşlar normalde yıllardan beri burada İsmail ondan sonra Cemil örneğin Cemil öğrenciydi burada üniversitede. Kaça gidiyordun Cemil? 1. sınıfa gidiyor 94. E şimdi normalde onlar tarih süreci içerisinde dergahla haşır neşir olmuşlar. Yoksa onlar yaklaşık sizin grup 15-20 kişi vardı değil mi Cemil? Vardı. 15-20’den sağlam kalan 3-5 tane filan değil mi? şey değil onu sürdürebilmek önemli olan o, onu sürdürebiliyorsa o kimse belli bir hukuka ulaşmış olur.
Ama böyle bunun mesela yakin olmayı farklı anlaşılıyor. şeyhin kendine ait bir disiplini vardır, kendine ait bir hukuku vardır. O ne şeyhlik hukukunu çiğnetir ne de kendi disiplinini bozar. Ama dışarıdan o algılanmaya bilinir, anlaşılmaya bilinir. Bizim Şeyh Efendi ile yaşadığımız o. Mesela Allâh beni affetsin. Bir şeyhin evinde bir zâkirin odasının olması düşünülebilir mi? Benim Şeyh’imin evinde benim odam vardı. Bildiniz oda, dedik Mustafa Efendi daha inşaat halindeyken Mustafa Efendi burası sana ait, buraya kafana göre yaptır dedi. Ben aynı gün odanın içerisinde banyo tuvalet yaptırıyorum. Aynı gün oradaki ustalara talimat verdim. Buraya dedim banyo tuvalet koyun. Koştular onlar da derviş Şeyh Efendi’ye banyo tuvalet istiyor diye.
Şeyh Efendi onları böyle kulağım duydu benim. Şeyh Efendi onlara dedi ki Mustafa Efendi banyosuz duramaz. Her gün duş alır o, yapın onun istediğini dedi. Ben Şeyh’imin evinde kendi odamı bana vermiş olduğu odanın içerisinde banyo tuvalet yaptırdım. Kalırsam orada kalıyordum. Bana diyordu ki odan hazır Mustafa Efendi. Şimdi bunlar çok konuşulmayan şeylerdir, çok konuşulmaz. Bunları en yakın Cafer bilir, Adnan bilir, Hüseyin bilir. Örneğin sonra caminin yanına biz bir tane daha ev yapıldı oraya. Onun alt katı benimdi. İki katlıydı orası. Mustafa Efendi buranın alt katı senin dedi. Hatta bu evin yarısı senin dedi. Ama bizim onunla Şeyh-Mürid ilişkisi hiç bozulmadı. O disiplini koruduk, o disiplini muhafaza ettik. bu konuda böyle bir gevşekliğe muhal vermedik hiç.
Mürid üstadının mürşidini muhakkak kendisine yakın görür. Herkes yakın görmeli zaten. Ama bu böyle bir gevşekliğe, nahoşluğa, böyle bir kuralsızlığa götürmez insanı. Ama bir üstad kendince şahsa özel de hukuku uygulayabilir mi? Uygulayabilir. Ama bu yine öbür dervişlerin gözüne sokar gibi olmaz. O yüzden ben hep derim ön hala kadı durmak tehlikelidir aslında. Şeyh Efendi zamanında tehlikeliydi. Şeyh Efendi zamanında başında durmak nasıl tehlikeliydi? Eski arkadaşlar bilir. Hemen işaret eder. İşaret eder. Ne gördün halakada? Gözünün önündesin ya orada. Sen zakirmişsin, nakipmişsin, nukabbaymışsın. Hiç dinlemez Şeyh Efendi. Bir kabrin başına gidersin, zikrullahı yaparsın. Hemen sana sorar ne gördün der.
5. Bölüm
Sen o korkuyla ezilirsin zaten yanında pek durmak istemezsin. Üç beş adım geride aman beni görmesin dersin. Arkadaşlar öyle yapıyordu. Koca nakibi nukabba kabrin başında ne gördün ha dedi ona. Ne gördün dedi adıyla söyledi. Ben bir şey göremedim dedi. Onu mesleğinden söyledi. Şunu da mı görmedin dedi. işte mesleğine değilim ki halıcılık. Halı da mı görmedin dedi ona. Kaldı böyle ona nazire eder gibi. Mustafa Efendi anlat dedi bana. Bana ne gördün diye sormuyor. Anlat dedi. Ben şöyle oldu, şöyle oldu, şöyle oldu, şöyle oldu dedim. Döndü ona. Bir de beğenmiyorsunuz Mustafa Efendi’yi dedi. Ben o kardeşin hakkımda dedikodu ettiğini orada öğrendim. Şimdi ön alaka tehlikeli alakadır. Bir iki üçüncü alaka tehlikeli alakadır.
Şimdi bazen insanlar kendilerince ben ön alakaya geçeyim diye düşünürler. Tabii ben o tehlikeli havayı oluşturmuyorum. Ben sormam kolay kolay ne gördün diye. Ama bazen bazı arkadaşlar kendilerinde olmayan bir şey oluyormuş gibi gösteriyorlar. Onlar kendileri volteye yakalanıyorlar. Benim için bana yakın kimse demek hizmet eden insan demektir. Dergaha koşturan insan demektir. Ben ona bakarım. Dergahta ne yapıyor bu adam? Benim için önemli olan odur. O kimseyi rüyamda görmem, halimde görmem benim için ölçüdür. O kimsenin dergahı için ne yaptığı benim için ölçüdür. Benim ölçülerim bunlardır. Öyle olunca o öndeymiş arkadaymış. Dergaha bağımlılığı nasıl? Üstada bağımlılığı nasıl? Bunlar o meseleyi yakınlıyı bunlar dizayn eder.
Allâh bizi affeylesin. Çavuş nakip olmadan da Allâh’a aşık olunur mu? Olunur, ne olunacakmış? Makamsız sevmek mümkün mü? En güzelidir. Makam bu konuda insanın ayağına pranga gibidir. Ben İMMAMATİP LİSESİ 11. Sınıfta okuyorum. Felsefe dersinde hocamla bir konu hakkında tartıştık. Efendim yağmur yağıyor mu yoksa yağdırılıyor mu? Bu konu hakkında beni aydınlatabilir misiniz? Yağmuru Allâh yağdırır. Bu konuda âyet de olması lazım herhalde. Ama felsefeciler öyle demezler. Felsefeciler der ki yağmur yağar. tabiat şartlarını öne koyarlar. O tabiat şartlarının neticesinde yağmur yağır derler. Oysa aynı tabiat şartları oluştuğunda yağmur yağmaz. Bu da ayrı bir mesele. Ama onlar için yağmur yağır, yağdırılmaz. onu Allâh yağdırmıyor.
O manada. İkinci sorum da İslam dininde felsefe var mıdır? Varsa ya da yoksa bana kaynak gösterebilir misiniz? Örneklendirebilir misiniz? Normalde genel manada felsefeyi reddetmişler. Ama felsefeyi reddederken de Gazâlî felsefecilere bir cevap olarak bir kitap yazmış. Bu sefer İslam’da felsefe var mı yok mu tartışması havada kalmış. Gazâlî’nin felasefe tül, arkasını getirin. Evet neydi? Tehafü tül felasife. Gazâlî’nin böyle bir felsefecilere verdiği bir cevap olarak vermiş onu. Tabi ben sonra felsefecilerden onlara ayrı bir cevap olduğuna inanmıyorum da bazıları var diyorlar. Gazâlî’ye de cevap yazdılar diyor. Ben okumadım, ben bu noktada araştırmadım. O yüzden böyle bir şeyin cevap olarak var olduğunu, olmadığını bir şey diyemeyeceğim.
6. Bölüm
Ama velakin bütün dinlerin kendi içlerinde adına felsefe demesek de farklı bir derinliğin vardır. Mesela Kur’ân-ı Kerim’in ayetlerinin farklı anlamları olabilir ki öyledir. Yedi farklı okuması olduğu gibi bir âyet, Âyet-i Kerim’in hem zahiri hem batını manası olabilir. O yüzden zahir manası çok değişmezse de batın manası değişebilir. muhkem ayetlerin dışında olan müteşabih ayetlerin bunun noktada insanların mana itibariyle farklı bir açılımı olabilir. Bunun da adına felsefe derlerse desinler bunda bir sıkıntı yok. Ama velakin İslam din olarak Kur’ân ve Sünnet’e tabidir. Kur’ân ve Sünnet’e tabi olduğu için bir kelimeden, Kur’ani bir kelimeden farklı mastarlardan, farklı köklerden farklı manalar yakalayabilirler.
Bu felsefe değil ama. Felsefe biraz daha olmayan bir şeyin üzerinden olmuş gibi hüküm çıkarmaktır. O yüzden Yunan felsefesinin, Batı felsefesinin genel olarak akait noktasında köklerin de sıkıntı vardır. Takvada zikir mi daha üstündür, namaz mı? Namaz vaktinde üstündür. Zikrullah ise her daim üstündür. Mesela bir kadın muayen zamanlarında namaz kılamaz. Ama zikrullah yapabilir. Bir erkek abdestsizken namaz kılamaz ama zikir yapabilir. Âyet-i Kerime’de de Ankabüt âyet 45’te Allâh’ı zikir en büyük iştir demiş. Öyle olunca zikrullah en büyük iştir. Fazilet açısından bütün ibadetlerin üstündedir. Fazilet açısından dedim. namaz kılanların en hayırlısı kimdir Ya Resulallah? Allâh’ı zikredenler. Oruç tutanların en faziletlisi kimdir?
Allâh’ı zikredenler. Zekat verenlerin en faziletlisi kimdir? Allâh’ı zikredenler. Hakabinde diyor ki Allâh’ı zikredenler en büyük iştir. Bütün faziletleri aldı götürdü. Hz. Ömer efendimiz, Hz. Ebu Bekir efendimiz öyle diyor. Oradan Allâh Resulü müdahale ediyor. Evet Allâh’ı zikredenler bütün hepsini aldı götürdü diyor. O yüzden Allâh’ı zikir bütün ibadetlerden üstündür. Ama normalde bu demek değildir ki Ramazan ayı gelince oruç tutmayacağız. Bu demek değildir ki ezan okununca namaz kılmayacağız. Bu demek değildir ki zekat miktarı paraya ulaştığımızda zekat vermeyeceğiz. Bu demek değildir ki haç farizasını yerine getirmeyeceğiz. Böyle bir şey yok. Ama velakin haç yapanların hangisi daha faziletlisi?
Faziletli Allâh’ı zikredenler. Oruç tutanların en faziletlisi kim? Allâh’ı zikredenler. Namaz kılanların en faziletlisi kim? Allâh’ı zikredenler. O zaman Allâh’ı zikretmek bütün ibadetlerden daha faziletli oldu. Daha faziletli olması demek öbür ibadetleri terk edeceğiz manası çıkmasın yalnız. Bu o manada değil. Allâh bizi zikredenlerden eylesin. Eftarlı zikir falemennehu la ilaha illallah. Lâ ilâhe illâllah. Lâ ilâhe illâllah. Fatiha. Âmîn. Bir iki mesele vardı. Birincisi normalde malum yarın cuma, cumartesi gün oruç var. O yüzden cuma günü oruç tutmayın. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Şaban’la Ramazan’ın arasını ayırt etmiş. en az iki üç gün tutmamış Şaban’dan sonra. Ama bazılarında bir gün diyor tutmadığı Şaban ayında çok oruç tutarmış çünkü.
7. Bölüm
Muhakkak Şaban’la Ramazan’ı birleştirmek yok. Ama bir kimse örneğin kefaret tutuyorsa o zaman o ayır. O da birkaç gün öncesinden başlasa daha iyi olur. Ama neyse kefaret tutuyorsa o mecbur tutacak. Bu bir. İkincisi kadınların nafile orucuyla alakalı. Kadınlar nafile oruçlarını normalde erkeklere haber vermesi gerekir. Haber vermedi, kadın oruçtu. Adam onunla cinsel ilişkiye girmek isterse kadın ona ben oruçluyum deme lüksüne sahip değil. Hatta eşine söylemediyse oruç tutacağını oruçluyum bile demesin. eşi ona meyil edecekse önünde bir hanım oruçtu şimdi orucunu bozmuş olmayayım diye düşünmesin. Ama öbür türlü buradaki kadının adamdan izin alması cinsel ilişkiyle alakalı. Adamın böyle bir derdi yoksa kadın bunu normalde böyle erkeklik modunda benden izin alacağım.
Benden nasıl izin almazsa almadan oruç tutarsın. Bu modda değil bu. Bunu bu modda görüyorlar. Böyle bir şey değil. normalde kadın orucunu tuttu adamın haberi yok oruç tutundan. Adam ama geldi eve aniden ilişkiye girmek istedi. Kadın ben oruçluyum demeyecek izin almadı ya hiç seslenmeyecek oruçluymuş gibi davranmayacak. Nafile ertesi gün vacip olacak orucu bu noktada bozmuş olacak. Ama öbür türlü adam evde öyle ya ne zaman ne yapacağı da belli değil. Öyle bir şey olunca da kadın ondan izin almalı. Eyvallâh. Veya birkaç tane daha soru vardı. Aklıma gelen en önemlisi bu. Aslında onu bir yazıya dökecektim inşâAllah da. Unuttuk,unuttuklarınızdan sorumlu değilsiniz. Hadi şerif kendimizi sorumluluktan attık.
Birkaç tane daha madde vardı. En önemli gördüğüm şey buydu. Kadınlar böyle ibadet ediyoruz. Allâh’ı zikrediyoruz noktasında eşlerine karşı böyle fazla dik durmaları da hoş değil. Mesela bazı erkeklerden telefon açıyorlar konuşuyorlar mesela. kadın aman böyle ibadet ediyor ya Adam’a karşı böyle bir fazlaca tek takva süsü verip adamı böyle zapturapt altına almaya çalışıyor. Bakın bu hataları yaptı bazı dergahlar, bazı cemaatler. Kadınlar kendilerinden adamları soğutmasınlar. İbadeti öne sürerekten erkeklere erkekleşmesinler. Takva kendince süsü verip erkeklere erkekleşmesinler. Şu anda dünya toplumu ne yazık ki kadın kadınlığını bilmiyor. Erkek erkeklini bilmiyor. Çocuk çocukluğunu bilmiyor. Anne anneliğini bilmiyor.
Baba babalığını bilmiyor. Mürit müritliğini bilmiyor. Şeyh de şehlini bilmiyor. Patron patronluğunu bilmiyor. Çalışan işçi işçiliğini bilmiyor. Bütün her şey ters yüz olmuş vaziyette. Ahir zaman hastalığı bu. İşçiler patron patronlar işçi. soruyorum esnaflara o kaçta geliyor. iş veren yedi buçuk sekizde geliyor. Çalışan kaçta gelecek? Sekiz buçukta gelmesi lazım. Dokuzda geliyor, dokuz buçukta geliyor. Elinde poğaçayla geliyor. Aynı şey resmi dairelerde de var. resmi daireye gidiyorsun kaçta başlıyor mesai? Mesai sekiz buçukta. Sekiz buçukta kimse mesaiye başlamıyor. Geçenlerde Mehmet Emin Bey ile bir yere gittik. Mesai sekiz buçukta başlıyor. Mehmet Emin Bey dokuz buçukta filan başladılar değil mi?
8. Bölüm
Dokuz kırk beşte mi? değişmiş her şey. Şimdi evlerde de aynı. Kadınlar adam, adamlar kadın rolünde. hani çocuklarla da alakalı aynı. Ebeveynler kendi kral ve kraliçelerini doğurmadıkça kıyamet kopmaz. Evde kral erkek çocuklar, kraliçe kız çocuklar. bu o noktaya gitti. Aynı şey kadınlar erkek, erkekler kadın oldu. kadın fitursuz davranmak istiyor. İslami kesimde daha sıkıntılı, şöyle sıkıntılı. İslami kesimde İslam öne sürülerekten yapılıyor bu. kadın kendine takva süsü veriyor. robadan elbiseyle yatan kadın varmış. ben Hz. Aişe annemizin söylediği sözü söyledim. Sosyal medya paltladı, çalkalandı. Benim ne küstahlığım kaldı, ne terbiyesizliğim kaldı, ne edepsizliğim kaldı. Oysa hadîs sahi meydanda duruyor.
Hz. Aişe annemiz biz her gece soyunur. Allâh Resulü’nün yatağına öyle yatardık. Bu hadîs-i şerifi söyledim diye ben sosyal medya çalkalandı. Halbuki şunu görmüyorlar. Ya kadınlar sokakta çıplak zaten. Bu erkekler o çıplak kadınları her gün görüyorlar dışarıda. Müslüman bir adam zina yapmaktan uzak, harama gitmekten uzak evine geliyor. Evde de normalde çok özür dilerim ama çamaşır sulu eşofmanlarla dolaşan gece yatarken de örtünen melekler gelirse melekler utanmayacakmış. Kendisini Hz. Aişe annemizin yerine koydu. kocasına vahiy geliyor. Kocasına vahiy geldiği için o başı açık bile dolaşmayacak. Ya diyorum burada başka bir şey var. Bak Hz. Aişe annemiz de eşdeğer değil demiş. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin eşleriyle kendisini eşdeğerde görüyor.
Senin kocan peygamber değil ona vahiy gelmiyor. Sen Aişe annemiz değilsin. Hatice validemiz değilsin. varaka Hatice annemize diyor ki yine öyle bir şey olduğunda sen başını aç diyor. Başını açtığında o hal devam edecek mi etmeyecek mi diyor. Bir bak. Hz. Hatice annemiz başını açıyor. Başını açınca o hal gidiyor. Ona anlatıyor. Diyor ki böyle böyle o zaman bu diyor Cebrail diyor. Bu şeytan değil diyor. Bu kafir cinni değil diyor. Varaka diyor bunu. Varaka âlim. Entellek değil bir kimse. Hz. Hatice annemiz müşrikken de başı örtülü. Hatta müşrik diyemeyiz biz ona. Oradan çıkıyor. E bizim kadınlarımız. Kendilerini onlarla eşdeğerde tutuyor. Canım kardeşim bu erkekler dışarıda. Her gün kadınlar çıplak.
Yaz geliyor şimdi. Yazı da kışı da kalmadı zaten. Üşümüyorlar mı bilmiyorum. Ben normalde paltoyla üşüyorum. Kadınlar kışın göbeğinde çıplak dolaşıyor. Ve tırnak içerisinde kendisini dindar kendisini İslâmî gösteren kadınlar. Evlerinde ne yazık ki. Rahibeler gibi dolaşıyor. Dışarıda öyle dolaşsan evin içinde dolaşıyorlar. Evin içinde dolaşıyorlar. Bunu da tırnak içerisinde takva olarak görüyorlar. Ey kadınlar, İslâmî kadınlar. Kocalarınıza güzel görünmeniz, kokulanmanız, temiz olmanız ve ilgi çekici olmanız, cezbedici olmanız takva. Tekrar söylerim bunu. Ey tırnak içerisinde ey Müslüman dindar görünen veya öyle olan kadınlar. Kocalarınıza cazip görmeniz, temiz görünmeniz, ilgi çekici görünmeniz, neşeli görünmeniz, muhabbetli görünmeniz, onlarla ilgili alakalı olmanız.
9. Bölüm
Kocalarınıza karşı sevginizi, şefkatinizi, muhabbetinizi, merhametinizi göstermeniz takvadır. Evin içerisinde rahibe terası gibi dolaşmanız takva değil. Yok melekler utanırlarmış da. Bu takva değil. Bu takva değil. Nereden aldınız bu öğretiyi? Kim öğretti sizi bu dini bilmiyorum. En paçoz kıyafetlerini kocalarına giyiyor kadınlar büyük birçoğunluğu. Adam kadına para vermiş kıyafet alsın diye, giyinsin güzel giyinsin diye, en paçoz en eski kıyafetleri kocalarına giyiyorlar evde. Ondan sonra bana telefon. Mustafa Hoca ile mi görüşüyorum? Sabah 4, ben de başına bir şey geldi zannediyorum. Estağfirullâh diyorum ya. Öyle ya sabah 3, 2’den sonra 1’den sonra sokağa atılan kadınlar, sokağa atılan kızlar, aç kalanlar, açık kalanlar onlar arar beni, cenazesi olanlar.
Bir de yol yordan bilmeyen densizler arar. Onların saati yok zaten. Efendim diyorum ben, buyur. Daha yeni birkaç günlük mesela. Mustafa Hocam, kocam beni aldatıyor. Sabah 7. En az 3-4 sefer aramış zaten beni. Gördün mü? Hayır, itiraf var mı? Hayır, nereden hükmettin? Nereden hükmettin? Muhabbet uzun. Çok basit bir şey söyledim. Beyin eve geldiğinde dedim, ne giyiyorsun? Bu durdu. Herkes gibi eşafman giyiyorum dedi. Eşafmanların dedim, dekoltemi değil mi? Değil dedi. Allâh’ına, dinine, imanına söyle bana dedim. Çamaşır suyu, lekesi var mı, yok mu üzerinde dedim. Var dedi. Ya seni aldatması, aldatmıyorsa da dedim, aldatması hak adamın dedim ya. Dedim, yok mu bir bluzun, yok mu bir triko kazan, yok mu bir kısa eteğin?
E var dedi. Ya neden onları giymiyorsun dedim adama. Neden giymiyorsun bunları? Dışarı çıkarken makyaj yapıyor musun? Yapıyorum. Evde yapıyor musun? Hayır. Onun dışarıdaki gözler göz de bu adamın gözü göz değil mi? Ben sıralıyorum şimdi, o var mı yok, bu var mı yok, bu var mı yok. Sabah yedi ya. Tabi o da böyle, ben hemen kabaracağım böyle, vay hınzır adam namussuz şerefsiz adam seni aldatmış filan. Bu hiç beklemediği şeyler benden. Dedim, yanaklarının tüyünü alıyor musun dedim. Hocam bunlar ayıp değil mi dedi? Değil dedim, evliliğini kurtarıyorum senin dedim. Sakallarını alıyor musun, almıyor musun? Estekti, köstekti, sen kesin dedim, bıyıklarınla burma yaparsın yakında dedim. Bir de dedim, sünnet sakal bırak.
Sonra adam beni aldatıyor de dedim ben. İkisi benim zaten kafa gitmiş, sabah yedide aramışım beni. Ben oran mı istiyor, buran mı istiyor, sağdan, soldan, sağdan, soldan. Bana şunu dedi en son, ya dedi bu kadar batacağımı düşünmemiştim dedi. En son ben de onu dedim, dedim ya normalde bu şartlarda benim dedim böyle karşımdaki profile bakıyorum. Adamın hakkı dedim ya, gitsin bir daha evlensin adam dedim. Gitsin bir daha evlensin adam dedim. Ya canım kardeşlerim, bayan kardeşler. Bu takva değil, erkek kardeşler. Sakalı bakımını bırakacaksanız bırakın. Dişlerinizi fırçalayın, erkek de süsle olacak eşine. Sen de eve gittin de paçoz bir şekilde dolaşma evde. Evet. Evet. Eve girsen de paçoz bir şekilde, erkekler de paçoz bir şekilde evde dolaş.
Bu da takva değil. Sen de eşine güzel görüncen. Sen de saçına, sakalına, kıyafetine dikkat edeceksin. Sen de diş temizliğine, vücut temizliğine dikkat edeceksin. Sen de koltuk altını, kasık altını temizleyeceksin. Sen de güzel kokacaksın, bu da sünnet erkekler için. Gençler, genç erkekler, külonuza dikkat edin. Adam gelmiş 40-50 yaşına, tamam söyleyecek laf yok. Böyle olmaz. Ya. Şimdi içine kaçırıyor. Böyle de olmaz. Ya. Olmaz. Genç erkekler, külonlarına dikkat edecekler. Temizliklerine dikkat edecekler. Kadın kıskanmalı seni. Adamlar kadınların komplosunu kurban gidiyor. Yediriyorlar adamları, haberleri yok adamların. Şunu da yaptım aşkım bundan diye. Bunu da yaptım canım bundan diye. Adamın göbeği yarım metre o kendinden önce gidiyor.
Kim bakacak sana? Sen kendini fit tutacaksın. Yürü, yürüdüğü zaman arkandan dünya yürüsün senin. Ondan sonra evdeki düşünsene. Aman ben kendime dikkat edeyim, bakayım ben kendime desin. Bu elimden kaçabilir desin. Evet. Yok adamlarda da öyle bir şey yok. Adamlarda bakımsız. Tırnak içerisinde. Dini yaşıyorum diyen kadınlar da erkekler de genel olarak kendine dikkat etmiyor. Dikkat etmiyor. Böylece bu sefer evde iki arkadaş yaşıyor. Ev arkadaşı karı koca değil. Ev arkadaşı olmuşlar. Öğrenci evi gibi. Ben hiç öğrenci evinde kalmadım ama bir evde toplanıyorlar böyle. Herkes bir evde yaşıyor orada. Hatta bulaşıkları biri yakıyor. Yemeği birisi yapıyor. Öğrenci evinde kalan kim var? Baya var mı? Böyle oluyor değil mi genelde?
Nasıl oluyor Salih? Nasıl oluyor? Genelde makarna oluyor. Sen yapıyor musun şimdi arada? Arada yapıyorum. Öyle mi oluyor Yusuf? Sen yapmıyor musun şimdi yemek senden? Arada yapıyorum. En güzel yemek ne yaptın? Genelde balık yetiştirdim. Genelde balık yetiştirdin. Sen iyi makarna yapıyorsun o zaman. Geriçtirdim. Geriçtirdin mi birazdan aferin. Allâh iyi etsin inşâAllah. Evet konu konuyu açtı. Hakkınızı helal edin Destûr.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı